888888

888888

Üye
13.08.2010
Astsubay
8.550
Hakkında

  • Aöf Sosjoloji Dersleri - Aöf Sosyoloji Dersleri Felsefe Bölümü - Aöf Türk Dili Sınav Soruları ve Cevapları
    1-) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yardımcı eylem gereksiz kullanılmıştır?
    A) Yarın dayımları Ankara'ya yolcu edeceğim.
    B) Mevlam neylerse güzel eyler.
    C) Ben onlara hiç kötülük yapmadım.
    D) Sınavı kazanacağını umut ediyorum.
    E) İnanıyorum ki o ileride büyük adam olacak.


    2-) "Her sanık, suçlu demek anlamına gelmez.
    Bu cümledeki anlatım bozukluğu, aşağıdakilerden hangisiyle giderilebilir?
    A) demek sözü atılarak
    B) her sanık yerine sanıklar sözü getirilerek
    C) suçlu'dan sonra demektir sözü getirilerek
    D) gelmez yerine anlamı taşımaz sözü getirilerek
    E) sanık'tan sonra kesinlikle sözü getirilerek


    3-) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
    A) Her şeyi yapabilecek değin kendini güçlü buluyor.
    B) Düşüncelerimiz arasında fazla bir ayrım yoktur.
    C) Sonunda kaçınılmaz olayları yaşamak zorunda kalırsın.
    D) Bütün bu bulgular yapılan araştırma sonunda elde edildi.
    E) Bu hastalığa yakalanma olasılığı çok yüksek.


    4-) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözcük tekrarlanması anlatım bozukluğuna yol açmıştır?
    A) Kendini düşünen egoist insanları sevmem.
    B) Komşular, güç zamanlarda daima yardımlaşmalıdır.
    C) Zor sorunlar ancak böyle çözümlenir.
    D) İftiraya uğradım.
    E) Neşe dolu kimseydi.


    5-) Arkadaşının düzensiz(I) yaşamını hiçbir zaman benimsemez(II), bunun kendisine iyi bir(III) örnek olduğunu düşünüp(IV) ona imrenirdi(V).
    Bu cümledeki çelişkiye, numaralanmış sözcüklerden hangi ikisi neden olmaktadır?
    A) I - III
    B) II - III
    C) II - V
    D) IV - V
    E) I - IV


    6-) "Bu karara hiç kuşku yok ki kendi arkadaşları da karşı çıkmış olmalılar."
    Bu cümledeki anlatım yanlışlığının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Gereksiz sözcük kullanımı
    B) Noktalama işaretlerinin eksikliği
    C) Çelişen sözlerin kullanımı
    D) Yapısı yanlış sözcük kullanma
    E) Sözcüklerin yanlış yerde kullanımı


    7-) Aşağıdakilerden hangisinde noktalı virgül ( doğru kullanılmıştır?
    A) Dayak korkusu kalkınca biz; kırk çocuk öyle azdık, öyle azdık ki ...
    B) Amerikalı bilginler İstanbul'da beş gün kaldılar; Fransız bilginler üç gün kaldılar.
    C) Sonunda yazar diyor ki; "Ne okuyalım, önce onu iyice kavradıktan sonra eleştirmek gerekir."
    D) Ben de onun gibi; o çalışkan insan gibi olmak istiyorum.
    E) Kemancı, uzun saçlı; papyon kravatlı, zayıf yüzlü bir adamdı.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru işareti (?) doğru kullanılmıştır?
    A) Neden çalışamayacağımı ona açıkladım?
    B) Nasıl oturuyorsun, diye bana çıkıştı?
    C) Suçlu muyum (?) haklı mıyım (?) bir de beni dinleyin.
    D) Hangi dağda bulsam ben o maralı?
    E) Oraya nasıl gideceğini hiç sormadım?


    9-) "Vücudunu bir titreme aldı ( ) sanki kalbi yerinden sökülecek ( ) Ayrılık anı geldi ( ) kampanası bile çaldı. Titreyen dudaklarından dökülenleri dinleyelim ( )"
    Parçada parantezle belirtilen yerlere sırasıyla hangi noktalama işaretleri getirilmelidir?
    A) ( (.) ( (
    B) (.) ( (,) (...)
    C) (!) (?) (.) (.)
    D) (...) ( ( (.)
    E) ( (!) (...) (,)


    10-) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde nokta, kullanılmaması gereken yerde kullanılmıştır?
    A) Şirketin, bankada 3.550.000 lirası varmış.
    B) Saat tam 06.30'da burada olmalıyız.
    C) Bu konuda Prof. Metin Acar'ın kitabı öneriliyor.
    D) İşe başlama tarihi 6.03.1989 olarak kayda geçti.
    E) Sağdaki binaların 2. incisi onlarınmış.


    11-) Aşağıdaki dizelerin hangisinde, "ki"nin yazımı yanlıştır?
    A) Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini.
    B) Yıldızlı semalarda ki haşmet ne güzel şey
    C) Körfezdeki dalgın suya bir bak göreceksin.
    D) Mektubunda diyorsun ki gel gayrı
    E) İstanbul ki dev gibi koskoca bir şehir.


    12-) Aşağıdakilerden hangisinde yazım yanlışı yapılmıştır?
    A) İlk çocuğu 1975'de İzmir'de doğmuş.
    B) TBMM'nin açılışında halk ve milletvekilleri bütünleşti.
    C) Evrende, Dünya Güneş'e 150 milyon km. uzaklıktadır.
    D) Afrika'nın güneyi bol yağış alır.
    E) Mademki en önde yürüyor, sorumluluğu da yüklensin.


    13-) "Belli bir tarihi gösteren ay ve gün adları büyük harfle başlar."
    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu kurala uyulmamıştır?
    A) Bütünleme sınavları 20 Ağustos'ta başlayacak.
    B) 30 Kasım 1968 tarihinde doğdu.
    C) Her yıl Ocak ayında buralar karla örtülür.
    D) Boğaz köprüsü 29 Ekim 1973'te hizmete açıldı.
    E) 2 Ekim Pazartesi günü törenle öğretim başladı.


    14-) Aşağıdakilerin hangisinde "mi" edatıyla ilgili bir yazım yanlışlığı vardır?
    A) Yolun ağzında mı bekleyecek?
    B) Oraya yarın mı, yoksa bugün mü gideceğiz?
    C) Bu işten yeterince para alıyor musunuz?
    D) Aradığınızı bulamadınız mı?
    E) O böyle filmleri sever miy miş?


    15-) Aşağıdakilerden hangisinde yazım yanlışı yoktur?
    A) Zonguldakın havası kirliymiş.
    B) Karadeniz'linin biri İstanbul'a gelmiş.
    C) Karlofça Barışı onaltı yıl süren savaşı sona erdirmiş.
    D) Uluslar arası andlaşmaları inceleyeceklermiş.
    E) Denizin dalgalı olduğu zamanlarda Pekçok balık yakalarmış.


    16-) Aşağıdakilerden hangisinde bir yazım yanlışı yapılmıştır?
    A) ABD'nin dünya devletleri üzerindeki etkisi gittikçe artıyor.
    B) TRT'ye karşı açılan davayı kazandık.
    C) TBMM'nin kuruluşunun 50. yılı kutlandı.
    D) TMO'ne satıldı bütün ürünler.
    E) PTT'yi özelleştirme çalışmaları hız kazandı.


    17-) "Çatık kaşları, ürkütücü bakışları insana korku veriyor; vücudumu bir ürperti sarıyordu."
    Yukarıdaki cümlede kaç tane türemiş sözcük vardır?
    A) 6
    B) 5
    C) 4
    D) 3
    E) 2


    1 Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, işlevi bakımından ötekilerden farklı bir ek almıştır?
    A) Bu konuda pratik bir çözüm önerdim.
    B) Son durum gözden geçirildi.
    C) Önümüzdeki günlerde bir bakım yaptıralım.
    D) Ona hemen kanım kaynamıştı.
    E) Bir dilim ekmeği bile bitiremedi.


    19-) Aşağıdaki dizelerin hangisinde hem yapım, hem çekim eki almış bir sözcük vardır?
    A) Evleri yüksek kurdular.
    B) Önlerinde uzun balkon
    C) Cama, betona vurdular.
    D) Sular düşlerde kaldı.
    E) Uzakta kaldı dostluklar


    20-) Aşağıdakilerden hangisinde "-lik" eki ile sıfat türetilmiştir?
    A) Onlara güzel bir çiçeklik götürdük.
    B) Taşlık bir arazi, burada hiçbir şey yetişmez.
    C) Sık sık gözlüklerinin camını siliyordu.
    D) Ayrılık istemedi, birlikler kurdu.
    E) Devlet, gençliğin eğitimine her zaman önem vermelidir.


    21-) "Cahit Sıtkı ile Orhan Veli duygulu şiirleri ile duygu dünyamı aydınlatmışlardır; ama Nazım Hikmet üslubu ile beni büyülemiştir." cümlesindeki altı çizili sözcüklerin türü, sıralanışa uygun olarak hangisinde gösterilmiştir?
    A) Edat-Sıfat-bağlaç-bağlaç-bağlaç-zamir
    B) Bağlaç-sıfat-edat-edat-edat-zamir
    C) Bağlaç-ad-bağlaç-bağlaç-edat-ad
    D) Edat-ad-edat-bağlaç-edat-zarf
    E) Bağlaç-sıfat-edat-bağlaç-edat-zamir


    22-) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, adeylem yoktur?
    A) Dostlarla yazışmaya fırsat bulamıyorum.
    B) Yeni evimize taşınmak, yorucu oldu.
    C) Görüşme, uzun süreceğe benziyor.
    D) Bu konuyu herkesle konuşma, diye uyardım.
    E) Konuşmaları şiir ve öykü üzerineydi.


    23-) Aşağıdaki cümlelerin hangisi, yapısına göre basit, dizilişine göre devrik bir cümledir?
    A) İnsanlar okudukça yeni dünyalar keşfeder.
    B) Çoğu zaman duygularımızı saklamasını bilemeyiz.
    C) Suya düşen bir karanfildir yüreğim.
    D) Her hafta sonunda böyle yorğun argın hissederim kendimi.
    E) Onun hiçbir zaman unutulmamasını istiyoruz.


    24-) "Dile toplumsallık kazandıran, ortak değerlerin paylaşımıdır." cümlesinin özellikleri aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?
    A) Olumlu, devrik, basit, eylem
    B) Olumlu, düz, basit, ad
    C) Olumlu, düz, girişik, ad
    D) Olumlu, devrik, basit, ad
    E) Olumlu, düz, sıralı, ad


    25-) Aşağıdakilerden hangisi, öznesi ortak olan bir sıralı cümledir?
    A) Radyo çalıyor; oturanlar onu ilgiyle dinliyorlardı.
    B) Evden sessizce çıktık; sokakta lambalar yanmıyordu.
    C) Konuşa konuşa geldiler; evin önünde durdular.
    D) Kentin güneyine bakıyorum; evler sisten gözükmüyor.
    E) Gürültüler artıyor; kimse kimseyi duymuyordu.


    26-) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yan cümlecik temel cümlenin nesnesi görevindedir?
    A) Onun, bunu söyleyebileceğine inanmıyorum.
    B) Ders çalışmak için arkadaşına gitti.
    C) İstanbul'a geldiğinde bana mutlaka uğrar.
    D) Bugünün işini yarına bırakmadan çalışır.
    E) Tatilimizi Marmaris'te geçirmeyi düşünüyoruz.


