1sidelya

1sidelya

Üye
18.05.2009
Binbaşı
39.617
Hakkında

  • noimage
    Uzmanlardan cildiniz için yaz tavsiyeleri
    Yaklaşan yaz mevsimi, yetişkinler ve çocuklar için bir çok cilt bakımı sıkıntısını da beraberinde getiriyor
    Güneş altında en yaygın problemlerin başında güneşte fazla kalıp yanmalar, bronzlaşma ve akne olduğunu söyleyen Kaya Cilt Kliniği uzmanları, yaz sıcağında cildinizi koruyacak önlemleri şu şekilde sıralıyorlar

    - Sabah 8'den akşam 6'ya kadar mutlaka güneş kremi kullanın Ayrıca, güneş kreminizin UVA ve UVB özellikli olmasına dikkat ediniz

    - Dışarıya çıkmadan en az 20 dakika önce güneş kreminizi sürün Güneşe maruz kalan tüm noktalara krem sürdüğünüzden emin olun Kremi her 4 saatte bir yenileyin Eğer gününüzü deniz ya da havuzda geçirecekseniz, güneş kreminizi saat başı tekrar sürünüz

    - Gözlerinizi korumak için UV özelliğine sahip güneş gözlükleri takın Güneşin altında şemsiye kullanmayı tercih edin Şemsiye cildinizi ve saçınızı koruyacaktır

    - Yaz sıcaklarında beslenmenizde antioksidan gıdalar olan havuç, nar, kırmızı pancar ve karpuzu eksik etmeyin Her gün en az 2 litre su içmeyi de unutmayın

    - Alnınızı ve ağzınızın çevresinin lekelenme olup olmadığını saptamak için sık sık kontrol edin

    - Cilt parlatma ve peeling gibi işlemler güneşte hızlı bir şekilde esmerleşmize yardım ediyor, güneş altındayken bu işlemlere dikkat edin

    - Dudaklarınız kararmaya daha yatkın olduğu için, güneş koruyucu etkisi olan dudak kremi sürün

    - Pamuklu kumaştan yapılan giysileri tercih edin, vücudu saran giysilerden ve ayakkabıdan uzak durun Serinlemek için günde 2 kez duş almaya çalışın
#27.05.2009 08:00 0 0 0
  • noimage
    Sevgili Peygamberimiz "şehidliğin" üstünlüklerini anlatıyorlardı Buyurdular ki:

    (Kıyamet gününde şehidler, "Mahşer Yerine" gelirken; orada bulunan Peygamberler ayağa kalkarlar Onlar; çocukları, akraba ve dostlarından 70000 kişiye şefaat ederler (Cehennemden kurtarırlar))

    Bu sözleri işiten "Nevfel" ismindeki sahabe, iki oğlu ile hanımını oraya getirdi

    - Yâ Resûlallah! Bir dua etmek istiyorum Siz de "amin" der misiniz? diye sordu

    Peygamber Efendimiz kabul ettiler Bunun üzerine Nevfel:

    - Yâ Rabbi, Nevfel kuluna, "şehidlik" nasib eyle! duasında bulundu

    Hazret-i Ali'nin bildirdiğine göre; ilk Gazâ'da (savaşda) Nevfel, gerçekten şehid oldu

    Gazadan sonra Allahın Resulü ve arkadaşları Medine'ye dönüyorlardı

    Kadınlar, çocuklar ve ihtiyarlar, karşılamaya çıktılar Hepsi sevinç içindeydiler

    Nevfel'in hanımı, çocukları ve ihtiyar annesi karşılacılar arasındaydı

    - Gazanız mübarek olsun Yâ Resûlallah Nevfel'in hali nicedir? diye sordular

    Merhametli "Efendimizin" gözleri nemlendi Şehidlik haberini vermeğe mübarek kalbleri dayanamadı Elleriyle arka tarafı işaret buyurup, geçtiler

    Arkadan Hazret-i Ali geliyordu Nevfel'in yakınları, O'na sordular "Allahın Arslanı" yanında yürüyen Hazret-i Ammar'a:

    - Şehidlik haberini ben de veremiyeceğim Yürü gidelim dedi

    Eliyle arka tarafı işaret etti

    Sonra Hazret-i Ömer geliyordu "Büyük" Ömer de, aynı şekilde hareket etmek zorunda kaldı

    Daha sonraki Hazret-i Osman da başka türlü yapamadı Eliyle, arka tarafı işaret edip, geçti

    En sonra gelen Ebu Bekir hazretleriydi Yanında "Muaz bin Cebel" bulunuyordu Geride Hazreti Zübeyr' den başka kimse kalmamıştı

