Sağlıklı olduğunu söylemek mümkün değil. Bizim ülkemizde düşünülenin aksine sünnet tüm dünyada gerçek bir cerrahi işlem olarak görülüyor. Mutlaka ameliyathanede ve genel anestezi altında yapılmalı. Hastane koşullarından uzak, yeterince hijyen olmayan ortamlarda ve ehil olmayan kişilerce yapılacak işlem sonrasında çocuklarda enfeksiyon gelişebilir. Bazı çocuklarda yeni bir operasyona bile gerek doğabilir. Sünnet, kasaptan bozma veya boş dükkan tarzı mekanlarda yapılamaz! Aksi takdirde travma yaratabilir ve çocukların hafızalarında hoş olmayan anılara yol açar.
ÇOCUK CERRAHI YAPMALI
* Belediyenin uzmanları ne kadar ehil olabilir?
Daha çok genel cerrahlarca yapıldığını görüyorum. Ancak işlemin çocuk cerrahınca yapılması daha doğrudur. Çocuk cerrahının olmadığı durumda ürolog, onun olmaması halinde ise genel cerrah yapabilir. Her doktor bu işi yaparım diye sünnet yapmaya kalkışmamalıdır. Çünkü erkeklerin hayatlarında bir kez yaptırdıkları bu işlem, ileride hiç beklenmeyen sorunlara bile yol açabilir. Bu nedenle ailelerin toplu sünnetler yerine en doğru uzmana gitmesi en sağlıklı yol olur.
* Başarılı yapılmayan sünnet ne gibi sorunlara yol açar?
Öncelikle estetik olarak çocuğu rahatsız eder. İdrar sorunlarına yol açabilir. Sık sık idrar yolu enfeksiyonlarına neden olabilir. Yapılma esnasında yaşadığı strese bağlı psikolojik travmalara da yol açabilir. Yanlışlıkla çok fazla kesilmesi durumunda deri mukozası yüzeye yapışabilir ve yeniden ameliyat yapılması gerekebilir.
* Yenidoğan sünneti artıyor mu?
Yenidoğan bebeklere yapılan sünnetin daha kolay gerçekleştiği; aileler arasında kulaktan kulağa yayılınca son yıllarda giderek arttı. Türkiye; düğün ve şenliklere her ne kadar değer veren bir toplum olsa da; bunun hijyenik koşullarda yapılması, sağlıklı sonuçlar vermesi ve daha az travmatik etkisi olması nedeniyle talepler her geçen gün artıyor. 3-6 YAŞ UYGUN DEĞİL
* Yenidoğan bebeklerde bu işlem nasıl gerçekleştiriliyor?
Yenidoğan döneminde sünnet işlemden 45 dakika kadar önce sürülen anestezik bir kremden sonra, halk arasında 'çan' adı verilen bir alet yardımıyla işlem yapılıyor. Sünnet derisi iki metal parça arasında sıkıştırılarak yapıldığı için ek dikiş konulmasına gerek kalmıyor.
* Yenidoğan dönemini geçen çocuklar için en uygun zaman nedir?
Yenidoğan döneminde sünnet yapılmaması durumunda önerdiğimiz yaş 1.5-3 yaş arası ya da 6 yaş sonrasıdır. 3 ila 6 yaşları arasında erkek çocuğu, psikolojik gelişim süreci içinde babayla yarış eder. Bu yüzden de bu dönemde çocuklara sünneti önermiyoruz.
* Sünnet işlemi hastanede nasıl gerçekleştiriliyor?
Çocukluk yaş gruplarında sünnetler genel anestezi altında yapılır. Operasyondan yarım saat önce hastanemize aç olarak gelindiğinde uygulanacak bir ilaç yardımıyla, çocuk rahatlıyor ve sünnet stresinden uzaklaşıyor. Bu ilacın kısa bir hafıza kaybı özelliği sayesinde, hissettiği korkuları sünnetten sonra hatırlamıyor. Sünnetten sonra üç gün bir kremin kullanılmasını öneriyoruz. Genel iyileşme için bir hafta yeterli oluyor.
Sünnetle ilgili yapılacak yanlışın çocuğun gelecekteki cinsel kişiliği, yaşamı ve kimlik gelişiminde ciddi bir travma etkisi yaratabileceği bildirildi. Prof. Dr. Arif Verimli, ciddi törensel geleneklerle sürdürdüğü dinsel bir tören olan sünnetin psikoseksüel bir olay olduğunun gözden kaçırılmamasını istedi.
