MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • Iğdır Yöresel Kıyafetleri - Iğdır - Yöresel Kıyafetleri Hakkında

    Yöremizdeki kadın ve erkek giysilerinin günümüze kadar gelenekselliğini korumuş amaç bozulmadan değişmeyi de başarmış bir geçmişi bulunmaktadır.
    Azerbaycan ve Kafkasya kültürlerinin güçlü etkisi her alanda olduğu gibi giyside de kendini gösterir. Özellikle Kafkasya kültüründe güçlü coğrafya ve iklim faktörü çok etkilidir. Bunda dini ve ahlaki değerlerinde izlerini bulmak mümkün olmaktadır.

    Hem kadın, hem erkek giyim kuşamında detaylara inildikçe Anadolu yerleşik kültürlerinin etkileri ile karşılaşırız. Mesela; Anadolu'da yaygın olarak kullanılan kuşak ya da kemerin Iğdır kültüründe de değişik türlerini görebiliyoruz. Başlıklarda da Anadolu ve Azerbaycan coğrafyasının ortak izleri sentezlenmiştir.

    Giyim kuşama etki eden elbette bazı faktörler daha ekleyebiliriz. Hatta bunları kadın erkek şeklinde tasnif edeceğimiz gibi kız-gelin, yaşlı-genç diye de sınıflandırmak mümkündür. Giyim kuşamdaki değişimler yukarıda da belirtildiği gibi geleneksel öze dokunmamıştır. Bazı parçalar stilize edilerek daha kullanışlı hale getirilmişler, bazılarına hiç dokunulmamış, bazılarında ise; kumaşın türü ve rengi değişiklikler göstermiş olabilir.

    Bu ve benzeri ayrıntılara parça parça incelerken yer verilecek veya açıklama getirilecektir.

    KADIN (BAYAN) GİYSİLERİ

    noimage

    PUŞU (PÜŞÜ-ÇALMA-YAYLIĞ):

    Kızlarda veya gelinlerde sıkça kullanılır. Hızma veya sade bir başörtüsüdür. Renkli ipliklerle işleme veya oya da yapılır. Süs faktörü gelini kızdan ayırır. Genelde kızlarda "çalma" kullanılmaz. Bu örtü örgüler, saçın üzerine örtüleceği gibi bazen Kofi (araşqın) üzerine de yaşmak şeklinde bağlanabilir. Genç kızlarda ise, son yıllarda stilize edilerek ve genelde gelinliğe özentinin bir parçası olarak yapay (metalik süslemeli) taşla kullanılır. Bunda saçlar toplanmış olur; yaylık ya dikilerek ya da tokalarla tespit edilir. Oyunların rahat sergilenişi ve zor figürlerinin daha kolay yapılabilmesi avantajını sağladığı için, taç son zamanlarda daha çok kullanılır.

    Yaşmak türü bağlamak daha çok gelinlerde ve giderek yaşlılardan ağırlık kazanır. Kumaşın türü değeri varlık nedenidir. Düğünde-dernekte hayırlı işlerde en pahalısı kullanılır.

    ARAŞQIN (KOFİ-BAŞLIK): Anadolu'da da çok yaygındır bir mukavva veya karton parçasının başın yapısına göre yapıştırılarak kısa konik-silindir şeklinde yapılır. Kumaşla kaplanır. Alın kısmına altın ve diğer ziynet eşyaları takılarak süslenir. Gelinler uzun ve enli bir örtü ile çene altından gelecek şekilde baş üstünden dolanacak Kofi'yi kapatırlar. Ama ziynetlerini gösterirler. Kofi'nin kaplandığı kumaşın rengi altın-gümüş gibi değerli tabuları daha kolay gösterecek renkten seçilir.

    Araşqın daha ziyade yerleşik kültüre özgüdür. Azerbaycan menşe-ili kültürde taç ve işlemeli tül daha yaygın kullanılır. Iğdır'da her ikisi de tercihe göre kullanılmaktadır.

    BOĞAZALTI (ÇENELİK): Bir santimetre kadar eni olan bir bezden ibarettir. Birkaç kat yapılarak sıkıca dikilir, çene altından geçirilerek genellikle kofiye bağlanır. Kofiyi tutturmak içindir. Pek yaygın olmamakla beraber gelin ve yaşlılar arasında daha yaygındır.

    ÇUHA: Kadife ve değerli kumaştan yapılır. Yakasızdır. Bedeni sarar. Kalçaya kadar sıkıdır. Etek kısmı çok boldur. Genel olarak kırmızı kadife yaygındır. Erkeklerde arkalık denilen aksesuarla aynı değerlendirilir. Ancak arkalık sadece aksesuardır. Görseldir. Ama çuha elbisedir. Bordo ve mavi olanları da görülür.

    Önü açıktır, kopçalarla kapatılır, düğmede dikilebilir. Gümüş egremen veya beyaz şerit konulur. Egremen üzerine biraz büyükçe gümüş halka ve pullardan oluşan özellik de gösterirdi hatta bazı yörelerimizde fındık büyüklüğünde küçük (gor-pul) güllerde takılırdı. Bu da yürüdükçe ve hareket ettikçe ses çıkarırdı.

    KEMER: Genelde gümüş kemerler hem bölgenin, hem de yöremizin yaygın aksesuarıdır. Bele bağlanır. Sallama kemer döşeme, gümüş kemer, döşeme altın kemer gibi çeşitleri de vardır. Ekonomik güce göre, kumaştan yani kadife veya ipek kemerde çokça kullanılmıştır.

    Sallama kemerde kayışın veya ketenden yapılmış kemerin üzerine gümüş levha erkler dizilir. Bunlar yürünürken sallanırlar ya ses çıkarır veya parıldaması için kullanılır.
    Döşeme gümüş kemerde ise, kemerin üzerine gümüş levhalar-pullar bazen de altın dizilirdi. Kemerler hem beli sıkıca kavrayarak giysileri tespit eder, hem de güzel bir görünüm sağlardı. Yöremiz kadınları özgü olan bu kemerlerin başka yörelerde değişik türleri de görülebilir.

    ÇARIK (YEMENİ): Yöremiz kadınlarının ayaklarına giydiği eski giysi çarıktır. Bütün Anadolu'da olduğu gibi Iğdır'da da çarık en eski ayakkabıdır. Ancak bu yerleşik kültürde hâkimdir. Göçebe kültürlerle (Azerbaycan ve Kafkasya) yemeni ve diğer deri menşe ili ayakkabılar da ilimize girmiştir.

    Sovyet Rusya hâkimiyeti zamanında Azerbaycan ve Kafkasya kadınlarında yaygın olarak çarık ve yemeninden stilize edilmiş olarak pisi, giyilmişse de bu bale ve balerin kültürünün bir ihtiyacından doğmuştur. Günlük hayatta kullanılırlığı olmadığı için Iğdır'da yaygın ve hâkim olan yemeni ve çarıktır. Halk oyunlarında daha yaygın olan yemeni ve türleri kullanılır.

