1sidelya

1sidelya

Üye
18.05.2009
Binbaşı
39.617
Hakkında

  • noimage
    Ramazan güzeldir.
    Dindar olmasan da güzeldir Ramazan.
    Iskalanmaması,
    Tadına varılması gereken çok özel bir dönemdir.
    Ramazan;
    Sıcak pide kuyruğundaki sabırsız bekleyiştir.
    Posta kutunda davulcuların fotoğraflı ilan savaşları;
    elinde tokmak, kapına dayanmış bıyıklıdır.
    Eski günlerdir;
    anneannendir, dedendir,
    oradan oraya koşturan aç annendir.
    Gün doğumuna yakın; uykulu gözlerle içtiğin çay,
    televizyondaki Türk filmi, radyodaki türküler ve
    oyun havalarıdır.
    Gün batımına yakın; mutfaktan gelen mis gibi kokular,
    tertemiz masanın üzerindeki zeytin tabağı, beklediğin ezandır.
    Alış veriş sonrası verilmiş imsakiye,
    abur cubura uzun aradır.
    Minarelerdeki renkli floresanlar,
    akşam sokakta atılan volta,
    ciğerin en derinine çekilmiş dumandır.
    Yetişilememiş bir iftar, uyanılamamış bir sahur,
    erken kopartılmış bir lokma ekmektir kimi zaman.
    Bir ortaklık duygusudur Ramazan.
    Yalnız, yapayalnız olmadığının duygusudur.
    Hep birlikteliktir.
    Acıya, sıkıntıya beraber katlanma,
    ödülünü de beraber paylaşmadır.
    Çevrende onca gönülle aç kalmış insan varken,
    'sizinleyim - ben de yemiyorum !' dur.

    Arkasından gelen bayram,

    öpülen eller, açılmış kollar,
    belki bir daha asla olamayacak sımsıkı kucaklaşmalardır.
    'İyi dilekler'dir Ramazan.
    Yüzyıllardır süregelen bir paylaşma dönemini ıskalamayın.
    Dindar olmasan da,
    Tek dua bilmesen de,
    Çok güzeldir Ramazan.
    Tadına varın...
#26.05.2009 16:26 0 0 0
  • noimage
    Kör, topal, sağır, dilsiz, kambur, çolak, otistik, spastik çocuk anneleri ve sakat anneler ve sakat olmayan anneler; anneler gününü boş verin, her gününüz kutlu ve mutlu olsun

