1sidelya

1sidelya

Üye
18.05.2009
Binbaşı
39.617
Hakkında


  • noimage


    yamalı bir hurç aklımın omuzlarında
    yollar boyu
    yıllar boyu taşıtır kendini
    ağır
    çok ağır


    paslı bir murç sevdamın avuçlarında
    hasret balyozuyla vurur ha vurur
    kırmak ister duvarları
    lâkin duvarlar
    sağır


    dizleri bükülür
    ve cümle eklemleri sızlar hayatın
    dayanır sınırlarına nefes nefese kâinatın
    ser olur
    sır olur çöker eşiğinde
    sırra kadem bir sevdâ çağırır

    kış ortasında
    esrik adımlarla
    yalancı bir bahar yanaşır gölgeme
    bir merak bir heyecan
    indirmeye zorlar yükümü "ben taşırım" der
    güya gönlümü alır

    bilmez miyim
    ah
    bilmez miyim
    hani boş bulunsam
    hadi gel desem
    ömrü üç adımdır
    üç gün
    üç gece en fazla
    dördüncüde yorulur hercâi moru
    usanır

    susarım
    sorgusuz sualsiz cevapsız
    gönlümden çözülen zincir
    dilime dolanır

    işte o anda
    geriye sarar çilesini zaman

    işte
    o anda
    ok menzile varır

    acı tebessümlerle çöker kızıl kıvrımlarıma vefâ

    vefâ
    dudaklarımı kanatır


    Ceyda Görk
    3şubat2010
#11.02.2010 17:35 0 0 0
  • Bu birebir yaşantınızdan verdiğiniz örnekle umarım çoğu insanlara örnek ve güç teşkil edersiniz...Anlamlı ve çok öz bir gerçekçi yaklaşımla konuyu aktırmışsınız teşekkür ederim bu paylaşımınız için...
#11.02.2010 17:24 0 0 0
  • serduman_79 öncelikle bu konulara zaman ayırıp okuyarak görüşlerinizi sunduğunuz için çok teşekkür ederim..

    Ailenizde bunu bizzat yaşayıp gören bir insan olarak bu durumu çok güzel izah etmişsiniz.Abiniz ve yengeniz özel durumlarının elbette bilincinde olan iki yetişkin ve bunu birbirlerini tamamlayarak sizlerinde destek ve ilgileriyle çok güzel bir uyum içerisindesiniz anladığım kadarıyle..Allah bu mutluluk ve düzeninizi bozmasın..

    Güzel yavrularına da sağlıklı başarılı nice güzel ömür diliyorum ailece..

    Çok güzel belirtip vurguladığınız gibi her birey bulunduğu heran ve durum için aldığı her nefes için şükretmesini bilmeli kıymetini önemini bilmeli..Size tekrar teşekkür ederim bu güzel açıklamalarınız için..sağlık esenlik dileğiyle...
#11.02.2010 17:22 0 0 0
#11.02.2010 16:44 0 0 0
  • Duyarlı ve sevgili arkadaşım geceyeli...Öncelikle çok teşekkür ederim bu paylaşımı okuduğunuz ve güzel değerli yorumunuzu yaptığınız için...
    Çok güzel doğru tespitleriniz olmuş bu konuda.Sizle hemfikirim;bir bireyin engelini Rabbim öyle güzel dengeliyor ve örtüyor ki o engelinin farkında dahi olamıyoruz...
    Allah bu insanlarımıza var olan güç,sabır ve azimlerini daim etsin diyorum...
    Gözlerinize sağlık....
#10.02.2010 23:19 0 0 0

  • İşitme engeli vakalarının %95'inin doğum öncesinde, doğumda veya çocuk dili kazanmadan önce, %5'inin ise çocuk dili kazandıktan sonra oluştuğu bilinmektedir.


    İşitme engelinin nedenlerini doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrası olarak sınıflandırabiliriz.


    Doğum Öncesi Nedenler:
    · Hamilelik döneminde annenin geçirdiği enfeksiyon veya hastalık (özellikle kızamıkcık, kabakulak, sarılık ...)
    · Hamilelik döneminde annenin röntgen çektirmesi
    · Hamilelik döneminde annenin ototoksik ilaç ve alkol kullanımı
    · Hamilelik döneminde geçirilen kazalar
    · Kan uyuşmazlığı
    · Genetik faktörler
    · Akraba evliliği


    Doğum Anı Nedenler:
    · Doğum sırasında meydana gelen komplikasyonlar (kordon dolanması, oksijensiz kalma ...)
    · Düşük doğum ağırlığı
    · Erken doğum
    · Bebekte kan değişimini gerektiren sarılık
    · Doğum sırasında baş, boyun ve kulakta görülen zedelenme

    Doğum Sonrası Nedenler:

    · Orta veya iç kulak yapılarında zedelenme
    · Çocukluk hastalıkları (havale, menenjit, kızamıkcık, kızıl...)
    · 3 aydan fazla süren kronik orta kulak iltihabı (otit)
    · Çocukluk yaralanmaları (kafatası kırıkları, çatlakları, baş veya kulaklara şiddetli darbe, çok yüksek sese maruz kalma ve zarar verecek şekilde kulağa sokulan cisimler)

    Bunlara rağmen işitme yetersizliğinin nedeninin bilinemediği durumlar da vardır.

    İŞİTME KAYBINA NEDEN OLAN RİSKLİ DURUMLAR
    Yeni doğan yoğun bakım ünitesinde 48 saat ya da daha fazla süre kalmasını gerektiren durumların olması,
    Ailede işitme kaybı hikayesinin olması,
    Kulağın herhangi bir bölümünün anormal olması,
    İşitme kaybına yol açan enfeksiyon hastalığının olması
    Ailenin ya da bakıcının işitme, konuşma, lisan veya diğer gelişim alanlarında (zihinsel, motor, sosyal) gecikmeden şüphelenmesi,
    Ailede işitme kaybına neden olan genetik bir hastalığın olması,
    Kafa travması,
    Sık tekrarlayan orta kulak enfeksiyonu olması,
    Kandaki bilüribin adı verilen maddenin dengesinin bozulması ve vücutta birikmesi sonucu sarılık oluşması,
    Bebeğin 1500 gramın altında doğumu,
    Bebeğin işitme kaybına neden olabilecek ilaç kullanımı,
    Hamilelikte annenin ilaç kullanımı,
    Apgar puanlarının (kas tonusu, kalp hızı, uyarılara cevap, cilt rengi ve solunumun) düşük olması,
    Risk faktörlerinden bir yada daha fazlasını gösteren bebekler işitme taraması amacıyla yapılan testten geçebilirler. Ancak, 3 yaşına kadar her 6 ayda bir işitme testlerinin yapılması gereklidir.


