Aklıma çocuklar geliyor...
Yüreklerinde kurşun izleri var...
zulmün kucağında ,
babalarının kucağında duruyorlar çocuklar...
Gece akıyor iki yanımdan.
Bir yanda neşe , bir yanda hüzün var...
Gece uzadıkça uzuyor nedense...
Yılgın düşüyor umutlarım.
Kaldırımlardan kan damlıyor gözlerime.
Bir çocuk vuruluyor tam alnından...
Acıklı bir ilahi sıyırıyor kulaklarımı , bir figan...
Gecenin serinliği düşüyor içime.
Göz yaşlarım karışıyor şehrin ışıklarına...
Oysa ben hüznü severim.kendimi bildim bileli ben böyleyim..
Gölgemin arkasına sığınıyor yalnızlığım,
odamın duvarlarına vurdukça sessizliğimin çığlığı
beni yasadıkça sağır ediyor,
sigaramın dumanını içime çektğimi bile anlamıyorum...
Nefesini bile hissedememek,
acı veriyor hayat'a hergün yeniden başlamak
bembeyaz sayfaların arasında zifiri kalmak...
bilmediğim sokaklardan geçiyor ruhum,
olur olmadık caddelerde buluyorum ruhumu
daha cok benliğime uzak ruhuma yakın yerlerde...
Ellerime kan oturmuş
izlerden kalan yaralar...
küçük bi oda içinde ben ve beni bian olsun bırakmayan YALNIZLIĞIM..
öğrendim..
beni bırakmıcak tek seyse yalnızlık
ben yalnızlığa oda bana asık..
Sübhanallahi ve bi hamdihi sübhanallahil azim, ve bi hamdihi estağfirullah
Dedikten sonra arkasından;
Ya kafi, Ya Gani Ya Fettah, Ya Razzak Ya Kerim, Ya Vehhab, Ya Zettavili, Ya Mecid
Esmalarını okuyun Kısa sürede işleriniz yoluna girecektir İşiniz yoksa iş bulacaksınız, kısa sürede hayatınızdaki değişiklikleri fark edeceksiniz..
Artık mumlara biçimleri, kokuları ve renkleriyle sadece bir aksesuar olarak bakılmıyor İnsan psikolojisini etkilediğine dair ciddi iddialar var Bunları bilmek ister misiniz?
Yeşil mum
Hareketin ve verimliliğin sembolü olarak görülüyor ve vücut-beyin enerjisini dengelediği söyleniyor Doğa tutkusunu arttırdığı da iddialar arasında
Mavi mum
Renk uzmanlarına göre algı yeteneklerimizin uyanmasına ve içsel yeteneklerimizin farkına varmamıza yardımcı olan en etkili mum
Beyaz mum
Saflığın ve gücün sembolü olarak kabul ediliyor Ayrıca birlikte yandığı diğer mumların da etkilerini artırıyor Beyaz bir mum duman çıkarıyorsa, çevredeki negatif düşünce ve etkileri yok ettiği söyleniyor Eğer duman bir süre sonra kesiliyorsa, o bölge her çeşit olumsuzluktan arınmış sayılıyor
Siyah mum
En güçlü ve koruyucu mumlar olarak kabul ediliyor Pek çok dinde, ayin ve törenlerde siyah mumun kullanılması buna bağlanıyor Uzmanlar, aşırı kullanımın depresyona yol açabileceğini iddia ediyor Bu yüzden önerileri, siyah mumun, beyaz renkli mumlarla bir arada kullanılması
Kırmızı mum
Bu yorumu yapmak için aslında uzman olmaya hiç gerek yok Kırmızı aşk ve romantizmin sembolü olduğuna göre, kırmızı mumlar da aynı etkiyi yaratacaktır Nitekim uzmanlarda aynı şeyi söylüyor
Pembe mum
Sevginin ve başarının sembolü olarak bakılıyor Onurlu, bilinçli ve saf bir hayatın özellikleri pembe mumlarda toplandığı söyleniyor
