YGS sınavında tüm adaylar soruların hepsini yanıtlayabilir.Hangi bölüm tercih edilirse edilsin YGS sınavında ki soruların herbiri puan getirecek ve toplam puanın %40 alınacaktır.
LYS sınavında seçtiğiniz ve okuduğunuz branşın soru testlerini çözeceksiniz sadece.LYS den alınacak toplam puanında %60 ı alınacaktır.Kısacası ilk sınavda herbir bölümün sorusunu yapmanızda fayda vardır...
Hava soğuktu, geceyi titreten bir ayaz sesi karanlığı sarıyordu. Sokaklarda her gün bir bozkurt hakka yürüyordu. Öfkem tetikliyordu silahımı, yüreğim üşürken caddelerde. Ve sen geliyordun kalabalığın önünden gür nidan sarıyordu caddeleri. Haine korku veren, ülkücüye güç veren o sesin. Kızıl bulutlar göğümün mavisine düşmanken, hilalime uzanan kirli elleri sen kırıyordun.
Dağlarda avaz avaz uluyordu kurtlar, sanki seni çağırıyordu sonsuzluğa. Ama yılmak yoktu, ne kaderin zincirleri ne de ihanetin kiralık köpekleri engelleyebilirdi seni. Ne de hücrelerin karanlık yüzleri. Mamak'ta bir gece nasıl biter en iyi sen bilirdin koca reis. Ama sen yıkılmazdın. Sen asrın Türk-İslam çerisi. Sen ülkümüzün en nadide çiçeği. Biz dururken nedensiz, Sen yürüyordun, sen koşuyordun. Kutlu ihtilale, kutlu güle, kutlu ülküye doğru.
Dilinde ''La ilahe illallah'', yüreğinde kutlu nebi, gönlünde Turan, rehberin Kuran
Olmadı be usta! Ülkümüzün şahlanan türküsünü Tanrıdağı'nda söylemek varken. Korkudan titreyen köpekleri Bozkurtça haykırışımızla kahretmek varken. Nereye gittin be reis? Senin bıraktığın izden yürümezsek, susmadan inadına Türküm diye meydanları inletmezsek bize yazıklar olsun!
Ankara sisli bakışıyla gönlümü hançerlerken, kan akmadan özgürlük beklemek nafiledir. Ben dağların yalnızlığında seni arıyorum, üşüyorum eli nasırlı sevdalarımla suçüstü. Gözümde intihar mavisi bir yağmur, bu yağmur diner belki ya gözlerde bıraktığın acı mevsimi. Nasıl diner bu acı söylesene koca reis! Konuşsana, üşüdün mü yoksa koca reis!
Biz gülü senle sevdik be reis! Gül, vatandı. Gül, ülküydü..Gül, Bayraktı.
Gül, kutlu nebi sevgili peygamberimizdi. Şimdi güle sela okunuyor. Gülün boynu bükük, gülün kolun kanadı kırık. Güle gözyaşı hiç yakışmadı be reis!.
Sana bu yazıyı hilalin küheylan misali şahlandığı bir günde yazmak isterdim. Sonsuzluğa, Başbuğların ebedi mekanına, Kürşadların Özmenlerin yurduna göçtüğün gün değil.
Kabul et. Bozkurt yüreğimin bu sızılı gözyaşlarını üşüyen bir kalemin titreyen sözlerini kabul et. Ey koca reis.ebedi uykunda ömründe bulamadığın huzura kavuşman dileğiyle.
Üşüyorum. Seni alan sonsuzluk ayazının dondurucu rüzgarında.
Üşüyorum. Ülkümün bir çınarı daha yıkılırken ecelin kara kışında.
Mekanın cennet olsun.
Dualarımı seninle KOCA REİS.
''Yüreğimde nar üşümüş
Sivas'ta ki kar üşümüş
Sende gittin ya koca reis
Ülkü adlı yar üşümüş.''
