Axi_Sheytan1

Axi_Sheytan1

Üye
24.10.2009
Uzman Onbaşı
3.266
Hakkında

  • Pancar, lahana, pazı, tarçın, nar suyu, kuru erik, kabak çekirdeği, zerdeçal....New York Times, internet sitesinde Yemekten kaçındığımız ancak sağlığa en faydalı 11 gıdayı açıkladı.


    İŞTE O BESİNLER...

    Pancar: Folik asit bakımından zengindir. Kırmızı rengini veren pigmentler kansere karşı savaşır.

    Lahana: Kanserle savaşan enzimleri harekete geçiren "sulforaphane" isimli kimyasalı içerir.

    Pazı: Yapraklarında, gözleri yaşlanmanın etkilerinden koruyan karotenoid maddesi bulunur.

    Tarçın: Kan şekeri ve kolesterolü kontrol etmeye yardımcı olur

    Nar suyu: Antioksidan bakımından zengindir. Tansiyonu düşürür

    Kuru erik: İçeriğinde yüksek miktarda Antioksidan içerir.

    Kabak Çekirdeği: Yüksek mineral oranı erken ölüm riskini azaltır.

    Sardalya: Demir, magnezyum, bakır, çinko, fosfor, potasyum, manganez içerir

    Zerdeçal: Vücutta iltihaplanmayı önler ve kansere karşı koruma sağlar

    Yaban Mersini: Hafızayı kuvvetlendirir.

    Kabak: Kalori değeri düşük, lifler bağışıklık sistemini güçlendiren A vitamini bakımından zengindir. Uzun süre tok tutar.
#27.11.2009 12:21 0 0 0
  • Ve sonunda kış geldi Havaların soğuması ile kazaklar, montlar, çizmeler ortaya çıktı ve gardırobumuz birbirine girdi. Kazaklarımızı, kalın kalın sweat'lerimizi, atkılarımızı, botlarımızı ve koca koca montlarımızı dolaba nasıl sığdıracağız diye düşünmeye başladık. 2363
    Yazın her şey çok daha kolaydır. Çünkü giysilerin hemen hemen hepsi hiç yer tutmaz. Gardıroplarda az yer kapladıkları için hem daha kolay düzenleyebiliriz, hem de yeni giysiler için daha fazla yerimiz vardır.

    Oysa kışın dolaplarımızı düzenlemek, kalın ve havaleli giysileri sığdırmaya çalışmak daha zordur. Biz kadınlar normal de ne kadar geniş dolaplarımız olursa olsun aradıklarımızı hiçbir zaman bir kere de bulamayız ve hep dolaplarımızın küçük olmasından ve düzenli olmadığından yakınırız. Aslında dolaplar küçük değil giysiler fazladır. Bu yüzden de nereye ne koyacağımızı bilemeyiz ortaya karmakarışık bir durum çıkar. Halbuki bu düzeni sağlamak o kadar da zor değildir. Bunun için mimari bir tasarıma da gerek yok
    noimage
    Küçük ama işlevi çok büyük, kutular, askılar, raflar ve hurçlar imdadımıza yetişir.
    Kışın gelmesiyle dolan gardıroplar zevk ve kullanım amacına göre yerleştirildiğinde aslında sandığınız kadar da düzensiz gözükmeyecekler gözünüze.

    İşte gardıroplarda düzen sağlamanın yolları:

    Öncelikle, kesinlikle kazaklarınızı ve en kalın sweat'lerinizi bir yere toparlayın. Onların dolabınızda dağınık durması inanılmaz yer kaplar. Renklerine göre ayırmak da bir seçenek elbette ama kalınlıklarına ve en çok giydiğiniz kıyafetlere göre ayırmak sonrası için kullanım kolaylığı sağlayacaktır.

    Ayakkabılarınızı ve çizmelerinizi raflara tek tek dizmek yerine, artık her yerde kolayca bulabileceğiniz şeffaf renkteki ayakkabı kutularına ya da metal askılıklara koyarak düzenli bir görüntü elde etmiş olursunuz. Bir yandan da kıyafetinize uygun ayakkabıyı bulmak için tüm dolabı indirmenize gerek kalmaz.