    27-) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük tür yönünden diğerlerinden farklıdır?
    A) Şu dağlarda kar olsaydım.
    B) Şu kale 16. yüzyıldan kalmadır.
    C) Bu, taşındır diyerek Kâbe'yi diksem başına.
    D) Bu kitabı nereden aldığını söyler misin?
    E) Şu gözlerinin maviliğinde kaybolup gitsem.


    2 Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerden hangisi tür yönünden diğerlerinden farklıdır?
    A) Aşağıdaki öğrenciler yukarı çıktı.
    B) Elbisemi karşıki mağazadan aldım.
    C) Evdeki hesap çarşıya uymadı.
    D) Annemdeki kalem daha güzel.
    E) Seninki yine akşam eve geç gelmiş.


    29-) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "için" sözcüğü "Çok çalıştığı için başardı." cümlesindekiyle ilgi yönünden özdeştir?
    A) Sağlığına dikkat ettiği için çabucak iyileşti.
    B) Okula gitmek için erken kalktı.
    C) Dilekçesini vermek için müdüre çıktı.
    D) Annesi kitap alması için fazla para vermiş.
    E) Arkadaşlarını görmek için İstanbul'a gitti.


    30-) Aşağıdakilerin hangisinde "dün" sözcüğü farklı bir görevde kullanılmıştır?
    A) Dün seni aradım okulda
    B) İzmir'deki dayım dün geldi.
    C) Dün, seminere neden katılmadın?
    D) Dün yoksa; yarın da yoktur.
    E) Dün, sinemaya giderken ona rastladım.


    Cevaplar

    1-) D
    2-) A
    3-) A
    4-) A
    5-) C
    6-) C
    7-) B
    9-) A
    10-) E
    11-) B
    12-) A
    13-) C
    14-) E
    15-) E
    16-) D
    17-) B
    1 8-)D
    19-) E
    20-) B
    21-) E
    22-) D
    23-) D
    24-) C
    25-) C
    26-) E
    27-) C
    28-) E
    29-) A
    30-) D


    alıntı
#16.08.2010 13:25 0 0 0
  • Diyabetes insipidus nedir - Diyabetes insipidus nedenleri - Şekersiz diyabet - Diyabetes insipidus teşhisi - Diyabetes insipidus tedavisiİsim benzerliğine rağmen diyabetes insipidus diyabetes mellitusla ilgili değildir. Bu nedenle halk arasında şekersiz diyabet olarak da bilinir. Diyabetes insipiduslu hastalar idrarlarını yeterince yoğunlaştıramazlar; bu nedenle çok sık idrar yapmak zorundadırlar. Gece idrara gitmek için 2-3 kez kalkmaları gerekir. Bu hastalar sürekli susuzluk duyarlar.

    Şekersiz diyabet (diyabetes insipidus): Diyabet insipidus şeker hastalığı ile sadece isim benzerliği olan ve çok idrar etme (poliüri) çok su içme (pilidipsi) ve yoğunluğu düşük idrar yapma ile belirlenen bir hastalıktır. Şekersiz diyabetin nörojenik (hormonal), nefrojenik ve zoraki su içme sendromu (psikojenik) olarak üç tipi vardır.
    Şekersiz diyabette esas bozukluk böbreklerden süzülen suyun böbrek tubuluslarından yeniden emiliminin tam olmamasıdır. Bu durum su kaybedilmesine ve bunun doğurduğu çok su içmeye yol açar. Fazla miktarda idrar yapma ve su içme mutlaka hekime başvurmayı gerektiren şikayetlerdir. Süt çocuklarında şekersiz diyabet, aşırı huzursuzluk, tartı almama gibi belirtilerle kendini gösterir. Havale nöbetleri olabilri. Önlem alınamazsa bebek susuzluk sonucu kaybedilebilir.

    Diyabetes insipidus neden olurDiyabetes insipidusun iki nedeni vardır. Bazı hastalarda beyinde hipotalamus denen bölgede, vücutta su tutulmasını sağlayan antidiüretik hormon (ADH) yapılamaz. Bazı hastalarda ise, bu hormon yapıldığı halde böbrekler hormona cevap vermezler. Diyabetes mellituslu hastaların çoğunda bu sorun kafa travması veya beyin ameliyatından sonra gelişir. Bazı hastalarda beyin tümörü vardır. Bazan ailesel olabilir. Lityum gibi bazı ilaçlar buna neden olabilir. Yaklaşık %25 oranında herhangi bir neden saptanamaz.

    Diyabetes insipidus nasıl teşhis edilirGenellikle doktorunuz idrarın yoğunluğunu ölçtürecektir. Aynı zamanda kanınızın yoğunluğunu da ölçmek gerekir. Bundan sonra ‘susuzluk testi’ yapmak gerekebilir. Bu test süresince su içmemeniz gerekir. Test süresince, birkaç saat boyunca ağırlığınız izlenecek, idrar ve kan tetkikleri yapılacaktır. Eğer test sonucunda diyabetes insipidus tanısı konursa beyin filmleriniz de çekilecektir. Bu amaçla tomografi veya MR yapılabilir. Bu filmler beyinde bir sorun olup olmadığını gösterecektir.

    Diyabetes insipidus nasıl tedavi edilirDDAVP denilen bir ilaç (ADH) yardımcı olabilir. Bu ilaç bir burun damlası ya da spreyi şeklindedir. Gece yatmadan önce uygulanır. Bazı hastalarda sabah ve akşam kullanmak gerekebilir. DDAVP alıyorsanız çok su içmemeniz gerekir; çünkü vücutta fazla su tutulması görülebilir. Eğer fazla su yüklenmesi olursa halsizlik görülebilir ve başınız dönebilir veya kendinizi kötü hissedebilirsiniz.

    Eğer diyabetes insipidusun nedeni böbreklerdeki hormona cevapsızlıksa DDAVP ile tedavi mümkün değildir. Bu durumda, hidroklorotiazid gibi başka ilaçlara başvurulur. Bu ilaçlar vücuttaki su ve tuz dengesini düzenler.


    alıntı
#16.08.2010 01:17 0 0 0
#16.08.2010 01:02 0 0 0
  • bel fıtığının nedenleri - bel fıtığı sebepleri - bel fıtığı neden olur
    Bel bölgemizde bulunan omurgaların arasındaki kıkırdak yapının yırtılarak, omurilikten çıkan sinirleri sıkıştırmasıdır. Önce şiddetli bel ağrısı, daha sonrada ayağa yayılan ağrıyla ortaya çıkar. Yatak istirahati ve bazı ağrı kesicilerle tedaviye rağmen, ağrısı geçmeyen, sosyal yaşantısı etkilenen ve ayakta felçler ortaya çıkan hastalarda uygulanan cerrahi girişimler bu gün hızla gelişmekte, hasta kısa sürede eski yaşantısına dönmektedir. Tedavisinde gecikilen vakalardaysa, ağrılar ve felçler kalıcı olmaktadır.

    Omurganın YapısıKafa tabanından, kuyruk sokumuna kadar devam eden kemik sistemine omurga denir. Omurga Yastıkçık (disk) dediğimiz kıkırdaklarla birbirine bağlanmış omur cisimciklerinden meydana gelir. Bu karmaşık yapının ortasında omurilik bulunur ve beyinden gelen emirleri , sinirler vasıtasıyla çevre organlara iletir. Omurga aynı zamanda gövdenin dik durmasını sağlayan kemik sistemidir.
    Vücut ağırlığının 2/3 kadarına taşıma görevi görür. Bu zorlu görevi sadece omur ve yastıkçık dediğimiz kemik ve kıkırdak sistemiyle değil, bunlar arasındaki bağ dokusu, sırt adeleleri ve karın adelelerinin gücüyle sağlar. Beş adet bel omuru bulunur.

    İntervertebral Disk Mesafesinin Yapısıİntervertebral disk dediğimiz yapı, kısaca omurgalar arası yastıkçık olarak adlandırılır. Omurgalar arası bir eklem olması yanında, omurgalara binen yükü emici göreve sahiptir.

    Yapısına baktığımızda 3 ayrı kısma ayrıldığını görürüz:
    1-Kıkırdak doku: Alt ve üst omurgalara bütünüyle yaslanan ve tüm omurga genişliğindeki kıkırdak yapıdır. Her iki omurga arasındaki çekirdek kısmı sınırlar.
    2-Bağ dokusu (anulus ): Ortadaki çekirdek kısmı çepeçevre saran kuvvetli bir yapıdır. Bu elastik bağ dokusu omurganın ön kısmında en kuvvetli, omurilik ve sinirlerin yer aldığı arka kısım ve özellikle yanlarda daha zayıftır.
    3-Çekirdek kısım (nukleus): Jelatin kıvamında , su içeriği fazla bir yapıdır. Çevresini saran elastik bağ dokusuyla birlikte, omurgaya binen basıncı karşılar.

    Çekirdek dediğimiz kısmın , bağ dokusu dediğimiz elastik kısmı yırtarak, omurilik kanalı ve sinir köklerine bası yapacak tarzda yırtılmasına bel fıtığı diyoruz. Bu yırtılma sonucu çekirdek kısım sadece bağ dokusunu omuriliğe doğru ittiği gibi (en hafif şekli -bulging) , bağ dokusunun tam yırtılmasıyla omurilik kanalında serbest parçacık şeklinde yer alabilir (en ağır durum- akmış, serbest disk).

    Bel Fıtığında Tedavisi Süreci -YATAK İSTİRAHATİ : EVRE 1-2-3-4
    -İLAÇ KULLANIMI: EVRE 1-2-3-4-5
    -FİZİK TEDAVİ ve EGZERSİZ: 1-2-3
    -CERRAHİ TEDAVİ: EVRE 3-4-5

    YATAK İSTİRAHATİ: ilk 4 evrede de kısmen fayda sağlar. Özellikle 1. evredeki hastalar için vazgeçilmezdir. Tedavi planında özellikle başlangıçtaki yatak istirahati çok önemlidir. Omurgalar arasında yırtılan kıkırdağın omurilik ve sinirleri sıkıştıran kıkırdağın yapısı % 80 oranında su içerir. Hareketsizlik ve istirahat altında yırtılan kıkırdağın su içeriğinin vücut tarafından emilmesiyle, kıkırdağın hacmi küçülür ve sinire olan bası azalır. Ayrıca iki omurga arasındaki kıkırdaktaki basınç yatan insanda 1 kabul edilirse, ayağa kalkıldığında 2, oturma durumunda 4 misline ulaşır. Görüldüğü gibi hem kıkırdağın su kaybederek küçülmesi ve bu arada omurgalara yansıyan basıncın düşük olması için, bel fıtığının başlangıcında kesin yatak istirahati gerekir. Ancak bu istirahat 5 günü geçmemelidir. Uzatıldığında adelelerde hareketsizliğe bağlı erimeler başlar ve aktif hayata dönen kişide zorluklar yaratır.

