CADIKIZ

CADIKIZ

Üye
02.06.2005
Binbaşı
37.821
Hakkında

  • noimage

    Hindistan'da her yarım saatte bir kadın tecavüze uğruyor ve her 75 dakikada bir kadın, genellikle yeteri kadar çeyiz getirmediği için yakılarak öldürülüyor.

    Ulusal Suç Kayıtları Bürosunun 2004 verilerine dayanan ve temmuzda meclise sunulacak raporuna göre, başkent Yeni Delhi, kadınlar açısından en az güvenli şehir. 2004'te ülkenin 35 şehrindeki tecavüzlerin yüzde 30'u Delhi'de oldu.

    Rapora göre, 2004 yılında her 29 dakikada bir kadın tecavüze uğrarken, her 9 dakikada bir kadın, koca veya kocanın akrabalarının şiddetine maruz kaldı.

    Hindistan'da şiddete en çok maruz kalan diğer kesim ise çocuklar. Çocuklara karşı işlenen suçlar 2004'te bir önceki yıla göre yüzde 24 arttı.

    Çoğunlukla kız çocuklarının doğmadan öldürülmesi vakaları da bu dönemde yüzde 50 artış gösterdi. Başta Penjap ve Haryana eyaletlerinde olmak üzere, Hindistan'da kız çocuklarına karşı önyargı, onların ana karnındayken öldürülmesine yol açıyor.
#01.06.2006 12:07 1 0 0
  • noimage

    Kadının Toplum İçindeki Yerinin Kuvvetlendirilmesi Hakkında Demokrasi Yardım Diyaloğu Hükümetlerarası Konferansı"na katılan, Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, kadına yönelik şiddetin engellenmesi için Genelkurmay Başkanlığı tarafından erlere eğitim verileceğini söyledi.

    Şiddetin, kadınların gerçek anlamda vatandaş olmasını engellediğini vurgulayan Çubukçu, kadına karşı şiddetin engellenmesi için parlamento, kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, medya ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla "Şiddeti Önleme Platformu" oluşturulduğunu söyledi. Çubukçu, "Kadına Karşı Şiddete Son'' ulusal kampanyasının sürdürüldüğünü, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünce AB Komisyonuna, "Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Yaygınlaştırılması'' projesi sunulduğunu, Genelkurmay ile silah altındaki yaklaşık 800 bin ere, şiddetin önlenmesi için eğitim verilmesi konusunda çalıştıklarını anlattı.

    MATERYAL BAKANLIKTAN

    Yeni yüzyılın "kadınların yüzyılı" olacağı öngörüsünün geniş bir çevrede kabul gördüğünü belirten Çubukçu, gazetecilerin sorusu üzerine, erlere verilecek eğitime ilişkin materyali bakanlığın sağlayacağını, eğitimin ise Genelkurmay'ca verileceğini belirtti. Çubukçu, konuşmasında dünya üzerindeki gayrı menkullerin yüzde 91'inin erkeklere ait olduğuna dikkati çekti. Çubukçu, Türkiye'de kadınların siyasi yaşamda arzu edilen noktada olmadığını, parlamentoda yüzde 4.4 oranda temsil edildiklerini de vurguladı.

    şunuda unutmamak gerekirki eğitim küçük yaşlarda verilirse etkili olur.20 yaşındaki daha okuma yazmaya bilmeyen askerlerimiz vardı.afedersin wc yi kullanmayı bilmeyen yemek yemeyi bilmeyenler vardı.yapılan bu uygulama bir manipulasyon.Ama yinede böyle bir çaba takdire şayan.
#23.05.2006 09:30 1 0 0
  • Hanımım ne söylerse çıkmam onun sözünden
    Ne arzu ettiğini keşfederim gözünden

    Saygı gösterip ona sabah erken kalkarım
    Ortalığı süpürür sobamızı yakarım

    Çayımızı hazırlar soframızı kurarım
    Bu arada uyanır sultanlar gibi hanım

    İbriği tası alıp eline su dökerim
    Hizmetimi beğenir takdir eder şekerim

    Evi badana eder duvarları sıvarım
    Elimden her iş gelir tahtaları ovarım

    Sinirliyim titizim terstir biraz damarım
    Yırtık sökük gördümmü hemen alır yamarım

    Sporu çok severim salıncağı sallarım
    Çocuk doğdu doğalı idmanlıdır kollarım

    Biraz müşkülpesendim her yemeği yiyemem
    Gururluyum hanıma şunu pişir diyemem

    Ev işine karışmam herkes gibi aşırı
    Haftada bir yıkarım biriken çamaşırı

    Kimseye boyun eğmem temizlerin ocağı
    Misafir günümüzde toplarım dört bucağı

    Hanıma fincan cezve getirdim kahire den
    Kahve pişirmem için çağırır daireden

    Dalar karıştırırsam şekerliyle sadeyi
    Oklavanın altında veririm ifadeyi
#19.05.2006 17:34 1 0 0
  • No 1: Kıro
    Nerede rastlarsın?
    Plajda, havuzda, lüks otellerde, gece kulüplerinde, otobüste, vapurda... Kısacası heryerde! Özellikle de İstanbul sokaklarında!
    Nasıl tanırsın?
    Onu tanımak için fazla çaba harcamana gerek kalmaz, giyimi ve davranışlarıyla hemen kendini belli eder. Genellikle beyaz çorapları, boynundaki altın zinciri ve elindeki tespih onu ele verir. Ama artık modern görünüşlü kırolar da var. Yine de onları farketmek çok kolay! Neden çıkılmaz?
    Çünkü girdiğin her ortamda seni rezil eder. Onunla konuşacak fazla ortak konu bulamazsın. Aynı zamanda maçodur, seni sahiplenir ve her hareketinden haberdar olmak ister.

    No 2: Maço
    Nerede rastlarsın?
    Nereden çıkacakları hiç belli olmaz. Ne de olsa her erkeğin içinde biraz var!
    Nasıl tanırsın?
    Bazıları kendini hemen belli eder, bazıları ise gizli maçodur. Genellikle erkek arkadaşlarıyla takılırlar. Futbol maçlarını kaçırmazlar. Klasik giyinirler.
    Neden çıkılmaz?
    Giyimine, hareketlerine, makyajına, arkadaş ilişkilerine, kısaca herşeyine karışır. Sana kısıtlamalar getirir ve sürekli kendisine hizmet etmeni bekler. İlk günlerde bu hareketlerine göz yumabilirsin ama kısa bir süre sonra seni rahatsız etmeye başlar. Ayrıca seni eve kapatıp, kendisi çapkınlık yapar!

    No 3: İnek
    Nerede rastlarsın?
    Okulda, dershanede, kütüphanede, panellerde ve seminerlerde.
    Nasıl tanırsın?
    Genellikle okumaktan gözleri bozulmuştur ve gözlük takarlar. Modayı takip etmezler. Süveterler, gömlekler, kumaş pantolanlar giyerler. Sürekli birşeyler okurlar.
    Neden çıkılmaz?
    Çünkü onunla sadece kitaplardan ve derslerden konuşabilirsin. Sosyal yönleri zayıftır, partiler, konserler hiç onlara göre değildir.

    No 4: Çapkın
    Nerede rastlarsın?
    Çapkınlık yapılabilecek her yerde; havuz başında, barlarda ve gece kulüplerinde, spor salonlarında.
    Nasıl tanırsın?
    Bakışları ve muzip gülüşleri onları ele verir. Genellikle yakışıklı ve havalı olurlar. Kendilerinden emin gözükürler, burunları havadadır.
    Neden çıkılmaz?
    Yakışıklılığına kapılmamak gerek! Çünkü seni çok üzer! Etraftan gelen ``Seninkini gördüm, yanında bir kız vardı'' gibi söylentiler seni bunalıma sürükleyebilir.

