MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • Konu: Korat
    Korat - Korat Kedi Irkları - Korat Resimleri

    noimage

    noimage
#04.07.2009 19:46 0 0 0
  • Nokia Bluetooth Kulaklık BH-105 - Nokia - Bluetooth Kulaklık - BH-105 - Nokia -Bluetooth Kulaklık - Bluetooth Kulaklık BH-105

    noimage

    Sade ama şık Nokia Bluetooth Kulaklık BH-105, kolay anlaşılır işlevselliği göz alıcı tasarımla birleştirir.

    tasarım
    İnce, hafif tasarımı ve çıkarılabilir kulak askısı ile bu kablosuz kulaklık, iletişimde konforu ve şıklığı yakalamanızı sağlar.

    çağrı yönetimi
    Kullanışlı, dahili tuşla çağrıları yanıtlayın, sonlandırın ve reddedin veya kulaklığı uyumlu cihazınızla birlikte kullanarak sesli arama veya yeniden arama yapın.

    çoklu görev
    İster evde ister yolda olun, bir yandan kablosuz handsfree çağrıların keyfini sürerken bir yandan da diğer görevlerle ilgilenin.

    kutu içeriği

    * Nokia Bluetooth Kulaklık BH-105
    * Nokia Kompakt Şarj Cihazı AC-3
    * Kullanım Kılavuzu

    Boyutlar
    * 42,9 x 20,7 x 9,0 (kulak hoparlörü olmadan)
    Ağırlık
    * 9,3 gr
    Çalışma sıcaklığı
    * -15 °C ila +55 °C
    Mevcut renkler
    * Koyu gri
    Güç temini
    * Li-Ion Polimer 58 mAh
    Kullanım süresi (maksimum)
    * 5,5 saat
    Bekleme süresi (maksimum)
    * 120 saat
    Şarj süresi (maksimum)
    * 2 saatten az
#04.07.2009 19:41 0 0 0
  • Konu: Hiperleksi
    Hiperleksi - Hiperleksi Nedir - Hiperleksi Tedavisi

    Erken gelişen okuma becerisi ve buna eşlik eden dil problemleri, öğrenme ve sosyalleşme yeteneğinde sorunları olan bir gruba verilen addır. Erken okuma yeteneği genelde ezbere öğrenme tarzındadır. Başlangıçta okudukları anlamadıkları, anlamanın geriden geldiği anlaşılmaktadır. Bu tuhaf öğrenme stilleri dikkat çekicidir.


    1967 yılından bu yana bu konuda çok az çalışma yayınlanmıştır. Önceki araştırmacılar hiperleksi tanımını, formal bir eğitim almadan 5 yaşından önce okumayı öğrenen ayrıca dilde ve sosyal ilişkilerinde güçlük olan bir grup olarak tanımlamışlardır.

    Bazı araştırmacılar; bu tip çocukların üstün bir işitsel ve görsel hafızaya sahip olduklarını ayrıca yalın kelimeleri bir makale içinde olmasına göre daha iyi tanıdıklarını söyledi. Bu çocuklarda kategorize etme güçlüğü vardır ve cümle içindeki yapısal ve anlama ilişkin ip uçlarını yakalamakta güçlük yaşarlar. Bu gözlemlerden bu çocuklarda bilginin izole küçük parçalar halinde depolandığı hipotezi ortaya atılmıştır.


    Hiperlekside aşağıdak dört parametre incelenmektedir.

    1. Okumaya erken başlama

    2. İlginç dil öğrenme bozuklukları

    3. Sosyalleşmede problemler

    4. Gelişim öyküsü.


    1- Okumaya Erken Başlama: En önemli komponent kelimeleri tanımasıdır. Bu ana-baba tarafından öğretilmez ve 18-24 ay arası bu tarzda kelimeleri ve sayıları erken tanıması şaşkınlıkla karşılanır. 3 yaşına kadar yazılı kelimeleri tanır ve okurlar. Bazen konuşma tamamlanamadan da meydana gelebilir. Çocuklar kelimelerden büyüleyici bir tarzda etkilenirler.


    2. İlginç Dil Öğrenme Bozuklukları: Bu çocuklardan konuşabilenleri aşağıdaki özelliklerin hemen hepsini taşırlar.

    a- İlk heceleme ve konuşma denemeleri ekolaliktir.

    b- Harflere, sayılara ve şarkı sözlerine karşı iyi bir işitsel hafızaları olduğu gibi iyi bir görsel hafızaları da vardır.

    c- Tek kelimeleri anlamaları cümleyi anlamalarına göre daha iyidir.

    e- Tekrarlayıcı ve basma kalıp konuşmaları vardır ve konuşmanın içeriğinde sık sık kendilerine has kelime ve cümlecikler kullanır.

    f- Konuşması normal bile olsa konuşmayı başlatma ve sürdürmede sorunları vardır.


    3. Sosyalleşmede Problemler: Bu grup bozukluklar dili anlamadaki zorlukla ilişkili olabilir. İncelenen gruptaki çocuklarda aşağıdaki davranışlardan bazıları herhangi bir anda tespit edilebilir. Bunlar; uyumsuz davranışlar, ritüalistik davranışlar, aynılıkta aşırı ısrar, Bir duygusal durumdan diğerine geçişde zorlanmalar, öfke nöbetleri, Yaygın anksiyete ve özgün korkular, gruba uyumda zorlanma, yaşıtlarıyla arkadaşlık kuramama, yüksek sesli makinelere karşı duyarlılıktır.

    Dilde gelişme oldukça bu davranış patolojilerinde de azalma olmaktadır. Bu çocukların bir kısmı ilk başlarda otistik bozukluğa benzer ancak 2-3 yaşında gelişen dil becerileri ile bu gruptan ayrılırlar.


    4. Gelişim Öyküleri: Aşağıda sayılan altı madde bu grupta sıklıkla gözlenir.


    a- Bunlar çoğunlukla erkektir.

    b- 18 ay ve 2 yaşına kadar normal gelişmişken, bundan sonra bir gerileme gösterirler.

    c- Normal bir heceleme (speech) anormal bir prozodi ile beraberdir.

    d- Bazılarında silik nörolojik bulgular olsa da genelde nörolojik bulgu vermezler.

    e- Hepsinde davranışsal ve sosyal anormallikler varken bazılarında self-stimulasyonlar gözlenir.

    f- Dili anlamada sorun yaşarlar.

    g- 5 yaşından önce okurlar ve kelimeler karşısında büyülenmiş gibi bir davranış gösterirler.

    Tüm hiperpleksik çocuklar kelimeleri bütün olarak tanır. Bazı hiperleksik çocuklar kelimeyi daha önce bir yerde görmeseler de okuyabilirler. Bu çocukların yazılı dili okuma yeteneklerinin doğuştan geldiğini söylenmektedir.

    Tanısal değerlendirme için:

    İlk ipucu çocuğun erkek olmasıdır.
    Çocuk çok mu zeki?
    Konuşmayla yada davranışla ilgili sorunlar var mı?

    Diğer çocuklara göre üstün olduğu konular varmı ?
    Özellikle görsel alanda çabuk öğrenme göstermeleridir. Ayrıca motor koordinasyonları da iyidir. Aileleri hızlı koştukları ve herhangi bir şeye çok çabuk tırmanabildiğinden bahseder.

    Harflere ve rakamlara özel bir ilgisi var mı?

    Kendilerine has bir dil gelişimleri var mı?
    Senle ben zamirlerini karıştırır mı?

    Kim? Nerede? Niçin? Gibi soruları anlamada zorluk çeker mi?

    Yüksek bir ses tonunda mı konuşuyor yoksa konuşması şarkı söyler gibi melodik mi?

    Genelde ilk kelimelerini 12. ayda söylerler ve bu kelimeler genelde tren, kamyon, araba gibi kelimeler olur. Aile bireyleri bunlardan sonra söylenir.

    Harfler ve sayılarla çok ilgilendikleri hatta bunlar karşısında büyülenmiş gibi davranıldıkları söylenir. Sayıları ve alfabenin harflerini sayabilirler, kolayca şarkıları ezberleyebilirler.

    Dilde 18 ayda bir gerileme olur. Ve bu 24. aya kadar sürer. Çok sık rastlanılmasına karşın sebep açıklanamamıştır. Bu grupta dil gelişimi normal yaşlarına göre daha geç gerçekleşir.

    Bu çocuklar görsel mekanik oyuncakları severler. Özellikle tren gibi oyuncakları. Diğer bir uğraşları televizyon seyretmektir. Özellikle Çarkı Felek gibi programları izlerler. Bu program bu çocuklar için ideal bir programdır, çünkü içinde çok fazla sayıda harf, sayı ve kelime vardır.

    Elektrikli süpürge gibi aletlere hayranlıkla inceleyebilir yada bunlara aşırı tepki gösterebilir. Evdeki eşyaların aynı yerlerde kalması konusunda ısrarcı davranırlar. Yine bir yere giderken hep aynı yolu kullanmak isterler başka bir yoldan gitme konusunda direnirler. Öfke patlamalarında sözel olarak sakinleşmezler, bir şekilde dikkatini başka bir tarafa çekilmeye çalışılmalı yada müzik kullanılmalıdır.

    Genellikle arkadaşları yoktur. Oyun oynayan yaşıtlarının yanına gitse bile nadiren bir konuşma veya ilişki başlatabilir.