ÜLKÜMÜN BAŞI SAĞOLSUN.
27 Mart 2009
Hüseyin Özbay
Muhsin Yazıcıoğlu'na İthafen
Yirmi beş mart günüydü, iki bin dokuz yılı
Alperen önderini, aldı dostlar keş dağı
Çok karlar yağıyorken, o lider dosta yeli
Acımadan üstüne, saldı dostlar keş dağı
--
Dinleyin sözlerimden, ibret alın utanın
Düşmanıydı liderim, kendin ele satanın
Cennette yeri olmaz, evde kalıp yatanın
Adı namert olarak, kaldı dostlar keş dağı
--
Kederimi âlemler, kâğıt olsa yazılmaz
Etekleri altından bize kalsa gezilmez
Alperenler ölmedi, döşte kalır süzülmez
Muhsin'i gök kubbede, buldu dostlar keş dağı
--
Alperen lideriydi, zordan kalmazdı geri
Dünya bir olsa bilin, tamam dolmazdı yeri
Düşmanlar birleşse de, asla alamaz seri
Beyaza bürünmüş saçı, yoldu dostlar keş dağı
--
Yirmi yedi martta zor, ulaşıldı bedene
Yapılan kalleşlikler, hiç kalır mı edene
Yol vermedi erlere, kar dolaştı gidene
Alperen Türklerle, doldu dostlar keş dağı
--
Âşık Taze Gülüm zar, ile doluyor kalem
Dize gelmiyor duyun, reis donuyor âlem
Dağlar yol vermiyor ki, keşin yönüne gelem
Yiğitleri karlara, çaldı dostlar keş dağı
Şehitler haftası
24 Mart 2010 Çarşamba Saat 19:30
Yer Fethiye Karaçulha Beldesi Çalıca İlköğretim Okulu konferans salonu.
Çalıca İlköğretim Okulu Müdürü Akif Alaşan'ın açış konuşmasının hemen
ardından perde açılıyor.
13-14 yaşlarındaki gençler sahnede
Salon dolu, sahne dolu.
Çanakkale canlanıyor sahnede.
Çanakkale oluyor Çalıca
Çalıca Çanakkale'de; Çanakkale Çalıca'da
Öğretmen Sebahat Şahin ile öğrenciler bir yürek olmuşlar.
Milli Eğitim Müdürü Yüksel Gültekin, MHP Fethiye İlçe Başkanı Tufan
Evrenosoğlu, Karaçulha, Çamköy, Kadıköy Belediye Başkanları, Şehit
Aileler Dernek Başkanı Namık Ünal ve gaziler, öğrenciler, öğretmenler,
veliler pür dikkat sahneye kilitlenmişler.
Her yönü ile en ince detayların düşünülüp sahnelendiği bir oyun.
Oyun değil sahnedeki. Sahnede Çanakkale canlanıyor.
Karaçulha bir yürek olmuş. Karaçulha Çanakkale olmuş.
Öğrenciler bütün oyun boyunca salondakilerle bir yürek oldular.
Bu gençler profesyonel sanatçılara taş çıkartacak kadar mükemmeller.
Öğretmen Sabahat Şahin o kadar ciddi çalışma yapmış ki;
O öğretmenin ve öğrencilern karşısında saygıyla eğilirim.
İşte benim öğretmenim bu olmalı.
Kendine verilen bir görevi en güzel şekilde yerine getirmesi,
öğrencilerinin de öğretmenlerinin her dediğini harfiyen yerine
getirmesi; yüreklere birleşmenin yansımasıydı...
Tebrih ediyorum;
Öğretmen ve öğrencileri ile bir yürek olan Çalıcalıları,
Karaçulhalıları, Gazileri yürekten tebrik ediyorum.
Gelen misafirlerle tek tek ilgilenen müdürü tebrik ediyorum.
Öğretmen ve öğrencilerin yüreklerinde birleşen Milli Eğitim Müdürünü
tebrik ediyorum.
