MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • Konu: Aşk Ve Ceza
    Bodrum-İstanbul - Aşk Ve Ceza Dizisi - Yeni Dizi Bodrum-İstanbul - Aşk Ve Ceza Yeni Dizi - Murat Yıldırım - Kudret Sabancı

    Murat Yıldırım, "Asi" dizisininden sonra TMC için çekeceği yeni dizi ile ilgili bilgiler ulşamaya başladı. Dizinin Şimdilik Adı Bodrum-İstanbul. Diziyi yine geçen 3 sezondur olay yaratan "Binbir Gece" dizisinin yönetmeni Kudret Sabancı yönetecek.

    noimage

    Yeni sezonda "Savaş" ismi ile anılmaya başlanacak olan Murat Yıldırım'ın dışında dizi de yer alacak oyunuclar ise henüz beli değil.

    Dizinin Konusu:

    Dizi Van-Bodrum-İstanbul üçgeni içinde geçiyor. Yasemin adlı genç bir reklamcı, ablasının yıllar önce evlilik dışı bir ilişki yaşamış, hamile kalmış ve ardından kürtaj sırasında ölmüş olmasından dolayı evlilik öncesi ilişkiye girmeyeceği konusunda babasına söz vermiştir ve nişanlıdır. Fakat daha sonra Nişanlısı ve en yakın arkadaşını yatakta yakalar. Kendisini barlara ve ilk gördüğü erkek olan Savaş'ın kollarına atar. O gece birlikte olurlar. Sabah Yasemin ortadan kaybolmuştur.

    Savaş ise Van kökenli fakat geleneklerle derdi olan Boğaziçi İşletme mezunu kariyer sahibi bir erkektir. Ailesinden olabildiğince uzak durmaya çalışmıştır. Babasının esrarengiz vefatının ardından ise hem kendisine kalan şirketin yine babasından kalan pis işlerini ortadan kaldırarak modern bir hale dönüşmesini sağlamaya çalışırken bir yandan da ölen amcasının dul kalan eşi Çiçek ile berdel Evliliği yapması gerekmektedir. Ve bir gün Yasemin ile Savaş'ın yolları, ertesi gün pişmanlık içinde kalan ve tüm hayatını kariyerine adamaya karar veren Yasemin'in şirketinde kesişir. Ancak aralarında zaten bir bağ vardır. Kendi küçük fakat büyük bir bağ; Yasemin o geceden hamiledir.


    İlerleyen Zamanlarda Hangi Kanalda Olduğu Hakkında Bilgi Verilecek..
#14.08.2009 15:53 0 0 0
  • Evet Aslında Başkasının Geçmesindense Dizinden Ayrılması Daha İyi..

    Pınar'ı Akedemi Türkiye'den Sevmiyordum Zaten :D
#14.08.2009 15:43 0 0 0
  • Konu: Amarok
    Amarok - Amarok Nedir - Amarok Tarihçesi - Amarok Sporu

    Amarok eski Türklerin ilk dövüş sanatı. Modern hali, Hakan Haslaman tarafından sistematikleştirilmiş ve uygulanmıştır.
    Amok, Alpağutnung Mengü Az Rak Oğuz Köreşi`nin kısaltmasıdır. Bu spor özgün uzun adı yerine genelde amok kısaltmasıyla tanınır.

    Uzun adının açıklaması

    Alpağut
    eski bir Türk savaşcısı, kutsal bir kişi;

    Mengü
    sonsuz, ebedi;

    Az Rak
    ender;

    Oğuz
    eski Türklerin bir Tanrısı (bu sanatta bilinen Oğuz soyu anlamına gelmez);

    Köreş
    Bugün Güreş olarak kullanılan sözcük, eski çağda dövüşme veya çatışma anlamına gelir.

    Bu Dövüs sanati'nin özellikleri cok cesitli ayrintilardan gerceklesir ve diger Dövüs sanatlarin'dan baskadir. Ilk olarak Amarok gizemcilik yasamina baglidir. Bunun yararindan kisinin kendi icinizdeki sakli olan gücü ve bilincligini kolay bir bicimde elde eddirebilir. Calisma yöntemi cok genis kapsamda. Amarokun bir Kök bilim dali vardir. Bu genelde baska Dövüs sanatlarin'da da ögrenilebilinir. Amarok ilkeleri üzerine kurulmus Kök bilim dallarindan arti bazi Bas- ve Silah dövüs bilim dallarida vardir ve Samanizm dersi ile icgüdü ayrintilarina baglidir. Hernersenin daha gercekci olabilmesi icin, bütün bilim dallarinin yoklamalari, yabandoga calismalariyla baglandirilir.

    Ögrenciye dövüsden önce elde etmesi gereken bütün bilgiler ögretilinir, yani derisme, ten esgüdümü vs.. Önemli olan ögrencinin her anda dogru düsünce ve devinim etmenin bilincligini ögrenmesidir. Cok veya az agirlikli veya saglik sorunlari olan ögrencilerede uygun olan egitim yöntemleri verilir ve ögrenci yinede genelde kendi dogal gücünün calismasini Amarok ilkelerinden uzaklasmadan gerceklestirir. Önemli olan gereksizler yöntemleri birakip, yanlizca gerekenlerle dövüsmekdir.
    Amarok bunun icin kurulu tehlikeli vuruslari tanimanizi ve duruma göre bu vuruslari Dövüsde kullanmamanizimi, yanlizca gerektigi an kullanmanizi ögretir. Amarokun özelliklerinden biri, ögrencilerin bircok dövüs bilim dallarini birbiriyle baglaya bilmesini ögrenmeleridir. Bir ögrenci Amaroku birakip baska bir dövüs yöntemine gidecek olursada, o dövüs sanatlarina büyük uyum sorunu yasamaz.

    Amarokda ögrencinin en büyük görevi dört önemli geleneksel dövüs bilim dallari üzerinde carismasidir, nedenki Amarokun gercek özelligi bunlardir. Ögretimin ilk basinda ögrenci bas bilim ballarindan sonra, gizemlik dövüs sanatini ögrenir. Bu dövüs sanati, Samanizm (eski Atadini Qamcilik) gizemcilik dersinin derin köklerindendir. Ögrenciler bu sanatdan kendi ic gücünü uyandirmayi ögrenir ve bu yolculukda görünmeyen dövüs sanatini elde etmeye calisir. Bu ders daha cok dövüs bilim dallarindan gelmisdir, ilk olarak kurami ögretilir ve uygulamasinida Amarokda ki ilerlemesiye ögrenciye ögretilir. Bu sanat ögrencinin bütün Ögrenci- ve Usta ölcülerinde yoldasidir, bütün yasam cizgisinde yanindadir. Bu dövüs sanati gizemcilikAcunda, derin düsünce yoluyla ic güclerinin bulunmasina yardim eder, büyü ve benzeri islerle ilgisi yoktur.

