Balıkesir Hamamları - Balıkesir Tarihi Hamamları - Balıkesir Yöresi Hamamları
Zağnos Paşa Hamamı
Zağnos Paşa Camisi'nin yakınındaki hamamın yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, Zağnos Paşa Camisi ile birlikte yapıldığı sanılmaktadır.
Klasik Osmanlı hamam mimarisinde, çifte hamam biçimindeki yapı iki bölümden oluşmaktadır. Ancak, her iki bölüm arasında plân bakımından değişiklikler vardır. Erkekler bölümünün son derece görkemli bir girişi olup, sivri kemerli buradaki portalde taş tuğla işçiliği dikkati çekmektedir. Erkekler bölümü kadınlar bölümünden daha büyüktür. Üç yandan pencerelerle aydınlatılan soyunmalık, 9.50x9.70 m. Ölçüsündedir. Üzeri trompların yardımıyla örtülmüştür.
Sıcaklık üç eyvan halinde olup, dört köşesinde halvet odaları yer alır. Soyunmalığın kuzeydoğu köşesindeki kadınlar bölümünün üzeri de pandantifli bir kubbe ile örtülüdür. Bunun da ılıklık ve sıcaklığı bulunmaktadır.
Taşpınar Hamamı
Balıkesir Çarşısı'ndaki Taşpınar Hamamını 1401'de Subaşı Eyne Bey yaptırmıştır. Özelliğini kaybeden bu hamam mağaza olarak kullanılmaktadır.
Gavur Hamamı
Bigadiç, Işıklar yolu üzerindedir. Halk arasında "Gavur Hamamı" olarak anılan kalıntı, aslen Roma dönemine ait kayaya oyulmuş oda mezarlı Tümülüstür. İçinde, kayaya oyulmuş iki adet lahit bulunmaktadır.
ilaç kullanımı ile genelde olumlu değişiklikler olur. Ço cuk daha önce olmayan birçok yeni özelliği kazanmaya başlar. Derste daha dikkatli ve daha organize olduğu için dersi eskiye göre daha iyi dinler buna bağlı olarak ço cuğun dersi anlama durumu daha da artar. Daha önce çocukta mevcut olan derse dikkatini veremediği için an layamama ve dersi dinlememe alışkanlığı ve buna bağlı ders başarısızlığı azalır. Bu ders başarısızlığı yerine dersi dinleyebilen buna bağlı daha iyi anlayan, anladığı için daha keyifli ders çalışan ve zamanla ders başarısı yükselen ço cuklar haline gelirler.
Bu durum hem anne babaların çocuklarına olan güvenle rinin artışına hemde çocuğun kendine olan özgüveninde artışa neden olur. Hatta sınıfın sonlarında yer alan hipe-raktif çocukların ilaç kullanmaya başladıktan sonra sı nıfın en üst sıralarına geldiklerine bile şahit olmaktayız. Derslerde başarılı olan çocuk artık dersleri sevmeye ve bu motivasyon ve kendine olan güven ile artık evde daha iyi ders çalışmaya başlar. Hiperaktif çocukların anne ba baları ve öğretmenleri ile olan uyum ve ilişkinin iyi olması önemlidir. Bu ilişkinin iyi kalması çocuğun dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtilerinin daha az sıkıntı oluşturması açısından mühimdir. Bu olumlu değişiklik zaman ile bazı çocuklarda ilacın kullanılmasına rağmen fayda görmeme ile sonuçlanabilir. Faydasızlık geliştiğinde doz ayarlama sı, ilaç değişikliği veya ek bir ilaç uygulanabilir.
ilaç tedavisinin yararını birçok çocuk tedaviye başladıktan sonra görmektedir ancak bazı durumlarda ilaç tedavisi nin fayda sağlamadığı hatta çocukta başka yan etkilere yol açtığı da görülmektedir. Genele oranla küçük bir ihtimal olan bu süreçte tanının tekrar gözden geçirilmesi, başka eşlik eden problem olup olmadığı, uygun doz kullanılıp kullanılmadığı, başka ilaç alıp almadığı gibi faktörler tek rar gözden geçirilmelidir. İlacın yarar sağlamadığını gö ren anne babaların ilacı kesmek yerine doktor ile görüşe rek başka tedavi alternatiflerini konuşmaları faydalıdır.
Fotoelektrik Etki - Fotoelektrik Etki Nedir - Fotoelektrik Etki Hakkında
Fotoelektrik etki, bir kaynaktan yayılan ışık veya daha yüksek enerjili elektromanyetik dalganın (morötesi ışın veya x-ışını) bir madde (metaller, metal olmayan katılar, sıvılar veya gazlar) yüzeyine düşmesi sonucu maddeden elektron yayınlanması olayıdır. Maddeden yayınlanan bu elektronlar fotoelektron olarak adlandırılır. Olayı ilk olarak Heinrich Rudolf Hertz, elektromanyetik dalgaların varlığını deneysel olarak göstermeye çalışırken gözlemlemiş olduğundan bu olaya Hertz etkisi de denir ancak günümüzde bu isim kullanılmamaktadır. Olay deneysel olarak gözlenmiş fakat 1905 yılında Albert Einstein tarafından açıklanana kadar olaya klasik fizik yasaları ile bir anlam verilememiştir.
Maxwell'in klasik dalga teorisine göre; yayılan elektronların enerjisi, çarpan ışığın şiddeti ile orantılı olmalıydı. Ancak gözlemler sonucu yayılan elektronların enerjilerinin ışık şiddetinden bağımsız olduğu ortaya çıkmıştı. Einstein, Planck'ın foton hipotezinden yola çıkarak buna bir açıklama getirmiştir. Buna göre gelen ışık dalga değil, foton adında ve her biri E = hν (h=Planck sabiti, ν=ışığın frekansı) enerjisine sahip parçacıklardan oluşuyordu. Bu modele göre ışığın şiddetini artırmak birim zamanda yayılan foton sayısını artırıyor, ancak frekans ışığın şiddetinin sabit tutulması sonucunda her fotonun enerjisi de sabit kalıyordu. Foton madde yüzeyindeki bir elektrona çarptığında hν enerjisinin bir kısmı elektronu madde yüzeyinden sökmek için harcanmakta (bu enerjiye maddenin iş fonksiyonu denir ve φ ile gösterilir.) geri kalanı ise elektronun kinetik enerjisi olarak aktarılmaktadır.
