Şayeste

Şayeste

Üye
07.10.2008
Genel Kurmay Başkanı
101.596
Hakkında

  • duaların kabulü için - duaların kabulü

    Kul, Allah`ın bağışlayıcı olduğunu bilmeli, ümidini kesmemeli; ancak kendisine düşen vazifeleri de, güç yetirebildiği oranda yapmalı, ameline güvenmemelidir. Günahkar iken dualarımızın kabul olmayacağı gibi bir genelleme İslamda yoktur. Bilakis İslam bizi hep Rabbimize yönlendiriyor.
    Kul her konuda, her başı derde girdiğinde, her zaman ve her halde `içtenlikle` dua etmekle mükelleftir. Cenab-ı Allah dualara öyle çabuk cevap veriyor ve bunun için en küçük bir iyiliği bile öyle değerlendiriyor ki Dilerseniz, şu olaya bir bakalım:

    Resul-i Ekrem Efendimiz(asm) anlatıyor: `Sizden önceki kavimlerden birisinde bir gün erkeklerden üç kişilik bir grup yola çıktı. Gecelemek için bir mağaraya sığındılar. Derken, dağdan kopan büyük bir kaya parçası onların üzerine mağaranın ağzını kapattı. Birbirlerine baktılar; Allah`a sığınmaktan ve dua etmekten başka çareleri yoktu. Birbirlerine, `Bizi ancak salih amellerinizle dua etmeniz kurtarır!` dediler ve dua etmeye başladılar. `İçlerinden biri: `Allah`ım! Benim yaşlı ve kocamış bir anam ve babam vardı. Akşam olunca ben onlardan evvel ne çoluk-çocuk, ne de hizmetçilerimden hiç birisine bir şey içirmezdim. Bir gün hayvanlarımı otlatacak ağaçlık bir yer aramak arzusu beni uzaklara götürdü. Onların uyku saatlerine kadar geri dönemedim. Geldiğim zaman onların akşam sütlerini sağdım. Fakat onları uyumuş halde buldum. Kendilerini uyandırmayı ve onlardan evvel çoluk-çocuk ve hizmetçilerime akşam sütü içirmeyi hoş görmedim. Çocuklarım ayaklarımın etrafında ağlaşırken ben süt bardağı elimde olduğu halde, onların uyanmasını gözeterek şafak sökesiye kadar yerimde bekledim. Nihayet uyandılar. Akşam sütlerini içtiler. Allah`ım! Eğer ben şu yaptığımı Senin rızan için yapmışsam, şu kayadan dolayı düştüğümüz sıkıntıyı gideriver` dedi. `Kaya gerçekten biraz açıldı. Fakat çıkmaları için yeterli değildi. Diğeri: `Allah`ım! Benim amcamın bir kızı vardı. O bana insanların en sevimlisi idi. Onu çok şiddetli seviyor ve arzu ediyordum. Bir kıtlık senesinde o bana geldi. Kendisini bana teslim etmesi karşılığında ona yüz yirmi altın vereceğimi söyledim. İsteğimi kabul etti. Fakat tam muradıma ereceğim zamanda, `Allah`tan kork!` dedi. Onu çok sevdiğim ve arzuladığım halde bıraktım. Altınları da ona bıraktım. Ya Rab! Eğer ben bunu sırf Senin rızan için yapmışsam içinde bulunduğumuz sıkıntıyı gider` dedi. `Kaya gerçekten biraz daha açıldı. Fakat o aralıktan dışarıya çıkmaya imkan bulamıyorlardı. Üçüncüsü şöyle yalvardı: `Allah`ım! Ben bir takım ameleler kiralamıştım. Birisi hariç diğerlerinin ücretlerini kendilerine verdim. O kişi hakkını almadan bırakıp gitti. Ben de onun parasını onun namına çalıştırıp çoğalttım. O kadar ki, çok mal meydana geldi. Bir zaman sonra adam geldi ve: `Ey Allah`ın kulu, bana ücretimi ver!` dedi. `Ben de vadiyi göstererek: `Şu gördüğün deve, sığır, koyun ve hizmetçi... hepsi senindir` dedim. Adam: `Ey Allah`ın kulu, benimle eğlenme` dedi. Ben: `Seninle alay etmiyorum` dedim. Bunun üzerine malların hepsini alıp, götürdü gitti. Onlardan hiçbir şey bırakmadı. Allah`ım! Eğer ben yaptığımı sırf Senin rızan için yapmışsam, bulunduğumuz şu sıkıntıyı bizden gider` dedi. `Nihayet kaya tamamen açıldı ve mağaradan yürüyerek çıktılar.

    `DUA Allah`ım! İslamı anlamamızı, hükümleriyle amel etmemizi, öğütlerini dinlememizi ve Kur`an`ın çizdiği yolda istikamet içinde yürümemizi kolaylaştır! Eğri büğrü de olsa, amellerimizi kabul buyur! İyiliklerimizi tövbemizin kabulü için yeterli sebep say! İyiliklerimizi artır! Emirlerine itaatimizi artır! Salih amelimizi artır! Bizi Kendine kul eyle!

    Amin... Amin... Amin..
#17.11.2009 10:29 0 0 0
  • MALZEMELER:

    * 1 tane küçük brokoli
    * 1 tane küçük karnıbahar
    * 10,15 tane brüksel lahanası
    * Cherry domates
    * Tuz
    * Zeytinyağı
    * Pulbiber
    * Nane
    * Sumak
    * Limon suyu

    noimage

    YAPILIŞI:

    Sebzeleri tuzlu suda ayrı ayrı haşlayalım.Daha sonra soğuk suya atalım.Süzüp tabağa dizelim.Üstüne domatesleri dizelim.Bir kasede yağ,limonsuyu ve baharatları karıştırıp salatanın üzerine dökelim...
#17.11.2009 07:21 0 0 0
  • Cevizli sucuk tarifi ve ölçüleri
    Malzemeler

    1yk dolusu şeker
    1,5-2yk buğday nişastası
    Su bardağının biraz azı pekmez ve onun üzerini dolduracak su
    3-4 ceviz
    10fındık
    4-5 badem

    Yapılışı

    Bu kez karışık yapayım dedim. O yüzden badem, fındık ceviz karışık. Bir iğneye misinamızı geçirelim. Misina 2-3karış olsun. İlk önce fındıkları tavada kabukları soyulup üzeri hafif kızarana dek çevirin. Kabuklarını soyup soğutun. İğneyle misinaya dizin.

    Fındıklar iğneden zor geçtiler, ben de kerpetenle çektim iğneyi. Aklınızda bulunsun. Sonra bademleri dizdim, onlar kolayca geçti. Cevizleri ilk önce yaptığımda yarım beyin gibiyken dizmiştim. Şimdi fındıklara ve bademlere uysun diye onu ikiye böldüm, böyle:



    Nişasta, pekmez, şeker ve suyu küçük bir cezveye aldım. Karıstırdım. Kıvamında pekmez belli olacak ama çok olmayacak. Kendiniz göz kararı ayarlayabilirsiniz ama ben bu ölçülerde yaptım. Karışım kaynayınca bulamaç olacak, bu şekilde.
    Misinaya dizdiğiniz kuru yemişleri cezveye sokup çıkarın. Sonra ipin ucundan tutup sallandırarak üzerinden küçük bir kaşıkla ya da çay kaşığıyla bulamaçtan dökün. Her yerini yeterince sıvayınca(kuruyemişler gözükmeyecek) sıvamayı bırakabiliriz. Misina asılacağı yerde durmayacağı için ben başka bir iple ilave yaptım.

    alıntı: asevimiz
#17.11.2009 07:09 0 0 0
  • zilhicce ayının önemi - zilhicce ayında yapılacak dualar 10 gün - zilhicce ayi ve on gece - zilhiccenin önemi - zilhicce ayında yapılacak ibadetler

    Ramazanın yarısından sonra başlayan ayrılık hüznü, Kadir Gecesi'nden sonra artar ve son teravih-son oruçla birlikte zirveye çıkar. Artık rahmet ve mağfiret ayı bitmekte, bire bin verilen geceler veda etmektedir. Maneviyata duyarlı nice mü'min gözyaşı döker, hatta bayramı buruk geçirir.