    Oğlum beni bilgisayarın karşında görünce yanıma gelip, "Ne yazıyorsun?" dedi. "Sakatlarla ilgili yazıyorum," deyince, "Boşuna uğraşma kimse okumaz," dedi. "Neden?" diye sordum. "Çünkü sakatları kimse sevmiyor ki," dedi. "Sen beni seviyorsun ya," dedim. "Çünkü sen benim tatlı annemsin, tabii severim," deyip boynuma sarıldı, beni öptü ve oynamaya gitti.
    O gidince ben yazmayı bırakıp, düşünmeye başladım.
    Neden sakatları kimsenin sevmediğini düşünüyor?
    Sakatları kimsenin sevmediğini düşünen bir çocuk, annesinin sakat olmasından nasıl etkilenir?
    Okula başladığı yıl bir gün ağlayarak gelmişti eve; "Anneciğim keşke sen sakat olmasaydın!" demişti. "Kime ne zararı var ki sakat olmamın?" deyip onu sakinleştirmeye çalışmıştım. Okulda bazı çocukların benimle alay etmeleri üzüyordu onu.
    Benim sakat olmamın oğlumu üzmesi üzüyor beni. Tıpkı annemin üzülmesi gibi.
    Annemle yolda yürürken topal dediklerinde anneme bakardım yan gözle, inşallah duymaz diye düşünerek. Şimdi oğlum aynısını yapıyor.
    On bir aylıkken başladı yürümeye. Ve ben birkaç gün sonra onu alıp pazara götürdüm. Yürümeye başlamadan önce kucağımda taşıyamadığım için, baş başa ilk sokağa çıkacağımız günü beklemiştim aylarca. Çok acele ettiğimi çabuk anladım. Minik adımlarını güçlükle atıyor, durup bana bakıp tekrar minik adımlar atmaya başlıyordu. Sonra birden kaldırıma oturdu.
    Biraz oturup biraz yürüyerek eve geldik. Ertesi gün babasıyla birlikte çıktığımızda, birkaç adımdan sonra kucak istedi. Benden istememişti. Sonraki aylar ve yıllarda da babası olunca hemen kucak isterdi. Benden hiçbir zaman istemedi. Erken büyüdü benim oğlum...
    Sokaktan çocuk sesleri geliyor, cıvıl cıvıl. Önce onun sesi ulaşıyor bana. Ne dediklerini tam olarak anlayamıyorum gürültüden. Anlayabildiğim tek şey: "anneler günü".
    Mideme kramplar giriyor birden. Her "anneler günü" lafını duyduğumda girdiği gibi...
    Hatırladığım ilk anneler günü kutlamaları sırasında üniversiteye gidiyordum. Hülya, "Annene ne hediye alacaksın?" diye sordu. "Hiçbir şey," dedim. "Neden?" diye sordu. "Çünkü ben annemi sevmiyorum," dedim. O kadar şaşırdı ki, "İlk kez annesini sevmeyen birine rastlıyorum," dedi. "Ben de," dedim.
    Şaşkınlığından nedenini soramadı Hülya. Ben gene de söyledim. "Annem beni hiç sevmiyor ki, neden ben onu seveyim?"
    Yirmi sekiz yaşımda ilk kez elbise giydiğim güne kadar da annemin beni sevmediğine inandım. Hamileydim ve artık pantolon giyemiyordum. O zamanlar hamile pantolonu yoktu. Ya da vardı da ben bilmiyordum. İyi ki de bilmiyormuşum. Çok hoşuma gitmişti elbise giymek. Çok da yakışmıştı işte. Ne olmuş bacağımın biri diğerinden daha kısa ve zayıfsa! Mankenlik yapmayı düşünmediğime göre...
    "Neden sanki annem yıllarca bana elbise giydirmemişti?" diye düşünürken anladım, anneme olan öfkemin nedenini ve yıllarca neden beni sevmediğine inandığımı.
    Benden iki yaş küçük kız kardeşime hep elbise alan annem, bana sadece pantolon alırdı. Çarşıya pazara hep kız kardeşimle gider, beni evde bırakırdı.
    Üniversiteye başlayana kadar ben sadece annemin ya da kardeşimin seçtiklerini giydim. Oysa kardeşim kendi seçtiklerini giyerdi.
    Senelerce bunlar yüzünden annemin beni sevmediğini düşündüğümden ben de onu sevememiştim.
    Mutlaka anlamıştır onu sevmediğimi. Senelerce iki küçük çocuğunun üzerine kapıyı kilitleyip, hastanelere kucağında taşıdığı çocuğunun kendisini sevmediğini anladığında acaba neler hissetmişti?
    Hadi o zamanlar küçüktüm de onun için hatırlamıyordum yaptıklarını.
    Ya yirmi dört yaşımda bacağımdan ameliyat olduğum zaman, aylarca bana lazımlık taşımasını nasıl unutmuştum?
    Daha sonraki yıllarda sık sık kırılan bacağım yüzünden aylarca sadece bana değil çocuğuma da bakmasını nasıl nasıl unutmuştum?
    Seneler sonra anneannemden öğrenmiştim, yorulmayayım diye beni çarşıya pazara götürmediğini ve neden elbise giydirmediğini; sakat bacağımı gizlemek için tabii ki; çünkü babam öyle söylemiş.
    Ben babamı hep sevmiştim oysa. Üstelik ben çocuk felci geçirip hastalandığımda, babam yemin etmiş beni kucağına almayacağına!
    Anneme ne çok haksızlık etmişim...
    Peki, yazmakla bitiremeyeceğim kadar çok şey yapmasına rağmen, neden sadece yapmadıklarını hatırladım yıllarca?
    Bu soruya bulduğum cevap sadece annemle ilişkimi değil, benim hayatla ilişkimi de değiştirdi.
    Hani sakat çocuklara sorulur ya televizyonlarda, "En çok ne yapmak istersin?" diye, genelde verilen cevap, "koşmak, top oynamak," olur. Bu istenen cevaptır aslında...
    Bana sorsalar bu soruyu, "yapmak istediğim hemen hemen her şeyi yapıyorum," derdim. İlla bir şey isteyeceksem: "Anneler gününün kaldırılmasını istiyorum."
    Çünkü artık unutmak istiyorum anneme yaptığım haksızlığı.
    Çünkü anne olamayan kadınların üzülmelerini istemiyorum.
    Çünkü Türk filmleri izleyerek büyüyen sakat çocukların da, asla evlenip anne olamayacaklarını düşünüp üzülmelerini istemiyorum. Çünkü o filmlerde sakat kalınca başroldeki oyuncu, sevgilisinin terk edeceğini düşünerek, ortadan kaybolur ya...
    Aynı filmleri izleyen sakat çocuk annelerinin de, çocukları evlenemeyecek diye üzülmelerini istemiyorum.
    Hiç bir yazıyı bu kadar zor yazmamıştım. Oysa başlarken kolayca yazacağımı sanmıştım. Hem annemi, hem de oğlumu düşünerek yazmak ne zormuş.
    Kör, topal, kambur, çolak, sağır, dilsiz, geri zekâlı, otistik, spastik çocuk anneleri ve sakat anneler ve sakat olmayan anneler, anneler gününü boş verin, her gününüz kutlu ve mutlu olsun.
    İlla bir şey kutlamak istersek, biz karar verelim


