888888

888888

Üye
13.08.2010
Astsubay
8.550
Hakkında

  • Karacaresul İlköğretim Okulu Hakkında - Karacaresul İlköğretim Okulu Tanıtımı - Karacaresul İlköğretim Okulu Erişim Bilgileri - Karacaresul İlköğretim Okulu Resimleri
    Karacaresul İlköğretim Okulu Giresun Bulancak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı bir okuldur.

    Okulun web sitesinden veya aşağıda verilen telefon numarasından; Karacaresul İlköğretim Okulu öğretmenleri, idari personel, okulun imkanları, Karacaresul İlköğretim Okulu resimleri (fotoğrafları), okuldaki öğretmen sayısı, öğrenci sayısı, Karacaresul İlköğretim Okulu öğrencilerinin futbol, basketbol, voleybol v.s. spor dallarındaki başarıları, Karacaresul İlköğretim Okulu öğrencileri tarafından yapılan tiyatro, müzik ve resim gibi kültürel faaliyetler ile ilgili bilgilere ulaşabilirsiniz.

    Bağlı olduğu kurum: Milli Eğitim Bakanlığı
    Bulunduğu Yer: GİRESUN / BULANCAK
    Adı: KARACARESUL İLKÖĞRETİM OKULU
    Adresi: Karacaresul Köyü BULANCAK/GİRESUN
    Telefon Numarası: 4543448494


    www.webrehberi.biz
#16.08.2010 22:24 0 0 0
  • Karaağaç Camiyanı İlköğretim Okulu Hakkında - Karaağaç Camiyanı İlköğretim Okulu Tanıtımı - Karaağaç Camiyanı İlköğretim Okulu Erişim Bilgileri - Karaağaç Camiyanı İlköğretim Okulu Resimleri
    Karaağaç Camiyanı İlköğretim Okulu Giresun Bulancak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı bir okuldur.

    Okulun web sitesinden veya aşağıda verilen telefon numarasından; Karaağaç Camiyanı İlköğretim Okulu öğretmenleri, idari personel, okulun imkanları, Karaağaç Camiyanı İlköğretim Okulu resimleri (fotoğrafları), okuldaki öğretmen sayısı, öğrenci sayısı, Karaağaç Camiyanı İlköğretim Okulu öğrencilerinin futbol, basketbol, voleybol v.s. spor dallarındaki başarıları, Karaağaç Camiyanı İlköğretim Okulu öğrencileri tarafından yapılan tiyatro, müzik ve resim gibi kültürel faaliyetler ile ilgili bilgilere ulaşabilirsiniz.

    Bağlı olduğu kurum: Milli Eğitim Bakanlığı
    Bulunduğu Yer: GİRESUN / BULANCAK
    Adı: KARAAĞAÇ CAMİYANI İLKÖĞRETİM OKULU
    Adresi: KARAAĞAÇ CAMİYANİ BSİO28300 KARAAĞAÇ KÖYÜ
    Telefon Numarası: 4543382320



    www.webrehberi.biz
#16.08.2010 22:20 0 0 0
  • Karaağac İlköğretim Okulu Hakkında - Karaağac İlköğretim Okulu Tanıtımı - Karaağac İlköğretim Okulu Erişim Bilgileri - Karaağac İlköğretim Okulu Resimleri
    Karaağac İlköğretim Okulu Giresun Bulancak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı bir okuldur.

    Okulun web sitesinden veya aşağıda verilen telefon numarasından; Karaağac İlköğretim Okulu öğretmenleri, idari personel, okulun imkanları, Karaağac İlköğretim Okulu resimleri (fotoğrafları), okuldaki öğretmen sayısı, öğrenci sayısı, Karaağac İlköğretim Okulu öğrencilerinin futbol, basketbol, voleybol v.s. spor dallarındaki başarıları, Karaağac İlköğretim Okulu öğrencileri tarafından yapılan tiyatro, müzik ve resim gibi kültürel faaliyetler ile ilgili bilgilere ulaşabilirsiniz.

    Bağlı olduğu kurum: Milli Eğitim Bakanlığı
    Bulunduğu Yer: GİRESUN / BULANCAK
    Adı: KARAAĞAC İLKÖĞRETİM OKULU
    Adresi: KARAAĞAÇ KÖYÜ
    Telefon Numarası: 4543382010

    www.webrehberi.biz
#16.08.2010 22:15 0 0 0
  • deniz balıkçılığı - denizde balık avı - deniz balıkçılığında kullanılan yemler - suni balık yemleri - titreşimli yemler - renkli balık yemleri - kokulu balık yemler - balık avında yem seçiminin önemi - fish attractantlar
    Yem denince balığın kancaya yakalanmasını sağlayan her şey pratikte yem demektir. Balık genelde uyku bile bilmeyen bu yüzden sürekli gezinip tıkınmak ihtiyacını hisseden bir canlıdır. Bizde bundan faydalanırız. Ona her zaman yediği veya yemek isteyeceği bir şeyin içine saklanmış bir kanca sunarız. Bu cümleden balığa gel beni ye diyen herşey bir yem görevi görür sonucu çıkarabiliriz. Eğer bir cins balık kancaya takabileceğimiz şeyleri yiyorsa biz o balığı oltayla yakalayabiliriz anlamı çıkar.

    Fakat iş pratiğe dökülünce bu kadar kolay olmaz. Balıklar büyüdükçe biz onları avlamayı daha severiz onlarsa tecrübe sahibi olarak her kuşun etinin yenmeyeceğini öğrenir. Ayrıca balığı daha çok cezbeden yem daha çok av anlamına gelir. Bu yüzden yemler için bazı temel bilgilere vakıf olmak faydalı olur.

    1. Görünürlük: Balık suda gezinirken bir çok ruh halinden birinde olur. Fakat etrafını her zaman yemeye değecek bir şey var mı beni yiyecek bir şey var mı şeklinde gözetler. Canlıların çoğunun görme yeteneği ile algılama yetenekleri benzerdir. Buna göre hareket eden bir şey daha kolay algılanır. Çevreye göre farklı desen ve renkler göze daha kolay takılır. Bu durumda yemin görünür olmasını sağlamanın en iyi yoluyansıttığı ışığın kırpışmasını sağlamaktır. Bunun en önemli etkisi balık pullarının polarizasyon yoluyla ışığı bilhassa pırıltılı şekilde yansıtabilmeleri yüzünden balık yiyen balıklara yerlerini belli etmeleridir. Bir şeyin içine lamba koyup suya atarsanız pek çok tür bununla pek ilgilenmez. Eğer bu ışığı yakıp söndürürseniz bu çok daha belirgin olacaktır. Küçük parlak yüzeyler hareketlerine göre ışığı farklı yönlere yansıtırlar. Böylece suda daha belirgin olurlar.
    Görünürlüğü artırmak için pırıldayan bir yüzey ve hareket en önemli hususlardır.

    2. Ses: Ses tireşimin adıdır. Balıklar genelde belirgin bir kulağa sahip değildir. Bunun yerine pek çoğu nerdeyse vücutlarının tamamı ile titreşimleri alırlar. Çoğu balık türü sesleri yanal çizgisi ile duyar. Ve ses yani titreşim suda çok daha uzaklara gidebilir. Bu yüzden balıklar sese insanlardan kat kat duyarlıdır. Pek çok balık sesin türüne göre saldırı altında olduğunu veya yakında bir yiyecek olduğunu anlayabilir. Temel olarak hızlı ve sert olduğu gibi güçlü sesler tehlike ifadesidir. Tıkırtı benzeri sesler ise pek çok balık için merak uyandıran veya yem işaretçisi olan seslerdir.

    3. Renk: Yem için renk görünürlük hususundan daha farklı bir anlam taşır. Renk balık için yemin yenilebilir olduğuna karar vermede çok büyük etmene sahiptir. Temelde doğal çevreye uyum halinde olan renkler daha etkilidir. Öyleki kapalı havalarda koyu renk yemler açık havalarda açık renk yemler genel olarak daha iyi etki sağlar. Eğer yemin rengi o anki ortama biraz olsun zıt düşerse balık bu yemi daha az tercih edecektir. Koyu/Açık ton etmeni kadar kırmızı-yeşil gibi renk etmeni de önemlidir. Kırmızı suda hemencecik emilir. Bu yüzden yüzeyin biraz altında kırmızı renk suyun içinde ayırt etmesi zor bir renk halini alır. Karideslerin ve bazı balıkların kırmızı olması bu yüzdendir. Dipte kırmızı yüzey ışığı en az yansıtan yüzeydir. Kırmızı bir yem yem olma sırasını bekleyen balıklar için pek farkedilir olmaz. Temelde yemlerin av bölgesindeki amaçlanan balığın tercihi olan yemlerin renginde olması tavsiye edilir. Suyun 20 karış yaklaşık 6 m’den sonrasında pek bir renk kavramı filan kalmaz. Her şey nerdeyse siyah beyazdır. Cicili bicili renkleri olan yemlerin bu etmeni sadece yüzeyde avlanırken faydalı olur. Yüzeye yakın kullanılacak renkler ise hedeflediğinz balığın bilinen yemlerine uygun olması koşuluna uymaldır. Renklerin temel etmeni pırıltılı olarak bir hareket hissini daha iyi verebilmeleridir. Dipte ise renkler birer gri tonuna dönüşür. Bu tonlarda suyun üstünde albenisi olurken suyun dibinde bir kamuflaj etkisi gösterebilir.