    No 5: İmaj adamı
    Nerede rastlarsın?
    Nerede kalabalık varsa orada! Bir akşam popüler bir mekanda, bir akşam marjinal bir eğlence kulübünde...
    Nasıl tanırsın?
    İlk görüşte onu tanımak biraz zordur. Modayı takip etmeye çalışırlar, ama pek başarılı oldukları söylenemez. Her konuda söyleyecek bir lafları vardır, ama genellikle boş konuşurlar ve yüzeyseldirler.
    Neden çıkılmaz?
    Onlarla uğraşmak zordur. Kişilikleri oturmamıştır, kompleksleri vardır. Bunu size yansıtır, kendinizi kötü ve yetersiz hissetmenize neden olur.
#12.05.2006 08:25 1 0 0
  • Kocalarin çogu pisirilme sürecinde yanlis islem gördüklerinden yumusakliklarini ve iyi niteliklerini kaybederek bozulurlar. Gerçek odur ki, bazi kadinlar onlari sicak suda hasliyarak, bazilari ilgisizlikleriyle dondurarak, bazilarida basip, ezip tursusunu kurarak ve yine kimileri de savurganca harcayarak bozulmalarina neden olurlar.

    Özenilerek hazirlanan her kocanin iyi ve yumusak olacagi söylenemez. Ancak iyi pisirilenin gerçekten tadina doyum olmaz. Koca seçiminde ne lüferin alimindaki gümüs piriltisi, ne barbunyanin altin yaldiz görünümü geçerlidir. Bunun için çarsi pazar dolasmaya da gerek yoktur. Genellikle en iyileri kapinizin önüne gelenlerdir.

    Begeninin kisisel oldugunu düsünerek koca seçimini yalnizca kendiniz yapiniz. Kendinizi sabirla pisiremeyecekseniz almaktan vazgeçiniz.
    Kocayi pisirmek için en iyisi porselen bir kap ise de, elinizde toprakçanaktan baskasi yoksa özenle kullanildiginda ayni isi görebilir.
    Kocalar da karides ve istakoz gibi canli pisirilirler. Bazen piserken tencerenin disina tasip yanabilir yada kenarlari sertleserek kabuk tutabilirler. Onlari tencerelerinde tutmak için görev duygusu adli zayif iplikten çok huzur adli saglam sicimle sıkı sıkıya baglanmalidir.

    Sevgi, sicaklik ve neseden olusan sürekli bir ates yakilir. Kisiliginde uygun bir isiya ayarlanarak atese oturtulur. Köpürerek tasmasi halinde kaygilanilmamalidir. Pek çogu iyice pisinceye kadar sik sik köpürebilir.
    Özellikle sirke ve karabiber yerine taticilarin öpücük adi altinda sattiklari sekerden biraz konulabilir. Tadina bakarken hosgörü, iyimserlik ve nese benzeri baharatdan birer tutam katmaniz önerilir.

    Ancak bunlar diger baharatlar gibi azar azar ve dikkatlice kullanilmalidir. Yumusakligini kontrol ederken sertlesmesinden kaçinilmalidir. Fazla yayilmasini ve kabin dibine oturarak ise yaramaz hale gelmesini önlemek için arada bir hafifçe karistirilmalidir. Kivama geldigini anlamamak olanaksizdir.

    Böyle pisirildigi zaman size çok uygun ve sindirilmesi kolay olacaktir. Dikkatsizlik nedeniyle ev atesini sogutmazsaniz, bozulmadan istediginiz süre dayanir. Bu yolda hazirlanmis koca mutlu bir ömür boyunca tadini korur!

#03.05.2006 14:53 1 0 0
  • noimage




    Konyalı terzi Kasım Andaç, 7,5 santimetrelik kot pantolon dikti.

    Konya'da babası İsa Andaç ile birlikte kot pantolon diken Kasım Andaç, babasının bir zamanlar arkadaşlarına hediye olsun diye hazırladığı küçük kot pantolonlarının daha küçüklerini hazırlayarak Guiness Rekorlar Kitabı'na girmeye kendisini aday gösterdi.

    12 yıl önce babasından kot dikimini öğrendiğini ve bu yolda ilerleyerek babasıyla ve kardeşi ile birlikte çalışmağa başladığını belirten Kasım Andaç, "Kot pantolonları dikerken bir dönem babamın diktiği küçük kot pantolonlar aklıma geldi. Babam benden başkası dikemez diyordu, ben de inat ederek en küçük kot pantolonu dikmeğe karar verdim.

    Günlerce makine başında uğraştım ve 7 buçuk santimetrelik kot pantolonu diktim. Babamın diktiği küçük kotların boyutları 15-16 santimetreydi. Benimkilerin en küçüğü 7 buçuk, en büyüğü ise 25 santimetre. Bazı araştırmalar yaptım ve dünyanın en küçük kotunun benim diktiğim 7 buçuk santimetrelik kot pantolonun olduğunu öğrendim. Şimdi kendimi Guiness rekorlar kitabına aday gösteriyorum. Daha sonra ise Barbie bebekleri ve x-man oyuncakların elbiselerini hazırlamayı arzuluyorum" dedi.


    Babadan oğula geçen bir mesleği devam ettirdiklerini vurgulayan Andaç, kardeşi İsmail Andaç'a da kot dikim mesleğini kendisinin öğrettiğini ve ileride çocuklarına da öğreteceğini söyledi.
#29.04.2006 13:20 1 0 0
  • 'Seven insan kıskanır' klişesinin artık 'seven insan güvenir' şeklinde yenilenmesi gereken günümüzde, erkeğin kıskançlığının yoğunluğunu bize karşı hissettiği sevginin yoğunluğu olarak almamamız gerekiyor.

    Kıskançlığın aşırısı kesinlikle aşka zarar bir duygu... Dahası sevdiğimiz insanı incittiği, huzursuz kıldığı ve hayal kırıklığına uğrattığı da bir gerçek. Erkekler ise çoğu zaman kontrol altına alınması hayli güç ve gayet tehlikeli kıskançlık krizlerine kapılabiliyorlar. Bu durumda kıskançlığının türünü, nedenini ve çözümünü düşünmek, mantıklı gerekçeler varsa yardımcı olmak da biz kadınlara düşüyor. Emin olun, kadının fendi kıskanç erkeği yeniyor!

    Ünlü ressam Edvard Munch; "Kıskançlık kaybetme korkusu değil, aslında paylaşma korkusudur" diyor. Bunun bir adım ötesine geçersek, kendine güvenmeme durumunun dışavurumu olarak da nitelendirebiliriz kıskançlığı.

    'Seven insan kıskanır' klişesinin artık 'seven insan güvenir' şeklinde yenilenmesi gereken günümüzde, erkeğin kıskançlığının yoğunluğunu bize karşı hissettiği sevginin yoğunluğu olarak almamamız gerekiyor. Zira değer veren, karşısındakini önemseyen kişilerin yerli yersiz paranoyalara kapılarak karşısındakini incitmeyeceği bir gerçek! Kıskançlık her ne kadar kişinin içinde var olan bir duygu olsa ve bilinçaltında filizlense de, onu dengelemek elimizde. Ancak erkekler yapıları itibariyle mantıklarını devreye sokmakta kadınlar kadar başarılı değiller. Dahası kıskanç erkeklerin de kendi aralarında farklı tipleri, gösterdiği farklı reaksiyonlar ve onu kıskançlığa iten farklı nedenleri var. İlişkinin başlangıcında söz konusu ayrıntıları iyi bilmeniz, hayatınıza dahil edeceğiniz erkeğin kıskançlığını yenmesinde ona daha kolay yardımcı olmanızı sağlayacaktır. İşte kıskanç erkek tipleri ve yapmanız gerekenler...

    Bencil

    Neden kıskanır?

    Bencildir... Sizi paylaşmak istemez ve ilginizi başkalarına yönelttiğiniz her defasında usta manevralarla sizi incitmenin bir yolunu bulacaktır. Kıskançlığını açık bir şekilde itiraf etmesine ya da o anda reaksiyon göstermesine de gerek yoktur. Kimi zaman giydikleriniz, kimi zaman makyajınız, kimi zaman özenle hazırladığınız yemek dahi eleştiri oklarından nasibini alacaktır.