Sabahat Şahin'i tebrik ediyorum.
Sebahat öğretmen ile bir yürek olan öğrencileri tebrik ediyorum.
Bu gençler yarının umudu, güneşidir.
Bu gençlerden kurulu bir ekip çevrede gösterileri yapacak kadar üstün
yetenek sahibi.
Bunu Fethiye'nin görmesini temenni ediyorum.
....
Bahar bayramı şenliklerinde Fethiyelileri 21 Mart 2010 Tarihinde
Fethiye Şehitler Anıtı önünde buluşturan ve dünü bugüne taşıyıp bahar
şenliklerinin düzenlenmesinde öncülük eden Ülkü Ocakları Kültür
Masasındaki gençleri yürekten kutluyorum.
Aynı gün Fethiye Değirmenbaşı mevkiinde Bahar şenlikleri ile
Fethiyelileri buluşturan CHP Fethiye Gençlik kolları mensuplarını
kutluyorum.
....
Bir yürekte sevgi yumağı olmak, güven bağlarını koparılmaz hale getirir.
Sevgi ve güven oluşunca;
Başarının merdivenlerinden hızla mutlu sonuçlara gidilir.
Gelişmeciliğin önü kendiliğinden açılır...
Saygılar sunuyorum.
İnsanlığın fıtratında iyilik yapma olgusu hep var olmuştur. İnsanın
insana yaptığı iyiliği de, kötülüğü de; hiç bir varlığın yapması söz
konusu olamaz.
Kötülükde, iyilikde insanlığın var oluşundan bu yana hep varolagelmiştir.
İyilikleri yapmanın çok çeşitli yolları ve yöntemleri vardır.
Çeşme yaptırırsınız, okul yaptırırsınız, eğitim için yer
bağışlarsınız. Matbaa kurarak bu kurduğunuz matbaada ödüle layık olan
eserleri yayınlarsınız. Eser yazma yeteneği olup, yayınlama imkânı olmayanın eserlerini yayınlayıp tanıtırsınız.
Kitap okuma evi yaparsınız. Güzel sanatların icra edilmesi için kültür
siteleri oluşturusunuz. İhtiyaç sahibi olan bir insanın bir takım
ihtiyaçlarını karşılarsınız.
Bunların tamamı birer iyilik yapma yöntemidir.
Dün çok ilginç. bir olayla karşılaştım.
Okuma yazma bilmeyen bir ağabey ile karşılaştım.
Tamamı tamamına 78 yaşında birisi.
"...Ben öksüz büyüdüm. Zamanımda okul yoktu. Bir tane okul vardı. Orada zenginlerin
çoçukları okudular. Bizler fakir idik ve okuyamadık. İçimde okumaya
karşı aşırı derecede bir ilgi vardı....
Bu konuda neler yapabilirim? Diye hep düşündüm.
Duydum ki; kitap çıkarmışın. Senin kitaplarından kırk tane alacağım. Aldığım
kırk adet kitabı da; köyümde bulunan okuldaki kütüphaneye ve caminin kitaplığına
şartlı olarak bağışlayacağım.
Şartım; "Bu kitabı sıra ile her insanımıza birer hafta ara ile
verilmesini temin ediniz. Başta gönüllü olanlara veriniz. Sonra da
kalanlara sırasıyla bu kitabı veriniz. Hep insanımız bu kitabı okusun.
Böylece okumaya karşı içimdeki duygulara da kendimce tercüman olmuş
olacağım. Nasıl olsa bu kitabı okuyanlar kitabın içinden az yada çok
bir kaç cümle de olsa yeni bilgiler edinecekler. Benim hanım bundan 20
sene önce vefat etti. Böylece hanımım için de dua okunmasına vesile
olacağım. Ana babam için dua edilmesine vesile olmuş olacağım. Benim
hayır yapma yöntemim de bu olacak." Böylece de köyümdeki okulun ve
köyümün camisinin kitaplıklarının rafları da dolu dolu olacak...."
