leotombak

leotombak

Üye
23.02.2006
Çavuş
1.223
Hakkında

  • Şura-52. İşte böylece sana da emrimizle Kur'an'ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin.

    Şura-53. (O yol) göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın yoludur. Dikkat edin, bütün işler sonunda Allah'a döner.

    Arkadaşlar bu ayetlere baktığımızda insanların doğru yolu bulma konusunda Kuran ve Peygamber Efendimizin rehber olarak alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Zaten bunu her Müslüman ve buraya yazısını aktaran arkadaşlar kabul ediyor. Buna hiç kimsenin itirazı yok. Arkadaşlar arasındaki ayrılık Kuran ve sünnette yer alan konularla ilgili yorumlarda ortaya çıkıyor. Bu ayrılıkta dini meselelerin farklı anlaşılmasından kaynaklanıyor. Bir eldeki beş parmağın beşi de bir değildir. Doğal olarak insanın fiziki, ruhi yapısı, ekonomik durumu, yaşadığı çevre ve çevresine ait kültürü farklıdır. Bu sebeple de görüş ve düşünceleri de farklılık gösterebilir. Hani kek kalıpları vardır ya bayan arkadaşlar daha iyi bilirler, içine malzemesini koyduktan sonra aynı kalıpta aynı özelliklere sahip birçok kek yapılabilir. Fakat insanlar bir kalıba koyularak herşeyiyle aynı yapılamaz. Bence -bu da benim yorumum kabul etmek zorunda değilsiniz- dünyada ne kadar insan varsa o kadarda farklı insan tipi vardır. tamam bizim önümüzde Kuran ve sünnet (bunları kalıp olarak düşünecek olursak) var ama bütün insanları daha önce zikrettiğim farklı özellikleri dolayısıyla bu kalıba uyduramazsınız. Muhakkak bir noktada uyuşulmayan bir durum ortaya çıkacaktır. Ancak insanlar birbirlerine sahip oldukları görüş ve düşüncelerini aktaracaklar ki ondan sonra doğru olanlar, yanlış olanlar ayrımına gidilebilsin. Tabi Kuran ve sünnet ışığında. Yapılan yanlış yorumlara sert çıkışlar yapılacak olursak yanlışı yanlışla kapatma yoluna gidilmiş olur bu da yanlıştır. Buradaki amaç polemiklere sebep olmak değil konularla ilgili bilgi ve yorumların aktarılmasıyla doğruyu bulmaktır. Yine şura suresi 38. ayette *onların işleri danışma iledir* buyurulmakta ve istişare, fikir alışverişi tavsiye edilmektedir. Yorumlarımızı bu doğrultuda yapacak olursak daha faydalı olabiliriz kanaatindeyim.

    bilinmez kardeşim yorumlarınla foruma renk kattığın için Allah senden razı olsun. Selametle.
#12.04.2006 18:01 0 0 0
  • gulcan57 kardeşim Allah senden de razı olsun. Şunu da untma ki alimin uykusu cahilin ibadetinden daha hayırlıdır. Selametle.
#12.04.2006 16:46 0 0 0
  • Konu: BASROLdesin
    alın bir fırça da benden ayrılın bakiyim birbirinizden çekişmeyin öyle. Şaka maka arkadaşlar bu yoğun ilgiden başım döndü. Allah her zaman böyle baş dönmeleri nasib etsin. Selametle
#12.04.2006 14:28 0 0 0
#11.04.2006 20:07 0 0 0
  • Allah senden de razı olsun goksahan kardeşim. Böyle kanayan bir yaraya parmak bastın ya; işte asıl kalite budur. Selametle.
#10.04.2006 17:17 0 0 0
  • Çocuklarımıza karşılıklı sevgi ve saygıyı öğretmeliyiz. Bununla ilgili olarak bir kitaptan aldığım alıntıyı aktarayım. Bu bize günümüz çocuk ve gençlerin düştüğü durumu güzel bir şekilde açıklıyor:

    *Karşılıklı sevgi ve saygı alışverişinin tadını hiç tatmamış aile ortamında yetişen bir çocuk, elbette ailenin kutsiyetini bilmeyecektir.

