Terakkiperver

Terakkiperver

Üye
31.03.2008
Uzman Çavuş
6.031
Hakkında

#25.10.2009 06:56 0 0 0
  • Bu hayvan karınca yediğine göre bizim memlekkete pek barınmaz.Çünkü karıncaları öldürmek caiz değildir.Sadece kovabilirsiniz...
#25.10.2009 06:54 0 0 0
  • Kocakarı ilaçları dediğiniz aslında doktorların verdiği ilaçlardan kat be kat üstündür..Bilinçli kullanıldığında hiç bir zaman yan etkileri yoktur..Ama reçete ilaçlarının prospektüsüne baktığımızda bir çok yen etki ve kandikasyonlarını yazmaktadır..Halbuki reçeteli ilaçların hepsi o kocakarı ilacı dediğiniz şifalı bitkilerden yapılmaktadır...Aslını inkar edemezsiniz..

    Bitkisel ilaçlar daha çok hastayı iyileştirmektedirler.Önemli olan onları düzenli kullanmak, bilinçli ve perhizli olmak şarttır...Hatta bazı şifalı bitkilerin bile başka hastalığıda aynı bitki iyileştirmektedir.

    Son yıllarda şifalı bitkilere rağbet vardır.Ben şifalı bitkileri tam 18 senedir inceliyorum.Bir çok yerde tecrübe sahibi olmuşumdur.

    Neyse; konu sapmak üzeredir Şimdilik bunlarla yetinelim.

    Sağlıklı ve esenkalın..
#25.10.2009 06:45 0 0 0
  • noimage

    Hele de o endoskopi cihazından bir çok kişi korkmaktadır.Aslında hiç korkulacak bir şey değildir..Bazıları stres yaparak endoskopiden nefret ederler.Halbuki endoskopi olmadan bir midenin ülser teşhisi konulması zordur.Endoskopi artık şart olmuştur.

    Ben endoskopide 50 kere yatsam yine korkmam...
    Yukarıda gördüğünüz bir endoskopi cihazıdır.Hastayı,sedyeye sol tarafına yatırılıp ağızdan mideye hortum sokulup ekranda mide incelenir..Ülser tedavisi ona göre yapılır.Ağrı,sızı,acı yoktur.En fazla 10 dakikada iş görülür.Hastalar stres yaptıkları için korkuyorlar bu cihazdan...
    Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler...
    Acizane olarak, endoskopinin korkulacak bir cihaz olmadığını anlatmaya çalıştım..
#25.10.2009 06:34 0 0 0
  • Malcolm__X

    Soru: OKUL MU MEYHANE MI?
    Cevap: Meyhane Okulu

    ALLAH islah eylesin, bilmemki ne demek gerekir baska

    Önüne geçilemezse sonunda sizİn dediğiniz gibi olur...
#24.10.2009 08:42 0 0 0
#24.10.2009 08:39 0 0 0
  • Ey tuzukuru olup da oğlunu Doğu'ya göndermek istemeyenler torpilli olanlar ve Ey Tayyip Bey!.Yukarıda ki yemek listesini defalarca oku da ona göre düşünün!...
    Çanakkale şehitlerimizin yemeği bunlardan ibaretti...Şimdi ki asker evlatlarımız bu yokluklara dayanabilecekler miydi acaba!..Yine şimdi ki askerlerimiz bir öğünlük yemeği eksik gelse hemen basarlar feryadı...

    Af edersiniz ama rahmetli gazi dedem açlıktan at pisliklerinin arasından arpalarını seçip çorba yapıp yerlermiş..Bunlar yalan değil,gerçektir...Yanlışlıkla bir gece vakti askerlerimiz ıssız bir köyden geçerken su diye aldandıkları lağım suyunu içmişler.Çoğu da hastalanıp aralarında ölenler bile olmuş...
    Allah, bütün Çanakkale de şehit olan askerlerimize rahmet eylesin..
    __________________
#23.10.2009 02:38 0 0 0
  • İmanımızı dua ederek koruyalım İnşaallah..
    İmanın gitmesinden elbette ki korkulur.Lakin, lüzumsuz ve boş hayallerle kafalara takılan şeylerden de saplantı oluşur..Bu saplantılardan da şeytan fırsat kollayıp beyine ve kalbe sürekli huturat(vesvese boş hayal ve kuruntular) verir..Önemli olan; nasıl inandığı ve neye inandığının doğru olup olmadığını anlamaya çalışmaktır...Bir de salih amellerimizi kesinlikle saf ve riyasız olarak yapmaya ve de devamlı olarak gayret etmeliyiz...Ayrıca günahlarımıza ağlayıp onlar için tevbe-i istiğfar ederek hatırlamalıyız...Yapmış olduğumuz hayır ve hasenatımızı unutmaya çalışalım ki kalbimize ucub illeti bulaşmasın..


