Terakkiperver

Terakkiperver

Üye
31.03.2008
Uzman Çavuş
6.031
Hakkında

#07.11.2009 17:25 0 0 0
  • Bu gidişle,30 sene sonra yabancı dil konuşacağız da bundan haberimiz bile olmayacak. Türkçe konuştuğumuzu sanacağız....Yeni neslimize öz Türkçemizi unuttumayalım...
#07.11.2009 17:11 0 0 0
  • Yahu şu sevimsiz hayvanın resmini niye buraya yapıştırdınız?..Eti,kanı,derisi haram olan bu yaratığı görmek istemiyorum..

    Domuz gribi olsam İsrail C.Başkanı Şimon Perez'i öperdim.Çabucak gebersin diye...
#07.11.2009 17:05 0 0 0
#07.11.2009 16:56 0 0 0
#07.11.2009 16:43 0 0 0
#07.11.2009 06:08 0 0 0
#07.11.2009 06:01 0 0 0
  • İnsan ölünce ruhu ile birlikte aklı ve ameli baki kalır.Cesedi ise çürür.

    Yukarıdaki yazar bozuntusu çaktırmadan, neredeyse reenkarnasyon inancını kakalamaya çalışıyor.Bu ise İslam'a göre taban tabana zıttır.Aklısıra dünyanın ilgisini çekmek için boş şeyler söylüyor.Ölen insan artık geri dönemez.İşte ayetler...


    Secde Suresi:
    11. De ki: Size müvekkel olan ölüm meleği, sizin canınızı alacaktır. Sonra da rabbinize döndürüleceksinizdir.

    12. Görecek olsan o vakit ki, günahkârlar Rab'lerinin huzurunda başlarını eğmiş oldukları hâlde; "ey Rab'bimiz!. Gördük ve işittik, artık bizi geri çevir. Bir sâlih amel işleyelim. Şüphe yok ki, biz kat'î surette inanmışlarız" derler.

    13. Ve eğer dilemiş olsa idik her nefsi elbette hidayete erdirirdik. Fakat elbette ki, cehennemi bütün cinlerden ve insanlardan dolduracağım, sözü benden hak olmuştur.

    14. Artık tadın bu gününüze kavuşmayı unutmanız sebebiyle. İşte biz de sizi unuttuk. Ve yapar olduğunuz şeyler yüzünden ebedî azabı tadın.

    15. Bizim âyetlerimize ancak öyle kimseler imân ederler ki, onlar ile kendilerine nasihat verildiği zaman secde ediciler olarak yüzüstü yere kapanırlar ve Rab'lerini hamd ile tesbih ederler. Ve onlar büyüklük taslamazlar.

    Mü'minun Suresi:


    99. Nihayet onlardan birine ölüm gelince derki: Yarabbi. Beni (dünyaya) geri gönder!.

    100. Belki ben terkettiğim şey hususunda iyi bir amel işlerim. Hayır, bu bir boş laftır ki: Bunu söyleyen o'dur ve onların önlerinde diriltilecekleri güne kadar berzah (engel,set) vardır.

    101. Sura üfürüleceği zaman artık aralarında ne soy bağları vardır ve ne de soruştururlar.

    102. Artık kimin tartıları ağır gelirse işte kurtuluşu bulmuş olanlar, onlardır.

    103. Ve kimin tartıları da hafif olmuş olursa işte nefislerine yazık etmiş olanlar, cehennemde ebedî kalanlar da onlardır.

    104. Onların yüzlerini ateş şiddetle yakar ve onlar orada dudakları açılarak dişleri sırıtıp duran kimselerdir.

    105. Değil mi ki benim âyetlerim size karşı okunuyordu da siz onları tekzib ediyordunuz.

    106. Diyeceklerdir ki: Ey Rabbimiz, bizim üzerimize azgınlığımız galip geldi ve biz sapıtmışlar olan bir kavim olduk.

    107. Ey Rabbimizl, bundan bizleri çıkar, İmdi bir daha dönersek artık şüphe yok ki, biz zalim kimseleriz.

    108. (Allah) Buyuracaktır ki: Alçakça sükût edip durun orada, bana bir şey söylemeyin.

    109. Çünkü kullarımdan bir zümre vardı ki, "Ey Rabbimiz!. Sana îmân ettik, artık bizi yarlığa ve bize merhamet buyur ve sen rahmet edenlerin elbette hayırlısısın" derlerdi.