    Kadınların sıkıntılarından biri de çamaşır çekmeceleridir. Bunlar için artık günümüzde markalar inanılmaz seçenekler sunuyorlar. Kumaş ve küçük kare kare bölmeleri olan bu şirin çamaşırlıkları çekmecenizin içine koyup çamaşırlarınızı da renklerine göre bu küçük kutuların içlerine yerleştirirseniz bu sorunu da çözmüş olacaksınız. Böylelikle hem aradığınızı bir kere de görürsünüz hem de diğerlerini dağıtmamış olursunuz.

    En çok giydiğiniz kıyafetleriniz için ise kumaş rafları da tam size göre. Ya da atkı ve bereleriniz ve penye giysileriniz için bu kumaş raflar harika. Ayrıca üst üste olan giysilerden en alttakini alırken yaşanılan sinir bozucu dağınıklığı önlemiş olacaksınız. Her şey ortada ama aynı zamanda da tertipli gözükecek.

    Askılarınızı ise düz ahşap ya da kumaş kaplı seçerek zamandan kazanabilirsiniz. Bazı tahta askıların çıkıntıları omuzlarda potluk yaptığından bazı zamanlarda ütü yardımına gerek duyarsınız. Bu durumu yaşamamak ve daha şık bir görünüm sağlamak için kumaş askıları tercih edebilirsiniz. Hatta bunların renkli olanlarını seçerek dolabınıza baharı şimdiden getirmek de sizin zevkinize kalmış.

    Gelelim takılarınıza ve aksesuarlarınıza Takılarınıza da dolap da yer açmak istiyorsanız yine kutulardan faydalanabilirsiniz. Birbirinden renkli ve bol seçenekli ufak büyük bu kutular takılarınız ve fularlarınız için iyi birer toparlayıcı olacaktır.

    Tüm bunları hallettiniz fakat ortada rafa kalkması gereken yaz sezonun giysileri var. Onlar içinse artık süper bir icat olan vakumlu hurçlardan faydalanmak en mantıklısı. Böylelikle yerden tasarruf ederken, kocaman büyük hurçların yarattığı görüntü kirliliğinden de kurtulmuş olursunuz.

    Bir de yürüyen askı fikri var. Odanızın en müsait yerine koyacağınız yürüyen askı, sık giydiğiniz ve dolaba sok çıkar yapmak istemediğiniz kıyafetlerinizi asacağınız portatif dolap görevini üstlenerek size kullanım açısından konfor sağlayabilir.

    Mahmure Dekorasyon Editörü:Gözde Tura
#27.11.2009 12:14 0 0 0
  • Feng shui ile evde pozitif enerji! "Bu ev üstüme üstüme geliyor", "Bu odada hiç uyuyasım yok", "Ne yaptıysam bu oturma odası içime sinmedi" gibi cümleler sizi anlatıyorsa, evinizin ortamı, dekorasyon tarzı ile hoşnut değilsiniz demektir. İşte bu noktada, evinizdeki negatif enerjiyi yok etmek ve huzur içinde yuvanızda yaşamanız için "Feng Shui" öneriyoruz.

    Feng Shui bu da ne dediğinizi duyar gibiyim. Gelin önce Feng Shui'nin ne demek olduğunu öğrenelim. Sözlük anlamı "rüzgâr" ve "su" olan Feng Shui, doğada var olan evrensel yaşam enerjisini, yaşadığımız mekânları harekete geçirmenin yöntemlerini gösteren eski bir Çin öğretisidir. Bulunduğumuz ortamda uyum içinde yaşama ve bu uyumu etrafımızda da yansıtmak için kullanılan bilimdir.


    noimage
    Feng Shui Doğru Kullanıldığında Etrafa Pozitif Enerji Saçar!

    Siz de Feng Shui'nin enerjisine inananlardansanız, gelin evinizi yeniden dekore edelim. Öncelikle evinizdeki eski ve yığın oluşturan eşyaları temizleyin. Çünkü eski ve kullanılmayan eşyalar ev içerisinde olumsuz hava yaratır. Her zaman enerjik, sakin bir dinginliği olan renkleri seçmeye özen gösterin. Mesela; kırmızı, mavi, beyaz, turuncu Seçtiğiniz renklerin önemli olduğunu unutmayın!