    Yine de dualarımızda devamlı olarak şu duayı dilimizden eksik etmemeiliyiz.

    Ya Rabbi!...Beni son nefesimde bile olsa şeytana fırsat verme, akibetimi hayırlı eyle ve de son nefesimde aşk ile kelime-i şehadet getirerek senin huzuruna varmayı nasip ve müyesser eyle!" diye dua etmeliyiz.
    __________________
#23.10.2009 02:01 0 0 0
  • Lütfen Allah rızası içim moderatör kardeşlerimden ricam vardır.Ricam odur ki mesajımın altındaki linki mecbur olarak verdim.Maksadım site tanıtmak değildir.Türkiyenin içinde bulunduğu vahim ortamlardan birisi de öğercilerimizin nasıl da tuzağa düşürüldüğünün göstergesidir..Linki silerseniz meseleyi göremezsiniz.Mühimdir...Anlayışla karşılayacağınızı umuyorum.Saygılarımla...
#22.10.2009 23:59 0 0 0
  • Lisede skandal-VİDEO İZLE

    Namaz kılan masum çocukları suçlu gibi gösteren ahlaksız zevat işte böyle bir genlçlik istiyor. Burası bir lise. Ama meyhaneden farkı yok. İslam düşmanlığını "Damda toplu namaz" başlığı atarak dile getirenler bu görüntülere ne diyecek merak konusu.


    "LİSEDE SKANDAL...EĞİTİM SİSTEMİMİZ BU KADAR DÜŞTÜ MÜ?" başlığıyla video paylaşım sitelerine düşen bu görüntüler görenleri hayrete düşürüyor.

    youtube'da yer alan video için düşülen not ise şöyle:

    "Burası okul mu? meyhane mi? namaz kılan masum öğrencileri suçlu bulan medya bu görüntüler karşısında ne yapacak?malum medyaya soruyoruz hangisi zararlı namaz mı,alkol mü?"

    Başını Doğan Medyasının çektiği malum çevrelen, okullarda namaz kılan masum çocuklara adeta terörist muamelesi yapmıştı. İşte ahlaksız zevatın istediği gençlik:
    Skandal görüntüleri izlemek için tıklayınız...

    http://habervaktim.com/videoizle.php?id=591
#22.10.2009 23:54 0 0 0
  • Sayın başbakanım ve cumhurbaşkanım!.. Bu Azeri kardeşimizin feryadını duyuyor musunuz.Uyanın bre ekabirler!.. .
#20.10.2009 00:07 0 0 0
#20.10.2009 00:02 0 0 0
#20.10.2009 00:01 0 0 0
  • Gerçekten bu mektuptan çok etkilendim.Flörtsüz hayat olmaz diyenlere tokat gibi mektup olmuş.Allah nefs ve şaytana uymaktan bizleri muhafaza eylesin...İbret alalım arkadaşlarım..
#19.10.2009 08:17 0 0 0
  • Müslüman flörtçüler?????...

    Sizlere ibretli bir mektup sunacağım. Neredeyse yoruma hiç gerek yok; gerçekler tüm açıklığıyla ortada. Evet, Dilruba rumuzuyla yazan kardeşimizin mektubunu aktarıyorum:

    Çok değerli Cemil Ağabey! Son zamanlarda evlilik, cinsellik ve gençlik üzerine kaliteli çalışmalar yapıyorsunuz. Ben de bir genç olarak yarama parmak bastığınız için bu yazıyı yazmak ihtiyacı duydum.

