Legion - Legion 2010 - Legion Filmi - Legion Vizyon Tarihi - Legion Oyuncuları - Legion Film Özet - Legion Fragmanı
Legion 2010
Gösterim Tarihi: 22 Ocak 2010
Oyuncular: Tyrese Gibson,Dennis Quaid,Lucas Black,Paul Bettany
Doug Jones
Yönetmen: Scott Charles Stewart
Senaryo: Peter Schinks, Scott Charles Stewart
Yapımcı: David Lancaster, Michel Litvak, Brad Southwick, Steve Beswick
Görüntü Yönetmeni: John Lindley
Müzik: John Frizzell
Tür: Aksiyon, Gerilim, Korku
Yapım: 2010 ~ ABD
"Son melek düştüğünde, insanlığın savaşı başlar. Tanrı'ya olan inanç yitirildiğinde, insanoğlunu ikinci kez yok etmek için Lejyon-Melekler yollanır. Ademoğlunun tek umudu ise; ıssız çöldeki restoranda sıkışmış, yalanlarla dolu bir grup insan ve Başmelek Michael'ın kendisinden başkası değildir..."
San Diego Comic-Con 2009'da duyurusu yapılan 'Legion' filmi, Scott Stewart tarafından yönetiliyor. Yapımcılığını Screen Gems'in üstlendiği film; "Makineli tüfekli melekler, ne yapmaları gerekiyorsa onu yapacaklar." sloganı ve cümlesiyle tanımlanıyor. Başrollerini Dennis Quaid, Paul Bettany, Kevin Durand ve Kate Walsh gibi oyuncuların paylaştığı film; 22 Ocak 2010'da Birleşik Devletler'de, 05 Mart 2010'da ise Birleşik Krallık'da sinemalarda olacak. Yapımın ülkemizdeki gösterim tarihi ve tanıtımları ise şu an için belirsizliğini koruyor.
Polimer Mumluk Yapımı - Mumluk Nasıl Yapılır - Polimer Mumluk - Mumluk Yapımı Resimli
Likit kili eğer boyalarla karıştırıp benim ki gibi bir çalışma yapacaksanız, bilmeniz gereken en önemli şey yağ bazlı boyalarla çalışmanız gerektiği. Su bazlı boyalar fırınlama sırasında bozulmalara neden oluyorlar. Ben boyaları yukarıda görüldüğü gibi tek kullanımlık yağlı boya paletinde karıştırdım. Eğer çukur paletiniz varsa daha kullanışlı olabilir. Yağlı boya ve likit kili karıştırıken kullanacağınız ölçü, boyayı ne kadar şefaf istediğinize bağlı. Eğer renkleri güçlü istiyorsanız likit kili az karıştırın. Ama daha şeffaf bir görünüm istiyorsanız likit kili çok karıştırın.
Önce siyah polimer kilden, kil tabancasıyla ince bir silindir yaptım. Çalışmaya başlayınca hem yaptığım desen nedeniyle, hem de camın üzerine tutturmak için, kile uyguladığım baskı nedeniyle silindirde şekil bozuklukları oldu. Ama bu yaptığım desenin kötü görünmesine neden olmadı. Yani kil tabancasına gerek yok
Yukarıda ve aşağıda görüldüğü gibi yapmak istediğim desenleri içi boş bir şekilde camın üzerine parmağımla bastırarak tutturdum.
Şekilleri, hazırladığım likit kil ve yağlı boya karışımıyla boyadım. Boyamak için ince bir fırça kullanabilirsiniz. Çalışma bitince 130 dercede 30 dakika fırınlanması gerekiyor. Fırından çıktığında renkler mat görünecektir. Polimer kille kullanılabilinen bir cilayla cilalamanız yeterli.
Yol - The Road - Yol 2009 - The Road 2009 - Yol Filmi - Yol Vizyon Tarihi - The Road Filmi - Yol Oyuncuları - Yol Film Özet
Yol (The Road) 2009
Gösterim Tarihi: 27 Kasım 2009
Oyuncular: Charlize Theron,Viggo Mortensen,Guy Pearce
Robert Duvall,Garret Dillahunt
Yönetmen: John Hillcoat
Senaryo: Joe Penhall
Senaryo (Kitap): Cormac Mccarthy
Yapımcı: Marc Butan, Nick Wechsler, Paula Mae Schwartz, Mark Cuban, Steve Schwartz
Görüntü Yönetmeni: Javier Aguirresarobe
Müzik: Nick Cave, Warren Ellis
Tür: Bilim Kurgu, Dram, Gerilim
Yapım: 2009 ~ ABD
Dağıtım: Pinema Film
Gelecekteki kıyamet günlerini anlatan bir kitabın uyarlaması olan film, güçlü oyuncu kadrosuyla, en iyi satanlar listesindeki kitabın (The Road) gölgesinde kalmayacak gibi gözüküyor.