    ŞALVAR: Etek veya üç etek altına giyilen fazla bol olmayan, ancak vücut hatlarını da yapışmayan bir görünüm arz eder. Paçaları lastikli olanı olduğu gibi, ilikli kumaştan yapılanlar asıl otantik olanlarıdır. Halk oyunları ve günlük yaşamda eteğin altında rahatlık veren ve tamamlayıcı bir giysidir. Genellikle ipek ekonomik duruma göre de ketenden yapılırdı. Fazla göz alıcı renkler tercih edilmez. Genel de beyaz ve türevi renkler kullanılır

    GÖMLEK: Genel olarak pamuklu kumaş veya ipekten yapılan ve çuha (cepken-yelek) altına giyilen bir iş giysisidir. Günlük hayatta Iğdır'ın çok sıcak olması nedeni ile pamuklu olanlar kullanılırdı.
    Özel günlerde ise; İpekten yapılanlar tercih edilirdi. Yakası genel de hâkim yaka veya (V) yaka tabir edilen türden alırdı. (V) yakayı genç kızlar tercih eder. Çünkü boğaz altına altın, gümüş gibi gerdanlık veya başka takılar takılırdı. Dik görünümlü hâkim yaka daha çok kışlık olarak kullanılırdı. Gelin veya kadınlar giyerler.



    ERKEK GİYSİLERİ

    noimage

    KALPAK-PAPAX: Yalnız Iğdır'a ait Azerbaycan veya Kafkasya menşeli bir başlıktır. Oğlak veya kuzu derisinden yapılır. Dağıstan tipleri biraz daha tüylüdür, yani kılları uzun bırakılmıştır.
    Orta Asya'daki börkün coğrafyaya uyarlanmış şeklidir. Börk üçgen ya da konik görünümlüdür. Kalpak ise silindirik yapıdadır. Derinin iç kısmı tabak edilmiştir. Ani hareketlerde düşmemesi için çene altından belli-belirsiz kaytan denilen bir deri iple bağlanır.
    Yöremizde iki türlü kalpak kullanılır. Uzun tüylü olanlar genelde beyaz kuzu derisinden yapılır. Kısa tüylü olanlar oğlak derisinden yapılır.

    ŞALVAR: Buna aynı zamanda pantolon külot, paça pantolon denildiği de olur. Orijinal olanı sıkı paçalı şalvardır. Paçalar dize kadar dar ve bacağa yapışık olurlar. Çivekiler içine rahat girebilirsin diye. Şalvarın basen kısmı oldukça rahat ve bol olmalıdır. Bu da Kafkasya ve Azerbaycan coğrafyasında at çok önemlidir. Ata rahat binebilmek ve her türlü akrobatik hareketi rahatça yapabilmek için.
    Şalvar genellikle siyah veya başka türlü koyu renkli kumaştan yapılır.

    CEPKEN (ÇUHA): En üstteki giysidir. Topuklara kadar olanları Kafkasya ve Dağıstan yöresi savaşçılarının kullandığıdır. Her türlü hava şartlarına karşı koruyucudur. Boyları kısa olanlar yani diz üstü veya diz hizasında olanlar. Azerbaycan yöresi veya Nahçıvan'da kullanılır. Her iki bol olanları Iğdır'da kullanılsa da halk oyunlarında diz hizasında olanlar kullanılır. Hareket kolaylığı sağlar.
    Genelde şalvarla aynı renk ve kalitedeki kumaştan yapılır. Etek kısmı geniştir. Kol ağızlarında genellikle ya parlak astarlı ve geniş ya da sutaşı işlemeli olabilir.
    Çuhanın göğüs kısmında veznelik vardır, buna fişeklik de denilmektedir.

    KEMER-KUŞAK (KURŞAK): Yünlü şaldan yapılır bele bağlanır. Kuşak üzerinde bağlı olduğu kısımda "Serhatlık" vardır. Bir çeşit cep gibidir. Tütün tabakası gibi şeyleri koymak için kullanılır.
    Üste bağlanan kemer ise, genelde kalın deri sığır veya manda gönünden yapılır.

    KAMA: Kemere sokulur Kafkasya yiğitlerinin vazgeçilmez savaş malzemelerinden biridir. Her iki yanı keskin ve sivri uçludur. Genellikle gümüş süslemeli kın içinde bulundurulur.

    GÖMLEK (ÜST GÖMLEĞİ): Yakası uzunca önden sedef düğmeli kollarda da aynı düğmeler vardır. Önceden ipek veya parlak kumaştan yapılır. Şimdi ketenden yapılanlar daha yaygındır. Kollar çuhadan çıkar ve bileklere kadar uzanır. Yöremizde halk oyunları topluluklarının aksesuarlarından biridir.

    CİVEKİ-SARIK-YEMENİ: Dar ve diz üstüne kadar uzanan çizmedir. Yumuşak deriden yapılmıştır. Kafkasya'daki çizmeler kösele topuk ve tabanlı çivili ve hatta mahmuzlu da olurdu. Çünkü sert tabiat ve kış şartlarının üstesinden ancak böyle çizmelerle gelinirdi.
    Körüklü olanları da vardır ancak pek kullanılmaz.

    Altlıksız ve yumuşak altlıklı olanlar yalnız halk oyunlarına uyarlanmıştır. Yöremizde hala zevk için ve aksesuar olarak kullanılmaktadır.

    ARXALIQ: Yakası dikçe ve birkaç santim yüksekçe boğazdan itibaren çapraz bağlarla bağlanır; göbek hizasında durur. Göbekten aşağı diz nizasına kadar etekler açılır. Her iki yanlarda etek körüğünün ağzından itibaren iç kısma gelecek şekilde torba biçimli cepler yapılır.

    Arxalığa Dağıstan ve Kafkasya coğrafyasında sırtı koruyacak şekilde kalın deri astarlı keçeden zırh görevi yapacak kalın bir kısım da dikilirdi. Bu insanları hem soğuktan, hem de savaşlarda ok ve kılıç darbelerinden kısmen de olsa korumak için yapılırdı.

    Arxalığın alternatifi olan "qazeki" dir. Qazeki, yakasız, göğsü açık, kısa etekli ve işlemelidir.

    SARIK: İpek, keten veya pamuktan el dokuma tezgâhlarında yapılır. Kalpak yerine kullanılır. Bazen puşu veya bir çeşit vala ya da çit de olabilir. Bu bez tahminen 10-15 metredir. Rengi beyaz veya açık başka tonda da olabilir. Keçeden yapılarına az benzese de börk denilir.

