MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • Genco Ecer Kandıramazsın 2009 - Genco Ecer - Kandıramazsın - Genco Ecer Kandıramazsın Yeni Albüm - Genco Ecer 2009

    SANATÇI ADI: Genco Ecer

    ALBÜM ADI: Albüm Ismi

    ALBÜM YILI: 2009


    COVER:

    noimage

    noimage


    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:

    01- Kandıramazsın
    02- Aldanma Slow
    03- Bana Sordunmu
    04- Dur
    05- Caksın
    06- Sen ve Ben
    07- I just Wanna
    08- Seninim
    09- Sensiz Olamam
    10- Aldanma



    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#04.07.2009 14:17 0 0 0
  • Ben küçük bir yaprağın kalbindeyim nicedir
    Sense bir rüzgarın gözlerinde ve bir masal ülkesinin kapısında....

    Masallar..Güzel Yüreğine Sağlık Arkadaşım..
#04.07.2009 14:12 0 0 0
  • Minik Havuç Yapımı - Havuç Nasıl Yapılır

    Nasıl Havuç Yaparım Diyorsanız Buradan Bakıp Sizde Yapabilirsiniz..

    noimage
#04.07.2009 14:10 0 0 0
  • Kendi Aksi Single - Kendi Aksi - Single 2009 - Kendi Aksi Single Yeni Albüm

    SANATÇI ADI: Kendi

    ALBÜM ADI: Aksi Single

    ALBÜM YILI: 2009


    COVER:

    noimage

    noimage

    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:

    01- Salla
    02- Kanki
    03- Kork Benden
    04- Salla (bounce mix)
    05- Kanki (version)
    06- Salla (main mix)



    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#04.07.2009 14:07 0 0 0
#04.07.2009 14:07 0 0 0
#04.07.2009 14:04 0 0 0
#04.07.2009 14:04 0 0 0
  • Firdevs Kıvıra Kıvıra 2009 - Firdevs - Kıvıra Kıvıra - Firdevs Kıvıra Kıvıra Yeni Albüm

    SANATÇI ADI: Firdevs

    ALBÜM ADI: Kıvıra Kıvıra

    ALBÜM YILI: 2009


    COVER:

    noimage

    noimage


    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:

    01- Heyheylerim
    02- Kıvıra Kıvıra
    03- Vur Beni
    04- Neyime Gerek
    05- Kıvıra Kıvıra versiyon



    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#04.07.2009 14:03 0 0 0
  • gidiyorum!....sanıyorum.

    Güzeldi Emeğine Sağlık Nehir..
#04.07.2009 14:00 0 0 0
#04.07.2009 13:51 0 0 0
  • Şairine Gülümse Nazlı Çiçeğim - Hayrettin Taylan

    Gelme, hep şair kalayım,hep sair yazayım,hep ve şiirle kalayım. Sözlerini amentü olarak okuyayım aşk pınarlarında ruhun abdestini alırken.
    Sen ürkek ve küçük ceylandın sevda kıyılarında.Tutkularıma vurulan minik dalgaların beni istila eder,dururdum.Sularına karışan sucu olarak gelirdim.Ab-ı hayattan sana arş-ı alaya ali sevgilerimi sunardım.Ve sen kaçardın ne kadar uzak varsa bütün tuzaklarımı da çalarak ..Bense aşk denizinde acemi bir yüzücüydüm.Boğulmamak için çırpınırken yüzmeyi öğrettin bana,aşk içinde aşka..
    Sonra koskocaların bir dalgayla kıyılarıma vururdu,alırdı beni tümden.Dünden ve her andan kalanlarımı alır götürürdü.Sularıma akıttığın gözyaşların da eklenince taşırdım başlardım sana soneler yazmaya sinemin en derin kalemiyle.Senin denizindeyken çok çesurdum,sular seller gibiydim sularına ve aşklarına.Saklı yüreğinde saklı bir kent olmuştun.Yalnız ikimiz sözde biliyorduk.
    Oysa suların aktığı her yere söylemiş kumrular.. .
    Sevmeyi öğrenmiştim sevmeden, korkmadan ve saklı yüreğimi sularına sermiştim utanmadan Ben her şeyi öğrenmiştim, sensizliği bir türlü öğrenemedim kafam almıyor, yüreğimin süzgecinden geçirdim seni o da almıyor,almıyorum sensizliği Sensizliği öğretmedin beni başka denizlerde yüzmeye ittin.Şimdi bu tuzlu, şimdi bu buzlu,şimdi bu nazlı denizlerde sensizliğe nasıl yüzeceğim
    Sen şairine gülümse güzel çiçeğim .Her an gül koksun yüreğin .Gözlerin sevdamı lal etsin sözlerin kal kılsın sözlerimi.
    Sen gülümse şairine
    Har koksun gülücüklerinden arta kalan bütün artırılmış özlemlerimden.
    Hüzünlerimi sustursun gelişin ve beni benden alışın.
    Yeni şarkılar söyle mutlu, umutlu aynalarda,taran ve aran benimde
    Çilesi dolan hayatın dolambaçlarında baçlarını oynasın melekler.Sen şairine gülümse
    Varsın gidişlerin kanayan yanına senli yanlarımın yangını.Küllerinden zevklerinin tozu havalansın aşka.Gözlerinden damlalar akmasın.Huzurun takvimlerinden bir bir beni söküp oku ve yaşa..

