Melekotu Kökü Nedir? Latince ismi Angelica archangelica olan gerçek melekotu Avrupa ve Asya'nın ılıman yerlerinde yetişir. Bitkinin kullanılan kısmı köküdür. Yeterli etkiye sahip olmadığından ve de kullanımı riskli olduğundan dolayı melekotu meyvası ve otunun kullanılmaması gerekir. Ayrıca Çin melekotu köküde (Angelicae sinensis radix) sağlık açısından riskli olduğundan kullanılmamalıdır. Ülkemizde yabani melekotu (Angelica sylvestris) yetişmektedir.
Zehirli benzerleri olduğundan dolayı emin olunmadan kullanılmamalıdır. Droğun gerekli koşullara uygun olduğuna emin olmak isteyenler yurt dışından temin edebilirler.
Melekotu Kökü Faydaları
Melekotu kökü sindirim sistemi ile ilgili sorunlara karşı kullanımıyla bilinir.
İştah açıcıdır.
Sindirim sistemini uyarır. Safra kesesi salgılarını artırır.
Hafif kramp çözücü özelliği vardır.
Hazımsızlıkta kullanılabilir.
Yan etkileri
Kanamalı hastalıklarda, ishal, mide ve bağırsak ülseri olanlar kullanmamalıdır.
Meşe kabuğu (Quercus cortex).
Kurutulmuş genç dalların kabuğu kullanılır. İlkbaharda genç dalların kabukları soyulur. Kabuklar kıyılarak gölgede kurumaya bırakılır ve tam olarak kuruduktan sonra ince kıyılarak kullanıma hazır duruma getirilir. Ülkemizde yaygın olarak yetişmektedir.
Meşe Kabuğunun Faydaları
Ağız içi ve dişeti iltihabında yapılan ağız çalkalamaları olumlu etki gösterir.
Meşe kabuğundaki tanen maddesi deriyi birçok yönden tedavi edici etki gösterir.
Yanıklarda, açık baldır yaralarında, akıntılı çıbanlarda ve egzamada yapılacak kompresler faydalıdır.
Aşırı el ve de ayak terlemelerine yönelik yapılacak el ve ayak banyoları iyi sonuç verir.
Tanen içerikli droglar arasında en etkili olan meşe kabuğudur. Tanenin mukozayı sıklaştırıcı ve iltihaptan arındırıcı etkisi vardır.
İshali durdurucu ve bağırsakları güçlendirici özelliği bulunur.
Meşe kabuğu çayı: 2 çay kaşığı dolusu meşe kabuğu 1 bardak suya eklendikten sonra 5 dakika hafif ısıda kaynatılır ve 8 dakika demlendikten sonra süzülerek ve de tatlandırılmadan içilir. Günde 2 bardak içilir. Gargara ve çalkalamalar 3 saat arayla gün boyu yapılabilir.
Basur proplemine yönelik oturma banyoları yararlıdır.
Alman E komisyonu meşe kabuğunun ishal, basur ve deri iltihaplarında kullanılmasına onay vermiştir.
İlaçlarla beraber alınmamalıdır. İçeriğindeki büzücü madde sebebiyle barsaktan ilaç emilimini etkileyebilir.
Latince adı Passiflora incarnata olan çarkıfelek çiçeği fırıldak çiçeği olarak da bilinmektedir. Anavatanı Güney Amerikadır. Passiflora incarnat ülkemizde yetişmez, ülkemizde yetişen mavi çarkıfelekotu ise tıbbi amaçla kullanılmaz.
400 ayrı çeşidi olmakla birlikte kullanılan tür Passiflora incarnatadır. Tedavi amaçlı olarak bu tür kullanılır. Diğer türleri yetersiz ya da etkisizdir.
Çarkıfelek Faydaları Nelerdir?
Çarkıfelek otu uykusuzluk sorunlarına yönelik kullanımıyla bilinmektedir. Uyuyamamak ve uykuya dalamamak gibi durumlarda etkilidir.
Sinirsel iç huzursuzluk çekenler için yardımcı olabilir.
Sedatif ve spazm çözücü etkisi vardır.
GABA seviyesini artırıcı özelliği vardır. GABA stresle ilgili mesajların merkezi sinir sistemindeki reseptörlere ulaşmasını önler.
Endişe ve gerginliğe karşı rahatlatıcıdır.
Sinirleri yatıştırıcı özelliği bulunur.
1 kahve kaşığı kıyılmış çarkıfelek otunun üzerine bir fincan kaynar su döküldükten sonra 5 dakika süresince demlendikten sonra süzülerek içilir. Yatmadan evvel 1-2 fincan içilir.
Çarkıfelek bitkisi eczanelerde şurup, kapsül ve damla şeklinde de satılmaktadır.
Bağımlılık yapmaz. Yan etkisi nadirdir ve de kişinin günlük fonksiyonlarını olumsuz olarak etkilemez.
Uykusuzluk ve strese yönelik kullanımları dışında Passiflora ilaçları epilepsi, yüksek tansiyon, menapoz şikayetleri, çeşitli sebeplere bağlı spazmlar ve ağrılar, zona ağrısı ve çeşitli ilaç bağımlılıkları gibi sorunlarda da kullanılmaktadır.
Latince adı Gentiana lutea olan centiyane kökü centiyan, sarı gentiyan ve güşadotu isimleriyle de bilinir. Bileşiminde acı maddeler, az miktarda tanen, uçucu yağ, şeker ve müsilaj yeralır. Diğer acı madde gruplarından başlıca farkı içerdiği tanen maddesinin etkisiz kalacak kadar az ve acı maddelerin en acısı olarak bilinen amarogentin maddesinin en yoğun etkiye sahip olmasıdır.
Sindirim sistemi hastalıklarına yönelik olumlu etkisiyle bilinir.
Mide salgılarını artırarak iştahsızlığa neden olan sindirim yetersizliğinin ve şişkinliğinin sebeplerini ortadan kaldırır.
Safra kesesi salgılarını olumlu olarak etkiler.
Hazımsızlıkta kullanılır.
Alman E Komisyonu centiyane kökünün iştahsızlık ve hazımsızlıkta kullanımına onay vermiştir.
Centiyane çayı: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış centiyane kökü 1 bardak suda 5 dakika hafif ısıda kaynatıldıktan sonra süzülerek yemeklerden önce sıcakken ve tatlandırılmadan içilir.
Ayrıca soğuk suda demleme biçiminde de alınabilir. Aynı miktardaki ince kıyılmış centiyane kökü 1 bardak soğuk su içinde 8 saat bekletilir ve süzülür. Ilıklaştırılarak ve tatlandırılmadan içilir.
