Cevher Hazırlama Bölümü - Cevher Hazırlama Bölümü Hakkında
Cevher hazırlama programının amacı, doğada ham olarak bulunan değerli minerallerin değerli olmayan minerallerden ayıklanması ve zenginleştirilmesi işlemlerini yürütecek ara insan gücünü yetiştirmektedir. Cevher hazırlama programında öğrenim görmek isteyen kimselerin fizik ve kimya ile ilgili. El becerisine sahip kimseler olmaları beklenir. Ayrıca bu alana girenlerin kapalı ve sıcak yerlerde çalışmaktan rahatsız olmayacak, bedence güçlü kimseler olmaları da gerekir.
Programın Amacı:
Cevher hazırlama programının amacı, doğada ham olarak bulunan değerli minerallerin değeri olmayan minerallerden ayıklanması ve zenginleştirilmesi işlemlerini yürütecek ara insangücünü yetiştirmektir.
Programda Okutulan Belli Başlı Dersler:
Cevher hazırlama programında birinci yıl matematik, fizik, kimya gibi temel bilim dersleri ve ekonomi, ekonomik jeoloji, petorgrafi dersleri; ikinci yılda maden işleme, cevher işleme, maden makineleri, teknik elektrik ve bilgisayar programlama gibi dersler okutulur.
Gereken Nitelikler:
Cevher hazırlama programında öğrenim görmek isteyen kimselerin fizik ve kimyaya ilgili, el ve kollarını ustalıkla kullanabilen, şekil-uzay ilişkilerini ve mekanik ilişkiler görebilme yeteneğine sahip kimseler olmaları beklenir. Ayrıca bu alana girenlerin kapalı ve sıcak yerlerde çalışmaktan rahatsız olmayacak bedence güçlü kimseler olmaları da gereklidir.
Mezunların Kazandıkları Ünvan ve Yaptıkları İşler:
Cevher hazırlama programını bitirenlere "Cevher Hazırlama Teknikeri" ünvanı verilir. Cevher hazırlama teknikeri ham cevheri saflaştırmak ve zenginleştirmek için zenginleştirme tesislerinde ve hammadde hazırlama ünitelerinde, metalurji mühendisinin gözetimi ve denetimi altında görev yapar.
Çalışma Alanları:
Cevher hazırlama teknikerleri cevher hazırlama ve zenginleştirme işleri ile ilgili kamu veya özel sanayi kuruluşlarında çalışabilirler.
Molla Hüseyin Bateli (Molla Hüseyin-i Batta) (1417-1494)
Din adamı, şair. Feki Hüseyni Meşhur diye de bilinen Molla Hüseyin Bateli Beytüşşebap İlçesi'nin Güneykaya (Bate) Köyü'nde yaşadı. Arap ve Fars edebiyatı dersleri aldı. Arap ülkelerinde medrese öğrenimi gördükten sonra Hakkâri'ye döndü. Uzun yıllar Çölemerik'teki Meydan Medresesinde hocalık yaptı. Şairin bir de divanı olduğu biliniyor.
Ömer Efendi (?- 1932)
Devlet adamı. Çölemerik'te doğdu. Nahiye müdürlüğü ve belediye başkanlığı yaptı. Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Hakkâri'den milletvekili seçildi, ancak gitmeden istifa etti.
Selim SEVEN (1892-1955)
Din ve devlet adamı. Medrese öğrenimi gördü ve özel hocalardan ders aldı. Arapça, Farsça ile Doğu edebiyatı ve kültürünü öğrendi. Vaizlik yaptı. Hakkâri milletvekili olarak VIII. Ve IX. Dönemlerde Meclis'e girdi.
Übeydullah SEVEN (1923- )
Politikacı. İlk ve ortaöğrenimini Hakkâri'de yaptı. Daha sonra Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Arapça ve Farsça öğrendi. Avukatlık yaptı. Demokrat Parti İl İdare Meclisi İkinci Başkanı oldu. Hakkâri'den X. Ve XI.dönem milletvekili seçildi. Daha sonra da çeşitli ilçelerde savcılık görevlerinde bulundu.
(Küçük) Seyyit Taha (?- 20.yy.başı)
Devlet adamı. Şemdinli İlçesi'nin Koçyiğit (Kelit) Köyü'nde doğdu. Irak ve İran'da Farsça ve Arapça öğrenimi gördükten sonra köyüne döndü. Kurtuluş Savaşı'nda Kâzım Karabekir ile işbirliği yaparak Ermeni ve Nasturiler'e karşı savaştı. Erzurum Kongresi'nde Van'ı temsil etti. Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne seçildi, ancak gitmeden istifa etti.
Şeyh Ahmed-i Hani (?- 17.yy)
Şair ve düşünür. Çukurca İlçesi'nin Han Köyü'nde doğdu. Yaşamının bir bölümünü Cizre ve Şırnak yörelerinde sürdürdü. Din ve doğa güzellikleri üzerine şiirler yazdı, söyleşiler düzenledi. Sözü ve sohbeti ile yaşadığı sürece kendisini sevdirdi. Memu-zin ve Nevbahar adlı manzum yapıtlarıyla tanındı.
Seyyid Taha-i Hakkari (?-1853)
Şair. Aslen Bağdat'lı bir aileden olup, Hülagü'nün buraya yaptığı seferden sonra, ailesi ile birlikte Güney Anadolu'ya, Şemdinan Dağlarındaki Nehri (Bağlar) Köyü'ne yerleşmişlerdir. Burada Mevlana Halid-i Bağdadi'den dersler almıştır. Bundan sonra ün yapmış, 1853 Tarihinde Osmanlı_Rus Savaşı'na katılmıştır.
Zeynel Bey (?-1589)
Hakkari Beyliği'ni kuran Esadettin Kalenin'in torunudur. Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Bey, Zeynel Bey'i ordu emrine almış, Tebriz ve civarının, yağma ve tahribatını önlemekle görevlendirerek, öncü kuvvet olarak göndermiştir. Merent'te yapılan savaşta şehit düşmüştür.
Şeyh Muhammed Selim Efendi (1892-1955)
Hakkâri'nin kavaklı Köyü'nde doğmuştur. Van'ın Gevaş ilçesinde Medrese öğrenimi görmüştür.
1946-1950 yılları arasında Hakkâri milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görev yaptı. 1954'te siyaseti bıraktı. 1955 yılında da rahatsızlanarak öldü.
Yılmaz ERDOĞAN (1967- )
Hakkari'de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara'da tamamladı. İTÜ İnşaat Mühendisliğini kazandı fakat ağır basan tiyatro tutkusu eğitimini yarıda bırakmasına neden oldu.Tiyatroya Ferhan Şensoy'un Nöbetçi Tiyatrosu'nda başladı, daha sonra Levent Kırca'nın 'Olacak O Kadar' adlı televizyon programında başyazar olarak görev yaptı.
TRT'de yayınlanan 'Umut Taksi' adlı diziyi yazdı ve bu dizide oyuncu olarak rol aldı. · Tiyatroda dolu dizgin giden Erdoğan daha sonra Türkiye'nin en büyük oyuncu kadrosuna sahip olan 'Gereği Düşünüldü' isimli oyunu yazdı; bu oyun 4 yıl kapalı gişe oynadı.Bu oyundan sonra tiyatro çalışmalarına Yasemin Yalçın Tiyatrosu'nda başlayan Yılmaz Erdoğan 'Haşlama Taşlama' ve yine bu tiyatroda 5 yıl sahnelenen 'Kadınlık Bizde Kalsın' adlı oyunları yazdı.
Yılmaz Erdoğan tiyatro yaşamına bundan sonra ortağı Necati Akpınar ile birlikte kurduğu Beşiktaş Kültür Merkezi'nde devam etti. Burada yine başrollerini Demet Akbağ ile paylaştığı 'Bir Demet Tiyatro' adlı diziyi yazdı. 'Otogargara' ise son olarak yazdığı müzikaldi ve tiyatro severlerin yoğun ilgisiyle 4 yıl kapalı gişe oynadı. Bu arada son iki yıldır yine kendisinin yazdığı ve oynadığı tek kişilik 'Cebimdeki Kelimeler' adlı oyunu Beşiktaş Kültür Merkezi'nde sahnelendi.
İlk albümü 'Kayıp Kentin Yakışıklısı'nda 'Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam' diyen tiyatro dünyasının önemli isimlerinden, küçük büyük herkesin 'Mükremin Abi'si Yılmaz Erdoğan'ın 'Kayıp Kentin Yakışıklısı' adlı bir şiir kaseti Prestij Müzik etiketiyle müzik marketlerde yerini aldı.Bu albüm Yılmaz Erdoğan'ın yazdığı 17 şiirden ve bu şiirlere eşlik eden Metin Kalender, Nizamettin Ariç ve Ali Aykaç'ın bestelediği ezgilerden oluşuyor.