    İçimde klorlanan sensizliğin taşını düşürsün gülümsemen. Böbrek yetmezliğini yaşayan her aşina gelişinde düşsün taş sevdam.
    Talan olsun ve yalan olmasın asli aslı-lılığın.

    Sen gülümse şairineŞiirler yürütsün tutku gemimizi.Herkes erisin sana yazdıklarımda ..

    Sen gülümse gül bayramında kıpkızıl kavuşmaların süfli ve hisli akışında
    Ben hüznü akıtayım,terk edilmiş eskiz pınarların kuruyan çeşmelerindeBir testi de benim uğrumda kıran son gidenin bütünlerini benden silen suya giden aşka giden güzeldiri oyna içimde,dışımda ,yazımda,kışımda ,harımda, narımda, zarımda zararımda ve de sende..

    Hoyrat rüzgarlar saçlarını estirsin dalgalandırsın savurgan saçların ve benli açların..

    Sen şairine gülümse

    Bir ömrün sabahına kadar açıl,yalnız yanımda saçıl güzel çiçeğim
    Ben nadasında kaldım bunca aşka ürün üstüne verirken.
    Her an mahsul gagalayan,aşk öten bir bülbülün son şubesiyim.Henüz dinlemedin benden bendeler
    Hüzün şarkıları mırıldar dudaklarım usulca çöl rüzgârlarına benzeyen esişlerdeyim.

    Sözlerin amentüm olurdu olmuş,olmamış henüz benle doğmamış sevdalarda.
    Tuti terennümlerin dizilirdi dizinde aşk çöktüğüm her gelmenin kavisi.Kavlarımı büyüttün,kibrit çöpü olan olmuşlarını çakıver.Yansın ,yakılsın sevda ocağıÖnce sensizliği pişir,yanına ikimizden bir tatlı yap,yardan,serden,ardan ve bütün kavuşmalardan da anlamlı olsun.
    Gelme, hep şair kalayım,hep sair yazayım,hep ve sana ...ruhumun kulesi..aşk zindanımın Leyla'sı...

    Sen gülümse şairine.. Bir ömrün sabahına kadar açıl,yalnız yanımda saçıl güzel çiçeğim.

    Hayrettin Taylan
#04.07.2009 13:26 0 0 0
#04.07.2009 13:23 0 0 0
  • Tuşlarla Yaşanmış Bir Aşk - Kazım Şeker

    Tuşlarla yaşanmış bir aşk yaşamak için bir arayıştaysanız hiç durmayın bulduğunuzu anladığınıza kadar kişiler tanıyın ve onlarla sohbet edin düşüncesi ile günün 3/2 bölümünü burada geçirdiğim dönemlerdi... Sevgi... Sokağında onlarca kalabalık içinden birini seçmiştim, sonunu, etkilerini bilemeden sadece bir selamdan ibaretti başlangıç. Ne için burdasınız dedim dedi güzel, hoş ve dürüst dostluklar için... Aynı soruyu sordu bana siz ne için buradasınız? Zaman için dedim, nasıl? dedi ve açıkladım: Bizlere ALLAH tarafından hergün 24 adet verilen ve 24 ayar altın değerinde zamanımı sizinde dediğiniz gibi dostluk, hoş sohbet ve aşk için dedim, onun için mi? rumuzunuz sevdakolik dedi ve başlayan muhabbetler adında bir buluşma bekliyordu bizi...

