uyumayan bebeklere neler yapılır - bebeği uyutmak için ne yapılır - uykusuz bebeklere öneriler
Uyku problemlerinin altında bir çok neden yatıyor olabilir.
Bunlardan bazıları; annenin tutum hataları (erken yaşlarda sabit bir uyku düzeni kuramama, uyku ortamını sık değiştirme vb.), annenin yetersizliği (ruhsal sorun yaşayan annelerin hem çocuğun taleplerine karşı sabırları azdır hem de bebeğin verdiği sözel olmayan mesajları anlayamayabilirler), gece kabusları-sayıklamaları, gece terörü (derin uyku döneminde uykunun ilk saatlerinde ortaya çıkan bu durumda çocuk, ayakta, çığlık çığlığa veya ağlayarak uyanabilir.
Gece kabuslarından farkı, sonradan sorulduğunda çocuğun hiçbir şey anımsamamasıdır), sağlık problemleri (çeşitli hastalıklar veya ilaç tedavileri nedeniyle çocuğun uyku düzeni bozulabilir) ve uykuda yürüme gibi nedenlerdir.
1) Bebeğinizi mümkün olduğu kadar sakin ve sessiz tutmaya çalışın. Gece yarısı çocuğunuzu beslemek veya altını değiştirmek gerektiğinde onu çok fazla uyarmayın çok fazla uyandırmayın.
2) Çocuğunuzun gündüz çok uzun süre uyumasına izin vermeyin, gün içinde çok uyuyacak olursa gece uyanık olma ihtimali daha fazla olacaktır.
3) Bebeğinizin uykusunun geldiğine dair ilk belirtide yatağına yatırın. Bebeğinizin kendi başına uykuya dalmayı öğrenmesi gereklidir. Bebeğiniz uyuyana kadar onu kucaklamak veya sallamak gece yarısı uyandığında da aynı şeyleri yapmanızı gerektirir. Bu da çocuğunuzun uyumayı kendi başına yapabilmesini engeller.
4) Bebeğinizi emzikle yatağa koymaktan kaçının. Emzikle uyumaya alışan bebekler de kendi başlarına emziksiz uyumayı öğrenemezler. Emzikler bebeğin emme ihtiyacını gidermek içindir. Uyku için değil. Bebeğiniz emzikle uykuya dalıyorsa yatağa koymadan önce emziği yavaşça çıkarın.
5) Dört ila altı aylık bebeğiniz uyandığında müdahalenizi geciktirin. Bebeğinizi kontrol etmeye gitmek için birkaç dakika bekleyin çünkü bebeğiniz belki de birkaç dakika içinde uykuya yeniden dalabilir. Ağlamaya devam ederse gidip kontrol edin ancak ışığı yakmayın, oynamayın, kucaklamayın veya sallamayın. Eğer ağlama devam ederse biraz daha bekleyip tekrar kontrol edin. (Aç olabilir, altını ıslatmış olabilir, ateşli olabilir vb.)
6) Çocukların uyku pozisyonu ve SIDS ( ani beşik ölümü sendromu). Amerikan Pediatri Akademisi sağlıklı çocukların sırtüstü pozisyonda yatırılmasını tavsiye etmektedir. Çünkü son zamanda yapılan çalışmalara göre sağlıklı bir çocuğun uykuda sırtüstü yatmasından doğacak herhangi bir zarar yoktur.
7) Çocuğunuzun uyumasına yardımcı olan ilaçlardan kaçının. Zamanla ilaçlar etkisiz hale gelirler ve bebeğinizin gündüz tam uyanık olmasını engelleyebilirler. Etkileri gece ortasında bitebilir ve gece uyanmalarına neden olurlar. Bazı ilaçlar gece korkularına veya diğer uyku bozukluklarına yol açabilir.
8) 2 yaşını geçtiği halde hala ebeveynle yatan çocuğun asıl problemi annesine olan bağımlılığıdır ve bu bağımlılık 6 yaşından önce çözülmelidir, çünkü aynı çocuk ileride annesiz okula da gidemeyecektir.
9) Uyku öncesi rutinlerine sıkıca uyun. Hatta uyku saati gelmeden az önce ona haber verin ("Dişlerin fırçalanmasına beş dakika kaldı canım")gibi. Suiistimal etmesine izin vermeyin. Bir masal yerine iki masal olabilir ama üçüncü ve dördüncü olmamalıdır.
10) Zamanında hazırlanıp yatağa gittiği zaman onu kutlayın. Belki bir çıkartma verebilirsiniz ya da 3 gün arka arkaya uyku rutinine uyduğunda ertesi gün onu sevdiği parka götürebilirsiniz.
11) Uykuyu reddetmek çocuğun kendini ifade edebilmesinde oldukça güçlü bir yöntemdir. Bu nedenle ona karar verme hakkı tanıyın. Uyku uyuma uyumama konusunda değil de "kırmızı başlıklı kız masalını mı istersin yoksa uyuyan güzeli mi?" diye masal seçme konusunda gücünü kullansın. Ya da yatmadan önce süt mü içersin yoksa meyve suyu mu? Böylece yatağa gitmek ya da gitmemek gibi bir seçeneği olmadığını iyice anlamış olur.
Yandan Düğmeli Örgü Süveter Yapımı ve Modeli - bayan süveter tarifi - anlatımlı bayan süveter yapımı
YAPILIŞI :
ÖN:
80 ilmek başlayıp 20 sıra 4 düz 2 ters lastik ördüm.30 cm kadar 3 sıra düz 3 sıra ters örüp kol kesimi için,4,2,2,1,1,1 şeklinde kesim yaptım.30 sıra kadar ördükten sonra yaka oyuntusu için önce ortadaki 15 ilmeği sonra her iki yandan her ön sırada bir 2,2,1,1 ilmek sonra 4sırada bir 1,1 ilmek kestim.18 sıra kesmeden örüp ilmekleri bitirin
ARKA:
arkayıda aynı şekilde örülüyor yaka kesimi yapılmıyor.Yan bantlar için ilmek çıkarıp 8 sıra 4 düz 2 ters kastik örüp,ön bantlarda ilik açmayı unutmayın.
