Kökboyasıgiller (Rubiaceae) familyasının Coffea cinsinde yer alan bir ağaç ve bu ağacın meyve çekirdeklerinin kavrulup öğütülmesi ile elde edilen tozun su, süt ile karıştırılması ile yapılan bir içecektir.
Kahve çekirdeği beyaz renktedir ve yasemin gibi kokar. Kahve meyvesi büyüklüğü, şekli ve renginin benzerliğinden dolayı "kahve kirazı" olarak da adlandırılır.
Tropik Ekvator kuşağı doğal yurdudur. Ilık ve nemli iklimde , 15-25 derece C ideal yetişme ısısı en fazla 2000 metre yükseklikte yetişir. Dünyada yıllık 6 milyon ton üretilir.
Pek çok türü olmasına rağmen en çok ARABICA ve ROBUSTA türleri yetiştirilir.
yel almasına bitkisel çözümler - bitkilerle yel almasının tedavisi - yel almalarına bitkisel reçeteler - yel almasına karşı bitki çayları
KİMYON: Kimyon yağı ile vücu dun yel olan bölgelerine masaj yapılır.
DARI FÜLFÜL: Günde 2,5 gr toz halinde şekerle beraber alınır.
PAZI: Pazı hardal ile yenilir.
REYHAN ŞURUBU: Reyhan şu rubundan 30 gr içilir.
SAFRAN: Günde birkaç defa 0,2-0,5 gr toz halinde içilir.
TARÇIN KABUĞU: Tarçın kabukları çay gibi kaynatılır, günde 2-3 bardak içilir. 1 bardak kaynar suya, yarım-1 çay kaşığı toz tarçın konur, 10 dk bekletilir, günde 2-3 bardak içilir. Tarçın tozundan günde birkaç defa 0,10-0,40 gr bir miktar şekerle yenilir (Kemiğin içindeki yelleri bile çıkarır).
TARHUN: Tarhun, kereviz tohumu, rezene toz halinde balla beraber yenilir veya bal şerbeti ile içilir.
ağır işte çalışanların oruç tutması - orucu bozmak - oruç bozmak hakkında söylenenler
Sıcakta oruç bozmak günah değildir ama sonra kaza orucu tutulabilir
İlahiyatçı Yazar İHSAN ELİAÇIK:
Hasta olana, yolcu olana, aşırı sıcaklarda çalışana, dermanı kalmayana Kuran-ı Kerimin Bakara Suresi Oruç tutmayabilir diyor. O günlerin kazası sonra tutulabilir
AŞIRI sıcaklarda oruç bozmak günah olmaz. Onun yerine ramazandan sonra uygun bir günde tutarlar. Kuran-ı Kerimde zaten bununla ilgili bir ayet de var. Bakara Suresinin 184. ayetinde bu konuya açıklık getiriliyor. Deniyor ki Orucu sayılı günlerde tutacaksınız, her kimhasta veya yolcu ise diğer günlerde orucunu tutsun. Takati olmayanlar bir yoksul doyuracak kadar fidye versin. Kimgönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. Yani burada hasta olana, yolcu olana bir de aşırı sıcaklarda çalışma sebebiyle oruç tutmaya takat getiremeyen sağlık sorunu olan, ayrıca hasta değil yolcu da değil ama bu sıcaklarda çalışırken aç kalırsa tıbben belli ki bu adamsağlık sorunu yaşayacak, oruç tutmamalıdır.
Sıcaklarda çalışmaktan ve açlıktan ortaya çıkacak bir durumda ise bayılma olur, dermanı kesilir dayanamayacak gibi olur, bırakır. Bunda bir sakınca yok. O günün ramazandan sonra başka bir gün kazasını tutar.
