leotombak

leotombak

Üye
23.02.2006
Çavuş
1.223
Hakkında

  • Peygamberimizin cenaze namazı kılınmıştır. Ancak Müslümanların halifesi olmadığı için ve Rasûlüllah (s.a.s.) hayâtında olduğu gibi ölümünden sonra da herkesin imâmı olduğu için cemaat halinde değil, münferiden kılınmıştır. Önce Hazret-i Ebubekir (ra) Peygamberin huzuruna girerek cenaze namazını kıldı. Sonra sıra ile Hazret-i Ömer (ra), arkasından Hazret-i Osman (ra) onun arkasından Hazret-i Talha, sonra Hazret-i Zübeyr, sonra peyderpey Müslümanlar önce erkekler, sonra kadınlar, en sonra da çocuklar ayrı ayrı namazını kılmışlardır. Hz. Âişe'nin odası küçüktü. Bu yüzden namaz, gece yarısına kadar devâm etmiştir.
#28.03.2006 14:37 0 0 0
  • Arkadaşlar çoğu kimse bazı güçler tarafından Müslümanlar üzerinde iğrenç oyunlar oynandığını, Müslümanlara her türlü baskının uygulandığını, Müslümanların sindirilmeye çalışıldığını savunuyor. Yapılanları izleyince, duyunca içimiz kan ağlıyor, yüreklerimiz parçalanıyor. Allah Müslümanların yardımcısı olsun. Ancak alış-veriş yaparken bunları yapanların ürünlerini almaktan da geri durmuyoruz. Peki bu şekilde davranmak onlara destek vermek değil midir? Veya alkollü ürünler satan yerleri ve kişileri yeri geldiği zaman yerden yere vuruyoruz, eleştiri yağmuruna tutuyoruz. Konuşurken mangalda kül bırakmıyoruz. Ancak yine bu tür haram olan şeyleri satan insanlardan alış-veriş yaparak destek vermiyor muyuz? Alın paramı, siz kazanın ve bu kazançla başka insanlara alkollü içkiler satarak onların kanına girin demiyor muyuz aslında. Bu ne yaman çelişkidir. Düşünmek lazım. Selametle.
#28.03.2006 12:11 0 0 0
  • Galiba aynı noktadayız ama bir türlü anlaşamıyoruz. Nefis en büyük şeytandır ama Allah'ı inkar eden nefis şeytandan daha tehlikelidir. Kabul ediyorum ki ben nefis en büyük ve en tehlikeli şeytandır derken şeytan nefisten daha tehlikelidir demedim. Bu arada bizim evdeki alış-veriş çarşıya uymadı, güme gitti. Selametle.
#27.03.2006 23:07 0 0 0
  • Benim söylediğim nefis şerre yönelebilecek nefisti. Dört çeşit nefis vardır:
    1- Nefs-i Emmâre: Allah'ın emirlerine uymayan, yasaklarını çekinmeden yapan ve zevkine tabi olan nefistir.

    2- Nefs-i Levvâme: Allah'ın emirlerine bazen uyan, bazen uymayan, işlediği günahlardan dolayı üzülen ve sevaplardan dolayı sevinen nefistir.

    3- Nefs-i Mülheme: Mümkün mertebe Allah'ın emir ve yasaklarına uyan nefistir.

    4- Nefs-i Mutmainne: İmân esaslarına inanan, İslâm'ın emir ve yasaklarına uyan, bu konularda hiç bir şüphe ve tereddüdü olmayan, neticede Allah ile manevî bir bağ kuran ve bunun lezzetine ulaşan nefistir.

    Şeytanın özelliği de Allah'ın emrine karşı gelmek, Yasakları çiğnemek, zevkine tabi olmak olduğuna göre nefs-i emmâre en büyük şeytan değil de nedir?
#27.03.2006 22:37 0 0 0
#27.03.2006 22:08 0 0 0
  • ALIŞ-VERİŞLERDE DİKKAT EDECEĞİMİZ HUSUSLAR VARDIR:

    Ticaretle meşgul olan bir müslümanın özen göstermesi gereken ilk önemli konu, haram kılınan malların satışını yapmamaktır. Allah bir şeyi haram kılmışsa, onun bedelini de haram kılmıştır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) şarapla ilgili olarak "Içilmesini haram kılan Allah'u Teâlâ satılmasını da haram kıldı. " (Ebû Davud, Büyû, 64) buyurarak meseleyi gayet açık bir şekilde belirlemiştir. Aynı şekilde mümin bir kasabın, Allah'ın adı anılarak kesilmemiş olan bir hayvanın etini satması da böyledir. Çünkü hayvan boğazlarken kasden Allah'ın adı anılmazsa o et haram olur. Buna göre, bir müslüman böyle bir eti satamaz.

