Su Burcu Yazgı Coşkun kimdir
Oyuncu
Doğum
15 Nisan, 2004
İstanbul
Burç
Koç
Diğer İsimler
Su Burcu Coşkun. Kardeşlerim Asiye. Kırmızı Oda Güler. Kuzgun Naz. Kara Yazı Songül. Kadın Bahar’ın küçüklüğü. Bizim Hikaye Ceylan.
Sinema ve dizi film oyuncusu. 15 Nisan 2004, İstanbul doğumlu. Oyunculuğa 2012 yılında çocuk oyuncu olarak başladı. Bir süre çocuk rollerinde oynadı. Şimdiye dek birçok film ve dizide rol alan Su Burcu Coşkun, 2020 yılında rol aldığı Kırmızı Oda dizisinde Güler karakterinde bir genç kızı, 2021’de Kardeşlerim dizisinde Asiye karakterini canlandırdı. Yeni projelerde yer almayı sürdürmektedir
Rol Aldığı Film ve Diziler:
Esra Bilgiç
Oyuncu
Doğum
14 Ekim, 1992
Ankara
Eğitim
Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Bölümü
Burç
Terazi
Diğer İsimler
Kanunsuz Topraklar Gülfem. Ramo Dizisi Sibel. Bir Umut Yeter Bir Derya Akar. Diriliş: Ertuğrul Halime Hatun.
Sinema, dizi film ve reklam filmi oyuncusu. 1.77 cm boyunda ve 50 kg. 14 Ekim 1992, Ankara doğumlu. İlk ve lise öğrenimini Ankara’da tamamladı. Daha sonra Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Bölümünü tamamladı. Ardından Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisans yaptı. Futbolcu Gökhan Töre ile evlenmiş, sonra boşanmıştır.
Esra Bilgiç’in ilk oyunculuk deneyimi 2014 yılında TRT’de oynamaya başlayan “Diriliş: Ertuğrul” dizisindeki Halime Hatun karakterini canlandırmasıyla başladı. Bu dizde 4 sezon yer alan Bilgiç, film deneyiminden önce bazı firmaların reklam filmlerinde de oynamıştı. Esra Bilgiç, 2018’de Umut Yeter dizisinde Derya Akar, Ramo dizisinde Sibel karakterini canlandırdı. Yeni projelerde yer almayı sürdürmektedir.
Rol Aldığı Film ve Diziler:
Adanış: Kutsal Kavga (Cemre, Sinema Filmi 2021)
Kanunsuz Topraklar (Gülfem, TV Dizisi 2021)
Ramo (Sibel, TV Dizisi 2019)
Bir Umut Yeter Bir (Derya Akar, TV Dizisi 2018)
Diriliş: Ertuğrul (Halime Hatun, 4 Sezon, TV Dizisi 2014-2017)
Semih Ertürk
Oyuncu
Doğum
14 Ekim, 1993
İstanbul
Eğitim
İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü
Burç
Terazi
Diğer İsimler
Gönül Dağı Veysel
Sinema ve dizi film oyuncusu. 14 Ekim 1993, İstanbul doğumlu. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü mezunu. Önce reklam filmlerinde başlayarak, 2015 yılında Yok Artık sinema filminde rol aldı. Baş rollerini Oktay Kaynarca, Deniz Çakır, Sanem Çelik, Yunus Emre Yıldırımer, Ozan Akbaba, Tarık Ünlüoğlu ve Can Gürzap'ın paylaştığı Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde Taner karakterine hayat vermişti.
Şimdiye dek birçok dizide rol alan Semih Ertürk, 2018’de TRT ekranlarına gelen Mehmetçik Kutlu Zafer dizisinin oyuncu kadrosunda yer aldı, Said karakterini canlandırdı. 2020’de Gönül Dağı dizisi kadrosunda yer aldı. Yeni projelerde yer almayı sürdürmektedir.
Gülsim Ali Kimdir - Gülsim Ali Hakkında - Gülsim Ali İlhan
Hayatı ve kariyeri
18 Şubat 1995'te Bulgaristan'ın en büyük 5. şehri Rusçuk'da doğdu. Bulgaristan'da yaşayan Türk bir ailenin kızıdır. Gayet iyi Türkçe bilgisi yanı sıra iyi derecede Bulgarca, Türkçe ve İngilizce dillerini bilmektedir. Bulgaristan'da düzenlenen Super Model yarışmasında Ford Modeli seçildi. 2012 yılında oyunculuğa adım attı.
Gülsim Ali, ilk olarak 2012 yılında yayınlanan başrolünde Hazal Kaya’nın oynadığı Son Yaz Balkanlar dizisinde rol aldı, ardından 4 bölümlük Seddülbahir 32 Saat adlı dizide hemşire rolünü oynadı.
Yusuf Çim ile birlikte 2016 yılında Star TV'de yayımlanan Hanım Köylü dizisinde İlkgün rolünü, Diriliş Ertuğrul'da Aslıhan, 2019'da oynadığı Payitaht Abdülhamid dizisinde Gülcemal, En son ise 17 Ekim 2020'de TRT 1'de yayınlanmaya başlayan Gönül Dağı adlı dizide 28 Mayıs 2022'ye kadar Dilek karakterini canlandırmıştır
Emre Mor Kimdir - Emre Mor Hangi Takımda - Emre Mor Hakkında
Hayatı
Emre Mor, Danimarka'nın başkenti Kopenhag'ın Brønshøj mahallesinde Türk baba ve Arnavut anneden dünyaya geldi ve büyüdü.[1][2][3] Baba tarafından aslen Uşak ili Sivaslı ilçesi'nin Tatar kasabasındandır. Emre Mor Galatasaray'ın destekçisidir.Mor, Danca ve İngilizce biliyor fakat Türkçe bilmemektedir. Kulüp kariyeri Danimarka kariyeri
Mor, futbola 4 yaşında Brønshøj Boldklub'te başladı ve daha sonra U-19 takımına kadar yükseldiği Lyngby'ya transfer oldu. 2014 yılında Fransa takımlarından Saint-Étienne tarafından denenen futbolcu, Ocak 2015'te FC Nordsjælland'a transfer oldu.
28 Kasım 2015'te Randers FC ile oynanan Danimarka Ligi maçında kadroya alınan futbolcu, 84. dakikada oyuna girerek ilk maçına çıkmış oldu. 28 Şubat 2015'te Viborg FF ile oynanan maçta kariyerinin ilk golünü attı. İlk sezonunda 13 maça çıkan futbolcu, sezonu 2 gol ve 2 asistle kapatırken, cezalı olduğu ve millî takıma çağrıldığı zamanlar dışında bütün ikinci yarı maçlarına çıktı.
Borussia Dortmund
7 Haziran 2016 tarihinde 9.75 milyon € bonservis bedeliyle Borussia Dortmund kulübüne transfer olmuştur.[6] Borussia Dortmund takımındaki ilk golünü 17 Eylül 2016 tarihinde Darmstadt kulübüne karşı atmıştır.
Celta Vigo
29 Ağustos 2017'de Mor, İspanyol kulübü Celta Vigo ile anlaştı.
Galatasaray (kiralık)
2019 yaz transfer döneminde Süper Lig takımlarından Galatasaray'la 1 seneliğine kiralık olarak anlaşmaya varmıştır.
Olympiacos (kiralık)
Emre Mor devre arası transfer sezonunun son gününde, 31 Ocak 2020 tarihinde Super League (Yunanistan) takımlarından Olimpiakos ile yarım sezon için sözleşme imzalayarak bu takıma kiralanmıştır.
2020-21
1 sezonu kiralık geçirdikten sonra Celta Vigo'ya geri döndü. 2020-21 sezonundaki ilk lig maçına 12 Eylül'de çıktı. Celta Vigo'da yeniden ilk 11 oyuncusu oldu.
Fatih Karagümrük (kiralık)
26 Ağustos 2021'de sezon sonuna kadar Süper Lig takımlarından Fatih Karagümrük'e kiralandı.
Fenerbahçe
29 Haziran 2022 tarihinde Fenerbahçe, Fatih Karagümrük ve oyuncu ile anlaşmaya varıldığını açıkladı
Millî takım kariyeri
Emre, Danimarka'nın genç millî takımlarıyla ile toplamda 22 maça çıkıp 3 de gol atmayı başardı. 2016 yılında Türkiye millî takımını tercih etti. Mart ayında Türkiye U-21 takımıyla ilk maçına çıktı. Mayıs 2016'da Fatih Terim tarafından Fransa'da düzenlenen EURO 2016 aday kadrosuna çağrıldı. 29 Mayıs 2016'da Karadağ ile oynanan hazırlık maçında ilk kez sahaya çıktı.[12] 2 gün sonra ise turnuvaya giden kadroda olacağı açıklandı.
12 Haziran 2016'da Hırvatistan ile oynanan maçta 69. dakikada Cenk Tosun'un yerine oyuna girerek ilk resmi maçına çıktı ve Türkiye'nin Avrupa şampiyonalarında forma giymiş en genç futbolcusu oldu. 21 Haziran 2016'da oynanan Çek Cumhuriyeti maçında ise ilk 11 başlayan futbolcu, ilk golün asistini yaptı. 27 Mart 2017 tarihinde Moldova ile oynanan hazırlık maçında millî takımdaki ilk golünü kaydetmiştir.