Bu etkinin tam tersi de, benzer şekilde gözlemlenebilirdi. Bir elektron bir yüzeye çarptığı zaman o yüzeyden bir elektromanyetik dalga yayılır. Eğer Enerjinin Korunumu yasasını bu durum için incelersek, şu ilişki ortaya çıkar:
Çarpışmadan önceki toplam enerji = Çarpışmadan sonraki toplam enerji
bu ilişkiyi şu şekilde gösterebiliriz;
Burada Ek, elektronun kinetik enerjisi, hν yayılan dalganın enerjisi, ve iş, maddeye özgü bir sabit olan, elektronu maddeden dışarı atmak için gereken enerjidir. Bu sabit çoğu zaman çok küçük olduğu için Ek = hν diyebiliriz. Buradaki hν'de, h Planck sabiti, ν ise dalga'nın frekansıdır. Bu formul sayesinde bir elektron bir maddeye çarptığında ortaya çıkan dalganın frekansını, ya da bir dalga bir maddeye çarptığı zaman saçtığı elektron'un kinetik enerji'sini bulabiliriz. (1) ifadesinden görüldüğü gibi ışığın kinetik enerjisi yalnızca ışığın frekansıyla lineer bir bağlılık gösterir. Metalin eşik frekansı da φ iş fonksiyonu tanımından
şeklinde ifade edilir. Eşik frekansı veya iş fonksiyonu cinsinden hν<φ ise elektron koparılamayacaktır. Böylece eşik frekansı doğrulanmıştır. Elektron kopartılması ancak hν>φ durumunda mümkündür. Böyle bir durumda hν-φ > 0 olacağından, buradan açığa çıkan katkı kopan elektronun kinetik enerjisi olacaktır. Einstein tarafından verilen bu kuramsal olay, Millikan tarafından yapılan deneylerle doğrulanmıştır.
Kırmızıya Kayma - Fizik Kırmızıya Kayma - Kırmızıya Kayma Nedir
Fizik ve Gökbilimde kırmızıya kayma diye tanımlanan olay, bir nesneden yayılan görülebilen ışığın elektromanyetik tayfın kırmızı yönüne yaklaşmasıdır. Bir diğer deyişle, elektromanyetik ışının dalga uzunluğunun artmasına tekabül eder. Tersine, dalga uzunluğunun azalması maviye kayma olarak bilinir. Evrende gök cisimlerinden alınan ışığın bir kaç istisnai durum dışında spektrumun hep kırmızı bölgesine kaydığı gözlenir. Bu gözlemin sonucunda HUBBLE evrenin yönden bağımsız olarak genişlediğini söylemiştir. Yapılan gözlemlerle gökcisimlerinden alınan ışık kırmızıya kayma diyagramı adı verilen bir diyagrama dönüştürülür.
Doppler Etkisi ile birlikte ele alındığında kırmızıya kayma gökadaların hızlarını belirlemekte kullanılır.
Sağda bir Gökada Kümesinin ve solda Güneş'in tayf çizgileri. Dalga uzunlukları kırmızıya doğru artmaktadırlar.
Doppler Etkisi - Doppler Etkisi Nedir - Doppler Etkisinin Matematiksel Çözümü
Doppler etkisi, göreli haraket eden bir cisimden gelen ışığın değişmesidir.
Sadece bakış doğrultumuz yönündeki haraketler etkilidir.
Su dalgası gösterimi
Bir bot dalgalar yönünde hareket ediyorsa, dalga tepeleri bot'un altını bot'un hareket etmemesi durumuna göre daha hızlı çarpacaktır.
Benzer şekilde Bot dalgalardan uzaklaşacak biçimde hareket ederse, dalga tepeleri Bot'un sabit kalması durumundan daha yavaş çarpacaktır.
Ses dalgaları Ses dalgasının frekansı gözlemciye yaklaşıyorsa artacak, gözlemciden uzaklaşıyorsa azalacaktır.
Bu durumu bir arabanın veya bir trenin sizin yanınızdan geçmesi sırasında farketmiş olabilirsiniz.
Elektromanyetik Dalgalar - IşıkAynı olaylar ışık içinde geçerli olmaktadır.
Atomların yaydıkları ışığın kesikli olması nedeniyle onların hareketlerini (hızını) frekansta görülen kaymadan belirlenir.
Hareketli Cisimden Gelen Işınımın Frekansının (ve Dalgaboyunun) Kayması
Maviye ve Kırmızıya Kayma 1.Yaklaşan Kaynaklar
Tayfsal çizgiler yüksek frekanslara doğru kayar
=> kısa dalgaboylarına
Tayfı maviye kaymıştır
2.Uzaklaşan Kaynaklar
Çizgiler düşük frekanslara doğru kayar
=> uzun dalgaboylarına
Tayfı kırmızıya kaymıştır
Doppler Kayması Lamda dalgaboyundaki değişim hızla orantılıdır.
Bir yıldızın Balmer çizgilerinden H-alfa çizgisi 6565 A'de ölçülmüştür. Bu yıldızın dikine hızı ne kadardır? (H-alfa çizgisinin durağan dalgaboyu = 6563 A.)
-Yıldız bizden uzaklaşmaktadır (büyük dalgaboyu)
-Buradan vr = 91 km/sn elde edilir.
Doppler Etkisinin Önemi Dopler etkisi uzak cisimlerin hareketlerini ölçmenin tek yolu olduğu için çok önemlidir.Doppler etkisi, Edwin Hubble'in evrenin genişlediği sonucunu çıkarmasına neden olmuştur.
Kasık Fıtığı Ve Hidrosel - Su Fıtığı - Kasık Fıtığı Nedir - Kasık Fıtığı Nasıl Tedavi Edilir Kasık Fıtığı - Hidrosel
Kasık fıtığı veya hidrosel neden olur ?
Erkek bebekler annelerinin karnında gelişmelerini tamamlarken, testisleri yani erkek yumurtaları da kendi karınlarının içinde gelişmeye başlar. Testisler bebeğin karnından torbalarına hamileliğin son 2 a yında inerler. İşte bu yolculuk kasık bölgesinde bir kanalın içinden olur. Karın içindeki testisler her iki kasıkta ayrı ayrı oluşan iki kanaldan geçip dış dünyaya, yani erkek çocuğun torbalarına varırlar. Bu kanallar normalde doğuma birkaç gün kala vazifeleri bittiği için kapanırlar. Böylece karın içi ile dışı arasında bağlantı kalmaz. Ancak bu kanallardan birisi veya ikisi birden kapanmazsa o zaman fıtıklaşma olur. Nispeten dar bir kanal açıklığı kaldıysa, karın içi sıvısı bu kanallardan kasığa ve torbaya akar ve burasını şişirir. Bu şişlik çocuk uyanık ve hareketli iken artar. Çocuk uyuyup sakin yatınca azalır veya kaybolur. Tıp dilinde bu hastalığın adı " Hidrosel " ' dir. Halk arasında " Su fıtığı " olarak bilinir.
Eğer açık kalan kanal genişse o zaman bu kanaldan dışarıya ağlama veya ıkınma gibi hareketlerle karın içinden bir barsak bölümü fırlar, kasık veya torba şişer ve çocuk rahatsızlık hisseder. O taraftaki bacağını tam açamaz, hareketleri kısıtlanır. Bazen de kusar. İşte bu gerçek kasık fıtığıdır. Her 100 erkek çocuğundan yaklaşık 3 ünde kasık fıtığı gelişir. Erken doğan veya düşük doğum kilolu bebeklerde fıtığa çok daha sık rastlanır.
Kızlarda fıtık olur mu ?
Evet olur. Erkek bebeklerinkine benzer bir kasık kanalı kız bebeklerde de başka bir gaye ile vardır ve kapanmayabilir. Ancak kız çocuklarında kasık fıtığına daha az rastlanır ve kızlarda dışarı fırlayan organ çoğunlukla barsak değil yumurtalıklardır.
