MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • Genç Kalemler - Yeni Lisan Hareketi

    Türkçü düşüncenin devirler boyu en belirli özelliği, Türkçe konusunda gösterilen hassasiyet olmuştur. Gerek Türkistan'da, gerek Anadolu'da, Türkçenin yabancı dillerin, yani Arapça ile Farsçanın kuvvetli etkisinden kurtulması için görüşler ileri sürülmüş, bu yolda örnekler verilmiştir.
    19. yüzyıl sonunda ilmî ve edebî bir hareket olarak ortaya çıkan Türkçülük akımında da, yine dil meselesi ön plânda gözükmektedir. Şinasi, Ziya Paşa, Ahmed Vefik Paşa bu yolda çeşitli makaleler yayınlamışlardır. Mehmet Emin (Yurdakul) Beyin şiirleri ise âdeta yeni bir çığır açmıştır. Ancak, bütün bu gelişmeler sistemli safhaya İkinci Meşrutiyetten sonra ulaşabilmiştir. Dilde sadelleşme hareketinin bu dönemdeki adı "Yeni Lisan" olmuş, bu hareketin sözcülüğünü ise Selânik'te yayımlanan "Genç Kalemler" dergisi yapmıştır.
    Hâmid ve Hüsnü adlarındaki iki genç, Selânik'te Hüsn ve Şiir adıyla bir dergi yayımlıyorlardı. Bu derginin başyazılarını, kendilerinden daha yaşlı ve adı artık duyulmaya başlamış olan Ali Cânib kaleme alıyordu. Ali Cânib, derginin adını beğenmiyordu. Bir gün, genç arkadaşlarına "Ben bu Hüsn ve Şiir unvanını beğenmiyorum. Bunu değiştirelim. Hep hüsn ve şiirden mi bahsedeceğiz? Hiç ilmî makale yazmayacak mıyız?" dedi. Karar verdiler ve derginin adını Genç Kalemler olarak değiştirdiler.
    Hüsn ve Şiir, sekiz sayı yayımlanmıştı. Genç Kalemler, onun devamı olduğu için ilk sayısı 9 numarayı taşıyordu. Başlığının altında Fransızca olarak da Guaindj Kalemlair (Genç Kalemler) yazılıydı. Onun da altında edebî, ilmî risale olduğu belirtiliyordu. Bu sayıda "Sevgili karilerimize" başlığı ile okuyuculara hitaben bir yazı yayımlanmıştı. Bu yazıda şöyle deniliyordu:

    "Bugün birinci nüshasını okuduğunuz Genç Kalemler, evvelce yayınlanan Hüsn ve Şiir'in gelişmiş şeklinden başka bir şey değildir. Evet, gazetemizin yazı kurulu evvelce tanıdığınız gençlerdir. Onlar düşündüler ki, Hüsn ve Şiir namı yalnız uzmanlığa dair maddelere aittir. Halbuki maksatlları yalnız bu değildir. Hüsn ve Şiir'in geniş anlamından başka fikir mahsûlleri gazetelerinde geniş bir yer alıyordu. Bu bakımdan risalenin ismini değiştirdiler, ona Genç Kalemler dediler."

    Genç Kalemler'in ilk sayısında, dil konusunda tutulacak yeni yolla ilgili bir bahis bulunmamaktadır. Yeni Lisan hareketi, Ali Cânib'in Ömer Seyfeddin ve Ziya Gökalp'la tanışıp birlikte harekete başlamalarından sonra meydana çıkacaktır.
    Ali Cânib, Selânik'e, sürgün edilen babasıyla birlikte 1902'de gelmişti. Ziya Gökalp ise, Diyarbakırlıydı. Genç yaşlarında bir süre İstanbul'da kalmış, fakat rejimin gazabına uğrayarak Diyarbakır'a dönmüştü. İlmî çalışmalarına orada devam etmiş, çevresine çok sayıda genç aydını toplamıştı. 1909'da toplanan İttihat ve Terakki Cemiyeti kongresine katılmak üzere, Diyarbakır delegesi olarak Selânik'e gelmiş, genel merkez üyeliğine seçilmişti. Ömer Seyfeddin ise subaydı. 1908'e kadar İzmir'de görev yapmış, bu tarihte Rumeli'ye tayin edilmişti. Bulgaristan sınırında üsteğmen olarak bulunuyordu.
    Ömer Seyfeddin, Fransızcadan tercüme ettiği bir hikâyeyi dergilerden birinde Perviz imzasıyla yayınlayınca, bu hikâyenin İslâmî âdâba aykırı olduğu iddiasıyla hücumlara uğramıştı. Ali Cânib de, hiç tanımadığı "Perviz"i Genç Kalemler'de savunan bir yazı yazmıştı. Bunun üzerine Ömer Seyfeddin bir mektup yazarak, hak ve hakikatı savunduğu için Ali Cânib'e teşekkür etmişti. İki yazar arasındaki dostluk bu şekilde uzaktan uzağa başlamıştı.
    Ali Cânib'in Ziya Gökalp'la tanışması da, bir dostu aracılığı ile ve Turan manzumesi vesilesiyle gerçekleşmişti. Genç Kalemler'in imtiyaz sahibi olan Nesimî Sârım, İttihat ve Terakki genel merkezinde kâtipti. Bir gün Ali Cânib'e çizgili bir kâğıt parçası üzerine yazılmış bir manzume getirmişti. "Bu manzume, merkez-i umumîye yeni seçilen Ziya Gökalp Beyin. Genç Kalemler'de yayınlanmak üzere aldım. Ama kendi adıyla çıkmasını istemiyor" demişti.
    Gerçekten manzumenin altında Tevfik Sedat imzası yer alıyordu. Şiiri birlikte okudular. Şekil bakımından mükemmel, mânâ bakımından ise olağanüstü buldular. Gözlerinin önünde âdeta yeni bir ufuk açılmıştı.
    "Turan" şiiri, Genç Kalemler'in 22 Şubat 1910'da yayımlanan 6. sayısında çıktı.
    Birkaç gün sonra, Eden tiyatrosunda bir müsamere veriliyordu. Ali Cânib de oradaydı. Bir ara yanına Nesimî Sârım geldi. "Ziya Gökalp Bey şurada, locada oturuyor. Seninle tanışmak istiyor" dedi.
    Birlikte gittiler. Ziya Gökalp, paltosuna sarınmış, locasında oturuyordu. Hiç sesini çıkarmadan elini uzattı. Oturdular. Uzun bir sessizlik. Nesimî Sârım bir şeyler söyleyip sessizliği bozmaya çalıştı. Gökalp yine konuşmuyordu. Ali Cânib sıkılmış ve geldiğine pişman olmuştu.
    Ayrıldıkları zaman Nesimî Sârım, Ali Cânib'i yatıştırmaya çalıştı. Onun hep böyle olduğunu, sıkılganlığı sebebiyle suskun kaldığını, alıştıktan sonra ise rahatça konuştuğunu anlattı. "Görüştükçe anlayacaksın" dedi.
    Ali Cânib, Ziya Gökalp'la tanışmasından bir ay önce Ömer Seyfeddin'den bir mektup almıştı. 15 Ocak 1910 tarihini taşıyan bu mektupta Ömer Seyfeddin şöyle yazıyordu:

    "Sevgili Cânib Bey,
    Cevabınızı almadan işte ben yazıyorum. Size bir teklifim var. Kanaatlerinize pek yakın olduğu için hemen kabul edeceksiniz sanıyorum. Bakınız ne. Biraz izah edeyim... Bizim lisanımız -her zaman düşündüğümüz gibi- berbat, perişan, fenne , mantığa muhalif bir lisandır... Bu lisanı zaman ve vukuflu bir çalışma tasfiye eder. Ben işte edebiyattan vazgeçtikten sonra tetebbu edeceğim fenlere, ilimlere çalışırken bu tasfiyeye yardım edeceğim. Çalışmamın esasını teşkil edecek noktalar pek basit: Arapça ve Farsça terkiplerin hiç lüzumu yoktur. Bunlar ancak süs içindir. Kimin gösterecek, teşhir edecek fikri yoksa onları çok kullanır. Eğer terkipler terk olunursa tasfiyede büyük bir adım atılmış olmaz mı?
    Bunu yalnızca başaramam. Geliniz Cânib Bey, edebiyatta, lisanda bir ihtilâl vücuda getirelim. Ah büyük fikir, çalışmak, sebat ister."

    Genç Kalemler, 1911 yılı Nisanındaki sayısıyla başlayan ikinci ciltten itibaren büyük boy yayınlanmaya başladı. Ali Cânib, Ziya Gökalp ve Ömer Seyfeddin, derginin boyunu, kendi maaşlarından katkıda bulunarak büyütmeye karar vermişlerdi. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yardımı da buna eklenince, Genç Kalemler, yeni şekli ve daha geniş hacmiyle yayına devam etme imkânı bulabildi.

    Kısa bir süre önce Ömer Seyfeddin, uzunca bir mektupla birlikte "Yeni Lisan" adını taşıyan makalesini göndermişti. Bu makale, Genç Kalemler'in büyük boy olarak çıkan ilk sayısında (8 Nisan 1911) -imza yerinde (?) işareti bulunduğu hâlde- yayımlandı.

