Terakkiperver

Terakkiperver

Üye
31.03.2008
Uzman Çavuş
6.031
Hakkında

  • Kardeşlerim..Affınıza sığınıyorum..Bu kurban etlerini yiyemeyebilirsiniz..Doğaldır..Fakat hayvanlar kurbanlık için kesilince neden ağzınıza almak istemiyorsunuz?.Peki tavuk, hindi, kaz, ördek,balık etlerini görünce aynı duyguyu taşıyor musunuz?...Demek ki burada yanlış anlaşılmalar var..Kurban kesmek Allah'ın emridir...Allahu Teala bize ayet-i kerimesin de "kurban keseceksiniz ama etinden de yemeyeceksiniz!" deseydi ben yine kurban keserdim..
    Sizin acıyacağınız kimler biliyor musunuz?..Filistinde, Irak'ta, Afganistan'da katledilen çoluk çocuk genç, yaşlı demeden katleden kâfirlere ne dersiniz?.O katledilen insanlar neyin nesidir acaba?...İşte ben onları görünce acıyorum hallerine..Bilmem bu sözlerim yanlış mı anlaşıldı acaba?..
#07.12.2008 23:26 0 0 0
  • ESSELAMU ALEYKÜM MUHTEREM KARDEŞLERİM..Mübarek Kurban Bayramınızı en içden duygularla kutlar, nice bayramlara kavuşmanızı Yüce Rabbim'den dilerim...
    Dünyanın bir çok yerlerinde sıcak ve soğuk savaşlar eden bütün müslüman kardeşlerimizin bu bayramı vesile ederek, onların da huzur ve rahatlıklar içinde kutlamalarını can-ı gönülden arz ederim..Bilindiği gibi, Filistin'de, Afganistan'da, Eritre'de,Somali'de ve diğer İslam ülkelerinde kanları ve canları,kâfirler tarafından telef olunurken, bizim burada sevinç ve neşeli bir şekilde bayramımızı kutlamaktayız..Acilen onların refaha kavuşmaları için iki rekat nafile namazı kılıp dua edelim ve kurtuluşa ermeleri için Rabbimizden niyaz edelim İnşaALLAH...

    Cenab-ı Hak,yapacağınız hayır ve ibadetlerinizi şimdiden Dergah-ı İzzet'in de kabul ve karin eylesin (Amin)
    Rabbim cümle müslümanların yar ve yardımcısı olsun...
    Selamün aleyküm..
#07.12.2008 11:57 0 0 0
  • noimage
    Tropikal Bir Meyve: Ananas



    Değerli mineraller ve vitaminler deposu: örneğin;

    Pürüzsüz bir cilt için, demir; güçlü saç-tırnak ve cilt için, kalsiyum; sağlıklı cilt ve göz için, vitamin A; hücrelerin çoğalmasını sağladığı için, vitamin B ve cilt deki kollagen oluşumu için vitamin C içeriyor.

    Protein sindiren ve zayıflamayı sağlayan enzim olan bromelain sayesinde sadece sindirime yardımcı olmakla kalmaz, vücutta meydana gelebilecek olan iltihapları ve şişkinlikleri de etkili bir biçimde azaltır. Özellikle sinüzit, bademcik iltihabı, gut hastalığı, mafsal iltihabı ya da yaralanma veya ameliyatlardan sonraki iyileşme dönemlerinde ananasın faydalı olduğu bilinmektedir.

    Bromelain, vücudun su tutmasını azaltır, iltihapları giderir, Aşırı trombosit yapışkanlığını önlediği için doğal bir kan incelticidir. Ancak bromelainin kan inceltici ilaçlarla beraber kullanılması tavsiye edilmez. Bazı kişilerde alerjik reaksiyonlar oluşturabilir veya kalp hızını yükseltebilir.

    Ananas, az bulunan bir mineral olan manganezin mükemmel bir kaynağıdır. Anti oksidan koruma sağlar ve bağışıklık sisteminin destekçisidir. Sağlıklı bir diyet meyvesidir.

    Ananas kilo verdirir. Ananas insan vücudunun ihtiyaç duyduğu bütün vitaminleri ve 16 doğal mineral içerir. Ananasın kilo verdirmedeki sırrı ise zengin suyunda saklıdır. Ananas suyu vücuttaki yağı etkili bir şekilde eritebilir. Dolayısıyla her gün yemekte ananas ya da ananas suyu tüketilebilir. Ancak yemeden önce ananası tuzlu suda yarım saat bekletmek gerekir.

    Mide ve bağırsakları temizler. Ananas etin sindirilmesinde yardımcı olabilir. Ananasta bulunan protein mayası, yemeklerdeki proteinleri etkili bir şekilde çözümleyerek mide ve bağırsakları hareketlendirir.

    Cilt ve saçı güzelleştirir. Ananasın içerdiği zengin B vitamini cildi etkili bir şekilde nemlendirir ve saçı da parlatır. Bunun yanı sıra ananas stresin giderilmesi ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine de yardımcı olur.

    Tansiyon ve kandaki yağ oranını düşürür. Ananas kan dolaşımını hızlandırarak hem tansiyonu, hem de kandaki yağ oranını düşürmede etkili olabilir. Ananas, vücutta yağ birikimini de önler.

    Nezleye karşı birebirdir. Ateş, öksürük ve boğaz ağrısı nezlenin en önemli belirtileridir. Bu durumda, yatakta dinlenmenin yanı sıra bir bardak taze ananas suyu da içilebilir. Çünkü ananas suyu ateşin düşürülmesi ve nefes borusu enfeksiyonunun önlenmesinde de etkilidir. Tıbbi araştırmalara göre, eskiden beri insanlar, boğaz ağrısı ve öksürüğü ananasın içerdiği protein mayasıyla gidermeye çalışmıştır.

