Evli hanımların en çok şikâyet ettiği durum, kocalarının onları dinlemediği ve anlamadığı konusudur. Erkekler minicik bir çabayla bunun önüne geçebilir.
Ancak anlamak ve anlaşmak için dinlemek öncelikli şarttır. Özellikle de erkeklerin, hanımları yargılamadan, bilgiçlik taslamadan, samimi ve içten dinlemeleri çok önemlidir. Tarafların birbirlerine zaman ayırarak dinlemeleri; aralarındaki sevgi bağını güçlendirir; kızmışsa, öfkelenmişse bunu ifade etmelerini sağlar. En önemlisi de konuşarak rahatlar ve anlaşılmış olmanın huzurunu, güvenini yaşar. Eşlerin karşılıklı olarak birbirini anlaması için çaba göstermesi gerekmektedir. Önemli olan, mutlulukların paylaşımı ve yaşanması kadar eşlerin birbirlerinin öfke ve kızgınlıklarına da tahammül edebilmeleridir. Aile hayatınızda yeter ki dinlemeye hazır olun. Birçok problemin kendiliğinden çözüldüğüne şahit olacaksınız.
Başbakanlığın yaptığı araştırma, 'uyumlu evliliğin' sırlarını ortaya koyuyor. Kadınlarda 20, erkeklerde 30 yaşından önce evlenenler diğerlerine göre daha mutsuz oluyor. En uyumlu dönem ilk 5 yıl, sonra uyumsuzluk baş gösteriyor. 20'inci yıla kadar evlilik çekilmez bir hal alıyor, 21'nci yıldan sonra adeta ikinci bahar yaşanıyor. Kişilik şekillendiği için 35'ten sonraki evlilikler uyumsuz.
Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu'nun Hacettepe Üniversitesi'nde görevli 413 evli personel ve eşleri üzerinde yaptırdığı, "Evlilikte Eşler Arasındaki Uyum" araştırmasından çarpıcı sonuçlar çıktı. Doç. Dr. Arzu Şener ve Prof. Dr. Günsel Terzioğlu tarafından yapılan araştırmanın sonuçları şöyle:
ERKEK VURDUMDUYMAZ, KADIN BİRİKTİRİYOR
Erkekler kadınlara göre, 'daha uyumlu ilişki yaşıyorum' diyor ve ilişki kalitesini daha iyi bulduğunu belirtiyor. Bu durum, aile içi ilişkilerin yapısından, kadınların aile içindeki statüsünden, evlilikteki beklentilerinin erkeklerden farklı olmasından, ayrıca kadınların evlilikteki sorunları erkeklere göre daha fazla önemsemelerinden kaynaklanıyor.
EĞİTİMLİLER DAHA UYUMLU
Öğrenim düzeyi arttıkça eşlerin uyumu da artıyor. Eşler daha kolay ve sağlıklı iletişim kurabiliyor ve evlilik ile ilgili sorunlarının çözümüne yönelik daha çok alternatif üreterek ortak çözüme ulaşabiliyor.
İKİNCİ BAHAR
21 yıl ve daha uzun süredir evli olanlarda uyumun artması ise çocuklara ilişkin sorumlulukların azalması, düzenli ve oturmuş bir aileye kavuşmuş olma, iletişim ve paylaşım deneyimleri ile hatalara olan hoşgörülerin artması, hedef ve tutumların zamanla birbirine yaklaşmasından kaynaklanıyor. 35'ten sonra kişilikler şekillendiği için ortak bir hayat felsefesi geliştirmek zor görünüyor.
EVLİLİK AŞKI ÖLDÜRÜYOR
Evliliğin ilk 5 yılında uyum en üst safhada. Daha sonra azalmaya başlıyor. 20'nci yıla girene kadar çiftler arasındaki uyum azalıyor, ancak 21 yıldan sonra uyum tekrar artıyor. Uyumun 6-10 yıllık evli olan gruptan itibaren azalmaya başlaması; ailelerin genişleme dönemine girmesiyle ekonomik ve psiko-sosyal sorumlulukların artması veya evliliğin monotonlaşması gibi nedenlerden kaynaklanıyor.
GENÇ EVLENMEYİN
Erken evlilikler henüz kişilerin zevkleri, idealleri, standart ve amaçları şekil almadan, hayat felsefeleri, değerleri kararlılık kazanmadan kurulduğundan bu evlilikler sağlıklı olmuyor, eşlerin kaliteli ilişki ve iletişim kuramayacakları ihtimali ortaya çıkıyor. Evlilikte uyumun en düşük olduğu grup evlilik yaşı 15-19 olanlar. Kadınlar arasında evliliğini 20 ve üzeri yaşlarda gerçekleştirenler, erkeklerde 30-34 yaş grubunda yapanlar diğerlerine göre daha uyumlu çift oluyorlar.
PARASIZ AŞK OLMAZ
Gerek kadın, gerekse erkekler arasında ailenin toplam aylık geliri arttıkça evlilik uyumu da artıyor.
Esentepe Fizik Tedavi Merkezi'nden Uzm. Dr. Kazım Haliloğulları; klimaların ve vantilatörlerin yoğun kullanıldığı yaz döneminde özellikle bel, boyun ve baş ağrılarında artışlar görülebileceğini söyledi ve ekledi: "Sıcakların artması ile çoğalan klima, fan ve vantilatör kullanımına paralel olarak; grip gibi solunum hastalıklarının yanı sıra artan kas spazmları ile gelen hareket kısıtlamaları ve şiddetli ağrılar çok fazla görülmeye başlıyor. Bu da daha önce yaşanmış bel, boyun fıtığı, kireçlenme gibi romatizmal hastalıklarda görülen şikayetlerin tekrarlamasına yol açıyor. Özellikle araç kullanan sürücülerin sıklıkla maruz kaldıkları yüz felcinden korunmaları için, klimayı cama doğru yönlendirmeleri, yüze ve göğüs kısmına vermemeleri gerekir."
İstanbul Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Bakar, hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkacağı uyarısında bulundu. Dr. Bakar, bilinç bulanıklığı olan sıcak çarpması esnasında... Dr. Bakar, bilinç bulanıklığı olan sıcak çarpması durumlarında hemen 112 Acil Sağlık Hizmet Servisi'nin aranmasını istedi.
İstanbul Sağlık Müdürü Uz. Dr. Mehmet Bakar'ın açıklaması şöyle:
"Meteorolojiden yapılan uyarılara göre önümüzdeki günlerde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkması beklenmektedir. Hava sıcaklığında olabilecek artışın, nemdeki artışla birlikte daha fazla etkili olacağı, gerekli önlemler alınmadığı taktirde insan sağlığını olumsuz etkileyebileceği, bu durumdan özellikle çocukların, yaşlıların, kalp ve akciğer hastalarının daha fazla etkilenebileceği bilinmelidir.
Yaz mevsimi ile birlikte artan hava sıcaklığının ve güneşin olumsuz etkilerinden korunmak için alınması gerekli tedbirler aşağıda sıralanmıştır:
1- Güneş ışınlarının etkisinin güçlü olduğu 11-16 saatleri arasında güneş ışınlarından kaçınılmalı ve bu saatlerde uzun süre güneş altında kalınmamalıdır.
2- Sıcak havalarda güneş yanıkların yanı sıra sıcak çarpması için dikkatli olunmalı, bol sıvı alınmalı, haşlanmış sebze ve meyve tercih edilip, yağlı gıdalar ve alkolden kaçınılmalıdır.
3- Kanser hastaları, kemoterapi hastaları ve değişik deri hastalığı olanların güneş ışınlarında korunmaya özellikle dikkat etmesi gerekir.
4- Özellikle yaşlılar, kalp ve tansiyon hastaları sıcak günlerde efor harcamaktan kaçınmalıdırlar. Sık sık ılık su ile duş yapmakta fayda vardır. Havasız ve kaplı yerlerde uzun süre kalınmamalı ve bulunulan ortamda hava sirkülasyonu sağlanmalıdır.
5- Açık renkli, pamuklu bol giysiler giyilmeli ve geniş kenarlı şapka takılmalıdır.
7-Güneşlenmeden ve/veya güneşe çıkmadan önce cilde uygun koruyucu bir güneş kremi sürülmelidir.
8-Güneşlenme sonrasında oluşabilecek güneş yanıklarında kesinlikle yoğurt ve benzeri maddeler sürülmemeli, bu durumda soğuk kompres uygulaması yapılmalıdır. Müdahale gereken durumlarda mutlaka hekime danışılmalıdır.
9-Gözlerde ağrılı kızarıklıklar olması durumunda soğuk kompres yapılmalı ve bir hekime başvurulmalıdır.
10- Sıcak çarpmalarında kişiler önce serin ve gölge bir yere alınmalı, vücudunda ki sıkı giysiler çıkarılarak başı ve vücudu ıslatılmak sureti ile serinletilmelidir. Bilinç bulanıklığı olan sıcak çarpması durumlarında 112 Acil Sağlık Hizmeti hemen aranmalı veya güneş çarpmasına maruz kalındığında en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır."
Birkaç hafta önce muayenehaneme gelen bir genç kız ellerindeki aşırı terleme yüzünden erkek arkadaşının elini tutmaya çekindiğini ifade edince bu konuda bir yazı yazmaya karar verdim. Evet lokal aşırı terleme büyük bir sorun. Özellikle koltukaltı, avuç içi ve ayak tabanı gibi bölgelerde karşılaştığımız bölgesel aşırı terleme yaz sıcaklarının da etkisiyle pek çok kişinin hayatını kabusa çevirebiliyor. Olayın psikolojik ve sosyal etkileri de var.
Bölgesel aşırı terlemeler genelikle bünyeseldir ve herhangi başka bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıkmazlar. Stresle ya da sıcaklıkla terleme artar. Koltukaltı terlemeleri giysilerin ıslanması ve koku gibi problemler ortaya çıkarır. Ayak terlemeleri, mantar enfeksiyonlarına zemin hazırlar. Avuç içi terlemeleri ise yazı yazarken, bilgisayar kullanırken, tokalaşırken
sıkıntı yaratan bir durum halini alabilir.
Tedavide aluminyum tuzları içeren kremler ve iyontoforez gibi geleneksel tedaviler yanında
son yıllarda botoks enjeksiyonları kullanıma girmiştir.Botoks zerkedildiği bölgede sinir iletisinin terbezine ulaşmasını engeller ve terbezleri salgı yapmaz. Özellikle koltukaltı terlemelerinde çok başarılıdır ancak el ve ayak tabanında da kullanılabilir. Enjeksiyonlar 10-20 noktaya deri içine yapılır. Bu işlemin sonuçlarını hastalar 1-3 hafta içinde farketmeye başlarlar. Terleme tek bir enjeksiyondan sonra 7-11 ay kadar durur. İşlemin ciddi bir yan etkisi yoktur. Botoks ile yapılan aşırı bölgesel terleme tedavisi sonuçları hastalar açısından çok yüzgüldürücüdür ve yaşadıkları sosyal ve psikolojik zorluklardan geçici olarak da olsa kurtulabilirler.
MÜKEMMEL BİR CİLT İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ
Güzel bir cilde sahip olmanın temel şartı, doğru beslenmedir.
Çünkü, bilinenin aksine, cilt dışarıdan sürülen krem ve losyonlardan değil, içeriden beslenir.
Kan yoluyla deriye ulaşan vitamin ve diğer besin maddeleri güzelliğin yapı taşlarıdır.
Cildinizin güzelliği ve sıkılığı doğrudan ne yediğinize bağlı. Hiçbir krem veya serum beslenmenin yerine geçemez.
Öncelikle cildimize zarar veren yiyeceklerden söz etmek istiyorum. En başta şeker, beyaz un mamulleri, alkol, işlenmiş gıdalar, ve kötü yağlar cildimizin düşmanıdır. Modern hayatı işgal eden pizza, hamburger, patates kızartması, bisküvi ve hızlı yemek türleri deri hücrelerimize zarar vermekte, onları oksijensiz bırakmaktadır.
Cildimize yararlı besinleri beş başlık altında toplayabiliriz.
1- Taze meyve ve sebzeler: Bütün yiyecekler arasında en önemlisi bu gruptur. Vitamin ve fitokimyasal denen besleyici özler içerirler. Dokuları besledikleri gibi, hücresel paslanmaya karşı korurlar. Özellikle koyu renkli mevsim meyveleri cildimiz için güzellik iksiri olarak kabul edilmektedir
2- Besleyici yağlar: Kaliteli yağlar, cildin nemli ve yumuşak görüntüsüne önemli katkılarda bulunur. Soğuk preslenmiş sızma zeytinyağı, fındık, ceviz ve badem, ölçülü olarak tüketildiğinde cilt sağlığını destekler
3- Balık: İçerdiği omega 3 ve özel maddeler nedeniyle, balık güzel bir cilt için olmazsa olmaz bir besin türüdür. Balık cildin temel maddesi olan kollajen üretiminde anahtar rol oynamaktadır.
Özellikle yağlı balıkların haftada 1-2 kez yenmesi mükemmel bir için çok önemlidir.
4- Bakliyat: İçerdiği bitkisel proteinler ve kaliteli karbonhidratlar nedeniyle bu grup, kan şekerimiz dengelemede hayati önem taşımaktadır. Beslenmemizde, daha çok mercimek, nohut ve fasulyeye yer verirsek, hem güzel bir cilde sahip olabiliriz, hem de daha ince kalabiliriz.
5- Tam tahıllar: Güzel bir cilt için tahılların tam olması gerekir. Tahıllar zarları ile birlikte tüketilirse, pek çok yararlı besin alınabilmektedir. Rafine unlarda besleyici unsurlar kaybolmaktadır. Öğünlerimizde tam buğday içeren ekmek tüketmek, doğru bir alışkanlık olacaktır.
1)Haklısın!
2)Mümkündür!
3)Seni seviyorum!
4)Seni çok iyi anlıyorum!
5)Eline sağlık!
6)Sen bir tanesin!
7)Özür dilerim!
8)Senin yerin çok ayrı!
9)Hayırlısı olur inşaALLAH!
10)Sen ALLAH'ın bir lütfusun!(isteğe göre gözlerimin nurusun diye devam ettirilebilir)
11)Problem değil!
12)Teşekkür ederim!
13)Kızgınlığım sana değil!
14)Dualarım seninle!
15)Bana biraz zaman tanı!
16)Sen yapmazsın,biliyorum!
17)Canın sağolsun!
18)Hakkını helal et!
19)ALLAH senden razı olsun!
20)Harika olmuş!
21)Sen dünyanın 8. harikasısın! (bu en iddialısı sanırım)
Türkiye'de ve dünyada özel ve resmî kurumlarca yapılan birçok araştırma sonucuna göre Türk halkı ailesine bağlı, ailesiyle yaşamayı tercih ediyor, aile üyeleri birbirine karşı sevgi duyuyor, kendisini mutlu hissediyor, birlikte bir şeyler yapmayı bilhassa sosyal ilişkileri sürdürmeyi seviyor.
Türk halkı her ne kadar birçok değişime uğrasa da değişim ve dönüşüm süreçlerini aile yapısının temel özelliklerini bozmayacak şekilde yaşamaya özen gösteriyor. Türk aile yapısı ancak güçlü yapısı sebebiyle teknolojik gelişmeler, sanayileşme, hızlı kentleşme ve göç gibi sosyal yapıyı etkileyen hadiselerden diğer gelişmiş ülkelere göre daha az etkilenmiş durumda.
Türk ailesinin güçlü olması tabii ki problemlerimizin olmadığı anlamına gelmiyor. Bazı araştırmalara göre, Türk halkı arasında her yüz kişiden 90'ının aileleri içinde çok veya orta derecede mutlu olduğunu belirtmesine rağmen her yüz kişiden 4'ünün kendisini aile içinde mutlu hissetmemesi bu tabloya gölge düşürüyor. Boşanmalar bu oranlara rağmen yine de artıyor, ekonomik sorunlarımız var ve formalite boşanmalar (hacizden kurtulmak için yapılanlar), boşanmalar içinde önemli bir yer tutuyor.
Aldatma, çalışmama, erkeğin evinden uzak olması, kahve vb. yerlerde geçirilen zamanlar, ailelerin müdahaleci yaklaşımları, kumar, alkol ve madde bağımlılığı, ekonomik sorunlar, şiddet ve ihmal, boşanmaların başta gelen sebepleri arasında. Boşanan kişilerin çevreleri de farklı şekillerde bu süreçten etkileniyor. Bu tür sorunlarla çeşitli oranlarda normal aileler içinde de baş edilmeye çalışılıyor. Zaman zaman aileler hastalanıyor, krizler çeşitli şiddetlerde yaşanıyor ve genelde ailenin temel dinamikleri devreye sokularak çözüme ulaşılıyor. Son zamanlarda bilhassa şehirlerde aile eğitim seminerlerine katılarak ya da aile danışmanlığı hizmeti alarak çözüm yolları bulan kişiler de artıyor.
Durum böyleyken ciddi problemleri olan ailelerin sorunlarını genellemek toplumda bir panik ve güvensizlik havası meydana getirebilir. Kötü davranışların güzellerden daha çok yayıldığını ve algıda seçicilik özelliğimizden dolayı dikkatimizi çektiğini unutmayalım. Mutsuz eşlerin bilinçlendikçe ayrı yaşamaktan ve şiddetli geçimsizliktense boşanmayı tercih ettikleri de bir gerçek. Bununla beraber kurtarılabilecek birçok evlilik boşanmayla dağılabiliyor.
Olumlu özelliklere sahip aileler, ülkemizde yaşanan değişim ve dönüşüm süreçlerinden ya daha az zarar görüyor ya da daha da güçlenerek çıkıyorlar. Eşler karşılıklı fedakârlık ve saygı ile sorumlulukların paylaşımında değişiklikler yapıyorlar.
*Uzman Psikolog
Aileyi ayakta tutan temel değerlerimiz neler?