Kıyamet sonrası atmosferinde Amerika yangın yeridir. Bir baba ve oğlunun istikameti Amerika kıyılarıdır. Amerika'yı bir uçtan bir uca geçerken ellerindeki basit tüfekle yaşadıkları macerada esas problem zor hava koşullarında nereye gittiklerini bilmemeleri ve yollarına çıkan haydutlardır. Film bilim kurgu türünde olmasına rağmen Western türünde de öğeler taşımaktadır. Kaynak
Kıyamet denilebilecek kadar kötü bir felaketten sonra, bir baba ile çocuğunun Amerika'nın kıyı semtlerine doğru olan yolculuğunu anlatıyor; fakat bu yolculukta yanlız değiller. Haydutlar ve çeşitli zorluklar mevcut. Biraz 'I am Legend'ı anımsatıyor film. Bakalım yolun sonuna varabilecekler mi?
Fotoğraflarına baktım dün gece
O sahte gülüşlerin beni kahrediyor
Kahroluyorum gün geçtikçe
Sensizlik çok acıymış bunu anladım
Sen beni çoktan unutmuşsun
Unutulmak ne acı canım
Hele seni sevdim diyen unutursa
Sözler verdik yeminler ettik
Ama ne oldu
Sen beni çoktan unutmuşsun
Sözlerindeki gizemi özledim
Hayatımızdaki hayalleri özledim
O bakışlarındaki samimiyeti özledim
Sen beni çoktan unutmuşken
Bu gece yine yalnızım
Neden diye sormuyorum artık
Nedeni belli
Beni son sevenide kaybettim
Sen beni çoktan unutmuşken
Kalbimiz birbirimiz için atardı
Hayallerimiz ortak noktamızdı
Sen ellerin oldun
Bense kara toprağın
Bu hayat böyle çekilmez...
Polimer Takı Ucu Yapımı - Polimer - Takı Ucu Yapımı - Takı Ucu Nasıl Yapılır - Takı Ucu Resimli Anlatım
Takıyı yapmak için üç renk polimer kil kullandım. Kırmızı, beyaz ve transparan. Eğer beyaz ve transparan kilinizin boyanmasını istemiyorsanız, her zaman için başka renkleri elinizde yumuşatıp şekil vermeden önce onlara öncelik tanıyın.
Beyaz ve transparan kili yumuşattıktan sonra ikisini karıştırdım. Transparan kili, beyaz polimer kile taş görüntüsü vermek için kullandım. Bu görüntüyü sağlamak için iki kili çok karıştırmamak gerekiyor. Elimle yukarıdaki gibi yassı bir şekil verdim.
Kırmızı kilden kopardığım minik parçalara parmağımın ucuyla çiçek, dal ve yaprak gibi şekiller verdim.
Takı ucunu ip ya da zincirden geçirmek için takı telini büküp kile sapladım. Bazen kil metali tutmayabiliyor ama önemli olan fırınlamadan önce metal yerini açmış olmak. Daha sonra japon yapıştırıcısı çok sağlam tutuyor.
Takı ucunu tamamlayınca üreticinin önerdiği ısıda fırınladım. Ben fırınladıktan sonra cilalamadım ama daha parlak görünmesini isterseniz cilalayabilirsiniz.