    Böylece saygı ve sevgiyi tatmadan büyüyüveren çocuk, kendisini bağımsız bir ortamda bulunca ne yapacağını şaşırmaktadır. Bu çocukları suçlamıyorum. Çünkü biz çocuklarımızı daha doğar doğmaz dipsiz bir kuyuya atıyoruz, tutunacak bir ip veya tırmanabileceği bir merdiven uzatmadan "bu kuyudan çıkmalısın diyoruz." Oysa o kuyunun içinde yılanlar çıyanlar çocuğumuzu maddeten ve manen tüketiyor. Çocuk hayatın gerçeklerini yaşadığı ortam zannediyor. Hz. Ömer "İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız." demiyor mu?

    Çocuk, bazen olumsuzlukların farkına varıyor, ancak çözümü yine o ortamda arıyor. Üzgün mü; hemen içki, uyuşturucu serbest cinsellik imdada yetişiyor. Ne yedin? Ne içtin? Kimle beraber oldun? diye soran yok. "Oh ne güzel!!" demek geliyor ama güzel değil. Çünkü yemek, içmek ve her türlü şehvetin kurbanı olan insan insanlıktan çıkar ve şehvetin yaygınlaştığı bir toplum pis ve rezil bir toplumdur. İnsanlık basamaklarının en aşağısındadır.*
    Selametle.
#10.04.2006 17:06 0 0 0
  • Çocuklarımıza dini ve dünyevi değerleri bu şekilde mi öğretmeliyiz?

    > > İYİ YAPILMIS BİR İŞİ TAKDİR ETMEYİ
    > > "Bana bakin, gidin birbirinizi dışarıda gebertin, evi daha yeni temizledim. "
    > >
    > > DUALARIN GÜCÜNÜ:
    > > "Yat kalk dua et ki baban müzik setinin bozulduğunu fark etmedi..."
    > >
    > > ZAMANA KARŞI YARIŞMAYI:
    > > "O oyuncaklarını topla yoksa bi tekme attığım gibi hepsini karşı sahilden toplarsın.."
    > >
    > > MANTIKLI DÜŞÜNMEYİ
    > > "Ben öyle diyorsam öyledir...!!!"
    > >
    > > İLERİ GÖRÜŞLÜ OLMAYI:
    > > "çıkmadan önce temiz bi çamaşır giy.. yolda Allah korusun başına bir şey gelir kirli çamaşırla etrafa rezil olursun."
    > >
    > > HAYATIN TRAJİKOMIK YANLARINI:
    > > "Sen daha orda gülmeye devam et, birazdan ben seni tam güldüreceğim..."
    > >
    > > HAYATIN ÇELİŞKİLERLE DOLU OLDUĞUNU:
    > > "Kapa çeneni ve çorbanı iç ..!!"
    > >
    > > DAYANIKLI OLMAYI:
    > > " O ıspanak bitene kadar sofradan kalkmak Yok..!!!"
    > >
    > > HAVA RAPORU TAHMİNİ YAPMAYI:
    > > " su dağınıklığa bak... yabancı biri görse odanın ortasından kasırga geçmiş sanır..."
    > >
    > > ABARTMAYI:
    > > "Sana 500 bin defa söyledim kirli ayakkabılarınla içeri girme diye..!!"
    > >
    > > DAVRANIŞ PSİKOLOJİSİNİ:
    > > "Babana çekeceğine biraz bana çekseydin ne olurdu ..."

