Ölü bir sonbahara tutsak yüreğim
Ses ver hadi suskunluğuna,
Deliliğime ferman yazdırma
Tükeniyor kalemim de
Bir yudum sevda mürekkebine hasretim.
Ayrılığın zehrinde açan bir gül umutlarım
Bütün mevsimler güz şimdi
Yalnızlık heceleri mıhlanırken dilime
Bir kez içime doğsaydın
Yüreğime dokunsaydın
Neredesin ey sevgili
" Bizim araladığımız kapıdan girer rüzgâr"
" İçimizde ki çocuk çok düş kurmuş çok bunalmıştır."
Bu satırlar Sayın Şükrü Erbaş'ın " Yanlışı Sevmek " adlı şiirinden alınmıştır.
Bu şiirde hayatın izleri vardı ve benim okuduğum bu şiirden çıkardığım o kadar çok olgular oldu ki, beni bu konu üzerinde yoğunlaştırıp yazmaya yönlendirdi...
Teşekkürler Şükrü Erbaş.
Yaşam belki yanlışı sevmek, ütopik düşler ülkesinin gökyüzüne yıldız gibi düşmek.
Rüzgârın araladığımız kapıdan içeri girmesi ve hayatımızda değişenler...
Hep doğamızda var olan özgürlüğü solurken, benliğimizde gezinen düşleri kovalarken geçiriyoruz bu ömrü!
Aslında hepimizin aradığı istekler, dilekler aynı ya da benzer olup ta birbirimizde yakalayamamamız ya da kısa sürede tüketmemize ne demeli? Dertleştiğimiz, konuştuğumuz insanlar ve kendimizde dâhil sevginin bin bir çeşidini yakalama isteği içindeyken, olayın "bam teli" burada kopuyor. Yaşamak varken yaşayamamak...!
Kapılarımız aralıktır, bir rüzgârın gelip ruhumuzu okşamasını hatta başımız döndürmesini isteriz. Ama ne var ki gel gelelim bu rüzgârları kâh biz engelleriz kâh toplum yargıları.
Toplum kurallarınca olmaz gözüyle bakılan değerleri, bu toplumun bireyleri olduğumuz bizler hem bunları samimiyetsizce yargılar, iç dünyamızda da tam tersi oradan buradan didikleyip yaşamımızda uygulamaya çalışırız. Ne çapraşık duygudur! Kuralları biz koyar, biz çürütürüz!
Ve hepimiz diyorum, tüm insanoğlu dayanılmaz çekici buluruz yasakları.
Yasaklar hep ilginç, heyecanlı ve cazip gelir bizlere...
Ciddi ciddi yüzleşin kendinizle yanlışı sevip sevmediğinizi ve dürüstçe cevap verin kendinize, başka birilerine bir şeyler ispatlamak zorunda değilsiniz! Bu arada hayatınızda doğrular yok anlamına da gelmiyor...
Yaşamımızın bizde gizli kalan yüzü hep yasakları delmenin mücadelesini verirken bunlara kılıf uydurarak bir şekilde yaşamaya çalışırız.
Her ne kadar inkâr edilse de yüzümüzün bir yönünü örten maskeler taşımıyor muyuz?
Şu bir gerçek ki insanız farklı bir tür ya da uzaylı olmadığımıza göre birbirimizi az ya da çok anlıyoruz.
Kimse kimseyi kandırmasın bence...!
Yaptığımız hayatın çözünürlüğü içinde çözülmeye çalışmak...
Bana hep ilginç gelmiştir, yanlışlar da bizimdir doğrularda.
Kim ya da ne kriterdir tartışılır. Doğru ve yanlışın doneleri hangi düzeneğe oturtulmuştur.
Bir harmanlamadır gidiyor! Dine göre mi, çağa göre mi, toplumlara göre mi?
Nerde durduğumuz bilemez olduk desem yanılmış olmam umarım. İçimizden işimize gelenleri alıp, gelmeyenleri almıyoruz! Sizce durum nasıl?
Varmak istediğim nokta bu düzenekleri bir yana çekip bence insanda var olan değerlerdir düzenek. Allah bize düşünebilme yetisi vermiş, birde onun yönlendirmemiz için bir ruh...
Artık gerisi size kalmış düşünce ve vicdan iş başında...
Doğruyu, yanlışı tartışmak değil ki olay, her kesin doğrusu kendisine... Durum böylelikle göreceli bir hal alsa da işin içinden çıkmaz biraz zor sanırım.
Yaşam doğru ve yanlışın, yaşananların ya da yaşanmayanların birbirine paralel gittiği bir durum arz ediyor. Bazen değdi değecek yakınlıklar gösteriyor.
Şair Erbaş'ın satırları gibi...
" bizim araladığımız kapıdan girer rüzgâr,
o da bir başka gökyüzünün sürgünüdür."
Yaşam bize ne rüzgârlar sunar; bazen meltemler, sam yelleri, kasırgalar, boranlar taşır bu da hayatın gerçekleridir. Yanlış ya da doğru kavramı sizde, yaşam felsefenizi siz oluşturursunuz.
