1sidelya

1sidelya

Üye
18.05.2009
Binbaşı
39.617
Hakkında

#31.01.2010 19:56 0 0 0
  • Çıldırmak hakım alındı elimden
    Sıyrıldı hüznüm şiir vadilerinden
    Göğsüme sığmaz kirpiklerin
    Hıçkıra hıçkıra çarmıha gerilir anıların


    __________Emeğine sağlık canım bu güzel şiir için...
#30.01.2010 21:02 0 0 0
  • kanıma kızgın demirler sokulunca gittim
    içimdeki yenilgiyi kimse seyretmesin diye gittim
    senin için dokunaklı bir gidiş olmayabilir
    sokaklara, acılara ait olmak için gittim
    ben utandım gidişimden
    sen kendini bende arayıp durunca


    ______Emeğine sağlık canım harika dizeler...
#30.01.2010 21:00 0 0 0
#30.01.2010 20:58 0 0 0
  • Bugünlerde kafam çok karışık... Soru işaretleriyle tanışıklığım eskindendir gerçi. Onlar benden pek hazzetmezler de, ben cidden severim uğraşmayı. Bu yüzden onları garipsemiyorum. Fakat bu sefer yaşadığım daha başka bir şey! Daha bir "teşhis konulmaz" ve sınıflandırılmaz duruyor. Daha bir dokunulmaz. Dokunulamaz. Dokunulunca sancıyan bir yara değil bu. Diş ağrısı gibi, baş ağrısı gibi... Sürekli bir şey... İçerde bir yerde... Geçmeyen bir şey! İçimde bir yerde sancıyan dertlerim, yanlarım var. Garip alışkanlıkların mahkûmuyum yine. Garip sorgulamaların. Garip alışkanlıklar, garip arkadaşlar, garip sancılar...

    Size de olur mu bilmem? Bazen üçüncü şahıs gözlüğünü takar, hayatıma öyle bakarım. Şöyle kuşbakışı, alelade... Böylesi durumlarda gördüğümden, ya da gördüğümün netliğinden demeliyim, çok memnun olduğumu söyleyemem. Ama en azından kendime bakarım. Bunu başarırım. Başka zamanlar hiç bakmayı başaramamışımdır çünkü. Hep kendi penceremden bakmaya alışmışımdır. Başkalara bakmışımdır... Başkaları için yaşamışımdır. Üçüncü şahsa bürünmekle bunu bir nebze kırarım, rahatlarım.

    Kendime bakarım... Sadece bir insan olan kendime...
    Bir şeyler başarmayı ne çok isterdim. Büyük bir adam olmayı... Çocukluğumda duvarda asılı (onun da bana baktığını sandığım) Atatürk resmine bakarak kurduğum hayaller, bugün pek uzağımda kaldı. Kendimi, bana öğretilen hedeflerin çok uzaklarında bıraktım. Geri dönüp almaya da üşeniyorum doğrusu... Gerçekleri tercih ettim. Bir taraftan da utanıyorum. Büyük bir pot kırarak indiğim konuşma kürsüsü gibi hayat. Tekrar çıkamıyorum. Çıkmaya mecalim de yok, niyetim de... Utanıyorum, geriye dönük adımlar atmaya. Kendimi yeni baştan başlatmaya...

    Söyleyemediklerimi sık sık anımsıyorum bu sıralar. Söyleyemediklerimi, söylemediklerime... Suretler kayıyor gözlerimden... Kendime daha fazla kızıyorum. Üç yanlışını bir doğruyu götürdüğü sınavlara benziyor hayatım. Hatalarıma çok fazla yanıyorum, ama yenilerini yapmaktan da geri durmuyorum. Dizi dizi yanlışlar büyüyor gözümde. İskambilden ev gibi titriyor doğrular. "Hepsi bir anda yıkılacak" diye çok korkuyorum.
    Korkmak kötü müdür?

    Olmamalı...
    Ben fıtratımda var olan hiçbir hissin yersiz ve hikmetsiz yaratıldığını görmedim. Hatta nefretin de bir yeri var, inadın da... Kullanılacakları, kullanılmaları gereken yerler var. Nefret, kötülüklere olmalı mesela... İnsan kötüye karşı nefret duymalı. Bundan utanmamalı. Çekinmemeli... Buğzetmeli! İnat da öyle... İnat da iyi şeyler adına olmalı. İnsan sevdiği şeylerin peşinden inatla koşabilmeli. Kaybetmemek için direnebilmeli... Savaşmalı, dövüşmeli...
    Hiçbir şeyin mutlak kötü olmadığı bir dünyadayım şimdi. Yaşım, yirmi yedi. Yirmisini saçmalıklara dağıttım, kaldı yedi. Yedisini uyanmaya adadım, hesap karıştı. Şimdiden otuz dört yaşındayım o zaman. Gözümü açtım, sanki bir anda otuz dördüme uyandım. Ne bebeklik kaldı aklımda, ne çocukluk, ne de bir hatıra... Hepsi sanki başka birilerinin yaşadığı üç boyutlu filmler gibi... Olaylar anımsansa da, kişiler eski... Duygular limitli. Ulaşamıyorum çocukluğumdaki masumluğa, gençliğimdeki inatçılığa, deliliğe, kavgacılığa...

    Peki, elimde ne var?
    Kendimle konuşuyorum. Kendimle konuşurken şunun da farkındayım: Bu kötü bir şey değil! İnsan zaman zaman kendisiyle bunu yapmalı. Bebekliğin, çocukluğun, gençliğin elimizden alınırken bize sadece soruların miras bırakılması bir hikmete bağlı olmalı. Otuzuma yürürken fark ettiğim şeyler bunlar. Kırkta daha farklı olacaklar, elli de daha bir başka... Tabii varırsam. Kaça varırsam varayım. Ama yarım kaldım. İnsan daha fazla sorgulamalı. Hayat yedi renkten, altmış yıldan, sekiz notadan, on rakamın farklı sıralanmasından, yirmi dokuz harfin farklı kodlanmasından, dört aminoasidin genlerde farklı diziliminden ibaret değil! Ötesi de olmalı...

