Gecenin en sessiz bir vaktinden sesleniyorum sana
Duyarmısın sesimi bilmiyorum ama olsun
Sen uzak bir diyarda bense burda sana dair
Umutlar taşıyorum ha geldin ha geleceksin diye
Ansızın çıkıp düşlerimden
Hayat kadar gerçeksin sen bana,
Hayal kadarda uzaksın ,
Bir gülüş kadar tatlısın,gözyaşı kadar acı,
Ve biliyor musun?
Kalp atışı kadar gerçeksin,
Senin için atan kalbim,
Senin içinde susacak.
Gecenin en sessiz bir vaktinden sesleniyorum sana
Duyarmısın sesimi bilmiyorum ama olsun
Sen uzak bir diyarda bense burda sana dair
Umutlar taşıyorum ha geldin ha geleceksin diye
Ansızın çıkıp düşlerimden
Hayat kadar gerçeksin sen bana,
Hayal kadarda uzaksın ,
Bir gülüş kadar tatlısın,gözyaşı kadar acı,
Ve biliyor musun?
Kalp atışı kadar gerçeksin,
Senin için atan kalbim,
Senin içinde susacak.
Belki çok yakınımda belkide çok uzaktasın
Her an aklımda heran duamdasın
Varlığının hayali sıcaklığıyla beni hep ayakta tutansın
Sen varlığımdan bihaber olsanda
Ben hep sana dair umutlar taşıyorum
ansızın çıkıp geleceksin diye
Yürümek öylesine.
Yol alabildiğine.
Nereye gideceğini
Kimlerle karşılaşacağını bilmeden
Yeni insanlar tanımaya
Yeni yerler keşfetmeye
Belkide yeniden sevmeye
Gideceksin kimbilebilirki
Yürümek öylesine işte..
Göz alabildiğince...
Sonsuz ve özgürce
Yol almak hergün kendinle
Hangi dağ kurulu önümüzde?
Hangi yol yarım bırakılmış,adımlarımız yavaşlamış,
Ellerini tutsam ellerim titrer,
Kalbimi sana sunsam avuçlarında kanar.
Yanar yar,bu gönül yokluğunda kor ateşlerde yanar.
Gün yolunu çoktan almış giderken
Geceye hoşgeldin diyor serin esen bir rüzgar
Yağmur yağmaya başlıyor ardından
Islanıyorum temmuz yağmurunda doya doya
Sanki günün yorgunluğunu çıkarırcasına
Hiçbirşeyi düşünmeden gözlerimi kapatıp
Yalan dünyanın yalanlarından uzaklaşıp
Yağmurun serin kollarında dans eder gibi
Kendi dünyamda kendimleyim
Özgürce...
Umutlarım var,hayallerim var,
Nolur bir kibrit kıvılcımıyla yakma onları,
Hayat zaten bana küsmüş,
Örmüş önüme taştan duvarları,
Gel beraber bozalım kâbus dolu düşleri.
Üzülüp ağlayan ben deyilim ki!!
Sadece gözlerim üzülüyor.
Kendiliğinden akıyor gözyaşlarım
TUTAMIYORUM
Görünmez bir fırtına esiyor ruhumda
Esir alıyor tüm benliğimi
Beni benden alıp savuruyor
Bir oyana bi buyana
DURDURAMIYORUM
Zaman su gibi akıp giderken ömürden
ben yetişemiyorum ardından
Bu koşuşturma bu karmaşa nedir diye
Kendime bile çoğu zaman
SORAMIYORUM
Tutamıyorum,durduramıyorum,soramıyorum,
Sanki bir boşlukta gibiyim,
Elimi uzatsam acılar avuçlarımı yakıyor.
Dur diyorum,zamana,biraz dur,
Dur ki bir nefes alayım,
Sonra anlıyorumki benimkisi sadece bir avuntu.
Fırtınanın ortasında hiç nefes alınır mı?
Her attığım adımda bir uçurum var karşımda.
Çıkmazlarda dönüp duruyorum ve bir türlü yolumu
An gelir bir yanlızlık sarar tüm benliğinimizi
Konuşuruz anlatırız birşeyler karşımızdakilere
Anlamazlar yada anlamak istemezler
Bazende hayatımıza bir renk bulmak isterken bir bakmışız ki elimizde varolan renkleride kaybetmişiz...
Yaşadığımız duygulara kelimelerle biçim veremiyoruz neden acaba... acaba hangi kelime doğru olacak aslında baktığında her kelime anlatıyor ama hepsini değil sadece bir parçasını anlatıyor.... Bu yüzden o acımız hep bizimle beraber kalıyor....
Herkesin içinde kendine ait yalnızlık var bu yalnızlığımız normal ilişkimizdeki yalnızlık değil ... bize ait olan kimsenin bilemediği bilmeyeceği duygu düşünceler... bunu sadece biz biliyoruz... ''yalnızlıklar çığlığı'' adı konmamış her şey orda saklı.... bu saklanan her şey hiç ama hiç kimseye açmak istemeyiz...
Hayata bakış açımız kimse beğenmez yada toplumun gelenek göreneği kısacası kültürümüze uymaz diye sürekli tepkilerle karşılanıyoruz... bu tepkiler mücadele kısmında yoruyor bizleri. Yorulan ilişkiler farklı kişilikler yaratıyor sonucta.. Ve hayat onun için donuktur.. Ne iyidir ne de kötüdür ki, genellikle kötü görünüyor bizlere...
Bazen ifade bulmak istiyoruz bize anlamsız gelen hayata yada belirsizlik ortamında sıyrılıp farklı rüzgara kapılmak istiyoruz
Bazen de hayata karşı yada her şeye anlam aramak doğru değil; çünkü her şeye bir anlam aradığımızda sürekli yıpranırız, bu yıprantılar hayata karşı direncimizi düşürür bu yüzden akışa bırakmak lazım..
Olumsuzluklara hep kendimizi kaptırmışız yoksa ufacık mutluluklardan bir dünya yaratabilip mutluda olabiliriz..
Sorgulamak her zaman insanı yorar belkide bizi bu yoruyor.. .ama mücadeleye devam pes etmek yok...
hayatımıza pozitif enerji verecek o kadar çok şey varki buna çok örnek verebilirim...
sabah sokaklar arasında geçerken bir çocuğun pencerede el sallaması, yoldan geçerken bir yaşlı teyzenin bahçedeki çiçekleri sulaması, bir babanın çocuğuna sarılması, parkta çocukları eğlenirken görmek ve onları seyretmek k; denize karşı bir çay yudumlamak, yıldızları seyretmek vs vs .... işte bizi hayata karşı ayakta tutacak şeyler sadece görebilmektir...
bundan dolayı sorgularken bu saydıklarım şeylerden feyiz alabiliriz....
sabah sokaklar arasında geçerken bir çocuğun pencerede el sallaması, yoldan geçerken bir yaşlı teyzenin bahçedeki çiçekleri sulaması, bir babanın çocuğuna sarılması, parkta çocukları eğlenirken görmek ve onları seyretmek k; denize karşı bir çay yudumlamak, yıldızları seyretmek vs vs .... işte bizi hayata karşı ayakta tutacak şeyler sadece görebilmektir...
bundan dolayı sorgularken bu saydıklarım şeylerden feyiz alabiliriz....
Bize bu güzel yazıyı,bu güzel feyzleri sunduğun için teşekkürler Canım arkadaşım..Yüreğine sağlık,ömrüne bereket...