İlahiyatçı Prof. Dr. BEYZA BİLGİN:
Sıcak havaya dayanamayan orucunu bozabilir, kaza orucu da gerektirmez
SICAKLIK sebebiyle dayanamayarak orucunu bozan kimseye ceza gerekmez. Yerine altmış gün oruç tutmak gibi bir ceza gerekmiyor. Çünkü kişi sağlık sebebiyle orucunu bozdu gibi bir muamele görüyor. En iyisi bir hekimle görüşüp kontrol olup veya tansiyonu şekeri varsa hiç başlamamak. Kişi belki tutabilirim diye kendini denemek isteyebilir, doktoru da izin veriyorsa, güneşe çıkmadan serin yerdeyse denemeler yapabilirler. Olmuyorsa bırakırlar, oluyorsa devam ederler ya da olduğu kadar devam ederler. Olmadığı anda bırakabilirler bunda bir ceza gerekmez. Ceza şımarıklıkla bozan içindir. Ehemmiyet vermeyerek Ne olacakmış şu dondurmayı da canım çok istedi şeklinde sebep yokken şımarıkça, saygısızca bozmayadır ceza. Yoksa aşırı sıcakta gerçekten rahatsızlanarak dayanamayacak ya da çok susayarak çalışmaktan düşerek orucu bırakmakta bir sakınca yoktur.
Herkesin dayanma gücü başkadır Dayanamayan bozsun fetvası yanlış
İstanbul MüftüsüMUSTAFA ÇAĞRICI:
Dayanamayan herkes istediği gibi oruç tutmayabilir, orucunu bozabilir şeklinde genel bir fetva vermek doğru değil. Din bireyseldir
KURAN da da bir ayet var bu konu ile ilgili Tutarsanız daha iyidir diye geçer. Ama burada tabii bu başka konularda da geçerlidir ama oruç açısından özellikle geçerlidir, her bir bireyin kendi zorluğu kendine özgüdür. Kendi tahammül gücü de kendine özgüdür.
Bu nedenle burada herkesi kuşatan ve açlığa dayanamayan, susuzluğa dayanamayan, işinin ağırlığına dayanamayan herkes ramazanda istediği gibi oruç tutmayabilir diye kategorik olan bu şekilde genel bir fetva vermek doğru değildir.
Din Allah ile insan arasındadır, bireyseldir. Kendiniz gerçekten bu oruca tahammül edemeyeceğinizin farkındaysanız, ama gönlünüz oruç tutmak istiyorsa, fakat şartlarınız o kadar ağır ki o artık ibadet olmaktan çıkıp azap haline dönüşüyorsa, işinizin koşulları öyle ise o zaman oruç tutmayabilirsiniz.
Çünkü Kuran-ı Kerim de ayetin arkasında şu şu şartlarda oruç tutmayabilirsiniz gibi bir açıklama yok fakat hepimize ışık tutan bir kural söylüyor Allah sizin için kolaylık murat eder, güçlük istemez.
İslami Yazar İSMAİL NACAR:
Vaatte bulunmak doğru değil, kişi ile Allah arasında
BÖYLE bir prensip vaat etmek doğru olmaz. İslamiyette oruç bozmanın şartları var. Sıcaklarda oruç tutulmaz diye bir kural icat etmek doğru olmaz.
Dayanamayıp bozmak da kişiden kişiye değişir. Bunun sınırı nedir? Hasta oruç tutuyorsa belli ki Müslüman bir insandır ve eğer tutamayacağı kanaatindeyse, sağlık bakımından büyük bir sıkıntı çekiyorsa onun kararını kendisi verir. Bunun sınırını herhangi bir ilim adamı, din görevlisi koyamaz. Onun takdiri o insana aittir. Kişi tahammül sınırının ne olduğunu kendisi tayin eder, sağlığı yerindeyse, bir şeyi yoksa orucunu tutar ve de bozmaz.
Bir Müslüman sağlık bakımından çok perişan bir duruma düşmüşse bunun kararını kendisi vermelidir onun takdiri de Allah ile kendisi arasındadır.
OĞULOTU: 1 bardak kaynar su ya, 4- 10 gr bitki konur, 10 dk bekletilir, günde 3 bardak içilir.
Bitki toz haline getirilir, günde 3-4 defa 1-4 gr içilir. Tohumu toz haline getirilir, günde 3 defa 3 ğr içilir.
Taze bitki sıkılır, suyundan yarım fincan içilin
Sinirleri yatıştırıcı olarak, oğulo-tu 60 gr taze limon kabuğu 15 gr, küçük hindistan cevizi 15 gr, kiş niş 15 gr, karanfil 8 gr, su 1000 gr, oğulotu mümkün olursa taze olacak, limon kabuğu ince ince ve ufak doğranacak, diğerleri toz halde su içerisinde 8 gün bekletilir, süzülür, şişede muhafaza edi lir, günde 5-20 gr içilir.
