MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • Konu: Göknur
    Göknur - Göknur Kimdir - Göknur Biyografisi

    Göknur, gerçek adı Göknur Onur olan Türk pop müzik sanatçısı.

    noimage

    İTÜ Türk Müziği Devlet Konservaturı ses eğitimi bölümünden mezun olduktan sonra İstanbul'da birçok mekanda sahne alan Göknur, 2004 yılında TRT'nin düzenlediği Safiye Ayla - Zeki Müren Ses Yarışmasına katılmıştır.

    Göknur'un çoğunluğu kendi bestelerinden oluşan ilk albümü Kime Ne 2008 yılında yayınlanmıştır.

    Albümleri

    * Yeni Sesler 1 / Safiye Ayla - Zeki Müren Ses Yarışması, (Kalan Müzik/2004), (Göknur bu albümde Aşkınla Sürünsem, Yine Aşkınla Delirsem isimli şarkıyı yorumlamıştır.)
    * Kime Ne, (Zorba Müzik/2008)
#04.07.2009 00:16 0 0 0
  • Konu: Gökben
    Gökben - Gökben Kimdir - Gökben Biyografisi

    Gökben 1952- İstanbul doğumlu sanatçı. 25 Kasım 1952 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir.Gerçek adı Nermin Gökben'dir.Babasını kaybettiğinde henüz 1 yaşındaydı.1968 yılında fotomodel olarak çalışmaya başladı.Ancak asıl ilgi alanı müzik olduğundan asıl yapmak istediği iş şarkıcılıktı.Sahneye çıktı ve beğeni toplamayı başardı.

    noimage

    İlk 45'liğini yaptığı 1972 yılının umut vadeden en iyi kadın şarkıcısı seçilmiştir. 1973 yılında 1 Numara Plakçılık saflarına geçmiştir. 1976 yılında Aşk Dediğin Laftır, 1977 yılında Bu Ne Biçim İştir adlı albümlerini yapmış, en büyük başarıyı ise 1979 yılında yaptığı Samanyolu albümüyle yakalamıştır. 1980 yılında İşadamı Kaya Mutlu ile evlenerek evli kaldığı 5 yıl boyunca müziğe uzun bir ara vermiştir. 1986 yılında Sembol Plak etiketiyle yayınlanan Yaz Gülü adlı pop-arabesk tadındaki albümüyle müziğe dönüş yapmıştır. "Şiribim Şiribom" adlı 45'liğinden altın plak ve "Şekerim" adlı parçasının yer aldığı Severken Yoruldum adlı albümünden altın kaset ödülünü almıştır. Yurdaer Doğulu, Ali Kocatepe, Atilla Özdemiroğlu, Esin Engin, Metin Özülkü, Şehrazat, Aysel Gürel, Selmi Andak gibi isimlerle çalışmıştır.

    En meşhur şarkıları "Derdim Var Dağlar Gibi", "Şiribim Şiribom", "Aşk Dediğin Laftır", "Akılsız Başa Fayda Yok", "Çiripi Çiripa","Rüzgar Gibi Geçtin", "Eninde Sonunda", "Neler Neler Oldu", "Canın Sağolsun", "Samanyolu", "Hatıram Olsun", "Yak Gönül Yak", "Yaz Gülü", "Şekerim" , "Taktı Taktı", "Lafı mı Olur" olarak sıralanabilir. Son albümü 1992 yılında Şahin Özer'den yayınlanan "Aşka Çeyrek Var"dır. "POPSAV" üyesidir. 1981 doğumlu olan Begüm Mutlu adında bir kız çocuğu sahibidir. Anne bir, baba ayrı kızkardeşi olan Nil Ünal'ın ablasıdır. Kızkardeşi, Ekrem Bora ve Suna Pekuysal ile 1988 yılında çevirdiği "Yasak Aşk" adlı bir de filmi vardır.Müziklerini İzzet Öz'ün yaptığı bu filmde sözleri Aysel Gürel'e ait 2 tane şarkı okumuştur ancak bu şarkılar bir albümde yer almamıştır.

    Aşk Dediğin Laftır ve Rüzgar Gibi Geçti şarkıları Deniz Seki'nin Aşkların En Güzeli albümünde tekrar söylenmiştir. Diri Dahdar şarkısı ise Ziynet Sali'nin Mor Yıllar albümünde tekrar okunmuştur. İstanbul'da oturmaktadır.

    Şimdi sarışın, kısa saçlı, kahküllü, kıpır kıpır bir şarkıcıdır. Geçmişte saçlarını uzatmışlığı veya kahverengi ve kızıl renge boyatmışlığı da vardır.


    Diskografi

    45'lik

    * Aşka İsyan Edilmez - Sevdiğimi Bile Bilmeyecek (1972)
    * Aşkın Sonu - Züleyha (1973)
    * Derdim Var Dağlar Gibi - Yine Verirdim Sana (1973)
    * Şiribim Şiribom - Ve Bir Gün Sen (1974)
    * Randevu - Çiripi Çiripa (1974)
    * Gururum - Eninde Sonunda (1975)
    * Rüzgar Gibi Geçtin - Aşk Dediğin Laftır (1975)
    * Akılsız Başa Fayda Yok - Çok mu Gördün (1976)
    * Antalya'ya koş - Ertan Anapa, Seyyal Taner,Ali Kocatepe ile (1976)
    * Neler Neler Oldu - Böyle Aşk Eksik Olsun (1977)
    * Diridahdar - Ruhumda Bir Fırtına Var (1977)
    * Aşkla Pazarlık Olmaz - Aşktan Başım Dönüyor (1978)
    * Bir Tanrıyı Bir de Beni Unutma - Haydi (1979)
    * Tatildeki Sevgilim - Yasak Aşk Film müziği (1988)
    * Olmaz olsun (Gel Diyor) - Yasak Aşk film müziği (1988)

    Albüm (LP/MC/CD)

    * Aşk Dediğin Laftır (1976-1 Numara LP)
    * Bu Ne Biçim İştir (1977-1 Numara LP)
    * Samanyolu (1979-1 Numara LP)
    * Yaz Gülü (1986-Sembol LP)
    * Severken Yoruldum (1989-Oskar MC)
    * İşine Gelirse (1990-Oskar MC) )
    * Aşka Çeyrek Var (1992-Şahin Özer CD&MC)
#04.07.2009 00:11 0 0 0
  • Kars İçme Ve Kaplıcalar - Kars İçme Ve Kaplıcalar Tarihi

    Akyaka Kaplıcaları

    Kars ili Akyaka ilçesinin 1 km. doğusunda bulunan Akyaka Kaplıcaları, açık hava havuzu şeklindedir. Bu nedenle de yaz aylarında kullanılmaktadır. Kaplıca suyunun romatizma, sinir ve deri hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir.

    Susuz Kaplıcaları

    Kars Susuz ilçe merkezinin 2 km. yakınında bulunan bu kaplıca, dere içerisinde ve üzeri açık bir kaplıcadır. Bu kaplıcanın suyu sıcaktır. Kaplıca suyunun romatizma, sinir ve deri hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir.


    Kağızman İçmesi ve Kötek Kaplıcası

    Kars-Kağızman yolu üzerinde, il merkezine 65 km. uzaklıkta morpet boğazında bulunan içme suyunun, hazımsızlığa çok iyi geldiği söylenmektedir. Ayrıca Kötek Kapalı Kaplıcaları da cilt hastalıkları ile romatizmal hastalıkların tedavisinde etkili olup, suyu oldukça sıcaktır.


    Dölbentli Köyü Kaplıcası

    Kars Selim ilçesinin Dölbentli Köyü'nde bulunan bu kaplıca ile ilgili bir söylence bulunmaktadır. Buna göre; bu kaplıca suyu içerisinde yaşayan balıkların sırtlarındaki yara izlerinden, bunların daha önce şehit olmuş kişiler oldukları söylenmektedir. Ayrıca bu balıklar ürememekte, sayıları da artmamaktadır. Bu balıklar başka sularda yaşayamadıkları gibi avlanmaları da halk arasında günah sayılmaktadır.

    Kaplıca suyunun başta romatizma olmak üzere çeşitli hastalıklara iyi geldiği söylenmektedir.
#04.07.2009 00:11 0 0 0
  • Kars Ani Antik Şehir - Kars - Ani Antik Şehir

    Ani Örenyeri

    noimage

    Kars'ın doğusunda İl Merkezine 42 Km. uzaklıktaki Anı Antik Kenti, Türkiye-Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay Nehrinin batısında tamamı Türkiye Topraklarında volkanik arazi üzerine kurulmuş Ortaçağ kentidir. Kentin önemi, İpekyolu üzerinde kurulmuş olmasından gelmektedir.

    Ani Ören yeri Anadolu'ya İpek Yolu üzerinden girişte ilk konaklama merkezi olduğundan aynı zamanda bir ticaret merkezidir. Antik kentin zenginliği de buradan gelmektedir. Ören yerinin en eski tarihi M.Ö. 5000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Tarih öncesi dönemde ören yerindeki yerleşim bostanlar deresi olarak bilinen vadideki volkanik oluşumlu mağaralardan oluşmuştur.

    Bugünkü ören yerini oluşturan iç kale M.S. IV. yüzyılda Kars Şehrine ismini veren Karsak'lılar tarafından yaptırılmıştır. Ören yerinin dış cephe surları Bagratlı Kralı Aşot tarafından M.S. 964 yılında yaptırılmaya başlanmış daha sonra Kral III. Sembat 978 yılında 2. takviye sur sistemini yaptırmış,1064 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan'ın Ani'yi ele geçirmesinden sonra Ani Beyi olan Ebul Menucehr tarafından 1064 - 1072 arasında 3. Surlar yaptırılmıştır.

    Kale surları devetüyü ve siyah renkli tüf taşından yer yer iki ve üç sıra halinde Horasan Harcı ile yapılmıştır. Kurulduğu arazi üzerine uyumu sağlamak amacıyla ücgenimsi bir şekilde inşa edilen surların yedi giriş kapısı olup bu kapıların en önemlileri; Aslanlı Kapı, Kars Kapısı, Sarnıçlı Kapılardır.

    noimage

    Şehrin surları uzun kuşatmalara dayanıklı hale getirmek için surlar arasına yapılan destekleme kuleleri aynı zamanda erzak ve tahıl deposu olarak kullanılmıştır. Arazinin eğimine göre yer yer 5 metre yüksekliğe kadar oluşan surların dış cephelerinde Haç Motifleri, Aslan ve yılan kabartmalı rölyefler, çini süslemeler bulunmaktadır.