Yaka için omuzları diktikten sonra ilmek çıkarıp 4 ters 2 düz lastik ördüm kıvrıldığında ters olasın diye.Sonra yıkayıp havlu üzerine düzgünce iğneleyip gerdirin
En son kollar için ilmek çıkarıp lastik örüp.Kol altına gelen kısımları üst üste koyarak ilmek alın.
domuz gribi aşısı olunmalımı? - domuz gribi aşısı hakkıda bilgi - domuz gribi aşısı olunmalımı -
domuz giribi aşısında ne var - omuz giribi aşısı nedir
İşte domuz gribi aşısı hakkında herşey
H1N1 aşısı nerede üretildi, olası yan etkileri neler, kimlere yasak, nerede, nasıl yaptırılacak?
Önce başkentteki Özel Bilkent İlköğretim Okulu'nda görülen ardından Diyarbakır'da iki okulda tespit edilen domuz gribi hastalığı ( H1N1) yayılmaya devam ediyor. Hastalığa karşı gözler, ilk partisi (Novartis'ten sağlanan 500 bin doz) önceki akşam Türkiye'ye gelen domuz gribi aşısında. Aşılar daha vurulmaya başlanmadan, güvenilirliği ve etkinliği tartışmaya açıldı. Radikal, domuz gribi ve aşı hakkında merak edilenleri Sağlık Bakanlığı'na sordu.
Domuz gribi aşısının olası yan etkileri nelerdir?
Daha önce grip aşısında reaksiyona uğramış olanlar ile yumurtaya alerjisi bulunanlara domuz gribi aşısı önerilmiyor. Aşının tatbik edildiği yerde şişlik ve kızarıklık, ateş ve hafif grip benzeri yan etkiler görülebilir. Belirtiler iki gün kadar sürebilir. Domuz gribi tedavisinde aşının haricinde gripte kullanılan Tamiflu ve Relenza gibi antiviral ilaçlar kullanılyor. İlaçlar hastalık belirtileri başladıktan sonra ilk 48 saat içerisinde verildiğinde rahatsızlığın şiddetini azaltıp süresini kısaltabiliyor. Ancak antibiyotik kesinlikle önerilmiyor.
Aşı nerede yaptırılacak?
Bakanlık aşıları ücretsiz uygulayacak. İlaç şirketleri yoğun talep nedeniyle eczanelere aşı vermeyeceğini bildirdi. Bu nedenle aşılama, okul ve işyeri gibi toplu yerler dışında, aile hekimliği ve sağlık ocağı gibi sağlık kuruluşlarında yapılacak.
Yaygın grip aşısı ile domuz gribi aşısının bir arada yapılması sorun yaratır mı? Domuz gribi aşısıyla birlikte kullanılması sakıncalı ilaçlar var mı?
Domuz gribi, mevsimsel gripten farklı. Bu nedenle grip aşısı yapılanların da domuz gribi için aşı olması gerekiyor. Domuz gribi aşısıyla etkileşen herhangi bir ilaç maddesine rastlanılmadı.
Hangi hastalıkları olanlara domuz gribi aşısı vurulamaz?
Domuz gribi aşısının yan etkileri olabilir. Ancak bu etkiler diğer ilaç ya da aşılardan fazla değil. Daha önce grip aşılarına reaksiyon gösterenler ya da yumurta alerjisi olanların aşı yapması önerilmiyor.
Aşının diğer aşılardan farklı bir yan etkisi var mı?
Aşılar ruhsatlandırılmadan önce ciddi üretim sürecinden geçiriliyor. Ruhsat verildikten sonra ülkede bazı prosedürler uygulanıyor. Sağlık Bakanlığı yetkilileri aşının öncelikle Avrupa ve ABD'de ruhsatlandırılmış olmasını şart koştuklarını Türkiye'de ruhsatlandırma için de veri sunulması gerektiğini belirtti. Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi'nde biyolojik kontroller yapıldıktan sonra aşının uygulanacağını ifade eden yetkililer, "Domuz gribi aşısının diğer aşılardan farklı, bilinen yan etkilerin olmadığını şu anki bilgilerle söyleyebiliriz, ama elbette iyi takip etmek durumundayız" dedi. Sağlık Bakanlığı'na göre, 'pandemik aşılar özelliği nedeniyle çok fazla kişide kullanılıp bilgiler elde edilmeden belli riskler göze alınarak kullanılmak zorunda.'
Aşının içindeki 'adjuvan' adlı madde sakıncalı mı? Sakıncası yoksa 'adjuvan' neden sadece ABD'deki aşılarda yok?
ABD'deki ilaçlar, ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) onayından geçtikten sonra kullanılabiliyor. Avrupa'da ise ilaçları Avrupa İlaç Ajansı (EMEA) onaylıyor. Bunların dışında her ülke, kendi ilaç ruhsatını kendisi veriyor. ABD, yıllardır adjuvan içeren ilaçları onaylamıyor. EMEA ise onaylıyor. Aynı durum, domuz gribi aşısında da geçerli; adjuvan içeren aşıları FDA onaylamazken, EMEA onayladı. Adjuvan dediğimiz ise ilaçların içinde bulunan bir katkı maddesi; zararlı değil.
Domuz gribi aşısını hangi firmalar üretiyor?
Domuz gribi aşısını, Glaxo Smith Kline, Novartis ve Sanofi Pasteur isimli ilaç firmaları üretiyor. Türkiye Glaxo Smith Kline'dan 25 milyon doz, Novartis'ten 15 milyon doz, Sanofi Pasteur'den 3 milyon doz aşı siparişi verdi. Türkiye'ye ay sonuna kadar 1 milyon 800 bin aşı gelecek.