ŞAHTERE: 1 bardak kaynar suya, 10 gr bitki konur, 10 dk bekletilir, günde 3 defa 2-3 bardak içilir. KUŞ BURNU: 1 bardak kaynar suya, 10 gr meyve konur, 10 dk bekletilir, günde 3-4 defa 1 bardak içilir.
Meyve toz haline getirilir, günde 3 defa 2-10 gr içilir.
MERSİN YAPRAĞI: 1 bardak kaynar suya, 10 gr ufalanmış yap rak konur, 10 dk bekletilir, günde 2- 3 bardak yemeklerden evvel içilir.
Yapraklar toz haline getirilir, günde 3 defa 3-5 gr yemekten önce içilir.
MERSİN MEYVESİ: 1 bardak kaynar suya, 4-6 gr meyve konur, 10 dk bekletilir, günde 2-3 bar dak içilir.
IHLAMUR: 1 bardak kaynar su ya, 2 gr ıhlamur konur, 10 dk bekletilir, günde 4-5 bardak içilir Ihlamur toz haline getirilir, gün de 3-5 defa 1-4 gr içilir.
Ihlamur küvete konulur, bu su ile banyo yapılırsa vucuta sükunet gelir.
ZENCEFİL TOZU: 1 bardak kay nar suya, çay kaşığı zencefil ko nur, 10 dk bekletilir, günde 2-3 bardak içilir.
Zencefil toz halinde günde 2-3 defa yarım-1 çay kaşığı, şekerle yenilir.
ZENCEFİL KÖKÜ: Zencefil kökü çay gibi kaynatılır, günde 2-3 bardak içilir.
KlMYON: 1 bardak kaynar suya, 4-10 gr kimyon konur, 10 dk bekletilir, günde 2-3 bardak içilir. Kimyon toz halinde günde 5-6 defa 0,5 -1 içilir.
HAYIT TOHUMU: 1 bardak kaynar suya, 4- 10 gr tohumu ko nur, 10 dk bekletilir, günde 2-3 bardak içilir.
SÖĞÜT YAPRAĞI, AĞAÇ KABUĞU, KÖKÜ: Söğüt yaprağı kabuğu toz haline getirilir, günde 1-2 gr içilir. Veya 10-20 gr kuru yaprak kabuk kök 1 bardak suda 10 dk kaynatılır, günde 2-3 bar dak içilir.
ÜZERLİK TOHUMU: 1 bardak kaynar suya, 4-10 gr tohum veya ince kıyılmış kök konur, 10 dk bekletilir, günde 1-2 bardak içilir.
SARI YOĞURT OTU: 1 bardak kaynar suya, 1 tatlı kaşığı bitki konur, 10 dk bekletilir, günde 2-3 bardak içilir.
KIRLANGIÇ OTU: 1 bardak kaynar suya, 2-6 gr bitki konur, 10 dk bekletilir, yemeklerden önce 1 bardak içilir. Aynı miktarda 5-10 dk kaynatıla-ı akta kullanılabilir.
DERE OTU TOHUMU: 1 barDak kaynar suya, 1 tatlı kaşığı çe kilmiş tohum konur, 10 dk bekle tilir, süzülür, 1 günde tüketilir.
AKASYA AĞACI ÇlÇEĞI: 1 bardak kaynar suya, 4-6 gr yaprak veya çiçek konur, 10 dk bekletilir, günde 1 bardak içilir.
AKASYA AĞACI KABUĞU: Ağaç gövde kabuğu 1 bardak su ya, 4-6 gr konur, 5 dk kaynatılır, günde 1 bardak içilir.
HATMİ ÇİÇEĞİ KÖKÜ: 1 bardak suya, 20 gr hatmi kökü konur, 5 dk kaynatılır, balla tatlandırılır, günde 1 bardak içilir.
HATMİ ÇİÇEĞİ: 1 bardak kay nar suya, 10 gr çiçek konur, 10 dk bekletilir, balla tatlandırılır, gün de 1 bardak içilir.
AYVADANA: Ayva dana toz hali ne getirilir, günde 4-6 gr içilir. 1 bardak kaynar suya, 1 kaşık bit ki konur, 10 dk bekletilir, günde 2-3 bardak içilir.
BİBER: 1 bardak kaynar suya, 2 gr acı biber konur, 10 dk bekletilir, süzülür, günde 2-3 bardak içi lir. Toz halinde günde 3 defa 0,5 -1 gr içilir, günde 1-2 gr balla yenilir.