    Dinlemede seçicilik gösterirler. Yanındaki bir şeyi dinlemiyorken diğer odada ilgilerini çekebilecek hafif bir sesi işitebilirler. Dinlemedeki bu seçicilik hastalıkta karakteristiktir.

    Zeki ve sevimli bir görünümleri vardır. Oyuncaklarla oynarken mekanik olanları yada puzzle'ı tercih edeceklerdir

    Bu çocukların ince motor becerileri iyidir.

    Okuduğunu anlama sözel dil ile ilişkilidir. Erken yaşlarda yazılı soruları ve bilgileri daha iyi yanıtlarlar. Erken okuma, yüksek işlevli otistik bozuklukta da görülebilir.

    İlk kelimeler 12-18 aylarda söylendiği, bunların yarısında bu kelimelerin unutulduğu ve 2. yaşına kadar yeni bir başlangıç göstermediği görülür.

    Pek çok hiperleksik çocuk 4,5-5 yaşlarında dil gelişimlerinde ilerleme gösterirlerken sosyal iletişimdeki bozukluk kalıcı haldedir. Literatürde bu şekilde dil gelişimi gösteren yüksek işlevli otistik bozukluklu çocuklarda vardır.

    Hiperleksik cocuklar erken yaşlarda, otizmle ilişkili pek çok tipik davranış gösterebilirler. Bunlar arasında self-stimulasyonlar, ritüalistik davranışlar, duyusal uyaranlara (gürültü, dokunma ve koku gibi) artmış duyarlılık, öfke patlamaları, yaygın anksiyete ve anormal korkulardı. Bu davranış anormallikleri 4,5-5 yaşında dilin gelişimi ile azalır.

    Bu çocuklar sevecen, sıcak çocuklardır ve yetişkinler ile daha iyi bir iletişim kurarlar. 5 yaşından itibaren yapılandırılmış oyunlara interaktif olarak katılabilir. Her ne kadar normal bir okula gidebilseler de eğitimlerinde küçük değişiklikler yapılmalıdır

    İki tip hiperleksiden söz edilebilir.

    Birinci grup dil bozukluğu olan gruptur.

    İyi bir belleğe rağmen dil bozukluğu olması.

    Gecikmiş dil gelişimi, perseveratif ve ekolaliktir. Anlamadaki problem basit bir ezberden ileri bir durumdur(?)

    Otistik benzeri sendrom

    Okuduğunu anlamadaki problem iyi bir hafızaları olduğundan başlarda anlaşılmaz.

    Anlamlandırmada kullanılan teğetsellik anlamsız yanıtlar ortaya çıkarır ve sinirli davranışlara sebep olabilir.

    Yoğun bir dil terapisine ihtiyaçları vardır. Dil tedavisi sosyal ilişkilerini de geliştirecektir.

    Diğer grup ise görsel-uzaysal motor bozukluğu olan gruptur.

    Aspergere benzer Sendrom

    Dil bozukluğu kendini ifade etmede ve yorumlamadadır.

    Okuduğunu anlama genelde iyidir.

    Tahtadan ya da kitaptan deftere aktarımlarda zorlanırlar.

    Sosyal ilişkilerde nonverbal ipuçlarını yakalamada zorlanırlar.

    Hatalarından tecrübe kazanmazlar.

    Yalnız görsel yaklaşımlardan kaçınılmalı, okuma üzerine de çalışma yapılmalıdır. Sosyal girişimler cesaretlendirmelidir.



    Dil öğrenme bozukluğu olanlar okuma sırasında çok (phonic) ses hatası yapıyorken, görsel-uzaysal bozukluğu olanlarda bu (fonotik) ses hatası oldukça azdır. Dil bozukluğu kategorisindeki hiperleksik çocuk dili konuşmada , okuduğunu anlamada ve bazı sosyal durumlarda problemler yaşar. Buna rağmen pek çok dil öğrenme bozukluğu kategorisindeki çocuklar büyük bir sosyalleşme sorunu yaşamazlar.

    Görsel-Uzaysal Bozukluğu olan hiperleksikler görsel uzaysal organizasyon, ince motor işlevler ve matematik becerilerindeki bozukluklar ile karakteristiktir. Çocuklar ileri derecede kelime tanıma, sözel öğrenme ve yüksek miktarda kelime çıkışına sahip olabilir. Buna rağmen sosyal algılama ve uyumsuzluk fazla olabilir.



    Dil eğitiminin okuma düzeyini arttırmada çok önemlidir. Okuma, davranışların gelişmesinde kullanılabilir ve bu yolla sınıf içindeki eğitim konusunda da yardımcı olur. Okumayı çabuk öğrenmiş bir çocukta bir dil bozukluğu düşünülmediğinden öğretmen sözel uyarıları anlamayan bir çocuk karşısında şaşırabilir. Genelde yazılı direktifler çocuğun anlamasına yardımcı olacaktır.


    Bu çocuklar terapi ile okuma kapasitelerinin tümünü kullanabilir hale gelirler, aynı zamanda aileler de bu çocuklara öğrenme ve sosyalleşme konusunda daha fazla yardımcı olacak yollar bulabilirler.



    Dr. Levent SÜTÇÜGİL
#04.07.2009 19:40 0 0 0
  • Çocuklarda Şişmanlığın Önlenmesi - Çocuklarda Çocuklarda Şişmanlık

    Uzmanlar, çocukların oyun oynarken yaptığı fiziksel hareketlerin kemik yoğunluklarında artışa neden olduğunu belirterek, yapılan bir araştırmada, 8 ay süreyle günde 10 veya daha fazla sıçrama hareketi yapan çocukların, normal okul aktivite programındaki çocuklara göre kemik yoğunluklarının yüzde 1.2 oranında arttığının görüldüğünü bildirdi.

    Hem vücut ağırlığının hem de vücuttaki yağ kitlesinin artmasının şişmanlık olarak tanımlandığını, yağ kitlesinin vücuttaki dağılımının çok önemli olduğunu belirten Hatun, Çalışmalar, karın bölgesinde yağ toplanmasıyla kendini gösteren şişmanlığın inme, kemik kalp hastalığı ve şeker hastalığı riskini artırdığını göstermektedir uyarısında bulundu.

    Hatun, son 30 yılda fazla kilolu çocuk sayısının 3 kat arttığını belirterek, Dünyada 5 yaş altındaki 20 milyon çocuğun fazla kilolu veya şişman olduğu tahmin edilmektedir dedi.

    ŞEHİRDEKİ ÇOCUKLAR PASİFLEŞİYOR

    Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) özellikle şehirde yaşayanların giderek pasifleşmeye başladığına bunun da risk faktörü olduğuna dikkati çektiğini belirten Hatun, şunları kaydetti:

    DSÖ'ye göre, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan pek çok ülkede gençlerin üçte ikisinden fazlasının yeterince aktif olmadığı tahmin edilmektedir. Oysa, aktif olmak gençlerin ve çocukların kas uyumunu geliştirmelerine, sağlıklı kemikleri, kasları ve eklemleri korumalarına, kilolarını korumalarına, aşırı kiloları vermelerine ve kalp ve bağırsakların işlevlerini geliştirmesine yardım eder.

    Kocaeli il merkezindeki lise öğrencileri arasında yapılan bir araştırmaya göre öğrencilerin yarıya yakının düzenli egzersiz yapmadığı, kızların yüzde 57'sinin erkeklerin ise yüzde 43'nün beden eğitimi derslerine katılmadığı belirlendi. Aynı öğrenciler arasında internet kafeye gitme ve ortalama 1 saatten fazla TV seyretme oranı ise yüzde 75'e kadar çıkıyor.

    Çocukların geçmişte apartmanların bahçelerinde ip atladığını, sek sek, saklambaç, misket, yakan top gibi fiziksel aktivite gerektiren oyunlar oynadığı, bunun da kasları geren ve yer çekimine karşı yapılan egzersizler olduğunu dile getiren Hatun, şöyle devam etti:

    Kemiklerin yer çekimi etkisiyle bile olsa gerilimden uzak kalması kemiklerin erimesine neden olmaktadır. Yakın zamanda yayımlanan bir araştırmada, 8 ay süreyle günde 10 veya daha fazla sıçrama hareketi yapan çocukların, normal okul aktivite programındaki çocuklara göre kemik yoğunluklarında yüzde 1.2 oranında artma olduğu görüldü. Kemik yoğunluğundaki yüzde 5 oranındaki artma, osteoporotik kırılma riskini yüzde 40 azaltmaktadır. Bu nedenle yüzde 1'lik bir artış bile çok önemlidir.

    İzmit'teki 551 10-16 yaş grubundaki öğrenciler üzerinde yapılan araştırmada da şişmanlık sıklığı yüzde 4.1, şişmanlık riski altında olanlar ise yüzde 9 olarak saptandı. Aynı araştırmada şişmanlık sıklığı ile günde 5 saatten fazla TV seyretme, 'atıştırma' tarzında beslenme, ailede şişmanlık olması ve 'fast food' beslenme arasında yakın bir ilişki olduğu belirlendi.

    ÇOCUKLARDA ŞİŞMANLIK NASIL TEDAVİ EDİLMELİ?

    Orta derecede şişman çocukların kilo almasının engellenmesinin yeterli olduğunu belirten Hatun, Çünkü boyları uzayınca ideal ağırlıklarına yaklaşacaklardır. Belirgin olarak şişman çocuklarda ise haftada en fazla 0.5 kg verdirecek programlar hazırlanmalıdır. Tedavi, diyet, fiziksel aktivite, davranış, yaşam tarzı değişikleri, ailenin tedaviye katılımı ve düzenli izlem şeklinde olmalıdır dedi.