    YELEK: Daha çok Azerbaycan menşelidir. Azerbaycan ve yöremizde yaşlı ve orta yaşlı erkekler giyerler. "kırk düğme" de denir. Önden çapraz ve sıkı düğmelenir. Vücudu iyice sıkar.

    ÇORAPLAR: Yün veya pamuktan yapılır. Diz hizasına kadar çıkar. Üzerleri işlemeli veya sade olabilir. Çorap yerine ayağı bilekten kavrayan tozluk da giyilir. Tozluk çarık ve yemeni üstüne çekilir. "Padış" denilen türleri de kullanılır.
#01.07.2009 22:57 0 0 0
  • Iğdır Kitap Okuma Kampanyası - Kitap Okuma Kampanyası - Iğdır Okuyor

    noimage

    Düzenli okuma alışkanlığının giderek azaldığı ülkemizde öğrencilerimize okuma alışkanlığı kazandırmak amacıyla Valiliğimıizce "IĞDIR OKUYOR" sloganıyla kitap temin etme ve okuma kampanyası başlatmış bulunuyoruz.
    " Bu kampanya kapsamında hedefimiz, ülkemizin en doğusunda yer alan İlimizde ekonomik açıdan fakir ve dar gelirli öğrencilerimizi kitapla buluşturmak ve onlara okuma alışkanlığını kazandırmak amacıyla "Her öğrenciye Bir Kitap" parolasıyla Milli Eğitim Bakanlığı tavsiyeli, Türk ve Dünya Edebiyatı klasiklerinin de yer aldığı 100. temel eser den oluşan 50.000 kitabı satın almak süreriyle tüm okullarımıza dağıtmak ve bu kitapların okunmasını sağlamak amacıyla 26.04.2007 tarihinde başlatılmış olup bu çerçevede hedeflenen 50.000 bin kitap yapılan çalışmalar ve yazışmalar sonucu ekli listede adı belirtilen kurum ve kuruluşlardan toplam 23.778 adet kitap bağış yapılmış ve yine kitap alımında kullanılmak üzere 28702384-5002 nolu T.C.Ziraat Bankası hesabına hayırseverler tarafından 1,740. Ytl para yatırılmıştır. Bu çalışmalar sonucu 23.778 öğrenciye kitap dağıtılmış olup İğdır Okuyor projesi genişletilerek toplumun her kesimine yaygınlaşırına, çalışmaları devam etmektedir.Resmi yazılı duyurumuz aşağıda yayınlanmaktadır.


    T.C.
    IĞDIR VALİLİĞİ
    Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

    Bir ülkenin gelişmişlik göstergelerinden birisi; bilime, sanata, kültüre ve genelinde kitaba verdiği önemdir. Bir toplumun bireyleri, kitap satın almak için kaynak ayırmaya, halk kütüphanelerini kullanmaya veya yeni okuma kampanyaları geliştirmeye eğilimli değilse, bu toplumun çağa uygun gelişmişlik düzeyini yakalaması da çok bozuktur.

    Biz de bu gerçekten hareket ederek, düzenli okuma alışkanlığının giderek azaldığı ülkemizde öğrencilerimize okuma alışkanlığı kazandırmak, bu yolla onları, düşünen, düşündüğünü doğru ve açık bir şekilde ifade eden, algılama gücü yüksek, yorum yapan ve tartışan, analitik düşünen, sentez yapan bireyler olarak yetiştirmek ve İlimizdeki tüm bireylere ömür boyu okuma alışkanlığını kazandırmak amacıyla Valiliğimizce "İĞDIR OKUYOR" sloganıyla kitap temin etme ve okuma kampanyası başlatmış bulunuyoruz.

    Bu kampanya kapsamında hedefimiz, ülkemizin en doğusunda yer alan İlimizde ekonomik açıdan fakir ve dar gelirli öğrencilerimizi kitapla buluşturmak ve onlara okuma alışkanlığı kazandırmak amacıyla "Her Öğrenciye Bir Kitap" parolasıyla Milli Eğitim Bakanlığı tavsiyeli, Türk ve Dünya Edebiyatı Klasiklerinin de yer aldığı 100 Temel Eser'den oluşan 50.000 kitap'ı satın almak suretiyle tüm okullarımıza dağıtmak ve bu kitapların okunmasını sağlamaktır.

    Kampanyamıza göstereceğiniz duyarlık ve vereceğiniz destek için şimdiden teşekkür eder, İl Milli Eğitim Müdürlüğünce tespit edilen kitaplardan kaç adet alabileceğinizi bildirmenizi rica ederim.

    S.Saffet KARAHİSARLİ IĞDIR VALİSİ

    İRTİBAT:
    Cemil TAŞKIN
    Iğdır İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü
    Cep: 0505 210 32 00
    Tel: 0476 227 6619 ( 111 )
    E-mail: [email]taskin_76@hotmail.com[/email]



    Banka Hesap Nosu :
    T.C. Ziraat Bankası Iğdır Şubesi
    28702384 -5002 YTL Hesabı
#01.07.2009 22:50 0 0 0
  • Iğdır Önemli Telefonlar - Iğdır İli Önemli Telefonları


    Acil yardım: 112
    Valilik : (476) 227 66 25 - 227 65 35
    Belediye : (476) 227 57 46
    Hastane : (476) 227 57 51 - 227 57 52
    Polis : (476) 227 72 97 - 227 72 98
    Jandarma : (476) 227 95 40

    İl Kültür Müdürlüğü
    Tel: (476) 227 70 44
    Faks: (476) 227 69 63

    İl Turizm Müdürlüğü:
    Tel: (476) 227 57 51 - 227 57 52

    Turizm Danışma Müdürlüğü:
    Tel: (476) 227 71 68 - 227 78 88
#01.07.2009 22:46 0 0 0
#01.07.2009 22:37 0 0 0
#01.07.2009 22:36 0 0 0
  • Iğdır İz Bırakanlar - Iğdır Ünlüleri

    Muhammed Hüseyin Şehriyari (1906-1988)

    Şair.1906 yılında İran'ın Tebriz şehrinde doğmuş, 18 Eylül1988'de Tahran’da ölmüştür. İran'ın ve aynı zamanda Güney Azerbaycan'ın en büyük çağdaş şairlerinden biridir. Babası Mirza Ağa Hoşgenabi dava vekilliği ile uğraşan bir kişiydi. Şehriyarı'nın çocukluk yılları, baba yurdu olan Kara Çemen'in Hoşgenab Kasabası, Haydar Baba Köyü'nde geçmiştir. Bu köy adını eteklerinde kurulduğu Haydar Baba Dağı'ndan almaktadır.