Karşılıklı sevgi, saygı ve sağlıklı iletişim. Aile desteği. Eşlerin kendilerini çok yönlü geliştirmesi. Problem çözme becerisi, kararlı, aynı zamanda esnek olabilmesi. Milli manevi değerlere bağlılık, bilhassa ibadetlerini yapmaya özen göstermek. Bireysel sınırlarını ve ailenin sınırlarının iyi ifade edilmesi. Birbirinin ve çevrelerindekilerin ihtiyaçlarına karşı duyarlı olma. Birlikte çok yönlü ihtiyaçları karşılayacak şekilde hareket etme. Fedakârlık ve yardımseverlik. Sosyal ilişkilerin devamı, eşlerin aileleri ile yakın fakat belli mesafede ilişki içinde olması. Büyüklere saygılı olmakla beraber anne babanın kendi çocuklarını yetiştirme sorumluluğunu yerine getirmesi.
Eşinizle aranızda uçurumlar mı var? Birçok yolu deniyor ama onun dünyasına giremiyor musunuz? Belki de yanlış yol deniyorsunuz. İnsan, yüz kapılı saraya benzer. Yüz kapıdan birini mutlaka açabilirsiniz.
Her ailede problem olur. Problemsiz bir dünya olmadığı gibi problemsiz evlilik de düşünülemez. Çünkü iki farklı insanın tek bir insan gibi düşünmesi, konuşması ve hareket etmesi imkânsızdır. Fakat birbirini seven akıllı eşler, aralarındaki ufak tefek anlaşmazlıkları kolayca aşar. Bazıları ise kaderine küser, problemleri çözmeye yanaşmaz. O zaman da aralarındaki çatlak büyüdükçe büyür ve bir uçurum oluşur. Uçurumu aşıp bir araya gelemezler.
Peki siz de onlardan biri misiniz? Eşinizle aranızda uçurumlar mı var? Ya da size mi öyle geliyor? "Birçok yolu deniyorum ama aradaki bu çatlağı kapatıp, uçurumu atlayarak onun dünyasına giremiyorum" mu diyorsunuz?
Acaba hiç düşündünüz mü belki de yanlış yol deniyor, ters istikamete doğru yürüyorsunuz? Çünkü, insan yüz kapılı bir saraya benzer. Yüz kapıdan birini mutlaka açabilirsiniz. Bunun için ne yapmak gerek?
Önce o sarayın kapılarını tanımaya çalışın. Hangi anahtarla açılabileceğini öğrenin. Eğer kapı çelikse yüz çeşit normal anahtar deneseniz de o kapılardan hiçbirini açamazsınız. Eşinizin de mutlaka kalbini açan bir anahtar vardır. Acaba siz o anahtarı mı bilmiyorsunuz? Ya da bunun için çaba mı sarf etmiyorsunuz? Sadece sarayın önünde durup, "açıl susam açıl" tekerlemesini mi tekrarlıyorsunuz? Şayet öyle yapıyorsanız boşuna beklersiniz. Çünkü bu tekerlemelerle kapılar ancak masallarda açılır.
Evlilik uzmanlarının yapmış olduğu araştırmalarda yıllarca bir arada yaşayan eşlerin birbirlerini tanımadıkları tespit ediliyor. Daha doğrusu, sevgi dillerini öğrenmek bir yabancı dil öğrenmek gibi onlara zor geliyor. Herkes kendi bildiği dili konuşup, sonra da "eşim beni anlamıyor" diye şikâyette bulunuyor. Eşler genellikle kendi istediklerini karşı tarafa kabul ettirmeye çalışıyorlar. Âşık olup evlenen ve birbirini mutlu etmek isteyen fil ile timsahın masalında oludğu gibi. Timsah, sevgisini göstermek için file balık tutup vermiş, fil de en güzel otları timsaha getirmiş. Ne timsah otu yemiş ne de fil balıkları. Timsah, su altındaki en taze otları file, fil de hortumuyla denizin dibinden tuttuğu taze balıkları timsaha hediye edince ikisi de mutlu olmuş.
Eşinin beklentisini karşılamak yerine kendi isteğine göre davrananlar matematik hocasının sorusuna şiir yazarak cevap veren öğrencinin durumuna düşüyor. Başarı ve mutluluk istiyorsak öğretmenin sorusuna kendi bildiğimizi değil; öğretmenin istediği cevabı verelim.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Tarafından 20 Kasım 1989 Tarihinde Kabul Edilmiştir.
ÖNSÖZ
Bu Sözleşmeye Taraf Devletler:
Birleşmiş Milletler Andlaşmasında ilân edilen ilkeler uyarınca insanlık ailesinin tüm üyelerinin, doğuştan varlıklarına özgü bulunan haysiyetle birlikte eşit ve devredilemez haklara sahip olmalarının tanınmasının, dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğunu düşünerek,
Birleşmiş Milletler halklarının, insanın temel haklarına ve bireyin, insan olarak taşıdığı haysiyet ve değere olan kesin inançlarını Birleşmiş Milletler Andlaşmasonda bir kez daha doğrulamış olduklarını ve daha geniş bir özgürlük ortamında toplumsal ilerleme ve daha iyi bir yaşam düzeyi sağlama yolundaki kararlılıklarını hatırda tutarak,
Birleşmiş Milletlerin, İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde ve Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmelerinde herkesin, bu metinlerde yeralan hak ve özgürlüklerden ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka görüş, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuştan veya başka durumdan kaynaklanan ayırımlar dahil, hiçbir ayırım gözetilmeksizin yararlanma hakkına sahip olduklarını benimsediklerini ve ilân ettiklerini kabul ederek,
Uluslararası İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde, Birleşmiş Milletlerin, çocukların özel ilgi ve yardıma hakkı olduğunu ilân ettiğini anımsayarak,
Toplumun temel birimi olan ve tüm üyelerinin ve özellikle çocukların gelişmeleri ve esenlikleri için doğal ortamı oluşturan ailenin toplum içinde kendisinden beklenen sorumlulukları tam olarak yerine getirebilmesi için gerekli koruma ve yardımı görmesinin zorunluluğuna inanmış olarak,
Çocuğun kişiliğinin tam ve uyumlu olarak gelişebilmesi için mutluluk, sevgi ve anlayış havasının içindeki bir aile ortamında yetişmesinin gerekliliğini kabul ederek,
Çocuğun toplumda bireysel bir yaşantı sürdürebilmesi için her yönüyle hazırlanmasının ve Birleşmiş Milletler Andlaşmasında ilân edilen ülküler ve özellikle barış, değerbilirlik, hoşgörü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ruhuyla yetiştirilmesinin gerekliliğini gözönünde bulundurarak,
Çocuğa özel bir ilgi gösterme gerekliliğinin,1924 tarihli, Cenevre Çocuk Hakları Bildirisinde ve 20 Kasım 1959 tarihinde Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Kurulunca kabul edilen Çocuk Hakları Bildirisinde belirtildiğini ve İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde, Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nde (özellikle 23 ve 24 üncü maddelerinde) ve Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararasy Sözleşmede (özellikle 10 uncu maddesinde) ve çocukların esenliği ile ilgili uzman kuruluşların ve uluslararası örgütlerin kurucu ve ilgili belgelerinde tanındoğını hatırda tutarak,
Çocuk Hakları Bildirisinde de belirtildiği gibi "çocuğun gerek bedensel gerek zihinsel bakımdan tam erginliğe ulaşmamış olması nedeniyle doğum sonrasında olduğu kadar, doğum öncesinde de uygun yasal korumayı da içeren özel güvence ve koruma gereksiniminin bulunduğu"nu hatırda tutarak,
Ulusal ve uluslararası düzeyde çocukları aile yanına yerleştirme ve evlât edinmeye de özel atıfta bulunan Çocuğun Korunması ve Esenliğine İlişkin Toplumsal ve Hukuksal İlkeler Bildirisi; Çocuk Mahkemelerinin Yönetimi Hakkında Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Beijing Kuralları) ve Acil Durumlarda ve Silâhlı Çatışma Halinde
Kadınların ve Çocukların Korunmasına İlişkin Bildirinin hükümlerini anımsayarak, Dünyadaki ülkelerin tümünde çok güç koşullar altında yaşayan ve bu nedenle özel bir ilgiye gereksinimi olan çocukların bulunduğu bilinci içinde,
Çocuğun korunması ve uyumlu gelişmesi bakımından her halkın kendine özgü geleneklerinin ve kültürel değerlerinin taşıdığı önemi gözönünde tutarak,
Her ülkedeki, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki çocukların yaşama koşullarının iyileştirilmesi için uluslararası işbirliğinin taşıdığı önemin bilincinde olarak, Aşağıdaki kurallar üzerinde anlaşmaya varmışlardır:
I. KISIM
Madde 1
Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.
Madde 2
1. Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.
2. Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, yasal vasilerinin veya ailesinin öteki üyelerinin durumları, faaliyetleri, açıklanan düşünceleri veya inançları nedeniyle her türlü ayırıma veya cezaya tâbi tutulmasına karşı etkili biçimde korunması için gerekli tüm uygun önlemi alırlar.
Madde 3
1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.
2. Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de gözönünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.
3. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.
Madde 4
Taraf Devletler, bu Sözleşmede tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin olarak, Taraf Devletler eldeki kaynaklarını olabildiğince geniş tutarak, gerekirse uluslararası işbirliği çerçevesinde bu tür önlemler alırlar.
Madde 5
Taraf Devletler, bu Sözleşmenin çocuğa tanıdığı haklar doğrultusunda çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesi ile uyumlu olarak, çocuğa yol gösterme ve onu yönlendirme konusunda ana-babanın, yerel gelenekler öngörüyorsa uzak aile veya topluluk üyelerinin, yasal vasilerinin veya çocuktan hukuken sorumlu öteki kişilerin sorumluluklarına, haklarına ve ödevlerine saygı gösterirler.
Madde 6
1. Taraf Devletler, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler.
2. Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.
Madde 7
1. Çocuk doğumdan hemen sonra derhal nüfus kütüğüne kaydedilecek ve doğumdan itibaren bir isim hakkına, bir vatandaşlık kazanma hakkına ve mümkün olduğu ölçüde ana-babasını bilme ve onlar tarafından bakılma hakkına sahip olacaktır.
2. Taraf Devletler, özellikle çocuğun tabiiyetsiz kalması sözkonusu olduğunda kendi ulusal hukuklarına ve ilgili uluslararası belgeler çerçevesinde üstlendikleri yükümlülüklerine uygun olarak bu hakların işlerlik kazanmasını taahhüt ederler.
Madde 8
1. Taraf Devletler, yasanın tanıdığı şekliyle çocuğun kimliğini; tabiiyeti, ismi ve aile bağları dahil, koruma hakkına saygı göstermeyi ve bu konuda yasa dışı müdahalelerde bulunmamayı taahhüt ederler.
2. Çocuğun kimliğinin unsurlarının bazılarından veya tümünden yasaya aykırı olarak yoksun bırakılması halinde, Taraf Devletler çocuğun kimliğine süratle yeniden kavuşturulması amacıyla gerekli yardım ve korumada bulunurlar.
Madde 9
1. Yetkili makamlar uygulanabilir yasa ve usullere göre ve temyiz yolu açık olarak, ayrılığın çocuğun yüksek yararına olduğu yolunda karar vermedikçe, Taraf Devletler, çocuğun; ana-babasından, onların rızası dışında ayrılmamasını güvence altına alırlar. Ancak, ana-babası tarafından çocuğun kötü muameleye maruz bırakılması ya da ihmâl edilmesi durumlarında ya da ana-babanın birbirinden ayrı yaşaması nedeniyle çocuğun ikametgâhının belirlenmesi amacıyla karara varılması gerektiğinde, bu tür bir ayrılık kararı verilebilir.
2. Bu maddenin birinci fıkrası uyarınca girişilen her işlemde, ilgili bütün taraflara işleme katılma ve görüşlerini bildirme olanağı tanınır.
3. Taraf Devletler, ana-babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, anababanın ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler.
4. Böyle bir ayrılık, bir Taraf Devlet tarafından girişilen ve çocuğun kendisinin ana veya babasonın veya her ikisinin birden tutuklanmasını, hapsini, sürgün, sınırdışı edilmesini veya ölümünü (ki buna devletin gözetimi altında iken nedeni ne olursa olsun meydana gelen ölüm dahildir) tevlit eden herhangi benzer bir işlem sonucu olmuşsa, bu Taraf Devlet, istek üzerine ve çocuğun esenliğine zarar vermemek koşulu ile; ana-babaya, çocuğa veya uygun olursa, ailenin bir başka üyesine, sözkonusu aile bireyinin ya da bireylerinin bulunduğu yer hakkında gereken bilgiyi verecektir. Taraf Devletler, böyle bir istemin başlı başına sunulmasının ilgili kişi veya kişiler bakımından aleyhe hiç bir sonuç yaratmamasını ayrıca taahhüt ederler.
Madde 10
1. 9 uncu Maddenin 1 inci fıkrası uyarınca Taraf Devletlere düşen sorumluluğa uygun olarak, çocuk veya ana-babası tarafından, ailenin birleşmesi amaçlarıyla yapılan bir Taraf Devlet ülkesine girme ya da onu terketme konusundaki her başvuru, Taraf Devletlerce olumlu, insani ve ivedi bir tutumla ele alınacaktır. Taraf Devletler, bu tür bir başvuru yapılmasının başvuru sahipleri veya aile üyeleri aleyhine sonuçlar yaratmamasını taahhüt ederler.
2. Ana-babası, ayrı devletlerde oturan bir çocuk olağanüstü durumlar hariç, hem ana hem de babası ile düzenli biçimde kişisel ilişkiler kurma ve doğrudan görüşme hakkına sahiptir. Bu nedenle ve 9 uncu maddenin 1 inci fıkrasına göre Taraf Devletlere düşen sorumluluğa uygun olarak, Taraf Devletler çocuğun ve ana-babasının Taraf Devletlerin ülkeleri dahil herhangi bir ülkeyi terketmeye ve kendi ülkelerine dönme hakkına saygı gösterirler. Herhangi bir ülkeyi terketme hakkı, yalnızca yasada öngörüldüğü gibi ve ulusal güvenliği, kamu düzenini, kamu sağlığı ve ahlak veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak amacı ile ve işbu Sözleşme ile tanınan öteki haklarla bağdaştığı ölçüde kısıtlamalara konu olabilir.
Madde 11
1. Taraf Devletler, çocukların yaşadışı yollarla ülke dışına çıkarılıp geri döndürülmemesi halleriyle mücadele için önlemler alırlar.
2. Bu amaçla Taraf Devletler iki ya da çok taraflı anlaşmalar yapılmasını ya da mevcut anlaşmalara katılmayı teşvik ederler.
Madde 12
1. Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar.
2. Bu amaçla, çocuğu etkileyen herhangi bir adli veya idari kovuşturmada çocuğun ya doğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun bir makam yoluyla dinlenilmesi fırsatı, ulusal yasanın usule ilişkin kurallarına uygun olarak çocuğa, özellikle sağlanacaktır.
Madde 13
1. Çocuk, düşüncesini özgürce açıklama hakkına sahiptir; bu hak, ülke sınırlarına bağlı olmaksızın; yazılı, sözlü, basılı, sanatsal biçimde veya çocuğun seçeceği başka bir araçla her türlü haber ve düşüncelerin araştırılması, elde edilmesi ve verilmesi özgürlüğünü içerir.
2. Bu hakkın kullanılması yalnızca:
a) Başkasının haklarına ve itibarına saygı,
b) Milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu sağlığı ve ahlakın korunması nedenleriyle ve kanun tarafından öngörülmek ve gerekli olmak kaydıyla yapılan sınırlamalara konu olabilir.
Madde 14
1. Taraf Devletler, çocuğun düşünce, vicdan ve din özgürlükleri hakkına saygı gösterirler.
2. Taraf Devletler, ana-babanın ve gerekiyorsa yasal vasilerin; çocuğun yeteneklerinin gelişmesiyle bağdaşır biçimde haklarının kullanılmasında çocuğa yol gösterme konusundaki hak ve ödevlerine, saygı gösterirler.
3. Bir kimsenin dinini ve inançlarını açıklama özgürlüğü kanunla öngörülmek ve gerekli olmak kaydıyla yalnızca kamu güvenliği, düzeni, sağlık ya da ahlâki ya da başkalarının temel hakları ve özgürlüklerini korumak gibi amaçlarla sınırlandırılabilir.
Madde 15
1. Taraf Devletler, çocuğun dernek kurma ve barış içinde toplanma özgürlüklerine ilişkin haklarını kabul ederler.
2. Bu hakların kullanılması, ancak yasayla zorunlu kılınan ve demokratik bir toplumda gerekli olan ulusal güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni yararına olarak ya da kamu sağlığı ve ahlâkın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla yapılan sınırlamalardan başkalarıyla kısıtlandırılamaz.
Madde 16
1. Hiçbir çocuğun özel yaşantısına, aile, konut ve iletişimine keyfi ya da haksız bir biçimde müdahale yapılamayacağı gibi, onur ve itibarına da haksız olarak saldırılamaz.
2. Çocuğun bu tür müdahale ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır.
Madde 17
Taraf Devletler, kitle iletişim araçlarının önemini kabul ederek çocuğun; özellikle toplumsal, ruhsal ve ahlâki esenliği ile bedensel ve zihinsel sağlığını geliştirmeye yönelik çeşitli ulusal ve uluslararası kaynaklardan bilgi ve belge edinmesini sağlarlar.