    Kurtstili bir savascinin icindeki yabani özelliklerinin güclerini uyandirir. Amarokun gercek anlami bu yöntem üzerine kurulmusdur. Bu yöntem icinde Amarokun kurucusunu Usta Alpagutu su soruyu düsündürtmüsdü:
    "Herhangi bir kisi, kendi icindeki bütün kisiligini degistirebilir mi?"
    Ancak isin gercegi yanliz distan yirtici yaratiklarin dövüs uygulamalarini Kung-Fu da oldugu gibi yankilamak degildi. Usta Alpagutun bilmek istedigi, bir kisi kendi tinini, yani tininin icindeki kisiligini bir yabani yaratigin kisiligine döndüre bilirmi? Samanizm bilim dersi bunun gerceklesmesini saglar. Ögrenci bu bilim dalinda bütün kisiligini bir yirtici yaratigin kisiligine kisa bir anda degistirebilir. Bir yirtici yaratik gibi düsünür ve dövüsür. Nedenki kisiligi bir yirtici yaratik olur, yanlizca düsünceleri ve uygulamalari kalir. Bu bilim dali cok yüksek bir bilinclik gerektirir. Sonucda bir kurtadami olacaginizi düsünmeyin, bu bir uydurmadir, gercek ise baskadir. Bu gercegi Amarok ögrencilerine veriyor. Usta Alpagut, ne büyük bir gizemi bu yöntemde aciga verdiginin bilincinde. Bu ders düsündügünüzden gücdür ve ögrenen icin de sorunsuz sayilmaz. Icinizdeki yabani yaratigin duygularini ve kisiligini elde tutmaniz gerekir. Yanliz elde tutmakda yeterli degil, devamli bilincle olmaniz gerekir. Gerektigi anda, yani Dövüsde ikinizde ki ikinci kisiliginizi kullanabilirsiniz. Bu aciklamalar basinizi karistirabilir, ancak gizemcilikde gecilmeyecek engel yokdur.

    Diger bilim dallari:

    - Tängri Oguzun Vurusu
    - Türk Tokati
    - Es Kilic Dövüsü
    - Kargi Dövüsü
    - Ok atisi
#14.08.2009 15:41 0 0 0
  • Gece İle İlgili Ayetler - Gece Ve Ayetler

    Hani Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Ama sonra siz, onun arkasından buzağıyı (tanrı) edinmiş ve (böylece) zalimler olmuştunuz. (2/51)

    Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (2/164)

    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, sizin örtüleriniz, siz de onlara örtüsünüz. Allah, gerçekten sizin, nefislerinize ihanet etmekte olduğunuzu bildi, tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı. Artık onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazdıklarını dileyin. Fecir vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ayırd edilinceye kadar yiyin, için, sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescidlerde itikafta olduğunuz zamanlarda onlara (kadınlarınıza) yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır, (sakın) onlara yanaşmayın. İşte Allah, insanlara ayetlerini böylece açıklar; umulur ki sakınırlar. (2/187)

    Onlar ki, mallarını gece, gündüz; gizli ve açık infak ederler. Artık bunların ecirleri Rableri katındadır, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (2/274)

    Geceyi gündüze bağlayıp-katarsın, gündüzü de geceye bağlayıp-katarsın; diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Sen, dilediğine hesapsız rızık verirsin." (3/27)

    Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. (3/113)

    Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır. (3/190)

    Onlar, insanlardan gizlerler de Allah'tan gizlemezler. Oysa O, kendileri, sözden (plan olarak) hoşnut olmayacağı şeyi 'geceleri düzenleyip kurarlarken,' onlarla beraberdir. Allah, yaptıklarını kuşatandır. (4/108)

    Geceleyin ve gündüzün barınan herşey O'nundur. O, işitendir, bilendir. (6/13)

    Sizi geceleyin öldüren (uyutan) ve gündüzün 'güç yetirip etkilemekte (yapıp kazanmakta) olduklarınızı' bilen, sonra adı konulmuş ecel doluncaya kadar onda sizi dirilten (uyandıran) O'dur. Sonra 'en son dönüşünüz' O'nadır. Sonra yapmakta olduklarınızı size O haber verecektir. (6/60)

    Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir yıldız görmüş ve demişti ki: "Bu benim rabbimdir." Fakat (yıldız) kayboluverince: "Ben kaybolup-gidenleri sevmem" demişti. (6/76)

    O sabahı yarıp çıkarandır. Geceyi bir sükun (dinlenme), güneş ve ay'ı bir hesap (ile) kıldı. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen Allah'ın takdiridir. (6/96)

    Biz nice ülkeleri yıkıma uğrattık. Geceleri uyurlarken ya da gündüzün dinlenirlerken bizim zorlu azabımız onlara geliverdi. (7/4)

    Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah'tır. Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten, güneşe, aya ve yıldızlara kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (yalnızca) O'nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir. (7/54)

    O ülkeler halkı, geceleri uyurken, onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler? (7/97)

    Musa ile otuz gece için sözleştik ve ona bir on daha ekledik. Böylece Rabbinin belirlediği süre, kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a "Kavmimde benim yerime geç, ıslah et ve bozguncuların yolunu tutma" dedi. (7/142)

    Gerçekten, gece ile gündüzün ardarda gelişinde ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde korkup-sakınan bir topluluk için elbette ayetler vardır. (10/6)

    Dünya hayatının örneği, ancak gökten indirdiğimiz, onunla insanların ve hayvanların yediği yeryüzünün bitkisi karışmış olan bir su gibidir. Öyle ki yer, güzelliğini takınıp süslendiği ve ahalisi gerçekten ona güç yetirdiklerini sanmışlarken (işte tam bu sırada) gece veya gündüz ona emrimiz gelmiştir de, dün sanki hiçbir zenginliği yokmuş gibi, onu kökünden biçilip atılmış bir durumda kılmışız. Düşünen bir topluluk için biz ayetleri böyle birer birer açıklarız. (10/24)

    Kötülükler kazanmış olanlar ise; her bir kötülüğün karşılığı, kendi misliyledir. Bunları bir zillet sarıp kaplar. Onları Allah'tan (kurtaracak) hiçbir koruyucu yok. Onların yüzleri, sanki bir karanlık gecenin parçalarına bürünmüş gibidir. İşte bunlar ateşin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır. (10/27)

    De ki: "Düşündünüz mü hiç, eğer O'nun azabı size gece veya gündüz geliverirse, suçlu-günahkarlar, bunu ne diye erkene almak istiyorlar?" (10/50)

    O, dinlenmeniz için geceyi, gündüzü de aydınlatıcı (mubsir) olarak sizin için yaratmıştır. Şüphesiz işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır. (10/67)

    (Elçiler) Dediler ki: "Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana kesin olarak ulaşamazlar. Gecenin bir parçasında ailenle birlikte yürü (yola çık). Sakın, hiçbiriniz dönüp arkasına bakmasın; fakat senin karın başka. Çünkü onlara isabet edecek olan, ona da isabet edecektir. Onlara va'dolunan (azab) sabah vaktidir. Sabah da yakın değil mi?" (11/81)

    Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namazı kıl. Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlara bir öğüttür. (11/114)

    Ve O, yeri yayıp uzatan, onda sarsılmaz-dağlar ve ırmaklar kılandır. Orada ürünlerin her birinden ikişer çift yaratmıştır; geceyi gündüze bürümektedir. Şüphesiz bunlarda düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (13/3)

    Sizden sözü saklı tutan da, onu açığa vuran da, geceleyin gizlenen de ve gündüzün ortaklıkta gezen de (O'nun katında bilme bakımından) birdir. (13/10)

    Güneşi ve ayı hareketlerinde sürekli emrinize amade kılan, geceyi ve gündüzü de emrinize amade kılandır. (14/33)

    Hemen aileni gecenin bir bölümünde yola çıkar, sen de onların ardından git ve sizden hiç kimse arkasına bakmasın; emrolunduğunuz yere gidin." (15/65)

    Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O'nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır. (16/12)

    Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren O (Allah) yücedir. Gerçekten O, işitendir, görendir. (17/1)

    Biz geceyi ve gündüzü iki ayet kıldık; gece ayetini sildik de Rabbinizden bir fazl aramanız, yılların sayısını ve hesabı öğrenmeniz için gündüzün ayetini aydınlatıcı kıldık. Biz, herşeyi yeterince açıkladık. (17/12)

    Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namazı kıl, fecir vakti (namazda okunan) Kur'an'ı, işte o, şahid olunandır. (17/78)

    Gecenin bir kısmında kalk, sana aid nafile olarak onunla (Kur'an'la) namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır. (17/79)