    Şehriyari ilk ve orta öğrenimini Tebriz'de tamamlamış, Arapça ve Arap edebiyatı öğrenmeye başlamış, Fransızca da çalışmıştır. Daha sonra 1923- 1924 yıllarında Tahran'a giderek burada önce Darü'l-Fünunu bitirmiştir. Tıp fakültesine girmişse de bilinmeyen nedenlerle fakülteyi son sınıfta bırakmıştır. Çeşitli memuriyetlerle Nişabur'da, Horasan'ın çeşitli şehirlerinde çalışmıştır. 1935 yılında Tahran Ziraat Bankasında görev almış, 1953 yılında Tebriz'e geri dönnmüş ve bir süre sonra da emekli olmuştur.

    Annesinin söylediği Türkçe mahalli türküler, masallar, ninnilerle sanatkar ruhu beslenen Şehriyar, cömert, iyiliksever babasındanaldığı özelliklerle, tasavvufa yönelmiştir.
    İlk şiir kitabını 1931'de bastıran şair,uzun yıllar Farsça yazmış ve İran'ın seçkin şairlerinden birisi olmuştur. Haydar Baba'ya Selam anadiliyle yazdığı, iki kısımdan oluşan, toplam 125 kıtalık şiiri ile Şehriyari, Azerbaycan'ın en özgün şairlerinden biri olmuştur. Tebriz yöresinden olan şair, her iki Azerbaycan ağzını birleştiren bir özellik gösterir. Bu şiir Güney Azerbaycan tabiatının güzelliklerini, halkın adet ve ananelerini ve şairin anayurduna beslediği tükenmez sevgiyi, çeşitli renklerde ve canlı bir halk dilinde terennüm eder. Şekil olarak beşer mısralı kıtalardan kurulmuş ve on birli hece ölçüsüyle yazılmıştır.

    Azerbaycan Türkçe'si, Kafkasya ile İran sınırı boyunca, Türkiye'nin doğusunda ve Irak’ta dağılmış bulunan, yaklaşık 45 milyon kişinin konuştuğu Türk şivesidir. XI.yüzyıldan başlayarak İran'ı, Azerbaycan'ı, Anadolu'yu fetheden Oğuz Türkleri, Azerbaycan'ı ve Anadolu bölgelerinde millet olarak kendi öz dillerini ve ananevi halk edebiyatlarını yaymaya ve yaşatmaya başlamışlardır.

    Güney Azerbaycan'ın son yıllarda yetişen edebi şahsiyetleri arasında en tanınmışı, hiç kuşkusuz M.Hüseyin Şehriyari'dır. Şehriyar'ın "Haydar Baba'ya Selam" adlı iki kısımdan oluşan uzun şiiri İran, Türkiye, Irak ve Kuzey Azerbaycan'da çok büyük bir ilgiyle karşılandı. Bu ülkelerdeki Türk şairleri Şehriyar'a nazireler yazdılar. Uzun zamandan beri kuvvetli bir eser vermemiş bulunan Güney Azerbaycan, Şehriyar ile çağımızın en olgun ve lirik şiirini ortaya koymuştur. Bu şiir, tran Azerileri arasında da eski şiir geleneklerinin artık yıkılarak, halk şiiri tarzında realist, lirik ve içtimai meselelere açık yeni bir mektebin doğuşunu müjdelemektedir.

    Haydar Baba'ya Selam'ın birinci bölümü Türkiye'de ilk defa Prof. Dr. Ahmet Ateş tarafından açıklamalarla beraber yayınlanmıştır (1964). Daha sonra Prof. Dr Muharrem Ergin 76 kıtalık birinci bölümle beraber 49 kıtalık ikinci bölümü, Azeri şivesinin gramer özelliklerini de ele alan bir incelemeyle birlikte yayınlamıştır (1971).
#01.07.2009 22:30 0 0 0
  • Iğdır Kaleleri - Iğdır Kaleleri Tarihi

    Iğdır Kalesi

    noimage

    Iğdır, Büyük Ağrı Dağı eteklerinde, oldukça sarp, savunmaya elverişli kayalıklar üzerinde bulunan Iğdır Kalesi Sürmeli'den Büyük Ağrı Dağı ve Serdarbulak Geçidi'nden Doğubeyazıt'a giden kervan yollarını kontrol altında tutabilmek amacıyla yaptırılmıştır.

    Bu kalenin 200 m. kadar aşağısında Oğlan Kalesi ve Kız Kalesi ismi ile anılan iki ayrı kale daha bulunmaktadır. Bu kalelerin hepsi tamamen çevreyi kontrol altında tutabilmek ve kervan yolunun güvenliğini sağlamak amacı ile yaptırılmıştır. Kaleler XI.yüzyılda Anadolu Selçukluları tarafından yaptırılmıştır.


    Karakoyunlu (Kire) Kalesi

    noimage

    Iğdır Karakoyunlu ilçesinde çevreye hakim bir tepede bulunan kale kalıntısının hangi dönemde yapıldığı kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber Akkoyunlular döneminde kullanıldığı sanılmaktadır. Kaynaklarda bu kale ile ilgili herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır.

    Günümüze ulaşabilen kalıntılar, kalenin iri blok taşlardan yapıldığını göstermektedir. Burada herhangi bir kazı yapılmamış, mevcut kalıntılar da kalenin planı hakkında bilgi vermeye yeterli değildir. Büyük olasılıkla bu kale daha önce yapılmış olan bir kale üzerinde, Akkoyunlular döneminde yapılan ilavelerle XV.yüzyılın ilk yarısında kullanıldığı sanılmaktadır.
#01.07.2009 22:28 0 0 0
#01.07.2009 22:25 0 0 0
  • Iğdır Mezarlıklar - Iğdır Kaya Mezarları

    Oba Köyü Anıt Mezarı

    Iğdır Oba Köyü'nde Ermenlerce katledilmiş Türklere ait toplu bir mezar, Prof.Dr. Enver Konukçu tarafından 1986 yılında ortaya çıkarılmış, bu katliam olayı ile ilgili belgelere de arşivlerde rastlanmıştır.

    Toplu mezar kazısında öncelikle 6.00x8.00 m. ölçülerinde açılan açmalardan sonra demir kilitli bir kapı bulunmuş ve buradaki dolgu toprağın altında 90'a yakın iskeletle karşılaşılmıştır. Bu iskeletlerin kafatasları üzerinde delik, çatlak ve kırıklar bu insanların kafalarına vurularak öldürüldüklerini göstermiştir.

    O dönemde yörede yaşayanlar ve tarihi belgeler Ermeni çetecilerinin Oba Köyü'nden topladıkları silahsız insanların çoğuna işkence yaptıkları, ardından da üzerlerine ateş açtıkları ve gazyağı dökerek de yaktıklarını doğrulamaktadır. Bu insanların bulundukları oda, ahşap direğin taşıdığı toprak damlı bir yapı idi. Bu olay tarihe Tandır Damı Katliamı olarak geçmiştir. Burada yapılan kazılar, ahşap direğin yanmasından ötürü toprak damın çöktüğünü gösteren yanmış ahşap parçalar, cam kırıkları, demir parçaları, kurşun çekirdekleri ve yoğun bir kül tabakasını ortaya çıkarmıştır.