Bu amaçla Taraf Devletler:
a) Kitle iletişim araçlarını çocuk bakımından toplumsal ve kültürel yararı olan ve 29 uncu maddenin ruhuna uygun bilgi ve belgeyi yaymak için teşvik ederler;
b) Çeşitli kültürel, ulusal ve uluslararası kaynaklardan gelen bu türde bilgi ve belgelerin üretimi, değişimi ve yayımı amacıyla uluslararası işbirliğini teşvik ederler;
c) Çocuk kitaplarının üretimini ve yayılmasını teşvik ederler;
d) Kitle iletişim araçlarını azınlık grubu veya bir yerli ahaliye mensup çocukların dil gereksinimlerine özel önem göstermeleri konusunda teşvik ederler;
e) 13 ve 18 inci maddelerde yeralan kurallar gözönünde tutularak çocuğun esenliğine zarar verebilecek bilgi ve belgelere karşı korunması için uygun yönlendirici ilkeler geliştirilmesini teşvik ederler.
Madde 18
1. Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana-babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce ana-babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler herşeyden önce çocuğun yüksek yararını gözönünde tutarak hareket ederler.
2. Bu Sözleşmede belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana-baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar.
3. Taraf Devletler, çalışan ana-babanın, çocuk bakım hizmet ve tesislerinden, çocuklarının da bu hizmet ve tesislerden yararlanma hakkını sağlamak için uygun olan her türlü önlemi alırlar.
Madde 19
1. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkâr muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.
2. Bu tür koruyucu önlemler; burada tanımlanmış olan çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli başkaca yöntemleri ve uygun olduğu takdirde adliyenin işe el koyması olduğu kadar durumun gereklerine göre çocuğa ve onun bakımını üstlenen kişilere, gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programların düzenlenmesi için etkin usulleri de içermelidir.
Madde 20
1. Geçici ve sürekli olarak aile çevresinden yoksun kalan veya kendi yararına olarak bu ortamda bırakılması kabul edilmeyen her çocuk, Devletten özel koruma ve yardım görme hakkına sahip olacaktır.
2. Taraf Devletler bu durumdaki bir çocuk için kendi ulusal yasalarına göre, uygun olan bakımı sağlayacaklardır.
3. Bu tür bakım, başkaca benzerleri yanında. bakıcı aile yanına verme, islâm Hukukunda kefalet (kafalah), evlât edinme ya da gerekiyorsa çocuk bakımı amacı güden uygun kuruluşlara yerleştirmeyi de içerir. Çözümler düşünülürken, çocuğun yetiştirilmesinde sürekliliğin korunmasına ve çocuğun etnik, dinsel, kültürel ve dil kimliğine gereken saygı gösterilecektir.
Madde 21
Evlât edinme sistemini kabul eden ve/veya buna izin veren Taraf Devletler, çocuğun en yüksek yararlarının temel düşünce olduğunu kabul edecek ve aşağıdaki ilkeleri gerçekleştireceklerdir:
a) Bir çocuğun evlât edinilmesine ancak yetkili makam karar verir. Bu makam uygulanabilir yasa ve usullere göre ve güvenilir tüm bilgilerin ışığında; çocuğun, ana-babası, yakınları ve yasal vasisine göre durumunu gözönüne alarak ve gereken durumlarda tüm ilgililerle yapılacak görüşme sonucu onların da evlât edinme konusundaki onaylarını alma zorunluluğuna uyarak, kararını verir.
b) Çocuğun kendi ülkesinde elverişli biçimde bakılması mümkün olmadığı veya evlât edinecek veya yanına yerleştirilecek aile bulunmadığı taktirde, ülkelerarası evlât edinmenin çocuk bakımından uygun bir çözüm olduğunu kabul ederler.
c) Başka bir ülkede evlât edinilmesi düşünülen çocuğun, kendi ülkesinde mevcut evlât edinme durumuyla eşdeğer olan güvence ve ölçülerden yararlanmasını sağlarlar.
d) Ülkelerarası evlât edinmede, yerleştirmenin ilgililer bakımından yasadışı para kazanma konusu olmaması için gereken bütün önlemleri alırlar.
e) Bu maddedeki amaçları, uygun olduğu ölçüde, ikili ya da çok taraflı düzenleme veya anlaşmalarla teşvik ederler ve bu çerçevede, çocuğun başka bir ülkede yerleştirilmesinin yetkili makam veya organlar tarafından yürütülmesini güvenceye almak için çaba gösterirler.
Madde 22
1. Taraf Devletler, ister tek başına olsun isterse ana babası veya herhangi bir başka kimse ile birlikte bulunsun, mülteci statüsü kazanmaya çalışan ya da uluslararası veya iç hukuk kural ve usulleri uyarınca mülteci sayılan bir çocuğun, bu Sözleşmede ve insan haklarına veya insani konulara ilişkin ve sözkonusu Devletlerin taraf oldukları diğer Uluslararası Sözleşmelerde tanınan ve bu duruma uygulanabilir nitelikte bulunan hakları kullanması amacıyla koruma ve insani yardımdan yararlanması için gerekli bütün önlemleri alırlar.
2. Bu nedenle, Taraf Devletler, uygun gördükleri ölçüde, Birleşmiş Milletler Teşkilatı ve onunla işbirliği yapan hükümetlerarası ve hükümetdışı yetkili başka kuruluşlarla bu durumda olan bir çocuğu korumak, ona yardım etmek, herhangi bir mülteci çocuğun ailesi ile yeniden biraraya gelebilmesi için ana-babası veya ailesinin başka üyeleri hakkında bilgi toplamak amacıyla işbirliğinde bulunurlar. Herhangi bir nedenle kendi aile çevresinden sürekli ya da geçici olarak ayrı düşmüş bir çocuğa bu Sözleşmeye göre tanınan koruma, aynı esaslar içinde, ana-babası ya da ailesinin başkaca üyelerinden hiçbirisi bulunmayan çocuğa da tanınacaktır.
Madde 23
1. Taraf Devletler zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul ederler.
2. Taraf Devletler, özürlü çocukların özel bakımdan yararlanma hakkını tanırlar ve eldeki kaynakların yeterliliği ölçüsünde ve yapılan başvuru üzerine, yardımdan yararlanabilecek durumda olan çocuğa ve onun bakımından sorumlu olanlara, çocuğun durumu ve ana-babanın veya çocuğa bakanların içinde bulundukları koşullara uygun düşecek yardımın yapılmasını teşvik ve taahhüt ederler.
3. Özürlü çocuğun, özel bakıma gereksinimi olduğu bilincinden hareketle bu maddenin 2 nci fıkrası uyarınca yapılması öngörülen yardım, çocuğun ana-babasının ya da çocuğa bakanların parasal (mali) durumları gözönüne alınarak, olanaklar ölçüsünde ücretsiz sağlanır. Bu yardım; özürlü çocuğun eğitimi, meslek eğitimi, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirme hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmasını sağlamak üzere düzenlenir ve çocuğun en eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesi yanında, kültürel ve ruhsal yönü dahil bireysel gelişmesini gerçekleştirme amacını güder.
4. Taraf Devletler, uluslararasy işbirliği ruhu içinde, özürlü çocukların koruyucu sıhhi bakımı, tybbi, psikolojik ve işlevsel tedavileri alanlarına ilişkin gerekli bilgilerin alışverişi yanında, rehabilitasyon, eğitim ve mesleki eğitim hizmetlerine ilişkin yöntemlerin bilgilerini de içerecek şekilde ve Taraf Devletlerin bu alanlardaki güçlerini, anlayışlarını geliştirmek ve deneyimlerini zenginleştirmek amacıyla bilgi dağıtımını ve bu bilgiden yararlanmayı teşvik ederler. Bu bakımdan, gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri, özellikle gözönüne alınır.
Madde 24
1. Taraf Devletler, çocuğun olabilecek en iyi sağlık düzeyine kavuşma, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini veren kuruluşlardan yararlanma hakkını tanırlar. Taraf Devletler, hiçbir çocuğun bu tür tıbbi bakım hizmetlerinden yararlanma hakkından yoksun bırakılmamasını güvence altına almak için çaba gösterirler.
2. Taraf Devletler, bu hakkın tam olarak uygulanmasını takip ederler ve özellikle:
a) Bebek ve çocuk ölüm oranlarının düşürülmesi;
b) Bütün çocuklara gerekli tıbbi yardımın ve tıbbi bakımın; temel sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine önem verilerek sağlanması;
c) Temel sağlık hizmetleri çerçevesinde ve başka olanakların yanısıra, kolayca bulunabilen tekniklerin kullanılması ve besleyici yiyecekler ve temiz içme suyu sağlanması yoluyla ve çevre kirlenmesinin tehlike ve zararlarını gözönüne alarak, hastalık ve yetersiz beslenmeye karşı mücadele edilmesi:
d) Anneye doğum öncesi ve sonrası uygun bakımın sağlanması;
e) Bütün toplum kesimlerinin özellikle ana-babalar ve çocukların, çocuk sağlığı ve beslenmesi, anne sütü ile beslenmenin yararları, toplum ve çevre sağlığı ve kazaların önlenmesi konusunda temel bilgileri elde etmeleri ve bu bilgileri kullanmalarına yardımcı olunması;
f) Koruyucu sağlık bakımlarının, ana-babaya rehberliğini, aile planlanması eğitimi ve hizmetlerinin geliştirilmesi; amaçlarıyla uygun önlemleri alırlar.
3. Taraf Devletler, çocukların sağlığı için zararlı geleneksel uygulamaların kaldırılması amacıyla uygun ve etkili her türlü önlemi alırlar.
4. Taraf Devletler, bu maddede tanınan hakkın tam olarak gerçekleştirilmesini tedricen sağlamak amacıyla uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi ve teşviki konusunda karşılıklı olarak söz verirler. Bu konuda gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri özellikle gözönünde tutulur.
Madde 25
Taraf Devletler, yetkili makamlarca korunma ve bakım altına alma, bedensel ya da ruhsal tedavi amaçlarıyla hakkında bir yerleştirme tedbiri uygulanan çocuğun, gördüğü tedaviyi ve yerleştirilmesine bağlı diğer tüm şartları belli aralıklarla gözden geçirme hakkına sahip olduğunu kabul ederler.
Madde 26
1. Taraf Devletler, her çocuğun, sosyal sigorta dahil, sosyal güvenlikten yararlanma hakkını tanır ve bu hakkın tam olarak gerçekleşmesini sağlamak için ulusal hukuklarına uygun, gerekli önlemleri alırlar. 2. Sosyal Güvenlik, çocuğun ve çocuğun bakımından sorumlu olanların kaynakları ve koşulları gözönüne alınarak ve çocuk tarafından ya da onun adına yapılan sosyal güvenlikten yararlanma başvurusuna ilişkin başkaca durumlar da gözönünde tutularak sağlanır.
Madde 27
1. Taraf Devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul ederler.
2. Çocuğun gelişmesi için gerekli hayat şartlarının sağlanması sorumluluğu; sahip oldukları imkânlar ve mali güçleri çerçevesinde öncelikle çocuğun ana-babasına veya çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere düşer.
3. Taraf Devletler, ulusal durumlarına göre ve olanakları ölçüsünde, anababaya ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere, çocuğun bu hakkının uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alır ve gereksinim olduğu takdirde özellikle beslenme, giyim ve barınma konularında maddi yardım ve destek programları uygularlar.
4. Taraf Devletler, Taraf Devlet ülkesinde veya başka ülkede bulunsun; ana-babası veya çocuğa karşı mali sorumluluğu bulunan diğer kişiler tarafından, çocuğun bakım giderlerinin karşılanmasını sağlamak amacıyla her türlü uygun önlemi alırlar. Özellikle çocuğa karşı mali sorumluluğu olan kişinin, çocuğun ülkesinden başka bir ülkede yaşaması halinde, Taraf Devletler bu konuya ilişkin uluslararası anlaşmalara katılmayı veya bu tür anlaşmalar akdinin yanısıra başkaca uygun düzenlemelerin yapılmasını teşvik ederler.
Madde 28
1. Taraf Devletler, çocuğun eğitim hakkını kabul ederler ve bu hakkın fırsat eşitliği temeli üzerinde tedricen gerçekleştirilmesi görüşüyle özellikle:
a) lk öğretimi herkes için zorunlu ve parasız hale getirirler;
b) Orta öğretim sistemlerinin genel olduğu kadar mesleki nitelikte de olmak üzere çeşitli biçimlerde örgütlenmesini teşvik ederler ve bunların tüm çocuklara açık olmasını sağlarlar ve gerekli durumlarda mali yardım yapılması ve öğretimi parasız kılmak gibi uygun önlemleri alırlar;
c) Uygun bütün araçları kullanarak, yüksek öğretimi yetenekleri doğrultusunda herkese açık hale getirirler;
d) Eğitim ve meslek seçimine ilişkin bilgi ve rehberliği bütün çocuklar için elde edilir hale getirirler;
e) Okullarda düzenli biçimde devamın sağlanması ve okulu terketme oranlarının düşürülmesi için önlem alırlar.
2. Taraf Devletler, okul disiplininin çocuğun insan olarak taşıdığı saygınlıkla bağdaşır biçimde ve bu Sözleşmeye uygun olarak yürütülmesinin sağlanması amacıyla gerekli olan tüm önlemleri alırlar.
3. Taraf Devletler eğitim alanında, özellikle cehaletin ve okuma yazma bilmemenin dünyadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve çağdaş eğitim yöntemlerine ve bilimsel ve teknik bilgilere sahip olunmasını kolaylaştırmak amacıyla uluslararası işbirliğini güçlendirir ve teşvik ederler. Bu konuda, gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri özellikle gözönünde tutulur.
Madde 29
1. Taraf Devletler çocuk eğitiminin aşağıdaki amaçlara yönelik olmasını kabul ederler;
a) Çocuğun kişiliğinin, yeteneklerinin, zihinsel ve bedensel yeteneklerinin mümkün olduğunca geliştirilmesi;
b) İnsan haklarına ve temel özgürlüklere, Birleşmiş Milletler Andlaşmasında benimsenen ilkelere saygısının geliştirilmesi;
c) Çocuğun ana-babasına, kültürel kimliğine, dil ve değerlerine, çocuğun yaşadığı veya geldiği menşe ülkenin ulusal değerlerine ve kendisininkinden farklı uygarlıklara saygısının geliştirilmesi;
d) Çocuğun, anlayışı, barış, hoşgörü, cinsler arasy eşitlik ve ister etnik, ister ulusal, ister dini gruplardan, isterse yerli halktan olsun, tüm insanlar arasında dostluk ruhuyla, özgür bir toplumda, yaşantıyı, sorumlulukla üstlenecek şekilde hazırlanması;
e) Doğal çevreye saygısının geliştirilmesi,
2. Bu maddenin veya 28 inci maddenin hiçbir hükmü gerçek ve tüzel kişilerin öğretim kurumları kurmak ve yönetmek özgürlüğüne, bu maddenin 1 inci fıkrasında belirtilen ilkelere saygı gösterilmesi ve bu kurumlarda yapılan eğitimin Devlet tarafından konulmuş olan asgari kurallara uygun olması koşuluyla, aykırı sayılacak biçimde yorumlanmayacaktır.
Madde 30
Soya, dine ya da dile dayalı azınlıkların ya da yerli halkların varolduğu Devletlerde, böyle bir azınlığa mensup olan ya da yerli halktan olan çocuk, ait olduğu azınlık topluluğunun diğer üyeleri ile birlikte kendi kültüründen yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ve kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakılamaz.
Madde 31
1. Taraf Devletler çocuğun dinlenme, boş zaman değerlendirme, oynama ve yağına uygun eğlence (etkinliklerinde) bulunma ve kültürel ve sanatsal yaşama serbestçe katılma hakkını tanırlar.
2. Taraf Devletler, çocuğun kültürel ve sanatsal yaşama tam olarak katılma hakkını saygı duyarak tanırlar ve özendirirler ve çocuklar için, boş zamanı değerlendirmeye, dinlenmeye, sanata ve kültüre ilişkin (etkinlikler) konusunda uygun ve eşit fırsatların sağlanmasını teşvik ederler.
Madde 32
1. Taraf Devletler, çocuğun, ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığı veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâksal ya da toplumsal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı korunma hakkını kabul ederler.
2. Taraf Devletler, bu maddenin uygulamaya konulmasını sağlamak için yasal, idari, toplumsal ve eğitsel her önlemi alırlar. Bu amaçlar ve öteki uluslararası belgelerin ilgili hükümleri gözönünde tutularak, Taraf Devletler özellikle şu önlemleri alırlar:
a) İşe kabul için bir ya da birden çok asgari yaş sınırı tesbit ederler;
b) Çalışmanın saat olarak süresi ve koşullarına ilişkin uygun düzenlemeleri yaparlar.
c) Bu maddenin etkili biçimde uygulanmasını sağlamak için ceza veya başka uygun yaptırımlar öngörürler.
Madde 33
Taraf Devletler, çocukların uluslararası anlaşmalarda tanımladığı biçimde uyuşturucu ve psikotrop maddelerin yasadışı kullanımına karşı korunması ve çocukların bu tür maddelerin yasadışı üretimi ve kaçakçılığı alanında kullanılmasını önlemek amacıyla, yasal, sosyal ve eğitsel niteliktekiler de dahil olmak üzere, her türlü uygun önlemleri alırlar.
Madde 34
Taraf Devletler, çocuğu, her türlü cinsel sömürüye ve cinsel suistimale karşı koruma güvencesi verirler. Bu amaçla Taraf Devletler özellikle:
a) Çocuğun yasadışı bir cinsel faaliyete girişmek üzere kandırılması veya zorlanmasını;
b) Çocukların, fuhuş, ya da diğer yasadışı cinsel faaliyette bulundurularak sömürülmesini;
c) Çocukların pornografik nitelikli gösterilerde ve malzemede kullanılarak sömürülmesini, önlemek amacıyla ulusal düzeyde ve ikili ile çok taraflı ilişkilerde gerekli her türlü önlemi alırlar.
Madde 35
Taraf Devletler, her ne nedenle ve hangi biçimde olursa olsun, çocukların kaçırılmaları, satılmaları veya fuhuşa konu olmalarını önlemek için ulusal düzeyde ve ikili ve çok yanlı ilişkilerde gereken her türlü önlemleri alırlar.