KESTANE KABUĞU: 1 bardak kaynar suya, 10 gr kestane dikenli dış kabuğu konur, 10 bekletilir, günde 2-3 bardak içilir.
KIRLANGIÇ OTU: 1 bardak kaynar suya, 2-6 gr bitki konur, 10 bekletilir, yemeklerden önce 1 bardak içilir.
yaralar için bitkisel reçeteler - bitkilerle yara izlerinin giderilmesi - yaralara bitkisel çözümler - iyileşmeyen yaralara bitkisel tedaviler
TIBBI KOKULU YONCA: Taz bitki ezilir, merhem yapılır yaraların üzerine sürülür.
Taze bitki ezilir, suya, ıslatılır bi müddet bekletilir, bu su ile yaralar yıkanır.
TAVŞANCIL OTU: 1 bardak su ya, 10 gr kök konur, 10 dk kayna tılır, suyu ile yaralar yıkanır, pan suman yapılır.
TURP TOHUMU: Turp tohumu sirke ile kaynatılır, lapa haline ge tirilir, yaralara konulur.
TUZ: Tuz ve sirke karıştırılır yaralar yıkanır.
YAVŞAN OTU: Yavşan otu yaprakları ezilir, yaraların üzerine konulur.
BEZİR YAĞI: 1 şişe içerisine 1 kı sım beziryağı konur, üzerine aynı nisbette kireç suyu ilave edilir. Kuvvetlice çalkalanır meydana gelen mayi krem halinde yarala rın üzerine sürülür.
GECE SAFASI: Gece Safası Gece safası yaprak ve çiçekleri iyice kı yılır kaynatılır. Lapa halinde ya ralara konulur.
Gece Safası kuru yaprakları kay natılır suyu ile yaralara kompres yapılır.
TAŞ ANASONU KÖKÜ: Taş anasonu taze kökleri sıkılır, elde edilen su ile yaralara pansuman yapılır.
TIBBI NERGİZ-TIBBİ ÖKÜZ GÖZÜ-AYNI SAFA ÇİÇEĞİ: Aynı safa çiçeği, atkuyruğu ile aynı nisbette karıştırılır 10 dk kaynatılır, suyu ile yaralar yıkanır.
TIBBİ KARA KAFES OTU KÖKÜ: 1 kilo suya, 200 gr karakafes kökü konur, 3-4 saat bekletilir, ağzı kapalı bir şişede muhafaza edilir günde 3-4 defa yaralara pansuman yapılır.
KAOLEN: Yaralarda kaolen lapa halinde kullanılır çok etkili ve en emin en temiz lapadır. Ayrıca kaolen, asitborik, metol salisilat, nane ve timol yağları ve gliserin ile karıştırılarak lapa yapılır yara lara konulur.
ASÎLBENT: Asilbent merhem halinde kullanılır.
GÖZ TAŞI (BAKIRSÜLFAT): Göztaşı ateşte yakılır zeytinyağı ile merhem yapılır, inatçı yaralara sürülürse tedavi eder.
ILGIN AĞACI: Ilgın ağacı yaprak veya dalları yakılır külü yaralara serpilirse yaraları kurutur (bil hassa ateş yanığı yaralarında). Dumanına tutulduğunda sulu yaraları kurutur.
HlNT NARI: Hint narı meyve veya çiçekleri sirke ile kaynatılır, yaralara pansuman yapılır (eski yaralarda da faydalı olur).
MÜRDESENK: Mürdesenk zeytinyağı ile merhem yapılır iyileşmeyen yaralara sürülür.
KEÇİ LAHANASI: Keçi lahanası taze yaprakları ezilir, zeytinyağı ile merhem yapılır yaraların üzerine sürülür.
AĞAÇ MANTARI: Ağaç mantarı toz haline getirilir, yaraların üzerine serpilir.
SANDOLOS SAKIZI: Sandolos sakızı toz haline getirilir, yaraların üzerine serpilir.
PAMUK MAZISI (BİR ÇEŞİT MEŞENİN ÜZERİNDE MEY DANA GELEN MAZI): Pamuk mazısı kan dindirici ve antiseptik olarak yaraların üzerine sarılır.
