aşıklar gelsin seni koklasın diye...
ve volkan gibi patlasın bazıları...
SEVDA fışkırsın gönüllerinden...
seninle konuşmaya...
seni koklamaya....
ellerinden tutmaya....
dizin dibine oturmaya...
ve seninle beraber ...
aglamaya...
bir konu açtık EFENDİM.........
VE BUGÜN GÖRÜYORUM Kİ...
BİR AŞIĞIN GELMEDİĞİ GÜN YOK
GÜL KOKAN BU KONUYA...
BİR AŞIĞIN SEVGİSİNİ ANLATMADIĞI
GÜN YOK....
VE BİZ HER MESAJDA...
SANA SESLENİYORUZ...
BİZLERİ AFFETTİN Mİ EFENDİM...! S.A.V
Gel efendim...
Bir kez doğ içimize de isterse kaybolsun dolunaylar, güneşler...
Gir gözümüze de bir nefes, isterse silinsin tûtyâlar, sürmeler...
İlham olup ak gönlümüze bir anda, isterse yitirilsin uçtan uca naatler ve gazeller, beyitler ve dizeler uçtan uca yitirilsin isterse...
Gel efendim, dostluğuna muhtacız; umutsuz ve çaresiz bırakma çaresizlerini. Gel yeter ki, hakkımızda verilecek her hükme razı olalım.
Gel ey, bitir bitmeyen hasretini içimizde!
Gel ey, onsuz mutluluk bulamadığımız!..
Gel ey, kendisine layık olamadığımız!..
Gel benim efendim, bir kez olsun dokun yüreğime, yüreğime dokun bir kez olsun...
Yüreğim kanıyor efendim, kanıyor yüreğim!..
Sonsuz selam, sonsuz salat, sonsuz muhabbet ve ihtiram sana
Gül Efendim
Senin olmadığın yıllarda,
Çölün ortasında alevler almış başını gidiyordu.
Küfürler kavurarak, har vurup harman savuruyordu.
Gündüzler anlamını yitirmişti.
Geceler büsbütün yalanları solukluyordu.
Dalga dalgaydı nefesler, kısılmıştı, titrek titrekti sesler
Gündüzler de, geceler de hiç yaşanma imkanına erişemediler,
Yetimdi sözcükler ve sevgiler, acılar besteliyordu yürekler
Cahilce işleniyordu cinayetler, kızlarını diri diri toprağa gömüyorlardı babalar.
Cinnet karargahına dönmüştü kalpler, hırpalanmıştı bünyeler,
Hor hakir görülüyordu, insandan bile sayılmıyordu kadınlar,
Çarmıha geriliyordu masum ve narin kelebekler,
Hayat hakkını bulamıyordu bebekler, körpeler
Güçsüzlerin gücünü emerek güçleniyordu güçlüler,
Dünyaya dünya olduğunu hissettirmediler,
Ah keşke ne olur hep aşkınla oturup aşkınla kalkabilsem,
Ruhların yükselişleri gibi ufuklarında dolaşabilsem,
Ne yapıp edip de taa iç dünyalarına derinlemesine akabilsem,
Mecnun gibi arkandan yorulmadan koşabilsem,
İçime bir kor gibi düşerek, ocaklar gibi yanabilsem,
Sensiz geçen her türlü acılardan ah bir kurtulabilsem
Gül Efendim
Yine karanlıklar bastı, ışıklar kesildi, ipler gerildi,
Bulutlar üstümüze karargah kurdu, çıkmaz sokaklar çoğaldı,
Yollar çatallandı, insanlar yoruldu, daraldı, bunaldı,
Varlık içinde yokluk çektiriliyor can taşıyanlara,
İmdat çığlıkları dağlar boyunca dalgalandı,
Kara çizgiler belirdi kara bahtımızda,
Yitirdik kendimizi, senin aşkını yitirdik.
Tuzakların esaretinde inlemekte kulaklarımız.
Feri kesildi gözlerimizin, tesiri kalmadı sözlerimizin,
Divanelere döndüğümüz muhakkak, yaya kaldığımız muhakkak.
Kendimizi unuttuğumuz muhakkak, Seni bilmez olduğumuz muhakkak.
Gül Efendim
Sana her zamankinden daha muhtacız Efendim,
Uyandır gaflet uykularından bizleri Efendim,
Yeniden içime, gönlüme, metafiziğime doğ Sen
Ey Sevgili..