    4. Koku: Bir yemin kokusunun balığı kendine çekmede çok kritik olmaz yem gibi değilde başka bir şey gibi kokuyorsa balık için itici olacaktır. Elleriniz her zaman belirgin bir yağ ve ter taşır. Siz yemi tutarken bunlar balığa geçer. Elbette elinizde sigara parfüm yemek kalıntısı gibi etmenlerde olacaktır. Bunlarda yemin kokusunu etkiler. Genelde bu kokular balık için itici olur. Doğal yemler bu açıdan mutlak avantajlıdır. Ayrıca bilhassa yırtıcı balıkların kokuları çok iyi alıp çok uzaklardan yeme döndükleri bilinir. Kokuda ana etmen yem olan balığın yağlı olmasıyla ilintilidir. Daha yağlı balıklar daha iyi netice verir suya karışan yağları balıkları çeker.

    Koku diğer özelliklere göre en fazla etki sağlayan husustur. Çünkü balıklar koku ile haberleşirler. Bu kokulara feromon denir. Bir feromon balık ürktüğünde tehlike sinyali olarak salgılanır ve çevredeki diğer balıkları kaçmaya teşvik eder. Fakat bu koku sadece aynı tür balıklar için aynı anlama gelir. Örneğin istavridin salgılayacağı tehlike kokusu onu yiyen balıklar için “işte istavrit burada” anlamına gelecek yırtıcı balığı o tarafa çekecektir. Aynı şekilde balıklar üreme çağrısı beslenme çağrısı gibi pek çok durumda çeşitli feromonlar yayınlayabilir. Yırtıcı balıklar için amatörün yakalamayı sevdiği türlerdir- balıkların idrar gibi atıkları da çekici bir etmendir.

    Bir yemin bu sayılan faktörlerde en optimum olması önemlidir. Yemi çok farkedilir yaparsanız bu balığı ürkütebilir. Çok parıltılı olursa balık bunu yakamoz gibi algılayabilir. Çok ses çıkarırsa ürkebilir veya amacınız olmayan bir balık ahtapot vs. gelip ortalığı dağıtabilir. Bu yüzden muhakkak şu etmen arttıkça yem daha iyi olur anlamına gelmez. Doğal yemler zeten kendi doğallıklarıyla belli bir minimum balık çekme kabiliyetine sahiptir. Fakat bu kabiliyet artırılamaz. Suni yemler ise doğal yemlerin veremeyeceği görüntü derin yerde işe yaramayabilir. İstavrit’e çok iyi olan mezgite yaramayabilir. Doğal yemler ise hemen her koşulda optimum olmasa bile faydalı olur. Eğer avlandığınız derinlik hedeflediğiniz balık hava durumu çevre gibi etmenlere uygun sun’i yem seçerseniz doğal yemden kat kat fazlasını alabilirsiniz.
    Sun’i yemin farkedilirliğini artırmak için ışık ve ses etmenlerine başvurulabilir. Yemin kıpırdaşan bir yansıma sağlaması çoğu zaman faydalı olur. Bu da aaaalik boyalar hologram kağıtlar veya simli iplikler ile artırılabilir. Yetmediği yerde yemin bir kısmını yakıp söndürecek bir LED lamba takılabilir. Bu formül bilhassa büyük denizlerde yaşayan balıklar için iyi netice verir. Ses için sudaki dinamikle doğal bir kıvrılma hareketi yapacak hale getirilebilir.

    Balık benzeri sert yemler ise ortalarından bir kaç yerden ekli yapılarak sanki yaralı bir canlı balık gibi hareket ettirilebilir. Hatta bazı dizaynlar tıpkı bir balığın kuyruk sallama hareketini bile verebilir. Bunlar yemin doğal görüntüsünü artırır. Fakat bu çoğu durumda doğal bir yemin çekiciliğini bile sağlamaktan uzaklaşılmasına neden olur. Çünkü bu tür bir sun’i yem avlanacak balıkta “Bu bir balık ama acayip bir şey” gibi bir vaziyet oluşturur. Elbet balık ne düşünür bilemeyiz. Fakat sun’i yemlerin çok fazla doğal görünmeye çalışması yemin etkinliğini azaltır. Sun’i yemde amaç balığı olabildiğince cezbedecek kombinasyonda olmasıdır. Pek çok tür bilhassa kaşıklarda görürüz. Bir kaşık balığa benzemez. Sudaki hemen hiç bir yeme benzemez. Ama parlaklığı yırtıcı balıkta yeme dürtüsü oluşturur. Bu yüzden kaşıklar Lüfer Turna gibi avlarda canlı yemlerden daha ziyade verimli olur çoğu durumda.

    Koku açısından suni yemler sınıfta kalır. Plastik kendine özgü bir kokuya sahiptir ve genelde bu koku balık için iticidir. aaaaller ise kokusuzdur ama insan ve karadaki bir takım kokuları kolayca üzerlerinde taşıyabilirler. Kokunun çekici olması iyidir çok iyidir ama bu sadece bir kaç tür balık için önemli anlam ifade eder. Bir camgöz bir kaç kilometre öteden kan kokusuna gelip saldırabilir. Ama diğer pek çokları için aynı şeyi söylemek güçtür. Ama kötü kokular hemen her zaman itici olacaktır. Kötü kokuyu önlemek imkansızdır.

    Sadece onu başka bir kokuyla maskelemeyi deneyebilirsiniz ve başarılı da olabilirsiniz. Anason kokulu doğal bir sabunla ellerinizi yıkayın. Anason kokusu çoğu balık için itici bir koku değildir. Buna rağmen baskın bir esanstır. Ter nikotin vb. itici kokuları kolayca maskeleyebilir. Fakat çok olursa balık bundan uzaklaşabilir. Bu yüzden anason yağını alıp yemin üzerine dökmeniz külli zararınıza olacaktır. Ellerinizi böyle bir sabunla yıkamanız eser miktarda anason ve doğal yağ kokusu sağlayacaktır. Ama böyle bir sabunu markette bulmak biraz zor olacaktır elbet.

    Koku faktörünü düzeltmek için piyasada “Fish attractant” denen bir takım esanslar satılır. Bunların asıl faydaları bu kötü kokuyu bastırmalarıdır. Suyun temiz olduğu yerlerde bu koku sorunu bir hayli öne çıkar. Eğer böyle bir etkiyi gidermek istiyorsanız biraz balık yağı bulun. Bilhassa morina balığı ciğeri yağı bu işe çok uygundur. Fakat araki bulasın. Bunun yerine aktarlardan vs. kıvamlı alabalık vs. yağı bulabilirsiniz. Anason yağıda aynı şekilde temin edilebilir. 50 ml balık yağına 7-8 damla kadar anason yağı damlatın. İyice çalkalayıp karıştırın. Bu karışımı bir peçete vs. ile yeminizin üzerinde bir kaç yere belli belirsiz sürün. Bu yeterince faydalı olacaktır. Bu şekilde hazırlanmış bir yem özellikle yırtıcı balıkları çağıracaktır. Ama bu liste kalamar gibi bir kaç türü kapsar. Palamut istavrit gibi balıklar üzerinde daha az etkilidirler.

    Bazı benzer hazır esanslar içeriklerinde balıkların haberleşmek eş çağırmak vs. için kullandıkları feromonlar içerir. Bu sadece belli bir tür için kesin etkilidir. Bu balığı av olarak yiyen balıklarda bazen bu kokulardan etkilenir. Ama bu gam çok dardır. Ayrıca bazı hormonlar da bu sıvılarda mevcut olabilir. Bu balıkta açlık hissini sağlar denir. Oysa ki bu aslında balık bunun kokusundan yiyecek bir şeye benzetiyor demekle eş anlamlıdır. Kısacası bu esansların etkisi temelde kötü kokuyu bastırmaktan pek öte olmaz. Mutlak bir artısı mevcut olabilir. Fakat bunun bir tür balık çekim merkezi yaratacağını düşünmeyin. Kötü kokuyu bastırmak her zaman en az %20..%30 kadar avınıza pozitif etki eder. Bu esanslarda belki bir %5 daha ek katkı yapabilir.

    Dahası bir sürü tür için bu kötü kokular pek anlam ifade etmez. Bilhassa sürü halinde gezen veya kirli (temiz su kalan kaç yer olduğu) sularda yaşayan balıklar için bu kokular bir hayli ehvendir. Bu yüzden bilhassa sigara içiyorsanız benzin mazot gazyağı kolonya gibi keskin kokulu bir şeylere muhatap oluyorsanız deodorant vs. kullanıyorsanız takımlarınız bu gibi kokulu şeylere yakın duruyorsa elinizde kalan artıklar yeme geçecek balığı uzaklaştıracaktır. Bu nedenle ellerinizi bilhassa doğal bir sabunla yıkamanız tavsiye edilir.
    Ülkemizde son dönemde yaygınlaşan Ultrabite Fish Attractant ise daha ilginç bir karışım sunar. Bu karışım temelde balıkta açlık hissi uyandıran bir bileşendir. Ama bu ve hormon/aminoasit bazlı diğer esansların balığı çekmek gibi bir özelliği yoktur. Bu karışımlar etraftaki balığın yemi yemek istemesini sağlar. Uzaklardaki balığın yeme koşup gelmesini sağlamaz. Bu faydayı ancak balık yağı gibi malzemeler ancak bazı türler üzerinde gösterebilir. Balıkyağı suda erimez bu yüzden yoğunluğuna göre ya hızla dibe çöker ya da yüzeye çıkar. Bu nedenle onunda etkisi umulandan az olur. Bu yüzden benzer şekilde tüm esansların suya yavaş yavaş karışması etkilerini artırabilir.