Turuncu mum
Neşeyi ve yaratıcılığı artırdığı iddia ediliyor Sonucunu görmek için ders çalışırken, çalışma masanızda turuncu mum yakarak küçük bir deney yapabilirsiniz
Gri ve gümüş rengi mum
Açıklığın ve şeffaflığın sembolü olarak görülüyor İçinde gizli kalmış yetenekleri ortaya çıkarmak isteyen kişilere, çalışma esnasında bu mumlardan yararlanmaları tavsiye ediliyor
Kahverengi mum
Bu mumlar tarafsız, nötr özellikler taşıyor Kısacası negatif veya pozitif bir etkisi olduğundan söz edilmiyor
Mor ve eflatun mum
Bu renk mumların kişide başarı ve arzularını harekete geçirdiği ifade ediliyor
Albumin karaciğerde sentezlenen bir proteindir. Plazma proteinlerinin %55 'ini oluşturur.Taşıyıcı proteindir. ( bilirubin kalsiyum magnezyum.vb). Toksin ve ağır metalleri bağlar. Kolloid osmotik (Onkotik) basıncı korur. Onkotik basınç sıvının kan dolaşımında kalmasını sağlamak için gereklidir.
Albumin karaciğerde hepatositler içinde üretilmektedir. Yaklaşık olarak 130- 200 mg/ kg gün hızında üretilmektedir. Sağlıklı yetişkinlerdeki serum albumini 35-50 g/ litre arasındadır.
Kanda Albumin seviyesinin düşmesindeki nedenler:
Karaciğer hastalığı
Böbrek Hastalığı
Dolaşımda ani yüksek albumin kayıpları (Örn: Şok)
Karaciğer rahatsızlığında: Düşük miktarda albumin sentezi
Böbrek rahatsızlığında: Yüksek miktarlarda albuminin atılması söz konusudur.
Albumin konsantrasyonu azaldığı takdirde sıvı damarlardan dokuya hareket eder.
Sonuç: ÖDEM
1. tarif
Kayın ağacı kırkkilit otu altun ot maydanoz yaprağı taze fasülyenin kurutulmuşu civan perçemi avokado yaprağı.
Otların tamamı veya ayrı ayrı kaynatılıp aç ve tok karnına sıcak çay gibi içilir.
2. tarif
Kuru soğan ve sarımsak bol miktarda yenir.
3. tarif
200 gr Demirhindi 1 kg. suda eritilip suyu çıkarıldıktan sonra 1 fincan 3 öğün aç karnına içilir.
1. tarif
Kantaron çiçeği selvi yaprakları ve meyvesi kaynatılıp suyu içilir.
2. tarif
Karaçam sakızından yakı yakılıp bel kısmına sarılır.
3. tarif
50 gr. Meşe palamudu dövülüp toz haline getirilir.
100 gr. günlük sakızı
50 gr. Havlıcan
1 kg. bala karıştırılıp 3 öğün aç karnına 1 yemek kaşığı yenir.
4. tarif
100 gr. Çekem otu meyveleri
1 kg. suda kaynatıldıktan sonra süzülerek suyu alınır. 15-20 tanesi bir fincan suyu ile beraber içilir.Sabah aç karnına akşam yatarken taneler yutulur.
Diğer İsimleri : Digitalis Digitale
Botanik Bilgi : Sıracagiller familyasından; iki yıllık ve ömürlü cinsleri olan bir bitkidir. ilk yıl kalınoval rozet şeklinde büyüyen yapraklar çıkarır. Ertesi yıl Mayıs ayında rozetin ortasından kalın bir sap uzar. Sapın üzerinde tomurcuklar sıra halinde çıkar. Çiçekler aşağıdan başlayarak açarlar. Pembemorkırmızısarı veya beyaz renklerdedir. Borazana benzer biçimli çiçeklerin açık ağızları aşağı doğru bakar. Çoğunun iç kısımları beyaz çerçeveli bordo beneklerle kaplıdır.