Türkiye'de kaç doz aşı uygulanacak? Domuz gribi aşısının başarı oranı nedir?
Domuz gribi aşısının başarı oranı yüzde 95 olarak öngörülüyor. 43 milyon doz aşı siparişi verildi.
Aşı domuz gribine karşı uzun süreli bağışıklık sağlayacak mı?
Aşılar uzun süre bağışıklık sağlayabilecek. Geçmişte domuz gribine yakalananların bir daha yakalanmaması, bağışıklık konusunda umut veriyor.
Eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un 'Türkiye aşı kobayı olacak' iddialarına Sağlık Bakanlığı ne diyor?
İddiayı yalanlayan Bakan Recep Akdağ, ABD'nin aşıyı kullanmaya başladığını söylüyor.
bağışıklık sistemini güçlendiren bitkiler - bağışıklık sistemini güçlendirmek için neler yapılır
Hastalıkları önleme konusunda bağışıklık sistemi vücudun en önemli sistemidir.Zayıf bir bağışıklık sistemi hasta olma ihtimalini artırır.
Zayıf bir bağışıklık sistemi kronik enfeksiyonlara,sık sık grip ve soğuk algınlığı hastalıklarına,yaraların zor iyileşmesine neden olabilir.
65 yıl önce bilim adamları,yeni bulunan sentetik ilaçlarla bilhasssa antibiyotikler sayesinde,bakterilerin neden olduğu hastalıkların tarih olacağını iddia etmişlerdi.Bu açıklama o zamanlar sıklıkla kullanılan şifalı bitkilerin neredeyse yarısının kullanımının tarih olmasını sağladı.Bitkilerin yerini mucize sentetik ilaçlar aldı.
Verilen söz gerçekleşmedi,antibiyotikler bakterileri daha da güçlü yapmaktan başka bir işe yaramadı.Çünki bakteriler antibiyotiklere karşı direnç geliştirebiliyorlardı.Antibiyotikler vücudumuzu değil bakterileri güçlendirdi.Antibiyotikler hem bakterilere karşı başarısızlıkları hem de,böbrek,karaciğer,sinir sistemi ve bağışıklık sistemi üzerinde neden oldukları hasarlar nedeniyle tarih olmak üzere.
Modern konvansiyonel tıp hastalıklarla,sentetik ilaçlar,radyasyon ve diğer kimyasal terapi yöntemleriyle savaştı.Fakat gerçek sağlık düzgün çalışan bir bağışıklık sistemiyle elde edilebilir.Bağışıklık sistemini doğal tedavi yöntemleriyle güçlendirip hastalıkları en baştan engellemek bu konvansiyonel yöntemlerden daha kolaydır.
Hastalıklara neden olan mikro organizmalarla savaşmak ve iyileşme sürecini yönetmek bağışıklık sisteminin işidir.
Bağışıklık sisteminin zayıflaması bizi her türlü hastalığa açık hale getirir.
Zayıf bağışıklık sisteminin,halsizlik,sık tekrar eden hastalıklar,iltihaplanma,alerjik reaksiyonlar,yaraların yavaş iyileşmesi,kronik ishal gibi belirtileri vardır.
Normal bir yetişkin senede en fazla 2 kere soğuk algınlığı yaşar.Bundan daha fazla hastalık yaşayanların bağışıklık sisteminde sorun var demektir.Göz altındaki renk koyulukları da bağışıklık sistemi bozukluğunun işareti olabilir.
Bağışıklık sisteminin ne olduğunu açıklamam işin zor kısmı.Bağışıklık sistemi tek başına bir organ değil fakat organların bir birleriyel aralarında bir iletişim sistemi.Vücudun kendi sistemlerine ait olan şeylerle olmayan şeyleri birbirinden ayırma ve yabancı maddeleri yok etmek üzere görevli bazı yapılar.
Bağışıklık sistemi diğer vücut sistemlerine benzemez.Keşif ve koruma görevleri,akyuvarlar,kemik iliği,lenf damarları,organlar,çeşitli dokularda bulunan özel hücreler,kanda bulunan ve serum faktörü denen özel maddeler arasında paylaşılmıştır.
Bağışıklık sistemini korumak ve güçlendirmek için çeşitli bitkiler,vitaminler,takviyeler kullanılabilir.
Bağışıklık sistemi için doğal çözümler:
1-Astragalus bağışıklık sistemini güçlendirir ve anti kanser hücreler üretilmesini sağlar.Güçlü bir antioksidandır ve karaciğeri toksinlerden korur.Bu özelliği karaciğer problemleri ve zayıf bağışıklık sistemi nedeniyle göz altlarında koyu halkalar oluşan insanlar için bitkiyi ideal bir çözüm yapar.
Uyarı:Ateşiniz varsa bu bitkiyi kullanmayın.
2-Mum ağacı boğaz yaraları,öksürük,soğuk algınlığı ve grip için kullanılabilir,anti biyotik özelliklere sahiptir.
3-Sarmısak 30 tür bakteriye,virüse,parazit ve mantara karşı etkilidir.İltihap kurutucu ve büzücü etkiye sahiptir.
4-Ekinezya bağışıklık sistemini ve lenf sistemini kuvetlendirir.
5-Altınmühür(Goldenseal) bitkisi bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.Vücudu toksinlerde tamizler.Anti bakteriyel özelliklere sahiptir.
6-Rusya'da Chirchnik isimli bir kasabada grip salgını olmuş.Bazı yetişkin ve çocuklar hastalıktan etkilenmemişler.Bilim adamları sebebini araştırmışlar.Şizandra atlı bir bitkinin meyvelerini kullandıkları bulunmuş.
7-Bağışıklık Sistemi Kuvvetlendirici bitki karışımı:
1 yemek kaşığı ekinezya kökü
yarım yemek kaşığı papatya yaprağı
yarım yemek kaşığı şizandra meyvesi
yarım yemek kaşığı nane çayı
2 bardak kaynar suyla demlenir.