Anneler kasıktaki şişliğin içinde bir fındık gibi yumurtalığın farkına çoğu zaman varırlar. Ne olduğunu çıkaramasalar bile şüpheleri artarak hekime daha çabuk başvururlar.
Fıtık tehlikeli midir ?
Fıtık mümkün olan en kısa zamanda tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Tedavide geckmeler olduğunda barsak düğümlenmeleri, barsak ve yumurtalık çürümeleri kaçınılmazdır. Halk arasında " fıtık boğulması " diye tanımlanan böyle durumlarda birkaç saat içinde doğru müdaheleler yapılmazsa sıkışan organların kanlanmaları ve beslenmeleri bozulur ve çürüme meydana gelir. Geç kalındığında hem hayati tehlike ortaya çıkar, hem de organların çürüyen kısımların çıkartmak gerekir. Bu da gereksiz yere artmış bir risk getirir.
Kısırlık söz konusu mudur ?
Fıtık ve hidroselde kısırlık iki türlü ortaya çıkar. Ya tedavideki gecikme nedeniyle sık sık şişen fıtık, damarlara baskı veya ısı farklılığı gibi değişik nedenlerle testisleri bozar. Ya da çocuk cerrahisine alışkın olmayan yanlış ellerde ve çocuklara uygun olmayan, yetişkin taklidi yöntemlerle ameliyat edilen çocuklarda kısırlık gelişebilir. Demekki hem ameliyat olmada gecikme, hem de yanlış ellerde ameliyat olma kısırlık sebebi olabilir. Çocukların kasık fıtığı veya hidrosel ameliyatlarında mutlaka büyütücü gözlükler kullanılmalı, en nazik aletlerle ve çocuk cerrahisi prensiplerine tam sadakatle bu ameliyatlar uzmanlarınca gerçekleştirilmelidir. Yetişkin de ameliyat eden, arada bir de çocuk ameliyatları yapan hiçbir uzmanlık dalı bu ameliyatların ehli olamamaktadır. Kısırlık yıllar sonra ortaya çıkan bir sorun olduğu için de anlaşıldığında iş işten geçmiş olmaktadır.
Fıtık ve hidroselin tedavisi nedir ?
Tedavi ameliyattır. Kasık bağı veya korse gibi yöntemler tüm dünyada 40 yıl kadar önce terkedilmiş olan tehlikeli yöntemlerdir. Bunlarla hem hastalık geçmez, hem yapılacak ameliyat zorlaşır, hem de altında fıtık boğulması geliştiğinde farkedilmeyebilir ve hayati tehlikeler ortaya çıkabilir.
Çocuk cerrahisi uzmanlarınca ve çocuklara özgü yöntemlerle yapılması gereken ameliyatlarda prensip, açık kalan kanalın kapatılarak karın içi ile olan iştirakin ortadan kaldırılmasıdır.
Ameliyat ne zaman yapılmalıdır ?
Kasık fıtığı ameliyatı teşhis konduktan itibaren bir kaç gün içerisinde yapılmalıdır.
Yapılmadığı taktirde ortaya çıkabilecek olan fıtık boğulması ve organ çürümesi gibi riskler en fazla yenidoğan ve sütçocuklarında ortaya çıkar. Halbuki büyüklerin ameliyattan en çok korktukları yaşlar da bunlardır. Bütün mesele işin ehli kişiler tarafından ve imkanları uygun hastanelerde yapılmasıdır. Yenidoğan ve çocuk yoğun bakım imkanlarının olduğu hastanelerde, çocukları uyutmaya alışkın anestezistlerin katkısıyla, çocuk cerrahisi uzmanlarınca yapılan bu tarz ameliyatların risk oranları sıfıra yakındır.
Hidrosel adını verdiğimiz su fıtıklarında ise özel bazı durumlar dışında ameliyat için 1- 1,5 yaşa kadar beklenebilir Bu özel durumlara ve erken ameliyata tecrübeli çocuk cerrahisi uzmanları karar vermelidirler.
Ameliyat zor mudur ve hastanede yatılır mı ?
Komplikasyon gelişmemiş, yani fıtık boğulması ve organ çürümesi gelişmemiş olan çocuklarda, büyütücü gözlükler ve en nazik aletler kullanılarak uzmanlarca yapılan ameliyatların hiçbir zorluğu yoktur. Ameliyat sonrası da yaşa uygun ağrı kesici ilaçların yardımıyla çok rahat geçer. Ailelerce çok enteresan bulunan bir husus ise çocuklar ne kadar küçükse, beklenenin aksine ameliyat sonrasının o kadar daha rahat geçmesidir. İlk 1 yaş içindeki çocuklarda ameliyattan 3-4 saat sonra tamamen normale dönülür. Daha büyük çocuklar da 1-2 gün içerisinde normal oyun tempolarına dönerler. Ameliyattan 3 saat kadar sonra hastalar ilk beslenmelerini takiben evlerine yollanırlar. Hem hastane enfeksiyonu riskini ortadan kaldırmak, hem de ev ortamında çok daha süratle ve moralli olarak iyileştikleri için, çocuklar kasık fıtığı ameliyatlarından sonra hastanede geceletilmezler. Bu uygulama, ülkemizdeki çocuk cerrahisi uzmanlarınca da yaklaşık 30 yıldan bu yana sorunsuz olarak gerçekleştirilmektedir. Çok özel durumlarda hastanede bir gece yatılması gerekli olabilir. Ancak bu bir istisnadır.
Fıtık tekrarlar mı ?
Bilindiği gibi sağ ve sol olmak üzere iki kasık bölgemiz var ve bunlar birbirlerinden bağımsızlar. Tek taraflı ameliyatlardan sonra öbür kasıkta fıtık olma ihtimali vardır. Ancak bu bir tekrarlama değil diğer kasıkta yeni gelişmedir. Bu ihtimal erkek çocuklarda daha az, kızlarda ise bir hayli fazladır. Bu yüzden erkeklerde değil ama kız çocuklarında baştan iki tarafı birden ameliyat etme yöntemi kullanılmaktadır.
Ameliyat olan tarafta fıtığın tekrarlaması ihtimali ise ehil ellerde sıfırdır.
Ameliyat sonrası bakımda nelere dikkat edilmelidir ?
Kullandığımız yara pansumanlarının su geçirmez özelliği olsa bile aşırı
kirlenmemelerine dikkat edilmelidir. Alt bezi kullanan çocuklarda bu bez
doktorunuzun tarif ettiği şekilde bağlanmalı, en iyisi sık aralarla değiştirilmelidir.
Operasyon sonrası 3.- 4. günlerde doktorunuz pansumanı açar ve banyo
yapılabileceğini söyler.
Yara 2 cm. kadardır ve içten dikişler kullanıldığı için dikiş alma sorunu olmaz.
Bir kaç ay sonra geç kontrol yapılır.
Operasyon sonrası ağrı kesici- ateş düşürücü ilaçlarla ciddi bir sorun yaşanmaz.
Ameliyat sonrası ilk günlerde kasık ve torbada şişlik ve hahif morluklar olabilir, bunlar birkaç hafta içinde geçerler. Ancak aşırı şişlik, kızarıklık, ağrı varsa; yaradan kan ve iltihap geliyorsa; ateş, bulantı, kusma gibi belirtier ortaya çıkmışsa doktorunuzu aramalısınız.
