Bugün Türkiyede Atatürkü sevmeyenin Türklüğünden şüphe ederim.Allah gani gani rahmet eylesin.Her yıl 10 kasımda ölüm yıldönümlerinde saçma sapan törenler yapılıyor,güya Atatürk anılıyor.Bayraklar yarıya indiriliyor,heykelinin karşısında bir dakika hazırol vaziyetinde duruluyor,sirenler çalınıyor,yollardaki arabalar duruyor,heykelinin başında askerler ve öğrenciler saatlerce bekliyor.Daha neler neler.Şimdi soruyorum size bütün bunların,Atatürke veya bu millete bir faydası var mı?.Bir gün Anıtkabirde ellerimi açmış,Atatürk için Fatiha okuyorum,bir subay geldi,ne yaptığımı sordu.Demek ki oarada Fatiha okuyan olmamış.Oysa yukarıda yazdığım saçmalıklar yapılacağına,Atatürkün ruhuna Fatiha okunsa,hiç olmazsa Atatürke faydası olur.Yıllar önce bir 10 kasımda,Ordu ilinde anma töreni çalıştığım okula verildi,konuşmayı da ben yapacağım.Tören öncesi konuşma metnini gören yetkili,"Oğlum,Atatürkün ruhuna Fatiha satırını sakın okuma,laikliğe aykırı" deyince,başım derde girmesin diye,maalesef o satırı okumadım.Oysa Atatürk hiç de dine imana karşı bir insan değil.Memlekette kraldan daha kralcı insanlar böylesi törenleri yaptırıyor.Ne diyeyim,Allah akıl fikir versin.
Yukarıda bir yanlışlık var gibime geliyor.O cümlenin doğrusu "Eceli gelen köpek,cami duvarına işer" dir.Yahut da ben böyle biliyorum.Yanılıyorsam özür dilerim.
Konu Türk ordusunun müslümanlığına girmişken,birkaç kelam da ben edeyim."Peygamber ocağı" denen ordumuz,maalesef bugün,dinden imandan haberi olmayan,adeta din düşmanı yüksek rütbeli subayların emrinde.Oğlu subay olan ağabeyim,sırf sakalı var diye Gelibolu Orduevine alınmıyor.Karılarının başı örtülü diye kaç tane subay ve astsubayın ordudan atıldığını biliyorum.Yedeksubay okullarında "Camiye gideni duymayacağım" diyen komutanları tanıyorum.İmam Hatip mezunlarının askerde başlarına geleni biliyorum.Her fırsatta hükümet aleyhinde konuşan yüksek rütbelilerin ağzından,bir kere olsun "Allah" kelimesinin çıktığını duyan var mı.Harp okullarında subay adayları neredeyse Atatürke tapacak şekilde yetiştiriliyor.Atatürkü hepimiz severiz,taktir ederiz ama askerler adeta taparlar,çünkü öyle yetiştiriliyorlar.Ben hiç camiye giden asker görmedim,hatta emeklileri bile gitmiyor,çünkü camiye gitmek onlar için laikliğe aykırı.Atatürk,askerin siyasete girmesini,karışmasını istemezdi,en yakın silah arkadaşlarının bile siyasete bulaşmasını istememiştir.Bugünün omuzu kalabalıkları bunları hiç mi bilmiyorlar.Biliyorlar biliyorlar da işlerine gelmiyor.Yazacak daha çok şeyler var,ama biraz daha yazarsam "Asker düşmanı"dersiniz,oysa biz millet olarak askerimizi severiz,ama müslüman Türk askerini severiz.Ağzına "Allah" kelimesini almayanları değil.
12 Eylülden sonraki günlerde,bir gün Ordu İmam Hatip Lisesinde,bir sınıfta ders yapıyoruz,sınıftan bir öğrenciyi "İdareden çağırıyorlar" diye götürdüler.O öğrenciyi bir daha görmedik.Çocuk milliyetçi idi.Sonradan duyduk,yedi sene boşu boşuna hapis yatmış,her türlü işkenceyi görmüş.Bunun gibi binlerce olay var.Bu referanduma "Hayır" diyecek olanlar,bunları bir düşünsünler.Bu olayların tekrar olmaması için,herkesin "EVET" demesi lazım.Aksi,bir nevi intihardır.