    Beyne giden kan yollarını temizler ve beynin kan dolaşımını arttırır.

    Ananasın son yapılan araştırmalarda doğal yapısında bulunan bromelain enziminin CCS molekülünü içerdiği ve bunun da kansere karşı insan vücudunun bağışıklık sistemini harekete geçirdiği kanıtlandı. Bromelain, vücuttaki proteinleri ayrıştıran ve sindiren bir enzim olduğundan hazmı kolaylaştırır, mide asidini düzenler. Kemik ve eklemlerdeki kireçlenmeyi önler. Alerjilere karşı korunma sağlar. Ananasın içindeki enzimlerin yağ yakma özelliğinin olması kozmetik sektörünün de bu meyveye olan ilgisini giderek arttırıyor. İdrar söktürücü etkisi nedeniyle vücuttaki toksinlerin atımına yardımcı olduğundan selülit tedavisinde de kullanılıyor.

    Ananasın içindeki enzimler, protein sindirimini hızlandırdığından oldukça doyurucudur.
#03.12.2008 00:53 0 0 0
#02.12.2008 20:27 0 0 0
  • noimage
    noimage'NIN SUYU KANSER YAPIYOR..

    Türkiye'de Turkuaz markasıyla satış yapan Coca Cola'nın, İngiltere'deki Dasani marka şişe suyunda standardın çok üstünde kanser riskini artıran bromat maddesi bulundu.

    İçecek sektörünün dev kuruluşu Coca Cola zor günler yaşıyor. Bir süre önce Hindistan'daki kolaların içinde böcek zehiri bulunduğu iddiasıyla başı derde giren şirkete bir darbe de İngiltere'den geldi.

    Yeni ürününü İngiltere'de geçen ay büyük bir reklam kampanyasıyla piyasaya süren Coca-Cola firmasının Dasani adlı şişe suyunu piyasadan çekmeye karar verdiği bildirildi. Piyasaya çıkarıldığı sırada da "saf" olduğu iddiaları yüzünden tartışmalara yol açan ve bir kesimin Coca-Cola'nın Güneydoğu Londra'daki Sidcup semtinde akan musluk suyunun şişelendiği yolundaki suçlamalarına neden olan Dasani suyu hakkında soruşturma başlatan İngiltere Gıda Standartları Ajansı, suyun içeriğini dikkatli incelemeye tabi tuttu.

    İncelenen su örneğinde İngiltere'deki musluk suyundan bile yüksek oranda Bromat maddesi bulunduğuna işaret eden ajans yetkilileri, bu durumu bildirdikleri Coca-Cola'dan, ürünü derhal piyasadan çekecekleri yanıtını aldıklarını ifade etti. Bromat maddesinin kanser riskini artırdığını da belirten yetkililer, bu maddenin çok kısa süre içinde tehlike yaratmayacağını belirterek, piyasada kaldığı bir ay boyunca Dasani tüketenleri rahatlatmaya çalıştı.

    Turkuaz da tutmadı

    Türkiye'de Turkuaz markasıyla satış yapan Coca-Cola Japonya'da Perfect Water, Şili'de Nordic Mist ve Avrupa'da Bonaqua, Meksika'da Ciel markası ile şişe suyu pazarında bulunuyor. Şirketin ürünlerinin Türkiye'deki üretim ve satışını eski TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan'ın sahibi olduğu Anadolu Grubu yapıyor.

    Turkuaz şişe suyu diğer şişe sularından farklı bir yönü bulunuyor. Diğer şişe sularının aksine Turkuaz kendisini 'maden suyu' olarak değil 'Sofra içeceği' olarak tanımlıyor. Çünkü Turkuaz suları madenlerden doldurulmuyor. Bu nedenle tüketicilerden eleştiriler alan ve piyasada tutmayan Turkuaz suyunun zamanla Coca-Cola'nın promosyon malzemesi haline dönüştüğü belirtiliyor.

    Yeni Şafak.com.tr

    Not:Ne kadar boykot yapsak bizim milletimiz uyanmıyor ,üstelikte boykot ettiklerimizin küpüne biniyor..Bu millet adam olmaz..
    Hani size sorayım bari..Ramazan'da susadığınız zaman, sudan başka ne içiyorsunuz?...
    Cola mı, ayran mı, yoksa meyve suları mı veya çay mı?..
#30.11.2008 17:29 0 0 0
  • noimage
    Yumurta sağlığa nasıl zarar verir?
    Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, ''Türkiye'de kişi başına yılda 9 kilogram civarında yumurta tüketildiğini, bunun gelişmiş ülkelerde en az 12 kilogram olduğunu açıkladı...

    Bilimsel Tavukçuluk Derneği Türkiye Şubesinin Ortaköy Princess Otel'de düzenlediği ''Bilinen yumurtanın bilinmeyen yönleri'' konulu sempozyumun açış konuşmasını yapan Eker, bu toplantının yumurta ile ilgili meşhur yanlışları düzeltmede etkili olması dileğinde bulundu.

    Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Albert Camus'un bir kitabında 20. yüzyılın ikinci yarısında insanların ''Nasıl kilo verebilirim?'[/swf2][swf3]'Arabamı nereye park edebilirim?'' ve ''Tatilimi nerede geçirebilirim?'' şeklindeki 3 sorunun cevabını arayacaklarını anlattığını dile getiren Eker, ''Camus şimdi yaşıyor olsaydı bunlara 'Kolesterolümü nasıl düşürebilirim?[/swf2][swf3]Nerede bir antioksidan bulurum?' sorularını eklerdi'' şeklinde konuştu.