Dedi...
Bu yöntem benim bu zamana kadar hiç mi aklıma gelmemişti.
Az bir imkânı ile kısa süre sonra çıkacak olan kitabımdan kırk adet
sipariş verdi.
Bir yoksulun elini tutmak, bir yetimin saçlarını okşamak, yerde yol
içinde bulunan bir taş parçasını ayak altından kenara atmak, bir çeşme
yaptırmak, bir ihtiyaç sahibinin yiyeceğini temin etmek, bir öğrenciye
burs vermek çok güzel uğraşlardır.
Fakat kitap hediye ederek insanlara verilecek bilgiler için "GÖNÜL
KÖPRÜSÜ." Oluşturmak çok daha güzel olsa gerek.
Bu düşünceyi bana aşılayan o yaşlı beyefendiye şükran borcum var.
O borcumu da; bundan sonra çıkaracağım kitaplardan birini o
beyefendiye atfen çıkararak ödemeye çalışacağım.
EN İYİ HAYIR HASANAT YAPMA YÖNTEMİ KİTAP HEDİYE ETMEK....
Sözü çok mu iddialı söz olur?
Bunun takdirini siz okurlarıma bırakıyorum.
Saygılar sunuyorum.
''Kimseden fayda ummam, dilenmem kol kanat
Kendi boşluk ve gökkubbemde uçar giderim
Eğilmek, esaret zincirinden ağırdır boynuma
Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim''
TEVFİK FİKRET
1973'te ilkokulu birincilikle bitirdiğimde ailece en kötü günleri yaşıyorduk maddi yönden. Babam öleli yedi yıl olmuş;fakat rahmetlinin bize bıraktığı 50 liralık borç (yanlış hatırlamıyorsam öyleydi) bitmek bilmemişti. Yılda iki kez pamuk tarlalarında çalışmak bir ailenin hem geçimine hem borca yetmemişti.
Benden bir yaş büyük olan ablam, ağabeyimin baskısıyla ve "Kız çocukları okumaz, gözü evinde olmalı." düşüncesiyle okuldan alınmış, ağabeyimse babamın ölümünü fırsat bilip biraz da çevrenin pohpohlamasıyla kendini o dönemde serseriliğe vermişti.Sürekli bir babanın ağırlığını taşır gibi davranıp suratını asmaya, bazen bana, bazen ablama bazen de anneme bağırıp çağırıyor, canı isteyince de aileye söz geçirmek için keyfi olarak bizi dövüyordu.
Babalık görevi ona öyle ağır gelirdi ki aslında, bizi dövdükten sonra bir köşeye çekilip hüngür hüngür ağladığına defalarca tanık olduğum halde bu kez gözyaşlarını siler, tekrar sinirli bir ruh haline bürünür beni takrar dövmeye kalkardı. Bu anlaşılmaz ruh hali beni çok şaşırtıyordu başta. Sonra onun da bir çocuk olduğunu fark ettim. Tıpkı bizim gibi ince bir ruhu olduğunu keşfettim. Ama hiçbir zaman onunla bir ağabey-kardeş olamadık. Çünkü o, hep toplumun kendine biçtiği ve ona birkaç numara büyük gelen "baba" rolünü seçmişti. Bu görevi babam öldüğünde toplum ona yıkmıştı ve o sıralarda yaşı 12-13'tü.
Bir yanda yoksulluk, bir yanda ağabeyimin baskısı, bir yanda pamuk cehenneminde geçen aylarca işkence... Bir çıkış yolu lazımdı bana. Bütün öğretmenlerim içtenlikle okumamı destekliyordu. Okul birincisiydim. Hatay'ın Samandağ ilçesine bağlı Sutaşı köyünde o yıllarda görev yapan Aydın Ilgaz (Hababam Sınıfı'nın yazarı ve ünlü şair Rıfat Ilgaz'ın oğlu), avuç içi büyüklüğünde cicili bicili defterler getirir, öğrenciler arasında bilgi ve güzel yazı yarışmaları düzenlerdi ve bu yarışmaların büyük bir bölümünü ben kazanırdım. Pek çok defterim olmuştu bu yarışmalardan. Onlar benim başarılarımın en büyük kanıtıydı ve gurur kaynağımdı.