Gül Efendim
Öyle bir doğuşla doğ ki, öyle bir gelişle gel ki,
Öyle bir sarışla sar ki; dünyam başkalaşsın, gönlüm yenilensin,
Ufkumda ısı ve ışık yüklü güneşler doğsun.
Gecelere renk veren aylar semalarımı kaplasın,
Yıldızlar saf saf etrafımda dizilsin, hakikatler sezilsin.
Bilinmesi gerekenler bilinsin, derilmesi gereken güller derilsin.
Gül Efendim
Gel ey aşk ikliminin Sultanı,
Gel ey güzellik şahikalarımın dolunayı,
Gel ey vefa ve safa göklerinin hilali, cemali,
Gel ey güzellikler ordusunun hakanı, varlık aleminin özü, kemali.
Gel, gel de dağıt şu zulmeti. İkram et, yitirdiğimiz cenneti.
Deriver içimize layık gülleri, sünbülleri,
İtiverme ne olur elinin tersiyle bizleri.
Aklımıza sun akılları, basiretleri,
Gül Efendim
Gel, kine kilitlenenlerin kilidini kırmak için,
Nefrete odaklananların nefretini ortadan kaldırmak için,
Düşmanlığa sadık kalanların, zavallı ruhların,
Boyunlarındaki zincirleri çözüp açmak için,
Gül Efendim
Ayaklarının altından bir toz düşer mi diye,
Arkandan bir ümit yürüyenler var.
Sana dokunan rüzgar ne zaman gelir Ey Sevgili?
Okyanusun tam ortasında çakılıp kalmış,
Nefessiz yelkenler, yorgun kaptanlar var.
Azat ettiklerin gidemedi, bir ümit kapının önünde.
Sensizliği ebedi esaret sayan kölelerin var.
Saraylarının önünde çağrını bekliyor bak,
Tacını, tahtını yakıp sana koşacak sultanların var.
Analar, babalar uğruna feda olmadı mı bir bir?
Daha feda olunacak canlar, cananlar var.
Adım adım gezdiğin topraklar bahtiyar En Sevgili,
Ayaklarını öpmemiş daha nice mekanlar var.
Bir gör başını okşadığın çocukların mutluluğunu.
Başları tozlu, avuçlarına hasret nice yetimlerin var.
Seni gören gözler ışıltıya gark oldu, sırrına erdi görmenin
Gözünün yaşı silinmemiş daha bekleyenlerin var.
En güzel şarkısını sana saklıyor bülbül,
Güllerin de senin için ayırdığı bir demet gülü var.
Şair son noktasını koyamadı şiirinin,
İlhamına muhtaç son dörtlüğü var.
Bir sürü eksik renk paletinde ressamların,
Fırçalar bir bir boşluğa vurup duruyor
Ab-ı Hayat terin'e banıp tamamlanacak resimler var
Müezzinler'in yetmiyor nefesleri bir duy,
La İlahe İllallah'ınla tamamlanacak ezanların var.
Kucağında binlerce şehid gözlerini yummadı mı?
Bak ufuklara mıh gibi çakılmış kalmış
Mübarek ellerini bekleyen açık kalmış gözler var.
Mezarların başında yazısız taşlar, isimsiz ölüler;
Gelip kaleminle ümmetimdir yazarsın diye,
Sabırla bekleyen naaşlar var, ölüler var!..
Ordular dağınık, kumandanlar şaşkın,
Eğeri hazırlanmış başıboş duruyor en önde,
Seninle şaha kalkacak, bembeyaz küheylanın var.
Cehenneme götürüyorlarken günahkarlar saf saf,
İçlerinde dönüp dönüp ardına bakanlar var.
Ne kadar olsalar da günahkar,
Son anda yetişecek peygamberi var.
Dünya döner, şems döner
Aşkınla feza döner,
Daha ellerinden tutup dönecek Mevlana'lar var.
Sevgisi tükeniyor Yunus'un tereddütü bundan,
Sevgisini tazeleyeceği sevgilisine ihtiyacı var.
Var olanlar Senin varlığınla vardı
Her varlığın Sana ihtiyacı var.
Sensiz çıkılan yollar yokluğa vardı,
Varlığımızın sebebi EFENDİM;
ÜMMETİN SANA İHTİYACI VAR!
ar olanlar Senin varlığınla vardı
Her varlığın Sana ihtiyacı var.
Sensiz çıkılan yollar yokluğa vardı,
Varlığımızın sebebi EFENDİM;
ÜMMETİN SANA İHTİYACI VAR!
Gül desem..