Neyi sevip sevmeyeceğinizin değerleri sizde saklıdır...
Düşünce ve yüreğiniz sizi nereye götürdüğünde mutlu oluyorsanız orada durmalısınız...
Yeter ki sevginiz yaşamdan eksik olmasın... Araladığınız rüzgâr gelip girecektir. Unutmayalım ki yanlış ya da doğru kavramı da sizsiniz!
Ay ışığını sevmeyeniniz yoktur sanırım Ay ışığında hep farklı gizemler bulurum Çocukluğumda çimenlere yatar o pırıltılı anların güzelliğini ruhumda doyasıya yaşardım. Ne zaman bir deniz kenarında otursam ayın denizle buluştuğu saatleri izlemek için hemen bir kayalığa ya da kumlara oturup o güzelim ışık yansımalarını ve yakamozu seyre dalarım. Farklıdır gecenin büyüsü, o sakin saatlerin tınısında, ruhunuzla buluştuğunuz anları cümlelere dökmek gelir içinizden. Her sözcük sanki ay ışığından gelen bir yansıma gibi sıralanır. Gece kendinizle ve yüreğinizle bütünleşirken duyguların üst düzeye çıktığı, hafiften mırıldandığınız bir şarkının ezgisiyle esrik anların parçası olursunuz. Ay ışığı denize sarılıp ona ışıklarıyla serenat yaparken yakamozlarda dansa başlar.
Biz yakamozları hep ışık yansıması olarak biliriz ki onların hepsi birer canlıdır.
"Ay ışığı yakamoz; genellikle yanlış bilinen yakamoz ay ışığı suya, denize vuran yansıması değildir. Yakamoz bir canlıdır, Latince ismi Noctiluca Miliaris ya da Noctiluca scintillans olan bu canlı, bir biçimde ateş böceğinin denizde yaşayan sürümüdür. Lüminesans maddesini vücudunda barındıran bu canlıya dokunulduğunda bir ışık saçar. Bu canlı bir bakteridir, yani milimetrik boyutlarda bir canlıdır. Bunlardan milyonlarcası bir araya geldiğinde geceleri bir kayık geçerken veya bir balık sürüsü geçtiğinde bu canlılara çarparak ışık çıkartmalarına neden olurlar. Sucul yaşama sahip olan bazı bakteri türleri, su yüzeyine düşen ışığı yansıtma özelliğine sahiptir. Ay veya güneş ışığının su yüzeyinde gördüğümüz yansıması da, suyun kendisinin ışığı yansıtma özelliğinin yanı sıra, suda yaşayan bu bakteriler aracılığıyla gerçekleşir. Bu tip bakterilerden bazılarını, özellikle ıslak sahil kumunda da geceleri görebilirsiniz. Hatta yakamoz olayının gerçekleşmesi için, ortamda belirli bir ışık kaynağının (ay ya da güneş gibi) bulunmasına da gerek yok. Biyolüminesans adı verilen metabolik olay sayesinde, bu bakteriler "yakamoz" olarak gördüğü ışığı üretebilirler. Dinoflagellatlar olarak bilinen oldukça küçük ve flagella adı verilen uzantıları sayesinde hareket yeteneğine sahip olan tek hücreli canlılar (planktonlar), yakamoz görüntüsünü oluştururlar. O yüzden balıkçı sandallarında yüksek bir direk ve bu direğin ucunda oturulacak bir yer vardır. Gırgır motorlarının köprülerinin çok katlı ve en üst kattan bile kumanda edilebiliyor olmalarının bir sebebi de budur. Balıkçılardan biri buraya oturarak ay olmayan geceleri balıkların yakamoz yaparak geçtikleri yolları görüp dümenciyi oraya yönlendirirler veya doğrudan kendileri tekneye (gemiye) kumanda eder. O yüzden Lüfer avlarken Lüks ışığı kullanılır, ışık balık gelsin diye değil misinanın değdiği, yakamozların çıkardığı ışıktan Lüfer korkmasın diye Lüks ışığı ile yakamoz ışığını öldürmek için kullanılır."
Ay ışığı ve yakamoz Siyah dalgalardaki pırıltılar, bir gelinin siyah saçlarından dökülen simler gibi uzanır geceye. Düşler ülkesinin esrarlı düğünü gibi yakamozlar dansa başlar, dalga sesleriyle bütünleşir gece. Ay ışığının, denizin, gecenin gizeminde buluşan nice yürekleriz. Yaratanın o eşsiz güzelliğinde buluşan gözleriz, seyrederken dalıp gittiğimiz anların şahitleriyiz. Pırıltılar yaşamınızdan eksik olmasın!
Dokunduğun her hücremde seni hissetmekti yakamozlu saatler
Sanrım Olsan...