    Hatun, hafif derecede şişman çocuklarda (ideal ağırlığından yüzde 20 fazla olanlar) kola ve meyve suyu gibi içeceklerin azaltılması ve fast-food türü besinlerden kaçınmanın yeterli olduğunu, şişman çocukların ise mutlaka diyetisyen kontrolünde bir programa tabi tutulması gerektiğini bildirdi. Çocuklarda çok düşük kalorili diyet uygulamasının tehlikeli olabildiğini vurgulayan Hatun, Bu diyetlerde nitrogen kaybı, hipotansiyon, kalp ritmi bozuklukları, gelişme geriliği, saç dökülmesi ve safra kesesi taşları gibi önemli sorunlar görülmekte uyarısında bulundu.

    Hatun, fiziksel aktivitenin enerji kullanımını arttırdığı için kalori yakımında faydalı olduğunu belirterek, Ayrıca yağdan zengin besinlere olan isteği de azaltarak diyet tedavisinin başarısını arttırmakta, çocukların benlik saygılarını güçlendirmektedir. Fiziksel aktivite haftada 3-5 kez, başlangıçta 15 sonra 35-40 dakika yapılmalı ve yürüme, koşma, bisiklete binme, tenis, dans gibi fazla miktarda kas guruplarını çalıştıran hareketleri kapsamalı. Çalışmalar, aralıklı ve önce yüksek yoğunlukta sonra düşük yoğunlukta yapılan aktivitenin aynı miktarda kalori kaybına yol açan orta yoğunluktaki aktivitelere göre daha fazla yağ ve kilo kaybına neden olduğunu göstermiştir diye konuştu.

    Prof. Dr. Şükrü Hatun, çeşitli ilaçların iştah azalttığını ve yüzde 5-20 oranında ağırlık kaybına yol açtığını ancak önemli yan etkilere sahip oldukları için çocuklarda kullanımının ancak özel merkezlerde ve süper şişman çocuklarla sınırlı olduğunu bildirdi.


    Alıntı..
#04.07.2009 19:34 0 0 0
  • Konu: Manx Kedisi
    Manx - Manx Kedi Irkları - Manx Resimleri

    noimage

    noimage
#04.07.2009 19:34 0 0 0
  • Nokia Bluetooth Kulaklık BH-106 - Nokia - Bluetooth Kulaklık - BH-106 - Nokia Bluetooth Kulaklık - Bluetooth Kulaklık BH-106

    noimage

    Nokia Bluetooth Kulaklık BH-106, doğrudan giysinize tutturulan bir klips, bir yanıtla/sonlandır tuşu ve bir kablo tutucu kıskaç ile donatılmış, özenli bir kulaklıktır.

    tasarım
    Bu ince kulaklık giysinize sağlam bir biçimde tutunur ve rahat bir kulak hoparlörünün yanı sıra kablonun dolaşmasını önleyici, pratik bir kablo tutucu kıskaç da bulundurur.

    çağrı kontrolü
    Kullanımı kolay tuş bir düğmeye basarak çağrıları yanıtlamanızı, sonlandırmanızı veya reddetmenizi sağlarken, handsfree sesli arama ve yeniden arama desteği, uyumlu cihazınızdan daha da fazla verim almanıza yardım eder.

    konuşma süresi
    Bu kulaklık, bataryanızı şarj etmek zorunda kalmadan beş buçuk saate kadar konuşma süresi ve 120 saate kadar bekleme süresi sunar.

    kutu içeriği

    * Nokia Bluetooth Kulaklık BH-106
    * Nokia Kompakt Şarj Cihazı AC-3
    * Kullanım kılavuzu

    Boyutlar:
    * 50,4 mm x 20,1 mm x 8,6 mm

    Ağırlık:
    * 13,6 gr (ana birim ve kablolu kulak hoparlörü dahil)

    İşletim tuşları:
    * Çağrı yanıtlama/sonlandırma/reddetme, sesli arama ve yeniden arama için çok işlevli tuş
    * Açma/kapatma

    konnektör
    * 2,0 mm şarj cihazı konnektör arayüzü

    Çalışma sıcaklığı:
    * 15°C ila 55°C

    Çalışma mesafesi (maksimum):
    * 10 m

    Ek fiziksel özellikler ve arayüz bilgisi:
    * Kulak hoparlörü, kulaklık ana birimine kablo ile bağlanır
#04.07.2009 19:32 0 0 0
#04.07.2009 19:28 0 0 0
  • Nokia Stereo Kulaklık WH-205 - Nokia - Stereo Kulaklık - WH-205 - Nokia Stereo Kulaklık

    noimage

    Nokia Stereo Kulaklık WH-205 entegre uzaktan kumanda ve üç setlik yumuşak kulak süngerleri öne çıkan bir handsfree kulaklıktır.

    müzik
    Bu kulak içine giren kulaklığı uyumlu cihazınıza bağlayın ve yüksek kalitedeki stereo ses ile favori parçalarınızın keyfini sürün.
    çağrı yönetimi
    Dahili kumanda üzerindeki yanıtla/sonlandır düğmesi bir dokunmayla gelen aramalarınızı yanıtlamanıza veya süren aramalarınızı sonlandırmanıza olanak sağlar.

    tasarım
    Küçük boyutu, dolaşmayan kablosu ve üç setlik kulak süngeri ile, bu kulaklık sizin rahatlığınız ve ferahlığınız için tasarlanmıştır.

    uyumluluk
    Nokia Stereo Kulaklık WH-205, 3,5 mm'lik Nokia AV konnektörü destekleyen Nokia cihazlar ile uyumludur. Satış paketi 2,5 mm'lik Nokia AV konnektörü destekleyen Nokia cihazlarda kullanım için Nokia AV Adaptör AD-52 de içerir.
    kutu içeriği

    * Nokia Stereo Kulaklık WH-205
    * Üç farklı boyutta kulak süngerleri
    * Nokia AV Adaptör AD-52


    * Boyutlar:
    - Kablo: 1350 mm
    - Uzaktan Kumanda: 10,5 x 10,5 x 56 mm
    * Ağırlık: 14 gr
    * Işletim tuşları: Yanıtla/sonlandır tuşu
    * Konnektörler: Nokia Stereo Kulaklık WH-205, 3,5 mm'lik Nokia AV bağlantıyı destekleyen Nokia cihazlar ile uyumludur. 2,5 mm'lik Nokia AV bağlantıyı destekleyen Nokia cihazlarda kullanım için, satış paketi Nokia AV adaptörü AD-52'yi de içerir
    * Çalışma sıcaklığı: -15 °C ila +55 °C
#04.07.2009 19:20 0 0 0
  • Çocuklarda Olumsuz Yeme Davranışı - Çocuklarda Yemek Yeme Sorunu

    Beslenme bu dönemde, çocuk ve ailesi arasındaki duygu alışverişini belirtmenin en iyi yoludur. Bazı çocuklar dikkat çekmek için..

    Yemeği reddetme ya da seçici davranma özellikle 2 yaş civarında sık rastlanan olumsuz bir yeme davranışıdır. Çoğu durumda çocuk iyi besleniyordur. Ancak ailenin beklentisi doğrultusunda yemiyordur. İştahsızlık, çocuğun besini almak istememesi ile ortaya çıkan bir durumdur. Anemi, bağırsak parazitleri, hastalıklar çocukta iştah kaybına neden olabilir.

    Okul öncesi çocuklarda yeme sorunları, büyük ölçüde yeme sorunları, büyük ölçüde psikolojik nedenlerle ortaya çıkar. Çünkü beslenme bu dönemde, çocuk ve ailesi arasındaki duygu alışverişini belirtmenin en iyi yoludur. Bazı çocuklar dikkat çekmek için beslenmeyi reddedebilirler. Bu durumda yemekten önce çocuğun hoşlanacağı bir şeyler yapmak, örneğin oyun oynamak yararlı olabilir. Çocuk tarafından yiyeceğin reddedilmesi, anne - babaya karşı kullanılan güçlü bir silahtır. Aile ve çocuk arasında yaşanan olumsuz yeme davranışının devam etmesi, bazen anksiyeteye kadar varan sorunlara neden olur.

    Yaklaşım

    Öncelikle çocuğun beslenme durumu değerlendirilir. Bunun için besin tüketimi için aileden 3 günlük ayrıntılı beslenme anemnezi alınır ve günlük tüketilen enerji, protein ve diğer besin öğeleri miktarları hesaplanır.

    Çocuklar genellikle içmeyi, yemeğe tercih ederler ve böylece kolayca doygunluk hissi duyarlar. Bu çocukların ailelerine, yemekten 1 saat önce ve yemek sırasında çocukların sıvı alımını kısıtlamaları önerilir.

    Çocuk biberon kullanıyorsa, biberon bardakta değiştirilmeye çalışılır. Böylece çocuğun sıvı alımı kendiliğinden azalır. Günlük süt miktarı 2 su bardağı ile sınırlıdır.

    Çocuğun besin seçimindeki öncelikleri dikkate alınarak farklı tat, kıvam, renk ve çeşitlilikte besinler sunulur.