ÖKÜZ GÖZÜ: Öküz gözü çiçekleri toz haline getirilir, merhem yapılır yaraların üzerine sürülür.
Yara izlerinin bitkilerle tedavisi
TERMlYE: Termiye kaynatılır, suyu ile pansuman yapılır. (Uzun müddet devam edilir)
TARÇIN: Tarçın kaynatılır, suyu na bir pamuk batırılarak yara izlerine sürülür. Bir müddet devam edilir.
ABANOZ ODUNU: 1 bardak kaynar suya, 10 gr abanoz yonga sı konur, 10 dk bekletilir, suyu ile yara izlerine pansuman yapılır. Bir müddet devam edilir.
YABANI ROKA: Yabani roka tohumları toz haline getirilir, sığır ödü ile karıştırılır, yara izlerine sürülür.
ROKA: Taze roka yaprakları sıkı lır, elde edilen su yara izlerine sürülür.
Izgara Sebzeli Yoğurtlu Kebap - Yoğurtlu Kebap Nasıl Yapılır - Kuzu Eti Izgara
Malzemeler:
300 gr. kuzu eti
1 adet patlıcan
1 adet kabak
1 adet havuç
1 adet kuru soğan
1 adet kırmızı biber
1 adet dolmalık biber
1 adet domates
1 tutam fesleğen
1 çay bardağı zeytinyağı
tuz,
karabiber,
kekik,
pulbiber
Yapılışı
Patlıcanları kabuklu şekilde verev verev (yan yan) doğruyoruz. Havucu soyup, kabakla birlikte doğruyoruz. Hepsini bir araya alıyoruz. Üzerine fesleğen, tuz, karabiber, zeytinyağı döküp karıştırıyoruz.Sebzeleri ızgarada kızartıyoruz. Kızaran sebzeleri servis tabağına alıyoruz. Kırmızı biberi dörde bölüp kızartıyoruz. Kuru soğanı da kızartıyoruz. Kuzu etlerini parmak boyunda doğruyoruz. Tavanın içerisine zeytinyağı koyup kızartıyoruz. Tuzu ve biberi ilave ediyoruz.Üst üste dizdiğimiz sebzelerin üzerine yoğurt döküyoruz. Etleri üzerine diziyoruz. Kabuğu soyulup doğranmış domatesleri fesleğen, zeytinyağı, kekik, pulbiber, karabiber ve tuzla birlikte soteliyoruz.Etlerin üzerine döküyoruz ve servise hazır hale getiriyoruz.
peynir dolması nasıl yapılır - peynir sarması
Malzemeler:
400 g taze peynir,
5 yeşil soğan,
5 diş sarmısak,
1 bağ soğancık,
karabiber,
tuz,
taze defne yapraklan (yoksa kestane ya da asma yaprakları),
birkaç karanfil,
6 çorba kaşığı zeytinyağı,
200 g beyaz peynir,
2 tatlı kaşığı iri öğütülmüş karabiber
Tarifi:
Taze peyniri, 2 kıyılmış yeşil soğan, 2 diş sarmısak, kıyılmış soğancık, karabiber ve tuz ile karıştırın. Küçük toplar yapın, topları defne, kestane ya da asma yapraklarına sarın, yaprakları karanfiller ile tutturun, etrafına natürel rafya sarın. Dolmaları bir servis tabağına tepeleme olarak dizin, üzerine 3 çorba kaşığı zeytinyağı gezdirin.
Beyaz peyniri küp halinde kesin ve bir kabın içine koyun. İri öğütülmüş karabiber, kalan ezilmiş sarmısağı ve halka şeklinde doğranmış yeşil soğanları ilave edin, zeytinyağı gezdirin. Acılı sevenler kıyılmış sivri biber koyabilir. Peyniri bir gece boyunca bekletin. Beraber servis yapın.
zeytinli ekmek nasıl yapılır - peynir kremalı ekmek tarifi - evde ekmek yapımı
MALZEMELER
325 gr un
Yarım küp yaş maya
Yarım tatlı kaşığı tozşeker
75 ml zeytinyağı
1 tatlı kaşığı tuz
75 gr çekirdekleri ayıklanmış zeytin
Krema icin:
200 gr labne peyniri
3 çorba kaşığı süt kreması
Yarım tatlı kaşığı nane
YAPILIŞ TARİFİ
Unu derin bir kaba alıp ortasına bir çukur açın. Maya, 100 ml ılık su ve
şekeri küçük bir kasede karıştırın. Ardından çukurun içine dökün. Üzerine
un serpin. Kabın üzerine bir bez örterek 15 dakika ılık bir ortamda
bekletin.