    Ve ötesi, hep sınanmalı...
    Tıpkı denize bakarken, en uzağı görmeye çalışmak gibi...





    Ahmet Ay
#30.01.2010 00:23 0 0 0
  • Halimi itiraf edeyim.

    Öyle size mutluluk reçeteleri sunabilecek, hayatındaki tüm sorunları halletmiş birisi değilim. Hakikatte böyle birisinin yaşadığını da sanmıyorum. O halde benden veya bir başkasından mutluluk adına mucize beklemek pek yersiz. Pek gereksiz Asıl yerli ve yerinde olansa sadece tecrübeleri işitmek. Çünkü insanlar sizlere kusursuz doğrulardan haber veremezler. Yalnız peygamberler hariç Zira onlar vahiyle konuşuyorlar. Her şeyi bilenden haberler alıyorlar. Onların dışında konuşanlar ise, mutlaka fikirlerini beyinlerinde oluşturmak mecburiyetindeler. Malumatlarına tabiler. Ve maalesef bu bilgiler öğrendikleriyle yani kendi ilimleriyle sınırlı. Sınırlı olan aynı zamanda kusurlu olandır.

    Elbette bu insanların size vaad edecekleri mutluluk da kusurlu olacaktır.
    Bu yüzden benim anlatacaklarım hakkında da pek bir ümit beslemeyin. Size muhteşem mutluluk formülleri sunamayacağım maalesef. Zira onun mutlak manada şu dünyada var olduğundan bile şüpheliyim. Mutluluk dediğimiz afet-i devran biraz vehme benziyor. Vehmi andırıyor Bir ütopya, bir kızılelma gibi ufkumuzda sürekli asılı duruyor.

    Onun böyle ufkumuzda asılı olması, tavşanı peşinden koşturan havuç gibi bizi peşinden koşturması, sanırım bizim enerji kaynaklarımızdan birisi. Bu sayede dünya yüzünde yan gelip yatmıyor, durmuyor, çalışıyoruz. Onu arıyor, hayatı arayan gözlerle sürekli kurcalıyoruz. Hem sürekli değişiyoruz. Onu bulmak için değişiyoruz Mutluluk ufkumuzda böyle havuç gibi asılı durmasa bu kadar çalışır mıydık? Bence bunun cevabı meçhul İnsan zevk ve şevk suretinde gayrete getirilmese, herhalde tembelliğe pek meraklı bir varlık.

    Neyse

    Mesele ana hatlarıyla böyle. Bu yüzden benden doğruları bekleme. Zira muhtemelen o doğrular, benim "sanmalarım"dan ibaret olacak. Senin doğrularınsa, apayrı şeyler. Onlar senin sandıkların. Herkes kendi sanılarına meftun doğar. O yüzden bir başkası kendi fikirlerine bizi ikna etmedikçe, biz kendi fikirlerimizden asla vazgeçmeyiz. Bu yüzden sana doğrularımdan bahsedemem. Ama hatalarımdan bahsedebilirim. Gerçi onlar da göreli Ama hatada daha müşahhas tanımlamalar yapabiliyorum. Bu nedenle burada sana bir hatamızı özellikle anlatacağım. Özellikle hayatımızdaki o noktaya parmak basacağım.
    Konumuz bağlanmak Fakat önce "bağlanmak" derken neyi kastettiğimi biraz konuşalım.

    Bence bağlanmak, birazcık ait olmak ve birazcık da sahiplenmek demek Hem efendi, hem köle olmak demek Efendiliği zayıf, köleliği biraz fazla Böyle söylersem daha net tarif etmiş olurum. Mesela sen âşık olduğunda birisine bağlanırsın. (Ancak aynı zamanda birisine ait de olursun.) Bu bağlanış nasıl bir bağlanıştır? Sence nasıldır? Tam benim tarif ettiğim gibidir aslında. Biraz sen ona efendi, biraz o sana köle olur. Meselenin ikinci yüzü ise daha başkadır. Biraz o sana efendi, biraz sen ona köle olursun. Böylelikle bağlılık sağlanmış olur. Ve taraflar bu bağlılık kurallarına uygun hareket ettikleri sürece ilişki sürer.

    Ama ne vakit taraflardan birisi efendiliğe ağırlık verir, diğeriyse köleliğini arttırır, o zaman tüm dengeler bozulur. Zira insan insana tam bir efendi olamayacağı gibi, tam bir köle de olamaz. Fedakâr olur, ama köle olamaz İkisinin arasında ince bir nüans var. Bunu yakalamalısın! Eğer karşındakinden kölelik istemeye başlamışsan dengeyi bozmuşsun demektir. Ve çabuk toparlamazsan geminin batması da yakındır. Zira insan fıtratı köleliğe de, efendiliğe de karşıdır. Ne efendi olmayı kendine yakıştırır, ne de köle olmayı

    Efendi olmaya çalışanlara bak, üstlerinde bu kıyafet ne kadar iğreti duruyor. Tıpkı birer zorbaya benziyorlar. Zorba gibi hareket ediyorlar. Çevreleri de bu hallerini sürekli ayıplıyor. Çünkü fıtratları "Ben efendi olmaya layık değilim" diyor. Aynen köle olanlar da böyle Onların da o halleri hep eleştirilir. Hatta "aptal âşık" denilir öylelerine Maşukları da nefret ettirir. Hem böyle aşklar çok hata ettirir. Zira efendiliğe yakışmayan insan, köleliği de kaldıramaz. Üzerinde o kıyafet sırıtır ve onu âleme maskara eder

    Bu nedenle sen "sen" ol, başkasına tam bir köle olma Fedakâr ol, ama köle olma. Zira kölelik senin yaratılışına terstir ve mutlaka bir yerde patlak verecektir. Hem efendi olmaya da çalışma! Çünkü kimsenin üzerinde mutlak bir hâkimiyet kuramazsın. Sen bu aciz halinle, kusurlarınla bu işi başaramazsın. Sözünün dinlenmemesi, hep yüreğinde yara açar.