    25 Ağustostu tanışmamız, Buluşmamız sonraki yılın 6 Haziranı, birlikte kendimizi Alanya liman ve teraslarına attık... Akşam üzeri idi onun dudakları ile tanışmam benim için bir utangaçlık ve onun içinde aynı duygular vardı... Bir kelebek edasıyla bakışmalar hereket ve sohbetler yaşadık. Aynı akşam Alanyum sinemalarına attık kendimizi sanki herşey bizim için iyi gitmekteydi... Sinema bomboş ve bir salonda sadece ikimiz izledik o melekler ve şeytanlar filmini... O omuzumda zaman geçirdi film boyunca ben ise kokusun çektim ta içime... zaman çok çabuk geçmişti o gecenin ayrılık saatini bile sinema salonunu kapatarak geçirdik, içimde hep bir korku vardı ve ayrılık istemezdim ben o gece ayrılmamalıydı bu iki yürek diyordum kendi kendime, o ise yarın için çok güzel ve tatlı planlar kurardı tekrar buluşacağımız saati ayarlardı... Olmadı ayrıldık o gece için sandığımız ayrılık bizi çok uzaklara sürükledi... Ben yola çıkmak zorunda kaldım, o ağlamak, Ben özürdilemek peşinde iken o hakaret... haklıydıda... güzel planları yapılan 3 gün bizim için benim yüzümden olmuştu 1 gün. ne dese yeri değil mi? Ben yoldayım dedikçe dön dedi ama dönemezdim... Aşk = zorluk ve yarılık kavramını o zaman hissettim işte istemeyerek yok olmak bu olsa gerek dedim kendi kendime ama hepte kızdım kızıyorum..... Şimdi çok şanslıyım ikincikez buluşma tarihi ve planları peşindeyiz :) Bunuda saygı, gerçek sevgiye borçluyum...


    Kazım Şeker
#04.07.2009 13:20 0 0 0
  • Konu: Yaşım Aşk
    Tek kişilik kışlarda
    Tek kişilik akşamlarda;
    Tek kişilik yataklarda donmak istemiyorum . . .

    Emeğine Sağlık Canım..
#04.07.2009 13:19 0 0 0
  • Gülistan Okan - Gülistan Okan Kimdir - Gülistan Okan Biyografisi

    Gülistan Okan (d. 8 Ocak 1953), gerçek adı Gülistan Hoşkan olan Türk ses sanatçısı.Gülistan Okan müzik kariyerindeki ilk çıkışını Selami Şahin imzalı "Kanım Kaynadı" ile 1976 yılında yapmıştır.

    noimage

    Diskografi

    45'lik

    * Sevgilimsin Canımsın - Öl Diyorsan Öleyim
    * Karşılıksız Sevenler - Bin Defa Güle Güle
    * Serseri - İzmir'de Kaldım
    * Aşkı Senden Öğrendim - Unutma Sözlerimi
    * Kanım Kaynadı Sana - Merhamet İstemem
    * İstersen - Düğüm Düğüm Bağlanmışız
    * Önce Sen Sonra Ben - Ayrılık Çanları

    Albümleri

    * Hoşgeldin (1982)

    Filmografisi

    * Analar Ölmez - 1976
    * Gülşah Küçük Anne - 1976
    * Kader - 1974
    * Dağdan İnme - 1973
    * Kara Pençe - 1973
    * Kara Pençe'nin İntikamı - 1973
    * Yabancı - 1973
    * İki Yosmaya Bir Kurşun - 1971
#04.07.2009 00:36 0 0 0
  • Konu: Gül Erda
    Gül Erda - Gül Erda Kimdir - Gül Erda Biyografisi

    Gül Erda, Türk Pop müzik sanatçısı, reklam, televizyon ve sinema oyuncusudur. 1980'li yıllarda TRT İzmir Televizyonu'nda sunuculuk da yapmıştır.

    noimage

    Diskografi

    * Anlatamam ki (1989)
    * Bir Sevda Yeli (1990)
    * Suçluyum (1992)
    * Ne Değişti (1993)
    * Mor Hicranlar (1995)
    * İsmini Bavula Tıktım (2008)

    Filmografi

    * Kırık Hayatlar (1985)
    * Yarın Ağlayacağım / Erkekler de Ağlar (1986)
    * Suçumuz İnsan Olmak (1986)
    * Aşkın İlk Yarısı (1987)
    * Kasırga İnsanları (2004)
    * İnadım İnat (2005)
    * Mavi Kuş (2006)
#04.07.2009 00:25 0 0 0
  • Kars Hamamları - Kars Tarihi Hamamları

    Cuma Hamamı

    noimage

    Kars il merkezinde, Kars Çayı kenarında, Atatürk Köprüsü'nün solunda bulunan Cuma Hamamı'nın kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber yapı üslubundan XVII.yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu hamam plan düzeni olarak yakınındaki İlbeğioğlu Hamamı ile benzerlik göstermektedir.