    110. Halbuki, siz onları alaya aldınız, tâki, bunlar -böyle maskaralıklarınız- size beni hatırlamayı unutturdular ve onlardan alay ederek güler kimseler olmuştunuz.

    111. Şüphe yok ki, bugün ben onları sabrettikleri sebebiyle mükâfata nail ettim, muhakkak ki, kurtuluşa ermiş olanlar da onlardır.
#07.11.2009 05:50 0 0 0
  • Ey taputçu!..Herkesin taputunu yapıyorsun ama, gün gelecek senin de taputunu yapacaklar.Sıran geldiğinde; tık tık tık "çabuk olun taputçunun taputunu hazırlayın diyecekler!.."
#07.11.2009 05:40 0 0 0
  • ozgurluk_5643

    Sevgili Terakkiperver arkadaşım neden bu kadar celallendin anlayamadım ve şu azeriler müslüman ermeniler gavur lafını da beğenmedim seni forumdan tanıdığım kadarıyla dini tarih konusunda bilgin olduğunu biliyorum böyle bir bilgiye sahip olan birinden de böyle laflar beklemezdim açıkçası sana sadece bir örnek vereyim senin de çok iyi bildiğini tahmin ediyorum Habeşistan Kralı hangi dine mensuptu ? ve Habeşistana giden müslümanlara nasıl davrandı onlar için neler yaptı daha fazla bir şey demiyorum çünkü sadece bu dediklerimle ne demek istediğimi anlayacağından eminim...

    Evet ermeniler ülkemizde kıyımlar yaptı aynı şekilde ermeni kıyımları da oldu her ikisinin zıddını savunanlar var ama dürüst olunmalı her iki kesimde kıyımda bulundu ben kendi gözlerimle toplu ermeni mezarları gördüm ve aynı şekilde ermenilerin kıydığı vatandaşlarımızıda gördük inkar etmek yalandan ötesine geçmez...

    Ama

    Geçmişe dayalı kalıp kin güderek elimize bir şey geçmeyeceğini düşünüyorum...
    Tarihte yaşanan olaylar yüzünden bu düşüncelere düşmemek gerek ermeniler içinde iyi olanlarda vardır kötü olanlarda tıpkı türklerde olduğu gibi neden düşmanca bakalım birbirimize neden ermenileri kötülüyelim iylikle atılan bir adım beraberinde karşındakinin iki adım gelmesine yol açabilir yanlışım varsa düzelt beni lütfen...

    Ezilen her kim olursa olsun biz onlardan yanayız evet bir ermeni için hepimiz ermeni olduk hepimiz hrant olduk gerektiği zaman hepimiz azeride oluruz aliyevde oluruz mahmudovda oluruz bundan da hiç gocunmayız...

    Saygı ve sevgi umuduyla....

    Sevgili kardeşim.Yorumlarınıza teşekkür ediyorum...Öncelikle bizim dinimiz barış ve hoşgörü dinidir...Kimseye zulüm ve haksızlık etmeye asla müsaade edilmemiştir.Velev ki ateist ve gayri müslim olsun...Hem biz müslümanlar olarak, ırk düşmanlığı da yapmayız.

    Dikkat edecek olursanız,ülkemizde bir gayrimüslime bir şey olsa hemen seferber olunup araştırma ve inceleme başlatılır ve de yakalanan suçlu cezalandırılır...Ama gelin görün ki yeryüzünde ki müslümanların kanı oluk oluk akıtılırken hiçbir ülke veya bireyler ses çıkarmıyor, seyirci kalıyor.Bu müslümanlara reva mı?

    Bizim istediğimiz;Osmanlı İmparatorluğu nasıl ki 17 devlete 72 millete 700 yıl barış içinde adalet getirmişse buna son derece yeniden ihtiyacımız vardır...

    Resulullah ( S.A.V.)Efendimiz,Habeşistan kralının adaletli ve merhametli olduğunu bildiği içindir ki oraya ashabını göndermiştir.Demek ki,adaletin olduğu yerde huzur vardır...Türkiye'de adalet sistemi tuzukurulara var...Hz.Ömer'in meşhur sözüyle sözümü burada noktalıyorum...

    "Dicle kenarında kurt kapsa koyunu,
    Adli İlahi sorar, Ömer'den onu!..."