Erdoğan'ın albümünde şiirler, Türk Sanat Müziği'nden örnekler, türküler etnik müzikler gibi geniş bir müzik yelpazesi eşlik ediyor ve sanatçının kendi sesinden kısa bir türkü de bulunuyor. Yılmaz Erdoğan'ın bu ilk şiir albümünün yönetmenliğini Metin Kalender üstlendi.Kaset piyasaya çıkışının ilk haftasında 100.000'lik satış tirajına ulaştı ve şiir albümleri kategorisinde önemli bir yer edindi. Erdoğan'ın zekice ve nice motiflerle işlenmiş, kendine özgü üslubuyla yazdığı hüzün ağırlıklı şiirleri dinleyenleri yoğun bir duygu karmaşasına sürükleyecek.
Senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini paylaştığı Vizontele ve Vizontele Tubaaa filmleri büyük başarı kazandı.
Çevre Kirlenmesi Ve Kontrolü Bölümü - Çevre Kirlenmesi Bölümü - Çevre Kontrolü Bölümü
Ülkemizde ve dünyada artan nüfus, hızlanan kentleşme ve gelişen sanayileşmenin meydana getirildiği toprak, su, hava, gürültü kirliliği ve ekolojik dengedeki degişimler ile ilgili sorunlar üzerine araştırma yapan ve bu olumsuzlukları önlemeye çalışan ara elemanları yetiştirmeye yönelik bu bölümdür. Bu bölüm mezunları çevre müdürlüklerinde veya özel kuruluşlarda çalışabilmektedirler.
Programın Amacı:
Çevre kirlenmesi ve kontrolü programının amacı; su, hava, toprakların korunması atıkların çevreye zarar vermeden yok edilmesi için gerekli tesislerin kurulup işletilmesi konusunda çalışacak ana elemanları yetiştirmektir.
Programda Okutulan Belli Başlı Dersler:
Çevre kirlenmesi ve kontrolü programında matematik, çevre biyolojisi, çevre kimyası, çevre ekolojisi,mekaniği, toprak kirlenmesi, hava kirliliği ve denetimi, içme sularının arıtımı, çevre hukuku ve bilgisayar gibi dersler okutulur ve uygulamalar yaptırılır.
Gereken Nitelikler:
Çevre kirlenmesi ve kontrolü programında okumak isteyenlerin fen bilimlerine ilgili ve bu alanda başarılı, el becerisi gelişmiş dikkatli ve sorumlu kimseler olmaları gerekir.
Mezunların Kazandıkları Ünvan ve Yaptıkları İşler:
Bu programı bitirenlere "Çevre ve Kontrolü Teknikeri" ünvanı verilir. Çevre kirlenmesi ve kontrolü teknikeri arıtma tesislerinde, tesisin günlük, haftalık, aylık bakımlarını yaparak düzenli çalışmasını sağlar; saatlik atık su örnekleri alıp testlere tabi tutar; hava kirliliğini önleme ile ilgili kuruluşlarda kirlilik oranını belirler; bacalara filtre takılmasını, fabrikaların, evlerin atıklarının yok edilmesi için yapılan planların uygulanmasını sağlar. Bu işleri çevre mühendisinin gözetim ve denetiminde yürütür.
Çalışma Alanları:
Çevre kirlenmesi ve kontrolü teknikerleri Çevre Bakanlığına, Sağlık Bakanlığına, belediyelere bağlı kuruluşlarda, arıtma ve tesisi bulunan tüm işletmelerde iş bulabilirler. Bu alanda yetişenlerin bağımsız işyeri açmalarına olanak yoktur.
Hakkari Kiliseleri - Hakkari İlinde Bulunan Kiliseleri
Halil Kilisesi
Hakkari'ye 10 km. uzaklıkta, Halil Mevkiinde Halil Kilisesi bulunmaktadır. Kilise üzerinde kitabe bulunmadığında ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Bununla beraber Nasturiler ait olduğu sanılmaktadır.
Kilise, dikdörtgen planlı 6.70mx13.70m ölçüsünde olup, doğu batı doğrultusunda, iki bölümlüdür. Bunlardan batıdaki birinci bölüm diğerinden daha büyüktür. Buraya batı cephesinden bir kapıdan girilmektedir. Bu bölümün üzeri doğu batı doğrultusunda uzanan beşik tonozla örtülmüştür. Duvarlara da dolap nişleri açılmıştır.
Doğu yönündeki ikinci bölüme birinci bölümden iki kapı ile geçilmektedir. Bu kapılardan biri sivri kemerli bir girinti içerisinde, yine sivri kemerlidir. Diğer kapı ise güney köşede sivri kemerli açıklık şeklindedir. İkinci bölümü kuzey- güney yönünde dikdörtgen biçimli ve tonoz örtülüdür. Bu bölümün doğu duvarına kapı ile aynı eksende sivri kemerli bir niş yerleştirilmiştir. Yan duvarlarda da dolap nişleri bulunmaktadır.
Kilisenin bütününde yontma taşlardan yararlanılmıştır. Bununla beraber cephelerde düzgün sıralı kaba yontma taşlar da görülmektedir. Kilisenin üzeri oldukça sağlam düz toprak damla örtülmüştür.
Derav Kilisesi
Hakkari Zap Vadisinde, eğimli bir arazide, Üzümcü Köyü'nün yakınındadır. Kilisenin kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Bununla beraber Nasturilere ait olduğu sanılmaktadır.
Kilise, kareye yakın 6.85mx10.00m ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Doğu- batı doğrultusundaki kilisenin üzeri beşik tonozla örtülmüştür. Batı yönündeki mazgal pencereleri ile içerisi aydınlatılmıştır. Kilisenin girişten sonraki bölümüne sivri kemerli iki demir kapıdan geçilmektedir. Burasının üzeri kuzey güney doğrultusunda dikdörtgen planlı ve beşik tonoz ile örtülüdür.
Kilise doğu yönünde beşik tonozlarla kayalıklar üzerine oturmaktadır. Yan duvarlarına dolap nişleri açılmıştır. Yapının tamamı moloz taştan yapılmış ve yer yer de kayalardan yararlanılmıştır. Üzeri toprakla örtülüdür. Kilisenin duvarları yıkılmış olmasına rağmen, yine günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.
Gagevran Köyü Kiliseleri
Hakkari Derav Vadisinde Gagevran Köyü yakınlarında II.yüzyıldan kalma kayalara oyulmuş kiliseler bulunmaktadır. Bu kiliseleri ilk kez Prof. H.Boebec incelemiştir. Bu yapılar 35.00 X 55.00 m. ölçülerindedir. Duvarlarının içerisinde kayaların oyulmasıyla nişler açılmıştır. Kiliselerin içerisinde İncil'den alınma sahneleri içeren freskler bulunmaktadır.
Kerpil Köyü Kilisesi
Hakkari Kerpil Köyü'nün ortasında yükselen tepenin üzerinde dikdörtgen planlı iki bölümlü bir kilise kalıntısı bulunmaktadır.
Bu kilisenin duvarları düzgün, koyu renkli taştan yapılmıştır. Yan duvarlarındaki yarım payeler ise kilisenin üzerini örten tonozları taşımaktadır. Giriş kapısının üzerinde oldukça güzel bezemeli bir taş vardır.
Günümüzde kilisenin bir bölümü ev diğer bölümü de samanlık olarak kullanılmaktadır.
Protohistorya Ve Önasya Arkelojisi Bölümü - Protohistorya Bölümü - Önasya Arkelojisi Bölümü
Önasya'da (Mezopotamya, Suriye, İran, Anadolu, Kıbrıs) neolitik çağdan başlayan çivi yazısının kullanıldığı çağları da içine alan bir dönemi inceler. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, MTA ve turizm acentelerinde çalışabilirler.