"Sünnet için en doğru yaş 0-1 yaş arası ve 7-9 yaş arasıdır"
Prof. Dr. Verimli, "İnsanın psikolojik ve cinsel gelişim evrelerinde 0-1 yaş arası ağızcıl dönem, 1-3 yaş arası anal dönem ve 3-6 yaş arasında da Ödipal dönemdir. Bu dönemler birbirleriyle kesin sınırlarla ayrılmamış olup birbirlerinin içine geçişli dönemlerdir. Bunlar bir kişinin 0-6 yaş arası mutlaka geçirdiği ve geleceğindeki kişilik yapılanması ve cinsel yapılanmasını çok büyük bir oranda oluştuğu dönemdir. Çok fazla ayrıntıya girmek teknik olabilir bu sebeple üzerinde durmak istediğim esas şey; 2-6 yaş arası neden sünnet için doğru bir dönem değildir? Ödipal dönemde çocuk somut olarak cinselliğinin farkına varır. Erkek çocuk cinsel organını tanırken, kız kendisinde neden bir erkeklik organı olmadığını sorgular. İşte bu dönemde ilerideki sağlıklı cinsel kimlik gelişimi için bu kompleksin çözümlenmesi gerekir. Sağlıklı bir psikoseksüel gelişim için bu dönemin her iki cinste de travmatize edilmeden atlatılması gerekir. Bu dönemde yapılacak olan sünnet travma etkisi yaratabilmektedir. Gerçek ile düşü ayıramayan, somut düşünce özelliklerine sahip çocuğun bilinçaltında mantık dışı ve ileride yaşamını etkileyebilecek komplekslerin gelişmesine yol açabileceğinden 2-6 yaş arasını sünnet için doğru bulmuyorum. Sünnet için en doğru yaş 0-1 yaş arası ve 7-9 yaş arasıdır" dedi.
Sünnet çocuğa doğru anlatılmalı
Sünnet kıyafetlerinin abartıdan, fantazyadan (kral, prens, padişah kostümleri) seçilmemesini öneren Prof. Dr. Arif Verimli, daha şık ve erkeksi bir takım elbise erkek çocuk için daha yapıcı bir ödül olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Verimli, "Sünnet süresince yapılacak geziler, eğlenceler de motive edicidir ancak sünnetin bir sağlık durumu gibi ele alınması ve çocukla bir yetişkin gibi konuşulması travma etkisi yaratmasını daha kolay engelleyebilir. Toplu sünnet şölenlerini çocuğa daha küçücük yaşında bir ayrımcılık yarattığı ve herkesin gözü önünde stadyum gibi alanlarda -ki bu çocuğa kurban bayramını çağrıştırır- yapıldığı için doğru bulmuyorum. Bunun çocuklara değil ailelerine yapılan bir yatırım olduğu açıktır. Oysa ki daha sağlıklı olan bir belediyenin ve ya bir kurumun bir doktorla sezonluk anlaşıp, randevu alarak bir klinikte, muayenehanede veya hastanede sünnetlerin gerçekleştirilmesidir. Sünnet bir sağlık olayıdır, bir psikoseksüel süreçtir. Ailelerin çocuklarının gelecekteki kişilik ve cinsel gelişimleri için sünneti çok dikkate almaları gerekir" diye konuştu.
ANA RAHMİNİ terk eden yeni doğmuş bir bebek bir süre için 'anneden ayrılma anksiyetesi' dediğimiz yeni hayata adapte olamama sıkıntısı yaşar. Sıkıntının süresi annenin bebeğine karşı gösterdiği 'annelik tutumu' ile yakından ilgilidir. Bebek için ana rahmindeki o zahmetsiz lüks hayat bitmiş; yeni ve alışık olmadığı zor bir hayat başlamıştır. Acıkmakta, altı kirlenmekte, yüksek sesten, ışıktan, karanlıktan, soğuktan ve sıcaktan rahatsız olmaktadır. Sıkıntısını ağlayarak ifade etmenin dışında elinden bir şey gelmez.