    Problemi

    Problemi yok! Hatta aksine gösterdiği tepkiler gayet mantıklı olarak da kabul edilebilir. Geçmişte ihanete, hayal kırıklığına uğrayan ya da ailesi tarafından bir hayli gözetilen erkeklerin, ilişkilerine ve birlikte oldukları kişilere yaklaşımında bu tarz bencilce kıskançlıkların olması kaçınılmazdır. Ancak buradaki bencilliğin kabul edilebilir bir neden sonuç reaksiyonu vardır. Dolayısıyla; ona yardımcı olursanız, bu kıskançlığı yenecektir. Zaten özde dengeli bir insan olduğu için patolojik kıskançlıklar ciddi krizler oluşturmayacaktır.

    Nasıl sakinleştirebilirsiniz?

    İhtiyacınız olan sadece zaman... Her şeyi zamana bırakmalı ve sizi iyice tanıyıp, güvenmesine çalışmalısınız. Bu tarz erkekler ilişkinin başlangıcında size son derece tedirgin yaklaşırlar, ancak ilişki devam ettikçe güven duyguları da artacaktır. Her aşık erkek gibi sizden karşılık bekleyeceklerdir. Diğer bir yandan kıskançlığını, ona saygı göstermeniz için bir araç olarak da kullanacaklardır.

    Kendine güvensiz

    Neden kıskanır?

    Başkalarının ondan daha iyi olabileceği endişesini sürekli taşır ve bu da onu kıskançlığa iten en büyük etkenlerden biridir. Bu nedenle iş, okul ya da hobi arkadaşlarınızı mütemadiyen kendisiyle kıyaslayacaktır.

    Problemi

    İçten içe değersiz biri olduğunu düşünür ve çoğunlukla kendine onunla neden birlikte olduğunuzu sorar. Bunun nedeni sizi hak etmediğine inanmasıdır. Kendine güvensizliğinin nedeni ise genellikle çocukluğuna dayanır. Çocukluğunda ebeveynlerinin kayıtsız şartsız sevgisinden yararlanma ihtiyacı duymuş, ancak bunu yeterince hissedemediği için kendine olan güveni azalmıştır. Yine aynı şekilde çocukluğunda mütemadiyen eleştirildiği için yetişkinlikte yaşadığı ilişkilerde de karşı tarafın gözünde kendini yetersiz hissedecektir. Bu da kıskançlığın kapısını aralar. Çevrenizdeki herhangi bir erkeğin kendisinden daha ilginç bir kişilik çizdiğini düşündüğü anda sizi sorguya çekmekten kaçınmaz. Hemen hayal kırıklığına uğrar ve üzülür... Hatta onun bu üzüntüsü yerini kızgınlığa bırakınca ancak duvara atılan bil tekme veya kırılan bir eşya onu sakinleştirebilir.

    Nasıl sakinleştirebilirsiniz?

    Tek bir yolu var! Ona değer verdiğinizi hissettirmek... Ona fazla ilgi göstermekten asla çekinmeyin çünkü bu ilgiden hiç sıkılmayacak, şımarmayacak ve çok daha uyumlu bir erkek halini alacaktır. Sosyal hayatınız dahilinde, gittiğiniz her etkinlikte mutlaka yanında olun ve önceliği ona tanıyın. Nasıl denir; 'Aslında her erkek bir çocuktur.'

    Bağımlı

    Neden kıskanır?

    Onu güvensizliğe, dolayısıyla da kıskançlığa iten en önemli unsur sizin yokluğunuz olacaktır. Attığı her adımda onu destekleyecek, yüreklendirecek ya da heyecanlarını paylaşacak bir kadına ihtiyacı vardır. Kısacası; tamamlanma ihtiyacı hisseder. Arkadaşları, dostları olması da bu durumu değiştirmeyecektir. Bağımlı erkekler, yaşadıkları aşk ilişkisini bir tür i evlilik olarak görürler ve destek beklerler. Dışlandığını hissettiği her an kıskançlığı artacaktır.

    Problemi

    Ne zaman sırtını size dönse içten içe hep terk edileceği korkusu yaşar. Kendisine yakın, potansiyel rakiplerden korkmaz. Daha çok sizin onun parmaklarınızın arasından kaçmanızdan korkar. Buradan yola çıkarak onun sizin çevrenizi saranlara karşı açık bir kıskançlık beslediğini söyleyebiliriz. Pazar günleri birlikte sinemaya gittiğiniz ablanız, gündüz beraber çalıştığınız iş arkadaşınız, çok sevdiğiniz komşunuz dahi bu listenin içinde yer alabilir. Bir gün gelir aşkının hiçe sayılmasından korkar. İçten içe hala annesine bağımlıdır ve hayatındaki kadın, da şu ya da bu şekilde anne modeli arar. Yaşadığı sorun, anne ve babasının o küçük yaşlardayken boyanmasından da kaynaklanabilir. Başlarda kıskançlığım saptamak çok zordur çünkü çok dikkatli, Kibardır, düşüncelidir... Dikkatli olması gereken taraf sizsiniz. Eğer sınırı geçerse dikkat! Bu nedenle de size sürekli soru soracaktır. Sabırlı olmalısınız!

    Nasıl sakinleştirebilirsiniz?

    Çoğu zaman kıskançlıklarını dikkate dahi almayın! Onun bitmek tükenmek bilmeyen sorularına cevap vermek zorunda da değilsiniz. Üstelik verdiğiniz cevaplarla da tatmin olmayacaktır. Ancak ona sorularına neden cevap vermek istemediğinizi söylemeyi ihmal etmeyin ve sabırlı olun. Sorularının çok gereksiz olduğunu, size güvenebileceğini mutlaka defalarca yenilemelisiniz. Diğer kıskançlık durumlarında da olduğu gibi, onu aşka boğarak huzursuzluğunu giderebilirsiniz. Bunu yapmazsanız kıışku1annda haklı olduğunu düşünmeye başlayabilir.

    Sadakatsiz

    Neden kıskanır

    Rekabet içine girmekten hiç hoşlanmaz çünkü eninde sonunda istediği kadını elde edebileceğini gayet iyi bilir. İşin sırrı da ısrarcı olmasıdır! Hiçbir kadının ısrara ve esprili bir yaklaşıma kayıtsız kalamayacağını iyi bildiği için sizin de bir başka erkek tarafından bu şekilde baştan çıkarılmanızdan endişelenir. Ajandanızdaki tüm boşlukların sizin onu aldatmanız için iyi birer fırsat olduğunu düşünür. Çünkü zaten kendisi de kadınların ajandalarındaki boşlukları kovalar!

    Problemi

    En büyük korkularından biri; sizin başkalarının yaşadığı zevk boyutunu merak etmeniz ve karşılaştırmalar yapmanızdır. Aslında bu tepki çok da garip karşılanacak bir tepki değil, ancak bu bir saplantı halini alırsa ve bütün zamanını suçu sizin üzerinize atmanın yollarını arayarak geçirirse yaşadığı kıskançlık ciddi bir sendroma dönüşüyor demektir. Büyük bir ihtimalle; geçmişte annesinin başka bir erkeğe aşık olması ve babasını terk etmesi onu bu çıkmaza sürüklemiştir. Eğer başka kadınlarla ilgileniyor ve daha sonra size tavsiyelerde bulunarak garip davranışlar sergiliyorsa, geçmişte yaşadıklarını göz önünde bulundurmalısınız.

    Nasıl sakinleştirebilirsiniz?