    Aileye aşağıdaki öneriler sunulur;

    * Yemek porsiyonları annenin kendi ölçüsüne göre değil, çocuğun gereksinimine göre ayarlanır.
    * Yemek için yeterli zaman verilir. Ancak yarım saatten fazla uzamasına da izin verilmez.
    * Bir öğünde verilen besin reddedildiyse, tamamen farklı bir besin denenir. Onun da reddedilmesi halinde, bir sonraki öğüne kadar herhangi bir besin verilmeden beklenir.
    * Ara öğünlerin, küçük porsiyonlar şeklinde olmasına dikkat edilir. Aksi halde bir sonraki ana öğünün yenmesi engellenir.
    * Herhangi bir nedenle ( özel durumlar dışında) ödül olarak şeker ve tatlı türünden besinlerin verilmemesine özen gösterilir.
    * Yiyecekler çocukların kolay yiyebileceği türden hazırlanır. Örneğin, küçük dilimlenmiş havuç, salatalık, küçük şekillenmiş köfte, sigara böreği, karikatürize edilmiş kurabiye, kek vb. besinler çocuklar tarafından kolay tüketilir.
    * Çocuklar anlatılanı değil, gördüklerini taklit ederek öğrenirler. Bu nedenle anne - baba ve çocuğun bakımından sorumlu diğer kişilerin olumlu yeme davranışı içinde olmaları gerekir.
    * Grup halinde, yaşıtlarıyla yemek yemek yada arkadaşlarının evinde, restoranda, piknikte yemek, çocuklarda, özellikle seçici çocuklarda olumlu yeme davranışının gelişmesine yardımcı olur.
    * Geçici olarak bir yiyeceğe düşkünlük veya reddetme okul öncesi dönemde görülen yaygın bir sorundur. Normal gelişimin bir parçası olarak kabul edilen bu durum, çocuğun bağımsızlığının bir ifadesidir. Bu nedenle ailelere, çocuğu yemek konusunda zorlamanın doğru olmadığı, bunun sorunu kötüleştireceği, ancak reddedilen besinin bir süre sonra tekrar denenmesi gerektiği belirtilir.
    * Yemek saatlerinin, çocuğun gününün hoş bir bölümü olmasına özen gösterir.
    * Öğünlerin düzenli olarak, günün belirli saatlerinde yapılmasına dikkat edilir.

    Dyt. Özlem Sert
#04.07.2009 19:19 0 0 0
  • Çocuklarda İştah Krizi - Çocuklarda İştah Krizi Nedir

    Çocuğun iştahı gittikçe azalır ve çocuk gittikçe daha az yemek yemeğe başlar. Yemek dışında aile ile uyumlu ve huzurludur. Keyifli ve enerjisi yerindedir...

    İştah krizi yeme sorunu yaşamayan ve yaşatmayan sağlıklı çocuklarda da görülebilen normal bir olaydır. Sıklıkla, 1-5 yaşları arasındaki çocuklarda görülür.

    Çocuğun iştahı gittikçe azalır ve çocuk gittikçe daha az yemek yemeğe başlar. Yemek dışında aile ile uyumlu ve huzurludur. Keyifli ve enerjisi yerindedir.

    Bu durum, çocuğun büyüme hızının azalmasına bağlıdır. Aynı zamanda çocuk kendi kararlarını verme, tercihlerini yaşama ve bu konuda söz sahibi olma gibi dönemsel gelişim içindedir. Diğer taraftan büyüme devam eder, hızı azalmıştır. Buna "fizyolojik iştahsızlık (anoreksiya)" adı verilir. Üzerinde durulmazsa bir süre sonra düzelir. Ancak anne-baba bu konu üzerinde durur, dönemsel bir eğilim olan bu davranışı eleştirir ve değişik yaptırımlar içine girerlerse çocukda tepkiye neden olurlar.

    Bazı çocuklarda bir aşamadan sonra anne ile inatlaşma da başlar ve çocuk olağandan daha da az yemeye başlar. Anne dayanamaz ve kendisi yemek yedirmeye çalışır. Çocuk tepki gösterirse anne-çocuk arasındaki ilişki beslenme ekseninde bozulur. Çocuğun bu uygulamaya rıza gösterdiği durumda da doğru olmayan bir beslenme davranışı sergilenmeye ve yaşanmaya başlar.

    * Ne kadar yemek yiyeceği konusunda çocuğunuza sorumluluk verin.
    * Ara öğün saatlerinde abur-cubur yemesine izin vermeyin.
    * Temek yeme becerisine sahip olan çocuğu asla siz beslemeyin. (>12-15 ay)
    * Eliyle tutup yiyebileceği yiyecekleri sunun.
    * Sütü yarım litreden daha fazla vermeyin.
    * Çocuğunuzun tabağına yebileceğini düşündüğünüzden daha az koyun. Bırakın doymaz, az gelirse o sizden yemek istesin.
    * Yemek saatlerini eğlenceli kılın. Masal anlatın, sohbet edin, şakalaşın... Bunun yaparken yemeğin yine masada yenmesine özen gösterin. Peşinden dolaşmayın.
    * Genel olarak ne masada ne de başka zamanlarda çocuğunuzla yemek ve yiyecekler hakkında konuşmayın. Konunun onda bir hassasiyet oluşturmasına meydan vermeyin. Bıktırmayın.
    * Çocuklar erişkinlere göre daha yavaş yemek yerler. Oyalanmak isterler. Çocuğunuza yemek yemesi için makul bir süre tanıyın. Genellikle yarım saat bu amaçla uygun bir zaman dilimidir. Bu sürenin sonunda kızmadan, azarlamadan yemek masasını kayıtsızca toplayın. Ona olumsuz bir davranış olarak yaşatmayın. Yemek saatlerini çocuğunuza göre uzatmayın.

    Sık yapılan hatalar

    Çocuğunun yemek yemesi kousunda endişe yaşayan anne-babalar bir süre sonra mantıklı olmayan yedirme modelleri geliştirirler.

    Kimi çocuğu gece uyandırmadan beslemeye başlar. Kimi gün içinde sürekli olarak 15-20 dakika arayla birşeyler yedirmeye çalışır.

    Bir başkası ara öğünleri ana öğün haline dönüştürür. Kimi çocuğa açlıktan ölen çocuklardan söz ederek onda suçluluk uyandırır.

    Bazı anneler ise yemek yedirme gayretlerini çocuklarına aralarındaki sevginin bir işlevi olarak gösterirler ve yaşatırlar. „Yaptığımı yemediğine göre beni sevmiyorsun" şeklinde ifadeler kullanırlar.

    Kimi yemek yemediği halde çocuğu sofrada oturması için zorlar. Çoğu zaman da çocuk doyduğunu söylese de anne tabağındakini bitirmesi için zorlar.

    En yanlış ve en sık yapılan hata ise, kaşığı çatalı alıp anne-babanın beslemesidir. Mümkün olduğunca erken yaş gruplarında kendisini beslemeyi öğretmek gerekir. Bu amaçla 12. aya doğru elinde kaşık-çatalı tutabilir. 15. aydan sonra ise tek başına kendini besleyebilir.

    Prof.Dr. Benal Büyükgebiz
#04.07.2009 19:14 0 0 0
  • Bebeklerde Beslenme Becerisi - Bebeklerde Beslenme

    Yenidoğan dönemindeki reflekslerle sürdürülen beslenme bir yaşından sonra tamamen bilinçli istemli hareketlerle sürdürülen bir beceridir...

    Beslenmeyi nasıl tanımladığımızı bir hatırlayalım. Bilindiği gibi beslenme canlılığın devamı, en uygun koşullarda büyüme ve gelişmenin sağlanması, besin eksikliklerinin önlenmesi amacıyla başta protein-yağ-karbonhidrat-vitamin-mineral olmak üzere makro ve mikrobesinlerin tabii besin kaynakları ile yani yiyeceklerle, organizma tarafından ağız yoluyla alınması ve sindirim sisteminde sindirilip, emilmesi ve canlı tarafından kullanılmasıdır. Bu biyolojik bir yaklaşımla beslenmeyi tanımlamaktır.

    Şimdi beslenmeye bir başka açıdan bakmanızı istiyorum. Bir bebek yeni doğduğunda bazı reflekslerle dünyaya geliyor. Biz bunlara "Yenidoğan refleksleri" diyoruz. Emme ve arama refleksleri beslenmeyi mümkün kılan en önemli refleksler. İlk altı ayda çok etkinler. Bebek bu dönemde anne sütü ve benzer kıvamda besinleri refleksleri yardımıyla yemiyor ve yutuyor. Daha sonra ne oluyor?.. Bu reflekslerin gücü azalıyor Beslenme kazanılmış yani öğrenilmiş bazı istemli davranışlarla sürdürülüyor.