    Bu yazıda, İstanbul Türkçesinin en tabiî dil olduğu ileri sürülüyor, beş asırdan beri konuşulan Arapça ve Frasça kelimelerin atılması değil, Arapça ve Farsça edatların kullanılmaması, tamlamaların mutlaka Türkçe kurallarla yapılması isteniyordu. "Dünyanın en mükemmel, en basit, en sade ve en tabiî bir sarfı olduğu bütün lisan âlimlerince iddia ve beyan olunan Türkçe sarfımızı tanımalı, onun üzerine ifsad edici bir leke gibi düşen ecnebî kaideleri atmalıyız" ifadesinden de anlaşılacağı gibi. Yeni Lisan'daki ilk görüşler, kelimelerden çok dilbilgisi kurallarının Türkçeleştirilmesini öngörüyordu.
    Millî bir edebiyat vücuda getirmek için öncelikle dilde millîleşmenin gerekli olduğu, bu yazıda ana fikir olarak ileri sürülmekteydi.
    "Yeni Lisan" makalesi, o günün edebî ve fikrî çevrelerinde bomba gibi patladı. Bir sonraki sayıda ise, yine aynı başlık ve aynı imza ile ikinci bir yazı yayımlandı. Bu yazıyı Ali Cânib ve Ziya Gökalp birlikte kaleme almışlardı. Ali Cânib'in yazdığı kısımda, Yeni Lisanın, Türkler için yalnızca bir edebiyat meselesi olmayıp, her şeyden evvel bir hayat meselesi olduğu belirtiliyordu. Ziya Gökalp ise Yeni Lisanın okullarda uygulanması konusunu ele alımıştı.
    Yeni Lisan yazısının yayımlanmasından hemen sonra şiddetli tepkiler görüldü. Buna karşıık, Genç Kalemler'in yazarları "Yeni Lisan ve Bir İstimzac" adını taşıyan bir kitapçık yayımladılar. Bu kitapçık, satış maksadıyla değil, dönemin tanınmış yazarlarına gönderilmek üzere hazırlanmıştı. Türk dili konusundaki yeni düşünceler ve görüşler de aynı kitapçıkta toplu olarak açıklanıyordu. Böylece Yeni Lisan Programı meydana getirilmişti. Bu program, daha sonra Genç Kalemler'in II. cilt 7. sayısında da yayımlanacaktı.
    Yeni Lisan makale serisi dört ayrı yazı olarak yayımlandığı sırada, itirazlar ve hücumlar da başlamıştı. M. Nermi ve Kâzım Nami (Duru), Genç Kalemler'in safında yer alan imzalardı. Buna karşılık, Şehabeddin Süleyman, Yakub Kadri (Karaosmanoğlu), Cenab Şahabeddin, Süleyman Nazif dildeki bu yeni harekete karşı çıkıyorlardı. İzmir'den Mehmed Necib (Türkçü) ve Mehmed Şükrü beyler de tartışmanın içinde yer alıyorlardı. Genç Kalemler'deki Yeni Lisan yazıları, yurdun çeşitli kültür merkezlerinde gittikçe genişleyen ilgi dalgacıkları meydana getiriyordu.
    Yeni Lisan'a itirazlar başlıca şu noktalarda toplanıyordu:

    * Dilimizdeki tamlamaların, özellikle sıfat tamlamalarının kaldırılması Osmanlı dilini tehdit eden en büyük tehlikelerden biridir.
    * Biz Çağatay olalım ve Çağatayca söyleyelim. Bu, kabil olmayacaktır.
    * Yeni Lisan bir ilim dili olabilir, ama bir sanat dili olamaz.
    * Avam diliyle havas dili bir olamaz. Çünkü avam havastan anlamaz (Halk aydınları anlamaz).
    * Dile müdahale olmaz. Dil, ancak tabiî bir gelişme ile sadeliğe doğru yol alabilir.

    Buna karşılık, Yeni Lisan hareketi, gittikçe genişleyen bir yazar kadrosu tarafından sonuna kadar savunuldu. On beş günde bir yayımlanan Genç Kalemler, 4. cildin sonunda (1912) kapandı. Selânik kaybedildi. Subaylıktan ayrılan Ömer Seyfeddin de, Ali Cânib ve Ziya Gökalp'la İstanbul'a geldi.
    Genç Kalemler'in uzun vadeli etkileri de görüldü:

    * Ziya Gökalp "Turan" adlı manzumesini bu dergide yayımladı. "Turan" Türk milliyetçiliğinde yeni bir çağın müjdecisi oldu.
    * Ziya Bey, "Turan" manzumesini Tevfik Sedat imzası ile yayınlamıştı. Daha sonra, Ali Cânib'in müdahalesiyle Gökalp adını kullanmaya başladı. Bu ad, onun âdeta soyadı gibi gerçek adı hâline geldi.
    * Yeni Lisan hareketi Türkçenin sadeleşmesinde önemli bir dönemeç oldu. Genç Kalemler, bu akımın öncüsü olarak anıldı.
    * Genç Kalemler, sadece dil konusunda değil, daha geniş olarak milliyetçilik düşüncesinin de ciddî şekilde ele alındığı bir yayın organı oldu.
    * Yeni Lisan hareketinin ilkeleri, Ziya Gökalp'ın daha sonra kaleme aldığı Türkçülüğün Esasları kitabındaki Lisanî Türkçülük bahsinin temelini oluşturdu.
#03.07.2009 16:48 0 0 0
  • Konu: Chinchilla
    Chinchilla - Chinchilla Resimleri - Chinchilla Kedi Irkları

    noimage

    noimage
#03.07.2009 16:43 0 0 0
  • Tanzimat Nesri - Tanzimat Nesri Nedir - Tanzimat Nesri Hakkında

    Siyasi Tanzimat'ın (1839) getirdiği Batı'ya yönelme hareketi, 1860'tan sonra edebiyatımızda da bir değişme, yenileşme çığırını açtı. Tanzimat Edebiyatı denen bu çığır (1895) Servetifünuna kadar sürdü.
    Bu edebiyatı temsil eden kişilerin çoğu aynı zamanda şairlerdir fakat bunlar asıl yeniliği nesirde yapmışlardır. Tanzimat edebiyatı, hakiki bir nesir devrimi olmuştur. Çünkü fikirler yenilenmiş, Batı'dan yeni kavramlar getirilmiş bütün bunlar nesri büsbütün değiştirmiştir.

    Zaten, Tanzimat'la edebiyatımıza giren yeni türlerin hemen hepsi, roman, hikaye, tiyatro, tenkid, makale, nutuk gibi nesir türleridir. Bu türler, yeni nesrin gelişmesini sağlamış ve yaratılan üslupla birlikte olgunlaşmışlardır.
    Yeni nesrin oluşmasında asıl büyük rol, gazeteciliğe ve gazetecilere düşmüştür. 1860'ta başlayan özel gazetecilik, az zamanda, hakla hitap eden yeni bir anlatım bulmak gereğini kabul ettirdi. İster istemez bir havadis ve haber verme üslubu arandı. Nitekim özel Türk gazeteciliğinin kurucusu olan Şinasi, 1860'ta çıkardığı Tercüman-ı Ahval'in ilk sayısına yazdığı önsözde, bu arayışı tam bir şuur ile açığa vurmaktadır.

    "Tarife hacet olmadığı üzre, kelam, meram anlatmağa mahsus bir Tanrı vergisi olduğu gibi, insan aklının en güzel icadı olan kitabet (yazı sanatı) dahi, kalemle tesvir-i kelam eylemek fenninden ibarettir. Bu hakikatten dolayı giderek, umu halkın kolaylıkla anlayabileceği mertebede işbu gazeteyi kaleme almak gerektiği dahi, yeri gelmişken, şimdiden hatırlatılır."

    Batı dünyasından bize gelen görüş,düşünce ve kavramlar, halka gazeteler kanalıyla yayılmıştır. Bunları anlatabilmek için yeni deyişlere, tamlamalara ve yeni kelimelere ihtiyaç duyulmuştur. Kimi tercüme yoluyla bulunan, kimi de eski kavramların yeni anlamlar kazanması suretiyle hazırlanan bu kelime ve tamlamalar, yeni nesri oluşturmuştur.

    Tanzimat şair ve yazarlarının hepsi toplumcu, devrimci ve batıcı kimselerdir. Kitaplarında ve yazılarında, halka gösterecekleri yollar, anlatacakları gerçekler, verecekleri bilgi ve öğütler vardır. Bunu sağlamak için elden geldiği kadar çok insana hitap etmek isterler. Tabii olarak hepsi sade dile özenmiş ve açık yazmaya çalışmışlardır. Başlıca Tanzimat aydınlarının bu konudaki görüşleri sadeleşme ve anlaşılma noktasında birleşmektedir :
    Namık Kemal :

    "Her nedense lisanen söylediğimiz şiveyi beğenmeyip de kaleme başka bir edebiyat lisanı icat etmeğe çalışan müelliflerimizin tuttukları ifade tarzı, konuşma dilimize kıyasla, mesela arabiye nisbetle Borne lisanı kadar sakildir. İki sayfalık bir yazı okumak için herkesi ****en defa Kaamus'a (arapça sözlük) veya Buhran'a (farsça sözlük) müracaat mecbureiyetinde bulundurmak için marifet sayılsın? Seçkinler için kitap yazmak kadar dünyada abes bir şey yoktur."

    Muallim Naci :
    "Bir söz ne kadar tabii söylenir ve tabii yazılırsa o derece latif olur. Fesahat, belagat denilen şeylerin tabilikte aranması lazım gelir. Söze tekellüf karıştığı gibi, fesahat, belagat aradan çıkar. Ziya Paşa'nın :
    Çıktıkça lisan tabiatından

    Elbette düşer fesahatından
    sözü pek doğrudur.

    Ancak doğru yolu görmüş ve o yoldan gitmeye çok çalışmış olmalarına rağmen, bu yazıcıların pek azı, özlenen sadeliğe ulaşabilmiştir. Bunun sebepleri çoktur. Bir kere bunların hepsi, eski edebiyat kültürü ile yetişmiş kimselerdi, alışkanlık ve hayranlıklarını bırakamıyorlardı. Okullarda hep Arapça ve Farsça öğrenildiği için aydınların bildiği ve kullandığı Türkçe kelimeler yetersizdi. Türkçe sözlerin büyük kısmı edebi sayılmıyor; ancak konuşma diline yakıştırılıyor, sanat ve fikir yazılarına gitmez sanılıyordu. Bu yüzden Arapça ve Farsça sözlere vazgeçilmez unsurlar gözüyle bakılıyordu.