    Fish Attractantlar genelde çok keskin kokuludurlar ve bu kokuları maskelemede son derece verimlidirler. Eğer kötü koku sorununuz yoksa bu esanslar hemen hiç işinize yaramaz bir değişiklik farkedemezsiniz. Ama böyle sorunlarınız varsa bunlar size asrın icadı gibi görünecektir. Buradan alınacak vs. bir sonuç çıkarmayın. Balıklar insandan kat kat fazla koku alır. Ter kokusu gibi bize “iiyyyggg” dedirten kokular aslında balıklar için çoğu zaman çekici kokulardır. Şu meşhur Norveçli balıkçılar eşlerinin olmadık yerlerinden kesilen kılları yemin yakınına takarak misliyle balık yakaladıklarını söylerler. Bunun sebebi insan vücudunun yoğun kılların arasında ter ile atılan hormonlara sahip olmasıdır. Bu hormonlar yırtıcı balıklar çekici etki gösterir. Kötü kokular ise tersine balığı itici bir etmendir. Kötü koku sigara parfümler mazot gibi sentetiklerden gelir çoğu durumda. İnsan burnu çok kısa bir sürede bu kokulara alışır ve artık duyamaz. Ama balıklar bunu hemen algılayıp yemden uzaklaşırlar.

    Diğer yandan fish attractantların bahsedilen sebeplerden balık olmayan yere balık çekmesini beklemek yanlış olur. Ancak çok akıllıca kullanılırlarsa bazı yerlerde bazen faydalı olurlar. Sıradan kullanımda hasbel kader civarınızdan geçen balık için ancak etkili olabilirler. En büyük sorun suyun içinde çabucak tükenip gitmeleridir. Bu da etkilerini son derece azaltır. Pek çokları bu tür esansları pamuk tercihan kalaycı pamuğu gibi şeylere emdirirler. Ama bu da sorunu çözmekten uzaktır. Bizim ise bu iş için daha etkili bir püf noktamız elbette var.

    Baharatçı veya pasta malzemesi satan yerlerden toz jelatin temin edebilirsiniz. Bu malzeme pasta süslerini yapmak için kullanılır. Kemik ve derilerin kaynatılması ile elde edilir ve tamamen doğal bir proteindir. Bu malzemenin 10-20 gram kadarını iki bardak kadar ılık elinizi sokunca aman diyeceğiniz ama haşlamayacağınız 40 derece civarında suyun içinde eritin. Bu malzemenin 5 ml’si 3.5 gram civarında gelir. Bir silme şurup kaşığı 3.5 gram kadar bir silme çorba kaşığı ise 10 gram (15 ml) kadar gelir. Eriyen jelatini soğumaya bırakın. Oda sıcaklığına ulaşınca içine esansı karıştırın. Eğer jelatin sıcak olursa esansı bozabilir. Ultrabite gibi hormon bazlı esansların beher bardak su için 5 ml kadarı (bir tüp) yeterli olur. Balık yağı tabanlı olanlar ise gene bir iki çorba kaşığı kadar katılabilir. Daha sonra serin ve gölge bir yerde soğumaya bırakın. Bu karışım soğuyunca jel kıvamını alır. Karışımın yoğunluğuna göre hamur kıvamından ağdalı sıvı kıvamına kadar bir yoğunluk elde edersiniz. Kıvam arttıkça suda erime zorlaşır. Ama bu durumda kokunun etkisi de azalır. En uygun kıvam su (deniz/göl/nehir) sıcaklığına bağlı olsada krem kıvamı olacaktır. Şu şudur şeklinde kesin bir ölçü veremiyoruz çünkü kalitesi ve tazeleğine bağlı olarak bu ölçüler farklı olabilir. Deneme yanılma yoluyla kendiniz belirlemelisiniz. Uygun kıvamdaki jel suda en az 20-30 dakika etkili olacaktır. Bu çözüm yırtıcı balıkları bu jeli nereye koyacağız? Bunu bir bezin süzgeç filesinin vs. içine koyabileceğiniz gibi tercihan kenarlarına bir kaç ufak delik açacağınız bir plastik veya aaaal bir kapaklı kutu ilaç şişesi vs. içine de koyabilirsiniz. Yurt dışında bu iş için swimfeeder denen aparatlar hazır olarak bulunabilir.

    Doğal yemler ise bazen koku yönünden ekstra bir avantaj sağlar. Örneğin hamsi yağlı ve doğal olarak bolca kokulu olup yırtıcı balığa ekstra bir etkisi olur. İstavrit ve Hamsi farklı balıklar üzerinde farklı çekiciliğe sahiptir. Fakat bu hususta izmarit bir hayli iyidir. Doğal yemler konusunda bu avantajlar daha geniş işlenmiştir.

    Balıkların yem alışkanlıkları fiks menü değildir. Tatlı su veya deniz balığı olması farketmeksizin balıklar çeşitli türlerde yemlere alışabilir. Bunun şöyle bir avantajı vardır. Bir yerde mısır ekmek kırıntısı mezbaha artığı gibi besinleri kullanarak balıkları alıştırabilirsiniz. Örneğin karagözler mısırı normalde yemezler. Ama karagöz olan bölgelere bir kaç hafta boyunca haşlanmış mısır atarsanız devamında mısırla karagöz yakalamak gibi bir acayip iş yapmaya başlayabilirsiniz. Bunun yanında yem seçerken balığın o dönemde ne yediğini kestirmeye çalışın. Örneğin balığın karnından çıkanlarla. Farzedelim ki bir kaç istavrit yakaladınız. Temizlerken midesinden mezgit yavrusu çıktı. Hımm demek çaparileri uygun şekilde krem rengi seçmek verimi artırabilir. Ölmekte olan bir balığın sudaki topallayan hareketinin çıkardığı titreşimler pek çok balık için “kolay av” hissi uyandırır. keskin gözlü bir balık için kendini saklamaya çalışan bir yem intibası uyandırır. Ama gezinip durup fakat balığı ürkütmemesi çok önemlidir. Balıklar genelde çok iyi koku alırlar. Bu durumda bir yem ses vb. işlevleri sağlar. Bu yüzden aslında sun’i yemler her zaman daha başarılıdır. Fakat bu çok dar bir aralık için doğru olur. Sığ yerde mükemmel istavrit toplayan bir sun’i yem kurşun yerine bronz kullanılıp dibe vurup tınlaması sağlanabilir. Cam boncuklar uygun şekilde takılarak tıkırdaması sağlanabilir. Yapay yemin hareketinin daha çekici ve doğal olması için bazı formüllerde vardır. Silikon gibi plastikler ilk gördüğü ve yiyecek bir şeye benzeyen her şeyi hemen yemek ister. Bu avantajı lüfer kalamarları çağırmada bir hayli etkilidir.


    alıntı
#16.08.2010 20:54 0 0 0
  • balık avcı nasıl yapılır - balık avcılığı - balık avlama çeşitleri - balık avı yöntemleri - amatör balıkçılık - olta balıkçılığı - yemli balık avı - balık yemleri - balık avı takımları - kıyı balıkçılığı - tekne balıkçılığı - olta çeşitleri - klasik oltalar - sonar balıkçılığı
    Amatör balıkçılığın dört temel yöntemi; yemli veya yemsiz el oltacılığı kamışla kıyıdan veya sandaldan oltayı atıp makineye sarmak suretiyle yapılan oltacılık canlı ve ya yapay yemle tekneden motor çalıştırarak hareket halinde sırtı veya kaşık çekmektir. Bu yöntemlerin tümü hem tatlısuda hem denizde kullanılır.
    Yemli oltacılık kuşkusuz en eski ve dünyada en yaygın olan yöntemdir. Bu tür balık avında kullanılan en yaygın yemler solucanlar küçük balıklar (akyemler) midye karides suline sübye kalamar yengeç ve ekmek içidir. Av sırasında iğneye yem geçirildikten sonra olta denize koyverilir. Balık yeme atladığında oltayı kullanan kişi kısa ve seri bir hareketle (tasmayla) oltayı çekip iğnenin balığın ağzına girmesini sağlar.

    Dipte veya istenilen derinlikte avlanabilmek için oltanın ucundaki iskandilin (kurşunun) ağırlığından yararlanılır. Balıkları av yapılan mahalle çekmek için çeşitli balık ve midye parçaları ıslatılmış ekmek balık unu veya iğneye takılan yemin küçük parçacıkları suya atılır ve buna da yemleme (mazmoz) denir.
    Kuzey Amerika ve Avrupa'da çok yaygın olan ve yapay sinekle yapılan balık avı bu yöntemi kullananlar tarafından oltacılığın en yüce biçimi olarak kabul edilir ve bu yöntemi kullanan balıkçılar kendilerini olta balıkçılığının gerçek ustaları sayarlar. Sinek balıkçılığında başta canlı sinekler kullanılıyordu.

    Burada maharet oltanın ucundaki sineği bir balığın (genellikle alabalık) yakınına fırlatmak suretiyle mümkün olduğu kadar hafif kondurmak ve balığın yeme atlamasını sağlamaktı. Zamanla canlı sineklerin yerini yapay sinekler almış bunların su üstünde yüzenleri ve dibe batanları özel olarak imal edilmeye başlanmıştır. Dünyada balık avı için yapay sinek imalatı çok yaygın olup çeşitli şekil ve renklerdeki yapay su sinekleri amatör balıkçılar tarafından çok rağbet görmektedir.