    Ören yerinin ana giriş kapısı olan aslanlı kapı iki büyük giriş kapısından oluşmaktadır. Aslanlı kapının bulunduğu surların Doğu yanındaki burç üzerinde Selçuklu Sultanı Alparslan'ın şehri 1064 yılında fethetmesini belgeleyen dört satırlık Kufi yazılı kitabe bulunmaktadır.

    Antik kent içerisinde İç Kale, Büyük Katedral, Ebul Menucehr Camii, Selçuklu Kervansarayı, Resimli Kilise ve Selçuklu Hamamları en önemli taşınmaz kültür varlıklarındandır.

    Ani Surları ve Kalesi

    noimage

    Ocaklı Köyü bitişiğinde Arpaçay Nehri'nin batı yakasında, Bostanlar Deresi ile Miğmığ Dereleri arasında kalan yaklaşık 5 hektarlık alanda bulunan Ani kentinin çevresini kuşatan surlar Ermeni Krallarından III. Aşot tarafından yaptırılmıştır. Urfalı Mateos'a göre bu surların yapımı 971-972 yıllarında tamamlanmıştır. Simpad II döneminde de şehrin kuzey ve doğusuna daha geniş olarak dış surlar eklenmiştir. Bu surlar oldukça yüksek burçlarla takviye edilmiştir.

    Ani İç Kalesi ise, şehrin güney ucunda bir tepenin üzerinde ulunuyordu. Surların zayıf olan yerlerine de 10-12 m. derinliğinde, 500m uzunluğunda hendekler kazılmıştır. Bu hendeklere yapılan su yolları ile de tehlike karşısında içleri Arpaçay'dan getirilen sularla dolduruluyordu. Kalenin ikisi dış, biri de iç olmak üzere üç kapısı bulunuyordu. Ayrıca tehlike anlarında kullanılmak üzere bir de gizli kapısı vardı.

    Kalenin kapıları: Aslanlı Kapı, Divin Kapısı, Bey Sekisi Kapısı, Mığmığ Kapısı, Acemağılı Kapısı, Hıdırellez (Santrançlı)Kapısı, Çiftebeden (Kars) Kapısı, Eğribucak Kapısıdır.

    Aslanlı Kapı;
    Ani Örenyeri'nin dış cephe surlarını çevreleyen surların yavşan düzüne bakan kısmında bulunan ana giriş kapısının birinci surlar sisteminin arkasındaki ikinci sur sistemi üzerinde Selçukluların 1064 yılında Ani'yi fethetmesinden sonra ana giriş kapısına Selçukluların simgesi olan Aslan kabartmasını yapmışlardır. MÖ. XI. yüzyıla tarihlendirilen ve 1.50 x 1metr ölçülerindeki kabartmada aslan ayakta yürür vaziyette resmedilmiştir.

    Ermeni Kralı Sımpad'ın şehrin çevresine yaptırılan surların uzunluğu 2500 m. yüksekliği de 8-10 m., kalınlığı da l m. idi. Sur duvarları iki yanı cilalı kireçle karıştırılmış, volkanik kum taşından yapılmıştır. Buradaki birici sur dizisinin arkasında ikinci bir sur sistemi bulunmaktadır. Orta Ani surları ise X.yüzyılda Kral III. Aşot tarafından yaptırılmıştır.

    Selçukluların Ani'yi ele geçirmesi sırasında surların orta kapısı büyük zarar görmüştür. Selçuklular Ani'yi 1064'de fethettikten sonra ana giriş kapısına l.50x1.00 m. ölçüsünde yürür vaziyette bir aslan figürü yerleştirmiştir. Şeddadilerden Ebü-Şüca Menuçehr (l064-1110) surları ve sur kapısını onararak dört satırlık bir de tarihsiz kitabe koydurmuştur. Ayrıca surların içerisine sekiz köşeli kalın ve yüksek minareli Menuçehr Camisi'ni yaptırmıştır.

    Ani'nin Bagradlıların eline geçmesinden sonra Ani Kalesi hükümet merkezi konumuna getirilmiştir. Bu dönemde de kale İç Kale olarak tanınmıştır.


    Ani Örenyerindeki Diğer Kalıntılar:

    Büyük Katedral, Meryem Ana (Surp Asdvadzadzin- Ani) Katedrali

    noimage

    Ani surları içerisinde şehir merkezinde bulunan bu katedral, kilisenin güney duvarında bulunan bir kitabeden öğrenildiğine göre Kral Sımbad II zamanında, yapımına başlanmış, Kral Kakig I'in (898-1020) eşi Kraliçe Gadalina tarafından 1001 yılında tamamlanmıştır. Ani kentindeki yapıların çoğunun mimarı olan Dırtad tarafından yapılmıştır.

    Ani'deki Ermeni mimarisinin en gelişmiş kilise örneklerinden biri olarak nitelenen bu yapı, kubbeli bazilika ile kapalı Yunan haçının bir arada kullanılmasından meydana gelmiş bir plan düzenine sahiptir. Katedral kırmızı tüf taşından yapılmış ve basamaklı bir zemin üzerine oturtulmuştur. Orta nef diğer neflere göre daha geniş olup, üzeri kubbe ile örtülmüştür. Apsisin iki yanına da hücreler eklenmiştir. Katedralin üç giriş kapısı vardır. Bunlardan batıdaki Halk Kapısı, kuzeydeki Patrik Kapısı, güneydeki de Kral Kapısı'dır.

    Katedralin cephe mimarisi üzerinde özellikle durulmuştur. Burada alçak röliyefler halinde örgü ve yaprak motifleri, sitilize edilmiş şekillerde adeta bir dantel gibi işlenmiştir. Yapının ince uzun pencereleri sağır yuvarlak kemerler içerisine alınmıştır. Ayrıca üçgen şeklinde nişler ince dekoratif sütunlarla da cepheye hareketli bir görünüm verilmiştir. Burada görülen vertikal ve horizantal hatlar, sivri profilli kemerler belki de Gotik mimarinin en erken örneklerinden birisi burada uygulanmıştır.

    Katedralin yarım daire şeklindeki apsidi diğer bölümlerden daha yüksek olup, içerisi heykellerin konulduğu oyuklarla süslenmiştir. Apsisteki bu süsleme unsuru, XI.yüzyıl kilise mimarisinin tipik bir örneğidir. Apsis bölümünün içerisinde XIII.yüzyılda yapıldığı sanılan freskler bulunmaktadır.

    Alpaslan'ın 1064 yılında Ani'yi fethetmesinden sonra katedral camiye çevrilmiş ve içerisine geçici olarak minber ve mihrap konulmuştur. Bundan sonra da Fethiye Cami ismi buraya verilmiştir. Yapı 1124 yılındaki Kıpçaklı istilasına kadar 60 yıl cami olarak kullanılmıştır.


    Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi (Şırlı Kilise)

    noimage

    Ani' doğu kesiminde yer alan bu kilise Arpaçay'a kadar inen sarp kayalıkların eteğinde bulunmaktadır. Kilisenin güney cephesindeki 25 satırlık Ermenice kitabede, 1215 yılında Ermeni devletinin başı olan Zaharca ve oğlu Saharsak devrinde, Tigran'ın Zaharca'nın oğluna ve ailesine uzun ömürler vermesi dileğiyle yaptırıldığı yazılıdır.

    XII.yüzyılda Dikran isimli bir prensin yaptırdığı anlaşılan bu kilisede Ermeni mimarları ibadet mekanının ortasındaki kare mekanı örten yüksek kubbe düşüncesini ilk kez burada benimsemişlerdir. Bu nedenle de Surp Krikor Kilisesi'nde kubbe ağırlığı dört köşedeki yarım sütunlarla takviye edilmiş duvarlara bitişik payeler üzerine oturtulmuştur. Ana mekanın üzerini örten onaltıgen kasnaklı yalancı kemerlerle dekore edilmiş kubbe dışarıdan konik bir külahla örtülmüştür.

    Kilisenin dış cepheleri yalancı kemerler, birbirlerine simetrik iki sütunlar ve bunları birbirine bağlayan kemerlerle dekore edilmiştir. Bunların yanı sıra güney cephesindeki çift yarım sütuncuklar üzerine de yalancı kemerlerin birleştikleri yerlere hayvan ve kuş motifleri yerleştirilmiştir.

    Kilise içerisinde İncil'den alınmış dini temalarla ilgili freskler bulunmaktadır. Bu freskler arasında yer yer stilize bitki ve haç motifleri de eklenmiştir. Ani'de yaşayan Dikran Honents isimli bir zenginin yaptırdığı bu resim ve kabartmalardan ötürü de buraya Nakışlı Kilise ismi de verilmiştir. Aynı zamanda kilisenin yaşayabilmesi için Dikran Honents buraya köyler, çiftlikler, değirmenler, hanlar, dükkânlar ve hamamlar vakfetmiştir.

    Genç Kızlar Kayalıklarındaki Kilise (Güvercinli Kilise)

    noimage

    Kars, Ani şehrinin güneyinde kayalık bir tepe üzerinde bulunan bu kilisenin yapım kitabesi olmamakla beraber, mimari yapısından XIII.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

    Günümüze oldukça harap bir durumda gelen bu kilise XIII.yüzyıl Ermeni kilise mimarisinin tüm özelliklerini yansıtmaktadır. Üst örtüsü çökmüş olmasına rağmen bazı duvar parçalarından kiborion tipinde bir yapı olduğuna işaret etmektedir.

    Kilisenin yuvarlak bir planı vardır. Kalıntılarından üzerinin konik bir çatı ile örtüldüğü anlaşılmaktadır. Kilisenin giriş kapısı Ani'deki kervan yolunun başlangıcına açılmıştır. Kesme taştan yapılan dış cephe duvarları üzerinde kabartma geometrik süslemelere yer verilmiştir. Altı bölmeli olan cephe duvarlarında kemerler arasına pencereler açılmış ve bunların çevresi kabartma bezemelerle
    doldurulmuştur.

    Kilisenin tonozlu galerisinin büyük bir bölümü yıkılmıştır.


    Çoban Kilisesi

    Kars Arpaçay ilçesinde, Ani surlarının dışında ve surların kuzeydoğusunda bulunan bu kilisenin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber J.Strzygowski bu kilisenin X.yüzyıl sonu veya XI. yüzyıl başlarında yapıldığını ileri sürmektedir. Onun yanı sıra, A.Khatchatrıan bu yapının XII.yüzyılda yapıldığını belirtmiştir.

