idrar yolu hastalıklarından korunmak - idrar yolu hastalıklarına karşı önlemler - bitkilerin idrar yolu hastalıklarına etkisi - idrar yolu hastalıklarında alınacak önlemlerPratik Bitkisel Kürler
1 bardak kayar suya, 4-10 gram andız otu kökü konulup. 10 dakika bekletilir. Bu karışımdan günde 2 bardak içilmesi önerilir.
1 bardak kaynar suya, 10 gram hatmi çiçeği konulup, 10 dakika bekletilir. Balla tadlandırılan karışımdan, günde 3 fincan içilmesi önerilir.
Bir bardak kaynar suya, 10gram civanperçemi konulur. 10 dakika bekletilen karışımdan, günde 3 fincan içilmesi önerilir.
1 bardak kaynar suya, 2 gram taze veya kuru kiraz sapı konulup, 10 dakika bekletilir. Bu karışımdan günde 2-3 bardak içilmesi tavsiye edilir.
4 çay kaşığı hatmi yaklaşık 1 litre soğuk suya akşamdan eklenir.İdrar yolu ağrıları için kullanılması önerilir.
Yapılan bir araştırmada idrar yolu iltihabı olan hastalara 14 gün boyunca taze ısırgan otu özü verilerek uygulanan bir sürecin sonunda, bitkiyi kullanan hastalarda önemli ölçülerde iyileşme görüldüğü gözlemlenmiştir.
Havuç, kereviz, salatalık ve maydanoz gibi sebzelerin suları idrar yolları enfeksiyonları için önerilir. Maydanozun kuvvetli şekilde idrar söktürücü özelliği vardır.
Karahindibanın özellikle kökü son derece güçlü bir diüretiktir. Diüretikler idrar yolu iltihaplarını tedavi etmezler fakat idrarın mesaneden boşaltılmasını ve bu sayede bakterilerin idrarla birlikte dışarı atılmasını sağlarlar. Yapılan araştırmalar sonucunda bu etkinin idrar yolu iltihabı tedavisinde büyük faydası olduğu kanıtlanmıştır.
Alınacak Önlemler
Bitkiler idrar yolları enfeksiyonları için önerilir. Bu tür sorunlara yakalanmamak için standart olarak bazı doğal yollar izlenmelidir. İdrar yolları şikayetleri olsun ya da olmasın tüm kadınlar aşagıdakileri yapmalıdır.
* Günde 8 bardak su içmek,
* Baskı hissedildiği zaman idrarı tutmamak
* Duş almak,
* İdrar bölgesini temiz tutmak.
Yarım kilo un
4 adet bütün yumurta
1 çay bardağı ılık su
Yeteri kadar tuz
İç malzemesi:
250 gram kıyma
1 adet küçük boy soğan
Yeteri kadar tuz karabiber kekik
2 diş sarımsak
Yoğurt sos:
2 su bardağı süzme yoğurt
2 diş sarımsak
2 dal taze nane
Kırmızı yağ:
50 gram tereyağı
1 çay kaşığı pul biber
Hazırlanışı:
Bir adet hazır yufkayı açıp kahve fincan altlığı ile 4 adet yuvarlak şekilde kesin. Yufkaya uygun iç içe geçen kepçelerin arasına yufkayı koyup kızgın yağda çıtır şeklinde kızartın. Havlu kağıt üzerine alın. İç malzeme için; kıyma, soğan, sarımsağı rendeleyip, tuz, biber ve kuru kekik koyarak yoğurun. Hamur için; unu havuz şeklinde açıp ortasına yumurta, tuz ve suyu koyup kulak memesi şeklinde hamur elde edin. Hamuru 20 dakika dinlendirin. Sonra hamuru ince açıp 3 cm karelere kesin. Hazırladığınız kıymayı kesilen hamurlara koyup, kenarları birleştirerek kapatın. (İsteğe bağlı mantıları fırında kurutabilirsiniz) Tereyağı eritip içine pul biberi koyun, 2 dakika kızdırıp pul biberin renk almasını sağlayın. Süzme yoğurda sarımsağı rendeleyip kenara alın. Mantıyı az tuzlu suda 4 dakika haşlayın sonra önceden hazırladığınız çıtır yufkayı düz bir tabağa koyup içine haşlanmış mantıyı koyun. Üzerine yoğurt sosu, kırmızı yağı ve süslemek için taze nane yaprağını koyduktan sonra servise sunun.
sağlıklı diyet - sağlıklı beslenme yöntemleri - diyet posasıBesin gruplarını yeterli ve dengeli olarak tüketirseniz, yaşam için gerekli tüm besin öğelerini sağlamış olursunuz. Sağlıklı yaşamak için doğru beslenmek gerektiğini artık hepimiz biliyoruz. Ancak doğru beslenebilmek söylendiği kadar kolay değil. Bazı yöntemler geliştirmek gerekiyor. Daha sağlıklı ve kaliteli yaşamak, kronik hastalıklardan korunmak ve düzenli kilo verebilmek için şu sağlıklı beslenme yöntemlerine kısaca göz atalım:
Tahıl Ürünleri Tüketilmeli
Tam taneli tahıl ürünü, adından da anlaşılacağı gibi kepeği ayrılmamış tane halindeki ürünlerdir. Mısır, buğday, pirinç, yulaf ve arpa gibi... Diyet yapanlar, ekmek, pilav, makarna gibi yiyecekleri tüketmekten kaçınırlar. Üç beyaz dediğimiz un-şeker-yağ’ı tüketmediğimiz zaman daha hızlı kilo verdiğimize inanırız. Oysa ekmek grubunu tamamen diyetten çıkarmadan kilo vermek mümkündür.