Taif'e gitsem.Atilan taslara bir perde olup gerilsem.Sevr magarasinda kanatlanmayan kusun kanadinda bir tüye dönsem..Magarayi kapatan örümcegin agindaki bir ilmege ersem.
Gül desem..
Gül renginde katmer katmer açilan guruptan ruhuma dökülse melekler.demet demet gül rayihasinda sallansa bütün besiklerBir kusluk vakti gül adinda bir sizi düsse yüregime..Kabaran denizler gül diye çildirsa..Silkelense gök maviliginden.Gül yaginca semadan izdirabim insiraha dönüsse..
Gül desem..
Güle yazilan bütün yazilari ben okusam.
Bütün siirleri ben ezberlesem.Güle adanan nefeslerim tükenene dek, bir gül destanini içinde ömür sürsem.Bütün sakiyan bülbüller sussa..Güle askimi ben söylesem.ben anlatsam..
Dökülse kanli paslari gözkapaklarinin.Kirilsa kapilari gülsüz geçen yillarimin.Içimi yakip yikan rüzgarlar gül sularinda durulsa..
Gül desem..
Beni bir gül sevse..
Beni bir gül anlasa
O GÜL'DE MUHAMMED (SAV) OLSA.
Ben Resul`e Doymadim ki
Ben resulden cok memnunum
O da benden memnunmu ki
Tekrar nasip eyle Yarab
Doyulurmu o Mahmud`a,
Doyulurmu o Ahmed`e,
Ashab bile doymamiski,
Nasil doyam Muhammed`e.
Kolun acmis Mü`minlere,
Ne mutludur görenlere,
Ayak bastigi yerelere,
yüzüm sürdüm doymadim ki ,
Doyamadim Beytullaha,
Doyamadim Resulullaha,
Yalvariyorum Allah`a,
Bir daha gösterirmi ki.
Camisi sira direkler,
Mü`minler sefaat bekler,
Nöbet tutuyor Melekler,
Ben Resule doymadim ki,
Doyulurmu o Mahmud`a ,
Doyulurmu o Ahmed`e,
Ashab bile doymamiski,
Nasil doyam Muhammed`e.
Nurunu gördüm göklerde,
Beytullah ile Mekke`de,
Ölmez ruhu Medine `de,
Ben Resule doymadim ki
Ayaklarının altından bir toz düşer mi diye,
Arkandan bir ümit yürüyenler var.
Sana dokunan rüzgar ne zaman gelir Ey Sevgili?
Okyanusun tam ortasında çakılıp kalmış,
Nefessiz yelkenler, yorgun kaptanlar var.
Azat ettiklerin gidemedi, bir ümit kapının önünde.
Sensizliği ebedi esaret sayan kölelerin var.
Saraylarının önünde çağrını bekliyor bak,
Tacını, tahtını yakıp sana koşacak sultanların var.
Analar, babalar uğruna feda olmadı mı bir bir?
Daha feda olunacak canlar, cananlar var.
Adım adım gezdiğin topraklar bahtiyar En Sevgili,
Ayaklarını öpmemiş daha nice mekanlar var.
Bir gör başını okşadığın çocukların mutluluğunu.
Başları tozlu, avuçlarına hasret nice yetimlerin var.
Seni gören gözler ışıltıya gark oldu, sırrına erdi görmenin
Gözünün yaşı silinmemiş daha bekleyenlerin var.
En güzel şarkısını sana saklıyor bülbül,
Güllerin de senin için ayırdığı bir demet gülü var.
Şair son noktasını koyamadı şiirinin,
İlhamına muhtaç son dörtlüğü var.
Bir sürü eksik renk paletinde ressamların,
Fırçalar bir bir boşluğa vurup duruyor
Ab-ı Hayat terin'e banıp tamamlanacak resimler var
Müezzinler'in yetmiyor nefesleri bir duy,
La İlahe İllallah'ınla tamamlanacak ezanların var.
Kucağında binlerce şehid gözlerini yummadı mı?
Bak ufuklara mıh gibi çakılmış kalmış
Mübarek ellerini bekleyen açık kalmış gözler var.
Mezarların başında yazısız taşlar, isimsiz ölüler;
Gelip kaleminle ümmetimdir yazarsın diye,
Sabırla bekleyen naaşlar var, ölüler var!..
Ordular dağınık, kumandanlar şaşkın,
Eğeri hazırlanmış başıboş duruyor en önde,
Seninle şaha kalkacak, bembeyaz küheylanın var.