    İŞİTME KAYBI
    Kulağın tarif edilen bu üç bölümünde, işitme sinirinde veya beyinde ortaya çıkan bir hastalık, sesin normalden daha az işitilmesini sağlar. Yapılan testlerle, işitme kaybının derecesi belirlenir. İşitme kaybının dereceleri, uluslararası standartlara göre şu şekilde sınıflandırılmıştır.


    İŞİTME KAYBININ DERECELERİ
    (-10) ile (+15) dB (desibel) arasındaki işitme seviyesi çocuklardaki normal olarak kabul edilmektedir. Çocuklar yetişkinler için kabul edilmiş normal işitme seviyelerinden çok daha hassas işitme seviyesine sahiptir. Bu sınırda işitmesi olan bir çocuk çok hafif derecedeki konuşmaları dahi duyabilir. Ancak, bu gürültülü bir ortamda da konuşmayı ayırt etme becerisinin iyi olacağı anlamına gelmez. Aşağıda işitme kaybı ve dereceleri belirtilmiştir.
    -10 - 15 dB Normal İşitme
    16 - 25 dB Çok hafif derecede işitme kaybı
    26 - 40 dB Hafif derecede işitme kaybı
    41 - 55 dB Orta derecede işitme kaybı
    56 - 70 dB Orta-ileri derecede işitme kaybı
    71 - 90 dB İleri derecede işitme kaybı
    91 dB ve üstü Çok ileri derecede işitme kaybı
#10.02.2010 21:08 0 0 0
  • İşitme engellilerin eğitiminde, sözel iletişim becerilerinin geliştirilmesine yönelik etkinlikler büyük önem taşımaktadır. Kendi içinde bir bütünlük taşıyan bu etkinlikler, anlama ve ifade etmeye yönelik dil ve konuşma becerilerini geliştirebilme amacı etrafında toplanmıştır.



    Anlamayı geliştirmeye yönelik etkinlikler, dinleme ve işitme becerileri ile dudaktan anlama becerisinin geliştirilmesi çalışmaları, ifadeyi geliştirmeye yönelik etkinlikler olarak konuşma becerisini geliştirebilme amacıyla ses ve artikulasyon çalışmaları olarak tanımlanabilir.





    İşitme engelli her çocukta mutlaka bir işitme kalıntısı olduğu ve bu işitme kalıntısından yararlanılabileceği unutulmamalıdır.








    Dinleme ve İşitme Becerisinin Geliştirilmesi


    Çocuğun düşünebilme, sesleri farkedebilme, değişik sesleri birbirinden ayırdedebilme, duyduğu sesleri anlamları ile birleştirebilme ve sesin geldiği yönü tanımlayabilme davranışlarını kazanabilmesi, dinleme ve işitme becerisinin gelişimiyle yakından ilişkilidir.



    Her işitme engelli bireyin, bir işitme kalıntısı vardır. Dinleme ve işitme becerisinin gelişimine yönelik etkinliklerde çocuğun bu işitme kalıntısını, etkin biçimde kullanılabilir hale getirebilmek esastır. Sesleri farketme ve tanıma, çocuğun sesleri anlamları ile ilişkilendirmesini sağlayacaktır. Çocuk, seslere vereceği tepkilerle, seslerin onun için taşıdığı anlamı belirleyebilecek ve seslerin farkına varabilecektir. Seslerin ayırdedilmesiyle çocuk işitsel becerilerini kullanmaya başlayabilecek ve bu sayede konuşma sesleri arasındaki farklılıkları tanımayı öğrenebilecektir.



    Dinleme ve işitme becerisinin geliştirilmesinde genel amaç, işitme engelli çocukları işitme duyarlılıklarını etkin biçimde kullanabilir hale getirerek, çocuğun dil ve konuşma becerilerini geliştirebilmek, çevresi ile iletişimini daha etkin hale getirebilmek ve akademik performansını destekleyebilmektir.



    Dinleme ve işitme becerisinin geliştirilmesi için uygulanan sesleri ayırdetme çalışmalarında öncelik, kaba seslere verilmelidir. Kaba sesler, gök gürültüsü, rüzgar sesi, hayvan sesleri gibi doğada oluşan seslerle makine, alet ve araçlardan çıkan sesler gibi her gün evde, okulda, sokakta duyulabilen seslerdir. Kaba seslerin ardından ritim çalışmalarının ağırlıklı olarak yer aldığı müzikal seslerle ilgili çalışmalara yer verilmelidir. İşitme engelli çocukların da müzikten hoşlandığı, müziğin ritmini ayırdedebileceği ve eğitimlerinde müzikten yararlanılabileceği unutulmamalıdır. Müzik yoluyla işitme engelli çocukların sesleri algılamalarına yardımcı olunabilir, konuşmaları geliştirilip, dudaktan anlama becerileri desteklenebilir. Konuşmanın da belli bir ritmi olduğu düşünüldüğünde, bu tür çalışmaların işitme engelli çocukların konuşma seslerini ayırt etme becerisine destek olabileceği hatırlanmalıdır. İşitme engelli çocukların, konuşma seslerinin farkında olmaları ve ayırt edebilmeleri oldukça önemlidir. Çocuk konuşma seslerini birbirinden ayırt edebilir hale gelince, konuşmaları daha iyi anlar ve bu sesleri kendisi de daha doğru olarak çıkarabilir. Önceleri sürekli olarak sessiz ortamda yapılan işitme eğitimiyle bazı sesleri ayırt edebilir duruma gelen çocukla, daha sonra gürültülü ortamlarda aynı sesleri ayırt edebilir duruma gelmesi için çalışmalar yapılabilir.





    v Dinleme ve işitme becerisinin geliştirilmesine yönelik çalışmalara, mümkün olduğu kadar erken yaşta başlanmalıdır. İşitme engeli tanısı konulduğu zaman eğitime başlama zamanı olarak kabul edilmelidir.

    v İşitme kaybı derecesine bakılmaksızın, her çocuk dinleme ve işitme etkinliklerine dahil edilmelidir.

    v Etkinlikler, olabildiğince bireyselleştirilmelidir.

    v Etkinlikler, tüm duyularla desteklenmelidir. Çocuk dinlemeye, görme ve işitme başta olmak üzere bütün duyuları ile katılmalıdır.

    v Etkinlikler, küçük çocuklarda oyun, yaş ve sınıf büyüdükçe ünite ve diğer etkinliklere bağlı olarak ele alınmalıdır.

    v Genellikle okul, öğretmen ya da bir yetişkin tarafından planlanan dinleme ve işitme becerisini geliştirmeye yönelik etkinlikler yapılması olağansa da ara sıra çocuklara kendi istedikleri sesleri dinleme, duyma fırsatı verilmeli, hatta zaman zaman bunun için uygun ortamlar yaratılmalıdır. Doğal seslerden anında yararlanılarak fırsat eğitimi yapılmalıdır.