    NAZMİYE GÜÇLÜ
#26.05.2009 16:08 0 0 0
  • Melatonin denilen hormon beyinde ve sadece 23:00 ile 05:00 saatleriarasında salgılanan bir hormondur.Hormonun temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamak.Jetlag denilen hadisenin sebebi de bu hormon. Hormon diğer aktioksidantesirlerini güçlendiriyor, kanserli hücrelere karşı koruma sağlıyor, üremesistemiyle bağlantısından tutun da yorgunluk , isteksizlik gibi durumlarınnedenlenleri oluşturabiliyor.Şu anda bu hormon yaşlanmayı geciktiricietkisinden dolayı da üzerinde önemle durulan bir hormon. Benim için işin can alıcı noktalarından birisi hormonun cocuklarüzerindeki tesiri idi. Avrupada lösemili ve kanserli çocuk sayılarınınartmasından ötürü yapılan araştırmalar sonucunda ailelerden istenen birhususda cocukların kesinlikle karanlık ortamlarda yatırılmaları. Çünkümelatoninin güçlü salgılanmasının kansere karşı koruyucu etkisi olduğubiliniyor. Ancak bu hormon ışığa duyarlı. Deneylerde uyuyan kişinin hormonsalgısı izlenirken ışığın açıldığında hormonun azaldığı , karanlıkta yoğunolarak salgılandığı tesbit edilmiş. Bilimsel bir gerçek. "Lütfen karanlıkta yatın ve çocuklarınız uyurkenışığı kapatın "
#26.05.2009 15:41 0 0 0
  • noimage
    Kartallar ve İnsanlar

    Kartal,kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır.70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır.



    Kartalın yaşı 40'a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır:
    - Ya ölümü seçecektir,
    - Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.


    Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.

    Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski
    alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız. Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz.
#26.05.2009 15:40 0 0 0
  • Konu: Sonuç
    Tşkrler arkadaşlar yorumlar için gözlerinize sağlık...
#26.05.2009 15:11 0 0 0
  • ..........Dünlere öfkem, güne hasretim
    anlatamıyorum içimdeki beni.............


    ______Emeğinize sağlık güzell şiirdii..
#26.05.2009 15:09 0 0 0
#26.05.2009 15:08 0 0 0
#26.05.2009 15:06 0 0 0
  • Konu: Sevgilim
    Emeğinize sağlık tşkrler paylaşım için...
#26.05.2009 15:05 0 0 0
#26.05.2009 15:03 0 0 0
  • Akılsız bir arı çiçekte tatlı altın bulur
    Dağları delen yüreğim iki kaşa kul olur
    ________Emeğinize sağlık tşkrler paylaşım içinn...
#26.05.2009 15:02 0 0 0
  • Konu: Mavi Düş
    iyiydik yada iyiyi oynadık
    büyük hayallerin içinde boğulduk çoğu zaman.........



