Peygamber Efendimiz alemlerin efendisidir. Yumuşak bir zeminde yürüdüğünde ayakları batmaz, sert zemin üzerinde yürüdüğünde ayak izi kalırmış. Bunlar O'nu yürekten sevmek için yeterli sebepler değil mi? Paylaşımın için Allah razı olsun arkadaşım. Selametle.
Ben asiyannn kardeşim cevabım belki eksik olmuş olabilir düşüncesiyle konuyla ilgili bir ekleme yapabilir diye bekledim.
Soru şu: Mezhebleri inkâr eden biri, "Peygamber ve Sahâbenin mezhebi var mı? Bir mezheb imâmına ve hadîse uymadan Kur'âna göre amel ederim." diyor. Bir mezhebe uymak lâzım değil mi? Selametle.
Islâm bilginleri arasında kimlere lânet edilip kimlere edilmeyeceği konusunda görüş ayrılığı vardır. Bilginlerin bir bölümü müslümanlara hiç bir şekilde lânet edilemeyeceği görüşündedir. Bilginlerin diğer bir bölümü ise fasık olan müslümanlara lânet edilebileceğini kabul ederler. Kâfirlere lânet edip edilemeyeceği de tartışma konusu olmuştur. Bazı bilginler, kâfirlere kayıtsız şartsız lânet edilebileceğini kabul ederken bazıları da bunun vacib olmadığını, onlara lânet edilebilmekle birlikte lânet etmemenin daha güzel ve yararlı olacağını savunmuşlardır (Fahruddin er-Razı, Tefsir-i Kebir Ter. III,188; Ibn Mace, Tercüme ve Şerh, X, 148). Selametle.
Şemseddin Sami, Kamus-u Türkide lanet kelimesini açıklarken bu kelimenin aynı zamanda beddua manasında kullanıldığını da belirtir. Bazı alimler ise, beddua, lanete yakın bir şeydir demişlerdir. Bazı hadislerde ise her iki kelime beraber zikredilmektedir.
Kuran-ı Kerimde lanet ifadesi yer almaktadır, fakat bu tabir başta müşrik ve Yahudi olmak üzere kafirleredir. Çünkü lanetin manası, insanın Allah'ın rahmet ve affından uzak kalmasını istemektir.
Bu meseleye ışık tutması açısından bu hususta rivayet edilen bazı hadisleri nakledelim:
Allahın laneti, gazabı ve Cehennemi ile lanetleşmeyin.(1)
Mümin lanet edici olamaz. (2)
Kamil bir mümin kimseyi kötülemez, lanetlemez, aşırı gitmez ve hayasızlık etmez. (3)
Şüphesiz ki, lanetçiler Kıyamet Gününde ne şehid olabilirler, ne de şefaatçi...(4)
Bir seferinde Peygamber Efendimize, Ya Resulallah! Müşriklere beddua edin denildiğinde, Resulullah (a.s.m.) şöyle cevap vermiştir: Ben lanetçi olarak gönderilmedim. Ben ancak ve ancak rahmet olarak gönderildim(5)
Yine bir defasında Hz. Ebû Bekir kölelerinden bazısına lanet ediyordu. Bu sırada Resulullah (a.s.m.) çıkageldi ve Hz. Ebû Bekire şöyle buyurdu:
Hem sıddikler, hem de lanet ediciler... Hayır, Kabenin Rabbine yemin olsun ki, bu olamaz.
Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir kölelerinden bazılarını azat etti ve daha sonra gelerek, Bir daha yapmayacağım diye Resulullaha söz verdi.(6)
Müslimin rivayet ettiği bir hadiste ise, Sıddik bir kimseye lanetçi olması yakışmaz buyurmuşlardır.(7)
Mümine yapılan lanetin mesuliyetine gelince; bu hususta da Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
Her kim bir mümine lanet ederse, bu, onu öldürmek gibi günahtır. Her kim bir mümine küfür isnat ederse, bu da onu öldürmek gibi günahtır. (8) Bu hadisin izahında şöyle denilmektedir: Çünkü lanet, mümini uhrevi nimetlerden mahrum olmasını temennidir, öldürmekle müsavidir, günahtır. Bu meselede rivayet edilen bir başka hadis de şu mealdedir:
Muhakkak, lanet bir kimseye tevcih edildiği zaman ona yönelir. Eğer ona bir yol ve menfez bulursa (o kimse laneti hak etmişse) onda kalır. Lanet hakkı değilse, Ey Rabbim, falan kimseye yöneltildim, fakat ona ne bir yol ve ne de bir menfez bulabildim, der. Kendisine, Geldiğin yere geri dön, denilir. (9)
Peygamberimiz (a.s.m.) birçok hadislerinde lanet ve bedduayı yasaklamış, bu şekilde davranışın mümine yakışmayacağını bildirmiştir. Yani hiçbir haklı ve meşrû bir sebep yokken bir mümine lanet okumak büyük günahlardan sayılmıştır.