Ancak ne zaman ağlasa ve korku ile titrese kendisini saran şefkatli kollar, yanağına öpücük konduran sevgi dolu dudaklar olduğunu hissetmeye başlar. Acıktığında süt veren, altı kirlendiğinde temizleyen eller vardır. Bu yabancısı olduğu yeni dünyada yalnız ve sahipsiz değildir. Onu koruyan, ihtiyaçlarını yerine getiren, seven, değer veren biri vardır. Onun adı annedir. Annenin varlığını hissettikçe korkunun yerini güven duygusu almaya başlar. Onun şefkatli kollarında kendisini güvende hisseder; gülücükler dağıtarak ve kuş dilişle cıvıldayarak mutluluğunu dile getirir.
Araştırmalar, doğumdan sonra çeşitli sebeplerle anneden ayrı kalan çocuklarda güven duygusunun gelişmediğini; annenin yerini alacak bir kadın bulunamadığı zaman çocukta ruhsal çöküntü başladığını göstermektedir. Çocuk esirgeme kurumunda çok iyi bakılıp beslense dahi duygusal ve sosyal gelişimi yaşıtlarına göre geri kalmaktadır. Bu sebeple ilk üç yıl anne-çocuk beraberliği çok önemlidir. İlk üç yılını anne sevgisinden ve şefkatinden yoksun geçiren bir çocuk kendisine gösterilen sevgiye karşılık veremez. Anne şefkatinden mahrum kalan bir çocuğa "Allah çocuklara karşı annelerinden daha şefkatlidir," demeniz bir anlam ifade etmez. Çünkü daha önce sevgi ve şefkat görmediği için bu alanda duyguları kapalıdır.
Güven duygusunun gelişmesinde babanın rolü de çok önemlidir. Güçlü biri tarafından korunduğunu bilmesi çocuğun korkularını azaltır. "Benim babam senin babanı döver," diyen çocuk, bir bakıma "Beni her türlü tehlikeye karşı koruyan güçlü bir babam var," demektedir. Her çocukta babanın gücünü abartma eğilimi vardır. Bu güce sığınarak kendini güvende hisseder. Okul öncesi dönemde babanın gücüne sığınarak kendini güvende hisseden bir çocuk okul çağına geldiğinde, babanın her şeyi bilmediğini, dünyanın en güçlü adamı olmadığını kavramaya başlar. Soyut zekânın da gelişmeye başlaması ile birlikte, babanın gücüne sığınma ihtiyacını Allah'ın gücüne sığınarak telafi eder.
Baba sevgisinden ve korumasından mahrum büyümüş bir çocuğa, "Allah çocukları sever ve onları her türlü tehlikelerden korur," demeniz fazla bir anlam taşımaz. Çocukluğunda baba şefkati ve koruması yaşamadığı için, ileri yaşlarda dara düştüğünde, ona Allah'a sığınmayı ve Allah'tan yardım istemeyi öğretmeniz çok zordur.
Çocuk yürümeye ve ihtiyacını anlatabilecek dil becerisini kazanıp konuşmaya başladıktan sonra yavaş yavaş annenin yardımınıza gerek duymadan yeme, içme, elini yüzünü yıkama, tuvalet ihtiyacını giderme, giyinme, oyuncaklarını toplama gibi kendi ihtiyaçlarını yerine getirecek şekilde eğitilmelidir. İki yaşına kadar hazıra alışmış olan çocuk bu becerileri kazanmada acemilikler yaşayabilir, tembellik yapabilir. Yemek yerken, su içerken üzerine dökebilir, elini yıkarken üstünü ıslatabilir, tuvalet ihtiyacını giderirken tuvalet taşını kirletebilir, ayakkabılarını ters giyebilir, bağcıklarını bağlarken zorlanabilir, elbisesinin, düğmelerini iliklerken sırayı şaşırabilir. Bütün bu acemiliklerini anlayışla karşılamalı, ona zaman tanımalı, deneme-yanılma girişimleri desteklenmeli ve cesaret verilmelidir.
Yürüme ve konuşma yaşına gelip kendi ihtiyaçlarını yerine getirebilecek fiziksel ve zihinsel olgunluğa ulaştığı halde anne baba, özellikle anne, yardım etmeye devam ederse. "Dur sen yiyemezsin ben yedireyim, dur sen içemezsin ben içireyim, dur sen giyemezsin ben giydireyim, dur sen tuvaletini yapamazsın ben yaptırayım..." derse. Çocuk aileye bağımlı hâle gelecek, kendi ayakları üzerinde dikilmeyi öğrenemeyecek, karşılaştığı bir problemi anne babanın yardımı olmadan çözemeyecek, "öğretilmiş acizlik" dediğimiz beceriksiz bir kişilik kazanacaktır.
