MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • Takı Ucu - Polimer Takı Ucu - Takı Ucu Yapımı - Takı Ucu Nasıl Yapılır

    noimage

    noimage

    Malzeme olarak beyaz, transparan, mavi ve lacivet simli polimer kil kullandım.

    noimage

    Polimer kili biraz yumuşattıktan sonra yukarıdaki gibi farklı kalınlıklarda üst üste dizdim.

    noimage

    Daha sonra renk geçişlerini sağlamak için renkleri karıştırdım.

    noimage

    Renleri karıştırırken arada maket bıçağıyla kesiyorum. Beğendiğim bir desen çıkıncaya kadar bunu tekrarlıyorum. Bu işlemi yaparken polimer kili fazla karıştırmamanızı tavsiye ederim. Renkler fazla karışınca donuklaşabiliyor.

    Son olarak beğendiğim deseni takı metalinin üzerine kapladım ve bu şekilde üreticinin tavsiye ettiği ısıda fırındım. Fırından çıkıp soğuyunca cilaladım. Kullandığım transparan polimer kil, fırınlandıktan sonra takı ucundaki taş görüntüsünü destekledi.


    Alıntı..
#13.08.2009 16:45 0 0 0
  • Truman Capote - Truman Capote Kimdir - Truman Capote Resimleri - Truman Capote Biyografisi - Truman Capote Hakkında

    Truman Capote (30 Kasım 1924 - 25 Ağustos 1984), ABD'li yazar.

    noimage

    Truman Streckfus Persons olarak New Orleans'ta dünyaya gelen Capote'nin kısa öyküleri, romanları, romanları ve kurgusal olmayan yazıları arasında sinemaya da uyarlanmış Tiffany'de Kahvaltı ve Soğukkanlılıkla da yer alır.

    Capote, yazarlığa ve alkole çok erken yaşlarda başladı. Cinsel tercihleri ve bu tercihlerini yaşama biçimiyle -yakın arkadaşı Tennessee Williams ile birlikte- çok sayıda skandala imza attı. Buna rağmen ABD sosyetesi içinde özel bir yer edinmişti.

    Henüz ilk romanlarının basıldığı yıllarda kazandığı ün, sadece ABD ile sınırlı kalmadı, Avrupa'da da sevilerek okundu. 50'lerden sonra "Çimen Türküsü" (1954), "Gece Ağacı" (1954), "Tiffany'de Kahvaltı" (1966), "Soğukkanlılıkla" (1966), "Para Dolu Damacana" (1976) gibi kitapları Türkçe'ye çevrildi.
    Kendi hayatından ya da hikâye ve romanlarından senaryolaşmış çok sayıda film vardır. Bunlardan en önemlisi baş rollerini Audrey Hepburn ve George Peppard'ın oynadığı, Blake Edwards'ın yönettiği "Tiffany'de Kahvaltı"dır. Ayrıca 2005 yapımı Capote'nin kişiliği ve karakteri üzerine çekilmiş olan ve başlıca rollerinde Philip Seymour Hoffman, Catherine Keener, Clifton Collins Jr. gibi oyuncuların yer aldığı Capote adlı bir sinema filmi de bulunur.

    Kitapları

    Bir Noel Şarkısı
    Gece Ağacı
    Çimen Türküsü
    Hatıralarım
    Bukalemunlar İçin Müzik
    Başka Sesler Başka Odalar
    Tiffany'de Kahvaltı
    Soğukkanlılıkla
#13.08.2009 16:38 0 0 0
  • Candace Bushnell - Candace Bushnell Kimdir - Candace Bushnell Resimleri - Candace Bushnell Biyografisi - Candace Bushnell Hakkında

    Candace Bushnell, (d. 1 Aralık 1959) ABD'li yazar. Sex and the City adlı televizyon dizisinin esin kaynağı olan aynı adlı kitabın yazarıdır.

    noimage

    1 Aralık 1959 Glastonbury, Connecticut`da dünyaya geldi. 1970`lerin sonunda Rice Üniversitesindeki eğitimini yarım bıraktı. New York Observer`da köşe yazmaya başladı.

    1994 yılında yine New York Observer`da daha sonra yazacağı kitaba esin kaynaklığı yapacak olan ``Sex and the City`` köşesini yazmaya başladı. Köşesinde, kendisinin ve üç arkadaşının ilişkilerinden bahsetti.
    Sex and the City dizindeki Carrie Bradshaw karakterinin yazarın kendisi olduğu düşünülmektedir.

    Eserleri

    Sex and the City (1997)
    Sex and the City (devam kitabı) (1999)
    Sex and the City (ikinci devam kitabı) (2000)
    Sexo en Nueva York (2001)
    Four Blondes (2001)
    Four Blondes (Thorndike) (2001)
    Cuatro Rubias (2002)
    Big Night Out (2002)
    Sex Sirens: Female Icons and the Power of Sexuality (2003)
    Trading Up (2003)
    Lipstick Jungle (2005)
#13.08.2009 16:34 0 0 0
  • Balıkesir Kaleleri - Balıkesir İli Kaleleri - Balıkesir Kaleleri Tarihi

    Bigadiç Kalesi

    noimage

    Bigadiç'in doğusunda bulunan bir tepe üzerindeki kale, MS.IX.yüzyılda Bizanslılar tarafından yapılmıştır.

    Günümüze kalıntıları gelen bu kaleye Bizans döneminde "Achyraos Kalesi" ismi verilmişti. Bigadiç kalesi Yunan işgali sırasında karargâh olarak kullanılmıştır.


    Erdek Kalesi

    noimage

    Erdek Seyitgazi tepesinde sekiz adet küçük karakol niteliğinde kaleler bulunmaktadır. Ayrıca bu kalelerin 5 km. kuzeyinde Muhla kalesi bulunmaktadır.

    Erdek Demirkapı mevkiinde de şehir surlarının kalıntıları görülmekte olup, bunların Erdek Körfezi'ne kadar uzandığı bilinmektedir.
#13.08.2009 16:30 0 0 0
  • Ali Şuuri Medresesi - Balıkesir - Balıkesir Ali Şuuri Medresesi

    Şahnihisar Mahallesi'nde Alaca Sokak'tadır. Kitabesinden 1862 yılında Ali Şuuri tarafından yaptırıldığı öğrenilmiştir. Medrese 1897 depreminde yıkılmış, 1906'da Kadı Abdülhalim'in yardımı ile yeniden yapılmıştır. Bu yüzden de Yeni Medrese olarak tanınmıştır. Milli Mücadele yıllarında Balıkesir Kongresi burada yapılmış, 1920'de "Milli Alay Karargâhı ve Sevkiyat Dairesi" olarak kullanılmıştır. Günümüzde İlköğretim Okulu olarak kullanılmaktadır.

    Yapıldığı tarihten bu yana değişikliklere uğrayan medrese dikdörtgen planlı olup, ortadaki açık avlusunu ahşap sütunlu düz çatılı revaklar çevirmektedir. Bunların etrafında düz tavanlı on beş medrese odası bulunmaktadır. Medresenin giriş kapısı düz ve kesme taştan inşa edilmiştir.
#13.08.2009 16:27 0 0 0
  • Konu: Barbara Wood
    Barbara Wood - Barbara Wood Kimdir - Barbara Wood Resimleri - Barbara Wood Biyografisi - Barbara Wood Hakkında

    Barbara Wood (d. 1947, Liverpool, İngiltere), İngiliz kökenli Amerikalı yazar.