Otobüsteyiz,otobüs hayli kalabalık,yaşlı bir bayan ve yanında bir kız bindi,yaşlı bayana yerimi verdim,kadın teşekkür etti.Bir ara baktım kadının yanındaki kız,eğilmiş kadına birşeyler söylüyor,söyledikleri de bayağı duyuluyor.Ne dese beğenirsiniz ? "Böyle enayiler olmasa ayakta kalırsın anne..." Yani resmen enayi oldum kadına yer verdiğim için.Yanlarına yanaştım,"Hanımefendi lütfen kalkar mısınız yerimden" dedim,kadın "Ne oldu beyefendi" dedi."Hanımefendi böyle bir çocuk yetiştiren birine yerimi vermekle hata etmişim,özür dilerim" dedim,kadın kalktı ve ben yerime oturdum.İyi mi yaptım kötü mü bilemem ama aynen öyle yaptım.Benim zavallı ülkemin insanlarının ne hale geldiğini ve daha da ne hallere geleceğini düşünüyor ve çok üzülüyorum.Analar babalar ve de okullarımız nasıl insan yetiştiriyor,insanın ağlayası geliyor.Allahım sen bu ülkeyi ve insanlarını beterinden koru.
Bir Domuz gribi palavrası uydurdular,ilaç firmaları vurgunu vurdu.Bu oyuna da maalesef koca koca profesörler alet oldu.Benim aklıma da neler geldi bakın.Eskiden normal tansiyon için 12 ve 8 rakamları,genç ve orta yaşlılar için normal sayılırdı,yaşlılar için de yaşlarına göre 14 veya 15,hatta ve hatta duruma göre 16 bile normal sayılır dediler.Sonra tuttular "12 ve 8 herkes için geçerli,yaş ne olursa olsun bunun üstü hipertansiyondur" demeye başladılar. Milleti tansiyon hapı kullandırmaya başladılar.Acaba diyorum bunda da ilaç firmalarının parmağı olmasın.Aynı durum kolestrol ve şeker değerleri için de geçerli,çünkü o değerleri de düşürdüler.Böylece kimimiz tansiyon,kimimiz kolestrol ve kimimiz de şeker hastası olup bu firmaları daha da zenginleştirmeye başladık.Allah bunların gözünü doyursun.
Yıllar önce Ankaranın bir köyünde öğretmenim.Yakın bir komşumuzdayım.Oturmuş muhabbet ediyoruz.Evin gelini,çocuğunun altını temizliyor,o yörede çocuğun bezinin altına,kaynatılıp soğutulmuş toprak koyarlardı.Gelin çocuğun toprağını değiştirirken dikkatimi çekti.Çocuğun etleri adeta kemiklerine yapışmış,çocuk bir deri bir kemik kalmış."Gelin" dedim,"Bu çocuk isal mi oldu,sen buna hiç su vermedin mi".Gelin ne dese beğeniesiniz,"Hoca hiç isal olmuş çocuğa su verilir mi".
,Derhal su vermelerini,yoksa çocuğun öleceğini söyledim.Çocuk bir haftada kendini toparladı.Kim mi o çocuk,Türkiyenin sevilen şarkıcılarından biri.
Hazreti Peygamber devrinde Mekkeye İrandan bir doktor gelir yerleşir,amacı hasta bakıp para kazanmaktır.Adam aylarca bekler,ama muayeneye kimse gelmaz.Bunun üzerine doktor,Hz.Peygambere,muayeneye kimsenin gelmediğini,memleketine dönmek istediğini söyler.Hz.Peygamber şöyle buyurur."Müslüman acıkmadan sofraya oturmaz ve karnını iyice doyurmaz,doymadan sofradan kalkar ve bu yüzden de kimse kolay kolay hasta olmaz"Doktor bakar ki burada kendisine iş yok,memleketine döner.Buyurun bir de müslümanlığı kimseye bırakmayan bizlere bakın.
Televizyonu açıyorsunuz,birşeyler seyretmek istiyorsunuz,çok kere karşınıza evlilik proğramları çıkıyor.Gencecik kızlar ve delikanlılar,evlenmek için gelmişler güya.Oysa bu kızlar da delikanlılar da hani "Elimi sallasam ellisi" derler ya,işte öylesi gençler.Güya bunlar etrafta evlenecek birilerini bulamamışlar oraya gelmişler.Sonra bir bakıyorsunuz 80 lik bir ihtiyar gelmiş,35 yaşında bir kadın arıyor,sanki pazardan patates alacak.Yahu dedeciğim sen o yaşta 35 yaşındaki kadını ne yapacaksın,kadın sana "Kocacığım" mı diyecek,yoksa "Dedeciğim" mi.75 yaşında bir kadın gelmiş,o da koca arıyor.Yahu nineciğim,75 yaşındaki bir kadını,hangi enayi,ne için alsın.Herif seni alsın da hergün,hastahane hastahane dolaştırsın mı.Bazen seyrediyorum ve gülüyorum.Bu proğramlar,evlendirme proğramı değil,bence eğlendirme proğramı.Bu proğramları yapanlara ve de seyredenlere Allah akıl fikir versin.