    Öncelikle davranışlarınızı değiştirmemeye özen gösterin. Size her ne kadar mantıklı gelse de kimi zaman isteklerine karşı çıkın. Her zaman onun aşık olduğu sosyal ve yaşam dolu kadın olamayacağınızı ve zaman içinde herkesin yaşadığı tecrübelerin uzantılarını sergileyeceğini anlatın. Ayrıca sosyal yaşam dahilinde katılmanız gereken mecburi resepsiyonların ya da arkadaşlarınıza, ailenize ayırdığınız zamanın onu aldatmanıza neden olmayacağını da bilmesi gerekir. Bunun yanı sıra sadakatsizliklerinin de ondan uzaklaşmanızı hızlandıracağını bilmeli. Öyle ya, kendi sadık değilken sizden sadık kalmanızı nasıl bekleyebilir ki?

    Asabi

    Neden kıskanır?

    Patlamaya hazır bir bombadır! Onun için 'patolojik bir vakadır' da diyebiliriz. Ona göre yaşanan ilişkilerde bir cellat bir de kurban vardır. Kurban durumuna düşmemek için de her şeyi kontrol altında tutmaya çalışır. Çoğu zaman maço ve gayet kaba kıskançlık gösterileri sergiler. Bu kıskançlıkIarını da beraber olduğu kadını sahiplendiği gerekçesine dayandırır.

    Problemi

    Yetiştiriliş tarzı, küçük yaşlarda hayata atılmak ve zamanından önce tecrübe sahibi olmak, benmerkezci kişilik yapısı ya da en uç noktada ise tüm maço tavırlarına rağmen hemcinslerine karşı hissettiği ilgi ve alaka zaman içinde kıskançlıkla dışa vurduğu bir tür deşarj olma yöntemi haline gelebilir. Oldukça sevimsiz, kırıcı, hatta aşağılayıcı dahi olabilir. Kimi zaman şiddete de başvurabilir. Oynadığı oyunu hiçbir zaman saklamaz. İlişkinin başından sonuna kadar olduğu gibi hareket eder. Eğer bunun farkında değilseniz, kendinize güveniniz o kadar az demektir ki bu da aşkı ve sahip olma duygusunu birbirine karıştırıyorsunuz demektir.

    Nasıl sakinleştirebilirsiniz?

    Ondan kaçın! Hiçbir şey ve hiç kimse öfkelendiği anda onu sakinleştiremez. Gerçeklikten o denli uzaklaşmıştır ki tepkileri tamamen bilinçdışıdır. Eğer terapiste gitmeyi kabul ederse, onu kesinlikle destekleyin. Ancak reddederse, ilişkinizi noktalayın. Siz medeni, sevgi dolu, size ve düşüncelerinize saygı gösterecek, sizi incitmeyecek birini hak ediyorsunuz.
#23.04.2006 11:47 1 0 0
  • Son zamanlarda manikür, pedikür yaptıran, saçlarının rengini çan erkeklerin sayısı neredeyse kadınlara yaklaşmıştı. Fakat İzmir'de hem kadınlara hem erkeklere hizmet veren bir kuaför, erkek müşterilerin sayısının kadınları geçtiğini söyledi.

    Erkek ve kadın müşterilerine hizmet veren bayan kuaför Filiz Şimşek, erkeklerin güzel görünüm kazanmak için en az kadınlar kadar çaba sarfettiğini, son aylarda erkek müşterilerinin sayısının bayanları geçtiğini belirtiyor. Şimşek, gençlerin sarı, orta yaşlı "aksaçlı" erkeklerin siyah boya, düz saçlı erkeklerin ise perma yaptırmayı sevdiklerini söylüyor.

    Kırışıklıklarını kapatıyorlar

    "Erkekler, manikür, pedikür, cilt ve saç bakımında bayanlardan daha fazla çaba sarf ediyorlar. Erkekler arasında kaş ve yüz tüylerini aldıranlar ile ense tüylerine epilasyon uygulaması çok yaygınlaştı. Eskiden ekrana çıkan kişilerin yüzüne makyaj yaptırdıklarını görürdük. Şimdi, yüzlerindeki çizgileri kapatmak, kırışıklıkları inceleştirmek, örtmek isteyen müşterilerim var."

    İzmir Kuaförler ve Manikürcüler Odası yetkilileri de, erkek berberlerinin bir çoğunun saç ve cilt bakımına yöneldiğini bu yüzden, "eski erkek berberleri"nin yerini "erkek kuaförleri"nin aldığını belirtiyorlar. Yetkililer, erkeklerden manikür, pedikür ve boya konularında gelen talebin artması üzerine, erkek kuaför salonlarında bayanların çalışmaya başladığını kaydediyor.

    Saçlara röfle ve perma

    İzmir Berberler Odası Genel Sekreteri Ersin Ahmet Demir de, stresten, sıkıntıdan saçları dökülen, ciltlerinde bozulma meydana gelen erkeklerin erkek kuaförlerine yöneldiğini ifade ediyor.

    "Kozmetik firmaları özellikle erkeklerde saç dökülmesi ve cilt güzelliği için yeni ürünler çıkardı. Bu ürünlerde genellikle büyük erkek kuaförlerinde bulunuyor" diyen Demir, genç erkeklerin saçlarını açık renklerde boyattıklarını, röfle yaptırdıklarını şu sözlerle anlatıyor.

    "Genç erkekler, saçlarının canlı ve renkli olmasını istiyor. Yazın da genellikle perma yaptırıyorlar. Saç uzatan gençler ise uzun saçlarına defrize yaptırıyorlar. Bu sadece İzmir için değil, Türkiye'nin köyünde, kasabasında artık erkekler bakımlarına çok dikkat ediyorlar."


#16.04.2006 16:30 1 0 0
  • Evinizi öyle istediğiniz renge rast gele boyayamazsınız, her şeyin olduğu gibi boya yapmanın da bir kuralı vardır.· Öncelikle uygulaması yapılacak boyaya ilişkin gerekli alet ve cihazların eksiksiz mevcut olması gereklidir. · Hiçbir boya kirli ve nemli yüzeye uygulanmamalıdır. Yüzey, uygulama yapılacak boyanın cinsine göre hazırlanmalı, mimari detay hataları giderilmelidir. · İlk defa boyanacak yeni çimento sıvalı veya brüt beton yüzeyler için en erken uygulamanın 3-4 hafta sonra yapılmasına dikkat edilmelidir. · Bütün boyalar uygulamaya geçmeden önce, ambalajında uygun bir karıştırıcı ile iyice karıştırılmalıdır. · Ahşap koruyucu, selülozik dolgu verniği ile epoksi grubu ürünleri ise ambalajında karıştırıldıktan sonra başka bir kaba alınarak tekrar karıştırılmalıdır.

    · Boyalar çok sıcak ve çok soğuk ortamlarda uygulanılmamalıdır. · Boyama işlemi ince katlar halinde yapılmalı
#07.04.2006 10:26 1 0 0
  • noimage

    Aydınlık ve ferah bir banyo için dikkat edilmesi gereken ilk şey aydınlatma unsurlarının ve aynaların doğru kullanımıdır.

    Banyolarda genellikle ışığı son derece cansız ve soluk olan florosanlar kullanılır. Bu nedenle öncelikle aydınlatma sistemini değiştirmek gerekebilir. Tavandan spotla aydınlatma ve birden çok ışık kaynağının kullanılması, ışığın mekana daha sağlıklı bir biçimde dağılmasını sağlar. Üstelik de bu tür aydınlatma unsurları daha dekoratiftir. Eğer banyonuzda spotla aydınlatma yapmak istemiyorsanız banyo aynanızın üzerinizdeki duvara bir ışık kaynağı monte edebilirsiniz.

