Bir kişi evinden işine otobüsle gidip, yürüyerek dönmesi 30 dakikasını alıyor. Hem giderken hem de dönerken otobüsü tercih etmesi bu süreyi 10 dakikaya indiriyor. Bu kişi yürümeyi tercih etseydi ne kadar zamanda işine gidip dönecekti?
Hani bazen dersin ya;
Elim ayagimsin sen.
Hani hissedersin bazen;
O sensindir
Kokun kadar sana yakin
Agrilarin kadar gerçek
Sesin kadar sendir
Onunla gülümser güne günes
Ve onunla aydinlanir
Zifiri karanliginda,
Gecenin aydinligi ay odur
Kazinmis bir gecmisim;
Yasanacak hayallerimdir
Belkide sende biliyorsundur
Belkide o sendeki
Sesin kadar yakin olan bendir...
senden başkasını anlayamıyorum
gönlüme anlatamıyorum
ama seni kimseyle karşılaştıramıyorum,
aynı kefeye koyamıyorum
seni kıskanıyorum,
seni çok ama çok seviyorum
sığmıyor senin sevgin dağlara,
taşlara ve de dünyalara
ufukta güneşi, semada ayı görsem seni sanıyorum,
sen diye bakıyorum
dedim ya seni çok ama çok seviyorum
ve de kıskanıyorum
tutuşuyor sinemin en değerli düşleri,
niçin diye sorsam, yüreğime
seni söylüyor, seni mırıldanıyor ve de seni kıskanıyor
sönmez, bir elevi kim söndürebilir ki, kim su serpebilir ki
seni söylüyor yüreğim, seni tarif ediyor ve de seni gösteriyor
taş yüreği kim ufalayabilir ki, kim savurabilirki
seni söylüyor yüreğim, seni ama seni söylüyor
sunsada efkarlı düşlerim senin engüzel anılarını,
fayda etmiyor, gönlüm seni ama seni istiyor
sinem seni saklamak,
senin le avunmak, sana aşık olmak,
seni kıskanmak istiyor
en güzel, en değerli, en yaşatılır,
sevgi ve de mutluluk olsa gerek
seni tablo gibi yaşatmak, sanal olsada,
sen olmayınca teselliye çare belki
ama seni sevmek, sevginle avunmak, yanında olmak,
sonsuz zamanla seninle olmak
en güzel, en kayda değer, en muhteşem, yarası aşkın,
merhemi varlığın olsa gerek
Hani bir ân gelir... Ve söylenmez sözler söylenir olur!
.....
Hani bir ân gelir...
Mutluluk pembe bir ipek mendil gibi savrulur loş odada!
.....
Hani bir ân gelir...
Bir ân gelir...
Hani bir göz bir göze gelir.
Hani, öyle bir ân gelir ki;
En gelinmez yollarla en varılmaz yolların, senle ben arasındaki yarda boyun büktüğünü görürsün...
Bu yar; iki yâr arasıdır! ..
Her yar iki yâr arasıdır! ..
Ve üstelik;
Yaralar yara benzer,
Her yar yaraya benzer!
Yar başında duruşum;
Yâre nâraya benzer! ...
Halbuki gök yerin...
Halbuki gök yarın...
Halbuki gök yârin içindedir bu mesafelerde! ..
.....
Veya gök, mavi bir hançer gibi dalıvermiştir de toprağın içine; şimdi toprak, kendi içindeki kocca bir yarayı yâr bilmiş... Kendini parçalayan kooskoca bir yar başına türbedar olmuştur! ! !
Halbuki hep...
Hep iki yârdır;
Bir yar başında duran...
.....
Her yar, yâri gördüğüm rüyadır! ..
Yolun biri gözlerinden başlaar senden içeri gider; diğeri gözlerimden, benden içeri...
Bir yar oluşur her yârin arasında kalan boşlukta! ..
Ben, yarın bir duvarı olup sana bakarım bu yandan... Sen yarın bir duvarı olur, o yandan bana bakarsın! ..
Ve en derinimden gelip en derinine gidebilecek olan yol ile, en derininden çıkıp en derinime inebilecek olan gökkuşağı bakışlarımızda kopar! ..
Biz, sarılmadıkça...
.....
Yarlar kaldıkça yârlar arasında! ..
Hani bir ân gelir...
Ve söylenmez sözler söylenir olur!
.....
Hani bir ân gelir...
Mutluluk pembe bir ipek mendil gibi savrulur loş odada!
.....
Hani bir ân gelir...
Bir ân gelir...
Hani bir göz bir göze gelir...
Hani bir ân gelir...
Bir ân...
Bakışlar düğümlenir;
Bütün yarlar silinir,
Sıra söylenmezlere gelir...