Evet, özellikle saç telinin yapısını değiştirerek boyayan bazı kimyasal boyalar uzun dönemde saçınıza zarar verebilir. Bunlar, direkt boyalar ile ton sür ton boyalardır.
Özellikle kokusu yüzünden amonyak kötü bilinir. Oysa uçucu olma özelliği nedeniyle en az agresif olan iyi bir alkalindir. Gerçekten de amonyak saça kendini sabitlemez. İşlevini bitirdiğinde uçar. Oysa etanolamin gibi kullanılan bazı diğer alkalinlerde durum böyle değildir. Bunlar hiçbir koku vermezler ancak saç elyafına yapışıp kalırlar.
Amonyak kokusunu sevmeyenler için, bu kokuyu örten parfümlerle üretilmiş krem biçiminde boyalar bulunmaktadır.
Kuaförde kullanılan boyalar, piyasada satılanlardan çok farklı değildir. En büyük fark, boyada kullanılan temel aktif maddelerin konsantrasyon oranlarındadır. Kuaförlerde doğal olarak eve oranla daha geniş bir renk ve çeşitleme imkanı bulunmaktadır. Yöntemler de farklılık gösterebilir çünkü kuaförler farklı nüanslarla karışımlar elde edebilir. Ayrıca Kuaförlerde Profesyonel tavsiyeler ve değişik renk kombinasyonlarını deneme şansınız da vardır!
Üreticilerin sadece profesyoneller için ürettikleri ve dolayısıyla sadece kuaför salonlarında bulunabilen boyaları da vardır.
Kendi saçınıza uyarlanmış, kişiselleştirilmiş bir boyama istiyorsanız en iyi çözüm bir kuaför salonuna gitmeniz olacaktır. Özellikle de ilk kez boya yaptıracaksanız veya iki ton arasında kararsızsanız.
Kökten renk değişikliği yapmak veya açık meçler elde etmek ;
Saçın rengini açmak, kökten renk değişiklikleri veya saçın genelinden çok daha açık renkte meçler elde etmeye yarar. Böylece esmerden sarışına veya sarışından kızıl renge geçilebilir. Saçı açmak saçın asıl yapısını değiştirir. Saça rengini veren doğal madde olan melanin yok edilir. Renk açıcılar, oksijenli su gibi oksidasyon bazlıdır.
Açılmış olan saç daha hassastır ve kırılganlığı nedeniyle daha fazla bakım ister. Buna rağmen genel anlamda bozulmuş değildir. Bu nedenlerle boyanın kullanım talimatlarına ve uygulama sürelerine dikkatle uyulmalıdır. Tabii ki fazla agresif olan ve oksijenli suyla yapılan saç açma işlemlerinden de kaçınılmalıdır. Yoksa saça geri dönülemeyecek kadar büyük zararlar verilebilir.
Saç açma işlemi kalın veya ince telli her tür saça uygulanabilir. Önemli olan açma işleminin uygulanacağı saçın öncesini bilmektir. Örneğin, kalın olup da saç teli kabukları açık olan bir saç, sağlıklı ince bir saça göre açma işlemine daha hassas olacaktır.
Üç ana kimyasal boya vardır:
Direkt boyalar saçı değiştirmez. Doğrudan saç telinin dış yüzeyine sabitlenirler. Boya negatif, saç pozitif yüklü olduğundan birbirlerine mıknatıs gibi yapışarak saça sabitlenirler.
Bu boyalar saçın renginin açılmasına veya beyaz saçların örtülmesine izin vermez ancak saçta yansımalar sağlar. Etkileri birkaç (genellikle 6-8) şampuanlamadan sonra hafifler. Oksidasyon bazlı boyalardan daha iyi tolere edilirler.
Kalıcı boyalar olarak bilinen oksidasyon bazlı boyalar saç teline nüfuz eder. Bunlar, saçın ve özellikle saça rengini veren melaninin yapısını değiştirir. Bu boyalar iki bileşik ile iş birliği halinde etkilerini gösterir: oksijenli su (oksidan) ve amonyak (alkalin). Amonyak, saç teline kimyasal boyanın girmesine izin verecek şekilde saçın kabuğunu açar. Kabuklar açıldıktan sonra amonyak uçar. Oksijenli su ise saç telinin içindeki doğal renk hücrelerini değiştirerek boyaların birleşip görünebilir olmasına izin verir.
Bu boyalar beyaz saçların tamamen kapanmasına izin verdiği gibi, saç rengine yapılacak açma veya koyultma gibi kökten renk değişimleri için de uygundur. Dayanıklılıkları ise uzun sürelidir.