Bekleme süresinin ardından kaba yağ ve tuz ekleyip karışımı pütürsüz bir
hamur halini alıncaya kadar yoğurun.
Tekrar üzerini örterek 40 dakika dinlendirin.
Fırını 200 dereceye ayarlayıp önceden ısıtın. 50 gr zeytini kıyın.
1 tatlı kaşığını una bulayıp hamura ekleyin. Hamuru yağlanmış dikdörtgen
bir fırın kabının içine yerleştirin. Kalan zeytinleri üzerine bastırarak hamura
gömün. Fırına verip 30 dakika kadar pişirin.
Krema için peynir ve süt kreması karıştırın. Tuz, nane ve fesleğenle
tatlandırın. Zeytinli ekmeği peynirli krema eşliğinde servis yapın.
bütün tavuk nasıl pişirilir - garnitürlü tavuk tarifi - fırında havuçlu bezelyeli tavuk
Malzemeler:
Bir bütün tavuk
4 adet havuç
1 kutu konverse bezelye (yarım kiloluk)
2 adet soğan
2 adet domates
2 adet patates
1 kaşık salça
Yarım bardak ayçiçek yağı
Tuz
Karabiber
Maydanoz
Yapılış Tarifi:
Tavukları kemikleriyle beraber iri iri doğrayın. Bir tencereye koyup yağda kavurun. Soğanı soyup doğrayın ve havucu, biberi, domatesi beraber kavrulan tavuğa katın. Patatesi de portakal dilimi doğrayıp katın.
Tuzunu da ekip 15 dakika kaynatın. Salçasını da kattıktan sonra bezelyesini de koyup 25 dakika daha pişirin. Fırına verin ve 15 dakika da fırında pissin. Sıcak servis yapın.
Yemek Fıkrası - Bir Kaptan Yemek Yemek
Keçecizade Fuat Paşa, hariciye nazırı iken gittiği Avrupa'Öaki bir yemek ziyafetinde çeşitli ülkelerin, vezir, sefir ve devlet erkânlyla sohpet ederken, içlerinden şımarık, atak ve özellikle Türkler'i küçümsemek isteyen biri, hiçbir münasebet yokken:
—Efendim, demiş. Osmanlı ülkesine gittiğimde, onların ortaya koydukları bir kapdan,, herkesin tabaklarına ayırmadan yediklerini gördüm.
Fuat Paşa, bu sözlerdeki küçültücü anlamı hemen sezmiş. Aradan bir süre geçmiş, sonra o da:
—Ben de bir anımı belirtmek isterim. Küçüklüğümde sık sık dedemin çiftliğine giderdim. Akşam olup da koyun sürüleri gelince, hepsi sessiz, sakin yemlikteki yemlerini güzel güzel yer, sularını da itişip kakışmadan büyük yalakdan içer, çekilirlerdi.
Ama gelgelelim, köpeklere ; yemekler bir kapdan verilince, birbirleriyle dalaşır, kavga eder, bir türlü sessizce yiyemezlerdi.
Onun için çobanlar, her bir köpeğin yemeğini ayrı ayrı kaplara bölerek vermek zorunda kalırdı! diye anlatmış.
yemek kuralları - yemek yerken dikkat edilecekler - yemek yemenin püf noktaları - yemek yemenin kuralları
-Yiyecek ve içeceklerin helal olması gerekir.
-Yemekten önce ve sonra eller yıkanmalıdır.
-Yemeğe Besmele ile başlayıp, şükürle bitirmelidir.
-Yemek kendi önünden ve sağ elle yenmelidir.
-Lokma küçük alınmalı ve iyice çiynenmelidir.
-Lokma ağızda iken konuşulmamalıdır.
-Bir lokma yutmadan diğeri ağza alınmamalıdır.
-Yemeği soğutmak için üzerine üflememelidir.
-Su içerken, bardağın içine nefes verilmemelidir.
-Başkalarını tiksindirecek söz ve davranışlarda bulunmamalıdır.
-Yemek ısraf edilmemeli, yenebilecek kadar tabağa alınıp, tabaktakiler bitirmelidir.