    1954 yılında iki çocuğuyla birlikte Amerika'nın Kaliforniya eyaletine göç eden bir İngiliz ailesini küçük çocuğudur. Los Angeles kentinde liseyi bitirdi. Daha sonra Santa Barbara'da bulunan Californiya Üniversitesi'ne kaydını yaptırdı. 1 yıl sonra okulu yırada bırakarak çalışmaya başladı. 10 yıl kadar çeşitli kuruluşlarda sekreter, bir klinikte hasta bakıcı olarak çalıştı. 1976 yılında ilk romanını yazdı. Hounds and Jackals (Köpekler ve Çakallar) adını verdiği romanın basımı yayıncı tarafından reddedildi. Yayıncı, Barbara'ya yeni yetenekler arayan bir yazarı önerdi. Bu yazar Harvey Klinger idi. 1980 yılına kadar Harvey Klinger ve Barbara Woood birlikte çalıştılar. 1980 yılında Barbara, ana meslek olarak yazarlığı seçti. Bir süre kitaplarını Kathryn Harvey adı altında yazdı. Dünyanın bir çok ülkesinde Best Seller (En iyi Satan) kitapları, yaklaşık 30 ayrı dile çevrildi.

    Ödülleri

    2002 Corine International Book Award (Almanya)

    Kitapları

    2007 Daughter of the Sun
    2002 The Blessing Stone
    2001 Sacred Ground
    1998 Perfect Harmony,
    1998 Little Brown
    1996 The Prophetess
    1996 Little Brown
    1993 Virgins of Paradise
    1992 Stars (Kathryn Harvey)
    1991 The Dreaming
    1988 Green City in the Sun
    1988 Butterfly
    1987 The Watch Gods
    1986 Soul Flame
    1986 Vital Signs
    1983 Domina
    1981 Childsong
    1979 Night Trains
    1978 Yesterday's Child
    1978 Curse This House
    1978 Hounds and Jackals
    1978 The Magdalene Scrolls
    1978 Star of Babylon
#13.08.2009 16:24 0 0 0
  • Balıkesir Sözlü Tarihi - Balıkesir İli Sözlü Tarihi - Balıkesir Tarihi

    Kazdaği'nın eteğinde ki köylerden biri de Kavurmacılar köyü'dür.Efsanenin kahramanı „Sarıkız" Senem'inde ailesi ile birlikte yüzyıllar önce burada yaşadığı ileri sürülmektedir.Sarıkız'ın babası Molla Ahmet,köyün ileri gelenlerinden,varlıklı ailelerinden sayılır.Geçimlerini tarım ve hayvancılıkla sağlarlar.Davarlarla ilgilenmek için ,bir de Osman isminde çobanları vardır.Molla Ahmet Senem'i Çul Mehmet'in oğlu Ahmet'e kızının rızası olmadan nişanlar, nişanlamasına da Senem çoban Osman'a sevdalıdır.Bir birlerini delicesine sevmektedirler.Bunların sevdası köylüler için uzun kış gecelerinin dedi kodusu olmuştur.Zamanla bu sevdayı küçümseyen bazı köylüler nasıl olur da bir çoban parçasi köyün en güzel kızı na sevdalanır diyerekten dedi koduların dozunu artırırlar.Senem'in namusu köylülerden sorulur olmuştur.Her tarafta senem'le Osman'ın sevgileri,konuşulup olmadık dedikodular üretilirken; bu durum,Molla Ahmet ve hanımı Pembe hanımın da canını üzmektedir.Bir an önce dünürleri çul Mehmetle konuşup ;düğün dernek kurup dedi kodulardan kurtulmak isterler.Karşılıklı konuşmalar ,akrabaların baskısı sonucu düğün tarihi olarak bir Kurban Bayrama'mı sonrasi belirlenmiş Okuntular (Davetiye) dağitilmiştir.

    noimage

    Molla Ahmet en azından düğüne kadar anlatılanlardan kurtulmak için Senem'i eve kapatır.Iki sevdalının arasındakı bağlantıyı evin küçük kızı Sevgi sağlar..Kurban Bayramı ardında düğün günü gelip çatmıştı.Köyde herkes eğleniyor,sadece tüm olanları kızından öğrenen Pembe kadın ,küçük kardeş Sevgi ve en önemlisi Senem yaş tutmaktaydılar.

    Senem,Osman'ın boş durmadığına gelip onu bu ölümden beter düğün ve evlilk hazırlıklarından kurtaracağına inanıyordu.Kardeşi Sevgi ile böylesi haberler göndermişti.Fakat çoban Osman düğün kalabalığından davarların yanından köye gelemiyordu.Sevgi ile Senem' i, Gelin Kaya'sında bekledığını haber saldı.Düğünün son günüydü,gelin alayı Mollaların evine gelini almaya gelmişti.Kız evi tüm hazırlıkları bitirmiş,Senem inde umutları tükenmek üzereydi.Ağlaya sızlaya beyaz bir ata bindirirler Senem'i.Köyün etrafını turlarlar düğün halayı ile birlikte .Senem her an Osman'ın gelip kendini kurtaracağına inanır.Tüm beklentileri boşunadır.Çünkü artık ,gerdek gecesi için,Çul Oglu Ahmet'lerin evine getirilmiştir..Odasın da yalnız kalmayı son fırsat bılır.Gelinliği ile birlikte camdan atlayıp birden ormana dalar. Kimseler görmemişti Senem kızın kaçtığını.Bir yanda yakalanma korkusu öbür tarafta Tek sevdiği Osmanı na kavuşma heyecanı ile kısa süre içersinde Gelin Kayası'na ulaşır.Osman'ı orada beklemektedir.Doyası ya sarılırlır bir birlerine. Özlem giderirler.

    Namaza giden damat ve akrabaları döndüklerinde, duyduklarına inanamazlar.Gelin kaçmıştır.Sorarlar soruştururlar koca köylü Senemi aramak için yollara dökülür.Osman'la Senem'i Gelin Kayasi'nın ininde yakalarlar.

    Molla Ahmet inanamaz gördüklerine;''Aman allahım der benim namisimi şerefimi ayaklar altına aldın dinsiz imansız şıllık diye bağırır.''Tüm suçlamaları sessizce dinleyen Senem;''Namısımızı kirletecek onu ayaklar altına alacak ne yaptım ki buba?''der.''Çoban Osman'ı sevdimse temiz bir aşkla sevdimOnun kadını olmak üzere sevdim.Gönlümün istediğini sevmek suçmu?Günahmı ?'' diye sorar, sormasına ama tartaklanmaktan kurtulamaz Maddi ve manevi işkenceler uygulayarak köye getirirler her ikisinide.Köye dönüş yolunda nasıl bir ceza uygulanacağını tartışır köylüler.Cezalar ağırdır.Ölüm!Fakat son kararı ,kendi ve köyün namusunu temizlemeyi baba Molla Ahmet'te bırakırlar.Baba ve Anne Pembe hanım toplum baskısından bunalmişlardır. Artık bu baskıdan kurtulmanın tek caresi öz kızlarindan kurtulmaktır.Nasıl olacaktır bu?Onlarda bir anda karar veremez.Öz evlatlarına kıyamazlar.

    Sonrası baba kızı Senem'i Ida Dağı'nin korkunç vadisi Ayıi Deresine getirir. Beraberinde getirdiği ve Heybesinde duran kazları çıkartır.Üç adet kazdan birini kesen Molla Ahmet;çıkan kanla Senem'in elbiselerini kana bular.Korkunç vadide kızını vahşi hayvanların arasınada bırakip;kanlı elbiseler elinde,katırına binip geldiği gibi köyüne döner.Köylü merak içersinde Senem'in babasını beklerken,aynı zamanda da çoban Osman'a işkence uygulamaktadırlar.Molla Ahmet Senem'in Kanlı elbiselerini sallaya sallaya köy meydanına gelirken toplumsal baskının verdiği rahatsızlıktan kurtulmanın huzuru(!)ile köylüleri selamlar.Köylü artık rahattır!Fakat görevlerinin bitmediğine inanırlar.Çoban Osman'ı kötürüm bırakıncaya kadar döverler.Senemin kanlı elbiselerini ona gösterirler,çildırmasına ve intihar edip ölmesine sebep olurlar.