Okumam gerekir ilkokuldan sonra ama nasıl? Anneme ne zaman bu konuyu açsam yoksulluktan başlıyor söze. Borçtan kara kara düşünürdü geceleri. Çoğunlukla sessiz düşünmesine rağmen düşündükleri içime malum olurdu. Çünkü borç erteleme görüşmelerine giderken beni de yanında götürürdü çoğunlukla. Orada adama nasıl yalvardığını bir ben bilirdim. Başka ne düşünebilirdi ki kadıncağız?
En iyisi anneme tatlı bir yalan uydurmaktı. Dayakçılığıyla ünlü; ama her zaman adını saygıyla andığım, melek gibi tertemiz yüreğiyle sınıf öğretmenim Bektaş Doğan'ın biz ilkokul ikinci sınıftayken bize anlattığı bir anısı imdadıma yetişti. O da çok yoksuldu. Üstelik ilkokuldan sonra sokak lambalarının altında ödevlerini yaparak okumuş, öğretmen olmuştu. Bu hikayeyi anlatarak annemin yüreğini yumuşattım önce. Okuma isteğimi geri çevirmekten yorulmuştu biraz da. Bir de ortaokul biter bitmez öğretmen olacağım yalanını ona, içi ferahladı kadıncağız: "Oğlum, sen üç yıl sonra öğretmen olacaksan, ben üstümdeki hırkamı satar seni okuturum!" demez mi?
Heyecanla ve merakla eylül ayını bekledim. Köyden 3-4 km uzaktaki ilçe ortaokuluna kayıt yaptırdım.Artık bu yol, altı yıl boyunca yaya olarak yürüyeceğim biricik yolumdur. Fakat velim olacak kimse yok. Neyse ki benim ilkokuldan sınıf arkadaşım Aysel'in babası vekilim oldu. Birkaç erkek daha bizim köyden kaydolmuştu okula.
Yağmur kar demeden zevkle gidip geliyorum okula. Ama yepyeni bir ortama girmişiz. Şımarık ilçe çocuklarının içinde ezildikçe ezildiğini hissediyor insan. Birinci dönemin ortalarına doğru bunalıma girmiş, ne kadar çalışırsam çalışayım, derslerdeki başarım aşağıya doğru iniyordu. Birinci dönemde tarih ve seçmeli bir ders olan tarım dersi zayıf gelmişti. Ortaokulu annemle konuşarak o yıl bıraktım.
İstanbul'a, Sefaköy'e gidip dolmuşçuluk yapan amca oğlunun yanına çalışmaya gittim. Yıl 1974. Hatay-İstanbul yol ücreti 9 lira. Siyah-beyaz filmlerdeki İstanbul'u ilk görüşümdür bu. Boğaz köprüsü yeni yapılmıştır ve onun üzerinden ilk geçişimdir bu. O dönemin turistik semtlerinden biri olan Florya'yı, Sarıyer'i, Rumelihisarı'nı, Rumelikavağı'nı, Kanlıca'yı hep bu dönemde gördüm. Hep başkalarının üzerinde görüp rüyalarıma giren "Levis" marka kotu Kapalıçarşı'dan ilk alışım da bu dönemdedir. Hem de kendi alınterimle kazandığım parayladır.