    Eker, bugüne kadar yapılan haksızlıklardan dolayı yumurtadan özür dilenmesinin güzel bir şey olduğunu ifade ederek, ''Özür dilememiz gereken birçok gıda maddesi daha var. Mesela ben tereyağından da kırmızı etten de özür dilenmesi gerektiğini düşünüyorum. Sadece yumurtadan değil. Konumuz bugün yumurta ve yumurtanın itibarının iade edilmiş olmasını da saygıyla karşılıyorum'' dedi.

    Bir gıda maddesinin tek başına değerlendirip yargılamanın haksızlık olduğunu, yumurtaya, tereyağına ve kırmızı ete böyle yapıldığını vurgulayan Eker, kolesterolü yükselten tek etkenin yumurta olmadığını kaydetti. Eker, sosyal faktörler, rekabet duygusu, şehir yaşantısı, trafik ve diğer faktörler ile bunların yarattığı stresin hormonal mekanizma üzerindeki etkilerin de bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiğine işaret ederek, ''Bunların suçu yok mu? Bunlar suçsuz mu? Bu soruların cevabını vermemiz lazım. Bir şeyi ortaya çıkarıp 'kırmızı et yemeyin kolesterol artar, yumurta yemeyin kolesterol artar' demeye ben en başından beri karşıyım'' diye konuştu.

    -TÜRKİYE KOLESTEROL HARİTASI-

    Türkiye'de kolesterol haritasını çıkarıldığını ancak henüz yayımlanmadığını dile getiren Eker, kolesterolün veya buna benzer sağlıkla ilgili parametrelerin coğrafya ve hayat tarzı, meslek, diğer gıda ve içeceklerle ilişkisi ortaya konulduktan sonra bazı şeylerin anlamlandırılması gerektiğine işaret etti.

    Eker, Türkiye'nin kırmızı et, tereyağı ve yumurta tüketimi ile diğer ülkelerin tüketiminin karşılaştırılması ve popülasyonlar arasında mukayese edilmesi gerektiğini vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Türkiye'de kişi başına yılda 9 kilogram civarında yumurta tüketiliyor. Gelişmiş ülkelerde bu en az 12 kilogram. Türkiye'de tereyağı tüketimi kişi başına yılda 1,5 kilogram civarında. Avrupa Birliği'nin 25 ülkesinin ortalaması 4 kilogram. Yeni Zelanda'da 7,6, Avustralya'da 3,3, Rusya Federasyonu'nda 3 kilogram. İsviçre'de 5,9 kilogram. Kırmızı ette sadece büyükbaş küçükbaş hayvan eti tüketen Türkiye'de yıllık kişi başı tüketim 15 kilogram civarında. Gelişmiş ülkelerde bu rakam 54 kilogram. Üstelik bunun yaklaşık 30 kilogramı domuz. Bana söyler misiniz domuz eti yağ açısından, kolesterol açısından hangi kategoriye girer? Önemli miktarda yağ ihtiva eden peynirde Türkiye yılda 7 kilogram fert başına peynir tüketiyor. AB üyesi 25 ülkenin ortalaması 25-30 kilogram, ABD'de de 20-22 kilogram.''

    Türkiye veya gelişmekte olan diğer ülkeler ve daha fakir ülkelerde kırmızı et, tereyağı, yumurta ve peynir tüketiminin gelişmiş ülkelere göre daha az olmasına rağmen, ortalama insan ömrünün çok daha kısa olduğuna dikkati çeken Eker, bir besinin yenmesinin risk olarak açıklanmasının büyük yanlış olduğunu kaydetti.

    Mehdi Eker, bir besinin gereğinden fazla alınması halinde insan organizmasında birtakım sorunların yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu, hareketsiz yaşam tarzı ve işini kaybetme korkusu, rekabet gibi psikososyal faktörlerin ve stresin devreye girmesiyle vücudun ürettiği kolesterol ve etkilerinin de arttığını belirtti. Bugüne kadar medya aracılığıyla hep yumurtanın zararlı ve kolesterol yaptığı şeklinde açıklamalarla yumurtaya büyük haksızlık yapıldığını anlatan Eker, toplumdaki bu yaygın kanıyı düzeltmenin zor olduğunu söyledi. Eker, yumurta konusunda bilimsel olarak ispatlanmamış, kanıtlanmamış verilerle insanların yanıltıldığına dikkat çekerek, ''Yumurtaya yapılan haksızlık 30-40 yıl önce başladı'' dedi. Mehdi Eker, Türkiye'de beyaz et sektörünün hijyen, sağlık, standart, kalite açısından Avrupa standartlarının üzerinde olduğunu kaydetti.

    -''TEK RİSK YUMURTA YENMEMESİNDEKİ RİSKTİR''-

    ABD Yumurta Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Donald J. McNamara, özellikle yumurta ile alınan kolesterolün kan kolesterol düzeyini yükselterek kalp hastalıkları riskini artırdığına dair hipotezin geçersizliğinin 40 yıl sonra kanıtlandığını belirtti.

    Yakın geçmişe kadar yumurtanın kan kolesterolüyle ilgili ikon hedef haline geldiğini, kardiyovasküler hastalıkların sembolü olduğunu hatırlatan McNamara, şöyle devam etti: ''Epidemiyolojik incelemeler ve klinik denemelerden elde edilen kanıtlar, yumurta ve besin maddeleri ile alınan kolesterolün kan kolesterolü ve kalp hastalıkları ile ilişkinin olmadığını göstermiştir. Ayrıca yapılan çalışmalar, koroner kalp hastalığı riskinin haftada bir gün yumurta tüketen insanlarla her gün tüketen insanlar için aynı olduğunu ortaya koymuştur.'' ABD'nin dünyada beslenme konusunda kolesterol kısıtlaması uygulayan çok az ülkeden biri olduğunu, çoğu bilimsel örgütün bundan kurtulduğunu ifade eden McNamara, en yüksek protein kaynaklarından yumurtada B12, B6, A ve E vitaminleri, fosfor, selenyum, demir ve çinko bulunduğunu anlattı. McNamara, hamile kadınların yumurta yiyerek düşük kilolu bebek dünyaya getirme riskini azaltabileceğini, yumurta ile kilo kontrolünün daha kolay sağlanacağını, ergenlik dönemindeki genç kızların yumurta yiyerek ileride meme kanserine yakalanma riskini yarıya indirebileceklerini aktardı.