    Senem'in Ida Daği'ndaki hayatı ilk günlerde bir hayli sıkıntılı geçer.Daha sonraları başta kazları olmak üzere, zamanla vahşi hayvanlara,dağ hayatına alışır onlarla arkadaş olur.Barınmasına ve beslenmesine ayılar yadımcı olur.Aradan günler, haftalar,aylar geçer.Havalar ısınınca kazları ile Ida dağının doruklarına çıkıp oradan Yemyeşil doğayı masmavi Edremit Körfezini seyreder.Bahar ve yaz ayların da Sarıkız doğaya uyum sağlamakta güçlük çekmez.Dostluk kurduğu kazların,ayıların sayısı artmıştır. Kurtlar, çakallar, sırtlanlar, tilkiler, kirpiler, geyikler ,tavşanlar Sarıkızın dostları olmuşlardır.Sarıkız istediği an, İda Dağının bütün hayvanlarını toplar, Ida Dağının eteklerin deki köylülerin arazilerine ve davarlarına kesinlikle dokunmamalarını söylerdi.Onlarda hiç köylülere zarar vermiyorlardı.Köylüleri de yaban hayvanlarını avlamamaları yönünde uyarma gereğı duyan Sarıkız sayesinde, karşılıklı dostluklar kurulur.Barış havasında yaşam sürer.Tanrının bereketi Ida Daği'nın eteklerindeki Yörük ve Türkmen köylerinin üzerine yağmıstır.Bolluk ve bereketin getirdiği mutluluğu Sarıkızın varlığına yoran köylüler ;onun bereketinden mahrum olmamak için emrinde olduklarını her zaman söyleyıp dua ediyorlardı.Tanrının ona bir güç bahsettiğine inanıyorlardı.

    vahşi hayvanları, çevresindeki insanları ona bağlayan güç Tanrının her kuluna vermediği ,nasip etmediği ermişlik gücüydü.Cahil insanların günahkar olarak suçlayip ölüme mahkum ettikleri,fakat tertemiz kalbine bakarak cezayı hiç uygun görmeyen her şeyin yaratıcısı Tanrı'nın ona bahsettiği ermişlik gücü.Artık çevrenin iylik meleği olmuş fakir fukaranın yardımına koşuyor açları doyuruyor ,hastalara sifa dağitiyordu.Hayvanlari seviyor ,insanları seviyor tabiatı seviyordu.

    Uzun bir aradan sonra haçtan dönen Baba Mola Ahmet Efendi,yine kızı hakkında konuşulduğunu fark eder.Bu kez farklıdır konuşulanlar.Kızının ermişliğinden,herşeyden önce yaşadığından söz edilmektedir. tüm bu anlatılanları can kulağı ile dinler ve kızının yaşadığını öğrenir.Bunca yil dağda genç bir kız yapa yalnız nasıl yasayabilir?Yirtıcı hayvanlar dan ,açlıktan,dağdaki havanın sertliğinden,soğuktan nasıl zarar görmeden yaşayabilir diyerek kendi kendine sorar.Inanmasi güç olmasına rağmen, kızını Kazdağı'nda aramaya çikar.Günlerce her yerde arar bulamaz.Her gün yüce Allaha dua ederek kızını dünya gözü ile bir kez görmek ,günahlarını bayılamasını ister.Yaşlılığının da verdiği yorgunluktan bitkin düşer ve uykuya dalar.Bu esnada gözlerinin önünde, beyazlar içinde bir kiz görür.Rüyamı gerçekmi olduğuna inanamaz.Gördüğü kendi kızıdır.Sarıkız babasının ellerinden özlemle öper. Sarıkız anasını ,kardeşini,herşeyden önce Osman'in akibetini sorar.Oldukca yorgun olan baba bitkin dir.Ölümün uzak olmadığını anlar.Namaz kılmak isteyen baba,kızından su ister.Kızı elini kilometrelerce uzaklıktakı denizden kabını doldurur;babasına uzatır.Baba su ile elini yıkar,ağzını çalkalarken yüzünü buruşturur.Bunun farkına varan Sarıkız bu kez elindeki kapla elini dağlara dogru uzatır.Içi buz gibi su dolu kapla, babasının abtest almasına yardımcı olur.Baba tüm gelişmelerden oldukca etkilenmiştir.Nihayet o da kızının masumiyetine,Tanriya yakınlığına inanmıştır.Annesının ve kardeşının iyliğinden söz edip selamlarını getirdiğini söyler.Kızının üzülmesini istemediğinden Osman'dan bahsetmek istemez.Sarıkızın israrlari üzerine son nefesinde Gelin Kayasıdan atlayarak intihar ettiğini söyler.Ardından kızının kucağında ruhunu teslimeder.

    Bu haber sonrasi Sarıkız'ın da dünyası yıkılmıştır.Sürekli ağlar, yas tutar.Ida Dagı'nın bütün canlı varlıkları da üzüntüsüne ortak olurlar.Nihayet kayalıkların tepesine çikarak Allaha yalvarmaya başlar;"Ey herşeyin yaratıcısı Ulu tanrım,Osman'ımın ölümüne sebep olanalardan ,bize sevgiyi ,aşki,mutluluğu cok görenlerden hak istiyorum.Osman'nımın hakkını istiyorum"diyerek yüce Allahtan gücünü adaletini göstermesini ister.Duası kabul olur ve Kavurmacılar köyü doğanın hısmına uğrar.Ormandaki şukunet kaybolmuş barış bozulmuş,vahşi hayvanlar kavurmacılar köyünün arazisine davarlarına zarar verir.Arazi verimsizleşir.Köyde bet,bereket kalmaz.Nihayet Osman'ın intikamını aldığına inanan Sarıkız,sözünü yerine getirir ve Osman gibi kayalıklardan atlayarak intihar eder.Ilerleyen günlerde ,köylüler Baba ve kızın cesetlerını bulurlar.Sarıkız'ın cesedını dağin en yüksek noktasına,babasınınkini ise karşı tepeye gömerler.Bu gün Sarıkız'ın mezarının olduğu tepeye Sarıkız Tepesı,Babasının bulunduğu mevkiye ise Babadağ tepesi denmektedir.Ida Daği ise Sarıkız'ın ölümünden sonra,yaşamının bir parçası halini alan,üretip coğalttığı kazlardan esinlenerek Kazdagı adını almıştır.


    Kaynak : Eğitimci ve yazar Ali Erdin'li "Kazdağı'nın Sarıkız Efsanesi"adlı kitabı.
#13.08.2009 16:16 0 0 0
  • Sherwood Anderson - Sherwood Anderson Kimdir - Sherwood Anderson Resimleri - Sherwood Anderson Biyografisi - Sherwood Anderson Hakkında

    Amerikalı yazar. (13 Eylül 1876 - 8 Mart 1941) Eserleri,özellikle hikâyeciliği ardılları olan Ernest Hemingway, William Faulkner, Thomas Wolfe, John Steinbeck, Erskine Caldwell gibi yazarları etkiledi. 20.yüzyılın başında orta ve alt sınıf Amerikalılara ve bireylerin yanlızlık, aidiyet, kimlik gibi evrensel sorunlarına ilişkin yalın, dramatik hikâyeler ve romanlar yazdı. Özellikle Kasabamız kitabında toplanan hikâyelerindeki cinsellik temaları tutucu çevrelerde rahatsızlık yarattı.

    noimage

    Camden, Ohio'da yedi çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğu olarak doğdu. 1898-1900 arasında yaşanan İspanyol-Amerikan savaşı için orduya alındı, fakat harekata katılmadı. Varlıklı bir Ohio ailesinin kızı olan Cornelia Lane ile evlendi ve üç çocukları oldu. 1916'da boşandılar. Aynı yıl ilk romanı Windy McPherson's Son yayımlandı. Üç yıl sonra Marching Men yayımlandı. Çeşitli anı, öykü ve romanlarla geçen yazın hayatında New Orleans deneyimlerinden temellenen 1925 tarihli Dark Laughter romanı "en çok satanlar" listesine giren tek eseridir. 1941'de Panama'da bir partide içtiği martinideki zeytin kürdanını yutması sonuçunda yaşamını yitirdi.
    Yazar Willliam Faulkner, Anderson hakkında şöyle der; "Sherwood Anderson aralarında benim de olduğum Amerikan yazarlar kuşağının babası sayılır; o bizden sonrakilerin sürdüreceği bir geleneğin gerçek değeri hiç bir zaman bilinmeyen en önemli temsilcilerinden biridir."