8- Bağışıklık Tentürü
yarım yemek kaşığı ekinezya kökü tentürü
yarım yemek kaşığı pau darco kabuğu tentürü
yarım yemek kaşığı sibirya ginsengi tentürü
yarım yemek kaşığı meyan kökü tentürü
yarım yemek kaşığı astragalus kökü tentürü
yarım yemek kaşığı bupleurum kökü tentürü
karıştırılır.Zayıf bağışıklık sistemi için 5 gün,günde 3 yemek kaşığı alınır.Hastayken doz iki katına çıkarılabilir.
9-Diyetinizde çilorella,sarmısak ve arpaya yer verin.Bu besinler bağışıklık sistemine faydalı germanyum elementi içerirler.Dev kırmızı yosun bağışıklık sistemi için gerekli iodin,kalsiyum,demir,karoten,protein,riboflavin ve C vitamini içerir.
10-C vitamini bağışıklık sistemi için gerekli en önemli maddedir.Adreanal hormonların ve lenfositlerin üretimi için gereklidir.
11-Brokoli içerdiği sülforofan maddesi sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir.
12-Arjinin,glutamin,glutation,asetilsistein,taurin,lisin,serin güçlü bağışıklık sistemi için gerekli aminoasitlerdir.
13-B vitaminleri bağışıklık sistemini güçlendirir.
14-Ginseng ve zencefil bitkileri bağışıklık sistemini güçlendirir.
grip için şifalı bitkiler - gripten koruyan bitkiler - gripten korunmak için neler yapılır
Mevsim sonbahar..Tam da grip mevsimi..Grip için neler yapmalıyız?hangi şifalı bitkiler gribe iyi geliyor..Öğrenelimmi?
Satsuma: (Küçük portakal) İçerdiği folik asit ve C vitamini sayesinde öksürüğü ve kanlı tükürükleri keser. Ayrıca kan pıhtılaşmasına karşı en etkin doğal yiyecek olduğu için ileri yaşlarda felç ya da kalp krizi riskini de azaltır.
Tarçın: (Yemeklere girmiş olabilecek E-coli bakterisinin vücutta yayılmasını engeller. Mideyi düzene sokar. Kusmayı engeller. Hatta bal ya da limon suyuyla birlikte alındığında boğazdaki yanmaları keser.
Hardal: ( İçindeki singrin maddesi, midenin gaz çıkarmasına yardımcı olur. Sindirim sistemini düzenler, mide ağrılarını giderir. En fazla bir çay kaşığı alınmalıdır.
Nane: (İçerdiği mentol, midenin normalleşmesine neden olur. Vücuda giren grip mikrobuna karşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini de azaltır. Nane çayı, baş ağrısı, grip, stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da bire birdir.
Yayvan bir tencerenin dibine biraz zeytinyağı gezdirilir. Sonra halka doğranmış soğanlar ve patatesler tencereye dizilir. Üzerine de temizlenip yıkanmış ve biraz tuzlanmış balıklar yerleştirilir. Üzerine bir miktar daha zeytinyağı gezdirilip ince kıyılmış maydanozlar serpilir. Kapağı kapatılıp pişirilir.
şöbiyet tarifi - kolay şöbiyet - yufkadan şöbiyet yapılışı
MALZEMELER:
8 yaprak baklava hamuru-100 gr tereyag -1 çay bardagı sıvı yag-fındık( ceviz, fıstık ta olabilir)-Şerbeti için: 3 bardak şeker -3bardak su-1 kaç damla limon suyu
YAPILIŞI:
Baklava yufkalarının her iki katına eritilmiş yagları süerek 8 katı bu şekilde üst üste koyuyorsun daha sonra yufkaları kare kesiyorsun. her karenin içine fındık koyup üçgen katlıyorsun.uçları üst üste gelecek şekilde yaglanmış tepsiye dizilir.kalan yagı ısıtarak tepsinin üzerine dökülür.fırında üstü kızarana kadar pişirilir. ılık olunca şerbeti dökülür.şerbette ılık olsun. afiyet olsun
Okuldan arkadaşlarla Barlar Sokağındaki Fasıl Bar' da bu akşam buluşacağız. Nedeni, eşi Kadum' u da alıp, geçenlerde bir kalp krizi sonucu vefat eden sevgili arkadaşımız ve benim çok değerli dostum, çocukluk arkadaşım Samuel' i anmak.
Bütün sınıf büyümüş, hatta deyim yerindeyse otuzun üstündeki bu insanlar orta yaş basamağına tırmanmaya başlamışlar bile. Sanırım 30 kişilik sınıftan kala kala ben ve Kadum dahil 10 kişi toplanabildik. Herkes kendi hayatını yaşar. Kolej anıları çoğunlukla hafızalarda kalır. Kimisi bu tür anma toplantılarına hiç gelmez, kimisi Bursa' da değildir, kimisinin başka bir yere önceden verilmiş sözü vardır. Kimseyi kınamamak lazım.
Hepimiz Fasıl Bar' ın dip tarafında garsonların önceden birleştirdiği masalarda oturuyoruz. Samuel rakı sever, rakı içilecek. Samuel rakının yanında kavun, beyaz peynir sever, yenilecek. Samuel sac kavurmaya bayılırdı, sac kavurma yenilecek. Ayrıca bol sarmısaklı, bol yoğurtlu zeytinyağlı kızartmalar yenilecek. Başka? Kim ne isterse alabilecek, ancak tek şart ille de rakı içilecek. Başka içki yasak. Tamam mı? Tamam. Hadi o zaman.
Siparişler verildi, masalar donatıldı, garsonlar koşturuyor. Keman, kanun, ud ve klarnetten oluşan fasıl heyeti kulağı tırmalamayan çok hafif şarkılar çalıyor, arada verilen listeden Samuel' in sevdiği şarkıları da çalacaklar.