    Şevval ayında tutulan altı oruç acılı yüreklerimizi bir derece
    teskin eder. Sanki Ramazan'ın küçük bir uzantısını yaşarız. Kurban Bayramı'ndan önceki Zilhicce'nin ilk on günü ise,
    Ramazandaki bol sevaplı ve çok feyizli ibadetlerden ayrılan mahzun gönüllerimize âdeta bir "teselli armağanı"dır.



    "Keşke Ramazan biraz uzun olsaydı" ya da "Ah, Ramazanı hakkıyla ihya edebilseydim" diye yanan gönüllerimize muhteşem bir fırsattır bu on gece.

    Kur'an-ı Kerim'de Fecr Suresi'nin başında, "On geceye yemin olsun ki" ifadeleriyle bahsedilen bu on gecenin ne muazzam bir hazine olduğunu ne yazık ki hakkıyla bilemiyoruz. Bazı kaynaklarda bu on gecenin Ramazan'ın son on günü veya Muharrem'in on gününe (Aşure Gününe) kadar olan on gün olduğu kayıtlı olsa da genel görüş ve kabul, bu mübarek on günün Zilhicce ayının ilk on günü
    olduğudur. Yani her senenin Kurban Bayramından önceki ilk dokuz günü ve Kurban bayramı günü olmak üzere tam "on gün" *Zilhicce, umumi af ve bağışlanma ayıdır*

    Kamerî ayların 12'ncisi olan Zilhicce ayı, İslâm'ın beş
    esasından biri olan hac ibadetinin yerine getirildiği umumi af ve bağışlanma ayıdır. İşte bu mübarek ayın yukarıda da ifade ettiğimiz birinden onuna kadar olan zaman dilimi "leyâli-i aşere", yani on mübarek gecedir. Onuncu gün Kurban Bayramı'nın ilk günüdür.

    İşte bu günlerin kıymetini anlatan Sevgili Peygamberimizin
    (s.a.v.) muhteşem müjdesi:
    */"Allah'a ibadet edilecek günler içinde Zilhicce'nin ilk on
    gününden daha sevimli günler yoktur. O günlerde tutulan her günün orucu bir senelik oruca, her gecesinde kılınan namazlar da Kadir Gecesine denktir." (Tirmizi: Savm, 52; İbn Mace: Sıyam, 39)

    Demek ki, bugünlerde tutulan bir oruç, 360 gün oruca bedel
    olabilir. Rabbimizin rahmet ve bereketi o kadar coşmaktadır ki,bir günlük oruca bir yıllık oruç sevabı vermektedir. Böyle
    güzel ve tatlı bir müjdeye ilgisiz kalmak mümkün mü? Bu gecelerin Kadir Gecesine benzetilmesi ise, ayrı bir güzelliktir. Çünkü, Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır ve 83 yıllık ibadete bedeldir.



    *Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin*
    */Yine Efendimizden (s.a.v.) harika bir teşvik cümlesi:
    "Allah indinde Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!" (Abd b. Humeyd, Müsned, 1/257)

    Tesbih, sübhan; tahmid, elhamdülillah; tehlil,
    lâ ilâhe illâllah; tekbir ise Allahu ekber demektir. Tesbih, tahmid ve tekbirin namazın çekirdekleri hükmünde olduğunu düşünürsek,bugünlerde nafile namazları arttırmanın ne kadar büyük sevap olduğunu anlayabiliriz.

    Yukarıdaki hadisi destekleyen şöyle bir rivayet daha vardır:
    */"Günlerden hiçbiri yoktur ki onlarda yapılan bir iş
    Zilhicce'nin ilk on gününde yapılan işten daha faziletli ve yüce, Allah'a daha sevimli olsun" (Tirmizi, Savm: 52; Darimî, Savm: 52)

    İbni Abbas'ın şu rivayeti ise, bugünlerdeki ibadetin cihattan
    bile faziletli olduğunu gösteriyor:

    */Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:
    "Allah katında içinde bulunduğumuz şu günler (Zilhicce'nin
    ilk ongünün)deki salih amelden daha sevimli salih amelin bulunacağı başka günler yoktur."

    Sahabeler, sordular:
    "Ya Resul, Allah yolunda cihat da mı?"
    Resulullah (s.a.v.) cevap verdi:

    "Evet, Allah yolunda cihat da. Meğerki bir adam canıyla ve
    malıyla cihada çıkıp da kendisine ait mal ve candan hiçbir şeyi geri getiremez olursa, o başka." (İbni Mâce, Sıyam: 39.İbni Hacer,5:119)/*

    Buna göre, cihada çıkıp malını feda edip kendisi de şehit
    olan kimsenin ameli bu on gündeki amelden daha faziletlidir.

    *Arefenin yeri başkadır.Bugünlerde oruç tutup, gündüzünü ve gecelerini de ibadetle geçirmek hem affa, hem de büyük sevaplar elde etmeye vesile olur.

    Bu on gün içinde Arefe gününün yeri ise bambaşkadır.
    Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Arefe günü tutulan oruç hakkında şöyle buyurmaktadır:

    "*/_Arefe günü tutulan oruç, geçmiş bir senenin ve gelecek senenin günahlarına keffaret olur." (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 457)_/

    **/Hz. Ebu Bekir'in oğlu Abdurrahman, Arefe günü kardeşi Hz.Aişe'nin (r.a.) huzuruna girdi. Hz. Aişe oruçlu olduğu için
    hararetten dolayı üzerine su dökülüyordu. Abdurrahman ona:"Orucunu boz" dedi. Hz. Aişe:"Resulullahın (s.a.v.), 'Arefe günü oruç tutmak, kendisinden önceki senenin günahlarına keffaret olur' dediğini işittiğim halde iftar mı edeyim?" dedi. (Tergîb ve Terhîb Trc, 2. 458)/*

    Bizim gibi neredeyse bir günah denizinde yüzen ahir zaman
    Müslümanları için bundan daha büyük bir müjde olabilir mi? İşte af ve mağfiret fırsatı!

    Başka bir rivayette ise Hz. Aişe şöyle demiştir:
    "Arefe gününün orucu bin gün oruç tutmak gibidir." (Tergîb
    ve Terhîb Trc, 2. 460)

    Demek ki, bir günlük arefe orucu, üç yıllık normal günlerde
    tutulan oruç sevabına denktir.

    Efendimiz, bugünün faziletini şöyle anlatır:
    */"Arefe günü gelince, Yüce Allah rahmetini saçar. Hiçbir
    gün o günde olduğu kadar insan cehennemden azat olunmaz. Kim Arefe günü gerek dünya ve gerekse âhiret ile ilgili olarak Allah'tan birşey isterse, Allah onun dileğini karşılar."/*

    Yine konuyla ilgili bir hadis şöyledir:
    "*/Arefe gününden daha faziletli bir gün yoktur. Allahü Teala
    o gün, yer ehli ile meleklere karşı övünür ve (Arafat'taki
    hacıları kast ederek) şöyle buyurur:
    'Kullarıma bir bakın. Saçları başları dağınık, toz toprak
    içinde her uzak ilden bana geldiler. Bu hâlleri ile onlar, rahmetimi ümit etmekteler, azabımdan dahi korkmaktalar. Şahit olunuz, onları bağışladım. Onların yerlerini cennet eyledim.' Melekler derler ki:
    'Onların arasında biri var ki; yalancıktan bu işi yapar. Falan
    kadın da öyle.'
    Allahü Teâla şöyle buyurur:
    'Onları da bağışladım.'
    Arefe günü olduğu kadar, hiçbir gün cehennemden daha çok azat edilen olmaz."
    Bu arada şunu hatırlatalım: Hadislerde zikredilen Zilhicce'nin ilk on gününden maksat ilk dokuz günüdür. Çünkü Zilhicce'nin onuncu günü Kurban Bayramı'nın birinci günüdür, bugün oruçlu olmak caiz değildir; ancak o gün de ibadet günüdür. Müstehap olan oruç,Kurban Bayramı'ndan önceki ilk dokuz gündür. On geceye ise,Kurban Bayramı'nın gecesi dahildir. Çünkü geceler önce gelmektedir.
    Ayrıca Zilhicce'nin sekizinci gününe "terviye günü"dokuzuncusuna "Arefe günü"; Kurban bayramı gününe (onuncu güne)"nahr=kurban günü", ondan sonraki üç güne de "teşrik günleri"denilmiştir.

