Aöf Adalet Bölümü Dersleri - Anayasa Hukuku Deneme Sınavları - Aöf Anayasa Hukuku Soru ve Cevapları
1-Son Osmanlı Mebusan Meclisi aşağıdakilerden hangisini kabul etmiştir?
a) Heyet-i Âyânın feshini
b) Cumhuriyet'in ilânını
c) Saltanatın kaldırılmasını
d) Misak-ı Millîyi
e) Meclisin yetkilerinin arttırılmasını
2-Meclis-i Umumi'nin padişah tarafından seçilen üyelerinin oluşturduğu meclis aşağıdakilerden hangisidir?
a) Meclis-i Vâlâ
b) Heyet-i Vâlâ
c) Meclis-i Ahkâm-ı Adliyye
d) Meclis-i Mebusan
e) Meclis-i Âyân
3-Yasama ve yürütme güçlerinin yürütmede birleştiği sisteme ne isim verilir?
a) Mutlak monarşi
b) Parlamenter rejim
c) Meclis hükümeti
d) Başkanlık
e) Yarı başkanlık
4-Meşrutiyet\'in ilânında etkili olan grup hangisidir?
a) Jön Türkler
b) Terakkiperver
c) Serbest fırka
d) Müdafaa-i Hukukçular
e) Genç Osmanlılar
5-Tanzimat Fermanı hangi yıl ilân edilmiştir?
a) 1856 b) 1876
c) 1838 d) 1839
e)1859
6-Osmanlı İmparatorluğu\'nda Anayasal gelişim süreci aşağıdakilerden hangisi ile başlamıştır?
a) Tanzimat Fermanı
b) Sened-i İttifak
c) I.Meşrutiyet
d) II. Meşrutiyet
e) Islahat Fermanı
7-Millî Güvenlik Konseyi rejimi döneminde hükümetin denetlenmesine ilişkin yetkiler hangi organ tarafından kullanılıyordu?
a) Kurucu meclis
b) Danışma meclisi
c) Temsilciler meclisi
d) MGK
e) Yargı organları
8-Genel ilkeleri düzenleyen ve bunların uygulanma biçimlerini kanunlara bırakan anayasaya ne isim verilir?
a) Yumuşak Anayasa
b) Sert Anayasa
c) Çerçeve Anayasa
d) Kazuistik Anayasa
e) Katı Anayasa
9-Depolitizasyon ne demektir?
a) Yürütmenin güçlendirilmesi
b) Katılımcı demokrasi
c) Otoriter yapının güçlendirilmesi
d) Siyasetten uzaklaşma
e) Politizasyonun artması
10-Temsilciler Meclisi\'nde aşağıdaki siyasî partilerin hangisinden temsilciler bulunmaktadır?
a)AP
b)MSP
c) CKMP
d) DP
e) YTP
11-Türkiye'de genel oy sistemi 1934 yılında yapılan hangi değişiklik ile sağlanmıştır?
a) Kadınlara da oy hakkının sağlanması
b) Vergi esasına dayanan oy ilkesinin terk edilmesi
c) Servete bağlı oy ilkesinin terk edilmesi
d) Erkeklere genel oy hakkının tanınması
e) Öğrenim durumunu esas alan ilke
12-2001 değişikliği ile siyasî partilerin kapatılması hususunda hangi ara yaptırım öngörülmüştür?
a) Seçimlere katılamama
b) Para cezası verilmesi
c) Üyelere hapis cezası
d) Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakma
e) Temelli kapatma
13-Aşağıdakilerden hangisi Atatürk Milliyetçiliği anlayışına ters düşer?
14-Aşağıdakilerden hangisi Türkiye devletinin yönetim şeklini ifade eder?
a) Cumhuriyet
b) Demokratik devlet
c) Başkanlık sistemi
d) Hukuk devleti
e) Parlamenter sistem
15-1982 Anayasası'na göre temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulması hangi hâlde mümkün değildir?
a) Seferberlik hâlinde
b) Tatbikat hâlinde
c) Savaş hâlinde
d) Olağanüstü hâlde
e) Sıkıyönetim hâlinde
16-Aşağıdakilerden hangisi, sosyal devleti gerçekleştirmeye yönelik hukukî yöntemlerden biri değildir?
a) Kamulaştırma
b) Vergi Adaleti
c) Özelleştirme
d) Plânlama
e) Devletleştirme
17-1961 Anayasasına göre plânlama görevi aşağıdaki organlardan hangisine bırakılmıştır?
a) DPT
b)MGK
c) Başbakanlık Plânlama Teşkilatı
d) Yüksek Plânlama Kurulu
e) Hiçbiri
18-Çağdaş sosyal devlette vergi yükünün adaletli ve dengeli dağıtımı aşağıdakilerden hangisinin amacıdır?
a) Ekonomi politikasının
b) Siyasî partilerin
c) iktisadî politikanın
d) Sosyal politikanın
e) Maliye politikasının
19-Toplumun ekonomi kaynaklarının ekonomik kalkınmayı sağlamak amacıyla, bilimsel ve akılcı kullanılmasını sağlamaya yönelik düzenlemelere ne isim verilir?
a) Kamulaştırma
b) Plânlama
c) Sosyal haklar
d) Devletleştirme
e) Vergi adaleti
20-Yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin, anayasanın çizdiği sınırlar içinde kullanıldığı iktidar aşağıdakilerden hangisidir?
a) Asiî kurucu iktidar
b) Talî kurucu iktidar
c) Kurulmuş iktidar
d) Kurucu iktidar
e) iktidar
21-Kurucu iktidar ne demektir?
a) Bir devletin yargı organına denir
b) Bir devletin meclisine denir
c) Bir devletin cumhuriyet senatosuna denir
d) Bir devletin anayasasını yapma ve değiştirme iktidarına denir.
e) Bir devletin yürütme organına denir.
22-Aşağıdakilerden hangisi talî kurucu iktidardır?
a) 1921 Anayasasını yapan iktidar
b) 1924 Anayasasını yapan iktidar
c) 1961 Anayasasını yapan iktidar
d) 1995 yılındaki iktidar
e) 1982 Anayasasını yapan iktidar
23-Devletin objektif hukuku formüle ettiği veya ona yürürlük sağladığı fonksiyonu aşağıdakilerden hangisidir?
a) Yargı fonksiyonu
b) Yasama fonksiyonu
c) Yürütme fonksiyonu
d) idare fonksiyonu
e) Denetim fonksiyonu
24-Kuvvetler ayrılığı teorisi ilk kez hangi düşünür tarafından ortaya atılmıştır?
a) Locke
b) Hobbes
c) Montesquie
d) Budin
e) Rousseau
25-Bütçe tasarı ve raporları hangi organ tarafından hazırlanır?
a) TBMM
b) Bakanlar Kurulu
c) Başbakanlık
d) İktidar parti grupları
e) Bütçe Komisyonu
26-Yasama meclislerinin kendi iç tüzüklerini bizzat yapmaları aşağıda-kilerden hangisi ile adlandırılır?
a) Yasama dokunulmazlığı
b) Isdar
c) Yürütme bağımsızlığı
d) Millî egemenlik
e) Yöntemsel bağımsızlık
27-Bütçe kanunlarını Cumhurbaşkanı bir kez daha görüşülmek üzere meclise geri gönderemez. Bu durumu bütçe kanunlarının hangi özelliğiyle açıklanabilir?
a) Şart-işlem oluşu
b) Süreli oluşu
c) Kamu harcamalarıyla ilgili oluşu
d) Kanunlardan üstün oluşu
e) Özel bir komisyon tarafından hazırlanması
28-Tüzükler hangi makamın incelemesinden geçirilir?
a) Müdürlerin
b) Bankanın
c) Damştayın
d) Yargıtayın
e) Cumhurbaşkanlığının
29-Aşağıdakilerden hangisi, yönetmelik çıkarma konusunda yetkili değildir?
d) Şirketlerle ilgili kanunu hükmünde kararnameler
e) Sıkıyönetim ve olağanüstü hâllerde çıkarılan kanun hükmünde kararnameler
Cevaplar
1. D
2. E
3. A
4. E
5. D
6. B
7. D
8. C
9. D
10. C
11.
12. D
13. E
14. A
15. B
16. C
17. A
18. D
19. B
20. C
21. D
22. D
23. B
24. C
25. B
26. E
27. B
28. C
29. E
30. E
1 kg sığır bonfilesi (bütün yağı alındıktan sonra, rosto biçiminde sıkıca bağlanmış)
3 çorba kaşığı natürel zeytinyağı
1 tatlı kaşığı kekik
1 diş sarmısak (dövülmüş)
bir tutam karabiber (taze çekilmiş)
4 çorba kaşığı sirke
1 soğan (ince doğranmış)
250 g mantar (temizlenip, doğranmış)
2 çorba kaşığı maydanoz (kıyılmış)
300 g hazır yufka (30 cm x 45 cm boyutlarında 7 parçaya kesilmiş)
15 g (1 çorba kaşığı) tereyağı (eritilmiş)
pişmiş mantarlar (süsleme için, isteğe bağlı)
Yapılışı:
Çukur bir tabakta zeytinyağının 1 çorba kaşığını kekik, sarmısak ve karabiberle karıştırın. Eti koyup, altüst ederek karışıma iyice buladıktan sonra, tabağın üstünü örtün ve oda sıcaklığında 1 saat bekletin.