1 Eylül 1970 yılında Kastamonu ili Taşköprü ilçesinde doğdu. İlk şiir ve yazıları, Milli Gazete’nin ‘sizden gelenler’ köşesinde yayımlandı. Sonrasında ağırlıklı olarak Kardelen, Dergâh, Kırklar, Derkenar, Merdiven, Endülüs, Edebi Pankart, Düş Çınarı, İkindi Yağmuru, Kaşgar, Edebiyat Ortamı, Ayraç ve Türk Edebiyatı dergilerinde göründü. 1998 – 99 yılları arasında Sağduyu gazetesinde kültür sanat editörü ve köşe yazarı olarak çalıştı. 1 Ekim 1999 – 15 Ekim 2010 yılları arasında Milli Gazete’de köşe yazarı ve düşünce sayfası editörü olarak görev yaptı. Son iki yıl, Mehmet Vefa adıyla, Milli Gazete’nin günlük bulmacalarını da hazırladı. 2000- 05 yılları arasında, 36 sayı yayımlanan Kırklar dergisinin genel yayın yönetmenliğini yaptı. Aynı yıllar içinde, Birey ve Birun Yayınları’nda dizi editörü olarak yer aldı; kırktan fazla kitabın yayınlanmasına vesile oldu. 2005-2010 yılları arasında Dergâh dergisinin mutfağında bulundu, derginin son okumasını yaptı. 2011 yılında, kısa bir süre yayın hayatına devam eden Yeni Söz gazetesinin düşünce ve analiz editörüydü. Tenekeci, 2009 ile 2019 yılları arasında Profil Yayınları’nda şiir editörlüğünü yaptı. 2011-2019 yılları arasında 97 sayı süren aylık edebiyat ve fikriyat dergisi İtibar’ın genel yayın yönetmenliğini yaptı. İtibar, Türkiye Yazarlar Birliği ve ESKADER tarafından yılım edebiyat dergisi seçildi. 2012-2019 yılları arasında Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 2020 yılından itibaren ise çıkarttığı Muhit dergisi ve Muhit Kitap yayınlarının genel yayın yönetmenliğini yürütmektedir. Ağır Misafir adlı eseriyle, 2008 yılında, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından “Yılın Şairi” seçildi.[1] Aynı yıl, “Yılın Yazarı” ödülünü aldı. 2020 yılında Türkiye Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülünü almıştır.[2] Evli ve beş çocuk babasıdır.
İbrahim Tenekeci
Madde
Tartışma
Oku
Düzenle
Kaynağı değiştir
Geçmişi gör
Vikipedi, özgür ansiklopedi
İbrahim Tenekeci
Doğum 1.09.1970
Kastamonu, Türkiye
Meslek şair yazar
İkamet İstanbul
Milliyet Türk
Vatandaşlık Türkiye
Dönem 1988-günümüz
Önemli ödülleri TYB 2008 Yılın Şairi Ödülü
2019 Star Gazetesi Necip Fazıl Şiir Ödülü
2020 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü
İbrahim Tenekeci (d. 1970, Kastamonu), Türk şair.
Hayatı
1 Eylül 1970 yılında Kastamonu ili Taşköprü ilçesinde doğdu. İlk şiir ve yazıları, Milli Gazete’nin ‘sizden gelenler’ köşesinde yayımlandı. Sonrasında ağırlıklı olarak Kardelen, Dergâh, Kırklar, Derkenar, Merdiven, Endülüs, Edebi Pankart, Düş Çınarı, İkindi Yağmuru, Kaşgar, Edebiyat Ortamı, Ayraç ve Türk Edebiyatı dergilerinde göründü. 1998 – 99 yılları arasında Sağduyu gazetesinde kültür sanat editörü ve köşe yazarı olarak çalıştı. 1 Ekim 1999 – 15 Ekim 2010 yılları arasında Milli Gazete’de köşe yazarı ve düşünce sayfası editörü olarak görev yaptı. Son iki yıl, Mehmet Vefa adıyla, Milli Gazete’nin günlük bulmacalarını da hazırladı. 2000- 05 yılları arasında, 36 sayı yayımlanan Kırklar dergisinin genel yayın yönetmenliğini yaptı. Aynı yıllar içinde, Birey ve Birun Yayınları’nda dizi editörü olarak yer aldı; kırktan fazla kitabın yayınlanmasına vesile oldu. 2005-2010 yılları arasında Dergâh dergisinin mutfağında bulundu, derginin son okumasını yaptı. 2011 yılında, kısa bir süre yayın hayatına devam eden Yeni Söz gazetesinin düşünce ve analiz editörüydü. Tenekeci, 2009 ile 2019 yılları arasında Profil Yayınları’nda şiir editörlüğünü yaptı. 2011-2019 yılları arasında 97 sayı süren aylık edebiyat ve fikriyat dergisi İtibar’ın genel yayın yönetmenliğini yaptı. İtibar, Türkiye Yazarlar Birliği ve ESKADER tarafından yılım edebiyat dergisi seçildi. 2012-2019 yılları arasında Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 2020 yılından itibaren ise çıkarttığı Muhit dergisi ve Muhit Kitap yayınlarının genel yayın yönetmenliğini yürütmektedir. Ağır Misafir adlı eseriyle, 2008 yılında, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından “Yılın Şairi” seçildi.[1] Aynı yıl, “Yılın Yazarı” ödülünü aldı. 2020 yılında Türkiye Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülünü almıştır.[2] Evli ve beş çocuk babasıdır.
Eserleri
Şiir
Ağır Misafir
Belki Başka Zaman
Giderken Söylenmiştir
Görmeden Ölmek
Güzellik Uykusu
Kimsenin Kalbi
Peltek Vaiz
Sözü Yormadan
Üç Köpük
Deneme
Son Düzlük
Tekrar Selam Ederim
Tüfeksiz Hareketler
Uçuş Denemeleri
Öbür Divan
Yüksek Kader
Yüksek Kolesterol Nedenleri
Kontrol edilebilir hareketsizlik, obezite ve sağlıksız beslenme gibi faktörler yüksek LDL kolesterol değeri ile düşük HDL kolesterolü değerine katkıda bulunur. Bunun yanı sıra genetik gibi kontrol dışı faktörler de yüksek kolesterol değerleri görülmesinde rol oynayabilir.
Kötü kolesterol riskini artıran faktörler:
Egzersiz eksikliği: Bireylerin düzenli olarak egzersiz yapması vücudunuzun HDL yani iyi kolesterol seviyesini artırmaya yardımcı olurken, LDL yani kötü kolesterolün miktarını ve bundan meydana gelen plakların boyutunu azaltır.
Kötü beslenme: Hayvansal ürünlerde bulunan doymuş yağın yanı sıra, işlenmiş abur cubur tarzı ürünlerde bulunan trans yağları tüketmek bireylerin kolesterol seviyesini yükseltebilir. Kırmızı et ve tam yağlı süt ürünleri gibi kendiliğinden kolesterolü yüksek olan gıdalar da kolesterol seviyesini artırabilir.
Obezite: Vücut kitle indeksinin (BMI) 30 veya üstünde olması bireyin yüksek kolesterol riskini artırır.
Sigara içmek: Sigara içmek kan damarlarının duvarlarına zarar vererek daha kolay yağ birikintisi biriktirebilir bir hale getirir. Bunun yanı sıra HDL veya "iyi" kolesterol seviyesini de düşürebilir.
Kalıtsal Nedenler: Bireyin genetik yapısı kandan LDL kolesterolü uzaklaştırma işleminin etkili bir şekilde gerçekleşmesini engelleyebilir veya karaciğerin gereğinden daha fazla kolesterol üretmesine neden olabilir.
Şeker hastalığı (Diyabet). Yüksek kan şekeri, çok düşük yoğunluklu lipoprotein yani VLDL adı verilen ve çok tehlikeli bir kolesterol türünün kandaki seviyesini yükseltirken HDL kolesterol seviyesinin de düşmesine yol açar. Yüksek kan şekeri aynı zamanda damar çeperlerine de zarar verir. Böbrek hastalığı veya hipotiroidizm de kolesterol seviyelerinde sorunlara yol açar.
Yaş. Bireyler yaşlandıkça vücut kimyası değiştiği için yüksek kolesterol riski artar. Örneğin, karaciğerin LDL kolesterolü ortadan kaldırması daha düşük bir oranda gerçekleşir.
Kolesterol Değerleri Kaç Olmalıdır?
Günümüzde bireyler için yüksek kolesterol olup olmadığını belirleyen kolesterol seviyeleri tek başına göz önüne alınmaz. Bu kolesterol değerlerinin yanı sıra kalp hastalığı için başka risk faktörlerinin varlığı da durumun değerlendirilmesinde kullanılır.
Günümüzde kullanılan kılavuzlara göre başka bir kalp rahatsızlığı riski olmayan bireylerde açlık sonrası gerçekleştirilen lipid testinden elde edilen kan kolesterol düzeyi değerleri içinde toplam kolesterol 200 mg/dl altında ise ideal, 200-239 mg/dl arası sınırda, 240 mg/dl üzeri ise yüksek olarak değerlendirilir.
Yine aynı testte görülen LDL kolesterol düzeyi 130 mg/dl altında iken ideal, 130-159 mg/dl arası sınırda, 160 mg/dl üzeri ise yüksek olarak nitelendirilir. Buna karşılık testte HDL kolesterol düzeyi 40 mg/dl altında görüldüyse, bu durum tehlikeli olarak görülür. HDL kolesterol düzeyinin sağlıklı ortalamasının kadınlarda 40 mg/dl ve erkeklerde 50 mg/dl üzeri olduğu kabul edilmektedir.
Nadir durumlarda, yüksek kolesterol, kalıtsal olarak aileden gelen hiperkolesterolemiden kaynaklanır. Bu genetik bozukluk karaciğerin LDL'yi temizlemesini önler. Yapılan araştırmalara göre bu durumdan etkilenen yetişkinlerin çoğunun toplam kolesterol seviyeleri 300 mg/dL üzerinde ve LDL seviyeleri ise 200 mg / dL üzerindedir.
