leotombak

leotombak

Üye
23.02.2006
Çavuş
1.223
Hakkında

#11.03.2006 13:47 0 0 0
#11.03.2006 13:42 0 0 0
#11.03.2006 13:37 0 0 0
  • Çocuklarımıza dini ve dünyevi değerleri bu şekilde mi öğretmeliyiz?

    BÜYÜKLERİMİZDEN NELER OĞRENDİK?



    > > İYİ YAPILMIS BİR İŞİ TAKDİR ETMEYİ
    > > "Bana bakin, gidin birbirinizi dışarıda gebertin, evi daha yeni temizledim.
    > > .!!!"
    > >
    > > DUALARIN GÜCÜNÜ:
    > > "Yat kalk dua et ki baban müzik setinin bozulduğunu fark etmedi..."
    > >
    > > ZAMANA KARŞI YARIŞMAYI:
    > > "O oyuncaklarını topla yoksa bi tekme attığım gibi hepsini karşı sahilden toplarsın.."
    > >
    > > MANTIKLI DÜŞÜNMEYİ
    > > "Ben öyle diyorsam öyledir...!!!"
    > >
    > > İLERİ GÖRÜŞLÜ OLMAYI:
    > > "çıkmadan önce temiz bi çamaşır giy.. yolda Allah korusun başına bir şey gelir kirli çamaşırla etrafa rezil olursun."
    > >
    > > HAYATIN TRAJİKOMIK YANLARINI:
    > > "Sen daha orda gülmeye devam et, birazdan ben seni tam güldüreceğim..."
    > >
    > > HAYATIN ÇELİŞKİLERLE DOLU OLDUĞUNU:
    > > "Kapa çeneni ve çorbanı iç ..!!"
    > >
    > > DAYANIKLI OLMAYI:
    > > " O ıspanak bitene kadar sofradan kalkmak Yok..!!!"
    > >
    > > HAVA RAPORU TAHMİNİ YAPMAYI:
    > > " su dağınıklığa bak... yabancı biri görse odanın ortasından kasırga geçmiş sanır..."
    > >
    > > ABARTMAYI:
    > > "Sana 500 bin defa söyledim kirli ayakkabılarınla içeri girme diye..!!"
    > >
    > > DAVRANIŞ PSİKOLOJİSİNİ:
    > > "Babana çekeceğine biraz bana çekseydin ne olurdu ..."

    > > OLAĞANÜSTÜ DURUMLARA HAZIRLIKLI OLMAYI:
    > > "Dinleme bakalım anne sözü dinleme...!!! 'Kafana meteor düşecek kenara çekil" diye bağırsam onu bile dinlemezsin di mi......!!!!"
    > >
    > > KISKANMAYI:
    > > " Dünyada senin annen baban gibi mükemmel bi aileye sahip olmayan, kaç milyon çocuk var biliyor musun..."
    > >
    > > SABIRLI OLMAYI;
    > > "Baban eve gelsin, sen görürsün''
    > >
    > > HAKKIMIZI ALACAĞIMIZI;
    > > "Eve vardığımızda ben bilirim sana yapacağımı"
    > >
    > > DİYALOG KURMAYI;
    > > "Sana bir şey sorduğumda cevap ver...!!"
    > > "Ne söyleyeyim anne?"
    > > "Sus!! Bana cevap verme!!!"
    > >
    > > TIP BİLGİLERİNİ:
    > > "Gözlerini şaşı yaparken bir gün öyle kalıvereceksin"
    > >
    > > OLGUN OLMAYI;
    > > "Bu tabağın hepsini bitirmezsen asla büyüyemezsin."
    > >
    > > GENETİK BİLGİLERİ;
    > > "Sen de o lanet olası babana çektin."
    > >
    > > BİLGELİĞİ
    > > "Benim yaşıma gel de anlarsın o zaman."
    > >
    > > V E ... ADALETİ;
    > > "Bir gün senin de çocukların olacak.. inşallah onlar da sana senin şimdi bana yaptıklarını yaparlar..."
#11.03.2006 13:26 0 0 0
  • Allah razı olsun verdiğin bilgiler için. müsadenle firavun ve ordusunun kızıldenizde boğulması olayının bilimsel olarak kanıtlanması ile ilgili bilgileri ekleyerek katkıda bulunayım.