Karar verildi, Samuel' in kolejdeki anıları anlatılacak, tamam, başlayın, kim anlatmak ister? En iyisi eşi dahil herkes anılarını sırayla anlatsın, anlatmamak yasak. Herkes beğendiği anılarını anlatacak. Tamam mı? Tamam.
İşte benim hoşuma giden, kadınlı erkekli grubun anlattığı anılardan; açık saçık bulduğum, halen hayatta olan öğretmenlerimizi hedef alan ve kişiliklerine bir saldırı sayarak buraya almadığım anıları hariç tutarak, özellikle genel anılarını aşağıya alıyorum, bilmem sizler beğenir misiniz Samuel' in anılarını?
*********
Bir gün, okulda edebiyat öğretmeni Samuel' in velisiyle görüşmek ister. Samuel' in edebiyatı çok zayıftır, bunu bildiğinden, anne ve babasını götürüp, mahçup olmak yerine, akrabası olan havradaki hahamı okula, öğretmenin yanına götürür. Haham, edebiyat öğretmeniyle görüşür. Öğretmen anlatmaya başlar : "Bu çocuk aslında iyi biri, ama Haşim'i bilmez, Yahya Kemal' i bilmez, Ahmet Rasim' i bilmez, Akif' i bilmez..." Haham, bu ismi sıralananların birer islam alimi olduklarını sanarak öğretmene:" Kuzim," der, "birak, Haşim' i Yahya' yi! Çocuk Musevi; ona İbrahim' i sor, Musa' yı sor..."
**********
Samuel, Kadum' a, Kadum da Samuel' e aşıktır. İkisi de okulda öğrencidir ve daha evlenmemişlerdir. Bir gün okulun bahçesinde Samuel Kadum' a bir kağıt uzatır ve "Kadum bak, sana ne güzel bir şiir yazdım," der. Kadum kağıdı açar, yazı Erden' in yazısıdır ama yine de okumaya başlar:"Yıllarca baksam dursam yemyeşil gözlerine..." İkinci kıta," Yıllarca esir olsam o sarı saçlarına..." diye devam eder.
Kadum, siyah saçlı ve siyah gözlüdür, üstelik yazı ve şiir Erden' indir, Erden de bu şiiri Deniz' e yazmıştır.Samuel bu şiiri Erden' in bloknotundan aşırmış ve Kadum' a ben sana yazdım diyerek vermiştir. Kadum sinirlenir ve Samuel' in suratına olanca gücüyle bir tokat patlatır ve Samuel' le bir ay hiç konuşmaz.
***********
Bir gün Samuel' le Kadum bir restoranda yemek yerler ve şarap içerler. Az ilerideki masada, okuldaki öğretmenlerden birinin yeni tanıştığı bir bayanla oturduğunu ve kendilerine ters ters baktığını görürler. Samuel, öğretmenin yanına giderek kulağına, " Hocam, ne sen bizi gördün, ne de biz seni!" der. Hoca, kafasını sallar,"Çok sağol, sana da afiyet olsun, sana da..."
************
Samuel' in matematiğinin çok iyi olmasına karşın, Kadum hep zayıf almaktadır. İkisi aralarında anlaşırlar. Bir sonraki yazılıda, sınav kağıdına Samuel Kadum' un ismini, Kadum da Samuel' in ismini yazar. Ancak öğretmen, kurttur, yutmaz, sahtekarlığı anında fark ederek Samuel' in babasını acilen okula çağırtır. Olan biteni anlatır. Samuel' in babası matematik öğretmenine," Hoca, beni bunun için mi çağırdın?" der. " Ha Samuel, ha Kadum ne fark eder? Zaten ikisi evlenecekler!"
**********
Bir gün okul gezi düzenler. Gezi İstanbul' adır ve bütün sınıf katılır. Gezide Samuel, Kadum, Deniz ve Erden de vardır. Topkapı Sarayının bahçesinde Samuel' le Kadum' un öpüştüklerini görür rehber öğretmen. Hemen bağırır:" Ne oluyor çocuklar?" Samuel de öğretmene: " Tuh be, İstanbul' da bile rahat yok," der," okul bitsede kurtulsak!"
**********
33 yaşında yitirdiğim, yeri doldurulamayacak olan sevgili dostum Samuel' in kolej anıları genel hatlarıyla bunlar. Ancak bir de bana anlattıkları çok özel anıları var ki, onlar ben yaşadıkça yaşayacak ve eşi dahil, asla kimse öğrenemeyecek!
Bütün bildiğim, bir yanımın noksan kalması...Sen, çok özel biriydin Samuel, bu zamanda nesli tükenen ve yeri doldurulmayan...Seninle Tel Aviv' de neler yaptık, ya Kahire' de? Ah o anılar bir geri gelse!
Seni şimdiden çok özledim, yolun açık olsun SAMUEL...
Yaşamlar başlar bir yerde, yaşamlar biter. Oysa hayat devam etmektedir.
Yağmur yağıyordu kentin bomboş sokaklarına. Sicim gibi ipince yağıyordu, aralıksız. Bomboş tu sokaklar. Kaldırımlarda sallanan gece lambalarından yansıyan ışıklar dans ediyordu. Uzaklardan bir geminin ince çığlık gibi geceye karışan sesi, 'Mor sicim' sokağını kapladı. Köşedeki cumbalı evin penceresinde pinekleyen tekir kedi yerinden zıplayıp, kaldırıma atlayarak hızla uzaklaştı. Evin bahçesindeki ceviz ağacının dallarından havalanan sığırcıklar, telaşlı kanat çırpıntıları ile bir daire çizdikten sonra, yine aynı ağaçtaki yerlerini aldılar.