    Çalışma Odası

    Rahatlıkla çalışmak ve işlerinizden verimli sonuçlar almak istiyorsanız, Feng Shui'yi dikkate alın

    Çiçekleri odanızın güneydoğu tarafına yerleştirin. Yapma çiçek kullanabilirsiniz; ama kurutulmuş çiçek kullanmaktan kaçının. Bilgisayarınızı, telefonunuzu ve hesap makinenizi batı ya da kuzeybatı yönüne yerleştirin. Çalışma yerleriniz bol ışıklı olmalı. Hafif sesli bir müzikle çalışın. Müzik enerji demektir. Odanızda kırmızı renkli bir eşya bulunsun. Kırmızının yoğun kullanıldığı bir resim de olabilir.

    Yemek Odası

    Akşam yemeklerini büyük bir zevke dönüştürebileceğiniz, şık bir sofranın eşsiz kıldığı yemek odaları

    Sandalye sayısı 6, 8 veya 12 adet olmalıdır. Yemek masasının bulunduğu duvara asılan ayna bereketinizi arttıracaktır. Dar bir köşede yerleştirilmiş yemek masası Feng Shui bakımından olumlu değildir.


    noimage
    "Bu ev üstüme üstüme geliyor", "Bu odada hiç uyuyasım yok", "Ne yaptıysam bu oturma odası içime sinmedi" gibi cümleler sizi anlatıyorsa, evinizin ortamı, dekorasyon tarzı ile hoşnut değilsiniz demektir. İşte bu noktada, evinizdeki negatif enerjiyi yok etmek ve huzur içinde yuvanızda yaşamanız için "Feng Shui" öneriyoruz.