    Bu yüzden iyisi mi, mutluluk adına ikisine de soyunma. Yarım yarım ol, mutlu ol En güzeli bu Zira yaratılışına en uygun olanı da bence bu Tâbi kendine ait kararı yine sen, yine kendin vereceksin. Başkalarının mutluluk formülleri başkalarına aittir. Bunu zamanla zaten göreceksin



    Ahmet Ay
#30.01.2010 00:17 0 0 0
  • _______Emeğine sağlık Rüya'cım bu duygu yüklü paylaşımın için...
#30.01.2010 00:08 0 0 0
  • noimage



    I.
    Kendime ve sana


    Yollara bakıp da ağlama sakın
    Yollar ağlanmak için değil yürünmek içindir hedefe

    Yürü ki açılsın önünde ufuklar bembeyaz sayfalar gibi
    Gel peşim sıra görmediğin diyarlara
    Yollarına düşlerimi sereceğim bul diye beni
    Ve sonra sen ben olacaksın ben de sen
    Ne varsa ne kaldıysa geriye bizlerden
    Bitecek hepsi tek olacağız Enel-Leyla Enel Mecnun gibi


    II.
    Sana ve herkese


    Yollara bakıp da sıkma canını
    Yollar sıkılmak için değil açılmak içindir perde perde

    Yürü ki duysun ayak sesini mazi ve ati
    Geçmişten geleceğe uzanan köprü ol insanlığa
    Durma, durmalar yorar aslında yolcuyu
    Asil düşüncelerin durağı yüreklerdir sadece
    Ve inan sonunda yanmak varsa da kor ateşlerde
    Kurulacak köprüler bir gün Yunus gibi Mevlana gibi

    III.
    Umuda dair


    Yollarda tükenirim diye korkma sakın
    Yollar tükenmek için değil ulaşmak içindir hedefe

    Yürü ki ayaklansın umutların dalga dalga
    Götür peşin sıra tüm hatıraları ufukların açılsın
    Yavaş attığın her adım zûl'dür inan
    Tıkanır kalırsın afakanlarda
    Sonra umut biter kararır dünyan
    Yalnızlıklarda.

    IV.
    Yeniden sana.


    Beklediğin hiçbir şey yürümezsen ulaşmaz sana
    Bilirsin
    -Her büyük hedefe küçük bir adımla başlanır-
    Sonra varırsın menziline

    --Bir gün eğer büyük bir derdin olursa dönüp de Rabbine
    Ey rabbim
    Benim büyük bir derdim var deme,
    Derdine dön ve ey derdim
    Benim büyük bir Rabbim var de—

    V.
    Yeniden kendime.


    Hep yürüdüm
    Biliyordum bitmezdi yollar yürümekle
    Lâkin durmakla da bitmiyordu ya neyleyim,
    Kendimi kendim de kaybettikten sonra.
    Seni sende bulmaktı tek dileğim


    Yollar aştım köprüler kurdum nafile
    Kendisi bir yolmuş hayatın,
    Ölüme,

    Ve kendisi köprüymüş ölümün
    Esfel-i safilinden, ulaşmak için ötelere



    Hüseyin AKOVALI
#30.01.2010 00:03 0 0 0
  • Konu: Sana...Seni
    noimage


    Hazanda agaçların yapraklarını dökmesini,
    Bagbozumunu,hasat zamanını..
    Çiçeklerin tohumlarını toprağa emanetini,
    Baharlarda yeniden yeşermesini,kokmasını,
    Kuşların,kelebeklerin baharı özlemle beklemesini
    Özlemlere sarılıp,tutkularla yanmayı,hasretle yanmayı..
    Seni beklemek....
    Hiç bu kadar uzun gelmemişti.

    Gecenin..yıldızlarla taçlandırmasını,
    Yakamozların denizdeki valsini,
    Nehirlerin denize ulaşmasındaki sevdasını,coşkusunu
    Dağların üşüten akgelinliğinden arınmasını,
    Gölgesiyle ulu çınarların yolcusunu agırlamasını,
    Seni sevdiğim kadar sevemiyorum.

    Mutluyum....!
    Özlemin dağlar yükü kadar agır olsada,
    Yollar sana ulaşılmayacak kadar uzun olsada,
    Geçit vermez dağlar engel olsada,
    Suskun kalemim seni hiç yazmasada
    Sevdan koralevlerde yaksada...
    Seni asla sevmekten vazgeçmeyeceğim.

#29.01.2010 23:50 0 0 0
#29.01.2010 23:40 0 0 0
#29.01.2010 23:35 0 0 0

  • Çocuğunuzun özgüveninin artmasını, kendisine güvenen çevresi ile barışık bir kişilik kazanmasını, farklı kültürleri tanıyıp yeni arkadaşlıklar, dostluklar edinmesini,iletişim becerisi kazanmasını,unutamayacağı anılarının olmasını ve İngilizceyi, Almancayı ve Fransızcayı konuşulduğu ülkede eğlenerek öğrenmesini istiyorsanız doğru sayfadasınız...


    Minimum 2 haftadan başlayıp 12 haftaya kadar yaz süresince devam eden, genellikle 18 yaş altı grubunun katılabileceği yurtdışı yaz okulu programlarının amacı öğrencilerin yabancı dillerini geliştirmesi, pratik kazanması ,diğer kültürlerden öğrenciler ile kaynaşıp uzun dönemli dostluklar kurup farklı kültürleri de öğrenmesi ve yaz tatilini değişik aktivitelere katılarak eğlenceli bir şekilde geçirmesini sağlamakdır.