    Nevfel'in yakınları son ümitle, Sevgili Peygamberimizin en aziz arkadaşına yaklaştılar Aynı şeyleri sordular

    Hazret-i Ebu Bekir kendi kendine düşündü:

    "- Yâ Rabbim Ne kadar zor durumdayım Eğer doğru söylersem, mahzun kalbleri, daha fazla üzmüş olacağım Bunu yapmaktan, Sevgili Peygamberimiz bile çekindiler O'na nasıl, aykırı davranabilirim Fakat yalan da söyleyemem

    Sen bana öyle bir şey ilham et ki, bu gariblerin yüreği, daha fazla yanmasın Allahım"

    Peygamber Efendimizin doğru sözlü dostu "Sıddîk," bütün kalbiyle,

    - Yâ Allah! Ya Nevfel! diye "Ah" çekerek inledi

    İşte o sırada, yaydan fırlamış ok gibi "bir atlı" yıldırım hızıyla yanlarına yetişti

    - Buyur Yâ "Sıddîk" Beni mi çağırdın Ey Allah Resulünün sevgilisi? diye sordu Bu atlı Nevfel'den başkası değildi

    Bütün Eshâb-ı kiram, hayrette kaldılar

    Sonra Cebrail aleyhisselâm isimli melek göründü Peygamber Efendimize şunları söyledi

    -Yâ Resûlallah Hak teâlânın selamı var

    (Eğer "Peygamberin Mağara Arkadaşı" Sıddîk, bir kere daha "ALLAH" deseydi; "Yüceliğim" hakkı için, bütün şehidleri diriltirdim Çünkü, Ebu Bekir adlı kulum; cahiliye devrinde "İslâmiyetten önce bile, hiç yalan söylememiştir" buyurdu

    Ebu Bekir'in yalancı çıkarılmaması için, Nevfel'i Cenâb-ı Hak diriltti Nevfel bundan sonra, nice yıllar daha yaşadı

    Nihayet duası kabul olundu "Yemame" çenginde şehidlik şerbetini içti...
#27.05.2009 07:55 0 0 0
  • noimage
    Bir Gün ;
    Hz Musa İbadetini Bitirdikten Sonra Bir Ağacın Altına Oturur
    Hemen Yakınındaki Çeşmeyi Seyrederken , Atlı Bir Savaşçının Çeşmeye Geldiğini Görür
    Savaşçı Su İçmek İçin Eğildiğinde Boynundaki Altın Kesesini Islanmasın Diye Çıkarır Çeşme Başına Bırakır
    Suyunu İçtikten Sonra Altın Kesesini Unutur Ve Yoluna Devam Eder
    Hemen Arkasından Hoplaya Zıplaya Bir Çocuk Gelir
    Tam Su İçecekken Altın Kesesin Farkeder Ve Hiç Düşünmeden Alır ve Uzaklaşır

    Çocuğun Arkasından Çok Yaşlı Bir İhtiyar inleyerek Su İçmeye Gelir
    Bu Arada Altın Kesesini Su Başında Unutan Savaşçı Keseyi Almak İçin Çeşmeye Doğru Yaklaşır
    Fakat Çeşme Başında Hiç Bir Şey Bulamaz
    Hemen Yanındaki Yaşlı Adamın Boğazına Sarılır Ve Altın Kesesini Vermesini İster
    İhtiyar Ne Kadar "Ben Almadım" Dese de Savaşçıyı İkna Edemez
    İyice Sinirlenen Savaşçı Kılıcını Çeker Ve Yaşlı Adamı Oracıkta Öldürür
    Olan Biteni Gören Musa ''Ey Rabbim Bu Nasıl Bir Adalettir'' der
    "Ben Hiç Bir Şey Bilmiyorum Senin İşine sual olmaz ama ben anlamadım" Der
    Bu isyana benzer açıklıktaki sözlere karşılık Rab şöyle seslenir :