Centiyane kökünün yan etkisi varmıdır?
Yalnızca kurutulmuş drog kullanılır. Şiddetli mide bulantısına neden olabileceğinden dolayı taze centiyane kökü kullanılmamalıdır.
Yüksek miktarda mide asidi salgılanmasından kaynaklanan mide ve onikiparmakbağırsağı ülserinde kullanılmamalıdır.
Yüksek kan basıncı sorunu olanlar kullanmamalıdır.
Doktor önerisi olmadan hamilelik ve emzirme döneminde kullanılmamalıdır.
Her devirde insanların temel ihtiyaçlarından bir tanesi de mesken, yani evdir. Bu ihtiyacın karşılanmasında gerek fertler, gerekse devletler çaba sarf etmek mecburiyetindedir. Bu konuda yurdumuzda Özellikle büyük şehirlerde, sanayinin gelişmesine paralel olarak nüfus artışı olmuş ve mesken ihtiyacı bir problem haline gelmiştir. Mesken ihtiyacı, kat mülkiyetini problem olarak beraberinde getirmiştir. Netice olarak kat mülkiyeti için de, çareler aranmıştır. Tarihte Germen veİslam Hukukunda (Mecelle'nin 1150-1192-1193 mad.) "Kat mülkiyeti"dediğimiz hukuki çözüm yolu çok eskiden bulunmuş ve kabul edilmiştir. Ancak, Türk Medeni Kanunu, bir binada, birçok kimseye, ayrı ayrı sahib olunması mümkün olan özel mülkiyet bölümlerini tanımamaktaydı. Fakat ihtiyaçların zorlamasıyla, Medeni Kanunun 753. maddesine dayanılarak, binanın bir bağımsız bölümünde "irtifak hakkı" kurulması suretiyle bir çözüm yolu bulunmuştu. Yalnız bu, çeşitli ihtilaflara yol açtığından yeterli olmaktan uzaktı. Bu sebeple gerekli araştırmalar yapılarak 23.6.1965 tarih ve 634 sayılı "Kat Mülkiyeti Kanunu" hazırlandı. Bu kanuna göre memleketimizde de bir binada birden çok bağımsız bölüm yapılması hukuken mümkün kılınmıştır. 14.4.1983 tarih ve 2814 sayılı kanun ile adı geçen kanun değiştirilmiş ve bazı maddeler eklenmiştir.
Kat mülkiyeti kanununun 1. maddesine göre "Tamamlanmış bir binanın kat, daire, iş bürosu, dükkan, mağaza, mahzen, depo gibi bölümlerinde ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olan bağımsız bölümleri üzerinde, o taşınmazın sahibi veya ortak sahipleri tarafından, kat mülkiyeti kanunu hükümlerine uygun surette bağımsız mülkiyet hakları kurulabilir. Kat mülkiyetine konu olan gayrimenkulün (taşınmazın) bütününe "ana gayrimenkul"; yalnız esas yapı kısmına "ana yapı"; ana gayrimenkulün ayrı ayrı, başlı başına kullanılmaya elverişli bölümlerine "bağımsız bölüm"; bir bağımsız bölümün dışında olup doğrudan doğruya o bölüme tahsis edilmiş yerlere "eklenti" (kömürlük, su deposu, garaj, elektrik, havagazı veya su saati yuvaları, tuvalet gibi yerler); bağımsız bölümler üzerinde kurulan mülkiyet hakkına "kat mülkiyeti"; bu kat mülkiyeti hakkına sahib olanlara da "kat maliki" denilir. Ana gayrimenkulün bağımsız bölümleri dışında kalıp korunma, ortak kullanma, ortak faydalanma yerlerine "ortak yerler" adı verilir. Kat sahiplerinin ortak malik olarak hissedarı bulundukları bu yerler üzerindeki yararlanma haklarına "kullanma hakkı" denilir. Bir arsa üzerinde ilerde kat mülkiyetine çevrilmek üzere yapılacak veya yapılmakta olan bir yapının bağımsız bölümleri için o arsanın sahibi veya ortak sahipleri tarafından kurulan irtifak hakkına "kat irtifakı", bu hakka sahib olanların herbirine de "kat irtifakı hakkı sahibi" denir. Arsanın bağımsız bölümlere tahsis edilmiş ortak mülkiyet paylarına "arsa payı", kat mülkiyetinin veya irtifakının ilgili kanunlara dayanılarak kurulmasına ait tanzim edilen resmi belgeye "sözleşme" denir.
Kat mülkiyeti, arsa payı ile, ana gayrimenkuldeki ortak yerlerde bağlantısı olan özel bir mülkiyettir. Bu mülkiyete konu olan ana yapının bağımsız bölümlerinden herbiri o bölümün kat mülkiyetinin kurulması anındaki değeriyle oranlı olarak, tahsis edilmiş olan arsa payının, ortak mülkiyet şartlarına göre açıkça gösterilmek suretiyle kurulur. Sonradan arsa payının düzeltilmesi için dava açılabilir (13.4.1983 tarih ve 2814 sayılı kanun).
Binada ortak yerler önceden yapılan sözleşmede belirtilebilir. Yalnız, kat mülkiyeti kanununun 4. maddesinde belirtilen belli yerler, sözleşmede olmasa bile, kanunen ortak yer sayılmıştır. Bu ortak yerler şunlardır: Temeller, ana duvarlar, bağımsız bölümleri birbirinden ayıran ortak duvarlar, genel giriş kapıları, tavan ve tabanlar, antreler, merdivenler, asansörler, sahanlıklar, koridorlar, buralardaki genel tuvaletler, lavabolar, kapıcı daire ve odaları, genel çamaşırlık, terasta çamaşır kurutma yerleri, genel kömürlükler, ortak garajlar, elektrik, su, havagazı saatlerinin korunmasına mahsus olup bağımsız bölüm dışında bulunan yuvalar, kalorifer daireleri, kuyular, sarnıçlar, binanın genel su depoları, sığınaklar, bağımsız bölümün dışındaki kanalizasyon tesisleri, çöp kanalları, kalorifer, su, havagazı, elektrik, telefon, radyo, televizyon için ortak tesislerle ortak şebekeler, antenler, ortak sıcak ve soğuk hava tesisleri, çatılar, bacalar, genel dam terasları, yağmur olukları, yangın emniyet merdivenleri. Bu sayılanların dışında kalıp da yine ortaklaşa kullanma korunma, yararlanma için zaruri olan daha başka yerler de "ortak yer" sınıfına girer.