Posalı Yiyeceklere Ağırlık Verilmeli
Burada diyet posası gündeme geliyor. Diyet posası, bir tür karbonhidrattır ve besinlerin bağırsakta sindirilmeyen ve emilemeyen kısımlarına bu ad verilir. Kabuklu meyveler, domates, bamya, bezelye, pırasa, kuru baklagiller, en önemli diyet posası kaynaklarıdır. Yetişkinlerin beslenmelerinde doğal kaynaklar yardımıyla, günde 25-30 gram posa sağlamaları öneriliyor. Değişik sebze, meyve, tahıl, kuruyemiş tüketip, farklı posa sağlanmalıdır.
Astrand Test Nedir - Astrand TestiTestin esası, 6 dakikalık bisiklet ergometrisi ile yapılan egzersiz sırasında kalp atım hızındaki artışı saptamaktır.
Teste başlamadan önce, egzersizin rehber yoğunluğunu belirlemek gerekir. Rehber yoğunluğu, o kişide, submaksimal kalp atım hızına ulaştıracak egzersiz şiddetidir. Rehber yükleme değeri ile egzersize başladıktan sonra 6 dakika bu tempo ve yoğunlukta devam edilir. Kalp atışları başlangıçta sürekli artış gösterir.
Daha sonra stabil bir düzenlemeye ulaşılır ve test sonuna kadar bu düzeyde devam eder. Test sonunda istenen nabız hızı elde edildiğinde, ergometredeki yükleme değeri test çalışmalar için esas alınır.
Egzersize devamla kondisyon gittikçe, yükleme değerlerinde değişiklik olacağından, belirli sürelerle yükleme değerlerinin yeniden saptanması gereklidir. Aynı şekilde, spor ve egzersize bir süre ara vermiş kişilerde, egzersiz yükleme değerinin kontrolü gerekir.
Test sona erdikten sonra yeniden nabız kontrolü yapılır ve olanak varsa EKG çekilir. Daha sonra elde edilen değerler, astrand nomogramında birleştirilerek, MaxV02 karşılığı hesaplanabilir.
akupunktur nedir - akupunktur ile tedavi edilen hastalıklar - akupunkturun komplikasyonları - akupunktur ve mikrosistemlerAkupunktur vücutta oluşan hastalıkları veya disfonksiyonları ortadan kaldırmak için belirli noktalara iğne batırılarak yapılan bir tedavidir.
Akupunktur'un etkileri ;
1. Analjezi
2. Vegetatif sistemin regülasyonu
3. Sedasyon
4. Gevşeme
5.İmmünstimülasyon
6. Vazodilatasyon
Akupunktur'un bu etkileri anatomik,histolojik,embriolojik, biyo-fiziksel, biyokimyasal, nörofizyolojik ve fizyolojik mekanizmalarla açıklanmaktadır. Özellikle analjezik etkisi üzerine yapılmış birçok bilimsel çalışma yayınlanmıştır.
Birçok ağrı türünde akupunktur'un plasebo'dan anlamlı bir şekilde daha etkin olduğu, kronik ağrılarda da etkinliğinin morfinle karşılaştırılacak kadar olduğu yapılan kontrollü çalışmalar sonucunda saptanmıştır.
Yan etkileri ve komplikasyonları oldukça seyrek görülür.Bazen hastaların şikayetleri artabilir, bu doktor'un fazla veya kuvvetli stimulus vermesinden kaynaklanır ve birkaç saat içinde geriler.
Sık görülen bir başka komplikasyon vazo-vagal tonus artışıyla birlikte bayılmadır.Bundan korunmak içinde özellikle ilk seanslarda hastayı yatırarak tedavi etmek daha iyi olur.
Nadir görülen bir komplikasyon lokal infeksiyonlardır.Tek kullanımlık steril iğnelerin kullanılması ile bu sorun aşılabilir. Özellikle kulakta travmatik iğnelemeden kaçınılmalıdır.
Akupunkturla Tedavi Edilen Hastalıklar;
Solunum Yolu Hastalıkları: Astım , Bronşit , Sinüzit , Larenjit , Farenjit , Tonsillit , Soğuk algınlığı.
Mikrosistem tüm vücudun daha küçük bir alanda temsil edilmesi anlamında kullanılmakadır.Projeksiyon alanı organın büyüklüğünden çok fonksiyonlarının fazlalığına göre temsil alanı bulur.
Vücut akupunkturu daha çok enerjetik bir sistem olarak tanımlanırken mikrosistemler informatif sibernetik bir sistem olarak tanımlanmaktadır.( Dr.med.Gleditsch)
Bugün artık pek çok mikrosistem tanımlanmıştır ; kulak,baş, ağız, el, ayak gibi. Bunlar içinde en geçerli kanıtları olan Kulak' tır.
Dr.Gleditsch mikrosistemlerin tedaviye cevaplarında farklılıklar olduğunu Örneğin; kas-iskelet sistemi ve bağ dokusu hastalıkları'nda
Kulak akupunkturu'nun daha etkili olduğunu belirtmektedir.
Akupunktur'un kontrendikasyonları ;
- Nedeni bilinmeyen ağrılar
- Hayatı tehdit eden hastalıklar
- Hayatı kısıtlayan hastalıklar
- Pıhtılaşma bozuklukları
- Psikozlar
- Allopatik tedavilerle etkileşme .
parkinson nedir - parkinson sebepleri - parkinson tedavisiİlk kez İngiliz doktor James Parkinson tarafından 1817 yılında titrek felç olarak tanımlanmıştır. Beynimizde hareketlerimizi kontrol eden ve bundan sorumlu olan hücreler bulunur. Bu hücrelerden kimyasal maddeler salgılanır. Bunlardan birisi de dopamindir. Dopamin beyine gelen bilgileri bir sinir hücresinden diğerine aktarır. Böylece vücut dengesi sağlanmış olur. Fakat bu hücrelerin bir kısmı hasar gördüğünde ya da azaldığında dopamin salgılanamaz. İşte azalmış dopamin sonucu vücutta titreme, yavaş hareket etme gibi vücudun dengesinin bozulmasıyla ortaya çıkan hastalığa parkinson hastalığı denilmektedir.