    noimage
    noimage
    noimage
#27.11.2009 12:10 0 0 0
#27.11.2009 10:47 0 0 0
#26.11.2009 19:41 0 0 0
#26.11.2009 19:38 0 0 0
#26.11.2009 19:37 0 0 0
#26.11.2009 19:32 0 0 0
  • Kırşıklıklarda genel olarak genetik faktörlerin yanında, güneş ışınları, stres, yaşam biçimi, beslenme ve bakımların da çok büyük etkisi vardır. Yaşlanma etkilerini geciktirmek ya da önlemek, varolan kırışıklıkları açarak en aza indirmek, ciltteki sivilce ve lekeleri yok etmenin yolu kremlerde değil, kalıcı ve hızlı sonuç veren yüz jimnastiğindedir.
    Fazla kilolarından kurtulmak ya da form tutabilmek için pek çok kişi, düzenli veya düzensiz, bir şekilde beden jimnastiği yapar. Ya yüzümüz? Onun jimnastiğe ihtiyacı yok mu? Vücudumuzun en önemli bölümü olan yüzün, kozmetik bakım kremleri ve yaşlanmanın etkilerini kapatacak makyaj malzemelerine boca edilmesinden çok daha kalıcı ve net sonuç veren bir yöntem, yüz jimnastiğidir. Çünkü, yüz kaslarının çalıştırılması, yaşlanmayı geciktirdiği gibi, yaşlanmış ciltlerdeki kırışıklıkları da açıyor. İranlı yüz ve boyun jimnastiği uzmanı Feride Hug, yüz jimnastiğinin faydalarını şöyle anlatıyor:
    Masaj kan dolaşımını hızlandırıyor
    "Çalıştırılan bölgede kan dolaşımı artar, kaslar hareketlenir. Dışarıdan bakıldığında ilk göze çarpan değişiklik, kan dolaşımının artması sonucu, cildin ve varsa lekelerin renginde açılma ve yine varsa sivilcelerde azalma olmasıdır."
    Yüz ve boyun jimnastiği üzerine Fransa da eğitim almış olan ve 8 yıldır Türkiye de yaşayan Hug, "Kasların hareketlenmesi ile yüz kaslarında belirgin bir sertleşme ve ciltte gerilme oluşur" diyor ve devam ediyor; "Doğal olarak cilt yüzeyindeki kırışıklıklar ve sarkmalar azalır, daha diri ve genç bir görünüm elde edilir."
    Yüzünüz Hareketlensin
    Günde ortalama yarım saat alacak olan yüz jimnastiği uygulaması ile, estetik ameliyat, makyaj malzemesi ve bakım kremlerine ihtiyaç kalmadan genç ve güzel görünmek mümkün.
    · Göz çevresi: Göz çevresi kırışma ve şişliklere çok müsaittir. Her iki elinizin işaret ve orta parmağı ile şakaklardan tutup geriye hafifçe çekin ve gözlerinizi kapatıp açın. Bir de, orta parmağınız ile kaşlarınızı tutup yukarı doğru kaldırın ve aşağıya bakın. Bu işlemleri günde 15 er kere 10 ar saniye tekrarlarsanız şişlik ve kırışıklar azalacaktır.
    · Yanak kasları: Gevşeme ve çizgi oluşmaması için "U" ve "X" harflerini çok fazlaca tekrar etmenin ve elmayı ısırarak yemenin gerektiği yanaklara, geriye doğru gerip 10 saniye bekleterek jimnastik yaptırabilirsiniz. Bu hareket de günde 15 defa tekrarlanmalı.
    · Gerdan sarkması: Boynunuzu ileri uzatın ve alt dişlerinizi üst dudağınıza değdirip bırakın ve bu işlemi günde 15 kere tekrarlayın. Elinizi yumruk yaparak çene altına koyun ve yumruğunuzu yukarı doğu itin. Bunu yaparken aynı anda da ağzınızı açmaya çalışın. Elinizi yüzünüzün bir yanına koyarak kafanızı itin, aynı zamanda da başınızla bu itmeye karşı durmaya çalışın. Tüm bunları yaptıktan sonra aşağıdan yukarıya doğru elinizle boynunuza masaj yapın.
    · Boyun Sarkması: Yatağın üzerine sırt üstü uzanın omuzlar yatağın köşesinde olmak üzere, başınızı yavaşça sarkıtabildiğiniz kadar aşağıya bırakın. Sonra başınızı yavaş bir şekilde yere paralel olacak şekilde yukarıya doğru kaldırın. Bu işlemi sabah ve akşam 10 ar kez tekrarlayın.
    · Ağız Çevresi: Dudaklarınızı o harfini söylerken geldikleri konuma getirin, başparmağınızı burun altına koyup, orta parmağınız ile başparmağın yanından başlayarak dudak altınıza kadar 10 ar defa masaj yapın.
    · Alın kırışıklıkları: İşaret parmağınız ile, alnınızın ortasına bir daire çiziyormuş gibi yaparak masaj yapın.
    Dikkat: Bu hareketler yapılırken yüz ve boyunda krem olmamasına da dikkat etmek gerekiyor.
#26.11.2009 18:46 0 0 0
  • benimde bi sorum var:
    saçlarım ince telli katlı kestiriyorum ama katları belli olmuyor bunun nedeni saçlarımın dalgalı ve kıvırcık olması mı??
#26.11.2009 12:29 0 0 0
#26.11.2009 11:20 0 0 0
#26.11.2009 01:53 0 0 0
#26.11.2009 00:58 0 0 0
#26.11.2009 00:50 0 0 0
#26.11.2009 00:42 0 0 0
#26.11.2009 00:35 0 0 0
  • noimage


    "Dünya karanlıkta, öylesine gerçek dışı ve öylesine heyecanlıydı ki, yine geceleyin bu bilinmezliğe ve aldırmazlığa devam etmek gelirdi içinden; her şey yalnızca buydu: umursamamak"

    Değersiz gördüğü hayatın içerisinde, bir asker: "Teğmen Frederick Henry"nin aşkı keşfetme yarışını, aşk uğruna göze aldıklarını anlatır Silahlara Veda Bir bakıma, duygusuzluğunun karşısına dikilen taptaze bir aşk ile kendi içerisinde girdiği savaştır onun vedası Ancak, bilinçli bir amaç değildir bu. Bir anda çıkıp, tüm boşlukları dolduran aşk, elbette, Teğmen'in kafasını karıştırır; onu bulunduğu savaşın tam zıttında, içerisinde silah barındırmayan ancak daha kanlı başka bir savaşın içerisine bırakıverir.