    > > OLAĞANÜSTÜ DURUMLARA HAZIRLIKLI OLMAYI:
    > > "Dinleme bakalım anne sözü dinleme...!!! 'Kafana meteor düşecek kenara çekil" diye bağırsam onu bile dinlemezsin di mi......!!!!"
    > >
    > > KISKANMAYI:
    > > " Dünyada senin annen baban gibi mükemmel bi aileye sahip olmayan, kaç milyon çocuk var biliyor musun..."
    > >
    > > SABIRLI OLMAYI;
    > > "Baban eve gelsin, sen görürsün''
    > >
    > > HAKKIMIZI ALACAĞIMIZI;
    > > "Eve vardığımızda ben bilirim sana yapacağımı"
    > >
    > > DİYALOG KURMAYI;
    > > "Sana bir şey sorduğumda cevap ver...!!"
    > > "Ne söyleyeyim anne?"
    > > "Sus!! Bana cevap verme!!!"
    > >
    > > TIP BİLGİLERİNİ:
    > > "Gözlerini şaşı yaparken bir gün öyle kalıvereceksin"
    > >
    > > OLGUN OLMAYI;
    > > "Bu tabağın hepsini bitirmezsen asla büyüyemezsin."
    > >
    > > GENETİK BİLGİLERİ;
    > > "Sen de o lanet olası babana çektin."
    > >
    > > BİLGELİĞİ
    > > "Benim yaşıma gel de anlarsın o zaman."
    > >
    > > V E ... ADALETİ;
    > > "Bir gün senin de çocukların olacak.. inşallah onlar da sana senin şimdi bana yaptıklarını yaparlar..." Bu şekilde öğretmemek lazım. Selametle.
#10.04.2006 16:38 0 0 0
  • Böyle bir konuyu buldum ya. Üzerine üzerine giderim artık.

    - Çocuk donmamış beton gibidir. Üzerine ne düşerse izi kalır.
    - Çocukların nasihattan çok iyi örneklere ihtiyacı vardır.
    - Çocuğunu iyi eğiten kimse, düşmanının bel kemiğini kırar.
    - Çocuğun ortaya koyacağı şahsiyet; fıtrî değil kesbiîdir, terbiyevîdir.
    Sevgili anne ve babalar, Çocuğunuzu;
    -Hoşgörüyle yetiştirirseniz, Sabırlı olmayı öğrenir.
    - Destekleyip yüreklendirirseniz, Kendine güven duymayı öğrenir.
    - Yaptığı güzel şeyleri över ve beğenirseniz, Takdir etmeyi öğrenir.
    - Hakkına saygı gösterirseniz, Adil olmayı öğrenir.
    - Güven ortamı içinde yetiştirirseniz, İnançlı olmayı öğrenir.
    - Kabul ve onay gösterirseniz, Kendini ve başkalarını sevmeyi öğrenir.
    - Aile ortamı içinde dostluk ve arkadaşlık gösterirseniz, Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.
    - Sevgi içinde büyütürseniz, Güvenmeyi öğrenir.
    - Sürekli eleştirirseniz, Kınama ve ayıplamayı öğrenir.
    - Kin ortamında büyütürseniz, Kavga etmeyi öğrenir.
    - Alay edip aşağılarsanız, Sıkılıp utanmayı öğrenir.
    - Devamlı utanç duygusuyla eğitirseniz, Kendini suçlamayı öğrenir.
    - Devamlı gülünç duruma düşürürseniz, Çekingen olmayı öğrenir.
    - Kendisine inanmazsanız, Dolandırıcılığı öğrenir.
    - Aşırı hoşgörülü olursanız, Bencilliği öğrenir.
    - Her zaman tenkit ederseniz, Kendini kabahatli bulmayı öğrenir. Selametle.
#10.04.2006 16:18 0 0 0
  • Allah senden razı olsun göksahan kardeşim. Öyle bir konuya değinmişsin ki tam onikiden vurmuşsun. Bu konuda hepimize görev düşmekte insanları bilinçlendirmek için elimizde gelenin fazlasını yapmalıyız. Emri bil maruf nehyi anil münker dinimizin temel ilkelerinden değil mi zaten. İslam'a hizmeti geçmiş olan büyük şahsiyetlerin hayatlarını okuduğumuz zaman küçük yaşta ilim öğrenme çabasına girdiklerini görürüz. O işlenmeyi bekleyen taze çocuklarımızın ve uyarılması, bilinçlendirilmesi gereken gençlerimizin film yolunda değil ilim yolunda yürüyebilmeleri bize büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Çoook çalışmamız lazım kardeşlerim çok. Selametle.
#10.04.2006 16:05 0 0 0
#10.04.2006 15:44 0 0 0
  • Vallahi aktardıklarınızı okudukça insanın ruhu ferahlıyor. Hepinizden Allah razı olsun. gulcan57 varlığın belli oluyor. Selametle.
#10.04.2006 15:36 0 0 0
  • Allah razı olsun arkadaşım. Müslümanların hayatın başlarında öğrenmeleri gereken bu değerli bilgiler inşallah okunur ve Müslümanlara faydalı olurda sende bu hizmetinden dolayı sevabını, karşılığını kat kat alırsın. Selametle.
#10.04.2006 15:30 0 0 0
  • Allah razı olsun arkadaşım. Allah cümlemizi Peygamber Efendimizi hatırlayanlar değil hiç unutmayanlar zümresine dahil eylesin inşallah. Selametle.
#09.04.2006 12:52 0 0 0
  • Peygamber Efendimize duyulan bir saygı örneği:

    Sultan Mahmud Gaznevi, Muhammed adındaki hizmetçisine her defasında çok sevdiği bu Muhammed adıyla hitap ettiği halde bir defa da babasının ismiyle hitap eder. Buna üzülen hizmetçi, neden çok sevdiği güzel ismiyle değil de babasının ismiyle çağırdığını sorunca Sultandan şu cevabı alır:

    Ben her defa abdestli bulunuyor, o yüce ismi abdestle söylüyordum. Bu defa abdestim yok! O mübarek ismi abdestsiz ağzıma almaktan utandım!

    Mübarek ismi duyduğu halde gönlü kıpırdamayan salavat tembellerine ithaf olunur. Selametle.
#09.04.2006 11:09 0 0 0
  • Salât-u Selamın Fazileti

    "Allah ve Melekleri Nebi üzerine salavat getirirler. Ey İman edenler! Sizde O'nun üzerine salatü selam getirin";(Ahzap,56)
    Peygamber Efendimiz(s.a.v)de "Kim bana on defa salavat getirirse,Allahu Teala da Ona on defa Salât eder(rahmet ve mağfiret eder)" buyurmuştur.

    SALATÜ SELAM;
    1.Allah'ın emrine sarılmaktır.
    2.Allahtan olan salat, af ve rahmet demektir; Meleklerden olursa, salat istiğfardır; iman edenlerden salat,duadır.
    3.Salatü selam getiren kişi, meleklere muvafakat etmiş olur.
    4.Bir defa salatü selam getirene,Allahu Teala on defa rahmet eder.
    5.On derece yükseltir; on sevap verilir.
    6.Dua eden kimse duasına salatü selamla başlarsa,duasının kabul edileceği umulur.
    7.Peygamberimizin şefaatine nail olur.
    8.Kulun sıkıntılarının giderilmesine sebep olur.
    9.Kıyamet günü kişinin peygamberimize yakın olmasına sebep olur.
    10.Yoksul ve fakir kimseler için sadaka yerine geçer.
    11.İhtiyaçların giderilmesine sebeptir.
    12.Salatü selam getirenin üzerine Allah'ın affı ve Meleklerin istiğfarı tahakkuk eder.
    13.Salatü selam getiren kimseyi Salatü selam ruhunu temizler.
    14.Ölmeden önce Cennetle müjdelenmesine sebep olur.
    15.Kıyamet gününün sıkıntılarından kurtulmaya sebeptir.
    16. Salatü selam getirene Peygamber efendimiz bizzat karşılık verir.
    17.Kulun unuttuğu şeyi hatırlamasına vesile olur.
    18.Peygamber efendimizin ismi geçtiğinde Salatü selam getiren, cimrilikten kurtulmuş olur.
    19."Peygamber efendimizin ismi geçtiğinde Salatü selam getirmeyenin burnu sürtülsün", bedduasından kurtuluş vardır.
    20.Besmele ve hamdele ile başlanılan sözler ancak salatü selam ile tamamlanmış olur.
    21.Sırat üzerinde kişiye nur olur.
    22.Kişi cefadan onunla kurtulur.
    23.Allah(cc)'ın sema ve arz ehline Salatü selam getirenleri övmesi tahakkuk eder.
    24.Cennette hurilerin çoğalmasına sebep olur.
    25.Salatü selam nurdur.Onun sebebiyle düşmanlara galip gelinir.Kalpler münafıklıktan temizlenir.
    26.Kişiyi insanlara sevdirir ve Efendimizin rüyada görülmesine sebep olur.
    27.Salatü selam getirene,Allah'da seni affetti diye nida eden özel görevli melekler vardır.
    28.Kişinin hayatında,ailesinde ve amelinde berekettir.
    29.Peygamberimizin muhabbetinin devamına sebeptir.
    30.Kişinin hidayetinin ve kalbinin diriliğinin sebebidir.
    31.İsmi Resülullah(s.a.s.)a arzedilir.
    32.Allah(cc)u tealanın bize vermiş olduğu nimetlere şükrün sebebidir.
    33.Allah(cc)'a şükürle birlikte,Allah(cc)'ı zikirdir.
    34.Kıyamet gününün susuzluğuna engeldir.
    35.Sırata ayağı sağlam basıp,sıratı geçmeye sebeptir