D/okununca s/açlarım yüzüne
t/utkulu bir savaşçıdır
göğsüme aldığım kalkan
yarenim /sabahlarım olur
tuttuğum deniz ellerin
dalga dalga çoğalır
yatağı yosun
sevmedir yumuşak b/akışların
ne vakit uykuya sarılsa gözler
ayakucumda bir sen
beliren her gölge senden geçer
rüyalarda, düşlerde
yüzüm avuçlarında doğar güneşe
lâle zamanının renklerini çalar
şimdi İstanbul ilkbahar
deniz mavi iklimlerde
kıyılar sensiz, yakamoz ıssız
parklar kimsesiz
bir bank oturuyor kendiyle
çınar yılları sayalı çok olmuş
Kadıköy geziyor
sevgilisi Haydarpaşa'yla
bir yolcusunu bekler
sırtında bir dağ
heybesinde umut olanla.
gelir elbet,
dizeler doldurup ceplerine
sarıp imgeleri diline
rüzgârlarda düşer peşine
bu şehir ne düşler gördü
geçilir boğaz
vapurlarda öttürür düdüğünü
martılar da sevinir
simitçiler de
deniz t/s/anrısını
denizden bir kız bekler
k/uyruğuna takılı şiirlerle
Neslihan YAZICILAR
(Sanrı;
Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması, varsanı, birsam, halüsinasyon.)
Biz insanlık olarak en büyük eksikliğimiz olan sevme ve sevilmeyi menfaatsizce yapabildiğimiz an hayatın güzelliştirilebilceğine dair umut vadeder hale gelebiliriz. Acaba neden bu karşılık bekleme duygusu? Bizler verdikçe çoğalan bişeyler barındırıyoruz.Bunun farkına varmamız için olması gereken ne bunun cevabını bulmak için sanırım birilerinin fedakarlık yapması gerekir. Ben varım arkadaşlar var olanların çoğalmasını diliyorum belki zor olacak ama insani bütün egoları bir kenera bırakmak o kadar kolay olmasa gerek ama güzel bi uğraş ve güzel bir çaba için şehit vermek nasıl güzelse insanlık adına ezilmek fedakar olup bitmez ve tükenmez dağıttıkça çoğalan sevgiyle bu hırs ihtiras ego gibi kem duygulardan arınmaya kendime hiçe saymaya hazırım. Ben bir neferim varmısınız arkadaşlar bbir sevgi çemberi oluşturup en yakınındakine layık olup olmadığını düşünmeden seni seviyorum demeye ve o kişininde aynı şeyi yapmasını istemeye varmısınız arkadaşlar...
Yaşadığımız dünya büyük çalkantıları olan ve gösterişiyle kandıran bi durumda. Bizlerin elinde top tüfek yok sade ve sade ilahi yerden bizlere armağan olan sevgimiz var biz neferler güzellikle başarıya ulaşmamamız içten bile değil sabır ve fedakarlık dostlar layık olup olmamasına bakmadan fedakarlık ve sevgi hem acaba biz layıkmıyız... Bunuda göz önüne alarak geçmişi ve geçmişin hengamesini bi kenara atarak sadece sevgi askerleri olmaya lütfen var olun. Arkadaşlar ben herkesi ve her şeyi seviyorum sizleride bulduğuma çok sevindim lütfen hatalarımı affedip banada layıkımı düşünmeden fedakar olurmusunuz...
İnsanoğlu sanırım herşeyde kendini bilmek zorunda buda doğru bir farkındalıkla olabiliyor.Çünkü hayat o kadarda geçiştirilecek bişey değil bu vurdum duymazlığa bir son vermek lazım.bunun içinde hayatı iyi çözümlemek insanları anlamaya çalışmak gibi önemli erdemler devreye giriyor.
Bazı insanlar sanırım yaradılışdan daha olgun ve dikkatli yaratılıyorlar.Bu onlar için bir avantajmış gibi görünsede aslında öğle değil.çünkü gailesiz sorumsuz ve bencil insan maalesef fazla.İşte burda olan zavallı olgunlara oluyor onları taşımak zorunda kalıyorlar.zaten hayat böyle bir taşıyanlar birde taşınanlar [var.Bunun sonu nereye kadar gider dersek işte o sabrın yettiği yere kadar diyebiliriz.İlk bakışta taşıyanlar gurubuna dahil olmak biraz insanda aaa ne oluyor ben abtalmıyım sorularına sebeb olup kendimizle mücadeleye dönüşsede zamanla zaten diğer tarafta istesekde olamayacağınızın farkına varırsınız.Çünkü bunu siz yapamazsınız yürüme imkanınız varken kimseyi kendinizi taşıtmazsınız.Çünkü siz vicdanlı ve sorumluluk sahibi kendi imkanlarının insanın en güzel imkanlar olduğunu bilirsiniz.ALLAH'A şükürler olsun ki kendim yürüyorum deyip mutlu olabilirsiniz.