    Hareket halindeki bir tekneden yapılan balık avında genellikle canlı cansız ve yapay yemler su içinde çekilerek kullanılır. Bu yöntem başlangıçta kürekli teknelerde uygulanıyordu. Daha sonraları küreğin yerini motor aldı ve açık denizlerde veya büyük göllerde bu yöntemle av yapılmaya başlandı. Bu avlanma şekli bugün okyanuslarda büyük balık avında kullanılan başlıca yöntemdir. Avantajı 6 mile kadar çıkabilen bir süratle büyük balıkların bulunduğu bölgenin kısa bir süre içinde taranması ve balıkların yerlerinin tespit edilmesidir.

    20. yüzyılın ikinci yarısında sonar aletinin devreye girişi tekneden yapılan balık avına büyük ölçüde yardımcı olmuştur. Bu tür av tekniğinde kullanılan kamışlar 1. 5-2. 1 metre uzunlukta olup makineleri çıkrıklıdır. Takımda beden olarak dakron veya çelik tel yapay yemlerin istenilen derinliğe indirilmesi için çeşitli ağırlıklarda iskandil veya kıstırmalar kullanılır.

    Denizlerde balık avcılığı 20. Yüzyılın ikinci yarısında giderek daha yaygın bir hale gelmiştir. Bu tür av sahilden kayalıklardan rıhtımlardan veya tekneden yapılır.

    Hangi Balıklar Hangi Takım Hangi Yemle?

    Yapı itibariyle avcı olan insanoğlu varolduğundan bu yana balık için birçok av tekniği bulmuş ve bunları devamlı geliştirmiştir. Önceleri elleriyle yakaladığı balıkları daha sonra mızrakla kapanla kemikten yaptığı iğnelerle gün gelmiş ipekten oltalar yapmıştır. Göllerde nehirlerde avlanmak için her biri bir sanat şaheseri denilebilecek güzellikte yapay sinekler hazırlanmış kamış ve çıkrıklı makineyi de av aracı olarak kullanmaya başlamıştır. Günümüzde teknolojiyle birlikte takımlar gelişmiş malzemeler çeşitlenmiş kullanılan modern araçlar balık avına yeni boyutlar kazandırarak yepyeni bir endüstrinin temel taşlarını oluşturmuşlardır.

    Amatör balıkçılığı olta takımlarını kullanım şekline göre kıyıdan ve tekneden olmak üzere ikiye ayırıyoruz.
    Av takımları çok çeşitli olmasına rağmen bunların arasında "klasik oltalar" diye adlandırabileceklerimiz:

    a- Çift köstekli takımlar
    b- Uzun köstekli dip sürütmesi takımları
    c- Uzun oltalar
    d- Zokalı takımlar
    e- Sırtılar'dır


    alıntı
#16.08.2010 20:42 0 0 0
  • dantel sehpa örtüsü - menekşeli sehhpa örtüsü - tığ işi sehpa örtüsü - çiçekli sehpa danteli
    noimage


    alıntı
#16.08.2010 20:33 0 0 0
  • sakız kabağı çorbası nasıl yapılır - sütlü çorba tarifi
    Malzemeler:

    3-4 adet kabak
    1 kaşık pirinç
    2 bardak süt
    3 bardak et suyu
    2 kaşık un
    Karabiber
    Tuz
    Rendelenmiş kaşar peyniri
    Dereotu

    Yapılışı:

    Pirinçler az suda haşlanır. Yağda un sarartılıp süt ilave edilir. Kabaklar soyulup küp küp doğranır, çorbaya ilave edilir. Pirinçler atılır, tuz, karabiberle karıştırılıp tatlandırılır. 20-25 dk. pişirilir. Pişen çorba robottan geçirilebilir veya kabaklar rendelenerek pişirilir, ezilmeden servis yapılır. Eski kaşar rendesi ile süslenir, arzuya göre dereotu da kullanılabilir.


    alıntı
#16.08.2010 16:50 0 0 0
  • revani nasıl yapılır - sütlü revani tarifi
    MALZEMELER

    yarim paket margarin
    1 litre sut
    1 bardak irmik
    1 bardak toz seker
    1 vanilya

    YAPILIŞI

    Malzemenin hepsini bir tencerede kisik ateste bir cirpici yardimiyla muhallebi kivamina gelinceye kadar pisirin. Kaynamasina yakin lapa gibi olacaktir, panik yapmayin. Servis yapacaginiz kalibi suyla islatin, yapismasini onlemek icin. Pisen karisimi kaliba dokun ve soguduktan sonra buzdolabinda servis icin bekletin. Servis yaparken uzerine tarcin ekleyebilirsiniz.


    alıntı
#16.08.2010 16:48 0 0 0
  • Konu: Sabuni Helva
    helva tarifi - sabuni helva nasıl yapılır
    Malzeme:

    1,5 su bardağı Bizim Mutfak Buğday Nişastası
    3 su bardağı su
    250 gr bal
    250 gr çekilmiş badem içi
    50 gr Teremyağ

    Tarifi:

    Balı su ilave etmeden bir kapta benmari usulü ısıtın. Nişastayı su ile eritip tencereye süzün. Nişastayı ve çekilmiş badem içini ekleyin. Tahta bir kaşıkla sürekli karıştırarak pişirin. Helva koyu bir kıvama gelince Teremyağını ilave edin. Sürekli karıştırarak kısık ateşte 10 dakika daha kavurun. Ocaktan alın. İnce çekilmiş antepfıstığı ile süsleyerek servis yapın.



    alıntı
#16.08.2010 16:44 0 0 0
  • uykusuzluk - uyuyamamak - uykusuzluk ve insomnia ilişkisi - uykusuzluk çeşitleri - uykusuzluk tipleri
    Uyandığınızda çok fazla veya çok az uyumuş gibi mi hissediyorsunuz?

    Eğer bu belirtilerden birini yaşıyorsanız, gün boyunca da uykuluysanız birçok insanın mücadele ettiği uykusuzluk (insomnia) olabilirsiniz.

    İki tip uykusuzluk - insomnia vardır: Şiddetli ve kronik.

    Şiddetli ya da kısa vadeli uykusuzluk sadece bir gece ya da birkaç hafta etkileyebilir. Buna stresli bir durum, ısı değişimleri ya da ölüm, boşanma gibi durumlar, hormonal değişiklikler, çok fazla ışık ve gürültü, ağrı, kısa süreli hastalıklar neden olabilir.

    Belirtiler 3 gün ile bir hafta arasında sona erer, bir aydan daha fazla süren durumlar ise kronik uykusuzluk olarak değerlendirilir.

    İyi uyumak sizi bu tür sorunlardan koruyabilir. Bu problemi nasıl kontrol edebileceğinizi doktorunuzla ya da diğer sağlık profesyonellerinizle konuşun.

    Davranış terapisi ya da ilaç tedavisi sorununuzun giderilmesinde etkili olabilir.

    Sağlıklı uyuma alışkanlığı uykusuzluğunuzun uzun süreli veya kronik olmasını önleyebilir.


    alıntı
#16.08.2010 16:34 0 0 0
  • kilo almamanın yolları - dengeli beslenme önerileri - sağlıklı beslenerek kilo almamak - diyet yapmadan ince kalabilirsiniz - kilo almayı önleyen tavsiyeler
    1. Uyanır uyamaz bir bardak ılık su için (Tercihen yarım limon suyuyla da karıştırabilirsiniz.)

    2. Beslenme uzmanlarının tavsiye ettiği türden bir kahvaltı hazırlamayı deneyin! Çay ya da kahve, iki dilim kepek ekmeği ve üstüne 12 ila 15 gram arası az miktarda yağ, 1 kaşık reçel ya da bal, taze sıkılmış meyve suyu ve bir kâse doğal yoğurt. Eğer gününüz hareketli ya da hiperaktif geçecekse, listeye küçük bir parça peynir ya
    da bir adet yumurta da ekleyebilirsiniz.

    3. Gönül rahatlığı ile doğal yoğurt ve beyaz peynir tüketebilirsiniz. Yağsız olmalarına ise gerek yok. Aradaki fark çok az ve kendinizi mahrum etmenize değmez. Yağsız yoğurt 50 ila 55 kalori içerirken; doğal yoğurt 60 kalori ve tam yağlı sütten yapılan yoğurtlar ise 80 kalori içeriyor. Ancak miktarı az tutun.

    4. Gün boyunca çantanızda gazsız maden suyu ya da bir termos yeşil çay bulundurmaya çalışın. Bu ünlü yıldızların da tercih ettiği bir yöntem. Test ettik, işe yarıyor!

    5. Bir elma, birkaç üzüm tanesi ya da kuru meyve (incir ya da kayısı) yiyerek, sabah 11:00 gibi başlayan açlık krizlerinizin önüne geçebilirsiniz. Bu size canlılık kazandıracak ve daha yemeğin başında ekmek sepetine uzanmanızı engelleyecek gayet akıllı bir yöntem...

    6. Mönünüzde keyfinize göre patates (kızartması hariç), pilav ya da tam tahıllar gibi glüsit içeren bir besin
    bulundurabilirsiniz. Bu öğleden sonra hissedebileceğiniz açlığı engeller, yanında da kilonuzu tehlikeye sokmadan rahatlıkla et, balık ya da yeşil sebze tüketebilirsiniz.