Sabahın dördünde uyanıyor, gecenin on ikisine kadar hep ayakta. Bu işe ancak iki ay dayanabildim. Tekrar ver elini Samandağ. Döndüğümde, köyde bir sürpriz bekliyordu beni. Ortaokul Müdür Yardımcısı Fevzi Çankaya köye uğrayıp beni sormuş ve köylülere bir not bırakmış benim için: "Bu çocuk neden okulu bırakmış? İyi bir gelecek var bu çocukta, okusun, ben onu desteklerim." demiş. Öyle bir kıvılcım bekliyormuşum meğer. Annemi zor bela ikna ettim okutmaya tekrar ve başladım okula. Ama bu kez en sevdiğim arkadaşımı babası ortaokuldan alıp terziliğe, sanata vermişti.
Yağmurlu bir günde okuldan dönerken babasının işlettiği benzin istasyonuna uğradım. Bana dedi ki:" Bak evladım beni iyi dinle! Sen babasız, yoksul bir insansın. Zamanın geçmeden şu okul sevdasından vazgeç, bir sanat öğren. Yarın sürüm sürüm sürünürsün yoksa. Ben, varlıklı olmama rağmen oğlumu okuldan aldım. Fena mı ettim sanıyorsun?" Bu sözler karşısında müthiş bir güç hissettim kendimde:"Hayır, ben okuyacağım, başka yolum yok ki..." dedim.
* *
*
2004 yılında aynı benzin istasyonunun önünden geçerken köylülerim bir ağacın altında toplanmış sohbet ediyordu. Arabamı durdurup onlara selam verdim. Yusuf amcamız da orada. Petrol istasyonu sahibi olan...
-Nuri Bey evladım hoş geldin, dedi. Ne zamandır ortalıkta yoksun evlat, nerelerdesin,dedi.
Adana'da öğretmenlik yaptığımı söyledim.
-Ooo... Maşallah, ne güzel, dedi. Devlette misin, diye sordu.
Dershaneci olduğumu söyledim.
-Ev kira mı senin mi?
-Benim, dedim.
-Araban da pek güzelmiş, güle güle kullan, deyince çocukluğumdaki konuşmamızı hatırladım. Bu kez sözü ben aldım o dinledi.
- Yusuf Amca, hatırlar mısın, burada bana şunları şunları anlatmıştın da ben böyle böyle demiştim dedim.
Hatırlamamıştı, ama birden onu on yıllar öncesine götüren hafızam, adamın yüzünde birden bir canlılık yaratmaya yetmişti.
- Maşallah, hafızan da pek kuvvetliymiş, dedi. Atalar boşuna :"Çalışan kazanır." dememişler be evlat,dedi.
Sevdiğim; olmuşsan sen bir maden;
Saklanmışsan yerin yedi kat derinliğine,
Sensizliğin; zaten olmuş karanlığım benim,
Karama, bir kara daha sürer, yanına gelirim.
Sana erişebileceğim yerse mutluluğum,
Razıyım; gönüllü maden işçisi de olurum.
Kazsam, eşsem de tek bulsam seni cevherim,
Kara toprağı beyaz diye üstüme giyerim.
Yeter ki gel de! Senden bir tek ben anlarım,
Sevdanın sarrafı olur da, seni kendime işlerim,
Altın kalbine; zincir olur, boynunda gezerim.
Seni var ya ben... çok ama çok severim.
Sevgi at nalına benzer
Seven ise bir ata
Yere basamıyorsa, çiviler büyük gelmiştir
Yere sağlam basıyorsa
Yüreği garantidedir tüm devrik cümlelere denebilir
Taşıyabileceğinden fazlasıdır sırtındaki ve
Söz söyletmeyecek kadar yüküne ter dökebilir o vakit
Seni hep gizledim
Kendimden bile kaçırıp sakladığım geceler oldu
Delirmedim,
İnandığım her şeyden öteydi alnımda bıraktığın iz
Seni kimseye! Doğursunlar. Çoğaltsınlar diye vermedim
Veremedim
Dedikodunu bir bardak çaya meze eyledim
Dudaklarıma geldi bittiğin
Öpemedim
Ardını sağlam bıraktım dönüşlere
İçimde bir ben vardı
Yüksekti bulutlar
Yağmurlar gelmeliydi bize
Kış bitmişti
Bulutlar gitmişti
Tepemden bir cehennem boşalmıştı dizlerime
Kırılıp düştüğüm yerde uykuya daldım
Göremedim
Gittin
Beni yoklukta değil,
Varlığının sağdığı bir memede bırakıp dudaklarımı
Doymaya terk ettin
Ölüler doyduğunu hissetmez
Bilemedin
Çok yerlerse çatlar ruhları
Bilemedin
Yeryüzüne yağmur olup dönmeyi beceremeyenler, cehenneme iner korkusuz
Bilemedin
Aşk
Bir kapı ardında laf dinlemek
Aşk
Bir kapı ardında boyun eğmek
Aşk bir kapı ardında
Titremek.