Ana gayrimenkul "kat malikleri kurulu"nca yönetilir. Kat malikleri kuruluna bütün ortaklar girer. Yönetim şekli, kanunların emredici hükümleri saklı kalmak şartıyla, ana gayrimenkulün yönetimi, kat malikleri kuruluşunun seçeceği bir veya üç yönetici tarafından yürütülür. Kat malikleri kurulu senede bir defadan az olmamak üzere, yönetim planında gösterilen zamanlarda veya her yılın ilk ayı içerisinde toplanır. Kat malikleri kurulunca ekseriyete dayanılarak verilen kararlar uygulanır. Ortaklardan kurul kararına razı olmayan kimse, gerekli itirazını bağlı bulunduğu sulh hakimine götürmek suretiyle çözdürebilir. Kat malikleri kurulunun seçtiği yönetici, genel giderle ilgili bir "hesap defteri" ile "karar defteri" tutmak zorundadır. Yapılan yıllık toplantılarda o yıla ait hesapları, ilgili belgeleri, yönetici, kurulun denetimine ve oyuna sunar. Denetim sonucunda kurul gerekli görürse yöneticiyi oylamaya giderek değiştirebilir, yerine yenisini seçebilir. Yönetici, sözleşmede bir ücret verilmesini isteyebilir. Gider masrafları (kapıcı, kaloriferci, bekçi, bahçıvan ücretlerine eşit oranda katılırlar) arsa paylarının orantısına göre ortaklardan sağlanır. Gider masraflarına katılmayan, istenilen parayı vermeyen ortak hakkında ilgili sulh mahkemesinde dava açılabileceği gibi, onun aleyhine icra yoluna da gidilebilir.
Her kat maliki, ana gayrimenkulün genel görünüşünü, kullanılışını bozmadan kendi bağımsız bölümünde istediği değişiklikleri yapabilir. Ortak yerlerde değişiklik yapabilmesi kural olarak, ancak kat maliklerinin oy birliğine bağlıdır. Bu konuda aralarında bir ihtilaf çıkarsa ilgili sulh hakimliğine başvurulur. Sulh hakimliğinin verdiği karar uygulanır. Kat mülkiyeti, kat malikinin sicildeki kaydının silinmesiyle sona erer.
Noni nedir ve noninin faydaları nelerdir? Noni (morinda citrifolia) : Pasifik Okyanusundaki volkanik mineraller açısından zengin ada topraklarında doğal şekilde yetişen tropikal bir meyve olan noni ada yerlilerince asırlardır koruyucu ve iyileştirici bir bitkisel tedavi geleneği olarak kullanılmaktadır. Noninin bu etkisi içeriğindeki vitamin, mineral ve enzimlerden kaynaklanmaktadır.
2003 de Avrupa Birliği onayını alan alan noni meyvesinin temel bileşiminde vitaminler, mineraller, aminoasitler, karbondihratlar, yağlar, albumin, izoflavon, antrakinonlar ve xeronin yer almaktadır.
Eğer vücutta yeterli miktarda kseronin (xeronin) enzimi varsa, hücreler kendisini 100 günde bir yenileyebilir. Bu yenilenme, vucudun kendi kendini tedavi etme yeteneğini harekete geçirir. Kendi kendini tedavi etme yeteneği; güçlü bir bağışıklık sistemi, güçlü bir sinir sistemi, sağlıklı bir ruh ve beden anlamına gelir.
Noni meyvesi kseronin'in (xeronin) öncülü olan prokseronin'in bilinen en zengin doğal deposudur.
İçeriğindeki maddeler sayesinde noni vücudun temel ihtiyaçlarının karşılanmasında ve vücudun kendini iyi hissetmesinde destekleyici bir fonksiyonu yerine getirir. Bağışıklık sistemi, sinir sistemi, dolaşım sisteminin gerek rutin gereksede hastalık halindeki işlevlerinde, yağ ve glukoz metabolizmasının düzenlenmesinde destekleyici etken olarak yaşam kalitesini yükseltir.
Nonideki Bazı Maddeler
KSERONİN: Hücre zarlarında besinlerin hücre içine girmesine yarayan gözeneklerin dahada genişleyerek hücre beslenmesini kolaylaştıran bir enzimdir. Nonide yer alan prokseronin kseroninin öncülüdür ve vücutta kseronine dönüşür.
TERPEN: Terpenler temel yağlarda bulunurlar ve hücre sentezi ile hücre gençleşmesine yardımcı olurlar. Terpenlerin asıl önemli fonksiyonu ise timus bezinin ve öldürücü T ve NK faaliyetlerini uyarmalarıdır.
SCOPOLETİN: Antienflamatuar, antihistaminik, antibakteryel ve antifungal özelliklere sahiptir. Tansiyon, uyku durumu, açlık ve vücut sıcaklığını düzenler.
Doktor tavsiyesiyle Noni meyvesi kullanan 10.000 den fazla hasta üzerinde yapılan araştırmaların sonuçları ;
Giderek artan enerji %92
Kendini iyi hisetme durumu %80
Stresin azalması %72
Başağrısı dahil, ağrıların tedavisi %88
Kanser semptomlarının azaltılması %65
Kalp hastalıkları semptomlarını azaltma %80
Böbrek hastalıklarında gerileme %67
Uykuyu düzenleme %73
Daha iyi nefes alıp verme %77
Depresyon semptomlarının azaltılması %77
Daha iyi ve berrak düşünmeye yardımcı olma %88
Diyabet 1 ve 2 %84
Kilo kaybı %75
Sigarayı bıraktırma %58
Seks gücünü artırma %87
Ürünün tam olarak etkili olabilmesi için sabah ve akşam aç karnına içilmesi gerekiyor. İçmeden yarım saat önce ve sonrasında hiçbir katı ve sıvı madde tüketilmemelidir.
Serin ve karanlık yerde muhafaza edilmesi gerekir. İçmeden önce şişe çalkalanmalı, açıldıktan sonra da buzdolabında saklanmalıdır.
Noni meyve suyu ülkemizde ALNONİ markasıyla bazı eczanelerde satılmaktadır.
Latince ismi Thymus serpyllum L. olan kekik ballıbabagiller familyasından akdenize özgü bir bitkidir. Kekik bitkisiyle ilgili yapılan araştırmalar bu bitkinin mikrop öldürücü etkisini göstermiştir. Ülkemizde Thymus, Thymbra, Origanum, Sideritis, Saturaje, Salvia cins kekikler yetişmektedir.
Kekiğin yaprak ve çiçeklerinde timol, simol, karkavoldan oluşan yüksek oranda uçucu yağ, saponin, fenolik bileşikler yer alır.
Antioksidan, antikanserojen, antidiyabetik ve antikolestremik etkinliği vardır.