İşin diğer tarafındakiler herşeyi kar sayarlar.Bir adım bir adımdır enayi taşısın derler kopardığı kar.Fakat farkına varmadığı hiç bir karının olmadığı gibi zarara geçmiştir bile buda ona yeter.Taşıyıcılar ise onun için bile üzülüp ona yeni baştan yürümeyi öğretmeye çalışıp boşa zaman harcarlar.Belki farkederler diye dua ederler fakat bu asla olmaz.Peki bu nereye kadar gider sırf sevdiğimiz için hamallığa devam mı etmeli yoksa resti çekip yeter ama daha ne kadar seni taşıyacağım mı demeli.Her iki seçenekde de taşıyıcıların bir kaybı olmaz.Yalnız biz gerçek bir sevgiden dolayı taşıyorsak ARTIK YETER demeliyiz.sevdiğimiz insana bu kötülüğü yapamayız.Gerçek sevgi bunu gerektirir bırakalım artık kendileri yürüsünler.Tabi şöylede olabilir ki ihtimal yüksektir kendilerine yeni taşıyıcılar bulabilirler.İşte o zaman üzülünmeye gerek olmadığı açıktır.Ve biz gerçekten şanslı sayılırız seni sevmeyen ve sırf kendini taşıtmak için sizinle beraber olan birinden kurtulmuş oluruz.Bundan sonraki yaşamımızı daha dikkatli taşıyan ve taşınanları ayırt ederek seçim yapmalıyız.Bu olumsuz olaydanda bir çuval olumlu düşüncelerle MERHABA BEN GELDİM deme imkanımız olur ve artık taşıyıcı olmadığımız için güneşi görebiliriz kafamızı kaldırıp ne kadar güzellikler varmış deme imkanına sahip oluruz ki bu çok güzel.
Sen adına ne yazsam ,gecenin koynunda
Karar veremezken yanlızlığımda
Ey sonsuzluk
Sonsuzluk adına yazılan şiir
Bir başlasam kenarından ,ucundan
Zor gelmezdi bana anlatmak uzun ,uzadıya
Sonra bir virgül koyardım arasına
Nokta koymadan hayatıma
Nerede bitirip başlayacağıma karar vermeden
Belki bir ünlem bulurdu yaşantım,
Belkide bir soru takılırdı akılda
Geçmi kaldım hayatta ,yeniden alışmaya
Yada çok erkenmiydi beklentilerim sonsuzlukta
Erkenden uyanmak ,
Akşamın yanlızlığından korunmak için
Bazen firari olmak geçti içimden
Sen gözde arta kalan yürek yangınındayken
Sonsuz çiçek bahçesinde nadide gül sendin
Kabuk bağlar misali bu gönülde yara
Rüzgarın esintisiydi bu sözcükler
Uzaktan bana şiirle gelen
Yüzüne bakıpta söyleyemediğim
Bu yüzden üzerime üzerime geliyor bende ki kelimeler
Göz yaşlarım boğulur satır aralarında
Silgiler yetmez akan yaşlara
Dilekler dualar benden yana
Yazılan kader denirse sonsuzluk adına
Yabancıların gözünden Türkiye manzarası
Seyahate çıkmadan önce gideceğimiz ülkeyle ilgili araştırma yaparız ya da daha önce gidenlere deneyimlerini sorarız. Peki ülkemizi ziyaret etmek isteyen turistler neler yapıyor?
Bazıları kişisel bloglardan ülkemiz hakkında bilgi ediniyor, bazıları ise dışişleri ve büyükelçiliklerin web sitelerinde yazan tavsiyeleri dikkate alıyor. Özellikle bu siteler, Türkiye ile ilgili uyarı ve hatırlatmalarla dolu. Yurtdışında hazırlanan bazı web sitelerinde de maalesef, Türkiye'deki şiddet olayları ön planda veriliyor. Sokağın ve Türk insanın nabzını yakalamayı başaran web siteleri de yok değil. Türkiye'yi ziyaret eden turistlerin deneyimlerinin yer aldığı bu sitelerde 'ülkemizde en hesaplı nasıl tatil yapılır'la ilgili tüyolar var.
Siteler dışında seyahat acenteleri de güvenlikten sağlığa, alışverişten adab-ı muaşeret kurallarına kadar birçok konuda turistlere uyarılarda bulunuyor. İşte bu uyarıları ve tavsiyeleri derleyerek 'bir yabancının gözünden nasıl bir ülke'de yaşadığımızı anlatmak istedik.
• Bilinmedik bir yerde yemek yiyecekseniz, halkın daha yoğun olarak gittiği lokantaları tercih edin.
• Garsonun servisinden memnun kalmadıysanız bahşiş bırakmak zorunda değilsiniz. Bu sebeple kendinizi kötü hissetmenize gerek yok.
• Pazarlık konusunda çekinmeyin. Yabancı olduğunuz için satıcı sizin pazarlıkta fazla ısrarcı olmayacağınızı düşünecektir, geri adım atmayın. Ürüne karşı ilgili ve etkilenmiş gözükmeyin. Sabırla fiyatın inmesini bekleyin.
• Turistik yerlerde muhakkak tuvalet vardır. Bulamazsanız camilere yönelin, oralarda muhakkak lavabo-tuvalet bulunur. Yanınızda tuvalet kâğıdı bulundurmayı ihmal etmeyin.