Üşümekten habersiz
Olmamalıydı
Bu
Yarım kalan hikaye
Ankara Köyleri -Ördekgölü Köyü - Ördekgölü Köyü Hakkında -Ördekgölü Köyü Tanıtımı - Ördekgölü Köyü Resimleri
İlçe: POLATLI - İl: ANKARA
Köy Muhtarı: HASİP ÖZGÜR
Muhtarlık Erişim Bilgileri:
Telefon:
6220690-6470093
Cep Telefonu:
0536 9534772
Demografik Bilgiler:
Nüfusu:
2000-178
1997-154
İle Uzaklığı:114 km
İlçeye Uzaklığı:40 km
Rakım: 941 m
===Tarihi Sultan 2.abdülhamidhan zamanında bosna hersekten gelen 20 hane mühacir boşnak ailelerinin iskanı ile kurulmuş bir köydür. 1912 yılında mehmet oğlu yusuf efendi ördekgülü camisi için para vakf eder .haymana kazasına bağlı olan köy 1951 yılında polatlıya bağlanır.(ÜLKÜ ERSİN)
köamanındayün gelenekleri koydekı halkın soyu bosna-hersek göçmenı olan boşnaklardır yoredekı yemekler arasında boşnak yemeklerını gorebılırzz _pita _kulkuşa _mutuşa _pugra v.s. tavsiye ederim ünal çetin Ek olarak boşnak kültürünün hakim olduğu yörede boşnak pitası ve hurmisa tatlısı meşhurdur.günlük olarak bazlama ve fırın somonu yenir
Altyapı bilgileri
Köyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.
Ankara Köyleri -Ömerler Köyü - Ömerler Köyü Hakkında -Ömerler Köyü Tanıtımı - Ömerler Köyü Resimleri
İlçe: POLATLI - İl: ANKARA
Köy Muhtarı: NURULLAH ÖZ
Muhtarlık Erişim Bilgileri:
Telefon:
(0312) 639 70 69 - 639 50 02
Cep Telefonu:
0533 351 90 66
Demografik Bilgiler:
Nüfusu:
2000-707
1997-636
İle Uzaklığı:112 km
İlçeye Uzaklığı:38 km
Rakım:900 m
Tarihi
Ömerler Köyü tarihi bölgenin tarihi yapısından dolayı M.Ö. dönemlere kadar uzanmaktadır. Frigya Devletinin başkenti olan Gordion'a (bugünkü adı ile Yassıhöyük Köyü) 18 Km.'dir. Köy 1926 yılından önce Eskişehir ili Sivrihisar kazasına bağlıyken Polatlı'nın 1926 yılında ilçe olmasından dolayı Sivrihisar'ın 4 köyü ile beraber Polatlı İlçesi sınırlarına dahil edilmiştir. Köy, 1999 yılında Aşağı ve Yukarı Ömerler olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
Kültür
Gelenek ve görenekleri hakkında bilgi yoktur.