    İştahsızlık ve beslenme becerilerinin kazandırılmasındaki kritik dönemler

    İlk yıl içinde iki kritik dönem var. Birincisi 5-7 aylar arasında yaşanır. Bu dönemde bebeğin anne sütünden önce daha yoğun, daha sonra da içinde hafif pütürler olan besinleri yutabilmeyi öğrenmesi gerekir. Beyin gelişmesi bunu için hazırdır. Yapılması gereken şey, bebeğe uygun besinle egzersiz yaptırılması ve bu sırada bu becerinin öğrenilmesini sağlamaktır. Bebek için yeni besinler ve yeni kıvamlar demektir Doğal olarak ilk günlerde zorlanacaktır Besini sevmeyebilir Yutmada zorlanabilir Öğürebilir ve hatta kusabilir Ama başka yolu var mı? Hayır yok Sabırlı olacağız ve bebeğin bu beceriyi kazanması için gereken süreyi ve egzersizi sağlayacağız. Ama biz ne yapıyoruz. Bebek biraz direnç gösterince değişik nedenlerle ya anne sütüne devam ediyoruz ya da besinleri "blender"dan geçirerek sorunu çözüyoruz. Sorun aslında işte burada başlıyor Bebek uygun dönemde bu beceriyi geliştiremiyor. Sorun gittikçe artarak büyüyor

    Çünkü diğer kritik dönem, 8-10. aylar arasında yaşanıyor. Bu dönemde de bebek yine nörolojik olarak hazırdır.. Neye hazırdır?.. Isırıp, çiğneyip yutmaya O halde yine uygun besinler vererek bu becerisini güçlendirmemiz gerekir Başka yolu yoktur.. Ama biz yine değişik nedenlerle bunu başaramıyoruz. Pütürlü besinleri yutmayı öğrenememiş bebek bunu nasıl becersin? Ayrıca öğrenmiş bile olsa ya boğulur diye katı besin vermekten kaçınıyoruz, ya da kusuyor diye blender kullanmaya devam ediyoruz. Sonuçta gelmek istediğimiz noktadan çok uzakta oluyoruz. Oysaki bir yaşında bebeğin istemli beslenme davranışlarını öğrenmiş, kazanmış olması gerekli. Besini tanıması, elini uzatması, alması, ağzına götürmesi ısırıp çiğneyip yutması lazım... Bu davranışların hepsi istemli hareketlerdir. Yenidoğan dönemindeki reflekslerle sürdürülen beslenme bir yaşından sonra tamamen bilinçli istemli hareketlerle sürdürülen bir beceridir. O halde iştahsızlığın en önemli nedenlerinin başında ilk yıl içinde bebeklerin beslenme becerilerini kazanmamış, öğrenmemiş olmaları gelir. Bu konuda daima sabırla annelere destek olmak gerekli.

    Damak lezzetinin geliştirilmesi ve iştahsızlık

    İdeal koşullarda 10. ayda katı besinleri de çiğneyip yutmayı öğrenen bebek için son bir aşama daha vardır. Bu da besinlerin tadını öğrenmesidir. Böylece bebek damak lezzeti geliştirir. Ama biz ne yapıyoruz? Çocuğumuzun alması / yemesi gerektiğini düşündüğümüz yiyecekleri bir arada "blender"dan geçirerek tadı -tuzu belli olmayan bazı yiyecekler hazırlıyoruz. Çocuk balık yiyor ama sebze çorbasının içinde balık yediğini anlamadan Yumurta yiyor ama yumurta tadını bilmiyor. Bir yaşından sonra artık biraz biraz erişkin besinleri vermeye başladığımızda da ilk defa tadına baktığı bu besinleri sevmiyor. Çünkü bilmiyor ve alışmamış Bu beslenmenin bir başka boyutudur. Asla ihmal edilmemesi gerekir. Dikkatten kaçmamalıdır. 9-10. aydan itibaren çocuklarımızın erişkin lezzetlerine alıştırılması gereklidir.

    Prof.Dr. Benal Avcı Büyükgebiz
#04.07.2009 19:11 0 0 0
  • Mojave Spotted - Mojave Çöl Kedisi

    Temel Özellikleri
    Bağımsız ve dışa dönük bir karakteri vardır. İnsanlarla güven içinde yaşasalar da yinede vahşi bir doğadan gelen Mojave'ler çok fazla tutsak kalamazlar. Dışarı çıkma istekleri oldukça fazladır. Ayrıca iyi bir avcı olan bu ırkın kedileri suyla oynamaya ve sinek, böcek, kuş peşinde koşmaya bayılır.

    Her an tetikte ve çeviktirler. Güçlü, aktif ve meraklıdırlar. Atletik yapılı olan bu kediler daima kendilerine yapacak bir iş bulurlar.

    Görünüş Ve Vücut Yapısı
    Egzotik bir görünüme sahip olan Mojave'ler iri boyutlardadır. Kafası öne doğru incelen yuvarlak hatlara sahip ve orta büyüklüktedir.

    Kısa ve geniş bir burnu vardır. Bıyıkların çıkıtığı bölge çıkıntılıdır ve buruna kare görünümü verir. Burun ucu kahve, siyah veya pembe renkli yumuşak deri gibidir. Gözler oval şekilde hafif yatık ve birbirinden uzaktır. Kulaklar orta boyutlarda ve kafanın gerisinden öne doğru yuvarlatılmış görünümlüdür, uçları sivri değildir. İnce ve kaslı bacakları, büyük ve geniş patileri vardır.

    Arka bacaklar ön bacaklardan biraz daha uzundur. Pençeleri güçlüdür. Polydactyl ırklardandır. Ayakların her birinde fazladan parmak bulunabilir. Kuyruğu, kısa veya orta sayılabilecek bir uzunluktadır. Genel olarak tüm vücudun kemik yapısı güçlüdür. Kısa ve parlak tüylere sahiptir.

    Tüy Bakımı
    Fazla bakım gerekmez, hafta birkaç kez taranması, fırçalanması yeterlidir.

    Kökeni
    Orjinal adı Mojave Desert Cat olan Mojave Spotted ilk kez 1980 yılında Güney Kaliforniya'daki Hesperia denilen küçük bir kasabada April Langford tarafından vahşi kedilerin çiftleşmek ve sert çöl havasından korunmak için girdikleri çalılıklar arasındaki derin tünellerde keşfedilmiştir.

    Bulunan altı kedinin hepsi noktalıydı ve birbirine oldukça benziyordu. Fakat renkler gümüş, kahve, altın ve agouti siyah olarak kediden kediye de---gıs---iyordu. Bu kediler geniş kemik yapısı ve iri patileriyle ev kedilerinden oldukça iriydiler.

    Patilerin şekli yerel Bobcat ve vaşaklarınkini andırıyordu. üremeleri zordu ve az sayıda yavru doğuruyorlardı. Ergin kedilerin ortalama yaşam süresi bilinmiyordu. Canlı kuşlar, çöl fareleri, kertenkeleler ve böceklerle besleniyorlardı. Ve etrafları vahşi hayvanlarla çevriliydi.

    Yaşam koşulları ve fiziki özellikleri bakımından farklı olan bu kedilerin, soğuktan ve açlıktan ölmek üzereyken 1984 yılında Kitten Milk Replacament (KMR) tarafından bir sedir ağacının altında bulunan yavruları ilk kez kapalı bir yerde bakılmaya başlanmıştır. Fakat kalıtsal vahşi doğaları gereği tam olarak evcilleştirilememişlerdir.

    1990 yılında bu bölgeye insanlar yerleşmeye başladığında bu vahşi kediler de bölgeden yavaş yavaş kaybolmaya başlamışlardı. Mojave spotted, IPCBA (International Progressive Cat Breeders' Alliance) tarafından tanımlanmıştır.
#04.07.2009 19:09 0 0 0
  • Emzirme Pozisyonları - Emzirme Pozisyonları Hakkında - Emzirme Pozisyonları Nasıl Olmalı

    Bebek emzirmenin tek bir pozisyonu yoktur. Aşağıda değişik yöntemler anlatılacaktır. Bunların içersinde herkes kendine uygun olanı bulabilir. Doğumu takip eden ilk günlerden sonra normal olarak genel tercih edilen beşik pozisyonu önerilir.

    Pozisyon ile ilgili genel öneriler şunlar olabilir. Anne oturur ve hafif arkasına eğik, yaslanmış olmalıdır. Kol dayamak için bir desteği bulunan koltuk ile ayaklarını uzatmak veya ayağını dayararak dizini yukarı kaldırmak için bir puf yararlı olur. Bebek anne koluna veya bir yastığa uzanmış, yaklaşık 45 derece bir eğimle anne memesine yaklaştırılmalıdır. Elleri serbest olmalıdır. Böylelikle anne memesine temas edebilir ve ellerinin yardımı ile meme başını bulabilir. Anne de elinin işaret ve orta parmaklarının yardımı ile meme başını bebeğinin ağzına yöneltirken baş parmağı ile yukarıdan aşağıya doğru memesini sıvazlayarak sütünün kolay gelmesine yardımcı olmalıdır. Bebek emme işlemi sırasında ağzının içersinde bir vakum yapmaktadır. Bu negatif basınç anne memesinden sütün gelmesini sağlar. Eğer bebek tam yatar pozisyonda olursa gelen anne sütü burun arkasına kaçar. Hatta kulakların boğaz açılan kanalın ağzından kulak yoluna geçerek enfeksiyona neden olabilir. Yeni doğan kulak iltihaplarının en sık nedeni hatalı pozisyonla emzirmedir. Ayrıca annenin de yattığı yerden bebeği emzirmesi hem sütün gelmesi hem de olabilecek tehlikeli sonuçlar yönünden sakıncalıdır. Yatakta da olsa anne dik durumda olmalıdır.

    Beşik Pozisyonu
    Yukarıda anlatılan klasik pozisyondur. Anne kol destekli bir koltuk benzeri oturma ünitesindedir. Ayni pozisyon yatakta yastık desteği ile de sağlanabilir.Bebeğin başı annenin dirseğinin iç tarafına yatmıştır. Annenin ayakları bir desteğe basmaktadır. Annenin kucağında bir yastık olması çocuğu kucakta tutabilmek açıcından yararlı olur. Bebeğin altta kalan kolunu dış yana doğru yerleştirmek yararlı olur. Bebeğin üzerine yatırılan kol sırtından bebeğe destek vermelidir.