    İLAÇ KULLANIMI: 1-2-3-4-5 evrelerde kullanılır. Yatak istirahatine ek olarak bazı analjezik- antienflamatuar ve adele gevşetici ilaçların kullanımından hastalar fayda görür. Bu ilaçlar ağrı kesici özellikleri yanında, yırtılan kıkırdak ve bası altındaki sinir kökünün çevresindeki ödemide çözerek etki ederler. Adele gevşetici ilaçların ise sadece kesin yatak istirahati yapanlarda kullanılması önerilir. İşine dönen, günlük aktivitesine devam eden hastalarda kullanılması, adelelerin gevşemesiyle, omurgalara daha fazla yük binmesine neden olarak , bel fıtığı oluşmuş mesafede basıncı arttırabilir. Buda yırtılan yastıkçığın iyileşmesini engeller. Bel fıtığı nedeniyle kullandığımız bütün ilaçların uzun süreli kullanımda, özellikle karaciğer fonksiyonlarını bozmak ve mide ülseri gibi hastalıkları alevlendirmek gibi yan etkileri vardır. Kullanımları mutlak hekim kontrolünde yapılmalıdır.

    FİZİK TEDAVİ VE EGZERSİZ: Bel fıtığı sonucu oluşan adele spazmı ve ödemi çözmek için kullanılır. Egzersizlerle de amaçlanan karın ve sırt kaslarının gücünü arttırarak, omurganın kemik sitemine düşen gücün dengeli dağılımını sağlamaktır.

    Egzersiz programı başlangıçta 3-5 dakika gibi kısa süreli başlar. Gün geçtikçe süresi arttırılır. Ameliyat sonrasıda aynı egzersiz programı kullanılmaktadır.

    CERRAHİ TEDAVİ: Yırtılan yastıkçığın , sinirlere ve omuriliğe olan basısını ortadan kaldırmayı amaçlar. 3-4-5 . evrelerdeki hastalarda cerrahi uygulanmalıdr Bu gün için bilinen cerrahi teknikler :
    Klasik diskektomi
    Mikrodiskektomi
    Endoskopik diskektomidir.

    Bize göre artık klasik diskektomi tarihe karışmıştır. Mikrodiskektomi ve endoskopik diskektomi tercih edilmesi gereken yöntemlerdir. Hastaların kısa sürede işlerine dönmesi, ameliyat sonrası rahat bir nekahat dönemi geçirmesi gibi hastaların en büyük beklentilerini karşılayan bu yöntemler, ilerde fıtığın tekrarlama oranınıda en aza indirmektedir. Hastanın ben şu yöntemi istiyorum demesi yeterli değildir. Size uygulanacak tekniği mevcut durumunuz ve filimlerdeki görüntü sonrası doktorunuz seçecektir. Her iki ameliyat tekniğininde kendine göre avantaj ve dezavantajları göz önüne alınarak, size en uygunu seçilmekte ve uygulanmaktadır.
    Ancak endoskopik diskektominin avantajları ve uygulama alanı hızla artmaktadır. Çünkü bu yöntemde, omurilik kanalı içindeki serbest fıtık parçalarıda rahatlıkla görülüp çıkarılmakta, iki omurga arasına sokulabilen görüntü kamerasıyla içerde kalan fakat hastayı rahatsız etmesede daha sonra tekrarlamalara neden olabilecek parçaların çıkarılmasına olanak tanınmaktadır. Diğer hiçbir endoskopik bel fıtığı ameliyatında bu avantajlar mevcut değildir. Ayrıca bütün bel fıtıklarının % 10 kadarını oluşturan yan yerleşimli fıtıklar bu endoskopik teknikle hiç zarar vermeden kolayca çıkarılmaktadır.
    Ameliyata pozitif katkıda bulunan etkenler:
    -Hastanın şikayetleri, muayenesi ve çekilen MR arasında uyumluluk
    -Bası gelişen sinir dokusunda hasar tam yerleşmeden ameliyat edilmesi
    -Hastanın normal kilolu olması.
    -Hastanın diabetik ve hipertansiyonu bulunmaması
    -Hastanın ağrı eşiğinin normal olması
    -Hastanın tedavi prensiplerini iyi anlayarak, hekimine güvenmesi. Parasal problemlerin hastayla hekim arasında sorun teşkil etmemesi.
    -Hastanın ameliyat sonrası rehabilitasyon programını anlayabilecek düzeyde psikolojik yönden stabil olması.
    -Hastanın ameliyat nedeniyle başka çıkarlar beklememesi (örneğin bu ameliyattan sonra emekli olmayı bekleyen kişi.)
    -Cerrahın tecrübesi ve hastaya uygun ameliyat yöntemini seçebilmesi


    alıntı
#16.08.2010 00:58 0 0 0
  • omurganın hareket birimi - omurga diskleri - belde eğrilik nedenleri - omurlar
    Omurga vücut hareketlerinin eksenini oluşturur, gövdeye destek verir ve omuriliği korur. Boyunda ve belde açıklığı arkaya, sırtta ise açıklığı öne bakan normal eğrilikler vardır. Bunlar vücudun dengesi yönünden önemlidir.

    Omurganın hareket birimi, üst üste duran iki omur gövdesiyle, bunların arasındaki etrafı liflerle çevrili, ortası katı jel kıvamındaki disk, omurga eklemleri ve bu eklemlerin kapsüllerinden oluşan bölümdür. Kaslar ve bağlar omurların değişik yerlerine tutunur. Omurga, omurga kasları yardımıyla dik durur ve hareket eder. Bağlar ve eklem kapsülleri de ek destek verir.

    Duruşları normal olmayan ve egzersiz yapmayan insanlarda, eklem kapsülleriyle bağlar aşırı gerilir ve gevşer. Omurga eklemleri üzerine binen yük artar. Doğal duruşları bozulur. Sonuç; ağrı ve erken dönemde yıpranmadır.

    Özellikle beldeki eğriliğin artması ve belin çukurlaşması, eklem yüzeylerinin birbirine yaklaşmasına ve birbiri üzerinde kaymasına sebeb olur. Bu da eklem kapsülünü gerer ve belde sık görülen ağrılara sebeb olur.

    Bel bölgesi, 5 bel omurundan oluşur. Bu omurların arasında 5 adet disk vardır ve omurganın en geniş yüzeye sahip diskleridirler. Bu disklerin görevi yük taşımak ve omuriliği korumaktır. Disk üzerine gelen kuvvet postür (duruş) ile yakından ilişkili olup, sırtüstü yatar durumda 25 kg iken, eğik oturur pozisyonda 250 kg'a kadar çıkmaktadır



    alıntı
#16.08.2010 00:37 0 0 0
  • bel ağrısı neden olur - bel ağrısı nedenleri - omurganın yaşlanması - kaslarda zayıflama
    Bel ağrısı günümüz toplumunun %60-85 inde hayatın her hangi bir döneminde görülebilen, sebebleri çok çeşitli olan bir sendromdur. Özellikle mekanik bel ağrılarında tedavi maliyetlerinin yüksek olmasının yanında, ağrının kronikleşmesinin hasta üzerindeki olumsuz etkileri çok önemlidir.
    Bel ağrıları yaygın sanılanın aksine, kaçınılmaz olan yaşlanmanın sonucu değildir. Tüm organlar gibi omurganın aşınıp yıpranması da fizyolojik bir olaydır. Omurganın zamanla esnekliği yitirerek sertleşmesi, gittikçe zayıflayan kaslara karşı ek dayanıklılık sağlayan bir denge unsurudur.

    Bel ağrısı bütün yaşlarda görülebilir. Hatta 15 yaşında dahi ameliyat olan hastamız mevcuttur. Kronik hastalık tedavisi açısından kalp hastalıklarından sonra 2. sıradadır. Bel ağrısının önemi özellikle sanayi kesiminde ve çalışan toplumda ortaya çıkmaktadır. Ağrı nedeniyle iş günü ve iş gücü kaybı yüklü bir yekün tutmaktadır.

    Bel ağrısı olan hastaların % 70-80'i ilk akut ataktan sonra her hangi bir tedaviye gerek kalmadan iyileşebilmektedirler. % 20-30 unda ise 2. - 3. tekrar olabilmektedir. Burada önemli olan bu tekrarların gelmesini önlemektir. Çünkü tekrarlarla ağrı kronikleşir ve hasta bel ağrısı nedeniyle hiç iş yapamaz hale gelir. Bunu önlemek de belin eğitimi ile olur. Kişinin belini tanıması, belin hangi hareketle ne kadar zorlanacağını bilmesi, bel ağrısına yol açan risk faktörlerini, egzersizlerin ağrıda nasıl korunabileceğini öğrenmesi gereklidir.

    Bel ağrısının oluşumunda, omurgadaki yıllara bağlı aşınıp yıpranma yanısıra, omurganın uygun olmayan duruşu (kötü postür) ve beli zorlayan bedensel hareketler sorumludur. Bunun için günlük yaşantıda ve mesleki çalışmalarda doğal olmayan bedensel davranışların neler olduğu tanımlayıp, doğrusunu öğrenip omurganın aşırı zorlanmasını önlemek gerekir. BELMER ‘de bel ağrılarını yok edebilme ve önleme yolları size öğretilerek az ağrıyla yada hiç ağrısız yaşam için pratik öğütler verilecektir. Bel koruma prensipleri, yalnız akut ağrılı dönemde değil, tüm yaşam boyunca gereklidir. Üstelik bunlar, hiç de zor olmayan doğal davranışlardır.


    Bel Ağrısının Sebebleri Nelerdir Bel ağrısının pek çok sebebi vardır. Bizim en sık rastladığımız mekanik bel ağrısıdır. Bundan başka tümör, infeksiyon, inflamatuar romatizmal hastalıklar, kireçlenmeler, bel fıtığı dediğimiz “disk kayması”, doğuştan olan kemik anomalileri ve bel kaymaları (spondilolistezis), bel ağrısı sebebidir.

    Bel Ağrısında Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır Sık sık tekrar eden ve istirahatle geçmeyen, şiddeti gittikçe artan bel ağrılarında, bel ağrısı ile birlikte bacakta ağrı, uyuşma vs. varsa mutlaka doktora başvurulmalı ve hastalığın teşhisi konmalıdır.

    Bel Ağrısında Risk Faktörleri Nelerdir Meslekle ilgili olan faktörler:

    Ağır fiziksel aktivite ve ağır kaldırma gerektiren meslekler. (Ör: İnşaatlarda çalışanlar)
    Devamlı öne eğilme, eğilerek dönme gerektiren meslekler.
    Araba, otobüs, kamyon, kullanma gibi vücudu sürekli vibrasyona maruz bırakan meslekler.
    Uzun süre ayakta durma veya oturma gerektiren meslekler.
    Bütün bu saydığımız durumda çalışmak zorunda olan kişilerde bel ağrısı ve bel fıtığı görülme riski artmaktadır.

    Sportif aktivitelerle ilgili risk faktörleri:

    Futbol, halter, kürek ve güreş sporlarıyla uğraşan kişilerde bel ağrısı sıklığı artmaktadır.

    Bel ağrısın kişisel risk faktörleriYaş: Bel ağrısı bütün yaş gruplarında görülmekte beraber yaşın ilerlemesi ile birlikte görülme sıklığı artmaktadır. Bunda da en önemli etken omurganın dejenerasyonudur. Postür bozuklukları, karın ve sırt kaslarında güç azalması yine önemli risk faktörüdür.

