1sidelya

1sidelya

Üye
18.05.2009
Binbaşı
39.617
Hakkında

  • noimage


    Kayıp düşmek üzereyim. Ya bir basamak yukarı-ya çıktığım kadar aşağı.

    Her zaman beni mutlu eden aklım sanki firar edecek. Çıkılmaz dehlizlere dalıyorum. Ne gece ne gündüz ikisi de birbirinden farksız. Arayış anlamsızca, sebebsizce, öğütürcesine arayış. Sokaklar, arabalar odalar insanlar Aman Yarabbi çıkılmaz bir çöküş. Dil kilitlenmiş. Beyinim şak diye ortadan ikiye ayrılacak. Ona da razıyım. Bölünse belki rahatlarım. Nasıl bir yokluk yaşıyorum. Her yer- her şey gerçeklerden kopmuş. Hayal olmuş. Elimi uzatsam bütün görüntüler erimeye yüz tutmuş buz gibi dağılıverecek.
    Kopmak istiyorum. Bedenim kendimden kopmak istiyor. Dizlerim bir adım sonrasını kaldırmayacak. Nasıl bir mecalsizlik-takatsizlik. Yaşamıyorum. Nefes almıyorum. Konuşmuyorum. Bitmişlik, tükenmişlik, anlamsızlık. Tüm tanımlar lal olmuş.
    Tanıdığım insana yabancıyım. O başka yerde ben başka bir yerde. Birbirini kavrayan tüm elementler çözülmüş. Atomlar birbirinden uzaklaşmak istiyor. Zerreler başı boş.
    Nasıl bir araya gelirim? Nasıl tekrar ben olurum?


    İBRAHİM İŞLEYEN
#05.02.2010 22:52 0 0 0






  • ....Bir bahar düşüm vardı o da erik dallarında çiçekler açmadan gün batımına konakladı.
    ....Bir gün batımı düşüm vardı sevdiceğim.Seninle el ele arş-ı ala/ya yürümekti tek dileğim.Olmadı yar boşuna bekledim...
    ....Bir kış düşüm vardı ömrü ahir dediğim.Nice nice baharlardan biriktirdiğim kış düşüm.Oda aşk,sevgi denizlerimiz de yüzmekti, iki beden bir can da.Sonra da dolu dizgin akmaktı okyanusa.Mamafih daha salınmadan halatlar gemi vurdu karaya.Düş/tü...



    Ne çok yoruldum artık hüzünlü şarkılardan
    Ne çok bezdim acılarımı an be an yaşamaktan
    Aklı avareyim bu yürekte sönmeyen yangınlardan
    Neyse ki hala kopmadım ben kopmam umutlarımdan
    Kim bilir belki de
    Önümüzde yaşanası mümkün ayazı / boranıyla
    Uzun uzadıya hiç bitmeyecek bir kış var...
    Bilir misin şair
    İçimiz de ne çok dünden arta kalanlar
    El bile değemediğimiz ...
    Aşkımızın fırtınalarından kopan
    Ve hala avuçlarımız da saklı kalan
    Kış....
    D
    Ü
    Ş
    ...
    ..
    .
    .
    .


    Alıntı

#05.02.2010 22:38 0 0 0
  • noimage



    Doğmuş, büyümüşüm, çileler için
    Dünya kötü rüya, yoramıyorum.
    Kelebek olmuşum, fileler için
    Aşkı, yokuşlarda yoramıyorum.


    En güzel hayali kurmak isterdim
    Gidip, tam aklında durmak isterdim
    Aşkı tam on ikiden vurmak isterdim
    Kalbe nişan aldım, vuramıyorum.


    Sen orda, ben burada; boşa, hıçkırmak
    Duyulmaz sesimiz, yetmez haykırmak.
    Geçit vermez; çılgın, lânet bir ırmak
    Aramıza köprü kuramıyorum.


    Benim senden başka arkadaşım yok
    Konuştuğum başka bir sırdaşım yok
    Sana götürecek bir yoldaşım yok
    Seni aramadan duramıyorum.


    Yalnızlık yüklenir, yürek ezilir!
    Yollarda sensizlik, nasıl gezilir?
    Ayakta pranga, bilekte zincir
    Kader kilitlemiş, kıramıyorum.


    Kayaya kazınmış, silemiyorum
    O/Nur/um yeter mi, bilemiyorum
    Senden başka bir şey dilemiyorum
    İcabet eder mi, soramıyorum.


    Onur BİLGE
#05.02.2010 22:17 0 0 0
  • noimage




    Her şeyden önce hayatın adil olmadığını biliyorum.

    Doğumuma ben karar vermedim.

    Ölümüme de karar verecek olan ben değilim.