Prof.Dr.Yunus Söylet
Çocuk Cerrahisi Uzmanı, Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi
Aşk Bir Hayal - Aşk Bir Hayal Dizisi - ATV - Yeni Sezon Aşk Bir Hayal - Aşk Bir Hayal Oyuncuları - Aşk Bir Hayal Dizi Konusu - Atv Yeni Sezon Dizileri - Atv Aşk Bir Hayal Dizisi - Yeni Dizi Aşk Bir Hayal - Atv Yeni Dizler - Nehir Erdoğan - Orhan Kılıç - Emre Kızılırmak
Oyuncular: Nehir Erdoğan, Orhan Kılıç, Emre Kızılırmak, Macit Sonkan, İpek Özkök, Mazlum Kiper, Nazan Diper , Murat Ergun, Ayşen İnci
Bu aşk herkesi kalbinden vuracak
Erler Film, Türker İnanoğlu yapımcılığında, "Aşk Bir Hayal" adlı yeni bir dizi filmin çekimlerine başlıyor.
Senaryosunu Ahmet Yurdakul'un yazdığı, yönetmenliğini Metin Balekoğlu'nun yapacağı dizi film, çok büyük bir aşk hikayesini anlatıyor. Mardin, Midyat, Urfa ve İstanbul'da çekilecek olan dizide, "Sağıroda", "Derdest" dizilerinin baş rol oyuncusu Orhan Kılıç, Nehir Erdoğan, Manken Emre Kızılırmak ve ünlü tiyatrocu Macit Sonkan oynuyor.
Orhan Kılıç'ın çok sert, güçlü, zengin ve Nehir Erdoğan'a aşık bir toprak ağasını canlandırdığı dizide, Nehir Erdoğan ise başka bir ağanın kızı olarak kamera karşısına geçiyor. Nehir Erdoğan'ın aşık olduğu adamı ise Emre Kızılırmak canlandırıyor Bugüne kadar çekilmiş ağa hikayelerinden oldukça farklı olan "Aşk Bir Hayal"de, çok sayıda figürasyon da oynayacak. Doğu'daki terör olaylarının da yer aldığı projede, yüzlerce asker çekimlerde kullanılacak. Prodüksiyona çok önem verilen dizi için Türker İnanoğlu titizlikle çalışırken, özellikle Orhan Kılıç'ın canlandıracağı ağa karakterinin fenomen olacağı konuşuluyor.
Konusu:
Askerliğini Mardin'de yapan Altay'la aşiret liderinin kızı Asmin âşık olurlar. Asmin'in ağabeyi, devlete bağlılıyla bilinen bir aşiretin varisiyken, terör örgütü ile girişilen bir çatışmada ölür. Asmin'de gözü olan ağalar bu olaydan askeri, yani Altay'ı sorumlu tutar. Asmin de Altay'ı ağabeyinin ölümünden sorumlu tutup ondan ne kadar kaçmaya çalışsa da aşk engel tanımayacaktır.
Ezel - Yeni Dizi Ezel - Yeni Sezon - Ezel Disi Oyuncuları - Ezel Dizi Konusu - Show Tv - Show Tv Yeni Sezon - Show Tv Ezel - Yeni Dizi Ezel - Show Tv Yeni Sezon Dizileri - Show Tv Dizisi Ezel - Kenan İmirzalıoğlu - Cansu Dere
Oyuncular: Kenan İmirzalıoğlu, Cansu Dere
Ay Yapım, yeni sezonda yeni projelerle de ekranlarda olacak. Bunlardan ilki EZEL. Uzun süredir ekranlarda görünmeyen Kenan İmirzalıoğlu, bu diziyle ekranlara dönecek. Ezel'in yönetmenliğini en son Menekşe ile Halil'den hatırladığımız Uluç Bayraktar üstlenecek. Dizinin diğer rolleri için adı geçen oyuncular Sedef Avcı ve Yiğit Özşener. Şimdiden önümüzdeki sezonun en iddialı dizilerinden biri olarak gösterilen Ezel İle ilgili bilgiler eklenecektir..
Kış Masalı - Kış Masalı Dizisi - Kış Masalı Dizi Oyuncuları - ATV Yeni Dizisi - Kış Masalı Yeni Dizi - Yeni Sezon Dizler - Atv Yeni Sezon - Kış Masalı Atv Dizisi - Kış Masalı Dizi Konusu - Yeni Dizi Kış Masalı
Atv'de gösterilecek olan dizinin adı Masal
Masal adlı dizinin yapımcılığını Mustafa Oğuz üstelenirken Yönetmenliğini Gül Oğuz yapmaktadır..
Dizinin Senaryosu ise Mahinur Egun tarafından kaleme alınacaktır.
Dizinim çekimleri Ağustos ayında Bursa'da başlayacaktır
İsmi Geçen Oyuncular: Cemal Hünal, Duygu Yetiş, Birce Akatay, Fırat Çelik, Menderes Samancılar, Nursel Köse, Suzan Aksoy ve Nurinnisa Yıldırım
Dizinin Konusu: İki erkek ve bir kadın hikâyesi. Ali Murat adlı nüfuzlu bir erkek ile köylü kızı Esmer, tesadüfen karşılaşıp âşık olurlar. Esmer, Ali Murat'ın evli olduğunu öğrenip onu bıçakladığında ise hamiledir. Ali Murat onu bir eve hapseder, doğurduğunda da oğlunu alır. Bebeğinin yaşadığını bile bilmez. Esmer kaçıp sığındığı yerde ona âşık olan Masum'la evlenir. Ama Ali Murat onu hâlâ unutamamıştır
Cilt Altı İmplantları - Cilt Altı İmplantları Nedir - Cilt Altı İmplantları Nasıl Uygulanır - Doğum Kontrol Yöntemleri - Doğum Kontrol
"İmplant" vücuda dıştan yerleştirilen anlamına gelir. Bunlar cilt altına yerleştirilen ve düşük dozda, sürekli olarak yıllar boyunca hormon salgılayan sistemlerden oluşur. İçlerinde sadece progesteron hormonu bulunur. Bu nedenle, diğer progesteronlu yöntemlere benzer şekilde yumurtlamanın baskılanması, rahim ağzı sıvısının koyulaşması ve sperm geçişinin önlenmesi, tüp hareketlerini engellemesi ve rahim iç zarının gebeliğin yerleşimini engelleyecek şekilde değişimi gibi mekanizmalarla gebeliğe engel olur.
Uygulamaları küçük bir cerrahi müdahale ile olmasına karşın bir kere takıldıktan sonra uzun süreler oldukça güvenilir korunma sağlamaları en önemli avantajıdır. Çıkarıldıktan sonra da hormon düzeyleri kısa sürede düştüğünden geri dönüşümlü bir yöntem olması da diğer bir avantajıdır.