Cehenneme götürüyorlarken günahkarlar saf saf,
İçlerinde dönüp dönüp ardına bakanlar var.
Ne kadar olsalar da günahkar,
Son anda yetişecek peygamberi var.
Dünya döner, şems döner
Aşkınla feza döner,
Daha ellerinden tutup dönecek Mevlana'lar var.
Sevgisi tükeniyor Yunus'un tereddütü bundan,
Sevgisini tazeleyeceği sevgilisine ihtiyacı var.
Var olanlar Senin varlığınla vardı
Her varlığın Sana ihtiyacı var.
Sensiz çıkılan yollar yokluğa vardı,
Varlığımızın sebebi EFENDİM;
ÜMMETİN SANA İHTİYACI VAR!
Seni anar Ya Muhammed Kubbe-i Hadra
Yoktu keder yoktu zulüm asr-ı saadet zamanında
Kapılar aralanıyor karanlıklar ortasında
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa
Sel olur gözyaşlarım, ismini duyunca
Tebessümün de ne hoştur ukbada
Şefaatini eksik eyleme mahşer anında
Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya
Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa
And olsun kuşluk vaktine..., kuşluk vakti onun gönlündeki vahyin ışığıdır, ve ışıklar nurunun âşığıdır.
Geceye and ederim ki..., onun saçlarını kıskanmaktan gecenin bağrı yanık; gece yarısı hasretle uyanıktır.
Güneşe and olsun... ondan daha kutlu bir faniyi hiç izlemedi, ve yer ondan daha kıymetli bir hazineyi hiç gizlemedi.
Ahmed!.. Gönüller gıdası, ruhlar şifası... Gözlerin feri, şerefin zaferi... Dudağının değdiği bir güle bin can feda Ahmed, eline değmiş bir ele cihanca cihan feda!
Allahümme nur-i; Hüda, Allahümme salli ala seyyidina ve nebiyyina Bi
Hakki;
nur-i; cemali Muhammed Mustafa, Allahümme salli ala seyyidina ve
nebiyyina
Muhammed Mustafa!
Salat Sana
Selam Sana Ya ResulAllah..
Ben kim miyim?
Hani Seni Seviyorum ya
Hani gipta ediyorum ya ashabina
Hani Hz.Fatima'yi anam, Hz.Hasan Hüseyin'i kardesim olarak görüyorum
ya!
Hani ne zaman hüzünlensem, Sen geliyorsun ya aklima
Görmeden hayranim Ya cemaline
Kalbin kadar güzel yüzünün hayalini kuruyorum ya
Hani ne zaman çok gülsem
Sen'in hafif kizgin bana baktigini görüyorum ya!
Hani bana diyorsun ya" Yerinde olsam, az güler çok aglarim " diye
Sonra nerede bir yetim görsem Sen'i buluyorum ya yanimda
Hani bana diyorsun ya "Beni istiyorsan onun basini oksa
Hani hep bir özlem var ya içimde
Hep vuslat varya hayalimde
Hani gözyaslari içinde, yesil kubbenin resmine bakiyorum ya
Hani hayal ediyorum ya hep Efendim
Safa-Merve arasinda, önümde Sen varmisin gibi kostugumu..
Hani uzun boylu, siyah saçli, beyazlar içinde birine Sen diye
sesleniyorum
ya!
Sonra adam arkasiin dönünce
Senin olmadigini görüyorum da egiyorum ya basimi
Sevincim yerini hüzne birakiyor ya
Hani Sana gidecek her yolcuyla selam yolluyorum ya
Sonra da selamimi almisin gibi seviniyorum ya
Hani kalbimin bir yani "Ümit" derken,
Bir yani korkuyla atiyor ya
Hani Seni Seviyorum Ya Efendim
Hani günahlarimi unutup, Seninde beni sevdigini düsünüyorum ya!
Duyuyorum ya "ÜMMETi diye seslenisini
Ne zaman bir yüzük alsam elime
Senin yüzügün geliyor ya aklima
Hani üzerinde Muhemmedun ResulAllah yazili oldugunu düsünüp,
Ebu Bekir ve ashabina selam yolluyorum ya
Sonra hep hayal ettim ya Efendim, arkanda namaz kildigimi
Hani anam, babam, canim Sana feda olsun dedim ya
Hani ben varim ya
Seni Seviyorum ya
Çok Seviyorum ya
Selat, Selam üzerine olsun Ya ResulAllah
Ben kim miyim?
1400 yil öncesinde Selam ettin ya..
Kardes belledin ya..
Seni Seviyorum ya