Terakkiperver

Terakkiperver

Üye
31.03.2008
Uzman Çavuş
6.031
Hakkında

  • Bu haberde hinlik vardır.Çünkü; çocuk, kurbanın kesilmesini hiç göremezse büyüdüğü zaman kurban kesmeyecek ve böylelikle kurban ibadetinden mahrum kalacak.Ben de çocukluğumu yaşadım.Her kurban kesilişinde yanında oluyordum.Ben niye travma geçirmedim.O çocuklar, İspanya'da arena da boğa güreşinde boğaya atılan mızrakların acıısını acaba onlara anlattınız mı? Onu niye gündeme getirmiyorsunuz?.Son zamanlarda kurban kesme vekaleti çoğalmaya başladı.Bu gidişle kurban kesme gittikçe azalacak.Bunun sorumlusu kim olacak dersiniz..
    Çocuklara kurbanın faziletini, kıyamet gününde sırat köprüsünden geçerken sahibine bir binek olarak cennete doğru taşıyacağını anlatsanız çocuklar buna sevinmez mi?.
    Maksat, kurbandan men etme işini gündeme getirmeye çalışıyorsunuz..

    Merak etmeyin hiçbir çocuk travma geçirmez.Olsa olsa nonoş şekilde yetiştirilen çocuklar travma geçirebilir.
#20.11.2009 17:20 0 0 0
  • ]Bu yazıyı hem Başörtülüler, hem açıklar okusun !!!


    Prof. Dr. Nevzat Tarhan'ın kaleminden, hem başörtülüler için, hem başörtülü olmayanlar için önemli mesajlar içeren bir yazı... Bir psikiyatristin gözünden başörtüsüne ve bu duruma karşı çıkma eylemine bakmaya ne dersiniz? Kendinizle yüzleşmeye cesaretiniz var mı?


    Başını örtenler:

    Eğer inanmadan örtünüyorsanız, başörtüsünü çıkarınız.

    Eğer siyasi simge olarak örtüyorsanız, çıkarınız.

    Eğer mahalle baskısı ile örtüyorsanız çıkarınız.

    Eğer babanızın baskısı ile örtüyorsanız, çıkarınız.

    Eğer kocanızın baskısı ile örtüyorsanız, çıkarınız.

    Eğer ağabeyinizin baskısı ile örtüyorsanız, çıkarınız.

    Eğer yaşadığınız ortamda prim yaptığı için örtüyorsanız, başörtünüzü çıkarınız.

    Eğer gelenek olduğu için örtüyorsanız, çıkarınız.

    Eğer sizi güzelleştirdiği için başınızı örtüyorsanız, çıkarınız.

    Eğer Allah için örtüyorsanız, sizi tebrik ederiz.

    Eğer inandığınız için örtüyorsanız, sizi tebrik ederiz.

    Eğer dini gereklilik için örtüyorsanız, sizi tebrik ederiz devam ediniz. Ancak artık özgür olmadığınızı unutmayın. Başörtüsü ile sakız çiğneyerek dolaşamazsınız. Karşı cinsle sarmaş dolaş olamazsınız. Artık temsil ettiğiniz bazı değerlerin var olduğunu unutmayınız.

    Eğer inandığınız için örtünüyorsanız içini doldurunuz. Dürüstlüğünüz, çalışkanlığınız, hoşgörünüzle örnek olurken; ahlakî anlayışınız, oturup kalkışınızda da daha dikkatli olmalısınız.
    Çünkü başörtüsü sizin için hem bir hak hem bir değerdir.
    Haktır; çünkü sonradan çıkarılmış bir kavram değildir. 1400 yıllık bir geçmişi vardır. O halde örtündüğünüz gibi yaşayın. Yaşadığınız gibi örtünün.

    Karşı çıkanlar:

    Başörtüsüne size ölümü hatırlattığı için karşıysanız, vazgeçiniz. Ölüm vardır ve gerçektir.