Bekleme süresinin bitiminde, kalan zeytinyağının yarısını yapışmayan bir tavaya koyup, tavayı harlı ateşe oturtarak, yağı kızdırın. Yağ kızınca tabaktaki eti koyup, her yanı altın sarısı bir renk alıncaya kadar (7 - 8 dakika) altüst ederek kızartın. Sonra tavayı ateşten alıp, eti bir tabağa çıkarın. Tavada kalan yağı atıp, yerine sirkenin 2 çorba kaşığını koyarak, tavayı orta ateşe oturtun ve bir taşım kaynatın. Kaynayınca tavayı ateşten alıp, sirkeyi etin üstüne boşaltın. Kalan zeytinyağını tavaya koyup, tavayı orta ateşe oturtarak, yağı ısıtın. Yağ ısınınca soğanları koyup, yumuşayıncaya (ama renkleri dönmemelidir) kadar (5 - 6 dakika) pişirin. Doğranmış mantarları ekleyip, 7 - 8 dakika pişirdikten sonra, kalan sirkeyi katın ve karışımı bütün suyunu çekinceye kadar (yaklaşık 5 dakika) pişirin. Tavayı ateşten alıp, kıyılmış maydanozları karışıma ekleyerek karıştırın ve bir kenara bırakın.
Fırınınızı 230 °C'a ısıtın. Yufka yapraklarını mutfak tezgâhında üst üste yerleştirin. Bir kenarlarından 5 cm enimde bir şerit kesip, bu şeritten, baklava biçiminde parçalar kesin.
Tavada soğuyan mantarlı'karışımı, en üstteki yufkanın ortasına kaşıkla döşeyip, üstüne eti sicimleri keserek attıktan sonra, yerleştirin. Yufkaları üstüne paket gibi sarıp, eritilmiş tereyağını fırçayla sürerek, üstüne baklava biçimi yufka şeritlerini yerleştirin. Üstlerine biraz tereyağı sürüp, paketi bir tepsi içinde fırına vererek, yufka paketi altın sarısı bir renk alıncaya kadar pişirin. Tepsiyi fırından alıp, yufka paketini parçalanmamasına dikkat ederek, ısıtılmış bir servis tabağına çıkarın. Çevresini pişmiş mantarlarla (isteğe bağlı) süsleyip, servis yapın.
sığır eti nasıl pişirilir - soslu sığır eti tarifi
Malzemeler:
1 kişilik
3 çorba kaşığı tereyağı
180 gram sığır filesi
2 adet orta büyüklükte soğan
1 diş sarımsak
Yarım litre et suyu
4 adet mantar
Tuz
Karabiber
Yapılışı:
3 çorba kaşığı tereyağını tavaya aktarın. Eridikten sonra eti tavaya alın. Rengi çok az değişene dek pişirin. Sonra piyazlık doğradığınız soğanları ve sarımsağı ilave ederek, birkaç dakika soteleyin. Sonra yarım litre et suyunu ekleyin. Suyunu çekip koyulaşana dek kaynatın. İnce dilimler halinde doğradığınız mantarları, tuzu ve karabiberi ilave edin. Birkaç dakika sonra ocağın üzerinden alın. Servis tabağına ilk önce sığır filesini yerleştirin. Kenarlarına mantarlı sostan dökerek, sıcak servis yapın.
hayat hakkında yazı - iyilik ve iyi olmak
İyiler erken ölür birini ay çağırır, öbürünü denizler, bir diğerini uçurumlar; iyiler hissederler önce, iyiliklerine bu hayatta yer olmadığını. Bu hayatın kötülere, çıkarcı ve acımasız olanlara göre düzenlendiğini hissederler....
Acı verir onlara iyi kalplerini karanlık bir yerde gizlice terk etmek. Ne kadar acı verse de onlara ait olmayan bu dünyayı herkesten daha çok ciddiye alırlar bu yüzden. Belki gizlice fark eder, belki gizlice unutmak isteriz. Çünkü onlar gözlerimize bakarlar. Gözlerimizde gözlerimizi ararlar. Hiç umut yok mu, der gibi bakarlar. Kanayan bir özlemle bakarlar. Çünkü onlar için en kötüsü bile bile yaşamaktır. Ve asıl acısı kendilerine yar olmayan bu dünyada yaşıyor gibi yapmaktır onlar için. Yaşamadan yaşıyormuş gibi yapmak.
Geride kalanlar bilmese de iyilerin incitilmiş kalpleriyle yaşadıklarını. Sonunda iyiler erken ölür.
Erken ölmüş görünseler de, bu dünyada en çok bekleyen iyilerdir. En derinlerinde yaşamak beklemektir onlar için. Çevrelerinde hep acele eden insanlar vardır oysa. Hep isteyen, hep arzulayan, hep başarmak derdinde olan... Soluk soluğa, telaşlı, hoyrat.
Oysa iyiler kendilerinden ne istenirse karşılıksız verirler. Dostluklarını, zamanlarını, ışıklarını gerekirse bedenlerini, enerjilerini. Bu dünyanın kendilerine yar olmadığını ve olmayacağını anladıkça hesap sorarcasına, karşısındakini biraz olsun sarsabilmek için ve çoğu kez hayatlarını yok sayarcasına verirler. Ama ne yaparlarsa yapsınlar horlanmaktan kurtulamazlar.
Bu dünyanın en zavallı, en güçsüz kötüsü bile iyinin kokusunu alır. Hisseder onun başka yere ait sonsuz bir misafir olduğunu. Hissedince izin verir içindeki cellada.
Oysa iyilerin kurbanı başkaları değil sadece kendileridir. İçlerindeki dinmek bilmeyen acı işte buradan gelir. Bazen öyle çok severler ki, kendilerini bile kimsesiz bırakırlar. Kendilerini en çok derin ve öksüz bir acıyla hatırlarlar bu yüzden. Bir gönül yıpranmasıyla.
Yaptıkları her eylemin, söyledikleri her sözün onları biraz daha kirlettiğini, biraz daha aşağı çektiğini bildikleri halde, bilmezlikten gelirler. Bu dünyaya, bu hayata duydukları her umudun, yaptıkları her eylemin, söyledikleri her sözün, içlerindeki acıyı biraz daha dilsiz, biraz daha kimsesiz ve çıplak bıraktığını bildikleri halde bilmezden gelirler.
Bu boşuna inanış kendilerine duydukları o derin kırgınlık olarak geri döner sonu da. Hayat değildir, suçlu olan bu binler yıl önce koyulmuş olan insanlık yasaları da değil. Bir suçu varsa, olması gerekiyorsa bu yine kendileridir. Böyle hissetmeye ikna ederler kendilerini...
Yinede geride kalanlar bilmeseler de onların incitilmiş kalpleri sayesinde yaşadıklarını, iyiler erken ölür...
hayat hakkında - hayata dair
Yangındı buzul sesinin tenimde yaktığı. Yerle gök arasında yaşanmamış ne varsa senden bana kaldı. Kelimelerden ve seslerden ibaret bir hayat Senden bana bu kaldı. Neyi geç yaşadığımı sandıysam anladım ki vaktiymiş çekip gitmenin vakitliymiş gidişin. Eksik olan hep yerimizde kalmamız. Fazla gelen geri dönüşlerimiz.
Bu kadar güçlü müyüm gözünde? Bu kadar büyük? Hep unuttuğun bir şey midir bir çocuk olduğum ve inatla büyümeyip ellerine kaldığım? Dayanılmaz öfkelerim kandırmasın seni ben hep kendimi kandırırım. Yoksa nasıl yaşarım bu öyküyü? Yoksa nasıl kahramanı olurum bu öykünün? Öyle küçüğüm ki Gözyaşlarım bile sığmaz avuçlarıma. Boyumdan büyük kelimelerime bakma susarsam nasıl öykü olur bu aşk?
Ya sonra diye sorar oldum kendime. Ya sonra Nereye varacak bu gidişler neye yarayacak biriktirilen anılar ne olacak ikimizden oluşan bu biz? Kime kalacak sakladıklarımız? Bulunsak kim yakalanmış olacak? Kim suçlu kim suça azmettiren? Kime kesilecek cezalar kim ödeyecek bu aşkın bedelini? Ya sonra Bitersek kim anlayacak bizi? Kime anlatacağız halimizi? Ve nasıl unutacağız birbirimizi? Ondan mıdır hep geri dönüşlerimiz gidişlerde açık bıraktığımız kapılar?
Soruları çok cevapları aleni bir aşka dönüşüyoruz. Ne sormaya cesaretimiz var ne de cevap vermeye. Aslında ikimiz sadece birbirimizden kaçıyoruz. Bizi yalnızca biz yakalayabiliriz. Bunu bilmediğimiz için sığınıyoruz sesimize.
Son'lar elbette önemli değil. Mutlu bitmişiz nefretle anar olmuşuz birbirimizi ne yazar? Yaşarken doymuyor muyuz sevmeye sevilmeye? Bizi aç bırakan engellerimiz. Bizi bizden edecek olan da engellerimiz. İşte bu yüzden nice yüzü yok sayıyorum beynimde. İşte bu yüzden tanımıyorum çokça yüzü. İşte bu yüzden inançsızca bakıyorum geleceğe.
Ama sen yılma ve vazgeçme! Tükene tükene tüketiriz yolları.
özlem üzerine - özlemeye dair
Birden ozleyiveriyorsunuz...
Coktan unuttugunuzu sandiginiz
ya da yalnizca bir kere karsilastiginiz
ve ozlemek icin yeteri kadar tanimadiginiz birini
bir sabah cilginca ozleyerek uyaniyorsunuz.
Ruyalariniz, icinizdeki o gizli, esrarini ele vermez buyucu,
siz carsaflarinizin arasinda,
butun tehlikelerden uzak,
guvenle yattiginizi sandiginiz bir anda,
usulca ruhunuza sokulup,
sizden habersiz oralara yigilmis cephanelikleri
birer birer atesleyiveriyor.
Infilaklarla sarsilarak uyaniyorsunuz.
Hayatinizda olmayan birini hayatiniza almak,
ona dokunmak,
onun sesini duymak icin kivranirken buluveriyorsunuz kendinizi...
Ozlemek, o yakici istek,
bilinen herseyi ve onem sirasini degistiriveriyor.
Ozlediginiz ise cok uzaklarda...