Ahiret İle İlgili Ayet - Ahiret Ayeti - Ayet Ve Hadis
Ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar. (2/4)
İnsanlardan öyleleri vardır ki: "Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik" derler; oysa inanmış değillerdir. (2/8)
Şüphesiz, iman edenler(le) Yahudiler, Hıristiyanlar ve sabiiler(den kim) Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık onların Allah katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (2/62)
İşte bunlar, ahireti verip dünya hayatını satın alanlardır; bundan dolayı azabları hafifletilmez ve kendilerine yardım edilmez. (2/86)
De ki: "Eğer Allah katında ahiret yurdu, başka insanların değil de, yalnızca sizin ise, (ve) doğru sözlüyseniz, öyleyse hemen ölümü dileyin." (2/94)
Ve onlar, Süleyman'ın mülkü (nübüvveti) hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkâr etmedi; ancak şeytanlar inkâr etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil'deki iki meleğe Harut'a ve Marut'a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: "Biz, yalnızca bir fitneyiz, sakın inkâr etme" demedikçe hiç kimseye (bir şey) öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa onunla Allah'ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu satın alanın, ahiretten hiçbir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir bilselerdi. (2/102)
Allah'ın mescidlerinde O'nun isminin anılmasını engelleyen ve bunların yıkılmasına çaba harcayandan daha zalim kim olabilir? Onların (durumu) içlerine korkarak girmekten başkası değildir. Onlar için dünyada bir aşağılanma, ahirette büyük bir azab vardır. (2/114)
Hani İbrahim: "Rabbim, bu şehri bir güvenlik yeri kıl ve halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır" demişti de (Allah: "Sadece inananları değil) inkâr edeni de az bir süre yararlandırır, sonra onu ateşin azabına uğratırım; ne kötü bir dönüştür o" demişti. (2/126)
Kendi nefsini aşağılık kılandan başka, İbrahim'in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, biz onu dünyada seçtik, gerçekten ahirette de O salihlerdendir. (2/130)
Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır. (2/177)
(Hacc) ibadetlerinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anma ile Allah'ı anın. İnsanlardan öylesi vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada ver" der; onun ahirette nasibi yoktur. (2/200)
Onlardan öylesi de vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (ver) ve bizi ateşin azabından koru" der. (2/201)
Sana haram olan ayı, onda savaşmayı sorarlar. De ki: "Onda savaşmak büyük (bir günahtır). Ancak Allah katında, Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram'a engel olmak ve halkını oradan çıkarmak daha büyük (bir günahtır). Fitne, katilden beterdir. Eğer güç yetirirlerse, sizi dininizden geri çevirinceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler; sizden kim dininden geri döner ve kafir olarak ölürse, artık onların bütün işledikleri (amelleri) dünyada da, ahirette de boşa çıkmıştır ve onlar ateşin halkıdır, onda süresiz kalacaklardır. (2/217)
Hem dünya (konusun)da, hem ahiret (konusunda). Ve sana yetimleri sorarlar. De ki: "Onları ıslah etmek (yararlı kılmak) hayırlıdır. Eğer onları aranıza katarsanız, artık onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah bozgun (fesad) çıkaranı ıslah ediciden bilir (ayırdeder). Eğer Allah dileseydi size güçlük çıkarırdı. Şüphesiz Allah güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir." (2/220)
Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç 'ay hali ve temizlenme süresi' beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa Allah'ın rahimlerinde yarattığını saklamaları onlara helal olmaz. Kocaları, bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almada (başkalarından) daha çok hak sahibidirler. Onların lehine de, aleyhlerindeki maruf hakka denk bir hak vardır. Yalnız erkekler için onlar üzerinde bir derece var. Allah Aziz'dir. Hakim'dir. (2/228)
Kadınları boşadığınızda, bekleme sürelerini de tamamlamışlarsa -birbirleriyle maruf (bilinen meşru biçimde) anlaştıkları takdirde- onlara, kendilerini kocalarına nikahlamalarına engel çıkarmayın. İşte, içinizde Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere bununla (böyle) öğüt verilir. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Allah, bilir de siz bilmezsiniz. (2/232)
Ey iman edenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara karşı gösteriş olsun diye malını infak eden gibi minnet ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Böylesinin durumu, üzerinde toprak bulunan bir kayanın durumuna benzer; üzerine sağnak bir yağmur düştü mü, onu çırılçıplak bırakıverir. Onlar kazandıklarından hiçbir şeye güç yetiremez (elde edemez)ler. Allah, kâfirler topluluğuna hidayet vermez. (2/264)
Onlar, yaptıkları dünyada ve ahirette boşa gitmiş olanlardır. Ve onların yardımcıları yoktur. (3/22)
Hani Melekler, dediler ki: "Meryem, doğrusu Allah kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. O, dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu, saygındır' ve (Allah'a) yakın kılınanlardandır.." (3/45)
İnkâr edenleri ise, dünyada ve ahirette şiddetli bir azabla azablandıracağım. Onların hiç yardımcıları yoktur." (3/56)
Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere karşılık satanlar... İşte onlar; onlar için ahirette hiçbir pay yoktur, kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz, onları gözetmez ve onları arındırmaz. Ve onlar için acı bir azab vardır. (3/77)
Kim İslam'dan başka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır. (3/85)
Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır. (3/114)
Allah'ın izni olmaksızın hiçbir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz. (3/145)
Böylece Allah, dünya ve ahiret sevabının güzelliğini onlara verdi. Allah iyilikte bulunanları sever. (3/148)
Andolsun, Allah size verdiği sözünde sadık kaldı; siz O'nun izniyle onları kırıp-geçiriyordunuz. Öyle ki sevdiğiniz (zafer)i size gösterdikten sonra, siz yılgınlık gösterdiniz, isyan ettiniz ve emir hakkında çekiştiniz. Sizden kiminiz dünyayı, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra (Allah) denemek için sizi ondan çevirdi. Ama (yine de) sizi bağışladı. Allah mü'minlere karşı fazl (ve ihsan) sahibi olandır. (3/152)
Küfürde 'büyük çaba harcayanlar' seni üzmesin. Çünkü onlar, Allah'a hiçbir şeyle zarar veremezler. Allah, onları ahirette pay sahibi kılmamayı ister. Onlar için büyük bir azab vardır. (3/176)
Ve onlar, mallarını insanlara gösteriş olsun diye infak ederler, Allah'a ve ahiret gününe de inanmazlar. Şeytan, kime arkadaş olursa, artık ne kötü bir arkadaştır o. (4/38)
Allah'a ve ahiret gününe inanarak Allah'ın kendilerine verdiği rızıktan infak etselerdi, aleyhlerine mi olurdu? Allah, onları iyi bilendir. (4/39)
Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah'a ve elçisine döndürün. Şayet Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir. (4/59)
Öyleyse, dünya hayatına karşılık ahireti satın alanlar, Allah yolunda savaşsınlar; kim Allah yolunda savaşırken, öldürülür ya da galip gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz. (4/74)
Kendilerine; "Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin" denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: "Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?" dediler. De ki: "Dünyanın metaı azdır, ahiret, ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz 'bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik kadar' bile haksızlığa uğratılmayacaksİnız." (4/77)
Kim dünya sevab (yarar)ını isterse, dünyanın da, ahiretin de sevabı Allah katındadır. Allah işitendir, görendir. (4/134)
Ey iman edenler, Allah'a, elçisine, elçisine indirdiği kitaba ve bundan önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve ahiret gününü inkar ederse, şüphesiz uzak bir sapıklıkla sapıtmıştır. (4/136)
Ancak onlardan ilimde derinleşenler ile mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. Namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar; işte bunlar, Biz bunlara büyük bir ecir vereceğiz. (4/162)
Bugün size temiz olan şeyler helal kılındı. (Kendilerine) Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin de yemeğiniz onlara helaldir. Mü'minlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da, namuslu, fuhuşta bulunmayan ve gizlice dostlar edinmemişler olarak -onlara ücretlerini (mehirlerini) ödediğiniz takdirde- size (helal kılındı.) Kim imanı tanımayıp küfre saparsa, elbette onun yaptığı boşa çıkmıştır. O ahirette hüsrana uğrayanlardandır. (5/5)
Ey Peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla "İnandık" diyenlerle Yahudiler'den küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen diğer topluluk adına kulak tutanlar (haber toplayanlar)dır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, "Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının" derler. Allah, kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık onun için sen Allah'tan hiçbir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalplerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette onlar için büyük bir azab vardır. (5/41)