    Nerdesin ya Hz.Ömer!...İnsanlık senin bıraktığın adalete şiddetle ihtiyacı var!...
#07.11.2009 05:24 0 0 0
  • Sevsinler sizi,Ermeni taraftarları!...

    Azerbaycan'a gün yüzü göstermeyen Ermenistan bugün PKKya muazzam destek veriyor,Kürdistan Ermeni devleti kurulsun diye!...Bir taraftan masum Kürt kardeşlermizi devletimize karşı kışkırtarak düşman etmeye çalışıyor.Aslında kendileri düşmandır.Senaryoyu kendileri hazırlıyor,oyuncuları ise kandırılmış Kürtler!..

    PKK, geçmişteki vahşi Taşnak Ermeni Çetesinin uzantısıdır...Onların hakkından Giresunlu Topal Osman Ağa gelmiştir....

    Giresunlu Topal Osman Ağa'nın kim olduğunu internetten öğrenebilirsiniz...Onun gibisine çok ihtiyacımız var...Ve ben onun torunuyum,rahmetli dedem onun askeriydi...

    Ruhu şad olsun...
#07.11.2009 01:06 0 0 0
  • Ermeni zulmü

    Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars'ta Ağrı'da Van'da Erzurum'da da ataları oynamıştı.Onlardan duymuşlardı. Karnı burnunda çaresiz bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı...Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı

    :-Akçik, manç?..
    (Kızmı, oğlan mı?)

    -Akçik...
    (Kız)

    Bu cevap üzerine 'oğlan' diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı.Kan b! ürülügözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi.

    -Tun şahetsar,ınger...
    (Sen kazandın, yoldaş)

    -Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana...
    (Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?)

    -Mayrigı bedge gişdatsine.
    (Annesi besleyecek elbette)

    Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı:

    -Mayrig yerahayin zizdur.
    (Çocuğa meme ver)

    Aynı dakikalarda Hocalı'nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi.Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:

    -Asixn ma/,çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek...
    (Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın...)

    Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa,başı da orta yere düşmüştü...

    Ermeniler zafer naraları! atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.

    Bu iki olay Hocalı'da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı. Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır.

    Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir. Ajanslar,katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu.

    Türkiye'de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi.

    26 Şubat'ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi'nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366'ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı'ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar.

    26 Şubat! gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi.

    Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler. ermenilerin işgal ettikleri Hocalı'da dehşet verici olaylar yaşandı.

    Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler,

    Sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar.

    Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler.

    Genç kızların önce saçlarını,sonra da kafa derilerini yüzdüler.

    Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler.

    Kesik kafaları sepetlere doldurdular.

    Peki neydi bu düşmanlık?

    Ermenistan'daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye'nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan'ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı'nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı'nda 'Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün,öldürün' denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok sanırım.

    Dağlık Karabağ Bölgesi'nde bulunan Hocalı'ya, eski Sovyet İttifakı Silahlı kuvvetleri'ne ait 366.Alay'ın desteği ile Ermeni Sılahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk'ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir.

    56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur.

    Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış,geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır.

    Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı.!

    Fakat katliam sonrası Hocalı'ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar. Hocalı'da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet'nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu:

    'Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim,ama Hocalı'daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz' Peki 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti; Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildi. Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996'da Ermenistan Başbakanı oldu.

    Karabağ'da barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna,'Hocalı Katlia! mı' baş sorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu.

    Ermeniler Türk hamile kadınlarına tecavüz edip karnını hamile olduğu halde taş ile doldurup öldürmüşler ve küçük Türk kızlarına tecavüz edip öldürmüşlerdi.

    Ülkemizde sadece 1 ermeni öldürüldü diye ' Hepimiz Ermeniyiz' diyerek yürüyüş yaptılar ve o kadar araştırdılar ama hiç bir insan kalkıp ta bu masum insanlara işkence edilip öldürüldükleri için yürüyüş yapmadı.

    HEPİMİZ TÜRKÜZ VE HEPİMİZ AZERİ TARAFTARIYIZ...
#07.11.2009 00:47 0 0 0
  • Bu mantıklı eklemen için teşekkürler sevgili gundi...
    sevgiler

    Sen de mi Britüs?....Bir Ermeni taraftarı daha!...Şimdi beni konuşturmayın...
#07.11.2009 00:43 0 0 0
  • Gundii, sözlerine dikkat et!...