    Ben erkeklerle hiçbir zaman muhatap olmadım. Lisede hocalarımla bile konuşurken başımı öne eğer, edep ve saygıyla onlarla konuşurdum. Hayatımda erkek olarak sadece babam ve ağabeyim vardı. Üniversiteye geldiğimde dindar, müsbet ve İslâmî bir bölümde okuyan bir beyle tanıştım. Ciddi olarak görüşüyorduk. Bu görüşmeler sırasında ben, kendi hayamla oturmaya, kalkmaya ve konuşmaya dikkat ederdim. Bildiğim dinî ve imanî hakikatları açıklamaya çalışırdım. Sonuçta muhatabım, sadece iman hakikatlarından haberdardı, ama içli dışlı değildi. Evliliğimizi, ileride nasıl bir hayat kuracağımızı, dünya ve ahiret saadetini, kısacası her şeyi meşru daire içinde konuşmuştuk. Bu görüşmeler sıklaşınca işin içine ister istemez nefis ve şeytan karışmıştı. Ben ise ona, bazı tutum ve davranışlarının yanlış olduğunu, yapmaması gerektiğini, meşru olmayan lezzetlerin haram olduğunu, branşı gereği bunları asıl kendisinin anlatması gerektiğini ifade etmeye çalıştımsa da, nafile... Sonunda bir nefis taşıdığım için ben de bu havaya kapılmıştım. İş ciddiye dönüşünce ailesinden sorun çıktı. Böylece bütün söylemler suya düştü. Yaptığım hatalar, günahlar, haram lezzetler bana kaldı.

    Olayın üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen ben sürekli vicdan azabı duyuyorum, her zaman, her namazda tevbe ediyorum. Ağlamadığım gün ve gece yoktur. Ben kendimi affedemediğim halde Rabbim beni nasıl affedecek, onu düşünüyorum; düşündükçe kahroluyorum. Üzüldüğüm şey, dinî ve imanî hakikatlardan haberdar olan birisi olmama rağmen nasıl oluyor da, bu tür şeyleri yapmışım? Benim gibi olan yüzlerce kız var. Size anlatamayacağım hüzün ve pişmanlıklar içerisindeyim. Bunu Cenab-ı Haktan başka kimse bilemez herhalde.

    Benim suçum, ciddi olarak evliliği düşünmemdi. Benim suçum dindar, dinî hakikatlardan haberdar bir insana güvenmekti. Suçum, Doğu kökenli olup, ailesinin beni kabul etmemesiydi. Suçum, dünya ve ahiret saadetini sağlamayı düşünmem, lüks ve şatafatlı bir hayatı istemememdi. Suç üstüne suç sayabilirsiniz...

    Bu olaydan sonra dindar bile olsa erkeklerden nefret etmeye başladım. İçimde onlara karşı kin ve düşmanlık vardı. Evliliğe kapalı kalmıştım.

    Ben artık şefkat tokatlarını yemiştim, aklım başıma gelmişti. Bu mektubu gençlere örnek olsun diye yazıyorum. Hiç kimse, Benim konuştuğum, görüştüğüm kişi temizdir, dürüsttür, dindardır, güvenilirdir, muhafazakârdır deyip, kendini kaptırmasın. Çünkü olaylar başka mecralara kayıyor. İnsan geçmişine dönüp baktığında ahlar, hüzünler, senelerce unutulmayacak izler, gözyaşları ve günahların kara lekesi belleğinde kalacaktır.

    Bu musibet bana ne kadar aciz, zayıf ve çaresiz olduğumu, dünyanın gayri meşru lezzetlerinin bir yedirip bin tokat vurdurduğunu, bir an bile nefis ve şeytanla baş başa kalmanın ne büyük yaralar açtığını öğretti. Belâ ve musibetlere karşı sürekli istiğfar etmek gerektiğini, tevbe kapısının açık olduğunu, her şeyde bir hayır ve hikmet bulunduğunu, esma-i hüsnadan birinin de Tevvab olduğunu, hata işleyip nefis muhasebesi yapmakla Hz Yunus'un (a.s.), sabrederek Hz. Eyyub'un (a.s.) meyvelerine ulaştığımı gösterdi.

    Bunları hiç kimseye anlatmış değilim. Siz gençlik sorunlarıyla ilgilendiğiniz için, gençlerin ibret alması niyetiyle yazıyorum.


    Evet, acı bir tecrübe yaşamış bir kardeşimizin bu içler acısı feryadına, umarım genç kardeşlerimiz kulak verir.

    Bu mektup gösteriyor ki, kız erkek arkadaşlığında, tarafları mutsuz edecek sayısız sorun ve tuzak var. Meşru ölçülerin dışına taşıldığında telâfisi zor, belki imkânsız kayıplar söz konusu olabiliyor.