    Yaz okullarında farklı ülkelerden biraraya gelen öğrenciler sabahtan öğlene kadar haftada 15-20 ders saati pratik ağırlıklı İngilizce, Almanca ve Fransızca derslerine katılmakta, öğleden sonra ise okulda öğrendiklerini pekiştirmelerine ve eğlenmelerine yönelik sosyal aktivitelerde bulunmaktadırlar. Bu aktiviteler okullara, bulunduğu şehirlere ve konumlarina göre değişiklik göstermektedir. Yaz okullarında rehber öğretmen eşliğinde spor faaliyetleri (yüzme, binicilik, kürek çekme, tenis, golf, futbol, basketbol vs.), bilgi yarışmaları, sinema ve tiyatro günleri organize edilmekte, tarihi ve turistik yerlere geziler düzenlenmektedir.

    DERS İÇERİĞİ

    Yaz okullarında haftada genelde 20 ders saati dil eğitimi verilmektedir. Her öğrenci okulun ilk günü seviye tesbit sınavına alınır, kendi dil seviyesine ve yaş gurubuna uygun bir sınıfa yerleştirilir. Maximum 10-15 kişilik sınıflarda, profesyonel, sertifikalı ve deneyimli öğretmenlerce eğitim verirmektedir Yapılan ara sınavlar ile öğrencinin gelişimi izlenerek kurs bitiminde sertifika verilmektedir.

    Ders programları öğrencilerin iletişim becerilerini arttıracak, dil bilgilerini geliştirecek ve Öğrendikleri dili kullanmaya yönelik kendilerine güvenlerini sağlayacak niteliktedir.

    SPORTİF AKTİVİTELER

    Yaz okullarında öğrencilerin derslerinden arta kalan zamanları zengin sosyal ve sportif aktivitelerle değerlendirilir. Günlük programlar, sosyal aktivite ve gezi koordinatörleri tarafından öğrencilerin her anını eğlenceli ve verimli geçirebilmeleri için titizlikle hazırlanır.

    Gerek doğada gerekse okulun spor tesislerinde konularında uzman öğretmenler gözetiminde öğrencilere badminton ,yüzme, okçuluk, at biniciliği, tenis, kano, bowling, dağ bisikleti ,futbol, basketbol, voleybol tenis, jimnastik ,hentbol gibi birçok sportif aktiviteler sunulmaktadır.


    ÇEVRE GEZİLERİ

    Yaz okullarında gezi programları dahilinde tarihi ve turistik yerleri, müzeleri eğlence parklarını, alış-veriş merkezlerini ziyaret eden öğrenciler ülkelerine unutulmaz anılarla döner. Bu gezilerin amacı öğrencilerin bulundukları ülkenin coğrafi, mimari, kültürel yapısını görerek öğrenmeleri; tarihi yapılarını, doğal güzelliklerini ve eğlence merkezlerini keşfetmeleridir. Tüm geziler öğretmenlerin ve aktivite/gezi sorumlularının gözetiminde gerçekleştirilir.


    AKŞAM EĞLENCELERİ

    Tüm günün yorgunluğunu atmanın ve farklı kültürler ile kaynaşmanın en güzel yoludur. Müzikli, eğlenceli ve neşeli bir ortamda öğrenciler yeni arkadaşlıklar kurarken, Öğrendikleri dili pratik yapma şansı bulurlar. Öğrenciler için her akşam farklı bir program hazırlanır.


    Akşam eğlenceleri ; Sinema Gecesi, Kıyafet Balosu ,Uluslararası Geceler, Canlı Müzik-Konser, Karaoke, Dans vb. dir.


    YETENEK AKTİVİTELERİ

    Kendi yaş grubundaki birçok öğrenci ile eğlenceli bir ortam paylaşan öğrenciler yeteneklerini gösterebilecekleri aktivitelere katılırlar. Bazen bireysel bazen de ekip olarak çeşitli gösteriler hazırlar ve arkadaşlarına bu gösterileri sergilerler. Böylece, kendine güven duyguları gelişir ve toplum önündeki heyecan duygusunu yenmeyi öğrenirler. Tiyatro-Drama, Şarkı Yarışmaları, Taklit Şovları, yetenek aktivitelerinden bazılarıdır.

    Yaz okullarina bireysel olarak gidilebileceği gibi Türkiye'de okulların bünyesinde oluşturulan gruplar ile de katılmak mümkündür.

    GRUP ORGANİZASYONLARI

    Öğrenciler yaz okullarına grup organizasyonlarıyla yada bireysel olarak gidebilir. Grup organizasyonları dahilinde giden öğrenciler başlarında yetişkin ve güvenilir bir grup rehberiyle seyahat ederler. Grup rehberi yaz programı süresince öğrencilerin ihtiyaçlarını gözetmek, güvenli bir şekilde tatil ve eğitimlerini sağlamak amacıyla çalışır. Grup organizasyonları bireysel gidişlere oranla %5-15 oranında daha ucuzdur. Çünkü okullar belirli sayılardaki gruplar için indirimler verebilmektedir.

    Grup organizasyonları dahilinde giden öğrenciler okulda İngilizce, Almanca yada Fransızca seviyelerine ve yaş guruplarına göre uluslararası sınıflara katılır.

    ÇOCUĞUNUZU BIREYSEL OLARAK GÖNDERMEK

    Kendine güvenli, dışa dönük ve yaş grubu biraz daha büyük öğrencilerin bireysel olarak gitmesi bir Türk öğrenci gurubuyla seyahat etmesine kıyasla daha avantajlıdır. Unutmamak gerekir ki grup halinde gidildiğinde öğrenciler kendi dillerini konuşmaya devam edeceklerdir.