    Bel ağrısında psikolojik risk faktörleriİşinden memnun olmama, işini sevmeme veya takdir edilmeme,aile içi sorunlar gibi durumlar bel ağrısında risk faktörleri arasında sayılmaktadır.


    alıntı
#16.08.2010 00:25 0 0 0
  • süreğen başağrısı nedir - günlük başağrısı - Başağrısında ilaç kullanımı
    Her insan zaman zaman baş ağrılarından yakınır. Baş ağrıları her zaman belirgin bir nedene ya da hastalığa bağlı olmayabilir. Günlük süreğen baş ağrısı terimi bu ağrıları tanımlamak için kullanılmaktadır.

    Baş ağrısı kliniklerine başvuranların %30-40’ını günlük süreğen baş ağrılı hastalar oluşturur. Pek çoğuna önceden yanlış olarak migren tanısı konmuş ve migren tedavisi uygulanmıştır. Ancak hastalar bu tedaviden fayda görmediklerini ifade ederler. Bu hastaların yarısından fazlası hemen hemen her gün kontrolsüz bir şekilde ağrı kesici ilaç kullanmakta olduklarını belirtirler. Tüm ilaçlar gibi ağrı kesici ilaçların da doktor kontrolü olmadan gelişigüzel kullanımı istenmeyen sonuçlar doğurur. Bu hastalarda baş ağrısının günlük hale gelmesinin en önemli sebebi ağrı kesicilerin aşırı kullanımıdır. Ağrı kesici alınmadığında baş ağrısı ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bu baş ağrısı tipine analjezik (ağrı kesici) çekilme baş ağrısı da denir.

    Hastalarda baş ağrısı neredeyse her gün vardır. Sabah kalkar kalkmaz ağrı fark edilir. Ağrının tipi ve yeri değişkenlik gösterir. Ağrı ile birlikte bulantı, yorgunluk, uyku bozuklukları, hafıza ve konsantrasyon bozukluğu görülebilir.

    Günlük süreğen baş ağrılı hastalar genellikle değişik doktorlara başvurup gerekli gereksiz tetkikleri yapılmış ve çeşitli tedaviler uygulanmış, ya da tedaviyi kendileri şekillendirmişlerdir.

    Tedavide kullanılan ilaçların doktor kontrolü altında kesilmesi gereği vardır. İlaçların kesilmesiyle birlikte bir süre artan baş ağrılarıyla karşılaşılabilir. Bu dönemde hasta ağrı kesici ilacın çekilmesi nedeniyle oluşabilecek belirtilerin giderilmesi için hekiminin önereceği çeşitli ilaçları kullanmalıdır.

    Unutulmaması gereken bir başka nokta ağrı kesici ilaçların kontrolsüz şekilde aşırı kullanımının sindirim sistemi ve böbrekler başta olmak üzere vücuda ciddi zararlar verebileceğidir. Hem günlük baş ağrılarından kurtulmak hem de bu zararlardan korunmak için kontrolsüz ilaç kullanımı doktor kontrolü altında sonlandırılmalıdır.


    Boyun Kaynaklı Baş Ağrısı
    Sanılanın aksine baş ağrıları her zaman beyinden ya da baştaki diğer yapılardan kaynaklanmaz. Baş ağrılarının boyundan da kaynaklanabileceği çok önceleri düşünülmüş, yıllarca tartışılmış ve 1983 yılında servikojenik (boyun kaynaklı) baş ağrısı terimi tıbba girmiştir.

    Boyun veya kafa arkasında yer alan sinir kökü, kemik, kas, eklem ve disk gibi yapıların çeşitli bozuklukları baş ağrısı şeklinde belirti verirler.
    Ağrı prensip olarak tek taraflı baş ağrısıdır. Ancak boyundaki bozuklukların yerine ve derecesine göre her iki tarafta da ağrı ortaya çıkabilir. Boyun hareketlerinde çeşitli yönlerde hareket kısıtlılığı, baş ağrısının çeşitli boyun hareketleriyle ortaya çıkarılabilmesi mevcut olabilir.

    Boyun kaynaklı baş ağrısından yakınan hastalarda sert spor yapma, baş ve boyun travması (örneğin, trafik kazası) öyküsüne sıklıkla rastlanır. Basit bir çarpma şeklindeki bir trafik kazası bile sonradan boyun kaynaklı baş ağrısına neden olacak bir hasara yol açabilir. Böyle bir durumda başın kamçı şeklinde hızla ileri geri hareket etmesi hasarı oluşturabilir.

    Ağrının şiddeti ve süresi hastadan hastaya değişmektedir. Ağrı genellikle boyundan başlar, zonklayıcı ve batıcı olmayan bir karakterdedir. Bulantı, ışığa ve sese hassasiyet gibi migrende belirgin olarak ortaya çıkan bazı belirtiler boyun kaynaklı baş ağrılarında da görülebilirse de bunlar, migrendekinden daha seyrek ve daha az belirgindirler. Fakat ne yazık ki pek çok baş ağrısı tipinde olduğu gibi, boyun kaynaklı baş ağrısı hastaları da yanlış olarak migrenli muamelesi görmüş ve migren tedavisi almışlardır.

    Tedavide ağrı kesici ilaçlardan sınırlı fayda sağlanır. Fizyoterapinin boyun hareketlerinin rahatlamasını sağlayarak ve boyundaki kas kasılmalarını gidererek fayda sağladığı bilinmektedir. En etkili tedavi yöntemi boyunda yer alan ve ağrıyı ileten sinirlerin radyofrekans termokoagülasyon yöntemiyle bloke edilmesidir. Bunların içinde en belirgin olanı da boyun hareketlerini sağlayan ve boyun omurları arasında yer alan faset eklemler dediğimiz eklemlerin sinirleridir .


    alıntı
#16.08.2010 00:10 0 0 0
  • Gerilime bağlı başağrıları - Gerilim başağrısının sebepleri - Gerilim başağrısının belirtileri
    Gerilim baş ağrısı baş ağrıları içinde en sık görülen tiptir. Çevresel faktörlerin değişmesi, aşırı sorumluluk yüklenme, düş kırıklıkları, ailesel ve ekonomik sorunlar gibi insan yaşamındaki önemli değişiklikler sonucu yüz, baş ve boyun kaslarının sürekli gerilmesi ile ortaya çıkan şiddetli baş ağrısıdır. Çoğu kez hasta kendi kendisine migren tanısı koyar.

    Oysa hem mekanizma hem de tedavi yönünden gerilim baş ağrısı migrenden çok farklı bir biçimde ele alınmaktadır.

    Gerilim baş ağrısının en önemli özelliği genellikle boyun bölgesinden başlayarak tepeye doğru yükselmesi ve sıkıştırıcı bir ağrı şeklinde seyretmesidir. Hastalar çoğu kez bu durumu başın cendereye alınmış gibi sıkıştırılması şeklinde nitelendirirler. Bu belirtinin yanı sıra bir çok hastada başta yanma hissi, keçeleşme, dokunma ile hassasiyet gibi bulgular ortaya çıkar.

    Migrenli hastalar kuytu sessiz bir yer ararken gerilim baş ağrısından yakınan hastalar tam tersi gezmek dolaşmak isterler.

    Gerilim baş ağrısı migrenin aksine tek bir bölgeyi tutmaz. Daha yaygın bir seyir gösterir. Gün ilerledikçe şiddetlenir. Saatler boyunca sürer gider.

    Migrende ağrı öncesinde görülebilen görme bozukluğu ve diğer belirtiler gerilim baş ağrısında yoktur.

    Gerilim baş ağrısında baş, boyun ve omuz bölgesi kaslarında basınç uygulamakla yansıyan ağrının ortaya çıkmasına neden olan tetikleyici noktaların (trigger points) ortaya çıkması önemli bir bulgudur.

    Kas kasılması baş ağrısının tedavisinde son yıllarda önemli adımlar atılmıştır. Kas gevşetici ilaçların yanı sıra depresyona karşı kullanılan ilaçlar son derece etkili olmaktadır.

    İlaçların yanı sıra çeşitli ilaç dışı yöntemler de baş ağrılarının kontrolünde sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır. Bu yöntemlerin başında gevşeme eğitimi ve biofeedback gibi psikolojik girişimler gelmektedir. Hastalara nasıl gevşeyecekleri öğretilmekte ve bunun için biofeedback adı verilen elektronik cihazlardan yararlanılmaktadır. Bu yöntem özellikle kas kasılması baş ağrılarının tedavisinde son derece etkilidir.

    İlaç tedavisine ve gevşeme eğitimine dirençli ağrılarda baş, boyun ve omuz bölgesinde tespit edilen tetikleyici noktalara çeşitli enjeksiyonlar yapılarak kasların gevşetilmesi ve böylece ağrının kontrol altına alınması yoluna gidilir.



    alıntı
#16.08.2010 00:05 0 0 0
  • canlıların koku alması - hayvanlarda koku alma nasıl oluyor
    İnsanlar ile hayvanların, burunlarını kullanım amaçları farklıdır. Hayvanlar alemindeki canlılar, koku alma organlarını genellikle yiyecek aramak, avlanmak, kendi aralarında haberleşmek, yön bulmak, eşlerinin, yavrularının yerini belirlemek için kullanırlar. Bunu yaparken de birbirinden ilginç teknikler kullanırlar.

    Kuşlar, memeliler, sürüngenler, balıklar, böcekler ve diğer hayvanlar yaşadıkları ortamlara en uygun koku alma sistemleriyle donatılmışlardır. 21. yüzyılın ileri teknolojik koşullarında, bilim adamlarının, araştırmacıların ve mühendislerin tüm çabalarına rağmen bu mükemmel sistemlerin benzerleri hiçbir şekilde üretilememektedir. Yüce Allah canlılarda bulunan koku duyularını onların ihtiyaçlarına göre en ideal özelliklerle yaratmıştır. Yüce Allah hayvanların yaratılışlarından ders alınması gerektiğini Kuran'daki bir ayette şöyle bildirir:

    "Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vardır." (Müminun Suresi, 21)

    Koku Uzmanları Köpekler
    Köpekler havadaki en küçük oranlardaki kokuları dahi güçlük çekmeden tespit ederler. Köpeklerin kokulara karşı olağanüstü hassas burunları vardır. Bazı köpek türlerinin koku duyarlılığı insanlardakinin bir milyon katıdır. Birkaç rakam bu özel sistemi gözünüzde canlandırmanıza yardımcı olacaktır.

    Burunda sahip olduğumuz toplam 5 santimetrekare olan koku bölgesinin büyüklüğü, köpeklerde 150 santimetrekareye kadar çıkmaktadır.

    Köpeklerin burunlarındaki koku hücrelerinin sayısı da bizimkilerden kat kat fazladır. Örneğin bir tilki teriyerinde 147 milyon, bir Alman çoban köpeğinde 225 milyon koku alıcı hücre bulunur.

    Söz konusu özellikleri nedeniyle köpekler, insanların ve gelişmiş elektronik cihazların başaramadığı işleri başarırlar. Uyuşturucu maddeleri, kaçak malları, kayıp insanları, patlayıcı maddeleri, av hayvanlarını, suçluları, kazazedeleri, felakete uğramış kişileri bulmakta hayvanların bu üstün özelliklerinden faydalanılır. Örneğin koku alma duyusu kuvvetli bir köpek türü olan "bloodhound", koku duyusunu kullanarak hiçbir belirtinin görülmediği bölgelerde iz sürebilir, dört günlük bir izi takip edebilir ve bir insanın izini 80 kilometreden daha fazla sürebilir.