    Doğduğum gün başlamıştı ölüme yolculuğum!

    İradem dışında oluşan ve beni derinden etkileyen olaylar zinciri de benim kurgum değil!

    Yani değiştirmeyeceğimin bilincindeyim.

    Gözümü açtığımızda uymak zorunda olduğumuz bir takım kurallar manzumesi ile karşılaştım.

    Çoğu kez özgür değilim.

    Çoğu şeye ben karar veremiyorum.

    Çoğu kez bir şeylere bağlıyım kopamıyorum.

    Hiçbir canlın hiçbir konuda eşit yaratılmadığının bilincindeyim

    Kimi fakirdir, kimisi zengin

    Kimi hastanelerden çıkmaz, kimisi oturduğu yerde hastanenin adresini bilmez Kiminin başında dünyalık sıkıntı ve kazalar eksik olmaz,

    Kimside sıkıntı nedir bilmez

    Kiminin vücudunda bir engeli vardır. Körlük sakatlık zihinsel bir engel gibi

    Kimside sapasağlamdır.

    Bu güne kadar başımıza gelenler veya ileriki zaman dilimlerinde gelecek olanlarda hiç kimse için aynı değildir

    Tüm insanlar gibi bende;

    Mutlu olmak için,

    Zengin olmak için,

    Sağlıklı olmak için,

    Olanca gücümle çaba sarf etmekteyim.

    Ancak hayat alfabemde büyük puntolarla yazılmış olan yazgımda, bana öngörülenlerle yetinmek zorunda kalmışımdır.

    Hayalini kurduğum birçok şeyi Zorla alamamışımdır.

    Çünkü bu konuda inisiyatif sahibi ben değilim.



    Peki, hayat neden adil değil?

    Yüce yaratıcı herkesi aynı sosyal statüde ve aynı zenginlikte yaratsaydı

    Herhalde dünya yaşanmaz bir yer olurdu diye düşünüyorum

    Mesela her insanın doğduğu andan itibaren ölene kadar zengin kalması sağlansaydı;

    Herkesin zengin olduğu bir dünyada

    Çiftçilikle kim uğraşacaktı

    Yediğimiz sebze ve meyveleri kim yetiştirecekti,

    İçinde barındığımız evleri kim yapacaktı

    Herkesin zengin doğduğu bir yerde işçilik kim yapacaktı

    Üzerimizdeki elbiselerden, altımızdaki arabalara kadar kimler yapacaktı

    Belki de taş devrini yaşayacaktık.

    Herkesin eşit olacağı bir yer tabi ki olacak,

    Tabi ki çileler ve sıkıntılar bitecek, ama bu dünyada değil,

    Bunlar cennette gerçekleşecek

    Peki, neden ben?

    Hani bir sıkıntıyla karşılaştığımızda kendimize sorduğumuz soru "neden ben! "

    Bu sorunun cevabını şimdilik bende bilmiyorum.

    Ama diğer âlemde öğreneceğimi umut ediyorum.

    Yüce yaratıcının bizim adımıza yazdığı yazgının neden ve niçin'lerini orada öğreneceğiz.

    Öyle zannediyorum ki bu hayata çile çekenler fakirlikle hastalıkla vücudundaki bir engelle boğuşanlar diğer tarafta ödüllerinin fazlasıyla yüce yaratıcıdan alacaklardır.

    Yani demem o ki, doğduğu andan itibaren gözleri hiç görmeyen birisi, gözleri gören birisiyle eşit tutulmayacak.

    Yüce yaratıcı adildir. Gözleri görmeden dünya hayatını tamamlayan kişi belki de aklımızla hayal dahi edemediğimiz ödüllerle ödüllendirecektir.





    MEHMET ORHAN DURDU
#05.02.2010 21:51 0 0 0
  • Düşün Yarının Sabahlarına Sensiz Uyanırım
    Sonra Her Notada Ölümü Besteler Canım
    Kullanılan Fazla Kelimeleri Varmı Takacak Halim
    Kendimi Kendi Karanlığımda Boğarım
    Her Gecenin Bir Vakti Ağlarım
    Bak Gidişine Bir Can Kurban Verdim
    Yanarım Sadece Ve Sadece Yanarım...