Yaninda olmasini istediginiz halde
yaninizda olmayan bir tek kisi,
yaniniza bile yaklasmadan,
hatta onu ozlediginizden
ve onu istediginizden haberdar bile olmadan,
butun hayati,
butun goruntuleri eritip
baska kiliklara sokuyor...
yaşama dair - hayat hakkında yazı - hayatı yaşamak - hayata bakış
Hayat bizi ağlarını daha doğduğumuz hatta anne karnında var olmaya başladığımız gün kaderimizi çizmeye başlar. Bu kader bizim başlangıcımız ve sonumuz olan yaşamımızın değişmez bir parçasıdır. Öyle insanlar gelirki hayata hiç bir şey anlamadan hayatını çürürtür sonra da göçer gider bu diyardan. İşte çoğumuzda hayattan korkmasının nedeni budur. Hiç bir şey yaşamamış olmamızdır. Bir gül öyle güzeldir ki onu öldürmeye kıyamayız onu koparmayız ya da ona zarar gelmesi istemeyiz. Böyle ince ruhlu insanlarda vardır. Onlar hayatlarından zevk almasını bilirler
. Hayata sadece para para diyen Napolyon gibi para diye haykırmazlar. Bazıları vardır hayatı yaşarlar. Zenginliğin mutluluğun(parası olmayan ya da az olana göre) keyfini atarlar. Dünya yı dolaşırlar hayatı yaşarlar. Ama onlara sorsak bu hayat mı der belki de... Hayat budur. Kimsenin gözünün yaşına bakmadan yapabileceğini gördüğü insanların hayatlarına karışmadan yaşama tutunabilmektir. Bir kitapta yazılan yazı gibi "Gün doğmadan geldingün batmadan gideceksin".
Hayata nasıl bakarsan öyle yaşarsın. 3 günlük hayatta misafiriz biz. Bazıları sınav olarak görür dersine çalışır bazıları yaşam diye görür bunu yaşamaya çalışır. Hepimiz farklıyız hepimizin yolu ayrı.Ama bitiş noktası aynı. Hepimiz doğarbüyür ve ölürüz. Bu bizim kaçınılmaz yolumuzdur. Bugün başkası için ağlarsın yarın başkalarıda senin için ağlar.
surelerden seçmeler - surelerle öğütler
Yükselir ve alçalır yürek her tik takla. Ve genişleyip daralır. Bazen yükseklerde teyaran eder de, gün olur açamaz kanatlarını, yer kuşu olur. Daralan ve kendine büzülen yüreği neyle genişletmeli? Kabuğuna saklanan kaplumbağa ve dikenine yumulan kirpi gibi, bunalınca yürüdüğün yolda; nereye kaçmalı ve korumalı kendini hangi silahla?
O kötü fısıltılar ancak şeytandandır, (bu da) iman edenleri üzmek gayesiyledir. Halbuki Allah'ın izni olmadıkça o (fısıldaşmalar ve şeytan), onlara hiçbir şekilde zarar verici değildir. O halde mü'minler Allah'a güvenip dayansınlar.
{Mücadele /10}
Bilirsin her kışın bir baharı, her gecenin bir neharı olduğunu. Ama gecede ışıksız kalıp, kışta üryan olup üşümekten kurtulamazsın yine de. Bu bir süreçtir. Bir mutluluk ve muvaffakiyeti satın almak için ödenmesi gereken bir acı bedel. Bir çile hali. Bir dua, yakarış hali. Bir yürek yakınlaşması en merkezinden Rabbine doğru.
Musa dedi ki: Rabbim! Benim gönlüme genişlik ver.
{Taha /25}
Bir tohum çatlatma, filiz çıkarma sendromu. Aczini ve fakrını, gücünün yetmezliğini ve çaresizliğini ta ciğerinde duyup yüreğinin boş avuçlarını açma, dolmak ve doymak isteme hali. Boşuna değildir bu yürek krampları, bu içsel sancılar, bu kasılma ve büzülmeler, bu yüreğin dışta susup içte feryat figan etmesi.
Ey Rabbim! Ben senin bana indireceğin hayra. öylesine muhtacım ki.
{Kasas / 24}
Evet oldukça hüzünlü, sıkıntılı, bekleyişli olur böylesi daralma zamanları.İnsan bittiği yerde başlar yeniden. Bu yürek daralması süreci bir bitiş ve yeni bir oluşuma hazırlanma sürecidir zira. Ne olursa olsun, ortaya eskisinden daha iyisi çıkacaktır mutlaka.
Sabretmenize karşılık size, selam olsun..
Dünya yurdunun sonucu cennet ne güzeldir.. derler
{Ra'd 24}
Ağrıyan ve ağlayan yüreğini alıp Rabbine gitmektir tek çare. Zira O sığınılacak tek merci, yardım istenecek tek merci, yaslanacak tek dayanak, beklentiler boşa çıkmayacak tek umut kapısıdır.
Ey kavmim! Şâyet Allah'a (gerçekten) inandıysanız ve O'na teslim olmuş iseniz, artık ancak O'na güvenip dayanın.
{Yunus 84}
Bu daralma ve inşirahlar bekleme süreçlerini yine de ümitle, şükürle geçirmeli insan Zira acılar durduk yere çekilmez. Kalp boş yere atıp durmaz. Tik taklarıyla inip çıkarken vücudu besler tepeden tırnağa... İnmesi de çıkması da, daralması da genişlemesi de hikmetli ve faydalıdır. Orada hayat vardır zira...
Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle.
Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil,
kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla.
Bizden hüznü gideren Allah'a hamdolsun.
Kuşkusuz rabbimiz çok bağışlayan ve şükrün karşılığını verendir.
sevgi hakkında - sevgiye ait yazı
Bir olanı arar durur insan hayatında binlerce insan içerisinde. Çoktur belki etrafta, herkes vardır ama yalnızdır ruhu kalabalıklar içinde.
Gün gelir ki; kimsenin kendisini anlamadığını düşünür, yara alır yüreği kendisine yapılan haksızlıklarla. İşte böyle bir zamanda daha çok ihtiyaç duyar kendi gözleriyle hayata bakan bir başka insanın varlığına. İşte o birdir, tektir hayatında ve yerine kimseyi koyamayacağıdır, yerini başkasıyla dolduramayacağı. Hiçbir şeyle satın alamayacağı. O, bir yürektir, bir kuş gibi ürkekçe ellerinde. O, bir limandır, fırtınalardan çıkmış gönlünün sığındığı, sakin ve asude
Kapıları kapatmak ister o zamanlarda dış dünyaya ve sığınmak bu sıcacık, sevgi dolu yüreğe
Hani ruh ikizi derler ya, öyle işte...
Nedir sevmek öyleyse?
O, bir tek olanı aramaktır binler içerisinde
Seçebilmektir, sevmek en seçkin olanı, yüreğine..
Kâinatın esrarlı perdelerini birer birer indirebilmektir birlikte. Sorgulamaktır cesurca soru işaretleri bırakanları beyninde. Şifreleri çözmektir belki de, çözebildiğince
Sevmek, sevdiğini hatalarıyla, yanlışlarıyla birlikte kabul edebilmektir, ama öylece bırakmak değil. Kendini düzeltebilmektir O'nu düzeltmeğe çalışırken bile. "Seni bu yolun sonuna kadar seveceğim" demek değil, diyebilmek sonsuzluğun sonuna kadar seninleyim ve sevginle. Ve sonsuzluğu en güzel yaşayabileceği şekilde çaba göstermektir birlikte.
"Ben, seni böyle seviyorum, hangi boşluğu dolduruyorsan da hayatımda.. Belki annemsin, babamsın. Belki evladım belki dostum, arkadaşım. Belki de sevgilimsin."
"Ben, seni böyle seviyorum. Bir kez tanıdımsa seni ve sevdiyse yüreğim, seçtiyse..Biliyorum ki; sen benimle ebediyetten beri varsın ve sonsuza kadar varolacaksın."
"Sonsuz bir hayatı paylaşmaksa gayem, elbet elimden geldiğince seni de düzeltmek isterim doğru bildiğimce ve kendimi düzeltmeliyim önce.
Sevmek, ömürlük değildir. Ömür dediğin nedir ki; sonsuz olanın yanında..
Sevmek, bu dünya ölçüleriyle tartabileceğim bir kavram değil, nasıl anlatayım ne kadar çok sevdiğimi."
Sevmek dua etmektir belki de; hiç kimse duymadan, bilmeden sessizce
"Yarabbi! Çarelerin tükendiği yerdeyiz, çareler lutfet yüce lutfundan, imkânların yetmediği yerdeyiz, imkânlarımızı genişlet vüs'atinle..
Aklımıza gelmeyen yerden rızıklandır bizi Rezzak isminle. Bize ve tüm sevdiklerimize Amin!"
Sevmek, her an birlikte olmaktır uzaklardayken bile. Bir tren garında gözyaşları sel olur akar eller sallanırken, hüzünle. Ama asıl ayrılık değildir bu görünen. Bedenler ayrı olsa da yürekler hep çarpar o sevgi ile.
"Sen benim diğer yarımsın", diyebilmek. Birlikte olunan her saniyenin keyfe dönüşmesi. Aynı şeyleri düşünmek ve aynı sözlerin dökülmesi dudaklardan. Beraber olabilmenin verdiği huzur ile feda edebilmek özel zevkleri. Oturup maç izlemek birlikte, hiç sevmese de, sevdiği seviyor diye. Bir mezar ziyaretinden alınan manevî hazzı paylaşmak. O'nun haberi yokken sevdiklerinin mezarı başında ağlamak.
Masum bakışlarla sevdasını anlatmak..Ve anlamak gözlerinden anlatamadıklarını
İstanbul'un altını üstüne getirmektir el ele sevmek..İskelede balık ekmek yerken gülümsemektir. Piyer Loti'de çay içerken Haliç'i seyretmek. Ve gözlerinin rengine benzetmektir yüreğindeki okyanusları..
Üsküdar Eminönü Vapur'unda giderken yarılan dalgaların bembeyaz köpüklerini beraberce yaşlandığını düşlediği sevgilinin enselerine inen saçlarına benzetmek..