• Camilere giderken kılık kıyafetlerinize dikkat edin. Ayrıca aşırı jest ve mimiklerden kaçının. Türkler günde 5 vakit ibadet ettikleri için siz içeriye girdiğinizde ibadet edenler olabilir, dikkatli olun, gürültü yapmayın. Namaz kılan birinin önünden geçmeyin.
• İngilizcede farklı anlama gelebilecek el hareketleri ve çıkardığımız sesler Türklerce farklı anlamlar taşıyor olabilir. Bunlara dikkat edin. Örnek: Baş parmak ve işaret parmağı ile işler yolunda anlamına gelen işaret (İng. tamam anlamına gelen Okey kelimesinin baş harfi) Türkiye'de eşcinsel anlamına gelir
• Birçok Ortadoğu ülkesinde camilerde yemek yenilebilir, hatta konaklanabilir fakat Türkiye'de bu mümkün değildir. Camilerde temizliğe dikkat edin. Ayakkabınızı mutlaka çıkarın. Mümkünse bir torba ile elinize alın. Çalınma ihtimali var.
• Bir Türk'ün evine girerken de ayakkabılarınızı mutlaka çıkarın. Erkeklerle muhabbet açmak istiyorsanız futbol ile ilgili konuşmaya başlayabilirsiniz. İddia ve bahis oyunları sayesinde Türklerin birçok Avrupa ligi hakkında şaşırtıcı bilgisi vardır.
• Türkler sıcakkanlı ve pek çok konuda toleranslı olsalar da Atatürk ve bayraklarıyla ilgili yanlış bir ifade kullanmayın. Sizin yabancı olduğunuzu anladıklarında toleranslı davranacaklardır fakat yine de hassas davranın.
• Türklerle, Ermeni soykırımı ve Kürt ayrılıkçılığı gibi konularda sohbet etmekten kaçının. Bu meseleler Türkler için hassas meselelerdir.
• Bir yerden bir yere giderken tur rehberinden taksinin ne kadar tutabileceğine dair bilgi alın. Gece tarifesi turistleri kandırmak için en çok uygulanan yöntemdir.
• Karanlık ve ıssız yerlerden uzak durun. Türkiye dünyanın birçok ülkesine göre güvenli olsa da tedbirli olmak gerekir.
• Özellikle kapkaç olaylarına karşı dikkatli olun. Şehrin kalabalık mekanlarına yerleştirilen kamerelar sayesinde bu tür olaylarda ciddi bir düşüş yaşanmışsa da tedbiri elden bırakmayın.
Trafikle ilgili uyarılar
• Bir sürücü ile tartışırsanız arabanıza gidin, kapınızı kilitleyin, kesinlikle açmayın ve polis çağırın.
• Arabanızla seyahat etmemeye çalışın. Petrol bölgesine komşu olmalarına rağmen Türkler dünyanın en pahalı benzinini kullanır.
• Önünüzdeki şoförden birtakım ani manevralar, sinyal vermeden sollamalar görürseniz şaşırmayın ve dikkatli olun.
• Ummadığınız duraklar ve dönemeçler önünüze çıkabilir.
• Beklenmedik bir şekilde minibüsler yolcu almak için önünüze kırabilir.
• Siz bir aracı sollamaya çalışırken diğer bir araç sizi sollamaya çalışabilir.
• Müslümanların kutsal ayı Ramazan ayında daha dikkatli olun. Sürücüler birtakım ihtiyaçlarını karşılayamadıkları için daha sinirli olabilir.
• Yayalara çok dikkat edin, her yerde karşıdan karşıya geçmeye teşebbüs edebilirler.
Turistlerin Türkiye'yi gezerken konforlarını ve güvenliklerini sağlayabilmek için verilen bu örnekler tamamıyla isabetli olmasa da içlerinde gerçekliği yansıtanlar da var. Güvenlikle ilgili olan ve turistlere karşı farklı ücret uygulamasının var olduğunu gösteren örnekler maalesef dünyanın birçok ülkesinde aynı. Yine de sadece Türklere ve Türkiye'ye has özelliklerin bu listelerde yer aldığını görebiliyoruz.
Foto-safari, sandal gezisi ya da dağcılık. Saklı köşeler sizi bekliyor
Tatilinizi gözlerden ırak, sessiz ve sakin bir ortamda geçirmek istiyorsanız size birkaç önerimiz olacak. Adı pek bilinmeyen 'Saklı Cennetler'de hem dinlenip hem de eğlenebilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken önce nasıl bir tatil istediğinize karar vermek... Sonrası kolay! İşte size hem deniz hem de yayla tatilleri için seçenekler...