    Emeğinize sağlık ...güzel paylaşım içinn..
#26.05.2009 15:00 0 0 0
  • Hangi ulaşılmaz dağlara bıraksam yüreğimi
    Arkamdan geri gelmemesi için
    Gözlerini vururdum hayalinin
    .............Emeğinize sağlık arkadaşım....güzel anlamlı dizelerr...
#26.05.2009 14:59 0 0 0
#26.05.2009 14:57 0 0 0
#26.05.2009 14:56 0 0 0
#26.05.2009 14:52 0 0 0
  • Şayeste tşkr.ederim yapmış oldunuz düzeltmeler için emeğinize sağlık arkadaşım...:)
    Ayrıca tüm arkadaşlara tşkrler yorum için gözlerinize sağlık..sağolun...
#26.05.2009 14:47 0 0 0
  • Kişilik yapılarıyla renklerin ilişkisi
    Mor :
    Sanatçıların ve yazarların yaratıcılık ve özgürlük simgesi olan bu renge yaygın bir yatkınlığı olmasına karşın, bu kesimin dışında kalanlar çok az kullanmaktadır. Mor genellikle değişik gerilimlerin, duygusal bozuklukların göstergesidir.
    Kahverengi :
    İnsanoğlunun ilk evi olan tahtanın rengi. Bu rengi sevenlerin tipik özelliği her şeyin mükemmel olmasını istemeleri. Ayrıca ruhsal direnç gücü, baş kaldırma, karşı çıkma, sevimsiz ve olumsuz duygular anlamlarını da taşır. Uyumsuz çocuklarca çok sevilen bir renktir. Bir anlamda anal döneminin kirliliğini ve pisliğini simgeler. Çocuklarda "çirkin halıyı" çizmek için kullanılan renklerden biri kahverengi (%84) ötekide mordur(%64).
    Mavi :
    Sarı ile birlikte mavi insanlık tarihinin en eski rengidir. Genellikle yıldızları, geceyi, insan sıcaklığını, kalıcı ve derin duyguları, düşünceyi ve dinlenmeyi simgeler. Akıl yaşı denilen çağdaki ruhsal olgunluğa varmış çocukların ve büyüklerin en çok seçtikleri renktir. Mavi, duygusallığın düzenli olduğunu gösterir. Derinlik etkisi nedeniyle bu rengin dinlendirici bir etkisi vardır. Mavi, soyut düşünebilmelerinin, akılcılığının kendini denetleme yetkisinin anlatımıdır. Çok açık mavi, hiçbir şeyden etkilenmezliğin, kayıtsızlığının belirtisi, siyaha yakın koyu mavi de üzüntü belirtisidir. Halıda soyluluğu simgeler.
    Mor, kahverengi ve mavi eğer öteki renkler az sayıda ise "itilmiş, bastırılmış ruhsal işlevlerin" varlığını, eğer öteki renkler çok sayıda iseler buna ilişkin savunma düzeninin güçsüzlüğünü ve duygusal açıdan olgun olmayışı gösterir.
    Ayrıca giyside mavi, sosyal bir kişiliğin göstergesidir. Çevreye uyumu anımsatır.Mavi giyenlerin ciddi ve iyi bir insan oldukları imajı yaygındır. Mavi yatak odası, banyo ve çalışma odası için ideal bir renktir. Sinir sistemi bozukluğuna da birebirdir. Bu nedenle, sıkıntılı olduğunuz zaman denizi yada gölü seyrederek yatışmamız, sakinleşmemiz söz konusu olabilir.
    Kırmızı :