    MALİYETİ


    Yaz okulu programları maliyetleri açısından diğer ingilizce kurslarina oranla daha pahalıdır. Çünkü yaz okulu programlarında ingilizce dil eğitimi yanında bir çok aktivite ve gezi de programa dahil edilmiştir. Diğer programlarda da okulların düzenledikleri çeşitli aktivite ve geziler her zaman vardır, ancak düzenlenen bu tür aktivite ve geziler karşılığında ücret ödenir.

    KONAKLAMA

    Okullar tarafından özenle seçilen, aynı zamanda devlet tarafından da kontrolleri yapılan ailelerin yanında veya okulun yurdunda konaklanma sağlanmaktadır. Öğrenciler hangi konaklama türünde olursa olsun okul görevlileri tarafından 24 saat gözetim altında tutulurlar.

    AİLE YANI KONAKLAMA

    Bu konaklama alternatifini seçen öğrenciler eğitimleri süresince okulun sürekli çalıştığı seçkin ve güvenilir ailelerin yanında misafir edilir.

    Aile yanı konaklama öğrecilere bulundukları ülkenin yaşam tarzını yakından tanıma ve sınıfın dısında da pratik yapma imkanını tanır. Tüm aileler deneyimli konaklama sorumluları tarafından özenle seçilmekte ve düzenli ziyaretler ile kontrol edilmektedir. Aileler ziyaretinizi verimli ve eğlenceli bir hale getirebilmek için ellerinden gelen herşeyi yaparlar.

    Tek kişilik veya paylasımlı oda tercih edebilirsiniz. Paylaşımlı odayı tercih ederek farklı bir milletten arkadaş edinebilir ve birlikte pratik yapabilirsiniz.

    KAMPÜSTE- ÖĞRENCİ YURDUNDA KONAKLAMA

    Yaz okullarında yurtlarda 2-3-4 kisilik bazılarında da tek kişilik odalar mevcuttur. Yurtta konaklamanın en büyük avantajı farklı ülkelerden gelen öğrenciler ile arkadaşlık kurulabilmesidir. Titizce hazırlanmış yemekler 3 öğün olarak kafeterya veya yemekhanelerde verilir. Tüm odalar düzenli olarak temizlenir. Bazı yurtlarda tv izleme salonları, spor merkezleri, yüzme havuzu, oyun sahaları gibi imkanlar bulunur.

    Öğrenciler 24 saat boyunca uzman ve yetkililerin gözetimindedir. Herhangi bir sorunla karşılaştıklarında öğretmenler yada yetkililer anında müdahale ederek sorunu çözeler.

    Cep Harçlığı: Normal koşullarda haftada İngiltere için 40-50 Sterlin, Amerika, Kanada için 60 USD, Avrupa ülkeleri için 60 Euro haftalık cep harçlığı yeterlidir. Öğrencinin ekstra harcamaları sadece günlük yapacağı kişisel harcamalardır
#29.01.2010 21:55 0 0 0
  • Görme engelli bilgisayar kullanıcılarına bilgisayar dünyasının kapılarını ardına kadar açan ve
    bu alanda geliştirilmiş en güçlü ekran okuma programıdır.
    Windows 9X, Me, 2000, XP, ve 2003 işletim sistemleriyle mükemmel uyumu sayesinde görme engelli kimseler için vaz geçilmez bir çözümdür.

    Window-Eyes Görme engelli kullanıcılarına, neyi nasıl ve ne kadar duyacakları konusunda özgürce seçim yapma imkanı verir.
    Ayrıca kabartma ekran kullanan görme engelliler de Window-Eyes programının son derece gelişmiş kabartma ekran desteği ile ekranda görüntülenen bilgiye Braille formatta ulaşabilirler.

    Ancak bütün bunların ötesinde Window-Eyes'ı benzerlerinden daha farklı ve güçlü kılan asıl özellik bilgisayar dünyasında yaygın olarak kullanılan bir çok programla uyumlu ve sorunsuz çalışmasıdır.
    Uyum sorunu olan yazılımlarla Window-Eyes programı arasında gerekli uyumu sağlamak son derece kolaydır.
    Bu işlem için Window-Eyes programının görme engelliler tarafından kolaylıkla kullanılabilen özelliğinden faydalanılır.
    Window-Eyes programıyla başka yazılımlar arasında uyum sağlama işlemi script yazma ve programcılık gibi ileri düzey bilgisayar
    bilgisi gerektirmez.

    Window-Eyes, her uygulama için spesifik ayarlar (ses ve konuşma ayarları gibi...) yapabilme imkanı verir.
    Window-Eyes programının geliştirilmesinde kullanıcı ihtiyaçları en önemli belirleyici faktör olmuştur.
    Kullanıcıların bilgiye kolay ve sorunsuz erişimini sağlamak üzere Window-Eyes geliştirilirken Microsoft, Adobe, Macromedia,
    ve PeopleSoft gibi yazılım dünyasının önde gelen firmalarıyla işbirliğine gidilmiştir.

    window-eyes logosu1


    window-eyes logosu2


    Neden Window-Eyes?

    Window-Eyes programı kullanıcılarına benzerlerinnin sağladığı faydalardan çok daha fazlasını sağlar.
    Programa sahip olmanın bazı avantajları:

    Window-Eyes Bireysel ve kurumsal kullanıcılara daha ekonomik şartlarda sunulur
    Programın kanun dışı kullanımını önlemek amacıyla yetki anahtarı yerine seri numarası kullanılır.
    Böylece kullanıcılar yetki anahtarını çeşitli sebeplerle kaybetmekten kaynaklanan sorunlarla karşılaşmazlar.
    Window-Eyes programı benzerlerinden daha fazla kabartma ekran desteğine sahiptir.
    Window-Eyes kullanıcıları Windows işletim sisteminin hangi sürümünü kullanırlarsa kullansınlar aynı ücretle programa sahip olurlar; Windows XP Home ve Pro sürümleri için fiyat farkı uygulanmaz.
    Window-Eyes programının kısayol tuşları kullanıcı tarafından düzenlenebilir.
    Görme engelli kimseler fiziksel fareyi kullanamazlar ancak Window-Eyes programının kısayolları sayesinde fare okunu hareket ettirerek ekranı fare yardımıyla da dolaşabilirler.
    Window-Eyes programıyla başka yazılımlar arasında uyum sağlamak son derece kolaydır; bu işlem için programcılık ve script yazma gibi ileri düzey bilgisayar bilgisi gerekmez
    Fare oku hareket ettikçe altında bulunan metin Window-Eyes tarafından seslendirilir.
    Özellikle kütüphane, laboratuvar gibi birden fazla kullanıcıların bulunduğu ortamlar düşünülerek geliştirilen çoklu kullanıcı özelliği ile farklı kullanıcı profilleri oluşturmak mümkündür. Böylece her kullanıcı kendi seslendirme ve okuma ayarlarını program üzerinde kaydederek programı kendi ihtiyaçları doğrultusunda özgünleştirebilir.
    Bu ve benzer avantajları sebebiyle Window-Eyes görme engelli bilgisayar kullanıcılarının erişilebilirlik ihtiyaçlarına eksiksiz cevap verir.

    Özellikler:

    Windows 9X, Me, 2000, XP, ve 2003 işletim sistemleriyole mükemmel uyum
    Excel 2000/XP/2003 uygulamalarıyla eksiksiz ve sorunsuz uyum
    Word 2000/XP/2003 uygulamalarıyla eksiksiz ve sorunsuz uyum
    Internet Explorer ve Mozilla Firefox tarayıcılarıyla mükemmel uyum ve güçlü internet erişim özelliği
    Başlangıç, orta ve ileri düzey kullanıcılar için farklı menü konfigürasyonları
    MSAA (Microsoft Aktif erişilebilirlik) desteği
    Kısayol tuşlarının kullanıcı tarafından değiştirilebilme özelliği (Bu özellik sayesinde kullanıcılar Window-Eyes kisayol tuşlarini diğer ekran okuyucu programların kısayol tuşlarıyla uyumlu hale getirebilirler.)
    Fare okunun üzerinde bulunduğu metinleri okuyabilme özelliği (Bu özellik sayesinde görme engelliler fareyi kullanamasalar da Window-Eyes kısayollarından faydalanarak farenin sunduğu kolaylıklara erişebilirler.)
    Benzerlerinden daha fazla kabartma ekran desteği
    Yaygın olarak kullanılan tüm yazılımlarla uyum (özel durumlarda basit düzenlemelerle uyum sorunu giderilir)
    Türkçe seslendirici desteği
    Ücretsiz DECtalk Access 32 seslendirici
    Ücretsiz Microsoft seslendirici
    Ücretsiz Eloquence seslendirici
    Adobe PDF ve Macromedia Flash desteği veren ilk ekran okuyucu olma özelliği.
    Çoklu kullanıcı özelliği (Bu özellik daha çok kütüphane, laboratuvar gibi birden fazla kullanıcının bulunduğu ortamlarda her kullanıcının program üzerinde kendi ihtiyaçlarına uygun seslendirme ve okuma ayarları yaparak bu ayarları korumasına imkan sağlar.)
#29.01.2010 21:49 0 0 0
  • Bilgi vermek isterim,engelli arkadaşlarımız tedavi ve yardım yönetmeliğinde geçen aşağıdaki maddeden yararlanabilir.

    20.4.2. Motorlu malul arabası verilmesini gerektiren hastalık ve arızalar

    - El, ön kol ve kolun tek taraflı fonksiyonuna mani olan haller,
    - Kalp yetmezliği veya koroner arter hastalıkları,
    - Kronik obstrüktif akciğer hastalıkları,

    gibi standart tekerlekli sandalyeyi hareket ettirememesi ya da hareket ettirmesi halinde kişinin sağlığının tehlikeye gireceği durumlarda, bu durumlarının ortopedi ve travmatoloji, beyin cerrahisi, fiziksel tıp ve rehabilitasyon, erişkin veya çocuk nöroloji uzman hekimlerinden birinin yer aldığı sağlık kurullarınca düzenlenen sağlık kurulu raporunda belirtilmesi koşuluyla motorlu malul arabası verilmesi mümkündür.

    Ancak;
    -Her iki üst ekstremite fonksiyonlarının çeşitli nedenlerle tam olmaması,
    -Epilepsi tanısı konulmuş hastalar,
    -Serebroskleroz ve seniliteler,
    -Debilite,
    -Şizofreni ve sklofreniler,
    -Dekompanse kalp yetmezlikleri,
    -Renk körlüğü,
    -Düzeltilmesi mümkün olmayan görme ve işitme bozuklukları,

    durumlarından herhangi birinin mevcut olması halinde, motorlu malul arabası verilmez.

    Motorlu malul arabasının verilmesi için düzenlenecek sağlık kurulu raporlarında, ayrıca yukarıda sayılan ve kullanıma engel teşkil edecek durumların olmadığının belirtilmesi gerekmektedir.
    Motorlu malul arabası verilecek kişilerce, arabanın teslimi sırasında (H) sınıfı sürücü belgesinin olması gerekmektedir.
    Motorlu malul arabalarının bedelleri, ilgili firma tarafından iki yıl garanti, on yıl yedek parça bulunurluk garantisi, teknik destek taahhütnamesi verilmiş olması halinde, Tebliğ eki EK-5/C Listesinde belirtilen tutarı aşmamak kaydıyla [Yani 465.000 TL] ödenir.


#29.01.2010 20:57 0 0 0

  • Yüzde 60 ve üzeri engelliye %30 indirim
    6 yaş ve üzeri tüm yolcuların ayrı koltukta seyahat etmesi zorunlu olup, altı ile 12 yaş arası çocuklar ile yaş şartı aranmaksızın en az % 60 oranında özürlü olduğunu belgeleyen kişiler için bilet ücreti geçerli ücret tarifesi üzerinden % 30 indirimli düzenlenir.