Bakacakkadı'da foto-safari
Zonguldak deyince kömür madenlerini değil, topraklarının yarıdan fazlasını kaplayan yeşil dokuyu hayal edin, hâlâ keşfedilmeyi bekleyen iğne ve yayvan yapraklı ağaçları ve çok zengin bir orman altı bitki örtüsünü... Türkiye'nin saklı cennetlerinden biri sayılan Bakacakkadı beldesi şehirdeki ilk durağınız olabilir. Gökçebey ilçesine bağlı belde, yemyeşil bir orman içindeki tatil köyüyle huzurlu günler vaat ediyor. Köyde, ağaçların ve odunsu bitkilerin yetiştiği bir tür botanik bahçesi var. İsteyen yürüyüş yapabilir, fotoğraf çekebilir, isteyen balık tutabilir. Tren sevenler için küçük bir hatırlatma; beldenin ortasından tren geçiyor.
Ağaçların da müzesi olur
Türkiye'nin en büyük blok ormanlarından biri Karabük'teki Yenice Ormanları... Batı Karadeniz Bölgesi'nde, yaklaşık 75 bin hektarlık bir alanı kaplayan orman, tropik bölgeler dışında dünyada pek az ormanda görülebilecek ağaç türünü barındırdığı için 'ağaç müzesi' olarak nitelendiriliyor. Karabük'e karayolu ile Ankara-İstanbul otoyolunun Gerede sapağından ayrılarak ulaşılabilir. Yenice ile Karabük arası 33 kilometre. İlçede her yıl ağustosun ikinci haftası "Zümrüt Yenice Göktepe Şenlikleri" yapılıyor.
Sarısu, Karadeniz'e bir sandal uzaklıkta
Sakince süzülüp gelen bir dere; Sarısu Deresi... İçinde yüzen tatlı su balıklarıyla, Karadeniz sahilinde akıyor... Adını dereden alan Sarısu, Kandıra'ya 8 km uzaklıkta, derenin Karadeniz'le birleştiği yerde kurulmuş bir sahil köyü. Kumsal ve sahile ulaşmak için sazlarla kaplı dereyi sandalla geçmeniz gerekiyor ki işin güzelliği de burada zaten. Köyde kamp alanları var.
Dağcılığın yeni adresi Ballıkayalar
İzmit'in Tavşanlı köyü yakınlarında yer alan Ballıkayalar Vadisi ve içindeki Ballıkayalar Tabiat Parkı, tırmanma tutkunları için uygun kayalara ve yürümeyi sevenler heyecan verici bir parkura sahip. Park içinde, atmaca, alaca karga, erkemez, hüthüt, tarla kuşuna rastlamak mümkün. İstanbul'a 45 dakika uzaklıkta. Gebze'yi geçtikten yaklaşık 4 km sonra (solda yeşil kubbeli bir cami göreceksiniz) Tavşanlı köyü sapağından sağa saparak ulaşabilirsiniz. Kafa dinlemek için ideal bir mekan; ama ayağınızda dağ tepe gezmek için uygun bir ayakkabı olursa...
Gölyanı, Uzungöl'e rakip
Giresun'un Yağlıdere ilçesinde yakın zamana kadar pek bilinmeyen, şimdi de ikinci Ayder olacak, dağ başına disko kurulacak diye korkulan bir tabiat harikası var: Gölyanı Yaylası... Otantik yayla evleri, gölü ve ladin ağaçlarından oluşan ormanlık alanlarıyla görenleri büyüleyen Gölyanı, eko turizmin yeni gözdelerinden. Yaylaya giderken Yeşilpınar köyünün merkezinden Mollaoğlu Mahallesi'ne doğru saparsanız yolu kısaltmış olursunuz. Yaylaya varınca At Tepesi'ne çıkın, manzarayı görün ve Uzungöl'ü aramayın.
İki güzel köy: Kıyıköy ve Kastro
Trakya'nın Karadeniz kıyısında pek bilinmeyen iki güzel koyu Kıyıköy ve Kastro. Kırklareli sınırları içerisindeki Kıyıköy ve Kastro İstanbul'a bir buçuk saat uzaklıkta. İstanbul-Çerkezköy-Saray istikametinden sonra başlayan ve Yıldız Dağları'nın arasından geçerek, kıvrım kıvrım uzanan yolun sonunda varılan bir sahil köyü Kıyıköy. Kastro'ya ise Kıyıköy'ün hemen yanında bulunan ancak ormanın içerisinden geçen kıvrımlı dağ yolundan ulaşılabiliyor.
Ayder Yaylası
İnsanı büyüleyen güzelliğiyle yazın serinlemek isteyenler için en büyük alternatif Ayder Yaylası. Rize-Artvin arasında Çayeli'ni geçince Karadeniz'in hırçın sularını bırakıp Fırtına Deresi'nin denizle buluştuğu noktada karşınıza çıkıveriyor Ayder vadisi. Ayder'e varmak için sabırsızlanmamak elde değil. Ancak Fırtına Vadisi üzerindeki Çamlıhemşin'de bir mola verin. Sonra kemerli köprüleriyle, yüzyıllardır insanların iç içe olduğu dereyi takip etmeye başlayın. Derin bir yarın ortasından akan nehri izleyerek bin bir çeşit ağaç ve rengarenk çiçek arasında Ayder biraz yukarıda. Ayder'e çıkarken özellikle sağ tarafı takip etmeye özen gösterin. Çünkü 300-400 metre aralıklarla akan şelaleler sanki sizi içine çekecek gibi çağıldıyor... Bölgeye özgü dağ evleri, çay toplayan köylü kadınların telaşı ve ilkel teleferikler görülmeye değer.