    Başörtüsüne din karşıtlığınız sebebiyle muhalifseniz, vazgeçiniz. Dinin teselli etme ve hayata anlam katma gücünü yok edemezsiniz.

    Başörtüsüne korktuğunuz için karşıysanız, korkunuzu analiz ediniz.

    Korkunuz dini bir veriden kaynaklanıyorsa, o veriyi tartışınız.

    Korkunuz dinin yanlış yorumlarından kaynaklanıyorsa, doğru yorum bulmak ya da oluşturmak için mücadele ediniz.

    Korkunuz küçük kentler ve Anadolu'daki mahalle baskısı ile insanlarla diyologa giriniz. Birlikte yaşama bilincini oluşturmak gibi bir misyon üstleniniz. Yasağı yasakla gidermek çözüm olamaz.

    Korkunuz İran gibi olmaktan kaynaklanıyorsa, başörtüsüne karşı çıkmak yerine radikalliğe karşı çıkınız.

    Korkunuz Atatürkçülüğün tehlikede olmasından kaynaklanıyorsa hangi Atatürk'ü savunduğunuzu sorgulayınız.

    Korkunuz Cumhuriyetin tehlikede olmasından kaynaklanıyorsa "Tek Parti Cumhuriyeti"ni mi, "Çok Partili Cumhuriyeti" mi savunduğunuzu sorgulayınız.

    Korkunuzun sebebi özgürlüklerin kaybolması ise, ise herkese özgür yaşayacağı ortam sağlayacak çözümler üretiniz.

    Korkunuz laikliğin tehlikede olmasından ileri geliyorsa, laiklikle din karşıtlığını karıştırıp karıştırmadığınızı sorgulayınız.

    Korkunuz sahip olduklarınızı yitirmekse, elde ettiğiniz varlıklara "düşünceye karşı düşünce" yöntemiyle mi mücadele ediyorsunuz, bunu sorgulayınız.

    Başörtülü birini gördüğünüzde size 'dinsiz' denildiğini hissediyorsanız, vazgeçiniz. Çünkü bu sizin algınız olabilir. Niyet okuyarak hükme varmak, insanı realite körlüğüne götürür.

    Başörtülü bir kadını gördüğünüzde, 'dinde böyle bir uygulama yok' diye düşünüyorsanız, bırakınız onu konunun uzmanları söylesin. Bilimsel cahillik yapmayınız.

    Başörtüsünü 'gericilik' olarak değerlendiriyorsanız, asıl gericiliğin öğrenme hakkını engelleme olduğunu görünüz. Gericilikle mücadele cehaletle mücadeledir; dinle mücadele değildir.

    Başörtülüleri 'kendilerini kısıtlayan insanlar' olarak görüyorsanız, inandığı değerler için zevklerinden vazgeçenlere saygı duyunuz.

    Başörtülüler size 'Usame Bin Ladin'i hatırlatıyorsa, zihin haritanızı değiştiriniz. Radikal din anlayışının, İslam dininin ilk doğuşunda üç halifeyi öldürdüğünü unutmayınız.

    Başörtüsünü görünce 'dinî faşizm'den korkuyorsanız, Hitler'den hareketle 'bütün Almanlar faşisttir' deme adaletsizliğini yapmayınız.

    Başörtülüler, size 'tehdit altında olduğunuz' izlenimini veriyorlarsa, kendinize konuyu kişiselleştirip kişiselleştirmediğ inizi sorunuz. Başörtülülerle konuşmayı deneyiniz. Önyargıları, diyaloglar aydınlatır.

    Bir insanın başının zorla kapatılmasından yana iseniz, ceberutsunuz. İslam tarihinde selefi, harici radikalizm yorumu bunu öngörmüştür.

    Bir insanın başını zorla açtırıyorsanız yine ceberutsunuz. Bu durum, din karşıtlığını dogma haline getirdiğinizin ispatıdır: Kendinizle yüzleşiniz. Belki de 'Modern Tiran'lığı savunuyorsunuz.