    Ayrıca aynaları kullanarak banyonuzu daha aydınlık ve geniş bir mekana dönüştürebilirsiniz. Bunun için üç parçalı aynalardan yaralanabilirsiniz. Işığı yansıtan bu aynalar banyodaki tüm köşeleri aydınlatır. Banyonuz küçükse dekorasyonunda az ama olabildiğince büyük objeleri kullanmaya çalışın. Hasır bir sepet veya içinde canlı çiçekler bulunan bir cam vazo banyonuza canlılık getirecektir.
#01.04.2006 21:03 1 0 0
  • Erkek kısmısı abuk sabuk şiddet sahnelerine bayılır, silahlara tapınır, herşeyi bir yarış olarak görüp sürekli kazanmaya çalışır. Daha başka bir dolu anlaşılmaz zevkleri vardır. Kadın gözüyle erkeklerin dünyası ve bilimsel açıklamalar... Sosyal bilim denen meredin uzmanlarına göre, biz kadınlarla siz erkekler tıpatıp aynı şekilde yetiştirilseydik, aynı şeylerden hoşlanırdık. Oğlanlar silahlarla oynamaz, kızlar Barbie bebekler gibi giyinmeye meraklı olmazdı. Bir orta yol bulunur, cinsler arasındaki kültür ve zevk farkları tamamen ortadan kalkardı. Oturduk düşündük ve sizin neyi neden sevdiğinizi biraz araştırdık. İşte neden bu kadar tuhaf olduğunuza dair yarı bilimsel açıklamalar;



    Şiddet sahneleri seviyorsunuz

    Erkeklerin büyük bölümü, "Kaza olur" ümidiyle ralli ya da F1 izliyor, kanlı filmleri seyretmeye bayılıyorlar. Antropologlar bunun nedenin kahraman savaşçılar olduğunuz eski dönemlerden kaynaklandığını iddia ediyorlar. Bilim adamları "Düşmanca bir çevrede yaşayan atalarımızdan kalma genler, biyokimyamızı ve vücudumuzun gelişimini belirlemiş" diyorlar. O korkunç şartlar altında yalnızca en sert, en güçlü ve en acımasız erkekleri hayatta kalmayı ve soylarını sürdürmeyi başarabildikleri için şiddet de erkek DNA'sının bir parçası haline gelmiş.



    Hız yapmaya bayılıyorsunuz

    Tekerliği icat eden adamın ilk sözlerini düşünün bir! "Gel, seninle yarışalım. Kazanan, kabilenin bütün kadınlarıyla yatsın!" demiştir herhalde. İşin bir de biyolojik yönü var. Dünyanın neresinde, hangi iş olursa olsun eğer herhangi bir tehlike, ciddi bir risk söz konusuysa, erkekler mutlaka o işi yapmaya çalışır. Kadınların asla tenezzül etmediği bir dolu riskli, tehlikeli işe kendilerini atar, savaşmaya, dövüşmeye bayılırlar. İtiraf etmek gerer, güçlü olmanız işimize geliyor, özellikle eşya taşırken.



    Karın kaslarına tapıyorsunuz

    Herkesin muhteşem pazuları olabilir, ama muhteşem karın kaslarına sahipseniz, bu işi cidden başarmışsınız demektir. Karın kasları da erkeklerin birbirlerine üstünlük taslamak için kullandıkları milyonlarca yöntemden biri. Ama siz siz olun, geyiklerle aranızdaki benzerlik, sizde de boynuz çıkmasına yol açmasın!



    Dart ve bilardoya bayılıyorsunuz

    Dart oynamak rekabeti ve saldırganlığı bir araya getiriyor. Biyolojik olarak erkekler, cinsel birleşmeyi andıran sporları tercih ediyor. Bilardoya gelince... Istaka, Freudyen yaklaşımına göre, erkekliğin yerini tutuyor. Yuvarlak olan top, kadına benziyor. Istakası uzun olan adam, topu deliğe sokup diğerlerini yeniyor. Deliğe giren her top, bir çeşit zafer olarak görülüyor. Ne kadar çok top deliğe girerse, o kadar çok kadın fethedilmiş oluyor. Sizin bu tavırlarınız, kadınları çok güldürüyor.



    Kafanızı kazanmakla bozmuşsunuz

    Her konuda sidik yarışına giriyorsunuz, egonuzu tatmin etmek için çabucak dolduruşa geliyorsunuz. Biz kadınlar sizi hayret içinde izlerken siz en basit bilgisayar oyununu ölüm kalım meselesine, mahalle maçını savaş alanına dönüştürebiliyorsunuz. Çünkü kadınların kaybedenlerden kaçacağını başarılı ve hatta "en iyi" olanlara vereceğini düşünüyorsunuz. Fena halde yanılıyorsunuz. Kadınlardaki annelik içgüdüsünün zayıf erkeklerle karşılaştıklarında ortya çıktığını, birçok kadının bu yanılsama haliyle geçirdiğini göz ardı ediyorsunuz. Neyse siz yine de sidik yarışına devam edin. Kadınlar size aşık olmasa da, cüzdanınızla ilgilenen kadınlar arasından istediğiniz tercihi yapabilirsiniz.



    Dostlarınızla Dalga Geçiyorsunuz

    Eski iş yerimde iş arkadaşlarımın hepsi erkekti. Birbirlerine ağza alınmayacak laflar ederler sonra da omuz omuza içmeye giderlerdi. O lafların herhangi birini bir kız arkadaşıma söylesem, bir daha ömür boyu yüzüne bakamam herhalde. O zaman farkettim ki aşağılandığınız zaman bunu büyük bir sorun haline getirmiyorsunuz, kişisel olarak üzerinize alınmıyorsunuz. Siz de gidip bir başkasını aşağılıyor, onunla dalganızı geçiyor, deşarj oluyorsunuz. Tıpkı goriller ve şempanzeler gibi.



    Kendinize çok güveniyorsunuz

    Kadınların en büyük sorunu,özgüven eksikliğidir. Bu yüzden daha alıngandırlar, daha sık bunalıma girer, daha çok mutsuz olurlar. Erkeklerdeyse bir kendine güven fazlası var ki düşman başına! En ufak övgüde poponuz kalkıveriyor. İlişki bittikten sonra, hala hayatımızda çok büyük bir yer tuttuğunuzu zannediyor, böbürlenip duruyorsunuz. Bir arkadaşım iki yıldır bir adamla birlikte. Arada sırada da ilişkiler üzerine geyik yazılar arttırıp duruyor. Kızcağız, ne zaman aşka dair bir şey yazsa, adam gelip "Yine beni anlattığının farkındayım" diyor. İkimiz de adamın kendini bu kadar önemsemesine ve komik duruma düşmesine bayılıyor, ona hiçbir şey çaktırmadan kıkırdaşıp duruyoruz. Bence bunun nedeni Türkiye'nin hala ataerkil bir toplum düzenine sahip olması. Erkek çocuk şımartılıyor, poh pohlanıyor ve bir çeşit kendine güven abidesi haline geliveriyor.



    Silahlara tapıyorsunuz

    Bütün erkek çocukları hırsız - polis oynar ve mutlaka oyuncak tabancaları vardı, istisnasız hepsi silahlara düşkündür. Uzmanlar silahın erkeklere güven verdiğini söylüyor. Tıpatıp aynı yetiştirilen erkek ve kız çocukları üzerinde yapılan deneylerde, erkek çocukların oyuncak olarak yine de silahı seçtiği görülmüş. Bu içgüdüsel hareketin, erkeklerin binlerce yıldır kadınlarını, ailelerini ve evlerini korumalarından kaynaklandığı iddia ediliyor.



    İnşa etmekten büyük zevk alıyorsunuz

    Bazı uzmanlar, kadınlar için barınak, sığınak, ev yapmanın erkeklerde içgüdüsel bir eylem olduunu düşünüyorlar.Üstelik ortaya çıkan sonucu herkes görebiliyor. Sizdeki bu inşa tutkusu, küçük yaşlarda başlıyor. Lego oynuyorsunuz, küçük ve büyük nesnelerin yerlerini değiştiriyor, üç boyutlu bulmacalarla uğraşmaya bayılıyorsunuz.



    Küfretmeden duramıyorsunuz

    Erkekler bu durumu "Siz kadınlar ağlamadan duramıyorsunuz, biz de küfretmeden duramıyoruz" şeklinde açıklıyorlar. Küfretmenin insanı nasıl rahatlattığını biliyorum fakat siz biraz işin dozunu kaçırıyorsunuz. Bilimadamları küfretmenin gözyaşı dökmek gibi duygusal bir şey olduğundan bahsediyor. Bu durum hayal kırıklığı gibi bir dış etken sonucunda ortaya çıkıyormuş.



