Kayıp düşmek üzereyim. Ya bir basamak yukarı-ya çıktığım kadar aşağı.
Her zaman beni mutlu eden aklım sanki firar edecek. Çıkılmaz dehlizlere dalıyorum. Ne gece ne gündüz ikisi de birbirinden farksız. Arayış anlamsızca, sebebsizce, öğütürcesine arayış. Sokaklar, arabalar odalar insanlar Aman Yarabbi çıkılmaz bir çöküş. Dil kilitlenmiş. Beyinim şak diye ortadan ikiye ayrılacak. Ona da razıyım. Bölünse belki rahatlarım. Nasıl bir yokluk yaşıyorum. Her yer- her şey gerçeklerden kopmuş. Hayal olmuş. Elimi uzatsam bütün görüntüler erimeye yüz tutmuş buz gibi dağılıverecek.
Kopmak istiyorum. Bedenim kendimden kopmak istiyor. Dizlerim bir adım sonrasını kaldırmayacak. Nasıl bir mecalsizlik-takatsizlik. Yaşamıyorum. Nefes almıyorum. Konuşmuyorum. Bitmişlik, tükenmişlik, anlamsızlık. Tüm tanımlar lal olmuş.
Tanıdığım insana yabancıyım. O başka yerde ben başka bir yerde. Birbirini kavrayan tüm elementler çözülmüş. Atomlar birbirinden uzaklaşmak istiyor. Zerreler başı boş.
Nasıl bir araya gelirim? Nasıl tekrar ben olurum?
....Bir bahar düşüm vardı o da erik dallarında çiçekler açmadan gün batımına konakladı.
....Bir gün batımı düşüm vardı sevdiceğim.Seninle el ele arş-ı ala/ya yürümekti tek dileğim.Olmadı yar boşuna bekledim...
....Bir kış düşüm vardı ömrü ahir dediğim.Nice nice baharlardan biriktirdiğim kış düşüm.Oda aşk,sevgi denizlerimiz de yüzmekti, iki beden bir can da.Sonra da dolu dizgin akmaktı okyanusa.Mamafih daha salınmadan halatlar gemi vurdu karaya.Düş/tü...
Ne çok yoruldum artık hüzünlü şarkılardan
Ne çok bezdim acılarımı an be an yaşamaktan
Aklı avareyim bu yürekte sönmeyen yangınlardan
Neyse ki hala kopmadım ben kopmam umutlarımdan
Kim bilir belki de
Önümüzde yaşanası mümkün ayazı / boranıyla
Uzun uzadıya hiç bitmeyecek bir kış var...
Bilir misin şair
İçimiz de ne çok dünden arta kalanlar
El bile değemediğimiz ...
Aşkımızın fırtınalarından kopan
Ve hala avuçlarımız da saklı kalan
Kış....
D
Ü
Ş
...
..
.
.
.
Her şeyden önce hayatın adil olmadığını biliyorum.
Doğumuma ben karar vermedim.
Ölümüme de karar verecek olan ben değilim.
Doğduğum gün başlamıştı ölüme yolculuğum!
İradem dışında oluşan ve beni derinden etkileyen olaylar zinciri de benim kurgum değil!
Yani değiştirmeyeceğimin bilincindeyim.
Gözümü açtığımızda uymak zorunda olduğumuz bir takım kurallar manzumesi ile karşılaştım.
Çoğu kez özgür değilim.
Çoğu şeye ben karar veremiyorum.
Çoğu kez bir şeylere bağlıyım kopamıyorum.
Hiçbir canlın hiçbir konuda eşit yaratılmadığının bilincindeyim
Kimi fakirdir, kimisi zengin
Kimi hastanelerden çıkmaz, kimisi oturduğu yerde hastanenin adresini bilmez Kiminin başında dünyalık sıkıntı ve kazalar eksik olmaz,
Kimside sıkıntı nedir bilmez
Kiminin vücudunda bir engeli vardır. Körlük sakatlık zihinsel bir engel gibi
Kimside sapasağlamdır.
Bu güne kadar başımıza gelenler veya ileriki zaman dilimlerinde gelecek olanlarda hiç kimse için aynı değildir
Tüm insanlar gibi bende;
Mutlu olmak için,
Zengin olmak için,
Sağlıklı olmak için,
Olanca gücümle çaba sarf etmekteyim.
Ancak hayat alfabemde büyük puntolarla yazılmış olan yazgımda, bana öngörülenlerle yetinmek zorunda kalmışımdır.
Hayalini kurduğum birçok şeyi Zorla alamamışımdır.
Çünkü bu konuda inisiyatif sahibi ben değilim.
Peki, hayat neden adil değil?