Parkinson, yavaş ve sinsi seyreden bir hastalıktır. Hastalık on yıl gibi bir süre boyunca sürekli ilerler. Ne ölümcül bir hastalıktır ne de felce neden olur. Başlangıcında tek taraflı belirtiler görülürken daha sonra bu bütün vücuda yayılır. Belirtilerin şiddeti her hastada farklıdır. Hastalık genelde 40 yaşından sonra görülür ve erkeklerde görülme sıklığı biraz daha fazladır.
PARKİNSON HASTALIĞI NASIL ORTAYA ÇIKAR?
Parkinson hastalığının, beyinde dopamin salgılayan hücrelerin hasarı sonucu ortaya çıktığını söylemiştik. Fakat bu hasarın neden ortaya çıktığı henüz bilinmemektedir. Genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin birlikte bu hastalıkta rol oynadığı düşünülmektedir. Örneğin eroin kullanan bazı kişilerde parkinson belirtileri görülmeye başlanmış, bunun da eroinde bulunan bir maddenin beyindeki hücreleri öldürdüğü için oluştuğu açıklanmıştır. Fakat bu konuda çalışmalar hala sürmekte ve henüz kesin bir kanıt yoktur. Aileden gelen (kalıtsal) faktörlere bağlı parkinson hastalığı daha çok genç yaşlarda ortaya çıkmıştır. Fakat bu sadece yüzde 5'lik bir dilimdir. Ayrıca bulaşıcı bir hastalık da değildir.
BELİRTİLERİ NELERDİR?
Sinsi ve yavaş seyreden bir hastalık olduğu için uzun süre farkedilmeyebilir. Genelde ilk belirti elde veya bir vücut yarımında titremedir. Hastanın daha önceki yılları incelendiğinde öne eğik durma ya da yürürken kolunu sallamama görülebilir. Temel olarak hastada titreme görülür. Parkinson hastalarının çoğunda bu vardır. İstirahat halinde bile titreme devam eder. Tabiki her titreme parkinson belirtisi değildir. Günlük aktivite sırasında, heyecan, sinir gibi durumlarda titreme olur. Bu normaldir. Bir diğer belirti hareketlerde yavaşlama olmasıdır. Hasta günlük işlerini yaparken zorlanır. Yemek yerken, bir tarafa dönerken, yavaşlama söz konusudur ve bunlar güçlükle yapılır.
Hasta hekim tarafından muayene edildiğinde, hekim kas sertliği ile karşılaşır. Zaten hasta da bunun farkındadır. Normalde kişi gevşemiş haldeyken kasların da gevşemesi gerekir fakat parkinson hastalarında kas gergindir.
Diğer belirtiler ise şunlardır:
* kişinin yazdıklarının okunaksız olması, küçük yazmaya başlamak,
* yavaş yürümek, yürürken ayakları yere sürmek,
* vücudun öne doğru eğik bir şekilde durması,
* depresyon, sıkıntılı ruh hali,
* kas ağrıları,
* konuşma bozukluğu, kısık sesle ve donuk konuşmak,
* yürürken kolların sallanmaması,
* terleme, hipotansiyon (tansiyon düşüklüğü),
* yutma zorluğu.
PARKİNSON HASTALIĞI TANISI
Parkinson hastalığına tanı koymak için özel bir yöntem yoktur. Laboratuvar ya da röntgen tetkikleri sonucu da bunun anlaşılması mümkün değildir. Fakat uzman bir nörologun hastadan ve hastanın yakınlarından aldığı bilgiler, ayrıca yaptığı muayene sonucu tanı koyabilir.
Parkinson hastalığına çok benzeyen ve parkinsonizm altında toplanan rahatsızlıklarla çok benzer olduğu için tanı koyarken dikkat edilmelidir. Beyindeki bir tümör, kullanılan bazı ilaçlar, damar hastalıkları da benzer sorunlara yol açabilir. Bu diğer nedenlerin ayrımını yapmak gerekir.
PARKİNSON HASTALIĞI TEDAVİSİ
Parkinson hastalığının tedavisinin amacı hastayı aktif, bağımsız, kendi başına işini yapabilen hale gelmesinı sağlamaktır. Yapılan tedavi sonucu hastanın her şeyi düzelecek diye bir şey yoktur. Zaten parkinson hastalığında kullanılan sınırlı sayıda ilaç çeşidi vardır. Bu ilaçlar ya eksik dopamini sağlar, ya onun gibi etki yapar ya da dopaminin parçalanmasını engelleyerek kullanımını arttırır. Tedavi sırasında bu ilaçların oluşabilecek yan etkilerini belirleyip ortadan kaldırmak önemlidir. Fakat her ne olursa olsun ilacın yan etkisi görüldü diye ilacı bırakmak ya da doktor değiştirmek yanlıştır. İlacı bırakmak yanlıştır çünkü hastalık belirtileri tekrar ortaya çıkar. Doktor değiştirmek yanlıştır çünkü tedavisi uzun süren bir hastalık olduğu için doktorun tekrar hastalığın seyri ve gelişimi hakkkında bilgi sahibi olması zaman gerektirir. Bu da vakit kaybıdır. İlaç tedavisiyle kas sertliği, titreme, hareketlerdeki yavaşlığın düzelme ihtimali yüksektir. Tamamen düzelmese de azalmasını sağlayacaktır. Bunun yanında konuşma bozukluğu, donuk yüz ifadesi, yazma bozukluğu, terleme gibi sorunlar da düzelebilir.