Yetiştirildiği Yerler : Avrupa Batı Asya ve Akdeniz bölgesinde yetişir.
Bilinen Bileşimi : Yüksük otu tıpta önemli bir bitkidir. Kalp ilaçlarında kullanılan "digitalin" adlı madde bu bitkiden elde edilir.
Yüksük Otu Faydaları.
- Kalp ilaçlarında kullanılır.
- Nabız atışını azaltır.
- Kan dolaşımını yavaşlatır.
UYARI : Zehirlidir. Kullanılması sakıncalı olabilir...
Hüzün, bir hazin kelime Ayrılık gibi, hicran gibi; ama mutluluk gibi de Bazan bir gözde görürüz onu, bazan bir yüzde Bazan bulutlarla gelir, bazan lodoslarla
Hüzün tarih olur, Bağdat ufuklarını Osmanlı tuğları misali bekleyen hurma fidanlarıyla; Tuna boylarını hatem yakutları gibi süsleyen kaleler ve burçlarla gelir yedi yüz yıllık hafızamıza Elhamra avlusunda derin uykulara dalmış mağrib güneşi olur kah; kah Kudüs gecelerinde savrulan Selahaddin rüyaları
Aziz-i vakt idik ada zelil kıldı bizi
Hüzün gözyaşı olur, bazan bir eylül bulutundan dökülüp dilemmalarımıza karışır; bazan bir Kanuni mersiyesinden akıp güneşlerimizi buharlaştırır Paramparça olmuş kutsal kitapların mürekkeplerini dağıtır bazan, bazan kandil gecelerinin pişmanlıklarına dökülür yüreklerimizden Kimi zaman bir bayram sevincinin ardına gizlenen yetimin gözünde acı; kimi vakit fersudeleşmeye yüz tutmuş gülün yaprağında kırağı sıfatında belli eder kendini
Hurşide baksa gözleri halkın dola gelir
Hüzün söz olur, yarı yollarda bırakılmış yeminlerin ve vaadlerin peçesinden yüz gösterir kimi, kimi bir elyazmasının derkenarına yazılır bir ayrılık türküsü niyetine Bir mücelled güldeste olur yazılsa tüm hüzün sözleri ve binbir geceyi dolduran tutilerin dilinde şeker niyetine çiğnene çiğnene tutar şöhreti alemleri Sabahların kokusuna karışan bir pişmanlığın terennümüdür bazan ve bazan da gecelerin korkusunu damıtan bir şarkının dizesi
Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkıt ne bilir
Hüzün mevsim olur, böler bir uykuyu bazan; bazan bir paranteze alır acıları Güz mü, eylül mü bilinmez; ortası mı sonu mu anlaşılmaz anın Şakaklarına düşen benek benek karlar mı densin yılların gölgesini taşıyan, başında gül rengi bulutlardan Lahuri tüller mi olsun Hicaz şarkılarında bestelenen?! Hüzün karanlıktır, yalnızlıktır, korkudur Ve hüzün bazan en büyük umutlara gebedir
Bir mevsim-i hazanına geldik ki alemin&
Hüzün renk olur, son dalın son yaprağında sararırken yakar içimizi; son fırtınanın son dalgasında köpürürken kanatır yüreğimizi Mavi gecelerin ve kurşuni bulutların örtüsüdür hüzün Hatırlamanın mestliğinde eflatuni bir ırmağın hasret yarasıdır, gül gül olup açan ateşin kederlerin masum çiçeğidir Sahilde bir gurubdur o, ufukta bir şafak Perde perde solan hayatımız&
Gül ateş, gülbün ateş, gülşen ateş, caybar ateş
Hüzün sevda olur, hayalini getirir annelerin, yavruların ve süveydaya durup melankolisini yaşatır sevenlerin, sevgilerin Fuzulilerin Galiblerin kinayeleri ve tevriyeleri onun üstüne yazılır, bülbüllerin kumruların şeyda tenasüpleri ve mecazları ona dillendirilir Umman gemicilerinin ufuklarında deniz feneridir hüzün, semavat müneccimlerinin kadrlerinde Ayyuk
Mahabbet bir bela şeydir giriftar olmayan bilmez
Hüzün alışkanlık olur, acıların yol dönemecinde azığını kuzgunlara kaptıran gönüllerin ömre süren Selvasıyla tartılır Yüzbin yıl sonra yeşerecek tohumlar için saklayıp suyu, vahalardan kurumuş dudaklarla geçer delikanlıca Mermer beyazında ayetlere teslim olmuş bir buhur-ı Meryemin nazenin tebessümüne Namus-ı ekber vasıtasıyla gelen nefestir o.