    Yüzyıllar boyunca Türkçe , fikir alanında işlenmeden kalmıştı. Edebiyatçılar, düşünce yazılarında, tasvir bölümlerinde ve ince duyguları anlatmak isteyince Osmanlıca'ya sığınıyorlardı. Sade dil, en çok söyleşmelerde ve biraz tahkiyede bulunuyordu. Tanzimatçılar, günlük dile yatkın, başarılı piyesler yazdıkları halde, roman ve şiirlerinde süsten kurtulamıyorlardı.
    Sadelik gerçi bütün Tanzimatçıların baş arzusu görünür ama, bütün yazarlar aynı ölçüde sadeleşmek yolunu tutmuşlardır. Tek bir yazarın eseri dahi, sadelik yönünden birbirine benzemez. Hatta aynı makalede, birbirini hiç tutmayan sade ve ağdalı cümlelerin birbirini kovaladığı görülür.
    Bütün bunlar, Tanzimat yazıcılarının sade dile çok özendikleri halde bunu eserlerine uygulayacak güce ve imkana sahip olmadıklarını düşündürür.
    Sadeliği en ileri götürmüş olan Tanzimat yazarı; Muallim Naci'dir. bunlar arasında halk diline en fazla yaklaşabilen de Ahmet Mithat Efendi olmuştur.
    Tanzimat nesri, Eski Nesre ilintisiz denilebilecek kadar değişik ve yenidir. Bu yenilik sade olmaktan çok, başkalaşan bir dünya görüşü ile yepyeni Batı kavramlarını kullanmaktan ileri gelir. Çünkü bu dönem, Türk toplumuna yeni görüşler ve arzular getirmiş yeni ihtiyaç ve ülküler sunmuştur. Yabancı dil bilenlerin ve gazetelerin çabaları, memleket işlerinde söz sahibi olmak isteyen yeni kuşaklar hazırlamış, bu suretle bir halk efkarı oluşmuş (kamu oyu, efkarı umumiye) meydana çıkmıştır.

    Uğruna baş koydukları bir ülküleri olan ve bu ülküyü heyecanla yaymak isteyen şair ve yazarlar vardır. Hürriyet, vatan, adalet, zulümle boğuşma, ıslahat, insan hakları, eğitim, devlet idaresi, vatan için çalışma gibi yüzlerce yeni mesele, gazetelerde, tiyatro ve romanlarda coşkunlukla söylenip yazılmıştır. Padişah, devlet gibi kavramların karşısına millet, meşrutiyet yeni tabular çıkarılmıştır.

    İşte bu ülküler ve düşünceler Tanzimat'ın nesir dilini, eskilerde görülmeyen ve o zamana kadar bilinmeyen :
    Hey'et-i içtimaiyye, vezaif-i kaanuniye, vatan menfaati, şeref-i millet, nesl-i ati, şebab-ı Osmaniyye, gayret-i milliye, medeniyet resulü, reis-i cumhur, efrad-ı millet, terbiye-i nisvan, zincir-i esaret, ittihad-ı kalb-i millet, gavga-yı hürriyet, şemşir-i zulm, hak-i vatan... gibi yüzlerce yeni tamlama ve kavramlarla doldurmuştur. Bu da, Tanzimat nesrini iyice sadeleştirmemiş ama, büsbütün yenilemiştir.

    Tanzimat nesrini eski nesirden ayıran özellikler şunlardır:

    a) Fikir kaygısı öne alınmış üslup özentisi ve süs düşkünlüğü arkaya itilmiştir. Yazıcı, cümlesini bir şey söylemek, öğretmek için kurar.
    b) Cümle boyları kısalmış, anlaşılan ve kolayca izlenen bir ölçüye konmuştur. Cümle, gereksiz, boş lakırdılardan arınmıştır.
    c) Seciler çok az kullanılmış yada büsbütün atılmıştır.
    Eski nesirde, konuya girmeden yapılması adet olan başlangıçlar atılmış, kestirmeden esasa girmek yolu tutulmuştur..
#03.07.2009 16:36 0 0 0
  • Orhun Yazıtları - Orhun Yazıtları Hakkında

    · Orhun Yazıtları
    · Kültigin Anıtı
    · Bilge Kağan Anıtı
    · Tonyukuk Anıtı
    · Kültigin Abidesi Güney Yüzü
    · Kültigin Abidesi Doğu Yüzü
    · Kültigin Abidesi Kuzey Yüzü
    · Kültigin Abidesi KuzeyDoğu Yüzü
    · Kültigin Abidesi GüneyDoğu Yüzü
    · Kültigin Abidesi GüneyBatı Yüzü
    · Kültigin Abidesi Batı Yüzü
    · Bilge Kağan Abidesi Doğu Yüzü
    · Bilge Kağan Abidesi GüneyDoğu Yüzü
    · Bilge Kağan Abidesi Güney Yüzü
    · Bilge Kağan Abidesi Kuzey Yüzü
    · Bilge Kağan Abidesi Batı Yüzü
    · Bilge Kağan Abidesi GüneyBatı Yüzü
    · Tonyukuk Abidesi Birinci Taş (Batı Cephesi)
    · Tonyukuk Abidesi Birinci Taş (Güney Cephesi)
    · Tonyukuk Abidesi Birinci Taş (Doğu Cephesi)
    · Tonyukuk Abidesi Birinci Taş (Kuzey Cephesi)
    · Tonyukuk Abidesi İkinci Taş (Batı Cephesi)
    · Tonyukuk Abidesi İkinci Taş (Güney Cephesi)
    · Tonyukuk Abidesi İkinci Taş (Doğu Cephesi)
    · Orhun Alfabesi (Runik Alfabe)
    · Ana Çizgileriyle Köktürk Tarihi

    Orhun Yazıtları
    Orhun Yazıtları, Göktürk İmparatorluğu'nun ünlü hükümdarı Bilge Kağan devrinden kalma altı adet yazılı dikilitaştır. Moğolistan'ın kuzeyinde, Baykal gölününü güneyinde, Orhun ırmağı vadisindeki Koşo Saydam gölü yakınlarındadır. Bu yazıtlardan Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtları, Koçho Tsaydam bölgesindeki Orhun Irmağı civarında; Bilge Tonyukuk yazıtları ise, Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarından yaklaşık 360 km uzakta, Tola Irmağı'nın yukarı yatağındaki Bayn Tsokto (Bayn Çokto) bölgesindedir. Bilge Tonyukuk yazıtlarının, (Orhun Irmağı civarında olmamasına rağmen), Orhun yazıtlarıyla birlikte düşünülmesi, anılması Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtları ile aynı döneme ait olması ve aynı konuları içermesindendir. Yazıtlar Türk dili, tarihi, edebiyatı, sanatı, töresi hakkında önemli bilgiler vermektedirler. Türk ve Türkçe adı, ilk kez Doğu Göktürkler dönemine ait bu yazıtlarda geçmektedir.Yazıtların üçü çok önemlidir. İki taştan oluşan Tonyukuk 716, Köl Tigin (Kültigin) 732, Bilge Kağan 735 yılında dikilmiştir. Köl Tigin yazıtı, Bilge Kağan'ın ağzından yazılmıştır. Kültigin, Bilge Kağan'ın kardeşi, buyrukçu ihtiyar Tonyukuk ise veziridir. Anıtların olduğu yerde yalnızca dikilitaşlar değil, yüzlerce heykel, balbal, şehir harabeleri, taş yollar, su kanalları, koç ve kaplumbağa heykelleri, sunak taşları bulunmuştur. Orhun Abideleri'ni ilk kez 1889 yılında Rus tarihçi Yardintsev bulmuştur. 1890'da bir Fin heyeti, 1891'de de bir Rus heyeti burada incelemelerde bulunmuştur. Bu heyetler yazıları çözememişlerdir. Fakat 1893 yılında Danimarkalı bilgin Vilhelm Thomsen, 38 harfli alfabeyi çözerek yazıtları okumayı başarmıştır. Alfabenin dördü sesli, dördü sessiz harften oluşur. Yazıda harfler birbirine birleştirilmez, kelimeler de birbirlerinden iki nokta üstüste konularak ayrılır. Sağdan sola ve yukarıdan aşağıya yazılır. Orhun abidelerinde yazılar yukarıdan aşağıya yazılmış ve sağdan sola doğru istiflenmiştir.

    Kaynak: edebyahu
#03.07.2009 16:25 0 0 0
#03.07.2009 16:05 0 0 0
#03.07.2009 15:46 0 0 0
  • Konu: Burmese
    Burmese - Burmese Resimleri - Kedi Irkları Burmese

    noimage

    noimage
#03.07.2009 15:36 0 0 0
  • Dizin Nedir - Nasıl Kullanılır - Edebiyatta Dizin

    İnsanlar merak ettikleri konularda bilgi edinmek için genellikle ansiklopediye başvururlar. Bu konu çok geniş kapsamlı olabilir; örneğin bazıları ansiklopedinin müzik konusunda ne gibi bilgiler verdiğini öğrenmek isterler. Kimi zaman da ilgi alanı daralır ve yalnızca caza ya da rock müziğe indirgenir. Hatta, Beethoven'in ne zaman doğduğu, Itri'nin hangi çağda yaşadığı ya da Beatles topluluğu üyelerinin adları gibi daha özel bilgileri arayanlar çıkabilir. Yanıt aranan soru ne olursa olsun, istenen bilgiye en kolay yoldan ulaşmanızı sağlayacak olan ansiklopedinin dizinidir.