    v Etkinliklere, önceleri doğa ya da araç sesleri gibi kaba sesleri ayırdetme çalışmaları ile başlanmalı sonradan konuşma seslerine geçilmelidir.

    v Dinleme ve işitme becerisini geliştirmeye yönelik etkinlikler, önceleri ayrı birer çalışma olarak ele alınmalı, daha sonra ünite ve diğer derslerle bağlantılı olarak, sözel iletişim gerektiren her durumda bu etkinliklere yer verilmelidir.

    v Etkinliklere, genel ses ayırt etme çalışmalarından başlanıp, daha sonra özel ses ayırt etme çalışmalarına yönelinmelidir. Önce sesin varlığı, daha sonra sesin çeşidi fark ettirilmelidir. Davul sesi, zil sesi , gök gürültüsü, top patlaması gibi sesleri birbirinden ayırt edebilen öğrenci ile konuşma sesleri üzerinde çalışmalıdır. Konuşma sesi çalışmalarında benzerlik ve farklılık bulma çalışmaları yapılabilir.

    v Seslerden doğal olarak yararlanma olanağı bulunmadığında sesin depolanma özelliğinden yararlanılmalıdır. Kasetler ve benzeri materyaller bu amaçla biriktirilmelidir.

    v Teyp, trampet, davul, düdük, megafon, video, bilgisayar, ... vb gibi yardımcı araç ve gereçlerden mümkün olduğunca çok yararlanılmalıdır.

    v Etkinliklerde bilinenden bilinmeyene, yakından uzağa, yalından karmaşığa doğru bir sıra izlenmesi önemlidir.

    v Dinleme ve işitme becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmalarda sürekliliğin sağlanması önemlidir.

    v Çalışma ortamında öğrenciye iletilmek, fark ettirilmek istenen ses ve o andaki gürültü oranı dinlemeye uygun olmalıdır.






    Dinleme ve işitme becerisinin kazandırılmasına yönelik yapılabilecek etkinliklere örnekler:

    · Seslilik-sessizlik çalışmaları,

    · Değişik ritim ve tonlardaki seslere dikkat çekme,

    · Değişik seslerin kaynağını bulma,

    · Değişik seslerin anlamını bilme,

    · Seslere uygun tepkide bulunma,

    · Değişik durumlara ait konuşma modellerini kullanma,

    · Çeşitli seslerin kullanıldığı taklit oyunları oynama ...vb.



    Dinleme ve işitme becerisinin kazandırılmasına yönelik etkinliklerin, çocuğun gelişim düzeyine ve ilgi alanına uygun olarak seçilmesine ve eğlenceli, güdüleyici nitelikte olmasına dikkat edilmelidir.



    Dudak Okuma Becerisinin Geliştirilmesi


    Dudak okuma becerisini geliştirmeye yönelik etkinlikler, sözel iletişim sırasında işitme engelli bireyi, konuşmacının dudak, yüz ve mimiklerine bakarak konuşulanı anlayabilir hale getirmek için, yapılan etkinliklerdir. Dudak okuma sırasında görme duyusu ile birlikte işitme duyusundan da yararlanılır. Dudak okuma sürecinde en az iki kişi bulunur. Bunlardan biri konuşandır. Diğeri ise dinleyendir. Konuşan (kaynak), iletilen (mesaj), dudaktan okuyan (alıcı) ve ortam faktörleri, dudaktan okuma sürecinin gerçekleşebilmesinde etkin değişkenlerdir.



    Dudak okuma becerisinin gelişimine yönelik etkinliklerde amaç, işitme engelli bireyi, kaynağın konuşmasını anlayıp veya onun gönderdiği sözlü mesajı alıp, ona uygun tepkide bulunabilir hale getirmektir.





    v Dudak okuma etkinliklerine imkanlar elverdiğince erken başlamak gerekir.

    v Dudak okuma çalışmaları, yaş, zaman ya da ders saatleriyle sınırlı tutulmamalı, sürekli bir etkinlik olarak düşünülmelidir. Bütün öğretim etkinliklerinde dudak okumaya yer verilmelidir.

    v Dudak okuma tek bir yerle sınırlı tutulmamalı, evde, derslikte, sokakta kısacası çocuğun yaşamının geçtiği her ortamda yer almalıdır.

    v Çocuk, konuşanı değişik açılardan takip etmeyi öğrenmelidir.

    v Konuşan kişi, konuşma hızını, ağız hareketlerini abartmamalı, normal konuşmaya özen göstermelidir.

    v Dudak okuma etkinliklerinde, görme duyusu ile birlikte işitme, dokunma, koklama ve tatma duyularından yararlanılarak, kavram kazandırmaya çalışılmalıdır. Ayrıca çocuğun cihazının düzgün olarak çalıştığından emin olunmalıdır.

    v Çocuk, konuşanın yüzünü en iyi görebileceği yere geçerek, konuşmayı oradan izlemeyi alışkanlık haline getirmeyi öğrenmelidir.

    v Çocuk, değişik kişilerle karşı karşıya getirilmeli, sadece bir kişinin konuşmasına alışmamalıdır.

    v Çocukla konuşurken kısa ve anlaşılabilir cümleler kullanılmalıdır.

    v Dudak okuma etkinliklerinde, tek tek sözcükler yerine bütünün anlaşılması üzerinde durulmalıdır.

    v Dudak okuma etkinliklerinde, günlük konuşma kalıplarından yararlanılmalıdır.






    Dudak okuma becerisinin gelişiminin zaman isteyen, zor bir iş olduğu unutulmamalıdır. Konuşma seslerinin bazılarının görülebilirlik açısından ayırt edilmesi daha kolay, bazılarının ise oldukça zor olduğu düşünüldüğünde, cümlelerin bütününde kelimelerin tahmin edilmesinin öğrenilmesi, dudak okuma sürecinde önem kazanmaktadır (Örneğin; /o/ sesi dudakların yuvarlak hale getirilmesi, /m/ sesi ise dudakların birleştirilmesi ile oluşmaktadır. Bu iki sesin ayırt edilmesi kolay olmakla birlikte /p/, /b/, /m/ seslerini birbirinden ayırt etmek kolay değildir). Dudak okuma etkinliklerinde postür, vücut dili, jest ve mimiklerden oluşan sözel olmayan görsel ipuçlarından yararlanmak dudaktan okumayı geliştirecektir.



    Bilinmeyen sözcükler, konuşma hızı, konuşma anlaşılabilirliğinin düşük olması, mırıltılar, hareketsiz üst dudak, yabancı aksan, konuşurken bir şeyler yemek, ağzını herhangi bir nesne ile kapatarak konuşmak, sakal ve bıyık gibi faktörlerin işitme engelli çocuk açısından dudaktan anlama yeterliliğini etkilediği unutulmamalıdır.