    Bu pozisyon normal yolla miadında doğmuş bebekler için uygundur. Sezaryen ile doğum yapan anneler ve erken doğmuş küçük bebekler için ilk başlarda uygun olmayabilir. Annenin karnındaki dikişlere baskı oluşabilir. Bebek güçsüz ise meme başını iyi tutamayabilir.

    Çapraz Beşik Pozisyonu
    Diğer pozisyondan farklı olarak bebeğin başı annenin eline yaslanmaktadır. Eller dönüşümlü kullanılabilir. Hangi taraftaki memeyi emiyorsa desteği diğer kol ve el verir. Emdiği tarafın eli başını tutarken diğeri sırtına destek verir. Başını tutan el sabit kalırken diğeri ile meme başını tutması ayarlanır.

    Bu pozisyon küçük doğmuş bebekler için uygundur. Meme başını yeterli kuvvetle tutamayan bebeklere daha yardımcı olunabilir.

    Çanta Pozisyonu
    Koltuk altına sıkıştırılan çantayı tutar tarzda tutma esasına dayanır. Bebeğin bulunduğu taraftaki kol sırtına destek verirken el başını arkadan tutar. Diğer taraftaki el ile anne memesini tutarak bebeğin ağzına yerleştirir. Annenin bebeğin bulunduğu yandaki kolunun altına yastık koyması yararlı olur. Ayrıca anne kolunu bacağına da dayayabilir.

    Annenin karnında ameliyat dikişleri bulunduğu veya karın bölgesine bebeğin baskı yapmasından rahatsızlık duyulan bir durum olduğunda kullanılabilir. Ayrıca büyük veya çok küçük memeleri olan anneler ile ayni anda iki bebeği emzirmek istendiğinde uygulanabilir. Meme başını iyi tutamayan küçük bebekler için de kolaylık olabilir.

    Yatar pozisyon
    Anne ve bebeğin her ikisinin de yattığı yerden emzirme durumudur. Anne yatakta sırt üstü yatmaktadır. Yatağın sırt tarafı yükseltilmiş veya yastıklarla kaldırılmış olmalıdır. Anne ayaklarını dizlerinden kırarak yatağa dayar. Bebeği de sol veya sağ yanına yan olarak yatırır. Bir eli ve kolu ile bebeğin başına destek verirken diğer kolu ile bebeğin sırt ve poposunu destekler. Annenin omzunun altına yastık koyması yararlı olur. Ayrıca bebeğin başının altına küçük bir yastık konulabilir. Dikkat edilmesi gereken konu bebeğin memeye uzanmasına gerek kalmaması ve annenin bebeğin üstüne doğru abanmamasıdır.

    Annenin yattığı yerden kalkmasını zor olduğu durumlarda veya yattığı yerden emzirmek istendiğinde uygulanabilir.
#04.07.2009 19:05 0 0 0
  • Konu: Manx
    Manx - Manx Kedi Irkları

    noimage

    Temel Özellikleri
    Biraz uyuşuk gibi görünselerde inatçı kedilerden değildirler. çekingen ve sessiz karaktere sahip olan bu ırkın kedileri eğitilmeye müsait kedilerdir.

    Görünüş ve Vücut Yapısı
    Yuvarlak bir baş yapısına sahiptir. Küçük ağzı yapısına rağmen; sağlam dişleri ve güçlü kemik yapısıyla güçlü bir çene yapısına sahiptir. Gözleri geniş, kulakları ise orta uzunlukta ve dik yapıdadır. Son derece gelişmiş kas yapısıyla orantılı bir vücut yapısına sahiplerdir.

    Bacakları öne doğru kıvrık ve kemiklidir. Arka ayakları ise ön ayaklardan daha uzun ve gelişmiştir. Bu ırkın en önemli özelliği ise kuyruksuz olmalarıdır.

    Tüy Bakımı
    Oldukça yumuşak ve düzgün tüylere sahiptirler. Tüylerinin düzenli taranması sağlıklı görünmeleri sağlayacaktır.

    Kökeni
    Manx kedilerinin kökeni hakkında bilgiye genelde mitoloji kitaplarında rastlanılmıştır.

    Bu ırkın büyük Britanya sahillerinde Man adasında ilk kez görüldüğü sanılmaktadır.

    Mitoloji kitaplarına göre bu ırkın kuyruksuz olmasının sebebi İspanyol savaşçılarının kuyruklarını keserek av şapkalarına süs yapması olarak belirtilmektedir. Yüzyıllar boyunca İspanya'da yaşayan Manx'ların, Phoenicians ve İspanyol Armada sallarıyla yolculukları sırasında, sal kazası sonucu Man adasına sığındıkları ve daha sonra tanındıkları bilinmektedir.
#04.07.2009 19:04 0 0 0
  • Konu: Korat
    Korat - Korat Kedi Irkları

    noimage

    Temel Özellikleri
    Sakin ve bağımsız yapıda olmasına rağmen sevgisini kolayca belli ederler. Soğuk bir görünüşe sahip olsalarda, atik, sevecen ve oldukça zeki hayvanlardır.

    Görünüş ve Vücut Yapısı
    Uzun ve üçgeni andıran kafasının üst kısmı düzdür. Yuvarlak iri gözleri birbirinden ayrıktır. Aşağı doğru genişleyen kulakların ucu yuvarlaktır. ipek hissi uyandıran tüyler çift katlıdır.

    Vücut hatları ve duruşu zariftir. Uzun bacakları ince ve kemiklidir. Esnek tüyleri kabarık yapıdadır. Patiler oval şeklinde olup, kuyrukları orta uzunlukta ve dolgun tüylüdür.

    Tüy Bakımı
    Fazla bakım istemeyen tüyleri, dik duracak şekilde yukarıya doğru taranmalıdır.

    Kökeni
    Korat'ın ismini Tayland'ın doğusundaki tılsımlarıyla bilinen Cao Nguyen Khorat tan aldığı bilinmektedir. Yüzyıllardır bu ırkın resimleri çizilmiş ve çinilere işlenmiştir.

    Günümüzde bu eserler, Bangkok National Müzesi'nde sergilenmektedir. Hatta Minor Art Room'da camlara işlenmiştir. The Cat Book of Poems adlı kitapta King Roma V anlatılmıştır. Bu ırk kediler; inanılmaz çekici ve harika tüylere sahiptir.

    İlk kez 1975 yılında İngiltere' de özgün bir ırk olarak kabul edilen bu ırkın kedileri, Tayland'da hala kutsal bir hayvandır.
#04.07.2009 18:37 0 0 0
#04.07.2009 18:32 0 0 0
  • Konu: Javanese
    Javanese - Javanese Kedi Irkları

    noimage

    Temel Özellikleri
    Hayata, sevecen ve meraklı tavırlarla bakan bu ırk kediler; hem kendini hem de sahibini her zaman mutlu etmeyi başarır. Sahiplerine oldukça bağlıdırlar.

    Görünüş ve Vücut Yapısı
    Siyamlara benzer uzun, orta boy ve vücuduyla orantılı bir baş yapısına sahiptir. Geniş ve yassı olan kafatası öne doğru hafif çıkıntılıdır. Burun uzun ve oldukça geniştir. Kulaklar ise geniş ve dışa doğru eğimlidir.

    Badem şeklindeki gözler iri ve burna doğru eğiktir. İnce ve narin görünmesine rağmen kas yapıları oldukça gelişmiştir. Kuyruk uzun, ince ve tüyleri bu bölgede oldukça yoğunlaşmıştr. Bacakları uzun ve patileri ovaldir.

    Tüy Bakımı
    Diğer uzun tüylere sahip ırk kedilerden daha az bakım gerektirir. Sık sık banyo yapmaları gerekmez. Sert lastik fırça yada fırça tarakla taranması iyi bir görünüm kazanması için yeterlidir.