İbni Hacer laneti ikiye ayırır: Birincisi, belli bir topluluğa, diğeri de belirsiz bir topluluğa yapılan lanettir. Belli bir topluluğa misal olarak, Resulullah (a.s.m.), Ralan, Zekvan ve Asabe kabilelerine lanet etmiştir; ancak bunların küfür üzerine öleceklerini biliyordu. Belirsiz bir topluluk üzerine yapılan lanete hadis kitaplarında pekçok misal verilmektedir ki, bu da genel bir ifade içinde geçmektedir.
Mesela, Peygamberimiz faiz yiyenleri, hırsızlık yapanları, malının zekatını vermeyenleri, içki imal edenleri, içenleri, rüşvet verip alanları, Müslümanları aldatanları, kadın elbisesi giyen erkeği, erkek elbisesi giyen kadınları... lanetlemiştir. (10)
Teftazani bu meseleyi, buradaki lanet hakiki manada lanet olmayıp asıl maksat, bu fiillerin kötülüğünü bildirip insanları onlardan sakındırmaktır şeklinde izah eder.
Kaynaklar
1. Timizi Birr:48.
2. et-Tergib ve't-Terhfb, 3:470.
3. Tirmizi, Birr:48.
4. Müslim, Birr^B.
5. Müslim, Birr:B7.
6. et-Tergib ve't-Terhtb, 3:469.
7. Müslim, Biır:84.
8. Tecrid Tercemesi, 12:139.
9. et-Tergib ve'-Terhib, 3:473.
10. İbni Hacer el-Heytemi, ez-Zevacir, 2 6 61.
İnsanı insan yapan sahip olduğu akıl ve bu aklın Kuran'da bildirilen doğrultuda kullanılması. Bu gerçekleştirilmediği takdirde insanın insanlığı falan kalmıyor. Şu halde yapılması gereken İnsanın yaratıldığında sahip olduğu saflığı, temizliği korumak için çalışması ve bol bol dua etmesidir.
* * *
Yıldızların, gezegenlerin, ay ve güneşin, ırmakların, denizlerin ve dağların kendi lisanlarıyla sürekli zikir ve tesbihte bulundukları âlemlerin yaratıcısı Yüce Rabbimize, Onun üzerimizdeki sayılamayacak kadar çok nimetleri adedince hamd ü sena; yaratılışın gayesi, varlığın özü, peygamberlik hakîkatının zübdesi, kemâliyle Ferîd-i Kevn ü Zaman ve bihakkın Fahr-i Kainat, Cenab-ı Hakkın rahmaniyet ve rahîmiyetine en mücellâ, en parlak ayna Efendiler Efendisi Hazreti Muhammed Mustafaya, tertemiz, pırıl pırıl aile fertlerine, herbiri bir ilâ-yı kelimetullah kahramanı olan kıymetler üstü yol arkadaşlarına da sonsuz salât ü selam ediyor, hak ve hukukun alenen ayaklar altında çiğnendiği, inanan gönüllere karşı düşmanlık hisleriyle her zaman dopdolu olan insafsız tiranların kinlerini, gayzlarını hayasızca gözler önüne serdikleri, müminlerin kalblerine korku ve endişe salıp onları sindirmek için türlü türlü entrika ve komplolara başvurdukları şu tozlu-dumanlı günlerde, âciz, fakir, muhtaç, zayıf kulları olarak bir kez daha ellerimizi açıp kudreti sonsuz, merhameti nihayetsiz Rabbimize içimizi döküyoruz:Ya Erhamerrâhimîn ve ya Ekramelekramîn! Sen bizim yegane Mevlâmızsın. (Kafirlerin ise asla Mevlâsı yoktur. Yazıklar olsun onlara; kendilerine yazık ettiler ve ediyorlar.) Biz de derdimizi Sana şerhediyor, hâl-i pürmelâlimizi, kullukla asla bağdaştırılamayacak nâhoş hallerimizi Sana şikayet ediyoruz. Bilerek ya da bilmeyerek içine düştüğümüz günahlardan dolayı bizi azaba maruz bırakma, ikâba uğratma.. insî ve cinnî şeytanların gelip gelip inananların tepesine binmelerine, tebelleş olmalarına da müsaade etme.. enbiyâ-i izâmı ve rusül-ü kirâmı koruyup kurtardığın gibi bizleri de din ve diyanet düşmanlarının şerlerinden, tuzaklarından, hilelerinden kurtar ve her zaman sıyanet buyur!. O sevgili kullarının bazılarına dokunan zararı def ü ref etmiş, bazılarını içinde bulundukları sıkıntılardan çekip çıkarmış, diğer bazılarını da kefere ve fecerinin verebilecekleri zararlar karşısında hıfz u inayet seralarına almıştın.