Yüksek Kolesterol Nasıl Önlenir? Kolesterol Nasıl Düşürülür?
Öncelikle kalp ve vücut için sağlıklı yaşam tarzını benimsemek kolesterol seviyesini düşürür. Bu önlemler aynı zamanda yüksek kolesterolü de önler. LCL kolesterol değerlerinin yükselmesini önlerken HCL kolesterol değerlerinin sağlıklı bir seviyede kalmasını sağlamak için önerilen önlemler ve uygulanması gereken kolesterol diyetinde tercih edilmesi gereken besinler arasında aşağıdakiler mevcuttur:
Kepekli tahıllar, meyve, ve sebze ağırlıklı ve düşük miktarda tuz içeren bir diyetle beslenmek.
Tüketilen hayvansal yağların miktarını sınırlamak ve yerine alınan iyi yağları makul miktarlarda kullanacak şekilde azaltmak. Örneğin tereyağı yerine sızma zeytinyağı kullanmak ve etin yağsız kısımlarını tercih etmek.
Tavuk ve balık gibi et türlerini, özellikle bol miktarda omega-3 yağ asitleri içeren diğer yiyecekleri tercih etmek
Kızarmış yiyecekler yerine kavrulmuş, fırınlanmış, ızgara, veya buğulama yiyecekler tercih etmek
Gıda etiketlerindeki doymuş ve trans yağlara ve ilave şekerlere dikkat edip ve bunların tüketimini azaltarak günlük alınan kalorinin yüzde 10'undan fazlasının doymuş yağlardan veya eklenen şekerlerden gelmemesine dikkat etmek. Abur-cubur atıştırmalıklar yerine ceviz ve badem gibi omega-3 yağ asidi içeren kuruyemişlere yönelmek.
Fazla kiloları vermek ve sağlıklı bir kiloyu korumak.
Kesinlikle sigara veya tütün ürünleri kullanmamak.
Haftanın en az dört günü günde 30 dakika egzersiz yapmak.
Eğer varsa, alkol tüketimini çok ılımlı seviyelerde tutmak.
Günlük hayatın getirdiği stresi yönetmek
DASH diyeti nasıl yapılır - DASH diyetinde tüketilen besinler nelerdir
DASH diyeti nedir, nasıl yapılır?
DASH diyeti, kan basıncını düşürmekte olumlu etkileri olan potasyum, kalsiyum, magnezyum gibi minerallerden, protein ve posadan zengin bir diyettir. Bu diyette, sebze ve meyveler, tam tahıllar, yağsız veya az yağlı süt ürünleri ile balık, tavuk gibi beyaz etler, kuru baklagiller ve sert kabuklu yemişler ile bitkisel sıvı yağların tercih edilir. Doymuş yağ ve şeker içeriği yüksek besinlerin tüketimi sınırlandırılır. Ayrıca günlük sodyum alımın en fazla 2300 mg’dır. Ayrıca mümkün olduğunca her gün 30-45 dakika düşük-orta yoğunlukta egzersiz yaparak hem kilo kaybı hem de kan basıncınızda azalma sağlayabilirsiniz.
DASH diyetinde tüketilen besinler nelerdir?
Miktarlar bireysel özelliklere göre değişebileceği gibi ortalama olarak günlük olarak tam tahıllardan 4-5 porsiyon; sebze ve meyvelerden 3-4 porsiyon; yağsız veya az yağlı süt ürünlerinden 2-3 porsiyon ve haftalık olarak yağsız et/balık/tavuktan 3 porsiyon; sert kabuklu kuruyemişler, yağlı tohumlar ve kuru baklagillerden 4-5 porsiyon olacak şekilde tüketerek sağlıklı kilo kaybedebilir ve kan basıncınızda azalmalar sağlayabilirsiniz.
Bunlar tansiyonu yükseltiyor ve kilo vermeyi engelliyor
Yüksek tuz veya sodyum içeren gıdalar: Tuzdaki sodyum kandaki sıvı dengesine etkisiyle yüksek tansiyona neden olur. Yemeklere eklediğiniz tuzun miktarını azaltmanın yanında, turşu, salam-sosis gibi şarküteri ürünleri, hazır çorbalar, paketli ve işlenmiş gıdalar gibi yüksek miktarda tuz içeren besinlerin tüketimini sınırlamalısınız.
Şeker ve şekerli besinler: Şeker ve şekerli besinler hem direkt olarak kan basıncına etki ediyor hem de obeziteye sebebiyet veriyor.
Trans yağ ve doymuş yağın fazla tüketimi: Paketli ve işlenmiş besinlerin içinde bulunan trans yağlar kötü kolesterolü yükseltir, iyi kolesterolü ise düşürür ve bu da hipertansiyon riskini artırır. Aynı zamanda tam yağlı süt ürünleri, krema, tavuk derisi, kırmızı et, tereyağı gibi doymuş yağ içeren gıdaların aşırı tüketimi de kötü kolesterolü yükseltir.
Alkol: Tansiyon veya kilo probleminiz var ve alkol tüketiyorsanız, tüketim miktarını ve sıklığını azaltmanızda fayda var.
Limonlu Türk kahvesinin faydaları - türk kahvesinin yararları
Türk kahvesi faydaları ile toplumumuzda alternatif şifa yöntemleri arasında kullanılır. İshale iyi geldiği bilinen limonlu Türk kahvesi son günlerde zayıflamaya etkisi olup olmadığı da araştırılıyor. Peki, limonlu Türk kahvesi ne işe yarar, zayıflatır mı? İşte limonlu Türk kahvesi faydaları ve kullanımı...
Limonlu Türk kahvesi zayıflatır mı?
Kilo vermek için çok sayıda diyette sade kahve önerilir. Hem Türk kahvesi hem de limon kilo vermek için etkili yöntemlerden biridir. Çoğu insan, kilo verme sürecini hızlandırabileceğine inanarak limon ve kahve karışımı kullanır. Ancak mutlaka kullanmadan önce doktorunuza danışmanız önerilir.
Bilimsel olarak kanıtlanmamış olsa da bu karışımın kilo vermeye olumlu etkileri olduğu düşünülüyor.
Limonlu Türk kahvesi ne işe yarar?
İshale iyi gelen popüler yöntemlerden biri olan Türk kahvesi kısa zamanda sorunu çözmeye yardımcı olabilir. Bunun için; bir tatlı kaşığı Türk kahvesinin içerisine birkaç damla limon damlatarak yemeye çalışın. Bu yöntemin ishalinizi kesmede etkili olduğunu göreceksiniz.
Limonlu Türk kahvesi ne zaman, nasıl içilir?
Limon suyu metabolizmayı hızlandırır, bu nedenle sabahları her gün limon suyu içilmesi tavsiye edilir. Ayrıca istenmeyen toksinleri ve metalleri vücuttan uzaklaştırır. Karaciğerde safra suyunun üretimine yardımcı olur, bu da sindirime ve detoksifikasyona yardımcı olur.
Limonlu Türk kahvesi nasıl yapılır?
Türk kahvesi limonlu karışım, bir bardak sıcak suya yarım çay kaşığı Türk kahvesi ve yarım çay kaşığı limon suyu ilave edilerek hazırlanır. Bu karışım günde bir kez hafif egzersizlerden yarım saat önce içilir. Ayrıca aşırı kullanımı zararlı yan etkilere neden olabilir, hamileyseniz veya emziren bir anneyseniz bu karışımı uygulamaktan kaçının. Kardiyovasküler problemleriniz ve tansiyon problemleriniz varsa, bu karışımı tekrar kullanmaktan kaçının.
Limonlu Türk Kahvesinin faydaları
Türk kahvesi, kilo kaybını arttırdığı bilinen kafein, teobromin, teofilin ve klorojenik asitler gibi biyolojik olarak aktif bileşikler içerir. Ayrıca vücudun kullandığı yağ hücrelerini enerji şeklinde parçalayarak kilo verme sürecini daha da hızlandırır.
Aynısefa bitkisi - aynısefa ne işe yarar - aynısefa bitkisinin faydaları nelerdir
Çiçekli bitkilerden biri olan aynısefa, önemli bir şifa kaynağıdır. Bu nedenle alternatif tıpta sıklıkla tercih edilir. Aynısafa bitkisi olarak bilinen 25- 80 cm arası yüksekliği olan soğanlı bir bitki türüdür. Bu bitkinin dalları tüylü olmakla beraber yaprakları sarı ve turuncu arası renklerde olmaktadır. Yapraklarının bazıları tek kat, bazıları ise katmerli ve kat kat olmaktadır. Mevsimlik bir bahçe bitkisi olmaktadır. Haziran başında açar, eylül sonuna kadar devam eder. İçeriğinde bulunan likopin, violaksantin, neolikopin, sitroksantin, flavohrom, flavoksantin, hrintemaksantin, eterik yağ, reçineler, helme, meyve asitleri bakımından oldukça zengin olan bu bitkinin çayı birçok rahatsızlıkları gidermeye yardımcı olmaktadır.
Botanik bir bitki türü olan aynısefa, bahçe nergisi olarak da bilinir. Bu bitki, Asteracea papatya ailesine ait turuncu, sarı çiçeklere sahip bir bitkidir. Ilıman iklimin görüldüğü birçok yerde yetişir. Özellikle Akdeniz kıyıları ve Avrupa’da sıklıkla yetiştirilir. Aynısefa, birçok alanda kullanılır. Yemeklerde baharat olarak tüketilebileceği gibi kaynatılarak bitki çayı şeklinde tüketilebilir. Aynısefanın özü de sağlık için kullanılır.