    Yumurtanın göz ve kalp sağlığı açısından da birçok yararına işaret eden McNamara, şunları kaydetti: ''Bence yumurtayla ilgili tek sağlık riski yumurtanın yenmemesinden kaynaklanan sağlık riskidir. Beslenmenizden yumurtayı çıkarırsanız çeşitli sorunlardaki riski artırırsınız. Tercihen günde bir tane yumurta. Bilim de bunu söylüyor, araştırmalar da bunu söylüyor. Bence uzun vadeli sağlığımıza bakınca bizim de söylememiz gereken budur.''

    -''HASTALARIMIZDAN ÖZÜR DİLERİZ''-

    Memorial Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez de yumurta yenmesi konusunda doktorların insanları adeta takıntılı hale getirdiklerini ifade ederek, '''Ben söze hastalarımızdan özür dileyerek başlamak istiyorum. Yıllarca hastalara 'pastanın üzerine sürülen yumurta bile zararlı sakın yemeyin' dedik. İnsanlara 'yumurta yemeyin' derken nelerden mahrum ettiğimizi düşünürsek bu özür çok önemli'' dedi. Tıbbın pozitif bir bilim olmadığını, doğru bilinenlerin yıllar sonra yanlış çıkabildiğini anlatan Prof. Dr. Sönmez, ''Yıllarca verdiğimiz dozu çok fazla çok eksik diyebiliyoruz. İnsanlar bizi bağışlamak zorunda. Yıllarca yaptığım bir ameliyatı bir başkası çıkıyor 'sonuçları fiyasko' diyebiliyor'' şeklinde konuştu.

    Kolesterolün yapı taşı olduğunu, çocuklukta büyümek, yaşlılıkta da nörolojik sistemin korunması için gerekli olduğunu vurgulayan Sönmez, bir besini yasak etmeden önce yarar-zarar hesabının iyi yapılması gerektiğini aktardı. Prof. Dr. Sönmez, yumurta ile ilgili yapılan çalışmaların sonucunda yumurta yemenin insanlarda kan kolesterol seviyesinde önemli bir artış meydana getirmediği gibi, iyi huylu kolesterolde düşmeye neden olduğunun anlaşıldığını kaydetti. Prof. Dr. Sönmez, gebelerde ve çocuklarda günde bir yumurta tüketmenin çok gerekli olduğuna işaret ederek, ''Bilim adamlarından beklediğimiz çok önemli bir çalışma var. Bu da omega 3 oranı yüksek yumurta üretilmesidir'' dedi.

    40 yaşından sonra herkesin günde bir miligram balık yağı olan omega 3'ü almaları gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Sönmez, ''Lütfen erişkinler haftada 3-4 yumurta yesinler. Anneler de çocuklarına fast food yerine günde bir yumurta yedirsinler'' diye konuştu. Prof. Dr. Sönmez, ayrıca Dernek Başkanı Rüveyda Akbay'a biri yumurta yiyen, diğer hiç yemeyen 2 köy tespit ederek, bir tarama çalışması yapılması konusunda ortak çalışma teklif etti. Bu köylerde yaşayanların bir yıl kan yağlarının kontrol edilerek gerçekleştirilecek çalışmanın masraflarını Memorial Hastanesi'nin üstlenebileceğini belirten Prof. Dr. Sönmez'in teklifini Akbay, çok olumlu bularak kabul etti.

    (aa)
#27.11.2008 21:41 0 0 0
  • Hamsiname

    Dinle ey birader, bu destanı!
    Anla nedir, hamsi olan mübarek.
    Otuz, kırk türlü taam yaparlar,
    Şimdi olur sana, ayan mübarek.

    Çok kişi cem olur başına nâgâh,
    Almayan olursa, çeker ah u vah,
    Kıymetli yaratmış halkeden ALLAH,
    Balık şöyle dursun, aman mübarek.

    Avlanıp satlığa geldiği zaman,
    Görenlerin yüzü güldüğü zaman,
    Kâr ve kıymetini bulduğu zaman,
    Zengin olur o gün satan mübarek

    Pirinçle yapılır içli tavası,
    Baharla üzümle çıkar safası
    Buna hiç böz olmaz, canlar gıdası,
    İşte budur, her bir zaman mübarek.

    Bir başkası sade yağda kızartmış
    Yedikçe adamın dişin kırarmış,
    Kadayıfın şöhretini bozarmış,
    Tavada görünmez, kalan mübarek.

    Bir başkası, salamura atulur,
    Suretine bir bak pek de tatludur,
    Bir başkası, bulgur ile yapulur,
    Hastasına olur, derman mübarek

    Bir başkası papaz yahnisi derler,
    Lezzetinden herkes parmağın yer
    Ona yoğurt yahut sirke dökerler,
    Keşke her üç öğün, olsun mübarek.

    Bir başkası, hamsi kuşudur adı,
    Soğuk su başında çıkarmış tadı,
    Gerçek kuştur ama yoktur kanadı
    Nasıl tatlı yenir, ol can mübarek

    Bir başkası, közde kebap ederler
    Küllü müllü demez yerler de yerler
    Sıcak kiremite bâzan sererler,
    Vucüda yapmaz hiç ziyan mübarek

    Tattınız mı, tepsi ile kızartma,
    Çekişir onun için gelin kaynana,
    Bir başkası sebze ile kaygana,
    Lâyıkıyle oldu, beyan mübarek.