Kekiğin güçlendirici, iltihap giderici, ağrı dindirici, balgam söktürücü, bağışıklığı destekleyici, mikroorganizmaları öldürücü etkisi vardır.
Kekik Çayı Faydaları
Kekik çayının sindirim sistemine olumlu etkileri vardır. Sindirimi kolaylaştırır, mide sorunlarına iyi gelir, iştah açar. Adet kanamalarını dengeler ve kramplı adet ağrılarında rahatlatıcı etkisi kekik çayının faydaları arasındadır.
Öksürük ve üst solunum yolları iltihabında çay ve gargara olarak kullanılır.
Kekik Çayı Nasıl Hazırlanır?
1 çay kaşığı kekik bir bardak kaynar suyla haşlanır ve 8 dakika demlenir. Günde 2 veya 3 bardak kekik çayı, aç karnına ya da öğün aralarında, soğutulmadan yudumlanarak içilir.
Yeni mahsül ve dalında kurutulmuş demet biçiminde olanlar alınmalıdır. Renginin canlı, kokusunun keskin olmasına dikkat edilmelidir.
Kekik çayı hazırlanırken kekik kaynatılmamalıdır. Aksi takdirde içindeki en önemli etken madde olan Thymolun kaybı meydana gelir.
Düşüğe yol açabileceği için hamile kadınların içmemesi gerekir.
Kara kekik, dağ kekiği, bilyal kekik, beyaz kekik, toka kekiği, sivri kekik ülkemizde yetişen kekik çeşitleri arasındadır.
Zeytin Yaprağının Faydaları.
Yüzden fazla madde içeren zeytin yaprağındaki en etken madde Oleuropein. Zeytin yapraklarında yer alan oleuropein, zeytin ağacını zararlılara ve hastalıklara karşı koruyucu etki göstererek binlerce sene ayakta kalmasını sağlamaktadır. Oleuropein maddesi en kolay ve bolca zeytin yaprağından elde edilir.
Zeytin yaprağından üretilen ürünler sağlık ve kozmetik sektöründe değerlendirilmektedir.
Zeytin Yaprağı Faydaları
Yapılan son araştırmalar zeytin yaprağının antioksidan ve doğal antibiyotik özellikte olduğunu göstermiştir.
Doğal antibiyotik etkisi olan zeytin yaprağının. bağışıklık sistemi için soğan ve sarımsakla benzer özellik gösterdiği belirtilmektedir.
Oleuropein maddesinin içindeki elonoik asidin antifungal,antibakteriyel, antiviral etkileri deneylerle tespit edilmiştir.
Zeytin yaprağı, Oleuropeinle birlikte Rutin, Luteolin gibi birçok flavonoid içerir.
Antioksidan özelliği nedeniyle zeytin yaprağı ekstresi içeren kozmetik ürünler cilt bakımında da kullanılmaktadır,
Zeytin yaprağı çayı vücuttaki kan şekeri düzeyinin dengelemesinde etkilidir.
Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.
LDL kolesterol seviyesini dengeler.
Zeytin yaprağı, bağışıklık sisteminin güçlenmesinde, kronik halsizlik, grip, diyabette, kötü huylu kolesterolün düşürülmesinde, kardiyovasküler sorunlarda, üriner sistem rahatsızlıklarında, dejeneratif eklem rahatsızlıkları gibi bir çok sorunda kullanılmaktadır. Zeytin yaprağından hazırlanan bitkisel ilaçlarda Oleuropein % 6-20 oranında yer almaktadır.
Latince adı Pelargonium sidoides olan Afrika Sardunyası (Umklaoba) soğuk algınlığı ve solunum yolu hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir bitkidir. Yapılan araştırmalar bu bitkinin soğuk algınlığının süresini kısalttığını göstermiştir.
Afrika Sardunyasının köklerinden hazırlanan damla, Umklaoba adıyla Avrupa'da soğuk algınlığı ve solunum yolu hastalıklarının ( farenjit, sinüzit, akut bronşit, tonsillit) tedavisine yönelik sıklıkla kullanılmaktadır.
Umklaoba özleri damla olarak kullanılıyor. Yetişkinler için günde 3 defa 30 damla şeklinde alınması tavsiye ediliyor. Daha küçük yaştakiler için bu miktarın altında alınması gerekiyor. Gribe yakalanıldığında hemen başlayıp kısa süreli olarak kullanılabileceği gibi, bir bağışıklık zayıflığı durumu varsa 1-2 aylık kür şeklinde de kullanılabilir.
Bağışıklık sistemini güçlendirmek için Umklaoba özleri(umka) oldukça etkili bitkisel destektir. Afrika Sardunyasının köklerinden elde edilen özütlerin hem hücresel hem salgısal bağışıklığı güçlendirdiği belirtiliyor.
Güney Afrika'da yetişen Afrika Sardunyasının köklerinden ekstre elde edebilmek için bitkinin ekilmesinden itibaren 3 ila 5 yıllık bir zamanın geçmesi gerekiyor.
Latince ismi Cardamomi fructus olan kakule zencefilgiller familyasındandır. Baharat ve koku verici olarak kullanılır. Bazı doğu ülkelerinde kakule tohumu kahve tohumuyla beraber toz haline getirilerek kakuleli kahve yapılır.
En büyük kakule üreticisi Hindistan 'dır. Özellikle Güney Hindistan'ın bataklık ormanlarında yabânî şekilde yetişmektedir. Kakule bitkisi ülkemizde yetişmez.
Olgunlaştığında toplanıp güneşte kurutulan yeşilimsi ya da sarımsı gri meyvalarının kapsül kılıfı ayıklanmış tohumları kullanılır.
Kakule safran ve vanilyadan sonra fiyat bakımından en değerli üçüncü baharattır.
Sindirim sistemini uyarıcı etkisi vardır.
İştah açıcıdır.
Hafızayı güçlendirici özelliği kakule yararları arasındadır.
Gaz söktürücüdür.
Ağız kokusunu gidermek için kullanılabilir. Bir çay kaşığı kakule tohumu çiğnenerek yutulur.
Almanya Sağlık Bakanlığının bitkisel preparatların hazırlanması ve ruhsatlandırılmasından sorumlu E Komisyonu kakulenin hazımsızlık için kullanılabileceğini belirtmiştir.
Kakule Nasıl Kullanılır ?
Kakule çayı: Bir kahve kaşığı kakule bir bardak kaynar suya konulur ve 10 dakika demlendikten sonra süzülerek içilir. Kakule kaynatılmamalıdır.
