Gastrit midenin iç yüzünde bulunan mukoza tabakasının iltihaplanmasıdır. Erişkinlerde ileri yaşlarda olmak üzere tüm toplumda sık görülen bir rahatsızlıktır. Çoğunlukla kronik (müzmin) gastrit görülür.
Ülsere göre daha yüzeysel bir hasar vardır. Fakat daha derinlere geçebilir ve ülser oluşturacak şekilde aşındırma yapabilir. Gastrit, çoğunlukla bakteriyel enfeksiyon sonucu oluşur. Yoğun antibiyotik tedavisi sonucu başarılı bir tedavi gerçekleştirilir.
Toplumda sık rastlanan bir mide rahatsızlığıdır. Belirti vermeden de görülebilen bir hastalık olduğundan yaklaşık her iki yetişkinden birinde gastrit vardır.
GASTRİTİN NEDENLERİ:
Şimdiye kadar bilinenler en önemli faktörlerin arasında, kronik H. pylori enfeksiyonu dikkat çekmektedir. Bütün dünyada bu bakteriye rastlanır. Gelişmekte olan ülkelerde en yüksek enfeksiyon oranına sahip hastalık yapan bir bakteridir. Amerikalı yetişkinlerin yüzde 50‘sinde görülmektedir. Yalnız bu bakterinin, çocukluk döneminde alındığı ve vücutta yıllar boyunca barındığı düşünülmektedir.
Beslenme alışkanlığı, gastrit oluşumunda önemli bir faktördür. Kötü beslenme, alkol kullanımı, doğrudan mide yüzeyini tahriş ederek gastrite neden olabilir.
Sigara kullanmak, mide üzerinde etkili olan siniri uyararak asit salgısını arttırır. Fazla asit gastrite sebep olur.
Gastrite sebep olan önemli faktörlerden biri de strestir. Stresli kişilerde asit fazla salgılanır. Gastrite yakalanma riski artar.
Bazı ilaçlar mideyi tahrip edebilir. Aspirin gibi asidik ilaçlar, romatizma ilaçları olarak kullanılan ağrı kesiciler, mideye zarar verir. Ayrıca böbrek ve karaciğer yetmezliği, solunum güçlüğü gibi rahatsızlıklar sonucu gastrit gelişebilir.
GASTRİTİN BELİRTİLERİ
Gastrit aniden oluşan, akut ve sürekli kronik olmak üzere ikiye ayrılır.
Kronik gastrit, genelde çok az belirti verir ya da belirti vermeden seyreder. Uzun süren mide iltihabı vardır. Karnın üst tarafında ağrı, mide bulantısı, kusma meydana gelebilir. Geğirti, iştah azalması, şişkinlik görülebilir.
Akut gastritte, midede yanma, basınç ve ağrı görülür. Hasta, aç karnına ağrının arttığını belirtebilir. Bulantı ve kusma, kronik gastritte olduğu gibi akut gastritte de vardır. İlaç ve alkol, mide yüzeyinde yaraya neden olur. Bu yaraların kanaması sonucu, mide asidi kanla karışabilir ve kusarken koyu renk bir kan gelir. Yine akut gastritin ağırlaştığı durumlarda dışkı siyahlaşır.
Gastrit aniden oluşan, akut ve sürekli kronik olmak üzere ikiye ayrılır.
HANGİ BESİNLER MİDEYE ZARAR VERİR?
Kafeinli içecekler ( kahve, kola, çay ) mideye zarar verir.
Asitli içecekleri, ki portakal suyu da buna dahil, midesi hassas olanların içerken dikkat etmeleri gerekir. Gerekirse bir miktar su katılmalıdır.
Yağlı yiyecekler, (örneğin kızartma) mideyi çok yorar. Hazmetmesi zordur. Çok fazla yememeye özen gösterilmelidir. Ayrıca, soğan da mide asidini arttıran bir besindir. Mide rahatsızlığı olanların fazla yememesi gerekir. Gastritli hastalara, çikolata yemesi pek tavsiye edilmez. Çünkü, çikolatada yağ ve kafein miktarı fazladır. Bunların dışında, alkol kullanmak (özellikle aç karnına) mide yanmasına neden olur
ve Tanrı oniki cocugun onunde durdu ve her birine yasamın tohumlarını ekti... Cocuklar kendilerine verilen armagani almak icin birerbirer one ciktilar...