Madde 36
Taraf Devletler, esenliğine herhangi bir biçimde zarar verebilecek başka her türlü sömürüye karşı çocuğu korurlar.
Madde 37
Taraf Devletler aşağıdaki hususları sağlarlar:
a) Hiçbir çocuk, işkence veya diğer zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ve cezaya tâbi tutulmayacaktır. Onsekiz yaşından küçük olanlara, işledikleri suçlar nedeniyle idam cezası verilemiyeceği gibi salıverilme koşulu bulunmayan ömür boyu hapis cezası da verilmeyecektir.
b) Hiçbir çocuk yasadışı ya da keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. Bir çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp, uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır.
c) Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuğa insancıl biçimde ve insan kişiliğinin özünde bulunan saygınlık ve kendi yaşındaki kişilerin gereksinimleri gözönünde tutularak davranılacaktır. Özgürlüğünden yoksun olan her çocuk, kendi yüksek yararı aksini gerektirmedikçe, özellikle yetişkinlerden ayrı tutulacak ve olağanüstü durumlar dışında ailesi ile yazışma ve görüşme yoluyla ilişki kurma hakkına sahip olacaktır.
d) Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuk, kısa zamanda yasal ve uygun olan diğer yardımlardan yararlanma hakkına sahip olacağı gibi özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yasaya aykırılığını bir mahkeme veya diğer yetkili, bağymsız ve tarafsız makam önünde iddia etme ve böylesi bir işlemle ilgili olarak ivedi karar verílmesini isteme hakkına da sahip olacaktır.
Madde 38
1. Taraf Devletler, silahlı çatışma halinde kendilerine uygulanabilir olan uluslararası hukukun, çocukları da kapsayan insani kurallarına uymak ve uyulmasını sağlamak yükümlülüğünü üstlenirler.
2. Taraf Devletler, onbeş yaşından küçüklerin çatışmalara doğrudan katılmaması için uygun olan bütün önlemleri alırlar.
3. Taraf Devletler, özellikle onbeş yaşına gelmemiş çocukları askere almaktan kaçınırlar. Taraf Devletler, onbeş ile onsekiz yaş arasındaki çocukların silah altına alınmaları gereken durumlarda, önceliği yaşça büyük olanlara vermek için çaba gösterirler.
4. Silahlı çatışmalarda sivil halkın korunmasına ilişkin uluslararası insani hukuk kuralları tarafından öngörülen yükümlülüklerine uygun olarak, Taraf Devletler, silahlı çatışmadan etkilenen çocuklara koruma ve bakım sağlamak amacıyla mümkün olan her türlü önlemi alırlar.
Madde 39
Taraf Devletler, her türlü ihmal, sömürü ya da suistimal, işkence ya da her türlü zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ya da ceza uygulaması ya da silahlı çatışma mağduru olan bir çocuğun, bedensel ve ruhsal bakımdan sağlığına yeniden kavuşması ve yeniden toplumla bütünleşebilmesini temin için uygun olan tüm önlemleri alırlar. Bu tür sağlığa kavuşturma ve toplumla bütünleştirme, çocuğun sağlığını, özgüvenini ve saygınlığını geliştirici bir ortamda gerçekleştirilir.
Madde 40
1. Taraf Devletler, hakkında ceza yasasını ihlâl ettiği iddia edilen ve bu nedenle itham edilen ya da ihlâl ettiği kabul edilen her çocuğun; çocuğun yaşı ve yeniden topluma kazandırılmasının ve toplumda yapıcı rol üstlenmesinin arzu edilir olduğu hususları gözönünde bulundurularak, taşıdığı saygınlık ve değer duygusunu geliştirecek ve başkalarının da insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygı duymasını pekiştirecek nitelikte muamele görme hakkını kabul ederler.
2. Bu amaçla ve uluslararası belgelerin ilgili hükümleri göz-önünde tutularak Taraf Devletler özellikle, şunları sağlarlar:
a) İşlendiği zaman ulusal ya da uluslararası hukukça yasaklanmamış bir eylem ya da ihmâl nedeniyle hiçbir çocuk hakkında ceza yasasını ihlâl ettiği iddiası ya da ithamı öne sürülemeyeceği gibi böyle bir ihlâlde bulunduğu da kabul edilmeyecektir.
b) Hakkında ceza kanununu ihlâl iddiası veya ithamı bulunan her çocuk aşağıdaki asgari güvencelere sahiptir:
i) Haklarındaki suçlama yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılmak;
ii) Haklarındaki suçlamalardan kendilerinin hemen ve doğrudan doğruya; ya da uygun düşen durumlarda ana-babaları ya da yasal vasileri kanalı ile haberli kılınmak ve savunmalarının hazırlanıp sunulmasında gerekli yasal ya da uygun olan başka yardımdan yararlanmak;
iii) Yetkili, bağımsız ve yansız bir makam ya da mahkeme önünde adli ya da başkaca uygun yardımdan yararlanarak ve özellikle çocuğun yaşı ve durumu gözönüne alınmak suretiyle kendisinin yüksek yararına aykırı olduğu saptanmadığı sürece, ana-babası veya yasal vasisi de hazır bulundurularak yasaya uygun biçimde adil bir duruşma ile konunun gecikmeksizin karara bağlanmasının sağlanması;
iv) Tanıklık etmek ya da suç ikrarında bulunmak için zorlanmamak; aleyhine olan tanıkları sorguya çekmek veya sorguya çekmiş olmak ve lehine olan tanıkların hazır bulunmasının ve sorgulanmasının eşit koşullarda sağlanması;
v) Ceza yasasını ihlâl ettiği sonucuna varılması halinde, bu kararın ve bunun sonucu olarak alınan önlemlerin daha yüksek yetkili, bağımsız ve yansız bir makam ya da mahkeme önünde yasaya uygun olarak incelenmesi;
vi) Kullanılan dili anlamaması veya konuşamaması halinde çocuğun parasız çevirmen yardımından yararlanması;
vii) Kovuşturmanın her aşamasında özel hayatının gizliliğine tam saygı gösterilmesine hakkı olmak;
3. Taraf Devletler, hakkında ceza yasasını ihlâl ettiği iddiası ileri sürülen, bununla itham edilen ya da ihlâl ettiği kabul olunan çocuk bakımından, yalnızca ona uygulanabilir yasaların, usullerin, onunla ilgili makam ve kuruluşların oluşturulmasını teşvik edecek ve özellikle şu konularda çaba göstereceklerdir:
a) Ceza Yasasını ihlâl konusunda asgari bir yaş sınırı belirleyerek, bu yaş sınırının altındaki çocuğun ceza ehliyetinin olmadığının kabulü;
b) Uygun bulunduğu ve istenilir olduğu takdirde, insan hakları ve yasal güvencelere tam saygı gösterilmesi koşulu ile bu tür çocuklar için adli kovuşturma olmaksızın önlemlerin alınması.
4. Koruma tedbiri, yönlendirme ve gözetim kararları, danışmanlık, şartlı salıverme, bakım için yerleştirme, eğitim ve meslek öğretme programları ve diğer kurumsal bakım seçenekleri gibi çeşitli düzenlemelerin uygulanmasında, çocuklara durumları ve suçları ile orantılı ve kendi esenliklerine olacak biçimde muamele edilmesi sağlanacaktır.
Madde 41
Bu Sözleşmede yeralan hiçbir husus, çocuk haklarının gerçekleştirilmesine daha çok yardımcı olan ve;
a) Bir Taraf Devletin yasasında; veya
b) Bu Devlet bakımından yürürlükte olan uluslararası hukukta yeralan hükümleri etkilemeyecektir.
II. KISIM
Madde 42
Taraf Devletler, Sözleşme ilke ve hükümlerinin uygun ve etkili araçlarla yetişkinler kadar çocuklar tarafından da yaygın biçimde öğrenilmesini sağlamayı taahhüt ederler.
Madde 43
1. Taraf Devletlerin bu Sözleşme ile üstlendikleri yükümlülükleri yerine getirme konusunda kaydettikleri ilerlemeleri incelemek amacıyla, görevleri aşağıda belirtilen bir Çocuk Hakları Komitesi kurulmuştur.
2. Komite bu Sözleşme ile hükme bağlanan alanda yetenekleriyle tanınmış ve yüksek ahlâk sahibi on uzmandan oluşur. Komite üyeleri Taraf Devletlerce kendi vatandaşları arasından ve kişisel olarak görev yapmak üzere, adil bir coğrafi dağılımı sağlama gereği ve başlıca hukuk sistemleri göz-önünde tutularak seçilirler.
3. Komite üyeleri, Taraf devletlerce gösterilen kişiler listesinden gizli oyla seçilirler. Her Taraf Devlet, vatandaşları arasından bir uzmanı aday gösterebilir.
4. Komite için ilk seçim, bu Sözleşmenin yürürlüğe girişini izleyen altı ay içinde yapılır. Sonraki seçimler iki yılda bir yapılır. Her seçim tarihinden en az dört ay önce, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri, Taraf Devletleri iki ay içinde adaylarını göstermeye yazılı olarak davet eder. Daha sonra Genel Sekreter böylece belirlenen kişilerden, kendilerini gösteren Taraf Devletleri de işaret ederek, alfabetik sıraya göre oluşturduğu bir listeyi, Taraf Devletlere bildirir.
5. Seçimler, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Merkezinde, Genel Sekreter tarafından davet edilen Taraf Devletler toplantılarında yapılır. Nisabı, Taraf Devletlerin üçte ikisinin oluşturduğu bu toplantılarda, hazır bulunan ve oy kullanan Devletlerin salt çoğunluğuyla en fazla oy alan kişiler Komiteye seçilir.
6. Komite üyeleri dört yıl için seçilir. Aday gösterildikleri takdirde yeniden seçilebilirler. İlk seçimde seçilmiş olan beş üyenin görevi iki yıl sonra sona erer, bu beş üyenin isimleri ilk seçimden hemen sonra toplantı başkanı tarafından çekilen kura ile belirlenir.
7. Bir komite üyesinin ölmesi veya çekilmesi ya da başka herhangi bir nedenle bir üyenin Komitedeki görevlerini yapamaz hale gelmesi durumunda adaylığını öneren Taraf Devlet, Komitenin onaylaması koşuluyla, böylece boşalan yerdeki görev süresi doluncaya kadar, kendi vatandaşları arasından başka bir uzmanı atayabilir.
8. Komite, iç tüzüğünü kendisi belirler.
9. Komite, memurlarını iki yıllık bir süre için seçer.
10. Komite toplantyları olağan olarak Birleşmiş Milletler Teşkilatı Merkezinde ya da Komite tarafından belirlenecek başka uygun bir yerde yapılır. Komite olağan olarak her yıl toplanır. Komite toplantılarının süresi, gerektiğinde, Genel Kurulca onaylanmak koşuluyla, bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin bir toplantısıyla belirlenir veya değiştirilir.
11. Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri gerekli maddi araçları ve personeli bu Sözleşme ile kendisine verilen görevleri etkili biçimde görebilmesi amacıyla, Komite emrine verir.
12. Bu Sözleşme uyarınca oluşturulan Komitenin üyeleri, Genel Kurulun onayı ile, Birleşmiş Milletler Teşkilatının kaynaklarından karşılanmak üzere, Genel Kurulca saptanan şart ve koşullar çerçevesinde kararlaştırılan ücreti alırlar.
Madde 44
1. Taraf Devletler, bu Sözleşmede tanınan hakları yürürlüğe koymak için, aldıkları önlemleri ve bu haklardan yararlanma konusunda gerçekleştirilen ilerlemeye ilişkin raporları:
a) Bu Sözleşmenin, ilgili Taraf Devlet bakımından yürürlüğe giriş tarihinden başlayarak iki yıl içinde,
b) Daha sonra beş yılda bir,
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri aracılığı ile Komiteye sunmayı taahhüt ederler.
2. Bu madde uyarınca hazırlanan raporlarda, bu Sözleşmeye göre üstlenilen sorumlulukların, şayet varsa, yerine getirilmesini etkileyen nedenler ve güçlükler belirtilecektir. Raporlarda ayrıca, ilgili ülkede Sözleşmenin uygulanması hakkında Komiteyi etraflıca aydınlatacak biçimde yeterli bilgi de bulunacaktır.
3. Komiteye etraflı bilgi içeren bir ilk rapor sunmuş olan Taraf Devlet, bu maddenin 1 (b) bendi gereğince sunacağı sonraki raporlarında daha önce verilmiş olan temel bilgileri tekrarlamayacaktır.
4. Komite, Taraf Devletlerden Sözleşmenin uygulamasına ilişkin her türlü ek bilgi isteminde bulunabilir.
5. Komite, iki yılda bir Ekonomik ve Sosyal Konsey aracılığı ile Genel Kurula faaliyetleri hakkında bir rapor sunar.
6. Taraf Devletler kendi raporlarının ülkelerinde geniş biçimde yayımını sağlarlar.
Madde 45
Sözleşmenin etkili biçimde uygulanmasını geliştirme ve Sözleşme kapsamına giren alanda uluslararası işbirliğini teşvik etmek amacıyla:
a) Uzmanlaşmış kurumlar, UNICEF ve Birleşmiş Milletler Teşkilatının öteki organları, bu Sözleşmenin kendi yetki alanlarına ilişkin olan hükümlerinin uygulanmasının incelenmesi sırasında, temsil edilmek hakkına sahiptirler. Komite; uzmanlaşmış kurumları, UNICEF'i ve uygun bulduğu öteki yetkili kuruluşları, kendi yetki alanlarını ilgilendiren konularda uzman olarak görüş vermeye davet edebilir. Komite, uzmanlaşmış kurumları, UNICEF'i ve Birleşmiş Milletler Teşkilatının öteki organlarını kendi faaliyet alanlarına ilişkin kesimlerde Sözleşmenin uygulanması hakkında rapor sunmaya davet edebilir;
b) Komite, uygun bulduğu takdirde, Taraf Devletlerce sunulmuş, bir istem içeren ya da teknik danışma veya yardım ihtiyacını belirten her raporu, gerekiyorsa Komitenin bu istek veya ihtiyaca ilişkin tavsiye ve gözlemlerini de ekleyerek, uzmanlaşmış kurumlara, UNICEF'e ve öteki yetkili kuruluşlara gönderir;
c) Komite, Genel Kurula Genel Sekreterden Komite adına çocuk haklarına ilişkin sorunlarda incelemeler yaptırması isteğinde bulunulmasını, tavsiye edebilir;
d) Komite, bu Sözleşmenin 44 ve 45 inci maddeleri uyarınca alınan bilgilere dayanarak, telkin ve genel nitelikte tavsiyelerde bulunabilir. Bu telkin ve genel nitelikteki tavsiyeler, ilgili olan her Taraf Devlete gönderilir ve şayet varsa, Taraf Devletlerin yorumları ile birlikte Genel Kurulun dikkatine sunulur.
III. KISIM
Madde 46
Bu Sözleşme bütün Devletlerin imzasına açıktır.
Madde 47
Bu Sözleşme onaylamaya bağlı tutulmuştur. Onay belgeleri Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi edilecektir.
Madde 48
Bu Sözleşme bütün Devletlerin katılmasına açık olacaktır. Katılma belgeleri Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi edilecektir.
Madde 49
1. Bu Sözleşme, yirminci onay ya da katılma belgesinin Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi tarihini izleyen otuzuncu gün yürürlüğe gïrecektir.
2. Yirminci onay ya da katılma belgesinin tevdiinden sonra bu Sözleşmeyi onaylayacak ya da ona katılacak Devletlerin her biri için, bu Sözleşme, sözkonusu Devletin onay ya da katılma belgesini tevdi tarihinden sonraki otuzuncu gün yürürlüğe girecektir.
Madde 50
1. Bu Sözleşmeye Taraf herhangi bir Devlet bir değişiklik önerisinde bulunabilir ve buna ilişkin metni Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi edebilir. Genel Sekreter bunun üzerine değişiklik önerisini Taraf Devletlere, önerinin incelenmesi ve oya konulması amacıyla bir Taraf Devletler Konferansı oluşturulmasını isteyip istemediklerini kendisine bildirmeleri kaydıyla, iletir. Böyle bir duyuru tarihini izleyen dört ay içinde Taraf Devletlerin en az üçte biri sözkonusu konferansın toplanmasından yana olduklarını ifade ederlerse Genel Sekreter, Birleşmiş Milletler Teşkilatı çerçevesinde bu konferansi düzenler. Konferansta hazır bulunan ve oy kullanan Taraf Devletlerin çoğunluğu tarafından kabul edilen her değişiklik, onay için Birleşmiş Miletler Genel Kuruluna sunulur.
2. Bu maddenin 1 inci fıkrasında yeralan hükümlere uygun olarak kabul edilen bir değişiklik, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca onaylandığı ve bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin üçte iki çoğunluğu tarafından kabul edildiği zaman yürürlüğe girer.
3. Bir değişiklik yürürlüşe girdiği zaman, onu kabul eden Taraf Devletler bakımından bağlayıcılık taşır. Öteki Taraf Devletler bu Sözleşme hükümleri ve daha önce kabul ettikleri her değişiklikle bağlı kalırlar.
Madde 51
1. Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri, onay ya da katılma anında yapılabilecek çekincelerin metnini alacak ve bütün Devletlere bildirecektir.
2. Bu Sözleşmenin amacı ve konusu ile bağdaşmayan hiçbir çekinceye izin verilmeyecektir.
3. Çekinceler, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreterince, geri alınacağına ilişkin bildirimde bulunma yoluyla her zaman geri alınabilir. Bunun üzerine Genel Sekreter, bütün Devletleri haberdar eder. Böyle bir bildirim, Genel Sekreter tarafından alındığı tarihte işlerlik kazanır.
Madde 52
Bir Taraf Devlet, bu Sözleşmeyi, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreterine vereceği yazılı bildirim yoluyla feshedebilir. Fesih, bildirimin Genel Sekreter tarafından alınması tarihinden bir yıl sonra geçerli olur.