    Engelli taşımacalığı
    Özürlüleri taşımak amacıyla imal/tadil ve tescil edilmiş özmal taşıtla/taşıtlarla D2 yetki belgesi almak isteyenlerden koltuk sayısı bakımından asgari kapasite şartı aranmaz. Bu şekilde D2 yetki belgesi alan kişilerin taşıt belgelerine normal otobüs kaydedilebilmesi için koltuk sayısı bakımından asgari kapasite şartının sağlanması zorunludur.


    Terminallerin sahip olması gereken fiziki özellikler
    - (1) Terminallerde bulunması gereken asgari fiziki özelliklerin aşağıda belirtilen şekilde olması şarttır:

    a) Yurtiçi ve uluslararası yolcu terminalleri;

    1) Terminallerin en az 2.000 m2 alan üzerinde, belediye imar planlarına uygun, yol ağlarıyla bağlantısı olan, varsa belediye altyapısıyla irtibatlandırılmış yoksa bu tür altyapıları oluşturulmuş, taşıtlar için peronlar, park yerleri, gerektiğinde bunların bakım ve ikmal yapabilecekleri alanları bulunan, açık ve kapalı alanlarında yeterli yangın önleme, söndürme ve alarm ile aydınlatma sistemleri ve araçları bulunan, çevre düzenlemesi yapılmış, engellilerin ihtiyaçlarını karşılayan ve çevreleri güvenlik açısından yeterli ihata duvarı veya tel örgü ile çevrilmiş bir altyapıya sahip olması ve terminale giriş çıkışların karayolu trafiğini olumsuz etkilememesi şarttır. Bu terminallerde, yolcuların şehir içi ulaşımını sağlayan servis araçları, ticari taksiler ile özel otomobiller için indirme, bindirme ve park yapacakları yeterli bir alan da bulunmalıdır



    Şehirlerarası yolculukta indirimli tarifeden yararlanacak engellilik oranı yüzde 40'tan yüzde 60'a çıkarıldı. Bu oran 'yatalak', 'evden çıkamayan engel'li anlamına geliyor

    Son dört yılda engellilerin yüzünü güldüren ve yaşam koşullarını düzeltici pek çok yasal düzenleme yapıldı. Ancak düzenlemelerin hayata geçirilmesini sağlayacak yönetmelikler, engellilere 'engel' çıkarmaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde kabul edilen Karayolları Taşıma Yönetmeliği'nde yapılan değişiklik bunun son örneği oldu. Ülkemizde yaşayan 11 milyon engelli vatandaşı yakından ilgilendiren bu düzenleme, sorunları çözmekten ziyade daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor.

    2004'TE ORAN YÜZDE 40 İDİ

    Yapılan yeni düzenlemeyle daha önce şehirlerarası yolculuklarda engellilere tanınan yüzde 50'lik indirim yüzde 30'a düşürüldü. Ancak binlerce engellinin tepkisini çeken, indirimdeki yüzde 30'luk oran değil, indirimden yararlanacak engellinin özür durumunun da yeniden belirlenmesi oldu. Zira 2004 yılında yapılan düzenlemede yasal sınır olarak kabul edilen engellilik oranı yüzde 40 idi. Ancak 11 Haziran'da Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlülüğe giren yönetmelikte bu oran yüzde 60'a çekilmişti. Yani Karayolları bürokratları, yürüyebilecek ve seyahat edebilecek durumdaki engellileri otobüsten indirip, yatalak, bakıma muhtaç ve evden çıkamayan ağır engelliyi bindirdi.

    İŞTE İLK DÜZENLEME

    Tarih 25.02.2004: 25384 sayıyla Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Taşıma Yönetmeliği Madde 48'in ı bendinde, "6 yaş ve üzeri tüm yolcuların ayrı koltukta seyahat etmesi zorunlu olup, 6-12 yaş arası çocuklar ile yaş şartı aranmaksızın özürlüler için bilet ücreti yüzde 50 indirimli düzenlenir" hükmü yer alıyordu. Bu uygulamayla ekonomik açıdan zor durumda olan yürüyebilen engelliler seyahatlerini yüzde 50 ucuz yapabiliyordu. Bu uygulama 5 yıl sonra rafa kaldırılmış oldu.

    İŞTE SKANDAL DÜZENLEME

    Tarih 11 Haziran 2009: 27255 sayıyla Resmi Gazete'de yayımlanan yeni Karayolları Taşıma Yönetmeliği. Madde 57'nin 11'inci bendinde, "6 yaş ve üzeri tüm yolcuların ayrı koltukta seyahat etmesi zorunlu olup, altı ile 12 yaş arası çocuklar ile yaş şartı aranmaksızın en az yüzde 60 oranında özürlü olduğunu belgeleyen kişiler için, bilet ücreti geçerli ücret tarifesi üzerinden yüzde 30 indirimli düzenlenir" hükmü yer alıyor. Bu açıklamaya göre yürüyebilen engellilere indirimli bilet verilmeyip, yasaların kabul ettiği yüzde 60 aranındaki ağır engelliye, yani yatalak hastalara indirimli bilet verilmiş oluyor.

    Lokman Ayva (AK Parti'nin görme özürlü İstanbul milletvekili)

    FATURASI SİYASETÇİYE ÇIKARILIR

    Değişiklik bize sorulmadı. Devlet, böyle bir anda kafasına estiğinde değişiklik yapamaz. Faturası siyasetçiye çıkarılır. Kör biri, yanında refakatçisi ile yola gidiyor. Tek bilet alarak yararlanıyorlardı. Şimdi ne olacak. Bu insanların, eşyası var, yemek yemesi var. İyi bir şey yaptıysan niye değiştiriyorsun? Değiştiriyorsan niye kimsenin haberi olmuyor? Karayolu Ulaşım Genel Müdürlüğü otobüs firmalarıyla yeniden masaya oturmalı. Bugüne kadar bu uygulamayı hayata sokan büyük otobüs firmaları bu işi anlayışla karşılar. Onlar, iyi iş yaptılar. Küçük firmalar bu yönetmeliği uygulamıyorlardı. Bu kez onların da uyması sağlanabilir.