"Koç!
Sana ilk tohumu ekme onurunu veriyorum. Ektigin her bir tohuma karsılık elinde bir milyon tohum bulacaksin, fakat onlarin buyumelerini gorecek vaktin olmayacak. İnsanların aklına BEN'i yerlestirecek ilk kisi sen olacaksın, fakat bu dusunceyi gelistirme ya da hakkinda soru sormak senin gorevin olmayacak. Yasaminin sebebi eylemdir ve bu eylem insanlara BENİM YARATICILIGIMI haber verecektir. Iyi calisabilmen icin sana KENDINI BEGENME ozelligini veriyorum." Ve Koç sessizce yerine cekildi.
"Boğa!
Sana tohumu madde haline getirme gucunu veriyorum. Baslanmıs olan butun isleri senin bitirmen gerektigi icin gorevin cok sabir istemektedir,aksi halde tohumlar ruzgarda savrulup kaybolacaktir. Yapmani istedigim bu gorev icin soru sormayacak, isin ortasında dusunceni degistirmeyecek ve baskalarindan destek beklemeyeceksin.Bunun icin sana GUCLULUGU veriyorum.Onu akillica kullan." Ve Boğa yerine cekildi.
"İkizler!
Sana insanlarin cevrelerinde gordukleri seyi anlamalarini saglayabilmen icin cevapsiz sorular veriyorum. Insanlarin neden konusup,neden dinlediklerini hiç bir zaman bilmeyeceksin, fakat cevap bulmak icin yapacagın arastirmalarda sana armagan olan BILGI'yi bulacaksin." Ve İkizler yerine cekildi.
Resim
"Yengec!
Sana insanlara duyguyu ogretme gorevini veriyorum. butun duyguyu yasa***** ogrenmeleri ve olgunluga ulasmalari icin onlari hem aglatip hem guldureceksin. Sana olgunlugu hizla arttiracak olan AILE armaganini veriyorum. " Ve Yengeç yerine cekildi.
"Aslan!
Sana YARATICILIGIMIN tum gorkemini dunyaya gosterme gorevini veriyorum. Ancak azametinde dikkatli olmalı ve bu yaraticiligin senin degil, BENIM oldugunu daima hatırlamalisin. Eger bunu unutursan insanlar seni kucuk goreceklerdir. Bu gorevi iyi bir sekilde yerine getirirsen buyuk haz duyacaksin. Bunun icin sana armaganim ONUR'dur."Ve Aslan yerine cekildi.
"Basak!
Sende insanlarin BENIM YARATTIKLARIMLA neler yaptiklarini sinamani istiyorum. Onlarin ne yaptiklarini dikkatlice inceleyip kusurlarini hatirlatacaksin ve boylece BENIM YARATTIKLARIMI iyice ogrenmelerini saglayacaksin. Sana bunu yapabilmen icin SAF DUSUNCE'yi armagan ediyorum."Ve Basak yerine cekildi.
"Terazi!
Sana insanlarin birbirlerine karsi olan gorevlerini hatirlayabilmeleri icin hizmet erdemini veriyorum. Boylece insanlar isbirligini ogrenecek ve kendi davranislarinin diger yonlerini de yansitma yetenegini edineceklerdir. Ve uyumsuzluk olan her yere seni yerlestirecegim ve bu gayretlerin icin sana armaganim SEVGİ'dir."
"Akrep!
Sana cok guc bir gorev veriyorum. Insanlara dusunduklerini anlama yetenegi verdigim halde,
anladiklarini soylemene izin vermeyecegim.Bircok kez gorduklerinle acı cekecek ve bu aci ile BEN'den uzaklasacaksin. Bu acinin BEN'den degil benim yanlis anlasilmis olmamdan dogdugunu unutacaksin. Bircak insani hayvan gibi gorecek ve onlarin hayvansal içguduleriyle oylesine ugrasacaksin ki yolunu sasiracaksin, fakat sonunda gene BANA doneceksin. Akrep sana en ustun armaganım olan AMAC’i veriyorum.”