    Bu günlerde kazası olmayanlar, beş vakit namaza ilaveten nafile ibadetlere de ağırlık vermelidirler. Kazası olanlar ise daha çok kaza namazları kılmalıdırlar.


    Bu on günü hangi ibadetlerle değerlendirmeliyiz?*
    Her şeyden önce her zaman ve zeminde en vazgeçilmez ibadet olan beş vakit namazı asla ihmal etmemeliyiz. Çünkü, hiçbir nafile ibadet farzların yerini tutamaz. Namazlarda cemaate katılmak için gayret etmeli, daha bir dikkat ve huşu ile eda etmeliyiz.
    Mümkünse bugünlerde oruç tutup zamanımızı Kur'an, istiğfar, salavat, zikir ve dua ile geçirmeliyiz. Her zaman yapamayanlar bile hiç değilse bugünlerde kuşluk, evvabin, teheccüt gibi namazları kılmalı,affa nail olmak için çırpınmalıdır.


    Hatta affa ve rızaya nail olmayı hedef kabul ederek, bu on günü sanki Ramazan'ın son on günüymüş gibi geçirmeliyiz. Buna güç yetiremeyenler, hiç değilse arefe gününü ve bir gün öncesini oruçla ve ibadetle geçirmelidirler. On gece içinde, bilhassa terviye, arefe ve bayram gecelerini ihya etmenin özel bir yer vardır.

    Arefe günü bin İhlâs Suresi okumak çok faziletlidir. Çünkü
    arefe,tevhidin, azamet ve kibriyanın tam hissedilip ilan edildiği gündür. Bunun için Arefe gününün sabah namazında başlayıp bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar 23 vakit farzlardan sonra teşrik tekbirlerini getirmek vaciptir. Hatta bu tekbirleri on gün içinde müsait oldukça söylemek büyük sevaptır.

    Bugünlerde milyonlarca mü'min haccetmek için mukaddes
    topraklara gitmiş, kimi Kâbe'yi tavaf ediyor, kimi ağlayarak dua ediyor,kimi Medine'de Ravza-yı Mutahhara'da gözyaşı döküyor, zikir ve dua ile sa'y ediyor, kimi Makam-ı İbrahim'de gözyaşıyla namaz kılıyor,kimi Mültezem'de af için yalvarıyor Hepsi kendileri ve mü'minler için af, mağfiret, rıza, tevfik ve hidayet istiyor Arefe günü
    ise, hepsi Arafat'a gelmiş, "Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk"
    sadalarıyla asumanı inletiyor, gözyaşıyla kıldıkları namaz
    ve ettikleri dua ile Rabbimizin rahmetine sığınıyor.

    İşte kendimizi hayalen hacda hissetmek, onları izleyerek
    kendimizi onların içinde saymak yoluyla manevî bir hâl kazanabiliriz.İnş dua ve ibadetlerimizin hacıların yaptıkları ubudiyete dahil olmasını ümit ederek ibadet edelim.

    Şunu da unutmayalım ki, hadislerde verilen müjdelere nail olmak için o günleri nicelik ve nitelik olarak en üst seviyede
    değerlendirmemiz gerekir. Böylece bambaşka bir halete bürünür,ibadetin hazzını yaşar, inş Kurban Bayramı'na
    affedilmiş olarak girebiliriz.

    */-"Allah indinde Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!" (Abd b. Humeyd, Müsned, 1/257)

    Kamerî ayların 12'ncisi olan Zilhicce ayı, İslâm'ın beş
    esasından biri olan hac ibadetinin yerine getirildiği umumi af ve bağışlanma ayıdır. Bu mübarek ayın birinden onuna kadar olan zama dilimi "leyâli-i aşere", yani on mübarek gecedir. Onuncu gün Kurban Bayramı'nın ilk günüdür.

    - Bu on günde beş vakit namazı asla ihmal etmemeliyiz. Namazlarda cemaate katılmak için gayret etmeli, daha bir dikkat ve huşu ile eda etmeliyiz. Mümkünse bugünlerde oruç tutup zamanımızı Kur'an, istiğfar, salavat, zikir ve dua ile geçirmeliyiz. Her zaman yapamayanlar bile hiç değilse bugünlerde kuşluk, evvabin, teheccüt gibi namazları kılmalı, affa nail olmak için çırpınmalıdır.

    *On Günlük İhyanın Püf Noktaları*
    - Birçok insan bugünlerin kıymetini bildiği halde günlük
    işlerin ve ilişkilerin içinde tam bir ihya programı yapamıyor. Ya unutuyor ya dünya işlerine zaman ayırıyor ya da tam istifade edemiyor.

    Bunun için şu basit, ama etkili tavsiyelere dikkat edin:
    - Her yılın Kurban Bayramı öncesi 9 günü ile Kurban Bayramı gününü yani Zilhicce'nin ilk on gününü ajandanıza veya her gün gördüğünüz bir yere not edin.

    Bu on gün içinde sizi meşgul edecek misafirlik, yolculuk ve
    yorucu işlerden uzak durun. Bu tür programları ya öne alın veya erteleyin.

    - Seçici olmadan maç, dizi, haber izlemek gibi boş ve sizi
    ilgilendirmeyen işlere zaman ayırmaktan her zaman kaçının; bu on günde ise daha bir titiz olun.
    - Bugünlerde sağlığınıza özel bir önem verin ki, ibadet ve
    zikirden geri kalmayın. Ameliyat ve uzun tedavileri bugünlere denk getirmeyin.
    Eğer ev hanımı, emekli, yaşlı gibi mesaiye bağlı bir işiniz
    yoksa bu on günü sanki i'tikafa girmiş gibi dolu dolu geçirin.
    - Öğrenci, memur, işçi gibi belirli bir uğraşınız varsa,
    mümkün olduğu kadar izin ya da tatil günlerinde oruç ve ibadete ağırlık verin.

    - İş, okul vs. sizi mutlaka meşgul etse bile aralardaki "ölü
    zamanları" değerlendirin. Bunlardan kastımız, iş ve okula
    gidip gelirken, teneffüs, sıra bekleme gibi durumlardaki boş
    zamanlardır. Bu zamanları Kur'an, salavat, dua, istiğfar ve
    zikirle değerlendirin.
    - Yanınızda sürekli küçük ebatlı bir Kur'an veya bir evradu eskar kitabı taşıyın. Boş zamanlarda birkaç sayfa bile okusanız kârdır.
    - Kur'an okumasını bilmeseniz bile, ezberinizde olan sureleri defalarca okumanız büyük sevaptır.
    - Bu on gecede daha az uykuyla idare edin ve uykunuzu kaçıracak çay, kahve gibi içecekleri daha çok tüketin.
    - On günün tümünde oruçlu olamadıysanız fırsat bulduğunuz gün Cuma'ya denk gelse bile yine oruç tutun. Çünkü, başka günlerde tutmaya imkanı olduğu halde Cuma günü tutmak mekruhtur. Öyle bile olsa, mekruh sevabından biraz eksilir demektir, yoksa hiç tutmayan zaten hiç sevap kazanmamış olur.
    - Zaman kazanmak için bayramlık ve kurbanlık alış verişini
    önceden yapmaya çalışın.

    cemil tokpınar
#17.11.2009 06:40 0 0 0
#16.11.2009 21:02 0 0 0
  • zihicce ayında çekilecek tesbihler - zilhiccede yapılacak ibadetler - zilhicce ayında okunacak dualar - zilhicce ayı duaları

    İlk on gün boyunca yapılması ve sevabı çok fazla olan tesbih ve duaları MAIN-BOARD ailesiyle paylaşmak isteriz.Bugünden başlayarak çekilecek tesbihler ve dualar şunlardır:


    1. Gün Tesbihi

    Subbuhun kuddüsün rabbuna ve rabbul melaiketü verruh (100 defa)

    1.Gün Duası


    Bütün alemleri yaratan ve ayakta tutan Rabbimiz'e,zerrat-ı kainat adedince hamd ve şükür,Peygamberler Server'i Efendimiz'e, diğer emibiya-i izama,melaike-i kirama,ehl-i beyte ve Hakk'ın bütün sadık kullarına da deryalardaki su damlaları,çöllerdeki kum taneleri adedince salat ü selam olsun.Üzerimizdeki lütuflarını saymakla tüketemeyeceğimiz,ihsanı,keremi bol,rahmeti,şefkati ve merhameti sonsuz Rabbimiz! Bize dünya adına verdiğin bütün nimetleri din-i mübin-i İslam'a sonsuz hizmet etmek istikametinde kullanmayı nasip eyle!Bizi,kardeşlerimizi,hepimizi bütün mevcudatı kuşatan ve her şeye şamil olan engin rahmetinden mahrum etme!




