Saç bakımında en çok kullanılan malzemelerden biri de şüphesiz ki zeytinyağıdır. Öyle ki zeytinyağı ile saç bakımı yapmak, saçları nemlendirmekte ve beslemektedir. Saç bakımının en kolay ve en etkili yöntemlerinden biri olan zeytinyağı maskesi yaklaşık olarak 2 ile 3 hafta gibi bir süreç içerisinde çeşitli saç problemlerine kesin çözüm sunmaktadır. Peki zeytinyağı ile saç bakımı nasıl yapılır? Zeytinyağı hangi saç problemlerine iyi geliyor ? Merak edenler için işte detaylar…
Öncelikle belirtmek isteriz ki zeytinyağı maskesi saç kırıkları için birebirdir. Özellikle de kış aylarında saçlar çok daha kolay ve çabuk kırılabilmektedir. Yaz aylarında ise kuru sıcaklarının yaşanmış olduğu dönemlerde saç uçları zaman içerisinde yıpranmakta ve yıpranmaya bağlı olarak kırılmalar meydana gelmektedir. Bu gibi durumlara kesin çözüm bulmak için saç diplerinden başlayarak, en az haftada 2 kez uygulama yapmak kaydı ile zeytinyağı bir kabın içerisine alınarak i 1 ya da 2 damla badem yağı damlatılır ve hazırlanan karışım saç uçlarına kadar masaj yaparak iyice yedirilir. Hazırlanan maske tam 30 dakika saçta kalmalıdır. Daha sonra ise içerisinde kimyasal maddelerin yoğun olmadığı şampuanlar tercih edilerek, saçlar maskeden arındırılır.
Zeytinyağı maskesinin saçlar için faydaları tabi ki sadece bunlarla da sınırlı değildir. Çünkü hava kirliliği, saç bakımının yetersizliği gibi pek çok durum saçların parlaklığını kaybetmesine neden olmaktadır. Parlak görünüme sahip olmayan saçlar hem görünüm itibari ile hem de saç sağlığı açısından oldukça kötü bir durumdur. Saçlara eski parlaklığını kazandırabilmek için her gün bir miktar zeytinyağı saç diplerinden saç uçlarına kadar sürülmelidir. Böylece zaman içerisinde nemlilik özelliğini kaybetmiş olan saçlar eski sağlığına oldukça kolay bir şekilde kavuşacaktır.
Kadınların en çok rahatsız olduğu ve sürekli olarak yakındığı durumlardan bir diğer ise bitmek tükenmek bilmeyen kepek sorunudur. Kepeğe karşı en etkili çözüm yöntemi ise zeytinyağı maskeleridir. Öyle ki aşırı kuruma nedeni ile kendisini gösteren kepek sorunu saçların zeytinyağı ile nemlendirilmesi ile tamamen ortadan kaldırılabilecektir. Sağlıklı saçlarınızın olduğu güzel günler geçirmenizi dileriz.
Güven konusu hem kadın için hem de erkek için farklı bir olgudur. Birine güvenmek ya da güvenilmek hissinin verebileceği duygu kişiyi daha özüne indiren hatta o kişiye farklı bir hava katan bir olaydır. Ancak kadınların erkeklerden daha fazla güven duyma ihtiyacı hissettiklerini, hatta yapılarının yani doğalarının bu duruma daha elverişli olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Kadınlar Neden Güvenmek İster?
Doğası gereği doğduğu andan itibaren birine güvenme ihtiyacı isteyen kadın, kimi zaman ilk tanıdığı erkek olan babasına kimi zaman en yakın arkadaşına kimi zamanda hayatının aşkı olan erkeğe güvenmek ister. Çünkü güven duygusu kişiler arasındaki bağı en sağlam hale getiren duygudur. İnsanların sürekli tetikte ve tedirgin yaşamaya son vermesine ve karşısındaki kişiye karşı olumlu şeyler hissedebilmesinin temelinde güven duygusu yatar.
Kadınların his olarak erkeklerden daha narin bir yapıda olduğunu da varsayarak, karşısındaki kişiye güvenemeyen kadından huzurlu olması, rahat davranması en kötüsü de doğal davranması beklenemez.