Birgün gelirde yaptıklarından pişman olursan sevgilim
Kalbine dokun o sana doğruları soyleyecektir sevgilim
Hayatını benle birleştirmek eğer senin en büyük doğrun değilse
Bu hayat sana dar gelecektir sevgilim
Bu dünyayı senle bastan yazdım senlede silebilirim
Sana hayatındaki bütün gerçekleri tattırdım
Bana bakarken gerçek aşkım dedirttim
Eğer birgün gelirde kaçarsan
Bu hayat sana dar gelecektir sevgilim
Bu satırlar ne sitem ne de başkaldırmadır
Sana olan gerçek aşkımın simgesidir
Bu simge senle yaşayacaktır
Yaşayan bu gerçeği yok etme sevgilim
Yok edersen hayatının en büyük yanlışı olacaktır sevgilim
Senle yepyeni bi hayata başladım
Senin olduğun gerçeklerin içine girdim
Seni sahip olduğun gerçeklerden soyutladım
Hayatının büyük bir düzen içine girmesi için uğraştım
Şimdi sıra sende
Sende kendi gerçeklerini benim gerçeklerimle birleştir
Eğer bu yeteneğe sahip değilsen bilki bittiğin gündür
Bilki o gün dünya sana dar gelecektir sevgilim
Dursun Ali Erzincanlı En Sevgiliye 8 Adın Geçer 2009 - Dursun Ali Erzincanlı En Sevgiliye 8 Adın Geçer - Dursun Ali Erzincanlı - En Sevgiliye 8 - Adın Geçer - Dursun Ali Erzincanlı 2009 - En Sevgiliye 8 Adın Geçer Yeni Albüm
SANATÇI ADI: Dursun Ali Erzincanlı
ALBÜM ADI: En Sevgiliye 8 Adın Geçer
ALBÜM YILI: 2009
COVER:
ALBÜMDEKİ PARÇALAR:
01- Adın Geçer
02- Ümmü Zer
03- Hatırlayın - HENDEK-
04- Seni Duydum
05- Bekliyorlar - HİCRET-
06- Öncümüzsün
07- Mahşer
08- İlk yıldızlar
Binbaşı Ahmet Bey elini çenesine dayamış pencerenin karşısındaki küçük çayırlıkta top oynayan genç askerleri seyre dalmıştı. Sıkıcı ve sessiz geçen bu tatil nöbetinde kitap okumak ve nöbet yerlerini kontroldan başka ne iş yapılabilirdi ! Saatin kaç olduğunu bile unutmuştu ki telefonun tiz sesiyle toparlandı. Telefonun karşı tarafındaki astsubay kendini tanıtıyor ve ekliyordu :
- Komutanım ! Mutfaktaki sivil ahçı Şehmuz Usta'yı nizamiyeden çıkarken yapılan aramada mutfaktan aldığı kıymayla yakaladık. Ne emredersiniz ?
- Hemen yanıma gönderin !
Biraz sonra nöbetçiler ahçı Şehmuz Ustayı ,bisikletini ve çalıntı kıyma paketini Nöbetçi Amiri Ahmet Bey'in yanına getirdiler. Olayı kısaca dinleyen Binbaşı hem üzülmüş hem de öfkelenmişti. Ustanın yalvarmalarına aldırmadan sordu :"Kaç çocuğun var ? " " Bir tane kumandanım ! " Bölgedeki törelere göre sadece erkek çocukların sayıya dahil edildiğini kızların sayılmadığını bilen Binbaşı , tekrar sordu :" Kaç tane kızın var ? " " Sekiz tane efendim " O yörenin insanları kızları çocuk sayısına dahil etmezlerdi ..Kızları saymak ayıp sayılırdı . Bunu bilen Binbaşı Ahmet Bey içinde kırılan duyguları fark ettirmeden sesinin tonunu bir aktör ustalığıyla daha da sertleştirerek askerlere seslendi : " Alın ifadesini ! "
Zayıfça ve ufak tefek olan aşçıbaşı adeta on yıl yaşlanmıştı. Dokunsan yıkılacak perişan adımlarla bitişik odaya askerlerin arasında adeta iki büklüm girdi. Biraz sonra ifade imzalanmış ve Şehmuz Usta'nın hayatını karartacak , ocağını söndürecek dosya Binbaşının masasının üstüne konmuştu .
Ahmet Bey kapıyı kapattırıp masanın arkasındaki koltuğuna çökercesine oturdu. Gözlerini dosyaya dikmiş ve derin bir vicdan muhasebesine dalmıştı. Birkaç kilo kıyma ve sönen bir ocağın karşısında aç ve çaresiz kıvranan bir sürü çocuk bir anda gözlerinin önünde canlandılar. Diyarbakır yokluk ve sefalet şehriydi. Bir kişinin getirdiği ekmeği en az 10 kişinin paylaştığı , fukaralığın ve işsizliğin kol gezdiği bir şehirdi burası . Çaldığı kıymayla yakalanan Ahçı Şehmuz ağlayıp , yalvarıyor , sonu açlık ve felaket olduğu için Binbaşının ayakkabılarını öpmeye çalışıyordu. Yoksa hapse atılmak onun için o kadar korkunç değildi.