    Mavinin zıttı olup hareketi ve hızı simgeler. Çabuk heyecanlanma etkilenebilirlik, içgüdüsel itilimler, coşkulu ve sinirli davranış, yaşam tutkusu ve coşkusu anlamlarını taşır. Küçük çocukların önceleri beğendikleri kırmızı, sonraları saldırganlık ve düşmanlık duygularını açıklar. Kırmızı sevenler duyguları yoğun yaşayan kişilerdir. Aşırı kırmızı, sevgisiz kişide aynı zamanda despotik bir yan ve sinirli bir kişilik göstergesi de olabilmektedir.
    Başkalarının dikkatini çekmek isteyenler kırmızı renkli elbise giyerler. Kendimizi yorgun ve bitik hissettiğimiz zaman üzerimize kırmızı bir şeyler giymemizde yarar var. Ne var ki bu konuda aşırılığa kaçmamak gerekir. Çünkü yoğun kırmızı, yorgunluğu artırıp sinir sistemini daha da yıpratabilir. Kırmızının evde kullanıldığı ideal orda yatak odasıdır. Diskotek ve Fast Food Lokantalarda da genellikle bu renk kullanılıyor. Yemek masasını kırmızı bir çiçekle yada kırmızı peçelerle süslemek de atmosferi daha sıcak hale getirebilir. Ayrıca kırmızı renk, halıda zenginliği, mutluluğu ve coşkuyu simgeler.
    Yeşil :
    Toplum severlik, duyarlık, dikkat, konsantrasyonk ve başkalarını kontrol etme yeteneğine sahiptir. Koyu yeşil kişinin süper denetimini, açık yeşil ise kişinin dışa dönük eğilimini boş vermişliğini simgeliyor.
    Yeşil dekorasyonda "aman benim yanımdan uzak dur" mesajını veriyor. Bu nedenle, genellikle stüdyolarda ve çalışma odasında zaman yiyicileri uzaklaştırmak için yeşil renk kullanılıyor. Ayrıca yeşil renk halıda cenneti simgeler.
    Siyah :
    İşte varoluş sisteminin ve gençlik başkaldırısının tipik rengi. Ketlemeyi, korkuyu, kaygıyı, çöküntüyü, tiksinmeyi anlatır. Siyah sinir hastalıklarını, ergenliğe ilişkin bozuklukların rengidir.
    Korku ve umutsuzluğun yanı sıra, ölümü de çağrıştırıyor. Siyah seromani ve tören giysisi haline dönüşebiliyor. Ölçülü kullanıldığı zaman siyah, dekorasyonda belli bir zarafetin işaretidir. Çirkin halıyı siyahla çizen çocukların oranı %92'dir. Siyah renk halıcılıkta, yaşam sıkıntılarından arınmayı simgeler.
    Doğrudan doğruya boşaltılmayan, daha duygusal bir dışa dönüşlük, sıcak, sakin bir davranış, değer biçmede aşkınlık, kıyıcılık, can yakıcılık, kendini çevreye ve evrene yansıtma, rahat ve mutlu bir ruh anlamlarını simgeler.
    Sarı :
    Güneşin rengi, sarı umudun, ilginin, iyimserliğin ve evrensel aşkın rengi. Bu rengi seven insanlar,. Genellikle herkesle konuşmasını seven, bir kültür hazinesine sahip sosyal tiplerdir. Ruhsal bozukluğu olanlar bu rengi iterler. Elbisede sarı rengi tercih edenler, iyimser ve neşeli kişilerdir. Sarı salon ve mutfak dekorasyonunda rahatlıkla kullanılabilir. Sarı renk masa örtüsü üzerinde yenen yemeğin daha neşeli bir atmosferde geçtiği psikologlarca söyleniyor. Sarı renk halıda kötülük ve hastalıklardan korunmayı simgeler.
    Pembe :
    Kadınlık simgesidir, incelik duygusu uyandırır.
#26.05.2009 11:00 0 0 0
  • -Eğer Koç, Aslan veya Yay burcuysanız, ateş elementisiniz.