Kadınlar Neden Erkeklere Diğer Kadınlardan Daha Çok Güvenirler?
Yapısında kıskançlık duygusunu barındıran kadın, kendisi gibi olan diğer bir varlığı çoğu zaman kolay kolay sevemez. İçten içe farklı bir his ile ona karşı kıskançlık duyar. Bu nedenle çoğu kadının en yakınım dediği kişi bir erkektir. Onlara karşı daha dürüst davranabilen, en doğal hallerini yansıtabilen kadınların hissettiği şey, o erkek tarafından yargılanmayacağı oluşudur.
Eğer kadınların en güvendikleri erkek kimdir diye bir soru sorulursa da bu konuda net cevaplar vermek zordur. Çünkü her kadın farklı bir erkeğe güvenir. Kimisi eşine sonsuz bir güven beslerken kimisinde bu durum baba, kardeş, ağabey, en yakın erkek arkadaş olarak uzar gider. Çünkü güven duygusu kendiliğinden oluşmaz. Güvenilmek için karşı tarafa gösterilecek daha doğrusu hissettirilecek belli başlı duygular vardır. Korkmadan, yargılanma yaşamadan, sığınılacak bir omuz arama hissi yaratan güven duygusunu her erkek hak edemez.
Ehl-i Beyt, Hz. Rasûlullah (s.a.v) Efendimizin ailesi ve evlâtlarıdır. Müminlerin anneleri, Hz. Fatima, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (r.anhüm), Ehl-i Beytin şerefli fertleridir.( Râzî, Tefsir-i Kebir, XXV, 181)
Rasûlullah (s.a.v) Efendimizin şerefli nesebi Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin vasıtasıyla devam ettiği için, onların kıyamete kadar gelecek olan evlâtları da Ehl-i Beyt’in birer parçasıdır Onları sevmek her müminin vazifesidir. Bu sevgi çok şerefli ve gereklidir. Kalbinde azıcık Ehl-i Beyt sevgisi bulunmayan kimse, Hz. Rasûlullah’ın sevgisinde yalancıdır.
Aşağıda vereceğimiz ayet ve hadislerde görüleceği üzere, Hz. Rasûlullah’in kendisine tâbi olan amcaları ve onların çocukları da Ehl-i Beyt’ten sayılmıştır.( Bkz:Ibn Atiyye, el-Muharraru’l-Veciz, IV, 384. (Beyrut, 1993))
Allah Teâlâ, Hz. Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in ehl-i beytini bizzat Kuran’da zikretmiş ve onlara şu şekilde iltifatta bulunmuştur:
“Ey Peygamber hanımları! Namazı kilin, zekâtı verin; Allah’a ve Rasûlü’ne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” (Ahzab/33)
Ümmi Seleme validemiz (r. anha) demiştir ki: “Bu âyet-i kerime benim evimde indi. Hz Rasûlullah (s.a.v) Ali, Fâtima, Hasan ve Hüseyin’i çağırdı. Onları Hayber yapımı geniş bir elbisenin altına topladı, kendisi de içine girdi ve:
“İste bunlar benim ehl-i beytimdir” buyurdu. Sonra inen ayet-i kerimeyi okudu ve:
“Allahım! Onlardan kötülükleri gider. Onları tertemiz et!” diye dua etti. Ben: “Ya Rasûlellah, ben Ehl-i Beytten değil miyim? Dedim.” Hz. Rasûlullah (s.a.v),
“Sen benim ehlimsin. Sen zaten hayır içindesin” buyurdu.( Taberî, Câmiü’l-Beyân, Cüz:XXII, Shf:7; Ibnu Kesir, Tefsir, VI, 412-413.)
Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz, Ashâb-i kirâmı ve ümmetim Ehl-i Beyt’in hukukunu iyi koruma konusunda şiddetle uyarmıştır:
Zeyd b. Erkam (r.a) anlatıyor: Allah Rasûlü (s.a.v), Mekke ile Medine arasında Hummen denilen suyun başında bir hutbe verdi. Allah’a hamd, sena ve zikirden sonra söyle buyurdu:
“Ey insanlar! Dikkat ediniz; ben bir beşerim. Rabbimin ölüm elçisinin gelmesi ve benim ona icabet edip aranızdan gitmem yakındır. Sizlere hukuku ağır iki kıymetli emanet bırakıyorum. Birincisi Allah’ın Kitabi’dir. Onda nur ve hidayet vardır. Allah’in Kitabına sımsıkı sarılın. Onunla meşgul olun, onu öğrenin, öğretin; hükümlerini anlayın. İkinci emanet Ehl-i beytimdir. Ehl-i Beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım. Ehl-i Beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım. Ehl-i Beytim hakkında Allah’tan korkmanızı hatırlatırım. ” Zeyd b. Erkam’i dinleyenler arasında bulunan Husayn b. Sebre,
“Ey Zeyd, Rasûlullah’in (s.a.v) zevceleri de Ehl-i Beytten midir?” diye sordu, Zeyd (r.a),
“Tabi ki Efendimizin hanımları da Ehl-i Beyttendir. Fakat Rasûlullah’in (s.a.v) haklarının korunmasını istediği Ehl-i Beyt, kendilerine sadakanın haram olduğu kimselerdir” dedi. Husayn,
“Onlar kimdir?” diye sorunca Zeyd b. Erkam (r.a),
“Ali’nin ailesi, Akîl’in ailesi, Cafer ve Abbas’in âilesidir” dedi. Husayn,
“Bunlara sadaka haram mıdır?” diye sorunca, Zeyd (r.a),
Âlimlerin ekseriyetine göre Ehl-i Beyt, Rasûlullah (s.a.v) Efendimizin şerefli aileleri, kızı Hz. Fâtima, damadı Hz. Ali, torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (r.anhüm) ve kıyamete kadar oların sulbünden gelen zürriyetleridir. Yani Hz. Hüseyin’in torunları olan seyitler ve Hz. Hasan’in torunları olan şerifler Ehl-i Beyt’in günümüzdeki şerefli mensuplarıdır. Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in şerefli nesli, kıyamete kadar hiç kesilmeyecektir.
Hz. Hüseyin’in (r.a) oğlu Ali Zeynelâbidîn (rah), babası Hz. Hüseyin’in şehit edilmesinden sonra, Samlilar tarafindan esir edilerek Dimesk’a getirildi. Onu böyle gören zalim bir Şamlı: “Sizin kökünüzü kazıyan ve fitnenin başını kesen Allah’a hamdolsun!” diye, güya onların fitne başı olduğunu ima etmeye çalıştı. Zeynelâbidîn (rah), adama,
“Sen Kur’an’i okudun mu?” diye sordu, adam,
“Evet, okudum” dedi. Zeynelâbidîn (rah),
“Sen, Allah Teâlâ’nin, “Resulüm, onlara de ki: ‘Ben bu davetime karşılık olarak sizden bir karşılık ve ücret beklemiyorum; sadece yakınlarıma sevgi göstermenizi istiyorum’ (Sûrâ/23)
Ayetini okumadın mi?” diye sordu. Adam,
“Bu ayette sevilmesi emredilen yakınlar siz misiniz?” diye sorunca, İmam, “Evet, onlar biziz” dedi.( Taberî, Cüz:XXV, Shf:33 (Beyrut, 1995); Suyûtî, ed-Dürrü’1-Monsûr, VII, 348)
Bir gün İmam Azâm (rah) hocası İmam Cafer es-Sadik hazretlerinden ilim ve hadis dinlemeye gelmişti. Hocası elinde bir asa ile çıkageldi. Imam Azam (rah), “Ey Rasûlullah’in evlâdı, siz henüz asaya ihtiyaç duyacak bir yasta değilsiniz” dedi. Cafer es-Sâdik (rah),
“Evet dediğin gibidir, fakat bu elimdeki asa Hz. Rasûlullah’in asasidir; onu bereket için yanımda taşıyorum” dedi. İmam Azam (rah), hemen ileri atılıp bastona sarıldı ve, “Ey Rasûlullah’in evlâdı, müsaade buyurun, onu öpeyim” dedi. Cafer es-Sâdik (rah) hemen kolunu açtı ve İmam Azam’a göstererek:
“Vallahi sen bilirsin ki bu ten Hz. Peygamber’in hücrelerini taşıyan bir tendir ve su gördüğün kıllar da onun kılındandır. Onu öpmüyorsun da asayı öpmek istiyorsun!” dedi. Bununla, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in zürriyetinin Hz. Peygamber’in (s.a.v) bir parçası olduklarını hatırlattı (Bkz: Muhammed Besyûnî, es-Seyyidc Fâtimatu’z-Zehrâ, 37. (Beyrut, 1990))
Prodüser Tarix Əliyev (Tolik) uzun müddətdir çalışdığı Sevil və Sevinc Səfərova bacıları ilə yollarını ayırıb.