Binbaşı arkasına hafifçe yaslandı. Bu sessiz , küçük odanın içi , ne kadar da kalabalık olmuştu bir anda . Savcı suçluyor ,ahçı Şehmuz boynunu bükmüş ağlıyor, hakim kürsüsünde oturan Ahmet Bey yutkunuyor , bir yandan da önünde yığılı kanun kitaplarına gözleri takılıyor
Her dakikası bir yıl olan bu hayal mahkemesi bir anda dağıldı.
Binbaşı arkasındaki zile bastı : " Getirin Usta'yı buraya ! "
Şehmuz Usta içeri yavaşça süzüldü. Ve kapılar kapandı.
-De bakayım bana ! Kaç çocuğun vardı senin ?
- Bir şey dokuz çocuğum var kumandanım!
- Bak Şehmuz Usta ! Yaptığın işin ne kadar ağır bir suç olduğunu biliyorsun . Seni mahvedecektim , sana acımam fakat evde seni bekleyen o dokuz yavru yok mu ; işte onların hatırına dosyayı çekmeceme koyuyorum ve bundan sonra yapacağın en küçük bir hatada senin çıranı yakarım.
-
Ağlayan , dua eden, ellerine sarılıp öpmeye çalışan dokuz çocuklu Şehmuz Usta gittikten sonra Binbaşı Ahmet Bey masanın yanındaki koltuğa çöktü. Acaba bu işi askıya almakla hata mı yapmıştı ?
Memleketi soyan binlerce hırsızın yanında bisikletinin sepetinde yarım kilo et götüren ahçı Şehmuz'u mahkemeye sevketseydi memleket düzelecek miydi ?
Sonra ellerini gök yüzüne doğru kaldırarak ekledi :
" Ya Rabbi ! Kusurum varsa bağışla ; Sen hakimlerinde hakimisin ! "
Tutun süt tutun, uykulardan bize armağan peynir oldun
Maya ile dansından bize kalbini sundun
Sabah masamdaki peynir günün ilk satrancı
Mihalıcın gözleriyle kahvaltıda gönül aldın
Bir dilim peynir ! Bir dünya tarttım, ağzıma attım
Peynirin öyküsü insanı öyle etkiliyor ki, konu Mihalıc Peyniri olunca şiire bile yansıyabiliyor bu lezzetli yiyecek.
Sekiz bin yıllık geçmişi olan peynir için binlerce yıl önce "kahramanların gıdası" olarak söz edilmiş, gün gelmiş "beyaz et" denmiştir. Tarih içinde "uzun süre saklanabilen bir kara gün dostu" olmuştur insanın.
Yapısıyla "kök" peynir sayılan 200 yıllık bir geçmişe sahip olan Mihalıç Peyniri, Bursa-Balıkesir bölgesinde karşımıza çıkıyor. Bu bölgede Mihalıcın serüveninde, araştırma ve katkılarıyla son kuşak peynirci olan Sabri ÖZDERİCİ önemli bir isimdir. Kendisinin deyimiyle, bu peyniri Osmanlı döneminde Bursa civarına Balkanlardan gelen göçmenler görgü olarak getirmişlerdir.
Mihalıç Peynirinin Hikayesinde bu peynirin Bursa-Mustafakemalpaşa ilçesindeki dört kuşaktır süren serüveninden bahsedeceğim.
MANDRA ÖNÜ.. Peynirci esnaf Vasfi Bey, 1975 yılının o güneşli yaz gününde Yumurcaklı köyündeki mandıranın önünde, çevrede yeşil çimenlerin üzerinde sütlerini taze otları beslenerek veren koyunları seyrediyordu. Buraya gündüzün yorgunluğunu atmak için geliyor gibiydi. İlçede çarşıdaki peynir satış işyerinde yorulduğu oluyordu.