    2. Gün Tesbihi

    Subhanallahi ve bihamdihi subhanallahil azim (300 defa)

    2. Gün Duası

    Ey kullarına her zaman hilm ile muamele edip, onların günahlarını görmezden gelen ve yeniden dönüp sırat-ı müstakimi bulmaları için fırsat üstüne fırsat veren yüce Mevlamız! Bizler çok hatalar irtikap ettik,çok günah işledik. Şimdi "Tevbeler tevbesi!" diyor,yüce huzurunda boyun büküyor,huşu ile iki büklüm oluyoruz.Şayet bizi cezalandıracak olursan adaletinle muamele etmiş olursun; yok eğer günahımıza,kusurlarımıza ve isyanlarımıza rağmen o hududu olmayan rahmet ve merhametinle muamelede bulunur ve affedersen,o da Sen'in fazlın olur; Sen'in fazlın bizim hayal sınırlarımızı bile aşacak kadar büyüktür.


    3. Gün Tesbihi

    La havle vela guvvete illa billahil aliyyil azim.(100 defa)

    3. Gün Duası

    Ey rahmeti gazabının önünde bulunan,kullarının tevbelerini kabul buyuran ve dua dua yalvaranların nidalarına icabet eden Yüce Rabbimiz! Amellerimizde eksikliklere ve sözlerimizdeki kırık-döküklüğe değil, hakkımızdaki hüsn-ü zannımız ve rahmetine bağladığımız recamıza göre muamele et ve bizim dualarımıza da icabet buyur; bizi hayret ve hüsrana uğratma!

    Rabbimiz! Dünya ya, ukbaya ve bu iki diyar arasında bir geçit sayılan kabir alemine ait endişelerimizi emnü emana çevir...dualarımıza icabet et...besmelemiz ümitlerimizi hayret ve hüsranla neticelendirme...

    4.Gün Tesbihi

    Hasbiyallahu la ilahe illallahu aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azim.(100 defa)

    4.Gün Duası

    Allah'ım senin indinde en makbul olacak bir biçimde namazlarımızı dosdoğru ve zamanında kılabilmeyi,izninle namazımızda miracı yaşayabilmeyi bize öğret Allah'ım.Namazımızı gözümüzün nuru kıl!

    5.Gün Tesbihi

    Allahümme afüvvün kerimün tuhibbül affe fa'fuanni(100 defa)

    5.Gün Duası

    Allah'ım kusurlarımızı ört,bizi korktuklarımızdan emin eyle.Allah'ım önümüzden,arkamızdan,sağımızdan,solumuzdan,üstümüz den ve altımızdan gelecek tüm kötülüklerden sana sığınırız.




    6. Gün Tesbihi

    Lailahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin(100 defa)

    6.Gün Duası

    Allah'ım! Nurunla bizi dosdoğru yola hidayet eyle ve yüce huzurunda hep sadakatle kullukta bulunma payesini bize de lütfet;lütfet ki Allah'ım,dillerimiz sürekli Sen'in zikrinle meşgul,bedenimiz bütün uzuvlarıyla Sen'in emrine muti'kalplerimiz de yanlız Sen'in marifetinle dolu olsun.Ruhlarımızı müşahadenle kanatlandır;kalp,sır gibi latifelerimizi de yakınlığınla taçlandır,Sen herşeye kadirsin.Sen'den dünya hayatında zühdümüzü ve nezdindeki derecelerimizi arttırmanı diliyoruz.

    7.Gün Tesbihi

    Rabbi inni messeniyeddurru ve ente erhamurrahimin.(100 defa)

    7.Gün Duası

    Ya Rabbi Senin üzerimizde o kadar çok nimetin var ki,ne kadar şükretsek azdır.Bizi müslüman olarak yarattığın ve müslüman olarak yaşattığın için Sana kainattaki varlıklar adedince şükürler olsun Ya Rabbi.Bizlere verdiğin nimetlerin hakiki şükrünü eda etmeye bizleri muvaffak eyle.Şükrünü eda edemediğimiz nimetlerden dolayı da bizleri hesaba çekme Ya Rabbi.

    8.Gün Tesbihi

    Hasbünallahi ve ni'mel vekil (100 defa)

    8.Gün Duası

    Allah'ım,bizi konuşmayı zikir,susmayı fikir,nazarı ibret,hareketi ibadet olan kullarından eyle.Kalp katılığından,gafletten,başkalarına bar olmaktan,aşağılıktan,aşağılanmaktan,miskinlikten,c ehaletten ve faydasız bilgiden,ürpermeyen gönülden,doyma bilmeyen nefisten,kabul edilmeyen duadan,nimetlerin zeval bulmasından,ansızın bastıran azabından,gelip çatan gazabından Sana sığınırız.



    9.Gün tesbihi

    Ya kadiyel hacat ve ya dafial beliyyat.İkdi havayicena külleha vedfea annal belaya külleha. (Sayı belirtilmemiş)

    9.Gün Duası

    Allah'ım,kıyamet gününde arşın gölgesinde gölgelenenlerden eyle.Livaü'l hamd sancağı altında toplanmamızı nasip eyle.

    10.Gün Tesbihi

    Allahümme habbib ileynel imane ve zeyyinhu fi kulubina ve kerrih ileyne küfra vel fusuka vel isyane vec'alna minerraşidin (Sayı belirtilmemiş)

    10.Gün Duası

    Allah her şahsı ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef tutar.Herkesin kazandığı kendi yararına kötülükte kendi zararınadır.Rabbimiz!Unutur ya da hataya düşersek bizi sorumlu tutma.Ey Rabbimiz!Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme.Ey Rabbimiz!Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme,bizi affet,bizi bağışla.Bize merhamet et.Sen bizim Mevlamızsın.Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et.

    AMİN
#16.11.2009 20:59 0 0 0
  • zilhicce ayı ne zaman başlıyor - zilhicce ayında neler yapılmalı - zilhicce ayında yapılacak sünnetler - zilhiccede ibadetler - zilhicce ilk on günü yapılacak ibadet ve tesbihler


    İbni Abbâs radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Başka günlerin hiçbirinde, -zilhiccenin ilk on gününü kastederek- şu günlerde işlenecek amel-i sâlihten, Allah katında, daha sevimli hiçbir amel yoktur "
    - Allah uğrunda yapılacak cihad da mı üstün değildir, Yâ Resûlallah? dediler
    - "(Evet) Allah yolunda yapılacak cihad da Ancak malını ve canını tehlikeye atarak cihada çıkan, şehit olup dönmeyen kimsenin cihâdı başka (O, bundan üstündür), buyurdu.

    Buhârî, Îdeyn 11 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Savm 61; Tirmizî, Savm 52; İbni Mâce, Sıyâm 39


    Bu on gün içinde, bir hasta ziyaret eden, Hak teâlânın dostları olan kulların hatırını sormuş ve ziyaret etmiş gibi olur. Bu on gün içinde Ehl-i sünnete uygun bir kitap okumak çok sevaptır. Din ilmini, Ehl-i sünnet itikadını öğrenmek kadın erkek herkese farzdır. Çocuklara öğretmek, birinci görevdir.
    Her hafta saç, sakal, tırnak kesmek, koltuk, kasık temizlemek sünnettir. İbni Âbidin hazretleri, (Zilhicce ayının ilk on günü, bu sünnetleri geciktirmemeli. (Kurban kesecek kimse, Zilhicce ayı girince, saçını ve tırnağını kesmesin) hadis-i şerifi, emir değildir. Bunları, kurban kesinceye kadar geciktirmek müstehaptır. Ama daha fazla geciktirmek ve hele kırk gün uzatmak günah olur) buyurmaktadır. Kurban kesecek kimsenin, Zilhicce ayının ilk gününden, kurban kesinceye kadar, saçını, sakalını, bıyığını ve tırnağını kesmemesi müstehaptır. Fakat vacip değildir. Bunları kesmesi günah olmaz ve kurban sevabı azalmaz.
#16.11.2009 20:53 0 0 0
  • zilhicce ayının önemi - zilhicce - zilhiccenin ilk on günü ve önemi

    Zaman bir sel gibi akıp gidiyor,kainatta olan her şey ömür sahifesini doldurmakla meşgul.
    Zira daha dün gibi üye olduğum günler ve daha dün gibi başlayan koskaca bir yıl gelip geçiyor
    ve yılımız bitmek üzere...Hicri yılın son ayı olan Zilhicce ufukta gözüktü. Önümüzdeki CUmartesi
    günü mübarek aya ulaşacağız İnşeAllah...