    Çoban Kilisesi merkezi planlı bir yapı olup, onikigen içerisinde altıgen bir plan düzenindedir. Kilisenin büyük bir bölümü yıkılmış olmasına rağmen yine de yapısı ile ilgili yeterli bilgi vermektedir. Birbirine simetrik olan altıgenin kolları içerisine üçgen şekilde nişler açılmıştır. İkinci katın ağırlığını taşıyan dayanaklar sütunlarla takviye edilmiş ve bunlar kalın duvarlar üzerine oturmuştur.

    Surp Pırgiç Kilisesi (Halaskâr Kilisesi-Keseli Kilise)

    noimage

    Ani'de bulunan kiliseyi J.Strzygowski 1035-1036 yıllarında Bagratlılardan Abulgarib döneminde yapıldığı ve Hz. İsa'nın adına yapıldığını belirtmiştir.

    Kilise 19 köşeli, poligonal bir plan düzeninde olup, içerisi nişlere bölünmüştür. İbadet mekanını örten kubbe yüksek bir kasnak üzerine oturmuştur. Ayrıca bu kasnak kilisenin duvarları ile niş kemerlerini köşelere bağlayan sütunlar üzerine oturtulmuştur.

    Bu kilise de Ani'deki diğer yapılarda olduğu gibi oldukça hareketli bir cephe görünümüne sahiptir. Dış cephesinde yarım yuvarlak çift sütunların taşıdığı sağır kemerler kilisenin tüm yüzeyini çepeçevre dolaşmaktadır. Böylece kilisenin dış cephesi oldukça gösterişli bir konuma getirilmiştir.

    Kilise 1073 yılında papaz Tridot tarafından onarılmış 1291 yılında yapıya bir çan kulesi eklenmiş, 1342 yılında da kilise Atabekler tarafından tümüyle onarılmıştır. Bu kilise 1930'lu yıllarda yıldırım düşmesi sonucunda yıkılmış olup günümüzde harap durumdadır.


    Surp Krikor Abuğamrents Kilisesi

    noimage

    Kars, Ani surları içerisinde, Ani Çayı'nın meydana getirdiği vadide bulunan bu kilisenin kitabesinden öğrenildiğine göre; Ermeni Bahlavuni hanedanından Prens Krikor'un emriyle kardeşi Hamze ile kızkardeşi Seta için dinlenme yeri olarak yaptırılmış ve Aziz Krikor Lusavoriç'in adına sunulmuştur. Kilise 994 yılında yapılmış, daha çok XVII.yüzyılın çok apsitli kilise tipleri örnek alınmıştır. Kilisedeki kitabelerde 1047 yılında Selçuklularla yapılan bir savaşta ölen Ermeni kahramanlardan Vahram Bahlavuni'nin ismi sık sık geçmektedir.

    Kilise içten daire, dıştan yonca planlı altı apsitli bir yapıdır. Bu plan şekli merkezi planlı, rotundalardaki nişlerin derinleştirilmesi sonucu meydana gelmiştir. Taş yontma sanatının en güzel örneklerini ortaya koyan bu yapının masif duvarları üçgen nişlerle hafifletilmiş ve buralara açılan ince uzun altı pencere ile de ibadet mekanı aydınlatılmıştır. Yapının üst örtüsünü oldukça yüksek kasnaklı konik bir çatı meydana getirmektedir. Bu çatıya da 12 pencere açılmıştır.


    Surp Hovhannes Kilisesi
    (Apostol Kilisesi, Havariler-Arakelots Kilisesi)

    noimage

    Ani'nin merkezinde bulunan Surp Hovhannes Kilisesi'ni N.Marr X.yüzyıla tarihlendirmiştir. Bunun yanı sıra N.Tokarski bu kilise ile ilgili 1031 tarihli bir kitabeden söz etmiştir.

    Kilisenin yapımı 1038 yılında tamamlanmıştır. Dört yapraklı yonca planı düzenindeki kilisenin köşelerine birer hücre yerleştirilmiş ve bunun sonucu olarak ta yonca planı tam ortaya çıkmamıştır. Kilisenin güneyine eklenen büyük boyuttaki bir yapının mezar olduğu sanılmaktadır. Jamudun ismi verilen bu yapının doğusunda girişi ve cephesinin tümü, kilisenin kubbesi ve ona dayanan ayaklar günümüze gelebilen kalıntılardır. Bunların dışında kiliseden fazla bir kalıntı bulunmamaktadır.

    Kilisenin köşesinde kubbeli bir şapel, batısında da Başpiskopos Parseh'in 1184'te yaptığı bir anıt bulunmaktadır. Ayrıca kilisenin kuzey ve güney yönüne de XII.yüzyılda yapılmış iki avlu eklenmiştir.

    Hoşavank Şapeli

    Arpaçay'ın batısındaki vadide bulunan Hoşavank Şapeli Altıgen Şapel olarak da tanınmaktadır. Kitabesi günümüze gelememiş olmakla beraber, çeşitli Ermeni kaynakları bu şapelin XI.-XIII. yüzyıllar arasında yapıldığını belirtmektedir.

    Şapel küçük merkezi planlı bir yapıdır. Ani'deki eserlerin süsleme yönünden en ilgi çekenlerinden birisidir. Bu yapıda süsleme ve taş işçiliğinin son derece ileri düzeye çıktığı görülmektedir. Şapelin çevresini dolaşan iki sütuncukların oldukça sade olmasına karşılık, üzerlerinde alçak kabarma halinde geometrik sağır kemerlere yer verilmiştir. Bu kemerlerin birleştiği yerlere de stilize edilmiş palmet ve Rumilerden oluşan bir bezeme yapılmıştır. İbadet mekanının üzerini örten konik çatı kasnağı da yarım sütunlarla 12 bölüme ayrılmıştır. Bazı kaynaklar da bu yapıya bitişik bir mezar anıtının da olduğundan söz etmektedirler.

    Surp Krikor (Gagik) Kilisesi

    Ani'nin merkezinde, surların kuzeyinde yapılan bu kiliseden günümüze yalnızca temel kalıntıları ile bazı duvar kalıntıları gelebilmiştir.

    Kral II.Gagik tarafından yaptırıldığı sanılan bu kiliseyi J.Strzygowski 1001 yılına tarihlendirmiştir.

    Kesme taştan yapılan bu kilisenin temel kalıntılarından merkezi planlı bir yapı olduğu anlaşılmaktadır.


    Sultan (Selçuklu) Sarayı

    noimage

    Kars Arpaçay ilçesinde, Ani'nin kuzeybatısında Bostanlar Deresi'ne bakan kayalık üzerinde kurulmuş olan bu sarayın Selçukluların Ani'yi 1064 yılında ele geçirdikten sonra şehirde başlatılan imar çalışmaları sırasında Ebul Menucehr tarafından yapıldığı sanılmaktadır.

    Saray kesme taştan yapılmış olup, sarayın altında mahzenler, üstünde kâgir iki kat, iki de ahşap kat bulunuyordu. Böylece bu saray beş katlı bir yapı idi. Sarayın doğuya bakan dikdörtgen çerçeve içerisinde yuvarlak kemerli giriş kapısının bulunduğu cephesi satranç biçiminde bir sıra beyaz taş, bir sıra da köfeki taşından örülmüştür. Sarayın girişindeki portal Selçuklu mimarisinin güzel örneklerinden biri olup, yıldız motifleri ile çevresi bezelidir. Giriş kapısının üzerinde dikdörtgen lentolu, üzeri sağır sivri kemerli bir de penceresi bulunuyordu. Sarayın ahşap olan dört ve beşinci katı yıkılmıştır. Sarayın bodrum katı tonoz kemerli bölümlerden oluşmuş, ambar olarak kullanılmıştır. Bodrumun üzerindeki zemin katı L planında olup, sarayın asıl kabul salonu ile onun çevresine yerleştirilmiş odalardan meydana gelmiştir. Ayrıca sarayın içerisinde bulunan şadırvan da Selçuklu döneminde yapılmış ilginç bir eserdir.


    Kervansaray

    noimage

    Kars, Arpaçay ilçesinde Ani'nin merkezinde yer alan kervansaray XII.yüzyılın başlarında yapılmıştır.

    Ani şehrinin merkezindeki ana cadde üzerindeki kervansaray yöresel sarımtırak kesme taştan yapılmıştır. Düzgün bir taş işçiliği bulunmaktadır. Dikdörtgen planlı kervansarayın yan duvarları dışa kapalı olup, adeta bir kale görünümündedir. Ancak bunların büyük çoğunluğu yıkılmış ve günümüze gelememiştir. Kaplama taşların altında moloz taş duvarların olduğu kalıntılarından anlaşılmaktadır.

    Kervansarayın giriş kapısı üzerindeki bezemeler Selçuklu Mimari cephe görünümü yansıtmaktadır. Sarı taştan oldukça görkemli olan giriş kapısının çevresi dikdörtgen söveler içerisinde geometrik bezemelerle çevrelenmiştir. Hafif sivri kemerli kapının üstü Selçuklu dönemi mukarnasları ile bezelidir. Bu yapının sonradan kiliseye çevrildiği sanılmaktadır.

    Selçuklu Hamamı I

    Ani Örenyerinde, Büyük katedralin 30 m. batısında bulunan bu hamam Selçuklu döneminde, XII.yüzyılda yapılmıştır.

    Bu hamam yanındaki diğer hamam ile birlikte Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü'nün 1966-1967 yıllarında yaptığı kazılar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Bu hamam Ani surlarının şehre giriş kapılarından en önemlilerinden biri olan Aslanlı Kapı'dan Ebü'l Muammeran Camisi ile İç Kale'ye giden yakın bir yerdedir.

    Hamamın plan düzeni, su ve ısıtma tesisleri, iç süslemeleri ve mimari özellikleri yönünden Anadolu Türk hamamları ile benzerlik göstermektedir. Kazılar sırasında hamamın sıcaklık bölümü, su sarnıcı, soğuk su depoları bütünüyle, ılıklık bölümü de kısmen ortaya çıkarılmıştır. Dikdörtgen biçimindeki sıcaklık bölümünün köşelerinde birbirlerine eşit dört yıkanma odası, halveti bulunmaktadır. Bu bölüm birbirlerine eşit dört eyvanlıdır. Bu eyvanların birbirlerini dikey olarak kesmesi ile hamam haçvari bir görünüm kazanmıştır. Yıkanma odalarına orta mekandan, diğer kısımlara da köşelerdeki kapılardan girilmektedir. Üst örtüdeki kubbelerin dış kademelerine maden cürufu dökülmüştür. Böylece cürufun ve kubbelerin üzerine serilen kalın toprak tabakası hamam sıcaklığının dışarıya sızmasını önlemektedir. Aynı zamanda bu şekilde içeriye akıntının olması da önlenmiştir.