    Çalıntı olan bir malın satılması veya piyasaya sürülmesi de caiz değildir. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in: "Kim bildiği halde hırsızlıkla elde edilmiş çalıntı bir malı satın alırsa onun günahına ve alçaklığına ortak olmuştur" (Beyhakî, Sünen, V, 336). buyurduğu bilinmektedir. Buna göre ticaretle uğraşan bir müslümanın gerek mal alırken ve gerek satarken bu hususlarda titizlik göstermesi gerekir.
#27.03.2006 21:52 0 0 0
  • Arkadaşlar bu konuyla ilgili gerekli açıklamaları yapmışlar. Hepsinden Allah razı olsun. Ben de bir noktaya değinmek istiyorum. Yorumda bulunan arkadaş ki; yorumda bulunan diyorum çünkü arkadaşın yazdıkları tamamen kendisini bağlar , kendi düşüncesidir. Saygı duyarım, ama eleştirilemez anlamına gelmez. Saygıdeğer kardeşim stugal başörtüsü ile tesettürü ayrı kavramlar gibi ele almışsın. Başörtüsü ve tesettür birbirinden ayrı değil; bilakis başörtüsü tesettürün bir parçasıdır. İslamın tesettür anlayışına uygun giyinmek isteyenler başörtüleri ile başlarını da kapatırlar; el, ayak, yüz hariç, vücudunun hatlarını belli etmeyecek şekilde bol bir örtüyle bütün vücutlarını da kapatırlar. Bu şekilde bir örtünme ne şekilde yapılırsa yapılsın fark etmez. Bu örtü illaki çarşaf olacak diye bir şart yoktur. Zaten Kuranda cilbâb kelimesi geçiyor. Bu cilbâbın ne olduğu hususunda İslam alimleri "Omuzları örten bir başörtüden, topuklara kadar inen bir örtüye kadar, bu işi gören her kıyafet cilbâbtır." demişlerdir. Fıkıh alimlerimiz "Mühim olan örtünmektir demektedirler. Ülkemizin değişik yerlerine baktığımızda Antep, Urfa, Adana, Antalya, Karadeniz tarafları... gibi örtünmenin farklı şekillerde, örf ve adetlere göre yerel giysilerle yerine getirildiğini görürüz. Kimisi çarşafla, kimisi manto ile, kimisi de şalvar ile. Bu işi sadece namaz kılarken değil her zaman ve her yerde yapıyorlar. Bu şekilde örtünen Müslüman kardeşlerimiz de hiçbir zaman siyasi ve ideolojik kaygı gözeterek örtünmüyorlar. Allahın bir emri olduğu için, Yaradanın rızasını kazanmak için örtünüyorlar. Siyasi ve ideolojik amaç için örtünenler yok mu var, bunu ben de tasvip etmiyorum. Bu konu da hemfikiriz stugal kardeşim. Şunu da unutmamak lazım. Birileri bunu yapıyor diye tesettürü karalama kampanyasına katılmak son derece yanlıştır. İnsanlar yeryüzündeki görevlerini unutarak dinlerinden saptıkça, kadının örtünme olgusu da saptırılmıştır ve siyasi amaçlı kullanılmaya başlanmıştır. Bunu yapan insanların herhangi bir dini kaygıları yoktur. Gel bu noktada tesettür Bir İşaret gibi Siyasi yada İdeolojik amaçlı olarak kişilerin kapanmasını sağlayan giysilerin tümüdür. demek yerine tesettürü siyasi ve ideolojik amaçlı kullananlara karşı beraber mücadele edelim. Tesettüre asla yok destek demeyelim, tesettürü siyasi ve ideolojik amaçlı kullanan kişilere asla destek yok diyelim. Selametle.
#27.03.2006 17:15 0 0 0
#26.03.2006 19:57 0 0 0
  • Allah hepinizden razı olsun. Dejavu kardeşime de acizane tavsiyem şudur. "Karanlığa küfredeceğine bir mum da sen yak." Bunu hep birlikte yapacak olursak inanıyorum ki zulmet yavaş yavaş ortadan kalkacaktır. Dinimize, vatanımıza, milletimize dil uzatanların gafletten uyanmaları temennisiyle selametle.
#26.03.2006 16:46 0 0 0