Ton sür ton olarak adlandırılan boyalar ise, yukarıda anlatılan direkt boyalar ve oksidasyon bazlı boyaların ortalarında bir yerde bulunur. Amonyak içermezler ama oksijenli su içerirler. Saç kabuğunun açılıp boyanın tutunması için amonyak yerine aynı işlevi gören farklı bir molekül kullanılmaktadır. Yani bu tür boyalarda da saç teli kabuğunun hemen altı boyayı tutar. Bu da ton sür ton boyamanın direkt boyalardan fazla ama oksidasyon bazlı boyalardan daha az dayanması anlamına gelir. Ton sür ton boyalar %50'ye varan oranlarda beyaz saçları örter ve yaklaşık 24 şampuanlama içinde de hafifler.
Kına çok popülerdir. Kınanın avantajı çivit, papatya gibi diğer doğal boyaların saç sağlığına verebileceği tehlikelerin hiçbirini bulundurmamasıdır. Kına en fazla tanınan doğal saç boyasıdır. Hem saç boyası hem de dövme yapımında kullanılan kına; Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Hindistan'da yetiştirilen bir bitkiden elde edilir. Bu bitkiden elde edilen renkler sarıdan kırmızıya kadar değişirken esmer veya turuncu tonlarından geçer. Bunlar da maun ve kumral yansımalar elde edilmesine neden olur.
Birçok doğal boya kına kullanılarak yapılır. Ancak, bu bitki fazla bir renk seçeneği sunmaz; bu nedenle bazı üreticiler kına ile çivit gibi farklı karışımlar yoluna gider.
Doğal boyalar saç telinin içine nüfuz etmez, beyaz saçı tam olarak kapatamaz. Ancak saça bir ışıltı ve dolgunluk kazandırır. Dolayısıyla saça bakım yapmaları nedeniyle avantajlıdır. Eğer saçınızı boyamak değil de sadece kuvvetlendirmek istiyorsanız nötr kına uygulayın: boya maddelerinden arınmış kına saçınızı boyamaz.
Doğal boyaların özelliği, sentez ile elde edilmiş boyalarınkine oranla çok daha ufak olan molekülleridir. Bu özellik onların saç telinin tümüne ve özellikle saç telini oluşturan kabuğa nüfuz etmelerini sağlar. Böylece direkt boyaların yaptığı gibi saç renginin geneliyle bütünleşirler.
Doğal boyalar şampuanlamayla yok olur. Düzenli olarak kullanılırsa yoğunlukları artar; çünkü saçta halen var olan boyanın üzerine tutunurlar. Böylece doğal boyalar, saçın genel bütünlüğünü bozmadan saç renginin sabit tutulabilmesi açısından yararlıdır.
Kimyasal boyalara oranla daha uzun bir bekleme süresiyle uygulanmalıdırlar. Bu süre genellikle bir saat olmasına rağmen, her şey saçınızın doğal rengi ve kalitesine bağlı olarak dikkatle uygulanmalıdır. Örneğin açık renk saçta "havuç turuncusu" gibi bir sonuç istenmiyorsa, uygulama süresi kısa tutulmalıdır.
Doğal boyayla boyanmış bir saça kimyasal boya uygulandığında, kutuda belirtilen süreden daha uzun bir uygulama süresine ihtiyaç vardır. Kimyasal bazlı boyanın kuvvetlenen saça nüfuz etmesi ve bunu aşması daha uzun süre tutar. Beklenen neticeyi almak bazen birkaç denemeyle mümkün olur.
Refik henüz 1 hafta oldu aranızda olalı ve ne sunuldu forum içinde resim bunu bilemiyorum...tek tek bakma arama gibi bir zamanımda olmadığı içinn verilmiş iseler arkadaşlar gereğini yaparlar....
Çok haklısınız Paye,bazı değerler vardır ki bizi biz yapan insan yapan davranışlar bunlar kadın erkek farketmez uymak yapmak zorundayızz...gözlerinize sağlık tşkrler yorum için Paye...
Belki uzun ,belki kısa bir yoldasınız...
Her başarısızlık sizin için Kavşak,
Endişeleriniz Viraj,
Arkadaşlarınız bazen Gaz Pedalı,bazen Fren,
Düşmanlarınız trafik ışıklarındaki Kırmızı,
Aileniz yolunuzdaki Uyarı Tabelaları,
İş hayatınız Engebeli Bir Arazi...
Ama...
Deponuz Prensiplerniz'le doluysa,
Motorunuz İradeniz kadar saglamsa,
İnancınız Garanti Belgeniz olmuşsa,
Ve her anınızda YARADAN'IN varlıgını hisediyorsanız...
KAÇAMAK YAŞIYORUZ HAYATI
Kaçamak yaşıyoruz.
Her şeyden,
bazen kendimizden bile kaçıyoruz.
Duygularımızı paylaşmak nedense zor geliyor bize.
Kendimiz bile yaşayamıyoruz ki...
Hep içimize atıyoruz sevgileri,hüzünleri,mutlulukları.