    Osmanlı hamam mimarisi üslubunda, dikdörtgen planlı, kesme taştan yapılan hamam soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Yuvarlak kemerli bir kapıdan girilen soğukluğun üzeri kubbe ile örtülüdür. Buradan bir koridorla geçilen ılıklık ve sıcaklık ikinci bir kubbe ile örtülmüştür. Bu kubbeler kasnaksız olup, içeriden Türk üçgenlerine oturmaktadır.


    İlbeğioğlu Hamamı

    noimage

    Kars'ta Taş Köprü'nün yanında bulunan bu hamamın kitabesi günümüze gelemediğinden ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Halk arasında Muradiye ve Balkonlu Hamam isimleri ile tanınmaktadır. Yapı üslubundan XVII.yüzyılın sonu ile XVIII.yüzyılın başına tarihlendirilmektedir.

    Osmanlı hamam mimarisi örneklerinden olup, soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden oluşmuştur. Dikdörtgen planlı olan hamam, Cuma Hamamı ile aynı plan düzenindedir. Yuvarlak kemerli bir kapıdan girilen soğukluk kısmının üzeri içten Türk üçgenlerinin taşıdığı bir kubbe ile örtülüdür. Sıcaklık bölümü de diğerinden daha küçük kubbe ile örtülmüştür. Hamamın içerisindeki günümüze gelen bezemeler XVIII.yüzyıla tarihlendirilmektedir.

    Mazlum Ağa Hamamı

    noimage

    Kars il merkezinde, Taş Köprü'nün solunda bulunan Mazlum Ağa Hamamı'nın ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı, kitabesi bulunmadığından kesinlik kazanamamıştır. Bununla birlikte, Sultan III.Murad (1574-1595) zamanında, Kars'ın onarımı sırasında yapıldığı bilinmektedir.

    Osmanlı hamam mimarisi örneklerinden olup, soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Kesme taş ve moloz taştan yapılan hamamın üzeri merkezi bir kubbe ile örtülüdür. Hamam 1918 yılında Ermeniler tarafından tahrip edilmiş, daha sonra onarılmıştır. Yakın tarihlere kadar işlevini sürdüren bu hamam günümüzde kullanılmamaktadır.

    Selçuklu Hamamı (I)

    Kars Arpaçay ilçesindeki Ani Örenyerinde, Büyük katedralin 30 m. batısında bulunan bu hamam Selçuklu döneminde, XII.yüzyılda yapılmıştır.

    Bu hamam yanındaki diğer hamam ile birlikte Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü'nün 1966-1967 yıllarında yaptığı kazılar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Bu hamam Ani surlarının şehre giriş kapılarından en önemlilerinden biri olan Aslanlı Kapı'dan Ebü'l Muammeran Camisi ile İç Kale'ye giden yakın bir yerdedir.

    Hamamın plan düzeni, su ve ısıtma tesisleri, iç süslemeleri ve mimari özellikleri yönünden Anadolu Türk hamamları ile benzerlik göstermektedir. Kazılar sırasında hamamın sıcaklık bölümü, su sarnıcı, soğuk su depoları bütünüyle, ılıklık bölümü de kısmen ortaya çıkarılmıştır. Dikdörtgen biçimindeki sıcaklık bölümünün köşelerinde birbirlerine eşit dört yıkanma odası, halveti bulunmaktadır. Bu bölüm birbirlerine eşit dört eyvanlıdır. Bu eyvanların birbirlerini dikey olarak kesmesi ile hamam haçvari bir görünüm kazanmıştır. Yıkanma odalarına orta mekandan, diğer kısımlara da köşelerdeki kapılardan girilmektedir. Üst örtüdeki kubbelerin dış kademelerine maden cürufu dökülmüştür. Böylece cürufun ve kubbelerin üzerine serilen kalın toprak tabakası hamam sıcaklığının dışarıya sızmasını önlemektedir. Aynı zamanda bu şekilde içeriye akıntının olması da önlenmiştir.

    Selçuklu (Küçük Hamam) Hamamı (II)

    Kars Arpaçay ilçesindeki Ani Örenyerinde, Arpaçay ile Tatarcık Deresi'nin birleştiği alandaki Bey Sekizi Kapısı'nın 100 m. güneyinde bulunan bu hamam, XII.yüzyılda, Selçuklular döneminde yapılmıştır.

    Selçuklu mimari üslubunu yansıtan bu hamam mimari yönden diğeri ile benzerlik göstermektedir. Bu hamamı 1844 yılında Abiç isimli bir gezgin görmüş ve planını çıkarmıştır. Daha sonra hamamı inceleyen Strzygowski ve Harutyunyan yapının tanımını yapmış ve bunun Ani'deki Ermeni yapılarından ayrıldığını belirtmiştir.

    Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü'nün 1966-1967 yıllarında yaptığı kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılmıştır.

    Hamam soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiş, kesme taş ve moloz taştan yapılmıştır. Sıcaklık bölümü planı ve ölçüleri bakımından diğer hamamın tam bir benzeridir. Burada Selçuklu ve Osmanlı döneminde sıkça rastlanan haç biçimli, dört eyvanlı ve köşe halvetlidir. Yıkanma odalarına açılan kapılar Selçuklu mimarisinde görüldüğü gibi sivri kemerli, dar ve alçak tonozludur. Odaların üzerleri birer kubbe ile örtülmüştür. Eyvanlara olduğu gibi halvetlere de su taşıyan künkler duvarların içerisine yerleştirilmiştir. Üst örtüde kubbe geçişini sağlayan tromplar birbirlerinden farklı biçimlerde stalaktitlerle süslenmiştir. Tromplarda her halvette farklı stalaktitlerin kullanılması hamam içerisindeki yeknesaklığı ortadan kaldırmıştır.

    Arpaçay'da bulunan bu hamamların XIII.yüzyılda kullanıldığı Dikran Honents'in bir yazıtından anlaşılmaktadır. İkinci hamamda görülen trompların birinci hamamdakilere göre daha gelişmiş olmasından ötürü, ikincisinin daha geç bir tarihte yapıldığı sanılmaktadır.

    Pars Tuğlacı'ya göre, birinci hamamın, Ani'de Şeddadi Hanedanı'nın il beyi olan Abû Şûca Menûçehr'in onarım çalışmaları yaptığı tarihlerde, XI.yüzyılın sonlarında, 1080-1090 yıllarında yapılmıştır.
#04.07.2009 00:24 0 0 0
  • Kars Sivil Mimari Örnekleri - Kars - Sivil Mimari Örnekleri

    noimage

    Anadolu ile Kafkas kültürünü birleştiren sivil mimarlık örneklerini ortaya koyması yönünden Kars ve yöresi çok önemli bir bölgedir. Ancak sınır kenti olması ve sürekli savaşlara sahne oluşundan ötürü de büyük zorluklar yaşamıştır.

    Kars'taki sivil mimari günümüzde eski ve yeni olmak üzere iki ayrı şehir olarak sivil mimari yönünden incelenmelidir. Eski Kars bugün kale içerisinde ve onun eteklerinde olup Kaleiçi Mahallesi de bu yerleşimin ana noktasıdır. Günümüzde buradaki yerleşim eğri ve dar yolların iki yanında sıralanmış evleri ile sıkışık bir yapılanmayı göstermektedir. Kırsal kesimlerde ise iklim yerleşimi büyük ölçüde etkilemiş, bu nedenle de toplu yerleşime geniş yer verilmiştir. Bu tür yerleşimlerde bir alanın çevresinde çember biçiminde evler bir arada toplanmışlardır. Bu yerleşimlerin orta noktasını da cami oluşturmaktadır. Evler tek katlı toprak damlı taş yapılardır. Yapılarda yörede çok olan bazalt, andezit, tüf, aglomera taşları sık kullanılmıştır. Ayrıca çamur harçla örülü duvarlar çam veya kavak ağacından hatıllarla desteklenmiş, üst örtüyü ise toprak damlar oluşturmuştur.

    noimage

    Geleneksel Kars evlerinde iki ayrı plan tipinin uygulandığı görülmektedir. Bunlardan birincisinde giriş holleri yapının bir köşesine yerleştirilmiştir. Giriş holü yapının sağ veya sol köşesinde olanlarda odalardan biri bu girişin yanındadır. Giriş holünden çift kanatlı bir kapı ile salona, salondan da yine girişe benzer bir kapı ile yanındaki odaya geçilir. Yana yana dizilmiş odalardan diğerlerine daima bir geçiş vardır. Böylece ev içerisinde dairevi bir dolaşım sağlanır. Diğer tiplerde ise, giriş holünün bir tarafından salona, diğer taraftan da misafir odasına geçilmektedir. Bu tip evlerin birbirleri ile bağlantılı olduğu açıkça görülmektedir.