    Kendini ulusalcı gösterip de Azeri kardeşlerimizin aleyhine konuşma!.Açıkça söyle ki ben Ermenileri seviyorum de, biz de anlayalım...

    PKK terörünü besleyen ve onu destekleyen Ermeilerinin neresini savunacağız veya onları seveceğiz....

    Ermeniler gavurdur.Azeriler müslümandır...Var mı bir diyeceğin...
#07.11.2009 00:40 0 0 0
  • noimage

    Ateist Jana'yı İslam'a götüren rüya!

    Ateist olan üvey baba ile öz annenin yanında büyüyen Jana Alman Jana Horeman, 14 yaşında gördüğü bir rüya ile arayış içine girdi. İncil okudu tatmin olmadı. Alevi olan Türk kocası İslam'a girmesini istemese de o öğrenmek için çırpındı ve sonunda bakın nasıl Müslüman oldu...

    Hüseyin KULAOĞLU'nun haberi

    İslam'ı seçen Alman Jana Horeman, Süheyla ismini aldı: Ateist olan üvey baba ile öz annenin yanında büyüyen Jana, İslam'ı seçerek Süheyla ismini aldı. İslam'la tanışana kadar zor günler geçirdiğini söyleyen Süheyla Güzel, "Boşlukta yaşıyordum, İslam'ı tanımak için Kur'an-ı Kerim'i okudum. O zaman 'İşte bu din benim dinim' dedim. İslam'ı öğrenmeye başladıktan sonra mutluğu ve huzuru buldum" dedi.Süheyla (34), hiçbir şeye inanmıyorken İslam'ı seçerek Müslüman oldu. Ateist olan üvey baba ile öz annenin yanında büyüyen Süheyla, İslam'la tanışana kadar zor günler geçirdi. Almanya Berlin'de yaşarken yaklaşık 7 ay önce Türkiye'de ikamet etmeye başlayan Süheyla, evli ve iki çocuk annesi. Süheyla, hidayete erme sürecini Vakit'e anlattı...

    ALEVİ KOCASI İSLAM'A GİRMESİNİ İSTEMEDİ

    14 yaşında gördüğü bir rüyada üç defa sert bir şekilde "inan!" diye bir ses duyduğunu ifade eden Alman Süheyla, gördüğü bu rüyadan sonra arayış içine girdiğini ve değişik inançları araştırdığını belirtti. İlk olarak İncil'i okuduğunu ama İncil'deki çelişkiler ve yanlışlıklar sebebiyle, "bu din benim dinim olamaz" dediğini kaydeden Süheyla, daha sonralardan İslam ile yollarının kesiştiğini söyledi. İslam ile nasıl tanıştığını anlatan Süheyla şunları aktardı; "Almanca bir Kur'an meali aldım ve okudum. 'İşte bu din benim dinim' dedim. Bir şeyler yapmak lazım diye düşünüyordum' O sıralar bir Türk'le evliydim. Kendisi Aleviymiş, ben o zamanlar 'Alevi ve Sünni nedir, aradaki fark nedir?' bilmiyordum. Eşime dedim ki; 'Ben Müslüman olmak istiyorum, Kur'an-ı Kerim okudum, bana İslam'ı öğretir misin?' Eşim dedi; 'Git yaa ben İslam'ı öğrenmeni istemiyorum. İslam'da herkes mecburiyetten kapalı' Biz camiye gitmiyoruz, namaz kılmıyoruz, oruç tutmuyoruz' dedi. Ben de o eşimle 5 sene daha evli kalabildim, ondan sonra 'Olmaz, boşanmak istiyorum..' dedim ve boşandık

    "JANA HOREMAN OLAN İSMİNİ DEĞİŞTİREREK, SÜHEYLA GÜZEL İSMİNİ ALDI

    Boşandıktan iki sene sonra şu anki eşi ile tanışan Süheyla, eşinin ve ailesinin çok dindar bir aile olduğunu belirtti. Eşinin ve ailesinin kendisine çok yardım ettiğini ve İslam'ın ne demek olduğunu öğrettiğini bildiren Süheyla; "Eşim Almanya'da çalışıyordu, o zaman tanışarak evlenmeye karar vermiştik. Eşimden ve ailesinden yavaş yavaş İslam'ın ne olduğunu öğrendim. Dini nikah yaptık ve şehadet getirdim" dedi. Kendisi istediği için Müslüman olduğunun altını çizen Süheyla, bu sırada Jana Horeman olan ismini değiştirerek Süheyla Güzel ismini aldı. Hidayete erdikten sonra mutlu ve huzurlu bir hayata kavuştuğunu belirten Süheyla, üvey babasının ve annesinin kendisine çok kötü tepkiler verdiğini söyledi. Annesinin her gün şeytanı oynadığını ifade eden Süheyla, "Mesela; ben oruç tutarken annemin yanında çalışıyordum.


