leotombak

leotombak

Üye
23.02.2006
Çavuş
1.223
Hakkında

  • *Namazın sadece ihtiyarlayınca yapılacak bir vazife olduğunu düşünenler aldandı.
    *Gençliğin dünyaya çalışmak ihtiyarlığın ise ahirete yönelmek çağı olduğunu düşünenler aldandı.
    *Dünyevi meşguliyetlerin çokluğunun namaza vakit bırakmadığını söyleyenler aldandı.
    *Günde beş vakit namaz kılmanın, bitmediğinden insana bıkkınlık verdiği anlayışında olanlar aldandı.
    *Zayıflığımdan ve dayanamadığımdan dolayı oruç tutamıyorum diyenler aldandı. Selametle.
#15.04.2006 11:23 0 0 0
  • Konu: Bilinmez
    Birçok şeyin farkında olmamak ne kadar ktü bir durum. Bu durum bana hiçliği ve koskoca bencilliği anımsatıyor. At gözlüklerini çıkarıp, kafayı kumdan çıkarıp herşeye bakabilmek ve herşeyi görebilmek güzel bir duygu olsa gerek. Selametle.
#15.04.2006 10:18 0 0 0
  • Konu: Tevazu
    Alın bu hikaye ve bu Allah dostlarının davranışları günümüz insanlarına kapak olsun. Allah razı olsun arkadaşım. Selametle.
#15.04.2006 09:43 0 0 0
  • Ebu Muti: Eğer Allah kullarını günah işlemeye zorluyor, daha sonra onları günahtan dolayı cezalandırıyor denirse ne cevap verelim?
    Ebu Hanife: - Ona "Kul kendisi için fayda veya zarar vermeye muktedir olabilir mi?" diye sor. Eğer "Hayır, çünkü onlar itaat ve masiyyet (isyan-günah) dışında kendileri için fayda ve zarar konusunda mecburdurlar" derse, Ona "Allah şerri yarattı mı?" diye sor "evet" derse iddiasından kendi vazgeçmiş olur. "Hayır" derse de ki "Yarattığı şeylerin şerlerinden sabahın rabbine sığınırım" ayetinden dolayı kafir olur. Çünkü bu ayet, Allahın şerri yarattığını haber vermektedir. Selametle.
#14.04.2006 22:12 0 0 0
  • Devam edelim kardeşim. İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin Fıkhul-Ekber isimli eserinden alıntı:


    Ebu Muti: Bana imanın ne olduğunu açıklayın?
    Ebu Hanife: - İman Allahtan başka ilah olmadığına, O'nun bir olup şeriki (ortağı) bulunmadığına, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, cennetine, kıyamete hayır ve şerre, hiç bir kimseye kendi amelini yaratma gücünün verilmediğine, insanların kendisi için yaratıldıkları, sonuca ve ilahi takdirin cereyan ettiği şeye intikal edeceklerine şahitlik etmendir.

    Ebu Muti: Eğer bunun hepsini kabul eder fakat "Dileyen iman etsin dileyen kafir olsun." ayetinden dolayı dilemek bana aittir, istersem iman ederim, istersem iman etmem derse ne olur?
    Ebu Hanife: - O iddiasında yalancıdır. Allahın "Gerçekten Kuran bir öğüttür. Kim dilerse öğüt alır. Ancak Allahın diledikleri öğütlenir" (Müddessir/54-56) "Allah dilemedikçe siz bir şey dileyemezsiniz" (İnsan/30) ayetlerini görmüyor musun? "Dileyen iman etsin,dileyen kafir olsun" ayeti tehdid içindir. O kişi bu sözü ile ayeti reddetmediğinden kafir olmamıştır. Ayetin tenzilini (indirilmiş halini) reddetmemiş ama tevilinde(yorumunda) yanılmıştır.

    Ebu Muti: Bir kimse bana isabet eden musibetle Allah mubtela mı kılmıştır, yoksa onu ben mi kazanmışımdır? O musibet Allahın beni mubtela kıldığı şeylerden değildir, derse kafir olur mu?

    Ebu Hanife: - Hayır...

    Ebu Muti: Niçin?

