leotombak

leotombak

Üye
23.02.2006
Çavuş
1.223
Hakkında

  • Yeni soru yine sahabilerden olsun: Medîne'de en son vefât eden sahâbî kimdir?
#20.04.2006 22:04 0 0 0
  • Süre bitti. el-cevap: Resulullaha bildirilenlerin bir kısmı Onun şahsında ümmetine hitaptır. Mesela:
    (Yüzünü tevhid dinine döndür, sakın müşriklerden olma.) [Yunus 105] Hâşâ Peygamber efendimiz, müşriklerden mi olacaktı da böyle emredildi? Peygamber Efendimiz'de herhangi bir eğrilik olduğundan değil Onun şahsında ümmetine seslenildiğinden dolayı o şekilde hitab edilmiştir. Selametle.
#20.04.2006 22:00 0 0 0
  • telefon joker hakkını kullanabilirsiniz. Bu arada gulcan57 hatim ile ilgili bölüme bak gerekli değişiklikleri yaparsın.
#20.04.2006 21:40 0 0 0
  • Soru geliyor: Hz. Muhammede de, (Sakın müşriklerden olma) deniyor. Peki Allah onda bir eğrilik mi gördü de öyle söylüyor? Selametle.
#20.04.2006 21:31 0 0 0
#20.04.2006 21:23 0 0 0
  • alıntı:
    Meleklerin Adem Aleyhisselama secde ediş şekline gelince; emredilen bu secdenin Hz. Ademe ibadet niyetiyle yapılmadığı açıktır. Çünkü Allahtan başkasına ibadet etmek şirktir. Hz. Adem, yeryüzünün halifesi olunca, meleklerin ona secdesi bu halifeliği kabul etme yani ona biat etme şeklinde olmuştur. Bu hal, Hz. Ademe bir hürmet olmakla beraber, esasta Allaha yapılan bir ibadettir.
    Nitekim, eski ümmetlerde selamlaşma, ibadet kasdı olmaksızın, yere kapanarak secde etme şekilde vaki olmuştur. Mesela, Yusuf Aleyhisselamın kardeşlerinin kendisine secde etmeleri bir tazim ve saygıdan ibarettir

    Cerdiğin cevap farklı şekilde olsa da benim cevapla çakışıyor. Sonuçta burada çıkarılması gereken Hz. Adem'e yapılan secde hürmet amacıyla ona değilde Allah'ın emri ile ona doğru yapılan secdedir. Buyur kardeşim sıranı almayayım. Selametle.
#20.04.2006 21:03 0 0 0
  • Cevabın uzun ama kısmen doğru. Allahü teâlânın Âdem'e secde edin emri, Âdem'e doğru secde edin demektir. Nasıl biz, Kâbe için değil de, Kâbe istikametine secde ediyorsak, melekler de Âdem aleyhisselama doğru secde ettiler. Fakat İblis secde etmedi. Âdem (as) dan, İbrahim (as) a kadar, selamlaşma, birbirine secde etmekle olurdu. Sonra, bunun yerine boynuna sarılmakla oldu. Muhammed aleyhisselam zamanında, el ile müsafaha sünnet oldu. Birbirine yakın bir cevap ama değişik açıklama olsun diye yazdım. Selametle.
#20.04.2006 20:52 0 0 0
  • İslama hizmeti geçmiş olanlardan Allah razı olsun. asiyannn kardeşim soru olmaz mı hiç. İşte soru: Allahtan başkasına secde edilmediğine göre, Allahu Teâlâ, Hz. Âdem'e secde edilmesini niçin emretmiştir? Selametle.
#20.04.2006 20:37 0 0 0
  • Süleyman Hilmi Tunahan'dır.
    Hayatı hakkında kısa bilgi:
    Son devir din âlim ve velîlerinden. Adi Süleymân Hilmi, soyadi Tunahan'dir. Babasi zamânin müderrislerinden Hâfiz Osman Efendidir. Soyu Fâtih SultanMehmed Hanin "Tuna Hani" olarak tâyin ettigi ve kendi kiz kardesi ile evlendirdigi Idris Beye dayanmaktadir. 1888 (H.1306) senesinde Silistre'nin Ferhatlar köyünde dogdu. 1959 (H.1379) senesinde Istanbul'da vefât etti.Karacaahmed Kabristanindadir.