Sevmek, her şeyi göze almaktır ve yüreğinden emin olmaktır. Karşılıksız da olsa.. O'ndan gelen her cefaya razı olmaktır tereddütsüz. Huzur bulmaktır gözlerinde. Teselliye muhtaç yüreğinde çare aramaktır sözlerinde..
Öyle ihlasla istemektir ki, O'nu mutlu etmeyi, tren seferleri ertelenmeli. her şeyin görünen yüzüne değil, sadece Allah'ın yüce kudretine içten inanarak elinden geleni yapmaktır. Ve dua etmektir, yüreğinin bütün saflığı, içtenliği ile içindeki en yüce duygularla, O en yüksek makama engellerin dize gelmesi için..
Diller değildir konuşan beraberken, yüreklerdir, ahenkli nağmeler fısıldaşır dururlar aynı tellerde..
İşte o bir olandır, özeldir hayatında. Tektir ve en kıymetlidir kendi tarafında. Bu eğer bir dostsa O'nun yeri bambaşkadır. Sevgisi başka. "Arkadaş seçilmiş kardeştir", sözüne binâen, bazen kardeşten ileri bir sevgi oluşabilir karşılıklı iki tarafta.
Annedir, babadır, zaten fıtraten doldurulmazdır yeri. Yaradan özel yaratmıştır. Kardeştir, kaç tane olursa olsun her biri özel yaradılışta ve özel kimliktedir. Evlattır anneyseniz, sizin için bu ayrı bir duygu mutlaka.
Bir de sevgili vardır. O tek yârdır. Eşiniz, arkadaşınız, dostunuz, aşkla bağlı olduğunuz varlık olmalıdır. Sevgisini daima gönlünüze nakşetmiş olan ve özlediğiniz insan. Dünyayı ve ahireti beraberce cennete çevirebileceğiniz. Eğer gerçek sevgiyi anlayabilmişseniz, bu sevgi için emek vermişseniz, karşılıklı fedakârlıklara katlanabilmiş ve her şart altında inanmışsanız yürekten..
"Biz seninle hayata meydan okuruz", diyebilmek değil midir, sevdanın bir adı da
O zaman sevmeli insan yürekten. Dost arıyorsa önce dost olabilmeli ve çıkar hesaplarını bir kenara bırakabilmeli. Sevgili istiyorsa kendisi sevgili olabilmeli önce. Kıymetini bilmeli sevdaların, basit kavgalarla ve ucuz dünyalık düşüncelerle tüketmemeli.
çocuğa zorla yemek yedirmek - çocuğu yemeye zorlamak - çocuklarda obesite nedenleri
New York eyaleti Ithaca'daki Cornell Üniversitesi ile New Mexico Eyalet Üniversitesinden araştırmacılar, "Akılsızca Yemek: Neden Düşündüğümüzden Çok Yiyoruz" konulu bir araştırma yürüttüler. Çocukları anaokuluna giden annelere, "çocuklarının, tabaklarındaki yemeklerini hangi oranda bitirdikleri" soruldu. Çocuklara da, "sabah anaokulunda ne kadar, tatlandırılmış renkli tahıl gevreği yemeyi arzu ettikleri" sorusu yöneltildi.
Çocuklara kaselerini istedikleri kadar tahıl gevreği doldurmalarına izin verildikten sonra, kaselerdeki gevrek tartıldı. Baş araştırmacı Brian Wansink'in açıkladığı sonuçlara göre, çocuklarına tabaklarında yemek bırakmamalarını sürekli söyleyen daha kontrollü ailelerin çocukları, özellikle de erkek çocuklar, anaokulunda daha büyük porsiyon tahıl gevreği istiyor.
Araştırmacılara göre çocuklarına tabaklarında yemek bırakmamalarını söyleyen anne-babalar, bunu yapmakla muhtemelen, "çocukların yemek konusunda kendilerini kontrol etmeleriyle ilgili gelişimlerine" müdahale etmiş oluyorlar.
Araştırmacılara göre yedikleri veya yemedikleri üzerinde büyüklerin kontrolü altındaki çocuklar, evden uzaktayken, bu kontrol azaldığı için, "daha fazla yeme" biçiminde tepki gösterebiliyor. Bulgular, ABD'de obeziteyle ilgili bir konferansta sunuldu. A.A
çocuk diş hekimliği - Pedodonti - çocukta diş sağlığının önemi - çocuk diş bakımı - Pedodontist
Pedodonti (çocuk diş hekimliği); doğumdan kalıcı dişlenme döneminin başladığı ergenliğe kadar meydana gelebilecek diş problemleriyle ve acil durumlarla ilgilenen, diş ve çenesel problemlerin oluşmasını engelleme amaçlı koruyucu uygulamaları da kapsayan anabilim dalıdır.
Pedodontist (çocuk diş doktoru) kimdir?
Pedodontist (çocuk diş doktoru); çocukların diş gelişimi ve problemlerinin çözümünün yanı sıra çocuk psikolojisi, büyüme gelişimi ve çocuğa yaklaşım üzerinde uzmanlaşmış diş doktorudur. Pedodontistler 5 yıl süren dişhekimliği eğitiminden sonra en az 4 yıl süren doktora eğitimini tamamlayarak "çocuk diş doktoru" ünvanını alırlar.
Pedodontist çocuğa doğru davranış yönlendirmesi teknikleri uygulayarak diş tedavisini bir oyun gibi sevdirir ve çocuğun diş tedavisine motive bir şekilde gelmesini sağlar.
Elbette çocuğun diş doktoruyla tanışması ve tedavisi sırasında, ailenin de doktoru destekleyecek yöndeki davranışları tedavi yaklaşımının çok daha kısa sürede ve başarılı olmasını sağlayacaktır.
Aileler de çocuklarını ilk diş randevusuna getirmeden önce evde konuya yönelik oyunlar düzenleyerek çocuğun tedaviye hazırlanmasını sağlayabilirler.
Aileler kendi kaygılarını çocuğa yansıtmamak adına son derece dikkatli ve kontrollü olmalıdırlar.
Bunları biliyor muydunuz?
1. Kalıcı dişlerin süt dişlerin rehberliğinde sürdüğünü ve süt dişleri ne kadar sağlıklıysa kalıcı dişlerin de o kadar sağlıklı olacağını,
2. Çürüğün mikrobik bir durum olduğunu ve çocukların bu mikrobu genellikle aile bireylerinden aldığını,
3. İlk kalıcı dişlerin 6 yaşında diş arkının arka tarafında çıkan 6 yaş azı dişleri olduğunu,
4. Başlangıç çürüklerinin beyaz renkte olduğunu,
5. Erken çekilen süt dişlerinin kalıcı dişlerde çapraşıklığa neden olabileceğini,
6. Süt dişlerinde de çürük nedeniyle abse oluşabildiğini ve bu absenin daha sonra sürecek kalıcı dişlerde yapısal bozukluk ve lekelenmelere sebep olabileceğini,
7. 2000'li yıllarda çocukların günlük ihtiyaçlarının 3-4 katı kadar şeker yediğini,
8. Çocuğunuzun dişlerinin, pedodontist tarafından yapılacak fissür örtücü ve fluorid uygulaması gibi işlemlerle çürüğe karşı güçlendirilebildiğini,
9. Diş temizliğinin ilk süt dişi ağızda görüldüğü andan itibaren çocuk 6 yaşına gelene dek düzenli olarak anne veya baba tarafından yapılması gerektiğini,
10. Çocuğunuzun ağzında hiç çürük olmasa dahi 6 ayda bir defa kontrol amaçlı Pedodontiste götürülmesi gerektiğini,
11. Asitli içecekler, kutu meyve suları ve havuz suyunun dişlerde erozyon adı verilen madde kayıplarına sebep olabildiğini,
12. Diş çürüğü oluşumunda kalıtımın yalnızca %5-10 etkili olduğunu.. Geri kalan %90-95' e düzensiz beslenme, dişlerin düzensiz fırçalanması ya da hiç fırçalanmamasının neden olduğunu,
13. Süt dişlerine de gerektiğinde kanal tedavisi yapılabildiğini,
14. Erken kaybedilen süt dişlerinin çocuğunuzun konuşmasını etkileyebileceğini,
15. Çocuklarda diş gıcırdatmanın dişlerde ciddi madde kayıplarına neden olabildiğini biliyor muydunuz?
yaz sıcaklarında hamilelik - yazın doğum yapmak - yaz sıcaklarında hamileliğin zorlukları - sıcaklarda hamile annelere tavsiyeler
Yaz ayları, hamileliğinin sekizinci ve dokuzuncu aylarına gelmiş anneler için çeşitli zorlukları da beraberinde getiriyor.
Özellikle de hamilelik için hekimlerin önerdiği sağlıklı kilonun üzerindeki anne adayları sıcaklar, vücutlarında oluşan ödem, bebeğin yarattığı basınç nedeniyle otururken, yürürken ve uyurken sorun yaşıyor. Acıbadem Kocaeli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Yıldız Tunçay, anne adaylarının bu sıkıntılarını giderecek önerilerini sizlerle paylaşıyor.
Yaz mevsiminde artan hava sıcaklığı, yüksek nem oranı en çok bebeğin doğumu için artık haftaları, günleri sayan anneleri zorluyor. Karındaki artan basınç mide ve barsaklara baskı yapıyor, akciğer ve kalbi zorluyor. Hamilelik ilerledikçe, anne adaylarının solunum ve dolaşımında sıkıntı oluyor. Sık ve zor nefes almak hamileleri çok zorluyor.
Karın içindeki basınç artışı ile akciğerlerin kapasitesi azalıyor, adeta hava açlığı çekiliyor. Kalpte çarpıntılar, ani tansiyon düşmeleri oluyor. Gebelikte kalp dolaşım sisteminde de dolaşan kan miktarının artmasına bağlı olarak, kalbin yükü artıyor, hasta da bunu çarpıntı şeklinde ifade ediyor. Hamilelik ilerledikçe bebeğin yarattığı basınçtan dolayı bacaklardan kalbe dönen kanın yavaşlamasına bağlı olarak bacaklarda ödem ortaya çıkıyor.