Axşam.az-ın məlumatına görə, bu haqda Tolik özü xəbər verib.
O bildirib ki, müğənnilərlə dostluq münasibətləri davam edəcək:
"Bu gün gəldi çatdı... Sevil və Sevinclə 1 ildən çox çalışdıq, bu gün ikitərəfli qərarla işbirliyimizə son qoyduq. Biz yenə danışacağıq, görüşəcəyik, çünki ən azından qonşuyuq. İşlədiyimiz müddətdə işlərimiz olub, məncə pis də alınmayıb. Amma bəzi məqamlar var ki, onlara da, mənə də seçim haqqı verilib. Çoxdan bu addımı atmaq istəyirdim. Bəzi şeylər qarşımı alırdı. Şükür ki, qızlarım da bunu anladılar".
Türkiyənin “Eurovision 2012” təmsilçisi Con Bonomo artıq Öykü Karayellə sevgili olduğunu gizlətmir. Lent.az-ın Türkiyə mediasına istinadən verdiyi məlumata görə, cütlük ötən gün məkanlarının birindən çıxarkən əl-ələ görüntülənib. Paparazziləri görüncə özünü itirməyən C.Bonoma sevgilisinin əlini buraxmayıb və jurnalistlərin suallarını cavabsız qoyub.
Martın 25-də Bakıda “Yer saatı 2017” (Earth Hour 2017) beynəlxalq kampaniyası çərçivəsində iqlim dəyişikliyi əleyhinə kütləvi tədbir keçirilib. Lent.az-ın Trendə istinadən verdiyi xəbərə görə, tədbir bu il on illiyini qeyd edən “Yer saatı” beynəlxalq kampaniyasının Azərbaycan üzrə rəsmi əlaqələndiricisi olan IDEA İctimai Birliyinin və Dünya Vəhşi Təbiət Fondunun Azərbaycan nümayəndəliyinin (WWF Azerbaijan) birgə təşkilatçılığı ilə baş tutub.
Aksiya iştirakçıları dünya memarlığının nadir incilərindən olan Heydər Əliyev Mərkəzinin qarşısında toplaşaraq şəhərin mərkəzi hissəsində yerləşən böyük binaların fasadlarının işıqlarını bir saatlıq söndürülməsi prosesini müşahidə ediblər. İştirakçılar rəmzi gerisayımda kampaniyanın rəmzi olan “60+” yazısının şamlarla işıqlandırılmasında və velosiped yürüşündə iştirak ediblər.
“İqlim hərəkatına işıq saçın” (Shine a light on climate action) şüarı altında keçirilən “Yer saatı” kampaniyası çərçivəsində məşhur rəqs qruplarının “Yer saatı” konsepsiyasına uyğun qeyri-adi rəqsləri, zumba üzrə əyləncəli master-klasslar, tədbir müddətində fasiləsiz musiqi və digər sürprizlər gənclərin marağına səbəb olub.
“Yer saatı” dünyada ətraf mühitə həsr edilən ən böyük hərəkat olaraq milyonlarla insanı iqlim dəyişikliyinin dayandırılması uğrunda səfərbər edir. 2007-ci ildə Avstraliyanın Sidney şəhərində işıqların söndürülməsi aksiyası kimi başlanan “Yer saatı” kampaniyası 2016-cı ildə 178 ölkə, 7 min şəhər və hətta Beynəlxalq Kosmik Stansiyada qeyd edilib. “Yer saatı” aksiyaları zamanı böyük şəhərlərdəki məşhur binaların fasadlarının işıqları yerli vaxtla saat 20:30-da bir saatlıq söndürülür. Aksiya iştirakçıları bu rəmzi hərəkətlə ictimaiyyətin diqqətini iqlim dəyişikliyinin yaratdığı təhlükələrə yönəldir, enerjiyə qənaəti təşviq edirlər.