Nasıl tüketilmelidir?
Aynısefa bitkisinin faydalarından yararlanmak için çayını demlemeyerek tüketmek uygundur. Hem sıcak hem de soğuk servis ederek bağışıklık sisteminize destek olabilirsiniz.
Aynısefa çayı hazırlanışı:
Bir çay kaşığı kurutulmuş aynısefa bitkisini su bardağı dolusu kaynar suya ilave edin. Daha sonra üstü kapalı olarak 8-10 dakika demlemeye bırakın. Demlenen çayı süzüp günde en fazla 2 bardak olacak şekilde tüketebilirsiniz.
Aynısefanın faydaları nelerdir?
Yara iyileştirme özelliği ile bilinen Aynısefa (aynısafa), ağrı ve şişme (iltihap) azaltmak ve yaralar ve bacak ülserlerinin iyileşmesi için cilde uygulanabilir.
Hepatit A-B-C mikrobik sarılıkta kan temizleyici özelliği sayesinde büyük yardımcıdır.
Ayni safa (Aynısefa) Şifalı Bitkisi, Damar iltihabı (fistül, varis damarları), rahim ve böbrek iltihapları, ameliyat yaraları ve enfeksiyonları habiste olsalar, iltihap giderici, antibakteriyel özelliği ile tedavi edilebilirler.
Ayak mantarları ve kan çıbanında, pigment ve ihtiyarlık lekelerinde etkilidir. Aynısafa merhemi, aynı zamanda kaşıntılı ayak mantarına karşı da iyileştirme etkileri görülebilir.
Mide bağırsak kanamaları ve ülserlerde yardımcı olabilir.
Aynısefa (aynısafa) Şifalı Bitkisi, Kalın bağırsak iltihapları ve kolitte, parazit düşürücü, siğil ve uyuz giderici olarak kullanılır.
Kadınlarda Adet düzenleyici olabilir, safra sökücü etkisi görülebilir. Adet ağrılarında etkilidir.
Aynısafa çiçeği, kas spazmları, Kalp rahatlatıcı, sinir gerginliği tedavisinde kullanılır.
Ayni safa (Aynısefa) Şifalı Bitkisi, Sedef hastalığında önerilir.
Onikiparmak bağırsağı ülserlerinin tedavisinde etkilidir. Sıkıştırıcı/büzücü etkisi vardır.
Mantar hastalığı iyileştiricidir. Aynısafa merhemi, aynı zamanda kaşıntılı ayak mantarına karşı da güçlü bir iyileştiricidir.Kramp çözücü, lenf sistemini temizleyicidir.
Aynı zamanda burun kanaması, varis, hemoroid, rektum (proktit) iltihabı ve göz kapağı (konjunktivit) sorunlarında etkilidir.
Aynısefa (aynısafa) bitkisinin, taze sapların özsuyu, siğillere ve uyuza karşı kullanılabilir.
Kansere ve kanser türü çıbanlara karşı kullanılan bitkilerdendir. Bitkinin taze sıkılmış özsuyu, deri kanserinde başarıyla kullanılmaktadır.
Damar yumrusu ve yaşlılık lekelerini, günde 5 yada 6 defa bitkinin sıkılarak çıkarılan öz suyu sürüldüğünde, bu işlem 3 yada 4 aylık süreçte devam edildiğinde iyileşmeler görülebilir.
Doktor kontrolünde Bütün yaralara, kanamalara, eziklere, yanıklara ve sıcak suyla oluşan haşlanmalara, güneş yanığına, zor iyileşen yaralara veya uzun süre yatmaktan kaynaklanan yaralara karşı kullanılabilir.
Aynı safa bitkisinin taze saplarının özsuyu, siğillere ve uyuza karşı kullanılabilir.
Doğum öncesinde ve sonrasında anne en önemli nokta, bebeğin beslenmesinin temeli olan anne sütüdür. Bazı durumlarda anne sütü, doğumdan bir kaç saat sonra ya da bir kaç gün sonra gelebilir. Burada doğum şekli, annenin durumu, doğumun vaktinde ya da erken olması gibi konular belirleyici etkenler olabilir. Ancak bu süreçte bazı gıdaların beslenmede öncelikli olması gerekir, annenin yediği gıdalar anne sütünün daha hızlı gelmesine, miktarına veya besleyici özelliğine etki etmektedir. Hadi hep beraber anne sütünü artıran besinler nelermiş öğrenelim.
Bitki çayları
Gebelik sürecinde birçok kadının aklında sorular vardır: Acaba sütüm olacak mı? Bu soru işaretini gidermek için ilk olarak beslenmeye dikkat edilmelidir. Süt hormonlarının yeterli düzeyde salgılanması için, anne adayının sebze ve meyve tüketmesi gerektiği gibi bitki çayları da tüketilmelidir. Fazla içersem fazla sütüm olur diye düşünürseniz yanılırsınız. Günde maksimum iki fincan bitki çayları ile sütünüzü arttırabilirsiniz. Özellikle; papatya, rezene ve melisa çay süt üretiminin çoğalmasını sağlar.
Kuru meyveler
Kurutulmuş meyvelerin kalsiyum içeriği yüksektir. Bu özellikleriyle de anne sütünü artırıcı etkide bulunuyorlar. Günde 1 veya 2 porsiyon kadar kurutulmuş meyve tüketimi sayesinde sütünüzü arttırabilirsiniz. Kuru incir, kuru üzüm ve hurma demir açısından önemli olduğu için bu besinleri öncelikle yemenizde fayda var.
Baklagiller
Bu grupta mercimek, bezelye, fasulye, nohut, soya fasulyesi ve yer fıstığı bulunur. Baklagiller genellikle lif açısından çok zengindir. Bazı çeşitleri demir, magnezyum ve potasyum bakımından da yüksektir. Baklagillere düzenli olarak öğününüz de yer verirseniz anne sütünde artış meydana gelmektedir.
Tahin ve pekmez
Gebelikte tahin ve pekmez ile beslenmek oldukça önemli bir konudur. Hamilelikte tüketilen tahin ve pekmezin kalorisi oldukça yüksek olduğu için doktorunuza danışarak tüketmelisiniz. Pekmezin kan yapıcı özelliği olması anne adayı için oldukça faydalıdır. Tahinin anne sütünü artırma da etkileri vardır. Tahinle pekmez karıştırılarak eşit miktarda anne adayının az miktar tüketmesi daha sağlıklı olur. Kalorisi çok yüksek besinler ise anne adayına kilo aldırır.
Yulaf
Yulaf hamileyken yemek için güvenli ve sağlıklıdır çünkü anne ve bebek için gerekli tüm temel besinleri içerirler. Uzmanlara göre, hamile kadınların doğru beslenmesi için yulaf, buğday ve arpa gibi tam tahılları tüketmeleri önerilir. Yulaf içinde bulunan mineraller, lif ve proteinler anne sütüne olumlu anlamda doğrudan etki yapmaktadır.
225 gr tereyağı
225 gr pudra şekeri
4 adet yumurta
240 gr un
Yarım su bardağı süt
1 çay kaşığı vanilya
1 çay kaşığı kabartma tozu
1 adet limonun kabuğu rendesi
Yapılışı;
Bir karıştırma kabına oda sıcaklığındaki tereyağı alınır. Üzerine sırasıyla pudra şekeri, un yumurta eklenip karıştırılır.
Daha sonra limon kabuğu rendesi en son olacak şekilde diğer tüm malzemeler eklenip çırpılır.
Yağlı kağıt serili bir borcamda önceden ısıtılmış 180 derece fırında 20-25 dakika pişirilir.
Fırından aldıktan sonra yağlı kağıt altından alınır ve kekin üzerinde delikler açılır.
Vişne sos için;
400 gr vişne
4 yemek kaşığı toz şeker
1 buçuk yemek kaşığı nişasta
1 buçuk çay bardağı su
Yapılışı;
Donuk vişneleri, şekeri ve 1 çay bardağı suyu küçük bir sos tenceresiyle birlikte ocağa alalım ve karıştıralım.
Biraz kaynamaya başlayıp vişneler yumuşayınca küçük bir kasede yarım çay bardağı su ve nişastayı karıştırıp yavaş yavaş sosun içerisine ekleyelim.
Kaynamaya başlayıp yoğunlaşınca ocaktan alalım. Ve ılındıktan sonra kekin üzerine dökelim.
Muhallebi için;
1 lt süt
1 su bardağı toz şeker
1 paket vanilya
1 adet yumurta sarısı
2 yemek kaşığı tereyağı
3 yemek kaşığı buğday nişastası
1 yemek kaşığı un
1 adet damla sakızı
1 adet limonun suyu ve kabuğu
Yapılışı;
Muhallebi için bir tencerenin içerisine süt, un, nişasta ve yumurta sarısını ekleyip karıştıralım ve ocağa alalım hafif yoğunlaşıp kıvam alana kadar pişirelim.
Yoğunlaşmaya hafiften başladığında vanilya, limon suyu, limon kabuğu ekleyelim ve ocaktan aldıktan sonra tereyağını ekleyip karıştıralım.
Soğuduktan sonra eğer üzerin kabuk bağladıysa el mikseriyle ya da blender ile çekelim. Kekin üzerine gezdirelim. Dolapta biraz dinlendikten sonra servis edebilirsiniz.