    Selçuklu (Küçük Hamam) Hamamı II

    Ani Örenyerinde, Arpaçay ile Tatarcık Deresi'nin birleştiği alandaki Bey Sekizi Kapısı'nın 100 m. güneyinde bulunan bu hamam, XII.yüzyılda, Selçuklular döneminde yapılmıştır.

    Selçuklu mimari üslubunu yansıtan bu hamam mimari yönden diğeri ile benzerlik göstermektedir. Bu hamamı 1844 yılında Abiç isimli bir gezgin görmüş ve planını çıkarmıştır. Daha sonra hamamı inceleyen Strzygowski ve Harutyunyan yapının tanımını yapmış ve bunun Ani'deki Ermeni yapılarından ayrıldığını belirtmiştir.

    Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü'nün 1966-1967 yıllarında yaptığı kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılmıştır.

    Hamam soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiş, kesme taş ve moloz taştan yapılmıştır. Sıcaklık bölümü planı ve ölçüleri bakımından diğer hamamın tam bir benzeridir. Burada Selçuklu ve Osmanlı döneminde sıkça rastlanan haç biçimli, dört eyvanlı ve köşe halvetlidir. Yıkanma odalarına açılan kapılar Selçuklu mimarisinde görüldüğü gibi sivri kemerli, dar ve alçak tonozludur. Odaların üzerleri birer kubbe ile örtülmüştür. Eyvanlara olduğu gibi halvetlere de su taşıyan künkler duvarların içerisine yerleştirilmiştir. Üst örtüde kubbe geçişini sağlayan tromplar birbirlerinden farklı biçimlerde stalaktitlerle süslenmiştir. Tromplarda her halvette farklı stalaktitlerin kullanılması hamam içerisindeki yeknesaklığı ortadan kaldırmıştır.

    Bu hamamların XIII.yüzyılda kullanıldığı Dikran Honents'in bir yazıtından anlaşılmaktadır. İkinci hamamda görülen trompların birinci hamamdakilere göre daha gelişmiş olmasından ötürü, ikincisinin daha geç bir tarihte yapıldığı sanılmaktadır.

    Pars Tuğlacı'ya göre, birinci hamamın, Ani'de Şeddadi Hanedanı'nın il beyi olan Abû Şûca Menûçehr'in onarım çalışmaları yaptığı tarihlerde, XI.yüzyılın sonlarında, 1080-1090 yıllarında yapılmıştır.


    İpekyolu Köprüsü

    noimage

    Ani örenyerinde, Arpaçay Vadisinde bulunan İpekyolu Köprüsü Arpaçay Nehri'nin üzerindedir.

    Köprü, X.yüzyılda Ermeni Bagrat Krallığı döneminde yapılmıştır. Kitabesi bulunmamaktadır.

    Köprü kesme taştan yapılmış olup, günümüze yalnızca ayakları gelebilmiştir.




    Köşevenk Örenyeri

    Ani (Ocaklı) Köyünün 6 km doğusunda Arpaçay nehrinin aktığı vadinin üzerinde kurulmuştur. Bağratlı krallığına bağlı bir prenslik olarak kurulan Köşevenk içerisinde üç adet kilise ve bir gözetleme kulesi bulunmaktadır.

    Eserlerin tümü IX.yüzyıla ait olup, düzgün kesme tüf taşından merkezi haç planlı olarak inşa edilmiştir.


    1993 Yılında yıllara Ani'de sarih olarak başlatılan restorasyon çalışması surlar ve iç mekanlardaki tarihi binalar üzerinde yapılmakta olup, 2001 yılında yapılan harcama 340 Milyar TL'dir. Koruma amaçlı tel, çit ve çevre düzenlemesi 2002 yılı ödeneği ise 260 Milyar TL'dir.

    Bilimsel kazı çalışmaları 1989 yılından bu yana Prof. Dr. Beyhan KARAMAĞARALI tarafından rutin olarak her yıl yapılmaktadır. Bu çalışmalarda Ani Örenyerinde tarihi kentin antik su şebekesi ortaya çıkarılmıştır.

    2001 yılında bulunan Saray Kazısına devam edilmiş, surlar dışında yapılan sondaj çalışmalarında altın bilezik ve kemer bulunmuştur. Şimdiye kadar bulunan eserlerin tümü Müze Müdürlüğünde korumaya alınmıştır.
#04.07.2009 00:08 0 0 0
  • Firdevs Güneş - Firdevs Güneş Kimdir - Firdevs Güneş Biyografisi

    Firdevs Güneş (1978, Ankara) bilinen adıyla Firdevs, Türk pop müzik sanatçısı ve eski Popstar yarışmacısı.

    noimage

    1978 Ankara dogumludur.aslen bolu lu dur.ilkokulu ankarada okuduktan sonra sanat okuluna devam etmiştir.küçük yaşta ankara da kuaförlükle ilk meslek hayatına başlamıştır.1994 yılında kemere taşınmış,orada çeşitli otellerin animasyon faaliyetlerinde yer almıştır.müziğe ve dansa olan ilgisi ve yeteneği onu 2003 popstar yarışmasına taşımıştır.yarışmada finale kalıp profesyonel müziğe adımını atmıştır.2004 Altın kelebek tv yıldızları ödül töreninde jüri değerlendirmesiyle ödül almıştır.10 mart 2005 yılında kendisi ile aynı ismi taşıyan Firdevs albumunu DMC müzik ten müzik severlerin beğenisine sunmuştur.o tarihten itibaren yurt içi ve yurt dışı birçok konser vermiştir.müziğin yanı sıra oyunculukla uğraşan ve moda tasarımcılığı ile ilgilenen sanatçı şu an 2.albümü için studyo çalışmasındadır.


    Popstardaki başarısının ardından, kendi adını taşıyan ilk albümü Firdevs'i 9 Mart 2005 tarihinde DMC etiketiyle yayınladı. Azeri şarkısı "Sen Gelmez Oldun"u farklı tarzda yorumlayarak dikkatleri çekmeyi başardı. Albümdeki "Dönme Dolap" şarkısıyla da önemli bir başarı elde etti. Stüdyo kayıtları tamamlanan ikinci albümü "Şekerim" ise 2009 yılında yayınlanacak.

    Albümleri

    * Firdevs (2005)
    * Şekerim (2009)
#04.07.2009 00:04 0 0 0
  • Konu: Ebru Elver
    Ebru Elver - Ebru Elver Kimdir - Ebru Elver Biyografisi

    Müzisyen bir ailenin kızı olarak İstanbul Beyoğlu'nda doğdu.

    noimage

    Kendisine örnek aldığı iki erkek kardeşi gibi küçük yaşlarda müziğe başladı. Taksim'deki bazı mekanlarda sahne alarak müzik hayatına başladı ve zaman içerisinde birçok müzisyenin beğenisini topladı. Bu sayede ünlü jazz müzisyeni Genco Arı ve bas gitarist Elcil Gürel'le tanıştı ve bir solo albüm projesi için biraraya geldi. 2006 yılı içinde albümle ilgili çalışmaları bitti ve projeyi Ercan Saatçi'ye sundu.Bir televizyon programında Rahibe değilim demek istediğini iddaa ederken ağzından şu kelimeler döküldü:" Oldu erkek arkadaşım olmaz mı? Bakire değilim"

    Müzik piyasasına Ercan Saatçi'ninde albümde bir bestesiyle Paranoyak albümünü çıkarttı. Yeni şirketi Rec by Saatchi'nin ilk projesi olarak piyasaya sunuldu.
#04.07.2009 00:00 0 0 0
  • Kars Antik Şehirleri - Kars - Antik Şehirleri

    Khorsa, Khorsene (Kars)

    noimage

    Kars adı, MÖ.130-127 tarihleri arasında Kafkas Dağları'nın kuzeyinden Dağıstan'dan gelerek bu bölgeye yerleşen Bulgar Türkleri'nin "Velentur" boyunun "Karsak oymağından" gelmektedir.

    Batlamyus Kars'tan; "Khorsa", Strabon ise; "Khorzene" diye söz etmektedir. Bir söylentiye göre de: Gürcü dilinde "Kapı kenti" anlamına gelen "Karis Kalaki"den gelmektedir.

    Eski Türkçe'de "Karsak" karnının altı beyaz 75-80 cm. boyundaki çöl tilkisinin adıdır. Bu hayvanı totem edindiklerinden Kıpçaklar'ın "Karsak " boyuna da bu ad verilmiştir. Türkiye' de bundan daha eski "Türkçe" isim taşıyan bir il daha yoktur.

    Kars yöresi MÖ. IX. yüzyılda Urartu egemenliğine girmiştir. Urartu Kralı II.Sardur MÖ.VIII.yüzyılda Sevan Gölü'nün batısındaki toprakları ele geçirmiş, daha sonra Kimmerler ve İskitler yöreyi istila etmiş, Medler de MÖ.560'da Urartu egemenliğine son vermiştir. Bazı tarihlerde MÖVI. Yüzyıldan başlayan Armeniai Krallığının ve Prensliklerinin burada hakim olduğundan söz etmektedirler. Pers yönetimi altında Satraplık görevini üstlenen bu prensliklerin başlıcaları Orontes Hanedanı (MÖ.400-200), Artaksias Hanedanı (MÖ.200) idi. Romalılar Artaksias hanedanından II.Tigran'ı yenerek bölgeyi ele geçirmişlerdir. Roma'nın Araxes eyaleti olan yöre, Romalılar ile Partlar arasında sürekli el değiştirmiştir.

    noimage

    Bu yöre daha sonra Sasanilerle Bizanslılar arasında da çekişmeye neden olmuştur. VII. yüzyılda Arap akınları buraya kadar ulaşmış ve IX. yüzyıla kadar da Araplar buraya egemen olmuştur. Arapların denetiminde kurulan Ermeni yönetimlerinden Bagratlı Hanedanının bir kolu Ani ve Kars'ta hüküm sürmüştür. Bizanslılar 1045'te yöreyi ele geçirmiştir. XI. yüzyılın ortalarında Selçuklu akınları başlamıştır. Selçuklu hükümdarı Alpaslan 1064'te yöreye hakim olmuş, merkezi Ani olmak üzere Selçuklulara bağlı Ani-Şeddadlılar Hükümeti kurulmuştur. 1064 yılında Sultan Alparslan tarafından fethedilmesinin ardından Kars ve çevresi, Selçuklulara bağlı beylikler tarafından idare edilmeye başlanmıştır. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Sultan Alparslan Erzurum, Erzincan, Tercan ve Pasinler'le birlikte Kars'ı da kumandanlarından Kasım Bey'e vermiştir.