Beynəlxalq “Yer saatı 2017” kampaniyasının Azərbaycan üzrə rəsmi əlaqələndiricisi qismində çıxış edən IDEA İctimai Birliyi bu il ölkəmizdə keçirilən “Yer saatı” kampaniyasına qoşulduğuna görə Heydər Əliyev Fonduna, Heydər Əliyev Mərkəzinə, Azərbaycan Respublikası Mədəniyyət və Turizm Nazirliyinə, Bakı Şəhər İcra Hakimiyyətinə, “İçərişəhər” Dövlət Tarix-Memarlıq Qoruğu İdarəsinə, Azərbaycan Respublikası Dövlət Neft Şirkətinə, Dənizkənarı Bulvar İdarəsinə, Bakı Olimpiya Stadionuna, “Baku Crystall Hall”a, Milli Gimnastika Arenasına, Qəbələ “ASAN xidmət” mərkəzinə, ADA Universitetinə, “Alov qüllələri” kompleksinə, “Dalğa Plaza”ya, “Gilan Holding”ə və “Yeni Həyat Şirkətlər Qrupu” MMC-yə minnətdarlığını bildirir.
İqlim dəyişikliyi təhlükəsinin ciddiliyini, ona qarşı mübarizənin isə bəşəriyyət üçün vacibliyini nəzərə alaraq, IDEA İctimai Birliyi hər kəsi bu problemin həllinə töhfə verməyə, enerjiyə qənaət etməklə israfçılığa yol verməməyə çağırır.
Martın 27-də Bakıda və Abşeron yarımadasında gözlənilən hava şəraiti açıqlanıb. Lent.az Ekologiya və Təbii Sərvətlər Nazirliyinə istinadən xəbər verir ki, sabah yarımadada havanın dəyişkən buludlu olacağı, arabir tutulacağı, əsasən yağmursuz keçəcəyi gözlənilir. Bəzi yerlərdə zəif duman olacaq. Mülayim cənub-qərb küləyi axşam şimal-qərb küləyi ilə əvəz olunacaq.
Havanın temperaturu gecə 5-8° isti, gündüz 11-16°, bəzi yerlərdə 18° isti, Bakıda gecə 6-8° isti, gündüz 14-16° isti olacağı gözlənilir. Atmosfer təzyiqi 756 mm civə sütunu təşkil edəcək.
Nisbi rütubət gecə 75-85%, gündüz 60-65% təşkil edəcək.
Azərbaycanın rayonlarında da martın 27-də hava əsasən yağmursuz olacaq. Gecə və səhər bəzi yerlərdə duman, lakin axşama doğru bəzi dağlıq rayonlarda arabir yağış yağacağı gözlənilir. Qərb küləyi əsəcək, ayrı-ayrı yerlərdə arabir güclənəcək. Havanın temperaturu gecə 2-7° isti, gündüz 14-18°, bəzi yerlərdə 21° isti, dağlarda gecə 1° şaxtadan 4°-dək isti, gündüz 6-11° isti olacağı gözlənilir.
Adamın biri sekiz yıl önce boşandığı ve içindeki kin ve nefret yüzünden yıllarca görüşmediği eski eşiyle yeniden evlenmek istiyordu. Arkadaşı bunun pek de iyi bir fikir olmadığını söyledi:
-Yapma dostum, ben seni akıllı biriydim. Hayatını mahveden birisiyle evlenmek ha ! Bu düpedüz akıl tutulması. Sonuçta senin bileceğin bir iş, ben karışamam, ama merak ediyorum, nasıl oldu da böyle düşünmeye başladın ?
Adam hikayesini anlattı:
-Eşimle tutkulu bir aşkın ardından evlendik. Saadetimiz sadece bir ay sürdü. Ondan sonrası hep kavga, gürültü. Birkaç yıl sonra evimiz cehennemden bir köşeydi. Ama bir kızımız olduğu için sabredelim dedik. Ama çok zordu, inan çok zordu. Kaç kere intihar etmeyi veya karımın boğazını sıkıp öldürmeyi denedim. Her seferinde içimdeki sevgi kırıntısı buna mani oldu.