    Güç kullanarak kendi dogmalarınızı kabul ettirmek istiyorsanız, siz Ortaçağ'a aitsiniz. Dinî görünümlü ya da modern görünümlü olmanız fark etmez.
    Siyasî talebi olmayan bir genç kızın inançlarının gereğine göre yaşamasına karşı çıkıyorsanız, laikliğe de karşı çıkıyorsunuz demektir.

    Siyasî talebi olmayan bir ailelerin çocuklarına dinin öngördüğü ahlakî normları öğretmeyi, din dersi vermelerini laikliğe aykırı görüyorsanız; bu davranış bilimsel, çağdaş, ilerleme ve aydınlanmaya uygun değildir. Alternatif üretiniz.
    Siyasî talebi olmayan ama dinini yaşamak isteyen doktora, mühendise, subaya karışmayınız. Aydınlanmanın Descartes döneminde takılıp kalmışsınız demektir. 'a hesap verme duygusu yaşayan bir subay ya da doktor ülke için şanstır.
    Siyasî talebi olmayan ama dinin teselli gücünü, yaşama anlam katma özelliğini ve ölümden sonraki hayatı öngörme fikrini bilimle birleştirenlere karşıysanız, bilimsel gelişmeye ve düşüncenin ilerlemesine de karşısınız demektir.

    Başörtüsüne 'bazı siyasîler sahip çıkıyor' diye karşıysanız, demokratlığınızı sorgulayınız.

    'Başörtüsü istismar ediliyor' diye düşünerek muhalefet ediyorsanız, istismar edenle etmeyeni anlamanın en iyi yolunu deneyiniz.

    Bu konuyu istismar edeni etmeyenden, önyargılı olanı olmayandan ayıran laboratuar, sosyal alanlardır. Üniversitelerde serbest bırakın. Üç, beş sene gözlemleyin. Eğer kamu düzeni bozulursa ve başı açıkların hakları ellerinden alınırsa, aptallık yapmayın; mücadelenizi verin.

    Eğer askerseniz ve sezgileriniz, Türkiye'nin geleceğini tehdit edecek bir tehlikeyi haber veriyorsa; üniversiteler sizin için birer sosyal psikoloji laboratuarı olacak. Böylece siz de deneyecek ve göreceksiniz:

    Kamu düzeni, provokasyonlara rağmen bozuluyor mu bozulmuyor mu?

    İnsan davranışlarının dilini, yalan söylenip söylenmediğini, niyetleri anlamayı ve korkuları yenmeyi gösterecek en iyi yol, deneme sınamadır.

    Deneme-sınama yöntemi her zaman risklidir, ancak radikalliği önlemek için bu riski göze almak gerekir.
    Adalet, cesaret istediği gibi doğruları bulmakta, risk almayı gerektirir.

    Özgürlük ve barış tarihte hiç kolay elde edilmemiştir.
    Bazıları başının dışını örtüyor, bazıları içini örtüyor. Bunun için sosyal psikoloji laboratuarı en etkili bilimsel deney ve gözlem yeridir.

    Türkiye kendi modernizmini geliştirmek dünyaya model olma şansını yakalayabilir.
    Bu konuda da rehberimiz akıl ve bilim olmalıdır.
    Bilim inancı taklit etmez ama tehdit de etmez. İnceler, rapor eder ve tarih sahnesine sunar. Özellikle üniversiteler hiçbir fikre kapısını kapamazlar. Analiz ederler, yorumlarlar. Evrensel yaklaşım bu olmalıdır.