Aileye bağımlı hâle getirilen çocuklarda Allah inancı da buna uygun gelişecektir. Bir güçlükle karşılaştığında, işi ters gittiğinde, güçlüğü kendi aklı ve yeteneği ile aşmaya çalışmak yerine Allah'tan yardım bekleyecek; "Neden bu terslikler hep beni buluyor! Allah neden bana yardım etmiyor!" diye yakınacaktır.
3-6 Yaş Gelişim Özellikleri
Aile, anne, baba, çocuklar ve aile büyüklerinin birlikte yaşadığı sosyal bir kurumdur. Her kurum gibi ailenin de uyulması gereken kuralları ve bu kurallar tarafından belirlenmiş bir hiyerarşi ve iş bölümü vardır. Aile hayatının dirlik ve düzenlik içinde devam etmesi için her aile üyesi kurallara uymalı, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli, diğer aile üyelerine güçlük çıkarmamalıdır.
Altı yaşına kadar çocuğun kişiliği üç aşamadan geçerek büyük çapta tamamlanmış olur: Güvenli veya güvensiz kişilik, bağımlı veya bağımsız kişilik, sorumlu veya sorumsuz kişilik. Çocuğa üç yaşından sonra kendi ihtiyaçlarını yerine getirecek beceriler kazandırılırken; olumsuz davranışlarına, yersiz ve zamansız isteklerine sınır konmalı, her istek ve davranışının kabul görmeyeceği öğretilmelidir. Ancak bunu yaparken anne baba zor ve baskı kullanmamalı, niçin sınır koyduğunu anlayacağı bir dil kullanarak açıklamalı, hoşgörü ve anlayışla yaklaşmalı, çocuğa zaman tanımalıdır. Sevgi eğitimin sihirli anahtarıdır. Sevildiğini bilen bir çocuk, anne ve babanın bu sevgisini kaybetmemek için, olumsuz istek ve davranışlarında ısrar etmez, bilerek kuralları çiğnemez.
Çocuğun kendisini değerli hissetmesi ve özgüven kazanması için aile meclisinde söz verilmeli, fikri alınmalı, adam yerine konmalı, ailenin sevilen bir üyesi olduğu hissettirilmelidir.. Ayrıca bakkaldan ekmek almak, çöp dökmek, sofra kurmada ve kaldırmada yardımcı olmak, yatağını yapmak, oyuncaklarını ve odasını toplamak gibi küçük işler verilerek sorumluluk duygusu kazandırılmalıdır.
Bazı anne babalar: "Ben sıkıntı çektim, çocuğum sıkıntı çekmesin, rahat büyüsün" diyerek, gerekli olup olmadığına bakmaksızın, çocuğun her isteğini yerine getirir, davranışlarına sınır koymazlar. Aslında her isteği yerine getirilen, davranışlarına sınır konmayan, kafasına estiğini yapan, devamlı yardım gören bir çocuk doyumsuz olur. Anne babaya karşı da saygısızdır. Sahip olduğu şeylerin kıymetini bilmez. Kendi başına bir iş beceremediği için özgüveni zayıftır. Karşılaştığı güçlükleri anne ve babanın yardımı olmadan aşamaz. Kendisine bir iş verildiği zaman yapmaz, sorumluluk almak istemez. Büyüdüğü zaman, alışık olduğu üzere, yine başkalarından yardım ve anlayış bekler, kendisi gayret göstermez.
Sorumsuz kişilik sahibi insanların Allah inancı da tutarsızdır. Her istekleri yerine getirildiği ve davranışlarına sınır konmadığı için, bir taraftan Allah'tan her işinin yerine gelmesi için yardım beklerken diğer taraftan Allah'ın emir ve yasaklarına karşı duyarsız davranırlar. "Allah'ın benim ibadetime ne ihtiyacı var?" derler.
Gönlümün yönünü çevirdim artık
Karşıma çıkmaya yol aramayın !
Maziden çok anı devirdim artık
Gönlüme akmaya yıl aramayın !
Yıllarca gönlümle baş başa kaldım
Avutup ben beni hayale daldım
Selam değmeyenden selamın aldım
Gönlümü çalmaya dil aramayın !
Ne umutlar vardı döndüler gama
Elem keder içtim hep kana kana
Artık vakit çok geç dönmem o yana
Benden tutunacak dal aramayın !
Benden tutunacak dal aramayın ..!