Dikili; gözden uzak güzellik
Dikili ilçesi İzmir'in yaklaşık 120 km kuzeyinde yer alıyor. Meşhur Sarımsaklı plajından sonra yola devam ediyor ve sakin ve huzurlu bir Ege kasabasıyla buluşuyorsunuz. İlçe, tarihî ve turistik yerleri, denizi, kumu, güneşiyle civardaki şöhretli ilçelerden daha avantajlı görünüyor; çünkü daha kendi halinde yaşıyor. Ailecek tatil yapmak isteyenler için güzel bir tercih olabilir. Deniz kenarında gezebilir, sakin ve temiz plajlarında serinleyebilirsiniz. Diskolu, barlı, bol eğlenceli otellerden hoşlanmayanlar için çok güzel aile pansiyonları bulabilirsiniz. Merdivenli köyündeki gölü görmeden, temiz havasında piknik yapmadan dönmeyin.
Mavi bayrak, gerekli standartları taşıyan nitelikli plaj ve marinalara verilen uluslararası bir çevre ödülü. Mavi bayrak alacak plajlar Türkiye Çevre Eğitim Vakfı tarafından belirleniyor.
Temiz deniz suyu olan, çevre eğitimine ve bilgilendirmeye önem veren, gerekli donanıma sahip plajlar bu bayrağı almaya hak kazanıyor. Vakıf bu yıl 286 plaja ve 14 marinaya mavi bayrak verdi. Bu ünvanı almak için yüzme sınırı, cankurtaran, duş ve tuvalet bulundurmak ve su analizi gibi kriterler gerekiyor. İşte jürinin seçtiği en iyi 10 mavi bayraklı plaj.
EN İYİ 10
1. Bodrum Yalıçiftliği - Sea Garden II
2. Marmaris - Club Resort Select Maris
3. Fethiye - Hillside Beach Club
4. Bodrum Yalıçiftliği - Kempinski Barbaros Bay
5. İzmir - Özdere Orta Mahalle Halk Plajı
6. Fethiye Ölüdeniz - Kumburnu Halk Plajı
7. Göcek - Swissotel
8. İzmir Karaburun - Akvaryum Plajı
9. Mersin - Kızkalesi Halk Plajı
10. Çanakkale Ayvacık - Eden Gardens Otel
SEA GARDEN II
Gökova'nın masmavi suları
Bodrum merkeze 19 kilometre mesafede Yalıçiftliği beldesinde bulunan Sea Garden Oteli'nin iki numaralı koyu 8'inci kez mavi bayrağa layık görüldü. Bodrum'un Yalı Beldesi'ndeki Sea Garden Otel'in 540 metre uzunluğunda, 30 metre genişliğindeki ve tamamen kumla kaplı koyuyla sadece otel müşterilerine açık. Su sporları, tesisleri ve masmavi suyu ile su sporlarıyla eğlenceli vakit geçiriliyor.
(252) 368 90 10
CLUB RESORT SELECT MARIS
Tavşanbükü'nde mavi bayraklı plaj
Marmaris'e 35 kilometre mesafedeki Tavşanbükü mevkiindeki Hisarönü Körfezi'ne hakim mavi bayraklı plajı, 450 metre uzunluğunda ve 12 metre genişliğinde. Dışardan gelenlerden Haziran, Temmuz ve Ağustos'ta kişi başı 150 Euro alınıyor. 25 Euro ek ücret ödeyerek alakart mönülerden yararlanmak mümkün. Koyun karşısındaki adaya kanoyla gidip, tavşan besleyebilirsiniz.
(252) 441 20 00
HILLSIDE BEACH CLUB
Bol bol aktivite
Fethiye'de Kalemya Koyu'ndaki tesisin kurulu olduğu alanda, ana sahilin yanı sıra sessiz bir plajda güneşin tadını çıkartmak, çam kokuları arasında doğanın keyfine varmak isteyenler için "Sessiz Koy" (Silent Beach) ve "Serenity Beach" adlı iki ayrı koy daha mevcut. Plaj uzunluğu 650 metre. Otel müşterilerinin haricinde girilemiyor. Windsurf, Double&Mono Waterski ve Parasailing yapılabiliyor, tekne ile gezilebiliyor dalış dersleri de var. Soğuk havlu, buzlu meyve ve simit-çay servisi yapılıyor.