    1941-1942 yıllarında Kars'ta yedek subay olarak görev yapan İsmail Kılıç KÖKTEN, bu dönemde Kars'ta tarih öncesine ait araştırmalar yapmıştır. İ.Kılıç KÖKTEN'in yönetimindeki bu çalışmalar ile Kars bölgesi tarihinin Alt-Paleolitik Döneme kadar uzandığı kanıtlanmıştır.

    Kars yöresinde Paleolitik Dönem insanlarından günümüze kalan buluntular yeryüzündeki en eski kültürlerden birisinin bu yörede olduğunu göstermektedir. Bu döneme ait; Susuz ilçesi, Cilavuz Dere düzlüklerinde ve Kars Platosu'nda, şölyen-aşölyen tipte işlenmiş ve Alt Paleolitik Döneme tarihlenen bir el baltası; Ağzıaçık (Azacık) Suyu'nun batısındaki düzlüklerde oval çevreli, iki yüzü çok güzel işlenmiş, ucundan biraz kırılmış bir başka aşölyen baltası, Ani çevresinde ele geçen bir el baltası; Yazılıkaya'nın yaklaşık 6 km. güneyinde, Tombultepe yamaçlarında püskürük kayalardan yapılmış, şölyen tipte el baltaları ve iri yongalar bulunmuştur.

    noimage


    Borluk Vadisi'ne Musteryen tipte bir araç; Ağzıacık Suyu'nun batısında bazalttan yapılmış çok aşınmış Musteryen tipte bir uç; Yazılıkaya, Tombultepe'ye yakın Kurbanalan Mağarası'nda taş araç ve ocak yerleri gibi Orta Paleolitik döneme ait buluntulara rastlanmıştır.

    Üst Paleolitik Dönemde ise avcılık ve toplayıcılık yöntemlerinde farklılaşma olduğu, araç-gereç yapımının geliştiği görülmüştür. Yine bu dönemde duvar resimleri de ortaya çıkmıştır. Camışlı Köyü'nün batısında, Aladağ'ın doğu yamaçlarındaki Yazılıkaya'da bazalt yapılı bir kayanın dik ve düzgün yüzünde biri büyük, biri küçük iki panoya rastlanmıştır. Büyük pano, yerden 4 metre yükseklikte, yaklaşık 14 metre uzunlukta ve 3-4 metre genişliktedir. Küçük pano ise aynı duvarın doğu uzantısı üstündedir.

    Yazılıkaya panolarında hayvan ve insan figürleri vardır. Figürlerin çoğu dağ keçileri, geyikler, geyik yavruları ve eşeklerden oluşmaktadır. Bunlar o dönemdeki doğa koşullarının avcılık ve toplayıcılığa elverişli olduğunu ortaya koymaktadır. Yine aynı yerde bulunan derinliği 11,5 m, iç genişliği 5,5 m, ağız genişliği 12,5 m olan ve güneye bakan Kurbanağa Mağarası araştırmalarında da yine Üst Paleolitik Döneme ait taş araç-gereçler bulunmuştur.

    Paleolitik dönemi izleyen mezolitik dönem, mikrolit adı verilen minik araç-gereçlerle tanınmaktadır. Prof.Dr.İ.Kılıç KÖKTEN'in Aras Vadisi'nde yaptığı araştırmalarda bu araçlardan ele geçmiştir. Bu ve diğer paleolitik buluntular Rusya topraklarında saptanan benzerleri ile karşılaştırıldığında, bölgenin yerleşim tarihinin komşu bölgelere koşut olarak, Paleolitik Dönemle başlayıp, Mezolitik Dönemde de devam ettiğini göstermektedir.

    noimage

    Neolitik Dönemi Kars yöresinde gerçek anlamda bir yerleşme yeri değil, Akçakale Adası'ndaki taş anıtlar ve kaledeki duvar resimleri temsil etmektedir. Bu resimler, yöredeki neolitik dönem yaşantısına bir ölçüde açıklık getirdiği için önemlidir. Çıldır Gölü'ndeki Akçakale Adası'nda Dolma Tepe eteklerinde kaya anıtları bulunmuştur. Ada menhirler, dolmenler ve kromlekler ile doludur.

    Prof. Kökten'e göre; bu taş anıtlar neolitik dönem tekniği ile yapılmıştır. Çok kaba taşlarla örtülü iç duvarlar, kaba ve büyük taşlarla örtülü damlar, Avrupa dolmenlerinin bazılarında görülen tekniği anımsatmaktadır. Avrupa kültürüne özgü olduğu kabul edilen bu tip taş anıtlar doğuda ilk kez Kars'ta rastlanmıştır. Anıtların ortasında açılan bir sondaj çukurunda, çok kaba, mat siyah renkli değişik biçimlerde çanak-çömlek parçaları bulunmuştur.

    Yazılıkaya - Kurbanağa Mağarası'nın doğusunda, kale denilen tepede açılan bir sondaj çukurunda da üst katmanda farklı bir katman saptanmış ve bunun Son Neolitik Dönemden kalmış olabileceği öne sürülmüştür. Kaledeki duvar resimlerinin ise Son Neolitik Dönem ya da İlk Tunç Çağı sonlarında yapıldığı sanılmaktadır.

    Kağızman'ın güneyinde, Mısır Dağı yerleşim yerinde, yapılan araştırmalarda, kalkolitik dönem özellikleri taşıyan buluntular ele geçmiştir. Bakır Çağı da denilen bu dönemin izlerine, Ani'de ve Azat Köyü'ndeki höyükte de rastlanmıştır.

    noimage

    İlk Tunç Çağı'nda, Kars bölgesinde Yazılıkaya'nın dibinde açılan Küçük Deney Çukuru'nda ve Kurbanağa Mağarası yakınındaki sondajda ele geçen çanak çömleklerle ve aynı mağaranın doğusunda, Kale denilen, üstü düz yüksek tepedeki sondaj çukurunun buluntularıyla bilinmektedir.

    Kale mevkiindeki açmada, İlk Tunç Çağından kalma bir açkı taşı; el değirmeni taşları; bir çekiç; delinmiş, üstü çizgi - süslü hayvan parmak kemikleri; küçük bir taş hayvan; el yapımı çanak-çömlekler ve yapı kalıntıları olduğu düşünülen iri taş yıkıntıları bulunmuştur.

    Tüm bu araştırmalar Kars yöresinin Paleolitik Dönem'den başlayarak Orta Tunç Çağına kadar kesintisiz bir yerleşim yeri olduğunu kanıtlamıştır.
#03.07.2009 23:56 0 0 0
  • Konu: Doğanay
    Doğanay - Doğanay Kimdir - Doğanay Biyografisi

    Doğanay Tüzüngüç (d. 6 Mayıs 1971, İstanbul)

    noimage

    Avukat bir babanın kızı olarak dünyaya geldi. Hukuk öğrenimi gördü. 8 yıl boyunca New York'da kaldı. Tezgahtarlık, barmaidlik gibi işlede çalışan Doğanay ayrıca Türk eğlence mekanlarında sahne aldı.[1] 2005 yılında Türkiye Popstar yarışmasına katıldı ve finale kaldı. Yarışmayı 5. olarak bitirdi.[2] Türkiye Popstar 2 albümünde "Devlerin Aşkı" adlı şarkıyla yer aldı. 2007 yılında ilk albümü "Bence D"yi MSG Müzik etiketiyle piyasaya sürdü. İlk klibini "Erkeleri Yenelim"e çeken Doğanay aynı yıl bir Anadolu turnesine çıktı.[3] Ardından "Yarabbim" ve "Bayılıyorum" şarkılarına klip çekti.

    Diskografi

    2007 Bence D
#03.07.2009 23:55 0 0 0
  • Kars Şehitlikleri - Kars Yöresi Şehitlikleri

    Kars Şehitliği

    Kars Bülbül Mahallesi'nde, yaklaşık 7-8 dekar büyüklüğündeki şehir mezarlığının doğu köşesi Kars Şehitleri için ayrılmıştır. Taş ve beton duvarlar 50 cm. genişliğinde ve 1 m. yüksekliğindeki şehitliğin ayrı bir demir kapısı bulunmaktadır. Aynı zamanda buraya 5 m. yüksekliğinde kesme taştan bir de anıt dikilmiştir.

    Anıt kesik bir prizma şeklindedir. Tabanı 70.00x70.00 m. ölçüsünde olup, tüm yüksekliği 1.55x1.55 m.dir. yedi basamakla çıkılan podyumdaki meşale yeri ise 1.15 m.dir. Bu podyumun önünde 80.00x2.70 ölçüsünde bir musalla taşı bulunmaktadır.

    Şehitlikte 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda ve Milli Mücadele sırasında ölen 100'den fazla şehidin mezarı bulunmaktadır. Bu mezarlar 35-40 cm. yüksekliğinde, 1.35x2.65 m. ölçüsünde olup üzerlerine 26x36 cm. genişliğinde kitabeler yerleştirilmiştir. Mezarların dokuzunun üzerinde kitabe olup, diğerleri boş ve kime ait oldukları bilinmemektedir.


    Üçler Şehitliği (Üç Şehitler)

    Kars Sukapı mahallesi'nde bulunan Üç Şehitler Şehitliğini'nin üzerinde kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Halk arasındaki söylentiye göre; burada yaşayan birisi rüyasında görerek evinin altını kazmış ve üç mezarla karşılaşmış ve burasını mezarlık haline getirerek evini terk etmiştir.

    Buradaki mezarlardan biri çevre duvarlarının altında kalmış, diğerlerinin de üzeri taşla örülmüştür. Bu şehitlerin aynı yerde ve aynı anda düşman tarafından öldürüldükleri ve buraya gömüldükleri söylenmektedir.


    Allahuekber Dağı Şehitliği

    noimage

    Birinci Dünya savaşı sırasında Kars, Sarıkamış ve Ardahan'ı Rus işgalinden kurtarmak isteyen Osmanlı Devleti Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver paşa'nın emriyle 118.000 kişilik 3.Ordu, 22 Aralık 1914'te Sarıkamış Dağlarını aşarak hedefe ulaşmaya çalışmıştır.