“Yay!
Senden BENI yanlis anlayip caresizlige dustuklerinde insanlari guldurmeni istiyorum.
Guldurme insanlara umut verecek ve bu umutla insanlarin gozlerini BANA cevirmelerini saglayacaksin. Bircok kisinin yasamina yalniz bir an icin girecek ve girdigin her yasantidaki huzursuzlugu taniyacaksin. Sana Yay,karanliktaki her koseye erisip aydinlatabilmen icin SONSUZ BEREKET veriyorum.”
“Oglak!
Senden insanlara calismayi ogretmen için alın terini istiyorum. Tüm insanların yükünü omuzlarında tasıyacagın için bu görev hiçde kolay değildir. Ama bu boyundurugun yükü için senin ellerine insanlığın SORUMLULUĞU'nu koyuyorum.”
Resim
“Kova!
Sana insanların tüm olanakları gorebilmeleri için gelecek kavramını veriyorum. BENİM SEVGİMİ kişileştirmen için yalnızlık acısını cok duyacaksın. İnsanların gozlerini yeni olanaklara cevirebilmeleri icin sana OZGURLUGU armagan ediyorum."
“Balık!
Sana hepsinden daha guc bir gorev veriyorum. Senden insanların uzuntulerini toplayip BANA geri getirmeni istiyorum.Senin gozyaslarin sonunda benim gozyaslarım olacak. Senin topladıgın uzuntuler insanlarin BENİ yanlis anlamalarindan dogmus uzuntulerdir, fakat senin onlara verecegin sefkatle onlar yeniden BENI anlamaya calisacaklardir. Buguc gorev icin sana en buyuk armaganimi veriyorum. Sen oniki cocugum arasında BENI tek anlayan olacaksin,fakat bu ANLAYIS yalnız senin icindir, sen onu insanlara anlatmak istediginde onlar seni dinlemeyeceklerdir.” Ve Balık yerine cekildi .
SEO’nun temel amacı arama motorlarında üst sıralarda listelenmektir. Bu amaç ile sitede yer alan bilgi, hizmet veya satışların daha fazla kitleye ulaşmasını sağlanmaktadır.
Neden SEO yapmamız gerektiğini aşağıdaki maddeler ile açıklayabiliriz:
Müşteri artışı
Maddi kazanç
Otorite, tanınırlık, markalaşma
Manevi kazanç
SEO’ya başlamadan önce yapılacak ilk şey anahtar kelime araştırması ve rakip analizidir. Doğru bir anahtar kelime araştırması ve çalışılma yapılmamış ve düzgün bir seo danışmanlığı alınmamış bir proje istenilen verime ulaşılmaz.
Anahtar kelime, internet kullanıcılarının sitenize yol göstericisi olarak düşünülebilir. Örneğin kullanıcı “bilgisayar” kelimesini arama yaptığında arama motoru “bilgisayar” kelimesi geçen siteleri listeler. Eğer sitede bu kelime geçmiyorsa sonuçlar arasında yer almaz. Doğru anahtar kelime seçimi hedeflerinize ulaşmada sağlayacak en önemli etkendir.
Sitenizin üst sıralara çıkmasını belirleyen diğer bir faktör de backlinktir. Bir sitenin başka bir site tarafından link verilmesine, referans göstermesine backlink denir. Backlink sayesinde arama motoru motorları sitenizi daha sık ziyaret ederler. Backlink almadan önce hedef kelime ile ilgili sayfanızın içeriğini geliştirmeli, sayfanızın içeriğine uygun özgün makaleler yayınlamalısınız. Özgün, etkili ve güzel makale yayınladıktan sonra Backlink alırsanız bu backlinklerin normal backlinklerden 0 daha fazla yararını göreceksiniz.