    Kars'ın sivil mimari örneklerini oluşturan, Rusların yapmış olduğu evler çoğunlukla taş ve kerpiçten yapılmıştır. Kars'ın eski evleri 1878-1918 arasında Kars'ın Rus işgaline uğradığı sırada eski evler olduğu gibi bırakılmış, yeni yerleşim Taht Düzü denilen güneydeki alana kurulmuştur. Osmanlı sivil mimarisine benzemeyen, üst düzey memur, subay ve yabancı ailelerin yaşamaya başladığı yeni binalar bu yeni yerleşim alanında yapılmıştır.

    noimage

    Rusların askeri vilayeti olan ve 40 yıl işgal ettikleri bu şehirde yeni bir yapılanmaya gitmişlerdir. Bugünkü Yusufpaşa, Ortakapı ve Cumhuriyet mahallelerinin bulunduğu alanlara 1890 yıllarında Hollanda'dan getirilen mimar ve mühendislere ızgara planlı, birbirini kesen caddelerden oluşan yeni bir şehir kurdurmuşlardır. Geniş ve düzgün taş kaldırımlı caddeler ile geniş parklar ile şehrin görünümü değişmiştir. Kars'ın yeni yapılanmasında Kuzey Avrupa mimarisi üslubundan yararlanılmış, düzgün bazalt taşından iki ve üç katlı binalar yapılmıştır. Bunların yanı sıra villa tipi evlere de geniş yer verilmiştir. Bu evlerin bazıları cadde üzerinde olmalarına karşılık geniş bahçe içerisinde olanları da bulunmaktadır. Bu yapıların geniş cepheleri duvara dayalı yarım sütunlarla ve kabartma bordürlerle bezenmiş, iç mekanlarda ise odalar uzun koridorların çevresinde sıralanmıştır. Bu koridorun çevresinde birbirlerine açılan odalar, salonlar bulunmaktadır.

    noimage

    Ayrıca Peç ismi verilen şömine biçiminde yeni bir ısıtma sistemi burada uygulanmıştır. Bu sistemde Peçlerin içerisinde yakılan kömürlerin çıkardığı sıcaklık iç mekan duvarlarından geçirilen borularla yapıların tümünü ısıtmıştır. Kışların soğuk ve uzun geçtiği Kars'ta Peçlerin yanı sıra daha değişik ısıtma sistemleri de geliştirilmiştir. Odaları birbirinden ayıran duvarların köşesine yarım daire biçimli ve çıkıntılı "galanka" denilen büyük bir soba yerleştirilmiştir. Altı demir döküm olan ve yüksekliği tavana kadar ulaşan, yukarıya doğru daralan ve boruya dönüşen sobalarla evler ısıtılmıştır.

    XIX.yüzyıldan günümüze gelen kesme taşların kullanıldığı yapılardan birisi Rus Konsolosluğu olarak yapılan iki katlı yapıdır. Yapının cephesi siyah ve deve tüyü renginde tüf taşı ile kaplanmıştır. Diğer cepheler de moloz taş duvarlıdır. Üst katların köşe balkonlarının korkulukları dökme demirden olup, kendine özgü şekiller içermektedir. XIX.yüzyıldan günümüze kalan Devlet demir Yolları binaları ise Rus işgali sırasında Ruslar tarafından yapılmıştır. Bu yapılarda siyah kesme taşlar cephelerde ağırlıklı olarak kullanılmıştır.

    noimage

    XIX.yüzyıldan kalan Osmanlı yapılarından bazılarının avlulu olduğu görülmektedir. Bu evlere genellikle sokaktan bir duvar ile ayrılan avludan girilmektedir. Ahşap bir merdiven üst kattaki açık sofaya çıkışı sağlamaktadır. Bu açık sofalar boydan boya cepheyi doldurmaktadır. Aynı zamanda bunlar direklerin taşıdığı ahşap balkonlar halindedir. Direklerin arasındaki kirişler adeta bir dantel gibi oyulmuş ahşap süslemelerle bezelidir. Bunlardan Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın XIX.yüzyıl sonlarına tarihlenen köşkü, burmalı sütunları, ajurlu süslemeleri ve diğer evlerden farklı ahşap bezemeleri ile dikkati çekmektedir. XIX. yüzyılda Çarlık Rusya'sının şehri yönetenler için Kaleiçi Mahallesi'nde yaptırdığı köşk dönemin mimarisini en güzel biçimde yansıtan bir yapıdır. Konak ismi verilen bu yapı çatı katıyla birlikte üç katlıdır. Köşkün L şeklindeki avlusunda müştemilat binaları bulunmaktadır. Bu yapı günümüze çok harap durumda gelmiştir.