Son zamanlarda hangi televizyon kanalını açsanız,karşınıza bir "Şifalı Bitkiler" proğramı çıkıyor.Adamlar anlatıyor da anlatıyor.Anlattıkları da,ta kaynanamın anasının zamanından beri,hemen hemen Anadolunun heryerinde bilinen,halkın "Kocakarı ilaçları" dediği şeyler.Kardeşim belki sizler yeni keşfettiniz,ama Anadolu insanı bunları asırlardır biliyor ve de kullanıyor.Kalkmış tereciye tere satıyorsunuz.Bizim saf vatandaş da bütün bunları,sanki yeni şeylermiş gibi saf saf dinliyor.Vatandaşı uyutuyorlar resmen.Kendilerini de Lokman Hekim" olarak tanıtıyorlar.Birisi kalkıyor yıllardır "Kolestrol yapıyor" diye bilinen yumurtadan özür diliyor,"Fındık ve ceviz yiyin" diyor.Peki biz yıllardır korkudan bunları yiyemedik.Biz şimdi kime inanalım.Kim doğru söylüyor,yalancı kim.Bu işte en karlı kim biliyor musunuz,televizyon kanalları tabii ki.Baylar bayanlar bu proğramlar artık sıktı milleti,kabak tadı verdiniz.Bırakın milleti ne yerse yesin.Siz de kendinize eğlenecek başka işler bulun sayın lokman hekimler.
Bir Fenbigisi hocamız vardı,Allah rahmet eylesin.Derlerdi,yazılı yaparmış ama hiç okumazmış.Bir gün "Çıkarın kağıtları yazılı yapacağım" dedi.Kağıtları çıkardık,soruları yazdık.Herkes birşeyler yazıyor."Bu adam mademki kağıtları okumuyormuş,ben de ona mektup yazayım"dedim ve mektup yazdım.Dersin sonu geldi,hoca kağıtları topluyor,beni bir korku sardı,"Adam ya bir de kağıtları okursa,ben ne halt ederim,kağıdımı vermeyeyim"diye düşünürken,hoca kağıdımı aldı gitti.Ben günlerce yaptığıma pişman olarak,kara kara düşündüm durdum,"Ya bir de okursa ve beni disipline verirse,okuldan atarlar,eve ne derim" diye kendimi yedim durdum.Birkaç gün sonra,hoca derse geldi,yazılı notlarını okudu,ben 7 almışım.Aklıma geldikce gülerim.
İstanbul Kumkapıda Petro adlı bir arkadaşım vardı,rum bir ailenin çocuğu idi.Birlikte gezerdik,sevimli bir çocuktu,bütün arkadaşlarımız severdik Petroyu.Bir gün hep birlikte hamama gittik,yıkandık,Petroya da bir güzel apdest aldırdık.Günlerden cuma,cuma namazına gideceğiz,Petro da bizimle gelmek istedi,onu da camiye götürdük.Bizimle birlikte hutbeyi dinledi,bizimle beraber yattı kalktı,namaz kıldı.Çok hoşuna gitmiş,haftaya yine gittik.Namaz sonrası caminin imamı "Bu gavurun ne işi var burada" demez mi.Anlattım çocuğun kendi isteği ile geldiğini,ona karşı böyle konuşmasının çok ayıp,hatta günah olduğunu,çocuğun belki müslüman olabileceğini,dilimin döndüğü kadar anlattım.Ama hoca "Onu bir daha burada görmeyeyim" dedi ve Petro "Kilisede papaz,"Bir müslüman kiliseye gelirse,ona çok iyi davranıyor,sizin hoca gibi yapmıyor" dedi ve bir daha camiye gelmedi bizimle.Hristiyanlığa heveslenip din değiştiren Türkleri düşünüyorum,bir de petroyu.Bir bizim imamı düşünüyorum,bir de kilisedeki papazı.Üstelik ikisi de din adamı ve de ikisi de farklı.
Sağ olsaydı da rahmetli baba okusaydı bunları,ondan sonra da çocuklarını ona göre yetiştirseydi.Babam abdestli namazlı,herkese yardım eden,herkes tarafından sevilip sayılan,tam bir müslümandı.Ama sağlığında onu hiç sevmazdim,çünkü bana çok sert davranırdı.Beni bir gün bile sevdiğini,bana sarıldığını bilmem.Zavallı babam,babasından öyle görmüş,biz çocuklarına da öyle davranırdı.Demek ki bize karşı davranışları müslümanca değilmiş.Demek ki babam bunları bilmiyormuş.Allah rahmet eylesin.