Menier sendromu belirtileri yüz yıl evvel Prosper Meniere adında bir Fransız tarafından açıklandı. Tarif ettiği tipik belirtiler gelip giden işitme kaybı ile beraber baş dönmesi, kulak çınlaması ve etkilenmiş olan kulakta bir basınç hissi duyulmasıdır. Menier sendromu ekseriyetle önce bir kulağı etkiler ve vakaların yüzde yirmibeş ila yüzde ellisinde ilerde ikinci kulak da etkilenir. Bu hastalığın nedeni henüz bilinmiyor. Labirent denilen iç kulakta sıvı artışı görülüyor. Bu sıvı fazlası labirent zarında basınç yapar. Bu zarı bozar ve bazen de yırtar. Neticede denge ve işitme duyuları bozulur.
Belirtiler
- Şiddetli baş dönmesi ve beraberinde bulantı ve kusma
- Kulak çınlaması.
- Soğuk ve bozuk işitme.
- işitme kaybı.
Teşhis
Menier hastalığı, dönem dönem ataklarla ortaya çıkar. Bu dönemler arasında herhangi bir belirti görülmez; hastalık dönemlerinin arası birkaç saat, birkaç ay ve hatta birkaç yıl olabilir. Hastalığın ortaya çıktığı dönemler de birkaç saat, bir gün ya da daha uzun sürebilir.
Hastalık belirtileri hafif ya da ciddi olabilir. Genellikle değişen düzeylerde baş dönmesi (çoğu kez bulantı ve kusmaya neden olacak kadar şiddetlidir), kulak çınlaması ve özellikle düşük frekanslarda işitme azalması ya da kaybı görülebilir. Hastalık dönemlerindeki şikayetler giderek daha ağırlaşır.
Bu belirtilerin herhangi biri ortaya çıkarsa, gecikmeden doktorunuza başvurun. Doktorunuz çeşitli ses frekanslarında ne kadar işittiğinizi ölçmek için bir test yapacaktır. Bu test yetersiz kalırsa, teşhis koymak için başka testler de gerekebilir.
Bu tür bir testte (elektronistagmografi) kulağa sıcak ve soğuk su verilir. Bu işlem yapıldığında gözlerinizde çeşitli hareketlerin olduğunu fark edersiniz. Gözlerdeki bu hareketler değerlendirilir. Bu test farklı sıcaklıklardaki sularla tekrarlanır; her kulağın verdiği yanıt kaydedilir ve diğer kulakla ve normal yanıtlarla karşılaştırılarak iç kulağın denge işlevinin normal olup olmadığı belirlenir.
Bazı kimselerde bu arada sırada gelen krizlerdir ve esasında sadece zorluk yaratan bir durumdur. Fakat daha az sayıda da olsa bazılarında tamamen sağırlık, sık gelen ve güçsüz bırakan baş dönmesi ve bulantı yapar.
İlaçla Tedavi
Doktorunuzun baş dönmesini ve arkasından gelen bulantı ve kusmayı durdurmak için ilaç vermesi olasıdır. Diğer bir tedavi yolu da idrar sökücü ilaç alıp vücuttaki sıvı miktarını azaltmak olabilir. Kafein, alkol ve nikotini kesmek de yararlı olabilir. Şiddetli bir krizin sebep olabileceği gerginliği gidermek için sakinleştirici ilaçlar da verilebilir. ilaç tedavisinin uzun süren tedavilerde ne zaman yararlı olduğunu söylemek zordur. Çünkü Menier Sendromu hafifleyip kendi kendine ortadan kaybolabilir.
Ameliyat
ilaç tedavisi krizlerin sıklığını ve şiddetini kontrol edemezse, ameliyat gerekebilir. Ameliyatla iç kulaktaki ve zarlarındaki basınç ortadan kaldırılır. Bazen dengeyi kontrol eden sinir kesilir. Hasta kulakta çok veya tamamen işitme kaybı olduğunda ve baş dönmesi çok şiddetli ise tüm iç kulağın yok edildiği bir uygulama önerilebilir. Bu durumlarda denge sağlama görevi diğer kulağa ve adaletin kendiliğinden verdiği işaretlere (impulse) ve görme duyusuna geçer. Eğer her iki kulakta da Menier Sendromu varsa tedavi daha zordur. Ameliyat güçsüzlük
yaratan krizleni durdurabilmek için daha zayıf olan kulağa yapılır. Kulağa toksin (zararlı, zehirli madde) etkisi yapan antibiyotik stneptomisin dikkatle kontrollü miktarlarda verilebilir. Bu uygulamada iç kulağın denge sağlayan kısmı yok edilirken, işitme görevi yapan kısmı (bölümü) korunmak istenmektedir.