Ve gözlerin gelir geçer içimden
Su içerken sen sokulurken akşam kızıllığına
Ekmeği bölerken
Yalnızsam yıllar nasıl geçmişse aradan
Unutmak kolay sanmışsa şarkılar
Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı
Kör olsun sözlerim,unuttuysam adını
An gibi aklımdasın
Gelir geçer gemiler
Belki sende geçersin diye
Bir kumru konar her sabah pencereye
Bir miladı taşır gece bir yıldız
Soğuk olur,üşürsün ya adamakıllı
Hani sarılırsın kendine
Hani aklın karışır
Bu bir divaneliktir gönül aha alışır
Ömrüm bitse ne çıkar
Can gibi aklımdasın
Gündür bu geçer gider
Belki bir şey kalmaz sanırsın
Yani bir sabah uyandığında
Ne hayatın tortusu ne kokusu alışmışlığın
Her şey başka olacaktır
Başka bir otobüs başka bir gazete
Resimlerden silinecek yüzün belki de ne adın ne sanın
Bir şafak vakti açınca gözlerini
Bir merhabayla
Yeniden kurulacak dünya
Ve sen her şafak
Nan gibi aklımdasın
Bazen bir şey geçer içinden insanın
En ücra yerlerinden cesaret gibi bir şey
Ne olacak işte kömür yanmıyorsa eskisi kadar güzel
Fasulyenin tadı yoksa
Şarkılar yakmıyorsa içini
Sadri Alışık öyle güzel ağlamıyorsa
Aşık olmayı beceremiyorsa İzzet Günay
Mahallenin en güzel kızına
Denizin tuzu
Yalnızlığın bahanesi yoksa
bir bıçak saplanınca yüreğinin tam ortasına
zannetmeki ölmek zor
ölmek kolay kolay da
kan gibi aklımdasın
bu da geçer
her sabah kanayacak değil ya
bakarsın taze ekmek çıkarır köşedeki fırın
biraz da helvası bizim bakkalın
senden ayırdığım üç beş zeytin
otururum sofraya
her lokmada geçer acısı belki bırakılmışlığın
bende unuturum nasıl unutulursa sana susuzluğum
ve nasıl becerdiysem kahrolmayı
öyle unuturum ekmek gibi
nan gibi aklımdasın
Ve gözlerin gelir geçer içimden
Su içerken sen sokulurken akşam kızıllığına
Ekmeği bölerken
Yalnızsam yıllar nasıl geçmişse aradan
Unutmak kolay sanmışsa şarkılar
Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı
Kör olsun sözlerim,unuttuysam adını
An gibi aklımdasın
An gibi aklımdasın
aklımdasın
Cok güzel bir sunum olmus..
E-kartlar cok begendim ellerine saglik..
siir cok duygulu, harikaydi yazarin kalemine bereket..
seninde emegine yüregine saglik rüya..