Gerçek şu ki, iman edenlerle Yahudiler, sabiîler ve Hıristiyanlardan Allah'a, ahiret gününe inanan ve salih amellerde bulunanlar; onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır. (5/69)
Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir. Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz? (6/32)
İşte bu (Kur'an), önündekileri doğrulayıcı ve şehirler anası (Mekke) ile çevresindekileri uyarman için indirdiğimiz kutlu Kitaptır. Ahirete iman edenler buna inanırlar. Onlar namazlarını (özenle) koruyanlardır. (6/92)
Bir de ahirete inanmayanların kalpleri ona meyletsin de ondan (bu yaldızlı ve içi çarpık sözlerden) hoşlansınlar ve yüklenmekte olduklarını yüklenedursunlar. (6/113)
De ki: "Gerçekten Allah'ın bunu haram kıldığına şehadet edecek şahidlerinizi getirin." Şayet onlar, şehadet edecek olurlarsa sen onlarla birlikte şehadet etme. Ayetlerimizi yalan sayanların ve ahirete inanmayanların heva (istek ve tutku)larına uyma; onlar (birtakım güçleri ve varlıkları) Rablerine denk tutmaktadırlar. (6/150)
Ki onlar Allah'ın yolundan alıkoyanlar, onda çarpıklık arayanlar ve ahireti tanımayanlardır." (7/45)
Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlar, onların amelleri boşa çıkmıştır. Onlar yaptıklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı? (7/147)
Bize bu dünyada da, ahirette de iyilik yaz, şüphesiz ki biz Sana yöneldik. Dedi ki: "Azabımı dilediğime isabet ettiririm, rahmetim ise herşeyi kuşatmıştır; onu korkup-sakınanlara, zekatı verenlere ve bizim ayetlerimize iman edenlere yazacağım." (7/156)
Onların ardından yerlerine kitaba mirasçı olan birtakım 'kötü kimseler' geçti. (Bunlar) Şu değersiz olan (dünya)ın geçici-yararını alıyor ve: "Yakında bağışlanacağız" diyorlar. Bunun benzeri bir yarar gelince onu da alıyorlar. Kendilerinden Allah'a karşı hakkı söylemekten başka bir şeyi söylemeyeceklerine ilişkin Kitap sözü alınmamış mıydı? Oysa içinde olanı okudular. (Allah'tan) Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdirmeyecek misiniz? (7/169)
hiçbir peygambere, yeryüzünde kesin bir zafer kazanıncaya kadar esir alması yakışmaz. Siz dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah (size) ahireti istemektedir. Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (8/67)
Allah'ın mescidlerini, yalnızca Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayanlar onarabilir. İşte, hidayete erenlerden oldukları umulanlar bunlardır. (9/18)
Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez. (9/19)
Kendilerine kitap verilenlerden, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resûlü'nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (İslam'ı) din edinmeyenlerle, küçük düşürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın. (9/29)
Ey iman edenler, ne oldu ki size, Allah yolunda savaşa kuşanın denildiği zaman, yer(iniz)de ağırlaşıp kaldınız? Ahiretten (cayıp) dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahirettekine (göre), bu dünya hayatının yararı pek azdır. (9/38)
Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten (kaçınmak için) senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini bilendir. (9/44)
Senden, yalnızca Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalbleri kuşkuya kapılıp, kuşkularında kararsızlığa düşenler izin ister. (9/45)
Sizden önceki (münafıklar ve kâfirler) gibi. Onlar sizden kuvvet bakımından daha güçlü, mal ve çocuklar bakımından daha çoktular. Onlar kendi paylarıyla yararlanmaya baktılar; siz de, sizden öncekilerin kendi paylarıyla yararlanmaya kalkışmaları gibi, kendi paylarınızla yararlanmaya baktınız ve siz de (dünyaya ve zevke) dalanlar gibi daldınız. İşte onların dünyada ahirette bütün yapıp-ettikleri (amelleri) boşa çıkmıştır ve işte onlar kayba uğrayanlardır. (9/69)
Allah'a and içiyorlar ki (o inkâr sözünü) söylemediler. Oysa andolsun, onlar inkâr sözünü söylemişlerdir ve İslamlıklarından sonra inkâra sapmışlardır ve erişemedikleri bir şeye yeltenmişlerdir. Oysa intikama kalkışmalarının, kendilerini Allah'ın ve elçisinin bol ihsanından zengin kılmasından başka (bir nedeni) yoktu. Eğer tevbe ederlerse kendileri için hayırlı olur, eğer yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da, ahirette de acı bir azabla azablandırır. Onlar için yeryüzünde bir koruyucu-dost ve bir yardımcı yoktur. (9/74)
Bedevilerden öyleleri de vardır ki, onlar Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve infak ettiğini Allah katında bir yakınlaşmaya ve elçinin dua ve bağışlama dileklerine (bir yol) sayar. Haberiniz olsun, bu gerçekten onlar için bir yakınlaşmadır. Allah da onları kendi rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (9/99)
Müjde, dünya hayatında ve ahirette onlarındır. Allah'ın sözleri için değişiklik yoktur. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur. (10/64)
İşte bunların, ahirette kendileri için ateşten başkası yoktur. Onların onda (dünyada) bütün işledikleri boşa çıkmıştır ve yapmakta oldukları şeyler de geçersiz olmuştur. (11/16)
Bunlar Allah'ın yolundan engelleyenler ve onda çarpıklık arayanlardır. Onlar, ahireti tanımayanlardır. (11/19)
Hiç şüphesiz bunlar, ahirette en çok hüsrana uğrayanlardır. (11/22)
Ahiret azabından korkan için bunda kesin ayetler vardır. O, bütün insanların kendisinde toplanacağı bir gündür ve o, gözlemlenebilen bir gündür. (11/103)
Dedi ki: "Size rızıklanacağınız bir yemek gelecek olsa, ben mutlaka size daha gelmeden önce onun ne olduğunu haber veririm. Bu, rabbimin bana öğrettiklerindendir. Doğrusu ben, Allah'a iman etmeyen, ahireti de tanımayanların ta kendileri olan bir topluluğun dinini terkettim." (12/37)
Ahiretin karşılığı ise, iman edenler ve takvada bulunanlar için daha hayırlıdır. (12/57)
Rabbim, Sen bana mülkten (bir pay ve onu yönetme imkanını) verdin, sözlerin yorumundan (bir bilgi) öğrettin. Göklerin ve yerin yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim velim Sensin. Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat." (12/101)
Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve daraltır da. Onlar ise dünya hayatına sevindiler. Oysaki dünya hayatı, ahirette (ki sınırsız mutluluk yanında geçici) bir meta'dan başkası değildir. (13/26)
Dünya hayatında onlar için bir azab vardır, ahiretin azabı ise daha zorludur. Onları Allah'tan (kurtaracak) hiçbir koruyucu da yoktur. (13/34)
Onlar, dünya hayatını ahirete tercih ederler. Allah'ın yolundan alıkoyarlar ve onu çarpıtmak isterler (veya onda çarpıklık ararlar). İşte onlar, uzak bir sapıklık içindedirler. (14/3)
Allah, iman edenleri, dünya hayatında ve ahirette sapasağlam sözle sebat içinde kılar. Zalimleri de şaşırtıp-saptırır; Allah dilediğini yapar. (14/27)
Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri ise inkarcıdır ve onlar müstekbir (büyüklenmekte) olanlardır. (16/22)
(Allah'tan) Sakınanlara: "Rabbiniz ne indirdi?" dendiğinde, "Hayır" dediler. Bu dünyada güzel davranışlarda bulunanlara güzellik vardır; ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir. (16/30)
Zulme uğratıldıktan sonra, Allah yolunda hicret edenleri dünyada şüphesiz güzel bir biçimde yerleştireceğiz; ahiret karşılığı ise daha büyüktür. Bilmiş olsalardı. (16/41)
Ahirete inanmayanların kötü örnekleri vardır, en yüce örnekler ise Allah'a aittir. O, güç sahibi olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (16/60)
Bu, onların dünya hayatını ahirete göre daha sevimli bulmalarından ve şüphesiz Allah'ın da inkâr eden bir topluluğu hidayete erdirmemesi nedeniyledir. (16/107)
Şüphesiz, onlar ahirette ziyana uğrayanlardır. (16/109)
Ve biz ona dünyada bir güzellik verdik; şüphesiz o, ahirette de salih olanlardandır. (16/122)
Ve şüphesiz, ahirete inanmayanlar için de acı bir azab hazırlamışızdır. (17/10)
Kim de ahireti ister ve bir mü'min olarak ciddi bir çaba göstererek ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre şayandır. (17/19)
Onlardan kimini kimine nasıl üstün tuttuğumuzu gör. Muhakkak ahiret dereceler bakımından daha büyüktür, üstünlük bakımından da daha büyüktür. (17/21)
Kur'an okuduğun zaman seninle ahirete inanmayanlar arasında görünmez bir perde kıldık. (17/45)
Kim bunda (dünyada) kör ise, O, ahirette de kördür ve yol bakımından daha 'şaşkın bir sapıktır.' (17/72)
Ve onun ardından İsrailoğullarına söyledik: "O toprak (yurt)ta oturun, ahiret va'di geldiğinde hepinizi derleyip-toplayacağız." (17/104)
İşte biz ölçüsüzce davrananları ve Rabbinin ayetlerine inanmayanları böyle cezalandırırız; ahiretin azabı ise gerçekten daha şiddetli ve daha süreklidir. (20/127)
İnsanlardan kimi, Allah'a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır. (22/11)
Kim, Allah'ın ona, dünyada ve ahirette kesin olarak yardım etmeyeceğini sanıyorsa, göğe bir araç uzatsın sonra kesiversin de bir bakıversin, kurduğu düzen, onun öfkesini giderebilecek mi? (22/15)
İşte (yeryüzünün hakimiyetine ve ahiretin nimetlerine) varis olacak onlardır. (23/10)