Baş Dönmesi Nedir: Baş dönmesi diyince hastanın dengesini sağlamadaki her türlü problem anlaşılır. Bu durum hastayı yatağa düşürüp gözlerini dahi açamayacağı şiddetten, sadece zaman zaman bir kayma hissine kadar değişebilir. Hatta sadece bir göz kararması şeklinde ortaya çıkabilir. Tıp dilinde genel olarak vertigo adı verilir.
Denge Nasıl Sağlanır: Dengenin sağlanması hala tam olarak çözülememiş çok karmaşık ve çok fazla organın rol oynadığı bir durumdur. Bu konuda rol oynayan organ ve sistemler arasında beyin, omurilik, iç kulak (labirent), gözler, eklem ve kaslar sayılabilir. Bu organları etkileyen herhangi bir hastalık baş dönmesi ile birlikte o organa ait diğer belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu kadar çok organın rol oynadığı bir belirti olan baş dönmesi doğal olarak sadece bir branş uzmanı tarafından değerlendirilemez. Genellikle başlangıçta KBB ve Nöroloji doktorları muayene etsede göz, dahiliye veya fizik tedavi branşlarında da muayene olmak gerekebilir.
Ne Gibi Şikayetler Hissedilir: Baş dönmesi her hasta tarafından farklı anlatılır. Her taraf dönüyor, yer ayağımın altından kayıyor, bir yana doğru kayıyorum, kafamın içi boşalıyor, gözlerim kararıyor şeklinde açıklamalar sık duyulur. Bunkarın hepsine birden baş dönmesi denir. Baş dönmesi olan hastalarda, sebebin ne olduğuna göre başka belirtilerde olur. Kulak hastalıklarına bağlı baş dönmelerinde bereberinde kulak çınlaması, işitme azlığı, kulakta basınç hissi, bulantı-kusma, kulak akıntısı ve gözlerde anormal hareketler ( nistagmus ) saptanabilir. Nörolojik hastalıklara bağlı baş dönmelerinde ise baş ağrısı, uyuşmalar, felçler, göz hareketlerinde anormallikler olabilir. Baş dönmesi ile bulunabilecek diğer şikayetler çok değişken olabilir. Ancak birçok hastada da sadece baş dönmesi mevcuttur.
Sebepleri Ne Olabilir: Yukarıda anlatıldığı gibi baş dönmesi birçok organa bağlı olabilir. Ancak burada daha çok iç kulaktaki baş dönmesi yapan hastalıklardan bahsedilecektir. İç kulaktaki herhangi bir hastalık diğer kulak şikayetleri ile beraber baş dönmesi yapabilir. Ancak sadece baş dönmeside oluşabilir. Baş dönmesi yapan kulak hastalıkları arasında şunlar sayılabilir:
-ÜSYE (üst solunum yolu infeksiyonları) sonrası iç kulak tutulumu
-Pozisyona bağlı baş dönmesi (BPPV olarak kısaltılır ve iç kulakta dengemizi sağlayan toza benzer bazı maddelerin fizyolojisinin bozulması)
-Meniere Hastalığı (İç kulaktaki sıvıların kimyasal durumlarının değişerek basınç artışı yapması)
-Vestibüler Nörinit (İç kulaktaki denge ile ilgili sinyalleri beyine ulaştıran sinirin iltihaplanması)
-Kronik orta kulak iltihaplarının iç kulağa yayılması (labirentit)
-Menenjit veya diğer ateşli hastalıkların içkulağı etkilemesi
-İç kulakta veya iç kulak sinirindeki tümöral hastalıklar
Yukarıda belirtilen iç kulak hastalıkları hakkında kendi bölümlerinde daha ayrıntılı bilgi verilecektir.
Muayenede Ne Görülür: Baş dönmesi eğer iç kulaktaki bir hastalığa bağlı ise genellikle kulak muayenesinde bir problem görülmez. Sadece orta kulak iltihaplarının iç kulağı etkilemesine bağlı baş dönmesi varsa kulak zarında delik ve orta kulakta iltihaplanma görülür. Hastada anormal göz hareketleri saptanabilir. Bu göz hareketlerinin yönü hangi kulağın hasta olduğuna dair bazı bilgiler verebilir. Baş dönmesi gözle görülen bir problem olmadığı için mümkün olduğunca çok bilgi edinilmelidir. Bu amaçla doktorunuz ayakta yada yatarken hatta yürürken bazı testlere tabi tutacaktır.