    Soruyu Sözcüklere Dökün
    Dizinde herhangi bir konuyu aramaya başlamadan önce yapmanız gereken ilk şey, o konuyu tanımlayacak sözcükleri bulup çıkarmaktır. Sözgelimi yukandaki örnekte anahtar sözcükler müzik, caz, rock müzik, Beethoven, Itri ve Beatles'dır. Soruyu en doğru tanımlayan sözcüğü bulmak için biraz uğraşırsanız, aradığınız yanıta daha çok yaklaşırsınız. Örneğin kuşlar konusunda bilgi edinmek istiyorsanız, anahtar sözcüğünüz belki de kuştur. Ama sorunuzun genel olarak kuşlarla mı, yoksa ördeklerle mi ilgili olduğunu belirlemeniz gerekir. Eğer seçiminiz ördeklerse anahtar sözcüğünüz de ördektir. Yok eğer bütün ördek türleriyle değil, yalnızca yeşilbaş ördekle ilgili bilgi arıyorsanız bu kez sözcüğünüz yeşilbaş olacaktır.
    Demek ki ilk kural, aradığınız bilgiyi tam olarak tanımlayan en doğru sözcüğü seçmektir. Aradığınız Paris ise dizinde Fransa'ya bakmak, aradığınız Eiffel Kulesi ise Paris'e bakmak yanlış seçim olacaktır. Ansiklopedide uçaklar konusunda da oldukça ayrıntılı bilgi vardır. Bu nedenle, eğer aradığınız uçak tipi Concorde ise uçak sözcüğünü seçtiğinizde çok zaman yitirirsiniz. En doğrusu dizinde doğrudan Concorde sözcüğüne bakmaktır.

    Bilgiyi Doğru Yerde Arayın
    Doğrudan ansiklopedinin sayfalarına baktığınızda müzik, caz, Beethoven, Itri, kuş, ördek, Fransa, Paris ve Eiffel Kulesi konulannda kolayca bilgi edinebilirsiniz. Ama rock müzik, Beatles, yeşilbaş ya da Concorde konusundaki bilgilere ulaşmanız bu kadar kolay değildir. Çünkü MÜZÎK, CAZ, BEETHOVEN, ITRİ vb. ansiklopedide yer alan madde başlıklarıdır; oysa rock müzik, Beatles, yeşilbaş ve Concorde ansiklopedide madde olarak yer almamıştır.
    Ansiklopedide 4.500'den çok madde başlığı vardır; ama bilgi verilen konuların sayısı 30.000'i aşar. Bu yüzden, ilgilendiğiniz konu ansiklopedide madde başlığı olarak yer alıyorsa işiniz biraz daha kolaydır. Eğer yer almıyorsa, bu bilgilere ulaşmak için dizine başvurmanız gerekir. Ama, aradığınız konu ansiklopedide madde başlığı olsa bile, önce dizine bakma alışkanlığını kazanırsanız o konuda daha çok bilgi edinebilirsiniz.
    Dizinde yalnızca 4.500 madde başlığı değil, 25.000'den çok ek giriş alfabetik sıralama içinde verilmiştir. Bu ek girişler, ansiklopedideki madde başlıkları altında anlatılan konulardır. Kısacası bu dizine, bir saman yığınında bir iğneyi bulmanıza yarayacak bir alet gözüyle bakabilirsiniz.
    Şimdi, dizinde Beatles girişine baktığınız zaman hangi bilgileri bulacağınızı görelim:

    BEATLES İngiliz pop müzik topluluğu; 1963' te kuruldu; bütün üyeleri Liverpool'luydu: John Lennon, 1940-80, Paul McCartney, d. 1942, George Harrison, d. 1943 ve Ringo Starr, d. 1940; bütün dünyada 1 milyardan çok Beatles plağı ve kaseti satıldı; Sgt. Pepper's Lonely Heart Club Band (1967) gibi albümlerinde elektronik ses kaydının öncülüğünü yaptılar; A Hard Day's Night (1964) gibi tanınmış filmlerde de rol alan topluluk 1970 sonlarında dağıldı, ama bütün üyeleri bireysel müzik çalışmalarını sürdürdüler.
    ilgili maddeler
    Pop müzik 14:121a, görsel
    Suikast 16:171a

    Daha ilk bakışta, dizinin size Beatles topluluğuyla ilgili kısa ve öz bilgi verdiğini görebilirsiniz. Dizin girişlerinin çoğu böyledir. (Yalnız bazı girişlerde, aradığınız konu ansiklopedideki bir madde başlığında yeterince açıklandığı için, dizinde bu kadar bilgi vermeye gerek duyulmamıştır.) Bu açıdan dizin, kısa açıklama maddeleriyle pek çok konuda bilgi veren başlı başına bir ansiklopedi niteliği taşır. Ama, böylesine kalın bir ciltte bile yer sorunu olduğundan, yukarıdaki örnekte gördüğünüz gibi bilgiler, birbirinden noktalı virgülle ayrılmış kısa cümleler halinde verilmiştir. Uzun ve tam cümleler yerine böyle bir anlatım seçildiğinde dizine daha çok bilgi sığdırılabileceği açıktır.
    Dizinde aradığınız kişilerin çoğunda, bu açıklamaları okuyarak en azından o kişinin kim olduğunu ve ne zaman yaşadığını öğrenebilirsiniz. Adının yanındaki tarihler sırasıyla o kişinin doğum ve ölüm tarihlerini belirtir; doğum tarihi bilinmiyorsa yalnızca ölüm (ö.) tarihi, yaşıyorsa yalnızca doğum (d.) tarihi, yaşadığı yıllar kesin olarak bilinmiyorsa yalnızca adının ilk kez belgelere geçtiği tarih (ü.) verilmiştir. Aradığınız yer adlarının ve yüzey biçimlerinin çoğunda da en azından ne olduğunu (dağ, bölge, vb.) ve nerede bulunduğunu görebilirsiniz. Kavram ve terimlerde ise bazen kısa bir tanım ya da ne olduğunu belirten bir-iki sözcük, çoğu zaman da yukarıdaki örnekte olduğu gibi bir paragraflık açıklama bulacaksınız. Bu paragraf, öğrenmek istediğiniz konuya doyurucu bir yanıt verebilir. Örneğin yalnızca Beatles topluluğunun üyelerinin kimler olduğunu araşmıyorsanız, bu açıklamadan başka bir yere bakmanız gerekmez. Ama bu topluluğun pop müzik tarihindeki yerini ve önemini merak ediyorsanız bir adım daha atmanız gerekir.
    Kısa açıklama paragrafının bitiminde ilgili maddeler diye bir ara başlık, onun altında da "Pop müzik" ve "Suikast" sözcüklerini göreceksiniz. Bu sözcükler, Beatles'a ilişkin bir paragrafta yer almayan bazı bilgileri ansiklopedinin POP MÜZİK ve SUİKAST maddelerinde bulabileceğinizi gösterir. Bu durumda yapacağınız şey, alfabetik olarak sıralanmış ilgili maddelerin hangi ciltlerde bulunduğuna bakarak dizinden ansiklopediye geçmektir. Ama dizin size yardımcı olmak için bu kadarla yetinmeyip, bu iki maddede Beatles'la ilgili bilgileri nerede bulacağınızı da belirtir. POP MÜZİK maddesinde aradığınız bilgi 14. cildin 121. sayfasının a sütunundadır. (Bunu dizinde 14:121a biçiminde göreceksiniz.) SUİKAST maddesinde ise, dizin sizi 16:171a'ya yönelttiğine göre 16. cildin 171. sayfasının a sütununa bakmanız gerekir. Ansiklopedideki her sayfa iki sütun halinde basıldığı için, dizinde bunlardan ilki a, öbürü b olarak belirtilmiştir. Dizindeki ilgili maddeler bölümü ayrıca, bazı maddelerde o konuyla ilgili bir ya da birkaç görsel bilgi (fotoğraf ya da çizim) bulunduğunu ve aynı konunun sonraki sayfalarda da devam ettiğini (vd.) size hatırlatır.
    Bazen dizinde baktığınız bir sözcüğün altında pek çok ilgili madde adı bulacaksınız. Bu, ansiklopedinin birçok maddesinde aradığınız konudan söz edildiği anlamına gelir. Dizinin sizi yönelttiği ne kadar çok maddeye bakarsanız, o konuda o kadar çok bilgi edinebilirsiniz.

    En Doğru Yolu Seçin
    İlgili madde listelerinin çok uzun olması ilk anda gözünüzü korkutabilir. Hangi maddelerde daha çok bilgi bulunacağını saptayıp, bunları sırasıyla madde başlığı, ana madde ve ilgili maddeler adı altında toplayarak, en çok yararlanabileceğiniz başlıkları seçmenize yardımcı olmaya çalıştık. Örneğin Afrika başlığı altındaki dizin girişini ele alalım:

    AFRİKA
    madde başlığı
    Afrika 1:42b, görsel, tablo
    ana maddeler
    •Afrika dilleri 1:52avd.
    •Afrika edebiyatı 1:54a vd.
    •Afrika halkları 1:56a vd., görsel
    ilgili maddeler
    Ağaç oymacılığı 1:74b
    Boncuk 3:287b
    Davul 5:97a vd.
    Doğayı Koruma 5:262a
    Evlilik 6:232b, 233a
    ilkel dinler 8:331a
    ilkel dinler: dans başlığı: görsel 8:330 Keşifler 10:193a, 195b vd. Kıtalar: tablo 10:231 Kıtlık ve açlık 10:231b, 232b, görsel Kölelik 11:37a vd. Savan 15:75a Sepet: görsel 15:131 Tabu 16:291b Ulusal parklar 18:191a vd. Yağmur ormanları 19:70b Yardım kurumları 19:104a »ülkeler, bölgeler, kentler ve yüzey biçimleri, örn. Nijerya; Shaba; Nairobi; Sahra Çölü