Kendi kavminden, inkâr edip ahirete kavuşmayı yalanlayan ve kendilerine, dünya hayatında refah verdiğimiz önde gelenler dedi ki: "Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir, kendisi de sizin yediklerinizden yemekte ve içtiklerinizden içmektedir." (23/33)
Ancak ahirete inanmayanlar, şüphesiz yoldan sapanlardır. (23/74)
Zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine yüzer değnek (celde) vurun. Eğer Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız, onlara Allah'ın dini(ni uygulama) konusunda sizi bir acıma tutmasın; onlara uygulanan cezaya mü'minlerden bir grup da şahit bulunsun. (24/2)
Eğer Allah'ın dünyada ve ahirette sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız dedikodudan dolayı size büyük bir azab dokunurdu. (24/14)
Çirkin utanmazlıkların (fuhşun) iman edenler içinde yaygınlaşmasından hoşlananlara, dünyada ve ahirette acıklı bir azab vardır. Allah bilir, siz ise bilmiyorsunuz. (24/19)
Namus sahibi, bir şeyden habersiz, mü'min kadınlara (zina suçu) atanlar, dünyada ve ahirette lanetlenmişlerdir. Ve onlar için büyük bir azab vardır. (24/23)
Ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman ederler. (27/3)
Ahirete inanmayanlara gelince; biz onlara kendi yaptıklarını süslemişiz, böylece onlar, 'körlük içinde şaşkınca dolaşırlar'. (27/4)
İşte onlar; en kötü azab onlarındır ve ahirette de en büyük kayba uğrayanlardır. (27/5)
Hayır, onların ahiret konusundaki bilgileri 'ard arda toplanıp pekiştirildi,' hayır, onlar bundan bir kuşku içindedirler; hayır, onlar bundan yana kördürler. (27/66)
Allah'ın sana verdiğiyle ahiret yurdunu ara, dünyadan da kendi payını (nasibini) unutma. Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun ve yeryüzünde bozgunculuk arama. Çünkü Allah, bozgunculuk yapanları sevmez." (28/77)
İşte ahiret yurdu; biz onu, yeryüzünde büyüklenmeyenlere ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere (armağan) kılarız. (Güzel) Sonuç takva sahiplerinindir. (28/83)
De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, böylelikle yaratmaya nasıl başladığına bir bakın, sonra Allah ahiret yaratmasını (veya son yaratmayı) da inşa edip yaratacaktır. Şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir. (29/20)
Biz ona İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik ve onun soyunda (seçtiklerimize) peygamberliği ve kitabı (vahy ihsanı) kıldık, ecrini de dünyada verdik. Şüphesiz o, ahirette salih olanlardandır. (29/27)
Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik) Böylece dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin ve ahiret gününü umud edin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın." (29/36)
Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır'. Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi. (29/64)
Onlar, dünya hayatından (yalnızca) dışta olanı bilirler. Ahiretten ise gafil olanlardır. (30/7)
Ancak inkâr edip ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlar ise; artık onlar da azab için hazır bulundurulurlar. (30/16)
Onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Ve onlar kesin bir bilgiyle ahirete inanırlar. (31/4)
Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır. (33/21)
Eğer siz Allah'ı, Resûlü'nü ve ahiret yurdunu istiyorsanız artık hiç şüphesiz Allah, içinizden güzellikte bulunanlar için büyük bir ecir hazırlamıştır." (33/29)
Gerçek şu ki, Allah'a ve elçisine eziyet edenler; Allah, onlara dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için aşağılatıcı bir azab hazırlanmıştır. (33/57)
Hamd, göklerde ve yerde olanların tümü kendisine ait olan Allah'ındır; ahirette de hamd O'nundur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, haber alandır. (34/1)
Allah'a karşı yalan mı düzüp uyduruyor, yoksa kendisinde bir delilik mi var?" Hayır, ahirete inanmayanlar, azabta ve uzak bir sapıklık içindedirler. (34/8)
Oysa onun, kendilerine karşı hiçbir zorlayıcı-gücü yoktu; ancak biz ahirete iman edeni, ondan kuşku içinde olandan ayırdetmek için (ona bu imkanı verdik). Senin Rabbin, herşeyin üzerinde gözetici-koruyucudur. (34/21)
Yoksa o, gece saatinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gönülden itaat (ibadet) eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini umud eden (gibi) midir? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler." (39/9)
Artık Allah, onlara dünya hayatında 'horluğu ve aşağılanmayı' taddırdı. Eğer bilmiş olsalardı, ahiretin azabı gerçekten daha büyüktür. (39/26)
Sadece Allah anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalbi öfkeyle kabarır. Oysa O'ndan başkaları anıldığında hemen sevince kapılırlar. (39/45)
Ey kavmim, gerçekten bu dünya hayatı, yalnızca bir meta (kısa süreli bir yararlanma)dır. Şüphesiz ahiret, (asıl) karar kılınan yurt odur." (40/39)
İmkanı yok; gerçekten sizin beni kendisine çağırmakta olduğunuz şeyin, dünyada da, ahirette de çağrıda bulunma (yetkisi, gücü, değeri ve bağışlama)sı yoktur. Şüphesiz, bizim dönüşümüz Allah'adır. Ölçüyü taşıranlar, onlar ateşin halkıdırlar." (40/43)
Ki onlar, zekatı vermeyenler ve ahireti inkâr edenlerdir. (41/7)
Böylece biz de onlara dünya hayatında aşağılanma azabını taddırmak için, o uğursuz (felaketler yüklü) günlerde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik. Ahiret azabı ise daha (büyük) bir aşağılanmadır. Ve onlara yardım edilmeyecektir. (41/16)
Biz, dünya hayatında da, ahirette de sizin velileriniziz. Orda nefislerinizin arzuladığı herşey sizindir ve istediğiniz herşey de sizindir." (41/31)
Kim ahiret ekinini isterse, Biz ona kendi ekininde arttırmalar yaparız. Kim dünya ekinini isterse, ona da ondan veririz; ancak onun ahirette bir nasibi yoktur. (42/20)
Ve (daha nice) çekici-süsler (de verirdik). Bütün bunlar, yalnızca dünya hayatının metaıdır. Ahiret ise, Rabbinin katında muttakiler içindir. (43/35)
Gerçek şu ki, ahirete iman etmeyenler, melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar. (53/27)
Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalama', bir süs, kendi aranızda bir övünme (süresi ve konusu), mal ve çocuklarda bir 'çoğalma-tutkusu'dur. Bir yağmur örneği gibi; onun bitirdiği ekin ekicilerin (veya kafirlerin) hoşuna gitmiştir, sonra kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş, sonra o, bir çer-çöp oluvermiştir. Ahirette ise şiddetli bir azab; Allah'tan bir mağfiret ve bir hoşnutluk (rıza) vardır. Dünya hayatı, aldanış olan bir metadan başka bir şey değildir. (57/20)
Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavim (topluluk) bulamazsın ki, Allah'a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orda süresiz olarak kalacaklardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah'ın fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir. (58/22)
Eğer Allah, onlara sürgünü yazmamış olsaydı, muhakkak onları (yine) dünyada azablandırırdı. Ahirette ise onlar için ateş azabı vardır. (59/3)
Andolsun, onlarda sizlere, Allah'ı ve ahiret gününü umud edenlere güzel bir örnek vardır. Kim yüz çevirecek olursa, artık şüphesiz Allah, Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan), Hamid (övülmeye layık olan)dır. (60/6)
Ey iman edenler, Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinmeyin; ki onlar, kafirlerin mezar halkından umut kesmeleri gibi ahiretten umut kesmişlerdir. (60/13)
Sonra (üç iddet bekleme) sürelerine ulaştıkları zaman, artık onları maruf (bilinen güzel bir tarz) üzere tutun, ya da maruf üzere onlardan ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahid tutun. Şahidliği Allah için dosdoğru yerine getirin. İşte bununla, Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilir. Kim Allah'tan korkup-sakınırsa, (Allah) ona bir çıkış yolu gösterir; (65/2)
İşte azab böyledir. Ahiret azabı ise, muhakkak çok daha büyüktür; bir bilseler. (68/33). Hayır; onlar şüphesiz ahiretten korkmuyorlar. (74/53)
Hayır; siz çarçabuk geçmekte olanı (dünyayı) seviyorsunuz. Ve ahireti terkedip-bırakıyorsunuz. (75/20-21). Böylelikle Allah onu, ahiret ve dünya azabıyla yakaladı. (79/25)
Hayır siz, dünya hayatını seçip üstün tutuyorsunuz. Ahiret ise daha hayırlı ve daha süreklidir. (87/16-17)
Ve dedik ki: "Ey Adem, sen ve eşin cennette yerleş. İkiniz de ondan, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz." (2/35)
O, gökten su indirendir. Bununla herşeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiş taneler türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmış salkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler (kılıyoruz.) Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır. (6/99)
Ve ey Adem, sen ve eşin cennete yerleş. İkiniz dilediğiniz yerden yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz. (7/19)
Şeytan, kendilerinden 'örtülüp gizlenen çirkin yerlerini' açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir." (7/20)
Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?" (7/22)
Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir: Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı ise göktedir. (14/24)