    7. Tavuk, hindi, ördek ya da balık yiyebilirsiniz. Bu hem daha sağlıklı hem de daha ekonomik olacaktır.
    8. Tahıl ekmeği, esmer pirinç ya da yine esmer ve doğal unu tercih etmelisiniz. Bağırsaklarınız size minnettar olacak ve yalnızca, iyi besinleri vücudunuzda tutacak.

    9. Tatlı olarak meyvelere odaklanmayı denemelisiniz. (Meyve salatası, komposto ve hafif tatlı bir şerbet gibi). Kalori hesapları içinde kendinizi kaybetmenizin bir anlamı yok! Dondurma, pasta, creme brulee ya da fazla yağ ve şeker içeren, yani çok kalorili olan tehlikeli eğilimlerinizi başka bir zamana ertelemelisiniz.

    10. Gurme restoranlardan uzak durmalısınız. Göz kamaştırıcı bile olsalar minik kurabiyeler, drajeler ya da diğer
    şekerlemeler oburları tuzağa düşürmekten başka bir işe yaramaz!

    11. Dirençli olun ve unutmayın! Ekmek ve yağı kahvaltıda tüketebilirsiniz ama öğle yemeğinde değil. Ne turpla ne de peynirle... Sonuç olarak yağın 100 gramı 800 kalori içeriyor. Bizden söylemesi!

    12. Bir parça siyah çikolatayı kahvenizle birlikte tüketebilirsiniz. Hatta ikinci parçayı bile.

    13. Çay tiryakisi olmanızda bir sakınca yok. Çay Diyeti kitabının yazarı Anne Dufour'a göre tedavi edici erdemleri dışında bizi eritecek üç süper içeriği var; kalorileri uyaran ve yakan kafein, yağları
    yakan kateşin ve açlık gidermede oldukça önemli olan EGCG. Çayın yanında bir avuç fındık, ceviz ya da kuru meyve tüketin. Enerji kaynağı olarak mükemmel bir kaynak oluşturacaklar...

    14. Çayınızda, kahvenizde ya da yoğurdunuzda tatlandırıcı kullanmaktan uzak durun. İştah mekanizmanızı sarsarak ve şeker isteğinizi artırarak, istediğiniz etkinin tam tersini yaratabilir.

    15. Eğer size -hele en sevdiğiniz- bir tabak yemek sunulursa 'Hayır, teşekkür ederim'demelisiniz. Biraz yoksun kalacaksınız ama gereksiz kalori almaktan da kurtulacaksınız. Ayrıca, siluetinize karşı da çok büyük bir saygı göstereceksiniz. Kısacası, mükemmel olacaksınız.

    16. Arkadaşlar arasındaki atıştırmalar esnasında kırmızı şarabınızın ikinci kadehini yarıda bırakmayı deneyin. En küçük alkol kadehini dahi sistematik olarak reddederek partiyi mahvedenlerden biri olduğunuzu da düşünmeyin. Böylelikle yüz ila üç yüz kaloriden kurtulmuş olacaksınız.

    17. Gardırobunuzda en güzel elbisenizin yanma, skinny jean'inizi ve kalem eteğinizi ölçü olarak asın. İçlerine hâlâ sorunsuz sığabiliyor musunuz? Biraz şişman hissettiğiniz an iki ya da üç günlüğüne hafif bir diyet ya da protein günü uygulayabilirsiniz.

    18. Hiç tereddüt etmeden şu üç tuzak soruyu cevaplayın; 'Bir kolada kaç kalori vardır?', '100
    gram mayonezde kaç kalori vardır?' ve '100 gram sucukta ne kadar kalori vardır?' Kolada 450, mayonezde 765, sucukta ise 450 kalori vardır.

    19. Selülit karşıtı alışkanlıklar edinmelisiniz. Her sabah ve her akşam karnınız ile üst bacaklarınıza yapacağınız küçük bir masajın yerini hiçbir şey tutamaz. Bu nedenle performansı günden güne yükselen, son çıkan inceltici kremlerden birini deneyebilirsiniz.

    20. Kate Moss, Heidi Klum ya da Gisele Bündchen üzerine fazla odaklanmayın ve daha da çekici olan Stephanie Seymour taraflarına bakmayı deneyin. Haftalık yaptıracağınız iyi bir masaj güzel kalmanızı sağlayabilir.

    Makale: Daniele Bott


    alıntı
#16.08.2010 15:55 0 0 0
  • anne sütünün yararları - bebeği emzirmek - anne sütüyle bebeğin beslenmesi
    Anne sütü bebekler için mucizevi bir nimettir.

    Doğru miktarlarda anne sütü emen bir bebek bağışıklık sistemini güçlendirir.

    Sağlıklı bir bebek olma yolunda en temel güzel adımlarını atar. Beyin ve zeka gelişiminde büyük yararı vardır.

    Hastalık ve enfeksiyondan korunmalarını sağlar. Anne sütü ile beslenme anneninde sağlığı için bir artıdır.

    En az 6 ay boyunca anne sütü ile bir bebek beslenmelidir.

    Anne sütü, sindirilebilen en ideal bir besindir.

    Anne sütü alan bebeklerin çoğu büyük hastalık ve rahatsızlıklara karşı ilk önlemkerini almış olur ve bu tür hastalıklar bebeklerden uzak durur.

    Özelliklede solunum yolları sindirim sistemi gibi hastalıkları azaltmaktadır.

    Bu mucize besini anneler bebeklerine ellerinden geldiği kadar ödün vermeden bebeğine vermeli, emdirmelidir.


    alıntı
#16.08.2010 15:38 0 0 0
  • cilt için yaş maya maskesi - canlı bir cilde sahip olmak - cilt için maske tarifi - yaş maya maskesi nasıl hazırlanır
    Her mutfaka hemen hemen olan birşeydir maya. Hamur işlerimizde kullanırız. Büyük bir lezzet ve tad almamızı sağlayan bir besindir maya. Ve ayrıca bunlarla beraber de besleyici özelliği vardır; nasıl mı?

    Tüm cilt tiplerinin beslenmesine sağlığına cevap verip muhteşem bir güzellik sunar. Güzellik adına aradığınız bakımı mayada bulabilirsiniz. Dokularınızın ve cildinizin yenilenmesini sağlar ve parlaklık verir. Yüzünüzü nemlendirir, nem oranını dengeler.

    MALZEMELER:

    1 MAYA
    SU
    KAŞIK
    PAMUK
    CAM KASE

    HAZIRLANIŞ VE YAPILIŞ EVRELERİ:

    Mayayı alın ve cam bir kasenin içinde ezin. Sonra içine sıcak ya da ılık cildinize
    sürebilecek sıcaklıkta su ilave edin ve tekrar kaşıkla karıştırmaya birbirlerine
    özümleşmeleri için devam edin. Ardından da yüzünüze pamukla sürün. Bekletme işlemini 5 dakika yapmanız yeterli olacaktır.


    alıntı
#16.08.2010 15:33 0 0 0
  • diyet yapmanın püf noktaları - doğru diyetin sırları - diyet yapanlara öneriler - sağlıklı diyet yapmanın yolları - diyet tavsiyeleri - fazla kilolardan kurtulmak - diyetin doğruları ve yanlışları
    Fazla kilolarınızla başınız dertten kurtulmuyorsa bazı şeyleri yanlış biliyor olabilirsiniz.
    YANLIŞ: Kiloluyum, çünkü çok yiyorum.
    DOĞRU: Hem doğru hem yanlış. Kilo sorunu yalnızca kişinin aldığı ve harcadığı enerji miktarının eşit olmamasından ibaret değildir. Kilo problemi, biyopsikososyal faktörlerin de etkileri ile ortaya çıkan bir sorundur.

    YANLIŞ: Yüksek motivasyon ve kilo vermeye istekli olmak kilo sorununu köklü bir biçimde çözer.
    DOĞRU: Kilo verme ve verilen kiloyu koruma konusunda kalıcılığı sağlayan yüksek motivasyon veya istek değildir. Yeme davranışlarının kiloya etkisi konusunda doğru bilgi ile donatılmış kaliteli motivasyon esastır.

    YANLIŞ: Doğru diyeti bulduğum zaman kilo sorunumu çözerim.
    DOĞRU: Diyet yapmak dönemsel bir davranıştır. Verilen kilonun korunması zihinde başlayan ve günlük yaşam davranışlarına aktarılan değişikliklerle sağlanır.

    YANLIŞ: Verilen kiloyu korumak için belirli gıdalar beslenmeden çıkarılmalıdır.
    DOĞRU: Kilo kontrolü, yiyeceklerin çeşidi değil, miktarı denetlendiğinde sağlanır.

    YANLIŞ: Hızlı yeme alışkanlığı değiştirilemez. Bir kişilik özelliğidir.
    DOĞRU: Aceleci olmak kişiliğin bir parçası olabilir. Hızlı düşünmek hızlı konuşmayı gerektirmediği gibi yeme davranışını yavaşlatmak için de kişiliğin değişmesi gerekmez.

    YANLIŞ: Benim diyetisyenim var. Kilo aldığım zaman zayıfl amak için ona gidiyorum.
    DOĞRU: Diyetisyen beslenme alanında uzman kişidir. Ancak tekrarlayan kilo verme ve alma döngüleri yeme davranışında değişiklik gerektiğine dair bir işarettir. Yeme davranışı ise davranış bilimlerinin, yani psikolojinin uzmanlık alanındadır.