    Türkiye'de yayımlanan kitapları

    Kasabamız, Adam Yayınları, 1984, İstanbul (özgün dilinde adı;Winesburg,Ohio / özgün yayım tarihi:1919), çeviri: Saydam Özel
    Sherwood Anderson Öyküleri 1, 2006 Epsilon Yayınları
    Sherwood Anderson Öyküleri 2, 2006 Epsilon Yayınları

    Türkiye'de yayımlanan Sherwood Anderson hakkındaki kitaplar

    Edebiyatta Epifan; Sherwood Anderson'ın Winesburg, Ohio'su ,İsmail Öğretir, 2005, Çizgi Kitabevi Yayınları
#13.08.2009 16:13 0 0 0
  • Konu: Dan Brown
    Dan Brown - Dan Brown Kimdir - Dan Brown Resimleri - Dan Brown Biyografisi - Dan Brown Hakkında

    Dan Brown, 22 Haziran 1964 doğumlu ABD'li yazar.

    noimage

    Amherst Koleji ve Philips Exeter Akademisi'nden mezun olduktan sonra bir süre eğitim gördüğü bu okullarda İngilizce öğretmenliği yaptı. Şifre çözme ve gizli hükümet örgütlerine duyduğu ilgi, 1996'da ilk romanı Dijital Kale'nin ortaya çıkmasını sağladı.

    Roman, yayımlanmasından hemen sonra Dan Brown bir anda elektronik kitap listelerinde bir numaraya yükseldi. Amerika Ulusal Güvenlik Teşkilatı'nı (NSA) konu alan roman sivil halkın mahremiyeti ile ulusal güvenlik arasındaki ince çizgiyi irdeliyordu.

    Yazar tekno-gerilim türündeki ikinci romanı İhanet Noktası'nda da politikada ahlak, güvenlik ve gizli teknoloji konularını işledi.
    Başkanlık Ödülü'nü kazanmış bir matematik profesörü ile ilahiyat müzisyeni bir annenin oğlu olan Dan Brown, bilim ve din gibi paradoksal felsefelerin egemen olduğu bir ortamda büyüdü. Bu birbirini tamamlayıcı görüşlerden aldığı esinle ünlü romanı Melekler ve Şeytanlar'ı yazdı. Bu yapıt da bir İsviçre fizik laboratuarı ile Vatikan kenti arasında geçen, bilim ve din odaklı bir gerilim romanıdır.

    Ayrıca, 2003 yılında çıkardığı ve tüm dünyada satış rekorları kıran Da Vinci Şifresi kitabının da yazarıdır.Da Vinci Şifresi ve Melekler ve Şeytanlar kitaplarının filmi de çekilmiştir.

    Sanat tarihcisi ve ressam olan eşi de araştırmalarına yardım etmekte ve eserlerine fon saglamaktadir...


    Eserleri

    Dijital Kale (1998)
    Melekler ve Şeytanlar (2000)
    İhanet Noktası (2001)
    Da Vinci Şifresi (2003)
    Kayıp Sembol (2009)
#13.08.2009 16:05 0 0 0
  • Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi - Balıkesir Üniversitesi - Tıp Fakültesi

    Tıp Fakültemizde öğrenci, araştırma görevlisi, uzman ve yardımcı sağlık elemanı eğitiminde ulusal ve uluslar arası en gelişmiş yöntem ve standartlar uygulanacak, kalite, nitelik ve yeterlilik esas alınacaktır.
    Hastane ve tedavi hizmetlerinde de ülkemiz ve dünyadaki en gelişmiş, bilimselliği kanıtlanmış, kaliteli ve insanımıza yararlı yöntemler ve teknikler uygulanacaktır. Yapacağımız araştırma ve bilimsel çalışmalarla ulusal ve uluslar arası sağlık dünyasına büyük katkılar sağlanacak, nitelikli sağlık elemanı kazandırılacaktır.

    Temel değerlerimiz;

    1. Atatürk ilkelerini ve cumhuriyet kazanımlarını korumak ve yüceltmek
    2. Çevre ve insana saygı
    3. Katılımcılık
    4. Etik değerlere mutlak uyum
    5. Çağdaş ve bilimsel eğitim, çağdaş, nitelikli, bilimsel ve gelişimci sağlık hizmeti ve bu temellerde yükselen herkesin onur duyacağı, önder bir tıp fakültesi
    6. Dünyadaki bilimsel, insana ve çevreye yararlı gelişmeleri yakından izleme, işbirliği ve uygulama

    Tıp Fakültesi klasik yapılanması yanı sıra oluşturulacak çeşitli özellikli birimler ve deneme-araştırma merkezleri ile birlikte bölgemizin özelliklerini temel alan özgün ve gelişmiş sağlık merkezleri yoluyla köklü, kaliteli, tüm bölgemizi kucaklayan ve hizmet eden ülke ve dünya sağlık alanına katkı sağlayan, yeni çığırlar açan bir Tıp Fakültesi oluşturmayı hedefliyoruz.



    Adres: Dinkçiler Mah. Soma Cad. Balıkesir
    Telefon: (0266) 612 14 54-55-56-57-58
    Faks: (0266) 612 14 59
#13.08.2009 15:44 0 0 0
  • Balıkesir Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Ve Otelcilik Yüksekokulu - Balıkesir Üniversitesi - Turizm İşletmeciliği Ve Otelcilik Yüksekokulu

    Tarihçe

    Balıkesir Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu 1438 Sayılı Kanuna göre 1975 yılında Bursa İktisadi ve İdari Bilimler Akademisine bağlı olarak Balıkesir İşletmecilik ve Turizm Yüksekokulu adıyla kurulmuştur. 1982 yılına kadar İşletmecilik ve Turizm bölümlerinde öğretim yapılmıştır. 2547 Sayılı kanun ile yüksekokul, ad ve statü değiştirerek Uludağ Üniversitesi Balıkesir Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu adını almıştır. Daha sonra Yüksekokul 1992 yılında çıkan 3837 sayılı kanunla kurulan Balıkesir Üniversitesine bağlı olarak Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu olarak eğitim-öğretim faaliyetlerini halen sürdürmektedir.

    Balıkesir Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu, turizm öğretiminde 35 yılı bulan parlak geçmişi, çağdaş eğitim ortamı, güçlü akademik kadrosuyla Türkiye'de turizm eğitim ve öğretimi ile özdeşleşmiştir. Yüksekokul, Türkiye'de turizm işletmeciliğinin tanımını yapan ve bu tanımı her zaman güncel tutmayı başaran, modern eğitim ve öğretim ortamlarını öğrencilerine sunan, ulusal ve uluslararası ortamda öğrencilerini rakipleriyle yarışacak şekilde yetiştiren bir devlet üniversitesidir.

    Balıkesir Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu, Turizm Eğitiminde 35 yıllık parlak geçmişi, çağdaş eğitim ortamı, güçlü akademik kadrosuyla Türkiye'de Turizm Eğitim ve Öğretimi ile özdeşleşmiştir.

    Yüksekokul Akademik Kadrosu:

    4 Profesör Doktor
    9 Yardımcı Doçent Doktor
    8 Araştırma Görevlisi


    Eğitim Programları

    Balıkesir Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu, Lisans düzeyinde üniversite eğitimi veren dört yıllık yüksekokul statüsündedir. Yüksekokulda 1998-1999 Eğitim-Öğretim yılından itibaren Konaklama İşletmeciliği, Seyahat İşletmeciliği ve Turist Rehberliği programında eğitim-öğretim yapılmaktadır. Ayrıca 2007-2008 Eğitim-Öğretim yılı itibariyle Türkiye'de lisans düzeyinde turizm eğitimi veren okullar içerisinde bir ilk olarak Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümü açılmıştır. Öğrencilere 1. sınıftan itibaren yoğun bir mesleki yabancı dil programı uygulanmakta ve aynı zamanda öğrencilerin 2. Yabancı Dil dersi alması 1. sınıftan itibaren zorunlu tutulmaktadır. Yüksekokulumuzda, 2001-2002 Öğretim yılından itibaren, I. Öğretim yanında II. Öğretim olarak da Eğitim-Öğretime öğrenci alınmaktadır.