    Bilindiği üzere Efendimiz (sas) Hazretlerinin adı anıldığında duyan her Müslümanın salavat getirmesi ihmal edilmez bir görevi, unutulmaz bir vefa borcudur. Selametle.
#09.04.2006 11:07 0 0 0
  • Allah razı olsun goksahan kardeşim senin ve bütün Müslüman kardeşlerimin Mevlüt Kandilini kutlarım ve tüm İslam alemine hayırlara vesile olmasını dilerim. Allah yâr ve yardımcımız olsun. Selametle.
#09.04.2006 10:19 0 0 0
  • Peygamber Efendimizin Çocukları

    Peygamber efendimizin 3ü erkek 4ü de kız olmak üzere 7 çocuğu vardır:
    Hz- Fatıma hariç hepsi de Resulullah Efendimizden önce vefat etmiştir.


    1:Kasım (r.anh)
    Resulullahın 3 oğlundan 1incisidir. Bunun için, Resulullah'a Ebu'I Kasım denildi. Nübüvvetten önce Mekke'de dünyaya geldi. Annesi, Hadicet-ul-Kübra'dir. 17 aylık iken vefat etti.

    2:Zeyneb (r.anha)
    Resulullah'ın 4 kızdan 1cisidir. Peygamberimiz 30 yaşında iken dünyaya geldi. Nübüvvetten önce, annesi Haticenin hemşirezadesi Ebu'I-As bin Rebi ile evlendi. Ebu'I-As, önce iman etmedi. Bedr gazasında esir olup, zevcesinin Medine'ye göndermek şartı ile bırakıldı. Kendi kardeşi ile gönderdi ise de, kafirler Zeyneb'i yolda geri cevirdi. Resulullah aleyhisselam Zeyd bin Harise yi Mekke'ye gönderip, Zeyneb'i gece Medine'ye kaçırttı. Ebu'I-As, hudeybiye gazasından sonra imana geldi. Zeyneb tekrar kendisine verildi. Hicretin 8inci yılında, 31 yaşında vefat etti. Oğlu Ali, Mekke'nin fethinde Resulullahın devesinin arkasında idi. Zeynebin kızı Umame'yi Hazreti-i Ali kendine nikah eyledi.

    3:Rukayye (r.anha)
    Resulullahın 2 inci kızıdır. Peygamberimiz 33 yaşında iken dünyaya geldi. Çok güzel idi. Ebu Leheb'in oğlu Utbe'ye nikah edildi. " TEBBET YEDA " suresi gelince, Utbe, düğünden önce boşadı. Vahy gelerek Hazreti-Osmana nikah edildi. Birlikte 2 kere Habeşistan a hicret ettiler. 22 yaşında iken, Bedr gazasından önce hastalandı. Hazreti Osman'a bedre gelmeyip zevcesine hizmet etmesi emrolundu. Bedr zaferinin müjdesi Medine'ye geldiği gün defn olundu.