    Dedi ki: "Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver." Dedi ki: "Senin alametin, sapasağlam iken, üç tam gece insanlarla konuşmamandır." (19/10)

    Andolsun, biz Musa'ya vahyetmiştik: "Kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, onlara denizde kuru bir yol aç, yetişilmekten korkmadan ve endişeye kapılmadan." (20/77)

    Şu halde onların söylediklerine karşı sabırlı ol, güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt). Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da tesbihte bulun ki hoşnut olabilesin. (20/130)

    Gece ve gündüz, hiç durmaksızın tesbih ederler. (21/20)

    Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur; her biri bir yörüngede yüzüp gidiyor. (21/33)

    De ki: "Gece ve gündüz sizi Rahman'dan kim koruyabilir?" Hayır, onlar Rablerini zikirden yüz çevirenlerdir. (21/42)

    İşte böyle; çünkü Allah, geceyi gündüze bağlayıp katar ve gündüzü geceye bağlayıp-katar. Şüphesiz Allah, işitendir, görendir. (22/61)

    Buna (ayetlerime) karşı büyüklük taslayarak; gece vakti de hezeyanlar sergiliyordunuz. (23/67)

    O, yaşatan ve öldürendir; gece ile gündüzün aykırılığı (veya ardarda gelişi) da O'nun (kanunu)dur. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız? (23/80)

    Allah, gece ile gündüzü evirip çevirir. Gerçekten bunda basiret sahipleri için birer ibret vardır. (24/44)

    O, geceyi sizin için bir elbise, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yayılıp-çalışma (zamanı) kılandır. (25/47)

    O, gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır; öğüt alıp-düşünmek isteyenler ya da şükretmek isteyenler için. (25/62)

    Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler. (25/64)

    Musa'ya: "Kullarımı gece yürüyüşe geçir, çünkü izleneceksiniz" diye vahyettik. (26/52)

    Kendi aralarında Allah adına and içerek, dediler ki: "Gece mutlaka ona ve ailesine bir baskın düzenleyelim, sonra velisine: Ailesinin yok oluşuna biz şahid olmadık ve gerçekten bizler doğruyu söyleyenleriz, diyelim." (27/49)

    Görmediler mi, biz geceyi onda sükun bulmaları için, gündüzü de aydınlık(la görsünler) diye yarattık. Şüphesiz, iman eden bir kavim için bunda ayetler vardır. (27/86)

    De ki: "Gördünüz mü söyleyin; Allah, kıyamet gününe kadar geceyi sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa, Allah'ın dışında size aydınlık verecek ilah kimdir? Yine de dinlemeyecek misiniz?" (28/71)

    De ki: "Gördünüz mü söyleyin, Allah kıyamet gününe kadar gündüzü sizin üzerinizde kesintisizce sürdürecek olsa Allah'ın dışında size içinde dinleneceğiniz geceyi getirecek ilah kimdir? Yine de görmeyecek misiniz? (28/72)

    Kendi rahmetinden olmak üzere O, sizin için, dinlenmeniz ve O'nun fazlından (geçiminizi) aramanız için geceyi ve gündüzü var etti. Umulur ki şükredersiniz. (28/73)

    Geceleyin ve gündüzün uyumanız ile O'nun fazlından (geçiminizi temin için rızkınızı) aramanız, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz işitebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır. (30/23)

    Görmüyor musun ki, gerçekten Allah, geceyi gündüze bağlayıp-katar, gündüzü de geceye bağlayıp-katar. Güneş ile ayı emre amade kılmıştır. Her biri, adı konulmuş bir süreye kadar akıp gider. Allah yaptıklarınızdan haberdârdır. (31/29)

    Kendileriyle, içlerinde bereketler kıldığımız memleketler arasında (biri diğerinden) görünebilen şehirler var ettik ve orada yürüme (imkanlarını) takdir ettik: "Oralarda geceleri ve gündüzleri güvenlik içinde gezip dolaşın" (dedik). (34/18)

    Za'fa uğratılanlar da büyüklük taslayanlara: "Hayır, siz gece ve gündüz hileli düzenler (kurup) bizim Allah'ı inkar etmemizi ve O'na eşler koşmamızı bize emrediyordunuz" dediler. Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını saklarlar; biz de inkâr edenlerin boyunlarına halkalar geçirdik. Onlar, yaptıklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı? (34/33)

    (Allah) Geceyi gündüze bağlayıp-katar, gündüzü de geceye bağlayıp-katar; güneşi ve ayı emre amade kılmıştır, her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedir. İşte bunları (yaratıp düzene koyan) Allah sizin Rabbinizdir; mülk O'nundur. O'ndan başka taptıklarınız ise, 'bir çekirdeğin incecik zarına' bile malik olamazlar. (35/13)

    Gece de kendileri için bir ayettir. Gündüzü ondan sıyırıp yüzeriz, hemen artık karanlıkta kalıvermişlerdir. (36/37)

    Ne güneşin aya erişip-yetişmesi gerekir, ne de gecenin gündüzün önüne geçmesi. Her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedirler. (36/40)

    Ve geceleyin. Yine de akıllanmayacak mısınız? (37/138)

    Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp-örtüyor. Güneşe ve aya boyun eğdirdi. Her biri adı konulmuş bir ecele (süreye) kadar akıp gitmektedir. Haberin olsun; üstün ve güçlü olan, bağışlayan O'dur. (39/5)

    Yoksa o, gece saatinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gönülden itaat (ibadet) eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini umud eden (gibi) midir? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler." (39/9)

    Allah, kendisinde sükun bulmanız için geceyi, aydınlık olarak da gündüzü sizin için var etti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı (sınırsız) bir fazl sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmiyorlar. (40/61)

    Gece, gündüz, güneş ve ay O'nun ayetlerindendir. Siz güneşe de, aya da secde etmeyin. Allah'a secde edin, ki bunları kendisi yaratmıştır. Eğer O'na ibadet edecekseniz. (41/37)

    Şayet onlar büyüklenecek olurlarsa, Rabbinin katında bulunanlar, O'nu gece ve gündüz tesbih ederler ve (bundan) bıkkınlık duymazlar. (41/38)

    Gerçekten Biz onu mübarek bir gecede indirdik, gerçekten biz uyaranlarız. (44/3)

    Ki onda (o gecede) her hikmetli iş ayrılır. (44/4)

    (Allah da:) "Öyleyse, kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, muhakkak takip edileceksiniz." (diye duasını kabul edip cevap verdi). (44/23)

    Gece ile gündüzün ardarda gelişinde (veya aykırılığında), Allah'ın gökten rızık indirip ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgarları (belli bir düzen içinde) yönetmesinde aklını kullanan bir kavim için ayetler vardır. (45/5)

    Gecenin bir bölümünde ve secdelerin arkasından da O'nu tesbih et. (50/40)

    Gece-boyunca da pek az uyurlardı. (51/17)

    Gecenin bir bölümünde ve yıldızların batışının ardında da O'nu tesbih et. (52/49)

    Geceyi gündüze bağlayıp-katar, gündüzü de geceye bağlayıp-katar. O, göğüslerin özünde (saklı) olanı bilendir. (57/6)

    (Allah) Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o kavmin, orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürsün. (69/7)

    Dedi ki: "Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz davet edip-durdum." (71/5)

    Az bir kısmı hariç olmak üzere, geceleyin kalk: (73/2)

    Doğrusu gece neşesi (gece ibadeti, insanın iç dünyasında uyandırdığı) etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından daha sağlamdır. (73/6)

    Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde (namaz için) kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir). Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. Sizin bunu sayamıyacağınızı bildi, böylece tevbenizi (O'na dönüşünüzü) kabul etti. Şu halde Kur'an'dan kolay geleni okuyun. Allah sizden hastalar olduğunu, başkalarının Allah'ın fazlından aramak için yeryüzünde gezip-dolaşacaklarını ve diğerlerinin Allah yolunda çarpışacaklarını bilmiştir. Öyleyse ondan (Kur'an'dan) kolay geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin. Hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah katında bulursunuz. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (73/20)

    Dönüp gittiği zaman geceye, (74/33)

    Gecenin bir bölümünde O'na secde et ve geceleyin uzun uzadıya O'nu tesbih et. (76/26)

    Geceyi bir örtü yaptık. (78/10)

    Gecesini kararttı, kuşluğunu açığa-çıkardı. (79/29)

    Kararmaya ilk başladığı zaman, geceye andolsun, (81/17)

    Geceye ve toplayıp-taşıdığı şeylere, (84/17)

    On geceye, (89/2)

    Akıp-gittiği zaman geceye, (89/4)

    Onu sarıp-örttüğü zaman geceye, (91/4)

    Sarıp-örttüğü zaman geceye andolsun, (92/1)

    'Karanlığı iyice çöktüğü' zaman geceye, (93/2)

    Gerçek şu ki, Biz onu kadir gecesinde indirdik. (97/1)

    Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren nedir? (97/2)

    Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. (97/3)

    Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, (113/3)
#14.08.2009 15:36 0 0 0
  • Bilek Güreşi - Bilek Güreşi Tarihçesi - Bilek Güreşi Nedir

    Bilek Güreşinin Kurallar ve Tarihçesi

    Bilek güreşi nedir: Beraberliği olmayan tek spor diye biliriz .bilek güreşi kısaca tanımlayacak olursak iki rakibin bilek güreşi masası denilen masanın üzerinde belli bir zaman süresi olamadan ve faul yapmadan (engellilerde oturarak Sağlamlarda ayakta) hakem gözetiminde rakibin elinin dış yüzeyini bilek güreşi masasının üst yanlarının da bulunan pete değdirmek veya pet seviyesine indirmek suretiyle rakibi yıkmasıdır.

    1. Sporcuların Komuttan önce rakibin koluna baskı uygulayarak yıkışa geçmesi Komut: (Ready - Go -hazır - başla ) demesini beklemeden başlamak.
    2. Rakiplerden birinin Dirseğinin Masanın üzerinde bulunan ve yarışmacıların dirseklerini koydukları (Bknz Yukarda masanın orta kısmında bulunan yassı Yastıklar Kırmızı mavi siyah olarak görünenler) yerden kalkması veya bunun dışına çıkması.
    3.Sporcuların Yıkış yapmadıkları elleriyle tuttukları elceklerden (Bknz Masanın kenarlarında bulunan tutamaklar) ellerini bırakmaları Fauldür.
    4.Hakem tutuşu yapılıriken sporcuların Hakemin kapattığı parmakları oynatması elini ve bileğini hakemin izni olmadan düzeltmesi (hakem tutuşu nedir: Yarışma esnasında rakiplerin elleri ani güç patlamasından dolayı çözüle bilir.Bu durum da hakem rakiplerin tutuşlarını bizzat kendisi yaptırır işte buna hakem tutuşu denir.)
    5.Hakem tutuşunda da rakipler birbirlerine eğer üstünlük sağlayamazlarsa yani elleri kaçarsa bu defa hakem tarafından bağlama kayışla ile eller bağlanır ve yarışma bu şekilde sonuçlandırılır.
    6.Yarışmada Hakemin verdiği karar değiştirilemez.Ancak sonuca itiraz etme hakkı vardır.sporcu isterse belli bir miktar ücret yatırarak maçın sonucuna itiraz edebilir.Hakemler tarafından da uygun görülürse maç tekrarlanır eğer itiraz eden sporcu maçı yine kaybederse itiraz için yatırdığı ücret yanar.
    7.Yarışmaya başlar iken eller birbirine paralel ve dirsekler masa üzerindeki pedlere temaslı olması gerekmektedir. Hiçbir sporcu yarışmaya diğerine göre avantajlı başlayamaz.
    8.Maç esnasında sporculardan birinin 2 faul alması durumunda maçı diğer yarışmacı kazanmış sayılır.
    9. Sporcunun müsabakalarda iki kere yıkılması durumunda elenir.
    10.Bir defa yıkılan sporcu mağluplar gurubundan yarışmaya devam eder.Kazanan sporcu ise galiplerden yarışmaya devam eder.Mağlup olan sporcu bu gruptaki diğer mağlup sporcularla karşılaşır eğer yenerse final maçına çıkabilir.

    Bilek güreşi Maçları Kilo usulüne göre Hem sağ kol hem de sol kol olmak üzere iki kolla da yapılır .Tabi Burada tercih tamamen sporcunun kendisine aittir.İsterse sag kol isterse de sol kolla yarışmaya katılır.

    KİLOLAR
    Gençler Erkek:50-55-60-65-70-75-80- +80
    Bayanlar Gençler: 45-50-55-60-65-70- +70
    Büyük Bayanlar 50 - 55 - 60 -65 - 70 - 80 - 80+

    Büyük Erkekler: 55-60-65-70-75-80-85-90-100-110- +110
    Engelli Erkekler 60-75-90- +90
    Engelli Bayanlar 60-+60


    Tarihçesi

    Aslında dünyanın en eski ve amatörce olan şekliyle bile en yaygın sporlarından biri olan bilek güreşinin bilinen ilk organize turnuvası 1952 yılında california nın Petaluma şehrinde bulunan Gilardi nin salonunda yapılmıştır.Bill Sobranes isimli genç araştırmacı bu bilinen ilk müsabakayı organize etmişti.ardından kuzey california ve california eyalet şampiyonaları düzenlendi.yapılan ilk dünya bilek güreşi şampiyonası 1962 yılında yine petaluma california da düzenlendi.bu müsabakanın ismi WWC idi,ve günümüze değin her yıl sonbaharda yapılmaktadır.

    WWC o sıralar dünyanın en iyi bilek güreşçilerine sahip abd ve kanadalıların çoğunlukla katıldığı bir şampiyonaydı.1967 yılında işadamı bob o'leary tarafından AAA (amerikan bilek güreşi federasyonu kuruldu,ve diğer ülkelerinde katılımıyla yapılan ilk dünya şampiyonası 1979 yılında kanadanın alberta eyaletine bağlı wetaskiwin şehrinde yapıldı.ardından 1980 hindistan,1981 brezilya,1982 abd,1983 kostarika,1984 yapılmadı,1985 meksika,1986 hindistan,1987 ingiltere,1988 isveç,1989 yunanistan,1990 abd,1991 israil,1992 isviçre,1993 kanada,1994 isveç,1995 brezilya,1996 abd,1997 hindistanda yapılmıştır.1997 yılında yapılan dünya şampiyonasında ülkeler arasında ihtilaflara sahne olmuş ve bu yıldan sonra her yıl 2 ayrı dünya şampiyonası düzenlenmiştir.o yıldan sonra dünya şampiyonaları 1998 kanada ve mısır,1999 rusya ve japonya,2000finlandiya ve abd,2001 italya ve polonya,2002 mısır ve abd,2003 abd ve rusya,2004 brezilya ve g.afrika cumhuriyetinde düzenlenmiştir.

    bizim katıldığımız ilk dünya şampiyonası 1988 yılında isveç te yapılandır.22 ülkenin iştirak ettiği şampiyonaya milli takımımız rahmetli Murat Boyraz,Erol Boyraz,Haydar Gildil,Nurettin Yüksel,Ömer Sezer,Turan Enginsoy ve Hilmi Yıldırım dan oluşan kadroyla katıldı.tek madalyamız 90kg da yarışan turan enginsoy dan geldi.ertesi yıl yunanistanda 55kg da ahmet eser 2.,65kg da kenan atakuru 3.,75kg da ömer sezer 2. olarak takımımıza toplam 3 madalya kazandırdılar.Haydar Gildil ülkemize ilk altın madalyayı getiren bilek güreşi sporcumuzdur
    1990 yılında katılmadığımız dünya şampiyonasının ardından 1991 yılında israil de haydar gildil ülkemize tarihimizdeki ilk altın madalyayı kazandırdı.