    Zilhicce Ayı kameri ayların onikincisi ve haram aylardandır.Bu ay İslamın beş şartından biri olan
    HAcc farizasının ifa edildiği umumi af günüdür. Arafata çıkıldığı Allah için milyonlaca kurban kesildiği
    ve senelik hesapların yapıldığı ,amal defterimizin kapandığımukaddes bir aydır...Bu bakımdan miladi
    yılbaşlarında hesaplarımızı çıkarıp muhasebemizi yaptığımız gibi MANAVİ muhasebemizide yapmalıyız...


    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيم ِ

    وَالْفَجْرِ

    1- Gasem olsun fecre.....
    Yüce Allah'ın mahlükatı içinde konuşmaları esnasında en çok yemn edenler Araplar olduğu için
    Kuran-ı Kerim Arapların yemin etme adeti üzere gelmiştir

    Bu ayyete Nakşibendi yolu Müceddidin kolu silsilesinin 33. ve son halkasını teşkil eden Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) hazretleri de,bu manayı tefsir ederken "Bütün dünyanın ve bütün enbiyanın kameri olan RAsülümdeki esrarıma ve bütün Evliyaullah vasıtasıyla kullarımı nurlandırdığın esrarıma yemin ederim" diye mana vermişlerdir...

    Efendimiz kim beş geceyi ihya ederse Cennet ona vacip olur...Beraet gecesi,Terviye gecesi(Zilhiccenin 8. gecesi),Arafe gecesi(Zilhiccenin 9. gecesi),KUrbanBayramının gecesi,ve RAmazan Bayramı gecesidir...

    Yine BAşka bir HAdisi Şerifte efendimiz...
    Zilhiccenin ilk on gününün bereketindenmahrum olanlara yazıklar olsun.Hele birde Arafe günü vardır ki
    onun hayrı satnakla bitmez...

    Cabir RadıyAllahü Anh rivayet etti.
    Dünya günlerinin en faziletlileri şu on gündür(Zilhiccenin ilk on günü)
    Ya Rasülellah Allah yolunda mücadele ile geçen günlermi denildi
    şöyle buyrdular...Ancak yüzü yüzü toprağa vurulan ve toprakta bulunan hariç...


    Ebu Osman el Hindi'denSelef(eskiler) üç tane on'a tazim ederler saygı gösterirlerdi
    1-Zilhicce ayının ilk on gün
    2-Ramazan ayının ilk on günü
    3-Muharrem ayının ilk on günü


    Hz Hafsa (ra)a şöyle buyurdu
    Dört şey vardırki nebi (a.s) onları terk etmedi
    1-Aşüre günü
    2-Zilhiccenin ilk on günü
    3-Her aydan üç gün oruç
    4-Fecr'den evvel (teheccüt vaktinde) iki rekat namaz


    Şu Hadisi Şerif de bu on günün faziletine işaret etmektedir Kim bu on günde oruç tutarsa Allah (cc) de on şey ile o kimseye ikram eder...ömründe bereket,malında ziyade,aile efradını muhafaza,günahlarını af,hasenatına kat kat sevap
    ölüm anında hayır tarafını ağırlaştırma,derekelerden kurtuluşve yüksek derecelere çıkma...


    Aslında bu Hadisi Şerif Zilhicce ayının faziletini çok güzel ifade ediyor...Çünkü on maddeye baktığımızda
    hep hayatımız boyunca lazım olan ve hayatımızın olmazsa olmazları arasında, hepimiz o on madde için
    gayret gösteriyor,çaba sarfediyoruz...O halde İLk on günde oruç tuttuğumuda on madde kendiliğinden oluyor... Allah'ımızın lütfü,yeterki o bilinç te olalım,yapalım...

    Mevlam cümlemize On gün Oruç tutmayı ve o on ikramı alan kullarından eylesin..

    zilhicce ayının ilk on günü yapılacak ibadetler

    Zilhicce ayının birinden onuna (yani Kurban bayramının ilk gününe) kadar, hergün sabah namazlarından sonra:

    10 salevât-ı şerîfe: "Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed."

    10 İstiğfar: "Estağfirullâhe'l-azıym el-kerîm ellezî lâilâhe illâhüve'l-hayye'l-kayyûme ve etûbü ileyk ve nes'elühü't-tevbete ve'l-mağfirete ve'l-hidâyete lenâ innehû hüve't-tevvâbü'r-rahıym."

    10 Tevhid: "Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr" okunur. (5)(5) Mübarek gün ve gecelerde yapılması tavsiye edilen Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat, İstanbul, byy., s. 44.

    Değerini bilsek sevap kazanmak için çok güzel fırsatlar var ve Allahın rahmeti sonsuz,Allah rahmetini üzerimizden eksik etmesin.Rabbimizin, biz Ümmet-i Muhammed'e ihsan buyurduğu bu müstesna ay ve onun içinde bulunan mübarek leyâli-yi aşere'yi, gündüzleri de dahil, ihya edebilmeyi cümlemize nasip eylesin.
#16.11.2009 20:46 0 0 0
  • Konu: Tümceler
    noimage

    Zaman sadece gitme zamanımıyd?
    Biz içine umudu mu katmamıştık özlemli eşkiya gecelerimizden
    Çocukları sakın savaşa gönderme
    Sen savaştın hayatla
    Aşktın
    Yoldaşlığımın en dokunaklı dalıydın
    Yanıktı yüzünün öbür yarısı...gurbetimde..görüş günlerimde yaşadığından..
    Sürgündü hayatın diğer yarısı...
    Yarısı dünyanın yanıktı...ateşti..közdü...
    Neyleyim
    Hüznüme yine ağıtlar yaktım türkçesi bozuk sesinden...
#16.11.2009 20:02 0 0 0
  • Zaman unutturur demişlerdi Seni..
    Oysa hala sımsıcak yüreğin içimde..
    Benliğimden kayıp gitti her senden ayrı oluşumda sensizliğin..
    Bu çaresizlik hissi ölüm kadar ıssız
    Bu şehrin ışıkları kadar müşfik
    Gönlüme yağdırdığın yağmurlar şimdi teselli
    Güncesi olmayan hatıralarımın gölgesinde avunur sensiz yüreğim
    Zülüflerimde rüzgarın hazin sesi yankılanır

    noimage

    Gönül yurdumun şehir ışıklarıydın sen
    Sen gidince karardı tüm beldelerim nahiyelerim
    Mevsimlere küskünmü olmam gerekiyor
    Mavilere sitemkar
    Dakikalarım anlarım sonbahar şimdi,kışa merhaba diyen
    Çaresizliğim çare oluyor ümit ısmarlıyorum şehri sönmüşlere
    Artık sokaklarımda söyleniyor hasretin acı türküleri
    Kışlarım bile üşüyor mevsimlerimde
    Ankaların buğulu gözlerinde emanetimsin
    Yüreğimden yıldızlara köprüler kurmuyorum artık
    Bütün sabahlara burukluğum
    Uzaklarda olsanda yeni dualar ısmarlıyorum yüzünde hüzünler tüllenmesin diye
    Hey benim sazımdaki hüznüm
    Sılamdaki hasretim
    Boynu bükük karanfilim
    Gözlerime yağmur diye düşürdüğüm
    Ne kardelenler açtı sensizliğinde
    Ne lalelerim salındı dağlarımda
    Ne bülbüller şakıdı gülsüz ışıksız şehrinde
    Ölüm gibi mühürlü bendeki sevdan
    Ölüm gibi....