Sıcak damarların genişlemesine ve geçirgenliğinin artmasına neden olup ödemi artırıyor. Bacaklardan kalbe dönen kan azaldıkça, kalbin vücuda ve beyne pompaladığı kan da azalarak tansiyon düşmelerine ve bayılmalara yol açıyor. Anne adayında anemi (kansızlık) varsa, bacaklarda varis oluştuysa bu şikayetler daha belirgin oluyor.
Terleme ve su kaybı nasıl bir etki oluşturuyor?
Sıcakla birlikte terleme, su kaybı ve damarların genişlemesinin tansiyon düşmelerine, beyin dolaşımının bozularak bayılmalara neden olur. Bazı küçük önlemler alarak bu sıkıntıları hafifletmek mümkündür.
Öneriler
• Sıcağın en fazla olduğu öğle saatlerinde dışarı çıkmayın.
• Ani tansiyon düşmeleri, aşırı terleme ve su kaybı, bayılmaya yol açıyor. Vücuttaki su ve mineral kaybını önlemek amacıyla bol su içmek, maden suyu veya az şekerli limonata etkili bir çözüm olabilir.
• Sıcakta uzun süre kalmayın. Geniş kenarlı bir şapka, güneş gözlüğü, güneş koruyucu ürün kullanın. Deniz kenarının serin olacağını düşünerek uzun süre kalmayın.
• Sıcak çarpması vücudun ısısını artırır. Bundan da bebek olumsuz etkilenir. Gölgede kalarak bu olumsuzluğu giderebilirsiniz.
• Güneşin etkisini kaybettiği saatlerde ve sabah erken saatlerde kısa süreli güneşlenmeler faydalıdır.
• Bacaklardaki ödemi gidermek için uzun süre ayakta kalmayın. Aynı pozisyonda oturmaktan kaçının. Bacaklarda varisleri olanlara varis çorabı kullanması uygundur.
• Aşırı ve fazla miktarda yemek yememeye, yağlı kızartmalı gıdalar tüketmemeye dikkat edin. Aşırı kilo alımı olanlar hamileler, yediklerinize dikkat ederek, bir beslenme uzmanından destek alın.
bebek için gerekli eşyalar - bebeğiniz için neler gereklidir - bebek bakımında kullanılan eşyalar - bebek için gerekli giysiler - bebeğin beslenmesi için gerekenler
Giyisiler
Pamuklu Zıbın 6
Body'ler 6
Bebek Takımları 6 Alt ve üst ayrı giyilen günlük ev içi giyim
Dışarı çıkış giyisileri 4
Pijama 2
Patik ve Çorap 6
Şapka 1-3 Ev için ince penyeden
Eldiven 2 Ev için ince penyeden ilk 3 aya kadar
Hırka ve Yelek 2
Şapka Atkı Eldiven 1 Dışarı çıkış için
Bebek Montu 1
Önlük 2
İlk adım ayakkabısı 1
Yürüyüş ayakkabısı 1 6. Aydan sonra
Bebeği biberonla beslemek için gerekenler
Plastik biberonlar; 125ml ve 250ml. Kaynatılabilir sterilize edilebilir kaynatıldığında su ve ısıdan etkilenmez ve şekli bozulmaz. Plastik biberonlar iki titir. Klasik yeniden kullanılabilenler ve daha yeni olup bebeğin hava yutmasını engelleyen biberonlar.
Cam Biberonlar; 125 ml ve 250 ml. Ani ısı değişikliklerine dayanıklı sağlıklı cam biberonlardır. Cam biberonları temizlemek daha kolaydır ama çabuk kırılırlar ve anne sütü vermek için kullanılmazlar.
Biberon emzikleri; Kaynatılabilir sterilize edilebilir kaynatıldığında su ve ısıdan etkilenmez ve şekli bozulmaz olmalıdır. Kullanılan madde bakımında kauçuk ve silikon olmalıdr. Biberon ağızlıklarının şekli damak yapısına uygun olanlar ve delik çapı farklı olanlar vardır. Delik çapı farklı olanlar; mama vermek ve küçük bebekler için küçük delik meyva suyu vermek için büyük delik olanları tercih edilir.
Biberon ısıtıcısı; Pompa ile çekilmiş anne sütünü sütlü mamayı sütlü içecekleri ve bebek mamalarını ısıtmanın hızlı ve güvenli yoludur.
Biberon fırçası; Biberon ve emziklerin temizlenmesinde kullanılır.
Biberon taşıyıcısı; Biberonları bir süre sıcak veya soğuk tutmaya yarar. Özellikle seyahatlerde oldukça faydalıdır
Biberon mixeri; Bebek mamasını biberon içinde karıştırmak ve hazırlamak için kullanılır.
Cam ölçüm kabı; Mama miktarını ölçmek için kullanılır.
Sterilizatör; Yoğun ısısı ile biberon ve emziklerdeki bütün mikropları kısa sürede öldürür.
Sebze Haşlayıcısı; Sterilizatör özelliğinin yanı sıra bebekler için buharla sebze haşlayabilirsiniz.
Emzik ve aksesuarları
Emzik ve koruyucu kutusu; Hava çıkışlı sterilize edilebilir ve kaynatılabilir olmalıdır. Kauçuk ve silikon ayrıca standart ve ortodontik damaklı tipleri mevcuttur.
Emzik Bandı veya Emzik Zinciri; Bir ucu bebeğin yakasına iliştirilen emzik bant veya emzik zincirleri bebeğin emziğinin yere düşerek kirlenmesini ve kaybolmasını önler.
Diş kaşıyıcı; Dişleri kaşımayı sağla¤¤¤¤¤ bebeği rahatlatır.
Soğutucu Dişlikler; Diş çıkartmanın verdiği sancıyı hafifletir ve diş etlerindeki harareti alır.
Besin maddeleri
Toz mamalar; Proteini anne sütüne yakın Başlangıç Mamaları
Katı gıdalara geçişle birlikte gereken besin ve malzemeler
Kavanoz mamalar
Bisküviler
Ek gıdalar
Mama tabağı
Mama kaşığı; Bebeğin kolayca tutabileceği büyüklükte olmalıdır
Çatal kaşık bıçak seti
Alıştırma Bardağı; Devrilmeyen bebeğin kendi başına sıvı gıdaları içebilmesini sağlar.
Mama sandalyesi; Yüksekliği ayarlanabilir koltuk sırtı yatırılabilir tekerlekli veya masaya monte edilebilir.
Önlük
Bebeğin genel bakımı için gerekenler
Alt değiştirme ve bakım yatağı
Bebek bezleri; Bebeğin boyuna ve kilosuna uygun
Islak mendil
Pişik kremi; Pişik oluşumuna karşı korur cilt kızarıklıklarının geçmesine önler.
Vücut termometresi
Burun aspiratörü; Burun deliklerinde biriken mukozayı çeker temizler.
Temizleme pamuğu
Kulak çubuğu
Nemlendirici Krem; Cildin kurumasını önleyen özelliklerde olmalıdır.
Fırça tarak seti
Tırnak makasları
Göbek bağı bandı
İlaç kaşığı; Bebeğe ağzına uygun büyüklükte olmalıdır.
Temizleme havluları
Bebeğin banyosu için gerekenler
Şampuan; Bebeğin saç derisine uygun
Sabun; Gözleri yakmayan
Küvet ve filesi
Küvet için ayak
Bebek banyo süngeri
Banyo termometresi; Banyo su ısısını kontrol etmek için
Yüzebilir oyuncak
Bornoz veya başlıklı havlu
Alt değiştirme banyo aparatı
Kirli çamaşır torbası
Bebeğin tuvalet eğitimi için gerekenler
Oturak
Alıştırma külodu
Bebeğin Yatak Odası İçin Gerekenler
Şifonyer
Dolap
Karyola; Yanları yüksek
Yatak şiltesi
Yatak şilte koruyucusu
Yorgan Takımı; Yorgan yastık kenar minderleri
Cibinlik
Battaniye pike
Nevresim takımı
Çarşaf
Lamba
Oda termometresi
Telsiz - Bebefon
Oda nemlendiricisi; Çocuklarda kuru havadan dolayı oluşan burun tıkanıklığı önler.
Dönence
Oyuncak sandığı
Ev için gerekenler
Masa sehpa vs.. ev mobilyasının köşeleri için köşe koruyucular
Pencere kilitleri
Güvenlik kapısı
Elektrik prizlerine koruyucu kapak
Dolap kapakları ve klozet için kilit
Banyo için kaymayan zemin aparatları
Pusetler
Baston çoccuk arabası; Katlandığında şemşiye şeklini alan maksimum ağırlığı 15 kg geçmeyen bebekler için kullanılabilen hafif ve pratik pusetlerdir.
Klasik pusetler; Sapının yönü değiştirilebilen yani çift taraflı kullanılabilen koltuğu tam yatar geniş döner tekerlekli tentesi hareketli ön bar ve tablası olan tipler tercih sebebi olmalıdır. Bu tip pusetler yaklaşık 18 kg ağırlığında olan bebekler için kullanılır.
Çok fonksiyonlu pusetler; Klasik pusetin tüm özelliklerine sahip ayrıca pusete monte edilebilen bebek taşıma/araba koltuğu olan ve binek arabasına oto koltuğunun monte edildiği kasası pusetlerdir. Bu tip pusetler yaklaşık 18 kg ağırlığında olan bebekler için kullanılır.
Üç tekerlekli pusetler; Avrupa ve Amerika da çok yaygın olan özellikle spor - jogging- yapan annelerin tercih ettiği tiplerdir. Kolay katlanır ve araba bagajına sığabilecek boyda olmasına dikkat edilmelidir.
Taşıyıcılar
Kanguru; Bebek 15 aylık olduğundan itibaren kullanılmaya başlanır.
Port bebe; Bebek doğduğundan itibaren kullanılır.
Malzeme çantası; Bebeğin eşyalarının içine rahatlıkla sığabileceği şekilde olmalıdır.