Yüce yaratıcı herkesi aynı sosyal statüde ve aynı zenginlikte yaratsaydı
Herhalde dünya yaşanmaz bir yer olurdu diye düşünüyorum
Mesela her insanın doğduğu andan itibaren ölene kadar zengin kalması sağlansaydı;
Herkesin zengin olduğu bir dünyada
Çiftçilikle kim uğraşacaktı
Yediğimiz sebze ve meyveleri kim yetiştirecekti,
İçinde barındığımız evleri kim yapacaktı
Herkesin zengin doğduğu bir yerde işçilik kim yapacaktı
Üzerimizdeki elbiselerden, altımızdaki arabalara kadar kimler yapacaktı
Belki de taş devrini yaşayacaktık.
Herkesin eşit olacağı bir yer tabi ki olacak,
Tabi ki çileler ve sıkıntılar bitecek, ama bu dünyada değil,
Bunlar cennette gerçekleşecek
Peki, neden ben?
Hani bir sıkıntıyla karşılaştığımızda kendimize sorduğumuz soru "neden ben! "
Bu sorunun cevabını şimdilik bende bilmiyorum.
Ama diğer âlemde öğreneceğimi umut ediyorum.
Yüce yaratıcının bizim adımıza yazdığı yazgının neden ve niçin'lerini orada öğreneceğiz.
Öyle zannediyorum ki bu hayata çile çekenler fakirlikle hastalıkla vücudundaki bir engelle boğuşanlar diğer tarafta ödüllerinin fazlasıyla yüce yaratıcıdan alacaklardır.
Yani demem o ki, doğduğu andan itibaren gözleri hiç görmeyen birisi, gözleri gören birisiyle eşit tutulmayacak.
Yüce yaratıcı adildir. Gözleri görmeden dünya hayatını tamamlayan kişi belki de aklımızla hayal dahi edemediğimiz ödüllerle ödüllendirecektir.
Düşün Yarının Sabahlarına Sensiz Uyanırım
Sonra Her Notada Ölümü Besteler Canım
Kullanılan Fazla Kelimeleri Varmı Takacak Halim
Kendimi Kendi Karanlığımda Boğarım
Her Gecenin Bir Vakti Ağlarım
Bak Gidişine Bir Can Kurban Verdim
Yanarım Sadece Ve Sadece Yanarım...
İçini kamaştıran, yüreğini yakan son-umut
Boşuna olsa da yakarışlarla geçen zaman
Yokluğun kaçsa da güz'lerime
Hüzün aksa da ömrümün yanaklarından
Sana gelen yollar kıyamet olsa da yürürüm yar
Lacivert bereme ve lacivert eldivenime, kahverengi montum ve onun altına da siyah botlarım eşlik etti beyaz kar örtüsüyle birlikte... Şık değildim onun beyazlığının yarattığı etkiyle... Bilmem bahsettiler mi size, dizine kadar gelen, ara arada gökyüzünden ince ince inen karın altında ki yürüme keyfinden... Hele birde sabah olunca tadının başka olduğundan!
Sıcaktım, sıcak evimden çıkarken... Ama dışarısının beni daha da sıcak yapacağının farkında değildim, düz caddelerin sonu gelmeyen beyazlığını görmeden önce... Ağaçların dallarına tutulmuş; bu dallarda rüzgarın etkisiyle yere kolay serilebilen o beyaz kar birikintilerini...
Huzurdu dışarısı... Sıcaktı, özgürlüktü... Yürüdüm bu sokaklarda! Huzur olan, özgürlük olan, sıcak olan bu sokaklarda... Bazen kulağımda bir şarkı oldu, yarım kalan şarap misalinde... Bazen de hani derler ya; "sıcak sıcağı çeker" işte diyenleri haklı çıkarmak olduğundandır olsa niyetim,attım sıcaklığımı, bir çay ocağındaki, sıcak bir çayın doğru söylenmiş mi acaba merakına... Doğru olduğunu anladığım an'dır, ince belli sıcak bir kadını tutmak gibi olduğunun yarattığı şaşkınlığı... İçtim çayımın sıcaklığını, tuttum, hapsettim bedenime...
Sonra derken, derin kuytulardaki kar birikintilerine gömdüm adımlarımı! Zor adımlarla ilerledim, yüzümdeki gülümsemenin verdiği güvenle... Bendim, oydu, baş başaydık... Yürüdüm... Yürürken bir yamaca dikkat çekti gözlerim, duyduklarım! Ellerindeki ucuz poşetlerle,çocukların kahka atarak kaydığı,kaydıkça kahkalaştığı Beni de aranıza alabilirmisiniz? Dedim... Arkadaşlarına baktı, onay veren bakışmalar yaşadı... Elinde ki poşete baktı, onunda bundan memnun olacağını anladı... Bana uzattı... Kahkalarım karıştı kahkalarına... Kar kardeşi olduk yamaç aşağısının yaşattığı yuvarlanmalarla...