    Sarhoş olmayı eğlenceli buluyorsunuz Kadınların bir bölümü de içki içmeyi sever, ama sınırı aşıp sarhoş olduklarında bir süre içkiden uzak dururlar ve geçirdikleri geceyi eğlenceli değil, korkunç olarak hatırlarlar. Erkekler sarhoş olmayı, kendilerine çok büyük ve geri dönülemez bir zarar vermeden sınırda yürümek olarak tanımlıyor, savaş, parasızlık, abazanlık gib ibüyük sorunları unutmak için en iyi yol olarak görüyor. Kadınlardan daha çok içki içmelerine mazeret olarak da "Bizim vücut hacmimiz daha fazla, o yüzden alkolün aynı etkiyi gösterebilmesi için daha çok içki içmemiz gerekiyor." diyorlar



    Etten başka birşey yemiyorsunuz

    Psikologlar, kırmızı et yemenin, beyinde biyokimyasal bir tepkime başlattığını ve saldırganlık düzeyini yükselttiğini söylüyor, et yemenin daha büyük bir heyecan yarattığını iddia ediyorlar. Bazı bilim adamları, erkeklerin kadınların doğurganlığını kıskandığını, kendileri her hangi bir canlı yaratmadıkları için yaratılmış olanları öldürerek içlerindeki komplekslerden arınmaya çalıştıklarını iddia ediyorlar.



    Bütün kadınları seksi buluyorsunuz

    Kadın konusuda arabaya benziyor. Bir galeride asla alamayacağınız araba için arkasında dolaşıyorsunuz. Seks araştırmacılarına göre erkeklerin içinde keşfetme ve araştırma isteği daha fazla baskın olduğu için yeni şeyler daha büyük zevk veriyormuş.



    Aptalca şeyler yapıyorsunuz

    Hiç kafasıyla tuğla kırmaya çalışan bir kadın gördünüz mü? Ya da bir kamyonu tek başına çekmek için debelenen. Ama her ne hikmetse biz erkekler böyle saçma sapan işler yapıp aklımız sıra erkekliğimizi kanıtlıyoruz. Bu olayın bir bilimsel açıklamasını bulamadık. Bence böyle işlere kalkışıp kendinizi sakatlamaktan vazgeçin. Erkekliğinizi değil, ne kadar aptal olduğunuzu kanıtlıyorsunuz.
#14.03.2006 23:17 1 0 0
  • noimage

    Evinizden içeri girdiğinizde mutsuz mu oluyorsunuz? Eviniz kişiliğinizi yansıtmıyor mu? Puan Verin 1 Kişi 2 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 O zaman harekete geçmenin tam sırası. Değişiklik yapmaya başlamadan önce dekorasyondaki son trendleri öğrenmenizde fayda var. Huzur bulun Dekorasyonda yeni trendler tamamen rahatlama üzerine kurulu... Göz yormayan mobilya, aksesuvar ve renklerin kullanıldığı mekanlar adeta bir 'spa' havasında dekore ediliyor. Rahatlığı simgeleyen mavi rengin hakim olduğu yeni trendi uygulayanlar, genelde sade ve beyaz mobilyaları tercih ediyor. Bu akımın bir diğer renk alternatifleri ise sarı ve yeşil... Özellikle pastel tonlarındaki sarı ve yeşil renkler birbirini tamamlayarak mekanlara huzur ve sıcaklık katıyor. Klasik ve soylu çizgiler Geçmişin klasik ve soylu çizgilerini yansıtan mobilyalar hala popülerliğini koruyor. Altın rengi işlemeler ve oymalı aksesuvarlar bu trendi takip edenlerin ilk tercihleri arasında yer alıyor. Farklı renklerdeki laminat parkelerin kullanıldığı salon ve oturma odalarında zemine uygun olarak açık renk ya da kahverengi-kırmızı karışımı mobilyalar tercih ediliyor. Mutfaklarda da etkili olan bu akımın vazgeçilmezleri arasında egzotik görünümlü ahşap aksesuvarlar ve granit eşyalar yer alıyor.
#14.02.2006 12:57 1 0 0
  • noimage

    Özel süsler olmadan da kutlamalar için şık bir masa hazırlayabilirsiniz. Gümüş kutu ve vazolar, beyaz peçeteler ve bir kaç inci size yardımcı olabilir. Bir çam ağacının dallarını yaldızlı kurdelelerle süslemek masanıza muhteşem bir hava katacak.

    Servis tabağında parlak süsler

    Niçin servis tabaklarını her zaman meyve için kullanalım? Önemli günlerde servis tabaklarını parlak süslerle donatın.

    Gerekli malzeme:

    Yeşil dal ve yapraklar
    Gümüş rengi servis tabağı veya kase
    Gümüş renkli süs topları
    İnce tel
    l Tükenmez kalem yayı

    Nasıl Yapılır?

    Dal ve yaprakları kasenin içine dekoratif biçimde yerleştirin. Gerekirse dalları kaseye göre kısaltın. Süs toplarını dal ve yaprakların üzerine yerleştirin. Yaprakların topların arasından çıkmasına özen gösterin. İnce teli tükenmez kalem yayının üzerine spiral şeklinde sarın. Bu işlemi kolaylaştırmak için tükenmez kalem telini biraz düzleştirip ince teli üzerine sarın. Sardığınız telleri süs toplarının üzerine yerleştirin. Öneri: Şayet kaseniz çok derinse yaprakları yerleştirmeden önce içini bir miktar kağıtla besleyin.

    Çatal bıçak: Şık sarmalanmış

    Büyükannenizden veya annenizden kalan dantelleri bugünlerde kullanabilirsiniz.

    Gerekli malzeme:

    Beyaz kolalı kumaş peçeteler
    Çatal Bıçak takımı
    Küçük böğürtlen dalları
    Tel süsler veya dantel motifleri

    Nasıl Yapılır?

    Her bir peçeteyi açıp bir kare oluşturacak şekilde katlayın. Kare halini alan peçetenin altta kalan ucunu içeri doğru katlayın. Yanlarda kalan uçlarını içeri katladığınız ucun üzerine katlayın. Böylece sadece bir ucu açık küçük bir külah elde ettiniz. Peçeteleri tabakların içine yerleştirin. Çatal bıçağı ve küçük böğürtlen dallarını katladığınız peçetenin içine yerleştirin. (Böğürtlen dallarını hobi malzemesi satan mağazalarda bulabilirsiniz). Tel süsleri veya dantel motiflerini peçetenin üzerine yerleştirip süsleyin. Öneri: Bu peçete önerisini günlük hayatınızda da uygulayabilirsiniz. Kolalı beyaz peçeteler yerine kareli renkli peçetelerle günlük yaşamra da sofranızı süsleyebilirsiniz.

    Yaldızlı kozalaklar

    Masalları andıran şıklık ama yine de çok pratik. Yaldızlı kozalaklar mum ışığı arasında ışıldıyor.

    Gerekli malzeme:

    6  8 kozalak
    Fırça
    Gümüş rengi yağlı veya sulu boya
    Buzlu camdan tabak
    Buzlu camdan 6 bardak
    6 küçük mum

    Nasıl Yapılır?

    Kozalakları gümüş rengi yağlı veya sulu boya ile boyayın. Yaklaşık bir saat kurumasını bekleyin. Boyadığınız kozalakları tabağa yerleştirin.Küçük mumları bardakların içine oturtun ve tabağın kenarına dizin. Öneri: Buzlu cam ortama daha romantik bir hava katıp, buz ve kar görüntüsünü andırır. Buzlu camdan tabak veya bardak yoksa cam da kullanabilirsiniz.

    Peçeteler: Kış çiçekleri ile süslenmiş

    Peçetelere özel bir ilgi gösteriliyor bu sofrada. Çiçekler bezenmiş bir halka ile göz dolduruyorlar.