Öğütülmüş şekilde satılan kakule aromasını yitirir. Bu yüzden kabuklu halde almak gerekir. Kakule meyvası kullanılacağı zaman ezilmelidir. Malabar Kakulesi diğer kakule türleri içerisinde en kaliteli olanıdır.
Akut gastrit, mide ve onikiparmak barsağı ülseri olanlar kullanmamalıdır.
Hamileler kullanmamalıdır.
Alıntı
Not:Ben sütlaç yaptığımda içerisine 10-15 tane sütlacın çokluğuna göre ayarlıyabilirsiniz atıyorum son indirmeden ocaktan 5 dakika kala.Harika bir aroma veriyor tavsiye ederim arkadaşlar...
Ateş yaprağı, sinirli yaprak olarak da bilinen sinirliot oval yapraklı ve uzun yapraklı olmak üzere iki türdür ve etkinlik bakımından birbirine denktir.
Öksürük ve üst solunum yolları tahrişine yönelik yararları bulunur.
Akciğer ve bronşit rahatsızlıklarında kullanılabilir.
Antibiyotik özelliği vardır.
Zayıf akciğerlere ve böbreklere sahip olanlar için yardımcı olabilir.
Akciğer astımı ve bronşiyal astıma yönelik olarak kekikle eşit oranda karıştırılarak kullanılabilir.
Kesiklere ve eziklere karşı taze yaprak kompresi uygulanır.
Taze sinirli ot yapraklarıyla yapılan şurup kan temizleyici özelliktedir.
Almanya Sağlık Bakanlığının bitkisel preparatların hazırlanması ve ruhsatlandırılmasından sorumlu E komisyonu bu bitkiyi kuru öksürük ve farenjit, larenjite karşı oral, deri iltihaplarına karşı da kompres olarak kullanımına onay vermiştir.
Sinirliot çayı: 1-2 çay kaşığı ince kıyılmış sinirliot bitkisi bir bardak kaynar suyla haşlandıktan sonra 10 dakika demlenir ve süzülerek içilir. Balla tatlandırılabilir. Günde 3 bardak içilebilir.
3000 yıl öncesine kadar Asya'da yaşayanlar Shiitake Mantarının tıbbi özelliklerini biliyorlardı. Eski Çin'de bu mantar grip, soğuk algınlığı, kızamık, baş ağrıları, sindirimsel sorunlar, karaciğer rahatsızlıklarının tedavisinde kullanmışlardır. Yine kan dolaşımını hızlandırmak ve canlılığı artırmak amacıyla kullanılan Shiitake'yi hayat enerjisini artırıcı olarak görmüşlerdir.
Eskiden Japonya'da yalnızca imparator ve ailesi tarafından kullanılan bu mantar, son zamanlarda ciddi araştırmalara konu teşkil etmekte ve tıp çevrelerinin ilgisini çekmektedir. Bu sebeple de en çok üretilmeye çalışılan mantarlar arasına girmiştir.
Shiitake selenyum, protein, ergesterol, tiamin, riboflavin ve niasini, ayrıca 'esensiyel aminoasitleri' enzimleri, lif ve nükleik asit türevlerini içerir.
Shiitake'nin içerdiği bazı maddeler, (HIV) ve (AIDS) gibi virütik hastalıkların tedavisi için umut verdiğinden dolayı bununla ilgili ciddi araştırmalar yapılmaktadır.
Shiitakede bulunan miselyuma atfedilen bu özellik, bu maddenin, hücrelerin viral enfeksiyonlara karşı bağışıklık kazanmasını sağlayan interferon adlı doğal bir kimyasal maddenin meydana gelmesini teşvik etmesine bağlı olabileceği düşünülmektedir.
Shiitake'nin bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği, ayrıca kanser, damar sertliği, bakteriyel ve virütik hastalıklarının tedavisine yönelik araştırmaları artırmıştır.
Japonya'da Shiitake mantarından 50 civarında enzim elde edilmiştir.
Shiitake bir polisakarit olan lentinan'ı içermektedir. Bu maddenin kolesterol ve tansiyon ve düşürücü, bağışıklık sistemini güçlendirici, kanserojen tümörleri azaltıcı etkilerinin olduğu düşünülüyor. Lentinan Japonya'da Sağlık Bakanlığı tarafından antikanserojen bir ilaç olarak tescil edilmiştir. Lentinan'ın bağışıklık sistemi için çok önemli olan bazı beyaz kan hücrelerini harekete geçirerek kanserojen tümörleri inhibe ettiği düşünülmektedir.
Lentinan nın Sarcoma 180 olarak adlandırılan katı tip tümörlerin gelişmesini durdurucu etkilere sahip olması Shiitakeye verilen önemi artırmıştır.
Shiitake ayrıca kan sulandırıcı, kolesterol ve kan basıncını düşürücü etkilere sahiptir.
Kan sulandırıcı ilaç kullananlar sürekli ve fazla miktarda Shiitake mantarı yememelidir.
Reishi Nedir? Latincede Ganoderma Lucidium, Japoncada Reishi Amerika da Mushroom of Immortality olarak bilinen bu mantara uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmenin kaynağı olarak bitkilerin kraliçesi ünvanı verilmiştir. Eskiden bu mantarın suyunun Çin'de sadece hanedan mensuplarının kullanılmasına izin verildiği ile ilgili söylentiler vardır.
Batıda altmışlı yılardan sonra tanınmaya başladı. Japonyada bir araştırmacının yıllar süren çalışmalarından sonra bu mantarın kültürünü üretmeyi başarmasıyla reishi mantarına olan ilgi giderek artmıştır.
Reishi mantarında bulunan Polysakkaridler hücrelerin kendini hızlı bir biçimde yenilemesini sağlar ve de bağışıklık sistemini uyarır.
Yapılan araştırmalarda reishinin iki tip bağışıklık hücresinin aktivitesini artırabildiği görülmüştür.
Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda reishide tümörlerin büyümesini inhibe edici maddelerin olduğu tespit edilmiştir.
Kansere yönelik japon sağlık bakanlığı tarafından bir ilaç olarak kabul görmüştür.
Karaciğer için koruyucu özellikte olduğu ve kullanımının karaciğer hücrelerinin hayati fonksiyonlarını yerine getirmesini sağlayıcı nitelikte olduğu belirtiliyor.
Tansiyonu ve kötü kolesterolü düşürücü etkinliktedir.
Çin'de yapılan bir çalışmada astımlı kişiler için rahatlatıcı etkiler taşığı tespit edilmiştir.
Reishi mantarı hem hastalıklarda yararlı etkilere sahip olduğu gibi aynı zamanda sağlıklı bir insanın kullanması halinde de sağlığın korunmasını sağlayıcı etkilere sahiptir.