Ne Gibi Tetkikler Yapılır: Baş dönmesi için ne gibi tetkiklerin yapılacağı muayene sonunda elde edilen bilgilere göre yapılır. Eğer muayene sonucunda kulakla ilgili bir hastalık olmadığı kararına varılırsa doktorunuz sizi diğer branşlara sevkedecektir. Ancak buna karar verirken muayene sonrası bazı tetkikler genellikle yapılır. Bu tetkikler arasında en sık başvurulan odiometri adı verilen ve hem işitme hemde iç kulak fonksiyonları hakkında bize bilgi veren test uygulanır. Ayrıca yine kulakla ilgili normal filmler, bilgisayarlı tomografi veya manyetik resonans (MR) tetkiki yapılabilir. Bu testlere bazı kan tahlilleri de eklenebilir. Ancak birçok kulak hastalığında dahi odiometri, bilgisayarlı tomografi ya da MR' ile bile birşey görülmemektedir. Bu gibi testler genellikle tümör gibi daha ciddi problemleri ekarte etmek için uygulanır.
Nasıl Tedavi Edilir: Baş dönmesi kendisi bir hastalık olmayıp başka hastalığın belirtisi olduğu için öncelikle asıl sebebin tedavisi gerekir. Ancak birçok başdönmesi hastasında ortaya net bir sebep konamamaktadır. Bu nedenle asıl amaç baş dönmesini ortadan kaldırmak haline dönmektedir. Kulak hastalıklarına bağlı baş dönmeleri (tümörler hariç) genellikle kısa ya da uzun zamanda kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Çünkü diğer kulak zaman içinde hasta kulağın problemini kompanse etmektedir. Bu bazen 6 ay ya da 1 yıla kadar uzayabilir. Baş dönmesi eğer pozisyonel baş dönmesi (BPPV) ise bunun tedavis Epley manevrası denen ve doktorunuzun size muayene masasında uygulayacağı bazı hareketlerle olmaktadır. Bu hareketler iç kulaktaki bazı partiküllerin yerine oturmasını sağlamaktadır. Diğer sebeplerde ilaç tedavisi kullanmak gerekir. Bu amaçla değişik ilaçlar kullanılsada hemem hemen hepsi belli oranda baş dönmesini azaltırlar. Baş dönmesi şiddetli olan hastalar bazen serum takılıp hastaneye yatırmak gerekebilir. Tümörlere bağlı baş dönmelerinin tedavisi tümörün çıkarılmasıdır yani ameliyattır. İlaç tedavisine cevap vermeyen Meniere hastalığı nda da bazen ameliyat yapılır.
Doktorlar, ameliyat öncesi bir tedbir olarak bir miktar kan
depolamak istemisler.
Ama bu Arap'in kani çok nadir bir kan imis. Bütün dünyayi arayip
taramislar ve sonunda Kudüs'te yasayan bir yahudide bu kanin
oldugu anlasilmis.
Yahudi kan vermeye razi olmus ve ameliyat da yapilmis.
Ameliyattan sonra zengin Arap, kendisine kan veren Yahudiye
tesekkürleri ile beraber müthis bir otomobil ve bir milyon dolar
para yollamis.
....
Bir kaç ay sonra Arap'in bir kere daha ameliyat olmasi icap etmis.
Doktorlar yine Yahudi'yi aramislar ve Yahudi'de tekrar kan
verecegini söylemis.Arap yine ameliyat edilmis.
Ancak bu defa kendisine kan veren Yahudiye bir tesekkür notu ile
bir kutu şam baklavasi yollamis.
Çok daha kiymetli hediyeler ve para bekleyen Yahudi bu ise çok
bozulmus.
Kan verdigi Arap zenginine bir telefon açip neden bu kadar cimri
davrandigini sormus.
Arap kahkahalar atarak su cevabi vermis:
'Ya habibi, gözümün nuru...
Artik damarlarimda Yahudi kanı dolasiyor!'