    Kökeni
    Balinese ırkına benzer özellikler taşırlar. Tek farkları Balineselerin yalnızca dört renklerinin olmasıdır. Javanese ırkının ise 16' ya yakın rengi vardır. İlk olarak 1940 yılının ortalarında görülen bu ırk ancak 1987 yılında Kedi Gönüllüleri Kuruluşu tarafından tam olarak belirlenmiştir.
#04.07.2009 18:29 0 0 0
  • Cehennem İle İlgili Ayet - Ayet Ve Hadis

    İnkâr edenlere de ki: "Yakında yenilgiye uğratılacaksınız ve toplanıp cehenneme sürüleceksiniz." Ne kötü yataktır o. (3/12)

    Bazı yüzlerin ağaracağı, bazı yüzlerin de kararacağı gün... Yüzleri kapkara-kesilecek olanlara: "İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyleyse inkar etmenize karşılık olarak azabı tadın" (denilir). (3/106)

    Ayetlerimize karşı inkâra sapanları şüphesiz ateşe sokacağız. Derileri yanıp döküldükçe azabı tadmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Gerçekten Allah güçlü ve üstün olandır hüküm ve hikmet sahibidir. (4/56)

    Ateşin üstünde durdurulduklarında onları bir görsen; derler ki: "Keşke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasaydık ve mü'minlerden olsaydık." (6/27)

    Rablerinin karşısında durdurulduklarında onları bir görsen: (Allah:) "Bu, gerçek değil mi?" dedi. Onlar: "Evet, Rabbimiz hakkı için" dediler. (Allah:) "Öyleyse inkâr edegeldikleriniz nedeniyle azabı tadın" dedi. (6/30)

    Onların tümünü toplayacağı gün: "Ey cin topluluğu insanlardan çoğunu (ayartıp kendinize kullar) edindiniz" (diyecek). İnsanlardan onların dostları derler ki: "Rabbimiz kimimiz kimimizden yararlandı ve bizim için tesbit ettiğin süreye ulaştık." (Allah) Diyecek ki: "Allah'ın dilediği dışta olmak üzere ateş sizin içinde süresiz kalacağınız konaklama yerinizdir." Şüphesiz Rabbin hüküm ve hikmet sahibi olandır bilendir. (6/128)

    (Allah) diyecek: "Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle birlikte ateşe girin." Her bir ümmet girişinde kardeşini (kendi benzerini) lanetler. Nitekim hepsi birbiri ardınca orada toplanınca en sonra yer alanlar en önde gelenler için: "Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse, ateşten kat kat arttırılmış bir azab ver diyecekler. (Allah da:) "Hepsi için kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz" diyecek. (7/38)

    (Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: "Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın." (7/39)

    Şüphesiz, ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler onlar için göğün kapıları açılmaz ve halat (ya da deve) iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete girmezler. Biz suçlu-günahkarları işte böyle cezalandırırız. (7/40)

    Onlar için, cehennemden yataklar ve üstlerine örtüler vardır. Biz zulme sapanları işte böyle cezalandırırız. (7/41)

    Cennet halkı, ateş halkına (şöyle) seslenecekler: "Bize Rabbimizin vadettiğini gerçek buldunuz mu?" Onlar da: "Evet" derler. Bundan sonra içlerinden seslenen biri (şöyle) seslenecektir: "Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun." (7/44)

    Gözleri cehennem halkından yana çevrilince: "Rabbimiz bizi zalimler topluluğuyla birlikte kılma" derler. (7/47)

    Burcun üstündeki adamlar kendilerini yüzlerinden tanıdıkları (ileri gelen birtakım) adamlara seslenerek derler ki: "Ne (güç ve servet) toplamış olmanız ne büyüklük taslamanız (istikbarınız) size bir yarar sağlamadı." (7/48)

    Ateşin halkı cennet halkına seslenir: "Bize biraz sudan ya da Allah'ın size verdiği rızıktan aktarın." Derler ki: "Doğrusu Allah bunları inkâr edenlere haram (yasak) kılmıştır." (7/50)

    Onlar dinlerini bir eğlence ve oyun (konusu) edinmişlerdi ve dünya hayatı onları aldatmıştı. Onlar bu günleriyle karşılaşmayı unuttukları ve bizim ayetlerimizi 'yok sayarak tanımadıkları' gibi biz de bugün onları unutacağız. (7/51)

    Gerçek şu ki inkâr edenler (insanları) Allah'ın yolundan engellemek için mallarını harcarlar; bundan böyle de harcayacaklar. Sonra bu onlara yürek acısı olacaktır sonra bozguna uğratılacaklardır. İnkâr edenler sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklardır. (8/36)

    Bu Allah'ın murdar olanı temizden ayırdetmesi; murdarı bir kısmını bir kısmı üzerinde kılıp tümünü biriktirerek cehenneme atması içindir. İşte bunlar hüsrana uğrayanlardır. (8/37)

    Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün onların alınları böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve:) "İşte bu kendiniz için yığıp-sakladıklarınızdır; yığıp-sakladıklarınızı tadın" (denilecek). (9/35)

    (Böylesinin) Önünde cehennem vardır ve (orada) irinli sudan içirilecektir. (14/16)

    Yutkunmaya çabalayacak ve boğazından geçirmeyi başaramıyacak ona her yandan ölüm gelecek oysa ölmeyecek de. Ardından daha katı bir azab olacak. (14/17)

    Azabın kendilerine geleceği gün (ile) insanları uyarıp-korkut ki (o gün) zulmedenler şöyle diyecekler: "Bizi yakın bir süreye kadar ertele ki Senin çağrına cevap verelim ve elçilere uyalım." Oysa daha önce kendiniz için hiç zeval yoktur diye and içenler sizler değil miydiniz? (14/44)

    Ve hiç şüphe yok onların tümünün buluşma yeri cehennemdir. (15/43)

    Onun yedi kapısı vardır; onlardan her bir kapı için bir grup ayrılmıştır. (15/44)

    Ki melekler kendi nefislerinin zalimleri olarak onların canlarını aldıklarında "Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk" diye teslim olurlar. Hayır şüphesiz Allah sizin neler yaptığınızı bilendir. (16/28)

    Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri ne kötüdür. (16/29)

    Kim çarçabuk olanı (geçici dünya arzularını) isterse orada istediğimiz kimseye dilediğimizi çabuklaştırırız sonra ona cehennemi (yurt) kılarız; ona kınanmış ve kovulmuş olarak gider. (17/18)

    Ve de ki: "Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin dileyen inkâr etsin. Şüphesiz biz zalimlere bir ateş hazırlamışız onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Eğer onlar yardım isterlerse katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup-yakan bir su ile yardım edilirler. Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir." (18/29)

    Biz o gün bir kısmını bir kısmı içinde dalgalanırcasına bırakıvermişiz. Sur'a da üfürülmüştür artık onların tümünü bir arada toparlamışız. (18/99)

    Ve o gün cehennemi inkâr edenlere tam bir sunuşla sunmuşuz. (18/100)

    İnkâr edenler Beni bırakıp kullarımı veliler edindiklerini mi sandılar? Gerçekten Biz cehennemi kafirler için bir durak olarak hazırlamışız. (18/102)

    De ki: "Kim sapıklık içindeyse Rahman ona süre tanıdıkça tanır; kendilerine va'dedileni -ya azabı veya kıyamet saatini- gördükleri zaman artık kimin yeri (makam mevki) daha kötü kimin askeri- gücü daha zayıfmış öğreneceklerdir." (19/75)

    Suçlu-günahkarları susamışlar olarak cehenneme süreceğiz. (19/86)

    Gerçekten siz de Allah'ın dışında taptıklarınız da cehennemin odunusunuz siz ona varacaksınız. (21/98)

    Orda kendileri için 'kemikleri çatırdatan inlemeler' vardır. Onlar orda işitmezler de. (21/100)

    İşte bunlar çekişen iki gruptur Rableri konusunda çekiştiler. İşte o inkâr edenler onlar için ateşten elbiseler biçilmiştir; başları üstünden de kaynar su dökülür. (22/19)

    Ne zaman ordan sarsıcı-üzüntüden çıkmak isterlerse oraya geri çevrilirler ve (onlara:) "Yakıcı azabı tadın" (denir). (22/22)

    Artık kimin tartısı ağır basarsa işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. (23/102)

    Kimin tartısı hafif gelirse işte onlar da kendi nefislerini hüsrana uğratanlar, cehennemde de ebedi olarak kalacak olanlardır. (23/103)

    Ateş onların yüzlerini yalayarak yakar da onun içinde onlar (etleri sıyrılmış olarak sırıtan) dişleriyle kalıverirler. (23/104)

    Ayetlerim size okunuyorken yalanlayanlar sizler değil miydiniz? (23/105)

    Dediler ki: "Rabbimiz mutsuzluğumuz bize karşı üstün geldi biz sapan bir topluluk imişiz." (23/106)

    "Rabbimiz bizi (ateşin) içinden çıkar eğer yine (inkâra) dönersek artık gerçekten zalim kimseler oluruz." (23/107)

    Der ki: "Onun içine sinin ve benimle söyleşmeyin." (23/108)

    Hayır onlar kıyamet-saatini yalanladılar; biz kıyamet saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık. (25/11)

    (Ateş) Onları uzak bir yerden gördüğünde onlar bunun gazablı öfkesini ve uğultusunu işitirler. (25/12)

    Elleri boyunlarına bağlı olarak sıkışık bir yerine atıldıkları zaman orada yok oluşu isteyip-çağırırlar. (25/13)

    Bugün bir yok oluşu çağırmayın birçok (kere) yok oluşu isteyip-çağırın. (25/14)

    De ki: "Bu mu daha hayırlı yoksa takva sahiplerine va'dedilen ebedi cennet mi? Ki onlar için bir mükafat ve son duraktır." (25/15)

    İşte (ilahlarınız) sizin söylediklerinizi yalanladılar; bundan böyle (azabı) ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir ne de bir yardıma. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azab taddırırız. (25/19)

    Melekleri görecekleri gün suçlu-günahkarlara bir müjde yoktur. Ve o gün (melekler onlara) derler ki: "(Size sevinçli haber) Yasaktır yasak." (25/22)

    Onların yaptıkları her işin önüne geçtik böylece onu savurulmuş toz zerreleri kılıverdik. (25/23)

    O yüzükoyun cehenneme doğru sürülüp-toplanacak olanlar; işte onlar yer bakımından çok kötü yol bakımından sapmış olanlardır. (25/34)

    (İbrahim) Dedi ki: "Siz gerçekten Allah'ı bırakıp dünya hayatında aranızda bir sevgi-bağı olarak putları (ilahlar) edindiniz. Sonra kıyamet günü kiminiz kiminizi inkar edip-tanımayacak ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz. Sizin barınma yeriniz ateştir ve hiçbir yardımcınız yoktur." (29/25)