İşlemden geçmemiş reishinin kilosu 2 bin dolar civarında.
Tablet şeklinde satıldığı gibi çay olarak da tüketime sunuluyor. Ancak dikkat edilmesi gereken konu her doğal ya da bitkisel ürün kullanımında olduğu gibi burada da kullanılan ürünün gerçek olduğundan emin olmaktır. Yapılan bazı denetimlerde bitkisel ürünlerin bir kısmının sahte ya da yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Bu yüzden güvenilir firmaları seçmek gerekir.
Herhangi bir sağlık sorunu olmayanlar için kullanım miktarı 1-2 gram, bir sağlık sorunu olanlarınsa günde 5 gram civarında tüketimi öneriliyor. Mantar dilimler halinde kesildikten sonra kaynatılılır. 2 gram mantar bir litre suya atılır. Su kaynamaya başladıktan sonra altı kısılır. Hafifçe kaynatıldıktan sonra metal süzgeç kullanmaksızın süzülür. Kaynatma işleminin cam bir kapta yapılması gerekiyor zira mantarda bulunan Germanyum metale yapışarak niteliğini kaybediyor.
Reishi mantarı üretimi ülkemizde de yapılmaktadır. Prof.Dr. Ömer Çolak mantarı Türkiye' de yetiştirmiş ve de mantar hakkında önemli açıklamalarda bulunmuştur. Ancak mantar hakkında olumsuz görüş bildiren doktorlarda bulunuyor. Bu yüzden herhangi bir hastalığı olanların doktor gözetiminde kullanması daha doğru olur.
Doktor izni olmadıkça hamile, emziren ve de çocuklara verilmemelidir.
Alıç nedir ve alıç faydaları nelerdir? Alıç üzerinde yapılan araştırmalar bu bitkinin kardiyovasküler sistem sağlığı için birçok yararlı özellikleri olduğunu ortaya koymuştur.
Alıç yapraklarından, çiçekleri ve meyvelerinden yapılan ilaçlar avrupada reçeteli ilaç biçiminde satılıyor.
Latince adı Crataegus monogya olan alıç bitkisi, birçok kalp ve kan dolaşımı rahatsızlıklarında kullanılacak bitkilerin başında gelir.
Triterpenoid saponinler, aminler ve flavonlar alıç bitkisinde bulunan ve de kalp-damar sağlığı üzerinde olumlu etki gösteren bileşiklerdir.
Avrupada yapılan araştırmalarda alıçın kan basıncını dengelediği, kalbin kasılma gücünü çoğalttığını, kalbe ve beyne kan akışını artırdığını ve kalbi kalp ritm bozukluğuna yönelik koruduğu tespit edilmiştir.
Standardize edilmiş alıç formülasyonlarıyla kronik kalp yetmezliği olanlar üzerinde yapılan araştırmada olumlu etkileri saptanmıştır.
Alıçla ilgili yapılan çalışmalardan çıkan sonuçlardan birinin bu bitkinin kullanımının güvenilir oluşuna ilişkindir. Kalp yetmezliği hastalarının kullanmış olduğu ilaçlarla etkileşime girmediği belirtilmiştir. (tansiyon düşürücü ve kan sulandırıcı ilaçlarla birlikte kullanımının etkileşme olasılığına yönelik bazı şüpheler bulunmakla beraber bunu doğrulayacak bir bulguya rastlanmamıştır.)
Kalp yetmezliği sorunu bulunanların ilaçlarla beraber alıç formülasyonlarını kullanabileceği belirtiliyor.
Kalbe yetersiz kan akışı sebebiyle görülen göğüs ağrısı (anjin) içinde kullanılabilir. Kalbin fazla çalışmasını engelleyerek kalp atışı sıklığını azaltıcı etkileri alıcın faydaları arasındadır.
Damarları genişleten ve kalbe kan ve oksijen akışına yardımcı olan bioflavononid alıçta yüksek oranda bulunur.
Bioflavonoidler aynı zamanda kan damarlarının çeperlerini kuvvetlendirir ve vücudun diğer bölgelerine olan kan akışında da düzenleyici rol oynar.
Alıç yaprakları çiçekleri ve meyvesinden hazırlanan ilaçlar Amerikada en fazla satan bitkisel ilaçlar arasında bulunuyor.
Alıç bitkisindeki maddeler kalp kasları dejenerasyonunda ve koroner damarlardaki daralmalar nedeniyle yeterli orandaki kanın ve oksijenin kalp kaslarına gidememesiyle olan oksijen yetersizliğine yönelik olarak kalbi koruyucu özelliktedir.
Kalp ritim bozuklukları, kalp yetmezliği, sinirsel kalp çarpıntıları, kalp krizi sonrası, damar sertliği, yüksek kan basıncı alıçın faydalı olduğu rahatsızlıklardır.
Alıç bitkisindeki bileşikler kolesterolü ve damarlardaki plaket oluşumunu azaltıcı etki gösterir.
Yapılan araştırmalar alıç bitkisinin ikinci derece kalp yetmezliğinin tedavisinde yararlı olduğunu gösteriyor.
Almanya Sağlık Bakanlığının bitkisel preparatların hazırlanması ve ruhsatlandırılmasından sorumlu komisyonu olan E Komisyonu alıçı kalp yetmezliğinde kullanmaya onay vermiştir.
Alıç Nasıl Kullanılır ?
Çay olarak kullanılabildiği gibi kapsül olarak da bulunur.
Koroner kalp hastalığı ve kalp yetmezliğinde standardize edilmiş preparatlar kullanılmalıdır. Çayı daha çok kalp-damar sağlığını korumak amacıyla içilir.
Alıç çayı: İnce kıyılmış 1 tatlı kaşığı alıç bitkisi bir bardak kaynar suyla haşlandıktan sonra 10 dakika demlenir ve süzülerek içilir. Balla tatlandırılabilir. Günde 2-3 bardak içilebilir.
Yalnızca çiçekli alıç yaprağının tedavi edici olarak kullanılması gerektiği, çiçeksiz yaprağı ve alıç meyvesi nin etkisinin tedavide yeterli olmadığı belirtiliyor.
Adını 'dans eden mantar' anlamına gelen Maitake den alan bu mantar Doğu tıbbında bağışıklık sistemi üzerine olan olumlu etkileriyle tanınır. Maitake mantarının (grifola frondosa) kansere yönelik güçlü bir etki gösterdiği ve yayılmayı engellediği belirtiliyor.