    1998 yılında devletimiz tarafından resmi olarak tanınan bilek güreşi önce his,ardından beyzbol ve son olarak ta 2002 yılında vücut geliştirme federasyonuna bağlandı.ilk resmi Türkiye şampiyonası 1998 yılında yalova da yapıldı.
#14.08.2009 15:31 0 0 0
  • Grup Özgürlük - Deniz'e - Grup Özgürlük Deniz'e - Grup Özgürlük Dinle - Deniz'e Dinle - Deniz Gezmiş - Grup Özgürlük Deniz'e Türküsü

#14.08.2009 15:24 0 0 0
  • Konu: Ragbi
    Ragbi - Ragbi Sporu - Ragbi Nedir - Ragbi Hakkında - Ragbi Oyun Kuralları

    Ragbi, iki takım arasında eliptik bir topun el ve ayaklarla kontrol edilerek sayı yapılması esasına dayalı olarak oynanan spor.

    Tarihçe

    1823'te İngiltere'de Rugby Kenti'nin aynı isimli okulunda doğan bir spordur. Okulda öğrenci olan William Webb Ellis'in futbol oynarken topu eline alıp sayı yapması ve diğer oyuncuların da bu oyun şeklini benimsemesiyle, ragbi oynanmaya başlar.
    Kısa sürede popüler hala gelen ragbi artan kulüp sayısı nedeniyle Rugby Union adında bir birlik kurulur. 1879 yılına kadar ragbinin temel kuralları belirlenir; oyuncu sayısının 15 olması gibi.
    Yine bu yıllarda Rugby Union'dan ayrılan bir grup Rugby Leauge adı altında farklı kurallarla ragbi oynatan bir birlik daha kurar. Dünyada ragbi halen bu iki ayrı birliğin meydana getirdiği kurallarla oynanmaktadır.
    Önceleri İngiltere'de yayılan ragbi, sonrasında İngiliz sömürgeleri'nde yayılmıştır. İngiltere, Galler, İskoçya, İrlanda, Fiji, Samoa, Tonga, Güney Afrika, Yeni Zelanda ve Avustralya'da çok meşhur olan bu oyun diğer eski İngiliz sömürgeleri'nde ve dünyanın genelinde yaygın değildir. ABD'de ragbiye benzeyen ancak koruyucu kıyafetler ve kask ile oynanan ve farklı kurallara sahip Amerikan futbolu oldukça yaygındır.

    Ragbinin Türkiye'ye gelişi

    Ragbi de futbol gibi 19.yy. sonlarında Osmanlı Devleti'nde bulunan yabancı uyruklular tarafından oynanmaya başlanmıştır. O devirlerde Rugby ve Futbol ayırımı tam olmadığından takımlar "Rugby Football Club" ismini alıyorlardı. Bu tanımlama ragbi kulüpleri için hala geçerlidir.
    Bundan yaklaşık bir asır sonra 1999 yılında, Marc Mercier, Dennis Ponds de Vier ve Chris Skirrow isimli üç yabancının, Türkiye'nin ilk ve tek gayri resmi Rugby Kulübü olan "Istanbul Ottomans RFC." yi kurmasıyla ragbi Türkiye'de amatör düzeyde oynanmaya tekrar başlanmıştır.

    noimage

    Bir ragbi maçı esnasında scrum pozisyonunda oyuncular.
#14.08.2009 15:08 0 0 0
  • Gazap İle İlgili Ayetler - Gazap Hakkında - Ayetler

    Gazaba uğrayanların ve sapmışlarınkine değil. (1/7)

    Siz (ise şöyle) demiştiniz: "Ey Musa, biz bir çeşit yemeğe katlanmayacağız, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarmısak, mercimek ve soğan çıkarsın." (O zaman Musa:) "Hayırlı olanı, şu değersiz, şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? (Öyleyse) Mısır'a inin, çünkü (orada) kendiniz için istediğiniz vardır" demişti. Onların üzerine horluk ve yoksulluk (damgası) vuruldu ve Allah'tan bir gazaba uğradılar. Bu, kuşkusuz, Allah'ın ayetlerini tanımazlıkları ve peygamberleri haksız yere öldürmelerindendi. (Yine) bu, isyan etmelerinden ve sınırı çiğnemelerindendi. (2/61)

    Allah'ın kullarından, dilediğine kendi fazlından (peygamberliği) indirmesini 'kıskanarak ve hakka baş kaldırarak' Allah'ın indirdiklerini tanımamakla, nefislerini ne kötü şeye karşılık sattılar. Böylelikle gazab üstüne gazaba uğradılar. Kafirler için alçaltıcı bir azab vardır. (2/90)

    Her nerede bulunurlarsa bulunsunlar -Allah'ın ipine ve insanların ipine (ahdine) sığınanlar başka- onlara zillet (zorluk damgası) vurulmuştur. Onlar, Allah'tan bir gazaba uğradılar da üzerlerine aşağılanma (damgası) vuruldu. Bu, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleri nedeniyledir. (Yine) Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları dolayısıyladır. (3/112)

    Allah'ın rızasına uyan kişi, Allah'tan bir gazaba uğrayan ve barınma yeri cehennem olan kişi gibi midir? Ne kötü barınaktır o. (3/162)

    De ki: "Allah katında, 'kesinleşmiş bir ceza olarak' bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allah'ın kendisine lanet ettiği, ona karşı gazablandığı ve onlardan maymunlar ve domuzlar kıldığı ile tağuta tapanlar; işte bunlar, yerleri daha kötü ve dümdüz yoldan daha çok sapmışlardır." (5/60)

    Onlardan çoğunun inkâra sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün. Kendileri için nefislerinin takdim ettiği şey ne kötüdür. Allah onlara gazablandı ve onlar azabda ebedi kalacaklardır. (5/80)

    Andolsun" dedi. "Rabbinizden üzerinize iğrenç bir azab ve gazab gerekli kılındı. Allah'ın kendileri hakkında hiçbir delil indirmediği ve sizin ile babalarınızın isimlendirdiği (düzüp uydurduğu) birtakım isimler (düzme tanrılar ve kurallar) adına mı benimle mücadele ediyorsunuz? Öyleyse bekleyedurun; şüphesiz, ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim." (7/71)

    Şüphesiz, buzağıyı (tanrı) edinenlere Rablerinden bir gazab ve dünya hayatında bir zillet yetişecektir. İşte biz, 'yalan düzüp-uyduranları' böyle cezalandırırız. (7/152)

    Kim onlara böyle bir günde -yine savaşmak için bir yana çekilen ya da bir başka bölüğe katılmak için yer tutanın dışında- arkasını çevirirse, gerçekten o, Allah'tan bir gazaba uğramıştır ve onun barınma yeri cehennemdir. Ne kötü bir yataktır o. (8/16)

    Onlardan sadakalar konusunda seni yadırgayacaklar vardır. Ondan kendilerine verilirse hoşlanırlar, kendilerine verilmediği zaman bu sefer gazablanırlar. (9/58)

    Kim imanından sonra Allah'a (karşı) inkâra sapıp da, -kalbi imanla tatmin bulmuş olduğu halde baskı altında zorlanan hariç- inkâra göğüs açarsa, işte onların üstünde Allah'tan bir gazab vardır ve büyük azab onlarındır. (16/106)