En sık yan etkileri; özellikle ilk yıl içinde daha sık olan (%60) adet düzensizlikleri, baş ağrısı, memelerde ağrı ve hassasiyet, memeden süt gelmesi, kilo değişiklikleri, sivilce, depresyon, tüylenme, adet görmeme, uygulandığı cilt bölgesinde renk değişikliği ve yumurtalık kistleridir. Kullanılmasının sakıncalı olduğu durumlar 3 aylık progesteron iğneleri ile aynıdır.
Kullanıma ilk giren implant "Norplant" ticari adı ile piyasaya sunulmuştur ve 6 adet çubuktan oluşur. Güvenilirliği oldukça yüksek bir yöntemdir (gebelik riski onbinde 5). Beş yıl boyunca koruma sağlar. Tüm dünyada yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Ancak, yüksek oranda adet düzensizliklerine yol açması önemli ve rahatsız edici olmuştur. Hastaların bir kısmında da amenore gelişmiş yani adetten kesilmişlerdir. Bunun dışında; cerrahi işlem ile takılıp çıkarılması, zayıf hastalarda çubukların dıştan belli olması, ciltte kesi izinin kalması diğer dezavantajları olmuştur. Hastaların bir kısmının yöntemden oldukça memnun olmasına karşın büyük oranda cazibesini kaybetmiş ve ülkemizde de halen uygulayan merkez kalmamıştır.
Son yıllarda, "Implanon" ticari isimli yeni bir cilt altı implant piyasaya çıkmıştır. Norplanttan farklı olarak tek çubuktan oluşur. Bu nedenle, takma ve çıkarma işlemlerinde daha basit bir cerrahi işlem yeterli olur. Koruyuculuğu üç senedir ve yine yüksek oranda güvenilir bir yöntemdir. Yan etkileri daha az olmakla birlikte yine de uygulananların %20'sinde adet düzensizliği görülebilir. Hasta bunu tolere edebildiği sürece sorun yoktur ancak, hangi kadında ne tür düzensizlik olacağı önceden bilinemez. Bu nedenle adet düzensizliğini tolere edemeyen ve psikolojik olarak rahatsız olacak kadınlarda kullanılması uygun değildir. Diğer yan etkileri Norplant ile aynıdır. Adet düzensizliğini sorun etmeyecek hastalar için, emzirenlerde, doğum kontrol hapı kullanamayan ileri yaş kadınlarda uygun bir yöntemdir.
Doğum Kontrol İğneleri - Doğum Kontrol İğnesi Nedir - Doğum Kontrol İğnesi Nasıl Yapılır - Doğum Kontrol - Doğum Kontrol Hakkında
Doğum kontrolü için enjeksiyon (iğne) iki farklı şekilde kullanılabilir. Bu yöntemlerde ayda bir ya da 3 ayda bir enjeksiyon kullanılabilir.
3 Aylık İğneler
Bunlar, sadece progesteron hormonu içerirler. Bunlardan en çok bilinen ve kullanılanı "Depo-Provera"dır. Etki mekanizması haplara benzer ancak yumurtlamayı baskılama oranı daha düşüktür. Etkilerini daha çok Fallop tüplerinin hareketini bozarak gebeliğin oluşmasını engelleme ve rahim iç zarını etkileyerek gebeliğin yerleşmesini engelleme yoluyla yaparlar.
En önemli avantajı, kullanım kolaylığı ve yüksek hasta uyumu gerektirmemesidir. Bu nedenle, tüm kullananlarda gebelik oranı ideal kullanım oranlarından (Binde 3) farklı değildir. Hasta 3 ayda bir enjeksiyonla ilacı yaptırır ve etkin bir korunma yöntemi kullanmış olur. Uygulanması özel bir teknik veya beceri ya da cerrahi müdahale gerektirmez. "Hormonal yöntemlerle korunmak isteyen ama her gün hap almak zorunda kalmak istemeyen hastalar için idealdir. Ayrıca, doğum sonrası emziren anneler için de uygun bir yöntemdir.
İlk kez yapılacak olan Depo-provera adet kanamasının ilk 5 günü içinde yapılmalıdır. Daha sonra 3 ayda bir ya da 13 haftada bir olmak üzere enjeksiyon tekrarlanır. Sonraki yapılan iğnelerde adetin kaçıncı günü olduğu önemli değildir.
Doğum sonrası uygulamada, emziren annelerde doğumu takiben 6 hafta sonra ilk enjeksiyon yapılabilir. Emzirmeyen annelerde ise doğumdan sonraki ilk 5 gün içinde yapılabilir.
Her yöntemde olduğu gibi yöntemin çeşitli dezavantajları ve yan etkileri vardır.
En sık gözlenen ve yöntemin terk edilmesinin en çok sebebi olan yan etkileri adet düzensizlikleridir. Adet düzensizlikleri anormal ve sürekli kanama şeklinde olabileceği gibi adet görmeme (amenore) şeklinde de olabilir. Bazen tek bir enjeksiyon sonrası uzun süre adet görülmeyebilir. Adet görmeme aslında ciddi bir yan etki sayılmayabilir ancak, psikolojik olarak hastaların çoğu bu durumdan rahatsız olmakta ve yöntem kullanımını bırakmaktadırlar. Yine sürekli lekelenme şeklinde kanama olması da rahatsızlık verici boyutlarda olabilmektedir. Ayrıca, daha sonra gebelik isteyen hastalarda yöntem terk edilmesinden yani son iğneden sonra gebe kalma gecikebilmekte ancak 18 ay içinde gebelik oluşabilmektedir.
Uzun süre kullanan kadınlarda kemik erimesi oluşabilmektedir. Kilo artışı çok ciddi boyutlarda olmasa da bazen hastalarda şikayete yol açabilmektedir. Diğer yan etkileri ise; baş ağrısı, mizaç değişiklikleri, gerginlik, şişkinlik, mide ağrısı ve karın krampları, baş dönmesi ve cinsel istek kaybıdır.
Gebelik riski çok düşüktür ancak gebelik oluştuğunda da bunun dış gebelik olma riski daha fazladır. Bu nedenle, gebelikten şüphelenildiğinde mutlaka doktora başvurmalıdır.
Kullanılmasının sakıncalı olduğu durumlar; gebelik şüphesi, tanısı konulmamış vajinal kanaması olanlar, meme kanseri öyküsü olanlar, damar hastalığı olanlar, inme geçirenler ve aktif karaciğer hastalığı olanlardır. İyi huylu meme hastalıklar, hipertansiyon, şeker hastalığı, migren, sara hastalığı ve depresyon gibi durumlarda daha uygun bir yöntem yoksa yakın takip altında kullanılabilir.
Aylık İğneler
Aylık iğneler, doğum kontrol hapına benzer şekilde hem estrojen hem de progesteron hormonu içerirler. Kimyasal yapılarının değiştirilmesi ile uzun etkili depo form haline getirildiklerinden ayda bir enjeksiyonla etkili bir korunma sağlarlar. Etki mekanizmaları doğum kontrol hapları ile aynıdır. Kullanılmasının sakıncalı olduğu durumlar da yine doğum kontrol hapı ile aynıdır.
Avantajı, ayda bir yapılması ve her gün hap alma zorunluluğu olmamasıdır. Hasta uyumu yüksektir. Üç aylık iğnelerde olduğu gibi yöntem bırakıldıktan sonra gebelikte gecikme olmaz.