    YANLIŞ: İştahlı insanların kilo vermesi mümkün değildir. Verseler bile geri alırlar.
    DOĞRU: İştahı kontrol etmek öğrenilebilen bir davranıştır. Verilen kiloların geri alınmasında iştah dışında psikososyal etkilerin de varlığı bilinmektedir. Araştırmalar, hayat sorunlarına duygusal odaklı çözüm arayan kişilerin problem odaklı kişilere göre daha fazla kilo geri alımı yaşadığını göstermektedir.

    YANLIŞ: Kendimi iyi hissetmek için yemek yiyorum. Neden psikoloğa gideyim?
    DOĞRU: Doğru ve yanlış: Sıkılan, sinirlenen, kırılan pek çok kişi kendini tekrar iyi hissetmek için bir şeyler yemeyi seçebilir. Zor duygularla baş edebilmenin yemek dışındaki yolları öğrenilebilen bir beceridir.

    YANLIŞ: Kilo sorunum için yetkin bir diyet uzmanına gitmem yeterlidir.
    DOĞRU: Bazı durumlarda yetebilir. Ama çoğu zaman davranış ve psikoloji açısından bir donanım gereklidir.

    YANLIŞ: Sağlıklı bir kiloya ulaşmak için diyetisyenim olması yeter.
    DOĞRU: Diyetisyenler sağlıklı besinlerin seçilmesinde yardımcı olan uzmanlardır. Ancak kalıcı değişim için duyguların anlaşılması ve davranışların yönetilmesi gerekir.

    YANLIŞ: Şişmanlık, çok ve kontrolsüz yeme hastalığıdır.
    DOĞRU: Şişmanlığı böyle yorumlamak yüzeysel bir yaklaşımdır. Denetlenemeyen bir yeme davranışının altında farklı genetik, psikolojik ve sosyal etkenler yatabilir.

    YANLIŞ: Psikoloji ve psikiyatri, sadece hastalıkların tedavisi ile ilgilenir.
    DOĞRU: Ruh sağlığı hem hastalıkların, hem de hastalığın olmadığı zamanlarda daha nitelikli bir hayatın yerleşmesi yönünde bireye yardımcı olur. Beslenme davranışının düzenlenmesi de insanın hayat kalitesini önemli ölçüde arttırır.

    YANLIŞ: İyi bir diyet yaparsam kilo verebilirim ve istediğim gibi değişmiş olurum.
    DOĞRU: Meseleye bir alışkanlık ve hayat biçimi boyutundan bakılması gerekir. Değişim yolunda kişinin anlaşılması ve engellerin aşılması için sorunun psikolojik boyutunun ruh sağlığı uzmanları tarafından ele alınması kritik önem taşır.

    alıntı
#16.08.2010 15:11 0 0 0
  • diyet önerileri - diyete başlayanlara tavsiyeler - sağlıklı diyet yapmanın yolları - diyet için yararlı besinler
    Dr. Ayça Kaya diyet yapmak isteyenlere son derece pratik önerilerde bulundu: Diyet defteri tutun. Ne zaman, ne yediğinizi not edin. Sonra da zararlı gıdalar yerine, yararlı besinler tüketmeyi öğrenin.....



    Diyet yapmak için diyetisyene gitme imkanı olmayan ya da kampa giremeyen insanların, evde yalnız başlarına yapacakları bir diyetle zayıflamaları mümkün mü?

    Mümkün ama önce doktora giderek işe başlamalılar. Zayıflama her 2 kişiden birinde görülen bir hastalıktır. Sadece beslenme ile çözümlenemez. Türkiye'de zayıflama dediğimizde insanların aklına önce diyet yapmak geliyor. İnsanlar hemen nasıl bir hap almaları ya da en basitinden nasıl bir bitki çayı içmeleri gerektiğini düşünüyor. Spor merkezine gidip, bir an önce hareket yapmak istiyorlar. Ama şişmanlamaya neden olan 4 büyük grup hastalık var ve önce bunların tedavisi gerekir. Diyet yapmaya karar vermeden bir doktora gidin ve bu hastalıkları araştırın. Sizde insülin direnci yani gizli şeker, tiroit, kansızlık, vitamin eksikliği var mı diye araştırtın. Böbrek üstü bezlerinde bir sorun varsa; kilo almanız kolaylaşır. Bunlar, bir kaç kan testi ile öğrenilebilir. Bunların hiçbiri yoksa, kilolarınızın diyet ve egzersizle gitmesi gerekir. İnsan bu işi, kendisi de bu konuda biraz bilgi edinerek halledebilir.

    ÇORBAYLA EKMEK YENMEZ

    Kendi kendine diyet yapmak isteyen kişilere, ne gibi önerileriniz var?
    Kendi kendine bir şeyler yapmak isteyen insanlar, öncelikle kızartmaları hayatlarından çıkartarak işe başlasınlar. Gizli yağı yüksek olan yiyeceklere karşı, uyanık olsunlar. Mesela kıyma kebaplar yerine parça kebaplar yenilebilir. Pastane simidi yerine sokak simidi tercih edilebilir. Hazır dondurmalar yerine pastane dondurmaları olabilir. Fındık, fıstık yerine leblebi yenilebilir. Yağa dikkat etmeli. Dünya üzerindeki en yüksek kalorili yiyecek yağdır. İkincisi tahıl grubudur. Bunu saymayı öğrenmeleri gerekir. Vücudumuz ana yakıt kaynağı olarak karbonhidratı ve şekeri kullanır. Birçok yiyeceğin temel maddesi karbonhidrattır. Ekmek, mısır, patates, makarna, pilav, çorba, çikolata, helva ve lokum karbonhidrattır. Kişinin 2 yemek kaşığı pilavın bir dilim ekmeğe eşit olduğunu bilip,pilav yediği zaman ekmek yememesi gerektiğini öğrenmesi gerekir. Çorba içtiği ya da makarna yediği zaman da, ekmekten uzak durması gerektiğini bilmelidir. Abur cuburları hayatından çıkartması gerekir. Egzersizle diyeti birlikte götürün. Hafta sonları ya da haftada bir gün, 45 dakikalık yürüyüşler yapmaya başlayın!

    İşe bir diyet kitabı alarak mı başlanmalı, yoksa taş devri diyeti gibi özel bir diyet modeli mi belirlenmeli?

    Doktorların yazdığı kitapları alabilirler. Tıp doktorlarının internet sayfalarına girebilirler. Bu bilgileri okuyup, bir sentez yapsınlar. Zayıflamaya karar veren kişi, önce günlük hayatını bir yere yazsın. Yerken ne yediğimizin farkında olmuyoruz. Bunları yazarsak, ne kadar çok yemek yediğimizin farkına varabiliriz. Yazmak algıyı geliştirir ve değiştirir. 'Acıkıp yedim', 'ikram edildi, yedim', 'aç değildim ama yedim' diye notlar alsınlar. Bir insan sadece bunu bile yapsa, ayda 300-500 gram kilo verebilir. Tek yönlü diyetler vücudumuz gerekli yakıtı alamadığı için bizi yorgun düşürür ve sersemletir. Bu nedenle, onlardan kaçmak gerekir.

    4 GRUBUN HEPSİ OLMALI!

    Diyet yaparken çok acıkan insanlara ne önerirsiniz?
    Vücudunuzu dinleyin ve bir açlık sinyali geldiğinde ona tostla ya da sandviçle yanıt vermek yerine, meyve ya da yoğurtla cevap vermeyi öğrenin. Karbonhidrat hakkınızı ana öğüne saklarsanız, çok daha kolay ve rahat zayıflayabilirsiniz. Ana öğünde 4 makarna ve unlu besin grubunun birarada olmasına dikkat etmek gerekir. Tahıl, ekmek, pilav ve unlu yiyeceklerden bir porsiyon alınabilir. Bir porsiyon protein yani yumurta, tavuk, balık ve köfte gibi yiyecekler tüketilebilir. Sebzeler ayrı bir gruptur. Süt ve süt ürünlerinden de bir porsiyon alınabilir. Ana öğünde bunların hepsinin tabağımızda olması gerekir. 2 tane etli biber dolma ve bir kase cacık, buna iyi bir örnektir.



    alıntı
#16.08.2010 15:04 0 0 0
  • evde tarhana nasıl yapılır - tarhana yapımı - ev tarhanası - tarhananın yapılışı - tarhana çeşitleri - kuru tarhana - yaş tarhana
    Türk mutfağının geleneksel yemeği olan tarhana hem içindeki besin maddelerinin zenginliği, hem lezzeti, hem de kolay pişirilmesi bakımından eşi kolay bulunmaz bir çorba çeşididir. Her zaman mutfak dolabında pişirilmeye hazır bir durumda bulunabilir. Bir-iki yıl hiç bozulmadan, güvelenip kurtlanmadan saklanması mümkündür.

    Tarhana genellikle iki türlü hazırlanır:

    1) Kuru ve toz durumunda saklanacak tarhana.

    2) Hamur halinde saklanacak tarhana.