-Peki ne tür kavgalar ediyordunuz ? Sorun neydi ?
-Sorun her şeydi. Gözünle gördüğün veya göremediğin her şey. Başta iktidar savaşı gibi başladı. Kimin dediği olacak kavgası. Ondan sonra rövanş mücadelesi, intikamlar… Derken aile içi çıkar mücadelesi. Yani senin paran ,benim param olayı. Eşim de ben mücadeleci kişilerdik. Sıkı savaştık ve birbirimizi bitirdik. Onuncu yılımızda artık bundan sonra devam edemeyiz dedik ve ayrılma kararı aldık. Fakat bir türlü boşanamıyorduk. Sadece bir evimiz, bir de çocuğumuz vardı fakat biz hangi şartlarda boşanacağımız konusunda anlaşamıyorduk. Sonunda ben pes ettim. Ev de çocuk da senin olsun, yeter ki benden ayrıl, dedim. Çünkü boşanma sürecinde çok yıpranmıştım. Karım oldukça inatçıydı. Kafasında öyle bir plan yapmış ki o boşandıktan sonra yeni bir hayat kuracak ben de sefil olayım. Evi kendisinin alacağını çocuğun velayetinin de ben de kalacağını söyledi. Bu sayede çocuk problemi olmadığı için evlenebilecek, parasını birlikte ödediğimiz evimizde kendine yeni bir hayat kuracaktı. Benim kızımıza bakmakta zorlanacağımı, ve çocuk yüzünden evlenemeyeceğimi biliyordu. Karım işte bu kadar iddiacıydı. Yeniden evlenip de “Sen benim kıymetimi bilemedin ama başkası bak nasıl seviyor” dedirtmek için kızını görmemeyi bile göze almıştım. Ben de evlenemeyeceğim ve küçük bir çocukla uğraşacağım için perişan olacaktım, aklındaki plana göre. Ben de az inatçı değildim. Karıma inat olsun diye başka şehre taşındım. Bu sayede karım kızımızı görmek için yüzlerce kilometre tepmek zorunda kalacaktı.
Karımda yeniden evlenme hırsı vardı. Kızımıza her seferinde yakın zamanda evleneceğini söylüyordu. Boşandıktan iki sene sonra karım kızımızı görmeye gelmemeye başladı. Ben bunu “her halde evlendi” şeklinde yorumladım.
Aslında ben de evlenmek istiyordum. Ama istediğim gibi birisini bulamadım. Kızıma üvey anne getireceksem, bu çok iyi seçilmiş biri olmalıydı ve ben böyle birini bulamadım. Evliyken önce boşanıp sonra da evlenme hadisesi bana dolmuştan inip taksiye binmek gibi geliyordu. Boşandıktan sonra yanıldığımı anladım. Boşanmış birisi kanadı kırık kuş gibi oluyordu. Kim kanadı kırık bir kuşu kabul eder ki ?
Boşanmamızın üzerinden dokuz yıl geçmişti ki kızım eski şehrimizdeki üniversiteyi kazandı. Ben de yeniden eskiden yaşadığım yere taşındım. Eski eşimle karşılaşmak istemiyordum, çünkü yeni kocasıyla bana hava atmaya çalışacağından emindim. Tesadüf o ki benim işyerim ile onunkisi yakındı ve bazen öğlenleri bir fastfood restoranında karşılaşıyorduk. İlk başlarda selam bile vermedim. O da beni görmezden geldi. Sonunda sabredemedim, bir gün masasına izin isteyip oturdum. Acaba benden sonra ne yapmıştı.
Bu sefer karşılaştığım kadın benim geride bıraktığım değildi. Gözlerindeki kin ve nefret kaybolmuş ama biraz donuklaşmıştı. Sürekli kötü sözler duymaya alıştığım ağızdan bu sefer hiç de kötü şeyler çıkmıyordu. Ama çok geveze biri olmuştu, sürekli arkadaşlarından bahsediyordu. Sohbetimiz hep kısa sürüyordu. Öğle yemeğinde 15-20 dakika konuşup işe geri dönüyorduk.
-O zaman yeniden aşık oldun galiba karına!