    MeRCaNDeDe
#16.11.2009 19:46 0 0 0

  • "rivayet odur ki;
    dolananda ay bacayı savuşup
    olanda yarı gece
    kim göreki şahmaran'ı ağzında bir topak alevle
    ve her kim ki dilek tuta, o dilek gerçekleşmekte"
    böyle bitirdi bir gece dengbej , bir şahmaran efsanesini
    işte buradan çıktı hikaye

    "bana yardım edermisin " dedi süleyman (mahalle arkadaşlarımdandı) elbette ederdim ve biliyordu bunu
    sonradan gelmişlerdi mahalleye ve her sonda kalan gibi uçtan kulaktan tutunmuştu arkadaşlığımıza , aramızda bazen bir ayrık otukabul görmüştü kabul görmesine ya , o alışamamıştı , yada zamana bırakmıştı alışmayıhep bir yanı yabancı kalmıştı
    iki odalı bir evdi oturdukları ,dedesinden kalmatren geçerdi hemen yanlarından, sarsıntıdan korktuğunu söylemişti birinde,hasta babası yataktan düşer diyeannesi ve babası bir otobüs kazasından sonra uzun süre hastanede yatmış, anne iyileşmiş, ama baba
    bazı geceler telefon etmeye gelirlerdi, gözleri kocaman olmuş, bendini yıkacak sular birikmiş patladı patlayacak "cankurtaran çağırmalıyız" derdi sıkılarak ve zorla çıkararak kelimeleri ağzındancankurtaran gelirdi ,o iğrenç sesi telaşe vermezdi artık mahalleye ,herkes bilirdi ki süleyman'ın babası
    bazen konuşmayı unutuyor, bazen günlerce uyuyor , bazen gülüyor, bazen ağlıyordu bazende nefes almayı unutuyordu adam işten ayırmıştılar , köyden arada bir gelen erzak ve un ve adama bağlanan çok az bir aylık, bu yüzden geçinmek zor olmalı ki ,kaçıp oraya sığınmışlardı istanbul'dan
    istanbul türkçesi ile konuşurdu ...bazı çocuklar onun gibi konuşmaya kalkıyor, konuşamayınca da hırslanıp çocuğa bileniyordu "çikolata çocuğu" derlerdi o nu alaya alarak ( oysa süleyman çikolatanın tadını çoktan unutmuştu) gerçi bizde dilimizi henüz uyduramamıştık oraya ama olsundu yinede biz kabul ettirmiştik kendimizi belki yüreğimiz bu yüzden süleyman'ı daha çok sevmişti, daha çok acımıştıbeklide mülteci çocuk yüreklerinin içgüdüsel dayanışmasıydı
    "sen anlatmıştın birinde şahmaran'ı" dedi
    (ben anlatmışım o yalan söylemezdi ,mutlaka anlatmışım hırsızlayıp amcamın hikaye torbasındanutandım)
    babamlarla balığa gittiğim bir geceymiş, ben bisikletlerin yanında uyuyormuşum ,bir sesle uyanmışım, mağaradan ışık gelmiş önce ve ardından şahmaran, ağzında alevlerle dolanıp durmuş o anda bir meşin top dilemişim ve bir ot kamyonunun altında can veren o meşin topum oluvermiş ummadık bir yerde ( oysa ben o topu stattan kaçırmıştım)
    "yarın akşam şahmaran 'ı görmeye gidelim" sustum ve susmalarım hep kabulüm olmuştur benim
    uyuyamadım, bir yalan nelere mal olmuştu gece yarı, şehrin dışı , bir mağara önü ve iki çocuk ve karanlık ve korku her şey tamamda ya şahmaran ??.. onu nereden bulurdum ki ??.. yok yok itiraf etmeliydim "yok öyle bir şey, ben sadece kapıp kaçtığım bir topu karıştırıp amcamın hikayesiyle size yalan söyledim ve şahmaran 'ı örttüm hırsızlığımın üzerine" deseydim eğer en güvendiği bendim sarsılırmıydı??..benden başka kimsesi yoktu sankiitiraf daha zordu birkaç çocuk daha bulmalıydım en azından ve her zaman çıkmayabilirdi şahmaran gönlü olsundu kardeşimin
    uyuyamadım, kardeşimde uyuyamamış olmalıki ,sabah güneşle beraber vurdu camına penceremizin, iki elini siper edip cama, içeri bakan ve çok nadir gülümseyen bir yüz o gülerken ben utanıyordum
    kahvaltıyı ağırdan aldım sanki ben yavaşlarsam eğer zamanda yavaşlayacaktı ve gece yarı hiç olmayacaktıher zaman kızarak söylenerek sofraya oturttuğumuz süleyman hiç çağrısız oturdu sofraya , sarhoş gibiydi sevincinden "bu gün şahmaran 'ı görmeye gideceğiz hala" dedi anneme içimden geçirdim ki " ne şahmaran 'ı , nerede göreceksiniz, ne zaman göreceksiniz??.." diye sorsaydı keşke "iyi" diyerek geçiştirdi annem o saatlerde babamdan başkasıyla ilgilenmezdi, galiba o yüzden sormadı
    hastalanabilirdim, yağmur yağabilirdi, dedemlerin ota yangın düşebilirdi ama hiç biri olmadı, sokağa çıkarken aklımda bin bir düşünce ve çıkmazdaydımya çocuklar gelmezse??.. o daha kötü amcamda tam şahmaran anlatacak geceyi bulmuştu sanki
    okulun bahçesine birer ikişer geldi çocuklar nasıl anlatılırdıki??
    "şahmaran ' ı görmeye gideceğiz" dedim toplayıp tüm cesaretimi ve ses tonumu yalanımı bastırırcasına artırarak " herkes bir dilek tutsun bu gece" çocuklarda dilek mi yok ve hayâllerin yıldızlardan çok olduğu çağımızdı akşam gidecektik köprüde oturma bahanesiyle toplanacaktık
    saatler su gibi geçti, güneş eyvallahlar yolluyordu dağların ucundan ve toplanıp gidiyordu yarına doğru gölgemden daha yakındı bana gün boyu, sanki ayrılıp kaçacakmışım, bir daha bulunmayacakmışımson umut gibi sarılmıştı süleyman
    tren yolu boyunca gidecektik büyük köprüyü geçip ,biraz lojmanların salıncaklarında sallanacaktık, sonra cin köprüsünün altından dönüp tayyare meydanının yanından aşağı, nehre doğru inecektik arada bir tayyarelerin inip kalktığı bir tayyare meydanı vardı , uzunca bir düzlüktü onun uç tarafında , birden aşağı doğru kırılmıştı düzlük, alt tarafında bir mağara vardı yüzü nehre bakan işte ben orada görmüşüm şahmaran ı
    beş çocuktuk ve yaklaştıkça oraya, bir birimize biraz daha sokulan herkesin bir dileği vardı ; birinin bisiklet,birinin beşiktaş forması, birinin bir meşin top süleyman anlatmıyordu ben dileğimi erkene almıştım ; bir şahmaran diliyordum
    bir dere karışırdı nehre ,kenarında tepecikler vardı, arka tarafı sazlık bura olsun diye karar verdik daha da yakınlaştık, sazlıkların dibine sokulup oturduk, tam karşımızdaydı mağara, kocaman siyah ağzını açmış bir canavar gibiydi kendi nefesimizden korkuyorduk, susmuştuk zaman geçtikçe "çıkmayacak" diyordu ağlamaklı, yavaş bir sesle süleyman utanıyordum
    artık yavaş seslerle konuşmalar başlamıştı ve merak, ve ev halkı "henüz erken,zamanı var daha, az kaldı" dedim arkadaşlara... uzaklardan suya inen koyunların gürültüsü ve çan sesleri duyuluyordu elimi sırtına koyduğumda terden sırılsıklamdıüzüldüm
    birden mavi ve kırmızı ışıklar doldu içine mağaranın sonra geceyi boyadı mavi ve kırmızı parlak renkler bir cankurtarana koyup götürüyordular babasını" gördümgördüm" diye bağırdımonlar görmemişlerdi ve her kes göremezdi şahmaran 'ı böyle demişti amcam
    "nerede??" diye sordular mağaranın üstündeydi ağzında topak topak alevlerle " içeri girdi " dedim görmemiştiler ben bir kez daha yalancı
    ne kadarda şanslıymışım böyle dedi üçü ,süleyman suskun,küskün sanki ben, onun şahmaran ını almışımda"
    "ne diledin" dediler "söylemem" dedim yalanımı bir kez daha katlayarak "artık sık sık geleceğiz taa ki bizde görünceye kadar" "olur" dedim
    onları evlerinin önünde bıraktık ikimiz eve doğru inerken "ne dilemiştin??" diye sordu bana "babanın iyileşmesini diledim ben" "niye" dedi"en sevdiğim arkadaşım sensin" dedim ağlıyordu "biliyor musun bende babam iyileşsin dilemiştim,ama ben göremedim sen gördünolsun iyileşir değimli babam ??"
    ."iyileşir süleyman"
    artık gülüyordu ,daha da samimi oldu, daha da kaynaştı herkesle
    bir gece yine cankurtaran çağırdılar can kurtaran babasını almadan döndü bu kez bir daha onlara gelmeyecekti, bir daha o siren çaldığında süleyman 'ları hatırlamayacaktı kimse
    sustuküstükonuşmadı kimseyle
    dayısı geldi ,bunu ve annesini alıp istanbul ' a dönüyordular son kez yanıma geldi gözlerimin içini delercesine baktı son kez konuştu" yalancısın sen!!!... televizyon dilemişsin!!!"