#26.03.2006 15:20 0 0 0
  • Allah razı olsun arkadaşım paylaşımın için. Ancak yapılan bazı yorumlar için bir şeyler söylemek istiyorum. Hata insanoğluna mahsustur. Herhangi bir hata yapıldığında yapan kişiyi incitecek, kıracak, kendimizden uzaklaştıracak şekilde değilde sevgi, saygı sınırları içerisinde uyarmakta fayda vardır. Başkasının yaptığı bir hataya, hata ile karşılık vermeyelim. Mesela Danimarkalı karikatürist Peygamberimizin hakaret içeren karikatürlerini çizdi diye bizde aynı şekilde Hz. İsa'nın karikatürünü çizerek mi karşılık verelim. Allah rızası için yazılarımızda biraz daha dikkatli olalım. Selametle.
#26.03.2006 15:17 0 0 0
  • Allah razı olsun azizim. Bu sorun Müslümanların ortak sorunu olmalı. Dediğin gibi tesettürümüze hep birlikte sahip çıkmalıyız. Fakültede bir hocam örtünme ayetinden başörtüsü anlamının çıkarılamayacağını söylüyordu. Bu ve bunun gibi kişiler Kur'an'ın açıklayıcısı olan Peygamberimizin yaşantısını ve sözlerini pek dikkate almıyorlar. Ancak Peygamberimizin uygulaması dikkate alınmadığında bunun gibi birçok yanlış anlamalar daha çoook olacaktır. Zira tesettür özgürlüğe sınır koymak değil bilakis şeref ve iffeti korumaktır.
    Nitekim Kurân-ı Kerîmde: "Ey Peygamber! Zevcelerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle. Bu, onların tanınıp eziyet edilmemelerine daha uygundur. Allâh çok yarlıgayıcıdır, çok esirgeyicidir." (el-Ahzap 59) buyurulur. İslam dinindeki örtünme emri kadının değerini düşürmek için değil onun değerini artırmak içindir.
    Hz. Âişe (r.a), ilk başörtüsü uygulamasını şöyle anlatır: "Allâh ilk muhâcir kadınlara rahmet etsin! Onlar âyet inince, etekliklerini kesip bunlardan böş örtüsü yaptılar."
    Yine Safiyye bint-i Şeybe şöyle anlatır: "Biz Âişe ile birlikte idik. Kureyş kadınlarından ve onların üstünlüklerinden söz ediyorduk. Hz. Âişe (r.a.) dedi ki: "Şüphesiz Kureyş kadınlarının birtakım üstünlükleri vardır. Ancak ben, Allâha yemîn olsun ki, Allâhın Kitâbını daha çok tasdîk eden ve bu Kitâba daha kuvvetle inanan ensâr kadınlarından daha fazîletlisini görmedim. Nitekim en-Nûr Sûresindeki âyet inince, onların erkekleri bu âyetleri okuyarak eve döndüler. Eşlerine, kızlarına, kızkardeş ve hısımlarına bunları okudular. Bu kadınlardan her biri, eteklik kumaşlarından, Allâhın Kitâbını tasdîk ve Ona îmân ederek başörtüsü hazırladılar. Ertesi sabah, Hz. Peygamber (s.a.v.)in arkasında başörtüleriyle sabah namazına durdular. Sanki onların başları üstünde kargalar vardı." (Ahmed b. Hanbel, c. VI, s: 188)
    Peygamber (s.a.v.) Efendimiz:
    "Allâh bülûğa ermiş kadının namâzını, başörtüsüz kabul etmez." (ez-Zeylâî, Nasbur-Râye, c. I, s. 295) buyuruyorlar. Başka bir hadîs-i şerîflerinde: "Kadın avrettir (örtünmesi gereklidir. Sokağa) çıkınca, şeytan onu daha câzip gösterir." (et-Tebrizî, Mişkâtül-Mesâbîh,c. II, s. 164) buyurur. Bu uygulamaları göz ardı etmek büyük bir hatadır. Selametle.
#26.03.2006 14:59 0 0 0
  • Konu: +1 formülü
    Lokman 16 : "... Yaptığın iş (iyilik ve kötülük) bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin karşına) getirir. Doğrusu Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır."
#24.03.2006 16:21 0 0 0