Tedavi de bir diğer önemli nokta psikolojik olarak hastanın kaybettiklerini tekrar hastaya kazandırmaktır. Parkinson tedavisinde aile ve hekimin bir arada çaba göstermesi hastanın kendisini daha iyi hissetmesini sağlar ve hastanın yaşam standartını arttırır. Aileden gelen desteğin katkısı fazla olacaktır.
Diyetin parkinson hastalığını düzeltmesi söz konusu değildir. Ama dengeli beslenme sağlık açısından faydalıdır. Herhangi bir vitamin tedavisi de bu hastalığa çare değildir.
Cerrahi tedavi ilk tercih yolu değildir. Ama hastalık düzeltilemiyorsa, ilaç kullanımı işe yaramıyorsa uygulanabilir. İki tip tedavi söz konusudur. Hastaya önce anestezi yapılır. Sonra kafatasından bir delik açılır ve gereken bölgedeki hücrelerde hasar yapılır. İkincisinde gereken yere bir elektrod takılır fakat bu sefer hasar yapmadan gerçekleştirilir. Köprücük kemiğinin altına yerleştirilen uyarıcıyla bu elektrod kontrol edilir. Hasta bu aleti mıknatısla açıp kapatabilir. Açtığında hastalığın belirtileri görülmez, kapattığında ise tekrar oluşur.
Bu tedaviler uygulanırken bazı şeylere dikkat edilmelidir. Çünkü her hastaya aynı tedavi uygulanmaz. Hastanın yaşına, hastalığın hangi döneminde olduğuna, maddi gücün verdiği imkana, hastada görülen belirtiye göre farklı tedavi uygulanır. Uygulanacak ilaç dozu yaşa göre değişir.
Bu hastalıkla nasıl yaşayacağım diye düşünmeyin. Her hastalıkla yaşayabileceğiniz gibi buna da alışırsınız. Ancak kendi işinizi kendiniz yapmaya dikkat edin. Bu hastalığı atlatabileceğinizi düşünün. Kendinize olan güveninizin arttığını göreceksiniz.
Adölesan Çağı Nedir - Adölesan Dönemi Beslenmesi - Adölesan Dönemi Çocuklarda Beslenme - Okul Çocuklarında BeslenmeAdölesan Çağı Nedir; fiziksel, biyokimyasal, ruhsal ve sosyal yönden hızlı büyüme, gelişme ve olgunlaşma süreçleriyle çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemi Adölesan Dönemidir. Bu dönemde kazanılan doğru ve yanlış alışkanlıklar, bireyin yaşam boyu sağlığını etkileyebilir. Hızlı büyüme ve gelişme besin gereksinmelerini arttırır.
Özellikle, bu dönemde kemik kütlesi hızlı bir şekilde artar. Bu artış 18 yaşından sonra gittikçe yavaşlayarak 30 yaşına değin çok az da olsa devam eder. Otuz yaşından sonra kemik kütlesinde artış olmadığı gibi, yavaş yavaş azalmaya başlar ve menopozla birlikte kayıp hızlanır. Kemiklerin gelişiminde başta kalsiyum olmak üzere protein, vitamin ve diğer minerallere gereksinme de artar. Hızlı büyüme ve fiziksel hareketlerin artması adölesanın enerji gereksinmesini de arttırır. Büyümeye paralel olarak kan hacminin artması, kızlarda menstruasyon olayı demir ve diğer kan yapıcı besin öğelerine gereksinmeyi arttırır. Bu dönemde artan besin gereksinmelerinin karşılanmasında çeşitli sorunlar ortaya çıkabilir. Bu sorunların bir bölümü adölesanın yaşam şekliyle, diğer bir bölümü bilinçsizlik sonucu kazanılan hatalı alışkanlıklarla ilgili olabilir. Adölesanların bir bölümü orta öğrenim öğrencileri, diğer bölümü genç işçi (çırak) grubudur. Yapılan bazı araştırmalar her iki grubun da bazı beslenme sorunları olduğunu işaretlemektedir. Özellikle genç işçi grubu arasında yetersiz ve dengesiz beslenme sorunundan etkilenenlerin oranı oldukça yüksektir.
Yetersiz ve dengesiz beslenme bu grup adölesanların büyüme, gelişme ve sağlıklarını olumsuz yönde etkilemektedir. Ortaöğrenim gençliği üzerinde yapılan araştırmalar adölesanların önemli bir bölümünün düzenli kahvaltı etmeden okula gittikleri, açlık duygusunu tatmin için okul çevresinden besleyici değerleri düşük yiyecek ve içeceklere yöneldiklerini göstermektedir. Bunun sonucu özellikle kız öğrenciler arasında kansızlık önemli sorunlardandır. Adölesanların beslenme düzenleri ile büyüme durumları arasında doğrusal ilişkiler bulunmaktadır. Yetersiz ve dengesiz beslenenler arasında zayıf ve kısa boylu olanların oranı daha yüksektir. Özellikle süt tüketimi ile boy uzunlukları arasında doğrusal ilişki bulunmuştur. Yetersiz ve dengesiz beslenenlerin okul başarıları da düşüktür. Gençlerin, özellikle son derslerde yorgunluk, dikkat azalması, halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, üşüme, terleme gibi sağlık bozukluklarından yakındıkları gözlenmiştir. Bu sorunların arkasında yatan temel etmen yetersiz, dengesiz ve düzensiz beslenmedir
Beslenmede dikkat edilecek noktalar: Günlük alınacak besinler 3 öğüne dengeli dağıtılmalıdır. Gençler arasında sıklıkla atlanan öğün kahvaltıdır. Halbuki bütün gece aç kaldıktan sonra güne, zihin ve fizik güçle başlamak ve verimliliği arttırmak yeterli ve dengeli kahvaltıyla mümkündür. Gençler için dengeli yemek listeleri örnekleri Tablo: 6-5'de verilmiştir. Bu tablodaki listeler incelendiğinde, her öğünde 4 temel besin grubundan bulunmaktadır. Böylece, besinlerin bileşimlerinde bulunan besin öğelerinin yararlılıkları artar. Yemekle birlikte içilen çay ve kola kan yapıcı öğelerin yararlılığını azalttığından kahvaltıda çay yerine süt içilmelidir. Çay çok istenirse açık ve limonlu içilmelidir. Adölesan için en iyi içecek süt ve ayrandır. Süt ve sütten yapılan yiyecek ve içecekler kemik kütlesinin artmasında esas olan kalsiyumun en iyi kaynağıdırlar. Bu dönemde yeterince süt ve türevlerini tüketmenin yaşlılıktaki kemik hastalıklarını önleyici olduğu da unutulmamalıdır.