En sık görülen yan etki ise adet düzensizliğidir. Özellikle, ilk 3-6 ayda adetler çoğunlukla düzensiz olur, bazen uzun süreli aşırı kanamalar şeklinde olabilir. Yöntemin en sık bırakılma nedeni de düzensiz kanamalardır. Eğer, hasta yöntemi kullanmakta sebat ederse 6-12 ayda adetler hastaların çoğunda düzenli olmaya başlar, ancak yine de %30 hastada düzensizlikler devam edebilir. Diğer yan etkiler arasında kilo artışı, memelerde hassasiyet, sivilcelerde artış ve mide bulantısı sayılabilir.
İlk iğne adetin ilk beş gün içinde yapılır. Sonraki iğnelerin 28-30 günde bir yapılması önerilir. İğnenin yaptırılması 33 günden daha geç olursa yeni iğne yaptırılmadan gebelik ekarte edilmelidir.
Smear Testi - Smear Testi Nedir - Smear Testi Nezaman Yapılır - Smear Nedir - Smear Hakkında
Smear Testi
Smear (Servikal yayma) rahim ağzı (serviks) kanserinin ve kanser öncüsü durumlarının saptanmasını amaçlayan bir tarama testidir. Bu yöntem ile kanser öncesi hücresel değişikliklerin erken teşhisi ve tedavisi sonucu özellikle bunun yaygın olarak uygulandığı gelişmiş ülkelerde rahim ağzı kanseri görülme sıklığı %70 kadar azalmıştır. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde ise daha sıktır. Smear testinde anormal hücre bulunmayan bir kadında bir sonraki yıl içinde rahim ağzı kanseri veya kanser öncesi durumlarının görülme sıklığı %1'den azdır.
Rahim ağzı kanseri geliştiğinde şifa ile sonuçlanma olasılığı düşüktür. Buna karşın, kanser öncüsü lezyon aşamasında veya çok erken evre kanser aşamasında yakalandığında şifa ile sonuçlanma olasılığı oldukça yüksek bir hastalıktır. Bu nedenle erken tanı ve etkili bir tedavi çok önemlidir. Smear testi kanser öncüsü lezyonları yakalayabilen bir inceleme olarak bu konuda insanoğluna büyük yararlar sağlamaya devam etmektedir.
Rahim ağzı kanseri uzun bir "kuluçka dönemi" olan bir hastalıktır. Hücrelerde atipikleşme yani kanser öncüsü lezyonların ortaya çıkmasından kanser oluşumuna kadar geçen süre 5-10 yıl arasında ve bazı durumlarda daha uzundur.
Smear testi ayrıca, vajina ve rahim ağzındaki bazı enfeksiyonların tanı ve tedavisini de mümkün kılar.
Smear Nasıl Alınır
Muayene sırasında tahta spatül, pamuklu çubuk veya özel küçük fırçalarla rahim ağzı ve çevresine sürülerek hücreler alınır ve mikroskop lamı üzerine yayılır. Bu sırada hasta herhangi bir ağrı veya rahatsızlık hissetmez. Alınan materyal patoloji laboratuarına gönderilerek mikroskobik inceleme yapılır.
Smear Ne Zaman, Ne Sıklıkla Alınmalıdır
Genel olarak kabul edilen yaklaşım, cinsel olarak aktif olan her kadından yılda bir kez servikal smear alınmalıdır. Üst üste 3 yıl yapılan incelemelerde hiç anormal hücre saptanmazsa bu sıklık azaltılabilir. Ancak; sigara içen, ilk ilişkisini 18 yaşın altında yapmış olan, birden çok erkek ile ilişkisi olan, bazı virüslerin (HPV) saptandığı kadınlarda ve kanser riski bulunanlarda her yıl yapılmalıdır.
Düzenli aralıklarla test ve muayenenin yapılması hastalığın mümkün olan en erken dönemde yakalanmasını ve dolayısıyla kesin tedavi şansını sağlar. Ayrıca, düzenli aralıklarla yapılan jinekolojik muayene rahim ağzı kanserinden koruma dışında da diğer jinekolojik hastalıkların erken tanısında yararlar sağlar.
Rahmi alınmış kadınların da smear testini yaptırmaları gereklidir. Vajinayı kaplayan hücreler rahim ağzındakine benzerdir ve bunlarda da hücresel anormallikler gelişebilir. Özellikle, rahim ağzında anormal hücreler bulunması sebebiyle rahmin alındığı kadınlarda düzenli aralıklarla yılda bir smear testi yaptırılmalıdır.
Servikal Yayma Kesin Tanı Koydurur mu?
Smear testi bir tarama testidir. Anormal hücreler kanser öncüsü değişikliklere bağlı olabileceği gibi iltihaplanmalarda ve bazı virüs hastalıklarında da hücrelerde anormallikler, atipik değişiklikler görülebilir. Bu durumlarda enfeksiyon tedavi edildikten sonra tekrar smear almak uygun olur.
Kesin tanı için; şüpheli alanlardan biyopsi almak gereklidir.
Anormal Hücre Bulunduğunda Ne Yapılır?
Anormalliğin derecesi tedavi şeklini belirlemede önemlidir. Hafif derecede; herhangi bir tedavi yapmadan 3-6 ay sonra servikal yayma tekrarlanabilir ya da kolposkopi denen bir aletle rahim ağzı büyütülerek incelenir. Bunun dışında; yakma, dondurma, rahim ağzını koni şeklinde çıkarma gibi tedavi alternatifleri olgusuna göre karar verilerek uygulanabilir. Gerekli ve uygun olduğunda, rahmin alınması da düşünülebilecek bir tedavi yöntemidir.
Servikal Yaymanın Doğruluk Oranı Nedir?
Tüm tıbbi testler ve muayenelerde olduğu gibi seyrek olarak servikal yaymada da yanılma payı vardır. Ancak, düzenli aralıklarla yapılan testler ile bu yanılma payı asgariye indirilir. Testin yanlış negatiflik oranı yaklaşık %25'dir. Yani hastalığın bulunmasına rağmen testin normal çıkması olasılığı %25'dir. Burada smear alınış tekniğindeki hatalar, patologun deneyimi gibi pek çok faktör rol oynar.
Osteoporoz, kemik kütlesinin giderek azalmasıdır. Kemiğin mineral içeriği normaldir, sadece birim hacimdeki mineral yoğunluğu azalmıştır. Osteoporoz, sağlam kemiklerin yavaş yavaş erimesine ve zayıflamasına neden olan bir hastalıktır. Zayıflayan kemikler daha kolay kırılır hale gelir. Vücuttaki bütün kemikler bu durumdan etkilenmekle beraber kemik erimesi omurlarda, kalça ve bilek kemiklerinde daha belirgindir. Kemik kırıkları özellikle yaşlılarda tehlikeli bir durumdur.Kemiklerin sertleşmesini sağlayan asıl mineral kalsiyumdur. Osteoporozdan etkilenenlerin %80''i kadındır. Çünkü kadınların kemikleri daha incedir ve menopoz sonrası meydana gelen bir takım hormon değişiklikleri kemik erimesini hızlandırır. Osteoporoz erkeklerde daha nadirdir ve genellikle 70 yaşından sonra görülür.