    İnanç bilimsel kategoridir. Üniversitelerin sosyal psikolojik laboratuvar olması fırsatını kaçırmayalım. Türkiyemiz bu sınavı dünyaya örnek olacak şekilde aşması dileğiyle
#20.11.2009 06:13 0 0 0
  • Böyle şişirme anketleri biz çok gördük.Sandıktan gerçek ortaya çıkınca ne yapacaklarını şaşırırlar...
#20.11.2009 04:04 0 0 0
  • Yaşlıların yoğurt,sarımsak,ve bol meyve yemelerini tavsiye ederim..Çünkü ostoeporoz (kemik erimesi) hastalığına yakalanmaları mümkündür...Yağlı ve kızartma yiyeceklerden sakınmaları gerekir..Sigara ve alkol kesinlikle kullanmamaları elzemdir.
#15.11.2009 21:51 0 0 0
#15.11.2009 21:28 0 0 0
#15.11.2009 16:09 0 0 0
#15.11.2009 16:08 0 0 0
  • Admin Gel Derdimi Dinle

    Gel msn ye de derdimi dinle
    Moderatör dediklerim yordu be admin
    Konularım kötüyse söyle yüzüme
    Moderatör bildiklerim vurdu be admin

    Adminler halim sormadı
    Kapanmayan konum kalmadı
    Tükendim artık birşey kalmadı
    Bu nasıl bir paylaşımdır admin

    Elveda kullanıcım elveda derde
    Konular kapandı kullanıcı sahnemde
    Açacak konu kalmadı bana musade
    Hakkını helal et helal et admin.

    Konular içinde konusuz kaldım
    Ben bittim konu bitmedi admin
    Konulardan payıma düşeni aldım
    Ben bıktım moderatörler benden bıkmadı admin
#15.11.2009 15:55 0 0 0
  • Daha güzel olanlar yok mu?...Sadece futbol takımları mı var?.
#15.11.2009 11:19 0 0 0
  • Eşref Ziya Terzi

    Uğur Işılak

    Yusuf İslam

    Aykut Kuşkaya

    Ömer Karaoğlu....

    Bunları tanıyor musunuz?.Ünlü olmasalar bile saydığınız sanatçılara 5 çeker...
#15.11.2009 04:08 0 0 0
  • Tam aradığm sanatçı olmasa da Orhan Gencebay ve Ferdi Tayfur'u seviyorum..

    Hatasız kul olmaz!...

    Sende mi Leyla?

    Daha neler,neler...
#15.11.2009 04:02 0 0 0
  • Vikipen güvenilir kaynak değildir.Yorumcu onu kafasına göre yazabiliyor.Sahih kaynaklar lazım..
#15.11.2009 03:56 0 0 0
#15.11.2009 00:28 0 0 0
  • noimage


    Türkiye'nin en zengin altın rezervi bulundu

    Giresun'un Bulancak ilçesinde Türkiye'nin en zengin altın rezervi bulundu. Bakır ve kurşun madeni çıkartılan bölgede tespit edilen altın rezervinin Türkiye'nin altın deposu olarak bilinen Kaz Dağları'ndaki kaynaklardan en az iki kat daha verimli olduğu belirtildi. Kaz Dağı'nda bir ton cevherden 6 gram altın elde edildiği, Bulancak'ta çıkartılan cevherlerden ise ton başına 10 ile 122 gram arasında altın bulunduğu bildirildi. Bulancak'ta yılda 10 ton altın ve 56 ton gümüş çıkarılması bekleniyor.

    Bulancak'ta bakır ve kurşun arayan madenciler, önemli bir servet buldu. Türkiye'nin en zengin altın madeni Aydındere Beldesi'ndeki ormanda bulundu. Altın rezervi, Romalılar döneminden beri işletilen alanda bakır ve kurşun çıkartmak için kazı yapan Tayyar Aydoğdu tarafından bulundu. Kazının 20. metresinde işçiler, deyim yerindeyse tam bir servetle karşılaştı. Bakır ve kurşun madeninden çok altın ve gümüş karışımına rastlayan madenciler, cevherden aldıkları numuneleri tahlil ettirdiklerinde Türkiye'nin en zengin altın madenini bulduklarını anladı. Yapılan testlerde, bir ton cevherde tam 122 gram altın bulundu.