    Enver Paşa yönetimindeki 3.Ordu savaşa hazırlıksız başlamış, 9,10 ve 11.Kolordular 40-50 C.'lik soğukta kar üzerinde Rus birlikleri ile savaşmış ve bu savaşta 37.000 şehit verilmiştir. Ancak Sarıkamış harekatı aşırı soğuk, açlık ve hastalık yüzünden başarısızlıkla sonuçlandı ve 5 Ocak 1915'te sona ermiştir. Sarıkamış dağlarında hastalanarak ve donarak savaşmadan 60.000 şehit verilmiştir.

    Sarıkamış harekatında ölenlerin anısına Kültür Bakanlığı biraz geç de olsa, bir anıt yaptırmıştır. Bu anıt 10 Ekim 1996'da ziyarete açılmıştır.
#03.07.2009 22:59 0 0 0
  • Kars Selçuklu Kervansarayı - Tarihi Selçuklu Kervansarayı

    noimage

    Kars, Arpaçay ilçesinde Ani'nin merkezinde yer alan kervansaray XII.yüzyılın başlarında yapılmıştır.

    Ani şehrinin merkezindeki ana cadde üzerindeki kervansaray yöresel sarımtırak kesme taştan yapılmıştır. Düzgün bir taş işçiliği bulunmaktadır. Dikdörtgen planlı kervansarayın yan duvarları dışa kapalı olup, adeta bir kale görünümündedir. Ancak bunların büyük çoğunluğu yıkılmış ve günümüze gelememiştir. Kaplama taşların altında moloz taş duvarların olduğu kalıntılarından anlaşılmaktadır.

    Kervansarayın giriş kapısı üzerindeki bezemeler Selçuklu Mimari cephe görünümü yansıtmaktadır. Sarı taştan oldukça görkemli olan giriş kapısının çevresi dikdörtgen söveler içerisinde geometrik bezemelerle çevrelenmiştir. Hafif sivri kemerli kapının üstü Selçuklu dönemi mukarnasları ile bezelidir. Bu yapının sonradan kiliseye çevrildiği sanılmaktadır.
#03.07.2009 22:57 0 0 0
  • Kars Kaya Kabartmaları - Tarihi Kaya Kabartmaları

    Camuşlu Kaya Resimleri

    Kars, Kağızman ilçesi Camuşlu Köyü'nde, 2000 m. yükseklikteki Kurbanağa Mağarası'nda Prof.Dr.İ.Kılıç Kökten MÖ.12.000'e tarihlenen bazı kaya resimlerini ortaya çıkarmıştır.

    Paleolitik döneme tarihlenen bu dönemde yaşayan insanlar çevrelerinde gördüklerini Kurbanağa Mağarası ile Yazılıkaya Mağaralarının duvarlarına çizmişlerdir. Bu resimler arasında at, öküz, keçi, eşek ve insan resimleri bulunmaktadır. Kaya resimleri biri büyük diğeri de küçük olmak üzere şerit halinde kaya üzerinde yer almaktadır.


    Çallı Kaya Resimleri

    Kars Kağızman ilçesinin Çallı (Har) Köyü'nün batısındaki Kaş Dağları üzerinde kayalara çizilmiş bazı resimler araştırmacı Sait Küçük tarafından bulunmuştur. Araştırmacı bu konuyu İstanbul ve Atatürk Üniversitelerine duyurmuş ve buraya gelen arkeologlar bu resimleri yaklaşık 10.000 yıllarına tarihlendirmiştir.

    Bu resimler, Paleolitik Çağ insanının çevresinde gördüklerini kayalara çizdikleri resimlerdir. Bunların başında geyik, keçi, koyun, tilki, köpek başta olmak üzere bir çok çeşit hayvan resmi çizilmiştir.
#03.07.2009 22:42 0 0 0
  • Kars Doğal Güzellikleri - Kars Yöresi - Gezilicek Yerleri

    Kars ilinde bir çok irili ufaklı göl bulunmakta olup, bunların başında, Kağızman Ülker Köyü yakınındaki Çengilli Gölü; Türkiye-Ermenistan sınırındaki Arpaçay Baraj Gölü; Kars il merkezine 1 saat uzaklıkta, 25 km2 yüzölçümüne sahip olan Çıldır Gölü; Kars Akyaka ilçesi yolu üzerinde bulunan Kuyucuk Gölü 218 hektarlık bir alana yayılmıştır. Bu gölün çevresinde su kuşlarının beslenme ve barınma yerleri bulunmaktadır. Bu gölde 12 kuş türü yaşamaktadır. Kuyucuk Gölü Orman Genel Müdürlüğü tarafından 1990 tarihinde "Su Kuşları Koruma ve Üretme Sahası" olarak koruma altına alınmıştır.

    Kars ili ve çevresindeki Kuyucuk Gölü dışındaki bu göllerde balık yetiştirilmektedir.



    Sarıkamış Ormanları

    noimage

    Kars'ın doğal güzelliklerinin başında Sarıkamış Ormanları gelmektedir. İlçe merkezi tamamen ormanlarla kaplı olup, Kars'ın kış sporları merkezi de Sarıkamış'ta bulunmaktadır. Ayrıca iki adet Telesiej Tesisi vardır.

    Kars'ta, denizden yüksekliği 2 bin 100-3 bin metre arasında değişen en yüksek noktası 3 bin 120 rakımlı Sarıkamış Allah-u Ekber Dağları Milli Parkı'nda dört mevsim bir arada yaşanmaktadır.

    Sarıkamış Ormanları ile Allah-u Ekber Dağlarını kapsayan 22 bin 980 hektar büyüklüğündeki Milli Park alanında; güneş, yağmur, dolu ve kar görüntülerine rastlamak her an Mümkünür.


    Sususz Şelalesi

    noimage

    Kars Susuz ilçesi, Ardahan karayolu üzerinde bulunan şelale, yörenin en yüksek düşüşü olan akarsuyudur. Şelalenin çevresinde herhangi bir tesis bulunmamaktadır.
#03.07.2009 22:40 0 0 0
  • Kars Mağaraları - Kars Tarihi Mağaraları

    Kurbanağa Mağarası

    Kars ili Kağızman ilçesi, Camuşlu Köyü'nde bulunan Kurbanağa Mağarası 3.135 m. yüksekliğindeki Aladağ'da bulunmaktadır. Bu mağara deniz seviyesinden 2000 m. yükseklikte olup, burada Paleolitik çağlardan kalma kaya resimleri ile karşılaşılmıştır. Kurbanağa mağarasında ayrıca, tunç çağına ait çanak-çömlek ve kement file gibi avlanma araçlarını gösteren duvar resimleri bulunmaktadır. Yazılıkaya, Bazalt yapılı bir kayanın dik ve düzgün yüzünde, biri büyük, diğeri küçük iki panodan oluşmaktadır.

    Mağara 11.30 m. derinliğinde, 8.50 m. genişliğindedir. Mağara girişi ise 4.50 m. çapındadır.


    Ağkeran Mağarası

    Kars Kağızman ilçesinin kuzeybatısındaki Çukurayva (Purut) ile Camuşlu Köyü arasında bulunan Ağkeran Mağarası, Hıristiyanlığın ilk yıllarında gizli ibadet eden Hıristiyanlar tarafından kullanılmıştır. Bu nedenle de mağaranın tavanında haç motifleri ve Grekçe yazılar bulunmaktadır. Mağara içerisine sonraki yıllarda bir takım hücreler yapılmıştır. Mağara 6-7 m. eninde, 5-6 m. uzunluğundadır.


    Duvanoğlu Mağarası

    Kars Kağızman ilçesi, paslı Köyü'nün kuzeydoğusunda bulunan mağara, kapalı mağara grubundandır. Girişinde taştan yapılmış 1.50 m. yüksekliğinde ve 1.00 m. genişliğinde ve 30 cm kalınlığında menteşeli bir kapısı bulunmaktadır. Mağaranın kenarları taşlarla örülerek kapatılmıştır. Genişliği 3-4 m., uzunluğu 15 m., yüksekliği de 3 m.dir.
#03.07.2009 22:38 0 0 0
  • Kars Tarihi Anıtları - Kars Tarihi Heykelleri

    Kazım Karabekir Anıtı

    Kars il merkezinde General Kazım Karabekir (1882-1948) için Cumhuriyetin ilanından sonra bir anıt dikilmiştir. Kazım Karabekir 30 Ekim 1920'de kars'ı Ruslardan kurtarmış ve aynı zamanda da TBMM Başkanlığı yapmıştır. Mermer bir kaide üzerinde General Kazım Karabekir Kurtuluş Savaşı'nda giymiş olduğu askeri üniforması ile tasvir edilmiştir. Sol eli manevra kayışında, ayakta durmaktadır. Heykelin kaidesinde "Şark'ın kurtarıcısı Kazım Karabekir Paşa" yazılıdır.

    Kazım Karabekir'in anıt mezarı Ankara'da Cebeci Şehitliği'ndedir.



    Meçhul Asker Anıtı

    Kars Bülbül mahallesi'nde bulunan bu anıt, dikdörtgen bir sığınağın üzerinde yapılmıştır. Buradaki taş ve beton korunağın üzeri toprakla örtülerek bir tepecik haline getirilmiştir. Etrafı dayanak duvarları ile çevrilmiş ve böylece bir meydan oluşturulmuştur. Bu anıta doğu yönündeki geniş bir merdivenden çıkılmaktadır. Zemin taş döşelidir.

    Gri renkli kesme taştan yapılan anıt 9.10 m. yüksekliğindedir. Anıta kuzeydoğu ve güney duvarında da iki kemerli geçit bulunmaktadır. Anıtın arka kısmı genişletilmiş ve yine gri renkli taştan saçaklı bir örtü görüntüsü verilmiştir. Anıtın altındaki madeni levhada da "Meçhul Asker Anıtı" yazılıdır.
#03.07.2009 22:33 0 0 0
  • Kars Ani Surları - Kars Ani Kapıları

    noimage

    Kars Arpaçay ilçesinde, Ocaklı Köyü bitişiğinde Arpaçay Nehri'nin batı yakasında, Bostanlar Deresi ile Miğmığ Dereleri arasında kalan yaklaşık 5 hektarlık alanda bulunan Ani kentinin çevresini kuşatan surlar Ermeni Krallarından III. Aşot tarafından yaptırılmıştır. Urfalı Mateos'a göre bu surların yapımı 971-972 yıllarında tamamlanmıştır. Simpad II döneminde de şehrin kuzey ve doğusuna daha geniş olarak dış surlar eklenmiştir. Bu surlar oldukça yüksek burçlarla takviye edilmiştir.