    Göze çarpan bir nokta da, yeryüzündeki sayısız kokuya rağmen köpeklerin şaşırmamalarıdır. Öyle ki pek çok koku arasından aradıklarını rahatlıkla seçebilirler. Yapılan deneylerde eğitimli bir köpeğin, kokarca kokusu püskürtülmüş eşyalar arasında kendisinden istenileni bulduğu görülmüştür.

    "Schlieren fotoğraflama tekniği" ile köpeklerin soluk alıp verirken değişik bir yöntem kullandıkları anlaşılmıştır: Bir şey koklayan köpek nefes verirken burnunu oynatmakta, böylece hava yan taraftaki yarıklardan arkaya doğru gitmektedir. Bu özel sistem sayesinde köpeğin dışarıya verdiği hava, kokunun kaynağından farklı bir yöne akmaktadır. Böylece nefesteki hava ile kokunun karışması önlenmektedir.

    Halen araştırmacılar köpeğin burnunda ve beynindeki kompleks koku analizini anlayarak yeni cihazlar geliştirmeye çalışmaktadırlar. Günümüzde özellikle bombaları, mayınları ve zehirli maddeleri tespit edebilmek için bu gibi elektronik aletlere büyük ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak tasarlanan cihazlar henüz köpeklerin koku alma hassasiyetini yakalayabilmiş değildir.

    Balıklar Nasıl Koku Alıyor
    Koku alma neredeyse balıkların tümü için önemlidir. Balıklardaki koku bölgesi burunlarının arka yüzeyinde yer alır. Sudaki çözünmüş koku moleküllerini takip ederek yiyeceklerini bulurlar. Ayrıca koku duyuları onları tehlikelere karşı uyarır. Örneğin balıklar yaralanmış bir balığın kokusunu aldıklarında hemen alarm durumuna geçmeleri gerektiğini anlarlar.

    Bir köpek balığı insanlardaki gibi burun deliklerine sahiptir, fakat onları sadece koku almak için kullanır. Yüzerken, burun deliklerinden giren sudaki molekülleri tahlil eder. Beyninin yaklaşık olarak üçte biri koku almaya ayrılmıştır. Köpek balıklarındaki koku alma mekanizması tamamen kendine özgüdür. Bu sayede, kokuyu kaynağına kadar takip edebilir; denizdeki bir damla kanın, diğer hayvanlardan kaynaklanan çok küçük oranlardaki kimyasal maddelerin kokusunu alabilirler. Örneğin bir yüzme havuzu dolusu suyun içindeki 10 damla sıvı tuna balığının kokusunu hissedebilirler.

    Yılan balığının koku duyarlılığı da son derece yüksektir. Bir yılan balığı büyük bir göldeki sadece bir yüksük miktarı kimyasal maddenin bile kokusunu algılayabilir.

    Kuşlarda Koku Alma
    Araştırmalar, göreceli olarak küçük koku soğancıklarına sahip kuşların bile kokuları algıladıklarını göstermiştir. Kuşlar, yiyecek ararlarken, yuvalarında kullanacakları malzemeleri seçerlerken, kendilerine yabancı olan uçsuz bucaksız araziler üzerinde gezerlerken koku alma duyularını kullanmaktadırlar.

    Bazı akbaba türleri leşlerin yerini çevreye yaydıkları kokulardan tespit ederler. Hatta akbabaların doğal gaz boru hatlarındaki gaz kaçağı olan mevkiler üzerinde daireler çizerek uçtukları gözlenmiştir. Bu davranışın nedenini tahmin etmek güç değildir. Akbabalar, doğal gaza katılan ve ölü hayvan gibi kokan özel bir kimyasal maddenin kokusunu da algıladıkları için bu bölgelerde yiyecek bulma umuduyla uçarlar.

    Değişik güvercin türleri, beyinlerinde farklı büyüklüklerde koku alma bölgeleri ve soğancıklarına sahiptirler. Bununla birlikte laboratuarda yapılan deneylerde, her kuşun kokulara belirli bir tepki gösterdiği belirlenmiştir. Uzun mesafelerden bırakıldıkları halde kümeslerine dönen güvercinler görme duyularıyla birlikte koku duyularını da kullanırlar. Burun delikleri tıkanarak koku almaları engellenen güvercinlerin yuvalarına dönmekte başarısız oldukları defalarca kanıtlanmıştır. Güvercinlerin yuvalarına yakın çevrelerde ağırlıklı olarak görsel işaretleri, aşina olmadıkları ortamlarda ise daha ziyade rüzgarların taşıdığı kokuları değerlendirdikleri düşünülmektedir.

    Güney Kutbu'nda yaşayan kuşların besin kaynağı olan canlı öbekleri sık sık yer değiştirirler. Üstelik bunların yerini belirlemeye yardımcı olacak görsel işaretlerin sayısı çok azdır. Dolayısıyla bu bölgede yaşayan kuşların avlarını gözleriyle bulmaları, samanlıktaki hareketli bir iğneyi bulmak kadar güçtür. Ancak kutup kuşları özel bir koku alma donanımıyla yaratılmışlardır; kokuları takip ederek avlarının yerlerini saptarlar. Böylece koku alma duyuları, Güney Kutbu'nun zor koşullarında yiyeceklerini temin etmelerine olanak sağlar.

    Uzmanlara göre kuşlardaki koku almanın detaylarını anlayabilmek için daha çok araştırma ve deney yapılmalıdır. Kuşkusuz yeni bilimsel çalışmalar, kuşların koku duyularındaki bilinmeyen harikaları da gün ışığına çıkaracaktır. Kuşlardaki yaratılış delilleri Kuran'da şöyle bildirilir:

    "Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş (musahhar kılınmış) kuşları görmüyorlar mı? Onları (böyle boşlukta) Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz, iman eden bir topluluk için bunda ayetler vardır." (Nahl Suresi, 79)

    Arıların Koklayarak Haberleşmeleri
    Arıların kendi aralarındaki haberleşme yöntemlerinden birisi feromonlardır. Bir arı kolonisindeki on binlerce arı kendi aralarında feromonlar, diğer bir deyişle kimyasal sinyaller aracılığıyla iletişim kurarlar.

    Arılar kendi kolonilerine ait olan diğer arıları kokularından tanırlar; koloni dışından bir arı kovana girmeye kalkarsa, farklı kokusundan hemen tanınır ve kovandan atılır.

    Bir çiçeğin nektarını tüketen arı onu özel bir kokuyla işaretler; diğer arılar da bu kokuyu fark eder, böylece vakit ve enerji kaybetmezler.

    Her arı feromonların taşıdığı mesajları algılayacak bir koku alma sistemine sahiptir. Koku alıcı hücreleri antenlerinde yer alır. Arılar üzerinde araştırmalar yapan Sathees Chandra, arıların koku almada son derece başarılı olduklarını dile getirir.(Sara Abdulla, "Getting up bees' noses", Nature science update,

    Arıların bal yapabilmek için nektara ihtiyaçları vardır. Bu yüzden pek çok farklı çiçeği ziyaret eder ve kısa sürede hangilerinin en çok nektar verdiğini öğrenirler.2 Söz konusu gerçeği göz önünde bulunduran bilim adamları şöyle bir sonuca varmışlardır: Arılarda, çiçeklerin kokularını tanımayı sağlayan özel bir mekanizma vardır.3 Bu mekanizma sayesinde çiçeklerden aldıkları koku bilgilerini "süzmek"te ve hangilerinin kendilerine gereken nektarı daha iyi verebileceğini anlamaktadırlar.

    Bu küçük canlıların koku alırlarken bu kadar bilinçli hareket etmelerinin tek bir izahı vardır. Arılar da evrendeki her canlı gibi Allah'ın dilemesiyle var olmuşlardır ve yine O'nun ilhamıyla hareket etmektedirler. Kuran'da, bu durum şöyle haber verilir:

    "Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır." (Nahl Suresi, 68-69)

    Koku Kaşifleri Sivrisinekler
    Dişi sivrisineğin, yumurtalarının gelişmesi için kana ve kendisinin üretemediği bazı kimyasal maddelere ihtiyacı vardır. Bunları da insanlar veya hayvanlardan temin eder. Dişi sivrisineğin kanını emeceği avını seçimi gelişigüzel değildir. Dişi sivrisinek ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacak olan canlıları tercih eder. Bu canlıların yerini de öncelikle koku alma duyusunu kullanarak belirler.

    Sivrisinekler öylesine uzmanlaşmış bir koku duyusuna sahiptirler ki insan vücudundan havaya yayılan minicik miktardaki kimyasal maddeleri saptayabilirler. İnsan bedeninden kaynaklanan kokular, nefes ile birlikte dışarı verilen karbondioksit gazı ve diğer kokular havada yayılır. Dişi sivrisinek de işte bu kokuları algılayacak donanıma sahiptir. Koku molekülleri boyunca zikzak yaparak avının yerini rahatlıkla bulur.

    Elbette 1 santimetrelik bir canlının kilometrelerce ötedeki avının yerini koklayarak bulması, dahası bu kokuyu tahlil etmesi dikkat çekicidir. Sivrisineğin son derece üstün koku alma sistemi, vücudundaki muazzam donanımlardan sadece birisidir ve insanın Allah'ın kusursuz sanatını bir kez daha fark etmesini sağlayacak önemli bir yaratılış gerçeğidir. Sonsuz kudret sahibi Allah sivrisineğin ne kadar önemli bir örnek olduğunu Kuran'da şöyle bildirir:

    "Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün olanı da, (herhangi bir şeyi) örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler; inkâr edenler ise, "Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?" derler. (Oysa Allah,) Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını saptırmaz." (Bakara Suresi, 26)

    Istakozun Koku Almak İçin Kullandiği Teknik
    Suda yaşayan ıstakoz ve yengeç gibi canlılar, uygun bir eş veya besin bulmak ya da avcılardan kaçmak için koku alma duyularını kullanırlar. California, Berkeley ve Stanford Üniversiteleri'nden araştırmacıların katıldığı bir çalışma, ıstakozların etraflarındaki dünyayı nasıl kokladıklarını ortaya çıkarmıştır.

    Istakozlar çok hassas bir koku alma duyusuna sahiptirler. Bu duyu, koku sensörleri geliştirmeye çalışan robot mühendislerinin önünde yeni ufuklar açacak özellikler taşımaktadır. California, Berkeley Üniversitesi'nde Biyoloji Profesörü ve College of Letters & Science adlı derginin başyazarı olan Mimi A. R. Koehl bu konuyla ilgili olarak şunları söylemektedir:

    Eğer dalgıçları göndermek istemediğiniz zehirli bölgelere yollayacak insansız taşıtlar ya da robotlar yapmak ve bunların kokuya göre yer belirlemesini istiyorsanız, bunlar için burun veya koku alan antenler tasarlamalısınız.


    Istakozlar ve diğer deniz kabukluları, antenlerini koku kaynağına hafifçe vurarak koku alırlar. Bundaki amaç, antenlerinin ucunda bulunan ve kimyasal yollardan algılama yapabilen tüyleri koku molekülleriyle temas ettirmektir. Karayip Denizi'nde yaşayan Panulirus argus adlı ıstakozun antenlerinin boyu 30 cm'yi bulur. Uçlarında yarık bulunan antenin dış tarafı tüylü bir fırça görünümündedir. Burası kokulara karşı oldukça duyarlıdır.