Ağlamaklı geceler doğuran bu vefasız karanlıklar mendilimin annemden miras kaldığını nereden bilsinler? Utanmayı öğrettiğin serçeler soyları tükeneceğine değil gölgesiz kalacaklarına ağlasalrda ben mendilimi veremem. Şaşırma gülazer şaşırma. Mendilini bağışladığın serçeleri benden kayırma
"alıpta başımı gitsem" deme gideceğin yere yüreğindekileri götüreceksen. Alfebeyi öğrendin. Bak bu boynu bükük "fe" dir başı dik olansa "elif". Sahi gülazer sen ne zaman okuyacaksın? Ezberlediğin kitapların hikmetine ermez benim aklım fakat şunu iyi bilirim: hayat kitaptan olsada kitap değildir gülazer boşuna ezberleme. Hamur kokusuna alışan ellerini kalemle cezalandırma
kerem misali
şimdi ölü çocukların sulandığı yerde söyleniyor türkülerimiz
satır satır yazgısına bağırdığımız
ilmek ilmek kaderine ortaklığımız
bir iç kanamadır tamponsuz
başımızda kavak yeli estikçe deli deli
elimizde ökse otu yer yapmış
dilimize bulanmış baldıran şerbetleri
ne yana baksan kan
ne yana tükürsen bir ağıta çarpar dili
ve sen şiirin ölü çocuğu...
başaklarda firik zamanı
kirazlarda çiçek mevsimi
berfinlere derman diliyorsun
ölüme isyan ediyor/ ölüme diriliyorsun
aynı yağmurda ıslanmayı
aynı tastan kanmayı
aynı sılada sevdalanmayı düşünüyorsun
düş/yoruyorsun
ve küsüyor tüm düşler sana
içini çeke çeke gülüyorsun
duyulmuyor hıçkırıkların kahkaha tufanında
sen biliyorsun çocuk...
genç olmanın yaşlandığı
çocuk kalmanın ayıplandığı
kan duran ölümün doğumla aklandığı zamanları
bir kadının rahmine yapışan hayatı
ve anaç çığlıkları doğurganlığına isyanlarda
sen biliyorsun çocuk...
çıplak yaşanır bu hayat ayazlarda
ayakta kalmak
dik durmak
yıldızlara eş dileklerimiz olması adına
asırlık bir yalnızlık gözlerimdeki boşlukta
düşük yapmış bir şiir
kelimeler sancıda
ölüme duruyor zaman
en doğurgan yanıyla
hani bilirim ki bizden çıktı bu dava
uyuma hayat
arada "dürt" dediysek
demedik ki
" koca bir yalnızlığı çak alnımıza"
sesimde ağır bir yük
havasını bozuyor odamın
her düş(üş)ün
kan kaybında saat kadranındaki zaman süzgeci
bir bilsen
odamın duvarları nasıl da sisli
kaldırsalar diyorum üzerimden şu evin çatısını
sokağa çıkmaya dermanım yok
yıldızlar da kayıpta bu gece
bir yağmur ki
döver gibi şehrin yüzünü
aldatıyor beni gecenin bu hüznü
yılgınım
bitkinim
omuzlarımdan
bir çengelli iğneye asılmış gibiyim
sen
gece gözlü heyelan
yıkıl karşımdan
aklımın tapınaklarında binlerce sabi sübyan
gözlerimde lime lime yalnızlık kadar ölüm
sorma bana nereye gömdüm
yokluğun
içine tükürdüğüm koca bir düğüm
şimdi otur yanıma
tüm öfkemi kustum nasılsa
korkma
sana saldım içimdeki zamanı
ve aklımın en karanlık yanını
hep sende temize çekmedim mi karalamalarımı
usulca uzan
öp alnımdan
say ki arındım
her gece işlediğim cinayet utancından
gözlerime bak şimdi
nasıl da sabırsızlanıyor intihar vakti
haydi vuralım tüm çocuk özlemleri