Artık kendime kızmaya başlamıştım.Ama bunun için ne yapmam gerektiğini veya nasıl başa çıkacağımı bilemiyorum.Bildiğim bişey varsa oda zor anlar yaşadığımdı sanki kendimi taşımakta zorlanıyordum.Buda yeni bir evreye girdiğimimi gösteriyordu yoksa olagan şeyleri ben mi abartmaya başlamıştım.Tabi bunların cevabınıda bilmiyorum en azından kendime acımamaya karar verdim.Zaten bunu hiç bir zaman yapmamıştım.Fakat bunu yapmamak için zaman zaman çok zorlandığım oldu.
Beni ayakta tutan direncimdi onuda kaybedersem bu seferde olmayan şeylerden bile etkilenip hayatımı zehir edebilirdim.Hayatımı kolaylaştırmaya çok çaba sarfettim bazen herşeyi görmezden geldim bazen insan davranışlarından yıklıdım ama hep ALLAHA şükürler olsun ayakta durmayı başardım.Peki bu ara değişen ne oldu:?bana kalırsa yoruldum kendimden çok başkalarının tavırlarıyla ezildim kahroldum.Elimde ne var bisürü problemle başbaşa kaldım.Bide hep herşeyi düşündüm herkesi incitmemek için çok çaba sarfettim beni çok üzmüş olsalar bile ama şimdi sadece insanların canını sıkmışım ve beni hiç anlamamışlar oysaki hayatımda var olan herkes için çok çabaladım ve onları çokk sevdim maalesef onları sadece sıkmışım.Bu durum biraz direncimi kırdı oysaki ne kadar çabalamıştım şimdi sadece şunu diyebiliyorum keşke yapmamış olsaydım ne onları sıkmış nede kendime zarar vermiş olurdum.Şimdi sevdiklerim onları çok sıktığımı sölüyorlar belkide hakkettim çünkü insanlar bencil insanları daha çok sevip saygı duyuyorlar benim kanaatim bu en azından pek yanıldığımıda sanmıyorum.
Şimdi pişmanlıklarımla beraber başbaşa geçmişi gözden geçirince kendimden başkasına kızamıyorum.Bende ben olmayı öğrenebilirdim hayatın bir ucundan yakalayıp kendimce eğlenebilirdim.Artık kendime GEÇMİŞ OLSUN dan başka bişey diyemiyorum.En çokda sevdiklerimi sıktığım için üzgünüm.Onlarla laylaylomlu bir beraberlik geçirebilirdim.Herkes kendi başının çaresine bakar biz sadece mutluluk rolleri oynaya bilirdik.Şu an bile bu anlayış tarzını benimsemediğim nasılda ortaya çıkıyor sadece mutluluk rolleri dedim.Aslında belkide onlar gerçekten mutlulardı umarım öyledirler.
Neyse hayatın özeti şu ki sen sen ol bencil ol sen kendinden sorumlusun hayatını zehir etme.Kimseyi anlamaya çalışma ve anlaşılmayı asla bekleme.Beklentilerin olduğu sürece hayatta mutlu olma şansın yok hayatı geldiği gibi yaşa ve asla ciddiye alma.Bunlar önemli kurallar tabi ki uygulamada başarılı olmak önemli ama yazarken bile bunları uygulayabileceğine inanmamak başından yenilgi .Ya yenilgilere aşinalığınla hayatta acıların insanı gibi yaşarım yada yeter artık deyip eyvallah demeliyim.
Bazen kaçacak yer aramıyor değilim hemen kendimi toplayıp hayattan kaçılamıyacağının farkına varsamda yinede sanki bir mola iyi olurdu diye düşünmeden edemiyorum.Deve kuşu gibi bir hayat elbetteki istediğim değil ancak belirli araların insana iyi geleceğini düşünüyorum.Fakat bunu hiç bir zaman yapamadım nezaman kafamı kuma soksam hayat benden önce davranıp oraya saklanmış oluyor.buda kaçış yok asla tabelasını tekrar kafamı vurmama sebeb oluyor.Tamam kaşış yok peki ya dinlenmek maalesef az ileridede hayat tembellik götürmez tabelası beni karşılıyor.Durmadan dinlenmeden bu iki kapılı handa diğer kapıya kadar olan maratona devam bu arada düşebilirsin yaralanabilirsin hatta sakatlanabilirsin ama yarışı kapıya varmadan terk edemezsin.O zaman bu koşuyu eğlenceli anlamlı ve öğretici bi hale getirmekten başka çare yok.Evet hayat ben varım buna belki geç kaldım ama henüzyarışı tamamlamadım.Bu da hala yarışta bir söz hakkım var anlamına geliyorr.