    Ramazan Baş (Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği Genel Başkanı)

    YÜZDE 60'IN REFAKATÇİSİ NEREDE?

    Yürürlükteki mevzuata göre, engellilere verilen rapordaki sakatlık oranlarındeki 'sakatlıklar' düzeltilmeden, indirimli bilet uygulamasında oran belirtilmesi, 'dostlar alışverişte görsün' mantığıdır. Ben boynumdan aşağısı felçli birisiyim. Bana iki farklı rapor verdiler. Birisi yüzde 60, diğeri yüzde 100. Peki refakatçisiz yemek bile yiyemezken, ben nasıl yolculuk edebilirim? Madem indirimde yüzde 60'lık oranı koydunuz, peki refakatçi neden eklenmemiş?

    Turan İçli (Engelliler Konfederasyonu Başkanı - Avukat )

    SAKATLIK ORANI ÖNEMLİ OLMASIN

    Objektif belirlenmiş bir karar değil. Oran neden 70-80-90 değil de, alt limit olarak yüzde 60 belirlenmiş? Amaç engellilerin yaşamını kolaylaştırmaksa, sakatlık oranının önemi olmamalı. 2004'teki yönetmelikte derece yoktu ve yürüyebilen engelliler seyahat edebiliyordu. Neden şimdi 60'lık oran belirtilmiş? Çünkü küçük işletmeler yasa olmasına rağmen bile indirimli bilet vermekten kaçınıyorlardı. Şimdi yüzde 60'lık ağır engelli kategorisindekilere bu indirim verilerek, amaçlarına ulaşmış oldular.

    Birleşik Sakatlar Federasyonu

    SOKAKTA İŞİN NE, OTUR EVİNDE

    Yüzde 60'lık oran ağır engelli demek. Ağır engelliler şehirlerarası seyahat etmesi şöyle dursun, evinden dışarı bile çıkamıyor. Bu kararı alanlar, şehirlerarası otobüsleri engellilere uygun hale getirmekten kurtarmış oluyor. Kısaca bu yönetmeliği çıkartanlar ya da çıkarttıranlar diyor ki, 'Ey engelli! Ne işin var sokakta, seyahat senin neyine otur oturduğun yerde'

    Ulaştırma Bakanlığı

    SEKTÖR İSTEKSİZ

    Ulaştırma Bakanlığı yetkilileri ise yönetmelik değişikliğiyle indirimli biletlerden daha ciddi engeli olanların yararlanmasının öngörüldüğünü belirtti. Sektör temsilcilerinin yüzde 40 koşulunun arandığı dönemde indirimde gönülsüz davrandıklarını savunan bakanlık yetkilileri, "Sektörle, yapılan görüşmelerin ardından bir noktada buluştuk. Engellilik oranını yüzde 60'a çıkardık. Sektör, bundan böyle daha istekli davranacak" dedi. Engellilere yönelik indirimin yüzde 50'den yüzde 30'a çekildiğini anımsatan yetkililer, "Bu da uzun görüşmeler sonunda karara bağlandı. Sektör; deniz, kara, havayı örnek gösterdi. Bu alanlarda bu oranda indirim olmadığına işaret etti. Haklı bulduk. Biletlerde indirim oranını yüzde 50'den yüzde 30'a çektik" diye konuştu.



#29.01.2010 20:55 0 0 0


  • noimage

    Bir logaritma problemi gibidir sevgiyi anlatabilmek,keskin zekanın yanında akıcı ve güzel konuşan dilde gerektir.
    Yeri geldiğinde yazabilmek yeri geldiğinde duygularını hissettirebilmektir sevgi duydugun insana.
    Sevgi sabah erken kalkıp sevdiğine kahvaltı hzırlamaktır.
    Sevgi günaydın öpücüğünü bahçeden koparılmış üzerinde sabah çiği nin bulunduğu gülle desteklemektir.
    Sevgi işten yorgun geldiği zaman masaj yapmaktır
    Sevgi Akşam eve erken gelip yemeği hazırlamaktır
    Sevgi sofrayı birlikte kurup birlikte kaldırmaktır
    Sevgi doğan yavrusunu o uykusunu alsın diye kendi yanında yatırmaktır
    Sevgi yeri geldiğinde yavrusunun altını değiştirmektir
    Sevgi sahilde yalınayak yürümektir
    Sevgi onu yanındayken bıle özlemektir
    Sevgi hastalandığında ona bir tas çorba hazırlamaktır
    Sevgi onunla daha çok zaman geçirmektir
    Sevgi hafta sonu tatilini iple çekmektir
    Sevgi ihtiyarlık zamanlarında
    Deniz kenarında bir bankta oturup denizi elele izlemektir
    Sevgi onunla birlikte yaşamı sonuna kadar yaşamaktır................

    EVET benim anlayabildiğim sevgi anlayışı budur işte ne yazık ki zamanımızda bu tür sevgi anlayışını bulabilmek oldukça zor olmuştur.
    Gerek erkekler ve gerekse kadınlar bu tür sevgi anlayışına ne yazık ki teslimiyetcilik olarak bakmakta ve ragbet göstermemektedirler
    Günübirlik ilişkilerin adı sevgi olmussa eğer ne yazık ki SEVGİ SÖZCÜĞÜNÜN KELİME ANLAMI DEĞİŞMİŞSE GÜNÜMÜZDE işte ben sevgiyi bu şekilde yaşamak istemiyorum.
    Eskilerde kalan yitik sevgiler yeter bana........................


    EMİN NAMIK BÜLBÜLOĞLU

#29.01.2010 20:43 0 0 0