Bir kır manzarası kime mutluluk vermez ki! Havada uçan bir balarısı aynı hareket ve sesiyle insanı sanki uykuya davet ediyordu. Aynı dakikalarda sırtını dayadığı imalathane duvarları arkasındaki teknelerde süt uyuyordu. Burası peynir imalatını yaptığı mandırasıydı. İçerideki geniş salonun her yanında ahşap ve saçtan tekneler, galvaniz güğümler boy boy ve yan yan yana sıralanmıştı
Yeşil alandaki bu yapıda peynir imalatı ve peynirlerin bekletilme ile koruması yapılıyordu.
Özel tadına kavuşması için çok uyuyacaktı, daha çok bekleyecekti Mihalıç.
Bu mesleğe nasıl başladığını hatırlamaya çalıştı Vasfi.
Babası Sabri peynirciliğe 1920 yıllarında başlamıştı. Siyaseti seven babası, Belediye Meclisinde de görev almıştı. Kendisi babasının vefatıyla peynircilik mesleğini devraldığında 23 yaşındaydı.
Dedesi Hacı Hüseyin Efendi önceleri bakkaliye dükkânı çalıştırırken işyerinin bir köşesinde peynir satarken geçmişti bu mesleğe.
Az önce, çarşının ortasındaki iki katlı peynirci dükkanından, mavi Chevrolet kamyonetiyle gelmişti buraya çiftliğe, mandra önüne
Mavi kamyonetiyle sabahları çevre köylerden süt topluyordu. Spor konularında faal biriydi. Bir zamanlar futbol oynamıştı. Şimdi de 14 Eylül Spor Klubünde yöneticiydi. Henüz klup binasının olmadığı eski günlerde peynirci dükkanının üst katı, klübün giyinme-soyunma odasıydı. Çoğu zaman futbolcular antrenmana bu mavi süt arabası ile götürülüp getiriliyordu.
Yıllar sonra, 1984 yılının güneşli bir cumartesi günüVasfi Bey, şehrin tahıl meydanına giden yolun sağındaki işyerinin önünde sandalyesinde güneşleniyor
Aklına İstanbul Teknik Üniversitesi Petrol Mühendisliğinde okuyan oğlu Sabri geldi. Oğluna babasının adını vermişti. Oğlu fakülteye daha yeni kayıt yaptırmıştı. Ne çabuk özlemişti İstanbul'daki oğlunu. Oğlu Sabri'nin başarısıyla mutluydu o bahar günü
Hayatı, yoğun iş ve sosyal koşuşturmacalarla geçiyordu. Güler yüzlü yapısı ve insanlarla sempati dolu dialoğu onu dinamik tutuyordu.
Vasfi Bey 1985 yılı Nisan ayında 48 yaşında vefat ettiğinde oğlu Sabri, üniversite tahsilini yarıda bırakarak babasının işyerine, işlerin başına döndü.
Çok genç yaşına rağmen, bu tarihi lezzetin serüveninin yarım kalmasına gönlü razı gelmemişti o günlerde.
Sabri, petrol mühendisliği okumaktan vazgeçmişti. Petrolden, karadan; peynire, beyaza çevirmişti yönünü..
Günümüze gelindiğinde, ben, Mihalıc Peyniri'ni merak edip araştırırken; son kuşak peynirci, Sabri Bey'in işyerinde, tatmam için bana uzattığı Mihalıç peynirinden bir dilimi yerken aromatik yapısını ve lezzetini çok beğenerek şaşırdım. Bu lezzetin etkisiyle şiirsel konuşmaya başladım "Dört kuşaktan gelen bir lezzet, kalite, şu an bu lezzetle buluşmak bana dört yapraklı bir yonca yaprağı gibi bir şans"Çalışanlar her zamanki gülümsemelerine bir renk daha kattılar.
Sabri Bey, peynirlerin sergilendiği tertemiz camekanların ardından işyerinde çalışan adamları gibi müşterilerine gülümsüyor. Kendisi iyimser yapılı ve güler yüzlü bir insan
İşyerinin duvarlarında Mihalıç peynirinden ve kendisinden bahseden ulusal gazetelerin köşe yazarlarına ait camekanlanmış çeşitli gazete küpürleri bulunuyor.
İşyerinin duvarlarını ayrıca, bilgi merakını yansıtan başka ülkelerden getirttiği metal peynir kesme ve işleme aletleri süslüyordu.