Madde 53
Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri, bu Sözleşmenin tevdi makamı olarak belirlenmiştir.
Madde 54
İngilizce, Arapça, Çince, İspanyolca, Fransızca ve Rusça metinleri de aynı derecede geçerli olan bu Sözleşmenin özgün metni, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi edilecektir.
Hükümetleri tarafından tam yetkili kılınan aşağıda imzaları bulunan Temsilciler, yukarydaki kuralların ışığında, bu Sözleşmeyi imzalamışlardır.
"İtirazi Kayıt:
Türkiye Cumhuriyeti Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 17, 29 ve 30. maddeleri hükümlerini T.C. Anayasası ve 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Anlaşması hükümlerine ve ruhuna uygun olarak yorumlama hakkını saklı tutmaktadır."
UNICEF Türkiye Temsilciliği tarafından çevrilmiştir.
* 27 Ocak 1995 tarihli ve 22184 sayılı Resmi Gazete'den aynen alınmıştır.
Cinsel ihmal; Çocukların cinsel sömürüye karşı korunmaması ve ilgisiz kalınması cinsel gelişimine gereken önemin verilmemesidir
Cinsel istismar ise; Çocuğun kendisinden en az 6 yaş büyük bir kişi tarafından cinsel doyum amacıyla kullanılması ya da başka birinin cinsel doyum amacıyla çocuğu kullanmasına izin verilmesidir (Atman,C.Ümit) İhmal ve istismar arasındaki en önemli fark ise istismarın ihmale göre daha aktif olmasıdır. Cinsel istismar direkt yada indirekt olabilir. Bu durum çocukta mutsuzluk üzüntü sıkıntı ve bedensel zarar oluşturabilir
CİNSEL DOYUM AMACIYLA YAPILAN DAVRANIŞLAR
· Cinsel olmayan kucaklama
· Sıkıştırma ,
· Okşama( daha çok kızlara)
· Çocuğu pornografi aracı olarak kullanma
· Cinselliği kışkırtan konuşmalar
· Oral ya da anal ilişki( daha çok erkeklere)
· Tecavüz
· Teşhircilik( daha çok kızlara)
· Çocuğa porno içerikli film seyrettirme
· Ensest( daha çok kızlara)
· Cinsel ilişki( daha çok kızlara)
· Karşılıklı mastürbasyon( daha çok erkeklere)
YANLIŞ İNANIŞLAR
· İstismara uğrayanlar daha cok ileri yaslarda çocuklardır.
· Sadece kızlar cinsel istismara uğruyor.
Cinsel istismara kız çocukları kadar erkek çocuklar da maruz kalmaktadır. Çocuğu istismardan koruma ve rehabilitasyon derneği(ÇİKORED) tarafından yapılan araştırmaya göre kız çocukların /58'i erkek cocukların /42'si cinsel istismara maruz kalmaktadır.Cinsel saldırı ve tecavüz olasılığı ise 16-19 yaş arasındadır. Bu saldırıların gerçekleştiği yaş aralığı ise 8-12 yaştır. Yapılan bir araştırmada çalışan kızlarının (102), %26 sı işyerinde en az bir kere rahatsız edildiğini; en fazla erkeklerin bakışlarından rahatsız olduklarını ve elle tacize maruz kaldıklarını belirtmiştirler.98 yılındaki adli dosyalardan elde edilen bulgulara göre ise çocuklara yönelik olguların %44,4'ünü cinsel suçlar teşkil etmektedir (Balcı,Yasemin)
Almanya da her yıl ortalama 200 bin çocuk cinsel istismara maruz kalmaktadır. 2002 yılında 3780 porno vakası ile karşılaşılırken bu rakam 2004 mayıs ayı sonunda 115146 ya ulaşmıştır.(Öztürk,Doğan). Cinsel istismara maruz kalan çocukların %30'u 2-5 yaş; %40'ı 6-10 yaş; %30'u 11-17 yaş arasındadır.(Hancı,İ,Hamit) Tüm bu istatistikler dahilinde kız çocukların erkek çocuklara oranla 3-4 kat daha fazla cinsel istismara maruz kaldığı görülmektedir.
NEDEN ÇOCUKLAR ?
Yapılan araştırmada çocuklara cinsel şiddet uygulanmasının nedenleri(Polat,Oğuz) şunlardır:
1. Saldırganın bakış açısı ve psikolojık rahatsızlığı
2. Çocuğun merak duygusunun fazla olması
3. Çocugun sevgi ve ilgi ihtiyacının fazla olması
4. Erişkinler tarafından kolay yönlendirilebilmeleri ve savunmasızlıkları
5. Olayı gizleme eğilimlerinin aşırı olması
6. Olayı anlatmada güçlük cekmeleri
7. Fiziki acıdan güçsüz olmaları
8. Çocukların anlattıklarına inanılmaması
9. Bazı toplumlardaki yanlış inanışlar(AIDS'ten korunmak için)
10. Ayrımcılık ve etnik farklılıklar( özellikle savaş zamanı)
11. Sokakta calışmak ve yaşamaları
12. Gelenekler(afrika ve güney asya)
13. Zihinsel rahatsızlığı olanlar
CİNSEL ŞİDDETİN ÇEŞİTLERİ
· COCUK PORNOSU: gerçek ya da kugulanmış herhangi bir cinsel aktivite içinde gösterilmesi ya da vucudun belli yerlerinin cinsel amaçla gösterilmesidir. Fotograflar slaytlar, filmler, dergiler, CD'ler.
2 tipi vardır
baştan cıkarıcı ve cıplak göruntulerın kullanılması;
cocukların cinsel ilişki içinde gösterilmesi
Norveç cocukları kurtarın hattı 99'da çocuk pornosunu yer aldıgı 1235 web sitesinin kapanmasını saglamıstır.(Polat,Oguz) İnternet ortamı çocuk pornosunun daha da büyumesıne neden olmaktadır.
ÇOCUK FUHUŞU: çocugun zevk veya başka sebeplerden kaynaklanarak cinsel aktivitelerde kullanılmasıdır. Savaş esnasında ve savaş sonrası barış kuvvetlerinin gelmesi bu durumu arttıran faktörlerdendir. Ekonomik yönden fakir ülkelerdeki cocuklar daha cok bu sektörde kullanılmaktadır. Tacizciler eknomık ve sosyal acıdan güclu ınsanlardır. Özellikle yabancı tacizcinin ülkeyı kolay terk edebilmesi ve hiç ceza almaması bu sektörü büyüten diger etkendir. Bunun için bir ülkenin vatandaşı eger baksa bır ulkede suç işlemişlerse ceza verme yetkisi saglanmıstır. Moskova'da bütün fahişelerin %23 'ünü çocuklar oluşturmaktadır. İtalya da 2000-2500 çocuk bu durumdadır. Toplumsal Cinsel Araştırma Enstitüsü çocuk fahişelerin %85.1'inin Hollanda asıllı olduğunu tahmini sayının ise 500-2000 arasında olduğu belirtilmektedir. İstanbul barosuna göre 1997 yılında Güvenlik Kuvvetleri tarafından 27 ilde177 çocuğa "zina" nedeniyle kanuni takipte bulunulmuş dava açmışlardır. (Polat,Oğuz)
ÇOCUK SEX TURİZMİ: kişinin kendi ülkesinde çocuklarla cinsel ilişkiye girdiği genellikle daha az gelişmiş bir ülkeye seyahat etmesidir. Kimliksizlik, çocukların kolay erişilebilir olması, kendi ülkesinin ahlakı ve sosyal sınırlamalarından özgür olmak bu tur davranışları arttırmaktadır. Özellikle başka ülkelerden evlat edinilme bu turizmin olma olasılığını arttırmaktadır. Rusya' da Nisan 2000' de yapılan çalışmalar 14-18 yaş arası çocukların %80'i gecen 3 ay içinde bir yabancı ile para karşılığı cinsel ilişkiye girmiştir(Polat,Oğuz)
TEŞHİRCİLİK: cinsel doyum amacıyla bir kimsenin cinsel organlarını diger bir kimseye isteği dışında göstermesidir. Bunu yapanlar genellikle psikolojik yönden sorunlu zararsız bireylerdir.
ENSEST VE PEDOFİLİ: Ensest çocuğun kan bağı olan kişiler tarafında cinsel doyum amacıyla kullanılmasıdır. Pedofili ; ergenlik dönemine girmiş ya da girmemiş çocuk ya da çocuklarla cinsel etkinlikte bulunmayla ilgili yoğun cinsel yönden uyarıcı fantezilerinin ve cinsel dürtülerinin yineleyici biçimde ortaya çıkmasıdır. Pedofili olan kişi çocuktan enaz 5 yaş büyük ve enaz 16 yaşındadır. Pedofili ile ensest arasındaki fark pedofili yabancılara yöneliktir.
Ataerkil toplumlarda iktidar ve dölün devamı için ensest vakalarına rastlanmaktadır. Vakaların çoğu özellikle annelerin çocuklarındaki davranış sorunları sonucu çocuklarına uzman kişilere götürmesi sonucu ortaya çıkar.
4. anne ile baba arasındakı cinsel yaşantının bozuklugu
5. çocuklarda aniden ortaya çıkan baştan çıkarıcı tavırlar
6. anne babanın yabancılara karşı düşmanca tutum içine girmeleri
7. daha önceden ensest'e maruz kalmış ebeveynler
Ensestin toplum tarafından tabu olarak görülmesi cocuklar tarafından anlatılmaması ya da belirlenmesinin güçlüğü bu konuda yeterli veriye ulaşmamızı engellemektedir.SHÇEK'e bağlı çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarında yapılan araştırma korunmaya muhtaç çocukların %10,3'ünün ensest kurbanı olduğunu ortaya koymuştur. Marmara üniveristesi adli tıp enstütüsü çocuklara dönük cinsel istismarın %89'unu aile içinde meydana geldiğinı ve 4 çocuktan birini ensest kurbanı olduyğu belirtiliyor. Maruz kalanların %87'si 4-12 yaş grubundaki kız cocukları oluşturmaktadır(www.kazate.com). ensest cocugun saldırganla olan ilişkisini seksuel aktıvıtelerının seklıne cocugun ısbırlıgıne şiddet kullanımına fiziksel zararın varlıgına cocugun yaşı ve gelişim basamagına göre cocugu etkilemektedir.
CİNSEL ŞİDDETİN COCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
· özsaygıları düşüktür.
· Hic bir işe yaramama duygusu gelişir.
· Sex konusunda tuhaf düşünceler geliştirir
· İçine kapanık ve insanlara güvensizdirler.
· İntihara teşebbüs edebilirler
· Yeni ilişkilerini cinsellşik üzerine kurarlart
· Suçluluk ve utanç duygusu taşırlar
· Parmak emme, tırnak yeme,altını ıslatma,fobi ve uyku bozuklukları
· Depresyon
· Tekrarlayan kabuslar
· Okulda akademık sorunlar
· Hamilelik
· Uyuşturucu kullanma egiliminin artması
· Suça egilim
· Genital hasar
· Travma sonrası stres bozuklugu
· Dissosıyatıf kişilik bozuklugu
· Anksıyete
· Mazoşistik egilimler
· Panik atak
· İleriki yaşamlarında cinsel şiddeti uygulayan olma olasılığını arttırır
Zeka geriliği, gelişim bozukluğu, dil anlatım, okul başarısında düşüklüğün görülme oranı %60'ın uzerındedir. Borderlıne kişilik bozukluğu saptanan kişilerin %70-80'i çoğul kişilik bozukluğu saptanan kişilerin %85-95'inin çocukluk cağı cinsel istismar öyküsü vardır.
CİNSEL ŞİDDETİ UYGULAYAN KİŞİLER KİMLERDİR
· Çocuklar ev dışında ve oyun sahalarında tacize ugrarlar.
· Çocuklar için tüm yabancılar tehlikelidir.
· Çocuklara sadece eşcinseller tecevuz ederler.
· Tüm istismar edenler erkektir
· Bizim toplumumuzda böyle şeyler olmaz.
Bunlar tüm insanların bu konuyla ilgili yanlış inanışlarıdır. Bu inanışları çürütecek şekilde cinsel şiddeti uygulayanlar;
1. anne
2. baba
3. kardeşler
4. uvey babalar
5. yabancı erkek ya da bayanlar
6. akrabalar
7. okul, aile ve işyerindeki personel ve çalışanlar
8. kreşler, yuvalar ve bakım evlerindeki çalışanlar
9. üfürükçü diye adlandırılan din istismarcıları
istismarcıların %40'ı ergenler %60'ı yetişkinlerdir. Adli vakalar ve olaylar istismarcıların %96'sının erkek oldugunu; istirmacıların %80 'ının ıse cocuk tarafından tanınan biri oldugunu göstermektedir. Aile içince meydana gelen tacizin %60 ı öz babaları tarafından gerçekleştirilmistir. (www.fişek.com.tr),(Polat,Oğuz)
CİNSEL İSTİSMARA MARUZ KALAN ÇOCUKLARA YÖNELİK HİZMET VEREN KURUM VE KURULUŞLAR
CİNSEL İSTİSMARA MARUZ KALAN ÇOCUKLARA YÖNELİK OLARAK HİZMET VEREN; ÇOCUK VE GENÇLİK MERKEZİ
Bu merkez cinsel istismara maruz kalmış ya da ihmal edilmiş çocuklara ve ailelerine yönelik hizmet vermektedir.(.:: SHÇEK Genel Müdürlüğü [0312 310 24 60]::.) Bu merkez Aydın'da yer almaktadır Buna bağlı olarak merkezde :
· Eşgüdüm kurulu: sosyal hizm. Müd.;ilsaglık müd;egitim müd; BARO;emniyet ve jandarma temsilcilerinden oluşmaktadır. Kurul yapılacak işleri eğitim ve projelerı hayata geçirilmesi için çalışmaktadır
· İlk müdahale ekibi: doktor;hemsire;pediatrist;psikolog;psik. Danısman; sosyal hızmet uzmanı;avukattan oluşmaktadır. Gelen çocuklar ve ailelerın ılk basvurularının alınması gereklı tıbbı ve psıkolojık muyane yapılması; gereken destegın verilmesi;adli vakalar icin gereklı bılgılerın toplanması ve raporlaştırılması ve gerekli yerlere sevk edilmesi işlerini yürütürler.
· Vaka tartışma ve değerlendirme ekibi:sosyal hizmet uzmanı, psikolog, pdr uzmanı, çocuk gelişim ve eğitim uzmanı, avukattan oluşmaktadır.
· Tanı teşhis tedavi ve rehabilitasyon ekibi:sos.hiz. uzm., çocuk gelişimcisi, psikolog, hekim, pdr uzmanından oluşmaktadır
TANI NASIL KONULUR?
1. fiziksel vegenital muayene bulguları
2. cocukla yapılan istismartanı görüşmeleri
3. çocukta ortaya çıkan ruhsal bulguların değerlendirilmesi sonucu tanı konulmaktadır.(Özdemir,Çağlar)
Cinsel istismara baglı olarak küçük çocuklarda cinsel içerikli oyun ve davranışlar gözlenebilir. Ayrıca çocukların yapmış oldukları resimlerde cinsel içerikli objeler yer alabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar; cinsel istismar için tanı koydurucudurlar.
· izleme ekibi
· Koordinasyon ve değerlendirme kurulu
· Sosyal servis
YAPILAN TANI AŞAMASI SIRASINDA OLUŞTURULAN RAPORDA HANGİ BİLGİLER OLMALIDIR:
Oluşturulacak raporda aşağıdaki bilgilerin olması gerekir. (Yavuz,Fatih), (.:: SHÇEK Genel Müdürlüğü [0312 310 24 60]::.)
· Kimlik bilgileri
· Öykü: tarihi, yeri, kim tarafından gerçekleştirildiği, kullanılan zorlama türü ve eylemin türüve eylemin şeklini içermelidir.
· Fiziksel şiddet bulguları: fiziksel mücadele olmuş mu?yüzde , boyunda,göğüs bölgesinde,kollarda mücadeleye bağlı lezyonlar.
· Cinsel şiddet bulguları: oral , anal ya da vajınal yollardaki travmaya bağlı değişimler.
· Materyal alımı: şüpheli yerlerden sürüntü alımı tırnak altı materyali, genital bölgelerden tüm şüpheli lekeler, kıl ve giysi lifleri alınarak dna analizleri ve kan örneği alınmalıdır.
· Fiziksel ve emosyonel hasarın belirlenmesi: duygusal hasar fiziksel hasardan daha fazladır. psikiyatra yönlendirilmelidir.
· Saldırganın kimliği: muayene ve penil sürüntü alınması ve yapılacak tetkikler sonucu saldırganın belirlenmesi.
MEDİKAL SORUNLAR NELERDİR?
Fazla sayıda muayene: 2-7 kez arasında muayene edilmesi mağdurun olayı tekrar yaşamasına neden olmaktadır
Fiziki ortam yetersizliği
Yaklaşım sorunları: mağdura önyargılı olarak yaklaşılması.
Delillerin toplanmasındaki yetersizlik
Yetersiz medikal değerlendirme
Standardizasyonun olmayışı medikal sorunlara yol açmaktadır. (Yavuz,Fatih)
MEDİKAL YAKLAŞIM NASIL OLMALI?