-Toplu yemek yerken, herkez yemeği bitirmeden sofradan kalkılmamalıdır.
-Yemeğe önce büyükler başlamalıdır.
Vücudumuzun Vitamin Eksikliğine Verdiği Sinyaller - Vücudun Minarel Eksikliğine verdiği Sinyaller - vitamin ve Mineral Eksiklikleri
ERCİYES Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Neriman İnanç, vitamin ve minarellerin eksikliği halinde vücudun sinyaller gönderdiğini belirtti.
Vücuttan gelen sinyallerin, hangi vitamine ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyduğunu belirten Doç. Dr. İnanç, bu sinyallerin iyi değerlendirilmesiyle sağlık sorunlarına çözüm bulunabileceğini söyledi.
Doç. Dr. İnanç, vücudun bazı vitamin ve minerallerin eksikliği sonucu verdiği sinyalleri şöyle sıraladı:
Çatlayan dudak: B12 vitamini.
Kırmızı cilt: B grubu vitaminleri.
Kalçada sivilce: B vitaminleri ve E vitamini ile yağ asitleri.
Az uzayan saç: Çinko.
Kırmızı gözler: B 6 vitamini.
Kırılan tırnak: Demir ve kalsiyum.
Bacak uyuşması: Demir, B6 vitamini ve folik asit.
Dişeti hastalığı: C vitamini.
Müzmin yorgunluk: B grubu vitaminlerle C vitamini ve demir.
Egzama: Çinko ve C vitamini.
Ağızda aftlar: Demir ve folik asit.
Regl öncesi şikayetler: Çinko eksikliğini gösterir.
Aöf Davranış Bilimleri - Yaşam Boyu Gelişim Psikolojisi Konu Özeti - Gelişim Psikolojisinin Temel Kavramları
Yaşam Boyu Gelişim Psikolojisini, temel kavramları ve amaçlarını açıklamak ve tanımlamak
• Gelişim psikologları, döllenmeden ölüme kadar yaşa bağlı olarak görülen davranış değişikliklerini incelerler. Gelişim psikolojisinin hem temel bilim hem de uygulamalı yanları vardır. Yaşam süresi denildiğinde, döllenmeden yaşamın sonuna kadar olan dönemler düşünülmelidir.Davranış gelişiminde, biyolojik ve çevresel etkenleri açıklamak
• Davranışların gelişmesinde kalıtımsal ve çevresel etkenler rol oynamaktadır. Zeka insanlarda genetik açıdan en fazla incelenen özellikler arasında yer alır. Tek ve çift yumurta ikizleriyle yapılan çalışmalar, zekanın kalıtım ve çevrenin etkileşimi sonunda tayin edildiğini göstermiştir. İnsanlara nasıl davranılacağını öğretmek, bir başka deyişle sosyal gelişim, insan yaşamının önemli bir yönüdür. İşbirliği, yardımseverlik ve diğerkamlık olumlu; saldırganlık ve düşmanlık ise olumsuz sosyal davranışlardan bazılarıdır. Davranış gelişimini açıklamaya yönelik geliştirilen başlıca kuramları tartışabilmek
• Davranışların gelişimini açıklamaya yönelik değişik kuramlar vardır. U-D kuramcılarına göre davranışlar olumlu ya da olumsuz pekiştirme ve ceza ile kontrol edilir. Sosyal öğrenme kuramına göre ise, davranışların kaynağı gözleyerek öğrenme, ve modellerin örnek alınmasıdır (taklit ve özdeşim). Freud, kişiliğin gelişmesinde yaşamın ilk yıllarının önemini vurgulamıştır. Erikson ise davranışların sosyal çevrenin etkisiyle, tüm yaşam boyu değişebileceğine inanmaktadır. Piaget 1920'lerden 1980'li yılların ortalarına kadar çocuğun zihinsel gelişimini incelemiş ve davranışların bilişsel gelişimle birlikte önemli ölçüde değiştiğini ve bilginin kazanılmasında bireyin aktif rol oynadığını vurgulamıştır. Ahlak gelişiminde de, bilişsel gelişimde olduğu gibi belirli dönemler vardır (Piaget ve Kohlberg). Ahlak gelişiminin son aşamasında bireyin içsel değerleri ve onuru, yargılarında önemli rol oynamaktadır.