    Kars evleri arasında Namık Kemal'in dedesi Abdüllatif Paşa'nın Kars Mutasarrıfı olduğu ve 1853 yılında yaşadığı üç katlı binanın yalnızca zemin katı günümüze gelebilmiştir. Namık Kemal bu evde küçük yaşlarda yaşamış ve ilk şiirini de burada yazmıştır.

    noimage

    Yusufpaşa Mahallesi, Ordu Caddesi üzerinde bulunan Eski Hastane binasının ön cephesi andezit taşından yapılmıştır. Cephe tamamen oyma ve kabartma bezeme ile kaplanmıştır. Bu bezemede stilize edilmiş ve geometrik motifler dikkati çekmektedir. Yapının diğer cepheleri bazalt taşından düz duvarlar şeklinde örülmüştür. Üç katlı olan bu bina L şeklinde bir plan düzenindedir. Yapı 1985 yılında restore edilmiş olup, günümüzde Kars İl Sağlık Müdürlüğü hizmet binası olarak kullanılmaktadır.

    Kars sivil mimari örnekleri arasında Katerina Köşkü, Hekimler Evi olarak kullanılan yapı, İsmet Paşa İlköğretim Okulu, Defterdarlık Binası, Taşkahve, Kars Anadolu Lisesi bulunmaktadır.
#04.07.2009 00:19 0 0 0
  • Kars Müzeleri - Kars Tarihi Müzeleri

    Kars Müzesi

    noimage

    Kars Müzesi ilk defa Eski Vilayet Konağı'nın bir odasında, "Eski Eserleri Koruma ve Müze Memurluğu" adı altında 1959 yılında Kars Müzesi'nin çekirdeği oluşturulmuştur.
    Kars çevresinden toplanan eserlerin artması ile yeni bir müzeye gereksinim duyulmuş, burada toplanan eserler Kümbet Camisi'nde (Havariler Kilisesi) yeniden düzenlenerek 1964 yılında ziyarete açılmış, 1969 yılında da Müze Memurluğu, Müze Müdürlüğü'ne dönüştürülmüştür.

    Prof.Dr.İ.Kılıç Kökten'in 1965-1971 yıllarında Kağızman Camuşlu Yazılıkaya ve Kurban Ağa Mağarası'nda yapmış olduğu kazı ve araştırmalarında ortaya çıkan eserler müzeye getirilmiştir. Kümbet Camisi de bir süre sonra eserlere yeterli gelmeyince, Kars Müzesinin yeni binasının yapımına 1871 yılında başlanmış, yapım çalışmaları 1978 yılında bitirilmiştir. Bundan sonra müzenin teşhir ve tanzim çalışmalarına başlanmış ve Kars Müzesi 22 Nisan 1981'de ziyarete açılmıştır.

    Kars Müzesi arkeoloji ve etnoğrafya bölümleri ile müze bahçesindeki eserlerden oluşan üç bölüm halindedir. Arkeoloji bölümünde Prehistorik, kalkolitik, Eski Tunç, Urartu, Roma ve Bizans eserleri bulunmaktadır. Bu eserler arasında taştan değirmenler, obsidiyenler, çeşitli aletler, pişmiş topraktan kap ve kacaklar; kemik, cam, boncuk ve bronzdan süs eşyaları; gözyaşı şişeleri, baltalar, ok uçları, mızraklar, kandiller, bronz iğneler, bronz aletler ve mühürler bulunmaktadır. Ayrıca Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı sikke ve paraları da bu bölümde yer almaktadır.

    noimage

    Müzenin etnoğrafik bölümünde, Geç Hıristiyan dönemine ait ahşap bir kapı, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine tarihlenen yapı kitabeleri bulunmaktadır. Kars yöresinin dokuma örneklerinden halı, kilim, heybe, at çulu, farma halı ve kilim yastık yüzleri, seccadeler; bakır mutfak eşyalarından kazanlar, siniler, tepsiler, taslar, ibrikler, yamaklar, (küçük kazan veya yardımcı kap) debbeler (kavurma kabı), kevgir leğen, sahan, havan ve kaşıklar; çeşitli kesici ve ateşli silahlardan altın ve gümüş işlemeli hançer, kama ve kılıç filintalar, çakmaklı ve toplu tabancalar, demir ve tunç baltalar ile barutluklar; el yazması Kuran başta olmak üzere çeşitli yazmalar, basılı eski kitaplar, fermanlar, yazı takımları, yöresel giysilerden kaftan, cepken, üç etek, bel kuşağı, baş örtüsü, göğüslük (tor) duluk ipi, saç bağı, şal kuşak, kadın başlıkları (kofik), tepelikler ve çoraplar; gümüş işlemeli eğerler, deve çakları, ahşap baston, sopa ve gümüş kırbaç, fayton fenerleri, saatler, gümüş tütün tabakaları, yöresel taşlardan ağızlıklar, tespihler, semaverler, gümüş bilezikler, tepelikler, başlıklar ve gerdanlıklar bulunmaktadır.