Tek merkezin olması
Standart formlar oluşturulmalı
Bulguların görüntülü ve yazılı dökümantasyonu
Delillerin toplanması
Tedavi
Mültidisipliner yaklaşım ve işbirliği gereklidir. (Yavuz,Fatih)
ÇOCUKLAR YAŞADIKLARINI NEDEN SÖYLEMEZLER
· kendilerine inanılmayacagından korkarlar
· başlarının belaya gireceginden korkarlar
· İstismarcının tehditleri
· İstismarcıyı korumak istemeleri
· Nasıl anlatacagını bilmemeleri
· Cinsel davranışların yanlış oldugunu bılmemeleri
· Arkadasları tarafından dışlanacaklarından korkmaları
· Homoseksuel olarak degerlendirilme korkusu
· Gammaz olarak adlandırılmak istememeleri
· İyi çocukların cinsellikle ilgili sözcükleri kullanmalarının doğru olmadığının öğretilmesi yüzünden çocuklar yaşadıklarını söylemezler.(Özdemir,Çağlar)(Yavuz,Fatih)
COCUKLAR NASIL VER NELER SÖYLERLER
Çocuklar olayın anımsanması olayın karmaşıklığı çocuğun katılımı duygusal etkisi ve çocukların sözcük bilgisine göre bilgiler vermektedirler. Kişiler ve yerlerden çok aktiviteler hatırlamaktadırlar. Küçük çocuklarda zaman kavramı gelişmemiştir.
Çocuk istismarın derecesi ve sıklığı arttığında toplumda cinsel istismar hakkında bilgi aldığında, çocuklar bu davranışları en yakın arkadaşlarıyla paylaşabilmektedirler. Ayrıca kendilerinin istismar edildiği yaşa gelen kardeşlerini korumak amacıyla kendisiyle ilgilenen bir yetişkinle karşılaştığında ve fiziksel bir yakınma sonucu doktora gittiğinde yaşadıklarını anlatmaktadırlar. (Hancı,Hamit)
Görüldüğü gibi cinsel istismara maruz kalan bireye yönelik çalışmalar bir çok uzman tarafından gerçekleştirilmektedir.
Bu merkezde çalışan PDR UZMANININ görevi:
· çocuk ve aile ile ilk görüşmeyi yapmak ,
· ihmal ve tacize uğramış bireyle uygun bir iletişim kurmak
· kendini güvende hissetmesini sağlamak.
· Terapötik yaklaşım ve yöntemleri programlamak, uygulamak , uygulanmasını sağlamak. Çocuğun normal yaşam becerilerinin desteklenmesi amacıyla çocuğun içinde yaşadığı ve kendisine yakınlığı olan kimselerin uygun şekilde bilgilendirilmesi.
· Gerekli kurumlarla işbirliği yapmak .
· konuyla ilgili seminer , panel eğitim çalışmalarına katılmak.
GÖRÜŞMECİNİN DIKKAT ETMESİ GEREKEN HUSUSLAR
cocugun yas ve gelişimine uygun sözcükler kullanmalı
cocuga soruları yanıtlamak ıcın yeterlı zaman vermeli
cocugun duygusal tepkılerı dıkkatle ıncelenmeli
uygun tepkılerle cocugu desteklemelıdır.(Özdemir,çağlar)
· UNİCEF, adalet bakanlığı adli tıp kurumu başkanlığında çocuk muayene birimi
· Marmara ,ege, gazi,İstanbul üniversitelerinde sosyal pediatri bilim dalı altında çocuk istismarı önleme ekibi.
· Dünyada dünya çocuk istismarı ve ihmali önleme derneği( İSPCAN)
· Ohio state üniversitesinde çocuk istismarı birimi
· Çocuk polisi
· Çocuk ve gençlik merkezi
· Merkezi Tayland da bulunan uluslar arası ECPAT( çocuk fuhuşunu, pornografisini ve cinsel amaçlı çocuk ticaretine son merkezi)
· İl sosyal hizmet müdürlükleri
· İstanbul alo çocuk merkezi( tel :0 212 534 86 72)
· Ankara alo çocuk merkezi( tel: 0 312 425 03 39)
CİNSEL ŞİDDETLE İLGİLİ KANUNLAR
· TCK'ya göre 15yasından küçük bir kimseye tecavüz eden kişiye verilecek ceza 5 yıldan az olamaz. Suç fiziksel şiddet içeriyorsa bu süre 10 yıl olur. Suçta ırza geçme uygulanmışsa bu süre dah uzun olur.
· 20 kasım 1989 tarihli BM çocuk hakları sözleşmesi 34. maddesi :çocuğun cinsel açıdan sömürülmesine karşı tüm önlemlerin alınmasını zorunlu kılar.
· 35. madde: çocukların bu amaçla kaçırılmasının ya da satılmasının engellenmesi gerektiğini söyler.
· 19. madde: çocukların yetiştirilmesinden sorumlu olanlar bu haklarını çocuğa zarar verecek şekilde kullanamazlar.
· Bu bildirge 159 ülke sivil oplum kuruluşları ve UNICEF tarafından oluşturulmuştur.14 şubat 1990 da kabul edilmiş 1994te da onaylanmıştır.
· 1 nisan 2005 tarihinde yürürlüğe giren TCK ya göre
Çocukların cinsel istismarı
MADDE 103. - (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;
a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
Anlaşılır.
(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması halinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması halinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
(7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Reşit olmayanla cinsel ilişki
MADDE 104. - (1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fail mağdurdan beş yaştan daha büyük ise, şikayet koşulu aranmaksızın, cezası iki kat artırılır.
1. 95 ' te yapılan Türkiye'de tv ve aile araştırma sonuçlarına göre yetişkinlerin %35 i tv programları arasında kendilerini en çok rahatsız eden programların erotik içerikli yayınlar olduğu belirlenmiştir. Buna bağlı olarak aileler çocuklarını tv programları ve internet erişimlerini izlemelidirler.
2. aileler 2-3 yaşından başlayarak çocuklara vücut bölgelerini öğretmeleri; bu özel bölgelere çocuğun izni olmaksızın kimsenin dokunamayacağı çocuklara öğretilmeli . böyle durumlarda anne baba yada öğretmenine başvurmaları öğretilmelidir.
3. çocuğun cinsellikle ilgili sorulara yaşına uygun olarak cevap verilmeli ve çocuklara ters tepki verilmemelidir.
4. resimlerine, oyunlarına sokaktaki oyun ve davranışlarına dikkat edilmeli.
5. çocuklara yönelik işlenen suçlarda çocuklar suçlanmamalı.
6. aile üyelerinden kaçma ,uzaklaşma, okula gitmeme isteği varsa bunlara dikkat edilmeli
7. bunlarla karşılaşılan durumlarda ailenin uzman kişilere yada kurumlara başvurması önemlidir.
ÖĞRETMENLERİN YAPMASI GEREKENLER: bu konuda öğretmenler ise (Başbakkal,Zümrüt),(Paslı,Figen) şunlara dikkat etmelidir:
1. öğrencinin ders içerisindeki davranışlarına ve cinsel içerikli resimlere (resim dersi) dikkat edilerek şüpheli durumları psikolojık danışmanlık ve rehberlik servisi ile paylaşmalıdır.
2. çocuğun ders başarısındaki ani değişiklikleri değerlendirmelidir.
PDR UZMANININ YAPMASI GEREKENLER
öğrencilere yönelik cinsel eğitimle ilgili seminer verilmeli
kuşkulu iyi kötü dokunmanın ne olduğu ile ilgili bilgi, verilmeli
çocuklara kendi hakları ile ilgili bilgi verilmeli.
böyle bir durumla karşılaştıklarında çocuklara neler yapmaları gerektiği ve iletişim becerileri öğretilmeli(vücut dili)
çocukların böyle durumda yaşayacakları depresyon, değersizlik, suçluluk, utanç gibi duygularla baş etmeleri için yardımcı olmalıdır
gerekli yerlere yönlendirmelidir.
intihar riski olduğunu unutmamalıdır.
çocuğun aynı olayı yaşamasını engelleyecek düzeyde gizlilik düzeyini korumalıdır.
çocuğun gelişim düzeyine uygun kelimeler seçmeli cevaplaması için yeterince zaman verilmelidir. daha çok ,açık uçlu sorular kullanılmalıdır.
OKUYUCULARIMDAN sıkça e-mail (elektronik posta) alıyorum. Çocuk eğitimine gösterilen bu ilgi bizi sevindiriyor ve yazma cesareti veriyor. Son günlerde medyada tartışma konusu yapılan 'çocuk pornosu ve cinsel taciz' anne babaları iyice korkutmuş. Özellikle büyük şehirlerden yazan anneler, çocuklarını cinsel tacizden nasıl koruyacaklarını soruyorlar. İstanbul'dan yazan bir anne, çocuğunu cinsel taciz konusunda bilgilendirmek istediğini, ancak bunu nasıl yapacağını bilmediğini söylüyor ve kendisine yardımcı olmamızı istiyor. Bir baba, internet kafelerde gençlerin porno içerikli sitelere girdiğini, cd'ler izlediğini, belediyelerin ve ahlâk zabıtasının buraları denetlemesi gerektiğini yazıyor.
Bizimle yüzyüze görüşen öğrenci velilerinden de benzer sorular ve şikayetler geliyor. Medyada öğrencilerine cinsel tacizde bulunan öğretmenlerden bahsedilmesi, anne babalarda ciddi korkulara yol açmış. Bir kız öğrencinin annesi ağlayarak şöyle diyordu: "Evladımızı teslim ettiğimiz öğretmenler de bunu yaparsa, daha kime güveneceğiz?"
Çocuklar üzerinde en az anne baba kadar hakkı bulunan, fedakâr, saygıya lâyık, eli öpülesi binlerce öğretmenin görev aldığı koca bir eğitim camiasında üç-beş ruh hastasının bulunması öğretmenlerimize duyduğumuz güveni sarsmamalıdır. Her konuda olduğu gibi, bu konunun çözümü de yine aile eğitiminden ve terbiyesinden geçiyor. Çocuklarımıza sağlıklı bir cinsel eğitim verir, taciz konusunda bilgilendirir, kendisini nasıl koruyacağını öğretirsek korkmamıza gerek kalmaz. Ancak bunu yapabilmemiz için çocuğumuzla aramızda duygusal bir bağın kurulmuş olması gerekir. Eğer bu duygusal iletişim yoksa, çocuğumuz korkularını, endişelerini, sıkıntılarını bizimle rahatça paylaşmıyorsa; bir cinsel tacizle karşılaştığı zaman gelip bize olayı anlatma cesareti gösteremeyecektir.
Çocuklarıyla konuşup onları bilgilendirmek yerine porno sitelerini filtre eden programlar kullanan, internet kafeyi yasaklayan, evdeki bilgisayardan fax modemi söken anne babalar var. Onlara hak vermemek elde değil. Ancak yasak ve baskı ile böylesine ciddi bir problemin çözülemeyeceğini de hatırlatmadan edemeyeceğiz. Burada önemli olan çocuğun veya gencin sizin zorunuzla değil, kendi iradesi ile pornografiden uzak durması, evindeki bilgisayarı faydalı yönde kullanması.
ÇOCUKLARIMIZI
NASIL BİLGİLENDİRECEĞİZ?
Çocuğun muhtemel cinsel tacizlere karşı kendisini koruyabilmesi için öncelikle sağlıklı bir cinsel bilgiye ihtiyacı vardır. Küçük yaşlarda cinsiyete ait soruları ertelendiği, kınandığı ve suçlandığı takdirde çocuğun zihninde cinsel merakın ayıp birşey olduğu kanaati doğacak, bu merakından dolayı suçluluk duygusuna kapılacak ve soru sormaktan vazgeçecektir. Haya dediğimiz fıtrî (doğal) utanma ile büyüklerin davranış ve sözleri ile telkin ettikleri yapay utanma farklı duygulardır. Kendisini değerli hisseden, insana saygı duyan bir çocuk bu değeri ve saygıyı zedeleyecek bir durumla karşılaştığı, meselâ çıplak görüldüğü zaman rahatsız olur. Bu rahatsızlık, değerini koruma hassasiyetinden kaynaklanan onurlu bir duygudur. Cinsel konularda soru soran bir çocuğa annesi "Ne kadar ayıp, böyle şeyleri sormaktan utanmıyor musun?" dediği zaman ona yaratılışa aykırı bir utanma ve suçluluk duygusu telkin etmiş olur. Çocuğun soruları ya gördüğü veya duyduğu, ancak anlamakta zorluk çektiği cinsel konularla ilgilidir. Eğer sorusunu anlayışla karşılar, söz ve davranışlarımızla memnuniyetsizlik göstermez, detaylara girmeden anlayacağı basit kelimelerle cevap verirsek; hem kafasındaki karışıklığı gidermiş, hem de benzer durumlarda tekrar soru sorma cesareti vermiş oluruz.
Çocuğumuzun cinselliğe ait sorularını cevaplandırırken, bütün vücudumuzun mükemmel yaratıldığını, cinsel organlarımızın da diğer organlarımız kadar gerekli ve değerli olduğunu anlatmalıyız. Cinsel organları sayesinde kızlık, erkeklik, annelik, babalık özellikleri kazanacaklarını bilen çocuklarda özgüven duygusu artar, kendilerini değerli hissederler.
Çocuğumuza cinsel organlarımızın bize özel, bize ait olduğunu, başkaları tarafından görülmesi uygun olmayacağı için örtündüğümüzü öğretmeliyiz. Cinsel bölgelerimize hakaret anlamı taşıyan sözlere küfür dendiğini, kızdığımız kimselere küfür etmememiz, edenleri de uyarmamız gerektiğini anlatmalıyız.
Çocukları cinsel taciz ve istismara karşı korumak için bilgilendirmek yetmez. Bizim de onun adına alacağımız önemli tedbirler var. Çocuğu bilgilendirirken abartmadan ve korkutmadan kaçınmalıyız. Eğer konuyu abartarak anlatırsak insanlara olan güvenini yitirebilir, kendisine gülümseyen veya şefkatle başını okşamak isteyen iyi niyetli birinden bile kuşkulanacak hâle gelir. Cinsel organlarımızın bize ait, özel yerler olduğunu bilen bir çocuğa cinsel tacizi anlatmak kolaydır.
NELER ANLATMALIYIZ?
İstanbul'dan yazan bir anne, "Çocuğumu cinsel tacize karşı korumak için neler anlatacağımı bilmiyorum. Anlatacağım şeylerin onu derinden etkileyeceğini, ruh sağlığını bozacağını düşünüyorum. Böyle düşününce de anlatma cesaretim ve gücüm kalmıyor," diyor. Annenin bu düşüncesi, konuya yetişkin gözüyle baktığı için, çocuk açısından doğru değildir. Çocuk henüz insanların kötü yanını görmemiştir, kalbi temiz, ruhu berraktır. Bizim kötü tecrübeler yoluyla kazandığımız peşin yargılardan uzaktır. Eğer vereceklerimizi onu korkutmadan ve konunun çirkinliklerine girmeden verebilirsek maksadımıza ulaşmış, onu gelecek tehlikelerden korumuş oluruz.
Korku, o kadar da korkulacak bir duygu değildir. Korku, hayatımızı ve sağlığımızı tehdit eden tehlikelere karşı korunmak için verilmiş gerekli bir duygudur. Bilgilerimiz arttıkça korkularımız da artar. "Cahil cesur olur," sözü çok yerinde söylenmiş bir sözdür. Cahil adam, olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi kuramadığı için kendisini bekleyen tehlikeleri göremez, olaylara gözü kapalı girer. Bir anlık öfkesine yenik düşen nice insanlar, polis ve mahkeme yoluyla kolayca çözebilecekleri bir meselede cana kıyarak kâtil durumuna düşüyorlar. Yine sağlıklı bir cinsel eğitim almadığı için, nice insanlar var ki, şehvetlerine yenik düşerek gayrimeşru cinsel ilişkiye giriyorlar, yuvaların yıkılmasına, namus ve şereflerinin ayağa düşmesine sebep oluyorlar.
Çocuklarımızı okul öncesi dönemde (4-5 yaşlarında) cinsel taciz konusunda bilgilendirmemiz gerekir. Daha önce hem anlamaları zordur, hem de cinsel taciz riski çok düşüktür. Önce çocuklara cinsel organlarına ancak (temizlik, banyo, çamaşır değiştirmek için) anne ve babanın dokunabileceğini, başkalarının buna hakkı olmadığını anlatmalıyız.
Cinsel taciz ve istismar konusunda çocuğumuza vereceğimiz bilgileri şöyle sıralayabiliriz:
• Eğer başkaları, en yakın akrabalar bile, tenha yerlerde seni sever, okşar ve severken cinsel organlarına dokunursa buna izin verme, koşarak oradan uzaklaş. Başına böyle birşey gelirse, gelip bana anlat. Bu kişi yaptıklarını anlatmaman için seni korkutsa bile gelip bana anlatmalısın. Korkma, biz seni koruruz. "Kimseye söyleme" sözü de normal değildir. Eğer gelip bize anlatmazsan o kişi sana zarar vermeye devam eder.
• Her sevme ve okşama kötü niyetli değildir. Sen akıllı bir çocuksun, bunu anlayabilirsin. Eğer bizi kendi çocuğu gibi seven iyi kalpli insanlardan da şüphe edecek olursak onlara haksızlık etmiş oluruz.
• Çarşıda veya pazarda kaybolursan, yanında çocukları bulunan bir aileden yardım iste, seni polis karakoluna götürmelerini söyle. En yakındaki bir dükkana girip dükkan sahibinden de yardım isteyebilirsin. Dükkana girmeden önce içeride başka insanlar olup olmadığına bak, başka insanlar varsa gir.
• Uzak ve ıssız yerlerde, boş ve terkedilmiş evlerde, inşaatlarda, bodrumlarda oyun oynama. Bu gibi yerlerde yardım alamayacağın için kötü niyetli insanların işi kolaylaşır.
• Tek başına çocuk parklarına gitme. Bir yabancı sana şeker, çikolata gibi şeyler verirse alma. Hemen oradan uzaklaş.
• Kötü niyetli insanlar çocukları kandırmak için yalan hikayeler uydururlar. "Annen/baban seni çağırıyor, gel seni annene/babana götüreceğim," derler. Onlara aldanıp peşlerinden gitme. Bazıları da yalancıktan yardım isterler. Meselâ, "Köpeğim kayboldu, bulmama yardımcı olur musun, beni şu adrese götürür müsün, şu paketi eve çıkarmama yardım eder misin?" derler.