    Kuru ve toz halindeki tarhananın mutfak dolabında bir-iki yıl boyunca bozulmadan saklanması mümkündür. Hamur halindeki tarhana ise ancak bir mevsim bozulmadan saklanabilir. Çörek gibi, kalıplar halinde saklanabilen bir çeşit tarhana daha vardır. Ancak bu tarhana hem makbul değildir, hem de içine katılan soğan, biber gibi sebzeleri ve domates çekirdeklerini ayırmak pek mümkün olmadığından yenilmesi diğer çeşitler kadar zevkli olmaz. Burada sizlere kuru ve toz halindeki tarhananın yapımı ile pişirilmesinden söz edeceğiz. Unutmayın, domatesin, biberin ve kuru soğanın en bol olduğu günler kışlık tarhananızı yapmak için en elverişli mevsimdir.

    Kullanılacak malzeme:

    100 gr pişmemiş ekmek mayası
    300 gr soğan
    1 kg çok olgun domates
    250 gr salçalık biber (isteğe göre acı veya tatlı olabilir)
    250 gr yoğurt
    3 yumurta
    2 kg un
    1 bardak kadar su.

    Yapılışı:

    Bir bardak suyla sulandırarak koyu bir sıvı durumuna getirilen ekmek hamurunu, yoğurt, kabuğu ayıklanmış, fazla suyu süzülmüş domates, kıyılırcasına ince doğranmış biber ve rendelenmiş soğan bir kabın içinde kanştmlarak koyu bir bulamaç haline getirilir. İçine üç de yumurta kırıp iyice karıştırdıktan sonra azar azar un katarak karışım yoğrulur. Hamur oldukça katı bir duruma gelinceye kadar unlayarak yoğurmaya devam edilir. Hamur kıvamını bulunca hafifçe unlanmış bir tepsiye konur ve temiz bir bezle üstü örtülür. Eğer hamur sıcak bir yerdeyse iki-üç saat sonra kabaracaktır. Hamur kabarınca tepsiden çıkarıp yoğurma mermerinin üstünde iyice yoğrulur. Sonra gene hafifçe una bulanmış tepsiye konup üstü temiz bezle örtülerek gene kabarmaya bırakılır.

    Bu işleme hamurun kabarması tamamen duruncaya kadar devam edilir. Kabarma durunca tarhana artık kıvamına gelmiş demektir. Elinize bir parça aldığınızda hamurun uzamadan koptuğunu görebilirsiniz. Kabarma sona erince hamur küçük parçalar haline getirilip temiz bir beze serilir ve kurumaya bırakılır. Sık sık kontrol edilerek ve kuruyan parçalar ufalanarak toz durumuna getirilir. (Hamur fazla kuruyup katılaşırca ovalanıp toz durumuna getirilmesi güç olur. Bu nedenle kuruma işini sık kontrol etmek gerekir).

    Bütün tarhana toz haline getirdikten sonra ince bir elekten geçirilir. Böylece tarhananın içindeki domates ve biber çekirdekleri ile kurumuş bir halde kalan ve erimemiş parçalar ayıklanmış olur. Sonra içleri iyice silinip kurutulmuş kavanozlar, teneke kutular veya plastik kutularda, ağızları iyice örtüldükten sonra saklanır. Tarhana istendiği zaman pişmeye hazırdır.


    alıntı
#16.08.2010 14:21 0 0 0
  • peynir mayası - peynir mayalama - beyaz peynir nasıl yapılır - peynir mayasının özellikleri - hazır peynir mayaları
    Peynir sütten yapılır. Fakat sütü peynir durumuna getirebilmek için mayaya ihtiyaç vardır. Peynir mayası, süt kuzusu veya süt buzağısının dört gözlü midelerinin kıtna diye adlandırılan ve barsakla birleşen dördüncü gözünden yapılır. Maya yapılmak üzere kıtna'sı alınacak kuzu veya buzağının ot yememiş, ana sütünden başka gıda almamış, en çok iki haftalık yavru olması lâzımdır.

    Böyle bir yavrunun kıtnası ile yapılan maya o kadar kuvvetlidir ki bir gram kuru maya ile 6000 litre süt mayalanabilir. Bu mayaları ancak büyük peynir fabrikalarında veya büyük peynir imalâthanelerinde kullanmak mümkündür; Senede beş-on ton peynir imal eden küçük imalâthanelerle evlerinde kendi yiyecekleri için senede 50-100 kilo peynir yapanlar şişe mayası kullanmaktadırlar.

    Bu şişe mayalarının imali bir sır olmakla beraber kıtnadan elde edilen mayanın sulandırılmak ve bazı kimyevi maddelerle karıştırılmak suretiyle çoğaltılmasından ibaret olduğu muhakkaktır.

    Maya kuzu veya buzağı kıtnasının yıkanmadan kurutularak toz haline getirilmesiyle elde edilir. Piyasada toz halinde satılan mayalar peynir imalâthanelerinin bizzat yaptıkları toz mayalar kadar kuvvetli değildir. Bunların bir gramıyla ancak yüz litre süt mayalanabilmektedir. En iyi şişe mayasının bir gramıyla ise ancak on litre süt mayalanmaktadır.



    alıntı
#16.08.2010 13:56 0 0 0
  • Ovmaç Çorbası Tarifi - Burdur Yöresi Ovmak Çorbası
    Malzemeler:

    1 su bardağı un
    2 yumurta
    2-3 dal maydanoz
    5 su bardağı su
    2 çorba kaşığı margarin
    1 su bardağı yoğurt
    2 tatlı kaşığı tuz

    Yapılışı:

    1. Unu bir tepsiye eleyip ortasını havuz gibi açın. Yarım tatlı kaşığı tuz ve yumurtaları ekleyin. Kulak memesi kıvamında bir hamur yoğurun.

    2. Hamurdan avucunuza sığacak kadar parçalar koparın. İki avucunuzun arasında ovalayıp ufalanmasını sağlayın. Hamur bitinceye dek işlemi sürdürün.
    3. Su, margarin ve kalan tuzu bir tencerede kaynatın. Hamur parçacıklarını azar azar ekleyip karıştırarak pişirin. Maydanozu kıyıp çorbaya ekleyin ve 10 dakika daha pişirin.

    4. Yoğurdu bir kasede çırpın. Çorbaya yavaş yavaş ilave edip kaynayıncaya kadar karıştırın. Sıcak olarak servis yapın.


    alıntı
#16.08.2010 13:44 0 0 0
  • Aöf Felsefe Bölümü - Aöf Türk Dili Dersi - Aöf Türk Dili Soru ve Cevapları
    1-) Aşağıdakilerden hangisi dilin özelliklerinden biri değildir?
    A) Dil canlı bir varlıktır.
    B) Dil sosyal bir kurumdur.
    C) Dil bir işaret sistemidir.
    D) Dil siyasal bir kurumdur.
    E) Dil ulusal bir kurumdur.


    2-) Dilin doğuşuna ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisi, diğerlerine göre daha doğrudur?
    A) Dil, insanların doğadaki sesleri taklidinden doğmuştur.
    B) Dil işaretlerle anlaşma zorunluluğundan doğmuştur.
    C) Dil, insanların topluca iş yaparken çıkardıkları refleks seslenmelerden doğmuştur.
    D) Varsayımların hiçbiri dillerin doğuşunu tam olarak açıklamamaktadır.
    E) Dil, insanların duygularının etkisiyle çıkardıkları ünlemlerin, çeşitli kavramları karşılamak üzere sözcüklere dönüşmesi sonucunda doğmuştur.


    3-) Bir dilin değişik ülke ve bölgelerde konuşulan ve güç anlaşılacak kadar birbirinden ayrılan dallarına ne ad verilir?
    A) Monojenist
    B) Konuşma dili
    C) Ünlem kuramı
    D) Ağız
    E) Lehçe


    4-) “Bir ülkede konuşulan lehçe ya da ağızlar arasında en yaygın ve en üst konumda olan dildir.”
    Yukarıdaki tanım aşağıdakilerden hangisi için yapılmıştır?
    A) Özel diller
    B) Ortak dil
    C) Konuşma dili
    D) Yazı dili
    E) Ağız


    5-) Beş duyu ile kavranan yani anlaşmayı sağlayan bütün işaretleri inceleyen bilim dalının adı aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Semiyoloji
    B) Monojenist
    C) İdiom
    D) Polijenist
    E) İdyolekt


    6-) “İnsanların duygularının etkisiyle çıkardıkları ünlemlerin, çeşitli kavramları karşılamak üzere sözcüklere dönüştüğünü ileri süren kuram aşağıdakilerden hangisidir?
    A) İş kuramı
    B) Ünlem kuramı
    C) Yansıma kuramı
    D) Nesne kuramı
    E) Güneş - dil kuramı


    7-) Hiçbir dil ilk halini korumaz, kendi yasalarına aykırı zorlamaları benimsemez, ancak kendi bünyesine uygun düşen normal değişmeleri kabul eder. Yapısı, kişilerin ve toplumların istedikleri şekilde değiştirilemez.
    Yukarıdaki açıklama dilin hangi özelliği ile açıklanabilir?
    A) Dil canlı bir varlıktır.
    B) Dil sosyal bir kurumdur.
    C) Dil işaretler sistemidir.
    D) Dil ulusal bir kurumdur.
    E) Dil, insanların toplumla anlaşmasını sağlayan doğal bir iletişim aracıdır.


    Aşağıdakilerden hangisi yalınlayan dillerin özelliklerinden biri değildir?
    A) Bu dillerde sözcükler ek almaz.
    B) Yapı bakımından değişikliğe uğramaz.
    C) Sözcükler, cümle içinde başka sözcüklerle birlikte anlam ve görev yüklenmektedir.
    D) Sözcükler yazıda da ayırt edilen tonlama farkı ile birden fazla anlam kazandığından vurgu önemlidir.
    E) Bu dilerde sözcüklerin tamamı tek hecelidir.