Küçük kız, başını kaldırdı hüzünlü gözlerle etrafına bakındı. Adeta yağmur yağıyordu gözlerinden küçük kızın. İncecik dudaklarını titretiyordu ağzından dökülen hıçkırıklar. Minicik yüreğinin üstünde sanki kapkara bir bulut vardı. Korkuyordu besbelli.
- - -
Etrafta sonbaharın kokusu hissediliyor, düşen yapraklar rüzgarın önünde rasgele uçuşuyordu. Ufukta, aheste aheste yüzen kayıklar gibi geçen bulutların arasından bir görünüp bir kayboluyordu güneş. Akşam çöküyordu kentin üstüne. Son iş gününün yorgunluğundan kurtulmak ister gibi, hızlı adımlarla geçiyordu insanlar kaldırımlardan. Ocaklar yakılıyordu bir bir mutfaklarda. Bir evin açık penceresinden, radyoda çalan hüzünlü bir şarkının nağmeleri taşıyordu sokağa.
Birden, bir kapının çarpma sesi duyuldu. Bir adam çarptığı kapıdan hızla uzaklaşıyordu. Yüzü öfkeden kıpkırmızıydı.
-"Lanet olsun böyle hayata" diye bağırıyordu.
-"Ben artık gidiyorum ne halin varsa gör". Henüz birkaç adım atmıştı ki, kapı tekrar açıldı. Üstü başı aynı şekilde, adamınki gibi perme perişan bir kadın başını uzattı kapıdan.
-"Ne cehenneme gidersen git" diye seslendi, yaşlı gözlerle.
-"Sakın dönme bir daha". Hışımla geri çekilip, kapıyı yine aynı hızla çarptı ardından. Çevredeki evlerden birkaç pencerede perdeler kıpırdadı. Nereden geldiği anlaşılamayan bir ses
-"Allah kahretsin" diye bağırdı.
-"Her gün aynı terane". Sonra ortalık sakinleşti. Artık derin bir sessizliğin ortasında, rüzgarın etkisi ile ağaç yapraklarının çıkardığı hışırtı duyuluyordu yalnızca.
- - -
Saatler saatleri kovaladı. Gece çökmüştü kente. Küçük kızın artık kesilmişti hıçkırıkları. Sadece yüzünde, farkında olmadığı bir şaşkınlık ve mahzun bir ifade takılıp kalmıştı. Yorgunluktan her yeri sızlıyor, nasıl geldiğini bile anlamadığı, sığınıp kaldığı o kapı aralığında büzülmüş, uykunun onu teslim almasını bekliyordu. Göz kapakları yavaşça kapanıyor, sonra irkilerek birden açılıyordu yine. Kirpiklerinde yaşlar kurumuştu. Yüzünde gözyaşı ve kir karışımı artığı izler garip bir maske gibi asılı duruyordu.
Yalnız değildi. Ayaklarının dibinde, bir ayağı hafifçe aksayan ve sarı tüyleri kirden artık belirsizleşmiş bir sokak kedisi, pür dikkat merakla yüzüne bakıyordu. Artık korkuyu hissetmiyordu. Karanlık yavaşça bir yorgan gibi sarıyordu minik bedenini. Göz kapakları giderek ağırlaşıyor, başı, solan bir çiçek gibi yana düşüyordu. Gecenin karanlığında zaman hızla akıyor, kent ıssızlığa bürünüyordu.
- - -
Zaman hızla akıyordu. Yaşlı adam son duasını da okuduktan sonra yavaşça eğildi, kırk iki yıllık hayat arkadaşını emanet ettiği mezarın toprağı üzerinde ellerini sanki bir bebeğin başını okşar gibi gezdirdi. Yüzündeki, bıçak gibi keskin acı ifade yerini yine acı bir tebessüme bıraktı.
-"Elveda gönül perim" dedi. "Elveda". Biraz önce yüzünde ifadesini bulan keskin acı, şimdi yüreğinin tam orta yerindeydi. Bütün gücünü toplayarak doğruldu, ağır adımlarla kabristanın kapısına doğru ilerledi. Birlikte geçirdikleri kırk iki yıl bir film şeridi gibi geçti gözlerinin önünden. Şimdi yapayalnız kalmıştı. O güzel günlerin hayali ile geçirecekti geriye kalan ömrünü. Evin her köşesinde, attığı her adımda, onun hayali olacaktı. Kentin her caddesinde onunla yürüyecek, yastığa başını her koyduğunda onun kokusunu duyacaktı.
-"Buna yüreğim dayanır mı acaba?" diye geçirdi aklından.
- - -
Eve döndüğünde komşular bekliyordu kapı önünde. Hepsinin elini tek tek sıkarak taziyeleri kabul etti. Söylenen teselli sözcüklerini duymuyordu bile. Güçlükle teşekkür etti başsağlığı dileklerine. Yalnız kaldığında odaları dolaştı, eşyalara dokundu. Henüz sonbahardı mevsim ama kış gibi buz kesmişti evin her yanı. Alışkanlıkla, her zaman oturduğu berjer koltuğa çöktü kaldı. Kendine geldiğinde hafif bir ürperme hissetti. Ne kadar zamandır öylece oturduğunu anlamaya çalıştı, anlayamadı. Derin düşünceler içerisinde etrafa bir kez daha göz gezdirdi. Kararını vermişti. Antalya da geçirdiği gençlik yıllarının çağrısını hissediyordu içinde. Zaten orada yaşayan dostlarının özlemini duyuyordu nicedir. Küçük bir çanta aldı dolaptan. Birkaç parça eşyasını özenle seçti, çantaya yerleştirdi. Sonra duvarda asılı duran çerçeveyi aldı, içinden çıkardığı resmi eşyaların üzerine koydu, fermuarı dikkatlice kapattı. Son bir kez etrafına bakındı, sokak kapısını açarak dışarı çıktı ve belki de bir daha açmayacağı o kapıyı yavaşça çekti. Zaman hızla akıyordu ve hayat devam ediyordu. Edecekti.