    "Catherine Barkley'î sevmediğimi ve sevmeye niyetim olmadığını biliyordum. Bu bir oyundu. Nesine oynandığını kimse söylememişti ama bu benim için önemli değildi."

    Ancak bu oyun, Teğmen'in hayatını bir ikilemin içerisine sürükler. Çünkü Frederick, savaşa, kendi ülkesinin savaşı olmamasına rağmen büyük bir istekle katılmıştır. Ancak, Catherine'nın hayatına girişi, bir anlamda savaşın gereksizliğini vurur suratına Teğmen'in.

    Aşk onun var oluş amacını yeniden şekillendirmiş, geleceğine bir plan, bir duygu, bir istek koymuştur. Kitabın bu bölümlerinde, sık olmamakla birlikte duygu ifadeleri yer alır. Bu bölümler, Hemingway'in gazetecilik üslubundan kurtulduğu, bence kitabın en güzel bölümleridir. Teğmen'in ordudan kaçışı, ayrı düştüğü Catherine'yı tekrar bulma amacı ve birlikte ülkeyi terk etme amaçları aşk uğruna, "umursamaz" bir insanın dahi yapabileceklerini gösterir.

    Ancak, Teğmen Frederick Henry ve Catherine bu savaşı kazanamadan kaybedecektir. Ve bir anda, yıllarca uğraştığı, hayatını tehlikeye attığı "duygular" savaşı, hüzünsüz bir ağıtla, buzdan bir kalbe bırakacaktır kendini.

    Catherine'in son sözleri şu şekildedir: "Üzülme sevgilim: ben hiç korkmuyorum. Bu, pis bir oyun sadece"

    "Silahlara Veda" (A Farewell To Arms) Ernast Miller Hemingway'in adının dünyada tanınmasını sağlayan en önemli romanı olarak kabul edilebilir. İşin ilginç yanı, Hemingway bu romanı yazarken direkt olarak kendi yaşamını baz almıştır. Zira I.Dünya Savaşı'nda, savaşın anlamsızlığı ve zorlukları içerisinde doğan bir aşk öyküsü, direkt olarak Hemingway'in hayatını yansıtır. Hemingway, gözlerindeki rahatsızlıktan ötürü I.Dünya Savaşı'nda ordu mensubu olarak katılamamış olsa da, Kızılhaç mensubu ambulans şoförü olarak İtalya'ya gitmiş, bir askeri taşımaya çalışırken yaralanmış ve tedavisi sırasında kendisi ile ilgilenen bir hemşireye âşık olmuştur. Ve hatta, aynı kitaptaki gibi, bu yaralanmasından ötürü bir onur madalyası almaya da hak kazanmıştır.

    1929 yılında yayımlanan Silahlara Veda, büyüleyici isminin yansıttığı derecede sarsıcı bir roman ne yazık ki değil. Hemingway'in, oldukça yalın bir üslup kullanması ve duygusallığa asgari derecede yer vermesi kitabın gidişatında olması gereken sarsıcılığı sınırlamış. Elbette, benim beklentim olan duygu yoğunluğu, yoğun yargılama ve çözümlemelerin gazetecilik eğitimi almış bir büyük ustanın eserinde yakalamanın imkânsızlığını kitabı okumadan önce de biliyordum. Ancak, kitabın tüm başarısına, ününe rağmen; bunun yanlış bir kullanım olmayabileceğini hayal etmiştim, yanılmışım.