Yâ Rabberrahîm! Bize dokunan ve dokunması muhtemel olan zararları da kaldır.. bizi gaflet, heva ve heves gayyalarından kurtar.. hata işlemekten, masiyetlere düşmekten, küfrün ve dalâletin karanlık vadilerine yuvarlanmaktan muhafaza buyur.. marifet basamaklarındaki derecelerimizi yükselt.. kurbiyetinin halavetini ve üns esintilerini gönüllerimize tattır.. bütün hal, hareket, tavır ve davranışlarımızda ruhumuzun heykelini ikâme etmeyi müyesser kıl.. dünyada ve ahirette sağanak sağanak yağdırdığın ve yağdıracağın lütuflarının kadr ü kıymetini bilmeyi de nasip eyle!.
Ellerimizi indirirken, yerlerin ve göklerin hürmetine yaratıldığı beşeriyetin kurtarıcısı Peygamber Efendimize, âline ve ashabına bir kere daha salât ve selam ediyor, iki salât ü selam arasına sıkıştırılmış münacaatlara yüce huzurda mutlaka icabet edileceği recasıyla dualarımızın kabulunü bekliyoruz, Rabbimiz!
Gerçekten çok manalı bir şiir. Allah razı olsun kardeşim. eyupyaman arkadaşımın dediği gibi ümidimizi yitirmemek lazım. Dün Hekimoğlu İsmail'in yazısında bir bölüm vardı. Bu konuyla ilgili olarak çok güzel noktalara değinmiş. *Allah'ın rahmeti sonsuzdur. Allah işlediklerimize ve yaptıklarımıza göre bize karşılık verecek olsaydı başımıza yağmur yerine taş yağardı. Allah'ın rahmeti tüm yeryüzüne yağan yağmur gibidir. Bu yağmurdan toprak beslenir, taşların ise üzerindeki tozlar temizlenir. Allah'ın rahmeti geniştir. Hiçbir Müslüman ümidini asla yitirmemelidir.* diyordu. Selametle.
Allah kendilerinden razı olsun. Bu duayı, bir duayı bile Müslüman kardeşinden esirgeyen kardeşlere armağan ediyorum. Bir Müslüman herkes için dua etmeli. Yanılıyor muyum? Selametle.
Kendini bilmez Amerikalılar, şimdi de Peygamberimiz'e tişörtlerle hakaret ediyor.
Küstah ABD'liler işi abarttı
İslam dünyasını kızdıran Hz. Muhammed karikatürleri şimdi de Amerika'da tişörtlere basılarak satışa sunuldu.
İfade özgürlüğüymüş!
ABD'de muhafazakarlığıyla tanınan Metrospy şirketince üretilen tişörtler, internetten ülke içinde 18.99, yurtdışına 28.99 dolara satılıyor. Tişörtleri satarak ifade özgürlüğüne destek vermeyi amaçladıklarını iddia eden yetkililer, tişört satışının ilgiyle karşılandığını ve ilk gün 120 sipariş aldıklarını belirtti. Yetkililer, eleştirilere rağmen tişörtleri satmayı sürdüreceklerini kaydetti.
Bunlara şu an verebileceğimiz en iyi karşılık BOYKOTA DEVAM. Selametle.