Özellikle öğle vakti eve gitme olanağı bulunmadığı durumlarda okula veya iş yerine uygun yiyecekler götürülür ve ayak üstü yenebilir. Örnek: Kızlar 1/4, erkekler 1/2 ekmek içine aşağıdakilerden birini koyarak sandviç yapabilirler: 1 adet pişmiş yumurta veya yumurta kadar pişmiş et, tavuk, köfte veya 2-3 parça salam veya 1-2 adet sosis veya 1-2 kibrit kutusu kadar peynir; sandviç yanına yıkanmış kazınmış havuç veya domates veya salatalık veya portakal konur. İçecek olarak da 1 büyük su bardağı kadar s.üt veya ayran evden götürülür veya satın alınır. Böyle bir menü de oldukça dengelidir. Dışardan yemek almak zorunluluğu olursa en başta temizlik ve sağlık kurallarına uygun yerler seçilmelidir. Şekerli yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalıdır. Gençler çoğu kez ekmek arası döner, pide, hamburger gibi yiyeceklerle öğle öğününü geçiştirirler. Bunların temiz olmasına dikkat edilmeli, yanında kola gibi boş kalorili içecek yerine genç için vazgeçilmez olan süt veya ayran tercih edilmelidir. Yine şekerli yiyeceklerden kaçınılmalı, peynirli sandviç veya benzeri yiyecekler tercih edilmelidir. Bu yiyeceklerin yanında yenecek sebze ve meyvenin iyi yıkanmış olmasına özen gösterilmelidir.
Dışardan yemek alırken satıcıların temizliğine dikkat edilmelidir. Eller yıkanmadan yemeğe başlanmamalıdır. Açıkta satılan yiyeceklerin hastalık etkenleri taşıyabildikleri unutulmamalıdır. Hastalık etkeni taşıyıcılardan biri de paradır. Mümkün olduğu kadar para ellendikten sonra yiyeceğe bizzat değmeden el yıkama alışkanlığı kazanılmalıdır. Bu hususlara uyulmamasının bulaşıcı sarılık, bağırsak enfeksiyonları gibi çeşitli hastalıklara yakalanma riskini arttıracağı unutulmamalıdır. Besin seçerken fiyat-yarar karşılaştırması yapabilme, çok zorunlu olmadıkça tabakta yemek bırakmama alışkanlığı kazanılmalıdır.
mizahi yemek isimleri - yöresel yemek isimleri - yemek kültürümüzün tarihsel gelişimi - komik yemek isimleriKültür ve Turizm Bakanlığı
Türk mutfak kültürü, sadece yemeğin yapılmasına ilişkin maddi kültürden oluşmamaktadır.Yemek yemeye ilişkin bir çok manevi değerler, tutumlar, davranışlar da zengin mutfak kültürümüzde görülmektedir.Kuşkusuz bu hususlar, Anadolu'da uzun bir tarihsel gelişim içinde birikmiş bir kültürdür.
Erikleme
Anadoluda Niğdede Erikleme denen bir gelenek var.Bağlık bahçelik yerlerde insanlar birbirlerine gelir, gider, yer, içer, muhabbet ederler.Örneğin bir aile, yemeğe konuklar çağırmıştır.Konuklar eve gelince önce bahçeye buyur edilirler.Orada birlikte oturup sohbet edilirken bahçedeki meyve ağaçlarından bir şeyler atıştırılır.Konuklar ev sahibi tarafından ağaçlardan bir şeyler yemeğe teşvik edilir.
Örneğin çağla, badem vs. olmamış ham yeşil haldeki şeyler konuklarca bol bol yenilir.Böylece karınları şişer, yemek yiyecek halleri kalmaz, ya da yemeği çok az yerler.Bu da ev sahibinin yararına olur, fazla masraf etmemiş olur.Aslında bunu konuklar da bilirler ve ev sahibiyle birbirlerine Erikleme şakası yaparlar, gülerler.
Arkası Yufka
Yufka, ince, hafif anlamındadır.Anadoluda yine ev sahibi konuklara yemek ikramı sırasında Arkası yufka, onun için bununla karnınızı iyice doyurun der.İlk ikram edilen yemekten daha iyi daha güzel yemeğim yok, yani bundan sonraki hafif şeyler.Bu nedenle bununla yetinin anlamında şaka yaparlar.Fakat bu da bazen bir şaka olarak söylenir.Bir de bakarsınız ilk servisin arkasından pek çok ikramlar gelir.Bu kez de konuklar arkası yufka dediğin de bu muydu? diye gülüşürler. Bu da Türk konukseverliğinin bir yönüdür.
Ay Çöreğinde Osmanlı Parmağı
1683 yılında Türklerin Viyana Kuşatmasında Türk topları Viyana önlerinde gümbürdediğinde, ekmek yapmakta olan fırıncı, öyle bir irkilmiş ki, elindeki hamuru yere düşürmüş.Hamur yerde yarım ay biçimini almış ve (Kürosant) ay çöreği böyle doğmuş.Hollanda da Amsterdamdaki bir fırında satılan ay çörekleri Avusturyalı bir kişi tarafından oraya getirilmiş ve tanıtılmış.