    Ancak inkâr edip ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlar ise; artık onlar da azab için hazır bulundurulurlar. (30/16)

    Fasık olanlar içinse artık onların da barınma yeri ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde geri çevrilirler ve onlara: "Kendisini yalanladığınız ateş azabını tadın" denir. (32/20)

    İnkar edenlere gelince onlar için de cehennem ateşi vardır. Onlar için ne karar verilir ki böylece ölüversinler ne de kendilerine onun azabından (bir şey) hafifletilir. İşte biz her nankör olanı böyle cezalandırırız. (35/36)

    İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: "Rabbimiz bizi çıkar yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım." Size orda (dünyada) öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur. (35/37)

    Kıyamet günü o kötü azabtan kendini yüzü ile kim koruyabilecek? Ve zalimlere "Kazandığınızı tadın" denmiştir. (39/24)

    Kıyamet günü Allah'a karşı yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün. Büyüklenenler için cehennemde bir konaklama yeri mi yok? (39/60)

    İnkâr edenler cehenneme bölük bölük sevkedildiler. Sonunda oraya geldikleri zaman kapıları açıldı ve onlara (cehennemin) bekçileri dedi ki: "Size Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugünle karşılaşacağınızı (söyleyip) sizi uyaran elçiler gelmedi mi?" Onlar: "Evet." dediler. Ancak azab kelimesi kâfirlerin üzerine hak oldu. (39/71)

    Dediler ki: "İçinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından (içeri) girin. Büyüklüğe kapılanların konaklama yeri ne kötüdür." (39/72)

    İçinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Artık mütekebbirlerin konaklama yeri ne kötüdür. (40/76)

    "Girin ona; artık ister sabredin ister sabretmeyin. Sizin için birdir. Siz ancak yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz." (52/16)

    İşte bu suçlu-günahkarların kendisini yalanladıkları cehennemdir. (55/43)

    Onlar kendisiyle alabildiğine kaynar hale getirilmiş su arasında dönüp-dolaşırlar. (55/44)

    İşte bu onların din (hesap ve ceza) gününde şölenleridir. (56/56)

    O gün münafık erkekler ile münafık kadınlar iman edenlere derler ki: "(Ne olur) Bize bir bakın sizin nurunuzdan birazcık alıp-yararlanalım." Onlara: "Arkanıza (dünyaya) dönün de bir nur arayıp-bulmaya çalışın" denilir. Derken aralarında kapısı olan bir sur çekilmiştir; onun iç yanında rahmet dış yanında o yönden azab vardır. (57/13)

    Ey inkâr edenler bugün özür beyan etmeyin. Siz ancak yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz. (66/7)

    Öfkesinin-şiddetinden neredeyse patlayıp parçalanacak. Her bir grup içine atıldığında bekçileri onlara sorar: "Size bir uyarıcı gelmedi mi?" (67/8)

    Onlar: "Evet" derler. "Bize gerçekten bir uyarıcı geldi. Fakat biz yalanladık ve: "Allah hiçbir şey indirmedi siz yalnızca büyük bir sapmışlık içindesiniz dedik." (67/9)

    Ve derler ki: "Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık." (67/10)

    Böylece kendi günahlarını itiraf ettiler. Çılgınca yanan ateşin halkına (Allah'ın rahmetinden) uzaklık olsun. (67/11)

    Onu Ben cehenneme sürükleyip-atacağım. (74/26)

    "Sizi şu cehenneme sürükleyip-iten nedir?" (74/42)

    Doğrusu biz kafirlere zincirler demir halkalar (tomruklar) ve çılgınca yanan bir ateş hazırladık. (76/4)

    Gerçekten cehennem bir gözetleme yeridir. (78/21)

    Şimdi tadın. Size artık azabtan başkasını arttırmayacağız; (78/30)

    (Her yanı yaygın olarak kuşatacak olan) Kıyametin haberi sana geldi mi? (88/1)

    O gün öyle yüzler vardır ki 'zillet içinde aşağılanmıştır.' (88/2)

    Çalışmış boşuna yorulmuştur. (88/3)

    Kızgın bir ateşe yollanırlar. (88/4)

    Kaynar bir kaynaktan içirilirler. (88/5)

    Onlar için (zehirli olan) dari' dikeninden başka bir yiyecek yoktur. (88/6)

    Ne doyurup-semirtir ne açlıktan korur. (88/7)

    Ayetlerimizi inkar edenler ise sol yanın adamlarıdır (Ashab-ı Meş'eme). (90/19)

    Kapıları kilitlenmiş bir ateş onların üzerinedir. (90/20)

    Artık sizi 'alevleri kabardıkça kabaran' bir ateşle uyardım. (92/14)

    Ona ancak en bedbaht olandan başkası yollanmaz; (92/15)

    Şüphesiz kitap ehlinden ve müşriklerden inkâr edenler içinde sürekli kalıcılar olmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar yaratılmışların en kötüleridir. (98/6)

    Kimin tartıları hafif kalırsa (101/8)

    Artık onun da anası (son durağı) haviyedir (uçurum). (101/9)

    Onun ne olduğunu (mahiyetini) sana bildiren nedir? (101/10)

    O kızgın bir ateştir. (101/11)

    Arkadan çekiştirip duran kaş göz hareketleriyle alay eden her kişinin vay haline; (104/1)

    Ki o mal yığıp biriktiren ve onu saydıkça sayandır. (104/2)

    Gerçekten malının kendisini ebedi kılacağını sanıyor. (104/3)

    Hayır; andolsun o 'hutame'ye atılacaktır. (104/4)

    Hutamenin ne olduğunu sana bildiren nedir? (104/5)

    Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir. (104/6)

    Ki o yüreklerin üstüne tırmanıp çıkar. (104/7)

    O onların üzerine kilitlenecektir; (104/8)

    (Kendileri de) Dikilip-yükseltilmiş sütunlarda (bağlanacaklardır). (104/9)

    Hayır; eğer siz kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız (102/5)

    Andolsun o çılgınca yanan ateşi de elbette görecektiniz. (102/6)

    Sonra onu gerçekten yakîn gözüyle (Ayne'l Yakîn) görmüş olacaksınız. (102/7)

    Ebu Leheb'in iki eli kurusun; kurudu ya. (111/1)

    Malı ve kazandıkları kendisine bir yarar sağlamadı. (111/2)

    Alevi olan bir ateşe girecektir. (111/3)

    Eşi de; odun hamalı (ve) (111/4)

    Boynuna bükülmüş bir ip (bağlanmış) olarak. (111/5)
#04.07.2009 18:24 0 0 0
  • Konu: Himalayan
    Himalayan - Kedi Irkları Himalayan

    noimage

    Temel Özellikleri
    Kendinden emin ve sakin bir hali vardır. Bir kişiye bağlanır ama diğer aile bireylerini de kabul eder. Genelde sessiz, kararlı, saygılı ve şefkatli olan Himalayan nadiren aşırı oyunculuk belirtileri gösterir.

    Görünüş ve Vücut Yapısı
    Kafatasının genişliği ve yoğun kütlesiyle kafanın biçimi, yuvarlak ve güçlüdür.

    Ağız kısmı yayvan, yanaklar dolu, burun kısa ve keskin bitişlidir. Yuvarlak uçlu kulaklar kısa ve birbirlerinden oldukça ayrıdır. Patlak olmayan gözler yuvarlak, iri ve ayrıktır. Kalın yapılı kısa bacakların taşıdığı tıknaz bir gövdesi vardır. Etli omuzları hafifçe kamburumsu durur. Patiler iri, yuvarlak ve sıkıdır.

    Kuyruğu kısa olmasına karşın beden büyüklüğüyle uyumludur. Kuyruğunu sırtından aşağı düz, kıvırmaksızın tutar. Uzun, akıcı ve kabarık duran tüyleri boyun kısmında yele gibidir ve kıvrılarak ön bacaklarının arasına iner. Kuyruk dolgun bir fırça gibidir, uzun pati altı ve kulak içi tüyleri vardır. Tüy yapısı ince ve parlaktır.

    Tüy Bakımı
    Tüyleri yoğun olduğundan kıtıklaşmasını engellemek için günlük bakıma ihtiyacı vardır. Eğer uygun ısı ortamındaysa rahatça yıkanabilir.

    Kökeni
    Aslında Himalaya'nın doruklarına tırmanamayacak kadar narin olan bu kedilerin ismi renk benzerliğinden ötürü "Himalaya Tavşanı"ndan gelmektedir.

    Uzun tüylü İran kedisi ile Siyam kedisinin hybrid karışımından meydana gelen bu kediye bazı Amerikan ve İngiliz kayıtlarında renkli lekeli uzun tüylü veya kısaca İran kedisi de denir. 1920'lerden beri Himalayan kedileri düzgün bir şekilde yetiştirilmelerine rağmen, bugün bütün iyi cins İran kedilerini himalayanlar ile çiftleştirilerek ırk kalitesi arttırılmaktadır. İngilizler üstünleştirilmiş ırkı 1955'de, Amerikalılar ise 1957'de tanıyıp kabul ettiler.

    İngiliz Himalayan severler kedileri Amerika'ya ihraç ederek aynı ırk tipinin gelişmesine yardım ettiler.
#04.07.2009 18:24 0 0 0