Köy mutfağı zengin ve Osmanlı mutfağı özellikleri taşır. Başlıca yemekleri; kedi batmaz, etli yuvak, sarı burma, çoban salata, mantı, patlıcan salata, bazlama yağlama (ekmek yağlaması diye geçer), baklava ,dolma , arab aşı, höşmerim, yumurta sızdırma, tarhana özellikle düğünlerde yapılan etli pilav köyün bilinen yemekleridır. Artık düğünlerde eskiden uygulanan adetlerin birçoğu yok olmakta, sadece bır kısmı uygulanabilmektedir. Bu da gelecek nesillerin geleneklerinden yoksun bır şekilde yetişeceği endişesine neden olmaktadır. Daha doğrusu, nasıl bir adetleri olduğunu bilmemeleri kaygısıdır.
Altyapı bilgileri
Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.
Köyünüze ait bilgi ve resimleri bu konu altında paylaşabilirsiniz
Ankara Köyleri - Çimenceğiz Köyü - Çimenceğiz Köyü Hakkında - Çimenceğiz Köyü Tanıtımı - Çimenceğiz Köyü Resimleri
İlçe: POLATLI - İl: ANKARA
Köy Muhtarı: HASAN GÜNGÖR
Muhtarlık Erişim Bilgileri:
Telefon:
647 80 24
Cep Telefonu:
0544 545 29 59
Demografik Bilgiler:
Nüfusu:
2000-59
1997-57
İle Uzaklığı:85 km
İlçeye Uzaklığı: 11 km
Rakım: 1036 m
Altyapı bilgileri
Köyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.
Köyünüze ait bilgi ve resimleri bu konu altında paylaşabilirsiniz
Ankara Köyleri - Çekirdeksiz Köyü - Çekirdeksiz Köyü Hakkında - Çekirdeksiz Köyü Tanıtımı - Çekirdeksiz Köyü Resimleri
İlçe: POLATLI - İl: ANKARA
Köy Muhtarı: EROL ÖZER
Muhtarlık Erişim Bilgileri:
Telefon:
0 (312) 628 50 62
Cep Telefonu:
0539 390 99 80
Demografik Bilgiler:
Nüfusu:
2000-237
1997-290
İle Uzaklığı: 84 km
İlçeye Uzaklığı:10 km
Rakım:831 m
Ekonomi
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.ankaraya yakın oluşu ve polatlı sanayi tarım makinaları üretmekte ankaranın cok hızlı gelişen bir köyüdür.
Altyapı bilgileri
Köyde, ilköğretim okulu vardır fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır. kanalizasyon şebekesi vardır. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı
sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.
Köyünüze ait bilgi ve resimleri bu konu altında paylaşabilirsiniz
Ankara Köyleri - Çanakçı Köyü - Çanakçı Köyü Hakkında - Çanakçı Köyü Tanıtımı - Çanakçı Köyü Resimleri
İlçe: POLATLI - İl: ANKARA
Köy Muhtarı: MEHMET EMİN ÖZMEN
Muhtarlık Erişim Bilgileri:
Telefon:
0 (312) 643 00 92
Cep Telefonu:
0545 926 48 20
Demografik Bilgiler:
Nüfusu:
2000-244
1997-257
İle Uzaklığı:97 km
İlçeye Uzaklığı:17 km
Rakım:830 m
Altyapı bilgileri
Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.
Köyünüze ait bilgi ve resimleri bu konu altında paylaşabilirsiniz
Ankara Köyleri - Yıldızlı Köyü - Yıldızlı Köyü Hakkında - Yıldızlı Köyü Tanıtımı - Yıldızlı Köyü Resimleri
İlçe: POLATLI - İl: ANKARA
Köy Muhtarı: FAİK SARICA
Muhtarlık Erişim Bilgileri:
Telefon:
638 50 18
Cep Telefonu:
0535 449 67 32
Demografik Bilgiler:
Nüfusu:
2000-132
1997-170
İle Uzaklığı:99 km
İlçeye Uzaklığı:25 km
Rakım:995 m
Altyapı bilgileri
Köyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.
Köyünüze ait bilgi ve resimleri bu konu altında paylaşabilirsiniz