-Yok, öyle bir şey olmadı. Onunla yaşadığım acıları unutmam mümkün değil. Ama merak ediyordum nasıl bir hayatı olduğunu. O sürekli arkadaşlarından bahsediyordu. Hele bir Selim varmış. Hain mi hain! Ansızın canını yakarmış. Hayatından çıkar onu dedim. Olmaz hayatta acılara da yer olmalı dedi. Menekşe adlı arkadaşı onu çok severmiş, Yaren ve Melike ona huzur verirmiş. Bir de yaramaz Mustafa varmış. Neler neler çektirmiş kadına ! Ama yüzeysel konuşuyordu eski eşim. Sürekli aynı şeyleri tekrar ediyordu.
Bir süre sonra onun yeni yaşamını merak ettim. Ben boşandıktan sonra tatsız tuzsuz bir yaşam sürüyordum. O nasıl olup da sağlıklı sosyal yaşam kurabilmişti. Hiç eşinden bahsetmiyordu . Parmağındaki yüzük olmasa bekar olduğundan emin olacaktım. Yeni yaşamını merak ettiğimi söyledim. O da “Yarın akşam eve gel göstereyim sana yeni yaşamımı, tüm arkadaşlarım orada olacak” dedi. Bu teklif karşısında heyecanlandım. Dokuz yıl aradan sonra kendi evime girecek, eski karımın yeni yaşamını öğrenecektim.
Eve vardığımda kapıyı eski karım açtı. Evde ondan başkası yoktu. “Arkadaşların gelmeyecek mi ?” diye sordum. “Onlar zaten buradalar” dedi. Etrafa baktım “Hani neredeler ?” dedim. O da bana evi gevdirdi. Eşyaları hiç değiştirmemişti. Evin boyası bile aynıydı. Bir daha dönmemecesine ayrıldığım evimin bıraktığım gibi olması beni duygulandırmıştı.
İlk önce Selim’i gösterdi. Bu banyodan çıkışta antreye dönerken dönülen köşenin alt kısmıydı. Evliyken sık sık ayak serçe parmağımızı çarpardık. Eski karım bu köşeye Selim adını vermişti. Daha sonra Melike’yi gösterdi. Bu yorgandan başkası değildi. Uzun süren kavgaları sonlandıran tek şey. Sinir harbinden sonra üzerimize çekince huzur bulurduk. Yaren ise birbirimize fırlattığımız köşe kırlentiydi. Ben Menekşe’yi sordum. “Görmüyor musun karşında” dedi. Bu birlikte aşıladığımız menekşeydi.
Sadece “Neden?” diye sordum. Tek kelimeyle aslında onlarca soru sormuştum. Bana basit bir şekilde cevap verdi:
“Senden ayrılınca insanların senden bile daha kötü olduklarını gördüm. Acımasız ve bencillerdi. Anladım ki bana göre koca yok. İçe kapandım. Arkadaşlarım bir psikoloğa gitmemi tavsiye ettiler. İşyerindeki zoraki arkadaşlarım bunlar. Hiç birini zerrece sevmem, onlar da beni. Ama buhranlı halim onlara zarar veriyormuş. Çareyi psikolog tavsiyesinde bulmuşlar. Psikolog eğer küçük de olsa bir arkadaş gurubum olmazsa depresyona gireceğimi söyledi. Kızımı sana vermekle hata etmişim. Bana zarar vermeyen, kazık atmayacak sadece “evdeki arkadaşlarım” var. Onlara isim verdim. Onlarla sürekli sahte maceralar yaşıyorum.”
Karım yıllardır depresyon halineydi. Aradığını bulamamak, bu süreçte hiçbir yerden destek alamamak onu depresyona itmişti. Birkaç gün düşündüm ve karar verdim. Ona evlenme teklif ettim. Bana “Benden alabileceğin hiçbir şey kalmadı, emin misin ? Sadece bu evi yeniden elde etmek için bu teklifi yapıyorsan unutma ki bu sefer seni boşamam direk öldürürüm” dedi.
-Yapma dostum o kadın kuru ve ıssız bir çöl gibi faydasız. Ömrünün geri kalanını o kadın için harcamamalısın. Sahi ne umuyorsun o kadından?