Aöf Uluslararası İlişkiler Dersleri - Kültür Dersi Konu Anlatımı - Kültür Nedir - Kültürün Tanımı - Kültür Kavramı - Aöf Davranış Bilimleri
Toplum ve insan bilimleri için temel bir kavram olan kültürü ve temel özelliklerini, kültürel farklılıklar ve kültürel birleşme kavramlarını tanımlamak.
İnsanoğlu gelişmiş beyin yapısı sayesinde yaşamda canlı kalıp bir kültür yaratabilir. Kültür, bir toplumda yaşayan insanların bütün öğrendikleri ve paylaştıklarını kapsayan bir kavramdır. Davranış bilimlerinin incelediği hemen her şey bir kültür tarafından biçimlendirilir. Zamanla kültürün koyduğu kurallar bizim bir parçamız haline gelir. Toplum, Dil ve kültür ilişkisini açıklamak.
Kültür, insanların kullandıkları bir dil sayesinde yayılır ve insanlar arasındaki etkileşimler sonucu doğup gelişir. Her toplumun farklı düşünce inanç ve değer sistemleri vardır. Her düşünce kalıbı yaşadığı kültür içinde önemlidir ve geçerliliği vardır. Kültürün bir diğer özelliği de öğrenilen davranışlardan
oluşmasıdır. Her toplumun kültürü, maddi ve manevi olmak üzere iki tür öğeden oluşur. Kültür ve toplum birbirinden ayrılmaz bir bütünü içerirler. Toplum kültür olmadan var olamayacağı gibi; kültür de kendisini koruyan ve geliştiren bir toplum olmadan varlığını sürdüremez. Kültür dil sayesinde korunur ve gelecek nesillere aktarılır. Kültür kalıtımla babadan oğul a geçmez ve her toplumun kültürü kendine özgüdür. Kültürü oluşturan parçaların
herhangi bir biçimde birbirlerine bağlanmasına kültürel birleşme denir.
Kültür, norm ve değerlerle bir anlam kazanır. Normlar, o kültür içinde anlamlıdırlar. Kültürü oluşturan temel parçalardan değerler ve normu tanımlamak. yaptırımı olan yerleşik davranış kurallarıdır. Değer ise hangi toplumsal davranışların iyi, doğru ve istendik olduğunu belirten paylaşılan ölçüt veya fikirlerdir.Değerler böylece kültürel yaşantımıza rehberlik ederler.
Kültür kendi içinde popüler ve fakirlik kültürü, gerçek ve ideal kültür, yüksek ve yaygın kültür, alt kültür ve karşıt kültür olarak ayrılır. Popüler kültür yaşadığımız günlük hayattır. Fakirlik kültürü ise Oscar Lewis'in "fakirlerin sahip olduğu değerlerin, ekonomik yönden başarılı kişilerin değerlerinde farklı olduğuna" yönelik tezine dayanmaktadır. İdeal kültür toplumu bir arada tutan norm ve değerlerin sadece kurallarda geçerli olması iken gerçek kültür ise bunların günlük yaşamdaki uygulanış veya bulunuş biçimidir. Toplum içinde özel bir yaşam biçimi, zevkleri, alışkanlıkları olan küçük bir elit grubun sahip olduğu kültür yüksek kültür olarak tanımlanırken, büyük halk kitlelerinin benimsediği yaşam biçimi, zevkler, farklı değerler yer aldığı kültür yaygın kültürü oluşturur. Diğer yandan toplumun temel kültürel değerlerini paylaşan ancak bunun dışında kendini diğer gruplardan ayıran değer, norm ve yaşam biçimleri olan grupların oluşturduğu kültür alt kültür olarak tanımlanmaktadır. Yine bir alt kültür olarak değerlendirilen karşıt kültür değer, norm ve yaşam biçimleri açısından içinden yaşanılan kültüre ters düşen tutum ve davranışları içermektedir. Etnosentrizm ve kültürel relativizm kavramlarını tanımlayarak; her iki görüşün olumlu ve olumsuz yönlerini tartışabilmek.
Bunlar kültürün kendi içindeki farklılıklardır. Etnosentrik görüş başkalarının kültürünü bireyin kendi kültürü açısından değerlendirmesi demektir. Kültürel relativist görüş ise kültürü kendi kalıpları içinde anlamak, önyargılı olmamak demektir.