    ORUCUNU BOZMASI İÇİN ANNE BASKISI GÖRDÜ

    Annem bana her sabah orucumu bozmam için kahvaltılar hazırlıyordu, hatta kahveyi sevdiğimi bildiği için kahve yapıyordu ve bana her sabah; 'Gel kızım ben kahvaltı yaptım çok güzel kahve yaptım..' diyordu. Ben ise; 'Anne sen biliyorsun, ben oruçluyum, neden böyle yapıyorsun..' dediğimde annem; 'Boşver, bak burada kimse yok, kimse görmüyor, ye' diyordu, ben ise 'Anne Allah var!' dediğimde annem ise sürekli sert tepkiler veriyordu" diye konuştu. Süheyla Güzel daha sonra sözlerine şöyle devam etti: "Oğlum şu anda 5 yaşında, anneme bir gün dedi ki; 'Anneanne biliyor musun Allah var, Peygamber var, melekler var..' Annem buna çok kızdı, 'Ya git sen bilmiyorsun, çocuksun' diyerek sert tepki gösterdi." Almanya'da yaşarken Türkiye'ye taşınma kararını aldığını kaydeden Süheyla, annesinin ve babasının korktuğunu kendisine; "Sen gitme Türkiye'de erkekler kahvelere gidiyorlar, kadınlar ise çok çalışıyor" dediğini belirterek; Türkiye'ye taşındığını ve annesi ile ise şu anda bütün bağlarını koparmak zorunda kaldığını bildirdi.

    noimage
#02.11.2009 17:04 0 0 0
  • Örnek Anne Nasıl Olur?

    Bir anne sızlanıyordu:

    "Bazen düşünüyorum da, çocuk bize verdiği mutluluk karşısında 10, belki yüz misli sıkıntı veriyor. Öyleyse bu kadar sıkıntıya değer mi?"

    Bir başkası şöyle dertleniyordu:

    "Bu çocuğu nasıl büyüteceğim? Kendi hayatımı yaşamak yerine hep onunla meşgul olacağım. Onu, zamanımı alan, hayatımın düzenini bozan, sosyal etkinliğimi zayıflatan bir engel olarak görüyorum. O zaman keşke hiç anne olmasaydım, diyorum!"

    Evet, annelik kolay değildir. Fakat her kadının fıtratında anne olmak ve evladını bağrına basıp okşamak duygusu vardır. Bu sebepten annelik güzel bir duygudur.

    Kolay olsaydı, Peygamberimiz:"Cennet anaların ayağı altındadır." buyurmazdı...

    O hâlde annelik bir nimetse, külfet ister. Bir mutluluksa, bedel ister. Hiçbir şey karşılıksız değildir.

    Çocuğunu bağrına basmanın zevkine eren anne, elbette en büyük sıkıntıyı da çeker. Onu eğitmek için maddeten ve manen yıpranır...

    Çocuklara harcadığımız zaman asla israf değildir. Çünkü Peygamberimiz, insan öldükten sonra amel defterine sevap yazdıran üç şeyden bahsediyor:

    Biri, insanların faydalanacağı ilmî bir eser.

    İkincisi, insanların faydalanacakları yol, cami, çeşme gibi bir şey.

    Üçüncüsü, arkasından kendisini hayır dua ile yâd ettirecek salih evlat...

    Her annenin kitap yazacak, ilmi eser bırakacak zamanı ve imkanı olmayabilir. Ama salih evlat yetiştirmek, elindedir.

    Anne, çocuğun eğitimini bir ibadet kabul etmelidir. Onu, öldükten sonra amel defterine sevap yağdıracak bir fabrika gibi görmeli. Ona yaptığı yatırımın ahirette sevap olarak geri döneceğini düşünmeli...

    Bu zamanda çocukların salih evlat olmaları için annelere çok iş düşüyor. Bir bahçıvan çok zahmet çeker. Ama ağaçlar meyveye durduğu zaman yorgunluklarını unutur.