    sedef kakmalı bıçağıydı amcamın
    dilime sapladığım yalan
    yeşil pullu şahmaran;
    yılana tapınan birinin çizdiği bir resim,
    ve çocukların gece masallarından
    bir umuttu kaf dağının ardında...

    artık ne zaman yalan söylemeye kalksam bir çift yaşlı süleyman gözü göğsüme göğsüme yumruklar
    asi & mavi
#16.11.2009 19:36 0 0 0
  • Bir kadın ve bir hayat
    Menzilsiz bir aşk; konaklamadan gidip gelinen bilinmez bir yol, bir yolculuk gibi İlk kez anlamak istedi onca yaşananı Ve son kez düşünmek! Bir sebebi olmalıydı bu yabancılığın, bu yakınlığın Öyle ya araya giren dağın eteğine ne zaman inse su sızmaz bir yakınlık karşılıyordu onu. Nefes nefese koşarken aniden durması bu yüzden miydi acaba?

    Konsolun kenarındaki makastan gözlerini kaçırarak son kez taradı uzun saçlarını Mutsuz kadınlar saçlarında değişiklik yapmak ister, sözünü nasıl da anlamsız bulduğunu hatırladı gülümseyerek. Demek ki anlamsız değilmiş, diye söylenirken eline makası aldı!

    Anlık bir sızı


    İnanmıyorum! Bunu neden yaptın, niçin kestin saçlarını?

    Kendim için! Beş yaşındayken de aynanın karşısına geçip kendim için kesmiştim uzun saçlarımı biliyor musun? Ne karakterli çocukmuşum ya

    Bilmiyorum! Saçmalık ama bu, 'kınalı yapuncak' gibi olmuşsun!

    Kınalı yapuncak mı? Onun saçlarını 'kötü kadın' kesiyordu ! Hem saç rengi de kızıldı benimki gibi siyah değil!

    Off ! Neden ama, bir insan beline kadar inen güzelim saçlarını neden keser?

    Cevabı verdikçe aynı soruyu bir daha soruyorsun farkında mısın?

    Ay cevap filan istemiyorum; kalk kuaföre gidelim şekil versinler baktıkça sinirlerim bozuluyor ya!


    Anlık bir sızı daha


    Neyse bu model güzel oldu hatta çok yakıştı. Şimdi anlat hangi ara kaçırdım ben ruh halinin bozulduğunu? Oysa dün harika bir gündü ve çok mutluydun?

    Hani cevap istemiyordun? Demek ki mutsuzmuşum!

    Şimdi mutlu musun peki?

    Evet, hem de çok mutluyum. Acımayınca anlamıyorsun yüreğinde olduğunu

    Ne acımayınca?

    Hani aşk diyoruz, sevmek diyoruz, kadın kadına yaptığımız tüm sohbetlerimizde erkekleri anlamaya çalışıyoruz filan ya

    Eeee?

    Önce kendini anlamalı insan sonra karşısındakini Yüreğimde ağırladığım bir yürek daha vardı; her sancıda 'buradayım' diye kendini hatırlatan; şimdi saçlarımı kestim ve acı dindi! Yani hem kendimi hem aşkı hem de onu anladım.

    İlginç bir anlama şekli! Sadece saçlarını keserek üç sorunu bir anda çözdün yani

    Yine anlamadın. Ne aşk, ne o, ne de ben sorunduk!

    Oooo, bana sinir basmaya başladı, anlamak istemiyorum galiba

    Peki, ben saçlarımı neden uzatıyordum?

    Ama...


    SON KEZ EŞSİZ BİR SIZI!

    BİNNUR EDİSAN
#16.11.2009 19:34 0 0 0
  • Blue Key modelleri - Blue Key sonbahar kış çocuk modelleri - Blue Key çocuk modası 2009 2010

    Blue Key Çocuk Giyiminde Lider

    Tasarımcılar, büyükleri kıskandıracak kadar trendy çizgileri barındıran koleksiyonun temasını ise 'Özgürlük' olarak özetledi.

    Dünya moda akımlarını çocuk modasına yansıtan Blue Key, 2009-2010 Sonbahar/Kışı için iddialı bir koleksiyona imza attı. Blue Key, Hollanda ve Fransa'da bulunan tasarım ofislerinde 0-14 yaş grubu için geniş bir koleksiyon hazırlattı.

    Her bir detayı başka bir anlamı ifade eden tasarımlarda, rahatlık ve şıklık dikkat çekiyor. Olabildiğince özgür, farklı tasarımlardan oluşan koleksiyonda günlük yaşamın dinamiği tüm ürünlere yansıtılıyor. Erkeklerde, lacivert, ekru, turkuaz hakimiyetindeki canvas pantalonlar ve sweatshirt'lere ekoseli gömlekler eşlik ediyor.

    Blue Key'in kızlar için hazırladığı koleksiyonda ise yeşil, siyah ve grinin yanı sıra pembe tonları da dikkat çekiyor.

    noimagenoimage
    noimagenoimage
    noimagenoimage
    noimagenoimage
#16.11.2009 19:32 0 0 0
  • lcw modelleri - lc waikiki çocuk modelleri - son moda lc vaikiki modelleri

    LC Waikiki Çocukları Düşler Ülkesinde

    Lc Waikiki çocukLC Waikiki Çocuklar Düşler Ülkesinde
    Çocuklar, serin günlerde de düşler ülkesi LC Waikiki'deler. Masalsı karakterlere hayat veren ürünler, yeni mevsimde de çocukların hayal dünyalarını yansıtmayı başarıyorlar.

    Minik Prenseslerin Güzelliği
    Kız çocuklarının yeni sezon gardırobunda yok yok. Ablalarının gardırobu ile yarışmaya hazır olan minik prensesleri farklı temalarda büyülü bir koleksiyon karşılıyor.

    Kızlar retro tarzda çok şık kıyafetler, folklorik temalar ve rock dünyasının dinamizmini yansıtan sportif ürünler ile karşılaşıyorlar. Kat kat görüntüler, fırfır, kanaviçe görüntülü nakış ve baskılar, fisto ve dantel, tüller, çiçek ve hayvan desenleri bu büyülü koleksiyonun öne çıkan detayları arasında yer alıyor. Şifon, pamuk saten, vual, gabardin, denim, kadife, çeşitli örme ve triko kumaşlarla hazırlanan koleksiyon minik kızların her aktivitesine eşlik edebiliyor.

    Prenseslerin yeni sezon gardırobundan dolup taşan LC Waikiki'ler saymakla bitmiyor

    noimage

    Lc Waikiki çocuk

    Minik Prenslerin Maceraları
    Erkek çocukları da ağabeylerinden geri kalmıyorlar. LC Waikiki çocuğu bir macerasında buharlı trenle uzaklara gider. Bu gardırop antrasit, kırmızı, mavi ve beyazdır. Diğer bir macerasında ise yarasalarla dolu eski bir şatodadır. Burada şatonun ve sevimli vampirlerin gölgeleri, siyah, kırmızı, gri ve kemik renkleri hakimdir.