- - -
Günler ayları, aylar yılları kovalıyordu. Zaman hızla akıyordu ve hayat devam ediyordu. Kentin dört bir yanında hayatlar yeşeriyor, hayatlar soluyordu. Ölenlerin ardından ağıtlar yakılıyor, Her yeni doğan bebeğin yanaklarına öpücükler konuyordu. Mutluluk ve sevinç mutsuzluk, ve acı kol kola geziyordu her yerde. Umutlar yitiyor, yeni umutlarla aydınlanıyordu insanların yüzleri. Her hayat, bir ırmak gibi kendi yolunu belirliyordu. Bazen ayrılıyor, bazen de birleşiyordu hayatlar. Değişmeyen, hayatın gerçekleriydi.
Adam, çarpıp çıktığı kapıyı bir daha açmadı. Kararlılıkla pişmanlık arasında gelgitler yaşamıştı. Ama mutsuzluğun ağır bastığı yaşamına bir daha geri dönemezdi. Yeniden başlamaya cesareti mi yoktu, yoksa isteği mi?, bilinmez. Belki de her ikisi. Zaten şairin dediği gibi, "Yürek isterdi yaşamak". Bir daha ne yüzünü gören oldu ne de adını duyan. Hayat labirentinde bir sürgündü artık.
Kadın, hayatın vurduğu çifte silleye rağmen küskün değildi. Belki terk edilişinin acısını, aynı gün ortadan kaybolan küçük kızının acısı bastırmıştı. Çılgınca bir koşuşturma içinde her yeri aramış ama hiçbir sonuç alamaıştı. Günlerce, haftalarca bir haber beklemişti karakoldan. Ama heyhat... Geçim derdi, yaşamak derdi derken, başka bir adamın peşine düşüp, başka bir kente taşınmıştı.
-"Kader"demişti." ne gelir elden". İki yıl sonra bir oğlan coçuğu doğurmuş, ama kanaması durdurulamamış, göçüp gitmişti. Zaman hızla akıyor, yenik düşüyordu zamana insanlar.
- - -
Küçük kızın kaderi farklıydı annesinden. Yaşamın acımasız rüzgarında savrulmadan tutunmuştu, bir şansı daha olmuştu. Sığındığı kapı aralığında onu bulan çocuksuz çiftin elleri, kaderin iyilik eli olmuştu onun için. Haftalar sonra Sosyal Hizmetler görevlilerine teslim edildiğinde, artık ailesi yoktu. Devletin koruyucu kucağında geçecekti yılları.
Okulun son günü. Ara sınıflar karnelerini almışlar, arkadaşları biri birileri ile vedalaşmışlardı. Küçük kızın/o artık bir genç kızdı/son yılı olduğundan diplomasını "Cemal baba"dediği yurt müdürü vermişti. Artık yepyeni bir yaşam bekliyordu onu. "Cemal baba"sının Antalya da yaşayan çok yakın bir aile dostları hem yanlarında barındırmayı, hem de şirketlerinde iş vermeyi kabul etmişlerdi. Artık bu hüzün kentini terk etme zamanı gelmişti.
Cemal öğretmeninin/"Cemal baba"sının/elini öpmüş, zaten üç beş parça olan eşyasını küçük bir el çantasına koyarak yıllarca evi olarak kabul ettiği 'Yetiştirme-Yurdu"n dan ayrılmıştı. Dışarı çıktığı an hafif bir ürperti hissetti. İç cebinde gideceği adresin yazılı kağıdın olduğu montuna sarıldı sıkıca. Yine ipince, ipil ipil bir yağmur yağıyordu. Birden bir hüzün kapladı içini. Bu kentin sokaklarında kaybolduğu akşamüstü nü anımsadı birden. Aynı korkuyu duydu içinde bir an.S onra başını kaldırdı, etrafına bakındı. Kaldırımlarda yürüyen insanları gördü.
Küçük bir kız annesinin elinden tutmuş, sek-sek oynayarak ilerliyordu. Bir sokak köpeği ıslanmış tüylerini yalıyor, yolun karşı tarafında iki genç el ele tutuşmuş, bir mağazanın vitrinine bakarak bir şeyler konuşuyordu. Hayat devam ediyordu.
- - -
-"Bakar mısın" dedi, arkasından bir ses.
-"İstasyona hangi yoldan gidilir". Yavaşça döndü kendisine merakla bakan yaşlı adama gülümsedi.
-"Bilmiyorum" dedi. "Ama ben de İstasyona gidiyorum". Birden ikisi de gülmeye başladılar. Güldüler,güldüler. Gülüşleri kahkahaya dönüştüğünde, etraflarında meraklı bakışlar çoğaldı. İnsanlar şaşkınlık içinde onlara bakmaya devam ede dursun, onlar hiç umursamadan kahkaha atmaya devam ediyordu. Yaşlı adam elini genç kıza uzattı.
-"Hadi, gel" dedi. "Birlikte arayalım". Böylece daha kolay ulaşırız gideceğimiz yere". Genç kız yaşlı adamın gözlerinin içine baktı. Ve şaşkınlık içinde kendi gülüşünü gördü. Kendi gülüşünde, umudun gülümseyişini gördü. Yaşlı adamın uzanan elini tuttu.
-"Tamam" dedi. "Treni kaçırmadan gidelim". Yağmur yağıyordu kent'in sokaklarına. Zaman hızla akıyor, hayat devam ediyordu.
sevgiliye güzel sözler - güzel yazılar - romantik yazılar - aşk yazıları
Girişi ol cümlelerime. Diyeyim ki ezelim, başlangıç saymışım seni. Yolumda yürüyen adımların duruşu ol. Anlayayım ki kâbusların haykırışında, sesime değmişsin.