Çoğunlukla vücutta bir kemik kırığı oluşmadan önce belirti vermez.
Sırt-bel ağrısı
Boyun giderek azalması ve vücudun daha öne doğru eğikleşmesi
Omurlarda, kalça ve bilek kemiklerinde kırıklar oluşması
Küçük travmalarla veya kendiliğinden oluşan kemik kırıkları
Osteoporozun nedeni tam olarak bilinmese de kemik erimesinin nasıl meydana geldiği iyi bilinmektedir. Normal şartlarda, bir yetişkinin toplam kemik kütlesinin %6-12''si her yıl yenilenir. Kemik kütlesi 20''li yaşların sonunda maksimum yoğunluktadır. 30''lu yaşların sonunda veya 40''lı yaşların başında ise kemik kütlesi yavaş yavaş azalmaya başlar. Çünkü bu yaşlarda kemiklerde kalsiyum kaybı görülür ve alınan toplam kalsiyum miktarı kayıp miktarını karşılayamaz.
Kadınlarda, menopozdan sonraki ilk 3-7 yıl arasında kemik yoğunluğundaki bu azalma daha şiddetlidir. Sebebi, kemiklerin kalsiyumu tutmasına yardımcı olan östrojen hormonunun menopoz sonrası çok hızlı şekilde azalmasıdır. Diğer taraftan kemik yoğunluğunun yaşlanma sonucu bir miktar azalması doğaldır. Bazı kişiler osteoporoz açısından daha yüksek risk altındadır. Bu kişiler arasında aşağıdakiler sayılabilir.
• İnce kemikli veya sigara ve içki içen veya hareketten uzak bir yaşam tarzı süren kadınlar
• Ailesinde osteoporoz hikayesi olan veya özellikle 40 yaşından önce yumurtalıklarını aldırmış kadınlar
• Menopoza girmiş kadınlar
• Kronik böbrek hastalığı veya daha önceden geçirilmiş mide-barsak ameliyatı gibi kalsiyum emilimini bozan rahatsızlıkları olanlar
• Hastalığa bağlı uzun süren hareketsizlik geçiren kişiler
• D vitamini yapımında bozukluk olan kişiler
• Cushing hastalığı, tiroid hastalığı olanlar veya uzun süre kortizon, heparin tedavisi alan kişiler
• Kemiklerinde gelişme bozukluğu olan hastalar
• Beslenme bozukluğu olan kişiler
• Kemik yoğunluğunun ölçülmesi: Absorpsiometri veya kantitatif bilgisayarlı tomografi yöntemleri kullanılır.
• Kan ve idrar tahlili: Kalsiyum miktarı ölçülür, kalsiyum kaybı olup olmadığına bakılır. Genellikle diğer kemik minerallerinin seviyeleri normaldir.
• Kemiklerin röntgen filmlerini çekmek: Standart röntgen filmi, kemik kütlesinin %20-30''u kaybedilmeden herhangi bir bulgu vermez. Dolayısıyla osteoporozun erken teşhisinde yeri yoktur.
Adet Kanamasını Geciktirmek - Adet Kanamasını Geciktirme Zararları - Adet Düzensizliği
Sosyal hayat içerisinde kadınların çekindikleri ve rahatsız oldukları konulardan birisi de zamansız adet görmektir. Örneğin izin döneminde adet görecek olan ya da düğününe birkaç hafta kala balayı döneminde adet göreceğini fark eden kadın doğal olarak huzursuz olur.
Bu adet dönemini atlatmak ya da en azından işi sona erene kadar geciktirmek için yöntemler araştırmaya başlar. Bu yöntemlerin çoğu eşinden dostundan duyduğu ya da daha önce başka bir arkadaşının kullandığı yöntemdir. Oysa bu tür bir bilgi neticesinde elde edilen ilacı kullanmak ya da eczaneye giderek adet geciktirici ilaç almak zaman zaman oldukça olumsuz sonuçlar verebilir. Ya da daha kötüsü adet kanamasının zamanından önce getirmek için eczaneden adet söktürücü olarak tabir edilen ancak aslında hiçbir şekilde bu amaç için kullanılmayan ilaçlardan temin ederek kanamasını vaktinden önce görmeye çalışabilir.
Bu tür davranışlar kişinin hormonal dengesinde sonradan düzeltilmesi çok zor düzensizliklere neden olabilir.
Jinekologlar olarak profesyonel yaşantımız içinde adet gecikmesi olan kadınların eczaneye giderek eczacı önerisi ile adet söktürücü ilaç kullandıklarına sıkça tanık oluyoruz. Oysa tıp bilminde ve farmakolojide "adet söktürücü" olarak tabir edilen bir ilaç grubu yoktur. Bu amaçla kullanılan ve bazı sorumsuz eczacıların hatta eczane kalfalarının kendi kafalarına ve sınırlı bilgilerine göre önerdikleri ilaçlar vardır. Bu kişiler bir yerde kendilerine göre haklıdırlar. Zira hekimlerin adet gecikmesi olan kişilerde reçete ettikleri ilaç sayısı birkaç tane ile sınırlıdır. Eczacıların farkında olmadığı ise hekimin bu ilacı yazarken adet gecikmesinin altında yatan patolojik bir durum olmadığını saptadığıdır. Örneğin gebe olduğu için adet gecikmesi olan bir kişinin eczaneye giderek adet söktürücü iğne istediğini düşünelim. Eczacının da gebelik testi yaptığını ve sonuç negatif çıktığı için kadını bu tür bir iğne yaptığını farz edelim. İdrarda yapılan gebelik testlerinin yanılma oranının kısmen yüksek olduğunu düşündüğümüzde bu kadın iğneden sonra da adet görmeyecektir. Eğer gebelik ürünü içeride hayatını kaybeder ise kanama olmayacağından kadının hayatını dahi tehdit edebilecek komplikasyonlar ortaya çıkabilecektir.
Ya da bu kadının gebeliği bir dış gebelik ise, gebelik rüptüre olabilecek ve iç kanama nedeni ile kadının hayatı yine tehlikeye girebilecektir. Gebelik olmasa bile adet gecikmesinn nedeni hormon salgılayan bir yumurtalık kisti olabilir. Bu durumda da hastanın tedavisi yetersiz kalacaktır. Olası bir komplikasyonda eczacının sorumluluğu yoktur. Oysa hekim bu tür bir vakada jinekolojik muayene, ultrasonografi ve kan tetkiklerini yaparak adet gecikmesinin patolojik bir nedene dayanmadığını gösterek ilaç reçete eder.
Adet kanamasının tarihi uygunsuz bir zaman denk geldiğinde en uygun yöntem kanamayı erkene almaya çalışmak değil geciktirmektir. Bu amaçla çeşitli ilaçlar kullanılabilir. Örneğin doğum kontrol hapı kullanıyorsanız iki kutu arasında bir hafta ara vermeyerek, ilk kutu bitiminde hemen yeni bir kutuya başlayarak o periodunuzu geciktirebilirsiniz.İkinci kutudan sonra ise ara vermeniz gereklidir.