Şimdiden afiyet olsun
Sindirim sisteminin ve bağırsaklardaki hareketlerin normalden az haraket ettiği durumlara kabızlık yani diğer bir ifade ile konstipsyon adı verilir. Kabızlık, günlük hayatta hemen hemen herkesin başına gelen bir durumdur. Kabızlık genel olarak çok ciddi bir sağlık sorununa sebebiyet vermese de, uzun süreli devam eden bu gibi durumlarda mutlaka hasta bir hekime görülmelidir.
Kabızlığa neden olan durumlar ve belirtiler nelerdir?
Sürekli olarak tuvalet ihtiyacını ertelemek, günlük olarak tuvalete çıkamamak.
Gündelik hayatta yoğun stres yaşamak, anksiyete ve depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklar da kabızlığa neden olmaktadır.
Hamilelik döneminde kabızlık sorunu ile karşılaşabilirsiniz.
Kolon ve bağırsaklarda daralma olmasından kaynaklı bağırsaklar çalışmaz ve kabızlık oluşur.
Muz, pirinç, makarna gibi lif oranı düşük gıdalar kabızlığa sebep olabilir.
İlaçlar da kabızlığa neden olur. Özellikle demir ilaçları kişinin kabız olmasına sebebiyet verir.
Kabızlık nasıl önlenir?
1) Bol su tüketimi kabızlığın oluşumuna engel olur.
2) Sürekli yatmak ve oturmak yerine sık sık hareket edilmeli, yürüyüşle ve spor yapılmalıdır.
3) Süt ve süt ürünleri çok sık tüketilmemelidir.
4) Lifli gıdaları günlük yeme rutininize eklemelisiniz, lif oranı yüksek; yulaf, bakliyat gibi gıdalar tüketilmelidir.
5) Sebze ve meyveler sık sık tüketilmelidir. Şeftali, portakal, kayısı ve elma gibi meyveleri ara öğünlerinize eklemelisiniz.
6) Sağlıklı bir beslenme programı hazırlamalısınız, bir diyetisyen yardımı ile uygun bir beslenme biçimi elde edebilirsiniz.
7) Fazla kafein tüketiminden kaçınmanız gerekir. Bir günde maksimum 2 fincan kahve dışına çıkılmamalıdır.
8) Hafta da iki kere keten tohumu yoğurda katılarak tüketilmesi kabızlığa iyi gelmektedir.
9) Saf zeytinyağı tüketebilirsiniz, yemeklerinizde kullanabilirsiniz veya günlük bir tatlı kaşığı ham olarak zeytinyağı yerseniz kabızlığa iyi gelir.
10) Kefir tüketimi içinde bulundurduğu faydalı probiyotikler ile bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olur ve kabızlığı önler.
Yeni destek kalemleri kapsamında, yurt dışı pazar yerlerinde satışa dönen tıklama reklam harcamaları ve varış ülkesinden gelen siparişlerin hızlı teslimatını sağlamak üzere şirketlerin sipariş karşılama hizmet alımları desteklenecek.
Ticaret Bakanlığınca yürütülecek e-İhracat Destekleri Hakkında Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Kararla, şirketlerin, pazar yerlerinin ve perakende e-ticaret sitelerinin, e-ihracata hazırlanması, yurt dışı pazarlarda ve pazar yerlerinde Türk ürünlerinin ve markalarının çevrim içi sergilenmesi, tanıtılması, yurt dışı siparişlere ilişkin hızlı teslimatın sağlanmasına ilişkin giderlerinin desteklenmesi ve şirketlerin e-ihracat gerçekleştirmelerine imkan sağlayacak e-ihracat konsorsiyumları ile Türkiye E-İhracat Platformu'na yönelik faaliyetlere ilişkin giderlerin Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu'ndan (DFİF) karşılanmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlendi.
e-İhracat destekleriyle, potansiyel pazarların e- ticaret koşulları da göz önüne alınarak farklı iş modellerinde bu modellerin farklı ihtiyaçlarını gözetmek ve karşılamak üzere "terzi usulü" yeni nesil destekler getirildi.
Karar kapsamındaki yararlanıcılar, şirketler, e-ihracat konsorsiyumları, perakende e-ticaret siteleri, pazar yerleri ve B2B platformları (işletmeden işletmeye elektronik ticaret kapsamında sipariş alma imkanı sunan aracı hizmet sağlayıcı şirketi) olarak sıralandı.
Yurt dışı pazar yerlerinde satışa dönen tıklama reklam harcamaları ve varış ülkesinden gelen siparişlerin hızlı teslimatını sağlamak üzere şirketlerin sipariş karşılama hizmet alımları, yeni destek kalemleri olarak öne çıktı.
Kararla e-ihracat konsorsiyumları yenilik olarak getirilirken, böylelikle e-ihracat konusunda ürün potansiyeli olan ancak bilgi eksikliği bulunan veya nitelikli insan kaynağı açığı yaşayan şirketlerin ürünlerinin ekosisteme dahil edilmesi hedeflendi. e-İhracatı uçtan uca yapabilen, yurt dışı depolama dağıtım ve iade yönetim imkanları olan şirketlerin "e-ihracat konsorsiyumu" çatısı altında yurt dışı pazarlara ulaşması ve bu ürünlerin doğrudan yurt dışı müşterilerin beğenisine sunulması sağlanacak.
İhracatçı şirketlerin yanı sıra iş merkezi Türkiye'de bulunan pazar yerleri de yurt dışına açılma konusunda karar kapsamında verilen e-ihracat desteklerinden yararlanabilecek, ayrıca yurt dışı pazar yerleriyle entegre olarak Türk ürünlerinin bu pazarlarda yer almasına katkı sağlayacaklar.
İş merkezi Türkiye'de bulunan B2B platformları ise e-ihracat tanıtım desteğiyle yurt dışındaki ithalatçıların Türk ihracatçısına daha kolay ulaşmasını sağlamak üzere gerçekleştirdikleri tanıtım harcamalarında Bakanlık desteklerinden yararlanabilecek.
Yararlanıcılara yönelik destekler
Yararlanıcı şirketlere yönelik destekler de şu şekilde belirlendi:
e-İhracatı uçtan uca yapabilen, doğrudan tüketiciye ulaşan e-ticaret satış modellerine, yeterli insan kaynağı ve bilgi birikimine sahip, yurt dışı depolama dağıtım veya iade yönetim imkanları ile yurt dışı pazar yerleri entegrasyonu olan ve imalatçı şirketlerin üretimlerini e-ihracata yönlendirecek şirketlere "e-ihracat konsorsiyumu" statüsü verilecek.
Pazara giriş rapor desteği kapsamında, e-ihracat konsorsiyumları, perakende e-ticaret siteleri ve pazar yerlerinin yurt dışında e-ticarete ilişkin pazara giriş stratejileri ile eylem planlarının oluşturulabilmesi amacıyla satın aldıkları sektör, ülke ve e-ihracat odaklı raporlara ilişkin giderleri yüzde 50 ve yıllık 1,5 milyon liraya kadar desteklenecek.
Dijital pazar yeri tanıtım desteği kapsamında, şirketlerin, e-ihracat konsorsiyumlarının ve perakende e-ticaret sitelerinin, yurt dışı pazar yerleri üzerinden gerçekleştirdiği dijital reklam üzerinden dönen toplam satışlarının yüzde 20'sini aşmayan dijital pazar yeri tanıtım giderleri için yüzde 50 oranında her pazar yeri için 3 yıl destek verilecek. Bu destek, şirketlerin kademelerine göre yıllık 7 milyon 500 bin lirayı, perakende e-ticaret siteleri için yıllık 15 milyon lirayı, e-ihracat konsorsiyumları için yıllık 25 milyon lirayı geçemeyecek.
e-İhracat tanıtım desteği olarak da e-ihracat konsorsiyumları, perakende e-ticaret siteleri, B2B platformları ve pazar yerlerinin, kararla belirlenen tanıtım faaliyetleri hariç, Bakanlıkça belirlenen diğer pazarlama faaliyetlerine ilişkin giderleri yüzde 50 ve her ülke için 3 yıl süresince desteklenecek. Bu destek, B2B platformları için yıllık 4 milyon lirayı, e-ihracat konsorsiyumları için yıllık 15 milyon lirayı, perakende e-ticaret siteleri için yıllık 25 milyon lirayı, pazar yerleri için yıllık 30 milyon lirayı aşamayacak.
Sipariş karşılama hizmeti ve depo kira desteği olarak da şirketlerin, e-ihracat konsorsiyumlarının, perakende e-ticaret sitelerinin ve pazar yerlerinin ilgili ülkedeki toplam e-ticaret satışlarının yüzde 10'unu aşmayan sipariş karşılama hizmetlerine ilişkin giderlerine yüzde 50 ve her bir ülke için en fazla 3 yıl olmak üzere destek verilecek. Ürünlerin hızlı teslimatını sağlamak ve iade süreçlerini yönetmek üzere kiralanan yurt dışındaki depolara ilişkin kira gideri, her bir birim başına yüzde 50, her bir ülke için en fazla 3 yıl olmak üzere yıllık 5 milyon liraya kadar desteklenecek. Kira gideri desteğinden en fazla 25 birim için yararlanılabilecek. Bu madde kapsamındaki destekler, şirketlerin kademelerine göre yıllık 7 milyon 500 bin lirayı, pazar yerleri için yıllık 15 milyon lirayı, perakende e-ticaret siteleri ve e-ihracat konsorsiyumları için yıllık 25 milyon lirayı geçemeyecek.
Yurt dışı pazar yerleri ve yurt dışı pazar yerlerine ilişkin yurt içinde yapılacak entegrasyon hizmetlerine ait giderlere, en fazla 6 pazar yeri entegrasyonu için yüzde 50 ve pazar yeri başına 3 yıl süresince, bir entegrasyon için en fazla 200 bin liraya kadar destek sağlanacak.