    Ebu Hanife: - Çünkü Allah "Sana isabet eden iyilik eden Allahtandır, sana isabet eden kötülük de nefsindendir"(Nisa/79) buyurur. Yani kötülük, günahın sebebiyledir, ben de onu sana günahın sebebiyle takdir ettim buyurmaktadır. Keza Allah şöyle buyurur "Size isabet eden her musibet, ellerinizle işlediklerinizden dolayıdır"(Şura/30) "O dilediğini dalalette (sapıklıkta) bırakır,dilediğini de hidayet eder (doğru yola yöneltir) "(Nahl/93) buyurur. O kimse de tevilde hata etmiştir "Allah insan ile kalbi arasına girer" ayetinin manası; müminle küfür arasına, kafirle iman arasına girer demektir. Şüphesiz ki kulun kendisiyle kötülüğü işlediği güç(istitaat), bizatihi kulun iyiliği işlemesi için de müsaittir. Kul Allahın kendisinde meydana getirdiği, kötülükte değil, iyilikte kullanılmasını emrettiği istitaatı sarf (gücü harcaması) ve tevcihinden (yönlendirmesinden) dolayı ceza görecektir. Selametle.
#14.04.2006 22:10 0 0 0
  • Mânevî dereceler elde etmek de kulluğa hedef ve gaye yapılmamalıdır. Onun içindir ki, cennet arzusuyla kulluk yapanlar için Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri "İbadül-Cennet" demiştir. Yani "Cennetin kulu" demektir. Halbuki Cennet, amel ve ibadet için maksat olmaz. İbadet, Hak emrettiği için ve O'nun rızasını elde etmek maksadıyla yapılır. Evet, ibadetin gerçek sebebi, Allah'ın emridir. Yani biz ibadeti Allah emrediyor diye yaparız. Evet, cehennem endişesiyle tir tir titreyerek, kalkıyor, Allah (cc) karşısında kemer beste-i ubudiyet içinde iki büklüm oluyor.. namaz kılıyor.. böyle birine "Abdünnar" yani "Cehennemin kulu" deniliyor. O zaman, Allah'ın kulu nasıl olacak? Kişi ibadetini, ne cennet sevdası ne de cehennem korkusundan değil, belki sırf Allah'ın kulu olduğu ve Allah o vazifeyi ona emrettiği için yapacaktır. Selametle.
#14.04.2006 21:56 0 0 0
  • gulcan57 kardeşime katılıyorum konuların birleştirilmesi iyi olur. konuyu açan arkadaştan Allah razı olsun. Bu resimler uzun uzun cümlelerle ifade edilebilecek olan namaz ibadetini ve önemini ne güzel ifade etmiş. Konuyu açan arkadaşların da rızaları varsa ilgili arkadaşların bu öneriyi dikkate almalarını rica ediyorum. Selametle.
#14.04.2006 21:48 0 0 0
  • İnsan sahip olduğu cüzî irade ile kader konusunun derûnî manalarını tam anlamıyla idrak edemez. Bu sebeple konunun derin ve ince anlamlarıyla fazla kafa yormamak lazım. Doğru ancak *kadere iman , insan için, en büyük huzur kaynağıdır.* sözünü de dikkate almak gerekir. Kadere iman bildiğimiz gibi imanın şartlarındandır (her ne kadar bazı ilahiyatçı profösörler! kadre imanı Kur'an'da geçmediği için ve süneti de dikkate almadıkları için imanın şartlarından saymasalar da) iman edilecek şeyin ne olduğunu, nasıl olduğunu bilmeliyiz ki iman geçerli ve bilinçli olsun. Bu sebeple ve daha önce zikrettiğim yanlış anlamaları gidermek amacıyla ve gerçek huzura ermek amacıyla kader konusunu tamamen bir kenara itmek yerine kader konusunda doğru bilgilere ulaşmakta şarttır diye düşünüyorum. Selametle.
#14.04.2006 21:29 0 0 0
  • Allah razı olsun DermanAbi kardeşim aktardığın bilgiler için. Aktarmış olduğun yazıda İslam dinindeki kader anlayışı çok güzel yansıtılmış. Bu konu çerçevesinde günümüz Müslümanlardan bazılarının düştüğü bir yanlışa temas etmek istiyorum. Kader konusunda derler ki başına herhangi bir musibet geldiğinde, herhangi bir başarısızlığa uğradığında *kaderimde bu varmış ne yapayım* şeklinde sözler sarfetmektedirler. tamam bu yaşananlarda kaderdir. Ancak insanların başlarına bir şey geldiğinde kaderim böyle yazılmış derken sanki bu durumun tek müsebbibi