    * Bölümlerin Programı hakkında ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız.

    Uygulama Birimleri

    Bilgisayar Laboratuvarı: Turizm işletmelerinde kullanılan bilgisayar programlarının öğretildiği ve uygulamanın yapıldığı 30 adet bilgisayardan oluşan bir labaratuvardır.

    Yabancı Dil Laboratuvarı: 30 kişilik iki adet yabancı dil labaratuvarı vardır.

    Servis-Bar Laboratuvarı: Yüksekokulda öğrencilere servis ve yiyecek içecek yönetimi derslerinde uygulama yaptırmak üzere 40 kişilik bir labaratuvar bulunmaktadır.

    Konaklama Uygulama Laboratuvarı: Lüks konaklama işletmeleri standartlarında dizayn edilmiş biri tek kişilik diğeri iki kişilik oda şeklinde olmak üzere iki adet Konaklama Uygulama Laboratuvarı mevcuttur.

    Uygulama Oteli (İnşa Halinde): Öğrencilere teorik eğitim yanında pratik eğitimi de verebilmek amacıyla standartları yüksek ve bünyesinde bir adet kongre merkezi de barındıran uygulama otelinin inşaatı devam etmektedir.

    Konferans Salonu: Yüksekokulda 200 kişilik konferans salonu bulunmaktadır.

    Kütüphane

    Yüksekokulda turizm işletmeciliği ile ilgili oldukça zengin bir kütüphane vardır. Turizmle ilgili çeşitli yerli süreli yayınların yanında bazı yabancı süreli yayınlar da mevcuttur. Ayrıca, işletme ve iktisat ile ilgili temel kitaplarla birlikte. Yüksekokul kütüphanesinde toplam 7 bin adet kitap ve 68 çeşit dergi bulunmaktadır.
#13.08.2009 15:43 0 0 0
  • Sonsuz Yeşil - Doğa Resimleri - Manzaralar - Manzara Resimleri - Yeşil Resimler

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage
#13.08.2009 15:39 0 0 0
  • İzmir Sinema Tiyatro Ve Kültür Merekezleri Telefonları - İzmir Sinema Telefonları - Tiyatro Telefonları - Kültür Merekezleri Telefonları

    SİNEMALAR

    Çınar: 489 88 85
    Sema: 483 91 00
    Konak: 483 21 91
    İzmir: 421 42 61
    Şan: 483 75 11
    Karşıyaka: 381 50 98
    Deniz: 381 64 61
    Hatay: 244 13 01
    Metropol: 251 00 73
    D&R: 364 34 34
    Batı: 388 89 23
    Çamlıca: 388 29 39
    Çınar Center: 277 11 00
    Parliament Sinema: 386 58 88
    Ziya Gökalp Kültür Merkezi: 366 44 59
    Afm EGS Park Bornova: 373 73 20
    AFM EGS Park Karşıyaka: 324 42 64
    Agora Sinemaları: 278 10 10
    Cinecity Kipa: 386 58 88
    BKM Sinemaları Buca: 440 92 16


    TİYATROLAR

    Devlet Tiyatroları
    Konak Sahnesi: 483 50 35
    Karşıyaka Sahnesi: 369 64 87
    Bornova Sahnesi: 343 04 33

    Özel Tiyatrolar
    Konak Belediye Tiyatrosu: 246 63 93
    Ege Sanat Merkezi: 381 64 06
    Hamle Tiyatrosu: 446 70 18
    Tansaş Çocuk Tiyatrosu: 483 48 28


    SANAT GALERİLERİ

    İzmir Sanat Merkezi: 483 63 34
    İZFAŞ Sanat Galerisi: 482 12 70
    Çetin Emeç Sanat Galeresi: 445 20 34
    Akbank Sanat Galerisi: 484 16 66
    Aphrodite Sanat Galerisi: 482 33 02
    Adnan Franko Sanat Galerisi: 464 41 86
    TCDD Sanat Galerisi: 433 58 97 / 4520
    Yapı Kredi Sanat Galerisi: 463 56 28
    Selçuk Yaşar Sanat Galerisi: 422 65 32
    Rotary Sanat Galerisi: 421 56 61
    Leonardo Sanat Galerisi: 422 13 95
    Vakıfbank Sanat Galerisi :441 59 00
    İzmir Resim Heykel Müzesi: 441 41 92
    GF Sanat Galerisi: 421 29 95



    KÜLTÜR MERKEZLERİ

    Atatürk Kültür Merkezi Konak: 483 85 20
    Sabancı Kültür Merkezi Konak: 441 90 09
    Alman Kültür Merkezi: 489 56 87
    İZFAŞ Sanat Galerisi Kültürpark: 482 12 70
    Amerikan Kültür Merkezi: 464 20 95
    İngiliz Kültür Merkezi: 446 01 31
    İtalyan Kültür Merkezi: 421 52 42
    Fransız Kültür Merkezi: 463 61 42
    Kıbrıs Türk Kültür Derneği: 421 13 40
#13.08.2009 15:05 0 0 0
  • Tuhaf Bir Düş - Levent Sarıalioğlu

    İçimden geldi bugün seni öpeceğim..
    Ve hep söylemek isteyip de, başaramadığım bir şey söyleyeceğim sana,
    Dudaklarım../.. dudaklarına değdiğinde, morlaşan
    Elim eline değdiğinde, ürperen tenin ıslaklığında
    Cıvıl cıvıl parıldayan ve pınarlarında dolu damlacıklarla ıslatıp parmak uçlarımı,
    Hiç sarılmadığım kadar sıkı sarılacağım sana.

    Bugün bir başka bakacağım gözlerine..
    Sürekli utangaçlıkla kaçırdığın bakışların arasından süzülüp,
    İnce sızılar vererek, damarlarından akacağım yüreğine..
    Bugün bir başka yakacağım canını..

    noimage

    Sen ki, vazgeçemeyeceğim bir geçmiş bırakıyorsun bende..
    Ben ise, aynalara baktığında hep hatırlayacağın izler bırakacağım yanaklarında..
    Bugün içimden geldi, seni öpeceğim.

    İnan yanardağ gibiyim..
    Dehlizlerimdeki ateşin kaynağı sensin..
    Beden kraterimin altında sıvılaşan magma,
    Bakışlarından yansıyan enerjiyle ısınmış..
    Olanca yoğunlukta akıyorum üzerine../.. soğumam lazım...
    Dal uçlarında yeşeren yaprakları kurutup,
    Yakıp yıkıp her şeyi..
    Buharlaştırıp bütün denizleri hava oldum..
    İşte../.. bak, burun ucundayım..
    Hadi../.. bir nefeste çekip al beni içine, üşüyüp yağmur olmayayım..

    Düş istemiyorum artık../..Yalan geliyor bana..
    Seni, her gece yarısı uyandığım rüyalarımdan kaldırıp,
    Sabah olmadan../..Evet sabah olmadan..
    İçimden geldi, bir başka öpeceğim.

    Çaresi olmayan bir hastalık diliyorum..
    Kenetlendiğinde ellerimiz yapışık kalsın,
    Birleştiğinde dudaklarımız mühürlensin,
    Ve bütün neşter üreten fabrikalar yansın../..kül olsun.
    İçimden geldi, bugün seni öpeceğim..

    Konuşmanı istemiyorum../..Gülmeni de,
    Öylece dur karşımda,
    Üzerinden süzülürken gözlerim../..Öylece dur..
    Seni sevdiğime doyamayayım..