Eğer herhangi bir ilaç kullanmıyorsanız doktorunuzla görüşmelisiniz. Kendise size uygun bir ilaç önerecektir. Bu tür ilaçlar kullanmak için kist vb. gibi herhangi bir patolojik durum olmamalıdır. Unutmayın adet geciktirmek amacı ile alınan ilaçlar en fazla 10 gün süre ile kullanılmalı ve beklenen adet kanamasından 3 gün önce başlanmalıdır.
Balıkesir Hanları - Balıkesir Yöresi Hanları - Balıkesir Tarihi Hanları
Çobanoğlu Hanı
Ayvalık Altınova, İnönü Caddesinde bulunan Çobanoğlu Hanı'nı kitabesinden öğrenildiğinden göre 1887-1888 yıllarında Osman Ağa yaptırmıştır. Giriş kapısı üzerinde, dört satırlık mermer bir yazıtı bulunmaktadır. Dr.Bozkurt Ersoy'dan öğrendiğimiz bu yazıtta:
"Sezadır vasfını Osman Ağanın eylemek her dem
Ayazmand sukını ali-himemle eyledi ihya
Didim itmamına cevher feşanla tarih ey Şükri
Yapıldı mirsadında ta misafirhane çok ala
1305 (1887-1888)".
Tek katlı avlulu bir planı olan hanın günümüze yalnızca yuvarlak kemerli girişi ile bunun arkasındaki beşik tonozlu koridoru orijinal olarak gelebilmiştir.
Şükrü Bey Hanı
Ayvalık, Altınova Bucağında İnönü Caddesinde bulunan, Çobanoğlu Hanı'nın karşısında yer alan bu yapının da kitabesi günümüze gelememiştir. Bununla beraber Çobanoğlu Hanı kitabesinden yararlanılarak bu hanın l887-l888 yıllarında Şükrü Bey tarafından yaptırılmış olduğu sanılmaktadır.
Hanın kuzey cephesi iki katlıdır ve sonraki devirlerde önüne tek katlı dükkanlar eklenmiştir. Kaba yontma taş ve tuğladan yapılmış olan hanın ikinci katına dikdörtgen pencereler sıralanmıştır. Hanın ortasındaki giriş kapısı taş söveli taştan yuvarlak kemerlidir. Kapının üzerinde "Osmanlı Sigorta Şirketi Umumiyesi" ibaresi ile altına Fransızca "Sociele Generale Assurances Ottomane" yazılmıştır. Buradaki girişten düz ahşap tavanlı bir tavanın örttüğü bir koridor ile avluya ulaşılmaktadır. Avluda alt katı tuğla ayaklı revaklar bulunmaktadır. Hanın diğer duvarları revaksızdır. Avlunun batısında, kenarda yuvarlak kemerli ikinci giriş kapısının yerin bulunduğu mekan büyük olasılıkla ahırlara ayrılmıştır.
Avlunun ortasında bir şadırvan olduğu günümüze gelebilen izlerden anlaşılmaktadır. Hanın kuzey cephesindeki ikinci kata çıkılan merdiven açıklıkları örülmüştür.
Balkan Düğünü - Balkan Düğünü Dizisi - Balkan Düğünü Dizi Oyuncuları - Balkan Düğünü Dizisi Konusu - Balkan Düğünü Yeni Dizi
Son olarak "Gece Sesleri" dizisinde rol alan Özgür Çevik, Saadet Işıl Aksoy ile sıcak bir komedi dizisinde başrol oynayacak. "Elveda Rumeli" dizisinin yapımcısı olan Adam Filmin çektiği dizinin tamamı yine Makedonya'da çekilecek . Dizinin adı ise "Balkan Düğünü". Yetenekli ouyuncu Saadet Işıl Aksoy, "Kalpsiz Adam" tecrübesinden sonra şeytann bacağını bu sefer kırabilecek mi göreceğiz. Dizinin yönetmenliğini ise şu sıralar Erkan Petekkaya ve Beren Saat'ın oynadığı "Gecenin Kanatları" filmin yönetmeni Serdar Akar yapacak.
Kül Ve Ateş - Yeniz Sezon Diziler - Yeniz Sezon Kül Ve Ateş - Yeni Dizi Kül Ve Ateş - Kül Ve Ateş Oyuncuları - Kül Ve Ateş Dizisi - Kül Ve Ateş Dizi Konusu - Başak Köklükaya - Serhat Tutumluer - Star Tv - Star Tv Yeni Sezon - Star Tv Dizileri
Yapımcılığını Asis'in yaptığı "Kül ve Ateş" dizisinin oyuncuları belli oldu. Son olarak "Yanık Koza"'da izlediğimiz Başak Köklükaya'ya Serhat Tutumluer eşlik ediyor.
Bu oyunuclara iki deneyimli sanatçi eşlik edecek. Şerif Sezer ve uzun süredir ekranlardan uzak duran bir isim olan Hakan Balamir.Balamir geçen sezon bir talihsizlik yaşamış ve Türkan Şoray ile oynadıkları dizi yayınlanmadan kaldırılmıştı. birde şimdilik kesinleşmeyen ama adı geçen 2 oyuncu da Kül ve Ateş dizisinde oyanaybilir. Diğer oyuncularda belli oldu. Serap Aksoy, Merve Boluğur, Mehmet Aslan ve Erkan Bektaş
Yönetmenliğini Cemile Kırmızı Karataş'ın yapacağı dizi yeni sezonda Star Tv'de yayınlanacak.
Çekimleri Antakya'da yapılacak olan dizinin konusu Jane Austin'in "Sense and Sensibility" kitabının "uyarlaması olduğu konuşuluyor.
Kafkas - Kafkas Yeni Dizi - Show Tv - Yeniz Sezon Show Tv - Show Tv Dizileri - Kafkaf Show Tv'de - Kafkas Dizi Oyuncuları - Kafkas Dizi Konusu - Yeni Dizi Kafkas
Kafkas Dizisi Yeni Yayın DöneminDe Show Tv'de
Kafkas' dizisi için 1 milyon dolar bütçe
Sinan Çetin, Show Tv'de'de ekrana gelecek olan ve başrolünde oğlu Rüzgar'ı oynattığı 'Kafkas' dizisi için 1 milyon dolar bütçe ayırdı.
Ünlü yönetmen ve yapımcı Sinan Çetin'in 1,5 yıldır üzerinde çalıştığı dizinin çekimleri için Beykoz'da bir plato kuruldu.
Dizide, Kafkasya'daki Karaçay Türkleri'nin Bolşevik Devrimi'nde uğradığı baskılar ve bu sırada yaşanan büyük bir aşk konu ediliyor.
Yeni yayın döneminde Show Tv'de'de ekrana gelecek olan dizinin başrolünde ise Sinan Çetin'in 24 yaşındaki oğlu Rüzgar ile Hande Subaşı oynuyor.
Dizinin diğer rollerinde ise Sinan Albayrak, Sönmez Atasoy, Gerçek Sağlar, Şebnem Dilligil, Meral Orohsay ve Eray Özbal yer alıyor.
Erhan Baytimur'un yönettiği dizinin senaryosunu ise Ayça Baytimur, Uğur Yağcıoğlu, Gürkan Tanyaş ve Sönmez Köksal yazıyor.