    Bir başkası, suda taşlama ânı,
    Mısır ekmeğiyle öğle zamanı
    İşte tamam oldu hamsi taamı,
    Doktor nedir ki Lokman mübarek

    Hamamizade İhsan Bey
#22.11.2008 23:41 0 0 0
  • noimage

    noimage


    Hamsi ye zeki ol!..

    Kendisi küçük faydaları büyük, 'denizlerin kralı, sofraların tacı' hamsi, zengin bir protein deposu. Beslenme Uzmanı Doç.Dr. Ekrem Algün, iyot açısından son derece zengin olan hamsinin zeka gelişimine çok büyük faydaları olduğunu söyledi. İşte hamsinin faydaları...

    Hamsi ye zeki ol
    Kendisi küçük faydaları büyük, 'denizlerin kralı, sofraların tacı' hamsi, zengin bir protein deposu olmaktan başka bol miktarda iyot içermesi dolayısıyla zeka gelişimi açısından da faydalı bir besin olarak gösteriliyor.

    Haber 7'de yeralan habere göre, Ekmeğinden pilavına, buğulamasından ızgarasına, unundan yağına kadar çok geniş bir kullanım pörtföyü bulunan ve fıkralara konu olan hamsi, Karadeniz yöresinin ve kültürünün sembolü haline gelirken kış mevsiminin yaklaşmasıyla yolları gözleniyor ve yılda 3-4 ay boyunca bolca tüketiliyor.

    Yöre ekonomisine önemli katkıları bulunan ve çok sayıda kişinin 'ekmek kapısı' olan hamsinin faydaları saymakla bitmezken, uzmanlar hamsinin beklenen faydaları sağlaması için tüketilmesinde bazı hususlara dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

    Trabzon Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi, İç Hastalıkları Endokrinoloji Metabolizma ve Beslenme Uzmanı Doç.Dr. Ekrem Algün de, hamsinin insan sağlığı açısından faydalarını sıralarken tüketiminde dikkat edilmesi gereken noktalar üzerinde durdu.

    Genel olarak bütün balıkların özellikle de deniz balıklarının insan sağlığı açısından çok faydalı olduğunu belirten Algün, bir protein deposu olan balığın bilhassa hamsinin çıkmasıyla çok ucuz elde edilen bir besin türü olduğunu dile getirdi.

    Doç.Dr. Algün, şöyle konuştu: "Hamsi bir protein deposu. Yağı da Omega 3 asitleri açısından çok faydalı. İnsanları kalp ve damar hastalıklarından koruyor. Bir takım yağlar damar kireçlenmesi ve kalp hastalıklarına yol açarken, balıklarda tam tersine bu yağların tüketilmesi kişiyi kalp hastalıklarından koruyor.

    Yapılan bir araştırmada Omega 3 kapsüllerinin kullanımının taze balık tüketimi kadar faydalı olmadığını da ortaya koydu. Biz, bol miktarda balık tüketen ülkelerde kalp hastalıklarının daha az görüldüğünü biliyoruz. Balık yiyen insan daha sağlıklı oluyor ve kardiyovasküler hastalıklara da yakalanma riski azalıyor."

    İyot eşittir zeka

    Hamsinin, insanlarda normal büyüme ve gelişme ile beyin ve vücut işlevleri için son derece gerekli bir element olan iyot açısından da zengin bir besin olduğunu anlatan Ekrem Algün, sözlerine şöyle devam etti: "İyot eşittir zekadır. İyotu çok tüketen uluslar daha zeki olurlar. Bu kanıtlanmış.

    İyotu az tüketenlerin zeka oranı da düşük oluyor. Mesela bol iyot tüketen Japonlarda zeka düzeyi çok yüksektir. Mesela çocuklara okula başlarken mürekkep yalatılırdı eskiden. Zeki olsunlar, kafaları iyi çalışsın diye. Mürekkep iyottur. Hamside de iyot açısından son derece zengin bir besindir ve zeka gelişimine çok büyük faydası var."

    Tütsü ve tuzlama riskli

    Algün, faydaları saymakla bitmeyecek hamsinin nasıl ve ne zaman tüketildiğinin de önemli olduğunu anlattı.

    Hamsinin çok faydalı ama sağlıklı bir biçimde tüketilmesi gerektiğini belirten Doç.Dr. Algün, şunları söyledi:

    "Hamsiyi kızartırsanız faydasını büyük ölçüde kaybeder. Mümkün olduğu kadar kızartma dışındaki yolları tercih etmek lazım. Buğulama veya fırın tarzı çok faydalı. Ayrıca hamsiyi yıl içine yayarak sürekli tüketmek lazım.

    Balık yiyen insan kolay kolay şişmanlamaz. Ama kızartma olarak ve olmadık zamanlarda tüketilirse şişmanlığa yol açar."

    Hamsinin mevsimi dışında da tüketilmesi için tercih edilen yollardan biri olan tuzlama yönteminin de sağlık açısından tehlikeli olduğunu dile getiren Algün, sözlerine şöyle devam etti:

    "Tuzlama sadece bizim ülkemizde değil birçok ülkede tercih edilen bir yöntem. Özellikle Uzakdoğu'da tütsü ve tuzlama yöntemi çok tercih edilir. Bu tür tüketimde kanserojen maddeler fazla bulunur. Mide kanserinin en sık görüldüğü ülke Japonya'dır.

    Bu nedenle mümkün olduğu kadar tuzlamadan uzak durmak lazım. Hamsiyi kızartma ve sağlıksız ızgara olarak değil buğulama ve fırın tarzı pişirerek tüketmek çok daha faydalıdır.

    "Algün, " ben bir uzman olarak sağlıklı bir şekilde fazla balık tüketenlerde görülen bir hastalık hatırlamıyorum" diye konuştu.

