Hey çocuk,kaldır kafanı
Çatma kaşlarını öyle
Bırak,gülümsemesede gün düşsün yüzüne
Eğme masumiyetin başını öne!!!
Unutma ki çocuk
İnsanın gözyaşları kadar sevdaları olmaz
Sevdalar kadar da gözyaşı dökülmez!
Gönül sever de göz doymaz çocuk
Ömür biter de kalp susmaz!!!
Sen bakma çocuk
Sevdayı güle yakıştırıp
Dikene suç bulduklarına!
Sevdayı kuşun kanadına kondurup
Uçamayınca da kartal olduklarına!!!
Hey çocuk
Sen hiç sevda zannedip dokundunmu dikene?
Ya da tutundun mu sevda diye kartalların pençesine?
Umudun kanadı yoktur be çocuk,dalma hayallere
Düşersin düşlerden de kırılır yarınların düne!!!
Biliyorum çocuk
Ben şimdi ne desem boştur
Seven için sevda hoştur!
Ama unutma ki çocuk
Sevda dediğin kalbin üzerine konmuş kurşundur
Kalbine ilk dokunduğunda ağırlığı sıfır arşındır
Yavaş yavaş batmaya başlar
Sıfırın karnı büyüktür çocuk
Sen farketmeden ruhuna işler
Sen senden oluverirsin
Kıblen şaşar imansız bir mezarlığa düşüverirsin!!!
Gülü gül yapan diken değildir çocuk
Gülü gül yapan kurşundaki sıfır arşındır!!!
Binlerce kelimeyi bir notanın içine hapsedersinde bir notayı binlerce kelime kullansan anlatamazsın be Ela Ablam...Notalar insanın içine işler de içinde gizlediklerinin dilsiz tercümanı oluverir çoğu zaman!Onun içindir ki kelimeler anlamını müzikle bulur...
Değerli yorumun için teşekkür ederim Ablam.Varlığına sağlık...
Bir baharı yaşıyoruz bir kışı,hiç değişmez mi günlerin akışı?
Kendi kendimize hikâyeler uyduruyoruz,aklımızca gerçekleri kandırıyoruz!
Gülerken ağlıyor fakat ağlarken gülemiyoruz...
Biz,yaşadığımızı zannediyoruz ama yavaş yavaş ölüyoruz!
Gözlerini kapat,yasla omzuma başını
Sakın konuşma
Birlikte yaşayalım kelimelerin anlamsızlığını...
Dudaklarımdaki mühür olsun gözlerin
Ve sevda soyundan gelen asil bakışlarınla
Dinsin şu soysuz hasretim...
Sıcak,çok sıcak
Yanıyor kalbim sevgilim
Nerdesin!!!
Bulutlar gökyüzünü kaplayınca gökkuşağının etrafını rengârenk bir sevinç sararmış;yağmur yağacak ve sonra ben göğü süsleyeceğim diye...Ama yağmurunu bırakmayan bulutların kendisini kandırdığını anlayan gökküşağı tek renge dönüşüverirmiş!Siyah...Ve bu rengi hiç sevmediği için de kimseciklere görünmezmiş!!!
Son iki paylaşımınızda da siyah renkli kuşlar havalanmış mavi göğe doğru!Umarım umutlarınız herdaim maviyi giyinir yarınlarınıza...
Hüznün ateşinde demlenmiş bir bardak çay için gelmiştim ve ikramımı aldım....Ellerinize sağlık...
Gece olunca ışıkları yakmadan oturmak insanı rahatlatıyor.Zaten gecenin anlamı da karanlığı yaşamak değil mi?
Düşünüyorumda;aslında bazı insanlar için ışık diye birşey yok!İnsan kendi ışığı olamadıktan sonra hiçbir aydınlatma objesi karanlıktan ışığa taşıyamıyormuş insanı...
Yüksek sesle müzik dinlemekten nefret etmesem şuanda son ayara alınmış bir müzik eşliğinde kendi susmalarımla derin bir muhabbete girerdim!
Hani her insan arada bir de olsa düşünürya;bir kuş olsam uçsam gitsem uzaklara.Gökyüzünde süzülsem,bulutların üzerine çıksam,yeni umutlara kanat çırpsam,hiç ağlamasam hep gülsem...Ama unuttuğumuz birşey var;kuşlar da ağlar,kuş yüreklilerde...