    Gördüğünüz gibi burada açıklama paragrafı verilmemiştir, çünkü ansiklopedide AFRİKA adıyla uzun bir madde vardır. Dizin bu konuda, 1. cildin 42. sayfasının b sütunundan başlayan bir madde başlığı olduğunu, bu maddenin tablo ve görsel bilgiyle zenginleştirildiğini belirtiyor. Demek ki bir dizin girişinde madde başlığı sözcüklerini gördüğünüz zaman, aradığınız konuyla doğrudan ilgili bir madde bulacağınızdan emin olabilir ve önce o maddeyi okumakla işe başlayabilirsiniz.
    Ansiklopedide madde başlığı olan konular bile bazen o konuyla bağlantılı başka maddelerde ele alınarak daha ayrıntılı biçimde işlenmiştir. Örneğin dizindeki Afrika girişinde ayrıca AFRİKA DİLLERİ, AFRİKA EDEBİYATI ve AFRİKA HALKLARI gibi üç ana madde vardır; çünkü bu kıtada yaşayan çeşitli halklar, konuştukları diller ve edebiyatları ayrı maddelerde ele alınmıştır. Bu nedenle ana maddeler bazen aradığınız konuya madde başlığından daha yakın olabilir. Bu maddelerin adı seçtiğiniz anahtar sözcükle tam çakışmasa bile, aradığınız bilgilere doyurucu bir yanıt almak istiyorsanız madde başlığından sonra ana maddelere de göz atmalısınız.
    Ansiklopedideki AFRİKA, AFRİKA DİLLERİ, AFRİKA EDEBİYATI ve AFRİKA HALKLARI maddelerini okuduktan sonra bu kıta konusunda oldukça ayrıntılı bilgi edinmiş olacaksınız. Ama gördüğünüz gibi başka maddelerde de Afrika'dan söz edilmiş. Eğer bu maddeler için belirtilen yerlere de bakarsanız, sözgelimi Afrika halklarının ağaç oymacılığı, boncuk ve sepet işçiliğindeki yaratıları, kıtlık ve açlığın bu kıta insanlarını nasıl etkilediği ya da Amerika kıtasına yerleşenlerin Afrikalılar'ı nasıl köleleştirdiği konusunda bazı bilgiler edinebilirsiniz.
    Sizi, araştırdığınız konudaki özel bilgilere ulaştırabilecek madde başlıklarını dizinde ilgili maddeler adı altında topladık. Örneğin EVLİLİK ve YARDIM KURUMLARI gibi maddelerin ilk bakışta Afrika'yla hiçbir ilgisi yok gibi gelebilir; oysa bu maddelerde bulacağınız birkaç ayrıntı belki de tam aradığınız bilgidir. Eğer ilgili maddenin adına bakarak oradaki bilginin sizi hiç ilgilendirmeyeceğine karar verebiliyorsanız, ansiklopedideki o maddeyi açıp okumanıza zaten gerek yoktur. Herhangi bir dizini, özellikle böylesine geniş kapsamlı bir dizini kullanırken her şeyden önce aklınızı ve sağduyunuzu kullanmanız gerekir. Dizinin yapısını kavradığınız ve bu yararlı rehberi kullanmaya alıştığınız anda, ilgili maddeler başlığı altında sıralanan bütün maddelere tek tek bakmaktansa işinize yarayanları bir anda bulup seçebildiğinizi siz de göreceksiniz.
    Madde başlığı, ana madde ve ilgili maddelerin hangi anlama geldiğini öğrendik. Şimdi aynı örneği inceleyerek dizinin "dilini" biraz daha çözmeye çalışalım. İlgili maddeler listesindeki girişlerin çoğunda Afrika'yla ilgili bilgilerin hangi cilt, sayfa ve sütunda bulunabileceği belirtilirken, İLKEL DİNLER ve SEPET maddelerinde gördüğünüz gibi sütun belirtilmemiştir. Çünkü bu maddelerde yazılı değil, görsel bilgi bulabilirsiniz; bunlar için de yalnızca cilt ve sayfa belirtmek yeterlidir. "Görsel bilgi" deyimi ilk anda yadırgatıcı gelse de, bazen bir tek fotoğraf ya da çizim bir paragraflık bilginin yerini tutabilir. Üstelik bu fotoğrafların altyazılarında çoğu kez maddede yer almayan çok daha özel bilgiler verilmiştir. İlgili madde girişlerinde maddenin adından sonra [:] işaretini ve görsel sözcüğünü görürseniz dizin sizi doğrudan o maddedeki görsel bilgiye yöneltiyor demektir. Bazen bu girişlerde, İLKEL DİNLER'deki "dans başlığı" gibi, görsel bilginin niteliğini belirten özel bir açıklama bulacaksınız.

    Dipnotları İnceleyin
    Afrika ile ilgili örneği incelemeyi sürdürürseniz, ilgili maddeler listesinin bitiminde küçük siyah bir nokta (•;) ve yanında bazı sözcükler göreceksiniz. Bu noktanın görevi, sizi dizindeki başka sözcüklere de yönelterek, sorunuza belki de seçtiğiniz anahtar sözcükten daha yakın olan yeni seçenekler sunmaktır. Aynı siyah nokta bazen bu örnekte olduğu gibi ana madde girişlerinin yanında da karşınıza çıkabilir. Bu durumda, aradığınız konuda yeterince bilgi edinmek için ana maddeleri okumakla yetinmeyip, bu maddelerin dizindeki girişlerine de göz atmanızda yarar var demektir.
    Örneğin, genel olarak Afrika kıtasıyla değil de Afrika'da konuşulan dillerle ilgilendiğinizi varsayalım. O zaman, bu ana maddenin yanındaki siyah nokta, Afrika girişiyle daha fazla zaman yitirmeden doğrudan Afrika dillerine bakmanızı öğütler. Bu öğüdü tutarak dizindeki yeni hedefimize bir göz atalım:

    AFRİKA DİLLERİ
    madde başlığı
    Afrika dilleri 1:52a, harita
    ilgili maddeler
    Dil 5:227a
    Güney Afrika 7:297a
    •Afrika dillerinin adları, örn. Afrikaner dili; Amhara dili; Arapça; Bantu dilleri; Berberi dili; Koisan dilleri; Svahili dili

    Gördüğünüz gibi buradaki siyah noktanın sizi yönelttiği girişler, Afrika dilleri gibi genel bir konudan çok daha özel alanlara ulaşmanızı sağlayacaktır. Dipnotlarını inceleyerek artık tam aradığınız dili seçebilirsiniz. Örneğin merak ettiğiniz Amhara diliyse dizindeki bu girişe bakmalısınız:

    AMHARA DİLİ
    Etiyopya'nın ulusal dili; Sami dillerindendir.
    ilgili maddeler
    Afrika dilleri 1:53b
    Afrika halkları 1:56a
    Arapça 1:313a
    Etiyopya 6:218a

    Eğer Arapça konusunda bilgi edinmek istiyorsanız, bu kez dizindeki Arapça girişini seçmeniz gerekir:

    ARAPÇA
    madde başlığı
    Arapça 1:312b, görsel
    ilgili maddeler
    Afrika dilleri 1:52b
    Afrika halkları 1:56a
    Alfabe: yazı: görsel 1:146
    Ali, Hz.: yazı: görsel 1:150
    Arabistan 1:309a
    Aruz 2:50a
    Divan edebiyatı 5:249a Eğitim 6:71b Farsça 6:256a iran edebiyatı 9:70b Kuran 11:103a vd. Milli edebiyat 12:220b Osmanlıca 13:233a vd. Türkçe 18:28b

    Böylece Arapça'yı yalnızca Afrika kıtasında ve Arabistan'da konuşulan bir dil olarak değil, öbür dillerle etkileşimi açısından da inceleyebilirsiniz. Sözgelimi Farsça, Osmanlıca ve Türkçe'nin Arapça'dan beslendiğini, İran edebiyatı ile Divan edebiyatında Arapça'nın etkilerini bu madde başlıklarında bulacaksınız.

    Bazı Ayrıntılara Dikkat Edin
    İnsanlar çoğu zaman ellerindeki dizinin genel kurallarını bilmedikleri için aradıklarını bulamazlar. Özellikle nükleer fizik, Orhan Veli Kanık, III. Selim, Türkiye İş Bankası, Charles Dickens, "Alice Harikalar Diyarında" gibi birkaç sözcükten oluşan girişlerde insan hangi sözcüğe bakması gerektiğine karar veremeyebilir.
    Genel kural olarak, birkaç sözcükten oluşan girişleri konuşurken nasıl söylüyorsanız öyle, yani ilk sözcüğün alfabetiğinde aramanız gerekir: Nükleer fizik, güneş enerjisi, Tunç Çağı, Atlas Okyanusu, Süleymaniye Camisi gibi konulan ve "Sinekli Bakkal", "Mona Lisa" gibi kitap ve tablo adlarını doğrudan ilk sözcüğün baş harfinde bulabilirsiniz. Yalnız yabancı dillerdeki the, le, la, das, el- gibi tanımlayıcı sözcükler alfabetik sıralamaya alınmamış, gerektiğinde Cezire, el- biçiminde sözcüğün sonuna eklenmiştir. (El Salvador ya da El-Azhar Üniversitesi gibi doğrudan "E" alfabetiğinde aranacağına kuşku duyulmayan girişler bu kuralın dışındadır.)
    Bu dizinde, söylendiği gibi aradığınızda bulamayacağınız tek şey kişilerin adı olabilir. Ama, soyadı kullanılan bütün ülkelerdeki kişileri önadıyla değil, soyadıyla aramanız gerektiğini ansiklopedideki madde sıralamasından zaten biliyorsunuz; örneğin: Kanık, Orhan Veli; Dickens, Charles; Biret, İdil; Hugo, Victor.
    Eskiçağlarda yaşadıkları için soyadı olmayan kişiler, peygamberler ve azizler, tahta çıkış sırasıyla adlandırılan padişahlar, krallar ve yapıtlarında soyadını kullanmayan ya da daha çok önadıyla bilinen bazı ünlü kişiler, gene ansiklopedide alıştığınız gibi önadlarıyla ya da lakaplarıyla verilmiştir:

    Muhammed
    Hz. Yuhanna
    Aziz Âli Paşa
    Mehmed IV
    Yavuz Sultan Selim
    Leonardo da Vinci
    Cezzar Ahmed Paşa
    Nâzım Hikmet