    Ayrıca çocuğu eğitirken "Cenab-ı Hak kainattaki bütün mahlukatı Rab ismiyle terbiye ediyor, ben de çocuğumu o ismin tecellisi olarak eğitiyorum." diye düşündüğü zaman, çocuğu eğitmek bir ibadete dönüşür ve anneye ağır gelmez.

    Günümüzde fedakarlık duygusu mahiyetini kaybetmiş. Fedakarlık, "ezilmek" ya da "enayilik" olarak algılanıyor. Bazılarınca annelik "kölelik," ev hanımlığı "hizmetçilik" olarak görülüyor. Bu yüzden çoğu anneler, kendilerini ispat etme yarışına girip, mutlaka çalışmak, kariyer yapmak ya da sosyal bir etkinlikte bulunmak istiyorlar.

    Hatta anneliği sıradan bir meslek bile saymıyorlar. Çocuğunun eğitimini alelade, basit bir görev, bir angarya gibi görüyorlar.

    Hâlbuki bütün görevler insanı mutlu etmek içindir. O hâlde en büyük görev, doğrudan doğruya insanı yetiştirecek olan annelerin "annelik" görevidir. Bu görev dünyadaki bütün görevlerden daha kutsaldır.

    Anneye kendi yaradılışı dışında ek görevler icat edip asıl görevinden uzaklaştırmak, bugünkü bedbaht nesillerin ortaya çıkmasına sebeptir. Çocuğun yetişmesindeki ihmalin yerini dolduracak hiçbir şey yoktur..

    Çocuk ruhunu şefkat, merhamet ve sevgiyle yoğurmak gerek. Biri eksik kalsa kıvamı eksik olur.

    Çiçeklerin bile sevgiyle daha çabuk geliştiğini duydunuz mu? Anne çocuğuna sevgisini, ruhunu vermeli ki gelişip olgunlaşsın. Çocukları ahirette bizi kurtaracak bir eser, bir sevap fabrikası olarak görmeli ve onların her türlü zahmetine katlanmalıdır.

    Bediüzzaman Hazretleri diyor ki:

    "Haneniz bir küçük medrese-i Nuriye, bir mekteb-i irfan olsun ki, bu sünnet tam yerine gelsin... Sünnet-i seniyyenin bir meyvesi olan çocuklar ahirette size şefaatçi olsunlar..

    Dünyada da iman dersini alıp size hakikî evlat olsunlar... Yoksa bu 30 senede kısmen olduğu gibi o çocuklara yalnız terbiye-i medeniye verilse, bir cihette o çocuklar dünyada faydasız ve ahirette davacı olarak: 'Ne için imanımı kurtarmadınız?' diyeceklerinden, peder ve valideleri mahzun etmek, sünnet-i seniyyenin hikmetine münafi olur."

    Gülay Atasoy, Örnek Anne Nasıl Olur?
#01.11.2009 21:15 0 0 0
  • Konu: Pişmanlık
    Harika!..

    Evet,insanoğlu boşu boşuna yaratılmadı...Allah kullarını serbest bıraktı,ona zaman tanıdı.O ise bunun kıymetini bilmedi,bilemedi..Öyle yaşadı ve o şekil de öldü.Şimdi ise ahirette!...Geçirdiği boş zamanların hesabını veremiyor...Şimdi ise çok pişman!.

    Unutmayın ki Allah katında 1 saniyenin değeri pek büyüktür.Vakit geçiriyoruz ne yapalım demiyelim.Her vaktin kıymet ve kadrini bilelim dostlarım...
#29.10.2009 22:45 0 0 0
  • Benim oğlumun teskeresine 3 gün kaldı.Allah'ın izniyle pazar günü dönüyor. Kendisi Ağrı Merkez Jandarma Komando Birliği'nde yapıyor.Onu sabırla bekliyoruz...

    Ey asker evlatlarım!...Sabredin,bu vatan size emanettir.Hayırlısıyla İnşaallah, sağ salim dönersiniz...Allah yar ve yardımcınız olsun...
#29.10.2009 22:29 0 0 0
  • Hele de faiz paralarıyla hacca gidenlerin vay haline!..Boşuna zahmet edip gitmesinler...Kendilerine yazık etmiş olurlar.Helal parayla ancak hac kabul olunur...
#29.10.2009 22:20 0 0 0