    ________Emeğinize sağlık arkadaşım...
#05.02.2010 21:04 0 0 0
  • Sahnede yalnızım ama kalabalığı hissediyorum
    Bir deli bulut gibi yoğunum, doluyum.
    Boş zamanlarımda ise
    Kahkahalar içinde
    ağlıyorum


    ________Emeğinize sağlık arkadaşım...
#05.02.2010 21:02 0 0 0
  • Ben isimsiz bir sevdalı çiçek yüreğinde
    Adını gül yapraklarına yazıyorum her damlası ateş olan gözyaşlarımla



    _________Emeğine sağlık canım...
#05.02.2010 20:59 0 0 0
  • İçini kamaştıran, yüreğini yakan son-umut
    Boşuna olsa da yakarışlarla geçen zaman
    Yokluğun kaçsa da güz'lerime
    Hüzün aksa da ömrümün yanaklarından
    Sana gelen yollar kıyamet olsa da yürürüm yar


    _________Emeğine sağlık canım...
#05.02.2010 20:58 0 0 0
  • Konu: Hoşçakal
    Ne olursun bakma öyle
    En az senin kadar karışığım ben de
    En az senin kadar çaresiz
    Ve hiç olmadığım kadar yalnız

    Üşüyorum yanında bile
    Mevsim kış olmuş farkında olmadan
    Biz bahar sanarken dökülmüş yapraklar çoktan



    ___________Nehir'cim emeğine sağlık canım...
#02.02.2010 16:48 0 0 0
  • Dönülmez olsa da gittiğim yollar,
    sonum kötüye varsa da tutma sahipsiz ellerimi
    Çıplak ayaklarımı denize,
    sevdalı gözlerimi ufuklara gömdüm
    Aldım emanet yüreğimi yola koyuldum



    __________Çok güzel dizeler....Yüreğine emeğine sağlık canım...
#02.02.2010 16:46 0 0 0
  • Hadi kalk dedi yapraklar.
    Elimi uzattım beyaz gecelere
    Kanadı düş kırıntıları
    Cümleler sabırla kuruldu
    Yağmur birikti soru işaretlerinde
    Kımıltısız durdu sular dipsiz kuyularda
    Hayatın tam ortasında
    Sevda fısıldadı kulağıma
    Hükümsüz gelişleri giyindim


    _________Canım harika dizeleri paylaştığın için emeğine sağlık...
#02.02.2010 16:45 0 0 0
  • Tşkr.ederim maske gözlerinize sağlık...


    Şayestem canım gözlerine sağlık tşkr.ederimm...
#02.02.2010 16:42 0 0 0
#02.02.2010 09:29 0 0 0
#02.02.2010 09:23 0 0 0
#02.02.2010 09:21 0 0 0
  • Lacivert bereme ve lacivert eldivenime, kahverengi montum ve onun altına da siyah botlarım eşlik etti beyaz kar örtüsüyle birlikte... Şık değildim onun beyazlığının yarattığı etkiyle... Bilmem bahsettiler mi size, dizine kadar gelen, ara arada gökyüzünden ince ince inen karın altında ki yürüme keyfinden... Hele birde sabah olunca tadının başka olduğundan!

    Sıcaktım, sıcak evimden çıkarken... Ama dışarısının beni daha da sıcak yapacağının farkında değildim, düz caddelerin sonu gelmeyen beyazlığını görmeden önce... Ağaçların dallarına tutulmuş; bu dallarda rüzgarın etkisiyle yere kolay serilebilen o beyaz kar birikintilerini...
    Huzurdu dışarısı... Sıcaktı, özgürlüktü... Yürüdüm bu sokaklarda! Huzur olan, özgürlük olan, sıcak olan bu sokaklarda... Bazen kulağımda bir şarkı oldu, yarım kalan şarap misalinde... Bazen de hani derler ya; "sıcak sıcağı çeker" işte diyenleri haklı çıkarmak olduğundandır olsa niyetim,attım sıcaklığımı, bir çay ocağındaki, sıcak bir çayın doğru söylenmiş mi acaba merakına... Doğru olduğunu anladığım an'dır, ince belli sıcak bir kadını tutmak gibi olduğunun yarattığı şaşkınlığı... İçtim çayımın sıcaklığını, tuttum, hapsettim bedenime...

    Sonra derken, derin kuytulardaki kar birikintilerine gömdüm adımlarımı! Zor adımlarla ilerledim, yüzümdeki gülümsemenin verdiği güvenle... Bendim, oydu, baş başaydık... Yürüdüm... Yürürken bir yamaca dikkat çekti gözlerim, duyduklarım! Ellerindeki ucuz poşetlerle,çocukların kahka atarak kaydığı,kaydıkça kahkalaştığı Beni de aranıza alabilirmisiniz? Dedim... Arkadaşlarına baktı, onay veren bakışmalar yaşadı... Elinde ki poşete baktı, onunda bundan memnun olacağını anladı... Bana uzattı... Kahkalarım karıştı kahkalarına... Kar kardeşi olduk yamaç aşağısının yaşattığı yuvarlanmalarla...