Hedef ülkelerin yurt dışı pazar yerlerinde çevrim içi mağaza açılmasına, bu mağazaların yıllık ödemelerine ve ülkelerin e-ticaret paydaşlarından alacakları hizmetlere ilişkin giderler, her ülke için 3 yıl süresince yüzde 50 oranında olmak üzere e-ihracat konsorsiyumları için yıllık en fazla 3 milyon liraya, diğer yararlanıcılar için yıllık en fazla 1 milyon 500 bin liraya kadar desteklenecek.
Yurt dışı pazar yerleri üzerinden gerçekleştirilen hedef ülkelerdeki pazar yeri komisyon giderleri 3 yıl ve yüzde 50 desteklenecek. Bu destek, şirketlerin kademelerine göre yıllık 750 bin lirayı, perakende e-ticaret siteleri için yıllık 2 milyon 500 bin lirayı, e-ihracat konsorsiyumları için yıllık 3 milyon lirayı aşamayacak.
Yararlanıcılara ilişkin üst limitler
Dijital pazar yeri tanıtım desteği, sipariş karşılama hizmeti ve depo kira desteği ile pazar yeri komisyon gideri desteği kapsamındaki desteklere ilişkin oranın hesaplanmasında Türk ürünlerinin satış oranı ile marka ve TURQUALITY Destek Programı kapsamındaki markalı ürünlerin satış oranı esas alınacak. Bu bölüm kapsamındaki desteklerden, şirketler kademelerine göre yıllık en fazla 15 milyon liraya, e-ihracat konsorsiyumları, perakende e-ticaret siteleri ve pazar yerleri yıllık en fazla 45 milyon liraya, B2B platformları yıllık en fazla 4 milyon liraya kadar desteklenecek.
Destek kalemleri
Karara göre, iş birliği kuruluşlarına yönelik destekler şu şekilde belirlendi:
İş birliği kuruluşlarınca e-ticarete uygun genel perakende ürünlerini kapsayan sektörel ticaret heyeti faaliyetlerine ilişkin ulaşım, konaklama, tanıtım ve organizasyon giderleri yüzde 50 ve faaliyet başına 1 milyon 500 bin liraya kadar desteklenecek. E-ticarete uygun genel perakende ürünlerini kapsayan sektörel alım heyeti faaliyetlerine ilişkin ulaşım, konaklama, tanıtım ve organizasyon giderlerine yüzde 50 ve faaliyet başına 1 milyon 250 bin liraya kadar destek verilecek. Bakanlık koordinasyonunda iş birliği kuruluşlarınca düzenlenen ve e-ticarete uygun genel perakende ürünlerini kapsayan sanal ticaret heyeti faaliyetlerine ilişkin giderler yüzde 50 ve faaliyet başına 1 milyon liraya kadar destekten yararlanacak.
İş birliği kuruluşlarının e-ticaret ve genel perakende ürünlerinin, uygun görülen yurt dışı pazaryerlerinde ve dijital platformlarda tanıtılması amacıyla Bakanlığa sunacakları proje kapsamında gerçekleştirecekleri tanıtım, danışmanlık, pazar araştırması çalışması ve raporlarına ilişkin giderlerine, aynı anda en fazla 2 proje için, proje başına en az 1, en fazla 4 yıl süresince yıllık 4 milyon liraya kadar yüzde 75 oranında destek verilecek. E-ihracat tanıtım desteğinden iş birliği kuruluşları aynı ülkede en fazla 2 proje için yararlandırılacak.
E-ihracatı geliştirme projesi desteği
İş birliği kuruluşlarının, üyelerinin e-ihracata yönelik olarak ortak hareket etmesine ve hedef ülkelerde pazara giriş koşullarının kolaylaştırılmasına yönelik gerçekleştirecekleri, dijital pazar yeri tanıtımı, e-ihracat tanıtımı, sipariş karşılama hizmeti, depo kirası, yurt dışı pazar yeri entegrasyonu, çevrim içi mağaza açılması, e- ticaret paydaşlarından alınan hizmetler ve pazar yeri komisyon giderlerini içeren faaliyetlerinden oluşan projelerine ilişkin giderleri yüzde 75 oranında, aynı anda en fazla 2 projesi için ve proje başına 15 milyon liraya kadar destekten yararlanacak.
Türkiye E-İhracat Platformu desteği
Bakanlık tarafından görevlendirilecek iş birliği kuruluşu tarafından kurulacak olan ve Türkiye'nin ihracatçı envanterinin dijital ortama taşınmasına, ithalatçılar ile ihracatçıların buluşmasına, sipariş almalarına ve karşılamalarına, ihracat işlemlerinin dijitalleşmesine ve yeni nesil teknolojilerin kullanılmasına olanak sağlayacak Türkiye E-İhracat Platformu'nun kurulumu, işletilmesi ve tanıtımına ilişkin iş birliği kuruluşunun giderleri yüzde 75 oranında ve en fazla 5 yıl süresince, yıllık en fazla 150 milyon liraya kadar desteklenecek. Bu kapsamda en fazla 1 proje destek alabilecek.
Kararın uygulanması için Türkiye İhracatçılar Meclisinin e-ihracat desteklerine ilişkin yazılım, istihdam, eğitim, organizasyon, tanıtım, danışmanlık ve rapor giderlerinin tamamı yıllık en fazla 30 milyon liraya kadar destekten faydalanacak.
Hedef ülkeler
Karar kapsamında belirtilen destek oranları, Bakanlıkça e-ihracata yönelik belirlenen hedef ülkeler için 20 puana kadar artırılabilecek. Bu destekler, ilgili ülkeler Bakanlıkça belirlenen hedef ülkeler listesinde yer aldığı sürece uygulanacak.
Yararlanıcılara yönelik yurt dışı pazar yeri entegrasyon desteği ile çevrim içi mağaza desteği, Bakanlıkça belirlenen e-ihracata yönelik hedef ülkelerden pazara giriş şartlarına bağlı olarak belirlenen ülkelere yönelik verilecek. Söz konusu maddeler kapsamındaki destekler için hedef ülke ilave puanı uygulanmayacak.
Destek üst limitleri her takvim yılı başında "(TÜFE + Yİ-ÜFE)/2" oranında güncellenecek.
Karar kapsamında tanımlanan ve 18 Mayıs 2020 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan "Döviz Kazandırıcı Hizmet Sektörleri Markalaşma Destekleri Hakkında Karar" kapsamında desteklenen pazar yeri ve perakende e-ticaret siteleri, bu Kararın yayımı tarihinden itibaren Bakanlıkça belirlenen süre ve usulde bu Karar kapsamındaki desteklere başvurabilecek.
Obezite, vücutta metabolizmayı etkileyecek kadar çok yağ birikimi oluşmasıdır. Kişinin vücut alanına göre ağırlığı fazla ise obez kabul edilir. Yetişkinlerde obeziteyi belirlemek için Beden Kitle İndeksi değeri kullanılır. Vücut ağırlığının boyun santimetre cinsinden karesine bölünmesiyle hesaplanan bu değer 30 kg/m2 ve üzeri olduğunda obeziteyi ifade eder. Obezite kilo olarak değil kilonun kişinin boyuna oranıyla değerlendirilebilir. Çocuklarda ise obezite BKİ ile değil standart büyüme grafikleri ile hesaplanır. Obezite değerini bulmak için çocuğun yaşı ile olduğu boy çizelgeden bulunarak boyunun hangi yaşta 50p değerine karşılık geldiğine bakılır. Ulaşılan yaş için açılan yaşa göre ağırlık çizelgesinden ağırlığının yaşı için hangi persentilde yani p değerinde olduğuna bakılır. Eğer vücut ağırlığı boy ve yaşa göre 97p ve üzeri ise kişiler obezite hastası olarak kabul edilir.
Çocuklarda Obezite Değerleri
Obezite yaş ve kilo sınırı çocuklarda yetişkinlerde olduğu gibi değildir. Çocuklarda kızlar ve erkekler için boy, ağırlık ve beden kitle indeksi grafikleri değişir. İki yöntem ile çocuklarda obezite anlaşılabilir. İlk yöntem beden kitle indeksi hesaplandıktan sonra yaşa göre BKİ persentil cetveli açılarak yaşına göre beden kitle indeksinin hangi p değerinde olduğunu bulmaktır. Değer eğer 95p ve üzeri ise obezite kabul edilir. İkinci yöntem ise boy yaşına göre ağırlık değeri üzerinden hesaplanır. Bki’ye göre bakıldığında 95p ve üzeri boy yaşına göre ağırlığa bakıldığında 97p ve üzeri obezite kabul edilir. Bu yöntem ile obezite hesaplama için şu adımlar takip edilebilir:
Çocuğun cinsiyetine uygun yaş-boy persentil grafiği açılır.
Boyunun 50p değerine hangi yaşta karşılık geldiği bulunur ve not edilir.
Bulunan yaş boy yaşıdır.
Çocuğun cinsiyetine uygun yaşa göre ağırlık persentil çizelgesi açılır.
Boy yaşı bulunur ve ağırlığının hangi p değerine karşılık geldiği not edilir.
Eğer sonu 97p veya üzeri ise obezite olarak kabul edilir ve bir uzman görüşü almak gereklidir.