    -Mizacınız icabıyla da sıcak sayıldığınızdan, bu dinamik ve kendinden emin tutumlarınızı ön plana getirecek bir makyaj stiline ihtiyacınız var. Sizin için ayrıca güzellik bakımının pratik ve etkili olması gerekir. Sonuçta siz yoğun bir yaşam sürmektesiniz ve cildinizi tazeleyecek kremlerin veya kozmetik ürünlerin hayatınızda birer mecburiyet olduklarını eninde sonunda idrak edersiniz. Ancak çeşit çeşit krem kutuları size karışıklığı çağrıştırır. Sizin için önemli olan, herkesten farklı görünmektir. Makyaj yapmak size göre en eğlenceli uğraştır. Parlak ve ışıldayan renklerle gözlerinizi vurgularsınız. Ayrıca kopkoyu kırmızı dudaklar tam size göre. Tabi ki, makyajınızı ortamına göre uygularsınız, örneğin ofiste oldukça ciddi gözükmeli, akşam randevunuzda ise parlamalısınız.

    Sizin için en uygun saç modeli, yüz şeklinize uyacak sportif kısa saç modelidir.

    -Renkleriniz: Kırmızı, orange, altın sarısı, antrasit gri ile kombine edilmiş bakır rengi gibi parlak renkler tercihinizdir. Çünkü bu renkler ateşli ve sıcak kişiliğinize uymaktadır.

    - Makyajınız:Göz kapaklarınızın üzerini altın veya orange renkleriyle canlandırabilirsiniz. Göz kapaklarınızın üst kısmını içten dışa doğru antrasit rengi ile gölgelendirin. Siyah veya koyu kahverengi göz kalemi ile gözlerinizin çevresini belirleyin. Yine siyah veya koyu kahverengi rimel kullanabilirsiniz. Yanaklarınızı bakır tonunda allık ile vurgulayabilirsiniz. Dudaklar ve tırnaklar pas veya parlak tonda kırmızı olmalı.

    -Değerli taşınız: Yakut, süleyman taşı (Granat), elmas


    TOPRAK ELEMENTİ(Boğa,Başak,Oğlak)
    --------------------------------------------------------------------------------

    Boğa, Başak veya Oğlak burcu olarak toprak elementisiniz

    ayakları yere emin basan bir kişilik sergiliyorsunuz. Yaşamın iyi ve manalı yönlerinin kıymetini bilirsiniz. Baştan sona kadar bakımlı olmak sizin için tartışılmaması gereken bir konudur. Dişiliğinizi ve tipinizi makyaj ve parfüm ile daha anlamlı hale getirmeyi seversiniz. Bu esnada da kozmetik ürünlerinizle hiç tasarruflu değilsinizdir, az krem almak yerine fazla almayı yeğlersiniz. Sizin için mükemmel ve bakımlı görünmek çok önemlidir. Buna rağmen yine doğal bir hava sergilersiniz, çünkü tipinizi (kişiliğinizi) yabancılaştırmayı hiç sevmezsiniz. Keskin veya sivri bir tarz sizin için düşünülemez, tam tersine daha ciddi bir görünüşten yanasınız.

    Saç şekliniz rahat ve basit olmalı. Klasik at kuyruğu veya açık taşıyacağınız orta uzunluktaki saç tipi size uygun olur.

    Renkleriniz: Bej, kahverengi, bakır rengi veya toprak sarısı gibi toprak tonları sizin elementinize hitap etmektedir. A

    yrıca bunları mısır sarısı veya koyu yeşil ile kombine edebilirsiniz.

    Makyajınız: Toprak bayanına, özellikle gözleri vurgulayan etkileyici bir makyaj tarzı uymaktadır. Bunun için göz kapaklarınızı koyu kahverengi ile renklendirin. Kaşlarınızın ve göz kapaklarınızın alt kısmına bakır tonunda far uygulayabilirsiniz. Siyah rimel kullanın. Yanaklarınızı pas rengine yakın kahverengi ruj ile vurgulayın. Dudaklar bej tonunda olmalı. Tırnaklarınıza bakır rengine yakın bej oje kullanabilirsiniz.

    Değerli taşınız : Safir, alaca akik, Citrin, topaz (sarı yakut).



    HAVA ELEMENTİ(İkizler,terazi,kova)
    --------------------------------------------------------------------------------

    İkizler , Terazi veya Kova burçları hava elementinin, yani gökyüzünün burçlarıdır.