    Konuşma Becerisinin Geliştirilmesi


    Konuşma, kişinin kendisi ve çevresiyle dengeli ilişki kurma ve sürdürmesine yarayan geleneksel sembollerin yer aldığı bir iletişim sistemidir. Bireyi sözel iletişimde yeterli hale getirmek için yapılan etkinliklerin tümü, konuşma becerisini geliştirmeye yönelik etkinlikler olarak adlandırılır. Konuşma sonradan kazanılan, öğrenilen bir beceridir. İşitme engelliler uygun eğitim alamadıkları sürece konuşmayı kendi başlarına öğrenemezler. İşitme engellilerin konuşma becerilerinin geliştirilmesinde, çocuğa günlük hayatında en çok gereken konuşma kalıplarının saptanması ve oluşturulan kalıplar halinde konuşmanın doğal süreç içinde kazandırılması yararlı olmaktadır. İşitme engelli bireye konuşma eğitimi verilmesinin amacı ise, bu bireylerin ana dilin sözel iletişim kısmını etkili biçimde kullanabilir hale gelmelerini sağlamaktır.



    İfadeyi geliştirebilme amaçlı dil ve konuşma becerisini geliştirmeye yönelik etkinlikler içinde, ihtiyaç duyulduğunda öğrencinin konuşmasının anlaşılabilirliğini geliştirmek, daha doğru, net ve akıcı konuşabilmesini sağlamak amacıyla ses ve artikulasyon çalışmalarına yer verilir.



    Ses çalışmaları



    Kişinin konuşma sesini, arzu edilen biçimde kullanabilir hale getirmek için yapılan etkinliklerin tümü, ses çalışmaları olarak adlandırılır. İşitme engeli olan bireylerin sesleri, engelin derecesi, oluş zamanı ve eğitim durumuna göre değişmekle birlikte, normal işitme duyarlılığına sahip bireylerinkine pek benzememektedir. Bu bakımdan eğitimde, işitme engelli çocukların konuşma becerileri desteklenirken, sesin doğru kullanımına yönelik çalışmalar da yapılmalıdır.


    v İşitme engellilerin ses çıkarabildiği unutulmamalıdır.

    v Ses çalışmalarına erken başlanması ve sürekliliğin sağlanması önemlidir.

    v Çocuğun sağlık durumu ile ses problemi arasında ilişki olabilir. Onun için ses problemi olan her çocuk, doktor muayenesinden geçirilmelidir.

    v Ses bozukluğunun sebepleri ya da yan etmenleri iyice bilinmelidir. Ses bozukluğunun sebeplerinin ortadan kaldırılmasına ya da azaltılmasına öncelik verilmelidir.

    v Çocuğa sesinin aksayıcı bir yönü olduğu fark ettirilmelidir.

    v Ses probleminin giderilmesinde dinleme ve işitme becerisini geliştirmeye yönelik çalışmaların yararı vardır.








    Artikülasyon çalışmaları



    Artikülasyon, soluğun gırtlaktan sonra, konuşma organlarında (yutak, ağız, burun boşluğu, dudaklar, dişler, dil) konuşma dilimizin geleneksel seslerine dönüştürülüp biçimlenmesidir. Artikülasyon çalışmalarında amaç, çocuğu dilimizin seslerini doğru ve kolayca çıkarıp birbirine ulayabilir hale getirmektir.





    v Artikulasyon çalışmalarına olabildiğince erken başlanması ve sürekliliğin sağlanması önemlidir.

    v Arikülasyon çalışmalarında çocukla birebir çalışma esas alınır.

    v Artikülasyon çalışmaları tek bir yerde sınırlı kalmamalı, çocuğun yaşamının geçtiği her ortamda yer almalıdır.

    v Öğrencinin ve öğretmenin artikülasyon organlarının sağlıklı olması doğru bir artikülasyon için önemlidir.

    v Artikülasyon çalışması için tek bir yöntem yoktur. Bu alanda kullanılan yöntemleri ve bunların karışımından oluşan yöntemleri, duruma göre kullanmak gerekmektedir.

    v Artikülasyon çalışmalarında dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta da, seslerin kelime bütünlüğü içerisinde çıkartılmaya çalışılmasıdır.

    v Çocuğun çıkaramadığı sesler arasından öncelikle ünlü sesler çalışılmalı, daha sonra ünsüz seslere geçilmelidir.

    v Çalışmalar, kolaydan- zora , önden - geriye, bilinenden- bilinmeyen seslere doğru yapılmalıdır (Örneğin /p/ sesi /k/ sesinden daha kolay çıkarılabileceği için /p/ sesinden başlanabilir. /b/ sesi ağzımızın ön kısmından çıkar, /g/ sesi ise arka seslerdendir. Bu yüzden / b/ sesinden başlanabilir).

    v Etkinlikler çocuğun yaşına göre oyun şeklinde verilirse, daha başarılı olunabilir.

    v Artikülasyon çalışmaları önceleri yoğun bir şekilde daha sonra ise azaltılarak yapılabilir.

    v Artikülasyon çalışmalarında tüm duyulardan yararlanılmalıdır.

    v Artikülasyon çalışmalarında kullanılan eğitim araç ve gereçlerinin çeşitlendirilmesi önemlidir.

    v Artikülasyon çalışmalarında seslerin abartılmadan, normal ağız hareketleriyle çıkartılmasına özen gösterilmelidir.




    Dil ve konuşma becerilerinin geliştirilmesinde, özellikle ses ve artikülasyon çalışmalarında konuşma terapisti gibi konu ile ilgili uzmanlardan destek alınması önemlidir.



    İşitme engellilerin eğitiminde, dil ve konuşma becerilerinin geliştirilmesine yönelik etkinlikler içinde yer alan tüm süreçler, kendi başına, bağımsız, birbirinden ayrı olarak düşünülmemeli, hepsinin birbirinin hem etkileyicisi hem de tamamlayıcısı olduğu unutulmamalıdır.



#10.02.2010 21:06 0 0 0
  • Kalıtsal zekâ geriliğinin ve öğrenme güçlüğünün bilinen en sık nedeni olan Frajil X sendromu (FXS), FMR-1 genin mutasyonuna bağlı olarak görülen genetik bir bozukluktur. Her iki cinsiyette görülmekle birlikte, erkeklerde semptomlar daha ağır seyretmektedir.

    Frajil X sendromlu kişilerin fiziksel, davranışsal ve bilişsel gelişim alanlarında normal gelişimden faklılaşan özellikler gözlenmektedir. Özellikle erişkin erkeklerde, uzun yüz, büyük ve belirgin kulaklar ve makroorşidizm görülür. Düztabanlık ve bağ dokuyla ilgili problemleri belirgindir. Küçük çocuklar ve kadınlarda bu özelliklerden bazıları bulunabilir ya da gelişimleri normal seyredebilir.