    Size, rızık olarak verdiklerimizden temiz olanlarından yiyin, bu konuda azgınlık yapmayın, yoksa gazabım üzerinize kaçınılmaz olarak iner: benim gazabım, kimin üzerine inerse, muhakkak o, tepetaklak düşmüştür. (20/81)

    Bunun üzerine Musa, kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndü. Dedi ki: "Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Size (verilen) söz (ya da süre) pek uzun mu geldi? Yoksa Rabbinizden üzerinize kaçınılmaz bir gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?" (20/86)

    Beşinci (yemini) ise, eğer o (kocası) doğru söylüyor ise, Allah'ın gazabının muhakkak kendi üzerinde olması(nı kabul etmesi)dır. (24/9)

    (Ateş,) Onları uzak bir yerden gördüğünde, onlar bunun gazablı öfkesini ve uğultusunu işitirler. (25/12)

    Yeryüzünde sizi halifeler kılan O'dur. Öyleyse kim inkâr ederse, artık inkârı kendi aleyhinedir. Rableri katında kafir olanlara kendi inkârları gazabtan başkasını arttırmaz ve kafir olanlara kendi inkârları kayıptan başkasını arttırmaz. (35/39)

    Şüphesiz küfredenlere de (şöyle) seslenilir: "Allah'ın gazablanması, elbette sizin kendi nefislerinize gazablanmanızdan daha büyüktür. Çünkü siz, imana çağrıldığınız zaman inkâr ediyordunuz. (40/10)

    O'na icabet olunduktan sonra, Allah hakkında (sözde) 'deliller öne sürüp tartışanların' delilleri, Rableri katında geçersizdir. Onların üzerinde bir gazab vardır ve şiddetli azab onlaradır. (42/16)

    (Bunlar,) Büyük günahlardan ve çirkin -utanmazlıklardan kaçınanlar ve gazablandıkları zaman bağışlayanlar, (42/37)

    İşte böyle; çünkü gerçekten onlar, Allah'ı gazablandıran şeye uydular ve O'nu razı edecek şeyleri çirkin karşıladılar; bundan dolayı (Allah,) amellerini boşa çıkardı. (47/28)

    Bir de; kötü bir zan ile zanda bulunan münafık erkeklerle münafık kadınları ve müşrik erkeklerle müşrik kadınları azablandırması için. O kötülük çemberi, tepelerine insin. Allah, onlara karşı gazablanmış, onları lanetlemiş ve onlara cehennemi hazırlamıştır. Varacakları yer ne kötüdür. (48/6)

    Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinenleri görmedin mi? Onlar, ne sizdendirler, ne onlardan. Kendileri de (açıkça gerçeği) bildikleri halde, yalan üzere yemin ediyorlar. (58/14)

    Ey iman edenler, Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinmeyin; ki onlar, kafirlerin mezar halkından umut kesmeleri gibi ahiretten umut kesmişlerdir. (60/13)

    Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında bir gazab (konusu olması) bakımından büyüdü (büyük bir suç teşkil etti). (61/3)
#14.08.2009 15:07 0 0 0
  • Schumacher gelecekte yarışıp yarışmama konusunda kararsız

    Michael Schumacher bugün Cenevre'de bir basın toplantısı düzenleyerek, F1'e geri dönüşünü iptal etmesinin sebeplerini açıklayarak, sezonun ilerleyen yarışlarında Ferrari adına yarışıp yarışmayacağını henüz düşünmediğini kaydetti.

    noimage

    7 kez dünya şampiyonluğu yaşayan Alman pilot, F2007 ile yaptığı testlerde boyun ağrılarının nüksetmesi üzerine, Valencia'da yarışma planlarından vazgeçmek zorunda kalmıştı.

    Schumacher, geri dönüşü ve sonrasında planlarını iptal etmek zorunda kalmasının ardından yapılan yorumlara değinerek, "Bu işte spekülasyonların olması oldukça doğal. İnsanlar kendi düşünce ve görüşlerini ifade ediyor. Ancak burada konunun aslı şu: çok istediğim şeyi yapamadığım için büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorum. Gerçekten düşündüğüm ve kabullenmem gereken tek şey bu" ifadelerini kullandı.

    "Beklemediğim bu şartlar nedeniyle ne kadar büyük bir düş kırıklığı ve üzüntü yaşadığımızı hayal edebilirsiniz" diyen Alman pilot,
    "Kendimizi çok ciddi şekilde (yeniden yarışmaya) hazırlamıştık. Kendi açımızdan, elimizden gelen herşeyi yaptık. Fakat başından beri de, hem biz, hem Ferrari, şartlar el verdiği takdirde bu işi yapacağımızı söyledik. Sonuçta, bu hedefe ulaşamamam üzüntü verici" dedi.

    Luca Badoer'in Felipe Massa yerine Avrupa GP'de yarışmak için seçilen doğru bir tercih olduğunu belirten Schumacher, "Luca çok iyi bir arkadaşım. Yıllardır, kendisini her an yarışmaya hazır tutabilmek için çok çalıştı" şeklinde konuştu.

    Badoer'in Massa'nın kazası sonrasında özellikle çalışmalarını yoğunlaştırdığını da kaydeden Schumacher, "Yarışlara dönmeden önce fiziksel olarak hazır olduğumun teyit edilmesi lazım olduğunu söylemiştik. Bu yüzden o da kendisini her ihtimale karşı yoğun şekilde hazırladı" dedi.

    Schumacher, "Badoer'in en iyisi olduunu düşünüyorum. Evet, uzun süredir yarışmadı, ancak bir yarışçı yarış ruhunu kaybetmez. Bu zorlu görevde kendisine başarılar diliyorum" diye konuştu.
#14.08.2009 15:02 0 0 0
  • Cemaat Hakkında Hadis-i Şerifler - Cemaat Hakkında - Hadis-i Şerifler

    * Hz. Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah'ın, yollarda dolaşıp zikredenleri araştıran melekleri vardır. AIIahu Teâlayı zikreden bir cemaate rastlarlarsa, birbirlerini "Aradığınıza gelin!" diye çağırırlar. (Hepsi gelip) onları kanatlarıyla kuşatarak dünya semasına kadar arayı doldururlar.

    Allah, -onları en iyi bilen olduğu halde- meleklere sorar: "Kullarım ne diyorlar?" "Seni tesbih ediyorlar, sana tekbir okuyorlar, sana tahmid okuyorlar. Sana tazim (temcid) ediyorlar" derler.

    Rabb Teâla sormaya devam eder: "Onlar beni gördüler mi?" "Hayır!" derler. "Ya görselerdi ne yaparlardı?" "Eğer seni görselerdi ibâdette çok daha ileri giderler; çok daha fazla ta'zim, çok daha fazla tesbihde bulunurlardı" derler. Allah tekrar sorar: "Onlar ne istiyorlar?" "Senden, derler, cennet istiyorlar." "Cenneti gördüler mi?" der. "Hayır ey Rabbimiz!" derler. "Ya görselerdi ne yaparlardı?" der. "Eğer görselerdi, derler, cennet için daha çok hırs gösterirler, onu daha ısrarla isterler, ona daha çok rağbet gösterirlerdi." Allah Teâla sormaya devam eder: "Neden istiâze ediyorlar?" "Cehennemden istiâze ediyorlar" derler. "Onu gördüler mi ?" der. "Hàyır Rabbimiz, görmediler!" derler. "Ya görselerdi ne yaparlardı?" der. "Eğer cehennemi görselerdi ondan daha şiddetli kaçarlar, daha şiddetli korkarlardı" derler. Bunun üzerini Rabb Teâla şunu söyler: "Sizi şâhid kılıyorum, onları affettim!"

    Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) sözüne devamla şunu anlattı: "Onlardan bir melek der ki: "Bunların arasında falanca günahkar kul dahi var. Bu onlardan değil. O başka bir maksadla uğramıştı, oturuverdi." Allah Teâla.. "Onu da affettim, onlar öyle bir cemaat ki onlarla oturanlar da onlar sayesinde bedbaht olmazlar" buyurur."

    * Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

    "Ümmetimden hak üzerine galip olarak duran bir gurup daima bulunacaktır. Onlardan ayrılıp yardıma koşmayanlar, Allah'ın emri gelinceye kadar onlara zarar vermeyecektir."

    * Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

    "Şüphesiz Allah, ümmetimi (veya Muhammed (s.a.s.)'in ümmetini dedi) sapıklık üzerine toplamaz. Allah'ın (şefkat, himaye ve kudret) eli cemaatle beraberdir. Cemaatten ayrılan kimse, ateşe ayrılmıştır."

    * Ebû Hüreyre radiya'llâhu anh'den:

    Şöyle demiştir: Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Nâs, ezan (okumak) da ve saff-ı evvelde (bulunmakta) ne (bereketler, hayır)lar olduğunu bilseler de (onlara nâil olmak için) kur'a atmaktan başka çâre bulamasalar kur'a atarlar. (Her namazın) ilk vaktinde (ki cemaatler) de olan (fazîlet)i bilseler (onlara yetişmek için) yarış ederler. Yatsı ile sabah (cemâatlerin) deki Eltâf-ı İlâhiyyeyi bilseler emekliye emekliye, (yâhud sürtüne sürtüne) de olsa onlara gider (terketmez)ler.

    * Amr İbnu Şuayb an ebîhî an ceddihi (radıyallâhu anh) tarikinden naklediyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Bir atlı bir şeytandır, iki atlı iki şeytandır, üç atlı bir gruptur."

    * Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: "Allah bir kulu sevdi mi, Cebrâil (aleyhisselam)'e şöyle seslenir: "Ben falanca kişiyi seviyorum, sen de sev!" Bunun üzerine semâda aynı şekilde nida edilir. Sonra, arz ehli arasına onun sevgisi indirilir. Bunu şu ayet ifade etmektedir: "İnanıp hayırlı iş işleyenleri Rahmân sevgili kılacaktır" (Meryem 96). "Allah bir kula buğzettimi, Cibril (aleyhisselam)'e seslenir: Ben falancaya buğz ediyorum. Bu şekilde semâda nida edilir. Sonra, yeryüzüne onun hakkında buğz indirilir."

    * Ebü Müslim eI-Eğarr (rahimehullah) diyor ki: "Ben şehâdet ederim ki Ebü Hüreyre ve Ebü Said (radıyallâhu anhümâ) Resülullah (aleyhissalâtu vesselam)'in şöyle söylediğine şehâdet ettiler: "Bir cemaat oturup Allah'ı zikrederse, mutlaka melekler etraflarını sarar, AIlah'ın rahmeti onları bürür, üstlerine sekine iner ve Allah onları yanında bulunan (büyük melek)lere anar."

    * Hz. Ebü Hüreyre'nin rivâyetinde şöyle gelmiştir: "Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) buyurdular ki: "Allah Teâla hazretleri diyor ki: "Kulum, hakkımda nasıl bir zan yürütürse ben öyleyimdir. O, beni zikredince ben onunla beraberim. O beni içinden geçirirse, ben de onu içimden geçiririm. O, beni bir cemaat içerisinde anarsa, ben de onu, onunkinden daha hayırlı bir cemaatte anarım. O, bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir arşın yaklaşırım.


    2005-2006 (C) Menba
#14.08.2009 14:36 0 0 0
  • Konu: Akort
    Akort - Akort Nedir - Akort Nasıl Yapılır - Akort Hakkında

    Akort, bir enstrümanın çalındığında istenen notayı vermesi için enstrümanın ayarlanması işlemidir.

    Enstrümanlara göre akort

    Klasik ve elektro gitar

    6 telli klasik, akustik ve elektro gitar için standart akort şöyle yapılır: En kalın tel E (mi)'ye ayarlandıktan sonra alttaki tel 5. perdeden boş A (la)'ya ayarlanır; yani E telinin 5. perdesine basıldığında çıkan ses ile alttaki A teline boş olarak basıldığında çıkan sesler aynı olmalıdır . A (la) ayarlandıktan sonra A (la) da 5. perdeden D (re) ayarlanır D'de 5. perdeden G (sol) ayarlanır G de 4. perdeye basılarak B (si) ayarlanır B de 5. perdeden boş E (mi) teli ayarlanır.

    Akort Terimleri

    Düşürülmüş(downtuned) ve yükseltilmiş(uptuned) akort

    Standart gitar akordundaki tellerin her birinin belirli bir ses kadar düşürülmesine downtuning, yükseltilmesine ise uptuning denir. Yani bir gitar, standart akort olan E-A-D-G-B-E şeklinde değil de D-G-C-F-A-D şeklinde ayarlanırsa buna 1 adım düşürülmüş (downtuned) akort denir.
#14.08.2009 14:34 0 0 0
#14.08.2009 14:26 0 0 0
  • Konu: Kastrato
    Kastrato - Kastrato Müziği - Kastrato Nedir - Kastrato Neden Yasaklandı

    Kastrato; soprano, mezzo-soprano ya da kontralto seslerine küçük yaşta sahip olan yoksul ve yetenekli erkek çocukların, bu seslerini kaybetmemeleri için kendilerinin ve ailelerinin rızası alınarak ergenlik çağına gelmeden hadım edilmeleri sonucu tiz ve çocuksu sese sahip olan erkek soprano.

    16. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar süregelen bir dönemde Roma Katolik Kiliseleri, aldıkları bu çocuklara iyi bir müzik eğitimi verirdi. Ne var ki, bu işlem çocukların %5'inden az bir kısmında başarılı oluyordu.

    Yasaklanışı

    Kiliselerin kutsal saydığı ve bu nedenle ailelerin büyük oranda kabul ettiği bu işlem, 1902-1904 yıllarında çıkarılan bir yasayla yasaklandı[3]. Bu yüzden bu sese sahip sanatçılar zaman içerisinde yok olsa da günümüzde kastratoların repettuvarını seslendirebilecek sanatçılar ender olarak çıkmaktadır. Bu yeteneklere "Doğal kastrato" denmektedir.

    Bazı ünlü kastratolar

    Baldassare Ferri (1610 - 1680)
    Antonio Bernacchi (1685 - 1756)
    Francesco Bernardi (Senesino) (1686 - 1758)
    Carlo Maria Broschi (Farinelli) (1705 - 1782)
    Gaetano Majorano (Caffarelli) (1710 - 1783)
    Giovanni Manzuoli (1720 - 1782)
    Gaetano Guadagni (1725 - 1792)
    Gasparo Pacchierotti (1740 - 1821)
    Luigi Marchesi (1754 - 1829)
    Girolamo Crescentini (1762 - 1848)
    Giovanni Velluti (1781 - 1861)
    Domenico Mustafà (1829 - 1912)
    Domenico Salvatori (1855 - 1909)
    Alessandro Moreschi (1858 - 1922)
#14.08.2009 14:23 0 0 0
  • Yüreğin Yolculuğu - Demet Ulutaş

    Uzun giden yollar gibi
    Yüreği de yollara düştü
    Kimi zaman yaya yürüdü yüreği
    Kimi yolda ümit oldu yanına yoldaş
    Kimi yolda da isyan
    Bazen bir hana rastladı yüreği
    Bir sevda aldı yanına
    Belki daha hızlı geçer diye yollar
    Geçti gerçi
    Günleri anlamadan haftalar geldi
    Ama ne zaman ki aşkla yolları bitti

    noimage

    Haftalar yine günlere geçti
    Bazen yol kenarından korkuyu aldı yanına
    Her adım endişe, her endişe bir telaş oldu
    Yürüyemedi
    Adım atamadı yüreği
    Ne zaman ki cesaret otostop çekti
    O zaman korku kaçıp gitti
    İşte böyle
    Az gitti, uz gitti
    Dere tepe düz gitti
    Kimi yayan kimi yavan gitti
    Yüreği geçtiği tüm yollardan sonra
    Bir de baktı ki

    Başladığı yere yine gelmiş
    Anladı ki yüreği hep yollar aşacak
    Ne yapsa ne etse
    Tüm duygular önünden gelip geçse
    Yine kendi yalnızlığıyla
    Başa dönecek her defasında!
    Çünkü;
    Her insan aslında yalnızdır
    Birlikte oldukları insanlar
    Onlar için yalnızlıklarına kattıkları tatlardır...