    Hakmehmet Köyü Anıt Mezarı

    noimage

    Iğdır Hakmehmet Köyü'nde 17 Eylül 1919'da Ermeniler tarafından katledilmiş 51 Türk'ün mezarı bulunmuştur.

    Katledilen bu insanların anısına Iğdır Valiliği'nce yaptırılan anıt mezar 4 Ekim 2002 yılında açılmıştır.

    Tarihi kaynaklara Su Kuyusu katliamı olarak geçen bu olayda öldürülenlerin iskeletleri 5 Ekim 1999'da bulunmuş, yurtiçi ve yurtdışında bu olay duyurulmuştur.


    Koç Başlı Mezar Taşları

    noimage

    Iğdır Karakoyunlu ilçesinde bulunan koç başlı mezar taşları Karakoyunlular döneminden günümüze gelebilen eserler arasındadır. Selçuklular ve Karakoyunlular döneminde yapılmış Doğu Anadolu'nun bir çok yerinde hayvan şeklinde mezar taşlarına rastlanmaktadır. Bu mezar taşları genellikle kahramanlıkları görülen kişiler ile genç yaşta ölen kişiler için dikilmiştir. Bu taşların üzerinde kitabelere rastlanmamaktadır.

    Karakoyunlu'daki koç başlı mezar taşları yöresel taşlardan yapılmışlar ve bunların büyük bir kısmı da günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.



    Kültepe Urartu Mezarlığı

    Iğdır Melekli beldesi yakınındaki Kültepe'de 1913 yılında yapılan kazılarda bir Urartu mezarlığı ortaya çıkarılmıştır.

    Bu mezarlıktaki ölülerin yakılarak, küllerinin küpler içerisine konulup gömüldüğü kazılar sonucunda anlaşılmıştır. Ayrıca bu mezarlıkta süs eşyaları, silahlar ve mühürler bulunmuştur.
#01.07.2009 22:22 0 0 0
  • Soykırım Anıtı - Soykırım Anıtı Tarihçesi - Iğdır Soykırım Anıt ve Müzesi'nin Açılışı - Soykırım Anıt ve Müzesi - Soykırım Anıt ve Müzesi 2000

    Iğdır Soykırım Anıt ve Müzesi'nin yapımına 1 Ağustos 1997 tarihinde başlanmış, 5 Ekim 1999'da da açılışı yapılmıştır.

    noimage

    Soykırım Anıt ve Müzesi 1.3 hektarlık bir alan üzerine kurulmuştur. Türkiye'nin en yüksek anıtlarından biri olup, yüksekliği 43.50 m.dir. Anıtın altındaki 350 m2'lik alan müze olup, üzerine beş kılıcın oluşturduğu bir anıt dikilmiştir. Bu anıtın kılıçlarının granitleri Çin'den, diğer mermer, granit, taş ve keramik gibi malzemeler de Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden getirilmiştir.

    Anıttaki kılıçların kabzalarında tunç döküm rölyeflerle eski Türk devletlerinin kuruluşundan Cumhuriyete kadar gelen devreler anlatılmaya çalışılmıştır.

    Anıtın altındaki müzede bölgede Ermenilerin 1915-1918 tarihleri arasında yapmış oldukları katliamlar, sonraki yıllarda bulunan toplu mezarlardan çıkarılan belge ve malzemeler ile fotoğraflar sergilenmektedir.
#01.07.2009 22:20 0 0 0
  • Türk Bayrağı - Türk Bayrağı Kanunu Hakkında - Türk Bayrağı Kanunu Ve Tüzüğü - Türk Bayrağı Tüzüğü

    Türk Bayrağı ve Ölçüleri

    Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu'nun, 25 Ocak 1985 tarih ve 85/9034 nolu "Türk Bayrağı Tüzüğü" kararının 4. maddesinde, bayrağın boyutları belirlenmiştir.

    Kanuna göre, Türk Bayrağı, yırtık, sökük, yamalı, delik, kirli, soluk, buruşuk veya layık olduğu manevi değeri zedeleyecek herhangi bir şekilde kullanılamaz. Resmi yemin törenleri dışında her ne maksatla olursa olsun, masalara kürsülere, örtü olarak serilemez. Oturulan veya ayakla basılan yerlere konulamaz. Bu yerlere ve benzeri eşyaya Bayrağın şekli yapılamaz. Elbise veya üniforma şeklinde giyilemez. Hiçbir siyasi parti, teşekkül, dernek, vakıf ve tüzükte belirlenecek kamu kurum ve kuruluşları dışında kalan kurum ve kuruluşun amblem, flama, sembol ve benzerlerinin ön veya arka yüzünde esas veya fon teşkil edecek şekilde kullanılamaz. Türk Bayrağına sözle, yazı veya hareketle veya herhangi bir şekilde hakaret edilemez, saygısızlıkta bulunulamaz. Bayrak yırtılamaz, yakılamaz, yere atılamaz, gerekli özen gösterilmeden kullanılamaz.

    noimage
#01.07.2009 22:09 0 0 0
  • Iğdır Kervansarayı - Iğdır Kervansarayı Tarihçesi

    Iğdır'a 25 km. uzaklıkta Asma Köyü yakınında bulunan bu kervansaray XII.-XIII.yüzyılda Emir Şerafeddin Ejder tarafından yaptırılmıştır.

    noimage

    Batum-Tebriz kervan yolu üzerinde, Çilli Geçidi'nden önce menzil noktasında bulunan kervansaray dikdörtgen planlıdır. Kervansarayın uzun kenarlarında silindir biçimli beş kule ile duvarları takviye edilmiştir. Kervansarayın son derece gösterişli bir giriş kapısı bulunmaktadır. Kapı baklava, sitilize edilmiş bitki motifleri ve yıldızlarla bezenmiştir. Giriş kapısı üzerinde kitabesi bulunmamaktadır. Bu kapıdan kare planlı bir hole geçilmektedir. Bu holün üzeri pandantiflerin taşıdığı manastır tonozu ile örtülmüştür. Holün iki yanında birer hücre bulunmaktadır. Bunların da üzeri manastır tonozları ile örtülüdür. Bu iki hücrenin kervan yolcularının yatması için yapıldığı sanılmaktadır. Buradaki holden üç nefli bir bölüm halinde ahırlara geçilmektedir. Bunlardan ortadaki nef, iki yanlardaki neflere göre daha yüksek ve daha büyük tutulmuştur.