Geçmişte yalnızca bir altkültürün ya da marjinalitenin simgesi olarak görülen profesyonel dövme modası giderek tüm toplum kesimlerine yaygınlaşıyor..Ancak dövmeler müdahale edilmediklerinde ömür boyu kalıcıdırlar. Hayatınızın sonraki bir devresinde geçmişte yaptırdığınız dövmeden sıkılabilirsiniz ya da dövmeniz yeni sosyal statünüzle bağdaşmayabilir. Yapılan araştırmalar dövme yaptıranların %80'inin ortalama 5 yıl sonra dövmelerinden kurtulmak istedikleri sonucuna varmıştır. Hal böyleyken sizi ne kadar güzel ve seksi gösterse de dövme yaptırmadan iyi düşünün derim.
Dövme tedavisinde ilk seçenek diğer leke tedavilerinde olduğu gibi Q-anahtarlı (q-switch) lazerlerdir. En az bir yıl önce yapılmış dövmeli hastalar tedaviye alınırlar. Açık tenli kişilerde ve tek renkli dövmelerde başarı oranları daha yüksektir. Doktorunuz dövmenizin rengine göre uygun dalga boyunda bir lazer seçecektir. Tedavide en başarılı olunan rekler siyah ve laciverttir. Seans araları 6-8 hafta kadardır. Profesyonel dövmeler genellikle 6-10 seans tedavi gerektirirler. Kalıcı makyaj denen amatör dövmeler ise 4-6 seansta tedavi edilebilirler. Seans araları ise 6-8 hafta kadardır. Lazer tedavisi esnasında hissedilebilecek ağrı hissi lokal anestezi yapılarak ortadan kaldırılabilir. Seans sonrası ise bazı yara iyileştici kremlerin kullanılması ve güneşten korunma genellikle yeterlidir.
MALZEMELER
50 gram kıyma
1,5 çorba kaşığı köftelik bulgur
1 çay kaşığı kırmızıbiber
1 çay kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı margarin
1 adet arpacık soğanı
1 tatlı kaşığı salça
1 çay bardağı su
1 tatlı kaşığı limon suyu
1 diş ezilmiş sarımsak
YAPILIŞ TARİFİ
Kıyma, birbuçuk çorba kaşığı köftelik bulgur, 1 çay kaşığı kırmızıbiber ve 1
çay kaşığı tuzu macun haline gelene kadar yoğurun. Nohut büyüklüğünde
parçalar koparıp, yuvarlayın,
1 tatlı kaşığı margarini tavada eritin, 1 adet arpacık soğanını yemeklik
doğrayıp, tavada kavurun, 1 tatlı kaşığı salçayı ekleyin, 1 çay bardağı suyu
ilave edin. Küçük köfteleri tencereye alın. On beş dakika pişirin.
İnmesine yakın 1 tatlı kaşığı limon suyu ve 1 diş ezilmiş sarımsağı ilave
edin. İnce kıyılmış maydanozla süsleyip servis yapın.
Bu bilgisayarlar hem çok ucuz hem çok iddialı. Bir Türk firması öyle bir iddiayla ortaya çıktı ki herkesin bilgisayarı olacak!
Ekonomik durgunluk nedeniyle satışları azalan bilgisayar firmaları biriken stokları eritmek için indirim kampanyalarına yöneliyor. Masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarda fiyatlar yüzde 50'ye varan oranda düştü. Yerli elektronik firması Crea Bilişim de ağustos ayında çıkaracağı 'en ucuz' bilgisayarla rakiplerine meydan okumaya hazırlanıyor. Firmaların kıyasıya rekabeti en çok tüketiciye yarıyor.
Enflasyondaki artışa rağmen elektronik ürünlerde fiyatlar düşüyor. Ucuzluğun kendini en çok hissettirdiği ürün ise bilgisayar. Elektronik firmaları, masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarda peş peşe indirim kampanyaları düzenliyor. 2005 yılında kurulan yerli bilgisayar firması Crea ise 199 dolarlık PC (masaüstü bilgisayar) ile rakiplerine meydan okumaya hazırlanıyor.
Crea da geçen aylarda bu çerçevede 399 dolara dizüstü bilgisayar (notebook) satmıştı. Dünyanın çok az yerinde bu fiyata bilgisayar bulunduğunu ifade eden Bilişim Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim İlerisoy "Bu üründe 14 inçlik normal bir notebooktaki kaliteyi yakaladık. 2 bin bilgisayarın tamamını kısa sürede sattık." dedi. Daha ucuz bilgisayarlar için de çalışmalara başladıklarını vurgularken, "Ağustos ayında 199 dolara masaüstü bilgisayarları satışa sunacağız." açıklamasını yaptı.