    Ani İç Kalesi ise, şehrin güney ucunda bir tepenin üzerinde ulunuyordu. Surların zayıf olan yerlerine de 10-12 m. derinliğinde, 500m uzunluğunda hendekler kazılmıştır. Bu hendeklere yapılan su yolları ile de tehlike karşısında içleri Arpaçay'dan getirilen sularla dolduruluyordu. Kalenin ikisi dış, biri de iç olmak üzere üç kapısı bulunuyordu. Ayrıca tehlike anlarında kullanılmak üzere bir de gizli kapısı vardı.

    noimage

    Ermeni Kralı Sımpad'ın şehrin çevresine yaptırılan surların uzunluğu 2500 m. yüksekliği de 8-10 m., kalınlığı da l m. idi. Sur duvarları iki yanı cilalı kireçle karıştırılmış, volkanik kum taşından yapılmıştır. Buradaki birici sur dizisinin arkasında ikinci bir sur sistemi bulunmaktadır. Orta Ani surları ise X.yüzyılda Kral III. Aşot tarafından yaptırılmıştır.

    Selçukluların Ani'yi ele geçirmesi sırasında surların orta kapısı büyük zarar görmüştür. Selçuklular Ani'yi 1064'de fethettikten sonra ana giriş kapısına l.50x1.00 m. ölçüsünde yürür vaziyette bir aslan figürü yerleştirmiştir. Şeddadilerden Ebü-Şüca Menuçehr (l064-1110) surları ve sur kapısını onararak dört satırlık bir de tarihsiz kitabe koydurmuştur. Ayrıca surların içerisine sekiz köşeli kalın ve yüksek minareli Menuçehr Camisi'ni yaptırmıştır.

    Ani'nin Bagradlıların eline geçmesinden sonra Ani Kalesi hükümet merkezi konumuna getirilmiştir. Bu dönemde de kale İç Kale olarak tanınmıştır.
#03.07.2009 22:32 0 0 0
  • Kars Tarihi Köprüleri - Kars Yöresi Tarihi Köprüleri

    Taş Köprü

    noimage

    Kars İç Kale Mahallesi'nde, Kars Çayı üzerinde iki köprü bulunmaktadır. Bu köprüler 1579 yılında Osmanlılar tarafından yapılmıştır. Sonraki yıllarda deprem sonucu yıkılmış, bugünkü köprü 1719 yılında Karahanoğlu Hacı Ebubekir tarafından yapılmıştır. Köprü üzerindeki kitabesi günümüze ulaşmışsa da üzerindeki yazılar Ermeni işgali sırasında, Ermeniler tarafından yazılar kazınmıştır.

    Köprülerden biri üç gözlü olup, 53.70 m. uzunluğunda, 8 m. genişliğindedir. Köprünün yuvarlak kemerlerinden ortadakinin kemer açıklığı 13 m.dir. Diğer iki kemer daha küçük olup, yol seviyesindeki toprak üzerine bir kenarları ile oturmuştur. Bu kemerler tempan duvarlarına göre daha içeridedir. Yapımında kesme bazalt taşı kullanılmıştır. Bu taşlar arasındaki derzler açıkça görülmektedir. Köprünün iki yanındaki tempan duvarlarının yükseltilmesi ile korkuluklar meydana getirilmiştir. Ayrıca ortadaki ayağın iki yanında birer köşeli ve yüksekliği kemerin üst seviyesine kadar çıkan iki selyaran bulunmaktadır.


    İpekyolu Köprüsü

    Kars Arpaçay ilçesinde, Ani örenyerinde, Arpaçay Vadisinde bulunan İpekyolu Köprüsü Arpaçay Nehri'nin üzerindedir. Köprü, X.yüzyılda Ermeni Bagrat Krallığı döneminde yapılmıştır. Kitabesi bulunmamaktadır.

    Köprü kesme taştan yapılmış olup, günümüze yalnızca ayakları gelebilmiştir.
#03.07.2009 22:29 0 0 0
  • Kars Cami Ve Mescitleri - Kars Tarihi Camileri - Kars Tarihi Mescitleri

    Kümbet Camisi

    noimage

    Kars Kalesi'nin eteğinde bulunan Kümbet (Kethüda Camisi) 932-937 yıllarında Bagratlı soyundan Abbas II.Takavor tarafından 12 Havariye adanmış kilise olarak yaptırılmıştır. Bu yapı 1579'da camiye çevrilmiştir.

    Caminin ibadet mekanını örten kubbesi kümbete benzediğinden ötürü de Kümbet Camisi ismi ile tanınmıştır. Bu kümbete benzeyen üst örtü yuvarlak şekilde olup, üzeri yuvarlak kemerlerle çevrilmiştir. Bu kemerlerin içerisine ince uzun birer pencere yerleştirilmiştir.

    Muntazam kesme taştan yapılmış olan yapının mihrap bölümü yarım yuvarlak şekildedir. Üzeri çatı ile örtülüdür. Yapı kilise mimarisine uygun biçimde oldukça yüksek tutulmuştur.


    Evliya Camisi

    noimage

    Kars il merkezinde, Sultan III.Murad döneminde, Kars Kalesi onarılırken burada cami, medrese ve hamam yaptırmıştır. Bu camilerden biri olan Evliya Camisi 1579'da yaptırılmıştır. Cami XVII.yüzyılın başlarında yıkılmış, kısa bir süre sonra da onarılmıştır.

    Cami kesme taştan kare planlı olarak yapılmıştır. Onarım sonrası özelliğini kısmen yitirmiştir. Bugünkü durumunda, payeler üzerine oturan merkezi kubbe mihrap önündeki sahnı kapsamaktadır. Son cemaat yeri ile arasındaki boşluğun üzeri de iki sıra halinde beşer küçük kubbe ile örtülmüştür. Diğer yanındaki kubbe dışında kalan mekanların üzerleri yine beş küçük kubbe ile örtülüdür. Caminin önündeki son cemaat yeri duvar uzantıları arasında üzerleri kubbeli beş bölüm halindedir. Caminin mihrap ve minberi sonradan yapılmış olup mimari yönden bir özellik taşımamaktadır.

    Minaresi kare kaide üzerinde yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. Bu minare caminin ilk yapımından kalmış, orijinalliğini korumuştur. Kesme taştan yapılmış olan minare, renkli taşlarla geometrik desenlerin hakim olduğu bezemeye sahiptir.

    Caminin yanında bulunan ve Horasanlı Hasan-ı Harakani'nin kare planlı, kubbesi çini kaplı türbesi bulunmaktadır.


    Ulu Camii

    noimage

    Kars Kaleiçi Mahallesi'nde bulunan Ulu Cami Sultan İbrahim döneminde (1640-1648) Kars Beylerbeyi olan Dilaver Paşa tarafından 1643 yılında yaptırılmıştır. I.Dünya Savaşı'nın sonlarında Ermeniler tarafından yakılmış, kalıntıları depremden zarar görmüş ve kullanılamaz duruma gelmiştir. Cami 1997 yılında restore edilmiş ve orijinalliğini büyük ölçüde yitirmiş, yeni bir cami görünümünü almıştır.

    Ulu Cami kesme taştan, kare planlı olup, üzeri kasnak üzerine oturmuş merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Cami oldukça yüksek olup, kubbe eteklerindeki boşluklar dayanak kuleleri ile doldurulmuştur. Caminin duvarları alt sırada dikdörtgen, üst sırada da yuvarlak kemerli pencerelerle aydınlatılmıştır. Son cemaat yeri altı sütunla beş bölüme ayrılmıştır. Her bölümün üzeri birer kubbe ile örtülmüştür. Mihrap ve minberi herhangi bir mimari özellik taşımamaktadır.

    İki yanına yerleştirilen kare kaideli, yuvarlak gövdeli birer şerefeli iki minaresi bulunmaktadır.


    Laçin Bey Camisi

    Kars il merkezinde bulunan Laçin Bey Camisi XVII.yüzyılda Laçin Bey tarafından yapılmıştır. Kitabesi bulunmadığından mimarı ve yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır.

    Cami XVII.yüzyıl Klasik Osmanlı mimari üslubunda, bazalt taşından yapılmıştır. Kare planlı olan caminin üzeri kubbe ile örtülüdür. Harap durumda olan cami 1985 yılında onarılmış, bu onarım nedeni ile de özelliğini tümüyle yitirmiştir. Bu rada caminin yıkılan minaresi de yenilenmiştir.


    Fethiye Camisi

    noimage

    Kars il merkezinde bulunan Fethiye Camisi XIX.yüzyılın başlarında Rusya'nın Kars'ı işgali sırasında kilise olarak yapılmıştır. Kilisenin 15-10 m. güneyine de bir Rus anıtı dikilmiştir. Kars'ın kurtuluşundan sonra camiye çevrilmiştir.

    Fethiye Camisi dikdörtgen planlı olarak kesme taştan yapılmıştır. Yapının doğu cephesinde sağlı sollu iki bölüm bulunmaktadır. Altı basamaklı bir merdivenle çıkılan bu bölümde sütunlar arasına iç mekana girişi sağlayan kapılar yerleştirilmiştir. Kapı girişlerinin ve buradaki pencerelerin sağ ve soluna sütunlar yerleştirilerek bu bölümlerin daha hareketli hale gelmesi sağlanmıştır. Aynı zamanda burada sağır sivri kemerler de bulunmaktadır. Yapının batısındaki girişin üzerinde çatıdan daha yüksek olan üç pencereli bir çatı katı da buraya eklenmiştir. Kuzey ve güney kapılarının üzerindeki çatı bölümlerinde ise yonca yaprağı görünümünde sağır kemerler o dönemin mimarisi ile bağdaşmayacak sivri kemerli bölümler de cephede son derece hareketli bir görünüm sergilemektedir.