Yüce Allah imiş gibi, kendisinin başına gelenleri Allahu Teala zorla veriyormuş gibi yansıtmaları ve olanlarla ilgili suçu tevbe hâşâ Allah'a yüklemeleri; yaptıkları dine aykırı hal ve hareketlere bu şekilde kılıf uydurmaya çalışmaları, başlarına gelenlerde kendi ihtiyarı, etkisi yokmuş hissi uyandırmaya ve belkide bu sayede vicdanlarını rahatlatmaya çalışmaları yanlıştır. Hapse giren bir insan kader mahkumuyum ifadesini kullanarak bir anlamda hapse düşmesinin sebebini Yaradan'ına ve Yaradan'ın takdir ettiği kadere yüklemektedir. Yanlış işler yaptığından ve kendi yanlış tercihinden dolayı oraya girdiğini itiraf etme faziletini göstermiyor. Selametle.
#14.04.2006 19:43 0 0 0
  • Allah razı olsun Turkuaz81 kardeşim. Çok güzel bir yazı. bilinmeza kardeşimin de dediği gibi alemlere rahmet olarak gönderilen o yüce insanın kelimerle tam olarak tarifi yapılamaz. Ama ifade edebildiğimiz ve anlayabildiğimiz kadarı bile Peygamber Efendimize duyulan hayranlığı kat kat artırmaya yetiyor. gerisini siz düşünün artık.
#14.04.2006 18:21 0 0 0
  • ateşkeeeeees. Olmayan bir sorunun çözüldüğünü düşünüyordum. goksahan ve cristiana kardeşlerim ikinizde aynı şeyi savunuyorsunuz hatta bende ikinizin de söylediklerinize katılıyorum. Ya bu nasrettin Hocanın sende haklısın işine döndü ama gerçek bu. Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum. goksahan kardeşimi tanıyorum gerçekten çok iyi niyetli ve temiz kalpli bir insan. inanıyorum ki cristiana kardeşimde öyledir. Gidiş yolu farklı gibi ancak ulaşılan sonuç aynı. Bu böyle biline, tiz elden orta yol buluna kardeşlerim. Ümmeten vasatan (orta yolda ilerleyen ümmet). Selametle.
#14.04.2006 12:56 0 0 0
  • Fikrin çok güzei cristiana kardeşim bana uyar. Olması gerekende bu değil mi? Hepimizinde bildiği gibi *ibadetin az ama devamlı olanı makbuldür.* Burada da çok konu açıpta konu kalabalığı yapmaktan daha ziyade açılan belirli konular üzerinde durmak faydalı olur. Hizmetin selameti açısından. Selametle.
#13.04.2006 23:44 0 0 0
  • Nasıl ki Peygamber Efendimiz Mirac mucizesinde Allahu Teala'nın huzuruna çıktıysa namaz kılan Müslüman da her namaz kılışında ilahi huzura kabul edilmektedir. Mü'minin miracı da namazdır. Kılınan namazların bu şuurla kılnması gerekir. Selametle.
#13.04.2006 22:58 0 0 0
  • Namaz öyle bir ibadet ki; önemli bir ibadet ama tek başına pek fazla bir şey ifade etmiyor. Namazdan feyz alabilmek için bazı hususlara da dikkat etmek gerekiyor. Allahu Ekber deyipte Rabb'imizin huzuruna çıktığımızda kalbimizin, niyetimizin, azalarımızın,elbiselerimizin temiz olması lazım, kısaca maddi ve manevi anlamda temiz olmamız lazım. Midemizde haram lokma varken, aklımızda fesatlık varken, dilimizde yalanın izleri varken ilahi huzura çıktığımızda yaptığımız ibadet, indi ilahide ne derece kabul görecek acaba. Bunu şu şekilde düşünelim kaba saba konuşan, bize saygısızlık yapan, her tarafı pislik içerisinde olan sevmediğimiz birisi kapımızı çaldığında ne yaparız. O kimseyi hoş geldin deyip buyur mu ederiz yoksa o kimseye karşı temkinli mi davranırız. Selametle.
#13.04.2006 22:51 0 0 0
  • Allah razı olsun arkadaşım sizden fırça yemeye niyetim yok hemen bir yorumda bulunuyorum. İşin şakası bu tabi konu gerçekten önemli. Çünkü yazılanlar okunduğunda şu anlaşılmaktadır ki; Müslüman nasıl bir yol çzmelidir. Öz olarak söyleyecek olursam istikamet; önce inanç, daha sonra da inancın davranışa yansıması, inancın gereklerinin davranışlarda ve yaşantıda gösterilmesidir. Ancak bu sayede bir Müslüman gerçek anlamda felaha ulaşır ve bakmaktan ziyade görür hale gelir.

