Evet Büreyde çok haklısınız.Günün getirdiklerini ve yarının getireceklerini umursamadan insan kendini geceye atabiliyorsa ne güzel!Beyninde uğuldayan bütün seslerden kurtulmak için dünyayı karanlığa gömüp kararan umutlarını aydınlatabiliyorsa ne güzel!!!
Mesele ne biliyor musun?
Asıl mesele sevmek değil
Sevilmeyi hakedebilecek kadar cesur durabilmek sevdada!!!
Ama bazen cesaret de acı verir insana
Hemde öyle bir acı verirki
Duyduğun değil verdiğin hasret kahreder seni!
Bu öyle bir duygudur ki
Tek kanadı kırık bir kuşun uçmayı her deneyişinde
Yere düşerken baktığı gökyüzünün mavisinin
O tek kanadının altından sıyrılışı gibi
Hayallerin kayıp gider düşlerinden...
Bazen nedensiz sever insan!
Onun yanında olmasına ihtiyaç duymadan
Öyle çığlık çığlığa değil
Acısada canı sesini çıkarmadan
Kalbini yormadan,kendine hesap sormadan
Yalan avuntulara sığınmadan
Hayal kurmadan...
Doğum gününüz kutlu olsun Ablam.Allah'ın size vereceği en büyük zenginlik bir ömür sağlıklı bir yaşam olur inşallah.Sevdiklerinizle birlikte nice mutlu seneler doğum gününüzü kutlamanız dileklerimle...Refik Abiminde yüreğine ve o güzel yüreğindekine sağlık,çok güzel bir sayfa hazırlamış...
İnsan kalbinde açılan yaraya hiçbirşeyin merhem olamayacağını anlayınca onunla yaşamaya alışır!Geçmiş diye birşey yoktur ve gelecekle ilgili hayaller de kurulamaz!Artık;olan,biten ve kalan vardır ve en çok kalandır yaralanan!
Yaralayan geçmişin yaralanan geleceğin esiridir...Çünkü yaralayan yaralanan için geçmişte kalırken yaralanan geleceğini kaybetmiştir...Yani senin anlayacağın geleceği geçmişe esir eden şey;sahip olamamak değil sahipsiz kalmaktır!
Seni seviyorum demek sadece insanın yaşadığı sevdanın ufacık bir bölümünü anlatır.Oysa seni seviyorum kelimesini kullanmadan sana bu sevdayı yaşatan insanı anlatmak sevda kelimelerinin daha bir üstünde değil midir Birsum?
Değerli yorumun için teşekkür ederim Ezgi.Haklısın;insan sevdiği kadar sevilir ve her sevda aşk değildir.Aslında aşkın belli bir tanımıda yoktur!Aşkı belli bir kalıba sığdırmak insan kalbinin küçülmesine neden olur!Aşk öyle bir yokoluşturki bulamadığın tek şey kendindir.Aslında aşkta en önemsiz şey insanın kendisidir!Yani demem o ki;aşk bir kayboluştur arayış değil...
Başını hafifçe kaldırdı ve;''beni seviyor musun?'' diye sordu.Adam hiç beklemiyordu bu soruyu!Bir an için tereddüt etti çünkü biliyordu ki onun duymak istediği sadece seni seviyorum kelimesi değildi!Herkes seni seviyorum diyebilirdi ama o bundan fazlasıydı!
Fazlasını hakediyordu!Adam onu tanıdığından beri hiçbirşey eskisi gibi değildi.Hatta kendiside!
Adam gözlerini kapattı ve konuşmaya başladı:
Şuan derin bir karanlıktayım.Ucu bucağı olmayan,hiçbir ışığın içeri girmeye cesaret edemediği asi ve yıkıcı bir karanlığın ortasındayım ve orada sadece sen varsın...
Adam gözlerini açtı ve kadına baktı sözlerine devam etti:
Biraz önce karanlığın ortasındaydım ve hiç oradan çıkamayacağımı sandım ama şimdi ne Ay ne de Güneş'in dengi dahi olamayacağı bir ışığın aydınlattığı dünyadayım...Ama ilginç olan bir durum var;karanlıkta yanımdaydın ama yine de korkuyordum ''ya karanlığa karışıp beni bırakıp gidersen'' diye...Gözlerimi açtım ve kendimi eşsiz bir ışığın aydınlattığı dünyanın sahibi gibi gördüm ve yine korktum!Senden değil ama korkularımdan korktum!En büyük korkum ne biliyormusun;ya bir gün kalbinde olmazsam,ışığım kararır ve karanlığın ortasında sensiz kalırsam?
Sen benim karanlığımsın,gözlerimi kör edip kuytularına daldığım,beni kaybedip seni bulduğum...
Sen benim ışığımsın,günden güne dünyamı aydınlatan,yarınımı hesapsız teslim alan...
Varlığında dahi yokluğunu yaşarken yokluğunda varlığın büyüyor bende.Sence sana ''Seni Seviyorum'' demem sana olan sevdamı anlatabilir mi?
Büreyde,kelimeler o kadar güçlü bir silahtır ki onun dokunduğu yerden kan değil can akar!Aslında yazılacak çok şey var ama benim canım da bu kadarına dayanabildi diyelim!Seninde söylediğin gibi;insan içindekileri değil diline dokunanları söyleyebiliyor çoğu zaman...Bunun kime yazıldığının bir önemi yok,önemli olan bunu yazmamı sağlayan duygunun gerçek anlamıyla algılanabilmesi!Birileri yalnızlığı tek başına yaşadığını düşünürken aslında bilmediği şey onun tek başına yaşadığı yalnızlığın başka biryerlerde kalabalıklaştığıdır...Değerli yorumun için teşekkür ederim...
Evet Birsum haklısın;yalnızlık kalpte açan bir çiçektir ve kokusu olmayan bir çiçeğin dikeni sürekli hayallerine batar insanın ve düşleri kanarken kimsesizliğe bilinmezki kimsesiz olunmadığı...
Arada bir geliyorsun ve içinde büyüttüğün gülleri etrafına serpip hemencik kaçıyorsun be Elif!İnşallah seni buralarda daha çok görürüz!O güzel kalbine sağlık Elif...
Bir insanın kendi içine hapsolması kadar kendine verebileceği bir ceza var mıdır bu hayatta?
Sağında sen,solunda sen...Elini uzatsan bir yerlere tutunmak isteyen elin diğer eline çarpar ve yaşadığın kimsesizlikte canın yanar!
Gözlerin bakar kör,aklın hayal dünyandaki mutlulukla birleşmiş ve ağır bir ihanet içerisinde sana
Malûm ikisi birden firarda!
Kim anlayabilirki seni?
Kim tutabilirki acıyan ellerini?
Küçük bir hayat (ç)alıntısı var bu yazdıklarımın içinde...Aslında küçük dediğime bakmayın,içinde koca bir ömür var ama küçücük hayallerin nasılda tükendiğini anlatan hislerin sessiz yaşanmışlığı o kadar küçük olmuyor!!!
Depremler oluyor içinde ve yıkılıp yıkılıp yeniden ayağa kalkıyorsun ve her kalkışında bir nefes daha susuyorsun...Susmak,hayatta durmayı zorlaştırıyorda yanında bir de ayakta durmayı zorlaştırıyor...
Bazen bazı insanların gıcıklıkları da iyi gelir insana!Gerçi bu biraz da insanın gıcıklık göreceği şeylere bakış açısıyla ilgilidirya neyse!Sen gıcıklık diyorsan öyle olsun Birsum