Koyun Sevgisi
Biz Türkler koyun etini severiz ve koyunun her tarafını değerlendiririz.Bir başka kültürde hiç koyun eti yenmeyebilir. Bir yazarımız bu konuda bir anısını anlatıyor: Bir gece geç vakit büyük bir işkembecide atıştırıyordum.Bir turist çift içeri girdi.Kadın, yemekler hakkında bilgi istedi.O gösterdi ben açıkladım. O çorba dedim.
Koyun midesinin ufak ufak parçalar halinde çorbası...şu mu, o da koyun beyninin haşlanmışı...Şu mu, o da koyunun ayaklarının kesilmiş parçalarından yapılmış yemek.O mu? O da kokoreç.Koyunun yavrusunun bağırsağının ufak ufak kesilerek yapılmış yemeği.Oradaki koyunun ciğerinin ufak ufak doğranarak ... Kadın yüzüme bakarak ufak ufak kesilmiş koyun olmayan bir yiyecek yok mu diye sordu.Sonunda yaprak sarma ve yoğurt yediler.Tabi ben yaprak sarmanın pirinçli koyun kıymasından yapıldığını söylemedim.
Kadın Adaları
Kadınbudu köfte, dilber dudağı, hanım göbeği... Türk yiyeceklerinde neden hanımla ilgili organ adı verilmiş? Eh... At, avrat, silah demişiz de ondan.
Sığırcıkların Ağzını Bağlama
Yazarlarımızdan Nizamettin Özbek, Erzincandan konumuzla ilgili şu örneği vermektedir:
Dutu ağaçta ve kurutulma sırasında kuşlardan korumak çok zordur.Duta en çok tebelleş olan kuş da Cayik (Sığırcık)lardır.Bizim çocukluğumuzda kimi hocalar okuyarak ya da muska yazarak bu kuşların ağzını bağlar, dut yemelerine engel olurlardı.Bu bakımdan dut mevsiminde çoğu köylülerin (özellikle kadınlar) ilk işi, nefesi kuvvetli bir hocaya giderek cayiklerin ağzını bağlatmak olurdu.
Cacık Yemeği
Yurt dışında bir ülkede bir yabancı aile, Türk kültürünü seven, ona hayran bir ailedir.Bu aile bir gün o yörede bulunan Türk diplomat ve memurlarını eve yemeğe davet etmiş.Evin hanımı o gün bir de Türk yemeği yapmış ve konuklara bunu bir sürpriz olarak ikram edecekmiş.Yemekler yenilip içilirken sıra Türk yemeğine gelmiş.Masanın ortasına büyük bir tencere içinde Cacık getirmişler.
Sonra onları kaselere koyarak konuklara ikram etmişler.Konuklar Türk yemeği olarak ikram edilen cacığı görünce gülüşmeye başlamışlar.Çünkü cacık, bir yemek değil, yemekte bir salata, garnütürdür.Bu inceliği yabancı hanım bilmediği için onu Türk yemeği olarak ikram etmiş.
Sosyete Tuttu
Lahmacunun yalnız ses güzelliği değil, zeka ve yaratıcılığı da geliştirdiği söyleniyor.Örnek olarak Ahmet usta gösteriliyor.Giderek kızışan lahmacun piyasasında nasıl atak yapabileceğini düşünürken, lahmacun üstüne lahmacun yiyen ve dolayısıyla hızla şişmanlayan Ahmet Ustanın beyninde şimşek çakmış.
- Bu lezzetli meretin diyeti neden olmasın...
Formülünü de o anda bulmuş...İnce hamur üstüne piliç kıymasından yapılırsa pekala daha düşük kalorili olabilir, diye düşünmüş.Şık ve anlamlı da bir ad uydurmuş yeni ürüne: Lightmacun
Cheeseburger Lezzeti
Yazar Elizabeth Rozin Amerikan yemek kültürünün simgesi olarak:
Cheeseburger, patates kızartma ve bir bardak kolayı ele alarak diyor ki:
- Aslında bu mönüyü oluşturan malzemenin hiçbiri Amerikan kökenli değildir.Sığır eti ve peynir Avrupaya ait gıdalardır.Ekmek Ortadoğu, ketçap Güneydoğu Asya, domates Meksika, kola Afrika, şeker Hindistan, patates Peru kökenlidir.Amerikanın yaptığı bütün dünyanın besinlerini ve tatlarını karıştırarak yeni bir lezzet ve beslenme tarzı elde etmektir.Neticede... Bizim ürünleri karıştırıp Amerikan lezzeti diye bize yediriyor, parayı da bir güzel götürüyorlar.
gürcü çorbası nasıl yapılır - gürcü usulü tavuk çorbasıMalzemeler
Yarım tavuk
yarım kg. ceviz
5 diş sarımsak
1 tatlı kaşığı kişniş
1 bardak mısır unu
pul biber.
Tarifi
Cevizin yağı çıkıncaya kadar makinede çekilir. Sonra sarımsak, biber ve kişniş koyularak tekrar makineden geçirilir. Bir kaba cevizin yağı alınır. Diğer tarafta tavuk haşlanır. Suyu mısır unu ile boza kıvamında pişirilir. Cevizler bu karışıma atılır. Tavuk etleri didiklenir çorbaya katılır. Hepsi kaynatılır. Servis yapılacağı zaman yağı üzerine dökülür.
Preheat the broiler to the lowest heat setting. Evenly divide and spread the mustard on 4 slices of bread. Place a few slices of ham, followed by 2 slices of potatoes, 2 slices Cantal, and 1 tablespoon of Béchamel on the mustard-side of the bread. Cover the cheese with the remaining slices of bread and spread the butter on the outside surfaces of the sandwiches.