    Bilim, Hz. Musa'nın Mucizesini Kanıtlıyor
    Bilimsel araştırmaların sonucunda, Hz. Musa'nın Kızıldeniz'i geçtiği yer
    olarak belirlenen bölge, coğrafi açıdan dağlarla çevrili bir konumdaydı,
    ayette de belirtildiği gibi gidilebilecek tek yer önlerindeki Kızıldeniz
    idi. Ve arkalarında Firavun'un ordusu vardı. (Harun Yahya, Hazreti Musa)
    Kuran'da bildirildiği üzere, Allah Hz. Musa'ya asasını kullanmasını
    emretmişti. Hz. Musa'da bu emre uymuş ve bu vesile ile deniz Hz. Musa ve
    beraberindeki İsrailoğulları'nın karşı sahile geçeceği şekilde yarılmıştı.
    Ancak aynı yolu izleyerek karşı sahile geçmeye çalışan Firavun ve ordusu,
    denizin kapanması ile boğularak helak olmuştu.
    Bu bilgiler ışığında yola
    çıkan bilim adamları birçok araştırma ve incelemeden sonra, denizin nasıl
    ikiye ayrıldığı konusunda çarpıcı sonuçlarla karşılaştılar. Araştırmaların
    sonuçları Kuran'da bahsedilen olayla tamamen aynıydı.
    İki Rus matematikçi olan Naum Volzinger ve Aleksey Androsov, bu araştırmada
    Hz. Musa'nın Kızıldeniz'i 'ortadan ikiye' ayırarak İsrailoğulları'nı
    kurtarmasının mümkün olduğunu kanıtladılar: Gerekli olan, saniyede 30
    metrelik bir rüzgârdı...
    Rus matematikçiler bu mucizenin olasılık hesabı üzerinde duran bilim
    adamlarının aksine, mucizeyi oluşturabilecek koşulları incelediler ve bu
    incelemeler onları mucizeyi doğrulayan sonuçlara ulaştırdı.
    İki bilim adamının Rusya Bilimler Akademisi bülteninde yer alan
    araştırmasına ayrıntılı şekilde yer veren Moscow Times gazetesinin
    haberinde, Volzinger'in belirttiğine göre, altı ay süren araştırmanın
    başlangıç noktasını, Kızıldeniz'deki dev
    bir kayalık oluşturmuştu. Bunun ardından iki Rus matematikçi, kayalığın su
    seviyesi üzerinde kalmasını sağlayacak fırtınanın şiddeti ve rüzgârın
    hızını belirlemeye çalıştı. (Scientist dissects parting of Red Sea, finds
    perfect storm) .
    Güçlü Bir Fırtına mı?
    Sonuçta, hızı saniyede 30 metreye ulaşan rüzgârın, denizin çekilerek
    kayalığı su seviyesinin üzerinde tutmasını sağlayabileceği anlaşıldı.
    Konuşmasında, bu durumda İsrailoğulları'nın 7 kilometre uzunluktaki
    kayaları izleyerek dört saatte karşı kıyıya ulaşabileceği sonucuna
    vardıklarını söyleyen Volzinger'in, Hz. Musa ve kavminin geçmesinden yarım
    saat sonra kayaların yeniden sular altında kaldığını ve onları takip eden
    Firavun ve ordusunun boğulmuş olabileceğini belirtmesi mucizenin bilimsel
    yönünü de açıklamaktadır.
    Unutulmamalıdır ki; bu doğa olayının her zaman olma ihtimali bulunmaktadır.
    Allah'ın dilemesiyle rüzgarın
    hızı, yeri ve zamanı gibi koşullar gerçekleştiğinde bu mucize yeniden
    oluşabilir. Ancak konunun asıl mucizevi yönü, bu olayların tam da Hz. Musa
    ve İsrail-oğulları'nın böyle bir olaya ihtiyaçları olduğu zamanda ortaya
    çıkmasıdır. Hiç şüphesiz Allah müminlerin duasına icabet eden, merhamet
    sahibi olandır. (En doğrusunu, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunan
    herşeyi yaratan Yüce Allah bilir.)
#10.03.2006 19:09 0 0 0
  • Arkadaşlar konu güzel yaklaşımlarda. Ancak "Bazen öyle bir ortamlara giriyoruzki ne yazikki dinimizden utaniyoruz ki bu tamamen yanlis bir ortam. Ben dinimden utanmak istemiyorum gurur duymak istiyorum ama ne yazikki neredeyse imkansiz duruma geliyor." cümlelerinin daha değişik bir şekilde ifade edilmesi iyi olurdu. Çünkü dinimiz utanılacak bir din değildir, dinimizin utanılacak bir tarafı da yoktur. Bu anlamda dinimizden utanmak yerine din adına dine aykırı hareketlerde bulunanları ayıplamak ve dinimizin güzelliklerini anlatmak daha yerinde olur düşüncesindeyim. Bunu yapmanın tek yolu Resulullah(sav) Efendimizin bize bıraktığı iki emanet olan Kuran ve sünnete sımsıkı sarılmak.
#10.03.2006 13:37 0 0 0
#10.03.2006 13:20 0 0 0
  • Konu: AFYON
    AFYONKARAHİSAR KALESİ ;

    Düzlükte, gelip geçse de yol, Afyonkarahisar'dan
    Ey yolcu, görünmez Afyonkarahisar, istasyondan
    Şayet vaktin olursa tırman Kale'ye
    Bak Afyonkarahisar'a gökyüzünde bir balkondan

    Diyor Ozan Arif Nihat Asya dizelerinde. Gerçekten de bir kentle, şairlere, alimlere, sanatçılara, mescitlere, mahallelere adını veren , destanlarda, efsanelerde, türkülerde, manilerde kuşaktan kuşağa aktarılan, yerden tam 226 metre yükseklikteki trakit bir kaya kütlesi üzerine kurulmuş bulunan Karahisar Kalesi için Gökyüzünde bir balkon dan başka nasıl bir nitelendirme yapılabilir ki?