Popülarite, üst sıralarda listelenmek için en iyi reklam ürünüdür. Sitenizi popüler hale getirmek için yaptığınız tüm arama motoru optimizasyonu çalışmaları sonucu siteniz üst sıralara yükselmektedir.
Arama motorları bir sitenin popüler olmaya başladığını ziyaretçi sayısının düzenli bir şekilde artışından ve site hakkında link ve bilgi paylaşımlarından anlamaktadır. Bu paylaşımların kanalı ve sayısı arttıkça, popülarite daha sağlam ve doğal bir hale gelmektedir.
Hamilelik döneminde en yaygın şikayetlerinden birisi başağrılarıdır. Başağrısı genç bayanlarda oldukça yaygın olan bir şikayettir. Aynı durum hamileyken de geçerlidir.
Hamilelikte en sık görülen başağrıları
Gerilim tipi başağrısı
Migren
Gebelik tokemisi yani preeklempsi
Diğer nedenlere bağlı başağrıları
Başağrıları en fazla gebeliğin ilk ve son üç ayında görülür. Gebeliğin ilk döneminde başağrılarını tetikleyen faktörler arasında hormon düzeylerinde ani ve aşırı değişiklikler ile beyne giden kan akımındaki artıştır. Hamileliğin son üç ayında ise uykusuzluk, vücut postründeki değişiklikler ile taşınan yükteki artışa bağlı stres tetikleyici faktörler olarak rol oynayabilmektedir. Ayrıca dehidrasyon, aç kalma ve gebeliğe ilişkin stresler de başağrısını tetikleyebilir.
Hamilelikte başağrısını tedavi etmeli?
Hamilelik döneminde ilaç kullanımı minimuma indirgenmesi gerektiği için günlük hayatta kullandığımız ağrı kesiciler kullanılmamalıdır, özellikle aspirin, ibuprofen, naproksen türü nonsteroid antiinflamatuar ilaçlardan kesinlikle sakınılmalıdır. Şiddetli ağrılarda asetaminofen türevi ağrı kesiciler tercih edilmelidir. BAşağrınız bu tedavilere yanıt vermiyorsa yada beraberinde başka semptomlarda varsa mutlaka doktorunuza başvurun.
Hamilelikte başağrısı nasıl önlenebilir?
Öncelikle gerektiği kadar uyku ve istirahat başağrısını önlemek için olmazsa olmaz şartlardır. Ayrıca yeterli miktarda sıvı alınması çok önemlidir. Günlük egzersiz yapılmalıdır. Otürürken ve yatarken sağlıklı vücut postürüne özen gösterilmelidir. Ayrıca aşağıda belirtilen gıdalar dan mümkünse kaçınılmalıdır.
Başağrısını tetikleyen gıdalar nelerdir?
Çikolata
Kahve
Alkol
Yerfistiği
Badem
Mayalı hamur işleri
Eski peynir
Suni tatlandırıcılar
Koruyucu madde içeren etler ve yiyecekler..
Halk arasında kontrollerde ortaya çıkan ve rahimde bulunan ur/tümör olarak bilinen myom içinde düz kas tabakası bulunan iyi huylu kitlelerdir. Rahmin belli yerini işgal eden, çepeçevre saran ya da vajene doğru sapla uzanan myomlar olabilir. Myomlar kadın pelvisinde en çok görülen tümördür. Ancak kansere dönüşme olasılığı çok azdır. Öyle ki çoğu kadın farkında olmadığı myomunu kadın doğum muayenesi sırasında öğrenir. Ancak %25 görülme sıklığı mevcuttur.
Ergenlik öncesi görülme ihtimali çok düşük olan myomlar, 30 lu 40 lı yaşlarda çok sık görülür. Ancak menopoza girdikten sonra küçülmeye başlar. Genel olarak myomlar rahimde büyümeye sebep olurlar. Bunun ölçülmesi de kolay değildir. Bu nedenle myomun bulunduğu rahmi tanımlarken gebelik haftasına benzetilir. 10 haftalık gebelik cesametinde gibi tanımlamalar kullanılır.