    Gerekli malzeme:

    Her halka için bir süs dalı (çiçekçilerde bulunuyor)
    İnce tel
    Her halka için böğürtlenli süs da(çiçekçiler de bulunuyor)
    Beyaz peçeteler

    Nasıl Yapılır?
    Her süs dalını bir halka olarak şekillendirin. Uçlarını ince tel ile bağlayın. Böğürtlenli dalları küçük parçalar halinde halkanın üzerine monte edin. İnce telle sağlamlaştırın. Her bir peçeteyi dikdörtgen şeklinde katlayın ve halkadan geçirin. Öneri: Halkayı oluşturmak için bükülebilir herhangi bir dal kullanabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken husus bu dalların dikenli olmaması ve çam ağacı gibi öz suyunu salmaması.
#10.02.2006 21:53 1 0 0
  • noimage



    'Zihin Sağlığı Vakfı'nın araştırmasına göre, yararlı yağların, vitamin ve minerallerin eksik alınması ile fast food tarzı beslenme, 'depresyon, Alzheimer ve şizofreniye' neden oluyor

    İngiltere'de yapılan bir araştırma, son zamanlarda halkın beslenme tarzındaki değişikliklerin zihin sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlara yol açtığını gösterdi.

    'Sustain' adlı örgüt ile Zihin Sağlığı Vakfı'nca desteklenen araştırmanın sonuçlarına göre, fast food tarzı beslenme ile yararlı yağların, vitamin ve minerallerin eksikliği 'depresyon, Alzheimer ve şizofreni' ile doğrudan ilişkili.

    Araştırmacılardan Courtney Van de Weyer, "Vücudu iyi beslemek, zihni de iyi beslemek anlamına geliyor" dedi.

    Araştırmaya göre, yemlerde kullanılan katkı maddeleri ve tarım ilaçları, hayvan organizmasında değişikliğe yol açıyor. Bu nedenle de insanlar, omega 6 adlı yağ asidini, omega 3'ten çok daha fazla tüketir hale geliyor. Bu dengesizliğe vitamin ve mineral eksikliği de eklenince, depresyon ve hafıza sorunları ortaya çıkıyor. Araştırma raporunda, beslenme tarzında aminoasitlere, özellikle de balık tüketimine daha fazla yer verilmesi gerektiği belirtiliyor.

    Beyne faydalı yiyecekler:

    * Sebzeler (Lifli olanlar)
    * Tohumlar ve fındık
    * Meyve
    * Buğday, kepek
    * Organik yumurta
    * Organik olarak yetiştirilen ya da vahşi olarak avlanan balıklar (Özellikle yağlı olanlar)

    Beyne zararlı yiyecekler:

    * Kızartılmış fast food yiyecekler
    * Rafine edilmiş ve işlenmiş besinler
    * Alkol
    * Şeker
    * Çay ve kahve
    * Besinlere konulan bazı ek maddeler
    * Tarım ilacı içeren besinler
#22.01.2006 17:09 1 0 0
#17.01.2006 17:07 1 0 0
  • noimage

    Bazı erkekler hiç yalan söyleyemez, hemen gözlerinden, hal ve hareketlerinden anlaşılır. Bazıları da kendi kişilik değerlerini artırma amacıyla zararsız yalanlar söylerler...

    rkeklerin en çok hangi konularda yalan söylediklerini belirlemek için yapılan araştırmada ilginç sonuçlara varıldı.

    İşte erkeklerin en sık söylediği yalanlar:

    Statü yalanı: Erkekler olayları biraz şişirmeye meraklı. En büyük arabalar onların, en önemli iş yerlerinde onlar çalışır. Bu gösteriş hevesi kendilerini başkalarıyla kıyaslama düşüncesinden kaynaklanıyor.

    Bilgi yalanı: Hiç bir bildikleri olmasa da, erkeklerin yüzde 84"ü bilgi sahibiymiş gibi davranıyor. Kendilerini sorun çözme konusunda yetenekli görüyorlar.

    Korkularını saklarlar
    Duygu yalanı: "Bir problemin mi var?" erkeklere sorulduğunda, genelde "Hayır, yok!" derler. Zaaflarını açığa vermeyi sevmediklerinden bunları gizlerler.

    Korku yalanı: Erkekler, cesur olmaları gerektiğini sanırlar. Onun için korkularını ve fobilerini saklarlar.

    Tembellik yalanı: Yaptıkları her şeyi abartılmış gerekçelerle savunmayı hoşlanırlar. Beyinlerinin arkasında yatan düşünce: Yaptıkları herşeyin bir anlamı olmasını isterler.

    Kaytarma yalanı: Uzun süreli tartışmalardan kaçmak için, soruları hemen kısa bir "Evet" ile cevaplandırırlar. Örneğin "Beni halen seviyor musun?" veya "Bu elbise bana yakıştı mı?" suallerini.

    Yalana ilişkin yapılan çeşitli araştırmalarda, erkeklerin söylediği ve aklından geçirdiği arasında dağlar kadar fark olduğu ortaya çıktı. Bunlardan bazı örnekler:

    Söylediği: "Ben daha çok evime bağlı bir insan sayılırım."
    Düşündüğü: "Kahvehanelerin çoğunda bana ayak basma yasağı konulduğundan beri..."

    Söylediği: "Neden bu kadar kıskanç olduğunu gerçekten anlamıyorum?"
    Düşündüğü: "Sibel, Burcu ve Hülya, Allah"tan öyle değiller..."

    Söylediği: "Çok çalıştığını görmek beni üzüyor."
    Düşündüğü: "Sen temizliğini yaparken ben televizyon izleyeyim bari..."

    Söylediği: "Ne, çocuk yine ishal mi oldu?"
    Düşündüğü: "Oysa bira içtikten sonra ne güzel hemen uykuya dalmıştı..."

    Söylediği: "Her zaman için arkadaş kalabiliriz."
    Düşündüğü: "Beni telefonla aramadığın sürece..."
#16.01.2006 17:18 1 0 0
  • noimage

    Erkekler, daha ilkokulda hayatın acı gerçeğini keşfederler. İstedikleri her şey kadınların elindedir: Seks, anne, belki de sinemaya gidebilecek bir arkadaş, yönünüzü kaybettiğinizde size destek olabilecek bir kişi...

    1- Kadınların keskin hafızaları erkekleri her zaman korkutmuştur çünkü erkeklerin hafızası asla böyle çalışmaz. Bir kadın, yıllar önce yaşadığı bir tartışmadaki ufacık bir ayrıntıyı, yıllar sonra hiç beklemediğiniz bir anda hatırlayabilir. Örneğin yedi yıl önce Sahil Güvenlik dizisini izlerken sevgilisinin kendine dönerek 'göğüs büyütme ameliyatının neresi kötü ki?' dediğini yıllar boyunca unutmayan bir kadın, bunu yıllar sonra bir başka tartışmada kullanabilir.

    2- Kadınların ortalama yaşam süresi, erkeklerinkinden yaklaşık 15 sene daha fazladır. Bu da demek oluyor ki hayatındaki erkek öldükten sonra bir kadın onun eşyalarını ele geçirerek inceleyebilir, günlüğünü okuyup dalga geçebilir, hatta arkadaşlarına anlatabilir, adamın özenle biriktirdiği çizgi roman koleksiyonunu çocuklara satabilir.

    3-Tipik bir çalışan kadın, Belçika'nın yıllık bütçesine denk bir parayı ayakkabı, çanta ve bluzlara harcayabilir. Üstelik bir sezon sonra bütün aldıklarını elden çıkararak yenilerini alacaktır. Kadınların alışveriş merakı dağcılığa benzer; aslında pratik bir faydası yoktur, ama heyecan vericidir!