Kötü (murdar) söz ise, kötü bir ağaç gibidir. Onun kökü yerin üstünden koparılmış, kararı (yerinde durma, tutunma imkanı) kalmamıştır. (14/26)
Sizin için gökten su indiren O'dur; içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız. (16/10)
Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. (16/68)
Hani biz sana: "Muhakkak Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı insanları denemek için yaptık, Kur'an'da lanetlenmiş ağacı da. Biz onları korkutuyoruz. Fakat (bu) onlarda büyük bir azgınlıktan başka bir şey arttırmıyor. (17/60)
Dedi ki: "O, benim asamdır; ona dayanmakta, onunla davarlarım için ağaçlardan yaprak düşürmekteyim, onda benim için daha başka yararlar da var." (20/18)
Sonunda şeytan ona vesvese verdi; dedi ki: "Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü haber vereyim mi?" (20/120)
Görmedin mi ki, gerçekten, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah'a secde etmektedirler. Birçoğu üzerine azab hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar. (22/18)
Ve (daha çok) Tur-i Sina'da çıkan bir ağaç (türü de yarattık); o yağlı ve yiyenlere bir katık olarak bitmekte (ürün vermekte)dir. (23/20)
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, herşeyi bilendir. (24/35)
(Onlar mı) Yoksa, gökleri ve yeri yaratan ve size gökten su indiren mi? Ki onunla (o suyla) gönül alıcı bahçeler bitirdik, sizin içinse bir ağacını bitirmek (bile) mümkün değildir. Allah ile beraber başka bir ilah mı? Hayır, onlar sapıklıkta devam eden bir kavimdir. (27/60)
Derken oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vadinin sağ yanında olan bir ağaçtan: "Ey Musa, Alemlerin Rabbi olan Allah benim;" diye seslenildi. (28/30)
Eğer yeryüzündeki ağaçların tümü kalem ve deniz de -onun ardından yedi deniz daha eklenerek- (mürekkep) olsa, yine de Allah'ın kelimeleri (yazmakla) tükenmez. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (31/27)
Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece biz de onlara Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şey de sedir ağacı olan iki bahçeye dönüştürdük. (34/16)
Nasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı? (37/62)
Ki O, size yeşil ağaçtan bir ateş kılandır; siz de ondan yakıyorsunuz. (36/80)
Ve üzerine, sık-geniş yaprakla (kabağa benzer) türden bir ağaç bitirdik. (37/146)
Doğrusu, o zakkum ağacı; (44/43)
Andolsun, Allah, sana o ağacın altında biat ederlerken mü'minlerden razı olmuştur, kalplerinde olanı bilmiş ve böylece üzerlerine 'güven duygusu ve huzur' indirmiştir ve onlara yakın bir fethi sevap (karşılık) olarak vermiştir. (48/18)
Ve birbiri üstüne dizilmiş tomurcuk yüklü yüksek hurma ağaçları da. (50/10)
Bitki ve ağaç (O'na) secde etmektedirler. (55/6)
Üstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları. (56/29)
Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz. (56/52)
Onun ağacını sizler mi inşa ettiniz (yarattınız), yoksa onu inşa eden Biz miyiz? (56/72)
Hurma ağaçlarından her neyi kesmişseniz veya kökleri üzerinde dimdik bırakmışsanız, (bu) Allah'ın izniyledir ve fasık olanları alçaltması içindir. (59/5)
Boyları birbiriyle yarışan ve içiçe girmiş ağaçlı bahçeler. (80/30)
Affetmek İle İlgili Ayet - Affetmek - Ayet ve Hadisler
Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez. (Kişinin nefsinin) Kazandığı lehine, kazandırdıkları aleyhinedir. "Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et." (2/286)
İki topluluğun karşı karşıya geldikleri gün, sizden geri dönenleri, kazandıkları bazı şeyler dolayısıyla şeytan onların ayağını kaydırmak istemişti. Ama andolsun ki, Allah onları affetti. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, yumuşak olandır. (3/155)
Umulur ki Allah bunları affeder. Allah affedicidir, bağışlayıcıdır. (4/99)
Bir hayrı açıklar ya da gizli tutarsanız veya bir kötülüğü bağışlarsanız, şüphesiz Allah, affedicidir, güç yetirendir. (4/149)
Kitap Ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: "Bize Allah'ı açıkça göster." Böylece zulümlerinden dolayı onlara yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, buzağıyı (ilah) edinmişlerdi. Yine bundan dolayı onları affettik ve Musa'ya apaçık olan ispatlayıcı bir delil verdik. (4/153)
Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever. (5/13)
Ey iman edenler, size açıklandığında sizi üzecek şeyleri sormayın; Kur'an indirildiği zaman sorarsanız, size açıklanır. Allah onu affetti. Allah bağışlayandır, (kullara) yumuşak olandır. (5/101)
Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir. (7/199)
Allah seni affetsin; doğru söyleyenler sana açıkça belli oluncaya ve yalancıları da öğreninceye kadar niye onlara izin verdin? (9/43)
İşte böyle; her kim kendisine yapılan haksızlığın benzeriyle karşılık verir, sonra aleyhine 'azgınlık ve saldırıda' bulunulursa, Allah, mutlaka ona yardım eder. Şüphesiz Allah, affedicidir, bağışlayıcıdır. (22/60)
Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (24/22)
Kullarından tevbeyi kabul eden, kötülükleri affeden ve işlediklerinizi bilen O'dur. (42/25)
Size isabet eden her musibet, (ancak) ellerinizin kazandığı dolayısıyladır. (Allah,) Çoğunu da affeder. (42/30)
Ya da kazandıkları dolayısıyla onları yok eder, bir çoğunu da affeder. (42/34)
Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliği kurup-sağlarsa) artık onun ecri Allah'a aittir. Gerçekten O, zalimleri sevmez. (42/40)
Sizden kadınlarına "zıhar"da bulunanlar (bilsinler ki, kadınları) onların anneleri değildir. Anneleri, yalnızca kendilerini doğuranlardır. Şüphesiz onlar, çirkin ve yalan söylemektedirler. Gerçekten Allah, çok affeden, çok bağışlayandır. (58/2)
Ey iman edenler, gerçek şu ki, sizin eşlerinizden ve çocuklarınızdan bir kısmı sizler için (birer) düşmandırlar. Şu halde onlardan sakının. Yine de affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine vurmaz) ve bağışlarsanız, artık elbette Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (64/14)
Karagöz İle Hacivat Oğulları - Karagöz İle Hacivat Oğulları Hikayesi
Karagözün oğlu Yaşar ile Hacivatın oğlu Sivrikoz arasında, babaları kadar olmasa bile, hatırı sayılır bir rekabet vardı. Yaşar, Sivrikozun elinde yeni alınmış bir oyuncak görmesin, ne yapar eder, Karagöze oyuncağın aynısını aldırırdı. Hani ya Sivrikozun Yaşardan aşağı kalır yanı mı vardı? Sivrikoz, Yaşarın elinde ne görürse isterdi. Oğlunun gözlerinde yaş, kalbinde acı görmek istemeyen Hacivat ikiletmeden oğlu ne istiyorsa hemen alırdı.
Böylece aradan yıllar geçti. İkisi de birer yiğit olan gençler düğün güreşlerine katılmaya başladılar. Güreşlere katılanlar birer havlu, rakiplerini yenip baş olan güreşçi ise, kınalı bir koç kazanıyordu. İlk katıldıkları güreşlerde birinci, ikinci turlarda elenen Yaşar ile Sivrikoz, tecrübeleri arttıkça güreşlere ağırlıklarını koymaya başladılar. Nihayet, bir düğünde finale kalma başarısını gösterdiler. Bunun üzerine Karagöz, Hacivatın yanına gider ve oğlunun güreşlerden çekilmesini ister.
Hacivat: Hiç öyle şey olur mu Karagözüm? Oğullarımız bileklerinin hakkıyla finale adlarını yazdırdılar. Çıkarlar meydana aslanlar gibi güreşirler. Kim güçlüyse o galip gelir ve şampiyon olur.
Karagöz: Benim oğlum şampiyon olur, çünkü senin oğlundan daha iri.
Hacivat: İrilikle şampiyon olunmaz ki, güreşte kuvvetli olan, atak olan ve nefesini iyi ayarlayan rakibine üstünlük sağlar. Bütün bunlar benim oğlumda var.
Karagöz: Günah benden gitti. Rezil olmayasınız diye geldim. Benimki, senin oğlunu hamur gibi yoğuracak ve koçu kazanacak.
Hacivat: Bak Karagözüm, koçu benim oğlum kazanır. Bundan korktuğun için, oğlun güreşten çekilsin diyorsun.
Karagöz: Ben kimseden korkmam. Hata bende, kırk yılda bir şey istedim, onu da yapmadın.
Hacivat: Ama canım efendim, borç para istemiyorsun ki, dediğini yapayım. Oğluma güreşten çekil, hükmen yenik sayıl diye nasıl söylerim.
Karagöz: Söyleyemezsin tabi, çünkü korkaksın. Yarın senin evin karşısında koçu şişe takıp kızartacağım. Sakın gelme bir parça et için. Yağma yok diyen Karagöz arkasını dönüp uzaklaşmaya başlar. Hacivatın seslenmesiyle durup dönen Karagöze, Hacivat şöyle der:
Yarın koç benim bahçede kızaracak. Toplanın gelin, kurban bayramı haricinde et yüzü mü görüyorsunuz?
Ertesi gün yapılan güreşi Hacivatın oğlu Sivrikoz kazanır. Karagöz buna itiraz eder ve Sivrikozun daha önce açık düştüğünü ve güreşi oğlu Yaşarın kazandığını söyler. Bunun üzerine hakem heyeti toplanır ve karar değişikliği yaparak, Yaşarı şampiyon ilan eder. Bu duruma da Hacivat itiraz eder. Hakem heyeti görevsizlik kararı alıp topluca Bursa Kadısına giderler. Bursa Kadısı, her iki tarafı ve hakem heyetini dinledikten sonra, müsabakayı berabere ilan eder. Kınalı koç kurallara uygun olarak kesildikten sonra, yarısı Sivrikoza, diğer yarısı da Yaşara verilir. Böylelikle olay tatlıya bağlanır.
Zagor Çizgi Film Kahramanı - Zagor - Çizgi Film Kahramanı - Zagor Kimdir
Zagor, bir çizgi roman kahramanı. 1961 yılında Mister No'nun da senarist ve çizerleri olan Sergio Bonelli ve Gallieno Ferri tarafından yaratıldı ve ilk kez okuyucu ile buluştu.