    Duyusal uyaranlara çok hassas olan FXS olan bireyler kalabalığa, gürültüye ya da dokunmaya tepki gösterebilirler. Kimi FXS olan bireyler sosyal ilişki kurabilen arkadaş canlısı olabildikleri gibi, kimileri ise otistik-benzeri davranışlar gösterebilirler.

    Frajil X sendromlu erkek çocukların hemen hepsinde hafiften ciddiye kadar değişebilen derecelerde öğrenme güçlüğü ve ağır kognitif bozukluk görülebilir. FXS olan kız çocukların ve kadınların çoğunda ise zeka normal seyrederken, yaklaşık üçte birinde öğrenme sorunları görülür. Hastalıktan etkilenen kızların çoğunda öğrenme güçlükleri hafif ya da orta düzeydedir. Öğrenme güçlüğünün yanında FXS olan bireylerde hiperaktivite bozukluğu, dikkat eksikliği, hızlı konuşma, hece ve sözcük tekrarları (ekolali), ince ve kaba motor hareketlerde güçlük ve duyusal bilgileri algılamakta ve uygun yanıtı vermekte zorluk görülebilir.

    FXS olan bireylerin karşılaştıkları sorunlardan bir diğeri de dil ve konuşma alanında gözlenir. Gecikmiş dil ve konuşma hemen hemen bütün FXS olan bireylerde görülür. Konuşmanın üretimi açısından bakıldığında, çoğu FXS olan bireylerde konuşma üretimi 3 ya da 4 yaşına kadar görülmeyebilir. FXS olan erkelerin yaklaşık % 15 inde işlevsel konuşma edinimi olmamaktadır. Ancak, hemen hemen bütün FXS olan çocuklar alternatif ve destekleyici iletişim yöntemleriyle iletişim kurmayı öğrenebilmektedirler. Alternatif ve destekleyici iletişim yöntemleri basit resimli kartlardan yüksek teknolojili, bilgisayar merkezli konuşmaya kadar değişiklik göstermektedir. FXS olan çocukların büyük bir çoğunluğunda konuşma üretimi gerçekleşmektedir. FXS olan çocuklar, özellikle konuşma hızının ve/veya sözcük sıralama veya cümle kurma hızının azaltılmasına yönelik destekleyici eğitime gereksinimleri olmaktadır. Ayrıca, konuşma üretimi gerçekleşse bile, bu çocukların birçoğu açık ve anlaşılır konuşmakta sorun yaşamaya devam etmektedirler.

    Alıntı
#10.02.2010 21:03 0 0 0
  • Duyusal yoksunluk ve davranışsal etkileri:
    İnsan, büyük ölçüde duyularına bağlıdır. Duyuları yolu ile aldığı bilgi onun dünyasını oluşturur. Duyum çeşitlerinden birisinin eksikliği, geri kalan tümünün fonksiyon ve bütünleşmesini değiştirir. Belli bir duyusal girdi eksik olduğunda, geriye kalan duyulardan kazanılmış olan deneyim farklı yapıdadır. İşitme engeli, davranışı değişik şekillerde etkiler.

    Duyusal yoksunluk algısal azalmaya yol açar.
    Görmeyi kılavuz duyu olarak kullanan işitme engelli çocuk, çevresinde görsel olarak kontrol edemediği değişiklikleri ürkütücü deneyimler sonunda öğrenir.
    İşitme engelli çocuk için, titreşimler, duyumsal sinyal olmaya başlar. Çocuk, titreşimleri hissettiği zaman, olan biteni anlamak için araştırır.
    Lisan ve lisan gelişimi:

    Lisan, düşüncelerimizi ifade etmede, bireylerle sözel olarak iletişim kurmada kullanılan bir araçtır. Lisan, doğal olarak işitme duyusu ile öğrenilir. Çocuğun lisanı, işittiği konuşma seslerini dinlemesi ve taklit etmesi ile gelişir.
    işitme engelli çocuk için çevresindeki objeler ve bireyler sadece görüntü olarak vardır.
    İşitme engelli bebeklerin, yaşamın ilk aylarında kendiliğinden çıkardıkları sesler, yaklaşık 9 ay civarında sona erer.
    İşitme engelli çocukların çoğunluğu işitme cihazı kullanmak kaydı ile, konuşarak iletişim kurma yönünde eğitilmektedir. İşitme engelli çocuğun ne kadar konuşma öğrenebileceği verilen eğitimin özellikleri ile beraber bazı faktörlere bağlıdır. Bunlar;

    Ne kadar duyabildiği,
    Net olarak duyup duymadığı,
    Çevresindeki yetişkinlerle kurduğu iletişimin anlaşılabilir nitelikte olmasıdır.
    İşitme engelli çocuğun kelime kullanmayı öğrenmesi bir hayli zaman alabilir.
    İşitme engelli çocuğun konuşması yabancılar tarafından kolay anlaşılamayabilir.
    İşitme engelli çocuğun lisanı kullanmanın yanında anlamada da güçlükleri olabilir. Çocuk duyduğu konuşmaları yorumlamada zorlanabilir.
    İşitme engelli çocuklar, yazı yazarken kelime atlama veya kelimeleri yanlış yazma hatalarını sıklıkla yapabilirler.
    Zamir, takı ve sıfatların kullanımında hata yapabilirler.


    Zihinsel gelişim



    Zihinsel gelişim, çevremizle etkileşimimizi ve dünyamızı anlamayı sağlayan bilginin edinilip kullanılmasına y. m eden tüm süreçleri içerir.
    İşitme engelli çocuk, normal yaşıtlarına göre lisanı kullanamadığı için zihinsel gelişiminde gerilikler gösterebilir.
    İşitme engelli çocuğun açık ve anlaşılır konuşmaya sahip olmaması; düşüncelerini ifade etmesine ve başkalarının düşüncelerini anlamasına engel oluşturmaktadır.
    İşitme engelli çocukların sözel ifade kullanmadan kuracakları iletişim zihinsel gelişimleri üzerinde etkili olacaktır.
    İşitme engelli çocukların zihinsel becerilerdeki gecikmeleri, eğitim ve yaşantı eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bu çocuklara yeteri kadar uyarıcı verilemediğinden öğrendiklerini pekiştirip davranış haline geçiremeyebilirler.
    Normal işiten ve işitme engelli çocuklar arasındaki zihinsel yeteneklerini kullanma yönündeki farklılık;

    İşitme engelli çocukların lisanı yeterince kullanamamalarına, Çevrelerini tam olarak değerlendirememelerine, Her iki grup arasındaki eğitim sistemi farklılıklarına bağlanabilir.