    Okuyucum, Bu görüşmeler sıklaşınca işin içine ister istemez nefis ve şeytan karışmıştı. Ben ise ona, bazı tutum ve davranışlarının haram olduğunu ifade etmeye çalıştımsa da, nafile... Sonunda bir nefis taşıdığım için ben de bu havaya kapılmıştım diyor mektubunda. Acaba bugüne değin, İki namahrem baş başa kaldıklarında üçüncüleri şeytandır hadisini duymamış mıydı? Peygamberimizin (a.s.m.) bu uyarısı, insanların kendi fıtratlarını iyi tanımalarıyla yakından ilgili. İnsan bu şekilde yaratılmış. Onun fıtratı dün nasılsa bugün de öyle ve yarın da aynı olacak.

    İş ciddiye dönüşünce ailesinden sorun çıkması, neredeyse bütün erkek kız ilişkilerinde ortaya çıkan bir sorun. Gençlerin kendi kendilerine gelin güvey olmaları, olumlu bir sonuç doğurmuyor. İlişkilerin duygularla değil, akılla yönlendirilmesi, hikmet ve muhakemenin şekillendirdiği bir stratejinin olması şart. Aşk, sadece maddeden ve duygudan ibaret görülürse, önündeki engellerle savaşmak güçleşir. Kişi sevmesini bildiği kadar, sağlıklı ve kalıcı bir mutluluğun önündeki engellerle savaşmasını ve sonuç almasını da bilmelidir.

    Eğer bunlar dikkate alınmazsa, Yaptığım hatalar, günahlar, haram lezzetler bana kaldı diyen genç gibi, ah vah edilir, ama mutsuz sonuç değişmez.

    Bu gencin, şu uyarısı da, pahalıya mal olan önemli bir tecrübe: Hiç kimse, Benim konuştuğum, görüştüğüm kişi temizdir, dürüsttür, dindardır, güvenilirdir, muhafazakârdır deyip, kendini kaptırmasın. Çünkü olaylar başka mecralara kayıyor.

    Bir kişi temiz, dürüst ve dindar olunca, dinî emir ve yasakların muhatabı olmaktan çıkıyor mu? Hiç kimse Peygamberimiz (a.s.m.) ve ashabı kadar temiz, dürüst ve dindar olamaz. Oysa Rabbimizin cinsellik, iffet ve edeb konusundaki emir ve yasaklarının ilk muhatabı onlar değil miydi?Allah'ın Rasûlüne yasak olan bir davranış, kime serbest olabilir ki?

    Ağır tahrik ve baskı altında bulunan gençlerin meşruiyet dışına çıkarak kendilerini tatmin etmeleri mümkün değil. Ancak evlenmeden bu ağır imtihanı göğüsleyebilmeleri de zor.

    Tabiî evlilik gibi önemli bir sünneti gerçekleştirmek istediğinizde bir dizi imtihanla karşılaşacağınızı da hesaba katacaksınız. Bu imtihanlara hazır olmak, başarıyla çıkmak için de gereken bilgi ve beceriyi edinmek şarttır.

    Cemil Tokpınar
#19.10.2009 08:16 0 0 0
  • Bu adam Allah rızası için tutmadığı belli oluyor.Keşke bu orucu Allah için tutsa çok sevap kazanırdı.Guinnes Rekorları kitabına geçsede kendisine bir şey kazandırmaz.Hem sonra bu orucun hesabını nasıl verebilecek.Allah, kendisi için yapılmayan ibadetlerin hiçbirini kabul etmez.Boşuna oruç tutrmuş zavallı.Zayıflamak için tutmuş olduğu için yanında kâr kalıyor sadece...
    Ama yine de ameller niyete göredir.Bunu da bilemeyiz.Önyargılı olmamak lazım..
#16.10.2009 11:28 0 0 0
  • Bizim ülkemizde bunlara benzer olanlar var mı acaba?..Daha bizim ülkemizde hala mevcut olan ahır tipli okulları bunlar görseler bize ne derler.Ne diyecekler.Geri kalmışlıktan başka...
#16.10.2009 11:20 0 0 0
  • Bir taraftan abur cubur şeyler yemek bir taraftan da fazla uyku uyumayla bel incelmez.Biraz aktif yaşam lazım.Monotonluktan kurtulup yeni bir spor hayatına geçmek lazım ki yukarıda ki bilgilerin faydası olsun.Yoksa her şey aynı şekilde kalır.Boşuna uğraşmış olunur.Rutin işleri bırakmanızı tavsiye ederim..
#16.10.2009 11:15 0 0 0
#16.10.2009 09:35 0 0 0