    Bulutlar üzerinde uçmayı ve kendinizi yükseklerde hissetmeyi seversiniz. Geniş bir uygulama alanına ve değişikliğe ihtiyaç duyarsınız. Cildiniz çoğunlukla yumuşak, ince ve genelde hassastır. Bu yüzden de düzenli bakıma ihtiyacı vardır, ancak "bakım" konusu hiç de size göre değildir, çünkü siz daha çok fikirleriniz ve planlarınızla uğraşmayı tercih edersiniz. Ayrıca her zaman güzelliğinize ayıracak zamanınız da yoktur. Değişik olanı sevdiğinizden, kozmetik ürünlerinizi sık sık değiştirirsiniz, yani siz tutkulu bir krem ve parfüm deneyicisinizdir. Yeni ürünler her zaman ilginizi çekmiştir ve genelde araştırmacı olduğunuz için yeni çıkan bir makyaj ürününü veya saç modelini hemen denemelisiniz. Alnınızın açık olduğu saç modelleri size hitap etmektedir.

    Saç renginizi de çabuk değiştirir ve asimetrik saç kesimlerinden de vazgeçemediğiniz olmuştur. Renkleriniz: Tüm pastel renkler ve gök mavisi, pembe, açık yeşil gibi serin renkler, hatta limon sarısı havalı ve hafif mizacınıza hitap etmektedir.

    Makyajınız: Hava elementinin belirgin ve ince yüz hatlarına, serin tonların kullanıldığı yumuşak bir makyaj stili uymaktadır. Zıtlık yaratması açısından öncelikle göz kapaklarınızın üst kısmına beyaz far uygulayın. Açık pembe tonu ise kaşlarınızın altına doğru kullanabilirsiniz. Göz kapaklarınızı iç kısmından dışına doğru açık mavi ile renklendirin. Mavi göz kalemi kullanın, ancak çizginin ince olması gerekir. Kirpiklerinize de mavi rimel kullanabilirsiniz. Yanaklarınızı, dudaklarınızı ve tırnaklarınızı gül pembesi ile tonlandırın.

    Değerli taşınız: Topaz (sarı yakut), beril (gök zümrüt), aquamarin, turmalin taşı, turkuvaz


    SU ELEMENTİ(yengeç,akrep,balık)

    --------------------------------------------------------------------------------

    İster Yengeç , Akrep veya Balık burcu olun, siz su elementisiniz.

    Duyarlı ve hassas bir kişiliğiniz var, ki bu da yüz hatlarınıza yansımaktadır. Teniniz genelde çok ince ve cilt yapınız oldukça yumuşaktır. Dış görünüşünüz ve güzellik bakımınız genellikle duygusal atmosferinizle bağlantılıdır. Bu yüzden keyifsiz anlarınızda bile, düzenli bakım uygulamak için çaba göstermelisiniz. Çünkü özellikle bu durumlarda buna ihtiyacınız olacaktır. Biraz daha disiplinli olmak size iyi gelecektir. Keyfinizi canlandırdığı için özellikle parfümlere ve kokulu banyo esanslarına özel bir zaafınız vardır. Ayrıca bu tür banyo keyiflerinde de hayalciliğinize sarılırsınız. Makyaj yaparken, genelde dolgun ve adeta kalemle çizilmiş dudaklarınızı ön plana getirmeyi seversiniz.

    Saçlarınızın yumuşak ve hafifçe omuzlarınıza düşmesini tercih edersiniz. Oldukça ciddi veya çok kısa saç modelleri hiç size göre değildir. Renkleriniz: Koyu mavi, turkuvaz veya maviye yakın yeşil, ayrıca siyah ve eflatun sizin elementinize uymakta ve güzelliğinizin altını çizmektedir.

    Makyajınız: Duyarlı su bayanına yumuşak tarzda bir makyaj uygundur. Mavi arası yeşil renge zıt olarak öncelikle göz kapaklarınıza beyaz far kullanın ve daha sonra göz kapaklarınızın alt kısmını bu yeşil renk ile gölgelendirin. Kirpiklerinize kahverengi rimel kullanın. Az miktarda şeftali tonu ruj ile yanaklarınızı vurgulayın. Dudaklarınıza ve tırnaklarınıza da şeftali renginde ruj ve oje kullanabilirsiniz.

    Değerli taşınız: Zümrüt, opal, ay taşı, ametist.
#26.05.2009 10:55 0 0 0