Sırt taşıyıcı
Ana kucağı ve diğer
Titreşim ve müzikli ana kucağı
Sallanan ana kucağı
Tekerlekli ana kucağı
Araba güvenlik ürünleri
Araba koltukları; 10-18 kg 'a kadar bebekler için dizayn edilmiş araba koltuğu
Oto emniyet kemeri; Araba koltuğunu otomobilinize monte edebilmeniz için arabanızda muhakkak emniyet kemeri olmalıdır.
Oturma şilteleri; 16-36 kg arası çocuklar için dizayn edilmiş oturma şilteleri tipleri vardır.
Bebek için dikiz aynası ve aparatı
Seyahat sağlık seti
Güneşlik; Hem otomobil hem de bebek odası için
Emekleme başlarken gerekenler
Park; Bebeğin içinde oynaması uyuması için kullanılan katlanabilir
Yürüteç
Hoppala
Salıncak
OYUNCAKLAR
Dönence; Bebeğin yatağının kenarına monte edilen üzerinde çok renkli oyuncaklar asılı olan müzikli oyuncaklardır
Müzik sesi veren çıngıraklar
Geniş kulplu tutulabilir çıngırak
Çok renkli asılabilir çıngırak
Plastik halkalar
Yıkanabilir kauçuk renk renk hayvanlar şekiller
Sıkıldığında ses çıkaran kauçuk hayvancıklar
Bez bebekler ve yumuşak oyuncaklar
Yumuşak top
Kumaş kitaplar
Annenin iftiyaç listesi
Genel bakımla ilgili gerekenler
Kolay emzirmenizi sağlayan önü açık gecelikler
Sabahlık
Banyo havluları
Hijyenik pedler
Şampuan losyon vb. kozmetik ürünler
Lohusa külodu
İç çamaşırı
Çorap
Terlik
Kişisel ihtiyaçlar; Diş macunu diş fırçası tarak kolonya küçük el aynası
Göğüs koruyucu aksesuarlar
Kirli çamaşır torbası
Emzirme ile ilgili gerekenler
Emzirme sütyenleri; İki tür lohusa sutyeni vardır. Biri açıldığında yalnızca meme başını ortaya çıkarır. Diğeri ise önden kopcalı olduğundan emzireceğiniz zaman kolayca bütünü ile açılabilir. İkinci tip daha iyidir çünkü bunda meme açıkta kalacağı için bebek memeye dokunma olanağı da bulur. Pamuklu sütynler daha sağlıklıdır. Göğüsünüzün en şişkin yerinden alacağınız ölçü size lohusa sutyeninin ölçüsünü verir.
Göğüs pedleri; Süt salgısı yoğun olduğunda emzirme fazlası sütü emer ve giyisilere geçmesini önler
Göğüs pompası; Anne sütünü doğrudan biberona veya atılabilir biberon torbalarına çekmek için tasarlanmıştır
Süt muhafaza poşetleri; Anne sütünü buzdolabı veya dondurucuda saklamayı sağlar
Göğüs ucu koruması; Yumuşak kokusuz silikon göğüs koruması göğüs uçlarındaki çatlamayı ve göğüs uçlarını emzirme sırasında korur
Göğüs kremi
Emzirmek için yastık
Özel ihtiyaçlar
Bebek bakımı ile ilgili Video kasetler
Bebek bakımı kitapları
Fotağraf Makinesi
Fotoğraf albümü
Günlük tutmayı planlıyorsanız defter kalem
Hastane ve Hastane Çıkışı İhtiyaç Listesi
Bebek için gerekenler
Body
Bebek takımı; ince penye hastane için
Bebek takımı; kalın hastane çıkışı için
Çorap
Patik
Penye şapka
Penye eldiven
Battaniye
Bebek Montu
Bebek Bezi
Temizleyici ıslak mendil
Pişik Kremi
Nemlendirici Krem
Biberon
Emzik
Önlük
Ana Kucağı
Anne için gerekenler
Hamilelik ve doğum ile ilgili doktor kontrollerinizin bulunduğu dosyanız
Fanila; 4-5 adet
Külot; 6-7 adet
Sütyen; 2 adet
Birkaç gecelik; pamuklu ve ter emen cinsten olmasına dikkat edin
Sabahlık
Kalın çoraplar doğumun ileri zamanlarında üşüyebilirsiniz
Terlik
Hijyenik Ped
Göğüs Pedi
Göğüs Pompası
Temiz havlular
Kirli çamaşır torbası
Kişisel temizlik malzemeleriniz; deodorant pudra diş macunu ve fırçası tarak şampuan sabun kağıt peçete ve havlu nemlendirici krem ruj ıslak mendiller
Sırt masajınız için masaj yağı
Sizi dinlendirip rahatlatacak kitap dergi gazete teyp ve kasetler
Misafirler için gerekenler
Anı Defteri
Bebek çikolatası veya şekeri
Fotoğraf makinası ve kamera
Yiyecek ve içecek gıdalar
Yakınlarınızın telefon numaraları
Aöf uluslararası ilişkiler lisans dersleri - Uluslarası iktisat final soruları - Uluslarası iktisat test soruları
1) Aşağıdakilerden hangisi faktör donanımı teorisinin dayandığı varsayımlardan biri değildir?
A) Malların faktör yoğunluğu birbirinden farklıdır
B) Bir malın üretim fonksiyonu tüm ülkelerde aynıdır
C) Ölçeğe göre sabit artan verim koşulları geçerlidir
D) Ülkelerin talep koşulları benzerdir
E) Ülkelerin faktör donatımları birbirinden farklıdır
2) Aşağıdakilerden hangisi coğrafi bölge esasına dayanmayan ekonomik birleşme hareketlerinden biri değildir?
A) OECD
B) OPEC
C) APEC
D) Arap Birliği
E) İslam Konferansı Teşkilatı
3) Aşağıdakilerden hangisi klasik dış ticaret teorilerinin basitleştirici varsayımlardan biri değildir?
A) Dış ticarette para kullanılmaz
B) Fiyatlar reeldir
C) Ekonomi tam çalışma durumundadır
D) Devlet müdahalesi yoktur
E) Dünyada iki ülke ve iki farklılaşmış mal vardır
4) Heckscher - Ohlin Teoremini 1953-54 yılı verilerini kullanarak Hindistanda test eden iktisatçı hangisidir?
A) Leontief
B) Baharadwaj
C) Tatemoto
D) İchimura
E) Rybczynski
5) Aşağıdaki teorilerden hangisi Heclscher Ohlin Teoremiyle büyük benzerliğe sahiptir?
A) Ölçek ekonomileri teorisi
B) Teknoloji açığı teorisi
C) Ürün denemi teorisi
D) Monopolcü rekabet teorisi
E) Nitelikli işgücü teorisi
6) Aşağıdakilerden hangisi ihracatı teşvik yardımları arasında yer almaz?
A) Tercihli döviz kuru
B) İhracata vergi iadesi
C) İmtiyazlı hükümet anlaşmaları
D) Günüllü ihracat kısıtlamaları
E) Dolaysız nakit ödeme
7) 1791 yılında imalat konusunda rapor adlı kitabıyla yeni kurulan sanayi dallarının veya ekonominin bir bölümünün tarifeler ile korunması fikrini ilk ortaya atan iktisatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) A. Hamilton
B) F.List
C) A.Smith
D) M. Manoilescu
E) Bastable
8) Türkiyede hangi yıldan itibaren ithalattan Katma Değer Vergisi alınmaya başlanmıştır?
A) 1980
B) 1981
C) 1982
D) 1983
E) 1984
9) 1981-90 döneminde dünyada en fazla anti danping vergisi uygulayan ülke hangisidir?
A) ABD
B) İngiltere
C) İtalya
D) Çin
E) Türkiye
10) Dışarıdan getirilen malların ithalatına kısıtlayıcı ve bunların yurtiçinde üretilmesi için gerekli teşvikler ile ekonomik kalkınmayı sağlayıcı politikaya ne ad verilir?
A) Döviz kuru politikası
B) Döviz kontrolü
C) Geniş anlamda dış ekonomi politikası
D) İhracatı teşvik politikası
E) İthal ikamesi politika
11) Aşağıdakilerden hangisi GATTın temel ilkeleri arasında yer almaz?
A) Üyeler arasında ayrımcılık yapmama
B) Ülke sanayisinin sadece gümrük tarifesi ile korunması
C) Dış ödeme güçlüğü ile karşılaşan ülkelerin ithalata koto uygulayabilmesi
D) Ticari anlaşmazlıklarda arabuluculuk
E) GATT üyelerinin zaman zaman tarife indirimleri yapma zorunluluğu
12) Aşağıdakilerden hangisi DTÖnün organları arasında yer almaz?
A) Bakanlar Konferansı
B) Genel Konsey
C) Temsilciler Konseyi
D) Genel Direktör
E) Sekreterya
13) DTÖnün Genel Direktörünü aşağıdakilerden hangisi atar?
A) Bakanlar Konseyi
B) Genel Kurul
C) Bakanlar Konferansı
D) Temsilciler Konseyi
E) Ekonomik Birlik
14) Ekonomik birleşmelerin son aşaması aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tercihli Ticaret Anlaşması
B) Serbest Ticaret Bölgesi
C) Gümrük Birliği
D) Ortak Pazar
E) Ekonomik Birlik
15) Aşağıdakilerden hangisi bölgesel ekonomik birleşmelerin başarılı olabilmesi için gerekli şartlardan biri değildir?
A) Çorafi yakınlık
B) Ekonomik yapı benzerliği
C) Sosyal, kültürel,tarihsel ve dinsel ortaklık
D) Ekonomik gelişme farklılıklarının olması
E) Askeri ve politik ortaklık
16) 1975te kurulan Avrupa Birliği içinde nispeten geri kalmış yörelerin kalkındırılması ve yapısal uyum programları için kredi veren fon aşağıdakilerden hangisidir?