    Alfabetik Sıralama
    İnsanların böylesine geniş kapsamlı bir dizinden yararlanamamalarının temel nedeni, alfabetik sıralamanın kurallarını bilmemeleridir. Dizini başarıyla kullanabilmek için her şeyden önce alfabetik sıralama yöntemini iyice incelemeniz gerekir.
    Bu dizinde uygulanan ilk kural, kaç sözcükten oluşursa oluşsun ve ister ayrı ister bitişik yazılsn, bütün girişlerin tek bir sözcük kabul edilerek alfabetik sıralamaya alınmış olmasıdır. Bu nedenle, her girişi harf harf düşünerek alfabetik sıralamadaki yerini kolayca bulabilirsiniz:

    Acı badem
    Acıbakla
    Acıbalık
    Acıdülek
    Acıelma otu
    Acı Göl
    Acıgöl
    Acıpayam
    "Acı Tütün"
    "Acıya Yazgılı Çocuk"

    Eğer girişin yanında virgülle ayrılmış bir önad ya da bir rakam varsa, alfabetik sıralama biraz daha karmaşık duruma gelir. Örneğin:

    Charles
    Charles, Jacques A.
    Charles, Ray
    Charles I
    Charles V
    Charles IX
    Charles de Gaulle Havalimanı
    Charles Martel
    Charlestown
    Charles yasası

    İlk sıradaki Charles Galler prensidir ve adının yanında herhangi bir ek olmadığı için öbürlerinden önce gelir. Bunu, bir virgülle ayrılmış olan öbür Charles'lar izler. Sözcüklerin sıralamada yer değiştirliğini belirten virgül, alfabetik sıralamayı etkileyen tek işarettir. Yani virgülden sonraki sözcükler yek sayılır ve aynı soyadlı birkaç kişi varsa, önadlarının alfabetiği ayrıca gözetilir. (Bu arada, kişilerin önadından önce yazılan "Sir" gibi unvanların dizinde belirtildiğini, ama alfabetik sıralamada göz ölüne alınmadığını eklemeliyiz. Örneğin Davy, Sir Humphry adını Davy, Humphry alfabetiğinde almalısınız.) Bundan sonra gelenler, hanedan numarasına göre sıralanmış olan öbür Charles'lardır. En sonunda da birden fazla sözcükten oluşan adlar gene harf alfabetiğine göre sıralanarak dizindeki jerini alır. Virgülün alfabetik sıralamayı etkilemesine karşılık, sözcüklerin arasındaki nokta işareti liç göz önüne alınmaz. Örneğin A. Kadir'i A harfinin başında değil "Ak" harfleriyle başlayan girişler sırasında aramalısınız.
    İki ya da daha çok giriş, aralarında hiçbir ayrım olmayan aynı adı bölüşüyorlarsa bu kez yeni sıralama kuralları gereklidir. Eğer bu girişlerden biri kişi, biri yer, öbürü nesne ya da kavram adıysa, bunları dizinde bu sıralamayla bulacaksınız. Örneğin Roma mitolojisindeki Mars, gezegen Mars'tan önce gelir. Aynı biçimde, böcek adı olan Akrep'i takımyıldız olan Akrep, bunu da saatin küçük ibresi olan Akrep girişi izler. Eğer kişilerin adları da tümüyle aynıysa, sıralamada bu kez yeni bir ölçüt göz önüne alınır. Sözgelimi dizinde Charles II adını taşıyan iki kral olduğunda bu girişler ülke adına göre sıralanır ve Fransa Kralı II. Charles, İngiltere Kralı II. Charles'tan önce gelir. Acı Göl ve Acıgöl biçiminde yazılan iki giriş olduğunda da, örneğin Göller Yöresi'ndeki göl birinci, Nevşehir'in ilçesi ikinci sırada yer alır.
    Bir sayıyla başlayan girişler de (örn. 1961 Anayasası) okunduğu gibi alfabetik sıralama içinde verilmiştir:

    Binboğa Dağları
    1961 Anayasası
    Binet, Alfred
    Bingazi Binicilik
    1812 Savaşı

    Başka bir sorun da yabancı dillerde "Mc" ve "Mac" gibi iki ayrı biçimde yazılan sözcüklerde karşımıza çıkar. Bu girişler özgün biçimiyle yazılmış, ama okunduğu gibi "Mac" alfabetiğine yerleştirilmiştir:

    MacArthur
    "Macbeth"
    McCarthy
    McDonald's
    Macellan

    Gene yabancı dillerde Saint, Sainte vb. ile başlayan kişi ve yer adları alfabetik dizinde mutlaka acık yazımıyla verilmiş, yalnız açıklama paragraflarında bazen "St." kısaltması kullanılmıştır.
    Dizinde, başka ilgili girişlere de bakmanız gerektiğini hatırlatan siyah noktaların dışında, çok sayıda gönderi girişi düzenlenmiştir. Böylece bir sözcüğün eşanlamlarından, bir adın değişik yazımlarındın ya da sözcüklerin kısaltılmış biçimlerinden arasanız bile istediğiniz girişe ulaşabilirsiniz. Örneğin:

    Akne bak. Ergenlik sivilcesi
    Siyam bak. Tayland
    BM bak. Birleşmiş Milletler

    Bir dizin hazırlarken, okurların bu dizinden en iyi biçimde yararlanabilmesi için pek çok kural Koymak gerekir. Ama bir dizini kullanırken göz önünde bulundurulacak temel kural sağduyunun sesini dinlemektir. Aradığınız herhangi bir girişi ilk bakışta bulamazsanız, değişik olasılıkları düşünerek yeniden deneyin. Örneğin Hammamizade İsmail Dede Efendi'yi Hammamizade ya da Dede Efendi alfabetiğinde bulamazsanız, İsmail Dede Efendi olarak aramanızda yarar vardır.
#03.07.2009 15:28 0 0 0
  • Çocuklar En Çok Neye İhtiyaç Duyar - Çocuk İhtiyaçları - Çocukların İhtiyacı Nelerdir

    Özgür bir çocuk için; "3 S, 3 Ö"

    Çocuklar en çok neye ihtiyaç duyar?

    Sevgi (koşulsuz): Hepimiz çocukları severiz. Ama, çocukların sevildiklerini hissetmeye ihtiyaçları olduğunu unutabiliriz Sevdiğinizi hissettirmenin en kestirme yollarından birisi birlikte zaman geçirmektir.

    Sınır (kendini bilebilmesi için): çocuğun kendisiyle başkaları arasındaki farkları, kendisinin ayrı ve bağımsız bir birey olduğunu hissedebilmesi için, sınırlara ihtiyaç vardır. Sınır dediğiniz de, fazla bir şey değil, yemeğin sofrada yenmesi, uykunun yatakta uyunması, bütün günün bilgisayar başında geçirilmemesi gibi temel düzenlemelerden ibarettir.

    Sorumluluk (kendine ve başkalarına): Çocukların en az bir sorumluluk üstlenmeleri ve bunu sürdürebilmeleri, gelişimleri için bir gerekliliktir. Kendine karşı bir sorumlulukla başlanabilir. Örneğin, dişlerini fırçalamak, hemen bir sonucu olmayan (ağızdaki ferahlama duygusu dışında), ama şimdi dışına yönelik bir anlam taşıyan bir eylemdir.

    Övgü: Olumlu görülen hareketin görüldüğü yerde takdir edilmesidir. Övgü inandırıcı olursa bir etki gösterir. İnandırıcı övgü, çocuğun yaptığı hareketle ilişkilidir. Yapılmayan bir harekete, ortada olmayan bir sonuca övgü düzmek, çocuğun özgüveni açısından pek bir yarar getirmeyebilir.

    Öpücük. Dokunmak, öpmek çocuklara doğrudan bir sevgi aktarımıdır.

    Özen: Ayrıntılara dikkat ettiğiniz ölçüde özenlisiniz. Çocuklar misafirlerle aynı masada oturtulmaktan, götürüldükleri tiyatro için biletlerin önceden alınmasından kendilerine gösterilen özeni çıkarsayabilirler.

    Özgürlük ise, yukarıdakilerin ve başka bir çok şeyin doğal sonucudur. Özgürlük, başıboşluk, sınırsızlık ve sorumsuzlukla sıkça karıştırılsa da, kendi sınırlarını bilmeden ve başkalarına karşı sorumluluk taşımadan özgür olunamaz.

    Prof.Dr.Yankı Yazgan
#03.07.2009 14:58 0 0 0
#03.07.2009 14:24 0 0 0
  • Eski Yunan Komedyaları 2: Barış - Aristofanes - Eski Yunan Komedyaları 2: Barış Kitap Özet

    Kitap Özet

    Antik Yunan Komedyası'nın en büyük temsilcisidir. Komedyalarında yaşadığı toplumun eleştirisini yapmış ve çağının siyasal, kültürel sorunlarını incelikli bir alayla, fantastik hayal gücüyle, yer yer açık saçık diyaloglarla sahneye taşımıştır.Barış adlı oyununda Aristófanes, 2500 yıl öncesinden, savaşların acısını çeken sınıfın, çalışan üreten emekçi halk kesimi olduğunu, barışın ancak emekçi sınıfların çıkarlarıyla uygunluk gösterdiğini vurgularken, savaştan çıkarları olan ve silah ticareti yapanların insanlık düşmanı olarak toplum dışı edilmelerini eğlenceli bir öykü ile dile getiriyor.

    Kitap Kapak

    noimage

    Eski Yunan Komedyaları 2: Barış
    Aristofanes
    Mitos Boyut Yayınları
    Baskı Tarihi: Haziran 2009
    ISBN: 9789757785200
    Sayfa: 80
#03.07.2009 14:06 0 0 0
  • İki Yaş Çocuğu Bilişsel Gelişimi - Bilişsel Gelişimi

    İki yaş çocuğu; yürür, sık sık düşse de koşabilir, az sarsak olsa da topa tekme vurabilir, tutunarak ve bir ayağını diğerinin yanına koyarak yani, tek tek merdiven basamaklarını çıkabilir. Bunlar bu yaşta kaba motor yetenekte kazanılan gelişme aşamalarıdır.