Ve baharlar, kışı yüklemişken çiçeklerinde tomurcuk hüzünlerle değdir şakağıma ağrıyan gözlerini. Mevsimleri gümraha çıkarmasın vecibelerim. Aklını kaybeden hercainin, ne zaman açtığı bilinmese de, şimdi aniden uyandır uykularımı. Düşlerinde uyumaya geldim. Ellerinin değdiği eşyada hapsolmaya. Kaybolmaya geldim bakıp durduğun yerde.
Ezgi yanım cümle istemez. Türkülerin çığlığında duy sesimi. Amansız feryatlar kaplamışken sevincimi: '' kasımpatı, hüzün attı'' Topalayamadım ağrısız, gün battı. Havalanamadı bir daha kuşlar, kuşlar kanatlarından yere battı.
Ez cümleyim şimdi sana. Ben olan cümlede yargılama hemen beni. Dikil önce karşıma. Onca günün hesabından ağrılarımı dağlayan yalnızlığa dem vur. Sitemkâr kelimeleri dök önüme, saçlarında savrulsun once nöbet. Uzaktan temâşa et seyrimi.
Ketum duran bakışlarımı al yabana at. Sürgün vilayetin birinde yetim bir çocuğun bakışlarını giyerek bakarım sana. En çok da ağrıma giren saplantılarımla sev beni. Saçlarımdan izlediğin kar taneleri kırmadan avuçla, kederim puslu bir sabahta kaybolmakla anılmasın. Sessiz ölüm notlarında intihara kalkışan güvecinlerimi de bağışla.
Daha neler neler yazacağım sana. Zamana hapsolmuş tutarsız sevinmeleri, yasla perçinlenmiş anları, odama girmeye çalışan karanlıkları. Doğduğum gün gibi çırılçıplak kalayım avuçlarında. Bağışla beni, bu yalnızlıkta futursuzluğun ipini tutarsız bir bağdaşla oturtum dağınıklığıma. Kaybolmayayım diye ellerine sığınmışsam, korkumdan değil, seni kaybetmekten
Kasım gelip kapıma çattı. Günahlarımı ansızın yüzüme çarptı. Hattımdaki gidişler yüreğime battı.
Kaldır beni bu hüzünden, ''kasımpatı, hüznü yüreğime attı'' güzden sefere ölümlerim kabirlere çattı. Korkunun nefesinde, yüreğim sana çarptı. Uyandır artık sabahlarımı. Kasım bitti, yapraklar soldu, hüzünler yüreklere hapsoldu. Sarı yaprakların intikamında aşklar, gönlün yangında daraağacı oldu.
Kendime bakmak için gelmedim
İçtiğim onca sigaranın hatrına
Biraz daha nikotin
Kattım geceye eşdeğer saçlarını
Bulanmış dudaklarıma, kan
Ve kandamlasında bulduğum
Öç savrulmasında
İntikam
Rüzgârın çekim kuvveti
Yıldırdı yıldırımları.
Kırdım gökleri bir kalemde
Kalem indi mürekkebe
Mürekkep söylesin artık
Bütün savaşları.
Sana sahip yaralarımı da söyle bugün
Şarkıların esrik kadehlerde dolduğunu
Ve bütün günlerin aslında bir takvimde olduğunu
Günler ve günler.
Geceyle eşdeğer bekleme
Düş savrulması, ertesi bin hiç
Yani hiçbir şey bulmak kadar naif
Ayasını kırmak kadar ölümcül
Çapraz ateş, kırgındı bu gün gün
Anında vuruldu yine kelebekler,
Özgün halinden güven saldı kanatlar.
Sana yer açılsın günler ve günler dolusu
Serinlik kalbinde.
.
Yetiş ey sebebimin teşhiri
Sana afişledim bütün mevsimleri
Bir savaş ve kuru kuruya söz
Kaldırdım raflardan ağır kitapları
Neon olası geldi fırtına habercisinin
Kuşları kırarken adamlar
Gözlerinde beslediği nefretleri
Taşıdılar kaldırımlara.
Ölüm belirdi sebebim
Ölümleşirken hayat
Döküldü kuşlar kaldırımlara.
Sana;
Kendime bakmak için gelmedim
Gördüğüm bütün benliğimi dökmek için
Kıyamına bir sancak daha eklemeye
Geldim, kırağı oldu gün.
Buz kesti nöbetim
Damarlarım boşalırken.
Damarlarım boşalırken
Biraz daha nikotin, aşıladım
Dudaklarımdan yüreğime yıldız
Kaydı yıldızlar gözlerimde
Dolanınca kuşlar gökyüzünde
Anladım, sana gelirken
Yolda bırakmışım gölgemi.
Gecenin karanlığındadır ilkin
Öfkenin yenik düştüğü şizofreni halde
Bir sigara dumanında odanın havasını boğan
Şekilli acılar kumpanyasında
Sonra dağa çıkan adamların ayaklarına batan
Dikenlerin topladığı irinde, bileylediğim gözlerimin
En sonsuz noktasında kanatlarını açıp
Kendini boşluğa bırakan kuşlarda
Sen nere/sindeysen işte bütün, yağan yağmurda
Karla dolu akan bir kış gününün ebruli ezberinde
Tutuklu kalmış en güzel sahnede
Kimi kimsesizliğine bulaşmış bir nötr filmde
Acıyı akseden parmak uçlarının dudaklarıma götürdüğü
Büyük ateşin kanser edip, hasreti harladığı anda
Şın çektiğin gözlerinin, dal cümlesinde
Elifi vurgun sabahında bırakmış boz bulanık kederde
Nere/sindeysen bil oysaki birçoğuna feda
Kalmış çiçeklerinin renkleri verdiği mihenkte
Sarı, yeşil, mora çalan, çalınmış mutluluk
Katlinde vebal olan tüm sahnelerin
Yıkıldığı anda
Kaçıp kurtulma anında, tamamında
Sesinin kesildiği en buruk serzenişte
En merhametsizini dökerken ellerini kesen kalemin
Sayfaları buruşturan oyunlar dönümünde