    Duygusal gelişim:

    Duygusal gelişim çocuk için çok önemlidir. Sağlıklı duygusal gelişim için, çocuk ve ona yöneltilen davranışlar arasında bir denge olmalıdır.
    İşitme engelli çocukların ailelerinin gösterdiği aşırı koruyucu tutum, çocukların kendi başlarına hareket etme yeteneğini kısıtlar.
    İşitme engelli çocuklar isteklerini, duygu ve düşüncelerini ifade edemedikleri zaman aşırı huysuz, sinirli ya da saldırgan olabilirler.
    Çocuk bu davranışı hangi durumlarda gösterir?

    Herhangi bir sebeple engellendiğinde,
    Üzerine çok fazla gidildiğinde,
    Yapmak istemediği ya da başarılı olmadığı durumlarla karşılaştığında. Bu gibi durumlarda;
    Çocuğun bu davranışına sebep olan durumun ortadan kaldırılması,
    Çocuğun dikkatinin başka yöne çekilmesi etkili olacaktır.


    İşitme engelli çocuğu sosyal çevre ile ilişki içine sokmak, insanlarla iletişim kurmasını desteklemek bu tip davranışların azalmasını sağlayacaktır. İşitme engelli çocuğun öğrenme becerisini güdülemek için uygun ödül seçilmeli ve kullanılmalıdır.



    İşitme engelli çocuğun dikkatini yöneltmesi için uyarıcının çocuğun görme alanı içerisinde olması gerekir.

    İşitme engelli çocuklar, sözel ipuçlarını işitme duyuranını kullanarak değerlendiremezler.

    Motor gelişim:

    İşitme engelli çocuklar, başını tutma, oturma, emekleme ve yürüme gibi motor becerileri kazanılmasında normal işiten çocukların gelişim aşamalarını izler. Bu çocuklarda geri geri yürüme, ip üzerinden atlama ve bunun gibi genel vücut koordinasyonunun sağlanması ve dengeyi gerektiren hareketlerle, düğme iliklemek gibi görsel motor koordinasyonu gerektiren bazı becerilerde güçlük gözlenebilmektedir.

    Normal çocuklara kıyasla ortaya çıkan bu güçlüklerin nedenleri;

    İşitme engelli çocukların denge ve merkezi sinir sistemi yönünden hasarlı olma şanslarının daha fazla olması (geçirilen hastalıklara bağlı olarak),
    Bir hareketin izlenmesi ve yerine getirilmesi ile ilgili sözel ifadeleri işitme duyularını kullanarak algılayamamaları,
    İşitme ile ilgili ipuçlarını değerlendirmekten yoksun olmaları,
    Aileleri tarafından aşırı korunmalarına bağlı olarak motor performansları yeteri kadar geliştirememelerinden kaynaklanabilir.


    Sosyal gelişim:

    Çocuklar büyüdükçe diğer insanlarla karşılaşır ve onlarla olumlu ilişkiler kurarlar. Bu durum, sosyal gelişimin kaçınılmaz ve devamlı bir kuralıdır.
    İşitme engeli karşılıklı iletişim kurma ile ilgili pek çok problemi ortaya çıkarır.
    İşitme engelli çocuklar iletişimlerindeki güçlüklerden dolayı genellikle tek başlarına oynamayı tercih ederler.
    İşitme engelli çocuklar; Daha az mutlu, * Daha az yumuşak başlı, Çevreleri ile ilgilenmelerine rağmen daha az yaratıcıdırlar.

    İşitme engelli çocuklar normal işiten yaşıtları kadar sosyal olgunluk kazanamamaktadırlar.
    Çocuğun işitme engelinden başka özrü yoksa kendini kabul etmesi daha kolay olmaktadır.
    Çocuğun aile bireyleri ile gireceği olumlu iletişim de kendini kabul etmesinde etkilidir.
    İşitme engelli çocukları toplum içinden ayrı tutmak yerine, onları topluma kabul ettirmek ve performansları ölçüsünde toplum içine katmaya çalışmak gerekmektedir.


#10.02.2010 21:02 0 0 0
  • 1-Yeni işitme sisteminizi ilk olarak sadece alıştığınız çevre içerisinde bir kaç saat süreyle kullanın. Bu sayede kulağınız çok yönlü seslere tekrar alışacaktır. İşitme merkeziniz de kullanılabilir ve kullanılamaz sesleri birbirinden ayırt etmeyi daha hızlı öğrenecektir.


    2-Ses yüklenimini yavaş ve dikkatli bir şekilde arttırın.


    3-İlk olarak sadece tek bir kişiyle konuşun.Sesi normal şiddeti ile algılamaya tekrar alışın. Normald farketmediğiniz sesleri algılamayı deneyin.


    4-İşitme sisteminizle telefon görüşmesi yapmayı öğrenin Telefon ahizesini doğrudan işitme yardımcınıza monte edilmiş mikrofona doğrultun.Yansıma (çınlama) oluyorsa ahize ile cihaz arasındaki mesafeyi arttırın.


    5-Televizyon ve radyo yayınlarının tadını çıkarmaya başlayın. Hemen her şeyi anlamayı beklemeyin. Müzik veya sesli yayınlardaki ses şiddeti oynamaları nedeniyle, kulakları iyi duyan kişiler bile tüm sesleri rahatça algılayamaz.


    6-Bir konuşmaya katılmak istiyorsanız konuşan kişinin yakınına oturun. Karşınızdaki kişi ile göz teması kurun. Çünkü gözleriniz konuşulanları daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır.


    7-Sistemi banyoda ve nemli ortamlarda saklamayın. Nem hassas cihazları kötü yönde etkileyecektir. Ufak yardımcılarınızı düşürmeyin, mikro elektronik ve ses konventörü zarar görebilir. Pillerin ömrünü uzatmak için pil haznesini açın.


    8-İşitme sisteminizi geceleri kullanmayın. Saatinizin alarmını duymayacağınızı düşünüyorsanız odyometristiniz pratik ek cihazlar hakkında bilgi verecektir.


    9-Yeterli miktarda yedek pil bulundurun.