    Denizlerin kralı, sofraların tacı hamsi balığını Karadeniz'in azgın sularında binbir zahmetle avlayarak sofralarımıza ulaştıran yılların balıkçısı Yakup Reis, bu sene hamsinin bol olduğunu belirterek "İnşALLAH böyle devam eder" dedi.
#22.11.2008 03:17 0 0 0
  • Evlilik ve ilk gece hakkında bilinmesi gerekenler

    Evlenmek isteyenler, eşlerinin dinimizin bildirdiği ahlâka sahip olmalarına önem vermelidir. Dış görünüşe aldanıp da yanlış karar vermekten sakınmalıdır. Çünkü evlilik hayatına başladıktan sonra, geri dönmek zordur ve kötü huylu kimsenin, bundan sonra düzeltilmesi de kolay değildir.

    Aradığımız vasıfların çoğu karşı tarafta var ise, karar vermek için yeterli sayılabilir. Lüzumundan fazla ince eleyip sık dokuyan, kendine bir türlü aday beğenemeyen, kolay kolay evlenemez.

    Müstakbel eşler birbirinde aradıkları vasıfları bulurlarsa, sonraki devreler için iyi bir başlangıç teşkil eder. Bulunması zaruri lazım olan vasıflar yoksa, (Ben seviyorum) diyen gençlerin, bu yolda şuursuzca hareketlerle ebeveynlerini üzmeleri çok yanlıştır. Ana-babalar da, aranan vasıflar var ise sebepsiz yere mesela maddi menfaatler yüzünden gençlerin evlenmesine mani olmamalıdır.

    Aşırılıktan uzak durmak gerekir. Dört dörtlük bir talip bulmak zor, hatta imkansızdır. Unutmamalı ki, kusursuz dost arayan dostsuz kalır; noksansız eş arayan eşsiz kalır.

    Gençlere tavsiyemiz, salih ana-babanın tavsiyelerine mutlaka uymalıdır! Ana-baba, oğlunun veya kızının evleneceği kişiye, evlatlarının gözü ile bakmaz. Acı tecrübelerin verdiği firasetle bakar.

    Yeni evliler için faydalı olabilecek aşağıdaki yazıları çeşitli kitaplardan derledik:

    Lüzumlu (ilk) evlilik bilgileri
    Nikahtan sonra, zifaf (gerdek) gecesi, evlilik hayatının en mühim bir dönemidir. Eşler mümkün mertebe temizliğe riayet etmelidir. Temiz ve güzel kıyafet, ilk gecede etkili olur. Zifaf odası tenha, emniyetli bir yerde olmalıdır. Damadın, evlilik tecrübesi olan, güvenilir bir sağdıçın tavsiyelerinden istifade etmesinde mahzur yoktur. Fakat, sağdıç olmasa da olur.

    Damat şunu yapmayı ihmal etmemeli:
    Resulullah efendimiz, Hazret-i Fatıma'yı Hazret-i Ali'ye tezvic ettiklerinde buyurdu ki:
    (Ya Ali! Gelini kendi evine götürdüğün zaman, çorabını ayağından çıkar. Ayağını yıka. O suyu evin bütün köşelerine saç. Böyle yapınca, Allahü teâlâ senin evinden yetmiş türlü fakirliği dışarı çıkarır. Yetmiş türlü bereketi evine dahil eder. Yetmiş rahmeti sana nazil kılar. O gelin ile ve onun bereketi evin köşelerine erişir. O gelin, delilikten ve diğer hastalıklardan emin olur.)

    İlk gecede eşlerin dikkat etmeleri gereken bazı hususlar:
    İlişki konusunda çok kimse bilgisizlikten bunalımlara düşmektedir. Bunun için önce cimanın ne olduğunu iyi bilmek gerekir. İyi bilinmez ve yanlış yapılırsa huzursuzluk zamanla artarak ailenin yıkılmasına sebep olabilir. Bunun için bu mahrem bilgileri lüzumu kadar öğrenmek gerekir.

    Her şeyden önce, eşler birbirine çok samimi, nazik ve yumuşak davranmalı, sevgi ve şefkatle yakınlaşmalıdır. Erkek, eşini gerdeğe psikolojik yönden iyice hazırlamalıdır. Ona cesaret vermeli; endişelerinin yersiz olduğunu, onu da rahat bir atmosferde konuşturarak izah etmeli. Eşini incitecek küçük davranış, hatta imadan sakınmalı. Eşinin, özellikle bu gecede sevgi ve şefkat görmeye, iltifat işitmeye çok ihtiyacı olduğunu bilmeli.

    Erkek aceleci ve kaba olmamalı. "Artık evlendik, ona istediğim gibi sahip olurum" gibi bir düşünce son derece yanlıştır. Cima, sevgi oyunları sırasında meydana gelen bir olaydır. Temasa her iki tarafın da aktif şekilde katılması gerekir. Nitekim Resulullah efendimiz de bu hususa dikkat çekerek, erkeğin, eşinin haklarına da riayet etmesini istemiştir. Cinsi tatmin, kadının da hakkıdır.

    Genç kız da eşinin heyecan ve sevgisini paylaşmalı, kendisini ona tabii ve fıtri bir şekilde, isteyerek teslim etmeli. Cimanın bir yaratılış vazifesi olduğunu düşünmeli, mana ve hikmetlerini hatırlamalı, sevgisine ve yaratılış özelliklerine güvenip, yersiz korku ve endişelerden sıyrılmalı.

    Düğünün stresli ve gergin ortamından sonra eşler, uykusuz, yorgun düşebilir. Bu bakımdan cimaya çoğu zaman hazır olmazlar. Bu durumda, ilk cima tehir edilebilir. Bunun hiç mahzuru yoktur; aksine çok faydası olabilir.