    4- Erkeklerin göbekleri daha büyük olabilir ama aslında kadınların iştahı erkeklerden çok daha fazla. Örneğin erkekler için seks kısa sürelidir ve hemen arkasından uykuya ihtiyaçları olur, ama kadınlar için bunun tam tersi geçerlidir. İşte hayatın diğer alanlarında da bu durum geçerliliğini korur! Kadınlar peş peşe dört müze gezip, hafif bir öğle yemeği yiyip, bütün öğleden sonra çocuklarla ilgilenip, akşam da dans etmeye enerji bulabilirler. Fakat bunların yarısını yapan bir erkek, akşama ölmüş olur!

    5- Belki de yüzyıllardır bastırılmış olmanın acısıyla direksiyon başına geçtikleri zaman kadınlar gerçekten çılgın gibi araba kullanıyorlar. Bir elinde cep telefonu, diğerinde diyet kola varken dizleriyle araba süren kadınlar erkekleri gerçekten korkutuyor.

    6- Kadınlar için ne anlatmak istediğini doğrudan söylemek, alışverişe gidip de eli boş dönmekten çok daha zordur. Örneğin 'Bir şey duydun mu?' dediklerinde asıl söylemek istedikleri şudur: 'Ayağa kalk, dışarı çık ve orada baltalı bir katil olup olmadığını kontrol et!' Tabii ki bu örnekleri artırmak mümün. 'Acıktın mı?' dediklerinde, bilinki kendisi çok acıkmıştır ve yiyecek bir şeyler almanız için dışarı çıkamınızı istiyordur.

    7- Erkekler, daha ilkokulda hayatın acı gerçeğini keşfederler. İstedikleri her şey kadınların elindedir: Seks, anne, belki de sinemaya gidebilecek bir arkadaş, yönünüzü kaybettiğinizde size destek olabilecek bir kişi... Ancak tüm bunlara karşılık olarak kadınlar da erkeklerden tek bir şey ister: Neslin devamını sağlamak! Erkekler için bu yegane istek yeterince korkutucudur, çünkü çok ciddi bir kararı ve ömür boyu bağlanmayı gerektirir.

    8- Erkekler, geçmişleriyle ilgili çok fazla bilgi vermekten hoşlanmazlar, ama kadınlar yatağa gitmeden önce mutlaka bilgi edinmeye çalışırlar. Ayrıca kadınların öğrenmek istediği şeyler erkekler için 'özeldir', bu yüzden anlatmak istemezler.

    9- Erkeklerin çocuksu, kaba saba, basit isteklerin esiri oldukları gerçeği, onları zaten rahatsız eder. Fakat bundan da korkuncu, karşılarındaki kadını gerçekten neyin mutlu edeceğini bilememektir. Doğum gününde ona ne almalı? Doğru zamanda doğru sözleri nasıl söylemeli ki karşıdaki kadının yüzü gülsün? Bunları keşfedebilmek için bir erkeğin ömrünü vermesi gerekebilir.
#16.01.2006 17:15 1 0 0
#14.01.2006 22:48 1 0 0
  • noimage

    Kadınlarda adet düzensizliği ve tüylenmede artış gibi belirtiler ciddi hastalıkların habercisi olabilir.
    Ulusal Üreme Tıbbı ve Tüp Bebek Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. Hakan Yaralı, kadınlarda adet düzensizliği ve tüylenmede artış gibi belirtilerle kendini gösteren (polikistik over sendromu'nun, doğurganlık çağındaki kadınlarda en sık karşılaşılan hormonal bozukluk olduğunu belirtti.

    Ciddi hastalıkların habercisi...

    Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yaralı, polikistik over sendromunun, kadınlarda erken yaşlarda görülmeye başlayan ve bir çok rahatsızlığa yol açan ciddi bir problem olduğunu bildirdi.

    Yaralı, evlilik yaşamında eklenen farklı sorunlarla boyutu genişleyen ve şekil değiştiren polikistik over sendromunun, kısırlık ve estetik sorunlara yol açtığı gibi insülin metabolizmasında da bozukluklara da neden olduğunu söyledi.

    Doğurganlık çağında gözüküyor

    Polikistik over sendromunun doğurganlık çağındaki kadınlarda en sık karşılaşılan hormonal bozukluk olduğuna işaret eden Yaralı, 'Bu hastalık kadınlarda yüzde 6-8 oranında görülür. Başka bir deyişle her 12-15 kadından birinde polikistik over sendromu var' dedi. Yaralı'nın verdiği bilgilere göre, ultrasonda da tespit edilebilen polikistik over sendromunun en önemli belirtileri şunlar:

    " Adet düzensizliği: Düzensizlik yılda 6 ya da daha az adet görmeyle kendini gösteriyor. Düzensiz adet görme sonucunda 'endometrium' denilen rahim zarı düzensiz olarak kalınlaşırken, bu da kanser riskini artırıyor.

    " Tüylenmede artış: Hastalığın ikinci en önemli özelliği, erkeklik hormonu testosteronun kanda artmasına bağlı olarak tüylenmenin ortaya çıkması. Kıllanma özellikle yüzde, çene altında, göğüs uçlarında ya dagöbeğe doğru olur. Yine erkeklik hormonunun yüksekliği erkek tipi saç dökülmesine, yağlanma ve sivilcelere de yol açar. Bu tablonun yumurtlama bozukluğuna yol açtığı için gebe kalmayı engellediğini ifade eden Yaralı, 'Kadınlarda yumurtlama hormonu progesterondur. Ancak bu hastalarda sadece östrojen hormonu hakimdir. Böyle olunca da ihmal edilmiş vakalarda rahim iç tabakası kalınlaşır, bunun sonucunda da rahim içi kanseri ortaya çıkar' diye konuştu.

    'Gebe kalamayanların yarısında bu hastalık var
    Gebe kalamama şikayetiyle değişik merkezlere başvuran kadınların neredeyse yarısında polikistik over sendromu bulunduğunu kaydeden Yaralı, 'Yumurtanın yeterince büyümemesi ve yumurtlamanın olmaması gebe kalmayı engelliyor' dedi. Bu rahatsızlığın kısırlık dışında başka sorunlara da yol açtığını ifade eden Yaralı şunları söyledi: 'Kadınlar bize genellikle adet düzensizliği, gebe kalmakta sıkıntı ve tüylenmede artış şikayetleriyle başvuruyor. Ancak bu hastalığın çok önemli bir metabolik tarafı var. Polikistik over sendromu tablosunda, şeker hastalığında olduğu gibi insülin etkisine karşı direnç olur.

    Şeker hastalğı riski!

    Araştırmalara göre, bu hastalığı olanların yüzde 40'ında gizli şeker, yüzde 8'inde de aşikar şeker var. Neredeyse polikistik over sendromu olan iki hastadan birinde şeker düzensizliği çıkıyor.' Yaptıkları bir araştırma sonucunda, polikistik over sendromu bulunan hastaların yarıya yakının anne ve babasında da gizli ya da aşikar şeker tespit ettiklerini bildiren Yaralı, 'Bu yüzden ailelere de şeker taraması yapılmalı' dedi. Bu hastaların çocuk sahibi olmaları konusunda başarılı tedavi olanakları bulunduğunu anlatan Yaralı, sözlerini şöyle sürdürdü:

    Tedavisi mümkün

    'Tedavide önce hap ve iğne kullanıyoruz. Bu yöntemlerin etkili olmaması halinde de tüp bebek tedavisine geçiyoruz. Polikistik over sendromlu olgularda tüp bebek uygulaması başarılı. Çünkü bu hastalar çok sayıda yumurta ve embriyo üretebiliyorlar.' Polikistik over sendromunun tanısının, detaylı muayene, ultrasonografi ve kan hormon analizleri ile konabildiğini kaydeden Yaralı, tedaviyle hastanın kozmetik sorunlarının çözülebildiğini, çocuk sahibi olma konusundaki beklentilerinin karşılanabildiğini ve ileri yaşlarda ortaya çıkması muhtemel metabolik sorunların önlenebildiğini bildirdi.
#14.01.2006 14:17 1 0 0