    9-) Aşağıdakilerden hangisi bağlantılı dillerin bir özelliğidir?
    A) Bu dillerde sözcükler ek almaz.
    B) Sözcük köklerinin değişmeyerek ulanan eklerle yeni anlam ve görev kazandığı dillerdir
    C) Bu dillerde sözcüklerin küçük bir bölümü tek hecelidir.
    D) Bu dillerde vurgu önemlidir.
    E) Sözcükler cümle içerisinde başka sözcüklerle birlikte anlam ve görev yüklenmektedir.


    10-) Çekim sırasında sözcük köklerin değişikliğe uğradığı dillerdir.”
    Yukarıdaki özellik aşağıdaki dil gruplarından hangisine girmektedir?
    A) Yalınlayan diller
    B) Bağlantılı ve kaynaştıran diller
    C) Bükümlü diller
    D) Hint - Avrupa dilleri
    E) Ural - Altay dilleri


    11-) Türk lehçelerinden hangisi % 50 civarında Moğolcadan geçen alıntı sözcük bulunduğu için zor anlaşılmaktadır?
    A) Çuvaş Türkçesi
    B) Saha (Yakut) Türkçesi
    C) Türkmen Türkçesi
    D) Yeni Uygur Türkçesi
    E) Kazak Türkçesi


    12-) Ek başı “s” foneminin “h”ye dönüştüğü Türk lehçesi aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Gagauz Türkçesi
    B) Başkırt Türkçesi
    C) Karay Türkçesi
    D) Kazak Türkçesi
    E) Nogay Türkçesi


    13-) Türkiye Türkçesi Anadolu’da ilk yazılı ürünlerini hangi yüzyılda vermeye başlamıştır?
    A) XV.
    B) IV.
    C) XIII.
    D) XV.
    E) III.


    14-) Hazarlar döneminde Museviliği kabul etmiş olan ve küçük gruplar halinde Litvanya ve Ukrayna’da yaşayan Türkler aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Tuva-Karagas Türkleri
    B) Hakas Türkleri
    C) Nogay Türkleri
    D) Başkırt Türkleri
    E) Karay Türkleri


    15-) Aşağıdakilerden hangisi tek başına Türk lehçesi olarak kabul edilir?
    A) Türkiye Türkçesi
    B) Yeni Uygur Türkçesi
    C) Halaç Türkçesi
    D) Gagauz Türkçesi
    E) Azerbaycan Türkçesi


    16-) Hakasça ile aynı grupta değerlendirilen Türk lehçesi hangisidir?
    A) Azerbaycan Türkçesi
    B) Türkiye Türkçesi
    C) Yeni Uygur Türkçesi
    D) Çuvaş Türkçesi
    E) Sarı Uygur Türkçesi


    17-) Söz başı “y” ünsüzünün “j”ye dönüştüğü Türk lehçesi aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Özbek Türkçesi
    B) Türkmen Türkçesi
    C) Yeni Uygur Türkçesi
    D) Kazak Türkçesi
    E) Tatar (Kazan) Türkçesi


    1 1968 yılında Alman Türkolog Doerfer tarafından keşfedilen Türk lehçesi aşağıdakilerden hangisidir?
    A) Halaç Türkçesi
    B) Çuvaş Türkçesi
    C) Özbek Türkçesi
    D) Tuva-Karagas Türkçesi
    E) Karaçay-Balkar Türkçesi


    19-) Aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
    A) XI. yüzyıla kadar temelde ortak bir yazı diline sahip olan Türk dili, siyasi birliğin kaybedilmesi ve Türk topraklarının parçalanması nedeniyle, bölgesel özelliklerin yazıya yansıdığı tarihi lehçelere ayrılmıştır.
    B) Türk dili, XV. yüzyıldan itibaren Doğuda Çağatayca, Batıda Osmanlıca olmak üzere genelde iki yazı dili olarak XX. yüzyıla kadar devam etmektedir.
    C) Türk dili, ilk yazılı ürünlerinden başlayarak Türkologlar tarafından dört dönemde ele alınıp incelenmiştir.
    D) Eski Türkçe (VIII. - X. yüzyıllar) arasında değerlendirilmektedir.
    E) Türk dili, bugün Doğuda Pasifik Okyanusu’ndan Batıda Baltık Denizi kıyılarına, Kuzeyde Kuzey Buz Denizi’nden Güneyde Basra Körfezi kıyılarına kadar uzanan coğrafi alanda konuşulmuş ve konuşulmaktadır.


    20-) Aşağıdaki cümlelerden hangisinde deyim, açıklamasıyla birlikte verilmemiştir?
    A) Hiçbir şeyden korkmuyor, gözünü budaktan sakınmıyordu.
    B) Hiçbir derdimi kimseye söylemedim, hep içime attım.
    C) İpin ucunu kaçırdığımıza değil, bunların eline bıraktığımıza acıyorum.
    D) Davranışlarından mutlu olduğu belli oluyor, ağzı kulaklarına varıyordu.
    E) Herkes yaptıklarımıza çok şaşırmış, donakalmıştı.


    21-) Türkçenin XI. yüzyıldaki zengin sözvarlığını ortaya koyan ve Araplara Türkçeyi öğretmeyi amaçlayan eser hangisidir?
    A) Garibname
    B) Divanü Lûgati’t Türk
    C) Destan-ı Yusuf
    D) Mevlid
    E) Dede Korkut Kitabı


    22-) Aşağıdaki atasözlerinden hangisi, konusu bakımından diğerlerinden farklıdır?
    A) Aç tavuk kendini darı ambarında zanneder.
    B) Aç anansa da kaç.
    C) Aç ile eceli gelen söyleşir.
    D) Aç köpek fırın deler.
    E) Açın imanı olmaz.


    23-) "Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın." atasözünün anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
    A) İnsanlara karşı hoşgörülü davranmak
    B) İnsanlara verilecek tüm cezalara karşı çıkmak.
    C) Kendine karşı olmayan her hareketi hoş görmek.
    D) İnsanlara sevgiyle yaklaşmak.
    E) Sorumluluk sahibi olamamak.


    24-) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "göz" sözcüğü, bir deyim kalıbı içinde kullanılmamıştır?
    A) Elindeki bilgilere kısaca göz attı.
    B) Bu olaylar yüzünden müdürünün gözünden düştü.
    C) Annesi, çocuğunun saygısız davranışlarına göz yummamalıydı.
    D) Masanın gözünü açık bırakmış.
    E) Ben dönünceye kadar eve göz kulak olursun.


    25-) Aşağıdakilerden hangisi ilişki (kalıp) sözlerden biri değildir?
    A) Allah razı olsun
    B) Eksik olmayın
    C) Zahmet oldu
    D) Su gibi aziz ol.
    E) Balık baştan kokar.


    26-) Aşağıdakilerden hangisi bir dilin zenginliğinin kesin bir ölçütü olarak kabul edilemez?
    A) Dildeki sözcük sayısının çokluğu
    B) Dilin anlatım gücünün yüksekliği
    C) Tarihi boyunca geniş bir sözvarlığını ortaya koyması
    D) Değişik kavramları ayrı ayrı karşılayabilmesi
    E) Kendi kök ve ekleriyle her türlü kavramın anlatımı bakımından gücünü gösterebilmiş olması


    27-) Bir toplumu hiç tanımasak bile, onun yaşam koşullarına, dünya görüşüne, benimsediği dine, çeşitli alanlardaki gelişme düzeyine, hangi uluslarla hangi çağlarda ilişki kurduğuna ait önemli bilgilere aşağıda verilenlerden hangisini inceleyerek ulaşmak mümkündür?
    A) Dildeki yabancı sözcükler incelenerek
    B) Dildeki terimler incelenerek
    C) Dilin sözvarlığı incelenerek
    D) Dilin eski yazılı belgeleri incelenerek
    E) Dilin manevi kültürü incelenerek


    2 Aşağıdaki ikilemelerden hangisi kuruluşu yönünden diğerlerinden farklıdır?
    A) dolu dolu
    B) küçük küçük
    C) aşağı yukarı
    D) serin serin
    E) avuç avuç


    29-) Aşağıdaki ikilemelerden hangisi doğadaki, çevredeki sesleri betimleyen yansımalı ikilemelerden biri değildir?
    A) kitap mitap
    B) fosur fosur
    C) kıkır kıkır
    D) hüngür hüngür
    E) tıpış tıpış


    30-) Aşağıdaki atasözlerinden hangisi “çalışmak için insanda istek olması gerektiği, gönlü kırılan kimsenin çalışamayacağını” dile getirmektedir?
    A) Kolu kırık işlemiş, gönlü kırık işlememiş
    B) Yaş kesen baş keser
    C) Can çıkmadan huy çıkmaz
    D) Dövme kapısını yüzük kaşıyla, döverler kapını balta taşıyla
    E) Balık baştan kokar


    Cevaplar

    1-) D
    2-) D
    3-) E
    4-) B
    5-) A
    6-) B
    7-) A
    8 -E
    9-) B
    10-) C
    11-) B
    12-) B
    13-) C
    14-) E
    15-) C
    16-) E
    17-) D
    18-) A
    19-) C
    20-) C
    21-) B
    22-) A
    23-) C
    24-) D
    25-) E
    26-) A
    27-) C
    2 8-)C
    29-) A
    30-) A


    alıntı
#16.08.2010 13:35 0 0 0