Sabri, Balıkesir yöresindeki köy mandıralarında ve Savaştepe - İvrindi arasında yüksek yerlerde bulunan mandıralarda ürettirdiği Mihalıç peynirini çok önemsiyor. Artık üretim yapmıyor ancak biliyor ki özel olarak ürettirdiği Mihalıç peynirinin eskitilmesi en az imalatı kadar önemli.
Mihalıçları taze alarak kendi tesislerinde, her biri birkaç tonluk salamura havuzlarda olgunlaşmaya bırakıyor.
Mihalıç peyniri; üçte biri koyun sütüyle yapılmış, üzerinde iri delikleri olan, ortasında koyulaşan renginden yeterince yağlı olduğu belirgin olan bir peynir.
İki yıla kadar beklettiği Mihalıç peynirleri, bekletildiği ölçüde yenilesi ve sağlıklı olan bir peynirdir. Mayalanma ve olgunlaşma süreci besinsel değerini yükseltiyor. Eski salamurada peynire yeme isteği yaratan ve aromatik kokular veren bir flora oluşuyor.
Bilinmektedir ki süte göre peynirin besin değeri daha yüksektir.
Sabri, Mihalıç Peyniri'nin tarihi yolculuğunun devamı için yıllardır araştırmalar yapıyor. Büyük kentlerdeki seminerlere konuşmacı olarak katılıyor. Peynirci diğer meslektaşlarına önerilerde bulunarak onlara destek veriyor.
İzmir-İstanbul seyahatleri sırasında yolcuların işyerine uğrayarak bu peyniri sormaları onu mutlu ediyor.
Sabri'nin çocukluğu hep süte ve peynire, bu mesleğe yakın geçmişti. Çocukken, evin önünde kadın erkek ev ahalisinin yuvarlak kalın kelle peynirlerini kucaklarında arabaya taşımalarını zevkle seyrederdi.
Bugün ilçesinde sevilen bir işadamı olan Sabri ÖZDERİCİ; o da herkes gibi çocukluk günlerini yaşadı
6 yaşlarında iken mandıradan gelen beyaz peynirlerin bitişik arka sokakta açık ağızlarının lehimlenmesi sırasında, akan lehim parçalarından kendisine bilyeler buluyor, onlarla oynuyorduHenüz peynirin gün gelip onun geleceğine nasıl bir yön vereceğinden haberi yoktu
Açısal Momentum - Açısal Momentum Hakkında - Açısal Momentum Nedir
Bir cismin çizgisel momentum vektörünün her hangi bir noktaya göre dönmesine açısal momentum denir. Cismin çizgisel momentum vektörü P,bu vektörü dönme noktasına bağlayan konum vektörü r ise (r ve P bir birine diktir), cismin açısal momentum vektörü olur. Buradaki x işareti vektör çarpımını belirtmektedir.
Görsel tanım
Açısal momentum vektörü dönme düzlemine dik olup, yönü sağ el kuralıyla bulunabilir. Baş parmak momentumun yönü, ona dik işaret parmağı konum vektörünün yönünü gösterirse, avuç içinin yönü de açısal momentumun yönünü gösterir.
Bir sistemde açısal momentumun zamana göre değişmeyip sabit kalmasına açısal momentumun korunumu denir, dL/dt=sabit. Sistemde açısal momentumun zamana göre değişimi aynı zamanda dönme momentini (tork) verir,N=dL/dt. Açısal momentumun korunumu, fiziğin önemli korunum yasalarından olup, onun birçok alanında kullanılır. Örneğin astronomide, atom ve molekül fiziğinde, klasik ve kuantum mekaniğinde , çekirdek fiziğinde, yüksek enerği ve parçacık fiziğinde çözümlemeler yaparken açısal momentum korunumuna sık sık baş vurulur.
Sokak Hayvanları Geçici Bakımevi - Balıkesir - Balıkesir Sokak Hayvanları Geçici Bakımevi
Balıkesir Belediyesi'ne tarafından Ovaköy'de yapılan Sokak Hayvanları Geçici Bakımevi, Mayıs 2007'den bu yana hizmet vermeye devam ediyor.