    İlk gece, eşler için en meraklı heyecanların yaşandığı andır. Yıllar yılı beklenen, hasretle gözetlenen, genç kız ve delikanlının rüyalarını süsleyen, sevinçli, tatlı ve heyecanlı bir zaman. Daha önce gayrı meşru hayat yaşayan bu duygudan mahrum kalır.

    Damat, tebessüm ve nezaketle içeriye girmeli, geline selam vermeli ve onu tebrik etmeli. Moral verici sözlerle gelinin gönlü alınmalı, heyecanını yatıştırmaya çalışmalı. Gelin de ona güler yüzle karşılık vermeli, lüzumsuz somurtkanlık ve çekingenlik göstermemeli.

    Bu gece, iki rekat nafile namaz kılıp dua edilir. Gelinin ayağı bir leğende yıkanır, odanın köşelerine serpilir. Bugünlere kavuşmanın şükrü ve gelecek günlerin saadeti için, Allahü teâlâya dua edilir. Bu arada, oturup, bir müddet sohbet etmeli. Böylece, fazla heyecan atılmaya çalışılır.

    Her kız, bu ilk gecede, az-çok ürkeklik ve çekingenlik gösterir, utanır, sıkılır. İlk defa bir erkekle baş başa buluşmanın, ona açılmanın utancını hisseder. Bu hâli, gayet tabiidir, hoş karşılanmalı.

    Erkek kızı hiç sıkmadan ve zorlamadan, samimi bir yakınlık göstermeli, ürkekliğini gidermeye çalışmalı. Kız konuşmaktan, ona açılmaktan çekinse bile, erkek samimi sohbet ve yakınlığı sabırla sürdürmeli, onun gönlüne yavaş yavaş girmeli. Kızın sessizce dinlemesi ve ara sıra hafif karşılık vermesi de kâfidir. Bütün mesele, öpüp okşayarak kızı cimaya hazır vaziyete getirmektir! İlk gecenin değişmez bir ölçü olmadığı unutulmamalı. İlk gece yalnızca bir başlangıçtır. İlk deneme başarısız olabilir, bu normal kabul edilmeli.

    İnancı gereği kadından uzak kalan erkek, çoğu zaman kadını yakından gördüğünde veya dokunmasıyla hemen boşalabilir. Ümitsizliğe kapılmayıp, yarım saat kadar sonra ön hazırlıktan sonra, tekrar harekete geçilir. İkinci halde ilk heyecan geçip hemen boşalma olmayacağı için ön hazırlık daha rahat şekilde yapılabilir. Bu durum çok önemlidir. Bu durumu bilip kendilerini buna göre ayarlayan eşler rahat eder. Olduydu olmadıydı endişesine kapılmaz. Çünkü bu normal bir olaydır. Birkaç saat dinlenilebilir veya ertesi güne tehir edilebilir. Böyle bir durumda genç kız da durumu kabul etmeli, anlayışla karşılamalı.

    Temas başarıyla sonuçlanınca, erkek mutluluk hislerini eşiyle paylaşmalı, ona teşekkürlerini sunmalı ve bütün bir hayat boyunca saadetlerinin devamı için dua etmelidir.

    Zifaf gecesinde kızda ürkeklik ve çekingenlik görüldüğü zaman, erkek, ilk karşılaşmanın normal bir neticesi olan bu hâli hoş karşılamalı, lüzumsuz telaş ve sabırsızlık göstermemeli. İlk geceki kabalıktan doğacak ürkeklik, incinme ve tatsızlık, daha sonra uzun müddet silinmeyen etkisini gösterir. Bunun gibi, o gecenin sabır ve nezaketinin mükafatı da sonradan görülür.

    İlk olarak bir erkekle buluşmak, yıllarca barındığı ailesinden ayrılıp, yeni bir aile hayatına girmek, bir kız için elbette çok önemli bir olaydır. O anda, erkeğin geniş şefkat ve sevgi kanatlarına ihtiyacı vardır. Bir kadın, kendisiyle buluştuğu ilk erkeği asla unutmaz. Eğer kadın ilk zifaf gecesinde tatlı heyecanlar yaşamışsa, sevgi, sabır, nezaket ve geniş bir anlayışla karşılaşmışsa, o erkeğe ömür boyu minnettar kalır. Bu ilk olay, kadın için unutulmaz bir hatıradır. Hatta o adam o kadını sonradan terk etse, hayal kırıklığına uğratsa bile, kalbindeki o esrarlı hatıra daima yaşar.
#09.11.2008 15:23 0 0 0
  • Mücahid radıyALLAHu anh'den; Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem buyurdu ki;
    "Kadın şu dört haslet için nikahlanır; ya malı, ya güzelliği, ya soyunun asaleti ya da
    dindarlığı için. Sana dindar olanı tavsiye ederim ki bereket bulasın."
    İbni Habib dedi ki; Müslüman kişinin İslam'da istifade ettiği şeylerin en faziletlisi ve
    en hayırlısı, yüzüne baktığında mutluluk duyduğu, bir şey emrettiğinde itaat eden, kendisinin
    yokluğunda malını ve iffetini muhafaza eden, saliha hanımdır. "
#09.11.2008 15:17 0 0 0
  • @oLci adlı üyeden alıntı:
    Kadın başarılı olmalı..
    Erkekler kariyer sahibi, başarılı kadınlarla birlikte olmak istiyor. Hırslı ve işteki istekleri daha yüksek bir kadın onların hayata daha iyi bakmalarını sağlıyor. Çalışmak istemeyen kadınlar erkeklere göre hayatın yükünü tek başına taşımalarına neden oluyor ve ilişkinin sonu ayrılık oluyor.

    Malı, mülkü olsun..
    Eskiden fakir ama gururlu olmakla yetinen erkek ve kadın artık gelecek kaygısı yaşamamak için evi, arabası veya dünyada çakılı bir çivisi olmasını istiyor. Erkekler malı mülkü olan kadınlar arıyor.