Japon Ulusal Kanser Merkezi tarafından yapılan bir araştırmada kanserli hayvanlara maitake, reishi ve shiitake mantarlarının hülasaları verilmiş ve de hayvanların %80 ninde tümörler tamamıyla yok olmuş. Bu mantarlarda yer alan bileşimlerin NK hücrelerinin tümörle savaşma aktivitesini artırdığı belirtiliyor. Buradaki en güçlü etkininde maitake mantarından kaynaklandığı düşünülüyor.
Maitake mantarının NK hücrelerinin tümör öldürme etkisini kuvvetlendirdiği ve diğer bağışıklık hücrelerinin, kansere ve çeşitli virüslere karşı savunmada yardımcı bir protein olan interleukin-1 üretimini artırdığı yine japon araştırmacıların tespitleri.
D-fraksiyonu adı verilen maitake türünün tümörlerin büyümesini engellemeye karşı çok daha etkili olduğu belirtiliyor.
Maitake özü, ağızdan alındığında bile güçlü bir antikanser aktivite göstermesi bu mantarın diğer mantar hülasalarına olan avantajı olarak belirtiliyor.
Yıpranmış bir bakışın çerçevesinden baktım düne, kristal düşünüşlerin penceresini açarak dokundum sevdanın yeline. Öfkeli yeminler biriktirdim aşkın ceplerinde, savruk bir nidayla serptim, seni getirmeyen ve bu hayat denizlerini geçemeyen özlemin gemilerine küfrettim. Daralan göğsümü suskulara gömdüm yokluğunda sevdiğim, yoldum somurtkan takvimleri, yırttım içime bakmayan resimleri, sildim avuçlarımda yıllardır biriken kavuşmanın naftalin kokulu simli perdelerini.
Oysa ki, birbirimizi sevdikçe ve birbirimizi umursamadıkça sevginin gücünü, karanlık denizlere atardık aşkın kanlı gömleğini, Ruhumuza çarparak göğsümüzü okşardı nazlı bir dalga, sen avuçlarında sakladıkça sevdalı bir öpücüğü, ben delirmişliğimin durulmasını beklerdim sabırla. Uçuklara bölünmüş dudağına şifalar sürerdin. Ah gönül yaram, kadınım, sevdalı yüreğimden sağdığım asil gelgitim. Aşk gelgitli bir ömrün kuyularını örer iken, özlem kulaçlarıyla kopuyor bizden. Yanıyor bir gönülün dik yokuşu ve arıyoruz bizi bize getirecek şifreli sözcüğü.
Giydirilmemiş hiçbir hüzün fiyakalı düşlerin yolculuğuna çıkamaz. Çıplak kanatlarımıza bulut değer umarsız yolculuklarımızda ve göğsümüzde bir acı belirir, isim ararız boyut ötesi yolculuklarımıza, gönlümüz en çok vakit gece yarısını geçince delirir. Birikmiş bir sevginin yurdumuza gelecek sarı sularını bekleriz biz bir ömür, her zerresi acıyla yudumlanan mutlulukların mazgallarını mevsimler örtmeden. Hicaz düşünüşler ülkesinde zaman geçer hızla, bir dargınlığın sorgulu yapraklarını o sabırla beklediğimiz sular uzaklara götürmeden.
Çığlık söze dönüşmeden henüz, kendi içindeki yaban ağrıyla köz'dür aslında. Bir haykırış destanıdır aşk, ölüm süslü bir sal gibi baş ucunda dolanır. Kırık bir düş sandalıdır belki de her ikisi, sonu olmayan bir coşkunun uçuklarla parsellenen hüzünlü dudağıdır. Yaşamla düşlerimizi ayıran o simli perdenin ardında bir serçe yüreğidir sığındığımız, beklemeler sarar bedenimizin her zerresini. Çoğul yakarışlar birikir yine de dudağımızda, bulutlar çağırırız sevda ülkemize, sevda sürüp ısıtmak istedikçe üşümüş ellerimizi. Yalnızlık mırıltıları büyür dallarımızda her gün, fırtınalar sürüklerken yüreğimizdeki çığ kütlelerini.
Uğruna kaçışları göze aldığımız bir aşkın seyir defterini arar asırlardır simyacılar, o içimizdeki yabanıl dağlarda güneşi sözleriyle törpülerken rüzgar. Gözdüşümlerimizin zemheri vakitlerinde düşler biriktiririz yıllarca, onulmaz kırgınlıkların yol haritalarını ararken ruhumuzdaki çocuklar. Her sancı, kendi limanlarına çağırırken yorgun gemileri bir el düşer gövdeden, saçılır şiirler ak kağıtlara. Yankı tepesine kuşlar tüner geceleri, içimizdeki varsıl bekleyişlerin oyuklarına sancı girer. Her fısıltı duru bir nehirdir, rüzgârla işbirliği yaptıkça denizlere rest çeker.
Sonsuz bir düş haritasıdır yaşam duvarlarımızda asılı duran, biz içimizdeki o endamlı yerkürede bir zamansızlık sofrasını ararız, avucumuzda güneşi özleyen biletlerle. Karanlık tepe lambasıdır yüreğimizin, işgallenmiş aşkların denizlerinde vurgun yeriz içten içe. Çığlığımızı kimseler duymaz, gönül dertlerimiz iki kişilik düşlere sarılır ve ruhumuz saatlerin sarkacında yangınlarla avunur. Biliriz ki ruhumuzun fırtına mevsimlerine göğsümüzü verince bir çocukluk ülküsüyle dolar gözlerimiz, avuçlarımızda sakladığımız çay bardağı üşür. Duman duman olmuş gözlerimizin ütopyasından anılar geçerken denizler gölgeli bir yaşamın şavkını derinlerine düşürür.
Çok ağrılı bir yaşam nöbetinin kayıklarıyla geçeriz karanlık denizlerin ayazını, cebimizdeki ıslak biletleri güneşe sermek için. Yanık bir külün hicranını serperiz aynı denizlere biz, gökyüzünün rengini yüreğimize boyatmak için. Çıkınımızda yorgun sevdalar vardır ah, bekletir bizi,eski bir zaman meyhanesinde unutamadıklarımıza ve ruhumuzda elleri olanlara sevgi kadehi kaldırmak için. Yılgın bir düş ağrısının kimliksiz nehirlerinden gidişin sorularıdır dudaklarımızdaki uçuk ve biz onları türkülerle ovar, şiirlerle uykulara yatırırız. Her sızı kendi tozlarını biriktirir gönül raflarında, karelerde biriken anlarla gün gelir hicranını pekiştirir.