    10-İşitme sistemleri doğrudan vücut üzerinde taşındığında bakımının iyi yapılması gerekmektedir. Bakım malzemeleri ve saklama şartları hakkında bilgiler edinin.
#10.02.2010 20:59 0 0 0
  • Adım kadar emin olduğum bazı şeyler vardır benim toplanırdık arkadaşlarla tartışırdık
    Havadan sudan derken kendiliğinden asıl konu çıkardı ortaya gene böyle birgün.
    Sohbette okumakdan çıkdı konu okumak herşeyin çözümü değil dedim .
    Okumak başka okumak başkadır dedim bilgi para olmamalı dedim
    Aldılar aşarıya gittiler arkadaşlar okumak kültürü artırmak olmalı dedim .
    Biz okumayı devlet dairesine girmeye eş değer görüyoruz dostmuyuz dedim elbette .
    Dediler yazın dedim öyleyse aklınızın bir köşesine .
    Doğan ölenden çok olursa şişkinlik olur yani okuyan sadece devlet dairesine girmek.
    yada benzeri okumuşların yapacağı işler biz böyle algıladığımızdan dedim.
    Engeç beş on sene sonra işsizlikler ortaya çıkar .
    Bu sizin beyenmediğiniz esnaflık işsizliğin en büyük ilacıdır bak göreceksiniz dedim .
    yönetenler bu dediklerini görmüyorlarmı dediler bende gördüklerini sanıyordum .
    sizin gibi dedim bu tartışdığım arkadaşlarımda yüksek tahsilliydi.
    Kişi ben okudum diye örneğin zeytine çırpmak istemez tarlaya girmek istemez .
    Bazı küçük işler zincirin halkalarını tutan onlar kaybolur dedim maliyet artar .
    Anlatamam dedim kişiler ben enayimiyim der denge bozulur bir taraf ağdırır .
    isteyen okumalı dedim dal küçükken eğilir derler atalar dünya değişmez .
    dedim 2 her zaman 2 daha 4 eder dedim yol seçeceksin bu yolmu O yolmu .
    İkisinden biri çocukları küçükken ne olacaksa biraz ondan biraz bundan olmaz .
    Dağdaki keçiyi kim güdecek dedim mesela bir yaşdan sora o kişi onu gütmez .
    Ya kişinin kafa okadar çalışıyorsa sen çıtayı yükseltmişsin atlayamaz.
    Onun için sistemde hilemi yapacaksın yada .
    Diploma vermek için diplomamı vereceksin.
    Yada ittirip ezberletip dünya durmadan yeniliyor kendini ezberlettirsen .
    Yoksa yokdur dedim her şey yerinde güzeldir zorla olmaz .
    Bir damlası bütün özelliklerini taşır dedim tartışmayı bitirmek için .
    Doğru olması için benim cevap verememem lazımdı doğruyu cevap bulamazsınız.
    dedim daha burda demediğim bazı şeyler var bana sen okumaya karşısın .
    Okumak şudur okumak budur yapmayın dedim okumak kişiyi parlatır başkalaştırmaz.
    Siz okumayla herşeyin biteceğini sanıyorsunuz .
    Beyazı süper beyaz siyahı süper siyah yapar benmi okumaya karşı olurum.
    Ben dedim iki saatdan beri okumak kültür artırmak için olmalı diyorum .
    Çok olan şeylerin değeri düşer çokun olduğu yerde neyse ya anlatamıyorum dedim.
    Dengeli olsun dedim herkes satıcı olursa kim alacak denge bozulur dedim .
    Derken aradan yıllar geçti gene geçerken uğradım aynı arkadaşlar hemen hemen .
    Arkadaşlar dert yanıyor herkes işinden dertli kimi memuriyetten kimi şundan kimi bundan Samimi olduğum arkadaşım sen haklıymışsın dedi .
    Şu arkadaş şu okulu bitirdi alakasız bir işde çalışıyor bu arkadaş falan okulu bitirdi.
    Boşda şu şöyle bu böyle dedim boşverin ozaman çıkamamışdık işin içinden şimdi .
    Yaşda geçti artık dedim hem ben o işleri bırakdım dedim şimdi yazıyorum.
    Yazılar itiraz etmiyorlar.
    Ozamanlar tartışıp duruyorduk iş olacağı yere varıyor kim ne derse desin.
    Alakası yok belki amma bu fıkrayı seviyorum
    Bizim laz uşağa sormuşlar idam cezasına çarptırıldın son sözün ne demişler.
    idam edileceksin buda bana ders olsun demiş.


    Yahya Sevim. Aydın.



#10.02.2010 15:47 0 0 0
  • Sanırım yıl 1966/ 1967 - falan Aydın kemer dede kuyusu mevkiinde .
    Annem ben ablam enişte incir üzüm bağında incir üzüm zamanı yazın .
    Bağ komşuları Iraz nine eniştenin kardeşi hasan abi ve eşi umman yenge.
    Sanırım daha bir kaç komşu abla ikidebir sinema der dururlar .
    Ben beş altı yaşlarında var yokum sinemayı onlardan duydum birgün hep birlikde.
    cümbür cemaat çıkdık bağdan sinemaya Falan film varmış şöyle güzelmiş
    Böyle güzelmiş iki film birdenmiş sanki yinecek şeymiş gibi .
    Ballandıra ballandıra anlatıyorlardı giderken ben ne olduğunu bilmeden dinliyordum.
    Vardık bir sürü sıralı tahta sandayelerin hepsinin bir tarafa baktığı yere .
    sanırım plak çalıyor herkesin elinde çiğdem yada gazoz bizede geldi hepimize.
    Ben dedim ne güzel şeymiş bu sinema ben sinema bu sanıyorum .
    Herkesin elinde gazoz yada çiğdem yada bişey ne güzel benim hiç görmediğim şeyler.
    Şimdi anlıyorum sinemanın en ön sandalyelerin bir arka sırasına oturmuşum .
    Zaten arka taraflar tıklım tıklımdı önden seyretmesi güzel değilmişya ondan boşmuş.
    Ne güzel plak çalıyordu cıvıl cıvıl lambalar bir elimde gazoz derken .
    Birden ışıklar söndü hemen ardından kiremit renginde bir jeep tam gaz üstüme .
    Yetmemiş gibi adamın biri bana nişan alıyor kayanın üstünden ben bir feryat bir ün.
    Lambalar yandı ben ağlamakdan beni araba çiğneyecekdi beni öldüreceklerdi.
    Yanımdakiler etraf yok çocuğum O filimdi O şakaydı şuydu buydu olmaz .
    Ün feryat filimi seyretmeden hep beraber çıktık geldik Yazlık sinemaymış.
    Yıllar sonra izmirde recep kaymağın beyaz gelincik filmiymiş seyrettim .
    Hala aklıma gediği zaman gülerim zaman ne hızla değişiyor .