    California, Berkeley Üniversitesi'ndeki Mimi A. R. Koehl liderliğinde bir grup araştırmacı antenlerini vuran mekanik bir ıstakoz yapmışlardır. Rasta Lobsta adı verilen robot ile yapılan deneme ve gözlemlerle, ıstakozların koku almak için kullandıkları tekniğin detayları araştırılmıştır.

    Istakoz antenini, koklamak istediği şeyin üzerine hızla vurmakta fakat geri çekerken daha yavaş davranmaktadır. Böylece koku bulaşmış olan su, tüylerin arasında hareket etmeyerek daha uzun kalmaktadır.

    Istakozun kokuyu algılayabilmesi için ideal bir anten vuruş ve geri çekiş hızı vardır. Yapılan deneyler, antenin farklı bir hızda hareket ettirilmesi halinde suyun duyarlı tüyler arasında akmayacağını ve hayvanın koku alma duyarlılığının azalacağını göstermiştir. Bunun anlamı şudur: Istakoz çok küçük bir yerdeki en ufak koku farklılıklarını bile tüyleri vasıtasıyla yakalayabilmektedir. Bunun için de antenini Rabbimiz'in ilham ettiği özel bir teknikle kullanmaktadır.


    Makale: Harun Yahya

    alıntı
#15.08.2010 22:30 0 0 0
  • kasları geliştirmek - güçlü kaslara sahip olmak - karın kaslarını geliştirmek - kalça kaslarını çalıştırma egzersizleri - kas yapmanın yolları - kol ve bacak kaslarını nasıl geliştirirsiniz - göğüs kaslarını geliştirmek - resimli kas geliştirme hareketleri
    Kasları güçlendirmek, geliştirmek veya şekil kazandırmak belirli türde egzersiz yapmayı gerektirir. Ağırlık kaldırma makinelerini gelişigüzel kullanmak, spor salonundaki dumbbel ve barları programsız bir şekilde kullanmak sizi amacınıza ulaştırmayabilir.

    Yeni başlayanlar

    Vücut geliştirme salonlarındaki ağırlık kaldırma makineleri vücudunuzdaki değişik kas gruplarını çalıştırmaya yöneliktir. İlk defa bu aletleri kullanacaksanız, her bir kas grubunu çalıştıran genel bir program izlemelisiniz. Yani göğüs, omuz, kollar, bacaklar, sırt ve karın bölgelerinin her birini çalıştıran bir programınız olmalı. Ancak vücudunuzun herhangi bir yerinde bir sakatlık ya da rahatsızlık varsa, ağırlık kaldırmaya başlamadan önce mutlaka bir spor hekimine danışın. Salondaki hocanıza durumunuzdan ayrıntılı olarak bahsedin.

    Orta ve ileri düzey çalışanlar

    Vücut çalışmasında başlangıç düzeyini geçtiyseniz çalıştığınız kas gruplarını ikiye ya da üçe bölerek, her seansta bir grubu çalışın. Örneğin birinci gün göğüs, biceps ve bacak, ikinci gün omuz, sırt ve triceps çalışarak kaslarınızın daha çok gelişmesini sağlayabilirsiniz. Böylelikle her bir kas grubunuzu farklı yönlerden çalıştırarak kaslarınıza çok yönlü bir gelişim sağlamış olursunuz. Üçe bölünmüş bir çalışma sisteminde birinci gün, göğüs ve biceps, ikinci gün omuz ve bacak, üçüncü gün ise sırt ve triceps çalışabilirsiniz. Karın çalışmasını haftada üç ya da dört kere olmak üzere programınıza aralıklı olarak yerleştirin.

    Kaslara hacim kazandırmak
    Kaslarınıza hacim kazandırmak ya da onları şişirmek istiyorsanız "hipertrofik" çalışma yapmanız gerekiyor. Hipertrofik çalışma kasların kısa bir süre içinde kaldırabilecekleri maksimum ağırlığı kaldırması anlamına gelir. Başka bir deyişle, yüksek ağırlık-düşük tekrar sayısı ile çalışmak anlamına gelir. Kasları yüksek tekrarlı setlerle çalıştırmak gelişimi sağlayacak ama kasların hacim kazanmasını engelleyecektir. Kaslarınıza hacim kazandırarak geliştirmek için şöyle tekrar sayıları uygulayabilirsiniz.

    Kasları şişirmek için çalışmak kadar yapmanız gereken bir başka şey de kaslara dinlenmek için yeterince süre tanımaktır. Çünkü kaslar çalışma sırasında enerji harcarlar ve kendilerini toplayıp büyüdükleri zaman dinlenme zamanıdır.

    Kasları şişirmeden şekillendirmek için nasıl çalışmak gerekir
    Amacınız kaslarınızı büyütmek değil yalnızca onlara şekil vermek ise, bu durumda ağırlık çalışırken çok ağır olmayan ağırlıkları yüksek tekrar sayıları ile çalışmanız gerekiyor. Örneğin
    15 tekrardan oluşan 3 veya 4 set.
    20 tekrardan oluşan 3 set
    12 tekrardan oluşan 4 set. gibi.

    Kas gelişimi için nasıl bir diyet sürdürmelisiniz?

    Kasların yapıtaşı aminoasit zincirlerinden yapılan proteinlerdir. Bu nedenle kaslarınızı geliştirmek istiyorsanız protein açısından zengin bir diyet uygulamalısınız. Normal şartlar altında kilo başına bir gram kadar protein almak gerekir. Kas kütlesinde çok büyük artışlar kaydetmek isteyen sporcular için bu rakam kilo başına 1,5 grama kadar çıkabilmektedir. Ancak çok yüksek miktarlarda alınan protein üreyi yükseltmekte ve bazı araştırmalara göre kanser riskini arttırmaktadır.

    noimage

    Bir egzersiz programı uygulamaya başladığınızda kollarınız, sırtınız, gögsünüz ve bacaklarınızı genelde çalıştırmaya başlarsınız. Peki görünmeyen ama hayati önem taşıyan kalça kaslarını nasıl çalıştıracaksınız?


    Her erkek özellikle spora başladığında vücudun bu noktalarını kaslandırmak için uğraşır. Görünen bu kaslar dışında daha küçük kas topluluklarından oluşan çıplak gözle göremeyeceğiniz ama çeşitli sporları yaparken veya ağırlık kaldırırken size inanılmaz yardımı dokunacak bölgeler vardır. Kalça egzersizleride küçük kas grubuna girer ve size çok yardımı dokunacak gücü sağlayabilir. Kalça kasları dik durmanızı sağlar, merdiven çıkarken, çeşitli squat egzersizlerini yaparken ve otururken size doğru pozisyon ve gücü verir. Sırt ağrılarınızdan kurtulmak için kalça egzersizlerinin inanılmaz yardımı vardır. Kalçanız hizaye geldiğinde omurganızda belirli bir düzene oturacaktır.


    Kalça egzersizleri
    İşte size birkaç temel kalça kaslarını esnetecek egzersiz

    noimage

    Decline Sit-up


    Yaygın olarak sit-up hareketi abdominal kasları çalıştırıyor diye bilinsede aslında kalça kaslarını en verimli çalıştıran egzersizlerden biridir. 180 derecelik açılarla hareketi yapmanızla beraber kalça kasları gerilmeye ve çalışmaya hızlıca başlar.

    Unutmayın! Kalça kasları zayıftır. O yüzden fazla yüklenme önerilmez. 2-3 set 10-15 tekrar uygulayın.

    noimage

    Hanging Leg Raise


    Bir başka klasik karın kası çalıştırma hareketide asılı bir şekilde yapılan leg raise'dir. Kalça kasları için iyi gelen bu harekette ne kadar 2 bileğinizi yakın tutarsanız daha fazla çalışmış olursunuz.

    İlk başta bacaklarınızı düz sıkı bir şekilde tutmak çok zor gelebilir ama zamanla vücudunuz alışacaktır. 1 yada 2 setten 8-10 tekrar yapın.

    Cable single-leg raise


    Kablo makinelerinde çalışılan hareketler hem kas kuvvetliliği hem de kalça bölgeniz için kusursuz antrenmanlardır. Bileklerinize kabloları taktıktan sonra, 20-40 kg arası ağırlıklarla çalışın.

    Omuz genişliğinde bacaklarınızı açarak iki tarafada uygulayın. Daha sonra dizinizi karnınıza çekerek hareketlere devam edin. 10-12 tekrar tek bacak için. Her bacak için 2 set uygulayın.

    noimage

    Lying leg raise


    Eğer kablolu alet müsait değilse, bir başka kalça hareketi yatarak bacaklarınızı kaldırma hareketi olabilir. Bu harekette sırtınızı sert bir yere verin ve kollarınızla destek alaraktan bacaklarınızı 60 derecelik açılarla kaldırın. 15-20 tekrardan 2-3 set yapın.

    Lunge Stretch


    Zorlu kalça egzersizlerinden sonra streching hareketleriyle kaslarınızı daha da gelişterebilirsiniz. İstasyon esneme hareketleriyle dizlerinizi yere değdirerek bu hareketi yapabilirsiniz. 10 saniye boyunca bu eğilme pozisyonunda kaldıktan sonra diğer ayağa geçin. 2 tekrarla bitirin.


    Bükülen kalçanın gücü


    Rutin egzersiz programlarınızın arasına kalça kaslarını geliştirmeyide kolayca sokabilirsiniz. Bu sayede ağırlık kaldırmalarda sıkça görülen sakatlanmaları riskini oldukça düşürmüş olacaksınız.


    alıntıdır
#15.08.2010 22:07 0 0 0
  • Endüstri Mühendisliği - Endüstri Mühendisliği Bulunan Fakülteler
    Fatih Mühendislik Fakültesi
    Boğaziçi Mühendislik Fakültesi
    Bilkent Mühendislik Fakültesi
    Koç Mühendislik Fakültesi
    Orta Doğu Teknik Mühendislik Fakültesi
    İstanbul Teknik İşletme Fakültesi
    Galatasaray Mühendislik Ve Teknoloji Fakültesi
    Marmara Mühendislik Fakültesi
    Yıldız Teknik Makine Fakültesi
    Başkent Mühendislik Fakültesi
    Bahçeşehir Mühendislik Fakültesi
    Dokuz Eylül Mühendislik Fakültesi
    İstanbul Mühendislik Fakültesi
    Yıldız Teknik Makine Fakültesi
    Gazi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi
    Işık Mühendislik Fakültesi
    Uludağ Mühendislik-Mimarlık Fakültesi
    İstanbul Ticaret Mühendislik Ve Tasarım Fakültesi
    Anadolu Mühendislik-Mimarlık Fakültesi
    Çukurova Mühendislik-Mimarlık Fakültesi
    Osmangazi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi
    İstanbul Kültür Mühendislik-Mimarlık Fakültesi
    Gaziantep Mühendislik Fakültesi
    Çankaya Mühendislik-Mimarlık Fakültesi
    Erciyes Mühendislik Fakültesi
    Doğuş Mühendislik Fakültesi
    Selçuk Mühendislik-Mimarlık Fakültesi
    Atılım Mühendislik Fakültesi
    Doğuş Mühendislik Fakültesi
    Balıkesir Mühendislik-Mimarlık Fakültesi
    Koç Mühendislik Fakültesi
    Sakarya Mühendislik Fakültesi
    Kocaeli Mühendislik Fakültesi
    Osmangazi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi
    Dumlupınar Mühendislik Fakültesi
    Sakarya Mühendislik Fakültesi
    Bilkent Mühendislik Fakültesi
    Kırıkkale Mühendislik Fakültesi
    Gazi Mühendislik Fakültesi
    İstanbul Ticaret Mühendislik Ve Tasarım Fakültesi
    Işık Mühendislik Fakültesi
    Çankaya Mühendislik-Mimarlık Fakültesi
#15.08.2010 21:38 0 0 0
  • usulsüz avcılık - izinsiz avcılık - izinsiz avlanma - avlanma yasağı
    1. 3167 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu İle Verilen Görevler:

    a. Avcılık; mülki makamlar tarafından verilen Av Teskeresi ile izne bağlıdır. Av Teskereleri (5) yıl için geçerli olup, süre bitiminde yenilenmesi gerekir. (MD.10) Av Teskeresi avlanmaya izin vermekte, Yivsiz Tüfek Sahiplik Belgesi ise sadece taşıma ve bulundurma yetkisi vermektedir. Av Teskeresi olmaksızın Yivsiz Tüfek Sahiplik Belgesi ile avcılık yapmak mümkün değildir.