• Yolda bir araba durur, "Beni şu adrese götürür müsün?" veya "Annen kaza geçirdi hastanede yatıyor, seni yanına götürmemi istedi" derse inanma, arabaya binme, hemen oradan uzaklaş.
• Evde yalnızken başkalarına kapı açma. Biz evde iken bile yabancılara kapıyı açma. Gelen, "Ben tüpçüyüm, ben sütçüyüm, ben tamirciyim" dese bile kapıyı açma.
• Bizden izinsiz arkadaş ve komşu evlerine gitme.
• Okuldan eve gelirken tenha yerlerden geçme, içinde yolcu bulunmayan servise veya dolmuşa binme.
Çocuklar bu anlattıklarınızın hepsini aklında tutamaz. Ara sıra sorular sorarak bilgisini tazeleyebilirsiniz. Meselâ, "Okuldan eve gelirken bir araba yanında dursa, annen kaza geçirdi, hastanede yatıyor, ben doktorum, seni yanına götürmemi istedi dese ne yaparsın?" şeklinde bir soru sorarak cevap vermesini isteyebilirsiniz.
ANNE BABA OLARAK
BİZE DÜŞEN GÖREVLER
Cinsel tacizden ve istismardan korunmayı sadece çocuklardan beklemek problemi çözmeye yetmez. Anne baba olarak bizlerin de alacağı tedbirler ve yerine getirmesi gereken görevler var. Bunları da kısaca şöyle sıralayabiliriz:
• Çocukların okula gidiş-dönüş saatlerini, kimlerle arkadaşlık yaptıklarını, kimlerle nerelere gittiklerini ve ne zaman eve döneceklerini yakından takip etmemiz gerekir.
• Çocuk sapıkları daha çok av mekânı olarak tenha yerleri, çocuk parklarını, oyun ve eğlence salonlarını tercih ederler. Buralarda tek başına dolaşan, kontrolsüz, bilgisiz çocukları avlarına düşürürler. Bu sebeple çocuğun 24 saati anne babanın bilgisi ve kontrolü altında olmalıdır.
• Akrabalarımızdan, komşularımızdan, arkadaşlarımızdan biri veya büyük bir çocuk, çocuğumuza aşırı ilgi gösteriyor, çocuğumuz da bu ilgiden sıkılıyor ve rahatsızlık belirtileri gösteriyor ise sebebini araştırmalıyız.
• Çocuğa verilen hediyelerin nereden ve kimden geldiği araştırılmalı, sebebi bilinmeyen hediyelerden şüphe edilmelidir.
• Çocuğu spor ve müzik gibi özel bir etkinlik kursuna göndermeden önce kurumun ve ders verecek öğretmenin ciddiyeti ve güvenilirliği araştırılmalıdır.
• Çalışan anneler, çocuğunu teslim edeceği bakıcıyı veya kreşi çok iyi araştırmalı, teslim ettikten sonra da takip etmeli, çocuktan bakıcı veya kreş elemanları ile geçirdiği saatlerde neler yaptığı anlattırılmalıdır. Çocuk bakıcıdan korkuyor, onunla beraber olmak istemiyor veya kreşe gitmeyi reddediyorsa sebebi mutlaka araştırılmalıdır.
• Yatılı okullar da riskli alanlardır. Anne babadan uzak kalan çocuklar bütün sevgilerini bir arkadaş veya kendisinden büyük bir çocuk üzerinde yoğunlaştırabilir. Duygularını kontrol etmeyi bilmeyen, anne babası ile sıcak ilişkileri olmayan çocuklar, bu beraberliği sevdiği arkadaşına karşı cinsel istek duyacak kadar ileri götürebilir. Eğer bir çocuğun fazla arkadaşı yoksa, yani sadece bir arkadaşla yetiniyorsa ve her yerde o arkadaşıyla görülüyorsa bu beraberliğin arka planı araştırılmalıdır.
• Çocuğun internet kafelere alışmasına izin verilmemeli, gerekirse kendisine bir bilgisayar alınmalıdır. Bilgisayarda pornografik web sitelerine girmesi cyberpatrol, surfwatch, netnanny, cybersitter programlarından biri kullanılarak önlenebilir.
• Çocuğa hissettirmeden odası ve eşyaları aranmalı, pornografik yayınlar veya cd'ler bulunduğu zaman bunlara el koymadan, çocukla çatışmaya girmeden ve suçlayıcı sözler kullanmadan cinsel duygularını kontrol etmesi öğretilmelidir.
Sevimsiz bir konuyu işlemenin zorluğunu takdir edersiniz. Anne babalar çocuklarını cinsel konularda eğitirken aynı zorluğu yaşadıkları için beni daha iyi anlayacaklardır. Ancak çocuklarımızın ruh sağlığı ve geleceği adına her zorluğa katlanmamız gerekiyor. Bir meseleyi görmezden gelerek veya erteleyerek çözüme ulaştıramayız. Bu konuda iyimser olmanın da bir faydası yoktur. Elimizdeki cinsel taciz ve istismar vak'alarının çoğunda "Bu tür şeyler bizim ailemizde olmaz" diyen fazla iyimser anne babaların çocukları vardır.
Cinsel istismar konusunda en büyük bedeli, ihmalci ve iyimser anne babalar değil, bizzat çocuk ödemektedir. Böyle bir olayla karşılaşan anne babaların çoğu, deşifre olma (dile düşme) utancı ile, polise ve psikiyatra başvurmamakta, acısını kalbine gömerek olayı unutmaya çalışmaktadır. Anne babaların bunu yapmaya hakkı yoktur. İki sebeple hakkı yoktur. Birincisi, burada mağdur olan çocuktur, anne baba çocuk adına fedakârlık yapamaz. Cinsel istismara maruz kalan bir çocuk, istismarcının elinden kurtarılmaz ve psikiyatrik tedavi görmez ise, hasta bir kişilik kazanacak, sağlıklı bir evlilik yapamayacak, büyük ihtimalle alkol ve uyuşturucu batağına saplanacaktır. İkincisi, polise başvurulmaz, istismarcı yaptığının cezasını ödemez ise, eylemine devam edecek, başka çocukları da tuzağına düşürecektir.
Çocukların cinsel tacize maruz kalması toplumun ayıbıdır. Çünkü tacizciler ve istismarcılar bu toplumun içinden çıkmaktadır. Sağlıklı bir nesil yetiştirmek için aileler kadar eğitimciler de üzerine düşeni yapmalı, devlet de onlara yardımcı olmalıdır.
Çocuk İstismarı ve İhmalini Önleme Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Orhan Derman, dünya genelinde buluğ çağına gelmiş kızların yüzde 25'inin, erkeklerin ise yüzde 15'inin cinsel istismara maruz kaldığını bildirdi.
Çocukların yüzde 75'inin aile yakınları, yüzde 12'sinin yakın tanıdıkları ve yüzde 13'ünün ise tanınmayan kişiler tarafından istismar edildiğini kaydeden Derman, son yıllarda hastaneye başvuran istismar vakalarının arttığına işaret etti.
Derman, görev yaptığı Hacettepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adolesan Ünitesi'ne, haziran ayında 8 istismar vakası geldiğini ve bunların 2'sinin cinsel istismar olduğunu söyledi. ''Artışın, birey ve ailelerin bilinçlenmesi, hastanelere başvuruların artması, bu konuda çeşitli araştırmaların yapılması, bozuk aile yapısı, medya gibi nedenlerden kaynaklanabileceğini'' belirten Derman, ''Verdiğimiz oranlar, sadece buz dağının görünen kısmı'' değerlendirmesinde bulundu.
Derman, istismara maruz kalan çocukların yeterli ilgi görmediği ve tedavi edilmediği durumlarda, ileride istismarcı olabildiğine dikkati çekerek, mağdur sayısı arttıkça istismarcı sayısının da o oranda arttığını söyledi.
Cinsel istismara uğrayan çocuğun, ''kendini kirlenmiş ve suçlu hissedebildiğini'' belirten Derman, ''Kendini toplumdan soyutluyor ve yalnızlaşıyor. Bir gün yaşadıklarının hıncını almak, başkasının da aynı acıyı çektiğini görmek, kendine mağdur bir paylaşımcı bulmak gibi nedenlerden dolayı, ileride istismarcı olabiliyor. Maalesef, bu bir
kısır döngü halinde devam ediyor'' dedi.
Mağdur olan çocuğun, olayı sadece hekimlerle paylaşması gerektiğinin doğru olduğunu vurgulayan Derman, ''Çünkü, güvendiği kişiler bile 'nasıl olsa böyle bir şey yaşadı. Ben de yapabilirim' tarzında yaklaşımlarda bulunabiliyor ve istismarcı olabiliyor'' diye konuştu.
Derman, ailelerin çoğunun, konuyu, olayın duyulmaması, adli mercilere gitmemesi gibi nedenlerle, aile içinde çözmeye ya da üstünü örtmeye çalıştığını anlattı.
Çocuk İstismarı ve İhmalini Önleme Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Gonca Yılmaz da ''Başbakanlık Aile Araştırma Kurumunun verilerine göre, Türkiye'de ailelerin yüzde 40'ı çocuklarına hafif oranda şiddet uyguluyor'' dedi.
Çocukların, fiziksel, duygusal ve ihmal şeklinde de istismara maruz kaldıklarının altını çizen Yılmaz, özellikle bebeklerde ölümle sonuçlanabilen fiziksel istismar vakaları olduğunu kaydetti.
Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), çocukların cinsel amaçlı kötüye kullanılmaları (cinsel taciz) konusunda ailelere uyarılarda bulunuyor.
Emniyet Genel Müdürlüğünün internet sitesinde "Tavsiyeler" bölümü altında yer alan "Cinsel taciz hususunda anne ve babalara öğütler" başlıklı duyuruda, çocukların ailelerine her konuda güvenmelerinin ve her türlü sorunlarını onlarla konuşabilmelerinin çok önemli olduğuna dikkat çekiliyor.
Çocukların, çevredeki yabancı kişilere karşı daha dikkatli olmaları ve onlara fazla güvenmemeleri konusunda eğitilmeleri gerektiğine işaret edilen yazıda, "Çocuğunuzun evden çıktıktan sonra nerelere gittiğini ve kimlerle oynadığını bilmelisiniz" deniliyor.
Ailelerin, çocuklarının akşam belli bir saatte evde olmaları konusunda hassas davranmalarını, bu konuda çocuklarının arkadaşlarının aileleriyle de mutabakat sağlamaları gerektiğine değinilen yazıda, şu görüşler yer alıyor:
"Çocukların, kendilerini yakından ilgilendiren her türlü tehlike hakkında bilgilendirilmeleri çok önemlidir. Buna cinsel bilgilendirme de dahildir. Polis kayıtlarında tecrübe ile sabittir ki çocukların cinsel tacize maruz kalmalarının önlenmesi, ancak onlara bu konuda öğüt verilmesi ve bazı prensiplerin kazandırılması ile mümkündür. Çocukların düzenli olarak takibi, onlara dikkat edilmesi ve onlarla beraber olunması da cinsel tacizi önleyen unsurlar arasındadır. Çocuklarla sürekli konuşarak bu tehlike hakkında onları uyarmanız sonucunda, daha duyarlı olmalarını ve kendi kendilerini kontrol etmelerini sağlayacaksınız."
ÇOCUKLARA HANGİ ÖĞÜTLER VERİLMELİ?
Yazıda, çocuklara, okul yolunda, park ya da spor sahalarının yakınlarında, eve dönüşte veya arkadaşlarının evine gelip giderken tehlikeyle karşı karşıya kalabileceklerinin anlatılması gerektiğine dikkat çekiliyor. Ailelerin tehlikenin bulunabileceği yerler hakkında çocuklarını aydınlatmalarının istendiği yazıda, anne babaların çocuklarına yönelik davranışlarında dikkat etmeleri gereken konular şöyle sıralanıyor:
"Çocuğa önce iyi ve kötü, milli ve ahlaki değerlere göre telkin edilmeli, öğretilmeli. İyi fiilde bulunma aleni olarak takdir edilmeli, kötü fiil, başkalarından misal verilerek kötülenmeli. Çocuk hataları sebebiyle devamlı azarlanmamalı.
Aileler, tanımadıkları şahıslardan para veya hediye almamaları, yabancı şahıslarla herhangi bir yere gitmemeleri, yardım talebinde bulunan yabancılara yardım etmemeleri ve kesinlikle arabalarına binmemeleri konusunda çocuklarını uyarmalı. Çocuklar, evde yalnız kaldıklarında, tanımadıkları kimseye kapı açmamaları, telefonda yabancı kimselere bilgi vermemeleri, ıssız parklar, yollar ve yerlerden uzak durmaları, toplu olarak oynayan çocuklardan ayrılmamaları ve tek başına oynamamaları, kendilerinden küçük çocuklara da dikkat etmeleri konusunda uyarılmalı." Yazıda, çocuklara da takip edildiklerini hissettiklerinde büyüklerinden yardım istemeleri ve bu durumlarda ıssız yerlere değil kalabalığa doğru gitmeleri isteniyor.
Çocukların tehlikede olduklarını hissettikleri anda bağırmaları, kaçmaları ve kendilerini savunmaları gerektiği, kendilerine zarar vermek isteyen kişilere iyi bakıp onları teşhis etmeleri ve araçlarının plakalarını almalarının da önerildiği yazıda, anne babaların çocuklarına, kendilerine veya arkadaşlarına bir şey yapıldığında derhal ailelerine veya polise haber vermeleri gerektiğinin anlatmaları öneriliyor.
Emniyet Genel Müdürlüğü, giderek artan çocuklara cinsel taciz konusunda ailelere, çocuklarını bu konuda uyarmalarını ve bilgilendirmelerini tavsiye ediyor.
Müdürlüğün resmi internet sitesinde yayınladığı tavsiyelere göre, çocukların aileleriyle her şeylerini paylaşabilmelerinin önemli olduğu belirtilirken, ailelerin çocuklarını yabancı kişilere ve onlara güvenmemeleri konusunda uyarması gerektiği ifade ediliyor. Ailelerin çocuklarının ev dışında nerelerde vakit geçirdiğini iyi takip etmesi gerektiği ve çocuklarıyla akşam belli bir saatte evde olması konusunda uzlaşmaya varmaları gerektiği vurgulanıyor. Sitede ailelerin çocuklarını bilgilendirmesi konusuna da yer verilirken, özellikle çocukları cinsel konularda bilgilendirmenin önemine değiniliyor. Ailelerin çocuklarını bu konuda sürekli uyarmasının, sorunun önlenmesinde önemli bir rol oynadığının da yer aldığı bilgilere göre, çocuklara tehlikenin her yerden gelebileceği ve özellikle hangi bölgelerin tehlikeli olabileceği konusunda çocukların uyarılması gerektiği, milli ve ahlaki değerlerin telkin edilerek, iyi fiilde bulunduğun da çocuğun takdir edilmesi gerektiğinin de altı çiziliyor.
Sitede yer alan bilgilerde çocukların evde yalnız kaldıklarında tanımadıkları kimseye kapıyı açmamaları, telefonda yabancı kişilere bilgi vermemeleri, dışarıda yabancı kişilerle bir yerlere gitmemeleri, yardım talebinde bulunan yabancılara yardım etmemeleri ve kesinlikle yabancıların arabalarına binmemeleri konusunda çocukların uyarılması ve eğitilmesi gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca tehlikede olduklarında bağırmaları, kaçmaları ve kendilerini müdafaa etmeleri gerektiği ve kendilerine zarar vermek isteyen şahıslara iyi bakıp onları teşhis etmeleri, varsa araçlarının plakasını almaları ve en yakın polise gitmeleri konusunda uyarılması tavsiye ediliyor.
Suistimal ve tacize karşı çocuklar nasıl eğitilmeli?
Her kalabalıkta iyiler arasına karışmış kötüler mutlaka vardır. Yetişkinler, bu tür kişileri bazen konuşmalarından, bazen görünüşlerinden tanıyabilir/hissedebilirler. Çünkü, yetişkinlerin hafızalarında "kötü niyetli kişi imajı" konusunda belli birikimler yer alır.
Çocuklara kendi bedenlerine kendilerinin izni olmadan dokunulamayacağı, öpülemeyeceği ve okşanamayacağı bilinci verilmelidir.
Ancak, çocuklar, "kötü niyetli kişi ve davranışları" konusunda bilgi birikimine sahip değildirler. Ne yazık ki, günümüzde çocukları dışarıda bekleyen tehlikeler, bu birikimin oluşmasına zaman vermeyecek kadar hızla yayılmaktadır.
Kötü niyetli kişiler bazen bir komşu, hiç ummayan bir tanıdık veya çocuğun en sevdiği bir öğretmen olarak çocuğun karşısına çıkmakta ve çocuklar bu kişilerin anormal davranışlarına nasıl karşılık vereceğini şaşırmaktadırlar. Anne babalar çocuklarının başlarına bir şey gelecek endişesi ile, kötü niyetli kişilerin kimler olabileceğini anlatmak isterler. Ancak, kötü niyetli kişilerin kimler olabileceğini ve kötü niyetli kişilerin nasıl davranacağını çocuklara erken yaşta aktarmak, çocuğu şüphe ve korku psikozuna itebilir. Bu psikoza giren çocuklar, ilerleyen yıllarda sosyal yaşantıdan korkan, içine kapanık ve problemli birileri olarak karşımıza çıkabilir.
O halde, çocuklar, cinsel suiistimal ve tacize karşı nasıl eğitilmelidirler? İşte bu sorunun cevabı temel davranış refleksinde yatmaktadır. Temel davranış refleksi, "anormal davranışlar karşısında bedenin bir refleks halinde kendisini koruması" şeklinde tarif edilebilir. Bu refleks çocuklara 4-7 yaş arasında kazandırılır.
Cinsel suiistimallere karşı çocuklarda nasıl refleks oluşturulur?