Myomda Tanı:
Myomlar genelde şans eseri fark edilirler. Yapılan bir kontrol, açılmış bir karın gibi… Ancak hiç farkına varılmayadabilir. Ultrasonografi myomun en önemli tanı aracıdır. Yumurtalıklara yakın bulunan myomlar over tümörleriyle karıştırılabilir. Eğer myomdan şüphe ediliyorsa; normal bir gebeliği, yumurtalık bölgesinde kitleleri, adenomyozis denilen rahmin içini döşeyen endometrium tabakasının rahim kasları arasında yerleşmiş dokusunu, komşu organ tümörlerini, rahmin kendi şekil bozukluklarını da düşünmek ve kontrol etmek gerekir.
Myomun Belirtileri:
Adet düzensizliği
Kasık ağrıları
Karında şişlik
Kısırlık
Myomun Komplikasyonları
Myomlar bazı komplikasyonlara da neden olabilirler. Bunlar arasında enfeksiyon, kansere dönüşüm(nadir), küçülme, karında sıvı birikmesi, karın içi kanama gibi durumlar oluşabilir. Eğer kanama, ani ve hızlı büyüme, ağrı gibi semptomlar ortaya çıkarsa myomu tedavi etmek gerekir.
Myomun Tedavisi
Myom hacminde küçülme yapan ilaçlar ameliyat öncesi dönemde kişinin kanamasını durdurmak ve kansızlığını gidermek amacıyla geçici olarak kullanılabilir. Ancak şu an myomun tek kesin ve garantili tedavisi ameliyatla myomun ya da rahmin tamamının alınmasıdır. Ancak myomların menopoz sonrası küçülebileceği de akıldan çıkartılmamalıdır.
İnsanlar birbirlerini insan oldukları için önemserdi. Birbirlerine değer biçerken; vefayı, samimiyeti, merhameti ve sadakati göz önünde bulundururdu.
“Yaratılanı severim Yaratan’dan ötürü” düsturunca sevilir, güzellikler gözlerdeki manalarda aranır ve bulunurdu da.
Yolda birbirine selam veren dostlar karşısındakine “Şık-rüküş, ya da pahalı-ucuz kıyafetler giymiş diye bakmazdı. Çünkü onların değerleri yürekleriyle ölçülecek kadar manalar içerir maddiyatla karşılık bulmazdı.
Zarif, kadirşinas davranırlardı komşular birbirlerine. Kendisinin var, komşusunun yok ise sadaka değil hediye üslubuyla paylaşırlardı var olan nimetleri. İnfak eden verdiğiyle övünmez, verdiğini ihtiyaç sahibinin gözüne sokmaz sadece Allah için vermenin iç huzurunu yaşardı.Resim
Kimsenin kimseye üstünlük taslama ya da diğer tabiriyle hava atma derdi yoktu. Çünkü samimi gönüllerde riya barınmazdı. Birbirinin yitiğine ortak hüzünlenirdi yürekler. Eksiği gidermek için imece yapılır herkes eşitlenirdi.
Eskiden iyi insandık biz!..
İhlâsla ve tevekkülle yaşardık, ihtiras bizden uzaktı. Sırtımızdaki elbise bizimle değer kazanır, markalarla kalite ve kıymet bulmaya çalışmazdık. Büyük ve derin kişiliklerimiz vardı, gurur dolu riyakâr hallerimiz yoktu.
Şahsiyetlerimizi maddiyatçı değerlerle değil inancımızla şekillendirmiş, onu kaybetmenin en büyük hezimet olacağını benimsemiştik. “Şahsiyeti olmayanın hiçbir şeyi yoktur”(Necip Fazıl) Şiarı silüetimize nakşolmuştu.
Ve şimdi tüm bunları mazide kalmış bir anı gibi hatırlamaya çalışan bizler…Resim
Geçmişe bakarak geride kalan güzelliklere hayıflanıp ama yine de hırsla geleceğe koşan biz zavallılar!..
Belki bir kıpırdanma olur yüreklerimizde diye haykırmak ve hatırlatmak istedim:
Eskiden iyi insandık biz!..