    b. Avcılık yapan her vatandaş Av Teskeresini yanında taşımaya ve istenildiğinde göstermeye mecburdur. (MD.12, 13)

    c. Orman, köy ve kır bekçileri; bu kanuna aykırı hareket edenleri fişek, av malzemesi ve av hayvanları ile birlikte yakalamaya ve en yakın karakola teslim etmekle mecbur kılınmıştır.(MD.20)Kara Avcılığı Kanun tasarısı halen TBMM komisyonlarında görüşülmekte olup, yasallaştığı takdirde avcılık belgesi Orman Bakanlığınca, yivsiz tüfek ruhsatnameleri de sorumluluk sahası itibariyle Polis ve Jandarma tarafından verilecektir.


    2.Merkez Av Komisyonu Kararları İle Verilen Görevler :

    a. Genel kolluk kuvvetleri ve muhtarlara, avcılığın kontrol ve denetimini sağlama görevi verilmiştir.(MD.22/A)

    b. Orman muhafaza memurları da orman, kırsal alan, sulak sahalar ve meskun mahallerde av suçlarını takip etmek, teskere kontrolü yapmak, usulsüz avlananlar hakkında tutanak tanzim etmek, bu kişilerin tüfek, av malzeme ve vasıtalarına el koymakla yetkili kılınmıştır.(MD.22/B)

    c. Vali ve kaymakamlar; merkez av komisyonu kararlarının uygulanmasından sorumludur.


    3. Jandarmanın Belirtilen Yetki Ve Sorumlulukları Uygulama Şekli:

    Önleyici kolluk görevi esnasında bir avcı ile karşılaşan Jandarma;

    a. Avcının av teskeresini ve avcılık belgesini kontrol eder ve avlanma izin bedelini ödeyip ödemediğini tespit eder.

    b. Avcının, Merkez Av Komisyonu Kararı’nı yanında taşıyıp taşımadığını kontrol eder, eksikliği olanlar hakkında yasal işlem yapar.

    c. Jandarma, yasak av sahasında avlananlar ve Merkez Av Komisyon Kararı’nda avlanılmasına izin verilmeyen hayvanları avlayanlar ile limitleri aşan miktarda av hayvanlarını avlayan avcıları yakalayarak Cumhuriyet Savcılığına sevk eder.

    d. Türk Ceza Kanununun 36 ncı maddesine göre, av suçu işleyen avcıların sahibi bulunduğu ve suçta kullanılan tüfekleri, av malzemeleri ve vasıtaları mahkemelerce müsadere edilir.

    e. Ülkemizde bulunan şahin türleri, gündüz yırtıcı kuşları Avrupa Yaban Hayatı ve Yaşama OrtamlarınınKorunması Sözleşmesine göre ulusal düzeyde koruma altına alınmıştır. Şahin ve Doğan gibi koruma altına alınmış kuşlar ve yumurtaların yurt içi ve yurt dışı sevklerinin yapılması yasaklanmıştır. 1918 sayılı kanuna göre; hükümet kararlarına aykırı olarak herhangi bir madde ve eşyayı memlekete ithal edenler veya memleketten çıkaranlar veya bu fiillere teşebbüs edenler 1 seneden 5 seneye kadar hapis ve yüz bin liradan on bin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır.


    f. Ayrıca, zamansız ve usulsüz avlanan av hayvanlarından zaptolunanlar mahkeme ilamı gereğince işlem görür. Et olarak değerlendirilebileceklerin mahkeme neticesine kadar muhafazası mümkün değilse sağlık kuruluşlarının vereceği rapora göre Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Mühendislikleri, Orman İşletme Müdürlükleri/Şeflikleri marifetiyle açık artırma veya pazarlık suretiyle satılır. Canlı olarak ele geçirilen av hayvanları durumları uygun görülürse bekletilmeden doğaya salınır.

    g. Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca; denizlerde ve iç sularda ticari amaçla su ürünleri avcılığı düzenleyen sirkülerle, trol ile avlanmanın yasak olduğu yerler, belirli zamanlarda avlanan su ürünleri ile avlanması tamamen yasak olan su ürünleri, dalyan ve lagünlerde avlanma usul ve şekilleri, bölge ve yer yasakları, iç sularla ilgili yasaklar, su kirlenmesi ve cezai hükümler belirtilmiştir.

    1380 sayılı su ürünleri kanunun 33 ncü maddesi hükümlerine göre Jandarma; avda kullanılan suç alet ve vasıtaları ile istihsal edilen su ürünlerine 3005 sayılı meşhut suçların murabekesi kanunu hükümlerine göre el koyma ve adli mercilere teslim etmekle görevli ve yetkilidir.


    Jandarma; doğal hayatın ve çevrenin korunması için Çevre Bakanlığı, ülkemizde av hayvanlarının ve bunların barındıkları doğal ortamın korunması, usulsüz avcılığın önlenmesi için Orman Bakanlığı ve Av-Yaban Hayatı Koruma Vakfı ile işbirliği içerisindedir.


    alıntı
#15.08.2010 21:17 0 0 0
  • Denizcilik Ehliyeti için Sorular - Amatör Denizcilik - Amatör Denizciler Sınavı
    Tavsiye edilen calisma kitaplari:
    "Amator Denizcilere Sinav Kilavuzu", Kaptan Refik Aydogan, Deniz Ticaret Odasi
    "Kaptanin El Kitabi", Kaptan Dr. Munip Bas, Akademi Denizcilik

    Ehliyet icin basvuru:
    Il Liman Baskanliklari

    GENEL BILGILER:
    1) Gezinti gemileri ve yatlari siniflandiriniz.
    2) Disaridan bakildiginda, bir tekne üzerinde görülen yazili bilgiler nelerdir?
    3) Taninma isareti ve baglama limani nedir?
    4) Kütük boyu, kütük genisligi ve kütük derinligi hangi ölçülerdir?
    5) Deplasman ton ve gros ton hangi agirlik veya hacmi ifade eder?
    6) Kana rakamlari ne demektir? Nasil okunur?
    7) Yükleme siniri hatlarinin hesabinda hangi deniz ve hava durumu esas alinmistir?

    BIR GEMININ KISIMLARI:
    1) Bir gemi üzerindeki tekne, omurga, bodoslama, posta, kemere nereleridir?
    2) Borda, alabanda, karina, faça, dip bir teknenin nereleridir?
    3) Seytan çarmihi nedir?
    4) Dümenin görevini anlatiniz.

    GEMICILIK:
    1) “Alesta, aganta, mola, fora, volta, vira, mayna, hisa, arya, laska, varda” terimleri ne demektir?
    2) Kaç çesit halat vardir? Halati olusturan parçalar nelerdir?
    3) Bitkisel halatlar ile sentetik halatlar arasindaki farklar nelerdir?
    4) Bitkisel halatlarin ölçü birimi nedir?
    5) Zincir uzunlugu nasil ölçülür? Bir kilit kaç kulaçtir?
    6) Dümen kumandalarindan “alabanda, ortala, karsila, viya, kaç böyle” ne demektir?
    7) Makine kumandalarini sayiniz.
    8) Demir atma hazirliklari nelerdir?
    9) Demir atarken hangi bilgiler göz önünde bulundurulmalidir?
    10) “Funda, akova, kaloma, salpa, apiko, çifte demir atmak” ne demektir?
    11) Palamar halatlarinin adlari nelerdir?
    12) Yelkenli teknedeki seyir yöntemleri nelerdir?
    13) Yelkenli bir tekne hangi gemilerin yolundan çikacaktir?

    SEYIR:
    1) Köprü üstünde bulunan seyir yardimcilari nelerdir?
    2) Harita kisaltmalari nelerdir?
    3) Cayro pusula ile miknatisli pusula arasindaki farklar nelerdir?
    4) Manyetik pusula hangi hatalardan dolayi tam kuzeyi göstermez?
    5) Miknatisli pusula ile alinan kerterizler haritaya çizilebilir mi?
    6) Hakiki kerterizle nisbi kerteriz ne demektir?
    7) Herhangi bir noktanin enlem ve boylami nedir? Nasil bulunur?
    8) Harita üzerindeki iki nokta arasindaki mesafe nasil ölçülür?
    9) Harita üzerindeki bir derece kaç mildir?
    10) Basit olarak dört çesit mevki koyma yöntemini anlatiniz.
    11) Basit bir pusula kullanarak kaç yöntemle mevki konabilir?
    12) Fener kisaltmalari nelerdir?
    13) Fener periyodu hangi süreyi tanimlar?

    DENIZDE ÇATISMAYI ÖNLEME:
    1) Denizciler çatismayi önleme kurallarinin hepsini bilmek zorundadir..!!
    2) “Kuvvetle yürütülen tekne” ve “kumanda altinda olmayan” tekne ne demektir?
    3) Emniyetli hiz nasil bulunur?
    4) Bir gemide bulunan seyir fenerleri hangileridir?
    5) Trafik ayirim düzeni olan bir bölgede, hattin karsisina geçerken nelere dikkat edilir?
    6) Kisitli görüste güçle yürütülen bir tekne hangi ses isaretini verir?
    7) Yol veren tekne ile yol verilen teknenin davranislari nasil olmalidir?
    8) Çatisma kerterizinde olup yol vermesi gereken bir tekne yol vermezse ne yaparsiniz?

    METEOROLOJI:
    1) Rüzgar hangi yöne dogru isimlendirilir?
    2) Kaç çesit akinti vardir?
    3) Basincin hizla düsmesi hava tahmini açisindan nasil degerlendirilebilir?
    4) Rüzgar hizini ve basinci ölçen araçlarin adlari nelerdir?

    HABERLESME:
    1) Yatlarda bulundurulmasi gereken telsiz cihazi hangisidir?
    2) Yatlarin haberlesmesi için hangi VHF kanallari ayrilmistir?
    3) VHF kanal 16 nasil kullanilir?
    4) Meteoroloji raporu hangi VHF kanalindan yayinlanir?