Çocuklarda refleks davranış oluşturmanın üç aşaması vardır:
1- "Bedenim bana aittir bilinci"nin oluşturulması,
2- "Vücudum görünmemeli" hissi,
3- "Kim kimdir?" bilinci...
1- Bedenim bana aittir bilinci
Çocuğa, bedeninin kendisine ait olduğu ve izin verilmedikçe kimsenin bedenine dokunamayacağı bilinci dört yaşından itibaren yedi yaşına kadar aşağıdaki yöntemler izlenilerek kazandırılabilir.
"İzin verirsem dokunabilirsin!" bilinci
Çocukların kendi bedenlerine kendilerinin izni olmadan dokunulamayacağı, öpülemeyeceği ve okşanamayacağı bilinci verilmelidir. Ebeveynlerin, 4-5 yaşından sonra, çocuklarını öperken (bazen), "seni öpebilir miyim?" diye müsaade istemeleri, bu bilincin oluşmasında etkilidir. Çocuğun güçsüz bedeni, herkes tarafından izinsiz kullanılması, çocukların kendi bedenlerini koruma refleksini kırmaktadır.
"Dokunulması yasak olan yerlerim" refleksi...
Anne babalar, çocuklarını 4 yaşından sonra cinsel organlarına dokunarak, öperek, okşayarak sevmemelidir. Bu tür davranışlar, özellikle yedi yaşından sonra, çocuklarda dokunulma halinde "rahatsız olma" reflekslerini zayıflatır.
"Fiziksel baskıya direnme" refleksi
Çocukların itilip kakılarak büyütülmesi, bir işin zorla ve fiziksel şiddet uygulanarak yaptırılması, çocuklardaki fiziksel şiddete direnme refleksini kırar. Çocuk büyüklere karşı güçsüzlüğünü kabul eder ve zor anlarda güçlüye kendini teslim etme pasifliği kazanabilir. Bu nedenle, çocuklar hiçbir zaman fiziksel güç kullanılarak, bir işe razı edilmemelidir.
2- "Vücudum görünmemeli" hissi...
Vücudum görünmemeli (mahremiyet hissi) kazandırılan çocuklar, bedenlerinin başkaları tarafından görünmelerinden rahatsız olurlar. Mahremiyet duygusunun kazandırılabilmesi için, aşağıdaki davranışlar araç olarak kullanılabilir.
"Banyoda çıplak olunmaması" bilinci...
Bu bilincin oluşması için, çocukların 4 yaşından itibaren, banyo yaparken, mutlak surette külotu üzerinde bulundurulmalıdır. Çocuğu banyo yaptıracak ebeveyn ile çocuk aynı anda banyo yapmamalı. Çocuk yedi yaşından sonra hiçbir şartta bir başkasının çıplak vücudunu görmemelidir.
"Tuvalette benden başkası olmamalı" bilinci...
Dört yaşından itibaren çocuklar, anne babaları ile aynı anda tuvalete girmemeli, anne baba çocuklarını dışarıda beklemelidir.
"Soyunma ve giyinmede yalnızlık" ilkesi...
Çocuk, gece kıyafetini giyerken, birinci derecede yakınlarının yanında soyunup giyinmelidir. Çocuk vücuduna yönelen bakışlardan rahatsız olabilmesi için yedi yaşından itibaren kıyafetini gözlerden uzak bir yerde giyip çıkartmalıdır.
"İzin verirsem, kabul edilirsin" ilkesi...
Yedi yaşından itibaren çocukların odalarına girerken izin alınmalı, çocuğa "izin verme" inisiyatifi kazandırılmalıdır. Bu davranış kalıbı hem çocuğun kişiliğine saygıyı, hem de çocuğun rahatsız olduğu bir harekete itiraz etme becerisini kazandırır.
3- "Kim kimdir?" bilinci...
Çocuklar için herkes güvenilirdir. Ancak gerçek öyle değildir. Bu nedenle çocuklara, ilk yaşlardan itibaren kimin kim olduğu bilinci verilmelidir. Buna "namahrem bilinci" de denilebilir. Çocuk, henüz küçük yaşlarda, anne, baba, amca, dayı, teyze, hala gibi birinci derece yakınlarını, diğer yakınlarından farklı olduğunu öğrenerek yetişmelidir. Bu bilincin oluşması için,
"Biz" bilincini genişletme...
Çocuklarda yedi yaşına kadar "ben" bilinci hakimdir. Ancak çocukların "ben" diye ifade ettiği kişi, (sadece) kendisi değil, aynı zamanda kendi ihtiyaçlarını karşılayan anne-babasıdır da. Çocukların ilk yaşlardan itibaren birinci derecedeki akrabaları ile iletişim artırılarak, "ben" diye kabul ettiği "biz" çevresine birinci derece akrabaların da ilavesi sağlanmalıdır.
"Örnek kişiler" profili...
Küçük yaşlardan itibaren, "anne, teyzenin yarısıdır" ya da, "amca, babanın diğer yarısıdır" gibi, çocuğun dünyasında birinci derecedeki akrabaların tam oturmasında deyim ve atasözlerinden faydalanılabilinir. Pozitif örneklerde, bu akrabalar verilmeli, negatif örneklerde asla birinci derecedeki akrabalar kullanılmamalıdır.
"Kimden, niye hediye?" sorgusu...
Çocuklar, sürprizleri ve hediyeleri severler. Sürpriz ve hediyelerin ancak birinci derecedeki yakınlar tarafından verildiğinde "sorgulanmadan", üçüncü derecedeki kişilerden alınan her bir şeyde "sebep sorgulama" alışkanlığı kazandırılmalıdır. Ayrıca alınan her bir hediyenin "karşılığı" olmalı bilinci oluşturulmalıdır.
Çocuklara yönelik cinsel istismar olaylarına her gün bir yenisi ekleniyor. Öyle ki istismar olayları çocukların kendi arasında yaşanmaya bile başladı. Çocuklar yaşadıkları bu durum karşısında travmalar yaşıyor ve tehdit aldıkları için susma eğilimi gösterebiliyor.
Peki aileler çocuklarının cinsel istismara uğradığını nasıl anlar ve neler yapmalı?
Öncelikle cinsel istismarı tanımlamak gerekiyor. Cinsel istismar, çocuğun kendinden yaşça ya da fiziksel anlamda daha büyük birinin gücünü ve otoritesini kullanarak veya çocuğun güveninden faydalanarak cinsel aktiviteye dahil edilmesi anlamına geliyor. Çocuklara yönelik istismar olaylarını gün yüzüne çıkarmak için kurulan 'Alo Çocuk İstismar Hattı' proje koordinatörü Tanzer Gezer, cinsel istismarın yalnızca tecavüz olmadığına dikkat çekerek şunları söylüyor: "Çocukları pornografi ve fuhuş malzemesi yapmak, teşhircilik, cinselliği kışkırtan konuşma, okşama, cinsel ilişki istismarın içine girer. Çocukların cinsel istismarı Türk Ceza Kanunu'na göre suçtur. Suçun işlendiği görülüyor, biliniyor ve bildirilmiyorsa da suç işlenmiş sayılır. İhbar mekanizmasının doğru çalıştırılması sorunun ortadan kaldırılması açısından önem taşıyor."
Cinsel istismarı yapan kişinin çoğunlukla 'tanıdık' olduğuna dikkat çeken Gezer, tacizcilerin ebeveyn, kardeş, akraba ya da aile dostu bile olabildiği durumlara rastlanıldığını ifade ediyor. İstismarı yapanların genellikle çocuğun kendisine duyduğu güven ve saygıdan yararlandığını vurgulayan Gezer şöyle konuşuyor: "Çocukları istismar edenler sıklıkla rüşvet vererek, tehdit ederek çocukları durumu saklamaya zorlar. Aileler unutmamalı ki çocuklar istismar konusunda çok nadir yalan söyler ve öyküler uydurur." Cinsel istismara uğramış çocuklarda genellikle içine kapanma, normal olmayan reaksiyonlar ve yaşına uygun olmayan cinsel davranışlar görülebiliyor. Ayrıca özellikle annelerin çocukların cinsel bölgelerini zaman zaman kontrol etmesi gerekiyor. Seher Aktepe, Ankara
Çocuklarınızla konuşun
Çocuklara kişisel cinsel güvenlikleri açık ve net bir şekilde konuşularak öğretilmesi gerekiyor.
Çocuğunuza iç çamaşırının kapattığı bölgelere kimsenin dokunmasının doğru olmadığını öğretin.
Özel bölgelerine biri dokunduğunda çocuğunuza bunu size söylemesini öğretin.
Çocuğunuza bedeninin cinsel bölgelerinin isimlerini doğru öğretin.
1. Bebeklerinizi ve çocuklarınızı asla aileden bile olsalar (dede, amca vs..), tanımadığınız insanlarla veya kendiniz kadar güvenmediğiniz insanlarla yalnız bırakmayınız. Çoğu vak'anın yabancılar değil tanıdık kişiler sebebiyle yaşandığı gözlemlenmiştir.
2. Çocuklarınızı peryodik olarak muayene edin. Mesela banyodan sonra, giyinirken, bebekler için alt değiştirirken vs.
3. Çocuklarınızı aşağıdaki özellikleri sergileyen insanlardan uzak tutun:
- yaşıtlarıyla fazla görüşmeme
- normal bir yetişkinden daha fazla çocuklarla ilgilenme, arkadaşlık etme
- çocuksu davranışlar sergileme
- çocukluğunda tacize maruz kalma
4. Çocuklarınızı çok dikkat çekici şekilde veya yetişkin gibi veya üzerinde ismi yer alacak şekilde giydirmeyin. (İsmiyle seslenilip güven unsuru yaratılmasını engellemek amacıyla..)
5. Çocuklarınızın gittikleri yuva veya okulda dersliklerin koridordan görünebilecek şekilde pencereleri olmasına dikkat edin. Soyunma odalarında ve tuvaletlerde yalnız bırakılmadıkları na emin olun.
6. Çocuğunuz belirli bir mekana veya yere gitmek istemiyorsa veya bir kişiyi hiç sevmiyor ve kesinlikle görmek istemiyorsa kesinlikle zorlamayın, yumuşak bir şekilde konuşup nedenlerini anlamaya çalışın. Soru sorarken ürkütmeyin. Çocukta suçlanıyor hissi yaratmayın.
7. Çocuklarınızı bakıcıya bırakıyorsanız arada sırada habersiz erken eve gelip baskın yapın. Kamera her zaman faydalı bir araçtır
8. Doktor veya özel öğretmen bile olsa bir yetişkin ile yalnız bırakmayınız. Çocuğun yanında mutlaka en az iki kişi olmalı. (Haksız suçlamalara maruz kalmamak adına sözkonusu kişinin de tercih etmesi gereken bir uygulama).
9. Çocugunuzun resimlerini internette hicbir şekilde yayınlamayın.Birç ok kişinin internet resimlerininden yola çıkarak çocukları takıntı haline getirdiği gözlemlenmiştir. Çocugunuzun tek başına internete girmesine izin vermek için buluğ çağından çıkmasını bekleyin. Evde nternet bağlantısı olan bilgisayarın ortak alanda durmasını sağlayıp, çocuğun kendisini bilgisayar ile izole etmesi engelleyin.
Bilgisayarın browserina gerekli çocuk kilitlerini uygulayın. Çocuğunuza interneti
nasıl faydalı kullanabileceğ ini öğretin.
10. Çocuk çıplaklığını kullanarak reklam yapan markaların ürünlerini almayın.
NOT:
Ülkemizdeki bu tür vak'alarda genellikle failler 24-40 yaş arası ve genellikle mağdur çocuktan birkaç yaş büyük çocuklar, diğer çocuklar ve büluğ çağındaki çocuklar olmuştur.
Bu bilgiler saygın hukuk ve çocuk eğitimi kaynaklarından derlemedir.
Dürtü kontrol bozukluklarının çocuklar ve gençlerdeki görünümü erişkinden bir kısım farklılıklar gösterir. Bu spektrumda ele alınacak dürtü kontrol bozuklukları ; Öfke patlamaları , kleptomani , piromani , patolojik kumar oynama , trikotillomani sayılabilir. Özellikle çocukluk döneminde görülenler aralıklı patlayıcı bozukluk , piromani ve trikotillomani önemlidir.
Öfke patlamaları : Çocuklarda başka psikiyatrik durumlarında eşlik edebildiği bu bozuklukta , çocuklar normalden daha sık olarak ufak tefek sebeplerle dahi olsa , olaylar karşısında büyük tepki koyabilirler. Bu durum , aniden ve çok şiddetli bir cevap şeklinde olabilir. Bu durum engellenme eşiğinin çok düştüğü , irritabilite ve depresif duygudurumun eşlik ettiği durumlar ile karıştırılmamalıdır. Öfke patlamaları bir çok psikiyatrik durumun kendi doğasında görülebileceği için eşlik eden psikiyatrik bir durum varsa , gözden geçirilmelidir.
Piromani : Bu bozuklukta patolojik olarak yangın çıkarma ve ateş yakma vardır. Genelde ebeveynin olmadığı zamanlar olmak üzere çocuk olur olmaz ateş yakıp yangın çıkarmaktan kendini alamaz . Bu durum normal gelişim esnasında görülen çocukların ateşe olan ilgisinden çok şiddetli derecededir. Çocuk herhangi bir neden olmadan ve sonucunu düşünmeden bu türlü bir şey yapabilir. Bu durumun davranım bozukluğundaki görünümünden ayırt etmek gerekir.
Trikotillomani : Bu durum patolojik olarak vücutta bulunan saç kirpik gibi yerlerden kıl koparmak şeklinde özetlenebilir. Bu durum bir çok psikiyatrik rahatsızlıkta görülmekle beraber yalnız başka semptom olmadığı zamanlar trikotillomaniden söz edebiliriz. Genelde bu türlü saç ve kirpik koparma bir kaygı işaretinin ve altta yatan agresyonun işaretçisi olabilir. Bu durumun ayırıcı tanısı iyi yapılmalıdır.
Kleptomani: Patolojik hırsızlık diyebileceğimiz bu durum davranım bozukluğunda görülebilir. Başka semptomlar olmadan sadece dürtü kontrol eksikliğinden kaynaklanan bir durum varsa kleptomaniden bahsedebiliriz. Çocuklarda sadece kleptomani görülmesi nadir olmakla beraber daha çok diğer psikiyatrik rahatsızlıklar ile birlikte görülmesi sıktır. Bu durumun görüldüğü çocukların ailelerinin maddi düzeyi ile kleptomai ilişkisi belirgin olarak gösterilememiş olmakla beraber ,davranım bozukluğu ile birlikte görülme sıklığı fazladır.
Patolojik Kumar Oynama: Bu durum genelde başka psikiyatrik rahatsızlıklarla beraber görülmekle beraber , sadece kumar oynamaktan kendini alamama şeklinde ise bu tür bir dürtü kontrol bozukluğundan bahsedebilriz . Davranım bozukluğunun eşlik ettiği şekliyle çocuklarda daha çok görülür.
Dürtü kontrol bozuklukarının tedavisi genelde içgörü kazandırmaya yönelik psikoterapi şeklinde uygulanabilir . Bu durumun şiddetine göre gerekirse ilaç tedavisi yapılmalıdır. Eşlik eden psikiyatrik bir durumun tedavisi önemlidir. Aynı zamanda okul ile işbirliği önemlidir. Anne babalara yapılacak danışmanlık ile çocukların bu durumdan kurtulmaları kolaylaşmaktadır.
Bu bozukluğun temel özelliği çocuğun bağlandığı kişilerden veya evden ayrılık durumu olduğunda aşırı kaygı ve endişe duymasıdır. Bu kaygı durumu çocuğun yaşı ve durumu göz önüne alındığında çok aşırı miktarda görülmektedir. Ayrıldıkları zaman aşırı derecede kaygılı ve sıkıntılı gözükürler ağlamaklı halleri olabilir, evden ayrıldıklarında sevdiklerinin başına önemli zararlar geleceğine inanırlar. Sık sık irtibat kurmak isterler. Bu yüzden sevdiklerinden ve evlerinden ayrılmak istemezler . Anne babalarından ayrı bir şekilde herhangi bir sosyal ortamda bulunmak istemezler.
Anne babalarından ayrılmak istemedikleri gibi yalnız başlarına kalmak istemezler. Okula gittiklerinde veya başka ayrı ortamlarda sıkıntıları artar. Annelerini gölge gibi takip etmek isterler. Uyku zamanı zorlanırlar, anne babalarından ayrı uyumak istemezler, gece onların başına gelebilecek kötü şeylerle alakalı kabus görebilirler. Herhangi bir şekilde ayrılacakları zaman karın ağrısı, baş ağrısı gibi belirtileri gösterebilirler.
Özellikle çocuğun okula veya anaokuluna başladığı dönemlerde bu durum belirgin olarak ortaya çıkar ve çocuk kesinlikle okula veya başka herhangi bir benzer kuruma gitmek istemez ve bu konuda elinden geleni yapar.
Psikoterapi ve ilaç tedavisi ile tedavi edilmeye çalışılır. Çocuğun yaşına uygun psikolojik gelişimi açısından bu türlü problemlerin halledilmesi çok önemlidir. Annelerin çocuklarının bu türlü durumunu daha önceden farkına vardıklarında gerekli önlemleri (onu sosyal ortamlara alıştırmaya çalışmak, bazen yalnız bırakmak, ufak ayrılıklara alıştırmaya çalışmak vb.) almaları uygun olur. Eşlik eden başka problemlerin olup olmadığı araştırılmalıdır. Çocukluk çağı depresyonlarında, sosyal fobilerde, kaygı durumlarında, travma sonrası stres bozukluğunda, aileyi etkilemeye devam eden stres faktörlerinde, bu türlü bir duruma daha fazla rastlanır ve ayrılma kaygısı durumunun şiddetini bu türlü durumlar artırır.