Sağlıklı bir yaşam için için vücut ağırlığının vücut kitle endeksine uygun sınırlar içinde bulunması gerekir. Kişi sağlıklı değerlerden uzaklaştıkça hangi yaşta olursa olsun hastalık riski artar ve hayat konforu azalır. Obezite dünya genelinde artan fast-food tarzı beslenme ve azalan hareket ile çağın hastalığıdır. Artan fast-food tüketimi yağlanmayı artırarak kişinin vücut ağırlığının boyuna ve yaşına göre olması gereken sınırların dışında kalmasına neden olur. Obezite noktasına gelen yetişkinler ve çocuklar en kısa sürede tedavi edilmeye başlanmalıdır. Siz de “Yaşa göre obezite sınırı kaç kilo?” sorusunun yanıtını merak ediyorsanız detaylara göz atabilirsiniz.
Obezite, vücutta metabolizmayı etkileyecek kadar çok yağ birikimi oluşmasıdır. Kişinin vücut alanına göre ağırlığı fazla ise obez kabul edilir. Yetişkinlerde obeziteyi belirlemek için Beden Kitle İndeksi değeri kullanılır. Vücut ağırlığının boyun santimetre cinsinden karesine bölünmesiyle hesaplanan bu değer 30 kg/m2 ve üzeri olduğunda obeziteyi ifade eder. Obezite kilo olarak değil kilonun kişinin boyuna oranıyla değerlendirilebilir. Çocuklarda ise obezite BKİ ile değil standart büyüme grafikleri ile hesaplanır. Obezite değerini bulmak için çocuğun yaşı ile olduğu boy çizelgeden bulunarak boyunun hangi yaşta 50p değerine karşılık geldiğine bakılır. Ulaşılan yaş için açılan yaşa göre ağırlık çizelgesinden ağırlığının yaşı için hangi persentilde yani p değerinde olduğuna bakılır. Eğer vücut ağırlığı boy ve yaşa göre 97p ve üzeri ise kişiler obezite hastası olarak kabul edilir.
Çocuklarda Obezite Değerleri
Obezite yaş ve kilo sınırı çocuklarda yetişkinlerde olduğu gibi değildir. Çocuklarda kızlar ve erkekler için boy, ağırlık ve beden kitle indeksi grafikleri değişir. İki yöntem ile çocuklarda obezite anlaşılabilir. İlk yöntem beden kitle indeksi hesaplandıktan sonra yaşa göre BKİ persentil cetveli açılarak yaşına göre beden kitle indeksinin hangi p değerinde olduğunu bulmaktır. Değer eğer 95p ve üzeri ise obezite kabul edilir. İkinci yöntem ise boy yaşına göre ağırlık değeri üzerinden hesaplanır. Bki’ye göre bakıldığında 95p ve üzeri boy yaşına göre ağırlığa bakıldığında 97p ve üzeri obezite kabul edilir. Bu yöntem ile obezite hesaplama için şu adımlar takip edilebilir:
Çocuğun cinsiyetine uygun yaş-boy persentil grafiği açılır.
Boyunun 50p değerine hangi yaşta karşılık geldiği bulunur ve not edilir.
Bulunan yaş boy yaşıdır.
Çocuğun cinsiyetine uygun yaşa göre ağırlık persentil çizelgesi açılır.
Boy yaşı bulunur ve ağırlığının hangi p değerine karşılık geldiği not edilir.
Eğer sonu 97p veya üzeri ise obezite olarak kabul edilir ve bir uzman görüşü almak gereklidir.
Adölesanlarda Obezite Değerleri
Adölesanlarda da çocuklarda olduğu gibi obezite kilo sınırı nedir sorusunu sormak yanlış olur. Dünya Sağlık Örgütüne göre adölesan dönem 10-19 yaş arasını kapsar. Adölesanlarda obezite çocuklarda olduğu gibi hesaplanır ve obezite kabul edilen değerler cinsiyetlere göre şu şekildedir:
Erkek çocuklarda BKİ’ye göre 95p ve üzeri:
10 yaş: 22.5 kg/m2
11 yaş: 24.5 kg/m2
12 yaş: 26.0 kg/m2
13 yaş: 26.5 kg/m2
14 yaş: 27.0 kg/m2
15 yaş: 27.6 kg/m2
16 yaş: 28.2 kg/m2
17 yaş: 28.8 kg/m2
18 yaş: 29.4 kg/m2
Kız çocuklarda BKİ’ye göre 95p ve üzeri:
10 yaş: 22.6 kg/m2
11 yaş: 23.8 kg/m2
12 yaş: 24.8 kg/m2
13 yaş: 25.4 kg/m2
14 yaş: 25.8 kg/m2
15 yaş: 26.0 kg/m2
16 yaş: 26.1 kg/m2
17 yaş: 26.2 kg/m2
18 yaş: 26.1 kg/m2
Yetişkinlerde Obezite Değerleri
Beden kitle indeksi 30 ve üzerinde olanlar obezite hastası olarak nitelendirilir. Fakat obezite de kendi içerisinde seviyelere ayrılır. 30-34.99 kg/m2 BKİ 1. derece obeziteye işaret eder, 35-39.99 kg/m2 Bki 2. derece obeziteyi, 40 kg/m2 ve üzeri BKİ ise 3. derece obeziteyi ifade eder. Obezite değeri artmakla hastalık riski de artar. Kalp hastalıklarına, felce, tip 2 diyabete, bazı kanserlere, safra kesesi hastalıklarına, uyku apnesine, kireçlenmelere sebep olabilir. Oluşan sağlık sorunlarının tedavisi de obezitede daha da zorlaşır.
Yetişkinlerde Obeziteye Bağlı Hastalık Oluşma Riski
Obezitede sağlık için risk ölçülürken bel çevresi ve kalça çevresine bakılır. Kadınlarda bel çevresinin 88 cm ve üzeri olması, erkeklerde ise bel çevresinin 102 cm ve üzeri olması kilonun sağlık açısından riskli olduğu anlamına gelir. Diğer risk faktörü belirteci ise bel, kalça oranıdır. Bel/kalça kadınlarda 0.85’den fazla ise, erkeklerde 1.0’dan fazla ise android tip yani erkek tipi obezite anlamına gelir. Android tip obezite hastalıklara yakalanma riskini artırırken tedavi şansını azaltır.
Obezite Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Obezite tedavisinin temelini yağ kaybı oluşturur. Yağ kaybı için kişinin vücudundaki fazla ağırlıklardan kurtulması gerekir. Fiziksel aktiviteyi artırmak, kalori alımını azaltmak, sağlıklı besinler tercih etmek gibi yaşamsal değişiklikler kilo kaybına yardımcı olur ancak obezitede bu yöntemler tek başına bazen yeterli olmaz. Kişinin kendi başına uyguladığı yöntemler süreci uzatabilir ya da başarısız sonuçlanabilir. Ağırlık kaybı için çeşitli yöntemler kullanılabilir fakat bu yöntemler mutlaka uzman hekim ve diyetisyenler yoluyla seçilmeli ve uygulanmalıdır. Uzmanlar tarafından uygulanan yöntemler diyetler ve obezite cerrahilerini içerir. Kullanılacak yöntem kişiye göre belirlenir ve en uygun yöntem uzman doktor kadrosu tarafından uygun tahliller yapılarak kişinin ihtiyaçlarına göre seçilir.
Sağlıklı Beslenme Planı ile Ağırlık Kaybı
En çok başvurulan obezite tedavi yöntemlerinden biri diyetisyen eşliğinde uygulanan sağlıklı beslenme listeleridir. Diyetler ile 6 ay içerisinde başlangıç ağırlığının %5 ile %10’u kadar ağırlık kaybı beklenir. Beslenme planlarında kalori açıkları oluşturularak egzersiz desteği ile kilo verme sürecine başlanır. Kişiye uygun verilen diyet listeleri ile yavaş ve sağlık kilo kaybetmek mümkündür. Fakat diyet bazı kişiler için uygulaması zor ve motivasyon gerektiren bir yöntem olabilir. Bu tarz kişilerde eğer doktor uygun görürse obezite cerrahisine yönelilir.
Geçmiş zamanların birinde bağlarıyla ünlü Suriye topraklarında Eyüp adında zengin ve iyi ahlaklı biri yaşardı. ‘Para insanı saptırır’ derler ya onunkisi öyle değildi; malı gün geçtikçe çoğalıyor o da gün geçtikçe daha çok hayırsever biri oluyordu. Malın mülkün Allah vergisi olduğunu onların bir gün hesabını vereceğini aklından çıkarmaz dilinden şükrünü malından sadakasını eksik etmezdi.
Bir insan hem varlıklı hem ahlaklı olunca onu çekemeyenler de elbette olacak… Bazıları şöyle diyordu:
“–İnsan bu kadar varlıklı olduktan sonra elbette herkese dağıtır… Malı nasıl olsa çok..! Dağıt dağıt bitmez ki…! Bu kadar refah içinde olan biri tabi ki iyi ahlaklı olur; ona sataşan yok çatışan yok… Herkes ona nasıl olsa saygılı davranıyor…”
Oysa Allah kulu Eyüp’ün samimiyetini ve Hakk’a bağlılığını biliyordu. Bunu diğer insanlara da göstermek istedi. Hem böylece Eyüp gelmiş geçmiş herkese sabrın simgesi olacaktı.
Hz. Eyüp’ün tıkır tıkır giden işleri ilk kez hayvanlarının peş peşe hastalanmaya başlamasıyla bozuldu. Kısa süre içinde koca sürüden bir tek sıska inek bir tek kara keçi kalmadı; hepsi telef oldu. İnsanlar Eyüp’ün bu duruma ne diyeceğini merak ediyor; ağzını yoklayarak:
“–Nedir bu başına gelenler…!” diyor ah vah ediyorlardı. Eyüp peygamber yüksek ahlakından ödün vermeksizin:
“-Allah verdi; Allah aldı; her şey O’nun değil mi?” diyordu.