    CAN KURTARMA ARAÇLARI:
    1) Gemide bulunan can kurtarma araçlari nelerdir?
    2) Can sali nasil kullanilir, nasil denize atilir?
    3) Can yelegi ile deniz atlama yöntemini anlatiniz.
    4) Bir gemide bulunan tehlike isaretleri hangileridir?

    DENIZDE CANLI KALABILME:
    1) Gemiyi terk etmek gerekirse ve vakit varsa yapilacak hazirliklar nelerdir?
    2) Can yelegi ile suya atladiktan sonra nasil hareket edilmelidir?
    3) Can kurtarma araci ile gemi terk edildikten sonra neler yapilacaktir?
    4) Tehlike oldugu ve yardim istendigini belirten isaretler nelerdir?

    DENIZ KIRLILIGI:
    1) Gemilerden çikan pis sulardan kirlenmenin önlenmesine ait kurallar nelerdir?
    2) Gemilerden atilan çöp ile kirlenmenin önlenmesi kurallari nelerdir?

    HUKUK BILGISI:
    1) Kaptanin tanimini yapiniz.
    2) Geminin sefer yapabilmesi için bulundurmasi gereken evraklar nelerdir?
    3) Liman seferi içinde amatör denizci teknesinde bulundurulmasi gereken teçhizatlar nelerdir?
    4) Jurnal nedir, jurnale hangi bilgiler kaydedilir, önemi nedir?
    5) Bir çarpma olayinda kaptan öncelikle neler yapmalidir?
    6) Deniz raporu nedir, hangi limandan alinir?
    7) Kurtarma yardiminin olusmasi için gerekli unsurlar nelerdir?

    DENIZDE YANGINLA MÜCADELE:
    1) Yangin üçgeni nedir, yanmanin olusmasi için gerekli unsurlar nelerdir?
    2) Yanginin sinirlari nelerdir? Bir adi yangin nasil söndürülür?
    3) Yanginla mücadelede uyulmasi gereken kurtarma ve söndürme siralamasi nasildir?

    MAKINE BILGISI:
    1) Çalisma ilkelerine göre motorlari siniflandiriniz.
    2) 4 zamanli bir motorda 1,2,3, ve 4 zamanda hangi olay olusur?
    3) Kaç çesit yaglama vardir, yaglamanin yararlari nelerdir?
    4) Benzinli motorla dizel motor arasindaki farklar nelerdir?
    5) Kaç çesit atesleme vardir? Akümülatörlü atesleme devresinin çalismasi nasil olur?
    6) Endüksiyon bobininin görevi nedir?
    7) Platin takimi ve kondansatör görevleri nedir?
    8) Bujilerin görevi nelerdir. Bujilerde olusan baslica arizalar hangileridir?
    9) Akümülatör arizalanmasina neden olan etkenler nelerdir?
    10) Akümülatörlerin bakiminda nelere dikkat edilmelidir?
    11) Benzinli motorda bulunan karbüratörün görevi nedir, hava-yakit karisimini bozan baslica arizalar nelerdir?
    12) Kaç çesit sogutma vardir?
    13) Dizel motorda bulunan enjektörün çalisma yöntemi nasildir?
    14) Motor çalistirilmadan önce yapilacak denetimler nelerdir?
    15) Egzost gazinin rengine göre motorda olmasi tahmin edilen arizalar hangileridir?
    16) Sogutma suyu sicakliginin artmasinin nedenleri ne olabilir?
    17) Yag basincinin düsmesine neden olan arizalar hangileridir?
    18) Egzost devresinin görevleri nelerdir?


    alıntı
#15.08.2010 21:06 0 0 0
#15.08.2010 19:54 0 0 0
  • büyük balık avcılığı - balık avının incelikleri - büyük balıklar nasıl avlanır - büyük balıkların avlanması - paraşüt oltası - şemsiye oltası - tekne balıkçılığı - trofe avı - trofe avcılığı
    Trofeleri bulmuş olmak onları yakalamaya yetmez. Bulmak bir sorun olduğu kadar elinizdeki yemi yemeye ikna etmekte başlı başına bir sorundur.

    Bu sorunun bir numaralı çözümü balığa yeminizin zahmetsiz kolay av olduğunu göstermektir.

    Bunu sağlamanın en kolay yolu gene sürü davranışında gizlidir.

    noimage

    Burada paraşüt/şemsiye denen bir takım türü görüyoruz. Bu büyük ihtimalle bir orkinos yemi. Bir tanesi bile çekmek için saatlerce uğraştıran orkinosu 5-6 tane birden çekmek için yapıldığını düşünmezsiniz umarım.
    Peki nedir bu işin esprisi? Gerek tek gezinen türler olsun gerekse sürü halinde gezen trofeler böyle bir şeyi görünce ne düşünür? Balık düşünmez elbette çoğunlukla içgüdüsel bir davranışı vardır.
    Şimdi bakalım. Bunlar neye benziyor? Bir küçük balık sürüsüne. Ama ne görüyoruz? Balıklardan bir tanesi arkada kalmış. Peki neden arkada kalmış olmalı? Yaralı hasta vs. olmalı sürüden ayrıldığına göre..
    İşte bu trofe balıkların bildiği bir şeydir ve trofeyi kolay yem sevinciyle hemencecik kendine çekiverir.
    Bu uygulamanın bir diğer avantajı ise sürü olarak gezen trofelerin topunuda cezbedip sürüyü o yöne yönlendirecek bir sunum olmasıdır. Hatta şu şekilde yapılan benzer düzenekler daha etkili netice verebilir.

    noimage

    Bu sistem farklı şekillerde kullanılabilir. En yaygın kullanım yollarından biri tekneden bir sürü oltayı planörler downrigger’ler vs. yoluyla suda gezdirmektir. Bunlar bir yem sürüsü gibi görünmesine yol açar ve tek yemden kat kat etkili olur. Bazı avlar için bu elzemdir öyleki asıl yem azıcık büyük seçilerek biraz arkadan çekilirken onun az önünde 5-6 küçük yem gezdirilir.

    Trofeleri küçük bir tek balıkla kandırmak zordur. Bizim kendi çapında trofelerimiz olan akya barakuda sinarit vs. için bile bu yöntemler çok iyi netice verir. Püf noktasını unutmayın. Önde sürü gibi görünen 4-5 yem. biraz arkalarında daha albenili asıl yem.


    alıntı
#15.08.2010 19:47 0 0 0
  • göl ve koylarda balık avcılığı - düşen atış takımının yapılışı - misinaya iğne bağlanması - okta iğnesinin bağlanması resimli anlatım - lüfer avcılında kullanılan olta - polomar düğümü
    Bu takım özellikle düşük akıntılı yerlerde göl ve koylarda yemi çok güzel sunabiliyor olması ile öne çıkar. Bilhassa levrek izmarit istavrit gibi balıklarda son derece etkilidir. Bu liste bu kadarla sınırlı değildir elbet ve hepimizin gözdesi lüfer de bu listeye dahildir.

    Takımın hazırlanışı basittir fakat malzemesi biraz sıradışıdır. Şöyleki en iyi sonuç için florokarbon misina şiddetle tavsiye edilir. İğneler ise delikli iğne olmalıdır düz iğneler bu işe uygun değildir.

    Yapılışı ise öncelikle palomar düğümünü bilmeyi gerektirir.

    noimage

    Aslında bu kadarı yeterlidir. İğneyi 1-2 metrelik bir misinanın ortasına bu şekilde bağlayın hepsi bu kadar. Bu durumda şöyle bir takım elde edilir:

    noimage

    Bu takımın ucuna takılacak olan kurşunun olabildiğince ağır olması istenir. Ve misina mutlaka gergin durmalıdır. Bu halde iken takım ve yem şöyle bir görüntü arzeder:

    noimage

    Bu sayede özellikle silikon kurtlar vs. ile mükemmel neticeler elde edilebilir. Çünkü yemin duruşu ve salınışı son derece doğal olur. Bilhassa bu tür takımlarla kullanılmak üzere üretilmiş pek çok sahte yem bulabilirsiniz. İzmarit istavrit gibi küçükler içinse yemi (karides midye kurt vs.) iğnenin ucunda kalacak şekilde takın.. Kurtlaırn vs. takılmasına dair şu resim size fikir verecektir:


    Eğer bu takımı lüfer için kullanmak istiyorsanız şak şak yem özellikle tavsiye edilir. Ayrıca iğne olarak aberdeen türü bir iğne kullanılması lüferin keskin dişleri için faydalıdır.. Bazı aberdeen benzeri iğnelerin en uç kısmında yem tutucu damaklar bulunur. Bu damaklar boğaz gibi akıntılı sularda yemin toplanmasını engeller. Şak şak yemin gözleri lüferin gelip hep arkadan saldırmasını sağlayacaktır..
    Bu takım son derece etkilidir. Öncelikle çok basittir. Köstek yap bağla filan dertleri yoktur. Özellikle tekli yapılırsa çok sağlamdır.

    Palomar düğümü misina üreticilerinin özellikle tavsiye ettiği misinayı üzmeyen sağlam bir düğümdür.Birden fazla iğne kullanılırsa misina biraz daha kalınca seçilmelidir. Yosunlara filan çok daha az takılır.
    Etkin olup çok tutulması nedeniyle bu takıma özel iğneler vs. de mevcuttur. Örneğin:

    Gerçi ülkemizde bu tür özel iğneleri bulmak nerdeyse imkansız gibi bir şey. Ama bir aberdeen iğne bir kargaburun yardımıyla bu tür bir iğneye sahip olunabilir pekala.
#15.08.2010 19:39 0 0 0
  • çocuk odaları - çatı katı çocuk odaları - çocuk odası dekorasyonları - çatı katlarına şirin çocuk odaları
    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage


    alıntı
#15.08.2010 19:17 0 0 0
  • yastıklar - yastık örnekleri - 2010 yastıkları - koltuk yastıkları - kanepelere yastıklar
    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    alıntıdır
#15.08.2010 19:08 0 0 0
  • dekoratif aynalar - deokratif ayna modelleri - ilginç aynalar - ev dekorasyonunda kullanılacak ayna modelleri - dekoratif duvar aynaları - akrilik aynalar
    noimage

    Dekoratif duvar aynaları istenen şekilde kesilebilen, kırılmayan 3mm akrilik malzemeden üretilen tamamen cam aynalar gibi yansıma özelliğine sahip, kırılmaz özelliği sebebi ile sizler ve çocuklarınız için %100 güvenli olan malzemeden üretilmiştir.

    İstendiğinde uygulandığı yerden çıkartılarak tekrar farklı bir yerde uygulanabilir. Çift taraflı bant ile duvara kolayca uygulanır.Dekoratif ayna modellerimizin diğer aynalardan farklılıkları şu şekildedir. Öncelikle cam aynalar gibi kırılır yapıda olmadıklarından güvenlidirler.

    Cam aynalar gibi çatlama veya zamanla sır atması gibi şeyler söz konusu değildir.Bu aynalar dekoratif amaçlı kullanım içindir, uzaktan bakıldığında ya da düz olmayan zeminlerde uygulandıklarında büyük parça aynalarda özellikle görüntüde iç ve dış bükey görüntü şaşmaları olabilir, hassas görüntü istenen yerlerde kullanılmamalıdır.

    noimage

    noimage

    alıntıdır
#15.08.2010 19:01 0 0 0