A) Avrupa Garanti ve Yönlendirme Formu
B) Avrupa Sosyal Fonu
C) Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonu
D) Avrupa Kalkınma Fonu
E) Avrupa Parasal İşbirliği Fonu
17) Türkiye İle AET arasında ortaklık statüsü kuran Ankara Anlaşması hangi yıl yürürlüğe girmiştir?
A) 1959
B) 1960
C) 1961
D) 1964
E) 1970
18) Aşağıdakilerden hangisi Maşrekin üyeleri arasında yer almaz?
A) Mısır
B) Ürdün
C) Lübnan
D) Suriye
E) Tunus
19) Aşağıdakilerden hangisi döviz piyasasının fonksiyonlarından biri değildir?
A) Kredi sağlama
B) Satın alma gücü transferi
C) Döviz risklerini önleme
D) Dövüz talebini arttırma
E) Dış ticaret dengesinin kurulması
20) Satın alma gücü paritesi teorisine göre sabit kur sistemlerinde denge kurunun oluşumu aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?
A) İç ve dış fiyat farkına
B) Ülkelerin yurtiçi fiyat seviyelerine
C) İhraç ve ithal mallarının esnekliğine
D) Toplam harcama düzeyine
E) Yurtdışında yaratılan talep miktarına
21) Aşağıdakilerden hangisi cari işlemler hesabının alt hesaplarından biridir?
A) Sermaye hesabı
B) Resmi rezervler hesabı
C) Karşılıksız transfer hesabı
D) IMFdeki net alacak ve rezerv pozisyonları
E) Mevduat sertifikaları
22) Ödemeler bilançosunu denkleştirme amacı taşımayan ve milli ekonominin yerlileri ile yabancıları arasında oluşan ekonomik akımlara bağlı değerlerin bir araya getirildiği kalemlere ne ad verilir?
A) Otonom kalemler
B) Denkleştirici kalemler
C) İstatistik farklar
D) Çizgi altı işlemler
E) Hiçbiri
23) Aşağıdaki bilanço dengelerinden hangisi kısa vadeli borçları sistematik olarak ayırmadığı için bilanço açığını olduğundan fazla gösterir?
A) Net likidite dengesi
B) Temel denge
C) Resmi rezerv dengesi
D) Dış ticaret dengesi
E) Cari işlem dengesi
24) 1962 yılında ABD Merkez Bankası ile Onlar Grubu Merkez Bankası arasında imzalanan ve Euro doların altına çevrilmesini önlemeyi amaçlayan anlaşma aşağıdakilerden hangisidir?
A) Stand by anlaşmaları
B) Camp Davit anlaşmaları
C) Swap anlaşmaları
D) Opsiyon anlaşmaları
E) Euro Bono anlaşmaları
25) Aşağıdakilerden hangisi parasal birliğe katılmanın faydaları arasında yer almaz?
A) Döviz rezervlerinden tasarruf sağşanır
B) Döviz kuru birliği içinde belirsizlik ortadan kalkar
C) Sermaye hareketlerinde mobilizasyon ortadan kalkar
27) Fon üyelerinin ödemeler dengesine katkıda bulunmak amacıyla 1974de geçici nitelikte konulan ve 1975de kapatılması kararlaştırılan kolaylık aşağıdakilerden hangisidir?
A) Genişletilmiş fon kolaylığı
B) Petrol kolaylığı
C) Ek finansman kolaylığı
D) Yapısal uyum kolaylığı
E) Genişletilmiş kullanım kolaylığı
28) Türkiyenin günümüzde IMFden kullanabileceği maksimum kaynak ortalama ne kadardır?
A) 1 milyar SDR
B) 2 milyar SDR
C) 3 milyar SDR
D) 4 milyar SDR
E) 5 milyar SDR
29) Aşağıdakilerden hangisi Eurodolar piyasası ile Euro tahvil piyasası arasındaki farklılıklardan biri değildir?
A) Birinci para ve kredi ikincisi sermaye piyasasıdır
B) Birincisi kısa süreli ikincisi orta ve uzun sürelidir
C) Birincisi daha çok iç ve dış ticaretin finansmanına ikincisi sermaye yatırımlarına yöneliktir
D) Birincisinin ulusal para ile çıkarılması zorunlu iken ikincisinde bu zorunluluk yoktur
E) İkinci bankalar konsorsiyumları aracılığı ile çıkartılırken birincinin böyle bir zorunluluğu yoktur
30) Daha önceleri yurtdışından ithal edilen malların koruyucu ve özendirici önlemlerle yurt içinde üretilmesini öngören sanayileşme stratejisine ne ad verilir?
A) İhracata dönük sanayileşme
B) İthal ikameci sanayileşme
C) Dışa açık sanayileşme
D) Emek yoğun sanayileşme
E) Teknoloji yoğun sanayileşme
31) Elektirik santralleri, baraj, havaalanı gibi finansmanının bütçe kaynaklarından karşılanması büyük mali yük doğuran projeler hangi tür yatırım modeli ile gerçekleştirilir?
A) Yap- İşlet- devret
B) Montaj
C) Kurgu
D) Devlet yatırımı
E) Özel sektör yatırımı
32) Yabancı sermayeyi teşvik yasası hangi tarihte çıkartılmıştır?
A) 1954
B) 1960
C) 1964
D) 1966
E) 1971
33) Aşağıdakilerden hangisi işçi ithal eden ülkenin üzerindeki etkilerden biri değildir?
A) Sermayenin tam kapasite kullanımı artar
B) Yatırım hızı artar
C) Sosyal sabit sermaye tesislerine talep yükselir
D) Beşeri sermaye kaybı oluşur
E) Toplumsal ve kültürel uyumsuzluklar artabilir
34) UNIDOnun merkezi nerededir?
A) Cenevre
B) Viyana
C) Washington
D) Şingapur
E) Lüxemburg
35) Net değişim ticaret haddi ile ihracat hacmi indexinin çarpımı aşağıdakilerden hangisine eşittir?
A) Safi Değişim ticaret haddi
B) Gayri safi Değişim Ticaret Haddi
C) Gelir Ticaret Haddi
D) Tek Faktörlü Ticaret Haddi
E) Çift Faktörlü Ticaret Haddi
36) Az gelişmiş ülkelerin ihraç gelirinin istikrarsızlığı genellikle hangi nedenden kaynaklanır?
A) İhracatın çok sayıda maldan oluşması
B) Dünya petrol krizinden
C) Uluslar arası siyasi anlaşmazlıktan
D) İhracatın yalnızca birkaç ürün üzerinde yoğunlaşmasından
E) Uluslar arası parasal istikrarsızlıktan
Cevaplar
1. E
2. A
3. B
4. D
5. C
6. B
7. E
8. E
9. D
10. A
11. B
12. C
13. B
14. C
15. B
16. E
17. B
18. D
19. B
20. D
21. C
22. B
23. A
24. E
25. E
26. E
27. D
28. C
29. A
30. A
31. E
32. C
33. C
34. A
35. B
36. B
zayıflama önerileri - zayıfladıktan sonra kilo almamak - kilo vermek için öneriler
Zayıflamaya çalışan pek çok insan vardır. Bazıları başarılı olur bazıları ise başarısız. Ancak kilo vermeye çalışan kişilerin daha büyük bir savaşı vardır o da ideal kilolarını korumaktır. Yine kilo verenlerin çoğu oldukça hızlı şekilde eski kilolarına geri döndüklerini ve hatta eskisinden daha fazla kilo aldıklarını söylemektedir. Bu elbette psikolojik açıdan da çok yıpratıcı bir durumdur. Kişilerin kendilerine saygısını ve güvenini yitirmesine bile sebep olabilir.
Kilo verme mücadelesinde izlenmesi gereken belli rotalar vardır. Bu tahmin edilebileceği gibi egzersiz yaptığımız ya da hareketli olduğumuz zamanı arttırıp yemeği azaltmaktır. Sanırım en zor olanı da az yemek yemeğe alışmaktır.
Bence en başta yapmamız gereken evimizi yağın serbest olduğu bir alan olmaktan çıkarmak. Acıktığımız zaman dolaba yönelip cips ya da patates kızartması ararsak hiç şüphesiz onları yememek dayanılmaz olur. Hızlı ve pratik yemek isteğimiz o kadar artar ki içimizdeki şeytanlar bir tane ile yetinmez. "Bir taneden bir şey olmaz" düşüncesiyle ikincisi de yenir. Fakat bir düşünün eğer o paket bizim dolabımızda olmazsa bizi bu denli cezbetmez ve tabii ki yemeyiz.
Birkaç yıl önce ben de fazla kilolarımdan kurtulmaya çalışırken, yemeyi azaltmam gerektiğinin farkındaydım. Bir şey yapmalıydım ve en doğrusu karar alıp uygulamak oldu. Dolabımdaki bütün yemekleri çıkardım ve kilo almama diğer bir sebep olan içkileri kaldırdım. Hepsini çöpe attıktan sonra bunun benim attığım en önemli adım olduğunu fark ettim. Çünkü yememem gereken şeyleri benden mümkün olduğu kadar uzakta tutmayı başarmıştım.
İkinci aşamada alışverişe çıktığım zamanlar bu ürünleri ve yağlı yiyecekleri almama kararındaydım. Çünkü gerçekten kilo verebilmem için diyetime sadık kalarak doğru yemeyi öğrenmeliydim. Elbette benim gibi oldukça fazla yağ içeren abur cubur yiyecekleri çok seven biri için hiç kolay olmadı.
Haftalık yemek alışverişimde daha çok sebze ve meyve türü yiyecekler aldım. Ağız tadımın o kadar çabuk değişmesi ve yeme alışkanlıklarımdan vazgeçmiş olmam beni çok şaşırtmıştı. Örneğin, artık elma yemek için sabırsızlanmaya başlıyordum. Kısa bir süre içinde tutarlı şekilde kilo vermeye başladım. Yavaş yavaş ama emin şekilde kilo veriyordum.