    Saçların yine dağınık olsun, yüzün mahmur,
    Uykusuzluktan şişmiş göz torbacıklarından
    Kahvaltı sonrası, dudak kenarlarında kalan kırıntılara kadar, her şey,
    Ama her şey öyle kalsın..
    Soğukta kabaran kurumuş dudakların,
    Üşüyüp pembeleşen burun ucun ve elmacık kemiklerinle,
    Her şey ama her şey../.. aynı kalsın..

    Seni en doğal halinle, hiç görmediğim halinle../..Bugün,
    İçimden geldi sarılıp öpeceğim.

    Nasıl yatıp nasıl kalktın bilemem ama..
    Ben seni, yastığımdaki saç telinle hatırlayacağım..
    Hep, başucumda bahar yeli nefes,
    Bağrımı acıtan dikenli tel gibi
    Ve tenime dudaklarından süzülüp akan iksiri,
    Göğsüme akseden sol yanak resmini../.. silmeyeceğim..
    Umarsız acılarda bıraksan da gönlümü,
    İçimden geldi,
    Bir başka öpeceğim resmini..


    Levent Sarıalioğlu
#13.08.2009 15:03 0 0 0
  • Bir Düş Bahçesidir Gece - Levent Sarıalioğlu

    soğuk bir gece ve aya yaslanmış aydınlık
    sokaklarda yağmurdan kaçan düşlerin ayak izleri
    ve bir batan aya inat puslu sokak ışıkları
    kimine göre zaman kimine göre kalan ömrün parıltıları
    ıssız kaldırımlar,
    kaygan ve lanet bir soğukla öpüşen
    sarı saçlı sokak kadınları.
    kocaman, uykusuz gözleri,
    berbat bir renkle bezenmiş tırnakları
    ince uzun topuklarıyla çarpık bacaklı gecenin mumya suratlı zavallıları.

    noimage

    Her köşe başı bir hayat
    her hayatta bir köşe başı hikayesi
    çekilen sigaraların,
    sokak lambalarını karartan dumanıyla,
    doğacak günü bekleyen tiner çocukları.
    aslında tükenmişliğe,
    ve çaresizliğe uzanan ellerin
    takatsiz kirli parmakların,
    titreyen ayakları ve solgun tenleriyle,
    ürkek yüreklerin son çırpınışları.

    kahreden yalnızlıklara değil de,
    doğacak her yeni güne isyanın
    kulak çınlatan çığlıkları.
    bir depreşme sonrası yara alanlar
    gibi yarı büklüm mutluluk
    hırdavatçıları.

    bütün haykırışları örten karanlık,
    ay ışığına inat açıyor yüreğini
    ve basıyor bağrına aldatılmışları,
    gece sığ, gece korku ve nefret dolu.
    biten bir şeylerin ardından
    gelmeyen bahar sabahları.
    yazı unutmuş mevsimler gibi,
    hep kış yaşayan bedenlerin,
    ısınmayan yürekleri.

    gece kahpe, gece nankör,
    inatçı bir keçi gibi
    kapatıyor yarınları.



    Levent Sarıalioğlu
#13.08.2009 15:01 0 0 0
  • İzmir Dernekler Ve Odalar - İzmir Dernekler Ve Odalar Telefon - İzmir Dernekler Telefon - İzmir Odalar Telefon - İzmir Şoförler Odası - Önemli Telefonlar

    Alsancak - Ege Sanayicileri ve İşadamları Derneği: 4637827
    Alsancak - İzmir Gazeteciler Cemiyeti: 4633215
    Alsancak - Kuaförler ve Manikürcüler Odası: 4215636
    Alsancak - Makine Mühendisleri Odası: 4634198
    Alsancak - Perakendeci Kasaplar Odası: 4836160
    Alsancak - Serbest Muhasebeci-Mali Müşavirler Odası: 4419633
    Alsancak - TDB Dişhekimleri Odası : 4225750
    Alsancak - TEB 3. Bölge İzmir Eczacı Odası: 4833850
    Alsancak - Tıbbi Ultrasonografi Derneği: 3420001
    Alsancak - Tütün Eksperleri Derneği: 4639757
    Alsancak - Yeminli Mali Müşavirler Odası: 4222170
    Balçova - Balçova Otobüs Minibüs Şoförleri Odası: 2781230
    Balçova - Ege Genç İşadamları Derneği: 2783030
    Basmane - Kahveciler Odası: 4821510
    Basmane - Odun ve Kömür Satıcıları Odası: 4451153
    Basmane - Saatçiler Odası: 4452097
    Bornova - Bahçe Bitki. Derneği: 3880110
    Bornova - Bornova İnşaat Müteahhitleri Derneği: 3397339
    Bornova - Ekolojik Tarım Org. Derneği: 3743131
    Bornova - Tarım Ekonomisi Derneği : 3881862
    Çankaya - İzmir Emlak Müşavirleri Derneği: 4457300
    Çankaya - Kaloriferciler ve Sıhhi Tesisatçılar Odası: 4834191
    Çankaya - TMMOB Tekstil Mühendisleri Odası: 4462243
    Karşıyaka - Karşıyaka San. İşadamları Derneği: 3693627
    Kınık - Tarım Üreticileri Dayanışma Derneği: 6872953
#13.08.2009 14:52 0 0 0
  • 3G İle Nasıl Görüntülü Arama Yapılır - 3G İle Görüntülü Arama - 3G - 3G Vodofone - 3G Avea - 3G Turkcell - Görüntülü Arama - Nasıl Görüntülü Arama Yapılır

    Eskiden uzak bir hayal gibi düşündüğümüz 3G teknolojisiyle nihayet bizde tanışmış olduk. 3G birçok yeniliklerle hayatımıza girdi. Bunlardan bir taneside görüntülü konuşma. Peki görüntülü konuşma nasıl olur?

    noimage

    Bütün gsm operatörleri 3G ile sunacağı özellikleri sıraladı. En çok merak edilen ise görüntülü konuşma nasıl olacak.MSN yoluyla görüntülü konuşma yapabilenler bu kolaylığa da kısa sürede alışacaktır kuşkusuz.

    3G teknolojisinin kullanıma açılması ile hayatımıza birçok yeni servis girdi. Bunlardan biri de cep telefonundan görüntülü konuşma yapmak.Öncelikle görüntülü görüşme için telefonunuzun 3G teknolojisine uyumlu olması ve uygun bir kameraya sahip olması gerekiyor.

    Görüntülü arama başlatma

    3G destekli ve görüntülü görüşme özelliğine sahip cep telefonunuzdan görüntülü çağrı başlatmak için aramak istediğiniz numarayı seçiniz. Seçenekler tuşundan Ara tuşuna basınız. Açılan seçenekler içerisinden Video Araması tuşuna basınız. Aramanız başlamıştır. Telefonunuzun ekranında karşı tarafın durumu ile ilgili herhangi bir uyarı belirtilmedikçe aramanız başarıyla gerçekleşecektir.

    Görüntülü arama cevaplama

    Gelen görüntülü aramayı cevaplamak için ekrandaki seçeneklerden birine basmalısınız. Bunlar görüntülü cevap verme, sesli cevap verme ve reddetme seçenekleridir. Eğer karşı tarafın sizi görmesini istemiyorsanız görüntülü çağrıyı sesli olarak cevaplamalısınız.

    Görüntülü konuşma yapamıyorum

    Cep telefonuna 3G aboneliğiniz başlatılmıştır mesajı gelenler, telefonlarını kapatıp yeniden açarak servisi kullanmaya başlayabilirler.

    - 3G servisine geçiş mesajınız gelmemiştir

    Eğer operatörünüzden "3G teknolojisine geçiş işleminiz tamamlanmıştır. Artık 3G servislerini kullanabilirsiniz." Biçimde bir mesaj almadıysanız henüz görüntülü görüşme yapamazsınız.