    Kervansarayın kalıntılarından anlaşıldığına göre avlusuz bir kervansaray plan tipindedir. Yapı günümüze oldukça harap durumda gelmiştir. Bununla beraber Kültür Bakanlığı'nca 1988 yılında koruma altına alınmıştır.
#01.07.2009 22:06 0 0 0
  • Akitlerde Ve Diğer Hukuki İşlemlerde Temsil - Akitlerde Hukuki İşlemlerde Temsil

    Temsil bir hukuki işlemin yada sözleşmenin, temsil olunan bir kimse adına ve hesabına başka bir kimse(temsilci, mümessil) tarafından yapılmasıdır.

    1-Temsilin Türleri

    a)Dolaylı(Vasıtalı) Temsil: Mümessilin yapmış olduğu hukuki işlemi başkası hesabına ancak kendi adına yapmasıdır.

    b)Dolaysız Temsil: Yapılan işlem baştan itibaren temsil olunanın adına ve hesabınadır ve bu durum işlemin yapıldığı üçüncü şahsa baştan itibaren bildirilir. Dolaysız temsilde mümessilin temyiz kudretine sahip olması gerekli ve yeterlidir, reşit olması gerekmez.

    c)Kanuni Temsil: Mümessilin temsil yetkisini bizzat kanun hükmünden aldığı temsil türüne denir.

    d)İradi Temsil: Temsil olunanın iradesinden kaynaklanır, şekle tabi değildir. Temsilciye verilen, yetkiyi üçüncü şahıslara ispatlaması için verilen yazılı belgeye "salahiyetname" denir. Ancak dava açma, sulh, tahkim, kambiyo taahhüdünde bulunma, bağışlama ve gayri menkulü devretme veya ayni bir hakla sınırlama işlemlerinin yapılabilmesi için temsilciye mutlaka özel bir temsil yetkisi verilmiş olmalıdır.Kendisine verilmiş olan yetkinin sona erdiğini bilmeyen temsilcinin iyi niyetli üçüncü şahıslarla yani yetkinin alındığını bilmeyen kimselerle yapmış olduğu işlemler temsil olunan şahsı bağlar.

    e)Yetkili Temsil: Mümessilin kanundan yada temsil olunanın iradesinden kaynaklanan bir yetkiye dayanarak temsil olunan adına ve hesabına işlem yapmasına denir.

    f)Yetkisiz temsil: Bir kimsenin temsil yetkisi bulunmaksızın başka bir kimsenin namına ve hesabına hukuki işlemler yapmasına yetkisiz temsil denir. Yetkisiz mümessilin yapmış olduğu hukuki işlemler baştan itibaren temsil olunanı bağlamaz. Temsil olunanın "icazet" vermesi ile işlemden doğan tüm haklar ve borçlar baştan itibaren kendisine ait olur.
#01.07.2009 22:05 0 0 0
  • Garip Dede Türbesi - Iğdır Garip Dede Türbesi Hakkında

    noimage

    Iğdır Karakoyunlu ilçesinde, mezarlığın kenarında Garip Dede Türbesi bulunmaktadır. Bu türbenin kime ait olduğu bilinmemektedir. Bununla beraber, Türbenin mimari yapısından XII.-XIII.yüzyıla ait Selçuklu eseri olduğu anlaşılmaktadır.

    Türbe, kesme taştan yapılmış, sekizgen planlıdır. Gövdenin her kenarında sivri kemerler içerisinde yuvarlak kemerli birer pencere bulunmaktadır. Giriş kapısı oldukça yüksektir. Sekizgen gövdenin üzerinde sekizgen kasnağın taşıdığı sivri bir külah ile üzeri örtülmüştür. Türbe günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.
#01.07.2009 22:03 0 0 0
  • Iğdır Sözlü Tarih - Iğdır İli Sözlü Tarihi

    AĞRI DAĞI EFSANELERİ

    Kitapta yer alan efsanelere göre, Ağrı Dağı'yla ilgili efsanelerin en eskisi, 1404 yılında İspanyol elçisi Claviye'nin, Karakoyunlu Türkmenlerinden duyduğu ve yazıya aktardığı efsane... Allahuekber, Süphan, Elegez ve Ağrı Dağı'nın adlarının Nuh Peygamber tarafından verildiği anlatılan ve Claviye tarafından yazıya geçirilen efsane şöyle: "Nuh Peygamber, suların bütün dünyayı kapladığı sırada suda yaşayanlardan başka her türlü hayvanlardan erkekli dişili birer çift alıp üç oğlu ve üç gelini ile gemiye kapanıp, canlarını kurtardılar. Bir gün geminin demiri bir dağın tepesine ilişip içindekileri yer oynamasından korkuya düşürürken, Nuh Peygamber hayretle (Allahuekber) dedi ve bu yerin adını belledi. Aradan günler geçtikten sonra yine bir sarsıntı olmuştu. Peygamber yine şaşırarak (Suphanallah) dedi ve burayı da belledi. Sonunda sular çekilip, azalınca, gemi bir dağın tepesine oturup, kızakladı ve kaldı. Hazreti Nuh ve oğulları küreklere asıldılarsa da gemiyi yürütemediler. Bu arada Nuh Peygamber (Ne ağır dağ) dedi. Sonradan bütün sular çekilince, gemiden indiler ve secdeye vardılar. Gemideki son erzak kırıntıları ve kalıntılarını Sürmeli Çukuru'nda herkes çıkarıp, buğday, arpa, pirinç, nohut, mercimek, üzüm, ceviz, fındık, fıstık, incir, dut kurusu, pekmez ve balı karıştırarak son yemeği (aşure aşı) bir arada yediler. Nuh Peygamber, sofrasını silkeleyip Sürmeli Çukuru'na döktüğünde bu Iğdır Ovası çok bereketli olmuştur. Dağın adı da geçen zaman içinde Ağrı'ya dönüşmüştür."




    DİĞER EFSANELERDEN BAZILARI


    Ağrı Dağı'yla ilgili "Büyük ve Küçük Bacı" efsanesi ise şöyle: "Çok eski zamanlarda Sürmeli Çukuru uçsuz bucaksız, düzlükler halindeydi. Ağrı Dağı'nın yerinde büyük bir orman vardı. Günlerden bir gün iki bacı elele vererek evlerine odun getirmek üzere ormana giderler. Birkaç günde vardıkları bu ormanda çerden çöpten toplayıp, birer yük hazırlarlar. Sıra sırtlarına almaya gelince büyük bacı, (Bacı bacı kurban olam. Ne olur gel sırtıma bu yükü kaldır) der. Küçük bacı kaldırmaz ve üstelik de (Canın çıksın kendin kaldır) der. Büyük bacı yalvarır, yakarır olmaz. Çaresiz kalır (Gel ben senin sırtına kaldırayım) der. Küçük bacı buna da razı olmaz. Aralarında bir kavga başlar. Saç saça kavgada, ikisi de kan ter içinde kalır. Hareket edemezler ve birbirlerine beddua etmeye devam ederler. Küçük bacı (Allah seni öyle bir dağ etsin ki, yaz, kış başında kar eksik olmasın). Büyük bacı da (Sen de öyle bir dağ olasın ki, başından yılan, çıyan eksik olmasın) Tanrı beddualarını kabul eder, büyük bacı Büyük Ağrı Dağı olur, başında yaz, kış kar eksik olmaz. Küçük bacı da Küçük Ağrı Dağı olur ve tepesinde yılan ve çıyan eksik olmaz."