    KırmızıKurbağa
#02.02.2010 09:09 0 0 0
  • Artık kendime kızmaya başlamıştım.Ama bunun için ne yapmam gerektiğini veya nasıl başa çıkacağımı bilemiyorum.Bildiğim bişey varsa oda zor anlar yaşadığımdı sanki kendimi taşımakta zorlanıyordum.Buda yeni bir evreye girdiğimimi gösteriyordu yoksa olagan şeyleri ben mi abartmaya başlamıştım.Tabi bunların cevabınıda bilmiyorum en azından kendime acımamaya karar verdim.Zaten bunu hiç bir zaman yapmamıştım.Fakat bunu yapmamak için zaman zaman çok zorlandığım oldu.
    Beni ayakta tutan direncimdi onuda kaybedersem bu seferde olmayan şeylerden bile etkilenip hayatımı zehir edebilirdim.Hayatımı kolaylaştırmaya çok çaba sarfettim bazen herşeyi görmezden geldim bazen insan davranışlarından yıklıdım ama hep ALLAHA şükürler olsun ayakta durmayı başardım.Peki bu ara değişen ne oldu:?bana kalırsa yoruldum kendimden çok başkalarının tavırlarıyla ezildim kahroldum.Elimde ne var bisürü problemle başbaşa kaldım.Bide hep herşeyi düşündüm herkesi incitmemek için çok çaba sarfettim beni çok üzmüş olsalar bile ama şimdi sadece insanların canını sıkmışım ve beni hiç anlamamışlar oysaki hayatımda var olan herkes için çok çabaladım ve onları çokk sevdim maalesef onları sadece sıkmışım.Bu durum biraz direncimi kırdı oysaki ne kadar çabalamıştım şimdi sadece şunu diyebiliyorum keşke yapmamış olsaydım ne onları sıkmış nede kendime zarar vermiş olurdum.Şimdi sevdiklerim onları çok sıktığımı sölüyorlar belkide hakkettim çünkü insanlar bencil insanları daha çok sevip saygı duyuyorlar benim kanaatim bu en azından pek yanıldığımıda sanmıyorum.
    Şimdi pişmanlıklarımla beraber başbaşa geçmişi gözden geçirince kendimden başkasına kızamıyorum.Bende ben olmayı öğrenebilirdim hayatın bir ucundan yakalayıp kendimce eğlenebilirdim.Artık kendime GEÇMİŞ OLSUN dan başka bişey diyemiyorum.En çokda sevdiklerimi sıktığım için üzgünüm.Onlarla laylaylomlu bir beraberlik geçirebilirdim.Herkes kendi başının çaresine bakar biz sadece mutluluk rolleri oynaya bilirdik.Şu an bile bu anlayış tarzını benimsemediğim nasılda ortaya çıkıyor sadece mutluluk rolleri dedim.Aslında belkide onlar gerçekten mutlulardı umarım öyledirler.

    Neyse hayatın özeti şu ki sen sen ol bencil ol sen kendinden sorumlusun hayatını zehir etme.Kimseyi anlamaya çalışma ve anlaşılmayı asla bekleme.Beklentilerin olduğu sürece hayatta mutlu olma şansın yok hayatı geldiği gibi yaşa ve asla ciddiye alma.Bunlar önemli kurallar tabi ki uygulamada başarılı olmak önemli ama yazarken bile bunları uygulayabileceğine inanmamak başından yenilgi .Ya yenilgilere aşinalığınla hayatta acıların insanı gibi yaşarım yada yeter artık deyip eyvallah demeliyim.
    Bazen kaçacak yer aramıyor değilim hemen kendimi toplayıp hayattan kaçılamıyacağının farkına varsamda yinede sanki bir mola iyi olurdu diye düşünmeden edemiyorum.Deve kuşu gibi bir hayat elbetteki istediğim değil ancak belirli araların insana iyi geleceğini düşünüyorum.Fakat bunu hiç bir zaman yapamadım nezaman kafamı kuma soksam hayat benden önce davranıp oraya saklanmış oluyor.buda kaçış yok asla tabelasını tekrar kafamı vurmama sebeb oluyor.Tamam kaşış yok peki ya dinlenmek maalesef az ileridede hayat tembellik götürmez tabelası beni karşılıyor.Durmadan dinlenmeden bu iki kapılı handa diğer kapıya kadar olan maratona devam bu arada düşebilirsin yaralanabilirsin hatta sakatlanabilirsin ama yarışı kapıya varmadan terk edemezsin.O zaman bu koşuyu eğlenceli anlamlı ve öğretici bi hale getirmekten başka çare yok.Evet hayat ben varım buna belki geç kaldım ama henüzyarışı tamamlamadım.Bu da hala yarışta bir söz hakkım var anlamına geliyorr.


    Şirvan
#02.02.2010 09:07 0 0 0