    - 3G kapsama alanı içerisinde değilsiniz

    Servis mesajı aldıysanız fakat görüntülü görüşme yapamıyorsanız 3G şebekesi kapsama alanı içerisinde olmayabilirsiniz. Telefonunuzda 3G simgesini gördüğünüz yerlerden görüntülü görüşme yapabilirsiniz.

    Kapsama alanında olmayabilir

    Telefonunuzda 3G simgesini görüyor fakat aradığınız kişiye görüntülü ulaşamıyorsanız, karşı taraf 3G kapsama alanında değildir veya telefonu 3G uyumlu değildir.

    - Telefonumda Video Ara tuşu pasif durumda

    Bunun iki sebebi vardır. Birincisi operatörünüzün 3G servisine abone olmamışsınızdır. İkincisi ise telefonunuz 3G kapsama alanı dışında olduğundan otomatik olarak bu özelliği pasif duruma getirmiştir.

    - Telefonum 3G uyumlu ama arayanlar "Ulaşılamıyor." ikazını duyuyor

    Bunun sebebi sizin 3G kapsama alanı dışında olmanızdan kaynaklanmaktadır. Karşı taraf sizi görüntülü olara aramak ister ve siz 3G kapsama alanı dışında olursanız sistem "Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor." bilgisini verir.

    - Görüntülü arama yaparken karşı tarafı göremiyorum

    Görüntülü aramada karşı taraf uygun bir kamerası varsa, sizden gelen çağrıya görüntülü veya görüntüsüz olarak cevap verebilir. Görüntüsüz cevap verirse, o sizi görür fakat siz onu göremezsiniz. Diğer bir ihtimalde karşı tarafın cep telefonu 3G uyumlu olabilir fakat görüntülü görüşme için uygun bir kamerası bulunmayabilir. Bu durumda siz onu göremezsiniz.

    - SIM kartınız uyumlu olmayabilir

    Siz ve aramak istediniz kişi 3G kapsama alanında fakat hala görüntülü görüşme yapamıyorsanız, SIM kartınızı yeni nesil SIM kartlar ile değiştirmeniz gerekebilir.

    - Telefonunuzun yazılımı güncel olmayabilir

    Telefonunuzu Yazılım Güncelleme servisini kullanarak yayınlanan en son sürümünü yüklemeniz probleminizi çözebilir.

    - 3G henüz çok yeni, bazı aksaklıklar olabilir

    3G henüz çok yeni. Bu yüzden operatörler kısa süreli arızalar yaşayabilmektedirler. Bu arızalar sizin 3G servislerini kullanma anınıza denk gelmiş olabilir.

    Not: Menü seçenekleri telefonlara göre değişiklik gösterebilir.
#13.08.2009 14:31 0 0 0
  • Konu: Şikayet
    Şikayet - Ali Akın

    Eşini iki ay önce kaybetmişti. Acısına merdane sabrı göstermeye çalışsa da, evde kaldıkça, eşinin kokusu ve sesiyle kol kola gezen hatıraları, yaşlı yüreğine doluyor, eşinin özlemine dayanamıyordu.

    Sabahları, evinden erkenden çıkıyor. Eş, dost yanında ve göl kenarında ki balıkçı kahvehanelerinde oyalanıyordu. Kof cevizler gibi boş evine dönmek zorunda kalmasından korkuyor, zamanın geçmesini istemiyordu.

    Akşam olmuş, zaman hayli ilerlemişti. Kahveci bardakları yıkamış, garsonlar sandalyelerin yorgun ayaklarını dinlendirmek istercesine baş aşağı, masalara dizmeye başlamışlardı.

    Kahvehaneden çıktı. İstemeye istemeye evinin yolunu tuttu. İçeri girdi. İki aydır alışkanlık edindiği şekilde, tüm odaların lambalarını açtı.

    Bir eksiklik vardı. Kapıyı açtığında kafesteki kuşun sesini duymamıştı. Yaşlı bedeninden beklenmeyen bir çeviklikle oturma odasına koştu. Kafese baktı. Maviş, kafes tabanında serili gazete sayfasının üzerinde, hareketsiz yatıyordu.

    Acı bir şaşkınlık yaşadı. Eşinden geride kalan, tek canlı dostları olan mavişi, yabancısı olmadığı ölüm almıştı. Tüm ışıkları yanan evde karanlıklara gömüldü.

    Küçük gözlerinden, merhamet meleği gibi akan gözyaşları, yüzündeki hüzün izlerinden süzüldü. Titreyen elleri ile açtı kafesi. Yumuşak mavi tüylere dokundu. Oysa; suyunu, temizliğini ve yemini eksik etmemişti. Sadece eşinin verdiği sevgiyi veremiyor, bunun için kendisini hep suçlu hissediyordu.

    Mavişi avucuna aldı. Kırık gönlünü, yalnızlığın dibinde buldu.

    Yatağına kardan bir adam gibi uzandı. Avucunun içerisinde tuttuğu mavişi yüreğinin üzerine koydu.

    Boş kafese bakarak söylendi.

    ''Kuşların sohbeti pek hoş olurdu oysa. Galiba şikâyet sevgisizlikten.''