    AĞRI DAĞI'NDAKİ DEVLER

    "Zaloğlu Rüstem ile devler uzun yıllar mücadele etmişler. Bu mücadelenin en önemlisi Ağrı Dağı'nda olmuş. Devleri mağlubiyete uğratan Rüstem, onların ancak Ağrı Dağı'nda toplanmasını sağlamış ve insanlığa çok kötülükleri dokunan bu mahlukların neslinin türememesi için Tanrı'ya el açmış (Tanrım, biz ölüp gideceği. Artık bizim gibi kuvvetli kimse yaratmayacaksın. Bu durumda bunları, Ağrı Dağı'ndan aşağı indirme.) Bu dilek Tanrı tarafından kabul edilerek, devler tılsıma dönüştürülür."



    YAŞAR KEMAL'İN AĞRI DAĞI EFSANESİ

    Türk Edebiyatı'nın ünlü isimlerinden Yaşar Kemal'in 1970 yılında kaleme aldığı dünyaca ünlü başyapıtı, "Ağrı Dağı Efsanesi" filmlere konu olduğu gibi operaya da uyarlanarak Ağrı Dağı eteklerinde bulunan tarihi İshak Paşa Sarayı'nda sahnelenmişti.

    Ağrı dolaylarında geçen bir aşk hikayesini konu eden eserde, roman kahramanı Ahmet, İshak Paşa Sarayı'nda oturan Beyazıt Paşası Mahmut Han'ın kızı Gülşah'ı sever. Ama yörenin töreleri çok önemli engeller teşkil eder. Efsane, Ahmed'in dağda bir deprem yüzünden, yamaçtaki Küp Gölü'nün derinliklerinde yitip gitmesi ile mutsuz ve acılı sonla biter.
#01.07.2009 22:01 0 0 0
  • Mayın Temizleme Kanunu - Mayın Temizleme Kanunu Nedir

    TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ İLE SURİYE ARAP CUMHURİYETİ DEVLETİ ARASINDAKİ KARA SINIRI BOYUNCA YAPILACAK MAYIN TEMİZLEME FAALİYETLERİ İLE İHALE İŞLEMLERİ HAKKINDA KANUN
    Kanun No. 5903
    Kabul Tarihi: 4/6/2009

    Amaç ve kapsam
    MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti arasındaki kara sınırında bulunan mayın (anti personel-anti tank mayınları) ile patlamamış mühimmatın temizlenmesi, imha edilmesi ve bu suretle elde edilecek arazilerin tarımsal amaçlı kullanılması işlemlerine ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir. Ancak, mayınlı alanda bulunan maden ve petrol gibi her türlü yeraltı zenginlikleri hakkında, 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanunu, 7/3/1954 tarihli ve 6326 sayılı Petrol Kanunu, 18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun ile diğer ilgili mevzuat hükümleri saklıdır.
    İhale işlemleri
    MADDE 2- (1) Mayın temizleme işi, öncelikle 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun "İstisnalar" başlıklı 3 üncü maddesinin (b) fıkrasında belirtilen istisna hükümlerine göre Milli Savunma Bakanlığınca yaptırılır.
    (2) Mayın temizleme işinin birinci fıkrada belirtilen usulle yaptırılamaması halinde, 4734 sayılı Kanun hükümlerine göre Maliye Bakanlığınca hizmet satın alınmak suretiyle yaptırılır. Mayından temizlenen alanlardaki Hazine taşınmazlarının tasarrufu Maliye Bakanlığına geçer. İhale komisyonlarının oluşumu ve çalışmasına ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığı tarafından belirlenir. İhale şartnamesinin hazırlanması ve yapılacak işin muayene ve kabulü, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı temsilcilerinden oluşan ortak bir komisyon tarafından yapılır. Muayene ve kabul komisyonlarının görevleri ile çalışma esas ve usulleri aynı komisyonca belirlenir.
    (3) Birinci ve ikinci fıkralar hükümleri çerçevesinde mayın temizleme işinin yaptırılamaması halinde, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 4734 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmaksızın Hazineye ait ya da Maliye Bakanlığınca idare edilen mayından temizlenecek alanlar ile müstakil kullanımı mümkün olmayan ve bu taşınmazlarla bütünlük teşkil eden Hazineye ait diğer taşınmazların, tarımsal faaliyetlerde kullandırılması karşılığında, kullanım süresinden en fazla indirimi teklif edene ihale edilmek suretiyle yaptırılır. Ayrıca, söz konusu alanda bulunan ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan taşınmazlar da aynı yöntemle Maliye Bakanlığı tarafından ihale edilir. Mayınlı alanda bulunmakla birlikte, Bakanlar Kurulu kararı gereğince belirlenen askeri yasak bölge ile sınır hattı boyunca tesis edilecek sınır fiziki güvenlik sistemi için ihtiyaç duyulacak alanlar temizletilmekle birlikte, yüklenicinin kullanımına bırakılmaz. Bu fıkranın uygulanması halinde, ihale komisyonlarının oluşumu ve çalışmasına ilişkin esas ve usuller Maliye
    Bakanlığı tarafından belirlenir. İhale şartnamesinin hazırlanması ve yapılacak işin muayene ve kabulü, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı temsilcilerinden oluşan ortak bir komisyon tarafından yapılır. Muayene ve kabul komisyonlarının görevleri ile çalışma esas ve usulleri aynı komisyonca belirlenir.
    (4) İhaleyi yapan bakanlık gerekli gördüğü hallerde, taşınmazları bir bütün olarak ya da kısımlara ayırmak suretiyle ihale edebilir. Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin bilgi, belge, teknik personel gibi talepler, diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından öncelikle ve ivedilikle karşılanır.
    (5) Temizlenecek mayınlı alanların öncelik sırası Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığının mutabakatı ile belirlenir.
    Mayın temizleme ve arazi kullanım süreleri
    MADDE 3- (1) Maliye Bakanlığınca yapılacak kullanım karşılığı temizleme ihalesinde, mayın temizleme süresi taşınmazların yükleniciye tesliminden itibaren 5 yılı, taşınmazların temizleme karşılığı tarımsal faaliyetlerde kullandırılması süresi ise kabul işlemlerinin yapılmasından itibaren 44 yılı geçemez.
    Danışmanlık hizmeti alınması
    MADDE 4- (1) Mayın temizleme işi ve ihalesi ile ilgili olarak Maliye Bakanlığınca 4734 sayılı Kanun hükümlerine tabi olunmaksızın danışmanlık hizmeti alınabilir.
    Yürürlük
    MADDE 5- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
    Yürütme
    MADDE 6- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

    TBMM
#01.07.2009 21:59 0 0 0
  • Iğdır Atatürk Lisesi - Iğdır - Atatürk Lisesi - Iğdır Atatürk Lisesi Tarihçesi

    Iğdır Atatürk Lisesi, Iğdır'ın Merkez İlçesinde bulunan bir lisedir. Okul kütüphanesi öğrencilerin bilgi ve araştırma yapmaları amacıyla sürekli faal durumdadır.