    İşte prenslerin yeni sezon gardırobunun favorisi olacak belli başlı ürünler: Polo yaka çift kollu modeller, hırka, gömlek, pantolon, ceket ve yelek takımları, capcanlı renkleri ile çizgili kazaklar, baklava desenli kazak ve süveterler, kemik rengi şık süveter ve papyon, örme kapüşonlu gabardin ceket, denim, kadife, dokuma ve örme kumaşlarda çeşit çeşit pantolon, bağcıklı bez ve deri ayakkabılar, boğazlı botlar, spor ayakkabıları, tekerlekli bavul tipi çanta, kemer

    noimage
    noimage
#16.11.2009 19:13 0 0 0
  • Akdeniz esintilerini Türk giyim tarzına taşıyan Defacto, 2009-2010 Sonbahar/Kış sezonunda da alışveriş tutkunlarının tercihi olacak!

    Defacto, moda trendlerini dikkate alarak oluşturduğu yeni koleksiyonu ile yeni sezona merhaba diyor. Akdeniz esintilerini Türk giyim tarzına taşıyan Defacto, sonbahar ve kışın gelişini, klasik ve modern çizgilerin sentezi ile yarattığı yeni koleksiyon ürünleri ile karşılıyor. Defacto'nun birbirinden farklı renk ve tasarımlarından oluşan yeni koleksiyonu, alışveriş severlerin bu sezon da gözdesi olacak.

    Akdenizli Defacto Kadını, feminen, modern, bohem, şık ve çekiciRenklerin rahatlatıcı etkisini modelleri ile harmanlayan Defacto'nun yeni koleksiyonu, "Neo-Rustic" temasını yansıtıyor. Prestij sahibi bayanlar Defacto'nun yeni koleksiyonuyla, 20'li yılların etkisinde, "Doğu-batı", "Ahenk-düzensizlik, "Kentsel-kırsal" karşıtlıklarla harmanlanan romantik ve zengin bir gardroba sahip olacak.

    Akdenizli Defacto Erkeği, yeni sezonda çok cesur Defacto, Akdeniz erkeğine özel olarak tasarlanan modelleri ile erkekleri yeni koleksiyonunun büyülü dünyasına götürüyor. Renklerin tasarımlarla uyumu sonucunda ortaya çıkan yeni koleksiyon ile Defacto erkekleri, cesur, kendinden emin, zarif ve aristokrat olacak.

    noimage
    noimage
    noimage
#16.11.2009 19:04 0 0 0
  • Konu: Berceste
    hiç kimseye söylemedim;
    ihtiyar taşa aşık olduğumu.
    kimin dudağı değse kenarına,
    kıskançlığımın zincir boyu,
    ayaklarıma takıldığını.
    nihayetinde bir takunyaydım,
    sesimden başka neyim ola...

    ***********

    hiç kimseye söylemedim;
    çirkin bir yaprağa aşık olduğumu.
    bulutları beklerken göğün mahrem yerinde
    sevgilimin tenine rüzgarların dokunduğunu.
    nihayetinde bir damlaydım,
    pıtırtımdan başka neyim ola...

    noimage

    hiç kimseye söylemedim;
    eski bir kapıya aşık olduğumu.
    kuş kanadında sakallı adamların gelip,
    bir ekmeği bölerek pirleri gömdüğünü.
    ağzımı açıp "ah mine'l aşk" desem,
    aralıkları kapatıp, kalbime saklandığımı.
    nihayetinde bir kilittim,
    yasaklarımdan başka neyim ola...

    ***********

    hiç kimseye söylemedim;
    bir adım ötedeki denize aşık olduğumu.
    uçanların gagasından ağıtlarımın döküldüğünü.
    bir yudum içmek için gönlünden
    uzayan köklerime, ömrümü verdiğimi.
    nihayetinde çıplak bir ağaçtım,
    yalnızığımdan başka neyim ola...

    hiç kimseye söylemedim;
    yarattığım çukura aşık olduğumu.
    yükseldikçe derinleşen benliğime,
    basamaklar ördüğümü kendimden.
    nihayetinde bir boşluktum,
    düşüşümden başka neyim ola...

    ***********

    hiç kimseye söylemedim;
    duvarıma nakşedilen "vav"a aşık olduğumu
    kuyruğunda sabır çekerken
    alnımı nazif duygulara koyduğumu
    nihayetinde bir insandım,
    tanrımdan başka neyim ola...

    ***********

    hiç kimseye söylemedim;
    ırak yalnızlıklarda kaybolurken gece gündüz.
    bir şehre nasıl sokak sokak benzediğimi.
    sokaklarımda târumar kalabalık,
    insanların bir telaş içinde koşturduğunu.
    nihayetinde bir şehirdim,
    insan'larımdan başka neyim ola...

    ***********

    hiç kimseye söylemedim;
    derin bir arzu'yla bağlandığımı hayata.
    aşk'ın kuyusunda kaybolurken,
    nasıl da hayat bulduğumu ölüp-dirilirken...
    nihayetinde bir şairdim;
    kelimelerimden başka neyim ola...

    ***********

    hiç kimseye söylemedim;
    nasıl da ağladığımı geceler boyu.
    arzu hâl'in nasıl da bu kadar vurduğunu.
    bir kaç resim birkaç sözdü oysa,
    âh keşke hepsi sadece bu olsa;
    cân'ımdan başka neyim ola...

    adının yanına adımı yazıyorum;
    bitmemiş bir şarkı gibi öylesine sonsuz.
    kaç mevsim beklenirken sen,
    beşinci mevsimi yaşamaktadır gönül.
    kalbimi, kalbinin yanına koyuyorum.
    senden başka neyim ola...

    mustafa nazif

    Şiiri bilgisayarınıza indirip dinlemek için;

    Mustafa Nazif / Berceste


#16.11.2009 10:04 0 0 0
#15.11.2009 20:17 0 0 0
  • Konu: Tümceler
    ~~~~~~~~

    Renklerde yaşamak seninle
    Diyelim ki mavide
    Gökyüzünün denizle buluştuğu çizgide
    Türkülerde yaşamak seninle
    Diyelim ki semahta
    Saz ile sözün buluştugu çizgide
    Yangınlarda yaşamak seninle
    Diyelim ki Sivas'da
    Isığın ateşle buluştugu çizgide

    ~~~~~~~~
#15.11.2009 19:54 0 0 0
  • ben bir (h)iç
    / kimse'yim...
    bir yanımda üşüten bir yalnızlık;
    diğer yanımda
    sesime karışmış yokluğun.
    nedendir ki,
    çığlıkların yankısıdır uzaklardan gelen.
    sokaklarda bir gölgedir şair;
    kendinden kaçak!
    kafir bir gülümsemedir dudaklardan,
    an be an dökülen.
    / hoyrat kalabalıklarda;
    / bir adın var senin, kirlenmemiş,
    / beyaz...

    noimage

    onun için düş'lerim,
    en çok beyaza çalar LâL yalnızlığımda.
    saatlerin adam yutan tiktakları arasında,
    bir şehir bütün beyazlara inat,
    en karanlık saatlerinde,
    sokaklarında kendini o kadar kaybetmiştir.
    / sarhoş bir ağızda;
    / eski bir istanbul türküsü.
    / fahişe bir yatakta,
    / istanbul hatırası!...

    bilinmedik hiç bir nakarat yoktur artık.
    ve bütün şarkılar,
    hep aynı buruk notayı sayıklamaktadır...
    bu şehir,
    âh bu şehir;
    isyan bayrağını çekmiştir!
    / bütün fethedilmişliğine karşılık
    / bir o kadar esir olmuştur...

    bütün ümitlerim;
    kirletilmiş fahişe bir şehrin,
    yatak ucuna bırakılmış bozuk para gibidir artık.
    umutlar;
    serkeş bir rüzgara teslim,
    beyaza çalarken LâL yalnızlığımın,
    çıkmaz sokaklara dalan noktasında.
    gözlerimde asi bir yalnızlık,
    iki tarafı keskin bıçak;
    / ne yanımı dönsem hep bir yanım kanar
    / ve yine ne yanımı dönsem,
    / bir şair orada yanar...

    düş'lerim;
    kayıp gidiyor hiç kimse olduğum noktada.
    bir şair var orada;
    sokakların kıvrılıp gittiği noktada.
    bir yanı hep kanar,
    diğer yanı hep yanar...
    / LâL yalnızlık...
    / KâL yalnızlık...


    mustafa nazif
#15.11.2009 13:28 0 0 0