    4:Ümmü Gülsüm (r.anh)
    Resulullahın 3 üncü kızıdır. Ebu Leheb'in 2 nci oğlu Uteybe'ye nikahlandı ise de. "TEBBET YEDA" suresi gelince, daha düğünleri olmadan boşadı ve Resulullaha üzücü sözleri söyledi. Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de. "YA RABBI ! BUNA CANAVARLARINDAN BIRINI MUSALLAT ET" diye beddua eyledi. Şam yolunda bir aslan bunu parçaladı. Rukayye vefat ettikten sonra Vahy gelerek, Ümmü Gülsüm de Hazreti-Osman'a nikahlandı. Hicretin dokuzunda vefat etti. Namazını Resulullah kıldırdı ve defn olunurken kabri yanında durup, mübarek gözlerinden yaş doktu.


    5:Fatıma (r.anha)
    Resulullahın 4üncü ve son kızıdır. Hz.Alinin zevcesi ve Hz.Ömerin kayın validesidir. Nikah yapılırken 15 yaşında idi. Hz.Ali 21 yaşında idi. Hicretten 13 yıl önce, Mekke de doğdu, 11yılda Medinede yaşadı. 24 yaşında vefat etti. Hassan,Hüseyin ve Muhsin adında 3 oğlu ile Ümmü Gülsüm ve Zeyneb adında 2 kızı oldu. Resulullahın soyu Fatıma'dan türedi. Zeyneb, Abdullah Bin Cafer Tayyar ile nikahlanıp, Ali ve Ümmü Gülsüm isimli çocukları oldu. Bunlara, SERIF-I CAFERI denir.

    6:Abdullah (r.anh)
    Resulullahın Hadice-tul-Kübra'dan olan son çocuğudur. Nübüvvetten sonra doğup memede iken vefat etti. Tayyib ve Tahir de denilir. Abdullah vefat edince As Bin Vail : "Muhammed ebter oldu " yani soyu kesildi dedi. Allahu Teala "INNA A'TAYNA" yani kevser suresi ile As kafirine cevap verdi.

    7:İbrahim (r.anh)
    Resulullah'ın oğullarının 3 üncüsüdür ve çocuklarının sonuncusudur. Heraklius'un Mısır valisi olan Mukavkıs'ın hediye gönderdiği Mariye'nin oğludur. Hicretin 8 inci senesi tevellud edip, 1,5 yaşında iken vefat etti. Hasta iken, Resulullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bunu işitince: "AY VE GUNES ALLAHU TEALANIN VARLIGI VE BIRLIGINI GOSTEREN 2 MAHLUKTUR. KIMSENIN OLMESI, KALMASI ILE TUTULMAZLAR. ONLAR GORUNCE ALLAHU TEALAYA HATIRLAYINIZ"., buyurdu. İbrahim vefat edince: "YA IBRAHIM! OLUMUNE COK UZULDUK> GOZLERIMIZ AGLIYOR, KALBIMIZ SIZLIYOR. FAKAT , RABBIMIZI GUCENDERECEK BIR ŞEY SOYLEMEYIZ" buyurdu. Selametle.
#09.04.2006 10:04 0 0 0
  • Annesinin Dilinden Peygamber Efendimizin Dünyaya Teşrifleri:

    Yeryüzünde hiçbir anneye nasip olmayan eşsiz şerefe mazhar kılınan aziz anne, Hz. Âmine, o mes'ud ânı şöyle anlatır:
    "Hamileliğimin altıncı ayında bir gece rüyâda karşıma bir zât çıkıp dedi ki: 'Yâ Âmine! Bil ki, sen âlemlerin hayrına hamilesin. Doğurunca ismini Muhammed koy ve halini hiç kimseye açma!'"
    Derken doğum zamanı gelmişti. Kayınbabam Abdülmuttalib Kâbe'yi tavafa gitmişti.
    Evdeydim. Birden kulağıma müthiş bir ses geldi. Korkudan eriyecek gibi oldum. Bir de ne göreyim? Bir beyaz kuş peydahlanıp yanıma geldi ve kanadıyla arkamı sıvadı. O andan itibaren bende korku, kaygı adına hiçbir şey kalmadı."
    Yanıma bir göz attım. Bana bir ak kâse içinde şerbet sunuyorlar. Kâseyi dikip içer içmez, beni bir nur [denizi] sardı.
    "Ve Muhammed dünyaya geldi..."
    Aziz anne doğum sonrasını ise şöyle anlatır:"Gördüm ki, doğuda bir bayrak, batıda bir bayrak ve Kâbe'nin üstünde bir bayrak. Doğum tamamlanmıştı. Yavruya baktım. Secdede, parmağını da göğe kaldırmış. Hemen bir ak bulut inip yavruyu kundakladı ve kapladı. Bir ses işittim: 'Doğuları ve batıları dolaştırın, deryaları gezdirin, tâ ki mahlûklar Muhammed'i ismiyle, sıfatıyla, sûretiyle tanısınlar.'"
    Biraz sonra bulut gözden kaybolup gitti."
    Aynı gece Hz. Âmine bir nur görmüş ve bu nurun aydınlığında Şam'ın saray ve köşklerini seyretmiştir.

    Şifâ ve Fâtıma Hûtun'un Müşâhedeleri

    Kâinatın Efendisi dünyaya teşrif buyurdukları sırada, aziz annesinin yanında Abdurrahman bin Avf'ın annesi Şifâ Hâtun ile Osman bin Ebu'l-Âs'ın annesi Fâtıma Hâtun da vardı.
    Ebelik vazifesinde bulunan Şifâ Hâtun o andaki müşâhedesini şöyle anlatır:
    "Allah'ın Resûlü doğdukları zaman ben oradaydım. Hemen yetiştim. Kulağıma bir ses geldi: 'Allah'ın rahmeti Onun üzerine olsun.' Maşrık ile mağrib arası nurla doldu. Hattâ Rûm diyarının bazı saraylarını gördüm. Sonra Allah Resûlünü kucağıma alıp emzirmeye başladım. Üzerime öyle bir hâl geldi ki, vücudum titremeye başladı ve gözlerim karardı. Yavrucağı gözden kaybettim. Bir ses, 'Nereye gitti?' diye sordu. 'Doğuya götürdüler' diye cevap verildi."
    Bu sözler hiç zihnimden çıkmadı: O zamana kadar ki, Allah Resûlü peygamberliğini ilân eder etmez hemen koştum ve ilk Müslümanlarla beraber îmân dâiresine girdim."
    Fâtıma Hâtun ise, hâtırasında o mes'ud gecede doğuma sahne olan evin nurla dolduğunu ve gökteki yıldızların âdetâ üzerlerine salkım salkım dökülecekmiş gibi sarktıklarını anlatmıştır.
    Peygamber Efendimizin bir başka hususiyeti, dünyaya sünnetli ve göbeği kesilmiş olarak gelmiş olmasıydı. Sırtında, iki kürek kemiği arasında, tam kalbinin hizasında Nebîlik mührü "Hâtem-i Nübüvvet" bulunuyordu. Üzerleri tüylü, kabarık, kırmızımtırak inci gibi benlerin bir araya gelmesinden meydana gelmiş ve keklik yumurtası büyüklüğündeydi. Bu mühür, Resûl-i Ekrem Efendimizin beklenen son peygamber olduğunun bir alâmeti idi.
#09.04.2006 08:59 0 0 0
  • Konu: Gül'e Dair
    Allah razı olsun hepinizden. Üzerinize gül kokusu öyle bir sinsin ki; Hiçbir zaman üzerinizdeki gül kokusu gitmesin, kalbinize gül sevgisi öyle bir yerleşsin ki; kalbinizdeki güle duyulan sevgiyi hiçbir kuvvet çıkaramasın inşallah. Selametle.
#08.04.2006 23:13 0 0 0