Güven duygusu kolay kazanılmaz. Buna karşın, güvenin kaybedilmesi çok kolaydır. Bu nedenle, güven duymak,
başkalarının güvenini kazanmak ve bu güven duygusunu korumak gerçekten emek ve zaman harcanmasını gerektiren
bir süreçtir..
anne-babasından ve diğer insanlardan iyi niyet, hoşgörüve fedakarlık gören insanlar güven içinde olurlar.
İnsanları sevmekte ve yeni ilişkiler başlatıp sürdürmekte zorlanmazlar. Çeşitli sebeplerle güven duygusu zedelenen kişiler ise
olumsuz bi durumla karşılaşmamak için insanlarla aralarında aşırı mesafe koyarlar. Bu da kişinin yalnızlık duygusuna kapılıp
depresif duygular içine girmesine sebep olur, kişiyi kısırdöngüye sokup iş ve aile hayatını olumsuz şekilde etkiler.
İletişim sorunlarının en önemli nedenlerinden biri mükemmeliyetçiliktir. Bu durumda olan kişi hatalı davranışlarla karşılaştığında genellemeler geliştirmekte ve gördüğü güzel davranışları unutmaktadır.
Bir insan ne tamamen iyi ne de tamamen kötüdür. Aynı kişi baba veya anne olarak çok iyi, eş olarak yeterli olmayabilir. Bunun nedeni, bir rol için gerekli özelliklere sahipken diğer rol için sahip olmamasıdır.
Bir insana karşı aşırı şüpheci davranmak onun kendine güven duygusunu etkileyeceğinden ilişkiye zarar verir. Bütün insanları önlenebilecek ölçüdeki hataları ve kusurlatıyla ve güzel özellikleriyle sevmeye hazır bir yaklaşım, karşı tarafa pozitif enerji verecektir.
Hayal kırıklığına uğradığımızda ya da canımız yandığında ‘Bir daha asla affetmem. Hakkımı helal etmiyorum.
Bana bunu nasıl yapar? Ondan nefret ediyorum’ cümlelerini çok sık kullanırız.
Affetmek zordur. Hatta bazen imkânsız görünür… Hele kalp kırılmış, haksızlık, hayal kırıklığı ve büyük bir zulme uğramışsak…
Böyle durumlarda en kolayıdır darılmak, kin gütmek ve ‘Seni asla affetmeyeceğim’ demek. Oysa affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırdığımızın, ruhumuzu ağır yükler taşımaya mahkûm ettiğimizin ne kadar farkındayız?
Yaşananların unutulması kırgınlıkların tamiri için zamana ihtiyaç var. Ancak imkânsız değil, olmamalı da. Zira affederek ruhsal ve fiziksel anlamda en büyük iyiliği kendimize yapmış oluyoruz.
Yaşananların unutulması kırgınlıkların tamiri için zamana ihtiyaç var. Ancak imkânsız değil, olmamalı da. Zira affederek ruhsal ve fiziksel anlamda en büyük iyiliği kendimize yapmış oluyoruz.
Yaşananların unutulması kırgınlıkların tamiri için zamana ihtiyaç var. Ancak imkânsız değil, olmamalı da. Zira affederek ruhsal ve fiziksel anlamda en büyük iyiliği kendimize yapmış oluyoruz..
Hiç kuşkusuz internet, hayatımızda hem pozitif hem negatif değişikliklere yol açmıştır.
Uzun zamanımızı alan şeyler artık internet sayesinde birkaç saniyede hazır oluyor.
Fakat internetin bizlerden alıp ***ürdüğü şeylerin olduğunu da kabul etmek lazım.
Daha önceden hayatımızda var olan fakat internetle birlikte tarihe karışan bir sürü şey var.
İşte internetin öldürdükleri…
Saatler:
Cebinizden çıkartıp telefonunuzun ekranındaki saate bakmak veya bilgisayarınızdaki saate bakmak
herhalde kol saatine bakmak kadar şık değildir.