Place the sandwiches on an ungreased baking sheet and broil for about 5 minutes, turn them over, and continue cooking until they are crispy and golden brown, about 5 additional minutes. Spread the top of the sandwich with 1 tablespoon Béchamel and serve while hot.
* 4 slices whole wheat bread (I like Pepperidge Farm)
* 5 slices processed American cheese
* 3 tablespoons butter (NOT margarine)
Preparation:
Place two of the bread slices on the work surface. Top each with 2-1/2 slices of the American cheese. Top with remaining bread slices to make sandwiches. Spread the outsides of the sandwiches thinly with butter.
Heat a nonstick skillet or griddle over medium-low heat. Place sandwiches on the skillet and cover. Cook for 2-3 minutes or until the bread is golden brown. Carefully flip, cover again, and cook for 2-3 minutes until cheese melts and bread is browned. Serve immediately.
kurbanlık etlerden neler yapılır - dananın neresinden ne yapılır - dana etinden hangi yemekler yapılırGerdan
Kıyma, tencere yemekleri, kavurma(Haşlama, sote usulü)
Antrekot
Biftek, rozbif(ızgara, tava)
Bonfile
Biftek, turnado, şatobiryan, sulu ve sote yemekler, roti, şiş (Izgara, tava, sote usulü, fırında)
keçi paçası nasıl yapılır - keçi ayağı nasıl pişirilir - paça nasıl temizlenir - paça terbiyesi nasıl yapılırMALZEME:
8 adet keçi ön ayağı
1 baş soğan
3 diş sarmısak
1/2 limon suyu
Tuz
Karabiber
TERBİYE:
4-5 yumurta sarısı
5-6 diş sarmısak
2 limon
2 çorba kaşığı tereyağı
1 çorba kaşığı un
1 çay fincanı sirke
Toz kırmızı biber
Keçinin ön ayaklarının iki tırnak arasını, bıçağın eni kadar yarıp, varsa aradaki kıl torbasını da çıkartarak, tırnağını kesin. Alevli ateşte tüylerini alazlayın; akar suda yıkayın.
Bir tencere içinde bol suda ateşe koyun. Su ısınınca ocaktan alın, ayakları sudan çıkartıp, bir bıçakla dikkatle kazıyın. Tırnak aralarındaki fazlalıkları çıkardıktan sonra, ayak kemiklerinin iki ucunu satırla kırın; yeniden yıkayın.
Yıkanmış ve temizlenmiş ayakları bol suyla tekrar ateşe koyun. Kaynarken yüzeyde biriken köpüğü alın. Soyulmuş soğanı, sarmısağı ve limon suyunu ilave ederek etler kemiklerinden ayrılıncaya kadar pişirin. Tencerenin içinde paçaları örtecek kadar su kalmalıdır.
Paçalar piştikten sonra kalın kemiklerinden ayırıp, etlerini parçalara bölün ve tencerede kalan suyu süzerek etlerle birlikte başka bir tencereye aktarın.
Servisten önce, tercihe göre aşağıda belirtilen iki yöntemden biriyle terbiye yapın ya da hiç terbiye yapmadan kızdırılmış kırmızı biberli yağla ve sirkeli sarmısakla servis yapın.
Terbiye yöntemleri:
1.Yumurta sarılarını aklarından ayırarak bir kaba koyun. 1,5 limon suyu, tuz ekleyerek iyice çırpın ve önceden ayrılarak soğutulmuş 1-2 bardak paça suyu ile sulandırın.
2.Bir kaşık sulandırılmış unu, kaynamakta olan paçaya hızla karıştırarak ekleyin. Kaynatmadan ateşten alın.
Terbiyesini yaptıktan sonra yağı kızdırıp, kırmızı biber koyun ve paçanın üzerine gezdirin; sirkeli sarmısakla servis yapın.
1.Pancarlan yıkayın. Tencerede tuzlu su kaynatıp, pancarları ve saplannın bir bölümünü içine atın. Yaklaşık 10 dakika kaynatarak süzdürüp sudan alın. Pancarları, kabuklarını bir bıçak ile soyun ve dilimleyin. Saplarını doğrayıp birkaç parçaya ayırın.
2.Sarımsakları tuz ile havanda dövün. Pancarları ve saplarını kavanozun içine atın. Pancarın suyuna tuzla dövülmüş sarımsakları katıp, karıştırın. Kavanozların üzerini bu karışımla tamamlayın. Temiz bir taş ya da kiremit koyarak turşuyu bastırın. Üzerini bir parmak aşacak kadar zeytinyağı ekleyip, kavanozun kapağını sıkıca kapatın,
3.Turşuyu bir hafta bekletin, istendiğinde kepçe ile çıkararak servis yapın.
elma sirkesi nasıl yapılır - elma sirkesinin yararları - elme sirkesi neye iyi gelir - sirkenin faydaları - sirke neye iyi gelirYediğimiz elmaların kabuklarını ve orta kısmında kalan çekirdeklerini saran bölümlerini iyice yıkanmış bir kavanoza koyup, üzerini örtecek kadar su ekleyip tuzunu koyarız. Üzerine tülbent örtüp loş ve sıcak bir yere yerleştirip, her gün tahta kaşıkla karıştırarak yaklaşık 1 ay bekletiriz.
Tadı ve kokusunu kontrol edip sirkeleşmesinden emin olduğumuzda, temiz ve iki kat yapılmış bir tülbentten süzerek cam şişerele doldururuz. Rengi hazır satılan sirkelerden daha koyu olmalıdır.
Bu arada elma sirkesinin yararları hakkında bildiğim birkaç yararlı bilgiyi paylaşmak isterim. Öncelikle sabah aç karnına bir yemek kaşığı içilirse kilo vermeye yardımcı olur.