    Yahya Sevim Aydın .
#10.02.2010 15:44 0 0 0
  • Konu: Tombala



    Bir gün yıl sanırım 1974/ 75.lerde izmirde hatay caddesinde çırağım yorgancıda .
    Dükkanın alacak verecek işlerini ben yapıyorum .
    Ustam 140 lira para verdi belkide cebindeki son para .
    Pamuk alıp hisar önünden gelicem beni bekliyor kalfa ve ustam.
    140 liranın içinde taksi dolmuş parası pamuk parası var.
    Ben bazen para artırı üçbeş kuruş kimse çakmazdı .
    Örneğin taksiye binmez yaya giderdim ta hisar önüne taksiyle gidiş zamanımız .
    Hemen hemen aynıydı koşarak giderdim hisar önüne kadar taksi parası vermez .
    Taksi parasını harcardım .
    O gün dükkanda herkes beni bekliyor taksiye binmeden çıktım koşarak kemeraltına kadar.
    Ozaman lar yabancı sigaralar bakkallarda satılmazdı aralarda gizli tombalacılarda falan .
    Yanından geçerken sigaranın ismini vermiyeyim yabancı sigara var yada tombala .
    11 taş on lira bende küçüğüm merak işte zaten taksiyede binmemişim dedim .
    Çekeyim şurdan 11 taş çıkmadı giderken yüklü olduğundan taksiye biniyordum .
    Onuda yaya gidiveririm dedim bir 11 daha gene çıkmadı 250 gram eksik alırım dedim .
    gene çıkmadı derken ben kaptırmışım kalmış 10 lira bas dedim bakarsın çıkar satarım
    Verdiklerimi geri alırım kurtulurum gene çıkmadı ya dedim olan olmuş bari bir paket
    Ver bukadar para gitti olmaz dedi adam ayrıca şimdi anlıyorum zaten çıkma şansı
    yokmuş O kartlar O torbadan değilmiş neyse sabah çıktım saat olmuş öğleyin 13.00
    Aklım başıma geldi ne pamuk var yanımda ne hiç bişey ne taksiye binecek para .
    Koşarak aç karınla yokuç yukarı vardım hatay caddesine usta herkes beni bekliyor.
    yorgan dikecekler benim yalan hazır parayı düşürdüm usta burnundan soluyor.
    Dinlermi seni ben olsam şimdi bende dinlemem geç içeri bir araba sopa .
    Ödedim bedelini oda bana ders oldu bidaha tombalacının yanından geçmiyorum hala.


    Yahya Sevim -Aydın
#10.02.2010 15:43 0 0 0
  • Yaşayarak anlatamadığını okuyarak nasıl anlatacaksın en iyi anlatmak
    Bire bir takbikidir anlamayana o bile yetmez neden böyle başladım
    Yurdumda öyle taşlar kalkdıki yerinden bir bilen vardır dedim ben doğru bulmamışdım
    Hala daha bulmuyorum kalkan taşlar ana taşlardı çok düşünülmesi kerekirdi
    Bu yurdun her yanı dümdüz ova değilki
    Hesapladım hep cevap verilecek bir sürü yanları var
    Halbuki benim açımdan doğru doğruysa cevap verilemezdi verilse bile Komik olurdu kem küm denir doğru doğru olduğu hemen anlaşılırdı hadda tam doğru en yakın doğru gibi hesaplamışdım peki şurası şu olursa burası bu olursa baktımki kesin yanlışdı çünkü eksikleri sayılacak gibi değildi örneğin bir örnek versem
    Ancak yeter zaten sayfaya hem bir damlası bütün özelliklerini taşır neyi neyse
    Çoçukları aman çocuğum sen oku biz senin bütün ihtiyaçlarınızı karşılarız
    Çocuklar eksik büyüyor bu sistem yeni mecburi oldu hadda o sistemin meyveleri
    bir bilenler akıl veriyorlar çocuk çalışırmıymış ne yapmalıymış çocuk okumalıymış
    Başka okumalıymış okumalıymış okumalıymış başka eğlenmeliymiş oynamalıymış
    Biz demezmiyiz dal küçükden eğilir çocuğu zaten oynatmasanda oynar bu arada
    Çalışmalı amma hayatı anlamalı nasıl olduğunu görerek bilmeli hayatı masal sanmamalı
    Hayat baştan sona bir bütündür yemeğin bir şeylerinin eksik olması gibi
    Çünkü görmeden kimse hiç bir şey bilmez sonra pardon dememeli bırak pardonu
    yetiştirdiği yanlışı yüklememeli başkasının üstüne yüklemeyecekmi yüzde yüz yükleyecek
    Çünki kendinin kazandığı kendine yetecek baş edemiyorum diyecek sıyrılacak
    Nerdenmi biliyorum hem hesapladıydım tutmamışdı hem şimdi ulu orta yayılı etrafda
    Çocuk okumuş biz vermişiz herkes değil tabiki yalnız şimdi çok büyük çoğunluğu
    hadda öyle işleri iş olsun diye yaptırmışızki o işler zaten insanlık içindi hayrına
    Bu sistemdeki mecburiyetten çocuk büyümüş biz vermişiz çocuk doğal olarak
    Alışmış çünkü dal küçükken eğilir yoksa yeni bir dal türümü bulduk yokki
    İhtiyaçlarıda büyümüş tabiki büyüyecek çocuk öğrenmemişki ekmeğini taşdan
    Çıkaramıyor çocuk görmemişki senin gördüğünü masal gelir sorsan çocuğa
    Çok çekdim der ne çekdin desen okuldan eve yaya geldim der mesala beyler
    Derlerki başka ülkelerde böyle biz demezmiyiz aynı ilaç bir başka aynı hastaya bile
    İyi gelmez Oralarda başka ülkeleri sömürüp kendi vatandaşlarını öyle yönetiyorlar
    Ondan onların sistemleri aradaki açığı ordan kapatıyorlar Biz hangi ülkeleri sömürge altına alalımda bizim böyle tarihimiz yokki üstünden geçinelim
    Şimdi kaldırdık taşları çocukları alıştırdık eğlenecek para gerek gezecek para gerek
    Yakın olaylara bakın Azımsanmayacak kadar çok anlatamıyorsun ben o işi yaparmıyım
    Diyor çocuk peki o işi kim yapacak dal küçükken eğilirdi beyenmiyor masa başı işi
    İstiyor hemde çok paralı iyide onu nerden bulucaz o açığı nerden kapatacaz
    Uzun hikaye yaşamadan bilinmez hani dağdaki keçiyi kim güder misali O ot dediklerimiz
    Sonra kim varır yanına ceviz dağda yalnız kalır şunu iyibilinki asla demez
    Ben geldim buyurun beni yiyin bunlar minnacık örnekler hayal edin çoğaltın
    Ben sanırdımki bunlar ince ince hesap edilmiş öyle sunulmuş halbuki hasapsız olduğu
    Her yanından belli yeni yeni olaylara hazır olalım hiç şaşırmadan
    Hani oralarda oluyorya onlardan çocuklar sanıyorlarki biz bakılmalıyız kısaca
    İş olmayan işleride iş yapmışız bizler şimdi haydi hayırlısı tepbirsizde hayır olmazya
    hayırlısı diyelim fillerden bıkmışlar gidelim demişler padişaha hoca sözcümüz olsun Hoca çıkmış timurun karşına bakmış arkasında kimse yok ne etmeli yoksa kelle gidecek

    Şey demiş fillerden çok memnunuzda üç fil daha istemeye geldim....


    Yahya sevim .Aydın .

#10.02.2010 15:41 0 0 0