    Teşhir vitrinleri dışında dokuma aletlerinden teşri, kirman ve çıkrık ile yöresel halı tezgahı ve dokumada kullanılan aletler onları tamamlamaktadır. Ayrıca Kars tarihini içeren kitaplar ile eski gazeteler de bu bölümde sergilenmektedir.

    Müze bahçesinde ise; Anadolu Selçukluları ve Beylikler dönemine ait mezar taşları, mimari yapı taşları bulunmaktadır. Doğu Anadolu yöresine özgü Selçuklu ve Artuklu dönemine ait koç, koyun, kuzu ve at şeklindeki mezar taşları, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çeşitli kitabeler ile mezar taşları da burada teşhir edilmektedir. Ayrıca bahçenin kuzeyinde müze duvarına bitişik özel ray sisteminin üzerinde; Kazım Karabekir Paşa'ya 1921 Kars Antlaşması sırasında Ruslar tarafından hediye edilen tarihi Beyaz Vagon da bulunmaktadır.


    İstasyon Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi
    No:365 Kars
    Tel-Faks: (0474) 212 38 17


    Gazi Ahmet Muhtar Paşa Müzesi

    noimage

    Gazi Ahmet Muhtar paşa 1877 yılında Osmanlı-Rus Savaşı'nda Kars'ı Ruslara karşı yapılan Başgedikler, Zivin ve yahni Savaşları'nı kazanmış ve bu nedenle de gazi unvanını almıştır. Ancak Alacadağ Savaşı'nda Osmanlı ordusu yenilince Ahmet Muhtar paşa ordusu ile Erzurum'a çekilmiştir.

    Kars'ta Gazi Ahmet Muhtar Paşanın karargah binası olarak kullandığı Konak, XIX.yüzyılın ikinci yarısında yapılmış iki katlı, dikdörtgen planlı bir yapıdır. Konağın dış cephesi bazalt taşından, çatısı da toprak damla örtülüdür. Girişi güney yönünde olan konağın zemin katında iki, birinci katında da bir salon ve üç oda bulunmaktadır.

    Kars Valiliği ve Kars Tugay Komutanlığı 2001 yılında bu konağı restore ederek müze konumuna getirmiştir. Konağın birinci katında 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda Kars il merkezi ile Yahnılar Tepesi'ndeki tabyalarda bulunmuş, bu savaşla ilgili askeri malzemeler, Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın fotoğrafları, haritaları, Osmanlı ordusunun hareket planları, savaş resimleri ve gravürler sergilenmektedir. Vitrinler içerisinde de top mermileri, fişekler, süvari atlarının nalları başta olmak üzere savaş alanlarından toplanan askeri malzemeler bir araya getirilmiştir.

    Müzenin diğer salonu da sergi salonu olarak düzenlenmiştir.


    Ani Eski Eserler Müzesi

    Kars Arpaçay ilçesindeki Ani'de N.Marr tarafından 1904 yılında Eski Eserler Müzesi kurulmuş, bunun başına da Ani kazılarına katılan Leningrad Hermitage Müzesi'nde yöneticilik yapan H.Orbeli getirilmiştir.

    Bu müze önce Menucehr Camisi'nde kurulmuş, eserler burada bir araya getirilmiş ve daha sonra Ani'deki yeni müze binası tamamlanınca da 1908'de buraya taşınmıştır. Bu müzede 1892 yılından beri ele geçen yöredeki eserler toplanmıştır. 1917 yılında Ani'de N.Marr bir de bilimsel araştırma enstitüsü kurmuştur. Daha sonra bu arşivi Tiflis'e göndermiştir.

    I.Dünya Savaşı'nın başlaması ile 1918 yılında bu müze kapatılmış ve Ani savaş alanının içerisinde kalmıştır. Rusların Kars'tan çekilmesi ve Ani Müzesi'nin boşaltılması sırasında 1918 yılında çevredeki aşiretlerin ve Ermenilerin saldırısına uğrayan müze ile arkeoloji enstitüsü yıkılmış, koleksiyonlarının büyük bir bölümü vagonlara doldurularak Tiflis'teki Kafkas Enstitüsü'ne götürülmüştür. Bu arada müzedeki eserlerin çoğu da yok olmuştur.
#04.07.2009 00:16 0 0 0