Bir kaşık elma sirkesi, bir kaşık çiçek balı bir bardak suyla karıştırılıp yine aç karnı düzenli olarak içilirse, kolestrolü düşürür, metabolizmayı hızlandırır, bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, sindirim sistemini düzenler, bağırsak tembelliği ve gaz şikayeti olanlar için mükemmel bir içecektir.
Gün içinde her yemekten önce içilebilir. Vücudumuzda biriken kiri pisliği eriterek vücudu içten temizler.
meyvelerden sirke yapmak - sirke nasıl yapılır - meyvelerden sirke nasıl yapılırAynur Çetinkaya
Ev Ekonomisi Tek.
Yaş meyvelerden sirke yapılmasıÜzüm, elma, armut, dut, kayısı, erik gibi meyveler özelliklerine göre ezilerek sıkıştırılır, şıraları elde edilir. Şıraları arzu edilen maksada göre kullanılır. Geriye kalan posaları küp veya fıcı içine yarıya kadar doldurulur. Yarısı kadar da su ilave edilir, üstü hafifçe örtülür. Birkaç gün içinde posa içindeki şeker alkole dönüşür. Böylece sıcakta kendi kendine sirkeleşme olur.
Fakat bazen alkol derecesi az olması nedeniyle sirkeleşmeden evvel çiçeklenme olarak bozulabilir. Çiçeklenmeyi önlemek için ihtimar bittikten sonra 5-6 kg. kadar sirke ilave edilir. Böylece hem çiçeklenmenin önüne geçilmiş olunur, hem de sirkeleşme daha çabuk olur. Bu usül köylerde çok kullanılır. Elde edilen sirke de kuvvetli ve nefis olmaz. Şırada yabancı mayalar bulunduğundan ihtimar her zaman iyi olmaz. En iyisi saf maya katmaktır.
Kuru meyvelerden sirke nasıl yapılırııKuru üzüm, incir, dut vb. Sirke imaline çok elverişlidir. Satışa gelmeyen meyveler seçilir. Sirke imali hepsinde aynıdır. Hammedde incir gibi iri ve kalın ise parçalanır ve ezilir.
Kuru üzümden sirke yapmakKuru üzümler, bir tarafı açık fıçıya konur. Üzerine üç misli kaynar su ilave edilir. Üzüm taneleri bu suyu emerek yumuşar ve şişer. 1-2 gün içinde taze üzüm halini alır. Üzümün içindeki şeker suya geçer. Üzümler şekerli su ile beraber presten geçirilerek şırası alınır. Preste kalana biraz daha su ilave edilerek kalan şekerin de suya geçmesi sağlanır. Elde edilen şıralar birbirine karıştırılarak 5 dakika kadar kaynatılır. 10-20 dereceye kadar soğuduktan sonra %1-2 nispetinde şarap mayası ile mayalanır. 10-15 gün içinde ihtimar devam eder. Elde edilen kuru üzüm şarabı dinlendirildikten sonra kaşıkla sirke mayası katılarak sirke kurulur.
Cibreden sirke yapmakYaş üzüm ve meyvelerden şarap, pekmez, şıra yapıldıktan sonra, geride kalan posalara ılık su ilave edilir. Ağzına bir örtü veya kapak kapatılır. Kendi haline bırakılır. Posadaki şeker suya geçer. Mayalar şekeri parçalayarak alkol meydana gelir. İhtimar bittikten sonra posaları ayırmadan kabın ağzı açılarak kaptaki sıvının 1/5’i nisbetinde iyi kalitede sirke ilave edilir. İyice karıştırılarak üzeri örtülür. Arasıra küp veya fıçının içindeki sıvıya, çiçeklenme olup olmadığına bakılarak muayene edilir. 3-4 haftada sirkeleşme olur.
Presten geçirilerek iyice sıkılır. Elde edilen sirke şişe, damacana ve fıçılara doldurularak serin yerlerde dinlendirilir. Bu şekilde cibreden sirke yapma posaların yardımı ile kısa zamanda posa ve çekirdeklerden sirkeye bir miktar tanen geçtiğinden lezzeti çabuk bozulur. Bunu önlemek için alkol ihtimarı biter bitmez, posalar presten ve torbalardan geçirilerek süzülür. Elde edilen alkollü sıvı sirke ile karıştırılarak sirkeleşmeye terk edilir. Sirkeleşme daha uzun zamanda olur. Fakat burukluk olmaz.
* 1 pound Italian sausages, cut into 1" pieces
* 1 onion, chopped
* 3 cloves garlic, minced
* 2 lbs. boneless, skinless chicken thighs, cut into 2" pieces
* 2 (14.5-ounce) cans diced tomatoes, undrained
* 1/4 cup tomato paste
* 1 cup chicken broth
* 1 red bell pepper, chopped
* 1 green bell pepper, chopped
* 14 ounce can artichoke hearts (NOT marinated), drained
* 4 ounce can kalamata olives, drained
* 1 teaspoon dried Italian seasoning
* 1/8 teaspoon pepper
* 1/3 cup toasted sliced almonds
Preparation:
In a large saucepan, cook sausage until browned. Remove sauce to paper towels to drain. Drain saucepan, but do not wipe out.
Add onion and garlic to drippings in pan; cook and stir for 5-6 minutes until tender.
In 4 quart crockpot, mix all ingredients except for the bell peppers, artichoke hearts, olives, Italian seasoning, pepper, and almonds.
Cover crockpot and cook on LOW for 6-8 hours or until chicken is thoroughly cooked and no longer pink in center. Add bell peppers, artichoke hearts, olives, and Italian seasoning, and cook for 20-30 more minutes on HIGH. Sprinkle with toasted almonds and serve with hot cooked noodles, mashed potatoes, or rice.