    Okul, Iğdır merkezde olup Iğdır'ın en köklü okullarındandır. Okulda yılda ortalama 1500 öğrenci öğrenim görmektedir. Bu öğrencilerin çoğunu yakın çevrede ikamet eden öğrenciler oluştumaktadır. Aynı zamanda merkez köylerden servisler arcılığıyla gelen öğrencilerde bulunmaktadır.

    Okulda yılda ortalama 50 öğretmen görev yapmaktadır. Bu öğretmenlerin büyük bir kısmını yeni atanan genç öğretmenler oluşturmaktadır. Okuldaki öğretmenler ve idare arasındaki diyalog bir aile sıcaklığındadır. Bu nedenle yeni atanan öğretmenler göreve ve şehre uyum konusunda bir zorluk çekmemektedirler.

    Okuldaki araç-gereç,labaratuar ve bilgisayar yeter konumdadır. Ayrıca okulda bilgisayar labaraturında 21 adet bilgisayardan öğrenciler ve öğretmenler faydalanabilmektedir. Okulda bulunan tüm bilgisayarlara ADSL internet bağlantısı yapılmıştır. Okulda Fizik, Kimya ve Bioloji labaratuvarları bulunmakta olup gerekli donanıma sahiptir. Okul kütüphanesi, okul çalışma saatlerinde sürekli faal durumdadır. Ayrıca okulda sigara içmeyen öğretmenlerin rahatsız olmaması için sigara içen öğretmen arkadaşlara ayrı bir oda ayrılmış durumdadır.

    Okulda hafta sonları öğrencilerden talep gelmesi üzerine bazı derslerden kurs açılmaktadır. Bu kurslar genelde üniversite sınavına hazırlık kursu olduğu gibi derslere yardımcı kurslar, İngilizce ve Bilgisayar kursları da olmaktadır.

    Mülkiyeti Milli Emlak olmak kaydıyla okulun inşaatına 1972 yılında başlanmış 1974-1975 eğitim öğretim yılında Iğdır Atatürk Ortaokulu olarak hizmete açılmıştır.

    1987-1988 öğretim yılında bünyesinde lise kısmı açılmış ve 1998-1999 eğitim öğretim yılında sadece lise olarak hizmet vermeye başlamıştır.

    1994'de 24 derslik, içinde kapalı spor salonu bulunan okulun yapımı kaydıyla Iğdır Belediyesinden okul müdürlüğüne 7502 m² yer alınmış olup futbol sahası olarak kullanılmaktadır.

    2000-2001 öğretim yılında okulun bünyesinde yabancı dil ağırlıklı lise kısmı açılmış olup tüm sınıflarda görüntülü eğitim olanağı sağlanmıştır.

    Okulda ayrıca aynı anda 42 öğrencinin birden yararlandığı Bilgisayar laboratuvarı 1998-1999 öğretim yılından itibaren faaliyet göstermektedir.

    Fizik, Kimya, Biyoloji laboratuvarları ayrı ayrı 1999-2000 yılından itibaren tam teşekküllü olarak eksiksiz malzeme ile hizmete açılmış olup Fen ağırlıklı derslerin tamamı laboratuvarlarda yapılmaktadır.
#01.07.2009 19:50 0 0 0
  • Iğdır Lisesi - Iğdır Lisesi Hakkında - Iğdır Lisesi Tarihi

    Iğdır Lisesi, Iğdır'ın Merkez İlçesinde bulunan Iğdır'ın eğitim hayatına başlayan ilk Lise'dir. Müdürlük görevini uzun süredir Ali Ekber Acar üstlenmektedir. 3 müdür yardımcısı ve 43 öğretmeni vardır.

    Iğdır Lisesi 1965 yılında eğitim - öğretime açılmıştır. İlk yıllarda orta okul olarak hizmet veren bu bina daha sonraları genel liseye çevrilmiştir. Okulun aktif halde 14 dersliği bulunmaktadır. Okulda Y.Dil.Ağırlıklı Lise 1995/1996 yılında açılmış olup kontenjanı 60 iken 2004-2005 eğitim - öğretim yılında 90' a çıkarılmıştır.

    Başarıları

    Futbol 2006-2007 Türkiye yarı finalisti. Folklor İl birincisi ve yarı final birincisi. Masa Tenidsi İl biirncisi ve Bölge birincisi.


    Okulda yabancı dil olarak İngilizce okutulmaktadır. Okulda açılan alanlar Eşit ağırlık, sosyal bilimler ve fen bilimleridir. Okulun yabancı dil kısmında hazırlık sınıfı bulunmaktadır.
#01.07.2009 19:49 0 0 0
  • Iğdır M.E.V Anadolu Lisesi - Iğdır - M.E.V Anadolu Lisesi

    Iğdır M.E.V Anadolu Lisesi, Iğdır'ın Merkez İlçesinde bulunan Iğdır'ın eğitim hayatına başlayan ilk Anadolu Lisesi'dir. Müdürlük görevini uzun süredir Suat Ay üstlenmektedir. 2 müdür yardımcısı ve 21 öğretmeni vardır.

    MEV Anadolu Lisesinde toplam kalite yönetimi çerçevesinde eğitimde kaliteyi artırmak,öğrencilerin bireysel ilgi ve yeteneklerini göz önünde tutarak,her bireyin sahip olduğu potansiyeli en üst seviyeye çıkarmak,yönetim ve eğitim personelinin yeterliliklerini artırarak, becerilerini geliştirmek, kaynak kullanımında daha etkili ve verimli olmak amaçlanır.

    İçinde yaşadığımız yüzyıla yakışır eğitim ve öğretim faaliyetleri arasında uluslararası standartlara uygun yabancı dil, teknoloji ve bireysel gelişme alanlarında yeterli donanıma sahip öğrenciler yetiştiren ve onları hayata ve bir üst öğrenim kurumuna hazırlayan Türkiye'nin önde gelen okullarından biri olmak.
#01.07.2009 19:48 0 0 0