    İnce motor hareketlere gelince, iki yaş çocuğu bardağındaki suyu rahatlıkla içse de, kaşığındaki çorbasını döke saça içer. Kaşığındaki sıvıyı dökmeden ağzına götürebilmek, kolun kaba motor hareketlerinin yanı sıra, iyi bir koordinasyon gerektiren ince bir motor harekettir. El ve parmaklarını kullanabilmesi için gerekli olan ince motor yeteneği ile, bu dönemde düğmelerini açıp kapamaya yetmese de, çocuk fermuarını çekmeyi az çok başarır.



    Kaba motor yeteneğindeki gelişmelere paralel olarak, hareketlenen çocuğun çevredeki uyaranları algılaması artar. Daha önceleri özdeşleştiği annesinin de çevreye ait ve kendisinden çok farklı olduğunu anlamaya başlar. Annesinin ortamdan ayrılsa da, başka bir ortamda varlığını sürdürebileceğini kavrar (anne için obje devamlılığının kazanılması). Anne gitse de dönecektir.



    Kendini çevreden soyutlaması ve anne ile özdeşleşmenin tamamlanarak obje devamlılığının sağlanması ile birlikte, bilişsel mantık gelişimi, duyusalmotor dönemini tamamlar. Duyusalmotor dönemde; görme, işitme, dokunma, koklama ve tat alma duyuları ile algılanan duyumlara göre, yoruma yer vermeden, giderek gelişmekte olan ince ve kaba motor yeteneğin yapabildiği ölçüde hareket edilir. Altı aylık bir çocuğun, kollarını hareket ettirerek oyuncağına yanıt vermesi gibi. Çocuklar oyuncağı görme duyusu ile algılar. Aynı yaştaki hemen hemen tüm çocuklar, adeta refleks harekette olduğu gibi, birbirileri ile hemen hemen aynı yanıtı verirler. Bu ayda motor yetenek kolların gövdeye bağlandığı kısımdan hareket edebileceği kadar gelişmiştir. Böylece çocu, motor yeteneği ölçüsünde yanıt verir. Davranışları başlıca, duyusal algılama ve hareket yeteneklerinin belirlediği bu döneme, bu nedenle, duyusalmotor dönem denir.



    Bu yaş çocuğu iki kelimeden oluşan, "Su ver" "Anne Gel" gibi telegrafik yani gramersiz ve takısız cümleler kurabilir. Lisan bilişsel yeteneğindeki bu gelişme ile birlikte çevrensin algılaması ve kendini anlatabilmesi artar. Bu doğal olarak kendini anlatabilme aracı olan resim yeteneğine de yansır.



    Henüz çorbasını dökmeden ağzına götüremeyen, düğmelerini ilikleyemeyen, fermuarını açıp kapayamayan iki yaş çocuğundan, doğal olarak yeterince ince ve kontrollü çizgiler de beklenmez. Ancak onsekiz ay çocuğundan farklı olarak, kalemin kağıda sert inişleri azalarak kaybolur. İnce motor yeteneğinin uzayda konum belirleyecek kadar gelişmesi ile çizgilerin başlangıç noktasından itibaren kontrollu bir devamlılık göstermeye başladığı gözlenir. Bu parmakların kullanımına yansıyan ilk ince motor koordinasyon göstergesidir. Kalemin az çok kontrollü kullanıldığı bu çizgilerin devamlılığının kısa süre sonra kaybolduğu, çizgilerin sağa sola savrulmasından anlaşılır. Bu acelecilik, bu dönemde dikkat süresinin dakikalarla sınırlı olmasından kaynaklanır. Dikkati dağılan çocuk, 2-3 dakika sonra resim yapmaktan sıkılır ve işi aceleciliğe döker. Kalemi kağıdı bir tarafa bırakır, bir başka uyaranın peşinden gider.


    Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin

    Pediatrist, Pediatrik Nörolog
#03.07.2009 13:58 0 0 0
  • Karanlığın Gücü - Lev Nikolayeviç Tolstoy - Karanlığın Gücü Kitap Özet

    Kitap Özet

    Varlıklı ve yaşlı bir Rus köylüsünün evinde hizmetçilik yapan Nikita, annesinin ve ev sahibesinin işbirliği yaparak kendisi için hazırladıkları çirkin istikbali önceleri keyifle seyretmektedir. Ne var ki, ikbal basamaklarını tırmanırken attığı her haksız ve ahlaksız adım onu bir başka zulüm ve günahın içine iteler...

    Karanlığın Gücü, Tolstoy'un, her ayrıntıyı bir nakış gibi işleyerek Rus köylülerinin hayatına ayna tuttuğu bir oyunu.

    Kitap Kapak

    noimage

    Karanlığın Gücü
    Lev Nikolayeviç Tolstoy
    Antik Kitap
    Baskı Tarihi: Haziran 2009
    ISBN: 9789944184984
    Sayfa: 128
#03.07.2009 13:57 0 0 0
  • European Burmese - Kedi Irkları European Burmese

    noimage

    Temel Özellikleri
    Avrupalı Burmese dayanıklı, sağlıklı, konuşkan ve dışa dönük bir ırktır. çok zeki, sevecen, oldukça sadık ve canayakın kedilerdir. Aktif, hareketli ve oyuncu olan bu kediler tek başlarına kalmak yerine diğer petlerle arkadaşlık etmekten hoşlanır, yabancılara karşı çekingen değildir.

    İnsanları sever ve sahibiyle güçlü bir bağ kurarak çok iyi dost olur. Kediden çok köpek karakteri taşıyan Foreing Burmese, evde sahibini sürekli takip ettiği ve kapıda karşıladığı bilinmektedir.

    Görünüş ve Vücut Yapısı
    Avrupalı Burmese orta boy, zarif fakat güçlü ve dayanıklı bir kedidir. Vücudu kaslı ve göründüğünden daha ağırdır. Vücut genelinde yuvarlak hatlara sahiptir.

    Köken aldığı orjinal Burmese ırkına göre yüz yapısı daha kısadır ve Burmese gibi ekstrem bir yüz ifadesine sahip değildir. Baş yuvarlak yapıda, burun çıkıntısı belirgin, çeneleri güçlü, yanak kemikleri geniştir. Kulakları orta boy, birbirinden uzak, tabanı geniş ve uçları hafif yuvarlaktır. Göz rengi sarıyla amber arasında anlamlı bir ifadeye sahiptir.

    Bacakları genel olarak uzundur. Ancak arka bacaklar önlerden biraz daha uzundur. Ayakları küçük ve oval şekillidir. Kısa, ince tüylerden oluşan yumuşak ve çok parlak bir kürkü vardır. Kuyruğu ise normal uzunluktadır.

    Tüy Bakımı
    özel bir tüy bakımına ihtiyacı yoktur. Sadece ölü tüylerin toplanması için düzenli fırçalanması faydalı olur.

    Kökeni
    Avrupalı Burmese, diğer adıyla Foreign Burmese ırkı 1930'da Amerika'ya getirilen ilk Burmese ile Siamese ve yerli kısa tüylü ırkların birleştirilmesi ile doğmuş bir ırktır. Daha sonraları hızla Avrupa'da tanınmıştır.

    CFA (Cat Fanciers Association) Burmese ile bu ırkı farklı ırklar olarak kabul etmektedir. Aynı kökenden gelmelerine rağmen farklı görünümlere ve standartlara sahiplerdir.
#03.07.2009 13:56 0 0 0
  • Bangkok Cartoville Harita Rehber - A. Gilquin Vincent Grandferry - Bangkok Cartoville Harita Rehber Kitap Özet

    Kitap Özet

    Bir kenti keşfetmenin en yeni ve pratik yollarından biri: Hem harita hem rehber. Her zevke ve her bütçeye hitap eden bir kılavuz. Mutlaka görülmesi gereken anıt, meydan, müze ve tarihi yerler... Özel seçilmiş restoran, kafe, bar, mağaza, otel ve eğlence yerlerinden oluşan geniş bir liste. Ve keyifli bir gezi için vazgeçilmez onlarca öneri, tüyo, ipucu...

    Not: Rehberdeki bilgilerin basıldığı sırada mümkün olduğu kadar güncelleştirilmesi için her türlü çaba harcanmıştır. Ancak, telefon numaraları, açılış saatleri, fiyatlar ve seyahatle ilgili bilgiler gibi ayrıntılar her zaman değişebilmektedir. Bu nedenle yayıncılar, bu rehberin kullanımından doğan sonuçlardan kaynaklanacak hiçbir sorumluluk kabul etmemektedir.

    Kitap Kapak

    noimage

    Bangkok Cartoville Harite Rehber
    A. Gilquin, Vincent Grandferry
    Dost Yayınları
    Baskı Tarihi: Haziran 2009
    ISBN: 9789752983694
#03.07.2009 13:21 0 0 0
  • Agresif Ve Öfkeli Çocuklarla Yaşamak - Agresif Çocuklarla Yaşamak - Öfkeli Çocuklarla Yaşamak

    Dikkat edilecek ilk nokta, öfke patlamaları olan çocuğun içinde bulunduğu ev ortamının nasıl olduğudur. Anne ve babanın sorunları saldırgan bir şekilde ele aldıkları bir ortamda onun da bu yolu öğrenmesi kaçınılmazdır...

    Yaşam devam ederken gün içinde hangi yaştan olursak olalım birçok duyguyu yaşarız. Bunların bir kısmı sevgi, hoşlanma, eğlenme gibi "pozitif" kabul edilen bir kısmı ise nefret, kıskançlık, kızgınlık ve korku gibi "negatif" veya olumsuz görülen duygulardır. Aslında tüm duygularımız birtakım olayların doğal sonucu olarak doğarlar ve bizi doğru-yanlış, iyi-kötü yapmazlar. Burada asıl önemli olan nokta ne hissettiğimizden çok bunları nasıl yansıttığımızdır. Bu durum sadece biz yetişkinlerin dünyasında yaşanmaz. Örneğin, bebekler hoşlanmadıkları veya olumsuz buldukları durumlarla karşılaştıklarında ağlayarak reaksiyon verirken, 2-3 yaş çocukları bağırarak veya vurarak tepkilerini ortaya koyarlar. Bu yaşlarda öfke patlamaları doğru yönlendirilmeyen çocuklar ileride ciddi anlamda sorunlar yaşayabilirler. Bu sebeple, en erken dönemlerden itibaren çocuğun verdiği saldırgan tepkilerin nedenleri anlaşılmalı ve onları yetiştirirken bazı noktalara dikkat etmelidir.