Türkiye'de 1962-1970 yılları arasında Ceylan Yayınları, 1970-1993 yılları arasında Tay Yayınları, Temmuz 1996-Ocak 2000 ayları arasında AD Yayıncılık, sonra Aksoy Yayıncılık, ve Nisan 2002'den bu yana da Lâl Kitap tarafından yayınlanıyor.
Zagor, A.B.D.'nin Pennsylvania eyaletinin kuzeyindeki Darkwood adlı düşsel bir ormanda yaşar. Asıl adı Patrick Wilding olan Zagor, henüz küçük bir çocuk iken anne-babası Darkwood yakınındaki evlerine Saleman Kinsky tarafından kışkırtılan Kızılderili Abenaki kabilesininAlgonkin Kabilesinin dilinde "Baltalı İlah" anlamına gelen "Zagor Tenay" adını verirler. Zagor sergilediği birkaç numara ile Kızılderilileri kendisinin bir yarı-tanrı olduğuna inandırır ve barışın korunması için harcadığı çabaları sonucunda Darkwood'un egemeni olup bataklıkta bir kulübe inşa ederek Çiko ile birlikte oraya yerleşir.
Zagor'un en yakın dostu Çiko, çoğu macerada onunla birliktedir. Çiko Meksika'lı bir soyludur ve tam adı "Cico Felipe Cayetone Lopez Martinez ve Gonzales"tir. Oburluğu kendisinin bir zaafıdır. İlk başta yüreksiz biri gibi görünse de yeri geldiğinde dostları için hayatını tehlikeye atmaktan çekinmez. Sevimli, esprili, kültürlü bir karakter olarak serüvenlere renk katar.
Bilerek Ekledim Bundan Sonra Her Yaptığım Sunumda Olucak..
Haklısın Canım Eminimki Başka Yerlerde Denk Geliceğim..İnşallah Değiştirilmiş Bir Halde Bulmam..
Bide Emek Hırsızları Çaldıkları Sunumları Doğru Duzgün Sunsalar Madem Çalıyon..
Teşekkür Ederim Arkadaşlar Güzel Yorumlarınız Ve Beğendiğiniz İçin..
[Intro]
Hear you shout
Dutty then a tell them once again yow!
Sly them a tell them once again hey yow!
Sean Paul and we a tell them once again
Taxi haffi set the new trend
Yow!
::Verse One::
Kick up the bass up and make I bun up the place up
Make i pick up the pace up and make them wine up them waist up
We them want fi erase up but we style them embrace up
But them cant stop the music so great up weh we create up
Me say year onto year me haffi a tell them straight up
Man a no punk
Man a no fool
Definite we sent no bait up
Unu fi listen to the lyrics pon de riddim weh we state up
If you love how we sound let me see you hand then wave up
::Chorus::
Cho
Me want fi hear you shout shout shout
From you love the lyrics coming out me mouth mouth mouth
No doubt we got the street respect
And you know say that it never counterfeit yet
Vibes weh you get
[x2]
::Verse Two::
We block it and rock it and make them just cant forgot it
When we chat it we lock it and now we see them a follow back it
Then want fi copycat it but we a top a top it
Them no want fi see we clock it neither fi see we chop it
Them use it and fuse that a de history of we music
When we fan them a choose it should never let them abuse it
Them a try fi confuse it like them want fi lose it
But all weh them a gwaan we still deh ya boost it
Just turn up the treble and the bass make it play
Party non-stop from a night till day
And no matter weh the hypocrite and critic them a say
Reggae music deh ya fi stay
Weh me go so then
::Chorus::
Cho
Me want fi hear you shout shout shout
From you love the lyrics coming out me mouth mouth mouth
No doubt we got the street respect
And you know say that it never counterfeit yet
Vibes weh you get
[X2]
(Intro)
(She want it)
Well a once Jigzagula bring mi back di dro from down a Rawbell
And Kid Kurup bring mi over di girl name Michelle
Vibes well
Story haffi tell
(Chorus)
So when di chronic it a blaze and di sitten it a raise
An di gyal dem get amaze how we know
(She want it)
Have dem unda pressure
Mek dem feel it getting wetta
Cau dem see seh dat we betta
How we know
(She want it)
Chronic it a blaze
An di gyal dem get amaze how we know
(She want it)
Have di man dem pressure
Mek dem feel it getting wetta
Cau dem see seh dat we betta
How we know
(She want it)
(Verse 1)
Seh she love my style
Bawl out fi my coil
Seh she waan a man fi bruk her out an get wild
True mi nuh waste time
Put her pon my fine
Run di marathon she waan mi run di long mile
Sexin tonight she nah guh tink bout tomorrow
It look like she only waan a piece a man fi borrow
She bun di hygrade dats di ready man borrow
But she love
Dutty dutty love
Dutty so she holla
(Chorus)
So when di chronic it a blaze and di sitten it a raise
An di gyal dem get amaze how we know
(She want it)
Have dem unda pressure
Mek dem feel it getting wetta
Cau dem see seh dat we betta
How we know
(She want it)
Chronic it a blaze
An di gyal dem get amaze how we know
(She want it)
Have di man dem pressure
Mek dem feel it getting wetta
Cau dem see seh dat we betta
How we know
(She want it)
(Verse 2)
See it pon her facial expressions seh she want it
How fi love nuh floppa see it real a so she flaunt it
Buss di song back shotta originate a so wi launch it
A so wi plant it
Sideway wi slant it
What a call a mate it weh we get di nippy whippy
Di gyal dem stop sweat an alla bawl fi har kitty
Mi bun up an pen up di gyal talk ear a start chippy
A mek she love
Dutty dutty wuk muckey
Yuh nuh see mi
(Chorus)
So when di chronic it a blaze and di sitten it a raise
An di gyal dem get amaze how we know
(She want it)
Have dem unda pressure
Mek dem feel it getting wetta
Cau dem see seh dat we betta
How we know
(She want it)
Chronic it a blaze
An di gyal dem get amaze how we know
(She want it)
Have dem unda pressure
Mek dem feel it getting wetta
Cau dem see seh dat we betta
How we know
(She want it)
(Repeat Verse 1)
(Repeat Chorus to end)
Yeah!
Well dey a hav some bwoy a gwaan like dem a gal short
(Dem a get caught)
Yuh bwoy a dem mind a nuh too sharp
Yuh dun kno say right now,
Blackshot and Sean-A-Paul a lef dem inna di dark
(Dutty Yeah!)
True to our ways jus gimme di light and pass di dro
Dey gyals a likein pon our flow
Hear what I say now rudebwoy
Di girls nuh waan nuh friars nuh connivers
Watch out let me talk to har den
[Nakarat]
Girl it is on, at four o' clock in di morn'
An I been watchin' you shake dat ting
Man dem a try, dem a get deny
Caw I'm gonna tek dat ting
Girl it is mine, a long time me a line
An pan we fi waan you to shake dat ting
Gyal dem a round an
Dem a try tek yuh crown
A nuff a dem just, ain't nothing
[Mısra]
Dat ting a weh yuh got dey
Weh yuh get it from, a mus yuh mama
Do you fault dey, from me like a champion a bubble pon di
Chart dey, gyal a look yuh hav me
A we waan to slap dey from di front an to di back dey
From di bed an to di matinee,
We haffi blow, pull out di guns an pop pop
It's dey fault dey, energy dey dey a so dey gimme di buff
An look pon me, baby put it on me
Right a now yuh mek di Dutty dap a feel horny
Girl it is on, at four o' clock in di morn'
An I been watchin' you shake dat ting
Man dem a try, dem a get deny
Caw I'm gonna tek dat ting
Girl it is mine, a long time me a line
An pan we fi waan you to shake dat ting
Gyal dem a round an
Dem a try tek yuh crown
A nuff a dem just, ain't nothing
From yuh step up inna di place, dance just light up
Man dem a run alla dem chase an dem a hype up
Which one, a which one a dem a get it first, fight up
Looks like dem man dey a go up inna di Fight Club
I can ear dem say, gyal yuh body look ripe up
An dem waan play all dey number dem a type up
Waan tek yuh away, but it was me dat she sight up
Sean-A-Paul everyday a get di lovin, well a hype's up
Girl it is on, at four o' clock in di morn'
An I been watchin' you shake dat ting
Man dem a try, dem a get deny
Caw I'm gonna tek dat ting
Girl it is mine, a long time me a line
An pan we fi waan you to shake dat ting
Gyal dem a round an
Dem waan tek yuh crown
A nuff a dem just, ain't nothing
Dat ting a weh yuh got dey
Weh yuh get it from, a mus yuh mama
Do you fault dey, from me like a champion a bubble pon di
Chart dey, gyal a look yuh hav me
A we waan to slap dey from di front an to di back dey
From di bed an to di matinee,
We haffi blow, pull out di guns an pop pop
It's dey fault dey, energy dey dey a so dey gimme di buff
An look pon me, baby put it on me
Right a now yuh mek di Dutty dap a feel horny
Girl it is on, at four o' clock in di morn'
An I been watchin' you shake dat ting
Man dem a try, dem a get deny
Caw I'm gonna tek dat ting
Girl it is mine, a long time me a line
An pan we fi waan you to shake dat ting
Gyal dem a round an
Dem a try tek yuh crown
A nuff a dem just, ain't nothing
[Intro:]
Gyal dem waan flop yuh show....(Shake it gal)... Gal dem waan stop yuh flow... (Make it gal)...