Eyüp Peygamber hayvanlarını kaybetti ama sabrını kaybetmedi.
Belalar geldiğinde aile ve akrabalarıyla gelirmiş…! Eyüp Peygamber bir gün dışarıda işleriyle meşgul iken acı bir haber aldı. Ani bir sarsıntıyla evleri yıkılmış tüm çocukları göçük altında kalmıştı. Yıkıntıdan sağ kurtulan yalnızca karısıydı. Hz. Eyüp’ün gözleri evlat acısından kanlı yaşlarla doldu; ama ‘sabır’ dedi.
Eyüp Peygamber çocuklarını kaybetti ama sabrını kaybetmedi.
Belalar henüz bitmemişti. Hz. Eyüp’ün vücudunda yaralar çıkmaya başladı. Küçük küçük çıbanlar gün geçtikçe büyüdü; bütün vücuduna yayıldı. Eyüp Peygamber hekimlere gitti ilaçlar kullandı ama nafile… Yaralar iyileşeceğine azıyordu. Eyüp Peygamber’in hastalığı arttı. Artık çalışamadığı için elde avuçta ne varsa hepsini tüketti. Karısı ona bakıyor evi geçindirmeye çalışıyordu.
Eyüp Peygamber’in yaraları çok fenalaştı. Hastalığının bulaşıcı olması ihtimaline karşı kimse onun yanına yaklaşmak istemiyordu. Eyüp Peygamber yapayalnız kalmıştı. Acı ve ıstıraplar içindeydi… Allah’a dua etmeye ve O’ndan sabır istemeye devam etti. Ama artık bırakın vücudunu hareket ettirmeyi dudaklarını kıpırdatacak takati kalmamıştı.
Bir insanın başına gelebilecek her türlü felaket ve müsibet onun başına gelmişti ve o tıpkı sağlıklı ve varlıklı günlerinde olduğu gibi Allah’tan uzaklaşmamış O’na olan bağlılığını ve güvenini kaybetmemişti. Hz. Eyüp imtihanını başarıyla geçmiş ve insanlara örnek bir kul olmuştu.
Eyüp Peygamber sağlığını kaybetti ama sabrını ve aaaanetini kaybetmedi.
Hastalığının şiddetlendiği bir anda:
“Ey Rabbim!” diye dua etti. Halim sana malumdur. Adını anamayacak kadar hastayım! Ey Şifa Veren! Şifana muhtacım…”
Yüce Allah kulundan hoşnuttu. Eyüp Peygamberin makamını katında daha da yüceltti. Ona:
“–Ayağını yere vur” diye vahyetti. Eyüp Peygamber güçlükle ayağını kaldırıp indirdi. Ayağını indirdiği yerden berrak bir su kaynamaya başladı. Eyüp Peygamber o suyla yaralarını temizledi. Yaraları kısa sürede kuruyup kayboldu; sudan doyasıya içti içindeki dertler şifa buldu. Eyüp aleyhisselam hastalanmadan önceki sağlığına kısa zamanda kavuştu. Sağlığını kazanan Hz. Eyüp servetini de yeniden kazandı.
Böylece o refah ve sağlık içindeyken Allah’ı unutmadığı gibi yoksul ve hastalıktayken de O’na küsmedi isyan etmedi. Böylece Eyüp aleyhisselam Allah’ın sadık ve sabırlı bir kulu olarak tarihe geçti
Asbest (asbestos) ya da amyant, lifli yapıda kanserojen bir mineraldir. Silisyumun sodyum, demir, magnezyum ve kalsiyumla oluşturduğu ısıya, aşınmaya ve kimyasal maddelere çok dayanıklı, lifsel mineral yapısında hidrate silikatlardır.
Halk arasında ak toprak, çorak toprak, gök toprak, çelpek, höllük veya ceren toprağı gibi isimlerle de bilinir. Asbestozis, asbestos solunmasıyla oluşan toz hastalığıdır.
Gemi, inşaat otomotiv gibi pek çok alanda kullanılan asbest, doğru kullanılmadığı takdirde insan sağlığını olumsuz yönde etkileyebilecek maddelerden birisidir.
Kolay tutuşmaması, sıcaklığa dayanıklı olması, ısı izolasyonu sağlaması nedeniyle sıklıkla kullanılan asbest, inşaat sektörünün önemli araçlarından birisidir.
ASBESTİN SAĞLIĞA ZARARLARI
Asbest son derece kanserojen bir maddedir. Solunum yoluyla vücuda girdiğinde başta kanser olmak üzere çeşitli hastalıklara yol açar. Uzmanlar cilde nüfuz etmesinin de mümkün olduğunu düşünmektedirler. Asbestin neden olduğu hastalıkların bazıları, akciğer zarları arasında sıvı toplanması, kireçlenme, akciğer zarı kalınlaşması ve akciğer dokusunda bağ dokusu oluşumu gibi elim hastalıklardır. Ayrıca ciltte yaralara neden olabilir.
Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), her yıl dünyada kanser yapıcı maddeleri düzenli olarak özelliklerine göre gruplara ayırmaktadır. Ajansın kanserojen maddeler listesinde asbest maddesi, "kesin kanserojen" tanımlanması ile 1. grupta sınıflandırılmıştır.
Fransa'da asbeste bağlı hastalıklardan her yıl 4000 kişi ölmektedir ve sayı giderek artmaktadır. Uzmanlar Birleşik Krallık'ta 1960 ve 70'lerde asbeste maruz kalmış kişilerden 120.000'den fazlasının akciğer kanseri nedeniyle yakın gelecekte öleceğini öngörmektedirler.
Belçika ve Hollanda gibi ülkelerde 90'lı yılların başında asbest üretim ve kullanımı tamamen yasaklanmıştır. Avrupa Birliği'de 2005 yılından itibaren AB'ye üye ülkelerde asbest üretimi ve kullanımını yasaklamıştır.
Geçmişte tersane işçisi olan babasının iş elbiselerinden bulaşan asbest nedeniyle kansere yakalanan genç bir kadın, 2007 yılında İngiliz Savunma Bakanlığı'ndan tazminat almaya hak kazanmıştır.
Yemek israfı hem maddi hem de vicdani olarak en büyük yüklerden biri ve artan yemekler dışında, tam olarak istenilen gibi olmayan yemeklerin de buna katkısı büyük. Mutfakta, tarifin dışına kaçsanız da birçok yemeğin kaderini değiştirip çöpe atmaktan kurtarabilirsiniz.
Tam pişmeyen kek
Eğer kekiniz tamamen pişmemişse, fırını hızlıca tekrar çalıştırmak yeterli olmalıdır ancak ortası pişmediyse geri kalan kısmını yakamdan pişirmek için tepsiyi alüminyum folyo ile kapladıktan sonra 15 dakika daha pişirin. Sadece alt kısmının pişmediğini düşünüyorsanız fırını sadece alt kısmı ısınır şekilde çalıştırın.
Dibi tutan pilav
Pilavınız tencerede olması gerekenden fazla kalmışsa zamanı geri döndüremezsiniz ancak kalanını kurtarabilirsiniz. Tavanın dibiyle temas etmeyen ve yanmamış pirinçleri kurtarmak için önce tavanızı içini soğuk sile doldurduğunuz büyük bir kabın içerisinde soğutun. Pirinçleri karıştırmadan, sadece orta kısmını alarak tüketin. Tavanız soğuduktan sonra yanık kısmı, kendiliğinden kolayca ayrılmalı.
Lapa pilav
Pilavınız gereğinden fazla nem tutuyorsa, mikrodalgada veya fırında biraz ısıtmak, içindeki suyun buharlaşmasını sağlayabilir. Bunu dışında, lapayı farklı yemeklere dönüştürerek de değerlendirebilirsiniz. Kadınbudu köfte için kullanabilir veya çorbalarınıza ekleyebilirsiniz.
Çok tuzlu yemekler
Yaptığınız yemeğe göre, fazla tuzu nötrleştirmenin birkaç yolu olabilir. Sulu bir yemekse tuzlu suyu boşaltıp ilave su ekleyebilir veya birçok tarifte patatesle yemeği hem çoğaltıp hem de tuz oranını azaltabilirsiniz. Bunun dışında, domates veya limon gibi bir asit, bir tutam şeker veya yoğurt gibi bir süt ürünü eklemek işinize yarayabilir.
Fazla pişmiş tavuk eti
Tavuğunuz fırında olması gerekenden biraz fazla kalmışsa ve kuru bir etle karşı karşıyaysanız, sulu bir sosla servis etmeyi deneyebilir, didikleyip hafif bir sosla marine edebilir veya çorba gibi başka bir yemekte kullanabilirsiniz.
Fazla salçalı yemekler
Salça yemeklere oldukça yakışır ancak domatesin asitliği herkese hitap etmeyebilir. Bu durumu nötrlemeniz gerektiğinde bir tutam şekerle yeterli bir kimyasal reaksiyon yaratabilirsiniz.
Çok acı yemekler
Eğer acı baharatlar eklerken biraz fazla cömert davranmışsanız, limon ve domates gibi bir asit veya yoğurt gibi bir süt ürünü kullanarak baharatları hafifletebilirsiniz.
Fazla şekerli yiyecekler
Gereğinden fazla şeker kullanmak tatlılarınızın yapısını bozduğu gibi tadını da kötüleştirebilir. Bu durumda limonun asidinden faydalanabilirsiniz ancak portakal gibi şekerli asitler işleri daha da zorlaştırabilir. Aynı şekilde tuz eklemek de aslında şeker tadını daha çok ön plana çıkaracağından daha acı baharatlar deneyebilirsiniz.