    Türkiye'de Kaz dağlarında bir ton cevherde 6 gram altın çıkartılırken Bulancak'ta bulunan cevherlerde tam bunun 20 katı fazla altın oranı tespit edildi. Dünya genelinde de tonda 3 gram altın ekonomik değer olarak görülüyor. Bölgede daha önce maden araması yapıldığı, ancak ulaşım olmaması nedeniyle rezervlerin bulunamadığı ifade edildi. Açtıkları ilk galeride Türkiye'nin en zengin altın madeni yataklarını bulan işletme 5 ayrı ocak için daha ruhsat aldı. Bölgede 9 bin hektar alanda zengin miktarda maden cevheri olduğu ifade ediliyor. Cevherlerin içerisinde altın ve gümüş yanında zengin miktarda bakır, kurşun, çinko ve demir de bulunuyor. Çıkartılacak maden cevheri yine Bulancak'ta işlenecek.

    AYRIŞTIRMA FABRİKASI KURULACAK

    Bunun için işletme sahipleri yine yerli bir firmayla anlaşma yaparak bölgeye ayrıştırma fabrikası kurmak için harekete geçti. Kurulacak işletmede yılda 100 bin ton maden cevherinin ayrıştırılmasıyla 10 ton altın ve 56 ton gümüş madeni elde edilebilecek. Maden Mühendisi Kenan Çelik, "Biz madenin damar halinde olmasını beklerken burada kütle halinde altın çıktı. Burada oranlar çok yüksek. Dünyada böyle altın ocakları çok nadir görülüyor." dedi.

    Alanın ruhsat sahibi Tayyar Aydoğdu ise Türk asıllı bir Belçika firması ile ortaklık kurarak madenleri çıkaracaklarını belerterek, "Bunu yaparken çevreye zararlı hiçbir şey kullanmayacağız. Bu madenleri çıkarırken burada bir tesis kurarak istihdamı da buradan sağlamak istiyoruz. Burası bir dağ köyü ve dağ köylerinin durumunu biliyorsunuz. Ben de bu çevrenin bir çocuğuyum." diye konuştu.

    (CİHAN)
#15.11.2009 00:26 0 0 0
  • Bir zamanlar Erbakan Hoca; "Türkiye dünyanın en zengin maden ocakları bizdedir" demişti...D8-D60 Projeleri bunun için vardı...Erbakan'ı elin gavuru anladı bizim millet anlayamadı...

    AB'de ülkeleri bunun için Türkiye'de gözü vardır...

    Eşimin köyünde 10 ton saf altın bulunmuş...Yeri ise şudur;

    Giresun-Bulancak ilçesi Aydındere beldesidir...
#15.11.2009 00:17 0 0 0
  • Şimdi ki Türkler yabancı ülkelerde rüşvet,sahtekarlık ve üçkağıtçılık bırakıyor,yalan mı?.

    Çok kötü örnek oluyoruz onlara...Üzülmemek elimizde değil...
#15.11.2009 00:01 0 0 0
#14.11.2009 23:55 0 0 0
#14.11.2009 23:46 0 0 0
  • Ben bir erkek olarak play-stationdan hiç hoşlanmıyorum.Bilgi paylaşımından çok hoşlanırım.Bu da beni rahatlatıyor...
    Benim oğlumla damadım play-stationa bayılıyorlar...Vakit öldürmekten ve cahilliğe adım atmaktan bir şeye yaramıyor...Hafızayı geri bırakıyor.Sonuçta monoton bir gençlik ortaya çıkıyor...Düşünemeyen,düşünmek istemeyen bir gençlik oluşturuyor...

    Bunlar istiyor ki muhabbet olmasın sohbet hiç yok zaten..Eee,geriye kocaman bir boş bir kafa kalıyor.Üretici ,dinamik gençlik öldü artık...

    Fiyuuuvvv!.Ey gençlik nerdesin yahu...
#13.11.2009 21:40 0 0 0