Tell dem lickle naughty gal dem leffi go... Tell dem yo!...(Move a)...Yo!...(Tell dem move a)...Yo!... go so den (Sha.. Shake it)
Gal dem waan stop yuh flow.....(Sha.. Shake it)...Gal dem waan flop yuh show (Sha.. Shake it)
Tell dem lickle killas gal go....(Dutty yeah!)... Shake it gal, dutty yow wow wow..well...
[Chorus:]
Jah-Jah member nuff a dem a soon so nuff a dem must fay
Walk pon di road an a tell people lie...
One ting me haffi say gal lonely end up I
I dont ask so question why..
Just shake gal, gyal... woman di body dem rate it gal, gyal
Not till I me know yuh nah fake it gal, gyal...
A nuff gyal a road a debate it gal, gyal...
Dem ate it gal, gyal.... so shake it gal, gyal...
Woman di body dem rate it gal, gyal...
Not till I me know yuh nah fake it gal, gyal...
Nuff man a road dem waan take it gal, gyal...
Fi break it gal, gyal...
[Verse 1:]
But yuh nuh lef pon dat if a gyal a war till life..... yuh stay far..... run a down now yuh cyar mek I know..
Say ya been more dat an if a poor ting......I a Jah cyar bring di case ya why wing... make a gal haffi see
Cau dats a yuh own yuh nah wear nuh sillicone..
Now yuh not try nuh act.... try shape pam figure... dat a anyways part of
Dem caan waan come talk say ya all going lay a dat..
[Chorus:]
Jah-Jah member nuff a dem a soon so nuff a dem must fay..
Walk pon di road an a tell people lie....
One ting me haffi say gal lonely end up I
I dont ask so question why
Just shake gal, gyal....woman di body dem rate it gal, gyal
Not till I me know yuh nah fake it gal, gyal...
A nuff gyal a road a debate it gal, gyal...
Dem ate it gal, gyal..... so shake it gal, gyal...
Woman di body dem rate it gal, gyal...
Not till I me know yuh nah fake it gal, gyal...
Nuff man a road dem waan take it gal, gyal...
Fi break it gal, gyal...
[Verse 2:]
But yuh nah fade it... Nuff a dem a struggle and a juggle well har nar get nuh reward...
But yuh know, yuh dun made it... Whole it part a set yuh never haffi fret yet
When set up ina life... yuh man get yuh done paid it.. High jean, no mean
Gal yuh ever smell clean could UK ate nuh green...
Cau we know say yuh bate it... Gal nuh make dem readyd..
Wha me say just gwaan pon rate it...
Caan nuh make nuh lickle guy come degrade it.. yow
[Chorus:]
Jah-Jah member nuff a dem a soon so nuff a dem must fay..
Walk pon di road an a tell people lie...
One ting me haffi say gal lonely end up I
I dont ask so question why
Just shake gal, gyal....woman di body dem rate it gal, gyal
Not till I me know yuh nah fake it gal, gyal...
A nuff man outta road dem waan take it gal, gyal...
Fi break it gal, gyal... So shake it gal, gyal...
Woman di body dem rate it gal, gyal...
Not till I me know yuh nah fake it gal, gyal...
Nuff gyal out a debate it gal, gyal...
Dem ate it gal, gyal....
[Verse 3:]
But yuh nuh lef pon dat if a gyal a war till life..... yuh stay far... run a down now yuh cyar mek I know
Say ya been more dat an if a poor ting... I a Jah cyar bring di case ya why wing... make a gal haffi see
Cau dats a yuh own yuh nah wear nuh sillicone
Now yuh not try nuh act... try shape pam figure... dat a anyways part of
Dem caan waan come talk say ya all going lay a dat
[Chorus:]
So shake gal, gyal...woman di body dem rate it gal, gyal
Not till I me know yuh nah fake it gal, gyal...
Nuff gyal a road a debate it gal, gyal...
So shake gal, gyal...woman di body dem rate it gal, gyal
Not till I me know yuh nah fake it gal, gyal...
Nuff man a road dem waan take it gal, gyal...
Fi break ït gal, gyal...
Kızılmaske - Kızılmaske Çizgi Film Kahramanı - Kızılmaske Kimdir
Kızılmaske, İngilizce 'The Phantom', 17 Şubat 1936'da gazete stripi olarak Lee Falk tarafından yaratılmıştı. Çizgi roman dünyasının 'ilk özel kostümlü' kahramanıdır.
Lee Falk 28 Nisan 1911'de St.Louis-Missouri, ABD'de doğmuş ve 13 Mart 1999'da New York'ta ölmüştür. Falk aynı zamanda Mandrake'nin de yaratıcısıdır.
Phantom ilk olarak siyah-beyaz olark basılmıştır. Ama bazı ülkelerde baskı renklendirilmiştir. Daha sonra orijinal baskıda kostümü mor olarak renklendirilse de, daha önce kırmızı renk kostümü tercih etmişyayıncılar maceraları bu renkle yayınlamaya devam ettiler.
Efsanenin başlangıcı
400 yıl önce gemisi korsanların saldırısına uğrayan genç bir adam, Bengali sahillerinin ıssız bir köşesinde karaya çıktı. Onu pigmeler bulur ve iyileştirir. Genç adam, babasının katilinin kafatası üstüne yemin eder: Bütün hayatımı korsanlık, haksızlık ve zalimlikle savaşmaya adıyorum. Oğullarım da benim yolumdan gidecek...
Tüm denizciler ve yerliler Kızılmaske'yi ölümsüz sanmakta ve hatta ondan 'Ölümsüz Ruh' diye bahsetmektedirler. Adı ormanda bir efsanedir ve bu efsaneyle ilgili olarak
Sadece ormanda Fantom diye seslenin. O sizi bulur!
Fantom dokuz kaplan gücündedir...
Fantom herkesle anladığı dilden konuşur... rivayetleri vardır.
Kızılmaske
Bengali Ormanı'nın derinliklerinde yaşamaktadır. Asıl adı Kit Walker'dır. Kimselerin yerini bilip bulamadığı Kafatası Mağarası'nda yaşayan Fantom, rüzgâr gibi koşan atı Kahraman ve sadık kurdu Şeytan ile kimsenin karşı koymaya cesaret edemediği yenilmez bir üçlü oluşturmuştur. Çok hızlı hareket etme, bir anda ortaya çıkıp bir anda ortadan kaybolabilme, kim olduğunun bilinememesi gibi özelliklere sahiptir.
İki adet yüzüğü vardır, iki elinin orta parmaklarına takmıştır onları. Birisine yumruk attığı zaman, bu yüzükler kötü adamın çenesinde asla çıkmayan kurukafa işaretleri bırakır. Kızılmaske bir bölgeye bu kurukafa işaretini bırakmışsa, o bölge Kızılmaske'nin koruması altında demektir.
Mowitan Bengali ülkesinin başkentidir. Kızılmaske'nin dinlenmek için gittiği yer ise Eden Adası'dır. Bu ada bütün hayvanların barış ve huzur içinde yaşamakta olduğu bir adadır.
Kızılmaske Diana Palmer ile evlidir ve ikiz çocukları vardır.
Karakterler
Başkan Luaga: Bengali devlet başkanı
Başkan Goranda: Komşu ülke Ivory-Lana'nın devlet başkanı
Diana Palmer: Kızılmaske'nin eşi
Bayan Tagama: Tomm ve Reks'in öğretmenidir
Tomm ve Reks: Kızılmaske'nin yetiştirdiği gençler
Kızılmaske'nin Türkiye'deki yayın hayatı
Kızılmaske Türk okuruyla 1939 yılında tanıştı. Çocuk Sesi ve Afacan dergilerinin birleşmesinden oluşan yeni dergide yayımlanmaya başlanan Kızılmaske'ye verilmiş olan ad Dev Adamdı. 1940'ların başlarından itibaren 1001 Roman Dergisi'nde de yayımlandı; bu maceraların dördü (ABD'deki orijinal yayın tarihleri: 1938-1940'lar) daha sonra 1965'te, Bilge Şakraks'ın çıkarttığı Red Kit dergisinde dolgu malzemesi olarak kullanıldı. Ayrıca eski 1001 Roman'ın yayıncısı olan Tahsin Demiray'ın 1952-53 yılları arasında yayımladığı (her dört sayfasından ikisi renkli olarak basılan) Haftalık Albümlerde Maskeli Süvari ve Mandrake'nin yanı sıra zaman zaman Kızılmaske'nin de maceraları yer aldı.
Kızılmaske'nin bağımsız bir dergi olarak okuyucuya sunulduğu ilk tarih 1968'dir.
Tay Yayınları'nın 13 Ağustos 1973'te yayınlamaya başladığı seri, Türk çizgi roman okuruna Kızılmaske'yi yaygın olarak tanıtıp sevdirecek seri oldu. Bu seri, 1970'ler ve 1980'ler boyunca devam etti.
Kaynak:
* Deep Woods
* Gazoz Ağacı
* Kızılmaske | Phantom | Ölümsüz Ruh
* Resimli Roman