-Ummak mı ? Zaten ilişkilerimizi ve evliliklerimizi fayda ummak üzere kurduğumuz için mahvediyoruz. Bu sefer önceki gibi olmayacak. Hiçbir beklentim olmayacak karımdan. Ondan ayrıldıktan sonra kavga gürültüden kurtuldum ama hayatım anlamsızlaştı. Kavga etmenin bile bir nimet olduğunu anladım. Şimdi sadece hayatıma anlam katmak istiyorum.
-Nasıl yani?
-Evlenmeden önce o yeşil bir vadi, ben de neşe saçan bir çocuk bahçesi gibiydim. Şimdi o ıssız bir çöl ben de savaştan kalma harabe gibiyim. “Issız çölde vaha oluşturmaya çalışmak !”İşte bundan sonra benim için hayatın anlamı bu!
Hayatınızda ki en değerli varlık olan evlatlarınızın isimlerin anlamımı biliyor musunuz? Sizler için hazırladığım galerim de ki isimlerin anlamlarını öğrenince oldukça şaşıracaksınız.
Sevgili anne babalar çocuklarınıza güzel bir isim vermek elbette sizler için önemli. Bence bebeklere konulan isimlerin bebekleri sonraki yaşamında etkiliyor diye düşünüyorum. Yada isimlerin anlamlarını taşıdığını. Ayrıca düzel bir isim vermek dinimize de oldukça önemlidir.
Efsun
Bu ismin anlamını araştırdığımda oldukça şaşırdım sevgili hanımlar. Eminim Efsun isminin büyü, üfürük, sihir anlamına geldiğini öğrenince sizlerde benim kadar şaşıracaksınız. Hatta başka bir kaynakta hile ile yapılan kötü işler olarak da yazılmış.
Aleyna
Kuranı-ı Kerimde geçen bir kelime olan Aleyna bize, bizim, üzerimize ve bize ait anlamına gelir. İnternette Aleyna isminin internette her ne kadar ‘’Allah’ın iyi kulları, esenlik’’ anlamına geldiği yazılmakta olsa da gerçek anlamı kesinlikle hiçbir şey ifade etmiyor. . Demek ki internette olan her bilği yeterince güvenilir değil sevgili anne adayları.
Kendi başında bir anlamı olmayan Arapça bir kelime olmasına rağmen Arapların bile isim olarak kullanmadığı Aleyna ismi tercih etmek oldukça yanlış.
Bade
Son yılların popüler kız bebek ismi olan Bade isminin anlamı oldukça kötü. Bade isminin anlamı Kadeh, içki ve şarap olduğu için kesinlikle tercih edilmemesi gerekir. Kuranı-ı Kerimde Bade kelimesi geçmekte; ama görüyorsunuz ki kötü anlamada. Sonuç Kuranda her geçen isim anlamı bilmeden tercih edilmemeli.
Buğlem
İnternette gezen ve Cenneti müjdeleyen melek anlamı olduğu söylenen Buğlem isminin anlamı Bereket yüklü bulut demek.
Cemre
Yine popüler bir isim olan Cemre anlam olarak internette cennet kapısı olarak açıklanmış. Kuranda geçmeyen ve cennetin sekiz kapsı arasında yer almayan bu isim Jaylin (İngilizce) Türkçeleştirilmiş halidir. Anlamı ise sakindir. Farsçada çok ilginç ama yengeç yuvası anlamına gelir.
Ecrin
Ecr kelimesinden gelen Ecrin internette Allah’ın hediyesi anlamında yorumlanıyor. Fakat Ecrin Ücret demek sevgili ebeveynler.
Bu aralar popüler olan Ecrin’in anlamı çoğu yerde ‘Allah’ın hediyesi’ olarak geçiyor. Fakat Ecrin’in anlamı ‘Allah’ın hediyesi’ değil! Kısaca yine Kuranı- Kerimde geçen ve sisim olarak tercih edilmemesi isimler arasında yer alır.
Eflal
Eflal yine internette oldukça aranan isimlerden biri. Anlamı internette her ne kadar cennete yer alan meyve ağacı olarak yazılsa da , gerçek anlamı zarar, yara demektir . İsmin çocuk üzerinde etkisine inana birinin bu ismi koyabileceğine inanamıyorum doğrusu.