    Güzel ve bakımlı olsun..
    Erkekler kendine yeten, çalışan, bakımlı ve güzel bir kadın istiyor. Kilo almıi, cildi kırışmış kadın istemiyor.

    Erkekler beyaz atlı prens olmak istemiyor..
    Erkekler artık beyaz atlı prens gibi hareket edip tüm dünyayı kurtarmak istemiyor. Sevdiği kadınla eşit şartlarda yaşamak, hayatın ağır yükünü eşiyle paylaşmak istiyor.
    Orijinali Göster...


    Hiç güzel ahlâklı olsun isteyen yok, ne hikmetse!..
#09.11.2008 15:12 0 0 0
#09.11.2008 15:04 0 0 0
  • At Hırsızı
    Abdullah-ı İlâhî anlatıyor:
    Bir hırsız geceleri at çalıp satardı. Ömrünü böyle hebâ ederdi. Bir defâsında da, bulunduğu şehrin en büyük âlimi ve evliyâsının atını çalmak için ahırına girmişti. Tam atı çözüp götüreceği sırada, ahırın duvarı yarılıp, içeriye bir nûr yayıldı. Bu nûr içinde, iki nûr yüzlü zât gözüktü. Hırsız bu hali görünce, kendini hemen at gübrelerinin arasına atıp gizlendi. Korku ve telaş içinde boğazına kadar gübre içine gömüldü. Bu sırada yarılan ahırın diğer duvarından daha parlak bir nûr gözüktü. Bu nûr arasında da, o zamânın kutbu, en büyük velîsi olan ev sâhibi çıktı. Öncekiler onu görünce hürmet göstererek selâm verdiler.

    Ev sâhibi diğerlerine niçin geldiklerini sorunca;
    - Falan evliyâ arkadaşımız vefât etti. Onun yerine kimi tâyin edeceğiz? Size arzetmek istedik, dediler.

    Atların sâhibi olan zât;
    - Onun yerine, at hırsızını tayin ettik, dedi.

    Soran iki zât da evliyâ olup ricâl-ül-gayb denilen velîlerden idiler. At hırsızlığı yapmaya gelen kimsenin, gübreler arasına gömülüp saklandığını biliyorlardı. Hemen yanına varıp, onu gübreler arasından çıkardılar, gönlünü alıp, tebrik ederek kucakladılar. Atların sâhibi ve zamânın kutbu evliyâ zâtın da yanına gelip, elini öptüler. Sonra hep birlikte vefât eden arkadaşlarının cenâzesini kaldırmaya gittiler.

    Abdullah-ı İlâhî, sohbetinde bulunanlara bunu anlattıktan sonra şöyle dedi:

    "Şimdi at hırsızlığı yapmaya giden kimse, nasıl bir çalışma yaptı da ricâl-ül-gayb denilen evliya arasına girdi? diye bir sûal hâtıra gelmesin. Çünkü o zavallının gübreler arasında mahcûbiyetinden ne kadar zorluk ve ne kadar pişmanlık çektiği bellidir. Kurtuluş yolu kalmadığını kesinlikle anlayınca, at çalmak üzere harama yönelişinden dolayı bütün kalbiyle pişmân olup, o zamana kadar yaptığı işlere öyle bir tövbe etti ki, işlediği kötü işlerden gönlü temizleniverdi. Allahü teâlâya yönelip riyâzet çeken kimseler, onun o anda yaptığı tövbeyi nice seneler yapamaz."
#05.11.2008 17:44 0 0 0
  • Arkadaşlar sakın denemeye çalışmayın, ne olur ne olmaz, başınız sonradan ağrıyabilir..En iyisi, o siteyi aramamaktır....Bir çok merakın sonu kötü oluyor...Yoksa pişman olursunuz..Benden demesi,"demedi" demeyin
#02.11.2008 16:19 0 0 0
#02.11.2008 00:36 0 0 0
  • Konu: Yardımm
    Bunların hepsini ezberlemeye kalkarsan hiçbir şey ezberleyemezsin..Ezber işi, sakin ve güvenilir bir ortamda olacak, ayrıca ruhu, aklı ve zekayı ona verecek..Kısacası konsantrasyon olunacak..Yoksa bütün emekler boşa gider...

    Pozitif düşünen kazanır, rahat eder..Negatif düşünen ise kendisini yiyip bitirir.Hayatı zehir eder kendisine...
#02.11.2008 00:09 0 0 0
  • Konu: Yardımm
    Bunların hepsini ezberlemeye kalkarsan hiçbir şey ezberleyemezsin..Ezber işi, sakin ve güvenilir bir ortamda olacak, ayrıca ruh aklı zekayı ona verecek..Kısacası konsantrasyon olunacak..Yoksa bütün emekler boşa gider...

    Pozitif düşünen kazanır, rahat eder..Negatif düşünen ise kendisini yiyip bitirir.Hayatı zehir eder kendisine...
#02.11.2008 00:09 0 0 0
  • Konu: Yardımm
    Sorular bu verdiklerinin içinden mi çıkacak?..Korkma dedim ya bazı tarihi notlara dikkat edin, hepsi o kadar.Tarihlere dikkat ediniz..Genellikle tarihli olayları sorarlar..
#01.11.2008 14:02 0 0 0
  • Konu: Yardımm
    Bazı din dersi hocaları gizli ateist olabiliyorlar,,Verdikleri derslere dikkat ediniz..Yoksa Allah muhafaza buyursun dininiz ,farkında olmadan elinizden gider..Fıkıh,siyer, hadis, tefsir ilimlerini öğrenmek farzdır...Buna göre dikkatli olmak lazım..[/I]
#01.11.2008 13:59 0 0 0