(252) 614 83 60
KEMPINSKI BARBAROS BAY HOTEL PLAJI
Masaj odası da var
Bodrum'a 16 kilometre mesafedeki plaj bu yıl ikinci kez mavi bayrak aldı. Gökova Koyu'na bakan plaj, 200 metre uzunluğunda, 60 metre genişliğinde. Sahili incecik kumla kaplı, pırıl pırıl masmavi suyu olan plajda, standart imkanların yanı sıra özel şezlonglu kabinler ve masaj odası da mevcut. Plajda bulunan, su sporları merkezinde, katamaran, su kayağı, ringo, banana, kano, motor yat gezisi ve dalış aktivitelerinden yararlanılabilir. Otel müşterilerinin dışında giriş yasak.
(252) 311 03 03
ÖZDERE ORTA MAHALLE PLAJI
Kampçıların tercihi
Ortamahalle Plajı, İzmir'in Menderes ilçesi Özdere mahallesinde. Yeşillikler arasındaki incecik kuma sahip plaj, toplam 1800 metre uzunluğunda 20 metre genişliğinde. Plaj boyunca, çok sayıda kamp ve otel mevcut.. Plaj, daha çok kamplara hitap ediyor, günübirlik tatilciler tarafından daha az tercih ediliyor. Aynı plajda bulunan Club Yalı Paradise Hotel'e 10.00 ile 18.00 arasında günübirlik gelmek isteyenler, kişi başı her şey dahil 50 lira karşılığında otelin plajına girebiliyor.
(232) 797 51 11
KUMBURNU HALK PLAJI
Ölüdeniz manzarası
Muğla Valiliği'nin Melsa Şirketi tarafından işletilen Kumburnu Halk Plajı, Fethiye'nin Ölüdeniz Tabiat Parkı içerisinde yer alıyor. Plajın uzunluğu 2 kilometre. Tabiat Parkı olması nedeniyle giriş, tam 3.50 TL, öğrenci 1.75 lira. Duş ve tuvaletlerden ücretsiz olarak yararlanılıyor. Şezlong ve şemsiye ücreti 6 lira. 3 kafeterya ve 4 büfesi bulunan plaj 9 hektar alan üzerine kurulu. Plajda su sporları da yapılabiliyor.
(252) 617 06 85
SWISSOTEL GÖCEK PLAJI
Golf arabasıyla servis
280 metre uzunluğunda özel bir plaj. Cumhuriyet Mahallesi'nde Göcek Limanı'nın sonunda dağlarla çevrili alana kurulan Swissotel Göcek'in plajına otel müşterilerinin haricinde girilemiyor. İçinde üç iskele var. Otel müşterileri, golf arabalarıyla 5 dakika süren bir yolculuk yaptıktan sonra plaja ulaşıyor. Plajın arkası, çam ormanlarıyla kaplı. Denizin kıyıdan itibaren derinleştiği koy, mavi yeşil rengiyle dikkat çekiyor. Dışarıdan giriş yok.
(252) 645 27 60
KARABURUN-AKVARYUM KOYU
Adı gibi bir akvaryum
Denize girilen kumsalının uzunluğu sadece 30 metre olmasına rağmen arka tarafındaki yeşil alan da kullanılabiliyor. İskele mahallesi İncirlikoy mevkiinde bulunan Akvaryum koyu, halk plajı. Koya belediye bir kafeterya da yaptırmış. Ziyaretçiler duş, soyunma kabini, tuvalet, özürlüler tuvaleti gibi mavi bayrağın gerektirdiği standart hizmetleri alabiliyor. Deniz gözlüklerini takanlar, 10-15 metre derinlikte dipte dolaşan rengarenk balıkları izleyebiliyor.
(232) 731 30 20
KIZKALESİ HALK PLAJI
Doğal dalgakıranlı
Mersin'in 600 metrelik Kızkalesi Halk Plajı'nın doğu tarafında Korikos Kalesi, batısında doğal dalgakıran görevi gören kayalık, ortada beldenin ismini aldığı adacık üzerindeki Kızkalesi var. Dalga olmaması suyun günün her saatinde bir havuz dinginliğinde olmasını sağlıyor, plaj kumu ise çok ince. Aynı kum, deniz içinde de kaleye kadar uzanıyor. Kıyıdan 50-100 metre uzaklıkta bile derinlik yaklaşık 1.60 metre olduğu için çocuklu aileler tarafından tercih ediliyor.
(324) 523 28 83
EDEN GARDENS OTEL PLAJI
Zeytin ağaçları ve deniz
Çanakkale Ayvacık sınırlarında bulunuyor. Zeytinliklerle bezeli, doğal ortama uyumlu plaj, güzel bir manzaraya sahip. Hilmi Selimoğlu'nun işletmeciliğini yaptığı plaj denizde eğlenceli vakit vaat ediyor. Daha çok otelde konaklayan müşterileri ağırlayan, safir renginde deniz suyuna sahip, kaba kumu bulunan 120 metre genişliğindeki mavi bayraklı plajdan, önceden rezervasyon yaptırılması şartıyla dışarıdan gelenler de yararlanabiliyor. 80 şemsiye, 160 şezlong ve 10 adet duş bulunuyor. Bir cankurtaran botu sürekli görev yapıyor.
(286) 764 02 90