Yankıya kapatınca kendini gece, su yıkayarak geçer yüreğin paslı şarapnellerini. Sığlaşır denizler tenine değince özlem, kuraklık başlar aşkın ovalarında kaçınılmaz sarılışlarla örselenirken beden. Yosunlar aykırı sarılışlarla kirlenir ve gülüm gözlerine bunun için öfke yerleşir. Zamansız devinmelerin rüyalarına yağmur düşer yokluğunda, bunun için bu yürekte fırtınan asla dinmez, bunun için bu adam asırlardır aşka kükrer. Yol düşünüşleriyle adımladıkça biz hayatı, utangaç köpüklerle çalkalanan denizi izleriz. Yücesine bağdaş kurup soluklanılan sevdanın zemherileri uzaktır bize, sızım sancılarla beklerken aşkı. Kol açılır, saç umuda savrulur ve her seven ve sevilen kendi yasına tutsak bir düş bozgunudur. Mevsimler yeşillendikçe aylar çaresiz kalır ve düş sezgilerimizin sayfalarında her mevsim şiirler mağrur bir alyans gibi durur.
Öksüz suretlerin resmini çizer gözlerimiz, gecelerin yıldızlarını aradığımız evlerin damında. İşveli bir sarhoşluğun derin nidalarıyla aralanır pencere ve odaya alınır coşkuyla yel. Sızı tükenmişliğin ranzasına çekilir, dudakları okşarken yılların kirmenini eğiren el. Göz ucuyla süzdüğümüz, süzüle süzüle kendimize döküldüğümüz bir yıldız çığlığıyla yalnızlıklar asarız gecelerde şiirin ıslak dallarına. Güneşli yaşanılırlıklar dileriz kınalı avuçlarımızla hayattan, ömürsüz aldanışların terkisinde aşka giderken. Sevdanın düeti kalır geride, umutlarla düşünüşlerle ve kendimizden gidişlerle avuçlarımızdaki çizgileri izler iken...
Rüzgâr çıkrığıyla derinlerden çekilen suları içmek gibidir hayat, yaşam arzulu yüreklerimizi güneşe serince. Her tutunuş bir nasır bırakır elde ve biz tutunduğumuz aşkların güvertesinden mutluluk serperken denizlere. Duraklamasız bir coşkunun basamaklarına varınca nefeslenir, bir yukarı, iki aşağı düşerken yaşamın dikey limitlerinden sarılırız hüzzam şiirlere. Aşk düşünüşümüz, ruhumuz buruk gülüşümüz ve yaşamak da sancılı sular gibi sonsuz yükseklerden toprağa dökülüşümüz olur.
Yolculuk gürültüleriyle kendimize sarıldığımız bir anın güvertesinde ucuz sözlerden büyük şiirler serperiz denizlere, dokundukça dalgalanır ellerimiz, okşandıkça kanar yüreğimiz ve sokuldukça kendimize uzaklaşır denizlerimizden o hicran yüklü gemilerimiz. Yokluğa çıkan yolların ve hüzne sapan yılların satır aralarından bir şiir seçeriz kendimize, isimsiz serzenişlerle noktalamak için. En yanık tarafımıza asarız aşkı, kendi saltanatımızda ağırlamak istedikçe. Üşür sevda, kırılır ellerimizin çizgileri, biz zemheri bir düşünüşte hıçkırıkları gövdemize gömdükçe.
İçi boş bırakılmış baharların engebeli patikalarına vurunca adımlarımızı şahlanır içimizdeki yaşanası muştular, an yaşamak olur. Kırık bir devrin şarkıları döner içimizde, böylesi anlarda hüzün içimize gizlice sokulur. Gönül duvarlarımızı renkten renge boyarken tanırız kimi mutluluğu, batıklarla çevrili yüreğimizin rotası işte böylesi anlarda yolcusuz limanlara sokulur. Her gece bunun için ateşin ellerinden suya düşen şehirler gibi uzaklardaki rüzgar iniltilerini dinleriz, avuçlarımızdaki titreşimleri hicazkar gölgelere gizleyerek. Eskimiş kırılganlıklar büyütürüz içimizde, yüreğimizin fikrine üşüşünce miadı tükenmiş ayrılıklar. Gökler ayna olur, sular göğzümüzdeki şavkıma, alır gideriz hür düşüncelerimizi uzaklara, yapayalnızlığın limanlarında uykusuz yüzümüze çarpınca aşk denilen dalga.
Sislerle harmanlanan acıların avurtlarına çöken ayaz bir sabah pençesidir sevgi, bir kuşun sırtında dolaşır vakitli vakitsiz uzak denizleri. Hıçkırıkla demlenen dağlar yıkılır üzerimize, umarsız ömrümüze harcarken biz günleri. Hüzün kıran düşler büyütürüz yine de, toprak çamurla sıvanır, gövdemizin terine dokununca güneşin sıcacık elleri. Yüreğimizin ıslak buğularıyla kendi toprağımızın yoldaşıyız biz, bütün bekleyişlerin dallarında baharları beklerken. Gönül beşiklerimizin sancılı sallanışlarında esrarlı bulutlara el salladıkça, gövdemizin hüzzam sığlarında denizleri aşkla kucakladıkça büyür içimizdeki menekşe kokulu mevsimler.
Hikayesi: Yüce bir miras gibi içimize belediğimiz huysuz sızıların miadına güneş beklerken yağmur duaları ederiz, merhabasız içlenişlerin kurak iklimlerine seller dilerken. Alacakaranlık öyküleri dinleriz sevdayla ısıtılmış yer yataklarında, gökyüzünün nefesi saçlarımızın tellerini gererken. Ulaşılmaz sığınakların gelgitlerine kapılır dillerimiz, biz uğultulu bir mevsimin şakaklarına en sahipsiz çığlıkları dilerken.
Küçük bir çocuk gördüğünde:dudak büküp de geçme
Çocuktun bir zamanlar sen de
Yaşar,oynardın bütün hayallerinle
Koşardın çamurlu yollarda;çaputtan toplarla...
Sen hep öldürmeleri seçtin:bazukalar,toplar,bombalar
Kendine benzedi bütün çocuklar
Çünkü ellerine verdiklerin hep oyuncak tabancalar
Ne yazık ki;suçlular beklemekte gelecek günler...
Ne olur,çocuklarımıza alalım artık farklı oyuncaklar
Ayıcıklar,hep gülen bebekler
Uzak dursun onlardan katil silahlar
Yarınlarımızda mutlu geleceğimiz:Çocuklar...
Çocuklar,bizim güvencemiz
70 likler ise küllenmiş mazilerimiz
Sevgilerimizi asla esirgemeyeceğiz
Onlar,mutlu yarınlarımız...çocuklar,herşeyimiz...