    Bu şahsiyetin hizmet aşkıyla ilgili bir bilgi:
    Bir gün ders okuturken şekeri yükseldi ve rahatsızlığı arttı. Burnundan, okuttuğu kitabın üzerine kan damlayınca, talebeleri heyecanlandı. Fakat O, hiç telaşlanmadan burnunu tutup, mendilini çıkardı, kitaptaki ve üzerindeki kanları sildikten sonra, hemen Oku oğlum! kaybedecek zamanımız yok buyurarak derse devam etti. Selametle.
#20.04.2006 19:58 0 0 0
  • Cevap doğrudur. Ben us us kemiği ile ilgili daha geniş bilgi aktarayım:

    Ölümle beraber, ceset, aslında meydana geldiği toprağa döner.Fizik vücut toprağa döndüğünde, cesetten insanın meydana geldiği kuyruk sokumu kalır sadece bunu toprak çürütmez. Peygamber Efendimiz (SAV) şöyle buyuruyor. "Her insanı toprak yer fakat kuyruk sokumu müstesna, insan ondan yaratılmıştır ve ondan tekrar terkib olunacaktır." (Buharî, Müslim, Nesavî, Ebu davud).
    Be'as vakti geldiği zaman Allahû Tealâ bu kuyruk sokumuna yeniden hayat verir.
    İnsan yetmiş milyardan fazla hücreden meydana gelmektedir. 1 tek hücremizdeki 23 çift kromozomdan herbiri bizi yeniden her zerremizle inşâ edecek bütün şifrelere sahiptir. Öyleyse değil kuyruk sokumu kemiği, insandan sadece bir tek hücre bile kalmış olsa, o insan yeniden inşâ edilir. Kaldı ki, Allah insanı insanın hiçbirşeyi yokken yaratmış. Gene yaratabilir.
    Diğer taraftan Allah zamanın her parçasında aynı anda bulunabilir. Dilerse zamanı geriye doğru işletebilir. Dağların dürülmesi, insanların mezarlarından fırlamaları, kıyamette zamanın geriye doğru çalıştırılacağını gösteren işaretlerdir. Ceset henüz çürümemiş, toprağa dönüşmemiş olmalı ki, ölmüş olduğu haliyle topraktan geri çıksın. Öyle ise zamanın geriye dönüşü insanların tersine işleyen bir film gibi, nasıl toprağa verildilerse, öylece topraktan çıkışlarını da mümkün kılacaktır. Ashab-ı Kehf olayı ve Hz. Mûsâ (AS)'nın kurutulmuş balıklarının canlanıp suya girmeleri zamanın tersine çalıştırıldığını gösteren kesin işaretlerdir.
    Ve böylece insanın fizik vücudu tekrar meydana gelince Berzah âleminden gelen her nefis bedenine girer. Selametle.
#20.04.2006 16:39 0 0 0
#20.04.2006 12:40 0 0 0
  • cevap veriyorum. Ebu Lehebin cariyesi Süveybe Hatun. Selametle.
#20.04.2006 12:39 0 0 0
#20.04.2006 12:05 0 0 0
  • Bir soruda benden. konu sahabilerden açıldı, devam edelim. Kuran'ı açıktan okuyan ilk sahabi kimdir? Selametle.
#20.04.2006 11:55 0 0 0
  • Konu: Sıkıntı
    gulcan kardeşim sen benim ne anlatmak istediğimi iyi bilirsin. Allah bütün inananlara daha büyük sıkıntı vermesin inşallah. Bu arada boş geçmeyelim.