    Yapının kuzey, güney ve batı cephelerinde 1 m.den daha fazla dışarıya çıkıntılı, üzeri çatı ile örtülü kademeli bölümler bulunmaktadır. Yapının dış duvarları ile çatı arasında kalan cephelere dörder sivri kemerli çatı pencereleri açılmıştır. Üst örtünün köşelerinde birer, bunların çatı ile birleştikleri yerlerde de dörder tane baca bulunmaktadır. Yapının çatı bölümünün hemen altında onu çepeçevre kuşatan dantela gibi işlenmiş kabartma süslere yer verilmiştir. Kars'ın soğuk oluşundan ötürü de yapının kuzey yönüne bir kalorifer dairesi eklenmiştir.

    Yapının ibadet mekanı, camiye dönüştürüldükten sonra kısmen onarılmış ve orijinalliğinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır. İç mekanı geniş bir tavan örtmekte olup, üzeri geometrik bezemelerle süslenmiştir. İç kısmını çepeçevre kuşatan bir balkon düzeni bulunmaktadır. Ayrıca bunlardan bir tanesi loca görünümünde ibadet mekanına taşırılmıştır.

    Günümüzde cami olarak kullanılan bu yapının iki yanına, taş kaide üzerinde, yuvarlak gövdeli taştan ve ikişer şerefeli birer minare eklenmiştir.


    Kale Mescidi

    Kars İç Kale'nin yakınında bulunan bu mescidin kitabesi günümüze gelememiştir. Yapı üslubundan XVII.yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır.

    Kare planlı mescit kesme taştan yapılmış, üzeri tromplu ve yüksek kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Yapılan restorasyonlarda iç bölüm orijinalliğinden oldukça uzaklaşmıştır. Mescidin dışında kare kaideli, kesme taştan tek şerefeli minaresi orijinalliğini korumaktadır.


    Büyük Abdi Ağa Camisi

    noimage

    Kars il merkezinde bulunan bu camiyi XVII.yüzyılda Abdi Ağa isimli bir kişi yaptırmıştır.

    Harap durumdaki bu cami 1969 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmıştır.

    Dikdörtgen planlı cami, kesme taştan yapılmış üzeri de ahşap bir çatı ile örtülmüştür. İbadet mekanı dikdörtgen söveli iki sıra pencere ile aydınlatılmıştır. Mihrap ve minberi herhangi bir mimari özellik taşımamaktadır. Caminin yanında kare kaideli kesme taştan tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.


    Yusuf Paşa Camisi

    Kars il merkezindeki bu camiyi, Kars Beylerbeyi Yusuf Veli Paşa 1664 yılında yaptırmıştır. Kars'ın Rus işgali sırasında harap olan bu cami Cumhuriyetin ilanından sonra onarılmıştır.

    Günümüzde ibadete açık olan bu cami, onarımlar sonrasında orijinalliğinden bütünüyle uzaklaşmıştır.


    Hacı Seyfi Camisi

    Kars il merkezinde bulunan bu camiyi XVI.yüzyılda Hacı Seyyid isimli bir kişi yaptırmıştır. Kitabesi bulunmadığından yapım tarihi ve mimarı kesinlik kazanamamıştır.

    Kare planlı, kesme bazalt taşından yapılan cami, kentte yapılan Osmanlı dönemi yapılarından bir örnek olmasına rağmen orijinallinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır. Kare kaideli, bazalt taşından, yuvarlak gövdeli tek şerefeli minaresi yakın tarihlerde yapılmıştır. Cami günümüzde ibadete açıktır.


    Bozminare (Menu Çehr) Camisi

    noimage

    Kars, Arpaçay ilçesindeki Ani örenyerinde bulunan Menu Çehr Camisi'nin duvarındaki kitabesinden; 1072 yılında yapıldığı yazılıdır. Ancak bu kitabe günümüze gelememiştir.

    Cami, engebeli bir arazide yapılmıştır. İnce uzun dikdörtgen planlı bir yapı olup, eski resimlerinden üst örtüsü hakkında bilgi edinilememiştir. Cami kesme taştan yapılmış, uzun kenarlarında yuvarlak kemerli, ince uzun dörder penceresi, kısa kenarlarında da aynı şekilde birer penceresi bulunmaktadır. Bu pencerelerin alt ve üstünde bir sıra halinde mazgal delikleri yer almaktadır.

    Caminin yanındaki sekiz köşeli Boz Minare isimli kesme taş minaresi 1907 yılında yıkılmıştır. Bugün üç dört parçaya bölünmüş minare gövdesi içerisinde merdiven izleri görülebilmektedir.


    Ebul-mu'ammeran Camisi

    Bu caminin Şeddadiler zamanında yapıldığı sanılmaktadır. Ancak kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. XI.yüzyıl eseri olduğu sanılan cami, taş direklerin taşıdığı kemerler ve mukarnaslı bir üst örtüsüne sahip idi.

    Caminin dış cephesi renkli taşların alternatif biçimde düzenlenmesi ile örülmüştü. Duvar örgüsünde yer yer horasan harç görülmektedir. Minare kesme taştan olup, XI.yüzyıl Selçuklu minarelerine yakın bir mimari özellik göstermektedir. Günümüzde bu yapı oldukça harap durumdadır.


    Süleyman Han Camisi

    (Feyzullah Efendi Camisi-Yukarı Cami)

    Kars Kağızman ilçesinde, Şahindere Mahallesi'ndeki kalenin yanında bulunan cami, Kağızman'ın 1534'te Osmanlıların eline geçmesinden sonra, Taprakkale'deki sancak merkezinin buraya taşınmasından sonra yapılmıştır.

    Cami XVI.yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapılmış ve bu yüzden de Süleyman Han Camisi ismi verilmiştir. Bu caminin ilk yapımı ile ilgili bilgi bulunmamaktadır. Bunun da nedeni 1663 Ağrı depreminde tamamen yıkılmıştır. Kağızman'ın eşrafından Feyzullah Bey 1852 yılında bu camiyi yeniden yaptırmış, bundan sonra da Onun ismi ile tanınmıştır. Günümüze gelen caminin mimari bir özelliği bulunmamaktadır.


    Aşağı Cami

    Kars ili Kağızman ilçesinde bulunan bu cami, Osmanlı Rus Savaşları sırasında Kağızman'a 1878-1918 yıllarında hakim olan Ruslar tarafından 1884 yılında kilise olarak yapılmıştır. Rus ve Ermenilerin yöreden çekilmesinden sonra bu kilise uzun süre kendi haline bırakılmıştır. 1958 yılında kilisede yapılan bazı değişikliklerle camiye çevrilmiş ve Yeni Cami ismi ile ibadete açılmıştır.

    Kırmızı taştan, dikdörtgen planlı olan bu yapının girişi orijinalinde kuzeyde olmasına rağmen, camiye çevrildikten sonra giriş kapısı batı yönünde açılmıştır. Yapının kilise cephesi kısmen korunmuştur. Bugün dış cephedeki kemer süslemeleri görülmektedir. Burada yer yer sağır kemerler bulunmaktadır. Kilisenin iç mekandaki orijinal kubbesini taşıyan altı fil ayağı iyi bir durumda günümüze gelebilmiştir. Camiye dönüştürülmesinden sonra da buraya bir mihrap ile minber eklenmiştir.
#03.07.2009 22:27 0 0 0
  • Gökhan Kılıç Çoktan Unuttum 2009 - Gökhan Kılıç Çoktan Unuttum - Gökhan Kılıç 2009 - Çoktan Unuttum Yeni Albüm

    SANATÇI ADI: Gökhan Kılıç

    ALBÜM ADI: Çoktan Unuttum

    ALBÜM YILI: 2009


    COVER:

    noimage


    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:

    1. Çoktan Unuttum
    2. Sana Senden Ola
    3. Ayrılık
    4. Felek
    5. Sevdalar Uğruna
    6. Dolap
    7. Saçımın Akına
    8. Öf Öf
    9. Ben Mi İstedim
    10. Sitem
    11. Al Banımı
    12. Küs Bana
    13. Halaylar


    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#03.07.2009 22:25 0 0 0
  • Kars Tarihi Sarayları - Kars Sarayları Tarihçesi

    Paşa (Beylerbeyi) Sarayı

    noimage

    Kars merkezinde Kars Kalesi'nin eteğinde, bugünkü Fen Lisesi'nin arkasında, Lala Mustafa Paşa tarafından Erzurum eyaleti askerlerine 1579 yılında yaptırılmıştır.

    Beylerbeyi sarayı olarak da isimlendirilen bu saray Osmanlı döneminde Kars'ta yapılan en güzel sivil mimari örneklerinden birisidir. Saray 1828 yılında Osmanlı-Rus Savaşı sırasında yıkılmıştır.

    Saray kesme taş ve moloz taştan yapılmıştır. İki katlı olan sarayın ön cephesinde yuvarlak kemerli giriş kapısı bulunuyordu. Cephe duvarları üzerinde iki sıra halinde yuvarlak kemerli pencereleri sıralanmıştır. Saray yıkıldıktan sonra bir daha onarılmamış olup, günümüze yalnızca cephe duvarlarının bazı bölümleri gelebilmiştir.


    Sultan Sarayı

    noimage

    Kars Arpaçay ilçesinde, Ani'nin kuzeybatısında Bostanlar Deresi'ne bakan kayalık üzerinde kurulmuş olan bu sarayın Selçukluların Ani'yi 1064 yılında ele geçirdikten sonra şehirde başlatılan imar çalışmaları sırasında Ebul Menucehr tarafından yapıldığı sanılmaktadır.

    Saray kesme taştan yapılmış olup, sarayın altında mahzenler, üstünde kâgir iki kat, iki de ahşap kat bulunuyordu. Böylece bu saray beş katlı bir yapı idi. Sarayın doğuya bakan dikdörtgen çerçeve içerisinde yuvarlak kemerli giriş kapısının bulunduğu cephesi satranç biçiminde bir sıra beyaz taş, bir sıra da köfeki taşından örülmüştür.

    Sarayın girişindeki portal Selçuklu mimarisinin güzel örneklerinden biri olup, yıldız motifleri ile çevresi bezelidir. Giriş kapısının üzerinde dikdörtgen lentolu, üzeri sağır sivri kemerli bir de penceresi bulunuyordu. Sarayın ahşap olan dört ve beşinci katı yıkılmıştır. Sarayın bodrum katı tonoz kemerli bölümlerden oluşmuş, ambar olarak kullanılmıştır. Bodrumun üzerindeki zemin katı L planında olup, sarayın asıl kabul salonu ile onun çevresine yerleştirilmiş odalardan meydana gelmiştir. Ayrıca sarayın içerisinde bulunan şadırvan da Selçuklu döneminde yapılmış ilginç bir eserdir.
#03.07.2009 22:17 0 0 0