    Ali Akın
#13.08.2009 14:02 0 0 0
  • Sonbahar Mateminde Ayrılık - Dilşad Özcanan

    Bir sonbahar daha geldi çattı kapıya.. Doğaya bir hüzün perdesi çökmüş, insanlar telaşlı ve yorgun, kuşlar bir veda sahnesinde, çiçekler durgun ve sessizdi. Ağaçlar rüzgara olan direncini ve canlılığını yitirmiş, yapraklar yavaş yavaş dökülüyordu. Sanki bütün caddeler, sokaklar uzaklığı haykırıyordu. Bütün gözler hüzünlü bakıyordu. Ayrılık mevsimi yüreklere acı bırakıyor, gözler birbirinden kaçışıyordu.
    Ayrılık, sıla alın yazısıydı, bir yazgıydı; hayatın bir sunumuydu insanlara. Her yıl tekrar tekrar yaşanırdı. Buna rağmen, insanlar kendini alıştıramamıştı hüzünlü vedalara, ayrılıklara.
    İnsanlar dışındaki bütün canlılar da bu duyguları her sonbahar yaşar ve hüznünü yansıtırdı doğaya. İnsanlar ağlıyor, doğa şaşkın, matem her şeye hakim!
    Bedirhan bu sonbaharın mateminden nasibini alacaklardan biriydi ve hayatında belki dünüm noktası olacak bir ayrılık yaşayacaktı. Acıydı, zordu belki ama dedim ya bu ayrılıklar bir yazgıydı insanlara. Bu yazgı bedirhana da yazılmıştı artık. Günü gelmişti, gurbet kaçınılmazdı Bedirhan için
    Ekim ayının son haftasıydı tercih sonuçları açıklanalı üç gün olmuştu. Bedirhan evdekilerle son akşamı geçiriyordu. O akşamın sabahında on aylık bir ayrılığın yolcusuydu.. Verdiği çabalar sonucunda okulu kazanmış, okumaya gidecekti ama her şeye rağmen o akşam bitmesindi Zamanı durdurmak, saatleri ortadan kaldırmak istemişti ama onu bekleyen sadece gitmek ve ayrılığı kabullenmekti
    Bedirhan ve evdeki herkes gece boyunca farklı rollere bürünerek hüzünlerini birbirinden saklamaya çalıştılar. Sadece biri hariç, oda annesiydi. O akşam göz göze gelmeye hiç cesaret edememişlerdi. Annesi onu oda annesinin yufka yüreğini çok iyi bilirdi. En zayıf noktaları gözleriydi; ikisinin gözleri gece buyunca birbirinden hep kaçıştılar, çünkü her bakışmalarında gözleri dolardı ikisinin Annesi Bedirhanı gizliden süzer, ona koklarcasına bakardı. Bedirhan hisseder, farkında değilmiş gibi davranırdı; annesi ona doyasıya baksın diye,
    Bedirhan ise annesinin dizlerinde uyumuş, saçlarını okşar gibi nefesini hissederdi. O annesinin bedusuydu ve annesinin deyimi ile (çilosoydu) kara gözlüsü
    Bedirhan'ın hiç bitmesini istemediği gece ona inat son hızıyla ilerliyordu. Saate baktığında epey ilerlemişti. Pencereden köyü yokladı, köy sessiz sakin, ışıklar sünmüş, herkes çoktan uyumuştu. Işıkları yanık ve uyumayan bir tek kendi evleri kalmıştı; babası her zaman çok erken uyurdu ama o gece herkes gibi babası da uykuyu unutmuş gibiydi.
    Bedirhan herkesin yüreğini okur gibiydi, yüreği sızlıyordu, ağlamak istiyordu. O an için ihtiyacı, sığınacağı tek şey ağlamaktı belki ama ailesi için bunu yapamazdı en azından onlar farkına varmasın diye,
    Annesi bahçeden kopardığı salatalıkları ve Bedirhanla birlikte karşılığında buğday vererek aldıkları armut ve üzümü büyük bir tepsinin içinde getirmişti. Annesi bu yemişleri hazırlarken ağlamıştı çünkü (çilosu)kara gözlü( bedosu) artık bu yemişleri yemeyecekti. Bedirhan annesinin gözlerinden ağladığını fark etmişti, içine oturmuştu Bedirhanın Herkes, büyük tepsinin etrafına toplanmıştı o an çok değerliydi bedirhan için çünkü uzun bir zaman geçecekti. O anın tekrarlanması kim bilir belkide hiç olmayacaktı yada eksik olacaktı. O güzel anı dolu dolu yaşamak istedi. Muziplikler yapıyor, bir yandan herkese takılıyor, espri, taklitler yapıyordu Bedirhan,Gülüşmeler, kahkahalar o anı renklendirmişti sanki; ertesinde bir ayrılık olmayacakmış gibi ve kimse ağlamayacaktı bu ayrılığa, öyle bir an olmuştu. Tabii ki bu mutlu kare kısa sürmüş, hüznün verdiği yorgunluk herkesi geceye yenik düşürmüş, ev halkı birer birer odalarına çekilmiş, ışıklar birer birer sönmüş, insanlar bitap uykuya dalmıştı
    Bedirhan için o akşam uyku diye bir kavram yoktu, unutmuştu uykuyu, son saatlerini de yatakta sağa sola kıvranarak geçirmişti. Norm
    al günlerde uykunun ağırlığından dolayı duymadığı, insanı kendinden geçiren o duygulu sabah ezanını bütün hüznüyle dinlemişti
    Artık aydınlık pencereden fark ediliyordu. Bedirhan perdeyi araladı; pencereden yansıyan dışarıdaki sessizlik içine öyle bir yansımıştı ki, o an gözyaşlarına engel olamamıştı ve sanki bütün doğa Bedirhan'ın gözyaşlarına eşlik ediyordu. Bedirhan kendisini anlamaya çalışıyordu. Verdiği bir çabanın sonucunda ideali gerçekleşmiş, okulu kazanmıştı. İnsanların Bedir han'dan, Bedir han'ın hayattan beklentileri vardı
    Her şeye rağmen Bedirhan içindeki hüznü, alışamadığı ayrılığı ve sonbaharın inatla terk etmediği matemin doğaya ve canlılara yaptığı etkiyi, bir sis gibi düşen hüznü, derin düşüncelerle anlamlandırmaya çalışırken farkında olmadan yarım saatlik bir uykuya dalmıştı
    Annesi odaya sessiz bir şekilde girip onu uyandırmamak için ayaklarının uçlarıyla yürümeye gayret etmişse de Bedirhan uyanmıştı. Yüzünde zoraki de olsa bir mutluluk belirtisiyle annesine gülümsemiş ve başarmıştı da, annesi az da olsa rahatlamıştı bu ifadeyle, eğilerek oğlunu alnından öpmüş, koklamıştı
    Artık güneş yükselmişti Dışarıda insanların sesi çoğalıyor, evlerine çok yakın olan okul zili çalıyordu. Öğrenciler oyuna dalmış, öğretmen biraz kızgın çocukları toparlamaya çalışıyordu. Hayat bir önceki gün gibi devam ediyor, çocuklar için değişen bir şey yoktu; onlar hayattan ve zamandan habersiz, hayat dünya onlar için hep renkliydi. Bedirhan bütün bunları o an için gözlemledi, söylemek ve haykırmak istediği çok şey vardı, hepsini içine attı, sadece sustu sustu
    Ev ahalisi uyanmış herkes sofradaydı. Bedirhan'ın son kahvaltısıydı ve geçicide olsa onun için hayat başka bir yerde başlayacaktı. Bundan sonraki kahvaltılarda annesinin meşhur otlu peyniri olmayacaktı!..
    Sofrada bir sessizlik vardı Bedirhan sessizliği bozmak için espri yapmaya çalışıyordu. Bazıları zoraki de olsa gülmeye çalışırken diğerleri farkında bile değildi. Oysa başka zaman olsa herkesi gülme krizi geçirtecekti Bedirhan durumun farkındaydı ama yapabileceği hiç bir şey yoktu, oda derin sessizliğe gömüldü
    Son çaylar içilmişti. Bedirhan çayı çok sevdiğinden ve yakın bir ülkeden getirilmiş çayın kokusuna hasret kalacağını bildiği için, çayı daha fazla içmişti, çünkü gideceği yerde bu çaydan içilmiyordu. Çobanlık yaparken dağda odunların özerinde demlediği çayı, tüttürdüğü tütünü bir an düşündü; bunları çok özleyecekti
    Günler saatler dakikalar derken, artık zaman bitmiş ve ayrılık sahnesi gelmişti
    Bedirhan herkesle vedalaşmış, kendini zorlayarak gülümsüyor rolünü iyi oynamaya çalışıyordu ki son olarak annesiyle vedalaşacaktı. Annesinin elini öpüp, kendini arabaya atıp, oradan uzaklaşmak istiyordu; çünkü rolünde zorlanıyordu, dayanmak imkansızdı,Gözleri kızarmış bir halde kendini tutuyordu, herkes ağlamaklı Bedirhana bakıyor, ağlamamak için direniyorlardı, durum Bedirhanda da çok daha kötüydü
    Annesiyle göz göze geldiler.. Annesinin elini öptü. Gitmek istiyordu, hatta kaçmak, annesi onu sıkıca tutup sarıldı, bırakmak istemiyordu. Tüyleri diken dikendi Bedirhan'ın Annesi bırakmıştı kendini, sesi çıkmıyor ama sarsılıyordu içten içe, ağlıyordu, bütün direnci boşunaydı artık,Gözyaşları baskındı o an her şeye,Artık daha fazla durmak, Bedirhan'a ve oradaki herkese sadece gözyaşıydıBedirhan boğazındaki hıçkırıkla kendini atmıştı arabaya; abisine "Sür arabayı !" demişti. Ardından eller sallanıyordu, Su atılmıştı arkasından. Köşeyi dönünceye kadar Bedirhan ardından onlara zor bakabilmişti
    Araba son hızıyla ilerliyordu. Bedirhan dayamıştı başını koltuğa. İlçe terminaline kadar o gün biriktirdiği bütün gözyaşlarını akıtmıştı koltuğa. Terminale vardıklarında otobüs bekliyordu Bedirhan'ı, son yolcuydu ve en son vedasını da aceleyle yapmış binmişti otobüse.. Yirmi yedi saatlik yolculuğun ardından farklı bir memleket, kültür ve yeni insanlarla
    yeni bir hayata başlayacaktı...
    Gözyaşı, hüzün, matem, ayrılık, sıla; bütün bunlar Bedirhan'ı yormuştu ve Bedirhan bu yorgunlukla uzun yolculuğuna otobüsün 21 numaralı koltuğunda uyuya kalarak başlamıştı


    Dilşad Özcanan
#13.08.2009 13:49 0 0 0