    Üftade -kuddise sirruh- buyurur:

    Gerçek bu söz yarenler,
    Gördüm demez görenler,
    Keramete erenler,
    Gizli sırrın açar mı?.

    Allah cümlemizi görenlerden eylesin inşallah. Selametle.
#13.04.2006 22:28 0 0 0
#13.04.2006 22:07 0 0 0
#13.04.2006 19:20 0 0 0
  • Nedir bu sence bence tartışması arkadaşlar konunun özüne dönelim. Bu hikaye baştan da dile getirdiğim gibi tamamen kurgusal bir olaydır. Bazı bölümleri gerçeklerle sıkı sıkıya bağlı, bazı bölümleri ise gerçeklerle uzaktan yakından alakası olmayan bir hikayedir. burada yapılması gereken anlatılan hikayenin olabilirliğini tartışmak yerine, hikayeden ne gibi dersler çıkarmak olmalıdır. DermanAbinin de dediği gibi fikirlerden ziyade olayları konuşmalı, kişiler üzerinde durmak yerine verilmek istenen mesajı kavrayabilmek üzerinde durmalıdır. Kavramlara takılıp kalmayalım arkadaşlar. Neredeyse bu konuyu açtığm için bu tartışmalar çıktı diye, konuyu açtığımdan dolayı pişman olacağım. Selametle.
#13.04.2006 17:04 0 0 0
  • Allah razı olsun gulcan kardeş ne güzel bir konu açmışsın. Sen böyle bir konu açarsın da ben yazmaz mıyım. Namaz ile ilgili bilgilerin çoğunu aktarmışsın. Ben de namazla ilgili bir hikaye ile konuna iştirak etmiş olayım. "Adamın biri sahrada dolaşırken şeytan ona arkadaş oldu. Adam öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını kılmadı. Uyumavakti gelipte adam uyumak için yattığında şeytan adamdan uzaklaşmaya başladı. Adam *benden niçin kaçıyorsun* dediğinde şeytan cevap olarak *ben ömrümde bir defa Allah'a karşı geldim ve ondan dolayı da Allah'ın huzurundan kovuldum.Sen ise günde beş defa isyan ettin. Ben Allah'ın gazap edip senin arkadaşın olmam sebebiyle beni de kahretmesiğnden korkarım* deyip insanoğlu ile arkadaşlığı kabul etmeyip uzaklaşır.
    İşte arkadaşlar Hz. Adem yaratıldığında Allah'ın Hz. Adem'e secde edin emrinden sonra şeytanın kibirlenerek Allah'ın bu emrine bir defa karşı gelmesinden sonra Allah'ın huzurundan kovulduğunu düşünürsek; insanoğlu olarak bize günde beş defa secde emredilmiş ise ve biz namazı Peygamber Efendimizin gözümün bebeği dediği namazı terkederek bu şekilde günde beş defa Allah'a karşı geliyorsak halimiz gerçekten vahim. Bunları düşünüp birer kul olarak Allah'a olan borçlarımızı ve bunların en başında gelen namaz borcumuzu ödemeyi ihmal etmemek gerekir. Selametle.
#12.04.2006 23:15 0 0 0