    Demet Ulutaş
#14.08.2009 14:21 0 0 0
  • Konu: Ah Odrade
    Ah Odrade - Demet Ulutaş

    Ah Odrade...
    Esaret altında geçirdiğim her gün
    yüreğimin bağını kördüğüme atıyor.
    Ve bu tutsaklık sana duyduğum aşkı da köreltiyor.

    Sevdam kutup buzları gibi,
    aşk ateşi değil mi bu
    damla damla eriyor içimde her nüktesi,
    böyle hüsranla ümitsizlik dolu beklemektense
    birdenbire senin elinden ölmek daha iyi...

    Davetsiz misafirler geliyor her karanlık çökü verdiğinde,
    yüreğim dinlememek için kendini kaybediyor da
    gözlerim ne kadar kapansa da
    kulaklarım istemsizce dinliyor söyledikleri güzel sözleri...
    Ve ben kendimi bir Homeros'un Odysseia'sın
    mürettebatı gibi atı veriyorum sözlerdeki güzelliğe,
    kaptırıyorum bilmeden peri kızlarının söyledikleri vaatlere....


    noimage

    Bitip kurudu artık gözlerimin dökülmeleri,
    göz bebeklerimin camları buğulanmıyor,
    içli şarkılar yaramı kanatmıyor
    anımsadığım uzak hatıralar kadar...
    Tutsaklığımın her kamçısında duygularımda köreliyor,
    avuçlarımdan akan her kum tanesinde
    senden bir parça da duyarsızca gidiyor.

    Kuru yapraklar gibi dallardan düşüyorum...
    Toprağa yüzüm vuruyor da,
    canım mı yoksa yüreğim mi ağrıyor bilmiyorum.
    Soğuk gecelerde esen rüzgara meydan okumayı seven ben,
    tutunamadım dalıma bugün...
    Düştüm bir çırpınışta
    Kolum mu kanadım mı kırıldı,
    kalbim mi acıdı bilmiyorum...
    Kalkamıyorum ayağa..
    Yosunlaşmış taşlar gibi kayıyorum
    Suyun gücünden mi yoksa
    tutunacak yerim olmamasından mı düşüyorum denize...
    Korkudan mı, telaştan mı,
    çırpınıyorum bir karış suda boğulurum diye...

    Sevdiğim tüm herşeyi,
    kaybederim korkusuyla telaşla dolanıyorum etrafımda...
    Belki de kaybettim.
    Bilmiyorum...
    Belki de bu yalnızca boş bir tasa ama
    bunun korkusu yüreğime ağır basıyor defalarca...

    Odrade duy beni,
    vur artık bitsin bu ızdırap,
    vur beni gönlümde yaşamak için tek bir umut bile yokken...
    Acı ve lütfet bana lütüfkar ölümü...
    Al silahı daya anlıma ve çek tetiği...
    Afetmeyeceğini bilerek sonu istiyorum senden
    son deminde
    son isteğini söyleyen
    bir mahkum gibi...


    Demet Ulutaş
#14.08.2009 14:10 0 0 0
  • Bilirim tabii ki unutmadığınıUnutmayışımdan bilirim.
    Bilirim, seversin hâlâ beni; çünkü sevmek
    "Hâlâ"dır işte, hâlâ aradığımız delîl!

    Bilirim Belkide Ben Kendimi Avutmak İçin Bu Sözleri Söylüyorum
    Bilirim Gerçekten Unuttuğunu..

    Belkide Böyledir Ama Biz Olması Gerektiği Gibi Düşünürüz Avutmak..
    Yüreğine Sağlık Güneşim..
#14.08.2009 13:34 0 0 0
#14.08.2009 13:30 0 0 0
  • Hepsi yalan söyledi
    İsyansa isyan ettim
    İsyansa unuttum her seferinde seni
    Düştüm bırakma beni...

    Çok Güzel Bir İbrahim Sadri Şiiri..Yüreğine Sağlık Arkadaşım..
#14.08.2009 13:30 0 0 0
  • Biri Bana Gelsin - Beste Gökalp

    Acı kavramı herkese göre farklı aslında..Biliyorum benim acımı da benden başka anlayacak yoktur bu hayattaSusmalarİç çekmeler.. Gözyaşları eşliğinde çekilen acılarımla başbaşayım yine..
    Kimseye ne cevap verecek gücüm var Nede soru sorabilecek..Sordukça sorası geliyor insanın ve benimde gücüm buna yetmez oldu son zamanlardaAma öğrendiğim tek şeyİnsan acı çekmeden olgunlaşamıyormuşYaşananlar can acıtmaya başladıkça ,görmeyen gözler açılıyor, susmayan diller susuyormuşVe en acısı da bu oluyormuşKonuşmak isterken susmak zorunda kalmak , her şeyi güzel gören gözler gerçekleri görüyormuşKalbe akan gözyaşları kan rengini aldıkça daha da yakıyormuş insanın içiniSevmeler , uğrunda ölmelerYok olup gidiveriyormuş verilen sözler
    Çareler çokken gitmemek,bitmemek içinBir anda bir hiç oluveriyormuş
    Başkaları bilmez , görmez , zor.
    Gerçekten bilmiyor , görmüyorlarmışHerkes acısını sadece kendisi yaşıyormuşŞarkımızı dinlemeyeli çok olmuştu aslındaAcılarımı içime gömüp gözyaşlarımla birleştirmemek adınaŞimdi kafam dimdik dinler oldum Hep söylerdin ya bağıra bağıra ;
    Biri bana gelsin,
    O da sensinBeni kırmış olsanda
    İkimizde aşık bir tek farkla
    BENİMKİ SENDEN BİRAZ FAZLA .

    Fazla kavramını da çözdüm bu şarkıda Gitmemek için çarelerim tükettin sevgiliYanımdaymış gibi görünmeye çalışsan da anlaşılıyordu yanımdayken bile benden çok uzaklarda olduğunSenin için yanan kalbim işte onu anladığım gün durdu yarim
    Neden ? Soruları o kadar çoğaldı ki kafamdaAma sormaya takatim yok sevgiliŞimdi ben gidiyorumAma bitmiyorumİstediğini istediğin gibi en özgür halinle yapabilirsin..Ama biliyorum ara sıra da olsa aklına geleceğimAhh !! Diyeceksin O olsaydı şimdi bu işi de halletmiştiİşte o ahh!! 'lar çoğaldıkça beni daha da arayacaksınİşte o zaman anlayacaksın çektiğim acıyı ve sana duyduğum sevgiyi..
    Şimdi gitmek zamanı sevgiliAllaha Emanet Ol
    HaydiEyvallah !!!


    Beste Gökalp
#14.08.2009 13:05 0 0 0