    ''Ey Musa ;
    Ben Sana Benim İşlerimi Anlayacak Kadar Akıl Vermedim ki , sen Benim hakkımda yorum Yapıyorsun?
    Ama Kalbinin Yatışması İçin gerçek Şudur :
    Savaşçı O Küçük Çocuğun Babasının Malını Yağmalamıştı
    Ölen İhtiyar İse Gençliğinde Çok Güçlü Bir Adamdı
    Ama Bir Hiç Uğruna Bir Köylüyü Öldürmüştü
    O İhtiyarı Öldüren Savaşçı İşte O Köylünün Oğludur
    Ey Benim Gafil Kulum Şimdi Tövbe Et
    Çünkü Benim Adaletim İşte Bu Kadar Açıktır"
#27.05.2009 07:43 0 0 0
  • Emeğinize sağlık tşkr.ederim bu güzel paylaşım için...
#27.05.2009 07:32 0 0 0
#27.05.2009 07:31 0 0 0
#27.05.2009 07:26 0 0 0
  • Emeğinize sağlık bu güzel içeriğe sahip hikaye için tşkr.ederim....
#27.05.2009 07:25 0 0 0
  • Tşkr.ederim gözlerinize sağlık sizinde...Resim konusunda dikkatli olacağım sağolun...:)
#27.05.2009 07:21 0 0 0
#26.05.2009 18:22 0 0 0
#26.05.2009 18:08 0 0 0
  • Konu: Diktatör
    Emeğinize sağlık:) Yazık olduu 2 sıra askere..
#26.05.2009 17:33 0 0 0
#26.05.2009 17:32 0 0 0
#26.05.2009 17:30 0 0 0
#26.05.2009 17:27 0 0 0
  • Konu: mektup
    :) Bayılıyorumm bu Temelinn zeka ve düşüncelerine:) İyiki varsın Temel...
    Emeğinize sağlık tşkrler paylaşımınız için:)
#26.05.2009 17:26 0 0 0
#26.05.2009 17:24 0 0 0
  • Konu: Sonuç
    Tşkrler arkadaşlar yorumlar için gözlerinize sağlık...:)
#26.05.2009 17:22 0 0 0
  • noimage
    ZİHİNSEL GÜÇ

    İki çocuklu bir aile hafta sonunu piknik yaparak geçirmeye karar verirler.

    Piknik yerine vardıklarında anne yemeği hazırlarken, çocuklar babalarıyla birlikte yürüyüşe çıkar.

    Uzun bir yürüyüşten sonra oldukça yorulan küçük çocuk yalvarırcasına bakan gözlerle, 'Babacığım çok yoruldum.

    Lütfen beni kucağında taşır mısın?' der. Baba; 'Ben de yorgunum oğlum'' der demez çocuk ağlamaya başlar.

    Baba tek kelime etmeden ağaçtan bir dal keser. Dalı bıçakla biçimlendirip, çocuğa zarar vermeyecek biçimde yontar.

    Sonra dalı oğluna verir. 'Al oğlum, sana güzel bir at' der.

    Çocuk sevinçle dal parçasından yontulmuş ata biner ve sıçrayarak, ata vurarak annesinin yanına doğru gitmeye başlar.

    Babasını ve ablasını geride bırakmıştır bile...

    Baba gülerek kızına: 'İşte yaşam budur kızım. Bazen zihnen ya da bedenen kendini çok yorgun hissedeceksin.

    İşte o zaman kendine değnekten bir at bul ve neşe ile yoluna devam et.

    Bu at,

    bir arkadaş,


    bir şarkı,

    bir çiçek,


    bir şiir

    yada bir çocuğun tebessümü olabilir.

    Değnekten atınız hiç eksik olmasın.
#26.05.2009 16:39 0 0 0
  • noimage
    ÖĞRENİLMİŞ GÜÇ YİTİMİ

    Bir laboratuarda deney yapılıyor.

    İçinde bir büyük ve çokça küçük balığın olduğu kocaman bir akvaryum konuyor.

    Haliyle, büyük olan acıktıkça küçükleri yiyor...

    Daha sonra akvaryumun ortasına dikey bir cam yerleştiriliyor, böylece akvaryum ikiye ayrılıyor.

    Büyük balık bir tarafa küçük balıklar da diğer tarafa yerleştiriliyor.

    Büyük balık cam bölmeyi geçmek ve küçük balıkları yemek için defalarca deneme yapıyor.

    Bu durum tam 28 saat boyunca sürüyor.

    28 saatin sonunda büyük balık artık diğer tarafa geçmek için mücadele etmeyi bırakıyor.

    Deneyin sonunda cam bölme kaldırılıyor.

    O da ne!!! Büyük balık küçükleri yemek için hiçbir hamle yapmıyor.

    Saatler geçtiği hâlde onları yemediği görülüyor.

    Buna psikolojide 'Öğrenilmiş Güçsüzlük' deniyor.

    İstatistiklere göre bir çocuk ergenlik yaşına gelinceye kadar ortalama 148.000 defa

    anne babasının, 'yapma; elleme, dokunma,' gibi sözlerini duyuyormuş.

    Böyle olunca da çocukta büyüyünce 'yapamama', 'edememe' özellikleri gelişiyor ve özgüvenini yitiriyor.
#26.05.2009 16:31 0 0 0