    Dikkat edilecek ilk nokta, öfke patlamaları olan çocuğun içinde bulunduğu ev ortamının nasıl olduğudur. Anne ve babanın sorunları saldırgan bir şekilde ele aldıkları bir ortamda onun da bu yolu öğrenmesi kaçınılmazdır. Böyle bir durumda anne ve babanın bireysel tutumları üzerinde yoğunlaşması gerekir. Bunun yanı sıra, hayatında son dönemlerde oluşan; yakın bulduğu birinin ölümü, kardeşin olması, taşınma vs. gibi bir takım değişikliklerde çocuğun agresif davranışlarını arttırabilir. Bu noktaların üzerinde durduktan sonra, bazı çocukların da yukarıda saydığımız temel sebepler olmaksızın diğerlerine göre olaylara ani tepkiler verebildiğini görmekteyiz. Saldırgan ve agresif tepkiler aile içinde zaman zaman kabul edilse de okul yaşantısıyla beraber sorunlar oluşturmaya başlar. Öncelikle sınıfta etiketlenen çocuk zamanla okulda da kötü bir ün sahibi olur. Arkadaşları tarafından dışlanan, öğretmenleri tarafından yaka silkinen çocuk da bir süre sonra bu durumla başa çıkmak için değişik davranışlar geliştirir; genellikle ya okula ilgisini kaybedip buradan soğur ya da okulun kabadayısı haline gelir. Bu noktadan sonra değişim daha zor olacağından baştan bazı önlemler almak gereklidir.

    Anne ve babalar, öfke kontrolünde sorun yaşayan çocuklarını yetiştirirken bazı noktalara dikkat etmelidir. İlk olarak, öfke kontrolü zayıf olan çocuklarla yaşarken etkili disiplin yöntemlerini uygulamak gerekir. Bu çocukların, yaşamındaki kurallar anne ve baba tarafından ortak bir şekilde, net olarak koyulmalı ve tutarlı bir şekilde takip edilmelidir. Onun bir birey olduğunu hissettirirken yaşamı konusunda sınırları olacağını hissetmelidir. Disiplini ev içinde sağlamaya çalışırken onlara aynı kuralları defalarca hatırlatmak veya bağırmak yerine etkili iletişim yolları kurmak gerekir. Özellikle bu tip çocuklarda yerine getirmesi gereken herhangi bir sorumluluğu veya uyması gereken bir kuralı "bozuk bir plak" gibi söylemek, yalvaran veya kızgın bir ses tonu ile konuşmak değil, sakin, kısa cümlelerle göz kontağı kurularak anlatılmalıdır. Bu yöntemler temel alınarak uygulansa da bazı çocuklara aşağıda okuyacağınız gibi daha farklı yollar uygulamak gereklidir.

    1. Öfkesini kontrol etmekte zorlanan çocuğunuzla duygular hakkında etraflıca konuşun. İnsanların hangi duyguları hissettiğini, hangi olaylara nasıl tepkiler verdiklerini çevreden örneklerle paylaşın. Bu sohbet esnasında "kızgınlık" duygusunun hangi öfkeli davranışlara sebep olduğunu ve bunun insanların hayatında nasıl olumsuz durumlara yol açtığını ayrıntılarıyla konuşun.
    2. İletişim becerileri zayıf olan çocuklar, kendilerini ifade ederken zorlandıklarında agresifleşirler. Bu sebeple ona kendini ifade etmesi için değişik ortam ve durumlar yaratın. Olaylar hakkında konuşurken küçük yaşlardan itibaren etkili konuşma yollarını öğretin. Örneğin, "ben____ hissediyorum, çünkü sen___________ yaptın ve şimdi senden_____ yapmanı istiyorum" gibi.
    3. İletişim becerilerinin yanı sıra karşılaştığı problemleri çözme becerisi zayıf olan çocuklar herhangi bir sorunla karşılaştığına paniğe kapılıp öfkeli davranışlar sergilerler. Bunun için; başınızdan geçen ufak problemlerden onun yaş dönemine uygun olanlarını anlatıp beraber çözüm yolları oluşturabilirsiniz. Ayrıca, bir oyunmuş gibi hayali durumlar yaratıp (örnek:iki kişide elma yemek istiyor ama bir elma var ne yapabilirler?) sonrasında beraberce çözümler oluşturabilirsiniz.
    4. Öfkeli veya saldırgan bir davranışını ödüllendirmemeye özen göstermelisiniz. Örneğin alışveriş merkezinde istediği alınmadı diye ağlayıp çevreye vuran bir çocuğun durması için sonunda istediğinin yapılması onun bu yolu öğrenmesine sebep olacaktır.
    5. Sorunlarla ilgili başa çıkmak için ona analitik düşünmesini öğretmelisiniz. Karşısına çıkan problemle ilgili karşısındakine vurmak, dinlememek, bahaneler üretmek yerine önce var olan sorunu tanımlamalı, karşısındakine değil soruna odaklanmalı ve yapacağı davranışların sorumluluğunu almasını öğrenmelidir.
    6. İletişime geçtiği insanın, sözsüz hareketlerinden ne hissettiğini okumayı başarabilirse onları daha iyi anlayacaktır. Bu tip çalışmaları evde yaparken televizyonun sesini kısıp şimdi "ne hissediyor" oyunu oynamak veya gazetelerdeki büyük resimlerdeki yüz ifadelerinden "ne oldu da ne hissediyor" oynamak etkili olacaktır.
    7. Grup halinde oynanabilecek oyunlar veya yapılacak sporlara katılmasını desteklemek gereklidir. Kazanmak veya kaybetmek grubun tamamına mal olacağından buradaki davranışları sorunları çözmeye yönelik olacaktır.

    Klinik Psikolog Merve Soysal
    DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü
#03.07.2009 13:07 0 0 0
#03.07.2009 13:01 0 0 0
  • Konu: Cymric
    Cymric - Kedi Irkları

    noimage

    Temel Özellikleri
    Genelde aktif ve sevecen olan bu ırk karakter bakımından Manx 'a benzetilir. Karakter yapısı diğer kedilere oranla daha gelişmiştir. Bu özellik diğer ırklara oranla insanlar tarafından daha çok sevilmelerini sağlar.

    Görünüş ve Vücut Yapısı
    Yayvan, üçgeni andıran yuvarlak kafa yapısına sahip bu ırkın kulakları küçük, püsküllü ve içe doğru kıvrıktır.

    Ağız ve burunları ise küçük olmasına rağmen oldukça gelişmiştir. Genellikle orta boydan biraz daha küçük yapıda görülen bu ırkın erkek kedileri daha gelişmiş bir vücut ve çene yapısına sahiptir. Irkın tüm kedilerinin bacak yapıları kısa olmasına rağmen oldukça dolgun ve kaslıdır.

    Kemikli omuzlara ve geniş göğüslere sahip Cymriclerin oldukça uzun ve tüylü kuyrukları vardır. Tüyleri, boyun kısmında oldukça yoğunlaşır ve adeta yele görünümü alır. Tüylerindeki yoğunluk bacaklarda ve baş kısmında ise daha kısa ve seyrek bir hal alır. Bu kedilerin patileri oval ve kıvrık biçimli olup, tüyleri kulaklarındaki gibi püsküllüdür.

    Tüy Bakımı
    Yoğun tüylere sahip oldukları için daha fazla bakıma ihtiyaç duyarlar. Tüylerin birbirine karışmasını önlemek için sık sık taranmalıdır.

    Kökeni
    Bu ırkın kedileri, Manx ırkı kedilere benzerlikleri ile tanınırlar. Ancak Manx'lardan ayıran en belirgin özellikleri uzun tüylere sahip olmalarıdır. Bu ırk ilk olarak seçkin ırkların görüldüğü Kanada'da ortaya çıkmıştır.

    Tüm kedi ırkı kayıtlarına seçkin ve iyi bir ırk olarak geçen bu kedilere isimleri, Manx ırkı kedilerin ataları olarak kabul edilen Celtic hikayelerinden esinlenerek verilmiştir.
#03.07.2009 12:56 0 0 0
  • Atina Cartoville Harita Rehber - Kolektif - Atina Cartoville Harita Rehber Kitap Özet

    Kitap Özet

    Bir kenti keşfetmenin en yeni ve pratik yollarından biri: Hem harita hem rehber. Her zevke ve her bütçeye hitap eden bir kılavuz. Mutlaka görülmesi gereken anıt, meydan, müze ve tarihi yerler... Özel seçilmiş restoran, kafe, bar, mağaza, otel ve eğlence yerlerinden oluşan geniş bir liste. Ve keyifli bir gezi için vazgeçilmez onlarca öneri, tüyo, ipucu...

    Not: Rehberdeki bilgilerin basıldığı sırada mümkün olduğu kadar güncelleştirilmesi için her türlü çaba harcanmıştır. Ancak, telefon numaraları, açılış saatleri, fiyatlar ve seyahatle ilgili bilgiler gibi ayrıntılar her zaman değişebilmektedir. Bu nedenle yayıncılar, bu rehberin kullanımından doğan sonuçlardan kaynaklanacak hiçbir sorumluluk kabul etmemektedir.

    Kitap Kapak

    noimage

    Atina Cartoville Harita Rehber
    Kolektif
    Dost Yayınları
    Baskı Tarihi: Haziran 2009
    ISBN: 9789752983687
#03.07.2009 12:43 0 0 0