Birkaç ay sonra artık mutlu olduğum bir kilo seviyesine ulaşmıştım. Eşim artık bazı çerez türlerini yiyebileceğimiz söylemişti. Mutlaka sevdiğiniz bazı yemek ya da pratik yiyecekleri özlediğinizi düşüneceksiniz. Ama unutmayım yeniden eski halinize ve düzensiz yemek yeme alışkanlığınıza dönebilirsiniz. Ancak kendi irade ve inancınızı tamamen kontrol altına aldığınızda artık o yeme alışkanlıklarınızda geri dönülmez şekilde bitiyor. Meyve yemeye devam konusunda kararlıyım ve sanırım bu hiçte üzücü bir durum değil!
güzel dudaklar için egzersizler - dudak kaslarını güçlendirmek - sarkık yanaklar için öneriler
Dudaklarımız yüzümüzün simgesi gibidir. Güzelliklerini korumak için, dudaklarımızı çevreleyen kasları güçlendirmek gerekir.
İçinizden geldiği gibi gülün ve aynı zamanda ağzınızın köşe kısımlarını mümkün olduğu kadar yukarı doğru götürmeye çalışın.
Ağzınızı havayla doldurun. Ağzınızı açmadan, içerideki havayı sola ve sağa götürün.
"Bir tavuk bir yumurta" cümlesini 30 kere tekrarlayın.
Dudaklarınızı içinizden 10'a kadar sayarak birbirine bastırın. Bu esnada dudak kenarları yukarı doğru gidecektir. Gevşeyin ve yeniden yapın. Bu egzersiz dudak etrafındaki kasları güçlendirir. Ne kadar erken yaşta bu egzersizi yapmaya başlarsanız, ileride o kadar faydasını görürsünüz, dudaklarınız büzülmez.
Bir üst, bir alt dudağınızı sırasıyla dişlerinizin üzerine çekin. Bu hareket dudakların çevresindeki kırışıklıkları giderir.
Ağzınızı iyice açın. Ağır ağır kapamaya hazırlanırken, dudaklarınız aralık kalsın. Sanki ıslık çalacakmış gibi dudaklarınızı büzün ve 10'a kadar sayın. Sonra kapayın. Bu hareketi 1 dakika boyunca tekrarlayın.
Elmacık kemiği kaslarını devre dışı bırakarak gülümseyin. Bu şekilde biraz gevşeyin. Dudak köşelerini nöbetleşe yukarı çekin. Sonra parmak uçlarınız vasıtasıyla, dudak kenarlarının yukarı hareketine direnç sağlayın ki bu kaslar dirence karşı kuvvetlensin.
Sarkık yanaklar için:
Ağzınızı mümkün olduğunca fazla açıp çenenizi ileri ve geri hareket ettirin. Bu egzersizde önemli olan, ağzınızı ne kadar açtıysanız, egzersiz süresince o açıklığı koruyabilmenizdir.
Ara öğününde yediğiniz tost, süt + muz tok kalmanızı sağlayacaktır.Öğle akşam yiyeceğimiz protein metabolizmanızı hızlandırıp sizi tok tutacaktır.Yalnız dikkat etmeniz gereken bir öğün beyaz et diğer öğün kırmızı et olabilir yada her iki öğün beyaz et yiyebilrisiniz.
2-Vücudunuz aşırı şişiyor ve su topluyorsa yapmanız gereken diyet
Sabah- 1 bardak süt + 6 kaşık müsli
Ara- 10 adet badem
Öğle- 1 tabak sebze yemeği(özellikle kabak yemelisiniz yada ıspanak,fasulye,semizotu gibi yeşil sebzeleri tercih edin)
1 dilim ekmek
* salata
Ara- 1 muz
Akşam- 400 gr. balık
* salata
Ara- 3 mandalina veya 1 portakal
Vücuttan ödemi atan en önemli iki besinimiz balık ve yeşil yapraklı sebzelerdir.
3-
Sabah- 1/2 avokado+30 gr. peynir+2 dilim ekmek+1 tatlı kaşığı bal
(1/2 avokadoyu 30 gr .peynir ile ezin 2 dilim ekmeğin üstüne sürün ve 1 tatlı kaşığı bal dökerek yiyin)
Ara- 1 çorba kaşığı altın çilek yada yaban mersini
Öğle- 2 kase karışık sebze çorbası(pirinç,patates hariç istediğiniz sebzeleri,istediğiniz
kadar baharat,soğan ve domatesle pişirip çorba yapın.Bu çorbaya havuç ve
bezelye de koyabilirsiniz)
* salata
sağlıklı diyet nasıl yapılır - diyet önerileri - diyet yapmanın püf noktaları
Diyetisyen Banu Kazanç, diyet yaparken uymanız gereken püf nokatalarını sizler için kaleme aldı.
1-Zayıflayabilmeniz için günde 2,5 lt. su içmeniz gerekiyor.
2-Ekstra tuzu diyetinizden kaldırın.Yemekleri hazırlarken tuz koyun fakat ekstradan tabağınıza ekmeyin.Salatalarınıza tuz koymayın. Salata sosunu şu şekilde hazırlayabilirsiniz; 1 çorba kaşığı zeytin yağ,istediğiniz kadar limon,balsamik sirkesi,nar ekşisi. Salatanızda az miktarda havuç ve mısırda yer alabilir. Bütün salata malzemelerini istediğiniz kadar yiyin fakat tuz koymayın.Yemekleri pişirirken koyduğunuz tuz vücudunuz için yeterli olacaktır.
3- Günlük ekmek tüketiminiz 3-4 dilimi geçmemeli.Daha çok doyuran çok tahıllı ekmeği yada tam buğday ekmeğini tercih edin.
4- Makarna, pilav,noodle,bulgur,patates gibi fazla karbonhidrat içeren yiyecekleri haftada 2 defa öğle öğününde yemeye özen gösterin.Özellikle yediğiniz pilav,makarna gibi yiyeceklerin hızlı bir şekilde yağa dönüşmemesi için yanında mutlaka protein içeren yiyeceklerle karışık tüketin.Örneğin;
makarna + yoğurt
pilav + et
püre + kuru baklagiller gibi.
5- Canınız tatlı istediğinde tatlıyı 4-5 ara öğününde tüketin.Haftada 1 olmak şartı ile .
6-Alkollü içeceklerden şarap, votka yada rakıyı tercih edebilirsiniz.Yalnız haftada 2 gün 2′ şer kadeh şarap yada haftada 2 gün 2′ şer duble rakı yada 2 duble votka gibi.
7- Aşırı açlık hissettiğiniz dönemlerde protein ağırlıklı diyet yapın.Et,tavuk,balık gibi besinler.Zengin protein içeren yiyecekler kan şekerini iyi dengeleyip açlık hissini bastıracaktır ve iyi kilo vermenizi sağlayacaktır.
8- Haftada 3 gün balık yemeyi unutmayın.Balıkta omega-3 ve omega-6 yağ asitleri bulunmakta.Balıktan gelen bu kaliteli yağlar kolesterol ve kan yağlarını düşürmenin yanında metabolizmayı da hızlandırıyor.Özellikle yağlı balıklar metabolizmanın iyi çalışması için çok önem taşıyor.Somon,uskumru,sardalya,ton balığını fazla tüketmeniz faydalı.
9- Aynı saatlerde yemek yemeye özen gösterin.Düzenli ve saatinde yemek yemek metabolizmayı düşünüldüğünde daha iyi çalıştırır.
10- Diyet yaparken bazı bitkisel çayların içilmesi faydalı olacaktır.Örneğin ısırgan otu vücutta yağ toplanmasını önler, günde 1 fincan içmeniz yeterlidir.Yeşil çay sindirimi kolaylaştırır ve vücudun su toplamasını önler, günde 2 fincan içebilirsiniz.Ada çayı ise kan dolaşımını hızlandırarak sindirimi kolaylaştırır, günde 1 fincan içiniz.
11- Yemeklerinizi tatlandırmak için gün içinde 2 tatlı kaşığı hardal ve 2 tatlı kaşığı ketçap kullanabilirsiniz.
12- Günde 1 kutu light kola tüketebilirsiniz ama daha fazla değil.
kefirin yapılması - kefir mayalama - kefir nasıl yapılır - kefir çeşitleri
Kefir kültüre edilmiş, birçok sağlık unsuru içeren ayran benzeri bir içecektir. Kefir ekşi ve ferahlatıcı tadı ile ayrana, yoğurtta bulunan maya ve bakterilerin bağırsak siteminde tutunma özelliği olan 'probiyotik' yapıları ile de yoğurda benzemektedir.
Kefirde doğal olarak yer alan bakteriler ve mayaların simbiyotik etkileşimi sonucu oluşan yapılar bu içeceğin düzenli tüketilmesi durumunda sağlık açısından faydalar içermektedir. Değerli vitamin ve mineraller ile yüklenmiştir, kolay sindirilebilir proteinler ve doğal antibiyotik özellikler içermektedir.
Kefirde yer alan çok miktardaki yararlı maya ve bakteriler, kültüre edilme işleminden sonra ortamda bulunan laktozun tamamına yakınını yapılarında bulunan laktaz enzimi ile tüketirler. Böylece laktozu tolere edemeyen kişiler bu şekilde kefiri rahatça tüketirler.
Kefir çok farklı sütler ile örneğin inek, keçi, koyun, hindistancevizi, pirinç ya da soya sütleri ile yapılabilir. Yapısal olan mukoz benzeri özelliği, sindirim sisteminde yararlı bakterilerin kolonizasyonunu kolaylaştırır.
Kefir, tanecik (grain) adı verilen jelatinimsi beyaz ya da sarı partiküllerden oluşmaktadır. Bu tanecikli yapı kefiri diğer süt ürünlerinden ayırmaktadır. Bu tanecikler bakteri/maya karışımı kazein (süt proteini) ve kompleks şekerler ile küme halini almaktadır. Bazı taneciklerin fermentasyon işlemleri sonucunda el avucuna sığabilecek büyüklüklere ulaştığı bilinmektedir. Tanecikler yapısında bulunan yararlı organizmalar ile sütü fermente ederek kültüre edilmiş ürüne dönüştürmektedir.