Kibarlık:
Gelişen internet ortamında hergün yeni sosyal ağlar açılıyor ve buralarda herkes özgürce fikirlerini sergiliyor.
kimileri kibarca bu düşüncelere katılıyor; kimileri ise ağır küfürlerle geri dönüyor. Kibar ve seviyeli davranışlar yok oluyor.
Mektup yazmak:
E-posta hem ucuz, hem çabuk, ancak gerçek bir mektuP kadar etkili olabilir mi?
Müzik dükkanları:
Albümlere milyonlarca para vermek istemeyen insanlar bu ihtiyaçlarını netten karşılıyor. Fakat maalesef bu durum müzik albümleri satıcılarını yok etti.
Ölü saatler :
En son ne zaman camdan dışarıyı seyrettiğinizi ya da en sevdiğiniz kitabı okuduğunuzu hatırlıyor musunuz?
Beraber TV seyretmek
Yeni çıkan son teknolojik ürünler insanları beraberce televizyon seyretmekten mahrum bırakıyor.
Biliyorum, konuşacak bir şeyimiz kalmadı, paylaşacak bir şey yok ortada. Yine de yüreğimden,
gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum, seninle konuşuyorum. Bugün sana olan kırgınlığımı
rafa kaldırdım,
sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum. Cümlelerimi kısalttım, kelimelerim buruk,
gülüşlerim istenmeyen evlat dudaklarımda. Bir ihtimal gelişine sığındığımı farkettiysem de,
engel olmadım gurursuz ama umutlu ve sabırlı hasretine. Anlık hayaller anlık mutluluklara gebe kalıyor..
bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum...
Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım anılarım dışında.
Isınabilmek için onlara sarılıyorum. Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor,
ben görmemeye çalışıyorum.
Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi ayrılığın ardından çalınan her şarkı
umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş gibi geliyor. Sevdiğim ne çok şarkı varmış, bunu senin gidişin gösterdi bana.
Her şarkıda sen varsın
Bilmiyorum nerdeyim, ne haldeyim, ben kimim
Ayrilirken kimligim, adresim sende kalmis.
Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim
Güldügümü gösteren tek resim sende kalmis......
En acımasız eleştirmeniyim kendimin haksızlık ettiğimi bile bile… Öyle olsaydı herkes dünya daha yaşanılası olurdu belki de…
Bu acımasızlık bazen kamçı bazen iyi de kendime güvenimi yok ediyorum. Yeteneklerimin üstüne gitmek yerine;
küçümsüyorum. Komplekslerimden soyunamıyorum ne yapsam kabuklarını yoluyorum arada bir...
Bir de önyargılarımdan soyunabilsem… Ki hoşgörümün pencereleri bu kadar açıkken…
İletişim denklemini çözüp küreyi şeffaflaştırabilsem…
“Hayır! ” diyebilmeyi ne çok isterdim…Ya da tepki verebilmeyi umarsızca…
Ah niye bu vicdan? Bu iyiniyet? Bu dikkat?
Çok daha mutlu mu olurdum insanları -belki kırarak- reddedince bir hayırla?
Bir yaftayla dolaşıyoruz kim takıyor bunları alınlarımıza? Ne kadar büyüse de insan ne kadar çabalasa kaçamıyor kafalardaki intibalardan… Boşa bunca makyaj…
Ah! Ne olur atsak maskelerimizi? Ama o zaman da ne kadar severiz acep birbirimizi? Fitnelik hırs ihtiras ve kinimizi göstersek bakabilir miyiz yüzlerimize? Kazısak ne çıkar altın kaplamalı yalancı suretlerimizi?
Düşlediğim kadar insanım… İnsan olduğum kadar hatalı…
Hatalı olduğum kadar gerçeğin peşinde ve gerçekleri saklayacak kadar hain…
Olduğum gibi mi görünüyorum: HAYIR!
Ama göründüğüm kadar da değilim..
* Duygusal olduğum kadar çıkarcı
*Çıkarcı olduğum kadar çıkmazdayım
İnsanım; ne kadar saklasam da kötü yönlerimi