    Öyle sanıyoruz ki, Afyonkarahisar deyince Karahisar Kalesi'ni, Karahisar deyince de Afyonkarahisar'ı hatırlamamak mümkün değildir. Afyonkarahisar şehri ile özdeşleşen Karahisar Kalesi'nin günümüzden yaklaşık 3 bin 340 yıl önce, İsa'dan Önce 1340'lı yıllarda Arzava ülkesine sefer düzenleyen Hitit Kralı II.Murşil tarafından, askerlerinin kışı geçirmeleri amacıyla yapıldığı sanılmaktadır.Kale'nin o zaman ki adı Hapanuva, yani  Yüksek Tepe Şehri  dir. Daha sonra Mira Kuvalya Krallığı'nın egemenliğine bırakılan Hapanuva eteklerine Frigler zamanında köy kurulur ve Akronio ya da Akroniom adını alır. Sırasıyla Lidyalılar, Persler ,Helenler, Bergama Krallığı,Pont krallığı, Romalılar ve Bizanslılar'ın egemenliğinde kalan Kale, Hicret'ten sonra İstanbul'u fethetmek amcında olan Emevi Halifelerinin ,Anadolu'ya yaptıkları seferler sırasında birkaç kez el değiştirdikten sonra , Alparslan'ın oğlu Melikşah zamanında Selçuklu topraklarına katılmıştır. Daha sonra Devlet Hazineleri2nin Kale de saklanmasından dolayı Karahisar-ı Devle yani Devletin Karahisarı adını alır. Anadolu Beylikleri döneminde Sahipoğulları ve Germiyanoğulları'^nın hüküm sürdükleri Karahisar-ı Devle ,1392 yılında Yıldırm Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılır. Ankara Savaşı'ndan sonra Timur ordularının hakimiyetine giren Karahisar-ı Devle, Timur'un beylere, topraklarını geri vermelri üzerine Germiyanoğulları'na, daha sonra vasiyet yoluyla 1428 yılında Osmanlı Türk Birliği'ne katılır. Anadolu'daki diğer karahisarlarla karışamamsı için  Karahisar-ı Sahib yani  Sahibinin Karahisarı adını alır. Mevcut Şeriye Sicillerine göre Karahisar'ın başına Afyonkarahisar kelimesi ilk kez 1651 yılında gelmiş ve o günden bu yana Afyonkarahisar adı ile anılır olmuştur.
#09.03.2006 22:47 0 0 0
#09.03.2006 18:19 0 0 0
  • Hz. Osman'dır.Peygamberimizin kızları olan Rukiyye ve Ümmü Gülsüm ile evlenmiştir.Tabi ki Ümmü Gülsüm ile Rukiyye'nin vefatından sonra evlenmiştir.Peygamberimizin iki kızıyla evlendiği için "iki nur sahibi" anlamındaki "zin-nureyn" lakabıyla anılmaktadır.
#09.03.2006 18:12 0 0 0
  • Oruç tutmamayı mübah kılan özürler vardır. Bunlar hastalık, yolculuk, oruç tutmaya gücü yetmeyecek kadar yaşlı olmak, hamile olmak veya çocuk emzirmek. Ancak bu özürler sonradan ortadan kalktığında tutulmayan oruçların kazası gerekir.sizin durumunuz bu özürlerle uyuşmuyor gibi. tutmamaktan daha çok nasıl tutabilirim diye düşünmekte fayda var. Orucun sabrı öğreten bir ibadet olduğu unutulmamalıdır. Allah yardımcınız olsun.
#09.03.2006 17:10 0 0 0
  • Muhakkak ölümü akıldan hiç çıkarmamak lazım ama insanoğlu sanki ölüm kendisini ileri bir tarihte bulacakmış gibi dünya nimetlerine öyle bir kapılır ki ölüm burnunun ucunda olmasına rağmen o ölümden uzak olduğunu düşünür.Birisi bize namaz kılmadan önce "bu senin kılacağın son namaz olacaktır" derse acaba kılacağımız son namazı nasıl huşu ile kılarız, bir düşünelim.
#08.03.2006 20:18 0 0 0
  • Müslümanın namaz kılarken Allah'a olan yakınlığı ile Peygamber efendimizin mirac'a çıktığında Allah-u Teala'ya yakınlığı arasındaki fark fazla olmasa gerek namaz mü'mine verilmiş büyük bir hediyedir kıymetini bilmek lazım
#08.03.2006 20:05 0 0 0
  • Konu: 6-0
    süper olmuş işte fenerlinin yaratıcılığı
#05.03.2006 11:44 0 0 0
#05.03.2006 11:39 0 0 0
#05.03.2006 11:35 0 0 0
#25.02.2006 23:20 0 0 0