Hayvanları Koruma Dernekleri Veteriner Hekimler Odası işbirliği ile Balıkesir Belediyesi tarafından kurulan Sokak Hayvanları Geçici Bakımevi ile sokak hayvanları için üzerine düşen görevi yerine getiriyor. 24 haziran 2004'te hayvanları koruma yasası ve 12 mayıs 2006'da ilgili yönetmelikler yayınlandıktan sonra Hayvanları Koruma Dernekleri, Veteriner Hekimler Odası işbirliği ile Balıkesir Belediyesi tarafından Ovaköy'de Sokak Hayvanları Geçici Bakımevi kuruldu. Bakımevi bünyesinde 2 Veteriner Hekim, 1 tekniker ve 3 bakıcı görev yapıyor.
50 hayvan kapasiteli Sokak Hayvanları Geçici Bakımevi veteriner odaları, ameliyathane, muayene odası, karantina, müşahade ve hasta bakım bölümleri ile hayvanların tutulduğu barınak bölümünden oluşuyor. Çağdaş bir anlayışla, yasalara uygun olarak kent merkezinden Bakımevi'ne getirilen sokak hayvanları sağlık kontrolü ve bakımları yapıldıktan sonra kısırlaştırılıp, tedavi ediliyor ve küpe takıldıktan sonra 15 gün tutulup tekrar doğal ortamına salınıyor. Sokak hayvanlarına takılan küpeler sayesinde hayvanlar düzenli şekilde takip ediliyor ve aşıları belirli periyotlarda tekrarlanıyor.
Ayrıca isteyen gönüllüler Bakımevi'nden sağlık durumu elverişli olan hayvanları sahiplenebiliyor. Bunun için Sokak Hayvanları Geçici Bakımevi'ne şahsen ya da Bakımevi'nin (0266) 292 10 04 numaralı telefonundan başvurmak yeterli.
Balıkesir Önemli Telefonlar - Balıkesir Önemli Telefonlar Listesi
Anafartalar Karakolu: 266 243 31 64
Bağ_Kur: 266 244 65 17
Balıkesir AnaÇocuk Sağlığı: 266 241 63 79
Balıkesir Asayiş Şube Müdürlüğü: 266 241 88 44
Balıkesir Askeri Hastanesi: 266 239 60 00
Balıkesir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü: 266 241 28 75
Balıkesir Belediyesi Mezarlık Müdürlüğü: 266 242 48 48
Balıkesir Belediyesi Santral: 266 243 04 00
Balıkesir Belediyesi Trafik Zabıta Müdürlüğü: 266 241 13 42
Balıkesir Belediyesi Zabıta müdürlüğü: 266 241 13 46
Balıkesir Bölge Trafik Müdürlüğü: 266 224 29 25
Balıkesir Devlet Hastanesi: 266 245 90 20
Balıkesir Dogumevi Hastanesi: 266 241 22 16
Balıkesir Emniyet Müdürlüğü: 266 243 81 00
Balıkesir Göğüs Hastanesi: 266 221 25 10
Balıkesir İşçi Bulma Kurumu: 266 241 17 91
Balıkesir Jandarma Alay Komutanlığı: 266 221 24 00
Balıkesir Kızılay Kan Merkazi: 266 246 04 80
Balıkesir Sağlık Müdürlüğü: 266 244 90 21
Balıkesir Sanayi Odası: 266 239 40 00
Balıkesir SSK Hastanesi : 221 35 10
Balıkesir SSK Müdürlüğü: 266 241 61 15
Balıkesir Ticaret Odası: 266 241 23 70
Balıkesir Ticarett Borsası: 266 239 87 00
Balıkesir Valiliği: 266 245 01 22
Balıkesir Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü: 266 245 62 20
Balıkesir Valiliği Hukuk İşleri Müdürü: 266 241 36 08
Balıkesir Valiliği Mahalli İdare Müdürlüğü: 266 241 25 84
Balıkesir Valiliği Özel Kalem Müdürü: 266 245 01 12
Balıkesir Valiliği Santral: 266 245 10 01
Belediye Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü: 266 241 16 65
Belediye Başkanlığı: 266 241 13 45
Belediye Fen İşleri Müdürlüğü: 266 241 83 43
Belediye Özel Kalem Müdürlüğü: 266 241 93 53
Belediye Su Ve Otobüs İşletmesi: 266 241 10 55
ESOB: 266 239 42 58
Oto Kurtarıcı: 266 246 32 76
Özel Hastane: 266 241 10 88
Türk Eğitim Vakfı: 266 241 54 45
Yeni Hastane: 266 241 19 12