    Bir hadis:

    Enes İbn-i Mâlik radiya'llâhu anh'den şöyle rivâyet edilmiştir:
    Hazret-i Enes demiştir ki: Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem, (çocuğunun) kabri yanında (avaz avaz) ağlamakta olan bir kadının yanından geçmişti de o kadına:
    - (Ey emetu'llâh! Ey Allâhım mahlûku kadıncağız!) Allâh'ın gadabından kork! ve sabreyle, (çığlık koparma!) buyurdu. Kadın:
    - Haydi benden uzaklaş, sen benim musîbetim ile müsâb değilsin ki, demişti. Halbuki kadın, Resûlullâh sallah'llâhu aleyhi ve sellem'i tanımıyordu. Kadına denildi ki:
    - Bu zât, Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'dir. Bunun üzerine kadın, Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem'in (hâne-i Saâdetleri) kapısına geldi. Kadın, (saray kapıları gibi) Peygamber'in kapısı yanında kapıcılar, gözcüler bulmadı. (hemen huzûra girdi.) Ve:
    - Yâ Resûlullâh! Seni bilemedim, (beni affediniz) dedi. Resûlullâh:
    - Sabrın kemâli, musîbetin birinci darbesi sırasında (tahammül edebilmek) dir, buyurdu.
    Peygamberizin öğütüne uymak lazım. Selametle.
#19.04.2006 23:19 0 0 0
  • gulcan kardeşim açıklama yapmadan cevabı yapıştırıyorsun. Savaşmadan ifadesinden kasdın harp etmeden ise Mekke döneminde bin bir türlü işkence ile şehit edilen ilk erkek şehit olan Yasir bin Ammar da bana göre bu sorunun cevabı olabilir. Selametle.
#19.04.2006 23:10 0 0 0
  • gulcan kardeşim soruya biraz daha açıklık getirsen diyorum. Savaşmadan şehit olmuş bir tek sahabi mi var? Yoksa birçok sahabi mi var? Birden çok varsa hangisini istiyorsun? İlk olanı mı, son şehit olanı mı? Mekke'de ilk şehit olanı mı, Medine'de ilk şehit olanı mı? Ya bir soruya da bu kadar soruyla cevap verilmez ki. Ama daha geniş bir açıklama yaparsan araştırmamızı ona göre yaparız. Selametle.
#19.04.2006 22:36 0 0 0
  • Boşanma konusuyla ilgili bilgileri DermanAbi kardeşim aktarmış. Ben de boşanma ile ilgili bir Hadis-i Şerifi aktarmak istiyorum.

    İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Berire'nin kocası, Muğis adında bir köle idi. Ben onu, berire'nin etrafında ağlayarak tavaf edercesine dolaştığını görür gibiyim. Gözyaşları sakallarını ıslatmıştı. Hatta Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir ara amcası Abbas radıyallahu anh'a: "Muğis'in Berire'ye olan sevgisine mukabil, Berire'nin Muğis'e olan nefreti seni hayrete sevketmiyor mu?" buyurdu. (Muğis'in haline acıyarak) Berire'ye: "Muğis'e ric'at etmez misin?" diye şefaatte bulundu. Ancak Berire kararlı idi: "Ey Allah'ın Resulü, bunu emir mi buyuruyorsunuz? (Eğer, emirse hayhay. Hemen ayrılma kararımdan döneyim!)" dedi. Resûlullah: "Hayır! Ben sadece onun lehine şefaatte bulunuyorum!" deyince, Berire: "Öyleyse ona ihtiyacım yok!" cevabını verdi."

    Eşler arasında ciddi bir sorun varsa yuvanın yıkılmaması için mümkün olan her yol denenmelidir. Ancak sorun herşeye rağmen çözülemiyorsa, başka bir alternatif yoksa, hoş görülmeyen bir helal olsa bile bu yola başvurulabilir. Boşanmak için ciddi sebepler varsa, kadın-erkek bir sürü engelle karşılaşmadan, mahkemelere düşüp, milletin huzurunda birbirlerini rezil etmeden kolayca ayrılabilirler ve özledikleri yuvayı kurmak için şanslarını yeniden deneyebilirler. Buhari, Talak 15, 16; Ebu Davud, Talak 31, (2231, 2232); Tirmizi, Radâ' 7 (1156); Nesai, Kudat 27, (8, 245). Selametle.
#19.04.2006 19:41 0 0 0
  • Konu: Sıkıntı
    Memleketimin sözünü bile özlemişim. Dediğimiz gibi memleketle vuslat için sabretmek lazım. Selametle.
#19.04.2006 19:27 0 0 0