Bağırıp çağırıp hani derler ya
''bardaktan boşanırcasına yağan yağmur gibi''
ağlayamıyoruz bile.
Utanıyoruz...
Kızgınlıklarımızı hep içimize atıyoruz.
Aslında kendimize kızıyoruz.
Karşımızdakinin hiç suçu yok ''sadece o O'nun düşüncesi''
diyemiyoruz.
Gördüğümüz her iyilik ve kötülüğün bizden kaynaklandığını
anlayamıyoruz.
Volkanlar patlıyor içimizde söndüremiyor gözyaşlarımızı içimize
akıtıyoruz.
Görmüyoruz...
kör değiliz sadece bakıyoruz.
Çevremizdekileri sadece hareket eden
birer obje olarak değerlendiriyoruz.
Doğan güneşin sıcaklığını, rüzgarın getirdiği okşamayı,
kuş sesindeki canlılığı ve hayatı hep kaçırıyoruz.
Ruhumuzu bi yerlerde bıraktık, bulamıyoruz...
Çok hızlı gidiyor,dinlenemiyoruz.
Herkes ama herkes, herşey üstümüze üstümüze geliyor...
Korkup kaçıyoruz.
Sevemiyoruz...
Sevgilerimizin bile sebebi çıkar ilişkisine dayalı. Hep bir şeyler
bekliyoruz karşımızdakinden .
Peki... Ne veriyoruz..?
Arkadaşlığı bile beceremiyoruz.
Bazen bir merhaba demek bile zor geliyor.
''O bana dün selam vermemişti ben neden vereyim''
bile diyebiliyoruz.
Aslında kendimizle inatlaşıyoruz.
Egomuz daima üstün geliyor. Sebebini bilmiyoruz.
Düşünmüyoruz. Geleceğimizi, geçmişimizi içinde bulunduğumuz anı bile düşünmüyoruz.
Hep gel geç ilişkilerde gözümüz.
Hep başkası olmakta...
Kendi benliğimizi kaybettik.
Tanımıyoruz içimizdeki beni.
Ne istediğimizi ne beklediğimizi bile bilmiyoruz.
Kendimizden bile kaçıyoruz.
Yüzleşemiyoruz kendimizle...
Eleştiride dozu kaçırmaktan korkmuyoruz ama kendimize yöneltilen
eleştirileri saldırı olarak algılıyoruz. Hayatın tüm yanlışları hep bizim
dışımızda...
Bir tebessümü bile çok görüyoruz karşımızdakine.
Bilmiyoruz,
aslında o çok gördüğümüz tebessümün kendimize verdiğimiz en değerli hazine olduğunu...
Hayatta her şey size bağlı.
Sen istersen dünya daha güzel.
Sensin tüm güzellikleri yansıtan.
Diğer olan biten her şey sadece araç.
Yani sen varsan her şey var.
Kendini tanımaktan geçiyor her şey.
Bir tebessümle başlıyor güzellikler.
Sabah yataktan kalktığında aynada kendine tebessüm et
ve
Günaydın dileklerini ilet kendine...
Gözlerini kapat hayatın seslerini dinle.
Yeni bir gün,her yeni gün seninle birlikte var.
Ruhun bir yerlerde seni bekliyor.
Bul Onu.
Hisset tüm hissettiklerini.
Bak nasıl değişecek hayat...
Beysin, bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül alma sana... Suçlamak bize; katlanmak sana... Acizlik yanılgı bize; hoş görmek sana... Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana... Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana..."
"- Ey Oğul!
Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..."
"- Ey Oğul!
Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı.. Allah (c.c.) yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hakk yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin."
"Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize va'd edilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz."
"Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir."
"Milletin kendi irfanı içinde yasasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır."
"En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir."
"Ülke, idare edenin, oğullan ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştürdüler. Bunun içindir ki, yaşayamadılar, yaşatamadılar.." (Bu nasihat Osmanlı'yı 600 sene yaşatmıştır.)
"İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkamaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar, laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir..."
"Akacak kan boş yere akmamalı. Ona yol ve yön lazım.. Zîra kan, toprak sulamak için akmaz. Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur."
"Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı... Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli."
"Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat, bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz."
"Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü, zaman yok, süre az..."
Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekin zamanını bilen çitfçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da... Yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin."
"Sevgi da'vanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez."
"Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez. Osman, geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın..."
seni üzenleri bıraktık kaldırım taşlarının arasında.her sevdalı adım attığında ezilip taş olsun diye yüreklerive dönüp asla bakmadan ardımıza mağrur ve dik ama gülümseyerek yolumuzu çizmeli
seni şımartmalı yüreğim
geceyi seversin..
denize aşık..
yağmura hasret..
O halde bütün yıldızları toplayıp maviye çalmalı ve benim yüreğime yağmur şimdi yağmalı.