    Kitap: Silahlara Veda
    Yazar: Ernest Miller Hemingway
    Yayın: Karınca Kitabevi
    Çeviri: Haydar Ezik
#26.11.2009 00:32 0 0 0
#25.11.2009 23:29 0 0 0
  • Osmanlıda Minyatür (resim) Sanatı
    Batı dillerinde bir nesnenin küçük boyutlardaki örneğini belirten "Minyatür" sözcüğü, zamanla kitap resmi için kullanılan bir terim halini almıştır. Eski Türk kaynakları kitap resmi için "Nakış", "Tasvir"; minyatür ressamı için de "Nakkaş", "Musavvar" gibi sözcüklere yer verirler.
    8. ve 9. yüzyıla ait olan ve günümüze gelmiş Türk resim sanatının örnekleri arasında, duvar resmi ve figürlü işlemelerin yanında minyatürler de bulunmaktadır. Türklerin eski yurtları Orta Asya'da, Türkistan'da yaşadıkları döneme ait olduğu düşünülen minyatür örnekleri hala Topkapı Sarayı arşivlerinde bulunmaktadır.
    Fatih Sultan Mehmed döneminden, 19. yüzyıla uzanan döneme ait ise çok sayıda minyatür eser günümüze ulaşmıştır. Fatih Sultan Mehmed döneminde yapılmış birçok minyatürlü eser, Türkmen minyatürlerinin etkisini göstermektedir. Bu eserler dönemin giyim, müzik aletleri ve eğlence hayatı gibi bazı özelliklerini de yansıtırlar.


    Kanuni Sultan Süleyman dönemi, Osmanlı minyatür sanatında pek çok yeniliğin denendiği bir dönemdir. Bu yenilikler arasında, tarihi olayları saptama anlayışının "şehnâmecilik" adıyla resmi bir görev halini alması da vardır. Bu anlayış içinde tarihi olaylar yazma olarak kayda geçirilirken, bir yandan da resimleniyordu. İmparatorluğun doğu ve batısındaki savaşlar, fetihler ve seferler, tahta geçişler, yabancı elçilerin kabulü, bayram kutlamaları gibi önemli olayların yanı sıra, bazen sultanın yalnızca tek bir seferi de ele alınabiliyordu
    Sonraki dönemlerde tarihi olayları gerçekçi bir tavırla saptama anlayışı, artık Türk minyatür sanatının değişmez bir özelliği olarak gelenek haline gelecektir.
    Topkapı Sarayı'nı gösteren minyatürler, önemli özellikleri ve genel görüntüsüyle sarayın bu dönemdeki durumunu yansıtan birer belge değerindedir. Şematik bir biçimde ele alınmış olan saray sahnelerini gösteren minyatürlerde birçok olay tasvir edilmiştir. Katipler, öteki görevliler ve toplantı halindeki vezirler resmedilmiştir. Kubbealtı revağının altında, köşede maaş olarak dağıtılacak altın ve gümüşler tartılmakta, keselere konup, mangalda eritilen balmumu ile mühürlenmektedir. Öte yandan minyatüre bakanların olayların bütününü anlayabilmesi için binalar açık bir kesit halinde gösterilmiştir. Sultan'ın Topkapı Sarayı ikinci avlusunda tahta çıkma töreni de yalın düzenleme şemasına bir örnektir. Bu kompozisyonda yeni sultana bağlılıklarını sunacaklar yarımay biçiminde çizilmişlerdir. Bu kompozisyonda olayın bütün ayrıntıları tam olarak ele alınmış, eser böylelikle resimli bir belge niteliği kazanmıştır.
    Kanuni döneminde başlayan tarihi konuların işlenmesi ve şehnâmecilik'e bağlanıp devletin resmi tarihini belgeleme niteliği alması, klasik döneminde Türk minyatürüne ana karakterini kazandıracak, İslam ülkelerinde gelişen minyatür sanatı içinde ötekilerden ayrılan bir okul oluşturacaktır.
    17. yüzyılda minyatür sanatı bir yandan geleneksel üslubu sürdürürken öte yandan albüm resmi birdenbire büyük bir önem kazanmıştır. hiçbir metne bağlı olmayan tek tek figürlerin ya da günlük hayatla ilgili konuların işlendiği örneklerden oluşur. Çeşitli tipte insanlar giyim özelliklerini belirtmeye özen gösterecek biçimde işlenmiştir
    Batı'ya açılışın yoğunlaştığı Lale Devri'nde minyatür sanatında Batı resmi tarzında ilginç gelişmelere tanık olunur. 19. yüzyıl boyunca minyatür sanatı güncelliğini yitirmiş ve yavaş yavaş yerini Batı resim tekniğiyle yapılmış yağlıboya tablolara bırakmıştır.


    noimagenoimagenoimage
#25.11.2009 23:20 0 0 0