  • Muhterem kardeşim yapılacak olan her hayırlı işte varım. İmkanlarım ölçüsünde sonuna kadar da gücümün yettiği kadarıyla destek olmaya hazırım. Sitenin diğer bölümlerinde takılan arkadaşların İslam bölümüne de bakmalarını sağlamaya çalışmak güzel fikir. Bunun nasıl yapılabileceği ile ilgili önerilerinizi bekliyoruz. Ancak insanların İslam dini çerçevesinde hayatlarını yaşayabilmeleri için yapılacak hizmetin sitedekiler ile sınırlı kalması yerine bulunduğumuz yerdekileri de içine alacak şekilde yapılması daha güzel olur kanaatindeyim. Mesela ben yaşadığım yerde çocuklara ve gençlere yönelik bir çalışma yapmayı düşünüyorum. İnşallah muvaffak olurum. Selametle.
#23.03.2006 20:05 0 0 0
  • "Ümmetimin ihtilafında rahmet vardır" Hadis-i Şerif'ine göre fikirleri beyan etmede fayda vardır. Amacıımız tartışma yaratmak da değil. Konu başlığını tekrar oku. Orada "sizce" ifadesi geçmiyor. Siz öyle yorumluyorsanız o başka. Kur'an'da "Zannın çoğundan kaçınınız" buyurulmaktadır. Zan ile hareket etmeyelim lütfen. Allah selamet versin.
#23.03.2006 19:31 0 0 0
  • Saygıdeğer goksahan kardeşim. Dini baltalamaya çalışan insanların olduğunu, Kur'an ve Sünnet'te bildirilinenin dışında bir İslam modeli ortaya koymaya çalışan insanların olduğunu biliyoruz. Bu konuyla ilgili görüş ve düşüncelerinize katılıyorum. Güzel iyi niyetli düşünceler. Ancak burada bizim farklı bir İslam ortaya koyma gibi bir gayretimiz yok ki; ben Allah'a şükür yıllardır İslam dinine sokulmaya çalışılan yanlış inanç şekillerinin, bid'at, hurafe ve batıl inanışların karşısında oldum. Karşısında da olacağım Allah'ın izniyle. Arkadaşların yorumlarını dikkatli okuyacak olursanız inanç esaslarımıza, ibadet usullerimize aykırı hiçbir yorumun olmadığını görürsünüz. Olacak olursa da mümkün olduğu müddetçe müdahelede bulunulur. Sizin gibi düşünecek olursak dinimiz adına hiçbir çalışma yapmayalım, olsun bitsin. Bu konularda biz Müslümanlar olarak yıkıcı olmamalıyız, yapıcı olmalıyız. Selametle.
#23.03.2006 18:51 0 0 0
  • Bismillâhirrahmânirrahîm
    1.Sure: FATİHA SURESİ
    Ayet sayısı: 7
    Mekke'de vahyolunmuştur. Kur'an-ı Kerim'in başlangıç suresi olduğu için bu adı almıştır. Fatiha suresine özelliğini belirten başka isimler de verilmiştir. Mesela ona "ummul kitap" (kitabın anası) denilmiştir. Niçin böyle denilmiştir? Çünkü Fatiha suresinde, özellikle onun ilk yarısında, bize Allah hakkında bilgi verilmiştir. Kur'an'ın temel amacı, insanlara Allah'ıbn anlatılmasıdır. Allah, kendisine hamt, övgü ve teşekkür borçlu olduğumuz yaratıcımızdır. O bütün kainatın yaratıcısıdır. Var olan her şeyi besleyip yaşatan, koruyan ve esirgeyendir. Ölümden sonra yeniden dirilip yaşatılacağımız ahiret gününde de sahibimiz Allah olacaktır. Fatiha suresine "dua" suesi de denilmiştir. Böyle denilmesinin sebebi, surenin ikinci bölümünün dua şeklinde oluşudu. Bu bölümdeki ayetlerde bize Allah'a nasıl dua edeceğimiz öğretilmiştir.Fatiha suresinin bir başka adı da "şifa" suresidir. Çünkü onun okuyan kimse, yaratıcısı olan Allah'ı, O'na nasıl dua edeceğini, O'nunla nasıl konuşulacağını öğrenince, gönlü ferahlar, sevinir,sıkıntıları varsa hafifler. Müslümanlar arasında günlük dilde "elham" ismiyle de anılır.
#22.03.2006 17:47 0 0 0
#22.03.2006 17:25 0 0 0